Suriye’de SDG İle Geçiş Hükümeti Güçleri Arasında Şiddetli Çatışmalar

Suriye Demokratik Güçleri (SDG ) ile Suriye Geçiş Hükümeti Savunma Bakanlığı’na bağlı güçler arasında Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde şiddetli çatışmalar çıktı.

Haber Merkezi / SDG bağlantılı Hawar Haber Ajansı’na göre, geçiş hükümeti güçlerinin mahalle girişlerini kapatmasını protesto eden gösteriler sırasında çok sayıda sivil göz yaşartıcı gazdan etkilendi.

Ajans, hükümet güçlerinin bölgeyi havan topları ile bombalayarak durumu daha da kötüleştirdiğini bildirdi.

Suriye’nin resmi haber ajansı SANA, SDG üyelerinin iki mahalle yakınlarındaki geçiş hükümeti kontrol noktalarını hedef aldığını, bir geçiş hükümeti gücü mensubunun hayatını kaybettiğini, üç kişinin de yaralandığını bildirdi. 

İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), geçiş hükümeti güçlerinin Şeyh Maksud mahallesine yönelik saldırı girişimine ilişkin yaptığı açıklamada, geçiş hükümeti güçlerinin ağır ve orta boy silahlar kullandığı ifadelerine yer verdi.

Gözlemevi, hükümet güçlerinin Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine tüm girişleri kapatarak mahalleleri fiilen kuşatma altına aldığını bildirdi. İki mahalle SDG kontrolünde, ancak giriş ve çıkışlar geçici hükümet güçlerinin denetimi altında.

Çatışmalar, Halep’teki kilit ilçelerin kontrolü konusunda SDG ile hükümet güçleri arasında aylardır süren sürtüşmelerin ardından geldi.

SDG komutanı Mazlum Abdi ile Suriye lideri Ahmed el-Şara arasında 10 Mart’ta imzalanan anlaşmaya göre, iki mahalle ulusal kurumlara entegre edilecek, ancak SDG yönetimi altında kalacaktı.

Paylaşın

Suriye’de HTŞ, SDG, Türkiye Ve ABD Arasında Dörtlü Mutabakat

Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Kuzey ve Doğu Suriye’de Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) yanı sıra Türkiye ve ABD’nin de yer aldığı bir mutabakat sağlandığını açıkladı.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın geçen hafta Şeybani ile düzenlediği ortak basın toplantısında SDG ile ilgili ifadeleri tansiyonu yükseltmişti.

Suriye’de 8 Aralık 2024’te yönetimi ele geçiren cihatçı örgüt Heyet Tahrir el Şam’ın (HTŞ) lideri Ebu Muhammed el Colani (Ahmed eş Şara), Kuzey ve Doğu Suriye’de SDG’nin yanı sıra Türkiye ve ABD’nin de yer aldığı  bir mutabakat sağlandığını açıkladı. Colani, İdlib’de yaptığı açıklamalarda, “İyimserim, bu dosya birkaç ay içinde çözülecek” dedi.

HTŞ yönetiminin resmi haber ajansı SANA’da yer alan habere göre; Colani, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile on yıldır ilk kez bir mutabakata vardıklarını belirtti. Colani, “Sadece SDG ile değil, Türkiye ve ABD’nin de yer aldığı dört taraflı bir anlaşma zemini oluştu. Bu dört taraf bir konuda uzlaşırsa, o gerçekleşir” dedi.

SDG ile yapılan anlaşmanın, sivil ve askeri kurumların entegrasyonunu içerdiğini aktaran Colani, 10 Mart’ta SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi ile imzalanan protokolü hatırlattı. SDG’nin “söylemleriyle uygulamalarının çeliştiğini” iddia eden Colani, barışçıl çözüme yönelik uluslararası baskının arttığını belirtti ve “İyimserim, bu dosya birkaç ay içinde çözülecek” dedi.

Konuşmasının devamında Suriye topraklarının bütünlüğünü koruyacaklarını vurgulayan Colani, “Suriye, bir karış toprak bile kaybetmeyecek” diye konuştu.

Süveyda’da yaşanan çatışmalara ve sivillerin infazına dair de konuşan Colani, “Bu çatışma, Bedeviler ile Dürziler arasında yüz elli yıldır süren derin bir sorundur” iddiasını öne sürdü. “Devletin amacı bu anlaşmazlığı bastırmak değil, yönetmektir” ifadelerini kullandı.

Süveyda’daki hak ihlallerini kabul eden Colani, “İhlaller sadece Bedevilerden Dürzilere yönelik değildi. Dürzilerin de Bedevilere karşı birçok ihlali oldu ve tüm bunlar belgelendi. Suriye’deki bazı güvenlik ve ordu mensupları da bazı ihlallerde bulundu. Sorunlarımızı tamamen şeffaf bir şekilde çözmeye çalıştık” diye konuştu.

Süveyda’daki çatışmaların İsrail tarafından kullanıldığını söyleyen Colani, “çözüm” adımlarını ise “Ateşkesin sağlanması, yerinden edilenlerin dönüşü, toplumsal barış, ihlal faillerinden hesap sorulması, SDG ile Türkiye ve ABD dahil dörtlü mutabakat” şeklinde sıraladı.

AFP,  geçen hafta Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Yürütme Konseyi Eş Başkanı İlham Ahmed ile HTŞ yönetiminin Dışişleri Bakanı Hasan Esad Şeybani’nin, ademimerkeziyetçi bir sistem için uygun bir yöntem üzerine görüştüğünü aktarmıştı.

Ajansa konuşan Kürt kaynağa göre, toplantı HTŞ yönetiminin talebi üzerine, geçtiğimiz pazartesi akşamı düzenlenmişti. Habere göre her iki taraf da görüşmelerin uluslararası gözetim altında, komiteler aracılığıyla devam etmesi gerektiğini vurgulamış ve askeri seçeneğe başvurulmayacağı konusunda mutabakata varmıştı.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın geçen hafta Şeybani ile düzenlediği ortak basın toplantısında SDG ile ilgili ifadeleri tansiyonu yükseltmişti.

Fidan, “Örgütün ne 10 Mart’tan sonra ne Türkiye’de yürüyen süreçten sonra Suriye’de güven telkin edici, silahlı hareketteki tehdidi ortadan kaldırdığını ifade eden bir gelişmeyi görmüyoruz. Tam tersine gerek Şam’daki gerek Ankara’daki süreçleri örgütün ömrünü uzatmak ve ortaya çıkacak muhtemel bir krizde faydayı maksimize etmek için bir bekleyiş içerisinde olduğunu görüyoruz. Kusura bakmayın kimse enayi değil, biz enayi değiliz” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

ABD, Suriye Geçici Yönetiminin Kürtlerle Anlaşmasını Memnuniyetle Karşıladı

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, “ABD, Suriye geçici yönetimi ile SDG arasında yakın zamanda duyurulan, kuzeydoğuyu birleşik bir Suriye’ye entegre etme anlaşmasını memnuniyetle karşılıyor” dedi.

Haber Merkezi / Anlaşma, Aralık ayında Heyet Tahrir Şam liderliğindeki silahlı güçlerin uzun süredir iktidarda olan Beşar Esad’ı devirmesinden bu yana ülkedeki en önemli siyasi gelişmelerden biri olarak görülüyor.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Suriye’deki Heyet Tahrir Şam (HTŞ) yönetimi ile ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında varılan anlaşmaya ilişkin açıklamada bulundu. Rubio, şu ifadeleri kullandı:

ABD, Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye Geçici Yönetimi arasında yakın zamanda duyurulan, kuzeydoğuyu birleşik bir Suriye’ye entegre etmek için yapılan anlaşmayı memnuniyetle karşılıyor.

Amerika Birleşik Devletleri, daha fazla çatışmayı önlemek için en iyi yol olarak güvenilir, mezhepçi olmayan bir yönetim sergileyen siyasi geçişi desteklediğini bir kez daha teyit eder.”

Suriye’nin kuzeydoğusunda IŞİD’den boşalan bölgelerde yarı özerk bir yönetim oluşturan SDG’nin omurgasını, Türkiye’nin terör örgütü olarak gördüğü Halk Savunma Birlikleri (YPG) oluşturuyor.

Suriye Cumhurbaşkanlığından hafta başında yapılan açıklamada, ABD destekli SDG ile imzalanan anlaşma uyarınca Kürt yarı özerk yönetimine bağlı kurumların ulusal hükümete katılacağı duyurulmuştu.

Kamuoyuna yansıyan sekiz maddelik anlaşma, “sınır kontrol noktaları, havaalanları, petrol ve doğal gaz sahaları dahil, Suriye’nin kuzeydoğusundaki tüm sivil ve askerî kurumların Suriye devletine entegrasyonunu” öngörüyor.

Anlaşmayla Kürt toplumunun Suriye’nin asli unsuru olduğu teyit edilerek vatandaşlık ve anayasal hakları güvence altına alınıyor.

Ancak anlaşma metninde silah bırakma ifadesinin yer almaması, SDG’nin askerî unsurlarının Suriye ordusuna ne şekilde entegre edileceğinin net olmaması, soru işaretlerine yol açmıştı.

Bu tür detayların, anlaşmada öngörüldüğü üzere kurulacak yürütme komitelerinin çalışmaları sonucu yıl sonuna kadar açıklığa kavuşturulması hedefleniyor.

SDG ne zaman kuruldu?

Suriyeli Kürtler, 2012 yılında özerklik ilan etti. 2018 yılında da Rojava olarak bilinen bölgede Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi kuruldu.

SDG ise ABD desteğiyle Suriye’nin kuzeydoğusundaki bölgelerde IŞİD’le mücadele etmek üzere 2015 yılında kuruldu.

SDG’nin ana gövdesini Kürtlerin kurduğu Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) silahlı kanadı Halk Savunma Birlikleri (YPG) ile Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) oluşturuyor.

YPG’nin kontrolündeki cezaevlerinde sayıları 10 bini bulan IŞİD üyeleri tutuluyor.

Fırat’ın doğusunu oluşturan bölgede önemli petrol ve gaz rezervleri de yer alıyor. Suriye, 2018 yılı verilerine göre 2.5 milyar varil petrol rezervine sahip.

Suudi Arabistan’ın petrol rezervi 297 milyar, İran’ın 155 milyar, Irak’ın ise 147 milyar varil.

Petrol sahalarının büyük bölümü Suriye’nin doğusunda, Irak sınırı ile kuzeydoğuda Haseke yakınlarındaki Deyr ez Zor vilayetinde bulunuyor.

Paylaşın

SDG İle SMO Arasında Şiddetli Çatışmalar: 31 Ölü

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında devam eden çatışmalarda, tarafların 31 kayıp verdiğini bildirdi.

Suriye’nin kuzeyinin büyük bir kısmı, ana unsuru olan YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) altında. SDG, 2019 yılında ABD desteğiyle ülkede IŞİD’in yenilgiye uğratılmasına öncülük etmişti. Türkiye, YPG’nin PKK’nın Suriye kolu olduğunu söylüyor. PKK, ABD’nin de terör örgütü listesinde yer alıyor.

İngiltere merkezli gözlemevi SOHR, Halep’in kuzeydoğusundaki Menbiç bölgesinde çıkan çatışmalarda, Suriye Milli Ordusu’nun (SMO) 7 kayıp verdiğini bildirdi. SOHR, Menbiç şehrine sızdığını da belirtti.

Gözlemevinin açıklamasında, bir gün önce de Halep vilayetinde SMO’nun 6, SDG’nin 3 kayıp verdiğini kaydetti. SDG yaptığı açıklamada, Fırat Nehri üzerindeki stratejik bir köprünün yakınında “Türk işgaline ait iki radar, bir sinyal bozucu sistem ve bir tankı” imha eden saldırılar düzenlediğini açıkladı.

SOHR, köprü ve Tişrin Barajı yakınlarında yaşanan şiddetli çatışmalarda Suriye Milli Ordusu’nun (SMO) 13 üyesi ile SDG’nin iki üyesinin öldürüldüğünü bildirdi.

SOHR, bölgedeki çatışmaların yaklaşık üç haftadır “her iki tarafın da ilerleme çabası” nedeniyle sürdüğünü söyledi. Türkiye, 2016’dan bu yana SDG bölgelerine çok sayıda operasyon düzenlerken, SMO son haftalarda Suriye’nin kuzeyinde SDG’nin kontrolündeki birkaç kasabayı ele geçirdi.

Suriye’de çatışmalar, Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) liderliğindeki silahlı grupların 8 Aralık’ta uzun süredir iktidarda olan Beşar Esat’ı devirmesinden bu yana devam ediyor.

El-Şara’dan DSG’ye ulusal ordu çağrısı

Uzun zamandır Türkiye ile ilişkileri bulunan HTŞ’nin ve Suriye’deki yeni yönetimin fiili lideri Ahmed el-Şara, El Arabiya televizyonuna yaptığı açıklamada, DSG liderliğindeki güçlerin ulusal orduya entegre edilmesi gerektiğini söyledi.

El-Şara, “Silahlar sadece devletin elinde olmalı. Silahlı olan ve Savunma Bakanlığı’na katılmaya yetkili olan herkesi memnuniyetle karşılayacağız” dedi. El-Şara, “Bu şartlar ve koşullar altında uygun bir çözüm bulmak üzere SDG ile bir müzakere diyaloğu başlatacağız” diye konuştu.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

ABD: SDG’ye Yönelik Politikamızda Herhangi Bir Değişiklik Yok

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew, “SDG (Suriye Demokratik Güçleri), ABD’nin önemli bir ortağıdır. Onlara yönelik politikamızda herhangi bir değişiklik söz konusu değildir” dedi.

Öte yandan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken görüşmesinde, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve siyasi birliğinin önemini vurgulandığı aktarıldı.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller, günlük basın toplantısında, Suriye’deki son gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. ABD’li yetkili, Şam’da kontrolü alan Heyet Tahrir Şam’ın (HTŞ) ‘terör örgütleri’ listesinden çıkarılmasına ilişkin yeni gelişme ve mevcut yaptırımlar dışında açıklayacağı yeni durum olmadığını söyledi.

HTŞ’nin terör örgütleri listesinden çıkarılması ihtimaline ilişkin yeni gelişme olmadığını belirten Miller, HTŞ’yi hedef alan mevcut yaptırımlar dışında bu konuda açıklayacağı yeni bir durumun da bulunmadığını ifade etti. “HTŞ’den bazı umut verici açıklamalar duyduk” diyen Miller, HTŞ’nin ileriye yönelik adımlarını takip edeceklerini kaydetti.

Miller, Menbic’te Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) arasında yaşanan çatışmalara ilişkin soruları da yanıtladı. SMO’nun Menbic’in tamamını ele geçirdiği iddialarının ardından, ABD ve Türkiye’nin SDG’nin Menbic’den güvenli bir şekilde çekilmesini sağlama konusunda anlaşmaya vardığı iddia edilmişti.

ABD’li yetkili, “SDG ile Türkiye arasında koordinasyon sağlıyor musunuz?” sorusuna şu yanıtı verdi: “Bu konuda ilgili tüm taraflara ilişkin tutumumuz açık, gerilimin tırmanmasını istemiyoruz; bu istikrarsızlık döneminden yararlanıp Suriye’de kendi konumunu daha da güçlendirmeye çalışan kimseyi görmek istemiyoruz.

Bu durumu bölgede tüm ilgili taraflara net bir şekilde iletiyoruz. SDG’nin IŞİD’e karşı mücadeleyi sürdürme, IŞİD militanlarının tutulduğu cezaevlerini güvence altına alma gibi önemli görevleri yerine getirdiğini düşündüğümüzde, bu görevlerinden hiçbir şekilde dikkatlerinin dağılmasını istemiyoruz. Bölgedeki ilgili taraflara bunu net bir şekilde anlatmaya devam edeceğiz.”

Miller, Washington yönetiminin SDG’ye desteğine ilişkin ‘herhangi bir değişiklik olmadığını’ dile getirdi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, “SDG, ABD’nin önemli bir ortağıdır. Onlara yönelik politikamızda herhangi bir değişiklik söz konusu değildir” ifadelerini kullandı.

Hakan Fidan’dan toprak bütünlüğü vurgusu

Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, son 10 günde üçüncü kez telefonda Suriye’deki gelişmeleri ele aldı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller’ın, dün yapılan son görüşme hakkında yaptığı açıklamaya göre, Blinken, Suriye’de iktidarın BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı Kararı’nın ruhuna uygun şekilde ve Suriyelilerin yürüttüğü kapsayıcı bir süreç dahilinde barışçıl yollardan devredilmesine duyulan ihtiyacı dile getirdi.

Blinken, ayrıca IŞİD’le Küresel Mücadele Koalisyonu’nun Suriye’deki misyonuna devam etmesinin ve hassas durumdaki gruplar da dahil olmak üzere sivillerin ve ülke genelindeki sivil altyapının korunmasını sağlamanın gerekliliğine vurgu yaptı.

Bakan Blinken, Suriye’deki tüm aktörlerin insan haklarına saygılı olmasının ve uluslararası insancıl hukuku uygulamasının gerekliliğini de ifade etti.

Dışişleri Bakanlığı kaynaklardan edinilen bilgiye göre ise Bakan Fidan, Blinken’a Suriye’nin toprak bütünlüğünün ve siyasi birliğinin önemini vurguladı. Fidan, silahlı grupların Suriye’deki durumdan istifade etmesine Türkiye’nin asla izin vermeyeceğini belirtti.

Yıllardır ihmal edilmiş olan altyapının yeniden inşası için uluslararası toplumun Suriye halkına destek olmasının önemli olduğunu aktaran Fidan, insani yardımın Suriye’ye kesintisiz ulaştırılması için de çaba gösterilmesi gerektiğini ifade etti.

Ayrıca ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, pazartesi günü yaptığı bir konuşmada, Beşar Esad’ın devrilmesinden sonra IŞİD’in Suriye’de yeniden güç kazanmasını engellemeye kararlı oldukları mesajını verdi.

Blinken, “IŞİD bu dönemi kabiliyetlerini yeniden tesis etmek ve güvenli sığınaklar yaratmak için kullanmaya çalışacaktır. Haftasonu gerçekleştirdiğimiz hassas saldırıların da gösterdiği gibi, bunun olmasına izin vermemeye kararlıyız” dedi.

Suriye’de IŞİD’in 2019’da bastırılmasının ardından örgütün kalıntılarına karşı mücadele eden küresel koalisyonun içinde ABD birlikleri bulunuyor. ABD’nin askeri unsurları, Suriye’nin doğusu ve kuzeydoğusunda konuşlanmış durumda.

Blinken, dünkü konuşmasında “Suriye’nin kuzeydoğusundaki durumla ilgili olarak bölgedeki ortaklarımızla yakın temas halindeyiz ve tüm taraflara gerilimi tırmandırmama ve sivil nüfusu koruma ihtiyacının altını çiziyoruz” mesajı da verdi.

Paylaşın

ABD, Suriye’de SDG’yi Desteklemeye Devam Edecek

Üst düzey bir ABD’li yetkili, Beşar Esad rejiminin devrilmesinin, Irak Şam İslam Devleti’ne (IŞİD) karşı mücadelede Washington’ın en sadık müttefiklerinden birine verdiği desteği etkilemeyeceğini söyledi.

ABD Başkanı Joe Biden da, dün yaptığı açıklamada, Washington’un Suriye’yi ya da SDG’yi bu zorluklarla tek başına yüzleşmeye bırakmaya niyeti olmadığını söylemişti.

VOA Türkçe’de yer alan habere göre; Üst düzey Amerikalı yetkililere göre Suriye’de Esat rejiminin düşmesi, Washington’un terör örgütü IŞİD’e karşı mücadelede en sadık müttefiklerinden birine verdiği desteği en azından şimdilik etkilemeyecek.

Rus yetkililerin, eski Suriye lideri Beşar Esat’ın Şam’dan kaçarak Moskova’ya sığındığını doğrulamasından birkaç saat sonra ve isyancı güçlerin Suriye’nin başkenti Şam’a girmesinden bir gün sonra konuşan Amerikalı yetkililer, çoğu ülkenin kuzeydoğusunda Kürtler’in liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile birlikte çalışan yaklaşık 900 askeri bulunan ABD’nin, Suriye’deki askeri varlığını değiştirmeyi planlamadıklarını söyledi.

ABD yönetiminden üst düzey bir yetkili Pazar günü yaptığı açıklamada, hassas bilgileri tartışmak için isminin açıklanmaması kaydıyla gazetecilere bilgi verirken, ABD’nin Suriye’nin doğusundaki mevzilerini korumasının “yapmayı sürdürecekleri bir şey” olduğunu söyledi.

Yetkili, “ABD’nin varlığının o bölgelerin istikrarı ve IŞİD’in yeniden dirilme çabalarının engellenmesi ve aynı zamanda SDG’nin ve Doğu’da istikrarı korumak için birlikte çalıştığımız grupların bütünlüğü için kritik öneme sahip olduğunu düşünüyoruz” dedi.

Kürt ve Arap milislerden oluşan bir ittifak olan SDG, 2015 yılında kuruldu ve 30 bin ila 40 bin savaşçıdan oluşan bir güç toplayarak DAEŞ olarak da bilinen terör örgütünün Suriye’de kendine başkent ilan ettiği Rakka dahil geniş toprak parçalarında hakimiyetini bozmada kilit rol oynadı.

Kuruluşundan dört yıl sonra, Mart 2019’da SDG, IŞİD’in Suriye’deki son kalesi olan Bağuz kasabasının düştüğünü duyurdu. Ancak IŞİD’in Suriye’de ilan ettiği hilafetin yenilgiye uğratılmasının bir bedeli oldu. SDG yetkilileri yıllarca süren operasyonlarda yaklaşık 11 bin savaşçının öldüğünü tahmin ediyor. Terör örgütünün kalıntılarıyla çatışmalar da devam etti.

“IŞİD faaliyetlerinde artış” uyarısı

Bu yılın başlarında hem ABD hem de Birleşmiş Milletler üyesi devletler tarafından paylaşılan istihbarat, özellikle Suriye’nin orta kesimlerindeki çöllük bölgede küçük hücrelerin IŞİD faaliyetlerinde bir artışa işaret ediyor ve burayı terör örgütü için büyüyen bir lojistik merkez olarak tanımlıyordu.

Çeşitli tahminler Suriye ve Irak’taki IŞİD savaşçılarının sayısının 2 bin 500 ila 5 bine ulaştığı yönünde. Suriye ve Irak’taki ABD güçlerini denetleyen ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), geçen Temmuz ayında, IŞİD’in “2023 yılında üstlendiği toplam saldırı sayısını iki katından fazla arttırma” yolunda olduğu uyarısı yaptı.

IŞİD ayrıca, Suriye’nin kuzeydoğusunda idaresi SDG’de olan 20 kadar hapishanede tutulan ve üst düzey bir Amerikalı yetkili tarafından “dünyadaki en büyük terörist savaşçılar topluluğu” olarak tanımlanan 9 bin kadar savaşçısını serbest bırakmak için defalarca girişimde bulundu.

SDG bir yandan da çoğu IŞİD’e sadık aileler ve 12 yaş altı çocuklardan oluşan yaklaşık 30 bin kişiyi barındıran El Hol ve El Roj gibi, yerlerinden edilmiş Suriyeliler’in yaşadığı kampların güvenliğini sağlamakla görevlendirildi.

ABD Başkanı Joe Biden Pazar günü yaptığı açıklamada Washington’un Suriye’yi ya da SDG’yi bu zorluklarla tek başına yüzleşmeye bırakmaya niyeti olmadığını söyledi. Başkan, “IŞİD savaşçılarının esir olarak tutulduğu gözaltı tesislerinin güvenliği dahil, IŞİD’e karşı görevimiz sürdürülecektir” dedi.

Biden, “IŞİD’in herhangi bir boşluktan faydalanarak kabiliyetlerini yeniden tesis etmeye ve güvenli bir sığınak yaratmaya çalışacağı konusunda gözümüzü dört açıyoruz. Bunun olmasına izin vermeyeceğiz” diye konuştu. Biden, ABD güçlerinin Pazar günü IŞİD kamplarına ve mensuplarına karşı onlarca hava saldırısı gerçekleştirdiğini söyleyerek, Washington’un kararlılığının altını çizdi.

CENTCOM, operasyonda uzun menzilli bombardıman uçakları, savaş uçakları ve yakın hava desteğinin birarada kullanılarak 75’ten fazla hedefin vurulduğunu açıkladı.

“IŞİD savaşçıları ve liderlerinden oluşan önemli bir topluluğu hedef aldık” diyen üst düzey yönetim yetkilisi, Pazar günü erken saatlerde onaylanan saldırılar sırasında ABD savaş uçaklarının yaklaşık 140 mühimmat attığını da sözlerine ekledi. Yetkili, “IŞİD’lilerin o bölgede toplanması ve alanın büyüklüğü göz önüne alındığında bunun önemli bir saldırı olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Ancak ABD’nin istikrarsızlıkla ilgili kaygıları IŞİD’den kaynaklanan tehdidin ötesine uzanıyor. SDG ile Türkiye arasında süregelen gerilimin de ek istikrarsızlık ve tehlike getirebileceğine dair korkular var. Daha şimdiden Suriye’nin kuzeyinde Türkiye destekli güçler ile SDG arasında çatışmalar yaşandığına dair haberler geliyor.

Türkiye ayrıca ABD’nin Kürtler’in öncülüğündeki SDG ile ittifakına uzun süredir itiraz ediyor ve savaşçıların birçoğunun hem Ankara hem de Washington’un terör örgütü listesindeki PKK’nin Suriye kolu olan PYD/YPG birlikleri olduğunu savunuyor. ABD, SDG ve YPG’yi farklı oluşumlar olarak görse de Türkiye’ye göre aynılar.

Amerikalı yetkililer Pazar günü yaptıkları açıklamada ABD Savunma Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin Türk mevkidaşlarıyla üst düzey görüşmeler gerçekleştirdiklerini ve bu görüşmeleri “yapıcı” olarak nitelendirdiklerini belirttiler. İsmini vermeyen yetkili, “Ek çatışmalar, ek cepheler açılması kimsenin çıkarına değil” dedi.

Ancak bazı analistler, Biden’ın Pazar günü ABD’nin Suriye’nin diğer komşularına ulaşma yollarını tartışırken Türkiye’den bahsetmemesine işaret ederek, Türk-Kürt geriliminin bu kadar kolay çözülmeyeceğinden endişelerini dile getirdi.

Suriye ve Irak’ta ABD öncülüğündeki IŞİD karşıtı koalisyonun eski sözcüsü Myles Caggins, “Bu da perde arkasında Amerikalı diplomatlar ile Türk yetkililer arasında Suriye’nin kuzey ve doğusundaki bazı bölgeleri işgal etme amaçlarına yönelik entrikaların devam ettiğini gösteriyor. Bu da Suriye Demokratik Güçlerini ve Kürtler’in liderliğindeki özerk yönetim altında yaşayan sivilleri tehlikeye atmak anlamına geliyor” dedi.

Çalışmalarını New Lines Enstitüsü’nde sürdüren Caggins, VOA’e yaptığı açıklamada, “Başkan Biden, ABD güçlerinin IŞİD karşıtı misyonu sürdürmek için öngörülebilir gelecekte Suriye’nin kuzeyinde ve doğusunda kalacağını çok açık bir şekilde ifade etti. ABD hükümeti, SDG’ye ve Kuzeydoğu Suriye halkına verdiği güçlü desteği sergileme ve vurgulama fırsatına sahip” diye konuştu.

Paylaşın

ABD’nin Desteklediği SDG Deyr Ez Zor’u Ele Geçirdi

İç savaşın başladığı 2011 yılından bu yana birkaç kez el değiştiren Deyr-ez Zor, ABD’nin desteklediği ve omurgasını YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolüne geçti.

SDG’nin başında bulunan Mazlum Abdi, kendisine bağlı güçlerin, özellikle Halep’te yaşayan Kürtler’i korumak için, Heyet Tahrir el Şam ile “iletişim kanallarına” sahip olduğunu söyledi.

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) desteklediği ve omurgasını YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’nin Suriye’nin doğusunda Deyr ez Zor’u ve Irak’la ana sınır kapısının kontrolünü ele geçirdiği bildirildi. SDF bu iki hamleyle Suriye’nin doğusundaki geniş çöllük alanda kontrolü almış oldu.

Suriye’nin doğusundaki iki güvenlik kaynağı Cuma günü öğleden sonra itibariyle, Suriye Demokratik Güçleri’nin Deyr-ez Zor kentinin kontrolünü tamamen ele geçirdiğini söyledi. Deyr ez Zor, bir hafta içinde Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esat’ın kontrolünden çıkan üçüncü kent oldu.

Kentte irtibatı bulunan Deyr Ez Zor d24 adlı medya platformundan aktivist Ömer Ebu Leyla Reuters’a Suriye hükümeti güçlerinin ve İran’ın desteklediği savaşçıların, Deyr Ez Zor’dan çekildiğini ve Suriye Demokratik Güçleri’nin girdiğini söyledi.

Bu gelişmeden kısa bir süre sonra da, Suriye ordusundan iki kaynak Reuters’a yaptığı açıklamada, Suriye Demokratik Güçleri’nin Suriye ile Irak arasındaki sınır kapısı Ebu Kemal kapısını ele geçirdiğini belirtti.

Deyr ez Zor kenti Suriye’de Beşar Esat karşıtı gösterilerin ardından iç savaşın başladığı 2011 yılından bu yana birkaç kez el değiştirdi. Kent IŞİD tarafından 2014’te ele geçirilmeden önce ilk olarak isyancıların eline geçmişti. Tahran yanlısı Iraklı grupların desteklediği Suriye ordusu 2017 yılında kenti yeniden ele geçirmişti.

Suriye Demokratik Güçleri’nin ilerleyişi, daha önce El Kaide ile bağlantılı olan Heyet Tahrir el-Şam’ın liderliğindeki isyancı grupların Cuma günü Humus kenti kapılarına dayandığı bir zamana rastladı. İsyancı gruplar geçen hafta Halep ve Hama kentlerini ele geçirmiş ve son yıllarda Beşar Esat’a yönelik en ağır darbeyi vurmuştu.

Mazlum Abdi: Kendimizi savunuruz

Suriye Demokratik Güçleri’nin başında bulunan Mazlum Abdi Cuma günü Haseke kentinde düzenlediği basın toplantısında kendisine bağlı güçlerin, özellikle Halep’te yaşayan Kürtler’i korumak için, Heyet Tahrir el Şam ile “iletişim kanallarına” sahip olduğunu söyledi.

Suriye Demokratik Güçleri’nin HTŞ ile çatışmadığını ancak saldırı hedefi olması halinde kendisini savunacağını belirten Mazlum Abdi, kendi kontrolleri altında bulunan bölgelerin korunması için ABD ve Rusya ile temasta olduklarını belirtti.

Suriye Demokratik Güçleri’nin ana omurgasını Halk Savunma Birlikleri (YPG) oluşturuyor. Bu grup içinde yerel bazı Arap unsurlar da bulunuyor. Türkiye YPG’yi ABD’nin de terör örgütü listesinde bulunan PKK’nın Suriye kolu olarak görüyor. Washington ise Suriye Demokratik Güçleri’nin IŞİD’le mücadelede önemli bir ortak olduğunu belirtiyor.

Suriye Demokratik Güçleri daha önce Suriye hükümeti güçleri ve ona yakın Tahran destekli Iraklı savaşçılarla çatışmıştı. Mazlum Abdi, hükümet güçlerinin isyancıların saldırısı karşısında bu kadar hızlı bir şekilde çökmesine şaşırdığını söyledi.

Mazlum Abdi Şubat ayında Reuters’a, İran yanlısı grupların sorumlu tutulduğu ve SDG’den altı savaşçının öldüğü insansız hava araçlı saldırının ardından, Suriye’nin kuzeydoğusuna takviye hava savunmalarının yerleştirilmesi gerektiğini söylemişti.

Paylaşın

Suriye’nin Doğusunda Şiddetli Çatışmalar

Suriye’nin doğusunda yer alan Deyrizor’da Arap aşiretler ile SDG arasında yaşanan çatışmalarda 6 kişinin öldüğü, en az 19 kişinin de yaralandığı duyuruldu. SDG’nin çatışma bölgesine askeri güç takviyesi yaptığı bildirildi.

Zengin petrol yataklarının bulunduğu Deyrizor bölgesinde geçen yıl eylül ayında Arap aşiretleriyle SDG arasında yaşanan çatışmalarda en az 52 kişi hayatını kaybetmişti.

Suriye’nin doğusundaki Deyrizor vilayetinde, Esad rejimi ve İran destekli Arap aşiretleri ile ABD’nin bölgedeki müttefiki Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) bağlı kuvvetler arasında çıkan çatışmalarda en az altı kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, yaşanan çatışmalarda en az 19 kişinin de yaralandığını duyurdu. Gözlemevi, ölen altı kişiden üçünün siviller, diğer üçünün ise Arap aşiret savaşçıları olduğunu kaydetti.

Anadolu Ajansı (AA) muhabirinin yerel kaynaklardan edindiği bilgilere göre ise çatışmalar Suriye’nin doğu kırsalındaki dokuz ayrı noktada yaşandı. Haberde, Arap aşiretlerinin Busayra, İbrehiyye, Elharice, Tayyane, Ebu Hammam, Gazanic, Keşkiyye, Ziban ve Ellatva köylerindeki SDG’nin yol kontrol noktaları ile karargahlarına saldırı düzenlediği aktarıldı.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, çatışmaların Arap savaşçıların saldırısı ile başladığını kaydetti. SDG militanları ise, Arap aşiret savaşçılarının kontrol noktalarındaki ve askeri üslerdeki SDG’lilere ateş açtığını öne sürdü.

Çatışma noktalarından biri olan Ziban, Deyrizor’daki en zengin petrol yataklarından biri olan El Ömer petrol sahasına yalnızca birkaç kilometre mesafede yer alıyor. Söz konusu petrol sahasının içinde SDG savaşçıları ile ABD askerlerinin konuşlandığı bir üs de bulunuyor. SDG’nin bel kemiğini oluşturan Halk Savunma Birlikleri (YPG), Türkiye tarafından PKK’nın Suriye kolu olarak görülüyor ve terör örgütü listesinde yer alıyor.

Bölgede kontrolü elinde tutan SDG, Fırat Nehri’nin doğusunda süresiz sokağa çıkma yasağı kararı aldı ve yasağa uymayanların adli makamlara teslim edileceğini bildirdi. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, SDG’nin çatışma bölgesine askeri güç takviyesi yaptığını duyurdu.

Deyrizor bölgesinde geçen yıl Eylül ayında Arap aşiretleriyle SDG arasında yaşanan çatışmalarda en az 52 kişi hayatını kaybetmişti.

Suriye’de bugüne dek devam eden çatışma ortamı 2011 yılında Beşar Esad hükümetine karşı protestolarla başladı. Şam’ın bu protestolara şiddetle yanıt vermesinin ardından bugüne dek yaşanan iç savaş neticesinde, ülkenin çeşitli bölgelerinde farklı gruplar hüküm sürüyor.

Beşar Esad, son yıllardaki kazanımlarının ardından şu an Suriye topraklarının yaklaşık üçte ikisinde kontrolü elinde bulunduruyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Suriye’nin Doğusunda Şiddetli Çatışmalar: En Az 25 Kişi Hayatını Kaybetti

Merkezinde YPG’nin yer aldığı Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) sokağa çıkma yasağı ilan ettiği Deyrizor’da patlak veren şiddetli çatışmalara en az 25 kişinin hayatını kaybettiği duyuruldu.

Haber Merkezi / ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri (SDG) isimli oluşumdan yapılan açıklamada, “Deyrizor vilayetindeki Dheibane bölgesine sızan silahlı rejim militanları bölgeden çıkarıldı” denildi.

SDG, silahlı kişilerin, “Fırat’ın batı yakasından rejimin kontrolündeki bölgelerden ayrım gözetmeyen bombardıman altında” kente sızdığını ileri sürdü.

Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre, çatışma pazartesi günü başladı, salı gününe kadar devam etti. Bu sırada en az 21 Şam yanlısı militan, 3 SDG üyesi ve bir kadın öldü.

2015 yılından bu yana, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ile mücadelede SDG’ye destek verme gerekçesiyle yüzlerce ABD askerinin konuşlu bulunduğu bölgede, aynı zamanda Suriye’nin en büyük petrol yatakları yer alıyor.

Suriye Demokratik Güçleri (SDG), yaşanan çatışmalardan, Arap milislerin Fırat Nehri’nin doğusuna geçmesine izin verdiğini iddia ettikleri Şam hükümetini sorumlu tutuyor.

Suriye Demokratik Güçlerine göre, gerilim ilk olarak Ağustos ayının sonlarında iki hafta boyunca süren çatışmalarda 25 SDG savaşçının, 29 silahlı Arap aşiret mensubu ve dokuz sivilin öldürülmesiyle patlak vermişti.

Suriye’nin doğusundaki petrol zengini bölgede SDG ile Arap aşiretler arasında tırmanan gerilimde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) araya girmişti. ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “şiddetin mümkün olan en kısa sürede yatışması ve kayıpların önlenmesinde” mutabık kalındığı kaydedilmişti.

SDG sözcüsü, Arap aşiretleriyle yaşanan son çatışmalardan İran ve Şam yönetimini sorumlu tutarak, karışıklık çıkarmak için bölgeye aşiret milisleri gönderildiğini iddia etmişti.

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, ülkenin doğusunda ABD ile ittifak halindeki SDG’yi ayrılıkçı güçler olarak görüyor. SDG ile Ankara tarafından desteklenen Suriyeli muhalif gruplar arasında da sık sık çatışmalar yaşanıyor.

Türkiye’nin PKK’nın Suriye uzantısı ve terör örgütü olarak gördüğü YPG ile ABD arasındaki yakın ilişki, Ankara-Washington hattındaki en pürüzlü konulardan birini oluşturuyor.

Paylaşın

Suriye Demokratik Güçleri, Ülkenin Doğusunda Sokağa Çıkma Yasağı İlan Etti

Merkezinde YPG’nin yer aldığı Suriye Demokratik Güçleri (SDG), ülkenin doğusunda Arap milislerle yeniden alevlenen çatışmaların ardından ikinci bir emre kadar sokağa çıkma yasağı ilan etti.

2015 yılından bu yana, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ile mücadelede SDG’ye destek verme gerekçesiyle yüzlerce ABD askerinin konuşlu bulunduğu bölgede, aynı zamanda Suriye’nin en büyük petrol yatakları yer alıyor.

Televizyon kanalı El Mayadin’in bildirdiğine göre, sokağa çıkma yasağı kararı alınmasına, silahlı Arap kabilelerinin Ziban’a saldırıp, kasabanın bazı kesimlerini ele geçirmeleri neden oldu. Yaşanan çatışmalarda çok sayıda SDG’ye bağlı milisin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

Eyaletteki yerel basında da, çatışmaların yoğunlaşması nedeniyle SDG’ye bağlı bazı militanların bölgeden kaçtığı bildirildi. İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlem Örgütü, çatışmalara katılan bazı Arap savaşçıların, Esad rejimi kontrolündeki bölgelerden geldiğini öne sürdü.

Suriye Demokratik Güçleri (SDG), yaşanan çatışmalardan, Arap milislerin Fırat Nehri’nin doğusuna geçmesine izin verdiğini iddia ettikleri Şam hükümetini sorumlu tutuyor.

Suriye Demokratik Güçlerine göre, gerilim ilk olarak Ağustos ayının sonlarında iki hafta boyunca süren çatışmalarda 25 SDG savaşçının, 29 silahlı Arap aşiret mensubu ve dokuz sivilin öldürülmesiyle patlak vermişti.

Suriye’nin doğusundaki petrol zengini bölgede SDG ile Arap aşiretler arasında tırmanan gerilimde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) araya girmişti. ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “şiddetin mümkün olan en kısa sürede yatışması ve kayıpların önlenmesinde” mutabık kalındığı kaydedilmişti.

SDG sözcüsü, Arap aşiretleriyle yaşanan son çatışmalardan İran ve Şam yönetimini sorumlu tutarak, karışıklık çıkarmak için bölgeye aşiret milisleri gönderildiğini iddia etmişti.

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, ülkenin doğusunda ABD ile ittifak halindeki SDG’yi ayrılıkçı güçler olarak görüyor. SDG ile Ankara tarafından desteklenen Suriyeli muhalif gruplar arasında da sık sık çatışmalar yaşanıyor.

Türkiye’nin PKK’nın Suriye uzantısı ve terör örgütü olarak gördüğü YPG ile ABD arasındaki yakın ilişki, Ankara-Washington hattındaki en pürüzlü konulardan birini oluşturuyor.

Paylaşın