Rusya – Ukrayna Savaşı: 63 Askerin Ölümü Rusları Öfkelendirdi

Donetsk bölgesinde Rus askerlerinin konuşlu olduğu üssün Ukrayna güçlerince hedef alındığını ve roket saldırısında 63 Rus askerinin öldüğü açıklanmıştı. Ukrayna’daki çatışmalarda en çok can kaybının yaşandığı saldırıya ilişkin öfke büyüyor.

Rus milliyetçileri ve bazı milletvekilleri tehlikeleri görmezden gelmekle suçladıkları komutanlar için ceza talep ettiler.

Rusya Savunma Bakanlığı, nadiren yapılan bir açıklamayla, Ukrayna’nın doğusundaki Donetsk bölgesinde askerlerinin konuşlu olduğu üssün Ukrayna güçlerince hedef alındığını ve roket saldırısında 63 Rus askerinin öldüğünü kaydetmişti.

Askerlerin, Rusya Savunma Bakanlığı’nın ABD yapımı HIMARS rampalarından atılan dört roket tarafından vurulduğunu söylediği bölgedeki bir mühimmat yığınağının yanında konuşlandırılması eleştiriliyor.

Televizyonda yayınlanan görüntüler, vinçler ve buldozerler birkaç metre derinlikteki beton molozları delip geçerken, dev bir binanın moloza döndüğünü ortaya koyuyor.

Ukraynalı ve bazı Rus milliyetçi blog yazarları, Makiyivka’daki ölü sayısını yüzlerce olarak belirtse de, Rus yanlısı yetkililer bu tahminlerin abartılı olduğunu söylüyor.

RIA Novosti haber ajansının bildirdiğine göre, bazılarının geldiği Samara da dahil olmak üzere birçok Rus şehrinde hayatını kaybedenleri anmak için mitingler düzenlendi. Kayıpları için yas tutanlar Samara’nın merkezine çiçekler bıraktı.

Ordudaki kadın konseyi temsilcisi Yekaterina Kolotovkina birlik çağrısı yaparken, “Üç gündür uyumadım, Samara uyumadı. Askerlerimizin eşleriyle sürekli iletişim halindeyiz. Çok zor ve korkutucu. Ama biz parçalanmayız. Keder bizi birleştirir. Affetmeyeceğiz ve zafer kesinlikle bizim olacak” diye konuştu.

Makiyivka’daki saldırı, Rusya, Kiev’e ve diğer Ukrayna şehirlerine her gece insansız hava aracı saldırıları yaptığı sırada yaşandı.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski dün gece video aracılığıyla yaptığı açıklamasında, “Saldırılar insanlarımızı, uçaksavar savunmamızı, enerjimizi tüketmeyi hedefliyor” dedi.

Ukrayna Hava Kuvvetleri Sözcüsü Yuriy Ihnat, Ukrayna TV’ye yaptığı açıklamada, yılbaşı gecesinden bu yana iki Rus saldırısında 84 insansız hava aracının düşürüldüğünü söyledi.

Ihnat, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin cipleri ve uçaksavar makineli tüfekleri ve ışıldaklarla donatılmış diğer araçları kullanarak onları yakalamak için gezici gruplar düzenlediğini söyledi.

Güçleri büyük ölçüde Batılı ülkeler tarafından sağlanan silahlara ve diğer teçhizata dayanan Zelenski, bugün Hollanda ve İngiltere başbakanlarıyla ayrı ayrı telefon görüşmeleri yaptı.

Zeelenski Telegram mesajlaşma uygulamasında İngiltere Başbakanı Rishi Sunak ile görüşmesiyle ilgili, “Zafere bu yıl daha şimdiden daha da yakınlaşmaya yönelik çabalarımızı yoğunlaştırmaya karar verdik” dedi.

Yabancı paralı askerler de hayatını kaybetti

Rusya Savunma Bakanlığı bugün yayınladığı günlük bülteninde Makiyivka’dan bahsetmedi ancak Rus Hava-Uzay Kuvvetleri tarafından, Donetsk’te 130’dan fazla yabancı paralı askerin öldürüldüğü saldırı da dahil olmak üzere çok sayıda saldırı düzenlendiğini açıkladı.

Açıklamada, Donetsk’teki Druzhkivka tren istasyonu yakınlarındaki bir teçhizat yığınağına başlatılan füze ve hava saldırıları sonucu 120 kadar Ukraynalı personelin öldürüldüğü, iki HIMARS rampası ve 800’den fazla roketin imha edildiği kaydedildi.

24 Şubat’ta Ukrayna’yı işgal eden Rusya, 2022’nin ikinci yarısında savaş alanında aldığı yenilgilerin ardından Ukrayna kentlerine yönelik toplu hava saldırılarına giderek daha fazla başvurdu. Rusya, sivilleri hedef aldığını reddediyor.

Ukraynalı yetkililer, Rusya’nın dün Donetsk bölgesinin Ukrayna kontrolundaki bölgeleri vurduğunu, Kramatorsk kenti ve Yakovlivka köyünü vurduğunu ve Druzhkivka’daki bir buz pateni pistini yok ettiğini açıkladı.

Komşu Donetsk ile birlikte Moskova’nın hak iddia ettiği endüstri alanı Donbas’ı oluşturan Ukrayna’nın Luhansk bölgesinin valisi, bugün Ukrayna kuvvetlerinin Rus kontrolundaki Svatove ve Kreminna yönünde istikrarlı ilerleme kaydettiğini söyledi.

Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı, Herson’un güney bölgesinde Rus kontrolundaki bir bölgeye 31 Aralık’ta düzenlenen bir saldırıda yaklaşık 500 Rus askerinin öldüğünü veya yaraladığını söyledi.

Reuters bu haberleri bağımsız olarak doğrulayamadı.

Reuters görüntülerinde,”Kara Lale” olarak bilinen Ukraynalı gönüllülerden oluşan bir ekibin, Donetsk bölgesindeki ön cephe yakınında ölü askerlerin cesetlerini mezardan çıkardığı görülüyor.

37 yaşındaki gönüllü Oleksii Iukov, “Ne zaman bir genci kazıp çıkarsan, onun kabusunu ve bunun sonu olduğunu anladığı o son anında yaşadığı dehşeti yaşıyorsun” dedi.

Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin Doğu grubu sözcüsü Serhiy Çerevati, Ukrayna televizyonuna, bugün Donetsk’te, şu anda büyük ölçüde harabe halinde olan Ukrayna’nın kontrolundaki Bakmut kentinde, 259 bombardıman saldırısı ve 29 çatışma yaşandığını söyledi.

Çerevati, “Ukrayna Silahlı Kuvvetleri, Rus saldırılarının başarısız olması için her şeyi yapıyor” diye ekledi.

Askeri yetkililere öfke artıyor

Rus askeri blog yazarları, Rus komutanların Ukrayna roketlerinin menzilinde olduğunu bilmelerine rağmen, Makiyivka’da’da kışla olarak kullanılan binada mühimmat depolama kararını kınadı.

Doğu Ukrayna’daki Rus yanlısı ayrılıkçıların eski komutanı ve şimdi en yüksek mevkideki Rus milliyetçi askeri blog yazarlarından biri olan Igor Girkin, 31 Aralık’taki saldırıda yüzlerce kişinin öldüğünü veya yaralandığını söyledi. Girkin, bölgede depolanan askeri teçhizatın kamufle edilmediğini söyledi.

Telegram’da 700 binden fazla takipçisi olan Rus askeri blog yazarı Archangel Spetznaz Z, “Makiyivka’da olanlar korkunç” diye yazdı. “Bir aptalın bile toplarla vursalar bile çok sayıda yaralı veya ölü olacağını anladığı bir binaya çok sayıda personel yerleştirme fikrini kim buldu? Komutanlar daha az umursayamazlardı” diye ekledi.

Ukrayna, Rus kontrolundaki topraklara yönelik saldırıların sorumluluğunu neredeyse hiçbir zaman alenen üstlenmedi. Zelenski, dün gece yaptığı konuşmada da Makiivka saldırısından bahsetmedi.

Rusya’daki öfke milletvekillerine kadar uzandı.

Rus Senatosu üyesi ve eski dışişleri bakan yardımcısı Grigory Karasin, yalnızca Ukrayna’dan ve onun NATO destekçilerinden intikam alma talebinde bulunmakla kalmadı, aynı zamanda “titiz bir iç inceleme” talep etti.

Rus parlamentosunun üst kanadının eski başkanı Sergey Mironov da, askeri personelin korumasız bir binada toplanmasına izin veren yetkililer ve gerekli güvenlik seviyesini sağlamayan tüm üst düzey yetkililer hakkında cezai sorumluluk talep etti.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Türkiye – Rusya İlişkileri: Rusya Jestlerle Ne Yapmaya Çalışıyor?

Ukrayna savaşının başlamasından itibaren ilk birkaç ay Türkiye’nin gerçekten tarafsız olup olmayacağının Moskova tarafından test edildiğini belirten Dış Politika ve Enerji Analisti Aydın Sezer, “Mart sonunda İstanbul’daki Rusya-Ukrayna görüşmeleri ve Batı’nın baskılarına rağmen hava sahasının kapatılmamasıyla Rusya Türkiye’nin bu politikasında kararlı olduğunu anladı” dedi ve ekledi:

“O andan itibaren de Türkiye’deki seçime yönelik ilgisini artırdı. Erdoğan gibi bir liderin Türkiye’nin başında olmasının Ukrayna savaşının ya da Batı’yla olan sorunların uzun süre devam edebileceği düşüncesiyle Rusya’nın çıkarlarına hizmet edeceğini anladı ve bu konuda atılması gereken adımları attı.”

Akademisyen Hande Orhon Özdağ, AKP ile Rusya arasındaki ilişkilerin aslında iktidarın Batı ile ilişkileri çok daha iyiyken bile hayli yakın olduğunu ve bunun unutulduğunu söyleyerek daha da yakınlaşmanın 15 Temmuz darbe girişiminin ardından başladığını anımsattı.

Ukrayna savaşının başlamasının ardından Türkiye ile Rusya’nın birbirine daha bağımlı hale gelip gelmediği ve ilişkilerdeki simetrinin son dönemde bozulup bozulmadığı tartışılırken uzmanlara göre Moskova’nın giderek artan jestleri Türkiye’de iktidarın seçimi yeniden kazanması için bir destek olarak da değerlendirilebilir.

Yaklaşık on aydır devam eden Ukrayna savaşı dünyadaki pek çok dengeyi etkiledi, Rusya’ya uygulanan ambargolar ve yaptırımlara BM Güvenlik Konseyi kararı olmadıkça uymama prensibini sürdüren Türkiye de savaştan en çok etkilenen ülkeler arasında yer aldı.

Ancak öte yandan savaşın başlamasından birkaç ay sonrasında denge politikası izlemeye başlayan Ankara’nın Moskova ile ilişkileri yaz aylarından sonra daha da derinleşti. Rusya’nın attığı Türkiye’nin doğal gaz borcunun ertelenmesi gibi son adımlar bazı çevrelerde sadece dış politika amaçlı görülmeyip yaklaşan seçimlerde Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’a destek olarak da yorumlanıyor.

Gazprom’un “durup dururken borç ertelemeyeceğine” dikkat çeken emekli bir Türk diplomat, Rusya’nın ABD ve bazı Avrupa ülkelerinde seçimlere yaptığı müdahalelerin benzerinin şimdi Türkiye için de yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.

Rusya jestlerle ne yapmaya çalışıyor?

Peki Rusya, uzmanlar tarafından “jest” olarak yorumlanan bu adımlarla ne yapmayı amaçlıyor? Moskova’nın amacı Batı’ya ve NATO’ya karşı Türkiye’yi kendi yakınında tutmak mı ve bu hedefini seçimlere de etki ederek mi gerçekleştirmek istiyor?

Akkuyu nükleer santralindeki sermaye girişi, tahıl koridoru anlaşması, BOTAŞ’ın borçlarının ertelenmesi, Türkiye’nin “enerji merkezi” yapılma fikri ve Suriye yönetimi ile normalleşme süreci gibi alanlardaki gelişmelerin bir taraftan Rusya’nın Batı’ya karşı Türkiye’yi yakın tutma politikasının bir yansıması olduğu belirtiliyor, diğer taraftan Türkiye’deki seçimleri de etkileyebilecek sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiliyor.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’e değerlendiren Dış Politika ve Enerji Analisti Aydın Sezer, Ukrayna savaşının başlamasından itibaren ilk birkaç ay Türkiye’nin gerçekten tarafsız olup olmayacağının Moskova tarafından test edildiğini belirterek şöyle konuşuyor:

“Mart sonunda İstanbul’daki Rusya-Ukrayna görüşmeleri ve Batı’nın baskılarına rağmen hava sahasının kapatılmamasıyla Rusya Türkiye’nin bu politikasında kararlı olduğunu anladı. O andan itibaren de Türkiye’deki seçime yönelik ilgisini artırdı. Erdoğan gibi bir liderin Türkiye’nin başında olmasının Ukrayna savaşının ya da Batı’yla olan sorunların uzun süre devam edebileceği düşüncesiyle Rusya’nın çıkarlarına hizmet edeceğini anladı ve bu konuda atılması gereken adımları attı.”

Sezer, on aydır süren savaşın Türk ve Rus liderleri birbirine daha da yakınlaştırdığına işaret ederek “Putin açısından elbette ambargolara uymayan bir Türkiye Rusya için dünyaya açılan pencere gibi oldu. Bu çok önemli ve değerli. Erdoğan açısından da seçime giden Türkiye’de iktisadi krizle baş etmek amacıyla yani yaralara merhem olacak, ekonomide geçici bir bahar havası yaşatacak sermaye girişine yönelik adımlar da Türk dış politikasının temel noktası oldu” diyor.

“Türkiye-Rusya yakınlaşması yeni değil”

Peki Türkiye-Rusya ilişkileri Ukrayna savaşından önce nasıldı?

Akademisyen Hande Orhon Özdağ, AKP ile Rusya arasındaki ilişkilerin aslında iktidarın Batı ile ilişkileri çok daha iyiyken bile hayli yakın olduğunu ve bunun unutulduğunu söyleyerek daha da yakınlaşmanın 15 Temmuz darbe girişiminin ardından başladığını anımsatıyor.

AKP’nin darbe girişimi sırasında kendisini yeterince desteklemeyen Batı’nın yerini fiilen Rusya’nın doldurmasını hedeflediğini ve siyasal desteğe ek olarak giderek ağırlaşan kriz koşullarında ekonomik desteğin de AKP’nin iktidarını sürdürmek için daha önemli hale geldiğini söyleyen Özdağ, şöyle konuşuyor:

“Ukrayna savaşı da AKP’ye ABD ve AB yaptırımlarına katılmadan Rusya’yla ekonomik ilişkileri derinleştirme olanağı verdi ki bu seçim öncesi meşruiyet yitimi artan AKP’nin tam da ihtiyacı olan şeydi. Dolayısıyla evet Putin, AKP yönetimine seçim öncesi ihtiyacı olan iki önemli konuda jest yaptı diyebiliriz: ‘Tahıl koridoru’ girişimi ile siyasal meşruiyet ve doğal gaz konusunda ekonomik destek.”

Bu arada Türkiye’deki muhalefet üyeleri ve bazı ekonomistler Rusya’nın adımlarının seçimlere müdahale anlamı taşıdığını söylerken, uzmanlar ise tanımlamada daha temkinli.

Özdağ bu adımlar için “Rusya’nın Türkiye’de yerini sağlamlaştırmak için AKP’ye verdiği önemli destekler” demeyi tercih ediyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Batı ile sorunları olan bir AKP iktidarının sürdürülmesi Karadeniz’de Ukrayna’yla savaşan bir Rusya için çok önemli. Rusya aslında AKP’yi destekleyerek NATO genişlemesini hali hazırda fiilen önlemiş olan Türkiye’nin zor ekonomik koşulları nedeniyle yeniden Batı’ya yanaşmasının da önüne geçmiş oluyor.”

Suriye ile normalleşmenin seçime etkisi ne olabilir?

Rusya’nın 2018’den bu yana Türkiye’ye Suriye yönetimi ile normalleşmesi için yaptığı çağrılar da bugünlerde yanıt bulmuş durumda. Son olarak savunma bakanlarının yaptığı görüşme 11 yıldır iki ülke arasında yapılan en üst düzey görüşme oldu ve arkasından yeni görüşmelerin gelmesi bekleniyor.

Suriye ile normalleşmede Ankara açısından itici güçlerden birisinin de yine seçim olduğu konuşuluyor.

Sezer’e göre 2023 yılı Suriye konusunda önemli adımların atılacağı bir yıl olacak. Bu adımlardan acil sonuçlar beklenmediğini de söyleyen Sezer, iktidarın seçim süreci boyunca “Suriye konusunda artık biz pozisyonumuzu değiştirdik, Esed gitti Esad geldi, bakın sorunları çözmeye çalışıyoruz. Bunun temelinde de iki yakıcı sorunu çözeceğiz. Bir tanesi PKK-PYD, diğeri de sığınmacıların gidişi” mesajı vereceğini belirtiyor.

Ancak yenilenen Suriye politikasının seçimlere yansıyabilecek bazı maliyetlerinin olmasını da beklediğini söyleyen Sezer, “Ilımlı ılımsız, silahlı silahsız muhalefetin Türkiye-Suriye yakınlaşmasına vereceği tepkinin hiç beklenmedik maliyetleriyle de karşılaşabiliriz. Benim en çok beklediğim terör saldırıları” yorumu yapıyor.

Özdağ da seçim öncesi Suriye ile yakınlaşmadan çok ciddi sonuçlar beklemeyenler arasında. Sembolik bazı adımlar atılabileceğini söyleyen Özdağ, şunları söylüyor:

“Türkiye’nin Suriye’den çekilmesi Esad’ın kazanımı olur. MHP ile ittifak halindeki AKP hükümeti seçim öncesinde Suriye’den çekilebilir mi? Bu sandığa nasıl yansır? Birkaç bin mültecinin Suriye’ye dönmesi belki sağlanır. Ama Suriye meselesinde dengeler çok karışık ve seçim öncesi tam normalleşme beklemek çok zor görünüyor.”

Rusya’dan seçimlere bakış nasıl?

Türkiye ile Rusya arasında atılan adımlar Türkiye’de farklı açılardan yorumlanırken Rusya’nın seçimlere ve olası sonuçlarına bakışı da merak ediliyor.

Rusya’da çalışmalarını sürdüren Siyaset Bilimci ve Rusya Uzmanı Ümit Nazmi Hazır, Rus resmi makamlarının şu ana kadar genel prensip gereği Türkiye’deki seçimle ilgili bir açıklama yapmadığını belirterek buna karşılık kamuoyundaki genel tutumun Erdoğan ile yola devam etmenin daha olumlu olacağı yönünde olduğunu söylüyor.

Hazır bunun nedenleri ise şöyle sıralıyor:

“Putin ile Erdoğan arasında 20 yıllık bir ilişki var, iki taraf birbirini tanıyor ve doğrudan iletişim kurabiliyor. Rusya açısından bakıldığında Erdoğan’ın iktidarda olması bazı kolaylıklar da sağlıyor. Mesela birincisi muhatap olunan tek bir kişi var. Yani Türkiye ile politikasını doğrudan Erdoğan ile belirleyebiliyor. Muhalefetin seçimi kazanması durumunda ise çok fazla aktörle Rusya’nın ikili ilişkileri ve Türkiye’yi yönlendirme kapasitesi azalmış olacak.”

Buna ek olarak iki ülke arasındaki yatırımların devamı açısından da Erdoğan iktidarının sürmesine olumlu bakıldığını söyleyen Hazır, buna karşılık genel tutumu yansıtmayan bazı yorumcuların ise Erdoğan’a eski Sovyet cumhuriyetlerinde daha proaktif bir politika izleyebileceği düşüncesiyle güven duymadığını belirtiyor.

Paylaşın

“Türkiye Ve Suriye, Moskova’da Anlaşmadı” İddiası

Şam yönetiminin, Türkiye’nin kontrolündeki alanları ‘terör bölgesi’ ilan etmek istediği ancak bu talebin Ankara tarafından reddedildiği, Suriye’nin YPG’ye karşı çalışmaya da istekli görünmediği öne sürüldü.

Ankara’nın sınırda, YPG ve SDG birliklerinden arındırılmış 30 kilometrelik bölge oluşturma talebine ve 1 milyon mültecinin Suriye’ye geri gönderme planına Şam’ın sıcak bakmadığı da iddia edildi.

Türkiye, Suriye ve Rusya savunma bakanlarının Moskova’da yaptıkları görüşmelerde, ‘herhangi bir anlaşma sağlanamadığı’ iddia edildi. Suriye ile 11 yıl sonra ilk kez bakanlar düzeyinde yapılan görüşmelere işaret eden Middle East Eye sitesi, Ankara’nın Şam’dan gelen ‘önemli bir talebi reddettiğini’ bildirdi. Siteye konuşan Türk kaynaklar, Türkiye’nin desteklediği silahlı grupları ‘terörist’ olarak nitelemeye karşı çıktığını aktardı.

‘Suriye YPG’ye karşı çalışmaya istekli değil’

Kaynak, Şam yönetiminin, Türkiye’nin kontrolündeki alanları ‘terör bölgesi’ ilan etmek istediğini söyledi ancak bu talep de Ankara tarafından reddedildi. Habere göre kaynak, Suriye’nin YPG’ye karşı çalışmaya ‘istekli görünmediğini’ de sözlerine ekledi.

‘Türkiye’nin derhal geri çekilmesi talep edildi’

Ankara’nın sınırda, YPG ve SDG birliklerinden arındırılmış 30 kilometrelik bölge oluşturma talebine ve 1 milyon mültecinin Suriye’ye geri gönderme planına Şam’ın ‘sıcak bakmadığı’ belirtildi. Habere göre Şam yönetimi, müzakerelerin başlaması için ön koşul olarak Türkiye’nin Suriye topraklarından ‘derhal çekilmesini’ talep etti. Midde East Eye’da, şu ifadelere yer verildi: “Ancak bu ön koşul, Esad’ın kilit müttefiki Rusya’nın, Şam’a Ankara ile ilişki kurması için ağır baskı yapmasının ardından kaldırıldı.”

‘Ankara kabul etti’ iddiaları yalanlandı

Suriye’de yayın yapan Şam rejimine yakın El Vatan gazetesi, Moskova’daki görüşmelerde, Türk askerlerinin Suriye’nin kuzeyindeki topraklardan çekilmesi konusunda uzlaşmaya varıldığını iddia etmişti. Söz konusu iddianın sorulduğu kaynaklar, haberleri yalanlayarak ‘propaganda’ olarak niteledi. Kaynaklar, El Vatan gazetesini, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun açıklamalarını ‘bağlamından koparmak’ ile suçladı.

Çavuşoğlu ne demişti?

Bakan Çavuşoğlu, Moskova’da düzenlenen üçlü görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunmuştu. “Faydalı bir görüşme olduğunu söyleyebilirim” diyen Çavuşoğlu, Şam yönetiminin Türkiye’ye yönelik genel anlamda “Topraklarımızdan çıkın” açıklamalarında bulunduğunu aktararak, şöyle devam etmişti:

“Biz de buralarda terör örgütlerinin olduğunu, kendilerinin de hakimiyet sağlayamadığını, siyasi bir istikrar olduğu zaman, ülkede her şey yoluna girdiği zaman buraları Suriye’ye devredeceğimizi söylüyoruz. Suriye’nin toprak bütünlüğüne, siyasi birliğine verdiğimiz önemi de zaten tüm açıklamalarımızda vurguladığımızı tekrar hatırlatıyoruz.”

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy: Rusya, Yıpratma Savaşı Yürütüyor

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, son istihbarat raporlarına göre Moskova’nın, İran yapımı Şahit tipi SİHA’larla daha fazla saldırı düzenlemeyi hedeflediğini aktararak, Rusya’nın amacının Ukrayna’yı “yıldırmak” olduğunu belirtti ve ekledi:

“Dayanmalıyız ve bunun için her şeyi yapmalıyız. Teröristler diğer hedeflerine ulaşamadıkları gibi buna da ulaşamayacaklar. Şimdi gökyüzünü korumakla görevli herkesin çok daha dikkatli olması lazım.”

Rusya’nın Ukrayna’ya silahlı insansız hava araçlarıyla (SİHA) düzenlediği saldırıların artması üzerine Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy Rusya’nın yıpratma savaşı yürüttüğü konusunda uyarıda bulundu. Zelenskiy Pazartesi akşamı yayınladığı video mesajında, Rusya’nın Ukrayna halkını ve onların savunucularını uzun vadede yıldırmayı hedeflediğini söyledi.

Rusya’nın SİHA’larla düzenlediği saldırıları yıpratma taktiğinin bir parçası olarak gördüğüne işaret eden Zelenskiy, “Rusya’nın Shahed tipi insansız hava araçlarıyla uzun süreli saldırı planladığına dair bilgiler aldık” dedi.

Ukrayna Devlet Başkanı, Rusya’nın bu şekilde “halkı, hava savunmasını, enerjisini tüketerek” Ukrayna’yı yıpratmayı hedeflediğini dile getirdi. Rus yönetiminin halkına her şeyin plan dahilinde yürüdüğünü göstermeyi istediğini belirten Zelenskiy, “Ancak herkes gibi teröristlerin de bu hedefe ulaşmada başarısız olması için her türlü çabayı göstermeliyiz ve göstereceğiz” şeklinde konuştu.

Rus ordusu geçen yılın son günlerinden bu yana “kamikaze” insansız hava araçları ile Ukrayna’ya yönelik saldırıları yoğunlaştırdı. Patlayıcı madde yüklü SİHA’lar hedefe dikey olarak düşüyor.

Oldukça hafif ve gürültülü olan SİHA’lar Ukrayna hava savunma sistemi tarafından kolaylıkla yakalanmasına rağmen, sayılarının fazla olması ve hava sahasının sürekli kontrol altında tutulması hava savunması açısından büyük bir sınama oluşturuyor. Bunun yanı sıra çok daha ucuza mal edilen SİHA’ların pahalı bir hava savunma sistemi ile vurulması, Ukrayna açısından maliyeti de artırıyor.

Zelenskiy, “Bu yılın başından beri sadece iki gün geçmiş olmasına rağmen şimdiden Ukrayna üzerinde düşürülen İHA sayısı 80’i geçti” dedi. Rus ordusu, SİHA’ları Ukrayna kentlerindeki enerji altyapısını vurmak için kullanıyor.

Rusya 63 askerin öldüğünü teyit etti

Zelenskiy’nin açıklamaları, Ukrayna ordusunun ülkenin doğusundaki Donetsk bölgesinin Makiyivka kentinde Rus askerlerine yönelik saldırısının ardından geldi.

Rusya Savunma Bakanlığı, Makiyivka kentindeki geçici askeri üsse dört füzenin isabet ettiğini, iki füzenin ise Rus sistemleri tarafından vurulduğunu belirterek, saldırıda 63 Rus askerinin hayatını kaybettiğini teyit etti. Savunma Bakanlığı Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Ukrayna’nın ABD yapımı Himars tipi füzelerle saldırıyı düzenlediği belirtildi.

Ukrayna tarafı ise saldırıda Rusya’nın kontrolündeki kentte düzenlenen saldırıda 400 Rus askerinin öldüğünü iddia etti.

Ukrayna Polisi: Harkiv’de yeni işkence odaları bulundu

Ukrayna polisi ise ülkenin doğusunda kontrolün tekrar sağlandığı Harkiv çevresinde 25 işkence odası bulunduğunu açıkladı. Bölge Emniyet Müdürü Volodimir Timoşko, Rus birliklerinin bu odalarda sivilleri insanlık dışı koşullarda zorla tuttuğunu ve işkence yaptığını söyledi. Timoşko, buralarda tutulanlara elektroşok uygulandığını, parmaklarının kırıldığını aktardı.

Aylar boyunca Rus birliklerinin kontrolünde kalan Harkiv çevresi, Eylül ayının başında yeniden Ukrayna’nın kontrolüne geçmişti. Timoşko, Eylül ayından beri bölgede Rus askerleri tarafından öldürülen 25’i çocuk olmak üzere 920 sivilin cansız bedeninin bulunduğunu söyledi.

Paylaşın

Türkiye-Suriye Yakınlaşması: Suriye’nin Kuzeyi’nde Protestolar

Rusya, Türkiye ve Suriye savunma bakanlarını Moskova’da bir araya getiren üçlü bir toplantının ardından Suriye’nin kuzeybatısındaki bölgelerde, protestolar düzenlendi. Protestolara katılan düzinelerce kişinin devrimi yeniden canlandırma çağrısında bulunulduğu öğrenildi.

Haber Merkezi / Halep kırsalındaki Azaz, Afrin, Mar’e, Cerablus ve El Bab kentlerinde kitlesel protestolar yaşandı. Protestocular ayrıca Suriye hükümetini devirme ve uzlaşmayı reddetme çağrısında bulundular.

İdlib’de El-Maştal meydanında toplanan protestocular, “Uzlaşmayacağız… Uzlaşma Şehit kanına ve devrime ihanettir… Türkiye devrimi ve halkı yüzüstü bırakmıştır. ”

Kimi göstericiler ise “Esad ile barışmaktansa ölmeyi tercih ederiz” şeklinde sloganlar attı.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre Ankara-Şam yakınlaşmasını karış ülkenin kuzeyinde başka noktalarda da son günlerde protestolar düzenleniyor.

Uzmanlara göre, Türkiye, Rusya ve Suriye’nin anlaşması halinde Suriyeli Kürtlere sahip oldukları toprakları geri bırakmaları konusunuda bir ültümaton gelebilir.

Üç ülkenin savunma bakanı önceki gün güvenlik konularını görüşmek üzere Moskova’da bir araya geldi.

Bu görüşme, Ankara ve Şam arasında 11 yıl aradan sonra ilk kamuoyu önünde gerçekleşen ilk görüşme olması açısından önem taşıyor.

Reuters haber ajansına konuşan bir Türk yetkiliye göre Suriye ve Türkiye savunma bakanları arasında Moskova’da yapılan görüşmelerde sınır güvenliği ve Türkiye’nin Kürt milislere karşı nasıl ortak hareket edebileceği ele alındı.

Esat’ın önde gelen müttefiki Rusya’nın teşvikiyle yapılan temas girişimi savaşın gidişatını değiştirebilir. Ancak engeller arasında Türkiye’nin desteklediği savaşçıların ve Esat rejiminden kaçmak için Türkiye’ye sığınan milyonlarca sivilin durumu yer alıyor.

Türk yetkili görüşmeyi “pozitif” olarak değerlendirdi.

İsminin açıklanmasını istemeyen Türk yetkili, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve terörle mücadele için Türk tarafının “YPG ve IŞİD gibi terör örgütlerine” karşı nasıl ortak hareket edebileceğinin değerlendirildiğini kaydetti.

Yetkili, “Türkiye’nin önceliğinin sınır güvenliği olduğunun altı çizildi” dedi.

Suriye’nin kuzeyindeki Kürt özerk yönetimi yetkililerinden Badran Jia Kurd, toplantıdan Suriyeliler’in çıkarlarına aykırı yeni bir dizi anlaşma ve planın çıkmasını beklediğini söyledi.

Reuters’a konuşan Kürt yetkili bu durumun Kürtler’in Suriye’nin kuzeyinde ve doğusunda edindiği kazanımları ellerinden almasından kaygı duyulmasına neden olduğunu kaydetti.

Türkiye, Suriye’de Kürt YPG milislerine karşı üç harekat yürüttü. Kürtler ülkenin kuzeyinde savaşın başladığı 2011’den bu yana büyük ölçüde özerklik sağlamıştı.

Türkiye, YPG’yi PKK’nın uzantısı olarak görüyor ve güvenlik tehdidi olarak algılıyor. Geçen ay İstanbul’da düzenlenen terör saldırısının ardından Türk yetkililer Suriye’nin kuzeyine yeni bir harekatı da gündeme getirdi.

Rusya ve Suriye’de IŞİD’le mücadelede Kürtler’in liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri ile ortak olan ABD, Türkiye’nin yeni bir kara harekatı başlatmasına karşı olduklarını belirtiyor.

Ara ara yaşanan çatışmalara rağmen, YPG ve Şam, savaş sırasında genelde birbirlerinin yoluna çıkmaktan kaçındılar ve Türkiye’nin desteklediği gruplar dahil ortak düşmanları paylaştılar.

Şam, Kürtler’in özerklik taleplerini reddediyor. Siyasi uzlaşı çabalarında da bugüne kadar ilerleme sağlanamadı.

Türkiye-Suriye arasında bir yakınlaşma savaşın önceki dönemlerinde imkansız görünüyordu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Esat için terörist ifadesini kullanıyor ve kendisi görevde olduğu sürece Suriye ile barış olmayacağını söylüyordu. Esat ise Erdoğan’ın Suriye topraklarını “çaldığını” söyleyerek “hırsız” ifadesini kullanmıştı.

Hükümet yanlısı Suriye gazetesi El Vatan, bazı kaynakların, savunma bakanları toplantısının yapılmasının, önceki toplantılarda işler Şam’ın istediği seviyeye geldiği için mümkün olduğunu söylediklerini aktardı.

Suriye devlet haber ajansı SANA, tarafların terörle mücadele, Suriye’deki durum ve mülteciler sorununu ele aldıklarını bildirdi.

SANA, üç bakanın Suriye ve bölgedeki durumun istikrarı için ortak diyaloğun sürdürülmesinin önemini vurguladıklarını kaydetti.

Türk yetkili, Suriye’den Türkiye’ye göçün de bundan böyle hoş karşılanmayacağının belirtildiğini aktardı. Türkiye yaklaşık 3 milyon 700 bin Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapıyor. Bu dünyanın en büyük mülteci nüfusuna işaret ediyor. Ancak ülkede yaşanan ekonomik kriz toplumun mültecilere karşı tepkisine yol açıyor.

Ortadoğu Teknik Üniversitesi profesörü Hüseyin Bağcı, ilk hedefin güven oluşturmak olduğunu ve her iki tarafın da kazanç elde etmeye çalışacaklarını belirterek görüşmeyi ilişkilerin normalleşmesinde önemli bir adım olarak değerlendirdi.

Paylaşın

Türkiye – Suriye Görüşmesi: Sınır Güvenliği Konuşuldu

Türkiye, Suriye ve Rusya Savunma Bakanlarıyla istihbarat şefleri arasında Moskova’da gerçekleşen görüşmelere ilişkin bilgiler kamuoylarına yansımaya başladı. Görüşmeler genel anlamda pozitif olarak değerlendirildi.

Reuters haber ajansına konuşan bir Türk yetkiliye göre Suriye ve Türkiye savunma bakanları arasında Moskova’da yapılan görüşmelerde sınır güvenliği ve Türkiye’nin Kürt milislere karşı nasıl ortak hareket edebileceği ele alındı.

Dün yapılan görüşme Suriye savaşının 10 yıldan uzun süre önce başlamasından bu yana en üst düzey temas oldu. Türkiye, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esat’a karşı savaşan muhalifleri desteklemiş ve ülkenin kuzeyine asker göndermişti.

Esat’ın önde gelen müttefiki Rusya’nın teşvikiyle yapılan temas girişimi savaşın gidişatını değiştirebilir. Ancak engeller arasında Türkiye’nin desteklediği savaşçıların ve Esat rejiminden kaçmak için Türkiye’ye sığınan milyonlarca sivilin durumu yer alıyor.

Türk yetkili görüşmeyi “pozitif” olarak değerlendirdi.

İsminin açıklanmasını istemeyen Türk yetkili, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve terörle mücadele için Türk tarafının “YPG ve IŞİD gibi terör örgütlerine” karşı nasıl ortak hareket edebileceğinin değerlendirildiğini kaydetti.

Yetkili, “Türkiye’nin önceliğinin sınır güvenliği olduğunun altı çizildi” dedi.

Suriye’nin kuzeyindeki Kürt özerk yönetimi yetkililerinden Badran Jia Kurd, toplantıdan Suriyeliler’in çıkarlarına aykırı yeni bir dizi anlaşma ve planın çıkmasını beklediğini söyledi.

Reuters’a konuşan Kürt yetkili bu durumun Kürtler’in Suriye’nin kuzeyinde ve doğusunda edindiği kazanımları ellerinden almasından kaygı duyulmasına neden olduğunu kaydetti.

Türkiye, Suriye’de Kürt YPG milislerine karşı üç harekat yürüttü. Kürtler ülkenin kuzeyinde savaşın başladığı 2011’den bu yana büyük ölçüde özerklik sağlamıştı.

Türkiye, YPG’yi PKK’nın uzantısı olarak görüyor ve güvenlik tehdidi olarak algılıyor. Geçen ay İstanbul’da düzenlenen terör saldırısının ardından Türk yetkililer Suriye’nin kuzeyine yeni bir harekatı da gündeme getirdi.

Rusya ve Suriye’de IŞİD’le mücadelede Kürtler’in liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri ile ortak olan ABD, Türkiye’nin yeni bir kara harekatı başlatmasına karşı olduklarını belirtiyor.

Ara ara yaşanan çatışmalara rağmen, YPG ve Şam, savaş sırasında genelde birbirlerinin yoluna çıkmaktan kaçındılar ve Türkiye’nin desteklediği gruplar dahil ortak düşmanları paylaştılar.

Şam, Kürtler’in özerklik taleplerini reddediyor. Siyasi uzlaşı çabalarında da bugüne kadar ilerleme sağlanamadı.

Türkiye-Suriye arasında bir yakınlaşma savaşın önceki dönemlerinde imkansız görünüyordu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Esat için terörist ifadesini kullanıyor ve kendisi görevde olduğu sürece Suriye ile barış olmayacağını söylüyordu. Esat ise Erdoğan’ın Suriye topraklarını “çaldığını” söyleyerek “hırsız” ifadesini kullanmıştı.

Hükümet yanlısı Suriye gazetesi El Vatan, bazı kaynakların, savunma bakanları toplantısının yapılmasının, önceki toplantılarda işler Şam’ın istediği seviyeye geldiği için mümkün olduğunu söylediklerini aktardı.

Suriye devlet haber ajansı SANA, tarafların terörle mücadele, Suriye’deki durum ve mülteciler sorununu ele aldıklarını bildirdi.

SANA, üç bakanın Suriye ve bölgedeki durumun istikrarı için ortak diyaloğun sürdürülmesinin önemini vurguladıklarını kaydetti.

Türk yetkili, Suriye’den Türkiye’ye göçün de bundan böyle hoş karşılanmayacağının belirtildiğini aktardı. Türkiye yaklaşık 3 milyon 700 bin Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapıyor. Bu dünyanın en büyük mülteci nüfusuna işaret ediyor. Ancak ülkede yaşanan ekonomik kriz toplumun mültecilere karşı tepkisine yol açıyor.

Ortadoğu Teknik Üniversitesi profesörü Hüseyin Bağcı, ilk hedefin güven oluşturmak olduğunu ve her iki tarafın da kazanç elde etmeye çalışacaklarını belirterek görüşmeyi ilişkilerin normalleşmesinde önemli bir adım olarak değerlendirdi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Rusya’dan Ukrayna’ya Yoğun Hava Saldırısı

16 Aralık’tan bu yana Ukrayna’ya yönelik en ağır saldırıyı gerçekleştiren Rusya, 120’den fazla füze ile ülkenin farklı bölgelerini hedef aldı. Rusya’nın yoğun hava saldırısı, Moskova’nın dün Kiev’in barış planını kabul etmeyeceği açıklamasının ardından geldi.

Haber Merkezi / Ukrayna Devlet Başkanlığı Danışmanı Oleksiy Arestovych, Rusya’nın perşembe sabahı ülkesine yönelik büyük bir hava saldırısı başlattığını ve belirli aralıklarla 100‘den fazla füze attığını duyurdu.

Facebook hesabından açıklama yapan Arestovych, “Rusya tarafından Uknayna topraklarına bu sabah büyük bir hava saldırı başlatıldı. Belirli aralıklarla 100’den fazla füze atıldı.” dedi.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin danışmanı Mihaylo Podolyak Twitter üzerinden yaptığı paylaşımda, “düşmanın kritik alt yapıya zarar vermeyi ve sivilleri toplu halde öldürmeyi hedeflediğini” belirtti.

Ukrayna Hava Kuvvetleri tarafından yapılan açıklamada da, Rusya’nın “kamikaze” olarak adlandırılan insansız hava araçları (İHA) ile gece boyunca düzenlediği saldırıların ardından ülkenin farklı bölgelerine havadan ve denizden fırlatılan seyir füzeleri ile taarruzu sürdürdüğü belirtildi.

Başkent Kiev’in yanı sıra ülkenin kuzeydoğusundaki Harkiv, batısındaki Lviv ve Karadeniz kıyısındaki Odessa’da patlamaların olduğu, ülke genelinde sirenlerin çaldığı bildirildi.

Kiev Belediye Başkanı Vitali Kliçko, Kiev’de saldırılar sonrasında kentteki tüketicilerin yüzde 40’ının elektriklerinin kesildiğini bildirdi. Kliçko, füze saldırıları nedeniyle aralarında 14 yaşında bir kızın da bulunduğu üç kişinin yaralandığını belirtti.

Kiev’deki askeri yetkililer ise iki binanın isabet aldığını, kentin güneybatısında da bir sanayi tesisi ile çocuk parkının hasar gördüğünü aktardı.

Harkiv Belediye Başkanı Ihor Tereçov, saldırıların ardından nerelerin vurulduğunu ve ölen ya da yaralanan olup olmadığını incelediklerini açıkladı.

Aralık ayının ortasından bu yana en ağır saldırı

Lviv Belediye Başkanı Andriy Sadovyi Telegram hesabından kentin yüzde 90’ına elektrik verilemediğini duyurdu.

Rusya’nın bugün fırlattığı füzeler, 16 Aralık’tan bu yana Ukrayna’ya yönelik en ağır saldırı oldu. Ukrayna, Aralık ayı ortasında da Karadeniz’deki savaş gemilerinden ve havadan yoğun bombardımana hedef olmuştu.

Bugünkü saldırı Ekim ayından bu yana Rusya’nın düzenlediği 10’uncu yoğun saldırı oldu. Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, günlerdir yeni saldırılar olabileceği konusunda uyarıda bulunuyordu.

Rus ordusu, geçen haftalarda Ukrayna’nın enerji tesislerini hedef alan saldırılar düzenlemişti. Ukrayna hava savunmasına rağmen, saldırılar enerji alt yapısına ağır hasar verdi. Batı, Rusya’yı kış ve soğuğu silah olarak kullanmakla suçluyor.

Rusya, barış planını Ukrayna’nın, Moskova’nın 4 bölgeyi ilhakını kabul etmemesi halinde tartışmayacağı tehdidinde bulunmuştu.

Rusya, gerçekleştirdiği hava saldırılarının sivil hedeflere yönelik olmadığını iddia ederken, Ukrayna bu saldırıların kentlerini ve alt yapısını imha ettiğini dile getiriyor.

Ukrayna’nın son dönemde geri aldığı Herson kenti, Rusya’nın sürekli ağır bombardımanına hedef olan kentler arasında yer alıyor.

Zelenskiy: 1800’den fazla yerleşim yerinde kontrolü sağladık

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, dün parlamentoya hitaben yaptığı konuşmasında, Rus güçlerince ele geçirilen 1800’den fazla yerleşim yerinde tekrar kontrolü sağladıklarını duyurdu.

Rusya’nın, Ukrayna’da savaş başlatmakla sadece ülkesini değil, Batı ülkelerini de tehdit ettiği yorumunda bulunan Zelenskiy, “Artık Batı’da hiç kimse Rusya’dan korkmuyor ve korkmayacak.” diye konuştu.

Avrupa Birliği ülkelerinin Rusya’ya karşı bugün Ukrayna’ya silah desteği yaptığını belirten Zelenskiy, “Tarihte ilk kez, Avrupa Birliği bu tür büyük ölçekli saldırılara karşı savunma yardımı yapıyor.” şeklinde konuştu.

Zelenskiy, AB’nin ülkesine bu yıl “aday ülke” statüsünü verdiğini hatırlatarak, “Ukrayna bu statüyü çoktan hak etti.” dedi.

Ülkesinin bir AB üyesi olması gerektiğini vurgulayan Zelenskiy, “Ukrayna’nın AB üyeliği konusunda müzakerelere başlamanın zamanı geldi.” ifadesini kullandı.

Savaşın başladığı 24 Şubat’tan bugüne kadar Rus tarafıyla yapılan esir takası sonucu 1456 Ukraynalı askerin serbest kaldığını ifade eden Zelenskiy, “Toprak bütünlüğünü yeniden tesis etmemiz gerektiği gibi, toplumsal bütünlüğü de yeniden sağlamalıyız.” dedi.

Paylaşın

Rusya’dan Ukrayna’ya Gözdağı: Taleplerimiz Yerine Gelmezse Ordu Gerekeni Yapar

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, “Rejim tarafından kontrol edilen bölgelerin askerden ve nazilerden arındırılması ve yeni topraklarımız da dahil olmak üzere Rusya’nın güvenliğine yönelik tehditlerin ortadan kaldırılmasına dair önerilerimiz düşman tarafından çok iyi biliniyor” dedi ve ekledi:

“Mesele basit: Kendi iyiliğiniz için bunları yerine getirin. Aksi takdirde Rus ordusu gerekeni yapacaktır.”

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna konusunda müzakerelere açık olduklarını söylemişti. Kiev ve Batılı müttefikleri Putin’in teklifini reddederken, Rus güçleri Ukrayna’yı vurmayı sürdürüyor.

Ayrıca Moskova, Kiev’den, ele geçirdiği Ukrayna topraklarının Rusya’nın parçası olduğunu tanımasını istiyor. Kiev ise Rusya ilhak ettiği (ülkenin beşte birlik kısmı) topraklardan geri çekilene kadar savaşacağını belirtiyor.

Devlet destekli Tass haber ajansına konuşan ve Ukrayna hükümetini “rejim” olarak tanımlayan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, “Rejim tarafından kontrol edilen bölgelerin askerden ve nazilerden arındırılması ve yeni topraklarımız da dahil olmak üzere Rusya’nın güvenliğine yönelik tehditlerin ortadan kaldırılmasına dair önerilerimiz düşman tarafından çok iyi biliniyor. Mesele basit: Kendi iyiliğiniz için bunları yerine getirin. Aksi takdirde Rus ordusu gerekeni yapacaktır.” sözleriyle Ukrayna’ya ültimatom verdi.

Putin Ukrayna işgalini 24 Şubat’ta başlattı ve bu durumu, Rusya için tehdit olduğunu öne sürdüğü Ukrayna’yı silahsızlandırmak ve nazilerden arındırmak amacıyla “özel operasyon” olarak nitelendirdi.

Kiev ve Batı, Putin’in işgalinin sadece emperyalist bir toprak gaspı olduğunu söylüyor.

ABD ve müttefikleri, işgal nedeniyle Rusya’ya kapsamlı yaptırım uygularken Ukrayna hükümetine milyarlarca dolarlık yardım göndermeye devam ediyor.

Son olarak geçen hafta, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin Washington ziyareti sırasında ABD, Moskova’nın tepki gösterdiği Patriot Hava Savunma Sistemi dahil Ukrayna’ya 1,85 milyar dolarlık bir askeri yardım paketi daha açıkladı.

Lavrov, Tass’a verdiği mülakatta, “ABD ve NATO müttefiklerinin stratejik hedefinin, ülkemizi zayıflatmak ve hatta yok etmek için bir mekanizma olarak Rusya’yı savaş alanında yenmek olduğu sır değil.” ifadelerini kullandı.

Rusya ve ABD’nin normal ilişkilerini sürdüremediğini tekrarlayan Lavrov, bundan dolayı Joe Biden yönetimini suçladı.

Bu arada Moskova’nın, Ukrayna’yı kısa sürede ele geçirme öngörüsüyle başlattığı ancak son dönemde cephe hattında ağır kayıplar verdiği savaş 11’inci ayına girdi.

Ukrayna: Rusya her gün 10’dan fazla siber saldırı düzenliyor

Ukrayna’nın Donbas bölgesinde Rus ve Ukrayna güçleri arasındaki çatışmalar cephe hattında yoğun bir şekilde devam ederken Kiev, Moskova’yı 2022’de Ukrayna’ya karşı binlerce defa siber saldırı düzenlemekle suçladı.

Ukrayna Güvenlik Servisi (SSU) siber güvenlik departmanı direktörü Ilya Vitiuk, My-Ukraine kanalına verdiği mülakatta “Saldırgan ülke günde ortalama ondan fazla siber saldırı düzenliyor. Neyse ki Ukrayna halkı bunun çoğunu hissetmiyor bile.” diye konuştu.

Yetkili, Ukrayna siber güvenlik servislerinin yılbaşından bu yana ülkeye yönelik 4 bin 500’den fazla Rus siber saldırısını etkisiz hale getirdiğini belirterek şunları kaybetti:

“Arkamızda sekiz yıllık hibrit savaş deneyimi ile 2022’ye girdik. İşgalde en kötü senaryolara dahi hazırlıklıydık. 2020’de yaklaşık 800, 2021’de bin 400’den fazla siber saldırı kaydedildi ve bu sayı 2022’de üç katına çıktı.”

“Ocak ve şubatta büyük siber saldırılar püskürtüldü. Rus işgali öncesi bizim için ilave bir eğitim oldu.” diyen Ilya Vitiuk, Moskova’nın özellikle enerji sektörü, lojistik, askeri tesisler, hükümet veri tabanları ve bilgi kaynakları gibi alanları hedef aldığını dile getirdi.

Vitiuk, “Riskleri ve tehditleri gerçek zamanlı olarak, 7 gün 24 saat izliyoruz. Bize karşı çalışan Rus özel servis hackerlarının çoğunu ismen biliyoruz. Ukrayna zaferinden sonra, uluslararası bir askeri mahkemeye çıkmak zorunda kalacaklar.” diye konuştu.

Paylaşın

Rusya’da Askeri Üsse SİHA Saldırısı: 3 Asker Hayatını Kaybetti

Kremlin, Rusya-Ukrayna sınırına yaklaşık 500 kilometre mesafede bulunan Engels Hava Üssü’ne Ukrayna’nın silahlı insansız hava aracıyla düzenlediği saldırıda üç askerin öldüğünü açıkladı. Ukrayna saldırıyla ilgili açıklama yapmadı. Rusya 5 Aralık’ta Ukrayna’yı yine Engels Hava Üssü’ne benzer bir saldırı düzenlemekle suçlamıştı.

Rusya Savunma Bakanlığı, ülkenin güneyinde Engels Askeri Hava Üssü’ne silahlı insansız hava aracı (SİHA) ile düzenlenen saldırıda üç askerin hayatını kaybettiğini açıkladı. Açıklamada, 26 Aralık’ta Moskova saatine göre 01:35’te alçak irtifada uçan Ukrayna’ya ait SİHA’nın Saratov bölgesindeki Engels Askeri Hava Üssü’ne yaklaştığı sırada Rus uçaksavarı tarafından vurulduğu belirtildi.

Vurulan SİHA’nın parçalarının düşmesi sonucu üç askerin de hayatını kaybettiği ifade edildi. Açıklamada, uçak teknik donanımının zarar görmediği kaydedildi. Rus medyası ise olayda dört kişinin de yaralandığını duyurdu. Ukrayna tarafından ise henüz bir açıklama yapılmadı.

İlk saldırı Aralık başında düzenlenmişti

Ukrayna sınırına yaklaşık 500 kilometre mesafedeki Engels Askeri Hava Üssü’nde Ukrayna’nın enerji alt yapısını vurmak için de kullanılan uzun menzilli stratejik bombardıman uçakları konuşlandırılıyor.

Engels Askeri Hava Üssü ile ülkenin batısındaki Ryazan kentinde bulunan Dyagilevo Askeri Üssü’ne 5 Aralık’ta İHA ile düzenlenen saldırılarda üç asker yaşamını yitirmişti. Rusya tarafından verilen bilgilere göre iki uçak ise hasar görmüştü. Rusya, saldırılardan Ukrayna’yı sorumlu tutmuş, ancak Ukrayna konuyla ilgili açıklama yapmamıştı.

Rus Hava Kuvvetleri’ne hipersonik füze

Öte yandan Interfax haber ajansı, Rusya’nın uzun menzilli hava kuvvetlerinin kanattan taşınan yeni hipersonik füzelerle donatılacağını açıkladı. Interfax, Hava Kuvvetleri Komutanı Sergey Kobilaş’ın Rus Savunma Bakanlığı’nın gazetesinde yer alan röportajına yer verdi.

Kobilaş, “Yeni hipersonik seyir füzeleri dahil olmak üzere tüm havacılık silahlarının geliştirilmesi ve tedariki yapılıyor” diye konuştu. Rusya’nın uzun menzilli bombardıman uçakları filosu; hava, kara ve deniz güçlerinden oluşan nükleer üçlüsünün bir parçası.

Ülkenin, 60-70 arası stratejik bombardıman uçağı mevcut; bunlar Tu-95MS Bear ve Tu-160 Blackjack. Her ikisi de nükleer bomba, nükleer silahlı kruz füzesi ve konvansiyonel mühimmat taşıma kapasitesine sahip. Moskova, hava kuvvetlerini kruz füzeleri için daha önce de birçok kez kullandı. Kiev bu saldırıların savaş suçu teşkil ettiğini söylüyor.

Ukrayna savaşı 11’inci ayına girerken Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin, Pazar günü yaptığı açıklamada müzakerelere açık olduğunu söylemiş, Ukrayna’yı ve batılı müttefiklerini görüşmelere başlayamama konusunda eleştirmişti.

Putin, Rossiya 1 devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, “Kabul edilebilir çözümler konusunda müdahil tüm taraflarla müzakereye oturmaya hazırız, ancak bu onlara kalmış; müzakere etmeyi reddeden biz değil, onlar” dedi.

Ukrayna Cumhurbaşkanlığı danışmanı Mikhail Podolyak ise Putin’in açıklaması karşısında Twitter’dan yaptığı açıklamada, “Rusya tek başına Ukrayna’ya saldırdı ve Ukraynalılar’ı öldürüyor. Rusya müzakere istemiyor, ancak sorumluluktan kaçmaya çalışıyor” dedi.

Rusya’nın saldırıları sürüyor

Ancak Rus güçleri Ukrayna’ya saldırılarını sürdürüyor. Ukrayna ordusu bugün Luhansk, Donetsk, Harkiv, Herson ve Zaporijya bölgelerinde bir dizi kasabanın bombalandığını bildirdi.

Ukrayna ordusu Herson yakınında Dinyeper nehri kıyısında nüfusun yoğun olduğu yerlerde Rusya’nın topçu atışını sürdürdüğünü bildirdi. Açıklamada Ukrayna güçlerinin ise Rusya’ya ait yaklaşık 20 noktayı hedef aldığını kaydetti.

Ukrayna’nın enerji ağı işletmecisi elektriklerin bugün de büyük ölçüde olmadığını, acil durum kısıtlamalarının Ukrayna’nın beş bölgesinde ve başkent Kiev’de yürürlükte olduğunu kaydetti.

Rusya Savunma Bakanlığı Pazar günü yaptığı açıklamada, Rus kuvvetlerinin önceki gün Kupiansk-Lyman temas hattı boyunca yaklaşık 60 Ukraynalı askeri öldürdüğünü ve çok sayıda Ukrayna askeri teçhizatını imha ettiğini öne sürdü. Kremlin, bölgedeki tüm hedeflerine ulaşana kadar, Kiev ise Rus askerlerinin tümü ülkeden kovulana kadar savaşacağını söylüyor.

Paylaşın

Rusya, Erdoğan’ın ‘Üçlü Diplomatik Mekanizma’ Önerisinden Memnun

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Biz şu an itibarıyla Suriye-Türkiye-Rusya üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz. Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin. Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim” açıklaması Rusya’da memnuniyetle karşıladı.

Erdoğan, Esad’la görüşme ihtimali ile ilgili bir soruya, “Siyasette ebedi olarak dargınlık, kırgınlık, küslük olmaz. Vakti, zamanı geldiği anda oturur, değerlendirir, ona göre de bir yenilemeyi yapabilirsiniz” yanıtını vermişti.

Rusya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye, Rusya ve Suriye arasında üçlü bir diplomatik mekanizma kurulması önerisini memnuniyetle karşıladı.

Rus haber ajanı RIA Novosti, bir Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı’na dayandırdığı haberinde, sürecin sonunda üç ülkenin liderlerinin bir araya gelmesini de öngören mekanizmayla ilgili olarak, Suriye’nin tutumunun ise henüz bilinmediğini bildirdi.

RIA Novosti, Rusya ve Suriye yetkililerinin konuyla ilgili olarak temas halinde olduğunu kaydetti.

Türkmenistan gezisi sonrası dün uçakta gazetecilerin soruların yanıtlayan “Biz şu an itibarıyla Suriye-Türkiye-Rusya üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz. Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin. Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim” demişti.

Önerisini Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e ilettiğini ve “Putin’in de teklifine olumlu baktığını” belirten Erdoğan, “Böylece bir dizi görüşmeler zincirini başlatmış olacağız” ifadelerini kullanmıştı.

Erdoğan, Endonezya’daki G-20 Zirvesi sonrası Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’la görüşme ihtimali ile ilgili bir soruya, “Siyasette ebedi olarak dargınlık, kırgınlık, küslük olmaz. Vakti, zamanı geldiği anda oturur, değerlendirir, ona göre de bir yenilemeyi yapabilirsiniz” yanıtını vermişti.

Reuters haber ajansına konuşan Suriye kaynakları ise Esad’ın Erdoğan’la görüşmek istemediğini söylemişti.

Bir kaynak “Neden Erdoğan’a bir zafer hediye edilsin ki? Seçimden önce yakınlaşma olmaz” demiş, Suriye’nin dışişleri bakanları düzeyinde görüşülmesi teklifini de reddettiğini belirtmişti.

Reuters’ın konuştuğu bir Suriyeli diplomat “Somut bir adım olmadıkça böylesi bir görüşmeyi anlamsız buluyoruz. Talep edilen somut adım ise Türk askerlerinin ülkeden çekilmesi” demişti.

13 Kasım’da İstanbul’da İstiklal Caddesi’nde düzenlenen ve 6 kişinin öldüğü saldırıdan PKK/PYD/YPG’yi sorumlu tutan Türkiye, Suriye’nin kuzeyinde yeni bir kara harekatı düzenlemek için Rusya ve ABD’yle temaslarını sürdürüyor.

PKK ve YPG saldırılarıyla ilişkileri olmadığını açıklamış, saldırıyı üstlenen olmamıştı. Ankara, Suriye’nin kuzeyinde geniş bir alanı yöneten Demokratik Birlik Partisi’ni (PYD), “PKK’nın uzantısı” olarak görüyor ve “terör örgütü” olarak nitelendiriyor.

Kürt Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) omurgasını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ise Türkiye’yi, İstiklal Caddesi’ndeki saldırıyı “uzun zamandır planladığı sınır ötesi harekât için bahane olarak kullanmakla” suçluyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın