Rusya’dan Ukrayna’ya Eş Zamanlı Roketli Saldırılar: En Az 11 Ölü

Ukrayna İçişleri Bakanı Ihor Klimenko, Rusya’nın ülkenin birçok bölgesine aynı anda düzenlediği roketli saldırılarda en az 11 kişinin hayatını kaybettiğini, 4’ü çocuk 18 kişinin de yaralandığını açıkladı.

2022 yılının Şubat ayına gelindiğinde ise Rusya, Ukrayna’nın “Nazilerden arındırılması gerektiğini” öne sürerek ülkeye karşı geniş çaplı bir işgal başlattı ve bilhassa Ukrayna’nın doğusunda çatışmalar hala sürüyor.

2022 yılının Şubat ayına gelindiğinde ise Rusya, Ukrayna’nın “Nazilerden arındırılması gerektiğini” öne sürerek ülkeye karşı geniş çaplı bir işgal başlattı ve bilhassa Ukrayna’nın doğusunda çatışmalar hala sürüyor.

Rusya, ilk olarak 2014 yılında Ukrayna’nın Karadeniz kıyısındaki Kırım yarımadasını işgal etti. Kırım’ın işgalinden kısa sonra, Donbas’ta yer alan, nüfusu etnik Rus ağırlıklı olan Luhansk ve Donetsk oblastları da Rusya’nın desteğiyle Ukrayna yönetimine savaş açtılar ve tanınmayan iki cumhuriyet kurdular. Sonrasında Rusya, Ukrayna işgali kapsamında bu iki cumhuriyeti de ilhak etti.

Rusya’nın Ukrayna’nın doğusunda yer alan birçok kente düzenlediği saldırılarda bilanço belli oldu. Yetkililer Cumartesi günü yaptıkları açıklamada, Dnipro kentinde enkaza dönüşen dokuz katlı bir apartmanda hayatını kaybeden bir sivil de sahil olmak üzere en az 11 kişinin öldüğünü duyurdu.

Ukrayna Başsavcısı Andriy Kostin yaptığı açıklamada, Ziporijya yakınlarındaki Vilniansk kasabasına düzenlenen roket saldırısında evler, bir dükkan ve şehrin altyapısının zarar gördüğünü açıkladı.

Ukrayna İçişleri Bakanı Ihor Klimenko, saldırıda ikisi çocuk 7 kişinin öldüğünü yine 4’ü çocuk 18 kişinin de yaralandığını açıkladı.

Zaporijya Bölge Valisi Ivan Fedorov da Telegram mesajlaşma uygulamasında yayınladığı bir videoda “Bugün düşman, sivil halka karşı korkunç bir terör eylemi daha gerçekleştirdi” dedi.

Fedorov, saldırının “gün ortasında, iş olmayan bir günde, insanların dışarıda dinlendiği ve askeri hedeflerin olmadığı şehir merkezinde” meydana geldiğini söyledi.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski sosyal medya platformundan yaptığı bir paylaşımda, ülkenin güneydoğusundaki Zaporijya kentinin dışında yer alan Vilniansk kasabasının füzelerle hedef alındığını, yedi sivilin hayatını kaybettiğini yazdı.

Ukrayna halkının her gün bu tür saldırılara maruz kaldığını söyleyen Zelenski, Rus işgalinden kurtulmanın güçlendirilmiş bir savunma sistemi ile olacağını yineleyip Kiev’e yardımcı olan tüm ülkelere teşekkürlerini sundu.

Rusya Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Kursk kentine düzenlenen Ukrayna saldırısında beş kişinin hayatını kaybettiği, ölenler arasında iki çocuğun olduğu da belirtildi.

Yine Tver, Bryansk, Belgorod kentleriyle, 2014’te Ukrayna’dan ilhak ettikleri Kırım Yarımadası’nda gece boyu altı tane Ukrayna menşeli insansız hava aracının (İHA) düşürüldüğü belirtildi.

Paylaşın

Rusya’dan ABD’ye Uyarı: Cezasız Kalmayacak

Ukrayna’nın, Kırım Yarımadası’na düzenlediği füze saldırısı sonrası Rusya, ABD’yi misilleme konusunda uyardı. Kırım’a yapılan saldırıda 4 kişi ölmüş ve 151 kişi de yaralanmıştı.

Ukrayna, Kırım Yarımadası’nı Lockheed Martin şirketinin ürettiği ATACMS füzeleriyle vurmuştu. ATACMS füzeleri 300 kilometre (186 mil) uzaklıktaki hedefleri vurmaya olanak tanıyor.

Kırım’daki saldırıya Rusya’nın tepkisinin ne olacağı sorusuna Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, Vladimir Putin’in 6 Haziran’da ABD ve müttefiklerine yakın bölgelere konvansiyonel silah tedariki konusundaki sözlerini hatırlattı.

Rusya, Ukrayna’da başlattığı savaşla Batı ile arasında, 1962 Küba Füze Krizi’nden bu yana yaşanan en büyük gerilimi tetikledi.

Ancak Rusya’nın 2014 yılında ilhak ettiği ve dünyanın büyük bir kısmı tarafından Ukrayna’nın bir parçası olarak görülmesine rağmen şu anda Rusya toprağı olarak kabul edilen Kırım’a yapılan son saldırıdan doğrudan ABD’yi sorumlu tutmak, gerilimi bir adım daha ileri götürdü.

Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, gazetecilere yaptığı açıklamada, “Avrupa’daki muhataplarıma ve özellikle de Washington’daki basın sözcüsüne, hükümetlerinin neden Rus çocuklarını öldürdüğünü sormalısınız. Bu soruyu onlara sorun” dedi.

Rus yetkililere göre Pazar günü Sivastopol’a yapılan saldırıda en az iki çocuk öldürüldü. Sivastopol yakınlarındaki bir plajda insanların koşuşturduğu ve bazı yaralıların şezlonglarda taşındığı görüldü. Rusya silahları ABD’nin tedarik ettiğini, Amerikalı askeri uzmanların da silahları yönlendirdiğini ve silahlar için veri sağladığını söyledi.

Saldırının ardından ABD’nin Moskova Büyükelçisi Lynne Tracy Rusya Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı ve Washington’un “Rusya’ya karşı hibrid bir savaş yürüttüğü ve aslında çatışmanın bir tarafı haline geldiği” suçlamaları kendisine iletildi.

Rus yetkililer tarafından Tracy’ye, saldırının “cezasız kalmayacağının” ve misilleme tedbirlerinin kesinlikle uygulanacağının söylendiği kaydedildi.

Rusya’nın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Vasiliy Nebenzya da Sivastopol’da sivilleri hedef alan saldırının cevapsız kalmayacağını söyledi; “Rusya Federasyonu, Batı tarafından beslenen, büyütülen ve finanse edilen Kiev’deki neo-Nazi rejimi hiçbir tehdit oluşturmayana kadar halkını ve ulusal güvenliğini korumaya devam edecek” dedi.

Rusya Federasyonu Soruşturma Komitesi’nin soruşturmaya başladığını kaydeden Nebenzya, “ABD’nin bu suça doğrudan karıştığı gerçeği her türlü şüphenin ötesinde” iddiasında bulundu.

“Kiev kararlarını kendi verir”

ABD Savunma Bakanlığı’ndan (Pentagon) yapılan açıklamada ise hedeflerle ilgili Kiev’in kendi kararlarını verdiği kaydedildi. Pentagon sözcülerinden Binbaşı Charlie Dietz, “Ukrayna kendi hedef kararlarını verir ve kendi askeri operasyonlarını yürütür” dedi.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi’nden bir sözcü de her türlü sivil can kaybının bir trajedi olduğunu bildirdi. Sözcü, Rus güçleri tarafından öldürülen binlerce masum Ukraynalı’nın da bu kayba dahil oldığunu hatırlattı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller ise Pazartesi günlük basın brifinginde yaptığı açıklamada, Tracy’nin Rus yetkililere, ABD’nin sivil can kayıplarından duyduğu üzüntüyü ilettiğini açıkladı. Miller, Washington’un Ukrayna’ya topraklarını savunabilmesi için silah sağladığını ve bu topraklara Kırım’ın da dahil olduğunu söyledi.

“Rusya, egemen Ukrayna topraklarını işgal etmeyi ve sivillere yönelik saldırılarını durdurursa, bugün bu savaşı ve başlattığı savaşın neden olduğu acıları durdurabilir” diyen Miller, saldırıda kimlerin sorumlu olduğuna dair bir değerlendirme yapmayacağını kaydetti.

ABD’nin Ukrayna’nın Rusya’ya karşı bazı ABD silahlarını kullanmasına izin vermesi ve İngiltere’nin Kiev’e aynı şeyi İngiliz silahlarıyla yapabileceğini önermesinden bu yana Kremlin, bu hamleleri ciddi bir tırmanış olarak gördüğüne dair çeşitli mesajlar gönderdi.

Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin taktik nükleer silahların konuşlandırılması için tatbikat emri verdi; ABD ve müttefiklerinin vuruş mesafesine konvansiyonel füzeler yerleştirebileceğini öne sürdü ve Kuzey Kore ile karşılıklı savunma anlaşması imzaladı.

Putin Perşembe günü yaptığı açıklamada Rusya’nın Kuzey Kore’ye silah sağlayabileceğini ve bunun Batı’nın Ukrayna’yı silahlandırmasına benzer bir adım olacağını söylemişti.

Kırım’daki saldırıya Rusya’nın tepkisinin ne olacağı sorusuna Peskov, Putin’in 6 Haziran’da ABD ve müttefiklerine yakın bölgelere konvansiyonel silah tedariki konusundaki sözlerini hatırlattı. “Elbette ABD’nin barışçı Ruslar’ın ölümüne neden olan çatışmalara müdahil olmasının bazı sonuçları olacaktır” diyen Peskov, bu sonuçların ne olacağını ise zamanın göstereceğini kaydetti.

Washington, Kiev’in Rusya’yı yaklaşık 300 kilometre menzili olan ATACMS ve ABD tarafından tedarik edilen diğer uzun menzilli silahlarla vurmasını hala yasaklıyor.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Rusya’nın Dağıstan Bölgesi’nde Sinagog Ve Kiliselere Saldırı: 15 Polis Öldü

Rusya’nın Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Dağıstan’da sinagog ve kiliselere yönelik eş zamanlı saldırılarda 15 polis memuru, bir rahip ve bir güvenlik görevlisi hayatını kaybetti. Saldırıyı henüz üstlenen olmadı.

Haber Merkezi / Rusya Soruşturma Komitesinden yapılan açıklamada, saldırıların terör eylemi olarak değerlendirildiği ve olayla ilgili soruşturma başlatıldığı ifade edildi.

Rusya’nın en fakir bölgelerinden biri olan Dağıstan’da çoğunluğu Müslümanlar oluşturuyor. Saldırılar, IŞİD’in ve Moskova yakınlarındaki bir konser salonuna düzenlediği ve 145 kişinin öldüğü saldırıdan üç ay sonra meydana geldi.

Rusya’nın Dağıstan bölgesinde iki ayrı şehirde eş zamanlı terör saldırıları meydana geldi.

Pazar günü bir grup silahlı saldırgan, Mahaçkale ve Derbent şehirlerinde kilise ve sinagoglar ile polis kontrol noktasına saldırdı. Her iki kentte de ibadethaneler ateşe verilirken, çıkan çatışmada en az 15 polis memuru öldü. Rus Ortodoks Kilisesi, kurbanlar arasında rahip Nikolai Kotelnikov’un da olduğunu açıkladı.

Saldırının gerçekleştiği Pazar günü Ortodoks Kilisesi için Pentekost Bayramının kutlandığı özel bir gündü.

Polis, Mahaçkale’de dört, Derbent’te ise iki silahlı saldırganın öldürüldüğünü açıkladı. Saldırganlardan kaçmayı başaranlar olup olmadığı ise bilinmiyor. Rus güvenlik servisleri saldırının ardından terör soruşturması başlattı.

Olay sonrası bölgede 3 gün yas ilan edilirken, saldırıyı henüz üstlenen olmadı.

Dağıstan Valisi Sergey Melikov Melikov Telegram mesajlaşma uygulamasından bu sabah paylaştığı bir videoda, 15’ten fazla polisin saldırılar sonucu hayatını kaybettiğini kaydetti ancak kaç kişinin yaralandığına dair bilgi paylaşmadı.

Melikov ayrıca, “Saldırıları düzenleyen altı militan etkisiz hale getirildi. Dış güçler tarafından hazırlanan tüm oyunların ve terör hücrelerinin tespit edilmesi yönünde gerekli çalışmalar gerçekleştirilecek. Durum, devletin kurumları tarafından kontrol altında bulunuyor” dedi.

Saldırıları üstlenen olmazken, Sergey Melikov saldırganların kimliklerinin tespit edilmeye çalışıldığını belirterek, ölenler arasında 40 yılı aşkın süredir Derbent’te görev yapan bir Ortodoks rahibin de bulunduğunu söyledi.

Rus Ortodoks Kilisesi sözcüsü Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, rahip Nikolai Kotelnikov’un “vahşice öldürüldüğünü” söyledi.

Olayların ardından İsrail Dışişleri Bakanlığı bir açıklama yayınlayarak, “Dağıstan Cumhuriyeti’ndeki iki şehir olan Mahaçkale ve Derbent’e ortak saldırı” düzenlendiğini doğruladı.

Açıklamada, “Derbent’teki sinagog ateşe verildi ve yakıldı. Yerel muhafızlar öldürüldü. Mahaçkale’deki sinagoga silahlı saldırı düzenlendi, daha fazla ayrıntı yok” denildi: Aynı zamanda Mahaçkale’de kiliselere saldırı düzenlendi ve Derbent’te bir rahip öldürüldü.

Açıklamada, “Bilindiği kadarıyla saldırı sırasında sinagoglarda ibadet eden kimse yoktu ve Yahudi cemaatinden bilinen bir kayıp da yok” denildi: Moskova’daki İsrail büyükelçiliği bölgedeki Yahudi cemaatinin liderleriyle temas halinde.

Avrupa medyasına yansıyan haberlerde, saldırıların arkasında IŞİD terör örgütünün olduğu öne sürüldü.

Mart ayında IŞİD, Moskova yakınlarında “Crocus City Hall” adlı konser salonuna saldırı düzenlemiş, olayda 145 kişi yaşamını yitirmişti. Saldırıyı IŞİD’in üstlenmesine rağmen Rus yetkililer, bir kanıt göstermeden Ukrayna’yı suçladı. Kiev yönetimi saldırıyla ilgisi olduğu iddiasını reddediyor.

Paylaşın

Rusya İle Kuzey Kore Arasında ‘Stratejik Ortaklık’ Adımı

Kuzey Kore olarak bilinen Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti ile Rusya stratejik ortaklık anlaşması imzaladı. Anlaşma, Moskova ve Pyongyang arasında Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana kurulan en güçlü bağlantıya işaret ediyor.

Haber Merkezi / Moskova ile ilişkilerin Sovyet döneminden bile daha yakın olduğunu ifade eden Kuzey Kore Devlet Başkanı Kim Jong Un “Özel askeri operasyonunda Rus devleti, halkı ve ordusunu desteklediklerini” dedi. Moskova 2022 Şubat’ında başlattığı Ukrayna’yı işgal girişimini “özel askeri operasyon” olarak adlandırıyor.

İki ülke ilişkilerinin 2023’te zaten oldukça geliştiğini söyleyen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Pyongyang’da imza attıkları metnin “ilişkilerin temelini oluşturacağını” söyledi. Hem Moskova hem Pyongyang silah ve diğer kritik teknolojilerin ticaretini engelleyen ağır yaptırımlar altında.

Kuzey Kore’yi ziyaret eden Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, başkent Pyongyang’da Kuzey Kore Devlet Başkanı Kim Jong Un ve tezahürat yapan kalabalıklar tarafından gösterişli bir törenle karşılandı.

Vladimir Putin ve Kim Jong Un, iki ülkeden birinin saldırıyla karşı karşıya gelmesi halinde karşılıklı yardım öngören stratejik bir anlaşma imzaladı. Her iki lider anlaşmayı, güvenlik, ticaret, yatırım ve kültürel anlamda iki ülke arasındaki ilişkilerin önemli düzeyde gelişmesi olarak tanımladı.

Kuzey Kore ve eski Sovyetler Birliği 1961’de uzmanların Kuzey Kore’nin saldırıya uğraması halinde Moskova’nın askeri müdahalesini zorunlu kıldığını söylediği bir anlaşma imzalamıştı.

Bu anlaşma Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra iptal edildi ve bunun yerini 2000 yılında daha zayıf güvenlik güvencelerini kapsayan bir anlaşma aldı. Yeni imzalanan anlaşmanın 1961’deki anlaşmayla benzer düzeyde bir koruma sağlayıp sağlamadığı ise henüz belirsiz.

Rusya’nın Ukrayna’daki savaşına “tam destek” verdiğini açıklayan Kim Jong Un, Moskova ile daha güçlü stratejik bağlar kurmak istediğini belirtiyor.

Karşılamaya ilişkin Rus medyası tarafından yayınlanan videoda, başkentten geçen Taedong Nehri kıyısındaki Kim Il Sung Meydanı’nda, aralarında atlı askerlerin de bulunduğu bir şeref kıtası ve sivillerden oluşan büyük bir kalabalığın toplandığı görüldü. Ellerinde balonlar tutan çocuklar, meydandaki ana binayı süsleyen Rus ve Kuzey Kore bayrakları ve iki liderin dev portreleri dikkat çekti.

Ziyaret sırasında liderler birbirlerine pahalı hediyeler de sundu. Putin’in danışmanı Yuri Ushakov, Rus liderin ev sahibine, Aurus marka bir limuzin ve çay takımı hediye ettiğini söyledi. Rus yapımı Aurus limuzinler Putin tarafından başkanlık aracı olarak kullanılıyor.

Putin, otomobil tutkusuyla bilinen Kim’e Şubat ayındaki Rusya ziyareti sırasında yine Aurus limuzin hediye etmişti. Kim’in bir Maybach limuzinin yanı sıra; Mercedes, Rolls-Royce ve Lexus marka lüks otomobillerden oluşan pahalı bir koleksiyonu var.

Kuzey Kore liderinin ise konuğuna, Putin’in kendisinin resmedildiği bir tablo dahil çeşitli sanat eserleri hediye ettiği belirtildi.

İki liderin zirvesi Batı için ne anlama geliyor?

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken Salı günü Washington’da NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile yaptığı görüşmenin ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu. Blinken, Putin’in Kuzey Kore ziyaretinin Rusya’nın “çaresizlik içinde, Ukrayna’ya karşı başlattığı saldırganlık savaşını sürdürmek için ihtiyaç duyduğu şeyleri kendisine sağlayabilecek ülkelerle ilişkilerini geliştirmeye ve güçlendirmeye” çalıştığını söyledi.

Blinken, “Kuzey Kore Rusya’ya önemli miktarda mühimmat ve Ukrayna’da kullanılmak üzere başka silahlar sağlıyor” dedi. ABD ve müttefikleri Güney Kore ve Japonya, Kuzey Kore’nin son uydu ve balistik füze fırlatmaları ve kuzeydoğu Asya’da gerilimi tırmandıran nükleer silah kullanma tehditleri nedeniyle tepkili.

Kuzey Kore’nin 27 Mayıs’ta başarısız bir askeri keşif uydusu fırlatması ve BM yaptırımlarını ihlal ederek balistik füze teknolojisini kullandığı diğer fırlatmaların ardından BM Güvenlik Konseyi acil olarak toplanmıştı.

Kuzey Kore, 2022 yılının başından bu yana nükleer silah programını geliştirirken bu yasaklı teknolojiyi kullanarak 100’den fazla füze fırlattı. Buna karşılık ABD ve müttefikleri giderek artan sayıda askeri tatbikat gerçekleştirdi.

BM Genel Sekreter Yardımcısı Khaled Khiari konsey toplantısında yaptığı açıklamada, egemen devletlerin barışçı uzay faaliyetlerinden yararlanma hakkına sahip olduğunu, ancak Kuzey Kore’nin balistik füze teknolojisini kullanarak fırlatma yapmasının açıkça yasak olduğunu kaydetti. Khiari, devam eden ihlallerinin küresel nükleer silahsızlanma ve nükleer silahların yayılmasını önleme anlaşmalarına zarar verdiğini söyledi.

Paylaşın

Rusya – Ukrayna Savaşı: Putin, Barış Şartlarını Açıkladı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’nın Herson, Zaporijya, Donetsk ve Luhansk bölgelerden çekilmesi ve NATO üyeliği hedefinden vazgeçmesi halinde çatışmaların derhal durabileceğini ve müzakerelere başlayabileceklerini söyledi.

Vladimir Putin, yaptığı teklifinin savaşa tam bir son vermeyi hedeflediğini, çatışmaları dondurmak anlamına gelmediğini de vurguladı. Batılı bankalarının bloke koyduğu Rusya varlıklarını kullanılarak Ukrayna’ya kredi sağlanmasına da tepki gösteren Putin, Batılı liderlerin yaptığının “hırsızlık” olduğunu söyledi.

DW Türkçe’de yer alan habere göre; Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Batılı bankalarının bloke koyduğu Rus varlıkları kullanılarak Ukrayna’ya kredi sağlanmasına tepki gösterdi. Batılı liderlerin yaptığının “hırsızlık” olduğunu söyleyen Putin, “Cezasız kalmayacak” tehdidinde bulundu.

G7 ülkeleri ve Avrupa Birliği, işgal sonrası Rusya merkez bankasına ait 300 milyar doları dondurmuştu. İtalya’da yapılan G7 zirvesinde taraflar, bu parayı teminat göstererek Kiev’e savaş ve yeniden inşa çabalarında kullanılmak üzere 50 milyar dolar kredi sağlamakta uzlaştı. Kredi tutarının büyük bölümü Washington’dan gelecek. Plana göre, Rus parasına işleyen faiz ise kredinin geri ödemesinde kullanılacak.

Putin, “Yasal zemin arayışları ve kendilerini haklı çıkarmak için buldukları tüm hilelere rağmen bu hırsızlıktır ve cezasız kalmayacak” dedi. Rus lider ayrıca, Batı ve Moskova arasındaki açmazın “geri dönülemez noktaya çok yakın” olduğunu söyledi, ülkesinin en büyük nükleer cephaneliğe sahip olmasıyla övündü. Putin, daha önce de çok kez nükleer silah kullanma tehdidinde bulunmuştu.

Batı ittifakının en zengin yedi devleti toplantılarını İtalya’nın güneyindeki Puglia’da sürdürürken konuşan Putin, Ukrayna’daki savaşı bitirmek için daha önce açıkladığı şartlarını da yineledi. Putin, Ukrayna’nın Herson, Zaporijya, Donetsk ve Luhansk bölgelerden çekilmesi ve NATO üyeliği hedefinden vazgeçmesi halinde çatışmaların derhal durabileceğini ve müzakerelere başlayabileceklerini söyledi.

Putin; Kırım’ın yanı sıra Herson, Zaporijya, Donetsk ve Luhansk bölgelerini Rus toprağı olarak görüyor. Ukrayna ise ne bir kısmı 2014’ten beri Rus işgali altındaki bu topraklardan vazgeçmeyi ne de NATO üyeliği hedefinden geri adım atmayı kabul ediyor.

Rusya lideri açıklamasında, yaptığı teklifinin savaşa tam bir son vermeyi hedeflediğini, çatışmaları dondurmak anlamına gelmediğini de vurguladı. Rusya ayrıca, Ukrayna güçlerinin sınırlandırılması ve Ukrayna içinde yaşayan Rusça konuşan halkın korunması gibi taleplerde de bulunuyor.

Kiev ve NATO Putin’in ‘acil ateşkes’ teklifini reddetti

NATO ve Kiev hükümeti Putin’in teklifini reddederek, Rus liderin açıklamalarını kınadı. Ukrayna hükümet danışmanı Mykhailo Podolyak, sosyal medya hesabından öneriyi sert bir şekilde eleştirerek, “Rusya’dan yeni bir ‘barış teklifi’ olmadığını” söylerken, talepleri “tamamen uydurma” olarak nitelendirdi.

Mykhailo Podolyak, “İçeriği … uluslararası hukuka karşı son derece saldırgandır ve Moskova’nın gerçekleri değerlendirme konusundaki yetersizliğini kesinlikle ifade etmektedir” dedi.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de Brüksel’de düzenlediği basın toplantısında Putin’in teklifini reddetti ve bu teklifin “iyi niyetle” yapılmadığını belirtti. Cuma günü yaptığı açıklamada, “Ukrayna topraklarından güçlerini çekmek Ukrayna’nın işi değil. Güçlerini işgal altındaki Ukrayna topraklarından çekmek Rusya’nın görevidir” dedi.

Paylaşın

Putin’den Batı’ya “Nükleer” Tehdit

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Batı’nın Rusya’nın asla nükleer silah kullanmayacağını varsaymasının yanlış olduğunu söyledi ve ekledi: Kremlin’in nükleer doktrini hafife alınmamalı.

Rusya’nın 2020 yılında yayınlanan nükleer doktrini hangi durumlarda nükleer silah kullanılmasının değerlendirileceğini belirliyor. Bu doktrinde koşullar, “nükleer ya da diğer kitle imha silahlarıyla yapılan bir saldırıya karşılık verileceği durumda ya da devletin varlığını tehdit edecek şekilde konvansiyonel silahların kullanılması durumunda“ ifadeleriyle sıralanıyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, St. Petersburg Uluslararası Ekonomik Forumu (SPIEF) kapsamında basın toplantısı düzenledi. Türkiye ile Rusya arasındaki ekonomik ilişkilere değinen Putin, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin (NGS) Türkiye ekonomisi ve enerji sektörü için yeni bir alan açtığını söyledi.

Türkiye’de kurulması planlanan doğal gaz merkezinin, başta Avrupa’ya yönelik olmak üzere gaz ticareti için elektronik bir platform olmasının planlandığını belirtti:

“Türkiye, Ukrayna ile bazı alanlarda işbirliği yaparken, Ukrayna, Türkiye’ye gaz taşıyan boru hatlarını vurmaya çalışıyor. Bu bir şaka veya herhangi bir şekilde abartma değil. Rus ordusunun elektronik harp sistemleri tarafından iki insansız hava aracı düşürüldü ve Karadeniz sahilindeki gaz pompalama istasyonunun yanına düştü. Lütfen dostumuz Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bu konu hakkındaki gerçeklerle ilgili bilgi verin. Karadeniz altındaki sevkiyat sistemini koruyan gemilere yönelik de sürekli insansız deniz araçlarıyla saldırı yapılıyor.”

Putin, Türkiye ile ticari ilişkilerin ve iki ülke ticaret hacminin geliştiğine işaret ederek, “Bana öyle geliyor ki Türkiye’de hükümetin ekonomik bloğu son zamanlarda kredi almaya, yatırım yapmaya, Batılı finans kuruluşlarından hibe almaya ağırlık veriyor. Bu muhtemelen kötü bir şey değil ama eğer Rusya ile ticari ve ekonomik ilişkilerin kısıtlanmasıyla bağlantılı olursa, o zaman Türk ekonomisinin kazancından çok kaybı olur. Bana göre böyle bir tehdit var” değerlendirmesinde bulundu.

“Nükleer tehdit”

Putin, Batılı ülkelerin Rusya’yı sürekli nükleer tehditler kullanmakla suçladığını belirterek, bunu yanlış bulduğunu ve ABD’nin 2. Dünya Savaşı’nda Japonya’da nükleer bomba kullanan ülke olduğunu vurguladı.

Ukrayna savaşının nükleer savaş riski yaratacak bir duruma evrilmemesi gerektiğinin altını çizen Putin, “Nedense Batılı ülkeler, Rusya’nın bunu (nükleer silah) asla kullanmayacağına inanıyor. Bizim nükleer doktrinimiz var. Birisinin eylemi egemenliğimizi ve toprak bütünlüğümüzü tehdit ediyorsa, elimizdeki tüm imkanları kullanmamızın mümkün olduğunu düşünüyoruz. Bu hafife alınmamalıdır” dedi.

ABD ve Avrupa’dan bazı ülkelerin, Ukrayna’ya verdikleri silahları Rusya topraklarında kullanmasına izin vermesini şöyle değerlendirdi: “Burada Ukrayna ordusunun rolü nedir? Hedefleri belirliyorlar. Ancak bu hedeflerin vurulup vurulmayacağının kararını onlar vermiyor. Bunu ATACMS’lar için Pentagon, Storm Shadow’lar için de İngilizler yapıyor.”

Putin, Rusya’nın NATO’ya saldıracağına yönelik söylemleri “aptallık” şeklinde niteleyerek, “Hepiniz aklınızı mı kaçırdınız? Kim uydurdu bunu? Bu tam bir saçmalık, anlıyor musunuz?” diye konuştu.

Filistin ve Gazze Şeridi

Putin, Gazze’de yaşananlarla ilgili soruya, “Şu anda Gazze’de olanlar savaşa benzemiyor, bu sivil nüfusun tümden yok edilmesine benziyor” yanıtını verdi. ABD’yi suçlayan Putin, “Bunun ABD’nin politikasının bir sonucu olduğuna inanıyoruz. Çözüm sürecini tekeline aldı. Bu son derece zorlu sorunu çözmeye yönelik toplu girişimlere yönelik önceden oluşturulmuş tüm araçları bir kenara ittiler” dedi.

Putin, ABD yönetiminin Gazze konusunda “daha az görüş, daha hızlı çözüm” şeklinde bir yaklaşım sergilemiş olabileceğine işaret ederek, “Ancak uygulamada durumun böyle olmadığı görüldü. Bazı maddi sadakaların yardımıyla sorunu çözmek de mümkün değil. İşin aslını, siyasi meseleleri çözmek lazım. Bu, Birleşmiş Milletler’in bu topraklarda iki devlet kurma kararında öngörüldüğü gibi iki devletin yaratılmasıdır. Bir Filistin devleti ve bir Yahudi devleti” şeklinde konuştu.

Bu temel sorunlara değinmeden, durumu çözüme kavuşturmanın mümkün olmadığını vurgulayan Putin, “Filistin devletini Sovyetler Birliği döneminden beri uzun zamandır tanımış durumdayız. Bu bağlamda yaklaşımımız değişmedi” dedi.

Paylaşın

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’dan Fransa’ya Gözdağı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, halihazırda Ukrayna topraklarında bulunan Fransız eğitmenlerin, “Statüleri ne olursa olsun, askeri yetkililer ya da paralı askerler silahlı kuvvetlerimiz için meşru bir hedeftir” dedi.

Ukrayna Genelkurmay Başkanı, Fransız askeri eğitmenlerin ülkesindeki eğitim merkezlerine girmesine izin veren evrakları imzaladığını bildirmişti. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ülkesinin Ukrayna’da asker bulundurduğuna dair “söylentiler” hakkında yorum yapmayacağını söylemişti.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Kongo Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Jean Claude Gakosso ile yaptığı görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Euronews Türkçe’nin aktardığına göre; Fransız eğitmenlerin birlikleri eğitmek üzere halihazırda Ukrayna topraklarında bulunduğunu kaydeden Lavrov, “Statüleri ne olursa olsun, askeri yetkililer ya da paralı askerler silahlı kuvvetlerimiz için meşru bir hedeftir.” dedi.

Ukrayna Genelkurmay Başkanı, Fransız askeri eğitmenlerin ülkesindeki eğitim merkezlerine girmesine izin veren evrakları imzaladığını bildirmişti.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron geçen hafta yaptığı açıklamada ülkesinin Ukrayna’da asker bulundurduğuna dair “söylentiler” hakkında yorum yapmayacağını söylemişti. Macron’un makamı, Lavrov’un açıklamaları hakkında yorum yapmayı reddetti.

Geçen yıl basına sızan belgelerde, Batı’dan özel kuvvetlerin Ukrayna’da sahada olduğunu, İngiltere, ABD ve Baltık Devletleri’nin yanı sıra Fransa’dan da büyük birliklerin de bu ülke topraklarında bulunduğu iddia edilmişti. Bu birliklerin tam olarak ne yaptığı ya da sayılarının sürekli olarak hangi seviyede olduğu şu ana kadar açıklık kazanmadı.

Lavrov’un Kongo Cumhuriyeti’ne yaptığı ziyaret Afrika turundaki ikinci durağı oldu. Lavrov pazartesi günü de Gine’yi ziyaret etmiş ve ülkenin Dışişleri Bakanı ile bir araya gelmişti. Lavrov, Moskova’nın Ukrayna’yı işgali sırasında Rusya’nın desteğini arttırmaya çalıştığı Afrika kıtasını son iki yıl içinde birkaç kez ziyaret etti.

Rusya’dan İsviçre toplantısına tepki

Lavrov, gezisi sırasında temmuz ayında İsviçre’de yapılması planlanan Ukrayna barış konferansını reddetti. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy,Rusya’nın davet edilmediği konferansa destek sağlamak amacıyla şu anda Asya’da bulunuyor.

Lavrov “İsviçre’deki bu konferansın hiçbir anlamı yok” dedi. “Sahip olabileceği tek anlam, parçalanma sürecinde olan bu Rusya karşıtı bloğu korumaya çalışmak.” dedi.

Paylaşın

Putin’den Batı’ya Ukrayna Uyarısı: Ateşle Oynuyorsunuz

Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te gazetecilere açıklamalarda bulunan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Batı’nın Ukrayna’ya silah sağlayarak ateşle oynadığını ve bunun küresel bir çatışmayı tetikleyebileceğini söyledi.

Vladimir Putin, “Sürekli tırmanan gerginlik ciddi sonuçlara yol açabilir. Bu ciddi sonuçlar Avrupa’da ortaya çıkarsa, stratejik silahlar alanındaki eşitliğimiz göz önünde bulundurulduğunda, ABD nasıl davranacak? Küresel bir çatışma mı isteniyor?” dedi.

Vladimir Putin, Ukrayna’nın Rusya’ya uzun menzilli silahlarla saldırması halinde Batı’nın uydu, istihbarat ve askeri yardımına ihtiyaç duyacağını, dolayısıyla Batı’nın doğrudan müdahil olacağını söyledi. Rus lider ayrıca, Fransız birliklerinin Ukrayna’ya gönderilmesinin küresel çatışmaya doğru atılmış bir adım olacağını kaydetti.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, NATO ülkelerinin Ukrayna’ya sağladıkları silahlarla Rusya’daki askeri hedefleri vurmalarına izin vermeleri gerektiğini söylemiş, silah kısıtlamalarının gözden geçirilmesi gerektiğini dile getirmişti. Bu görüş bazı NATO üyeleri tarafından desteklenirken, ABD tarafından desteklenmiyor.

Ukrayna savaşı, on binlerce Ukraynalı sivilin ölümüne, milyonlarcasının yurt dışına kaçmasına, mahallelerin ve şehirlerin harabeye dönmesine neden oldu.

Ukrayna’nın şu anda yüzde 18’ini kontrol eden Rusya’nın ilerleyişi ve Harkov bölgesinde yeni bir cephe açması, Batı’da Kiev’e yüz milyarlarca dolar yardım, silah ve istihbarat verdikten sonra başka neler yapabileceği konusunda bir tartışmayı tetikledi.

Ukrayna, savaşta başarı elde etmek için Rus hatlarının gerisini vurabilmesi gerektiğini söylüyor. Ancak Rus yetkililer, Ukrayna’nın Rus şehirlerine, petrol rafinerilerine ve hatta son günlerde nükleer erken uyarı sisteminin unsurlarına yönelik tekrarlanan saldırılarının ardından Moskova’nın sabrının tükenmekte olduğunu dile getiriyor.

Rus devlet televizyonu tarafından Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski’nin meşruiyetinin sorulması üzerine Putin, Ukrayna’da şu anda tek meşru otoritenin parlamento olduğunu ve parlamento başkanına yetki verilmesi gerektiğini söylemişti.

Zelenski’nin görev süresi dolmasına rağmen ülkede devam eden savaşın ardından uygulanan sıkıyönetim nedeniyle seçime gidilmedi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Putin, Ukrayna Savaşını ‘Dondurmaya’ Hazır

Birleşik Krallık merkezli haber ajansı Reuters’a konuşan bir kaynak, Putin ne kadar sürerse sürsün savaşabilir, ancak Putin aynı zamanda savaşı dondurmak için ateşkese de hazır” dedi.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelensky, Putin’in şartlarıyla barışın sağlanamayacağını söylemişti. Rusya’nın 2014’te ilhak ettiği Kırım da dahil olmak üzere kaybedilen toprakları geri alma sözü vermişti.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelensky, 2022 yılında Putin’le herhangi bir görüşmenin resmen “imkansız” olduğunu ilan eden bir kararname imzalamıştı.

Reuters haber ajansı dört Rus kaynağa dayandırarak, Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’in “Ukrayna’daki savaşı, mevcut savaş hatlarını tanıyan müzakere edilmiş bir ateşkesle durdurmaya hazır olduğunu” söylediğini bildirdi.

Putin’in, Kiev ve Batı’nın buna onay vermemesi halinde ise ülkesinin savaşmaya devam edeceğini söylediği de aktarıldı.

Rus liderin çevresindeki tartışmalara aşina olan kaynaklardan üçü, müzakereleri engelleme girişimleri ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski’nin görüşmeleri reddetme kararı konusunda Putin’in hayal kırıklığı yaşadığını da dile getirdiğini söyledi.

Putin’le birlikte çalışmış ve Kremlin’deki üst düzey görüşmeler hakkında bilgi sahibi olan üst düzey bir Rus kaynak, “Putin gerektiği kadar savaşabilir ama savaşı dondurmak için ateşkese de hazır” dedi.

Reuters haber için Putin’le çalışan ya da daha önce çalışmış, siyaset ve iş dünyasında üst düzey görevlerde bulunan toplam beş kişiyle görüştü. Beşinci kaynak savaşın mevcut cephelerde dondurulması konusunda ise yorum yapmadı.

Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov, yorum talebine cevaben, Putin’in Rusya’nın hedeflerine ulaşmak için diyaloğa açık olduğunu defalarca açıkladığını ve ülkenin “ebedi bir savaş” istemediğini söylediğini belirtti. Ukrayna dışişleri ve savunma bakanlıkları ise sorulara yanıt vermedi.

Reuters’a konuşan kaynaklar, altı yıllık görev süresine yeni başlayan Putin’in bu dönemi savaşı geride bırakmak için tercih edebileceğini ve şimdiye kadar elde edinilen kazanımların Putin’in “Rus halkına zafer satmak için yeterli olduğu” görüşünü paylaştı.

İsviçre’de gelecek ay Ukrayna’nın inisiyatifiyle uluslararası bir toplantı yapılacak. Rusya’nın davetli olmadığı toplantıda, savaşın nasıl sona erebileceğinin masaya yatırılması bekleniyor, ancak Moskova bu toplantının Rusya’nın katılımı olmadan bir anlamı olmadığını söylüyor.

Bu arada, Rusya Cumhurbaşkanı Putin Belarus’ta temaslarda bulunuyor. Putin dün, Belaruslu mevkidaşı Aleksander Lukaşenko ile biraraya geldi.

Seyahatinden önce Moskova’daki kabine toplantısında Belarus’la işbirliği konularını ele alan Putin, “Bugün ve yarın, büyük önem verdiğimiz güvenlik konuları da dahil olmak üzere tüm konuları tartışacağız. Konuşacak çok şey var” demişti.

Belarus, Ukrayna savaşında Rusya’ya lojistik destek sağladı. Rus kuvvetleri, Şubat 2022’de Kiev’e yönelik ilk saldırıları sırasında Belarus topraklarından Ukrayna’ya girmişti. 1994’ten beri iktidarda olan Lukaşenko, Putin’in uzun süredir müttefiki.

Paylaşın

Rusya Devlet Başkanı Putin’den “Küresel Çatışma” Uyarısı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “Rusya, küresel bir çarpışmayı önlemek için her şeyi yapacaktır” dedi ve ekledi: Stratejik güçlerimiz her zaman savaşa hazırdır.

Zafer Günü’nde konuşan Vladimir Putin, dünyanın en büyük nükleer gücünü kimsenin tehdit etmesine izin verilmeyeceklerini söyledi.

Sovyetler Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) İkinci Dünya Savaşı’nda Almanya’ya karşı kazandığı zaferin anıldığı Zafer Günü’nde konuşan Rusya Cumhurbaşkanı Başkanı Vladimir Putin, “kimsenin dünyanın en büyük nükleer gücünü tehdit etmesine izin verilmeyeceğini” söyledi ve Batı’yı küresel çatışma riski almakla suçladı.

Rus birlikleri, Batı’nın desteklediği Ukrayna güçleriyle karşı savaşırken Putin, “kibirli” olarak nitelediği Batılı elitleri, Nazi Almanyasının uğradığı yenilgide Sovyetler Birliği’nin oynadığı belirleyici rolü unutmakla ve dünya genelinde çatışmaları körüklemekle eleştirdi.

Zafer Günü kutlamaları, mayıs ayında nadiren görülen bir kar fırtınası altında, Moskova Kızıl Meydan’da gerçekleşti. Savaşın zorluklarını gösteren görece sade geçit töreninde sadece bir T-34 tankı sergilendi. Savaş uçakları Rus bayrağını dalgalandırarak geçti. Geçit töreninde, bir TV spikerinin “dünyanın herhangi bir noktasındaki bir hedefi vurabileceğini” söylediği Rusya’nın kıtalararası stratejik füzesi Yars da yer aldı.

Hiçbir Batı liderinin katılmadığı törende Belarus, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan, Özbekistan, Küba, Laos ve Gine-Bissau liderleri hazır bulundu.

Savunma Bakanı Sergey Şoygu’nun meydanda sıralanan askeri birlikleri denetlemesinin ardından, Putin şunları söyledi: “Bu tür hırsların nelere yol açtığını biliyoruz. Rusya küresel bir çatışmayı önlemek için her şeyi yapacaktır. Ama aynı zamanda kimsenin bizi tehdit etmesine de izin vermeyeceğiz. Stratejik güçlerimiz her zaman savaşa hazır durumdadır.”

Ordusunu 2022’de Ukrayna’ya gönderen Putin, savaşı, 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılmasından sonra Moskova’nın etki alanı olarak gördüğü bölgeye tecavüz ederek Rusya’yı küçük düşürdüğünü söylediği Batı ile mücadelenin bir parçası olarak görüyor.

Putin’in “bir imparatorluk gibi toprak gasp ettiğini” söyleyen Batı ülkeleri ve Ukrayna bu nedenle Rusya’yı yenme sözü verdi. Rusya ise bir zamanlar Rus imparatorluğunun bir parçası olan bu toprakların yeniden Rusya’nın bir parçası olduğunu savunuyor. Rusya halihazırda, Kırım da dahil olmak üzere Ukrayna’nın yaklaşık yüzde 18’inde ve Ukrayna’nın doğusundaki dört bölgenin bir kısmını kontrol ediyor.

“Batı, İkinci Dünya Savaşı’nın derslerini unutmak istiyor” diyen Putin, Rusya’nın Nazi Almanyasının yenilgiye uğratılmasında rol oynayan tüm müttefiklerini onurlandırdığını sözlerine ekledi. Çin halkının Japon militarizmine karşı verdiği mücadeleden bahsetti.

Rus lider, “Ancak insanlığın kaderinin Moskova ve Leningrad, Rjev, Stalingrad, Kursk ve Harkov yakınlarındaki büyük savaşlarda, Minsk, Smolensk ve Kiev yakınlarında, Murmansk’tan Kafkasya ve Kırım’a kadar uzanan ağır ve kanlı savaşlarda belirlendiğini hatırlıyoruz” dedi.

Rus yetkililer, Ukrayna savaşının bugüne kadarki en tehlikeli aşamaya girdiği uyarısında bulunuyor. Putin, dünyanın en büyük nükleer güçlerini kapsayan çok daha geniş bir savaş riski konusunda defalarca uyarıda bulunmuştu.

Kriz son haftalarda daha da derinleşti. ABD Başkanı Joe Biden Ukrayna’ya 61 milyar dolar yardım yapılmasını onayladı, İngiltere Ukrayna’nın İngiliz silahlarıyla Rusya’yı vurma hakkı olduğunu söyledi ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Rus güçleriyle savaşmak üzere Fransız birliklerini göndermeyi reddetti.

Rusya 6 Mayıs’ta, Moskova’nın Fransa, İngiltere ve ABD’den gelen tehditler olduğunu söylediği askeri tatbikatın bir parçası olarak taktik nükleer silahların konuşlandırılacağını duyurarak karşılık verdi.

Zafer Günü kutlamaları

Sovyetler Birliği, İkinci Dünya Savaşı’nda Ukrayna’daki nüfusu dahil 27 milyon insanını kaybetti ama sonunda Nazi güçlerini, Hitler’in intihar ettiği ve 1945’te Reichstag’ın üzerinde kırmızı Sovyet Zafer Bayrağı’nın yükseldiği Berlin’e kadar geri püskürttü.

Nazi Almanyasının 1945’te kayıtsız şartsız teslim olduğu 8 Mayıs Fransa, İngiltere ve ABD tarafından “Avrupa’da Zafer Günü” olarak kutlanıyor. Rusya ise saat farkından dolayı kendi “Zafer Günü” kutlamasını 9 Mayıs’ta yapıyor. Ayrıca Ruslar, 1941-45 arasındaki bu savaşı “Büyük Vatanseverlik Savaşı” olarak adlandırıyor.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın