Cumhur İttifakı’nda ‘Seçim Kanunu’ Çatlağı

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Kocaeli Ticaret Odası’nı ziyaret etti. Ziyarette oda yönetim kurulu üyeleri ve komite başkanları ile bir araya gelen Destici, sorunları dinledi. Buluşmada Destici, oda yöneticilerinin sorularına da cevap verdi.

Kocaeli Gazetesi’nden Serhat Güneş’in haberine göre, Meclis’e gelen seçim kanunu hakkında konuşan Destici, “Biz hükümet üyesi değiliz ama Cumhur İttifakı ortağıyız. Mesela Meclis’e seçim kanunu yasası sunuldu. Görüşmeye başlandı. Biz de bunu parti heyeti olarak konuştuk. Fakat bizim istediğimiz gibi yasa çıkmadı” dedi.

“Evet demeyeceğim”

Biz baraj sıfır olsun ya da yüzde 3 olsun dedik. Hazine yardımı kaldırılsın ya da adil dağıtılsın ya da seçimlerde ön seçim muhakkak uygulansın. Partilerin liderlerinin iki dudağından çıkmasın diye bunları öncelemiştik” diyen Destici, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Ha ne yapacağım; diyelim ki bana sordular. Ben evet vermeyeceğim ama çıkıp ittifak hassasiyeti olduğu için söylediklerimin dışında daha fazla şey söylersem bu istismar edilir. Doğru da olmaz.

En azından 10’dan 7’ye düşmesi kazançtır ama sıfır olmadı diye Cumhur İttifakı’nı bozacak değiliz. Büyük Birlik Partisi ne Meclis’te ne de kamuoyunda yanlış olan hiçbir şeye sessiz kalmamıştır.

Biz kendimize göre milletin istikbalini önceleyerek bireysel hiçbir teklife evet demedik. İnfaz yasasında evet demedik. Kişinin kişiye olan suçunu devlet affedemez. Devletin af yetkisi olmamalı. Bizim hassasiyetimiz bu. Bugün Ukrayna’nın başına gelenlerin yarın bizim başımıza gelmeyeceğini garantisi yok.

Paylaşın

Muhalefet Partilerine ‘Seçim Kanunu’ Çağrısı

Sivil toplum ve meslek örgütlerinin oluşturduğu Adil Seçim İçin Seçim Güvenliği Platformu, AK Parti ve MHP tarafından hazırlanan Seçim Kanunu’ndaki değişikliğe dair tespitlerini paylaştı.

Yazılı açıklamada, değişikliğin görüşülüp kabul edildiği Anayasa Komisyonu toplantısının, 23 Mart, saat 15:05’de başladığı, 24 Mart 07:38’de bittiği ve böyle önemli bir konunun, “17 saat 33 dakika süren tek bir toplantı ile geçiştirilmesinin durumun vahametini gösterdiği” belirtildi.

Kanun görüşmelerinin halka, seçmene, ilgili sivil kuruluşlara kapalı yapıldığına dikkat çekilen açıklamada, “Önerilmesine karşın Adil Seçim İçin Seçim Güvenliği Platformu da dahil olmak üzere, oturuma kimse davet edilmedi. Komisyona dışarıdan davetli olarak sadece Adalet ve İçişleri Bakanlığı, Yüksek Seçim Kurulu, Yargıtay, Cumhuriyet Başsavcılığı ve Hâkim ve Savcılar Kurulu temsilcileri alındı” dendi.

Ayrıca, Meclisteki partilerin Komisyon üyeleri dışındaki vekillerinin de toplantıya ilgi göstermediği ifade edildi: Mecliste vekili bulunan 14 partiden sadece Komisyonda grubu bulunan beş parti ve grubu bulunmayan bir parti katılırken, sekiz partinin vekillerinin ve bağımsız vekillerin böylesi önemli bir konuda toplantıya katılmamaları, seçim güvenliği yasasının, seçim güvenliği konusundaki rolünün ve öneminin, hak ettiğince fark edilmediğini düşündürüyor.

Milletvekili Seçimi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Anayasa Komisyonu’ndan geçti. Teklife dair şerhlerin yazılması ile Komisyon Raporu tamamlanacak ve Genel Kurul’da görüşülmeye geçilecek.

“Birinci partiye açık imtiyaz tasarlandı”

Komisyon toplantısında teklisin büyük oranda değişmeden geçtiğini ifade eden STK’lar, toplantıda tartışmaları inceledikten sonra şu değerlendirmeyi yaptı: İl barajı görevi görecek ve birinci partiye imtiyaz sağlayarak, diğerlerinin temsil hakkına el koyacak bir düzenlemenin getirildiğini, kıdemli hakimlerin tasfiye edilmeye çalışıldığını, Cumhurbaşkanı’nın geçen seçimde görülen adil olmayan uygulamalarının meşrulaştırılacağı anlaşılmaktadır.

“Sürece aktif katılım” vurgusu

Açıklamada, muhalefet partilerinin tavrı da eleştirildi: İktidarın, Seçim Kanunu Teklifi’ni halkın sesine ve katılımına kapatması, demokratik bir seçimin gerçekleştirilmesini engellemektedir. Muhalefet partilerinin de, iktidar tarafı ne yaparsa yapsın seçimi kazanacaklarına dair güveninin seçim yasasının mümkün olan en adil ortamı tanımlamasını gölgelememesi gerekiyor. Seçimlerde temsil şansı kalmayan pek çok seçmenin, sandığa uzak durabileceği, küsebileceğinin de önemle göz önüne alınması gerekir.

STK’lar, Komisyon toplantısına katılmayan partilerin, bundan sonraki sürece aktif katılımlarının yanı sıra seçmenlerinin de sürece katılmasını sağlamalarının, adil bir seçim için parti-seçmen birliğini hayata geçirmelerinin önemini vurguladı.

Partiler ve seçmen işbirliği

Açıklamada, bütün partilerin ortak hareket etmesi gerektiği vurgulandı: TBMM çatısı altında pek çok kanun maddesinin ya da kanun teklifinin engellenmesinde, partiler ve seçmenler ötesi iş birliklerinin etkili olduğunu, geçmiş örneklerden biliyoruz.

Paylaşın

‘Seçim Kanunu’nda Değişiklik Neden Yapıldı, Muhalefet Ne Yapabilir?

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ”Milletvekili Seçimi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”ni TBMM Başkanlığı’na sundu. 14 milletvekilinin imzasıyla hazırlanan 15 maddelik teklif seçim barajının yüzde 7’ye düşürülmesiyle öne çıkıyor.

Barajın yüzde 7’ye düşürülmesi, “yönetimdeki istikrarı örselemeden daha fazla partinin ve fikrin yasama organında temsil edilebilir olması” olarak gerekçelendirildi. Kanun teklifine göre ittifakı oluşturan partilerin her birinin çıkaracağı vekil sayısının hesaplanmasında seçim bölgelerinde aldıkları oy oranları dikkate alınacak.

Yani doğrudan siyasi partinin seçim çevresinde aldığı oy sayısına göre partilerin milletvekili sayısı belirlenecek. Böylelikle, artık oylarla partiler, ittifak içinde ve dışında diğer partilerden daha az oy almasına karşın milletvekili çıkaramayacak.

Seçime katılmak için TBMM’de grup kurma şartı kalkacak

Yeni kurulan partilerin milletvekili transferiyle seçime girmesinin engellenmesi için katılım şartları arasında yer alan “TBMM’de grup kurma” hükmü kaldırılacak. Ve partilerin teşkilatlarını kurması ve kongresini yapması esas alınacak. Yani salt grup kurmuş olmak seçime katılmak için yeterli olmayacak. Bu durumda da partilerin seçime girebilmek için altı ay öncesinden en az 41 ilde örgütlenmeyi tamamlamaları gerekecek.

Yasaklarda ‘Başbakan’ ibaresi kalkacak

Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine uyum düzenlemesi de kanun teklifinde yer alıyor. Teklifin 11. maddesi ile yapılan uyum düzenlemesinde başbakan ve bakanlara ilişkin yasaklarda düzenlemeye gidilecek.

“Başbakan ve bakanlara ilişkin yasaklar” kapsamında yer alan “Seçim propagandasının başlangıç tarihinden oy verme gününü takip eden güne kadar olan süre içinde başbakan ve bakanlarla milletvekilleri yurt içinde yapacakları seçim propagandası ile ilgili gezileri, makam otomobilleri ve resmi hizmete tahsis edilen vasıtalarla yapamazlar, gezilerde protokol icabı olan karşılama ve uğurlamalarla törenler yapılamaz ve resmi ziyafet verilemez” ve “Seçim propagandasının başlangıç tarihinden oy verme gününü takip eden güne kadar geçen süre içinde başbakan, bakanlar, milletvekilleri ve adayların seçim propagandası yapacak gezilere hiçbir memur katılamaz” maddelerinde geçen ‘başbakan’ ibaresi kaldırılacak. Kanun teklifinde, partili cumhurbaşkanına yönelik propaganda yasağına ilişkin bir düzenleme yer almadı.

Sandık kurulu kurayla belirlenecek

Meclis Başkanlığı’na sunulan çalışmada Seçim Kurulu’na ilişkin de yeni bir düzenleme var. Bu düzenlemeye göre il seçim kurulu başkan ve üyeleri ile yedek üyelerinin birinci sınıfa ayrılmış hakimler arasından kura çekmek suretiyle belirlenecek.

Ayrıca Mahalli İdareler ile Mahalli Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun uyarınca yapılacak seçimlerde, yerleşim yeri adresine göre oluşturulan bir yıl önceki seçmen kütüğü üzerinden güncelleme işlemleri yapılacak.

Adresi kapanmış olması sebebiyle adres kayıt sisteminde gözükmeyenler en son seçmen olduğu adrese göre seçmen listelerine kaydedilecek.

Seçim sonucuna göre ilk sırada yer alan muhtar adayı seçilme yeterliliğine sahip olduğunu en geç bir ay içinde belgelendirmesi halinde kendisine seçim kazandığına dair ilçe seçim kurulunca mazbata verilecek.

Ak Parti ve MHP’nin yaklaşık iki yıldır üzerinde çalıştığı teklifi IstanPol Genel Direktörü ve Siyaset Bilimci Seren Selvin Korkmaz ve Siyasal Araştırmacı Dr. İbrahim Uslu değerlendirdi.

IstanPol Genel Direktörü ve Siyaset Bilimci Seren Selvin Korkmaz, seçime az bir süre kala iktidar partisi ve ortağının attığı bu adımların altında muhalefeti bölme amacının olduğu görüşünde.

”En son muhalefet güçlendirilmiş parlamenter sistem önerisi ile bir araya geldi. HDP de üçüncü ittifakı kuracaktı. Şimdi iktidar buna karşı önlem aldı. Aslında tam da bu stratejiyi bölen, hatta seçime az bir zaman kala muhalefeti strateji değiştirmeye iten bir adım atmış oldu. Burada DEVA ve Gelecek Partisi gibi partilerin bir anlamda etkili olmasını engelleyerek, kendi kararsız seçmeninin de muhalefete kaymasının önüne geçecek bir önlem almış oldu.”

Siyaset Bilimci Seren Selvin Korkmaz’a göre yapılan düzenlemeler seçmenin iradesinin yansıması için değil, tam aksine iktidarın kazanması için yapılan düzenlemeler.

Siyaset Bilimci Seren Selvin Korkmaz, seçim barajının yüzde 7’ye düşürülüp demokratikleşme adımı olarak yansıtılmak istenmesini inandırıcı bulunmuyor ve AK Parti’nin seçim sistemini kendisinin kazanabileceği şekilde düzenlediği kanısında.

”Gelecek seçim otoriterleşme ve demokratikleşme arasında olacak”

Yapılan bu düzenlemeyle muhalefetin manevra alanının kısıtlanmak istendiğine dikkat çeken Korkmaz, gelecek seçimin otoriterleşme ve demokratikleşme arasında olacağını söylüyor.

”Barajın yüzde 7’ye çekilmesiyle geniş muhalefet bloğunu dağıtmak istemiş olabilirler. İktidar en son kendi lehine ittifakları ortaya çıkardı, muhalefet karşısına bir formül geliştirdi. Bu sefer muhalefetin stratejisini boşa çıkaracak bir düzenleme geliştirdiler. O yüzden şu an bu seçim sistemi muhalefetin aday dinamiklerini etkileyebilir. Ama tek bir şey var, bu seçim otoriterleşme ve demokratikleşme arasında olacak. Dolayısıyla yine muhalefetin her türlü ayrışmayı anlamsız kılacak bir şekilde yeni bir strateji geliştirmesi lazım. Tek sıkıntı zamanın az kalmış olması, il il bakıp bir formülasyon yapılması gerekiyor. Bu kadar az zamanda yapılan değişiklik demokratikleşmeye hizmet etmek için değil, muhalefetin manevra alanını kısıtlamak ve iktidarın kazanması için yapılan bir manipülasyon değişimidir. Seçim güvenliği ile ilgili de sorunlar çıkaracaktır.”

Her ne kadar mevcuttaki partilerin örgütlenmelerini tamamlasa da bu kanun teklifiyle yeni kurulacak partilerin vekil transferlerinin önünü kesmenin esas alındığını söyleyen IstanPol Genel Direktörü ve Siyaset Bilimci Seren Selvin Korkmaz, ittifak oylarının ittifak partilerine yaramaması istendiğini vurguluyor.

Böyle bir durumda HDP’nin de oy oranının düşebileceği noktasında ayrı bir parantez açıyor Korkmaz.

”Bu listeler seçmen davranışını değiştirebilir. DEVA ve Gelecek Partisi gibi AKP’den ayrılan ama AKP seçmeninin tanıdık olduğu partileri oy pusulasından silip, seçmenin elinin CHP ya da İYİ Parti’ye gitmemesi için yapıldığını düşünüyorum.O nedenle bu senaryolara baktığımızda muhalefet için en doğru şey belki DEVA ve Gelecek partilerinin seçmenlerinin alternatif CHP ve İYİ Parti listelerinden seçime gitmesi. Büyük ihtimalle büyük illerden CHP listelerinden gidildiğini düşünürsek, DEVA ve Gelecek Partisi seçmeninin CHP’ye oy vermeyeceği düşünülmüştür. Bununla birlikte HDP oylarının da düşmesi gibi bir durum olabilir. Yüzde 10 barajında bir motivasyon vardır. Bir de CHP listelerinden girmemek için üçüncü sağ ittifak tartışmaları vardı. Bu da hesaplanmış olabilir. Muhalefetin bu senaryoları nasıl değerlendireceği bu oyunu bozabilir ya da tuzağa da düşürebilir.”

Siyasal Araştırmacı Dr. İbrahim Uslu ise Seçim Kanunu’nda bazı değişiklikler öngören yasa teklifinin, seçim sistemimi açısından yeni bir şey getirmediğini söylüyor.

Uslu’ya göre yapılan 2018’de hayata geçirilen düzenlemelerin kaldırılmasından ibaret. Başka bir ifadeyle sadece son genel seçimde bir kez uygulanan modelden vazgeçip, eski sisteme geri dönülüyor.

”Yeni teklifte özellikle iktidar partilerinin daha fazla milletvekili çıkarmasını yahut muhalefet partilerinin az vekile sahip olmasını sağlamak amacıyla özel bir mühendislik çalışması yer almıyor. Sistem, partilerin aldıkları oylara göre D’Hondt sisteminin ilkeleri uyarınca milletvekili dağılımının yapılması esasına dayanıyor ve her partiye eşit şekilde uygulanıyor. Geçen sefer yapılan mühendisliğin elde patladığı görünüyor. Yani D’Hondt sistemini uygulayacağım diyor. Aslında 2018 sistem garip bir sistemdi. Şimdikinde partinin oyu neyse dağıtırım, vekil çıktı veya çıkmadı deniliyor.”

Siyasal Araştırmacı Dr. İbrahim Uslu teklifin, özellikle küçük partilerin sistem dışında kalması yahut ittifaklardan ayrılmaları için özel düzenlemeler içermediği görüşünde.

Aksine yeniden teklif edilen sistem iddia edilenin aksine ittifakları küçük partiler açısından değil, büyük partiler açısından önemsiz hale getiriyor. Mevcut sistemde zannedilenin aksine “artık oy”lardan yararlananlar küçük partiler değil büyük partiler oluyordu.

Dolayısıyla milletvekili seçiminde büyük partiler açısından ittifakın önemi kalmıyor, ama küçük partilerin hala hem ülke barajını aşabilmek hem de listeler konusunda iş birliği yapabilmek için ittifaklara ihtiyacı var.

O nedenle sistemin büyük partilere avantaj sağlaması için kurulduğunu, özü itibariyle de düşük oy oranlarına sahip partiler için bir dezavantaj yarattığının altını çiziyor.

”Sistemin amacı parlamentodan iktidar çıkarmak yani hükümetin kolay kurulmasının yolunu açmak. Teklif, özellikle küçük partilerin sistem dışında kalması yahut ittifaklardan ayrılmaları için özel düzenlemeler içermiyor. Sistemin doğası zaten düşük oy oranlarına sahip partiler için bir dezavantaj yaratıyor. Çünkü ülke barajının yanı sıra bir de doğal bölge barajları var. Düşük oy oranına sahip partiler, ittifak mekanizması ile ülke barajını aşıyor ancak bölge barajları nedeniyle milletvekili çıkaramıyor.”

Bu teklifle HDP’nin olası bir kapatılma durumunda yeniden partileşme sürecinin de önünün kesilmek istendiğine vurgu yapıyor Siyasal Araştırmacı Dr. İbrahim Uslu.

”Böyle bir durumda, HDP ya seçime yeterliliği olan bir partinin listesinden girecek ya da ittifak içinde. Mevcutta HDP TİP’in listesinden girecek gibi görünüyor. Sonrasında da kendi partilerini kurup bir sonraki seçime katılma ehliyetini kazanacaklar. Ama düzenlemenin amacı HDP kapatılırsa önümüzde bir karar olsun ve HDP’nin seçime girmesini engelleyelim kaygısı. Fakat bu mühendislik işe yaramaz çünkü HDP’nin bunu bypass edecek çok sayıda alternatifi var.”

İktidar ve ortağının bu teklifi kerhen getirdiğini söyleyen Uslu, ortada siyasi bir mühendislik olmadığı görüşünde. Fakat doğal bölge barajlarını aşma konusunda yeterli olmayan partiler için olası dört senaryo çiziyor.

Büyük partilerin listelerinden seçime girmek, CHP dışındaki bütün partilerin İYİ Parti ile tek liste olarak seçime gitmesi, CHP ve İYİ Parti kendi listeleriyle seçime girerken, geri kalan dört partinin kendi aralarında ortak liste çıkarması ve son olarak da yerel seçimlerde olduğu gibi seçim çevresi bazında hareket etmek.

Bu kanun teklifiyle yerel seçimlerde olduğu gibi daha dinamik ve esnek ittifak modelleriyle karşılaşılmasının büyük olasılık olduğunu ifade eden Siyasal Araştırmacı Dr. İbrahim Uslu bu sürecin bir ayrışma yaratmayacağı görüşünde. Tam aksine ilişkiler daha girift hale gelecek, daha da derinleşecek ve güçlenecek.

(Kaynak: euronews)

Paylaşın

Beş Soruda ‘Yeni Seçim Yasası’

Cumhur İttifakı’nın uzun süredir üzerinde çalıştığı ve hafta başında Meclis’e sunduğu Seçim Kanunu değişikliği teklifi, ittifakları tartışmaya açtı. 6 muhalefet partisi, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ortak metni için birlikte hareket ederken DEVA ve Gelecek partilerinin Millet İttifakı’na katılıp katılmayacağı merak ediliyordu.

Ancak, milletvekili seçimleri açısından oy oranı düşük partilerin ittifak içinde kalmasını anlamsız hale getiren düzenleme ile bu hesaplar da yeniden yapılmaya başlandı. Peki, Cumhur İttifakı, Seçim Yasası ile tam olarak neyi hedefledi? İktidar, cumhurbaşkanlığını kaybedip Meclis çoğunluğunu alırsa ne olur? Millet İttifakı seçime nasıl girecek? 5 soruda yeni seçim yasası ve ittifaklar:

Cumhur İttifakı, Seçim Yasası ile tam olarak neyi hedefledi?

DW Türkçe’den Eray Görgülü’nün haberine göre, Ankara’da siyasi kulislerde aylardır en çok konuşulan konuların başında Millet İttifakı’nın genişleyip genişlemeyeceği sorusu geliyordu. 6 muhalefet partisinin geçen yıl Eylül ayında ilk kez Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e ilişkin ortak metin çalışması için aynı masaya oturmasıyla bu yöndeki beklenti daha da artmıştı. 6 partinin genel başkan yardımcılarının sık sık bir araya gelmeye başlaması, kamuoyunda ittifak görüntüsüne neden oldu.

Bu durum, ittifak için önce ilke ve esasların belirlenmesi gerektiğini savunan DEVA ve Gelecek partilerinde rahatsızlık yaratsa da, 6 partinin genel başkanı ilk kez 12 Şubat’ta yuvarlak masada bir araya geldi. Bu toplantıda da genel başkanlar ittifakla ilgili görüş ve önerilerini dile getirirken, Millet İttifakı’na yeni katılımlar için iktidarın üzerinde çalıştığı Seçim Yasası’nın beklenmesi kararlaştırıldı. Bu süreçte kamuoyuna yansıyan anketlerde ise Millet İttifakı’nın, Cumhur İttifakı’nı geçtiği görülüyordu.

ORC’nin 06-13 Mart tarihleri arasında 41 ilde 7 bin 290 vatandaşla yaptığı anket sonucunda göre Cumhur İttifakı’nın oyu yüzde 36,8 olurken, Millet İttifakı’nın oy oranı yüzde 40,6 olarak kaydedildi. Seçim Yasası, işte bu siyasi tablo ışığında hazırlandı.

Yüzde 7 baraj, seçime katılma yeterliliklerinden birisi olan grup kurma şartının kaldırılması beklenen maddelerdi ancak teklifin ikinci maddesi herkes için sürpriz oldu. “Artık oy” uygulamasını sonlandıran düzenleme, oy oranı düşük partilerin ittifak içerisinde yer alması halinde milletvekili çıkartabilmesini neredeyse imkansız hale getirdi.

Mevcut kanuna göre oylar önce ittifak partilerine dağıtılıyor, partiler milletvekili paylaşımı usulüne göre kendi arasında dağıtımını yapıyor. Bu durumda iki milletvekilinin seçildiği bir seçim bölgesinde üçüncü olan parti, ittifakta olduğu için “artık oy”larla ikinci partinin önüne geçip milletvekili çıkartabiliyordu.

İktidar düzenlemeyi, artık oyların sebep olduğu haksızlığın giderilmesi ve temsilde adaletin sağlanması gerektiği gerekçesiyle savundu. Fakat muhalefet ve siyasi analistlere göre, iktidarın birinci hedefi, oy oranı düşük partilerin ittifak içinde kalmasını anlamsız hale getirerek Millet İttifakı’nın genişlemesini engellemek oldu. Bu şekilde, muhafazakar sağ bloktaki Saadet, DEVA ve Gelecek partilerinin Millet İttifakı içerisinde seçime girmesi engellenerek, Cumhurbaşkanlığı kaybedilse bile Meclis’teki parlamento çoğunluğunun korunması amaçlandı.

Cumhur İttifakı, Seçim Yasası’na rağmen baskın ya da erken seçime gitmek isteyebilir mi?
Seçim Kanunu’nda yapılan değişikliklerin yürürlüğe girebilmesi için, Anayasa’ya göre değişikliğin üzerinden en az bir yıl geçmesi gerekiyor. Dolayısıyla Cumhur İttifakı’nın bu düzenlemeyle erken seçimin kapısını kapattığı yorumları yapılıyor.

AKP ve MHP’li yetkililer de, yaptıkları açıklamalarda yasa teklifinin TBMM’ye sunulmasıyla erken seçim tartışmalarını sonlandırdıklarını ifade ettiler. Ancak, muhalefet cephesinde, “erken seçimin yasa değişikliğiyle bir ilgisinin olmadığı, iktidarın ekonomik ve siyasi şartları kendi lehine döndürmesi durumunda yine erken ya da baskın seçime gidebileceği” görüşü de değerlendiriliyor.

Öte yandan Millet İttifakı cephesinden yapılan açıklamalarda 6 partinin iş birliğine devam edeceği güçlü bir şekilde vurgulansa da ittifaka katılması beklenen partilerin durumu, yeni düzenlemeyle belirsizliğe sürüklenmiş durumda. Bu gelişme doğrultusunda kulislerde dillendirilen bir diğer senaryo ise, iktidarın “Millet İttifakı’nı bölme” planını başarması halinde de erken ya da baskın seçime gidebileceği yönünde.

İktidar, Cumhurbaşkanlığını kaybedip, Meclis’teki çoğunluğu elde ederse nasıl bir tablo ortaya çıkar, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçilebilir mi?

Bu sonucun bir benzeri 31 Mart 2019 yerel seçimlerinin ardından İstanbul ve Ankara’da ortaya çıktı. Cumhur İttifakı, seçimi yüzde 51,6’lık oy oranıyla önde tamamlasa da başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere 11 büyükşehir belediyesini İYİ Parti’nin de desteklediği CHP adayları kazandı. Ancak İstanbul ve Ankara’da belediye meclisleri üye sayısındaki çoğunluk Cumhur İttifakı’na geçti. Yani belediye başkanlığı CHP yönetimindeyken, belediye meclislerindeki karar alma yetkisi ise Cumhur İttifakı’nın olmuş oldu.

Ekrem İmamoğlu ile Mansur Yavaş yönetimlerinin halk ekmek büfeleri açılması, kentsel dönüşüm projeleri, işletmelerin kiraya verilmesi gibi kararlarının, Meclis’te AKP ve MHP’li üyeler tarafından reddedilmesi, muhalefetin “Meclis çalıştırılmıyor” eleştirilerine neden oldu. Siyasi kulislerde dillendirilen iddialara göre, Cumhur İttifakı’nın Meclis’teki salt çoğunluğu elde etmesi durumunda İstanbul ve Ankara örneğinde olduğu gibi Meclis’in çalıştırılmaması durumu ortaya çıkabilir. Diğer yandan Cumhurbaşkanlığı seçimini Millet İttifakı’nın kazanması halinde vaatler arasında bulunan Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e de geçişin şeklini de Meclis’teki aritmetik belirleyecek.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e dönüş için Anayasa değişikliği ve bu değişiklik teklifinin de referanduma gidilmeden yapılabilmesi için 600 milletvekilinden en az 400 milletvekilinin oyuna ihtiyaç duyuluyor. Değişikliğin 360 milletvekili tarafından kabul edilmesi halinde ise referanduma gidilmesi gerekiyor. Meclis’te oluşacak aritmetiğe göre Cumhur İttifakı, Millet İttifakı’nı Anayasa değişikliği için referanduma gitmeye de zorlayabileceği, ihtimaller arasında değerlendiriliyor.

Seçim Kanunu değiştiğinde DEVA, Gelecek, Demokrat ve Saadet partileri seçime nasıl girecek?

İktidarın hafta başında açıkladığı Seçim Yasası, Millet İttifakı’nın tüm planlarını değiştirmesine neden oldu. Bu değişikliğin en büyük nedeni ise, “artık oy” uygulamasının sonlandırılarak, oy oranı düşük partilerin ittifak içerisinden milletvekili çıkartabilmesini engelleyecek düzenleme oldu. Zaten, muhalefetten gelen ilk değerlendirmeler de “İttifakı bitirecek düzenleme” şeklindeydi. Ankara’da muhalefet partilerinin genel merkezlerinde ise yeni seçim sistemine ilişkin ince hesaplar yapılmaya başlandı.

İlk değerlendirmelere göre Millet İttifakı ve henüz ittifakta yer almayan DEVA ve Gelecek partilerinin önünde birkaç seçenek bulunuyor. Bunlardan birincisi, Saadet Partisi ve Demokrat Partisi ile DEVA ve Gelecek partilerinin adaylarının, CHP ve İYİ Parti listelerinden seçime girmesi şeklinde. Bir önceki seçimlerde Saadet Parti’li Abdülkadir Karaduman ve Cihangir İslam CHP listelerinden seçime girerken, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal da İYİ Parti listesinden aday olmuştu.

Diğer bir seçeneğin de muhafazakar sağ blokta kalan partilerin yeni bir ittifak kurması yönünde. Ancak, bu seçeneğin gündeme alınması için bu partilerin kuracağı ittifakın yüzde 7 barajını aşıp aşamayacağının net olarak görülmesi gerekiyor. Diğer yandan düşük oy oranına sahip partilerden belirlenmiş adayların o seçim bölgelerinde CHP ve İYİ Parti tarafından desteklenmesi seçeneği üzerinde de duruluyor. Bu şekilde dört partinin de Millet İttifakı çatısı altında seçime girebileceği değerlendiriliyor.

HDP’nin başını çektiği “3. Yol İttifakı” ne yapacak?

Cumhur ve Millet İttifakı dışında girilen 3. Yol arayışı, bu yılın başında HDP’nin çağrısıyla harekete geçmişti. HDP’nin çağrısıyla TKP, TİP, EMEP, Toplumsal Özgürlük Partisi, Emek Partisi ile Sosyalist Meclisler Federasyonu’nun genel başkanı, eş başkan ve MYK üyeleri bir araya gelmişti. Yine HDP’nin çağrısıyla Şubat ayında 8 sol, sosyalist ve devrimci yapı ikinci toplantısını yapmış ve ortak mücadele zemininde hareket etme yönünde bir karara varılmıştı.

3. Yolda da henüz ittifaka ilişkin bir karar alınmazken, HDP içerisinde yeni düzenlemenin büyük partilere yarayacağı yorumları yapılıyor. Millet İttifakı’nda olduğu gibi diğer partilerin 3. Yol ittifakı içerisinde yer alması durumunda milletvekili çıkarması olanaksız hale gelecek. Millet İttifakı’nda olduğu gibi, 3. Yol ittifakında da diğer partilerden adayların HDP listelerinden seçime girmesi seçeneği üzerinde duruluyor.

Paylaşın

Seçim Sistemi Değişikliği Erdoğan’ın Elini Güçlendirebilir

İngiltere’nin önde gelen gazetelerinden Financial Times, dün AK Parti ve MHP’nin gündeme getirdiği “Milletvekili Seçimi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” ile ilgili kapsamlı bir haber yayınladı.

Yapılan teklifin seçim sistemini değiştireceği ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elini güçlendirebileceğini yazan gazete, “Türkiye’de iktidardaki ittifak, seçim yasasını değiştirmek için bir plan yaparak muhalefetin parlamentoda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın partisinden kontrolü almasını engellemeyi amaçlıyor” yorumunu yaptı.

Gazete, “2002’de iktidara gelen Erdoğan’a oy oranı son yılalrda ekonomik krizlerle birlikte azalıyor. 2018’de ülkedeki sistemi değiştirerek daha çok gücü elinde tutan Erdoğan’ın yine de hükümetin yıllık bütçesi gibi birçok kararı parlamentodan geçirmesi gerekiyor” ifadesine yer verdi.

“Erdoğan, avantajlı konuma geçebilir”

Gazeteye konuşan uzmanlar, seçimin yakın sonuçlarda tamamlanması durumunda değişiklik sebebiyle Erdoğan’ın avantajlı konuma geçebileceğini aktarırken, Financial Times, “İktidar bloğu parlamentoda çoğunluğa sahip olduğu için bu yasanın geçmesi olası” yorumunu yaptı.

Financial Times’taki haberde, “Yıllarca Erdoğan’a desteği azaltmaya çalışan muhalefet partileri ilk olarak 2019’da birlik olarak yerel seçimlerde AK Parti’yi yendi ve İstanbul, Ankara ve diğer büyük şehirleri elde etti. Seçim sistemindeki bu beklenmedik değişiklik gücü elinde tutmak için birçok aleti olan Erdoğan’ın karşısındaki muhalefetin karşısına çıkan zorluklardan en yenisi” ifadesi kullanıldı.

Paylaşın

Seçim Yasası TBMM’de: Baraj Yüzde 7’ye Düşüyor

AK Parti ve MHP’nin ortak hazırladığı ve seçim barajının yüzde 10’dan yüzde 7’ye düşmesini öngören Seçim Kanunu teklifi Meclis’e geldi. Teklife göre ittifakın aldığı oy toplamı ülke barajını geçtiği takdirde, seçim çevrelerinde milletvekili hesabı ve dağılımı, ittifak içinde yer alan her bir partinin o seçim çevresinde almış olduğu oy sayısı dikkate alınarak yapılacak.

İttifakı oluşturan siyasi partilerin her birinin çıkaracağı milletvekili sayısı, her seçim bölgesinde ittifak içinde elde ettiği oy sayısı esas alınarak genel D’Hondt uygulamasıyla belirlenecek.

Seçime katılma yeterliliği elde eden parti, Siyasi Partiler Kanunu’nda öngörülen ve parti tüzüğünde belirtilen süreler içerisinde ilçe, il ve büyük kongrelerini üst üste iki defadan fazla ihmal etmemiş olma koşuluyla seçime katılma hakkını muhafaza edecek. Salt TBMM’de grup kurmuş olmak, seçime katılabilmenin yeter şartından biri olamayacak.

Seçim kurulunun belirlenmesi

İl seçim kurulu bir başkan, iki asıl ve iki de yedek üyeden oluşacak. İl seçim kurulu başkan ve asıl üyeleri, iki yılda bir ocak ayının son haftasında, il merkezinde görev yapan ve birinci sınıfa ayrılmış hakimler arasından ilk derece adli yargı adalet komisyonunca yapılan kura çekimiyle tespit edilecek.

Kura çekiminde ilk çıkan başkan, sonraki iki üye asil ve en son çıkan iki üye de yedek üye olarak belirlenecek. Birinci sınıfa ayrılmış yeterli sayıda hakimin olmaması durumunda en kıdemli hakimden başlayarak eksikler tamamlanacak. Bu suretle kurulan il seçim kurulu iki yıl süre ile görev yapacak.

İlçede görev yapan ve birinci sınıfa ayrılmış hakimler arasından, merkez ilçelerde ise il seçim kurulu başkan ve üyelere ilişkin kura çekiminden sonra kalan listeden olacak şekilde il merkezinde görev yapan ve birinci sınıfa ayrılmış hakimler arasından ilk derece adli yargı adalet komisyonunca yapılan kura çekimiyle belirlenen hakim üye, ilçe seçim kuruluna başkanlık edecek.

Birinci sınıfa ayrılmış yeterli sayıda hakimin olmaması durumunda en kıdemli hakim kurulun başkanı olacak. Kura çekimine dahil olmak istemeyen hakimler yazılı olarak komisyona başvuracak. Görev için yeterli sayıda başka hakimin olması halinde kuraya dahil olmak istemeyenler listeden çıkartılacak.

1 yıl önceki seçmen kütüğü üzerinden güncelleme

Sandık kuruluna üye bildirme hakkı olan bir parti; oluru olmadan başka bir parti üyesini sandık kurulu üyesi olarak gösteremeyecek.

Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun uyarınca yapılacak seçimlerde, yerleşim yeri adresine göre oluşturulan bir yıl önceki seçmen kütüğü üzerinden güncelleme işlemleri yapılacak.

Adresi kapanmış olması sebebiyle adres kayıt sisteminde gözükmeyenler, en son seçmen olduğu adrese göre seçmen listelerine kaydedilecek.

Seçim sonucuna göre, ilk sırada yer alan muhtar adayı, seçilme yeterliliğine sahip olduğunu en geç bir ay içinde belgelendirmesi halinde kendisine seçim kazandığına dair ilçe seçim kurulunca mazbata verilecek. Aksi halde ikinciye, daha sonra üçüncüye ve nihayet seçilme ehliyetine sahip aday bulunana kadar bu işlem yapılacak. İlçe seçim kurulunun bu hususta vermiş olduğu kararlara karşı iki gün içerisinde il seçim kuruluna itiraz edilebilecek. İl seçim kurulunun vermiş olduğu kararlar kesin olacak.

İl seçim kurulu başkan ve üyeleri ile ilçe seçim kurulu başkanları, teklifin kanunlaşarak yürürlüğe girmesinden itibaren 3 ay içinde, yapılan değişikliklere göre yeniden belirlenecek. Bu şekilde belirlenen başkan ve üyeler, önceki başkan ve üyelerin görev süresini tamamlayacak.

Teklifle, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine paralel olarak Seçim Kanunu’ndaki “Başbakan” ibareleri kanundan çıkartılıyor.

Teklifin genel gerekçesinde, “Bu kanun teklifi değişikliği ile ülkemizin yükselmiş olan demokrasi çıtasının ve standardının daha da yükselmesi, demokratik ülkeler arasında yerinin daha da sağlamlaşması, Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi ile ulaşılan yönetimde istikrarın temsilde adalet ile güçlendirilmesi amaçlanmaktadır.” denildi.

Paylaşın