Yaşlanmayı Hızlandıran Dokuz Yiyecek Ve İçecek

Yaşlanma zamanla oluşan doğal bir süreçtir. Yaşlanmayı durduramazsınız ama bu süreci iyi beslenerek ve sağlıksız yiyeceklerden uzak durarak yavaşlatabilirsiniz.

Haber Merkezi / Daha uzun süre genç görünmek istiyorsanız kaçınmanız gereken dokuz yiyecek ve içecek:

Kızarmış yiyecekler: Kızartılmış yiyecekler, hücresel hasara neden olan serbest radikalleri serbest bırakır. Bu serbest radikaller, yaşlanma sürecini hızlandıran çapraz bağlama adı verilen bir sürece yol açar.

Rafine karbonhidrat: Beyaz ekmek gibi rafine karbonhidratlar, vücutta iltihaplanmaya yol açarak kronik hastalık riskini artıran ve yaşlanma sürecini hızlandıran ileri glikasyon ürünlerin oluşumuna yol açar.

İşlenmiş etler: Sosis ve pastırma gibi işlenmiş etler sülfit, doymuş yağ ve sodyum içerdiklerinden cilde zararlıdır. Bunlar cildi kurutabilir ve iltihaplanmaya neden olabilir, bu da süreçte kolajeni gevşetir.

Tuzlu yiyecekler: Çok fazla tuz tüketmek susuzluğa ve su tutulmasına neden olabilir. Tuzlu yiyeceklerin düzenli tüketimi ciltten su kaybına neden olabilir ve bu da cildin daha hızlı yaşlanmasına yol açar.

Baharatlı yiyecekler: Baharatlı yiyecekler cildinizin kırmızı ve lekeli görünmesine neden olabilir.

Şekerli yiyecekler: Rafine şeker iltihaplanmaya neden olur ve cildinizi esnek ve genç tutan hem kolajen hem de elastine zarar verir. Çok fazla şeker tüketmek kilo alımına ve diğer sağlık sorunlarına da neden olabilir.

Trans yağlar: Hazır yiyecekler ve abur cuburlar genellikle trans yağlar açısından zengindir. Trans yağlar, atardamarları ve kan damarlarını sertleştiren veya daraltan bir etkiye sahiptirler. Bu durum, cilde giden kan akışını azaltarak erken yaşlanmaya ve kırışıklıklara neden olur.

Kömürde pişirilmiş et: Kömürde pişirilmiş etler sağlığınıza zararlı olan pro – inflamatuar hidrokarbonlar içerir. Bu durum, vücuttaki kolajenin parçalanmasına neden olabilir ve bu da erken yaşlanmaya yol açar.

Kafein: Çok fazla kahve içmek susuzluğa neden olabilir, kuru ve donuk görünümlü cilde yol açabilir. Kahve tüketiminizi sınırlamaya çalışın ve her fincan kahve için ek bir bardak su içmeye çalışın.

Alkol: Alkol, karaciğerinize zarar verir ve bu da karaciğerinizin vücudunuzdaki toksinleri filtreleme ve atma yeteneğini etkiler. Toksinler vücutta biriktiğinde, sivilce, kolajen ve elastikiyet kaybı, cilt kuruluğu gibi sorunlara yol açar.

Paylaşın

Her Gün 2 Bin Çocuk ‘Hava Kirliliği’ Nedeniyle Ölüyor

2021 yılında 700 binden fazla çocuğun kirli hava soluduğu için hayatını kaybettiği; bunlardan 500 bininin ise yemek pişirirken kullanılan kötü malzemeden kaynaklandığı ifade edildi.

Özellikle Afrika ve Asya’da kapalı mekanda yemek pişirirken kullanılan kömür, odun ve tezek gibi yakıtlar ölümcül hastalıkları tetikliyor. Son yıllarda Çin’in bu alanda ilerleme kaydettiğine işaret ederek, ev içi yemek pişirme kaynaklı ölümlerin engellenebilir olduğu dile getirildi.

ABD merkezli Sağlık Etkileri Enstitüsü (HEI) ve UNICEF ortaklığında hazırlanan bir rapor, hava kirliliğinin, tansiyon hastalıklarından sonra dünya genelinde en fazla erken ölüme neden olduğunu ortaya koydu. Buna göre her gün ortalama 2 bin çocuk, hava kirliliğine bağlı rahatsızlıklardan dolayı yaşamını yitiriyor.

HEI ve UNICEF’in ortak raporuna göre 2021 yılında, dünya çapında 8,1 milyon insan hava kirliliğine bağlı sebeplerden dolayı hayatını kaybetti. Bu da, tüm ölümlerin yüzde 12’sine tekabül ediyor. Söz konusu veriler, hava kirliliğinin, tütün kullanımı ve yetersiz beslenmeyi geçerek en fazla ölüme yol açan sebepler içinde ikinci sıraya yükseldiğini gösteriyor.

Özellikle küçük çocukların hava kirliliğine karşı savunmasız olduğu vurgulanan raporda, 2021’de 700 binden fazla küçük çocuğun kirli hava soluduğu için hayatını kaybettiği; bunlardan 500 bininin ise yemek pişirirken kullanılan kötü malzemeden kaynaklandığı ifade edildi. Özellikle Afrika ve Asya’da kapalı mekanda yemek pişirirken kullanılan kömür, odun ve tezek gibi yakıtlar ölümcül hastalıkları tetikliyor.

HEI’nın küresel sağlık programı başkanı Pallavi Pant son yıllarda Çin’in bu alanda ilerleme kaydettiğine işaret ederek, ev içi yemek pişirme kaynaklı ölümlerin engellenebilir olduğunu dile getirdi. Nitekim daha temiz alternatiflerin yaygınlaşmasıyla 2000 yılından bu yana yemek pişirme sırasında açığa çıkan zehirli partikülleri solumaktan kaynaklanan çocuk ölümleri dünya genelinde yüzde 50 azaldı.

Ancak hâlâ dünya çapında 2 milyardan fazla insanın iç mekanda kurdukları basit ocaklarda, açık ateş kullanarak yemek pişirdiği belirtiliyor. Mayıs ayında Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), hükümetler ve şirketlerin daha güvenli pişirme metotlarını yaygınlaştırmak için 2.2 milyar dolarlık kaynak taahhüt ettiğini açıklamıştı.

Rapora göre dünyanın neresinde olursa olsun neredeyse herkes sağlıksız hava soluyor. Çapı 2,5 mikrondan daha küçük olan partikül maddeyi tanımlayan PM2.5 değerinin sağlıklı aralığın üzerine çıkması akciğer kanseri, kalp hastalıkları, felç ve diabet riskini artırırken; raporda bu hastalıklarla hava kirliliği seviyesi arasındaki bağlantıya işaret ediliyor.

Ancak ortaya konan güçlü verilere rağmen raporun hâlâ hava kirliliğinin etkilerini tam olarak yansıtmıyor olabileceğini ifade eden Pant, hava kirliliğinin beyin sağlığı ve nörolojik etkilerinin hesaba katılmadığını belirtti.

200 ülke ve bölgeden toplanan veriler ışığında hazırlanan rapor ayrıca, insan kaynaklı iklim değişikliğine bağlı olarak daha da kötüleşmesi beklenen ozon kirliliğinin, 500 bin ölüm vakası ile ilişkili olduğunu ortaya koydu. Pallavi Pant, “Giderek artan şekilde dünyanın bazı bölgelerinde çok kısa ama yoğun kirlilik görülmeye başlandı” diyerek, yangınlar, kum fırtınaları ve aşırı sıcakların bu kirliliği tetiklediğini aktardı.

Uzmanlara göre hem iklim değişikliği hem hava kirliliği için alınacak önlem aynı: Sera gazı emisyonlarını azaltmak.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

3 İlçe Ve 4 Beldede Yenilenen Seçimlerin Sonuçlar Belli Oldu

31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimi’nin ardından Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK), seçimlerin yenilenmesine karar verdiği Pınarbaşı, Hilvan, Güzelyurt ilçeleri ile Güneykaya, Büyükkarıştıran, Akpazarı ve Sağlık beldelerinde seçmenler tekrar sandık başına gitti.

Haber Merkezi / Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesine bağlı Büyükkarıştıran beldesinde CHP’li Ertuğrul Çamlıca, Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde CHP’li Deniz Yağan, Tunceli’nin Mazgirt ilçesine bağlı Akpazar beldesinde AK Partili Ali Aydın, Aksaray’ın Güzelyurt ilçesinde AK Partili Ünal Demircioğlu, Sivas’ın Güneykaya beldesinde AK Partili Hüseyin Kırışkuzu, Şanlıurfa’nın Hilvan ilçesinde DEM Partili Serhan Paydaş kazandı.

Kayseri Pınarbaşı

İYİ Parti, Büyük Birlik Partisi (BBP), Yeniden Refah Partisi (YRP), Zafer Partisi, Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Milli Yol Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA Partisi) ve Saadet Partisi2nin yarıştığı Kayseri Pınarbaşı’nda 6 bin 783 oy alan CHP’li Deniz Yağan kazandı.

31 Mart yerel seçiminde CHP’nin adayı Yağan 5 bin 82, MHP’nin adayı Uzunluoğlu 4 bin 758 oy almıştı.

Şanlıurfa Hilvan

Adalet ve Kalınma Partisi (AK Parti), İYİ Parti, Büyük Birlik Partisi (BBP), Yeniden Refah Partisi (YRP), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Hür Dava Partisi (HÜDA PAR), Demokrat Parti, Saadet Partisi ve Bağımsız aday Aziz Salgın’ın yarıştığı Şanlıurfa Hilvan’da 10 bin 357 oy alan DEM Partili Serhan Paydaş kazandı.

Hilvan’daki 31 Mart’ta seçimlerinde Serhan Paydaş 6 bin 960 oy, AKP adayı Bayık ise 6 bin 439 oy elde etmişti.

Aksaray Güzelyurt

Adalet ve Kalınma Partisi (AK Parti), İYİ Parti, Yeniden Refah Partisi (YRP), Zafer Partisi, Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Millet Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Saadet Partisi’nin yarıştığı Aksaray Güzelyurt’ta 873 oy alan AK Partili Ünal Demircioğlu kazandı.

Ünal Demircioğlu, “Herkese çok teşekkür ediyorum. Hemşerilerimizin sağ duyusu ve feraseti bizim için çok önemliydi. Allah onlardan razı olsun. Vatandaşlar, bizim arkamızda olduğu sürece yapamayacağımız hiçbir şey yok. Her şeyin en iyisini yapacağız” dedi.

Kırklareli Lüleburgaz – Büyükkarıştıran

Adalet ve Kalınma Partisi (AK Parti), Yeniden Refah Partisi (YRP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Saadet Partisi’nin yarıştığı Kırklareli Lüleburgaz – Büyükkarıştıran’da 2 bin 286 oy alan CHP’li Ertuğrul Çamlıca kazandı.

31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde DSP adayı Hakan Karaman 2 bin 59, CHP adayı Çamlıca 2 bin 57 oy almıştı.

Tunceli Mazgirt – Akpazarı

Adalet ve Kalınma Partisi (AK Parti), Yeniden Refah Partisi (YRP), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Saadet Partisi’nin yarıştığı Tunceli Mazgirt – Akpazarı’nda 644 oy alan AKP’li adayı Ali Aydın kazandı.

31 Mart 2024 Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde Akpazar’da CHP’nin adayı Zeynel Yıldırım 471, AK Parti’nin adayı Ali Aydın 467 oy almıştı.

Aksaray Merkez – Sağlık

Adalet ve Kalınma Partisi (AK Parti), İYİ Parti, Yeniden Refah Partisi (YRP), Zafer Partisi, Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Saadet Partisi’nin yarıştığı Aksaray Merkez – Sağlık’ta 806 oy alan MHP’li Aptullah Tosun kazandı.

Sağlık beldesinde 31 Mart’ta yapılan seçimde, MHP adayı Abdullah Tosun 763, AK Parti adayı Mehmet Yiğit 762 oy almıştı.

Sivas Yıldızeli – Güneykaya

Adalet ve Kalınma Partisi (AK Parti), Yeniden Refah Partisi (YRP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Saadet Partisi’nin yarıştığı Sivas Yıldızeli – Güneykaya’da 556 oy alan AK Partili Hüseyin Kırışkuzu kazandı.

31 Mart’taki seçimlerde MHP adayı Hasan Erçoban 333, Yeniden Refah Partisi adayı Oğuz Kağan Ünal 158, AK Parti adayı Hüseyin Kırışkuzu 149, Saadet Partisi adayı Mehmet Sarıkaya 7 oy almıştı.

Paylaşın

Tıpta Yapay Zekanın Yükselişi; Endişelenmeli Miyiz?

Yapay zeka (Artificial Intelligence / AI), hastalıkları teşhis etmekten hasta sonuçlarını tahmin etmeye kadar bildiğimiz sağlık hizmetlerinde devrim yapma potansiyeline sahip.

Haber Merkezi / Ancak yapay zekanın kullanılmasıyla birlikte tıp alanındaki hızlı ilerleme, ele alınması gereken bir dizi etik ve kaygıyı da beraberinde getirmiş görünüyor.

Yapay zekanın tıpta kullanılmasının en önemli faydalarından biri, yapay zekanın büyük miktarda veriyi hızlı ve doğru bir şekilde analiz edebilme yeteneği. Bu, daha hızlı ve daha doğru teşhislere, kişiselleştirilmiş tedavi planlarına ve daha iyi sonuçlara yol açabilir.

Yapay zekanın bir diğer öneli faydası, sağlık hizmeti sağlayıcılarına en son araştırmalara ve en iyi uygulamalara dayalı bilgiler ve öneriler sunarak daha bilinçli kararlar almalarına yardımcı olabilir. Araştırmacılar ise, yapay zekanın gücünden yararlanarak hastalıklara ilişkin yeni çözümler geliştirebilirler.

Potansiyel riskleri

Önemli faydalarına rağmen rağmen tıpta yapay zekanın kullanılması dikkatle değerlendirilmesi gereken bir konu. Temel endişelerden biri, hasta verilerinin mahremiyeti ve güvenliği. Bir diğer endişe ise, yapay zekanın sağlık hizmeti sağlayıcılarının yerini alma ve sağlık hizmetlerinde insan dokunuşunun kaybolmasına yol açma potansiyeli.

Yapay zekanın tıpta kullanılmasının potansiyel risklerinin ve faydalarının dikkatle değerlendirilmesi önemli. Hasta verilerinin mahremiyeti ve güvenliği gibi konular ele alınması sonrası, bu teknoloji şeffaf bir şekilde sağlık hizmetlerine entegre edilebilir.

Paylaşın

Sosyal Medya ‘Güzellik İdealleri’ Kadınları Hasta Ediyor

Sosyal medya kültürü bireylerin kendilerini algılayışlarında da olumlu ve olumsuz değişimleri beraberinde getirdi. Günümüzde çoğu araştırma sosyal medyanın güzellik üzerindeki olumsuz etkileri üzerine odaklanmış durumda.

İnce bel, yuvarlak kalça, ince bacaklar… Genel olarak kabul gören bu güzellik idealleri, Instagram ve TikTok gibi görsel ağırlıklı sosyal medya platformları yoluyla gençler arasında saplantıya varabilecek, tehlikeli boyutlar almaya başladı. Kişinin ilgi duyduğu konuları sürekli önüne çıkaran algoritmalar nedeniyle güzellik konularıyla ilgilenen gençler her geçen gün yeni güzellik ideallerinin bombardımanına uğruyor.

Bu tehlikeli güzellik ideallerinden biri, on yıl kadar önce ortaya çıkan “Thigh Gap”, yani bacak arası boşluğu. Ayaklar ve dizler birleştirildiğinde üst iç bacaklarda boşluk oluşması için sağlık açısından sakıncalı diyetler yapılıyor. Sağlıklı bir kiloya sahip bir kadının ulaşması neredeyse imkansız bir hedef. Bir diğer sözde güzellik ideali ise bel inceltme sınaması olarak çevirilebilecek “Waist Challenge.” Burada da belin, bir başkasının koluyla beli çevreleyip bir su şişesinden su içebileceği kadar ince olması gerekiyor.

Kadınlar, sosyal medyadaki güzellik ideallerine ulaşmak için neler yaptıklarını paylaşıyor, dayatılan güzelliğin yarattığı baskı giderek artıyor. Örneğin “Bir günde neler yiyorum” türünden videolar uzun süredir sosyal medyanın rağbet gören paylaşımları arasında yer alıyor. Genç kadınlar bir günde ne yediklerinin videosunu çekip paylaşıyor. Kaçamaklara neredeyse hiç yer verilmeyen bu videolarda bol proteinli şekersiz yiyeceklerin nimetlerinden bahsediliyor.

Güzellik baskısına yol açan bu paylaşımlar dışında “body positivity” denilen, vücudunu olduğu gibi kabul edip pozitif bakmayı teşvik eden bir akım da var gerçi. Ancak bu paylaşımlara ulaşabilmek için bu yönde arama yapmak lazım. Sosyal medya algoritmaları nasıl daha güzel olabileceğiyle ilgili aramalar yapan kişilere bu sonuçları göstermiyor.

Sosyal medya tüketiminin kişinin öz güveni ve kendine değer verme hissine olumsuz etki ettiğiyle ilgili bilimsel araştırmalar var. Son olarak Kanada’nın Toronto kentindeki York Üniversitesinde yapılan bir araştırma, sosyal medyadan sadece bir hafta uzak kalmanın, genç kadınların kendi bedenlerine daha olumlu yaklaşmalarına yol açtığını ve kendilerine değer verme hissini olumlu etkilediğini ortaya koydu.

Araştırma çerçevesinde 66 kadın üniversite öğrencisi iki gruba ayrıldı. Bir grup alıştığı şekilde sosyal medya tüketimine devam ederken diğer grup bir hafta boyunca her tür sosyal medya platformundan uzak durdu. Öncesinde katılımcılara vücutlarından ne kadar memnun oldukları ve bir manken gibi görünmeyi isteyip istemeyecekleri soruldu. Bir hafta sonrasında katılımcılara aynı sorular bir kez daha yöneltildi. Sosyal medyadan uzak duran kadınlarda bedenleriyle ilgili algının iyileştiği görüldü. Bu pozitif etki, özellikle de zayıflık idealini içselleştiren kadınlarda daha belirgin oldu.

DW Türkçe’de yer alan habere göre; Araştırmayı yapan bilim insanları, elde edilen etkinin çok güçlü olduğuna, böyle bir etkiye psikolojik testlerde bile nadiren ulaşılabildiğine işaret etti. Ancak bu sonuçlarda muhtemelen sadece sosyal medyaya ara vermiş olmak değil, bu süre içinde değişen gündelik yaşam tarzı da etkili oldu. Araştırmacılar, bütün günü elinde cep telefonuyla geçirmek yerine dışarıda daha fazla temiz hava almanın, zamanı arkadaşlar ya da sporla geçirmenin de ruh sağlığının iyileşmesine katkı sağladığına dikkat çekiyor.

Peki ruh ve beden sağlığına olumsuz etkileri olan bu trendlere karşı sosyal medya platformları ne önlemler alıyor? Şimdiye kadar bu konuda önemli bir yol alınmış değil. Sosyal medya kullanma süreleri yıllardır giderek artarken pek çok genç sosyal medyadan uzak durmakta zorluk yaşıyor. Instagram ve Facebook’un bağlı olduğu Meta şirketi bu yıl Ocak ayında yaptığı açıklamada, uygunsuz içerikleri gençlere görünmez hale getireceğini açıkladı. Ancak bunun için kullanıcının yaşını doğru ibraz etmiş olması gerekiyor.

Hükümetlerin getirdiği yasal düzenlemeler de genelde hedeflenen etkiyi yaratmıyor. Örneğin Avrupa Birliği’nin çıkardığı Dijital Hizmetler Yasasında, reşit olmayanların, internette yeme bozukluğunun yüceltilmesi gibi sorunlu içeriklerden korunması hedefleniyor ve bunun için işletmeci şirketlere söz konusu içerikleri silmesi ya da görünmez hale getirmesi yükümlülüğü getiriliyor.

Ancak sivil toplum örgütü “Reset.tech”in yaptırdığı bir araştırma, bu tür içeriklerin azami yüzde 30’unun silindiğini ortaya koyuyor. Sorunlu içeriklerin silinmesi konusunda karnesi en kötü sosyal medya platformu ise TikTok. Video paylaşım platformu TikTok’ta, yapılan uyarılara rağmen silinen içeriklerin oranının çok daha düşük olduğu belirtiliyor.

Paylaşın

Bu Beş İpucuyla Gece Atıştırmalıklarına Son Verin!

Gece geç saatlerde kendinizi sık sık buzdolabını karıştırırken mi buluyorsunuz? Bu durum bir çok kişi için ortak bir zorluk olabilir; can sıkıntısı, stres ya da sadece alışkanlık.

Haber Merkezi / Korkmayın! Birkaç basit ipucuyla gece yarısı atıştırmalıklarına son verebilir ve daha sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinebilirsiniz. İşte, size yardımcı olacak beş ipucu:

Susuz kalmayın: Bazen gece geç saatlerde açlık hissettiren şey dehidrasyonun bir işareti olabilir. Atıştırmaya başlamadan önce bir bardak su içmeyi deneyin ve birkaç dakika bekleyin. Dehidrasyon bazen kendisini açlık olarak maskeleyebilir, bu nedenle gün boyu susuz kalmamak, gece geç saatlerde gereksiz atıştırmaların önlenmesine yardımcı olabilir.

Dengeli yemekler planlayın: Gece yarısı atıştırmalıklarını önlemenin en iyi yollarından biri, gün boyu dengeli yemekler yediğinizden emin olmaktır. Daha uzun süre tok kalmanızı sağlamak için öğünlerinize bol miktarda lif, protein ve sağlıklı yağlar ekleyin. Yağsız protein, tam tahıllar ve sebzeleri içeren besleyici bir akşam yemeği, gece geç saatlerde atıştırmalıkları önlemeye yardımcı olabilir.

Dikkatli yeme: Gece geç saatte olsa bile yemek yerken dikkatli olun. Vücudunuzun açlık işaretlerine dikkat edin ve kendinize gerçekten aç olup olmadığınızı, yoksa alışkanlıktan mı yoksa can sıkıntısından mı yemek yediğinizi sorun.

Sağlıklı atıştırmalıklar: Gece geç saatlerde kendinizi gerçekten aç hissediyorsanız, beslenmenizi bozmayacak sağlıklı atıştırmalık seçeneklerini tercih edin. Taze meyve, yoğurt, kuruyemişler veya patlamış mısır gibi atıştırmalıkları hazır bulundurun.

Uyku rutini oluşturun: Uyku vakti rutini oluşturmak, vücudunuza dinlenme ve uykuya hazırlanma zamanının geldiği sinyalini vermenize yardımcı olabilir. Yatmadan önce kitap okumak, sıcak bir banyo yapmak veya hafif sporlar gibi sakinleştirici aktiviteler yapın.

Bu basit ipuçlarını uygulayarak, gece geç saatlerde iştahınızı kontrol altına alabilir ve genel olarak daha sağlıklı yeme alışkanlıkları geliştirebilirsiniz.

Unutmayın, ara sıra kendinizi şımartmakta sorun yoktur, ancak yeme alışkanlıklarınıza dikkat etmek ve bilinçli seçimler yapmak, uzun vadede sağlıklı yaşam hedeflerinize ulaşmanıza yardımcı olabilir. Yani bir dahaki sefere bütün gece yemek yeme isteği duyduğunuzda, bunun yerine bu etkili taktiklerden birini deneyin!

Paylaşın

Veganlar İçin Kalsiyum Açısından Zengin 5 Yiyecek

Vegan yaşam tarzını seçenler veya bitki bazlı beslenmeyi takip edenler için endişe yaratan besin maddelerinden biride kalsiyumdur. Geleneksel olarak süt ürünleriyle ilişkilendirilen kalsiyum, güçlü kemiklerin ve genel sağlığın korunması için hayati öneme sahiptir.

Haber Merkezi / Neyse ki, öğünlerinize kolayca dahil edebileceğiniz, süt ürünü olmayan, vegan dostu çok sayıda kalsiyum kaynağı var. İşte bitki kaynaklı, kalsiyum açısından zengin beş besin:

Tofu ve Tempeh: Tofu ve tempeh gibi soya bazlı ürünler kalsiyum açısından zengindir. Soya fasulyesinden yapılan tofu, kızartmalar, omletler veya tatlılar gibi yemeklere dahil edilebilir. Öte yandan fermente soya ürünü olan tempeh de bir başka kalsiyum açısından zengin seçenektir.

Yapraklı yeşiller: Lahana, kara lahana, marul ve brokoli gibi yapraklı yeşillikler kalsiyum açısından mükemmel kaynaklarıdır. Bu yeşilliklerle yapılacak yiyecekler ile  kalsiyum ihtiyacını karşılayabilirsiniz.

Güçlendirilmiş bitki sütü: Badem, soya ve yulaf sütü gibi çeşitli bitkisel sütler artık kalsiyum ve diğer temel besinlerle zenginleştiriliyor. Bitki sütü seçerken, kalsiyumla zenginleştirilmiş olanı seçtiğinizden emin olun.

Yenilebilir deniz yosunu: Yenilebilir deniz yosunu, özellikle de suşi rulolarında yaygın olarak kullanılan nori, kalsiyum açısından şaşırtıcı derecede zengindir. Nori, eşsiz tadı ve dokusunun yanı sıra bu temel minerale önemli bir destek sağlar. Vegan suşi ruloları hazırlayarak, salatalara ekleyerek veya çeşitli yemeklerde baharat olarak kullanarak noriyi beslenmenize dahil edebilirsiniz.

Kuruyemişler ve Tohumlar: Badem, chia ve susam tohumu, tahin hem kalsiyum hem de diğer temel besinler açısından zengindir. Badem iyi bir atıştırmalıktır; chia tohumları ise pudinglere, smoothielere veya yulaf ezmesine eklenebilir. Susam tohumları ve tahin ise soslarda veya ezmelerde kullanılabilir.

Paylaşın

Hiperkalsemiden Kemik Kaybına: Aşırı D Vitamininin 5 Yan Etkisi

Genellikle ‘güneş ışığı vitamini’ olarak adlandırılan D vitamini, kemik sağlığı ve bağışıklık sistemini destekleme de dahil olmak üzere birçok vücut fonksiyonu için gereklidir.

Haber Merkezi / Ancak çoğu şey gibi iyi bir şeyin de fazlası zararlı olabilir. D vitamini eksikliği büyük bir endişe kaynağı olsa da, önerilen miktarların aşılması çeşitli rahatsız edici ciddi yan etkilere yol açabilir.

İşte aşırı D vitamininin 5 potansiyel yan etkisi:

Hiperkalsemi: Aşırı D vitamini alımıyla ilişkili en önemli risklerden biri, kandaki yüksek kalsiyum seviyesi ile karakterize bir durum olan hiperkalsemidir. D vitamini vücudun kalsiyumu emmesine yardımcı olur. Bununla birlikte, çok fazla D Vitamini aşırı kalsiyum emilimine yol açarak mide bulantısı, kusma, halsizlik, sık idrara çıkma gibi semptomlara ve ciddi vakalarda böbrek taşlarına ve hatta böbrek hasarına neden olabilir.

Böbrek sorunları: Aşırı D vitamini takviyelerinin tüketimi böbreklere baskı yapabilir. Böbrekler vücuttaki kalsiyum seviyesinin düzenlenmesinde çok önemli bir rol oynar. D vitamini toksisitesine bağlı aşırı kalsiyum, özellikle kişinin zaten altta yatan böbrek sorunları varsa, potansiyel olarak böbrek hasarına veya işlev bozukluğuna yol açabilir.

Sindirim sorunları: Yüksek dozda D vitamini takviyesi almak mide bulantısı, kusma, ishal ve karın ağrısı gibi sindirim sorunlarına neden olabilir. Bu semptomların şiddeti bireyin toleransına ve tüketilen D vitamini miktarına bağlı olarak değişiklik gösterebilir. D Vitamini takviyesi aldıktan sonra kalıcı mide-bağırsak rahatsızlığı yaşıyorsanız bir sağlık uzmanına danışmanız önemlidir.

Kemik kaybı: Paradoksal olarak aşırı D vitamini seviyesi kemik kaybına yol açabilir. D vitamini kemik sağlığı ve kalsiyum emilimi için çok önemli olsa da, çok fazlası vücuttaki kalsiyum metabolizmasının hassas dengesini bozabilir ve zamanla kemikleri zayıflatabilir. Bu etkinin hiperkalsemi ve uzun süreli D vitamini toksisitesi ile birlikte ortaya çıkma olasılığı daha yüksektir.

Karışıklık ve yönelim bozukluğu: Çok fazla D vitamini kalsiyum seviyesini bozduğunda beyniniz etkilenebilir. Bu kafa karışıklığına yol açarak net düşünmeyi zorlaştırabilir. Oryantasyon bozukluğu ortaya çıkar ve kendinizi kaybolmuş ve yersiz hissetmenize neden olabilir. Ciddi durumlarda, gerçeklik algınızı bozan halüsinasyonlar bile meydana gelebilir.

Paylaşın

Güne Hızlı Başlamak İçin Beş Sağlıklı İçecek

İster kapıdan aceleyle çıkıyor olun, ister sakin bir sabah geçiriyor olun, sağlıklı ve besleyici içecekler, güne iyi bir başlangıç ​​yapmak için ihtiyacınız olan enerjiyi ve besin maddelerini sağlayacaktır.

Haber Merkezi / Smoothieden latteye kadar, işte beş farklı sağlıklı sabah içeceği:

Yeşil smoothie: Vitamin, mineral ve antioksidanlarla dolu yeşil ağırlıklı smoothieler sabahınızı neşelendirmenin harika bir yoludur. Krema kıvamı için bir avuç ıspanak veya lahana, olgun bir muz, çilek veya mango gibi meyveler, bir miktar badem sütü ve bir parça yoğurdu karıştırın. Besin açısından zengin bu karışım öğle yemeğine kadartok hissetmenizi sağlayacaktır.

Yulaf ezmeli smoothie: Yulaf, bir kaşık protein tozu, bir avuç fındık veya tohum, bir tutam tarçın ve seçtiğiniz sütü bir karıştırıcıda birleştirin. Pürüzsüz olana kadar karıştırın ve kendinize lif, protein ve temel besinler açısından zengin, lezzetli ve doyurucu bir smoothie hazırlayın.

Matcha latte: Matcha, antioksidanlar açısından zengin, hafif bir kafein takviyesi sağlayan, toz haline getirilmiş bir yeşil çaydır. Bir çay kaşığı matcha tozunu sıcak suyla köpürene kadar çırpın, ardından sütü ve bir miktar balı ekleyin. Güne sakin ve odaklanmış bir başlangıç ​​için bu lattenin tadını çıkarın.

Pancarlı smoothie: Pancar, kan akışını iyileştirmeye ve kan basıncını düşürmeye yardımcı olabilecek antioksidanlar ve nitratlarla yüklüdür. Pişmiş pancarı (veya isterseniz çiğ), bir avuç karışık meyveyi, bir kaşık protein tozunu, bir miktar hindistancevizi suyunu ve bir miktar limon suyunu bir karıştırıcıda birleştirin, pürüzsüz hale gelinceye kadar karıştırın.

Zerdeçal latte: Bir çay kaşığı zerdeçal tozu, bir tutam karabiber (emilimini arttırmak için) ve tatlandırmak için biraz bal veya akçaağaç şurubu ile bir miktar sütü (süt ürünü veya bitki bazlı) karıştırın ve ısıtın. Bu altın iksir sadece rahatlatıcı bir tada sahip olmakla kalmıyor, aynı zamanda güne iyi başlamanız için sayısız fayda da sağlıyor.

Paylaşın

Dizleri Güçlendirmek İçin Beş Egzersiz

Dizler günlük aktivitelerin yükünü taşıyan önemli eklemlerdendir. Ancak aşınma ve yıpranma, yaralanmalar ve hatta hareketsizlik, rahatsızlığa yol açarak dizlere zarar verebilir.

Haber Merkezi / Neyse ki dizleri çevreleyen kasları güçlendirmek eklem sağlığını geliştirmenin iyi bir yoludur. İşte dizleri sağlıklı tutmak için evde yapabilecek beş basit ama etkili egzersiz.

Çömelme: Bu klasik egzersiz, diz stabilitesinin kilit oyuncuları olan kuadrisepsleri, hamstringleri ve kalça kaslarını hedef alır. Ayaklarınız omuz genişliğinde açık, ayak parmaklarınız hafifçe dışa dönük olacak şekilde ayakta durun. 

Vücudunuzu sanki bir sandalyeye oturuyormuş gibi indirin, sırtınızı düz ve göbek bölgenizi düz tutun. Ayağa kalkmak için için topuklarınızı itin. 3 set 10 tekrarla başlayın ve zorluğu yavaş yavaş artırın.

Adım atmak: Step-up’lar, dengeyi ve propriosepsiyonu geliştirirken kuadrisepsleri, hamstringleri ve kalça kaslarını hedef alırlar. Sağlam bir bankın önünde durarak başlayın. Tek ayağınızla bankın üzerine çıkın, tüm ayağınızın yüzeyde olduğundan emin olun, ardından topuğunuzun üzerinden geçerek vücudunuzu her iki bacağınız da düz olana kadar yukarı kaldırın. 

Aynı ayağınızla geriye doğru adım atın ve hareketi diğer tarafta tekrarlayın. Dambıl tutarak veya ağırlıklı bir yelek giyerek yoğunluğu artırabilirsiniz.

Bacak uzatmaları: Bacak uzatmaları kuadrisepsleri hedef alır ve diz stabilitesi için çok önemli olan uyluğun ön tarafındaki kasların güçlendirilmesine yardımcı olur. 

Dizleriniz 90 derece bükülmüş halde bir zemine oturun (sandalye gibi), ardından bir bacağınızı düz olana kadar kaldırın, hareketin üst noktasında kuadriseps kaslarınızı sıkın, hareketi tamamlamak için bacağınızı yavaşça indirin. Diğer bacağınızı geçin…

Diz arkası: Bu hareket, dizinizi bükmeye yardımcı olan uyluğunuzun arkasındaki kaslar olan hamstringleri hedef alır. Bacaklarınız düz ve kollarınız yanlarınızda olacak şekilde yüz üstü yatın. 

Bir dizinizi bükün, sırtınızı bükmeden topuğunuzu kalçanıza doğru çekin. Bir saniye bekleyin, ardından bacağınızı yavaşça geriye doğru düzleştirin. Diğer bacakla tekrarlayın. Bacak başına 10-15 tekrardan oluşan 3 set hedefleyin.

Bacak kaldırma: Bacak kaldırma, kalça ve diz çevresindeki kasları güçlendirmek için etkili bir vücut ağırlığı egzersizidir. Bacaklarınız düz olacak şekilde sırt üstü uzanın ve bir bacağınızı yerden kaldırın, düz tutun ve merkez bölgenizi meşgul edin. Kontrollü bir şekilde tekrar indirin ve diğer tarafta tekrarlayın.

Paylaşın