Erdoğan’ın 2023 Seçimlerinde Aday Olabilmesinin Tek Yolu

Seçime en uzak ihtimalle 8 ay varken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir daha aday olup olamayacağı sorusunun cevabı net değil. Anayasa Hukuku Profesörü Korkut Kanadoğlu, anayasanın bu konuda çok açık olduğunu, bir kişinin 3 kez cumhurbaşkanlığı görevini yürütemeyeceğini söyledi.

Kanadoğlu, Erdoğan’ın 3. kez cumhurbaşkanı olabilmesi için görev süresi bitmeden Meclis’in erken seçim kararı alması gerektiğini belirtti. Kanadoğlu, erken seçim kararının son ana bırakılmasının Anayasanın arkasından dolanmak olacağını, muhalefetin bu hamleye karşı çıkması gerektiğini vurguladı.

Türkiye, Cumhur İttifakı tarafından sık sık Haziran 2023’te yapılacağı söylenen ama erken seçim ihtimalinin de göz ardı edilmediği bir seçim atmosferi içinde. Seçime en uzak ihtimalle 8 ay varken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir daha aday olup olamayacağı sorusunun cevabı net değil.

Cumhuriyet’ten Ebru Birçak Edebali‘ye konuşan Anayasa Hukuku Profesörü Korkut Kanadoğlu anayasanın bu konuda çok açık olduğunu, bir kişinin 3 kez cumhurbaşkanlığı görevini yürütemeyeceğini anlattı.

Kanadoğlu, Erdoğan’ın 3. kez cumhurbaşkanı olabilmesi için görev süresi bitmeden Meclis’in erken seçim kararı alması gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. Kanadoğlu erken seçim kararının son ana bırakılmasının Anayasanın arkasından dolanmak olacağını, muhalefetin bu hamleye karşı çıkması gerektiğini belirtti.

Kanadoğlu, “Siyaseten ‘Anayasaya karşı hile yapılması meşru görülemez’ denmeli.” ifadelerini kullandı. Kanadoğlu, son anda yapılacak bir erken seçime karşı çıkmanın sandıktan kaçmak değil, sandığın meşru ortamda kurulmasını sağlayacak bir yorum olduğunu söyledi.

“Anayasadaki hükmü keyfi yorumlamak…”

İktidar kanadı ise erken seçim ihtimalinin dışında sistem değişikliğini öne sürerek Erdoğan’ın görev süresinin 2018 itibarıyla başladığını, iki dönem kuralının da o tarihten sonra işlemeye başlayacağını savunuyor.

Anayasada bu görüşü destekleyecek bir değişiklik yapılmadığını hatırlatan Kanadoğlu ise “Aynı maddede cumhurbaşkanının aday olma niteliklerine, görev süresine, kaç kez seçileceğine dair bir değişiklik söz konusu değil. Anayasadaki açık hükmü değiştirecek şekilde yepyeni bir anayasa yapılmış gibi maddeyi okumamız doğru olmaz. Anayasadaki hükmü, keyfi yorumlamak anayasa hukukuyla bağdaşmamakta.” dedi.

Anayasa ne diyor?

Anayasa’ya göre bir kişi en fazla 2 defa cumhurbaşkanı seçilebiliyor. Anayasa’nın 101. maddesinin ikinci fıkrasında, “Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa cumhurbaşkanı seçilebilir.” ifadesi yer alıyor.

Paylaşın

2023’te Siyasi Partilere Hazine Yardımı 7 Kat Artacak

Seçimlerin yapılacağı 2023’te AK Parti’ye toplam 1 milyar 961,3 milyon lira, CHP’ye 1 milyar 43,9 milyon TL, HDP’ye 539,5 milyon TL, MHP’ye 511,5 milyon TL, İYİ Parti’ye de 459,2 milyon TL hazine yardımı yapılacak.

Kanuna göre, son milletvekili genel seçimlerine katılma hakkı tanınan ve ülke barajını aşan siyasi partilere her yıl hazineden ödenmek üzere devlet yardımı yapılıyor. Devlet yardımı tutarı, barajı aşan partilerin oy sayılarına göre paylaştırılıyor.

Cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanan 2023 yılı bütçesinin Türkiye Büyük Millet Meclis’inde (TBMM) sunulmasının ardından siyasi partilere yapılacak Hazine yardımı da belli oldu.

Habertürk’ün aktardığına göre gelecek yıl siyasi partilere toplam 4,5 milyar lira hazine yardımı yapılacak. Bunun 1,5 milyar liralık kısmı ocak ayında partilerin hesaplarına yatırılacak.

Ocak ayında AK Parti’ye 653,8 milyon, CHP’ye 348 milyon, HDP’ye 179,8 milyon, MHP’ye 170,5 milyon, İYİ Parti’ye ise 153,1 milyon lira hazine yardımı yapılacak. Ocak ayındaki yardımlar, yılın ilk on günü içinde partilerin hesaplarına yatırılacak.

Seçim olunca katlanıyor

Kanun uyarınca, hazine yardımı yerel seçimlerin olduğu yıllarda normal tutarın 2 katı, milletvekili seçimi yıllarında ise 3 katı olarak uygulanıyor. Seçime ilişkin hazine yardımları, Yüksek Seçim Kurulu’nca seçim kararının ilan edilmesini izleyen 10 gün içinde partilere ödeniyor.

Seçim kararının ilan edilmesiyle AK Parti’ye 1,3 milyar, CHP’ye 695,9 milyon, HDP’ye 359,7 milyon, MHP’ye 341 milyon, İYİ Parti’ye ise 306,1 milyon lira ilave hazine yardımı yapılacak. Böylece gelecek yıl AK Parti’ye toplam 1 milyar 961,3 milyon lira, CHP’ye 1 milyar 43,9 milyon TL, HDP’ye 539,5 milyon TL, MHP’ye 511,5 milyon TL, İYİ Parti’ye de 459,2 milyon TL hazine yardımı yapılacak.

2022 yılı bütçesi başlangıçta 1 trilyon 751 milyar lira olarak öngörülmüştü. Temmuz ayında ek bütçe ile bütçe büyüklüğü 2.8 milyar liraya çıktı.

2022 yılında siyasi partilere yapılan hazine yardımı başlangıç bütçesi üzerinden yapılmıştı. Ek bütçe dolayısıyla siyasi partilere ayrıca bir yardım yapılmadı.

Kanuna göre, son milletvekili genel seçimlerine katılma hakkı tanınan ve ülke barajını aşan siyasi partilere her yıl hazineden ödenmek üzere devlet yardımı yapılıyor. Devlet yardımı tutarı, barajı aşan partilerin oy sayılarına göre paylaştırılıyor.

Paylaşın

AK Parti, Çareyi ‘Sabah Programları’nda Buldu

Seçimlere 8 aydan kısa bir süre kala seçim meydanları ısınırken, iktidar ve muhalefet de maharetlerini sergiliyor. Muhalefete göre çok büyük bir propaganda gücüne sahip olan iktidarın bu süreçte devletin imkânları başta olmak üzere medya organlarını da parti menfaatine göre kullandığı biliniyor. Özellikle yayınlanan dizi ve filmlerde propagandasını yaptıran iktidarın, bu sefer de sabah kuşağı programlarına da el attığı öğrenildi.

İktidar, seçim öncesi şimdi de kendine yakın medya programlarına el attı. Sabah kuşağı programlarında büyük büyük laflar eden sunucu ve yorumcuların yayına çıkmadan önce iktidarın bazı akademisyenlerinden taktik dersleri aldığı ifade ediliyor.

Milli Gazete’nin haberine göre, seçim sürecine girildiği bu dönemde iktidar, son olarak sabah programlarına da el attı. Özellikle iktidara yakın medya organlarında büyük izlenme rakamları elde eden sabah kuşağı programlarında konuşan yorumcu ve sunuculara seçim öncesi nasıl konuşacaklarının eğitimi verildiği öğrenildi. Son dönemlerde sarf ettiği büyük cümlelerle gündeme gelen sabah kuşağı programlarının sunucu ve yorumcularının, programa çıkmadan önce iktidara yakın bazı akademisyenlerden ders aldığı belirtiliyor.

Seçimlere 8 aydan kısa bir süre kala seçim meydanları ısınırken, iktidar ve muhalefet de maharetlerini sergiliyor. Muhalefete göre çok büyük bir propaganda gücüne sahip olan iktidarın bu süreçte devletin imkânları başta olmak üzere medya organlarını da parti menfaatine göre kullandığı biliniyor. Özellikle yayınlanan dizi ve filmlerde propagandasını yaptıran iktidarın, bu sefer de sabah kuşağı programlarına da el attığı öğrenildi.

Yayına çıkmadan önce ders alıyorlar

İktidara yakın medya organlarında büyük izlenme rakamları elde eden sabah kuşağı programlarında konuşan yorumcu ve sunucuların da parti propagandası için eğitildiği ifade ediliyor. Özellikle sarf ettiği büyük cümlelerle sık sık gündeme gelen bazı yorumcuların yayın öncesi iktidarın akademisyenlerinden ders alarak ekrana çıktığı ifade ediliyor. Yani her sabah ekranlarda vatandaşa akıl vermeye kalkışan sunucu ve yorumcuların da başkalarından akıl aldığı belirtiliyor.

Öne çıkan iki akademisyenden biri AK Parti’de görev yapıyor

Öte yandan sabah kuşağı programlarının sunucu ve yorumcularının ders aldığı akademisyenlerin özellikleri de dikkat çekiyor. Çoğunlukla iktidara yakın televizyon programlarında boy gösteren bu akademisyenlerin yine iktidara yakın gazetelerde yazması dikkat çekiyor. Özellikle öne çıkan iki akademisyenden birinin uzun süre AKP’de görev yaptığı biliniyor. Ve öne çıkan bu iki akademisyenin sunucu ve yorumculara ekranda ne tür cümleler kurması gerektiğini ve hangi konuları ne sıklıkla gündeme getirmeleri gerektiğiyle ilgili dersler verdiği kaydediliyor.

Paylaşın

AK Parti’de 2023 Hazırlıkları Başladı: Liste Tartışması

Adalet ve Kalkınma Partisi’nde (AK Parti) 2023 seçim çalışmaları hızlanırken hem il ve ilçe teşkilatlarından hem de parti içinden listelerle ilgili “Öncelik teşkilatların hazırladığı listeler olsun” tartışması yapılıyor.

AK Parti, her seçim dönemi milletvekili aday listeleri ile ilgili hem il ve ilçe teşkilatlarında hem de parti yönetiminde komisyonlar kuruyor. İl ve ilçe teşkilatlarının aday listeleri üzerinden belirlediği isimler, parti yönetimine iletiliyor. Parti yönetimi de listeler üzerinde genel bir değerlendirme yaptıktan sonra hazırlanan listeleri Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan’ın bilgisine sunuyor.

“Öncelik verilsin”

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre seçim çalışmaları hızlanırken hem il ve ilçe teşkilatlarından hem de parti içinden listelerle ilgili “Öncelik teşkilatların hazırladığı listeler olsun” tartışması yapılıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu seçim döneminde “işi sıkı tutacağı, milletvekili aday listeleri belirlenirken, o ilin sevilen ve değer görülen isimlerinden bir liste oluşturmak istediği”, il ve ilçe teşkilatlarının da bu noktaya odaklandığı ifade ediliyor. Ancak geçmiş seçim dönemlerinde il ve ilçe teşkilatlarının belirlediği aday listelerinin “seçimlere yakın süreçte genel merkez tarafından değiştirildiği ve değişen listelerin Erdoğan’ın bilgisine sunulduğu” ileri sürülürken, bu nedenle de “il ve ilçe teşkilatlarının belirlediği adayların liste dışı kaldığına” dikkat çekiliyor.

“Vekil sayısı düştü”

Bu nedenle parti yönetimine “Önceki seçimlerde benzer durumları çok yaşadık. İl ve ilçe teşkilatlarının belirlediği isimlerden bazıları liste dışı kalınca, o ilden çıkarılması beklenen vekil sayısında düşüş yaşandı. Bu seçim döneminde aynı şey olmasın. İl ve ilçe teşkilatlarının belirlediği isimler üzerinden yapılacak bir değerlendirme cumhurbaşkanına sunulsun. Hazırlanan listeler genel merkez tarafından değiştirilmesin” sitemleri yükseliyor.

“İnce elenip sık dokunacak”

AK Parti yönetimi “Erdoğan’ın 2023 seçimlerine özel bir önem atfettiğine işaret ederek bu sefer listeler ince eleyip sık dokunacak. Hatta mevcut milletvekillerinin üçte birinden fazlasının bile listede yer alamama durumu var. İl ve ilçelerde yapılan çalışmalar önem taşıyor. Bu tür sitemler olabiliyor” değerlendirmesini yapıyor.

Paylaşın

Brezilya’da Lula 1. Turu Önde Bitirdi; Seçim 2. Tura Kaldı

Brezilya’da cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda adaylar yüzde 50’ye ulaşamadı. Solun lideri Lula da Silva seçimi az farkla önde bitirdi. Brezilya cumhurbaşkanının kim olacağı 30 Ekim’de yapılacak 2. tur seçimin ardından belli olacak.

Haber Merkezi / Seçimlerde mevcut devlet başkanı aşırı sağcı Jair Bolsonaro ile daha önce ülkeyi yönetmiş solcu Lula da Silva yarışıyor.

Oyların yüzde 98’ine yakını sayıldı. Mevcut durumda Lula’nın oyların yüzde 47,9’unu, Bolsonaro’nunsa yüzde 43,7’sini aldığı görülüyor. Seçim öncesi yapılan anketlerde Bolsonaro’nun oy oranının daha düşük olacağı tahmin ediliyordu.

Brezilya Demokratik Hareketinin adayı Simone Tebet yüzde 4,21 oy alarak üçüncü, anketlerde 3. olması beklenen Demokratik İşçi Partisi adayı Ciro Gomes ise yüzde 3,05 oy ile seçimi dördüncü olarak bitirdi.

İlk sonuçlar, Brezilya’da her zaman tam tabloyu yansıtmayabiliyor. 2014’te Lula’nın İşçi Partisi (PT) cumhurbaşkanlığı seçimini kazandığında, üstünlüğü ancak iki saat daha süren sayımdan sonra ortaya çıkmıştı.

PT’nin geleneksel kalesi yoksul kuzeydoğu bölgelerinin sonuçları seçim kuruluna her  zaman daha geç ulaşıyor.

Sao Bernardo do Campo’da oy kullanan Lula, “Benim için önemli bir gün” dedi ve ekledi: Dört yıl önce bir yalanın kurbanı olduğum için oy kullanamadım… Ülkemin normalleşmesine yardımcı olmaya çalışmak istiyorum.

Elektronik oylama sistemini sık sık sorgulayan Jair Bolsonaro ise “temiz seçimlere” saygı gösterilmesi gerektiğini ifade etti.

Ülkede son 24 yıldır cumhurbaşkanlığı seçimleri 2. tura kalıyor. Brezilya’da 156 milyondan fazla kişi oy kullanmakla yükümlü ve oy kullanma işlemi elektronik olarak yapılıyor.

Siyasi uzmanlar yine de bunun ülkenin gördüğü en “kutuplaşmış” seçimlerden biri olduğunu belirtiyor. Seçim süreci, iki adayın da birbirlerine yönelik kullandığı sert söylemlerle oldukça kutuplaştı.

Perşembe günü yapılan televizyon münazarasında Cumhurbaşkanı Bolsonaro, Lula’yı “eski mahkum” ve “hain” olarak nitelendirdi. Lula ise rakibine “yalancı” dedi.

Brezilya’da halk, düzenlenen seçimlerde devlet başkanı ve yardımcısının yanı sıra 26 eyalet ve başkent Brasilia’yı kapsayan Federal Bölge’nin valilerini, Kongrenin 513 üyeli Temsilciler Meclisinin tamamı ile 81 üyeli Senatonun 27 üyesini seçmek için oy kullandı.

Paylaşın

AK Parti’nin Gündeminde ‘MHP İle İttifak’ Ve ‘Kürtler’ Var

‘Ankara kulislerini iyi koklamasıyla’ tanınan gazeteci Sedat Bozkurt, Kısa Dalga’da yayımlanan yazısında iktidar partisinde de, CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’nden oluşan ‘altılı masaya’ benzer bir mekaniğin çalıştığını söyledi.

AK Parti’de kalan tek ‘A takımı’ olarak adlandırılabilecek isimlerin belirli periyotlarla bir araya geldiğini, bu toplantıların bazılarına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığını belirten Bozkurt, “Belki de Erdoğan’ın hoşlanmayacağı görüşlere muhatap olduğu parti içi tek toplantı bu toplantılar” dedi; ardından şunları söyledi:

“Ömer Çelik, Mahir Ünal, Naci Bostancı, Efkan Ala gibi deneyimli isimlerin yanı sıra yeni isimlerden Mustafa Şen ve Fahrettin Altun da bu strateji grubunun üyesi. Burada da gündem değerlendiriliyor, muhalefetin mevcut pozisyonu ile nasıl bir pozisyon alacağına ilişkin öngörülerde bulunuluyor.

‘MHP ile ittifak, AK Parti’nin siyaset yapma alanını daraltıyor’

Millet ittifakının masasında olduğu gibi burada da çoğu zaman pek çok konuda derin fikir ayrılıkları çıkıyor. Ama bütün bunlar bir fikir zenginliği olarak kayıt altına alınarak geniş bir müktesebat oluşturuluyor. Örneğin burada yaşanan tartışmalarda da MHP ile yüzde 50 artıyı yakalamak için yapılan mecburi ittifak nedeniyle AK Parti’nin siyaset yapma alanının nasıl daraltıldığı tespiti yapılıyor.

Bu masada da adı konulmamış ittifak modeli nedeniyle sıkıntı olduğu görüşü mevcut ve aynı millet ittifakında olduğu gibi bir yazılı protokol ihtiyacı bulunduğu dile getirilmiş. Kürtlerin 1’inci partisi olma imkanının kaybedilmesi üzerine bu durum, Erdoğan’ın da katıldığı bir toplantıda dillendirilmiş yüksek sesle, MHP gerekçe gösterilerek.

“‘Erdoğan, Bahçeli ile görüşmeye ihtiyaç olması halinde devreye girerim’ dedi”

Erdoğan bunun için çalışma yapılmasını istemiş, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüşmeye ihtiyaç olması halinde devreye gireceğini de anlatmış. Bu alanda sıkıntı görülmüyor çünkü kazanılmak zorunda olunan bir seçim var, partinin daha doğrusu içinde MHP’nin de bulunduğu Cumhur İttifakının önünde. Yerel seçimler öncesinde okutulan Abdullah Öcalan’ın mektubu bu konudaki en önemli deneyim. Bu pek çok girişimi mümkün kılabilecek bir deneyim. (…)”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Ülkenin İyi Yönetilmediğini Düşünenlerin Oranı Yüzde 69.5

BUPAR Araştırma’nın “sizce ülke iyi yönetiliyor mu” sorusuna yurttaşların yüzde 69.5’i “hayır” yanıtını verirken, yüzde 24’ü “evet” yanıtını verdi. Katılımcıların yüzde 6.5’i ise cevap vermek istemediğini belirtti.

Katılımcılara bu soruların yanında “2022’de Cumhur İttifakı bileşenleri mi yoksa Millet İttifakı bileşenleri mi daha fazla ülke sorunları ile ilgilendi?” diye soruldu. Buna göre, yüzde 63.5 “Millet İttifakı”, yüzde 27.5 “Cumhur İttifakı” dedi. Katılımcılarım yüzde 9’una göre ise “hiçbiri” sorunlarla ilgili değil.

BUPAR Araştırma, yurt genelinde dokuz ilde yüz yüze görüşme yöntemiyle 10 Eylül-29 Eylül tarihlerini kapsayan bir anket gerçekleştirdi. 3 bin 500 kişi ile yapılan ankette ülke gündemine ilişkin sorular soruldu. Katılımcılara ilk olarak “Geçinebiliyor musunuz” diye soruldu. Buna göre “Hayır borçlandım” diyenlerin oranı yüzde 80.5, “Geçinebiliyorum” diyenler yüzde 14.5, “Tasarruf yapabiliyorum” diyenlerin oranıysa yalnızca yüzde 5 oldu.

“Sizce ülke iyi yönetiliyor mu” sorusuna yurttaşların yüzde 69.5’i “Hayır” yanıtını verirken, yüzde 24’ü “Evet” yanıtını verdi. Katılımcıların yüzde 6.5’i ise cevap vermek istemediğini belirtti. Katılımcılara bu soruların yanında “2022’de Cumhur İttifakı bileşenleri mi yoksa Millet İttifakı bileşenleri mi daha fazla ülke sorunları ile ilgilendi?” diye soruldu. Buna göre, yüzde 63.5 “Millet İttifakı”, yüzde 27.5 “Cumhur İttifakı” dedi. Katılımcılarım yüzde 9’una göre ise “Hiçbiri” sorunlarla ilgili değil.

Cumhur’un adayı yüzde 35.5

2023 yılında yapılması planlanan seçimler de gündemdeki yerini gün geçtikçe artırıyor. Ankette de katılımcılara “2023’te yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimini hangi ittifakın adayı kazanır?” sorusu yöneltildi. Yanıtlara göre yurttaşların yüzde 60’ı “Millet İttifakı” derken, yüzde 35.5 “Cumhur İttifakı” dedi. “Bilmiyorum” diyenlerin oranı ise yüzde 4.5 oldu.

Ankette “İlk defa oy kullanacak genç seçmenler hangi ittifakın adayına oy verirler?” sorusuna gelen yanıtlar şu şekilde oldu: Yüzde 65 “Millet İttifakı”, yüzde 25 “Cumhur İttifakı”, yüzde 10 “Bilmiyorum. Gençlerin ne yapacağı belli olmaz” dedi.

‘Koşullar düzelir’

“2023’te yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde Recep Tayyip Erdoğan tekrar cumhurbaşkanı seçilse ülkenin koşulları daha iyi olur mu” sorusuna katılımcıların yüzde 55’inin “Hayır” yanıtını vermesi dikkat çekti. Yurttaşların yalnızca yüzde 31’i “Evet” derken, yüzde 14’ü “Bilmiyorum” diye belirtti. “2023’te yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde Millet İttifakı adayı cumhurbaşkanı seçilse ülkenin koşulları daha iyi olur mu?” sorusuna katılımcıların yüzde 55’i “Evet”, yüzde 40’ı “Hayır” yüzde 5’i ise “Bilmiyorum” dedi.

“Başkanlık sistemi ülkenin sorunlarına çözüm oldu mu” sorusuna katılımcıların yüzde 65’i “Hayır”, yüzde 15’i “Evet”, yüzde 20’si ise “Bilmiyorum” dedi. “2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sadece iki aday olsa biri Recep Tayyip Erdoğan diğeri beğendiğiniz birisi olsa kime oy verirsiniz?” sorusuna “Erdoğan’ın rakibi kim ise ona oy veririm. Kim olduğu önemli değil” diyenlerin oranı yüzde 45, “Her koşulda Erdoğan’a oy veririm” diyenlerin oranı yüzde 30, “Adayın kim olacağına bağlı. O günün koşullarına bağlı” diyenlerin oranı ise yüzde 25 olarak hesaplandı.

‘Ekonomik durum etkiliyor’

Anket sonuçlarını Cumhuriyet’e değerlendiren BUPAR Araştırma Şirketi Başkanı Erdal Akaltun şunları kaydetti:

“Ekonomik sorunların büyüklüğü ülkenin iyi yönetilmediği kanaatini yaygın bir algıya dönüştürdü. İktidarın bilhassa döviz kurlarındaki ve enflasyondaki düşüş tahminlerinin gerçekleşmemesi ülkenin iyi yönetilmediğine dair kanaati artırdı. Vatandaşlar ülke yönetiminin iyi olup olmadığını, yaşadıkları ekonomik, sosyal ve siyasi sorunlar ile özdeşleştirdi. Muhalefet partilerinin ülke genelinde yapmış oldukları ziyaretler ve buradaki sorunları ülke gündemine taşıma çabaları vatandaştan beğeni gördü.”

Paylaşın

İşçi Partili Lula, Brezilya’da İktidara Yürüyor

Brezilya’da yarın yapılacak seçimlerde, milliyetçi Devlet Başkanı Jair Bolsonaro ve İşçi Partili eski Başkan Lula da Silva’nın yarışması bekleniyor. Sağı ve solu bir kez daha karşı karşıya getirecek olan seçimler, Latin Amerika’nın en dikkatle izlenen seçimlerinden biri olacak gibi görünüyor.

Oylama yarın Brezilya saatiyle sabah 8’den akşam 5’e kadar (TSİ 14:00-23:00). Kongre ve yerel yönetim seçimleri için de oy kullanılacak. Sonuçlar, elektronik oylama sisteminin hızı sayesinde Brezilya’da saat 21’de (TSİ Pazartesi 03:00) belli olabilir. İlk oylamada hiç bir adayın yüzde 50’yi geçememesi halinde en çok oy alan ikinci turda yarışacak.

Sağda, Amazon ormanlarının yıkımını hızlandırması, Brezilya’nın Kovid 19’la mücadelesini zayıflattığı ve seçimler arifesinde ülkenin seçim sistemi üzerinde kuşkular uyandırdığı için yaygın olarak eleştirilen saldırgan milliyetçi Devlet Başkanı Jair Bolsonaro var.

Bolsonaro Brezilya Başkanlarından ve Latin Amerika’nın en saygın solcularından Lula da Silva’nın zorlu mücadelesiyle karşı karşıya. Halk arasında sevgiyle Lula olarak anılan da Silva, anketlerin çoğunda Bolsonaro’nun 10 puan önünde. Ancak, işbaşında kaldığı iki dönem boyunca büyük yolsuzluk skandalları yüzünden cezaevine girip çıkmış olmasının seçmende doğurduğu kuşkuların da üstesinden gelmek zorunda.

Başlıca adaylar

Seçim pusulasında on bir başkan adayı var, ancak tüm gözler Bolsonaro ve Lula’da. Bolsonaro’nun puanları son zamanlarda yükselse de çoğu ankette seçmenin kendisine dönük tercihinin yüzde 30’larda kaldığını gösteriyor. Brezilyalıların çoğu, 67 yaşındaki başkanın yönetiminden memnun değil. Datafolha kamuoyu araştırma şirketinin Eylül ortalarında gerçekleştirdiği ankete katılanların yüzde 44’ü Bolsonaro’ya görev onayı vermedi.

Lula’nın kazanması etkileyici bir siyasal geri dönüş olacak. Brezilya’yı 2003’ten 2010’a kadar yöneten 76 yaşındaki eski metal işçisi ekonomik büyüme ve emtia fiyatlarındaki patlama döneminde milyonlarca insanın yoksulluktan kurtulmasına yardımcı olan sosyal refah programlarını ülkeye yaymıştı.

Görevden ayrıldığında dünyanın en popüler politikacılarından biri olarak kabul ediliyordu. Ancak 2017’de, sonraki yıl cezaevine girmesine yol açan “Araba Yıkama Operasyonu” adı verilen kapsamlı bir yolsuzluk soruşturmasına dahil edildi. Soruşturma boyunca suçsuzluğunu savunan Lula 580 gün hapiste kaldıktan sonra 2019’da aklandı, serbest bırakıldı ve hakkındaki mahkumiyet kararı iptal edildi.

Brezilya’nın yakıcı sorunu

Brezilya, dünyanın kişi başına en yüksek doğrulanmış koronavirüs ölümlerinin gerçekleştiği ülkeler arasında yer alıyor. Salgından ve Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin etkileriyle körüklenen küresel ekonomik kargaşadan kurtulmak için çırpınıyor. Ekonomik sıkıntılar, yüksek enflasyon ve eşitsizlik ve yolsuzluğun yol açtığı hoşnutsuzluk, aralarında Şili ve Kolombiya’nın da olduğu bölgenin diğer ülkelerinin sola kayışlarına yol açtı .

Ekonomi, seçim sonrasının en zorlu meselesi. Bolsonaro, geçtiğimiz günlerde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki konuşmasında Brezilya ekonomisinin tamamen toparlandığını söyleyerek övünüyordu. Ancak ekonomik büyüme çok güdük ve enflasyon yoksulları ezmeye devam ediyor. Siyaset bilimci Guilherme Casarões, Brezilya seçmenlerinin Bolsonaro’nun dört yıllık başkanlığı ve aşırı sağcı söyleminin ardından şimdi oldukça kutuplaşmış olduğunu söyledi.

Görevdeki Başkan, aile değerlerinin savunuculuğunu üstleniyor ve sayıca çoğalan muhafazakar Evanjelik nüfusun desteğini alıyor. Bolsonaro pandemi boyunca karantinaya ve maske takma zorunluluğuna karşı koydu, hükümet kararnameleriyle Brezilya’nın silah yasalarını gevşetmekle kalmadı, aynı zamanda Amazon’daki çevre koruma uygulamalarını da ciddi ölçüde tasfiye etti.

Bölge ve dünyanın geri kalanı için yakıcı sorun

Bolsonaro’nun tarım şirketlerine verdiği destek ve çevre savunucularını hor gören yaklaşımı, Brezilya’nın Amazon’a yönelik korumasının çok zayıflamasına yol açtı. Başkanlığı sırasında, dünyanın en büyük biyolojik çeşitliliğe sahip orman alanlarındaki ormansızlaşma son 15 yılın en yüksek düzeyine yükseldi ve orman yangınları patladı. Gezegenin en önemli karbon emicilerden biri olan Amazon yağmur ormanları, şimdi emdiğinden çoğunu atmosfere salıyor.

Bazı bilim adamları, daha da sert koruma önlemleri olmaksıın Amazon’un geri dönüşsüz bir çevresel yıkıma uğrayabileceğini söylüyor. Kendisine takılan “Kaptan Motorlu Testere” lakabıyla dalga geçen Bolsonaro, birçok yangının kasıtlı olarak sırf kendisini itibarsızlaştırmak için çıkarıldığını iddia ediyor. Lula döneminde, ormansızlaşma oranları düşmüştü ve önceki cumhurbaşkanı seçilirse Amazonu yeniden korum altına alacağına söz verdi.

Bolsonaro seçimler öncesinde de demokratik kurumlara yönelik saldırısını tırmandırdı. Bir yılı aşkın bi zamandır, kendi gözünde büyük bir kahraman olan eski ABD Başkanı Donald Trump’ın uydurma iddialarını çok andırır bir biçimde, dindar tabanını olası kaybını oy hırsızlığıyla ilişkilendirmeye hazırlamak için çaba harcadı.

Bolsonaro sonuçları kabul etmezse şiddet patlak verir mi? 

Bolsonaro, anketlerde geride kalmasına rağmen, ısrarla seçimleri ilk turda doğrudan kazanacağı ve sonucu ikinci tura bırakmayacağını ileri sürüyor. Uzunca bir süredir seçimler böyle sonuçlanmazsa -tıpkı 2018’de hiçbir mesnet sunmadan iddia ettiği gibi- bunun yalnızca yaygın seçim hileleri nedeniyle olacağını iddia ediyor. Trump gibi, Bolsonaro da tamamen yanlış bir şekilde, ülkesinin elektronik oylama makinelerinin kolayca kurcalanabileceğini iddia ediyor.

Eski bir ordu komutanı olarak, ordunun yanından konuşarak askeriyenin seçimleri izlemesi gerektiğini söylüyor. Son zamanlarda, Bolsonaro, söylemini biraz sakinleştirse de seçim günü ordunun oylama aygıt örneğinden seçimleri izlemesine yönelik bir mutabakat manevrası yaptı. Oysa, 1996’dan beri seçimlerinde elektronik oylama makineleri kullanılan Brezilya’da hiçbir zaman önemli bir seçim yolsuzluğu kaydetmedi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

AK Parti’de ‘Üç Dönem Kuralı’na Takılanlar İçin Çalışma Başlatıldı

Seçim hazırlıklarını sürdüren AK Parti’de aralarında Binali Yıldırım, Hayati Yazıcı, Hamza Dağ, Ali İhsan Yavuz, Yalçın Akdoğan, Tuğrul Türkeş, Cevdet Yılmaz, İsmet Yılmaz’ın da bulunduğu yaklaşık 100 civarında isim değişebileceği değerlendiriliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Aksama olan yerlerde değişiklikler yapılacak. Kadro yenilenmesi bayrak değişimi olarak görülmeli. 2023 seçimleri için güçlü bir kadro oluşturacağız” dediği ifade edildi.

Türkiye gazetesinden Yücel Kayaoğlu’nun haberine göre; AK Parti yönetimi, ‘üç dönem üst üste milletvekili olanların bir dönem ara vermeden yeniden milletvekili olamayacağı’ yasağı kapsamına giren milletvekilleri ile ilgili çalışma başlattı.

Edinilen bilgilere göre, AK Parti’de şu anda 90-100 civarında milletvekili üç dönem kuralına takılıyor. Ancak, parti tüzüğünde daha önce yapılan değişiklikle üç dönem kuralına takılanların milletvekili listesine girip girmemesi konusundaki yetki MKYK’ya verilmişti. Bir anlamda üç dönem kuralında esnemeye gidilmişti. 2023 seçimleri için hazırlanacak aday listelerinde üç dönem kuralından muaf tutulacak milletvekillerine MKYK karar verecek.

AK Parti’nin mevcut milletvekillerinin yarıya yakının değişebileceği değerlendirmesi yapılırken, Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aksama olan yerlerde değişiklikler yapılacak. Kadro yenilenmesi bayrak değişimi olarak görülmeli. 2023 seçimleri için güçlü bir kadro oluşturacağız” dedi.

Listede kimler var?

Aralarında Binali Yıldırım, Hayati Yazıcı, Hamza Dağ, Ali İhsan Yavuz, Yalçın Akdoğan, Tuğrul Türkeş, Yılmaz Tunç; Cevdet Yılmaz, Hakan Çavuşoğlu; Fikri Işık, Öznur Çalık ve İsmet Yılmaz’ın da bulunduğu 90-100 civarında isimden bazıları üç dönem, bazıları da beş dönemdir milletvekilliği yapıyor.

Paylaşın

Erdoğan’ın Ekonomi Üzerinden Seçim Planı: Geçici Cennet Yaratmak

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomi üzerinden seçim planını yazan Gazeteci Mehmet Tezkan, yazısında, “Erdoğan’ın tek çaresi var; geçici cennet yaratmak. Geçici cenneti seçmene kalıcı cennet olarak pazarlamak” ifadelerine yer verdi.

Halk TV yazarı Mehmet Tezkan, “Dikkat ederseniz son zamanlarda kendi yaptığı tahribatı onarmakla meşgul. Hazinenin kasasını sonuna kadar açtı. Adeta para saçıyor. Kendi değimiyle, enflasyonun yol açtığı refah kaybını gidermeye çalışıyor. Şuna refah kaybı yerine yoksullaşma desek daha doğru olur. Neyse meselemiz bu değil. Meselemiz Erdoğan’ın ekonomi üzerinden seçim planı… Enflasyondaki artış hız kesecek mi? Evet… Geçen yıl enflasyon aralık ayında yüzde 13.5, ocak ayında yüzde 11.1, şubat ayında 4.8, mart ayında yüzde 5.4, nisan ayında 7.2 oranında artmıştı. Bu yıl aynı oranda artış beklenmiyor. Fiyatlar artacak artmasına ama bu oranda olmayacak. Yani ekonomistlerin baz etkisi dedikleri nedenle enflasyon bir önceki yıla göre düşmüş olacak. Erdoğan da bunu büyük başarı olacak sunacak…” değerlendirmesini yaptı.

“Hatırlatırım. 2021 yılının eylül ayında yıllık enflasyon yüzde 19’du. Erdoğan çomak sokmasaydı yılı yüzde 16.5’luk enflasyonla kapatacaktık. Erdoğan çomak sokmasaydı zaten makul düzeyde enflasyonumuz olacaktı. Makul seviyedeki enflasyonu çığırından çıkardı, yüzde 80’ ne fırlattı şimdi bize makul seviyeye indireceğini vaat ediyor… Bunun adı da politika oluyor… Bunun adı da memleketi idare etmek oluyor… Bunu yapan da ‘ben ekonomistim’ diye övünüyor…” diye yazan Tezkan, sözlerini şöyle sürdürdü:

Aslında Erdoğan’ın şu anki derdi, enflasyonla mücadele değil. Geçen akşam CNNTürk’te söyledi; ‘ben enflasyondan önce faize bakıyorum. Faiz noktasında yüzde 12’ye indirdik. Daha da inecek’ dedi.

Enflasyona baz etkisi nedeniyle nasıl olsa düşecek gözüyle bakıyor. Aslında enflasyonla büyümeyi hedefliyor.

Ama büyük bir derdi var…

Ne?

Hayat pahalılığı…

İkisi aynı şey değil mi?

Değil…

Hayat pahalılığı gelirle orantılı… Enflasyon artışı kadar geliriniz artarsa hayat pahalı demezsiniz. Türkiye bunu 1990’lı yıllarda yaşadı. Yüzde 120’ye varan enflasyonu gördük ama hayat pahalılığı bağırtmıyordu…Çünkü ücretlere de buna yakın oranda zam yapılıyordu.

Bugün bağırtıyor…

Örnek vereyim. Enflasyon yüzde 90 ise yüzde 90 zam aldığınız zaman hayat pahalılığı sizi çok etkilemez.

İşte Erdoğan buna oynuyor…

Yeniden seçilme kozu bu…

Erdoğan’ın tek çaresi var; geçici cennet yaratmak.

Geçici cenneti seçmene kalıcı cennet olarak pazarlamak.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın