The Economist: Erdoğan, Oyları Azalınca Batı’ya Göz Kırptı

14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere haftalar kala uluslararası basında Türkiye ile ilgili haberlerini sürdürüyor. Son olarak The Economist dergisinde seçimlere dair yayınlanan yazıda Millet İttifakı adayı Kılıçdaroğlu ile Cumhurbaşkanı Erdoğan anketlerde ‘kafa kafaya gittiğini’ ifade edildi.

Yazının devamında, “Kahramanmaraş merkezli depremler ve ekonomik durum, 20 yıldır iktidarda olan Erdoğan’a görülmemiş şekilde oy kaybettirdi. Erdoğan, oyları azalınca Batı’ya göz kırptı, ‘Tekrar anlaşabiliriz’ mesajı vermeyi denedi.

Finlandiya’nın NATO üyeliğine yeşil ışık yakıldı, Batı yaptırımına tabi Rus mallarına gümrük engeli getirildi. Hatta Recep Tayyip Erdoğan, Mehmet Şimşek’ten de ekibe geri dönmesini istedi. Sayın Şimşek, AKP’nin ekonomide en başarılı olduğu yıllarda maliye bakanıydı. Fakat Mehmet Şimşek, bu teklifi geri çevirdi.” ifadelerine yer verildi.

Birleşik Krallık merkezli haftalık haber dergisi The Economist, 14 Mayıs’taki seçime ilişkin ‘Kritik seçim öncesi Türkiye ekonomisinin vakti daralıyor’ başlıklı bir yazı yayınladı.

ODA TV’nin aktardığına göre yazıdan öne çıkanlar şöyle:

“Türk lirasının yüzde 80’den fazla değer kaybetti, enflasyon resmi olarak açıklanan yüzde 55’ten daha fazla hissedildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan sıklıkla marketlerin ve restoranların doluluğundan bahsediyor. Evet, Türkiye’de bir tüketim var ama bu tüketim bir balon. İnsanlar enflasyon yüzünden yatırım yapamıyor. Enflasyon sebebiyle yatırımlarının eriyeceğinden korkan orta gelir grubu, kendisini tüketime veriyor. Tüketimin fazla olma sebebi bu.

Erdoğan’ın yerli üretimi ve ihracatı desteklemeye dayalı politikası tepetaklak oldu. İthalatın yanında ihracat oranları devede kulak kaldı. Kur değişimi ilk başta ihracatçıları sevindirse de giderek kazançları azalmaya başladı. İnsanlar kur oranlarını takip etme bağımlısı oldu adeta. Üstelik yerel üretim, enflasyon karşısında fiyatları ucuzlatmaya yetmedi.

Her iki ülke de (Yunanistan ve Türkiye) seçime giriyor. Bir sürtüşme yaşanması muhtemel. Bu en hafif haliyle liderlerin atışması şeklinde olur. En ağır ihtimal de yer yer silahlı sınır çatışmalarının yaşanması şeklinde cereyan edebilir.

‘Oyları azalınca Batı’ya göz kırptı’

(Dergi, Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile Cumhurbaşkanı Erdoğan anketlerde ‘kafa kafaya gittiğini’ ifade etti).Kahramanmaraş merkezli depremler ve ekonomik durum, 20 yıldır iktidarda olan Erdoğan’a görülmemiş şekilde oy kaybettirdi. Erdoğan, oyları azalınca Batı’ya göz kırptı, ‘Tekrar anlaşabiliriz’ mesajı vermeyi denedi. Finlandiya’nın NATO üyeliğine yeşil ışık yakıldı, Batı yaptırımına tabi Rus mallarına gümrük engeli getirildi. Hatta Recep Tayyip Erdoğan, Mehmet Şimşek’ten de ekibe geri dönmesini istedi. Sayın Şimşek, AKP’nin ekonomide en başarılı olduğu yıllarda maliye bakanıydı. Fakat Mehmet Şimşek, bu teklifi geri çevirdi.

Türk ekonomisi en fazla seçimlere kadar bu şekilde devam edebilir. Bir yerden sonra bu sistem patlayacak ve ekonomi çökecek. Türk Lirası, yepyeni bir kriz yaşayacak ve değerini kaybedecek. Açıkçası yeni seçilecek hükümet bile enflasyonu düşürmekte çok güçlük çekecek. Şu noktada enflasyonu tek haneli rakamlara düşürmek mümkün gözükmüyor.

Paylaşın

Seçim Kampanyasını Başlatan Kılıçdaroğlu’ndan Yeni Video

Seçim kampanyasını sosyal medya hesabından paylaştığı bir video ile başlatan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan yeni video geldi.

Haber Merkezi / “#SanaSöz” etiketi ve “Bay Kemal sözünden dönmeyecek…” notuyla paylaşılan videoda, Kılıçdaroğlu’nun şu sözleri yer aldı:

“Yıkıldın, usandın, bunaldın. Her defasında bu son olsun istiyorsun. Al benden de o kadar. O zaman sana şunu söyleyebilirim. Sana söz! Bu güzel ülkenin insanları hayal kurabilsin diye geliyoruz. Sadece bu boş çantayı doldurmak için değil, evladının gözlerine bakabilmen için geliyoruz.

Dünyanın bir ucundan “Anne ben dönmem diye evlat” sana söz içinde öyle bir umutla döneceksin ki, geliyoruz. Ben Kemal sana söz veriyorum. Kaybettiğin her yıl, her an, her kuruş her gülüş sana fazlasıyla dönsün istiyoruz. Sana söz yine baharlar gelecek. Bay Kemal sözünden dönmeyecek”

Kılıçdaroğlu, daha öncede resmi hesabından “Sana Söz yine baharlar gelecek…” notuyla bir video yayınlamıştı.

Videoda, Kılıçdaroğlu’nun şu sözleri yer almıştı:

“Sana söz…  Birbirini incitmeyen, farklı olanı olduğu gibi seven, sayan; uzaklaşan değil, kucaklaşan bir Türkiye. Karnı tok, gönlü bol; yaşamayı seven bir Türkiye. Bilime, sanata, geleceğe inanan; ayakları yere sağlam basan, uzmanlığa saygı duyan bir Türkiye. Seyirci kalmayan, korkusundan susmayan, sözü dinlenen, kıymeti bilinen, en güzel şarkılarını bağıra çağıra söyleyebilen, neşesi çocuklarının gözünden okunan bir Türkiye için geliyoruz. Sana söz yine baharlar gelecek. Bay Kemal sözünden dönmeyecek.”

Paylaşın

Millet İttifakı Adayı Kılıçdaroğlu Seçim Kampanyasını Başlattı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu kampanyasını sosyal medya hesabından paylaştığı video ile başlattı.

Haber Merkezi / CHP’den yapılan bilgilendirmede “Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun Twitter hesabından saat 18.50’de paylaşacağı video, kendisinin Cumhurbaşkanı adaylığı kampanyasının resmi başlangıcıdır” denildi.

Kılıçdaroğlu saat 18.50’de resmi hesabından “Sana Söz yine baharlar gelecek…” hashtagiyle bir video yayınladı. Videoda, Kılıçdaroğlu’nun şu sözleri yer aldı:

“Sana söz…  Birbirini incitmeyen, farklı olanı olduğu gibi seven, sayan; uzaklaşan değil, kucaklaşan bir Türkiye. Karnı tok, gönlü bol; yaşamayı seven bir Türkiye. Bilime, sanata, geleceğe inanan; ayakları yere sağlam basan, uzmanlığa saygı duyan bir Türkiye. Seyirci kalmayan, korkusundan susmayan, sözü dinlenen, kıymeti bilinen, en güzel şarkılarını bağıra çağıra söyleyebilen, neşesi çocuklarının gözünden okunan bir Türkiye için geliyoruz. Sana söz yine baharlar gelecek. Bay Kemal sözünden dönmeyecek.”

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Kılıçdaroğlu’nun kampanyasının ilk filmini “14 Mayıs’ta İklim Değişecek! #SanaSöz” notuyla sosyal medya hesabından paylaştı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Kemal Kılıçdaroğlu’nun kampanyasının ilk filmini sosyal medya sayfasından paylaştı. Akşener, paylaşımına “#SanaSöz umut bitmeyecek…” notunu düştü.

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Kılıçdaroğlu’nun kampanyasının ilk filmini “#SanaSöz demokrasi gelecek, adalet gelecek, hürriyet gelecek. #SanaSöz yine baharlar gelecek” notuyla sosyal medya hesabından paylaştı.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Kılıçdaroğlu’nun kampanyasının ilk filmini sosyal medya sayfasından paylaştı. Davutoğlu, paylaşımına “#SanaSöz yine baharlar gelecek…” notunu düştü.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Kılıçdaroğlu’nun kampanyasının ilk filmini, “7’den 70’e, doğudan batıya, kuzeyden güneye tüm Türkiye kazanacak #SanaSöz” sosyal medya hesabından notuyla paylaştı.

Paylaşın

İnce Ve Oğan’ın Adaylığı Millet İttifakı’nın Oylarını Nasıl Etkileyecek?

14 Mayıs’ta gerçekleştirilecek cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine sayılı haftalar kaldı. Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce ve ATA İttifakı adayı Sinan Oğan’da cumhurbaşkanı adayı olabilmek için yeterli imzayı topladı.

Peki Muharrem İnce ve Sinan Oğan’ın adaylığı CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Millet İttifakı’nın oylarını nasıl etkileyecek?

İktidarın seçime çoklu adayla gitme çabasının meyve verdiği ve iki büyük ittifak dışındaki adayların etkisiyle seçimin ikinci tura kalmasının yolunun açıldığına dikkat çekiliyor.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmak isteyenlerin Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) yaptığı başvurunun ardından 100 bin imza toplama süreci Pazartesi günü saat 20.00’de sona eriyor. Başvuran 11 isimden Muharrem İnce sürecin dördüncü gününde, Oğan ise beşinci günde 100 bin imzayı toplayarak aday olmaya hak kazandılar. Aralarında Vatan Partisi lideri Doğu Perinçek ve Türkiye İttifakı’nın adayı Ahmet Özal gibi isimlerin de bulunduğu adayların 100 bin imzaya ulaşması beklenmiyor.

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan imza için başvurmuş ancak Cumhur İttifakı ile anlaşınca adaylığını geri çekmişti.

Seçim takvimine göre YSK’nın imza sürecinin Pazartesi akşamı tamamlanmasının ardından Cumhurbaşkanı seçimi için geçici aday listesini Salı günü ilan etmesi bekleniyor. Kesin aday listesi ise 31 Mart günü yayımlanacak ve aynı gün propaganda dönemi başlayacak.

İnce ve Oğan’la seçim ikinci tura mı kalır?

Mart ayında yapılan çeşitli kamuoyu araştırma kuruluşlarının anketlerine göre İnce’nin oyları şu an için ortalama yüzde 2-3, Oğan’ınki ise yine ortalama yüzde 1-2 civarında görünüyor. Bu iki adaya verilen oylar, genelde Millet İttifakı’ndan geldiği düşünüldüğü için muhalefet için önem taşıyor.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in edindiği bilgiye göre CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Memleket Partisi lideri İnce arasında beklenen görüşme için henüz bir takvim belirlenmedi ancak tarihin çok da uzaması beklenmiyor.

İnce ve Oğan’ın cumhurbaşkanı adaylıkları ile birlikte seçimin ikinci tura kalması artık daha yüksek bir ihtimal olarak değerlendirilirken, uzmanlara göre iktidarın başından beri istemiş olduğu ikinci tur muhalefet için önemli riskler içeriyor.

Siyaset Bilimci Deniz Yıldırım, bu seçimin aslında Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin toplum nezdinde başarılı bulunup bulunmadığının bir oylaması olacağına dikkat çekiyor. Son yerel seçimde büyük şehirlerin biraz da bu kampanya ile kazanıldığını hatırlatan Yıldırım şöyle konuşuyor:

“Şimdi ise ikili adaylı sistemden dört adaylı bir seçime doğru geçiş bir yönüyle bu referandum görüntüsünü sekteye uğratacak.”

Yıldırım, Cumhur İttifakı’nın bir taraftan kendisini genişletirken diğer taraftan “karşı kampı bölme stratejisi” izlediğini belirterek, iktidarın amacının seçimin ikinci tura kalmasını sağlamak olarak okuyor.

Yıldırım, muhalefet için bir diğer riskin ise seçimin ikinci tura kalması durumunda parlamento ile Cumhurbaşkanı seçimlerinde oluşabilecek farklılık olduğunu söylüyor.

Siyaset Bilimci Onur Alp Yılmaz, İnce’nin aldığı oy yüzde 2-3 bile olsa muhalefet için riskli olacağını belirterek, iktidarın kendisine göre kurguladığı seçim sistemi ile yüzde 41-43 oy ile parlamentoda çoğunluğu kazanabileceğini ve ikinci tura bu avantajla gidebileceğini aktarıyor. Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“İktidarın nispi seçim sistemini kullanarak yapmaya çalıştığı şey muhalefetin bölünmüşlüğü üzerinden parlamento çoğunluğunu elde etmek. İktidar, ilk turda parlamento çoğunluğunu kazanıp cumhurbaşkanlığı seçimlerini ikinci tura bırakarak Meclis ve cumhurbaşkanlığının aynı partide olmasının bir yönetim krizini aşmakta tek yol olduğunu ve istikrarı vurgulayarak seçmeni ikna etmeye çalışacak.”

İnce kimlerden oy alıyor?

Her ne kadar sosyal medyada çok etkin görünse de İnce ile ilgili en önemli eleştiriler ülke sorunları ile ilgili kalıcı çözüm önerilerinin bulunmaması ve etrafında iyi bir ekip olmaması olarak sıralanıyor.

100 bin imzaya dördüncü günde ulaşabilen İnce’nin partisinin değil ama kendisinin oyları Mart ayının ilk haftalarında yapılan anketlerde yüzde 5’e kadar ulaşmış görünüyordu. Ancak bu oyların ne kadar kalıcı olduğu şu an için bilinmiyor ve İnce’ye oy veren kesimlerin genelde tepkisel oy verme eğiliminde oldukları belirtiliyor ve bu oy oranının seçime az bir süre kala düşme ihtimali olduğuna dikkat çekiliyor.

Yılmaz, İnce’nin oy tabanını şöyle açıklıyor:

“Sayın İnce’nin iki grubun oyuna talip olduğunu söylememiz mümkün. Bunlardan birincisi küskün CHP’liler. İkincisi de merkez siyasetten umudunu yitirmiş, kendisine alternatif arayan ve o nedenle merkezin dışına evrilen bir söylemi benimseyen daha ziyade gençlerin olduğu bir grup.”

Yıldırım da İnce ve Oğan’a verilen oyların daha çok tepkisel oylar olduğunu söyleyerek, “Yüzde 50 artı 1’i kazanmanın dayattığı sisteme çok uygun bir durum değil. Belki parlamenter sistem olsaydı şu an, bu iki aday daha farklı bir pozisyonda olabilirlerdi. Ama tepkisel oylar bu seçimde kazanmaya yol açmayacaktır” diyor.

Macron ile benzerlik kurulabilir mi?

İnce’nin, kendisi ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron arasında paralellik kurduğunu hatırlatan Yıldırım, Türkiye ile Fransa arasındaki önemli farkları şöyle aktarıyor:

“Türkiye’de şu anda Avrupa’da özellikle Almanya ve Fransa’da gördüğümüz şekilde gençlerin siyasetten tamamen uzaklaşması, sandıktan kopması ve tercihsiz kalması gibi bir durum söz konusu değil. Aksine iktidarın gençlikten özellikle çekindiğini görebiliyoruz.”

Yapılan pek çok araştırmaya göre gençlerin en az yüzde 60’ı oyunu Cumhur İttifakı’ndan yana kullanmayı düşünmediğini dile getiriyor.

Yıldırım, cumhurbaşkanı adayları için henüz propaganda döneminin resmen başlamadığını ve iki büyük ittifakın kampanyalarının henüz görülmediğini de hatırlatıyor. İttifakı olmayan tek adayın İnce olduğuna dikkat çeken Yıldırım şu tespiti yapıyor:

“Bu sistem şu anda ittifakları dayatıyor. Millet İttifakı niye ittifak kurdu? Çünkü tek başına hiçbir parti anayasayı değiştirecek, hatta yasa yapabilecek çoğunluğa ulaşmayı mümkün görmüyor. İnce diyelim ki Meclis’e girdi, hangi yasayı geçirecek ya da hangi anayasa değişikliğini yapabilecek?”

Millet İttifakı ne yapmalı?

İnce’nin 100 bin imzayı toplamasının ardından CHP’nin nasıl bir tutum izleyeceği ve Kılıçdaroğlu’nun İnce ile olası görüşmesinde nelerin konuşulacağı da merak konusu.

Yılmaz, İnce’nin 100 bin imzayı toplamasının ardından Kılıçdaroğlu ile görüşmeye eli daha güçlü gidebileceğini söylerken, şunları da ekliyor:

“100 bin imzayı belki sadece pazarlık için koz olarak kullanma noktasında toplamış olsa da İnce kitlelerin manipülasyonuna kolay gelebilen bir durumda. O yüzden niyeti o olsa dahi imzayı topladıktan sonra etrafının da zorlamasıyla bu seçimde ‘illa yarışacağım’ noktasına da gelebilir. Tahmin etmek çok zor.”

Yıldırım ise muhalefetin önünde iki yol bulunduğunu şu sözlerle aktarıyor:

“Millet İttifakı için bence iki yol var. Ya Erdoğan’ın yaptığı gibi kendi rakibi olan, kendinden oy alabilecek partilerle bir şekilde görüşme yolunu seçer ve kendine katar. Örneğin İnce’yi de ittifakın bileşeni haline dönüştürür. Ya da ikinci yol kendinden kaçan kesimlerin endişelerini giderebilecek bir kampanya yapar.”

“Laikliğin tabutuna çivi”

Siyaset bilimcilere göre seçimin çoklu aday nedeniyle muhalefet tarafından kazanılamaması, orta ve uzun vadede siyasi sistem ve temel haklar açılarından farklı olumsuz sonuçlara da yol açabilir.

Yıldırım gerek İnce gerekse Oğan’ın sık sık Atatürkçülük ilkesine vurgu yaptığını ve Millet İttifakı’nı Atatürkçü olmamakla itham ettiğini hatırlatarak, şöyle konuşuyor:

“Öte yandan iktidar muazzam bir İslamcı ittifakı kurmuşken ve laikliğin tabutuna belki de son çiviyi çakacak, kadın haklarının tabutuna son çiviyi çakacak bir ittifakı yapmışken bunu Atatürkçülük açısından asıl tehlike olarak görmeyip muhalefeti hedefe koymanın tabanda geleceğe dönük olumsuz yansımaları da olabilir. Çünkü böyle kritik bir seçimi kaybettiren adaylar olarak görülmeleri halinde, hitap ettikleri cumhuriyetçi kitlelerle bağları onarılmaz duruma gelebilir.”

Yılmaz ise “İnce’nin belki kendi siyasi bekası açısından yapmış olduğu ya da belki kendisine alan açmak için siyaseten yapmış olduğu bu hamle bir daha Türkiye’de hiç demokratik siyasetin zemininin olmamasına sebep olabilir” uyarısında bulunurken, şöyle konuşuyor:

“Batı’ya karşı kendisini meşrulaştırma arayışında olan her rejimde mutlaka bir muhalefet olur. Günün sonunda Türkiye’de de bir muhalefet olacaktır. Ama iktidara karşı denge, denetleme, fren mekanizması yaratmanın ve iktidar değişimi umudunun Türkiye’de diri tutulabilmesinin tek yolu muhalefetin birleşmesi. Seçimin kaybedilmesi durumunda pek böyle bir ihtimal kalmayacağını söylememiz mümkün.”

Paylaşın

Son 11 Seçim Anketi Ve Partilerin Oy Ortalaması

14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerine haftalar kala kamuoyu şirketleri de partilerin oy oranlarını açıklayan anket sonuçlarını duyurmaya devam ediyor. Peki anketlere göre hangi parti ne kadar oy alıyor?

Yöneylem, MAK, ArtıBir, GENAR, Saros, ORC, Türkiye Raporu, AR-G, Aksoy, PİAR ve ALF’ten oluşan 11 firmanın açıkladığı sonuçlara göre partilerin oy oranını toparladık.

Anket ortalamalarına göre ilk sırada yüzde 32,8 ile AK Parti yer alıyor. CHP’nin oy ortalaması yüzde 27,6. Üçüncü sıradaki HDP ise yüzde 10,7 oy alıyor.

Mart 2023’te yapılan son seçim anketlerinin ortalama sonuçları

İYİ Parti’nin oy oranı yüzde 10,5. MHP ise yüzde 6,5 oy alıyor. Yöneylem anketi hariç diğer firmaların verileri kararsızlar dağıtıldıktan sonraki sonuçları içeriyor. Yüzde 3’ün altındaki partilerin ortalaması daha az ankete dayanıyor.

Yüzde 3’ün altında kalan diğer partilerin oy oranları ise her anket firmasının açıkladığı sonuçlarda yer almıyor. Aşağıdaki tabloda hangi partinin hangi ankette ne kadar oy aldığınızı görebilirsiniz.

Mart 2023’te yapılan son seçim anketleri ve partilerin oy ortalamaları

Bu partilerin ortalama oy oranlarını açıklanan anket sayısına göre yaptık. Mesela Memleket Partisi’nin oy oranı 11 değil; 9 anket sonucunun ortalamasını gösteriyor.

Buna göre Memleket Partisi’nin ortalama oy oranı yüzde 2,9. Gelecek Partisi ve DEVA’nın ortalaması ise yüzde 1,6. Yeniden Refah Partisi’nin oy ortalaması yüzde 1,3. Türkiye İşçi Partisi (TİP) yüzde 1,2; Zafer Partisi ise yüzde 1,1 oy alıyor. Saadet Partisi ise yüzde 0,9’da kalıyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

14 Mayıs Seçimleri: Kürtler Nasıl Bir Rol Oynayacak?

Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) ve Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) oluşan Emek ve Özgürlük İttifakı, 6 Şubat’taki depremlerinden önce cumhurbaşkanı adayı çıkaracağını açıkladı.

Ancak Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklanmasının ardından Emek ve Özgürlük İttifakı aday çıkarılmayacağı duyuruldu. Kılıçdaroğlu’na fiilen destek anlamına gelen bu açıklamanın ardından Kürtlerin siyasette oynayacağı rol daha fazla tartışılmaya başladı.

VOA Türkçe’den Mahmut Bozarslan’ın aktardığına göre Merkezi Diyarbakır’da bulunan Dicle Toplumsal Aramalar Merkezi (DİTAM) isimli düşünce kuruluşu da bu tartışmalara katıldı. DİTAM tarafından düzenlenen “Türkiye Siyasetinde Kürtler ve Seçimler” konulu toplantıda Kürtlerin siyasette nasıl bir rol oynayacakları sorusuna yanıt arandı.

Toplantıya Fransa’nın başkenti Paris’ten online olarak katılan siyaset bilimci ve tarihçi, Paris Sosyal Bilimler Yüksek Okulu (EHESS)Öğretim üyesi Prof. Dr. Hamit Bozarslan, Türkiye’nin çok kritik bir noktada olduğunu belirterek, “Uzun yıllardır böyle bir beklenti söz konusu değildi” dedi.

“Altılı Masa demokratik bir masa değil”

HDP’nin fiilen destek olacağı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı olduğu altılı masaya değinen Bozarslan, altılı masanın demokratik bir masa olmadığını savundu. İyi Parti için “Susurluk geleneğinden gelmekte” ifadesini kullanan Bozarslan, “CHP, İttihat ve Terakki ile ilişkilerini koparmayan bir parti” yorumunu yaptı.

Altılı masanın çözmesi gereken sorunlar arasında Kürt sorununun bulunmadığını hatırlatan Bozarslan, “Bu söylediklerim altılı masanın desteklenmemesi anlamına gelmemekte. Ama altılı masanın mutabakat metninde çözülmesi gereken 2 bin küsur sorun sayılıyor ama bunların içinde Kürt meselesi yok” şeklinde konuştu.

Türkiye’de büyük bir değişim beklentisi olduğunu vurgulayan Bozarslan, “Değişim beklentisi en azından şimdilik demokrasi beklentisi değil. Demokratik hareketin ve Kürt hareketinin değişim beklentisini demokrasi beklentisine dönüştürmesi gerekiyor. Demokrasi beklentisinin oluşturulması için Kürt meselesinin kendi başında meşru bir mesele olarak kabul edilmesi zorunluluğu var. Bu aynı zamanda azınlık haline getirilen diğer Türkiye halklarının meşruluğu anlamına geliyor” şeklinde konuştu.

“Her şey seçimlere indirgenemez”

Bütün beklentilerin seçimlere indirgenemeyeceğini ifade eden Bozarslan, Türkiye’yi demokratikleştirecek faktörler üzerinde yoğunlaşılmasını önderdi. Bozarslan Türkiye’de baskı rejimine rağmen direniş sahalarının da olduğuna dikkat çekerek, “Direniş sahalarının korunması, güçlendirilmesi, uzun bir zaman dilimine yayılması gerekmekte. Türkiye’deki dengeler iktidarın değil direniş sahalarının lehine çalışmakta” dedi.

HDP neden cumhurbaşkanı adayı çıkarmadı?

AK Parti yıllarca Kürt siyasetinin temsil ettiği partilerle birlikte bölgede Kürt seçmenden en fazla oy alan parti oldu. Ancak son aylarda yapılan anketler AKP’nin oylarının düştüğünü gösteriyor. Bozarslan’dan sonra söz alan Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Vahap Coşkun da, Kürt seçmenle AKP arasındaki makasın açıldığına dikkat çekti.

AK Parti oylarının erozyona uğradığını söyleyen Coşkun, CHP’nin iktidar umudu olmasıyla birlikte, HDP’nin oylarının bir kısmının CHP’ye gidebileceğini savundu. Seçim barajının yüzde 7’ye indirilmesinin HDP seçmeni arasında motivasyon bozukluğuna yol açabilme ihtimali olduğuna da vurgu yapan Coşkun, ilk kez oy kullanacak seçmenlerin de HDP için avantaj olduğuna değindi.

Coşkun, HDP’nin cumhurbaşkanı adayı çıkarmamasını beş neden bağladı. HDP’nin 2015’ten bu yana sürdürdüğü AK Parti karşıtlığının tabanda hissiyat yarattığını savunan Coşkun, “HDP istese de artık kendi tabanında AK Parti karşısında nötr ya da destekleyecek pozisyona giremez” dedi.

AK Parti’nin Kürt karşıtı siyasetinin aday çıkarılmamasında önemli bir etken olduğunu dile getiren Coşkun, diğer nedenleri şöyle sıraladı:

“HDP ile ittifak yapan özellikle sol grupların aday hiç çıkartılmaması konusundaki yaptıkları deklarasyon. Kılıçdaroğlu’nun Kürt seçmenin,cumhurbaşkanlığı adayları içerisinde kendisine en yakın adamı olarak görmeleri. Demirtaş gibi gösterebileceği popüler bir adayın olmaması bunlar önemli nedenler. HDP aday göstermiş olsaydı dahi, seçmelerin önemli bir kısmı ilk turda Kılıçdaroğlu’nu tercih edebilirlerdi, bu parti yönetimi açısından doğru bir tablo olmazdı” dedi.

“Kürtler çaba içerisine”

14 Mayıs seçimlerinden iktidar değişimi olacak mı? Toplantının ardından soruları yanıtlayan DİTAM Başkan Yardımcısı Sedat Yurtdaş, iktidar değişiminin sağlanabileceği görüşünde. Peki bu değişim Kürtlere ne getirir? Cumhur ittifakının yerini alması beklenen ve Kürtlerin de destekleyeceği varsayılan Millet İttifakı Kürt sorununu çözebilir mi? Yurtdaş’a göre Millet İttifakı Kürtlerin taleplerine açıkça cevap vermiyor.

Ancak Yurtdaş, Millet İttifakının çabalarına dikkat çekerek, “Genel gidişat bu iktidarın, Erdoğan’ın Kürt karşıtlığı politikasının Kürtler de artık bir karşılığının olmadığıdır. Millet İttifakı’nın her ne kadar Kürtlerin genel özgürlük, hak taleplerine açıkça cevap veren bir konumda olmasa da genel demokrasiyi, hukuk, özgürlükler konusunda ortak bir çaba içerisinde hareket edilebileceğini, dolayısıyla iktidar değişimi sağlanabileceği konusunda genel bir yaklaşım var” diye konuştu.

Kürtlerin de kendi hakları için çaba içinde olduğunu anlatan Yurtdaş, “Şunu gördük ki tek tek bireyler, kurumlar, katılımcıların hepsi bu süreçte en etkili bir şekilde dil, kimlik hakları, yönetime katılma hakları için bir çaba içerisinde olduğunu gösteriyor” dedi.

Paylaşın

MHP, HÜDA PAR’la Örtülü İttifaka Nasıl Bakıyor?

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) cumhurbaşkanı adayı çıkarmayarak, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na dolaylı destek verme kararı iktidara yakın kesimler tarafından eleştiriliyor.

Buna karşın, başta CHP olmak üzere muhalefet ise MHP’yi, “Hizbullah’a yakın olduğu, üniter yapı yerine federasyonu savunduğu” ifade edilen HÜDA PAR ile ittifak ortaklığına sessiz kalmakla eleştiriyor.

Peki MHP’de bu yorumlar nasıl karşılanıyor?

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’a konuşan MHP kurmayları, HÜDA PAR’ın isminin ittifak protokolünde yer almadığına dikkat çekerek, seçim işbirliğinin Erdoğan’ın kendisine destek verecek kitleyi genişletme çabası olduğunu savunuyor.

HÜDA PAR’ın bölgede PKK ve HDP’ye karşı tutum aldığı, parti yöneticilerinin “terörle bağlantılarının bulunmadığı” açıklamaları yaptıkları anımsatılarak, “Biz o beyanları esas almak durumundayız” görüşünü dile getiriyorlar.

HDP’nin Millet İttifakı’na verdiği destek ile HÜDA PAR’ın Cumhur İttifakı’na verdiği desteğin ise karşılaştırılamayacağı savunuluyor:

“HÜDA PAR, 150 bin dolayında oyu olan bir parti. Etki alanı son derece sınırlı. Siyaseten bizim ortak hareket edebilecek bir bakış açımız yok. Fakat cumhurbaşkanı seçilmek için yüzde 50 artı 1 zorunluluğunun olduğu bir süreçte, kendi destekçi kitlesini genişletme çabasının neresi kötü? Oy vermeyin mi diyelim?”

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Büyük Birlik Partisi (BBP) ve Yeniden Refah Partisi (YRP) dün Cumhur İttifakı protokolünü Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) sundu.

Hizbullah’a yakınlığı ve parti programında federasyonu savunduğu için eleştirilen Hür Dava Partisi’nin (HÜDA PAR) ismi açıkça ittifak listesinde yer almasa da partinin adayları seçime AK Parti listelerinden girecek. Şimdi gözler milletvekili listelerinin nasıl şekilleneceğine çevrildi.

Türkiye’nin en kritik seçimlerinden biri olarak görülen 14 Mayıs seçimlerinde, AK Parti ve MHP’nin parlamentoda da çoğunluğu sağlamak için bazı yerlerde ortak listeyle seçime gidip gitmeyeceği merak konusu.

AK Parti ve MHP’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı seçileceği konusunda kuşku duyulmuyor. Ancak parlamento seçimi kritik görülüyor.

Erdoğan’ın, bakanlarını milletvekili adayı gösterme gerekçesi olarak da AK Parti Meclis Grubu’nu güçlendirme hedefinin olduğu konuşuluyor.

MHP kurmaylarına göre “Piyasa Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığını satın aldı.”

Ancak muhalefetin sistemi tıkayıp, “yeniden seçim” kartını çekmemesi için “Meclis çoğunluğunu garantiye almanın gerekli olduğu” ifade ediliyor.

İlk kez ittifak sisteminin yasal olarak uygulandığı 2018 seçimlerinde MHP, partili seçmenin “üç hilali” görmek istediğini belirterek parlamento seçimlerine kendi isim ve logosuyla girmişti.

Hatta ittifaka ilişkin yasal düzenleme de MHP’nin bu talebini dikkate alacak şekilde siyasi partilerin kendi isimleriyle seçime girmelerine olanak tanınması yönünde düzenlenmişti.

MHP’de seçmenin parti logosu ve ismini görmek istediğine ilişkin görüş geçerliliği korunuyor.

Ancak geçmişte başarılı sonuçlar veren ittfaklar da anımsatılıyor.

12 Eylül darbesi sonrası MHP’nin yasaklı olduğu dönemde kurulan Milliyetçi Çalışma Partisi’nin (MÇP), 1991’de Refah Partisi (RP) ve Islahatçı Demokrasi Partisi (IDP) ile “kutsal ittifak” olarak da adlandırılan seçim işbirliği yaptığı, o dönem ittifakın özellikle muhafazakar seçmenin çoğunlukta olduğu yerlerde başarılı sonuçlar verdiği anımsatılıyor.

Milletvekili aday listelerinin YSK’ya teslimi için henüz süre bulunduğuna dikkat çekilerek Meclis çoğunluğunda sıkıntı ve ülkeyi yeniden seçime götürecek bir tablo çıkma olasılığının görülmesi halinde “Cumhur İttifakı’nın da elinin armut toplamayacağı ve gerekli görülen her adımın atılabileceği” ifade ediliyor.

Millet İttifakı’nın bu konuda nasıl adım atacağı ve listelerinin nasıl şekilleneceğinin de bir süre izlenerek, özellikle az milletvekili çıkaran illerde, AK Parti veya MHP listelerinden seçime girilmesi seçeneğinin değerlendirileceği ifade ediliyor.

MHP, hükümette temsil edilir mi?

AK Parti kulislerinde, “güçlü iktidar” görüntüsü verilebilmesi için MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak hükümete girmesi formülü tartışılmıştı.

MHP kulislerinde, gerek Bahçeli gerekse partinin bakan vermesi yoluyla iktidara resmen ortak olmasına şu an fazla ihtimal verilmiyor.

14 Mayıs seçimleri için Bahçeli’nin milletvekili adaylığı başvurusunu ilk yapan isim olduğunu anımsatan bir parti yöneticisi, şimdilik iktidar ortaklığının gündemlerinde olmadığını ifade ediyor:

“Genel başkanımız mevki makamla ilgili masa kurduracak olsaydı bu masa çoktan kurulmuş olurdu. Israrla biz bu işe girmiyoruz. Bu tavrımız milletin takdirini alıyor. Hiçbir zaman bakanlık konusunu konuşmadık. Zaten, belli taleplerle bu ittifakın kurulmadığını ispat etmişizdir.”

Paylaşın

HÜDA-PAR Ve Yeniden Refah Partisi Cumhur İttifakı’na Ne Kattı?

Fatih Erbakan’ın lideri olduğu Yeniden Refah Partisi (YPR), seçim ittifak protokolünün sunulmasına saatler kala AK Parti,  MHP ve BBP’den oluşan Cumhur İttifakı’na katılma kararı aldı.

HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu ise Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’ın seçilmesi için çalışacaklarını söyledi. Yapıcıoğlu, milletvekili adaylarını ise AK Parti listelerinden göstereceklerini açıkladı.

Cumhur İttifakı, Yeniden Refah Partisi’ni de kapsayan ittifak protokolünü Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) teslim etti.

AKP, MHP ve BBP’den oluşan Cumhur İttifakı, son katılımlarla birlikte beş partili oldu. Emek ve Özgürlük İttifakı, Millet İttifakı ve Ata İttifakı da listelerini YSK’ye teslim ettiler.

Son katılımların ardından 2023 Milletvekili genel seçimlerine ittifak listelerinden kendi kimlikleriyle katılacak partiler ve ittifakların Mart boyunca yapılan anketlerde almaları muhtemel görünen yaklaşık ortalama oy oranları şöyle:

Cumhur İttifakı (AKP+MHP+BBP+YRP) ≈ ± 40
HÜDA-PAR AKP listelerinden girecek

Millet İttifakı (CHP+İYİP+DEVA+GELECEK+DP+SP) ≈ ± 40

Emek ve Özgürlük İttifakı (YSP+TİP+EMEP) ≈ ±11
TÖP, EHP, SMF, HDP YSP listelerinden girecek

ATA İttifakı (ZP+AP+ÜP+TİtP) ≈ ± 0,5

HÜDA-PAR İttifaktaki Türkçüler’in vetosuna takıldı

Cumhur İttifakı’nın YSK’de ittifak protokolünün imzalamasının ardından yapılan basın açıklamasında ilk sözü alan “Medyada Sansür Yasası”nın yazarı MHP’li Fethi Yıldız “AK Parti, MHP, BBP ve Yeniden Refah Partisi, Cumhur İttifakı çatısı altında seçime girmeye karar vermiştir […] Ülkemize milletimize hayırlı olsun” dedi.

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bayram Sakartepe “14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere menfaatler için katıldık[larını]” söylerken HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu “Seçime AK Parti listelerinden gireceğiz” dedi.

Genel Başkan Fatih Erbakan ve Yeniden Refah Partisi, AKP ile sürdürdükleri Cumhur İttifakı’na katılım müzakerelerinde mutabakata varamadıkları gerekçesiyle görüşmeleri kesmiş ve milletvekili genel seçimleri ve Cumhurbaşkanı seçimlerine kendi başlarına gireceklerini açıklamışlardı.

Bugün kayıtların kapanmasına az kala yeniden Cumhur İttifakı listesinden seçimlere katılmaya razı olan YRP Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın üçüncü günün sonunda Cumhurbaşkanı adaylığı için gerekli 100 bin imzanın ancak yarısını toplayabildiği anlaşılmıştı.

HÜDA-PAR’ın Cumhur İttifakı’na kendi programı ve amblemiyle katılmasının önü “Kürt Sorunu”na ilişkin tutumlarının Cumhur İttifakı çevresindeki Türk-İslam sentezcilerinden gelen tepkilerle kesildi. Daha önce ittifakı dışarıdan destekleyeceklerini bildiren HÜDA-PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu “Seçime AK Parti listelerinden girece[klerini]” duyurdu.

Dengeyi değişmedi, sonucu Kürt seçmen belirleyecek

Cumhur İttifakı’nın beş partili hale gelmesi, iki yıldan bu yana oluşmakta olan üç kutuplu güç dağılımı tablosunda dikkate değer bir değişiklik yaratmadı. HÜDA-PAR’ın bir seçmen tabanına sahip olmadığı biliniyor. YRP’nin desteğiyse yüzde 1,5-2 aralığında dolaşıyor.

Her iki partinin ittifaka katılması Cumhur ve Millet İttifakları arasındaki karşılıklı yaklaşık yüzde 40’lık nispi dengede anlamlı bir değişikliğe yol açmıyor.

Emek ve Özgürlük İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı göstermeyerek seçmenlerini birinci turda Erdoğan karşısında konumlanmaya davet ettiği koşullarda Millet İttifakı kendi potansiyellerini korumayı başardığı takdirde diğer aday ve partiler nereye yönelirse yönelsin değişmeyen bir seçim matematiği şimdiden oluşmuş durumda. 14 Mayıs’a 50 gün kala, iktidarın anahtarı hala Kürt seçmenin elinde.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Emek Ve Özgürlük İttifakı Seçim Stratejisini Belirledi

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine sayılı haftalar kala ittifaklarda stratejilerini de netleştiriyor. Seçimlerde cumhurbaşkanı adayı çıkarmama kararı alan Emek ve Özgürlük İttifakı, genel seçimlere dair stratejisini belirledi.

Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) ve Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) oluşan ittifak, yürütülen müzakereler sonucunda tam uzlaşı sağladı.

Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında seçimlere tek parti ve tek listeyle kararını ittifak toplantısına taşıyan HDP, bu ısrarını sürdürdü. Ancak TİP ve EMEP, aynı toplantıda seçimlere kendi logolarıyla girme eğilimi gösterdi.

MYK’nin müzakere için tam yetki verdiği HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, TİP Genel Başkanı Erkan Baş ve EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ile görüştü.

Müzakere görüşmesinin ardından genel başkanlar, parti kurullarıyla görüşmek için süre istedi. Parti kurullarıyla görüşen Baş ve Akdeniz, ittifak masasına kararlarını bildirdi. Kararların bildirilmesinin ardından partiler arasında seçim stratejisine dair formül netleşti

İttifak çatısı altında seçimlere giriliyor

Anayasa Mahkemesi’nde devam eden kapatma davasının seçim sonrasına bırakılması talebi reddedilen HDP, seçimlere ittifak çatısı altında Yeşil Sol Parti ile girecek. TİP ve EMEP de ittifak çatısı altında kendi logolarıyla seçimlere gidecek. İttifakta yer alan TÖP, EHP ve SMF ise Yeşil Sol Parti listesinden seçimlere girecek.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

YSK, 14 Mayıs’ta Oy Kullanacak Seçmen Sayısını Duyurdu

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerinde, yurt içinde 190 bin 736 sandıkta, 60 milyon 904 bin 499 kişi oy kullanabilecek. Yurt dışında ise 4 bin 969 sandıkta 3 milyon 286 bin 786 kişi oy verebilecek.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı seçimi için oy pusulalarının basımına 12 Nisan’da, milletvekili seçiminde kullanılacak oy pusulalarının basımına 19 Nisan’da başlanacak.

Cumhurbaşkanı seçimi, milletvekili seçimi ve cumhurbaşkanı seçiminin ikinci tura kalması halinde 28 Mayıs’ta kullanılmak üzere, toplam 249 milyon 670 bin 310 adet birleşik oy pusulası bastırılacak.

Oy pusulalarının şekli belirlenip, basım aşamasına gelindikten sonra, oy pusulasındaki mühür basılacak yerler dikkate alınmak suretiyle mühür delikleri oluşturulacak.

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) dünkü toplantılarında aldığı kararlar, bugünkü Resmi Gazete’de yayımlandı.

Buna göre, 14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Seçimi’nde yurt içinde toplam 190 bin 736 sandıkta, 60 milyon 904 bin 499 kişi oy kullanabilecek.

Yurt dışında ise 4 bin 969 sandıkta 3 milyon 286 bin 786 kişi oy verebilecek.

Cumhurbaşkanı seçimi için oy pusulalarının basımına 12 Nisan’da, milletvekili seçiminde kullanılacak oy pusulalarının basımına 19 Nisan’da başlanacak.

YSK, yurt dışındaki seçmenlerin daha önce oy kullanmaya başlayacağını da gözeterek, her sandığa görme engelliler için bir adet şablon gönderecek.

Cumhurbaşkanı seçimi, milletvekili seçimi ve cumhurbaşkanı seçiminin ikinci tura kalması halinde 28 Mayıs’ta kullanılmak üzere, toplam 249 milyon 670 bin 310 adet birleşik oy pusulası bastırılacak.

Oy pusulalarının şekli belirlenip, basım aşamasına gelindikten sonra, oy pusulasındaki mühür basılacak yerler dikkate alınmak suretiyle mühür delikleri oluşturulacak.

Seçimler için 814 bin 120 adet görme engelli oy kullanma şablonu oluşturulacak ve bu şablonlar YSK tarafından yurt içi ve dışındaki oy verme yerlerine gönderilecek.

Ayrıca, YSK’nin, il ve ilçe seçim kurullarının seçim sonuçlarına ilişkin görevleri hakkındaki kararı ile seçim sonuçlarının belirlenmesinde uygulanacak usul ve esaslar hakkındaki genelgesi de Resmi Gazete’de yayımlandı.

Paylaşın