İdeoloji, Savaşta Vicdanı Belirliyor

Güney Afrika’nın East London kentindeki bir gece kulübünde 20 kişinin cansız bedeni bulundu. Kulüptekilerin ölüm nedenleri belirsizliğini korurken, polis bölgede geniş çaplı bir soruşturmanın başlatıldığını duyurdu.

Doğu Cape bölgesindeki olay yerine çok sayıda ambulans ve kurtarma görevlisinin gönderildiği bildirildi. Kulüptekilerin ölüm nedenleri belirsiz, yetkililer önceliklerinin otopsi yapmak olacağını söyledi.

Yerel Daily Dispatch gazetesi, Enyobeni Tavernası’ndaki cesetlerin, oldukları yerde yığılmış gibi göründüklerini yazdı. Polis Sözcüsü, gazetecilere ölenlerin çoğunun 18-20 yaşlarındaki genç yetişkinler olduğu açıkladı.

Sabaha karşı yaşanan olayın ardından Doğu Cape Başbakanı Oscar Mabuyane ölüm nedenine dair herhangi bir şey söylemedi ama “sınırsız alkol tüketimini” kınadı.

Mabuyane, Polis Bakanı Bheki Chele’nin, soruşturmaya yardımcı olacak ek bir uzman ekibiyle Doğu Cape’e gittini açıkladı.

Mabuyane ayrıca “Buna inanamıyoruz…Herhangi bir hastalığı olmayan gençler, aileleriyle kış tatilinin tadını çıkartması gereken gençler, öylece yaşamlarını kaybetti” dedi.

Daha önce Polis Komiseri Nomthetheleli Lilian Mene, ulusal yayıncı SABC’ye yaptığı açıklamada, “tavernanın içinde izdiham yaşandığı” iddiasından bahsetmişti.

Ancak olay yerine giren Daily Dispatch, kurbanların üzerinde görünür yaralanmalar olmadığını bildirdi.

Gazete, dans pistindekilerin sanki dans ederken çöküp kaldıklarını, sandalye ve masalarda öylece yattıklarını yazdı.

Bir Sağlık Bakanlığı Sözcüsü, cesetlerin çeşitli morglara kaldırıldığını ve ölüm nedenini belirlemek için en kısa sürede otopsilerin yapılacağını bildirdi.

Paylaşın

İran’daki Savaş Doğayı Boğuyor

İran’daki savaş yalnızca şehirleri ve altyapıyı değil, havayı, suyu ve ekosistemleri de hedef alıyor. Petrol tesislerinin bombalanması, “siyah yağmur”, toksik duman ve artan karbon salımları, savaşın çevreye bıraktığı uzun vadeli ve görünmez maliyetleri ortaya koyuyor.

Haber Merkezi / Savaşların bilançosu çoğu zaman ölü sayıları, yıkılan şehirler ve ekonomik kayıplarla ölçülür. Oysa her savaşın daha sessiz bir cephesi vardır: doğa. İran’da süren çatışmalar, yalnızca askeri ve siyasi dengeleri değil, bölgenin çevresel geleceğini de tehdit eden ağır bir ekolojik tahribat yaratıyor.

Son haftalarda İran’ın petrol depoları ve enerji altyapısına yönelik saldırılar, gökyüzünü kilometrelerce uzaktan görülebilen siyah duman bulutlarıyla kapladı. Bu yangınlardan yükselen kurum ve kimyasal parçacıklar atmosfere karışarak “siyah yağmur” olarak adlandırılan kirli yağışlara yol açtı. Uzmanlara göre bu yağışlar, havadaki is, kül ve petrol türevlerinin yağmurla birleşmesi sonucu oluşuyor ve solunum yolu hastalıklarından kanser riskine kadar uzanan ciddi sağlık tehlikeleri barındırıyor.

Tahribatın boyutu yalnızca hava kirliliğiyle sınırlı değil. Petrol tesislerinin bombalanması ve yanması, atmosfere büyük miktarda karbon dioksit, metan ve diğer sera gazlarının salınmasına yol açıyor. Bu durum, savaşın küresel iklim krizini de derinleştirdiğini gösteriyor. Araştırmalar, büyük savaşların atmosfere saldığı karbon miktarının bazı ülkelerin yıllık emisyonlarına eşdeğer olabildiğini ortaya koyuyor.

Savaşın çevresel maliyeti çoğu zaman yıllar sonra ortaya çıkar. Bombardımanların yarattığı yıkım, büyük miktarda “yıkım tozu” ve kimyasal kalıntı üretir. Bu parçacıklar rüzgârla yeniden havaya karışarak uzun süreli hava kirliliği dalgaları yaratabilir. Özellikle zaten ciddi hava kirliliği sorunu yaşayan Tahran gibi şehirlerde bu durum çevresel krizi daha da derinleştiriyor.

Dahası, çatışmalar sadece karada değil, denizlerde de ekolojik riskler doğuruyor. Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı çevresinde artan askeri faaliyetler ve saldırılar, petrol sızıntıları ve deniz kirliliği riskini büyütüyor. Bu bölge, dünyanın en hassas deniz ekosistemlerinden biri ve küresel enerji taşımacılığının da merkezlerinden biri. Olası bir büyük petrol sızıntısı yalnızca İran’ı değil, tüm Körfez ekosistemini etkileyebilir.

Uzmanlar, bugüne kadar İran ve çevresinde çevresel risk taşıyan yüzlerce saldırı ve olayın kaydedildiğini belirtiyor. Hedef alınan noktalar arasında hava üsleri, petrol tesisleri ve askeri depolar gibi çevre açısından hassas alanlar bulunuyor. Bu tür tesislerin vurulması, zehirli kimyasalların yayılması ve uzun süreli toprak-su kirliliği riskini artırıyor.

Savaşın çevresel boyutu çoğu zaman siyasi tartışmaların gölgesinde kalır. Ancak doğa, savaş bittikten sonra bile bu yükü taşımaya devam eder. Kirlenen yeraltı suları, zehirli topraklar ve atmosfere karışan karbon yıllarca hatta on yıllarca etkisini sürdürebilir.

İran’daki savaş bize bir kez daha hatırlatıyor: Savaşlar sadece ülkeleri değil, gezegeni de yaralar. Ve doğanın ödediği bedel çoğu zaman tarihin en geç fark edilen faturasıdır.

Paylaşın

Çatışmalarda Sivil Kayıplar Yüzde 70’den Fazla Arttı

Birleşmiş Milletler yetkilisi Volker Türk, “Veriler sivil ölümlerin yüzde 72 artığını gösteriyor” dedi. Türk, çatışmalarda ölen kadın sayısının iki katına, çocuk sayısının ise üç katına çıktığını söyledi.

Dünyanın dört bir yanındaki insani yardım faaliyetleri için ihtiyaç duyulan kaynak ile toplanan fon arasında 40,8 milyar dolarlık büyük bir açık olduğunu söyleyen Volker Türk, diğer taraftan 2023’te askeri harcamaların 2,5 trilyon dolara ulaştığına dikkat çekti.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, silahlı çatışmalar sırasında yaşanan sivil ölümlerde büyük bir artış olduğunu açıkladı. BM’nin 2023 yılına dair bulgularını paylaşan Türk, “Veriler sivil ölümlerin yüzde 72 artığını gösteriyor” dedi.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi toplantısının açılışında konuşan Türk, geçen sene çatışmalarda ölen kadın sayısının iki katına, çocuk sayısının ise üç katına çıktığını söyledi.

Ukrayna işgaline ek olarak 2023’ün ilk aylarında Sudan’da iç savaş patlak verdi. 7 Ekim’de Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırısının ardından İsrail Gazze’ye askeri operasyon başlattı. Türk’ün aktardığına göre yoğun İsrail saldırıları sonucu sadece Gazze’de 7 Ekim’den beri 120 bin kişi ya öldü ya da yaralandı. Ayrıca, İsrail ordusunun Mayıs ayında Refah’a girmesiyle insani yardımları bölgeye ulaştırmak giderek zorlaşırken, yaklaşık 1 milyon Filistinli bir kez daha yerlerinden oldu.

Konuşmasında Türk, Batı Şeria’da kötüleşen duruma dair de uyarılarda bulundu. BM İnsan Hakları Komiseri özellikle Doğu Kudüs’te sivillerin hayatının zorlaştığına dikkat çekerek, 15 Haziran itibarıyla 133’ü çocuk 528 Filistinlinin İsrailli yerleşimciler veya güvenlik güçlerince “yasadışı biçimde” öldürüldüğünü aktardı.

Gazze savaşı yüzünden Lübnan’da yaşanan sivil kayıplarda da artış yaşandı. Türk’ün açıklamasına göre Ekim’den bu yana aralarında sağlık görevlileri ve gazetecilerin olduğu 401 Lübnanlı yaşamını yitirdi. Lübnan’da 90 bin, İsrail’in kuzeyinde ise 60 bin kişi çatışmalar yüzünden yerinden oldu.

Diğer bölgelerdeki çatışmalara da dikkat çeken Türk, “Suriye’de çatışmaların yoğunluğu önceki yıllara göre azalmış olsa da şiddetin sona ereceğine dair net bir işaret yok” dedi. Beşar Esad rejimi kontrolündeki hapishanelerde yaşanan ölümler ile mültecilerin geri dönmeleri halinde karşı karşıya oldukları işkence ve tutuklama gibi uygulamalara dikkat çekti.

Dünyanın dört bir yanındaki insani yardım faaliyetleri için ihtiyaç duyulan kaynak ile toplanan fon arasında 40,8 milyar dolarlık büyük bir açık olduğunu söyleyen Volker Türk, diğer taraftan 2023’te askeri harcamaların 2,5 trilyon dolara ulaştığına dikkat çekti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın