Erdoğan’ın Kampta Kurmaylarıyla Yaptığı Konuşma Sızdı

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, hafta sonu Kızılcahamam’da yapılan AK Parti’nin istişare toplantısında bazı milletvekilleri ile baş başa, bazı milletvekilleri ile de gruplar halinde görüşmeler yaptı.

Türkiye gazetesinin haberine göre Erdoğan, bu görüşmelerde milletvekillerine 2023 seçimlerine yönelik uyarılarda bulundu. Erdoğan’ın verdiği mesajlardan bazı önemli başlıklar şöyle:

“Bu seçimleri de alacağız”

“Siz bakmayın 6’lı masanın ‘şöyleymiş böyleymiş’ dediğine, sosyal medyada yazılan çizilenlere. Bu ülkeyi yönetmek o kadar kolay değil. Kuraklık oldu, ardından salgın, sonra Rusya-Ukrayna krizi. Bütün bunlara rağmen biz yatırımlara devam ettik, çarklar döndü. Evet, dar gelirliler sıkıntıda, bunu inkar edecek değiliz. Ama bu kesimlerle ilgili de gereken adımlar atılacak. Sosyal medyada olup bitenlerle moralinizi bozmayın. Bizim için milletin ne dediği önemli. Biz sosyal medyaya bakmayız. Ben daha önce de söylüyordum ‘Twitter cıvıtır’ diye. Ben sosyal medyaya böyle bakıyorum. Biz sahaya bakarız. Sosyal medya ile iktidar olunmaz, sahada çalışarak seçim alınır. Rahat olun. Bu seçimleri de alacağız. Biz çok çalışacağız. Gayret edeceğiz. Biz iyi görünüyoruz, iyi durumdayız.

“Biz çok güçlü bir teşkilatız. 12 milyon üyemiz var”

6’lı masaya bakın daha adayları yok. Bu masanın altı var, sağı var, solu var. Ne yaptıkları belli değil. Bizim seçimlerle ilgili bir sıkıntımız yok. Biz kimseyi kırmadan dökmeden, dar gelirli grupları da rahatlatarak, çalışacağız seçimi alacağız. Siz de sahada rahat olun. Bir sıkıntımız yok. CHP’li belediyelerin yaptıklarını gördünüz. Bir tek musluk açtılar. Çuvalladılar. Teşkilat çalışmalarına daha fazla ağırlık vereceğiz. Biz çok güçlü bir teşkilatız. 12 milyon üyemiz var. Bunların her biri birer oy getirseler 24 milyon oy eder.

Çiftçilerin gübre problemine yönelik yeni bazı adımlar atıyoruz. Problemi çözüyoruz. Bir takım yatırımcılarla görüştüm. Bu alanda gerekli yatırımlar yapılacak. Bu konu Türkiye’nin gündeminden çıkacak. Fındık fiyatını geçen yıl temmuzda açıklamıştı. Bu yıl da aynı dönemde açıklarız. Milleti mağdur etmeyecek bir fiyat açıklayacağız.

“Daha öncekiler nasıl döndüyse öyle döneceklerdir”

Biz sığınmacılarla ilgili olarak muhalefetten farklı düşünüyoruz. Zorla geri gönderme, baskı ile götürme olmaz. Ukrayna-Rusya krizi nedeniyle Polonya’da şu anda 3,5 milyon Ukraynalı var. Hiç duydunuz mu Polonya’da muhalefetin eleştirisini? Biz sınırda güvenlik koridorunu genişlettikçe, onlar da ülkelerine dönecektir eninde sonunda. Daha öncekiler nasıl döndüyse öyle döneceklerdir.”

Paylaşın

AK Parti’nin Sandık Hesabı: Önce ‘Bahar Havası’ Sonra Seçim

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısı sonrasında, tüm memurların ek göstergelerinde 600 puanlık artış yaptıklarını söyledi. Polis, hemşire, din görevlisi ve öğretmenlere ise 1. dereceye gelmiş olma şartıyla 3 bin 600 ek gösterge verilecek. Genel müdür yardımcılarının ek göstergeleri 3 bin 600’den 4 bin 400’e, şube müdürü ve ilçe müdürü seviyesindeki yöneticilerin ek göstergeleri 2 bin 200’den 3 bine çıkartılacak. 

Ek gösterge memur maaşlarında önemli bir artış sağlamayacak. 600 puanlık artış memurun aylığında sadece brüt 142 liralık artış yapacak. Asıl artış ise memur emekli maaşlarıyla, ikramiyelerde olacak. Ancak burada da 2008 öncesi ve sonrası ayrımı oluşacak. Emekli Mülkiye Başmüfettişi Mahmut Esen, ek gösterge artışının Ekim 2008’den önce görevde olan kamu personelinin emekli aylığında artış sağlayacağını ancak bunun da beklentileri karşılamayacağını söyledi. Esen, ek gösterge artışının Ekim 2008’den sonra göreve başlayanların emekli aylıkları/ikramiyeleri açısından fazla bir anlamı olmadığını belirtti. Bir emeklinin cumhurbaşkanının açıkladığı rakamları alabilmek için memuriyette 30 yıllık hizmeti bulunması gerecek. Ayrıca açıklananlar alınabilecek en üst rakamlar.

Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’ın haberine göre iktidar bu düzenlemeyi hemen yaşama geçirebilecekken 2023 başına bıraktı. Böylece yaklaşık 20 milyar liranın üzerinde olması beklenen maliyet, 2023 bütçesine kaydırılmış oldu. Memur ve memur emeklilerine temmuzda enflasyon farkı ile birlikte ek artış yapılabileceği de söyleniyordu. Asgari ücrette de artış olacak mı sorusu gündemdeydi. Ancak Erdoğan’ın “Temmuz ayındaki enflasyon farkı artışlarıyla ücretlileri biraz daha rahatlatacağız” demesi, “Ayrıca ek zam olmayacak mı?” sorusunu gündeme getirdi.

“Açıklayamam…”

Buna karşın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, “Temmuzun başında enflasyon farkını vereceğiz. Onunla ilgili başka düzenlemelerimiz var, burada açıklamıyorum” dedi. Bilgin, “Aralık ayında da bu yaptığımız 3600 ek göstergeyle ilgili düzenleme kamu çalışanlarının maaşlarına ve emekli ikramiyelerine çok daha farklı yansıyacak” dedi. Bilgin’in ayrıca, “Şu müjdeyi vereyim, cumhurbaşkanımız bütün kamu çalışanlarının yaptıkları işlere göre ücretlerinin yeniden düzenlenmesi çalışmasını da uzun vadede bize verdi. Ayrıca yapacağız” demesi dikkat çekti.

Artışlar 2023’e bırakıldı

İktidar asıl artışları 2023 başına bıraktı. Erdoğan’ın da yılbaşında tüm çalışanların durumlarını ekonomide gelinen noktaya uygun şekilde gözden geçirerek, herkesin hakkını almasını temin edeceklerini belirtmesi dikkat çekti. Erdoğan, mevcut maaşlara göre hesaplanan tutarların, ek gösterge düzenlemesiyle yılbaşında daha yüksek seviyelerde olacağını bildirdi. Memur ve memur emeklilerine ocakta yüzde 8 toplusözleşme zammı verilecek. Bu oran, iki yıllık toplusözleşmedeki en yüksek altı aylık oran. Memur emeklilerine toplusözleşme zammının yanı sıra ek göstergeden gelen artış da yansıtılacak. Ayrıca bu yılın ikinci yarısında oluşan enflasyon farkı da yine memur ve memur emeklisine ödenecek.

1 Ocak’ta yürürlüğe girecek asgari ücret aralık ayında belirlenecek. İktidar asgari ücrete de aralıkta artış yapmaya hazırlanıyor. Sözleşmelilere kadro konusu da yine yılbaşına bırakılacak. İktidar daha önceleri “EYT’liler” konusunda çalışma olmadığını söylüyordu. Ancak son zamanlarda söylem değişti. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Bilgin de önceki gün EYT’lilere yönelik çalışmayı mesafe alındığında kamuoyuyla paylaşacaklarını söyledi. Böylece, seçimin Haziran 2023’te yapılması durumunda yeni yılda ücret ve maaşlardaki artışın ardından sandığa gidilecek.

Paylaşın

Die Welt: Erdoğan, Türkiye’yi 19 Yıl Öncesine Döndürdü

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre, Türkiye’de mayıs ayında yıllık enflasyon son 24 yılın en yüksek seviyesine ulaşarak yüzde 73,5 oldu. Die Welt gazetesindeki analizde, Türkiye’de enflasyonun rekor derecede artış göstermesinden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘heterodoks ekonomi politikaları’ sorumlu tutuldu.

’19 yıl önce yükselişi getiren Erdoğan’ın şimdi de düşüşten sorumlu olduğunun’ belirtildiği analizde şu ifadeler dikkat çekti: “Türkiye yeniden Türklerin bir daha görmeyi istemediği bir noktada; 90’ların enflasyon kaosu geri döndü. O dönemde gelişmekte olan ekonomiler arasında yer alan Türkiye, ekonomik olarak istikrarlı olmayan ve her tür krize açık bir ülke olarak görülüyordu. Resmi verilere göre mayıs ayında enflasyon 1998 yılından bu yana en yüksek seviye olan yüzde 73,5’e ulaştı. Bunun Erdoğan’ı ilgilendirmemesi mümkün değil. Gelecek yıl yapılacak meclis ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bir terslikle karşılaşabilir. Muhalefet ise yirmi yılın ardından iktidarı otokratın elinden alma konusunda ellerine bir fırsat geçtiğine inanıyor. Erdoğan ise yeni heterodoks ekonomi politikasından geri adım atacağa benzemiyor. Geçen ay şöyle demişti: ‘Gösterge faiz enflasyon dayatmasını tek kurtuluş reçetesi gibi önümüze getirenlerin bir kısmı zır cahil, bir kısmı ise alenen vatan hainidir.'”

“Merkez Bankası enflasyonla kararlı şekilde mücadelede etmiyor”

Süddeutsche Zeitung gazetesinin internet sitesinde yer alan dpa kaynaklı haber-analizde ise Türkiye’deki yüksek enflasyonun birçok nedeni olduğu belirtildi: “Türkiye’deki yüksek enflasyonun nedenlerinden en önemlisi ülke parasının değer kaybetmiş olması. Bu durum, ithal ürünlerin ve hizmetlerin pahalanmasına ve enflasyonu körüklemesine neden oluyor. Korona pandemisi, Ukrayna savaşı ve Çin’in sıkı korona politikasının neden olduğu küresel ticaretteki gerginlikler de bunun üzerine geliyor. Birçok ekonomiste göre Merkez Bankası enflasyonla kararlı şekilde mücadelede etmiyor; uzmanlar bunun arkasında siyasi baskının olduğuna inanıyor.”

Tagesschau haber portalındaki haberde ise Cumhurbaşkanı Erdoğan üzerindeki baskının arttığına işret edildi: “Türkiye’de hayat pahalılığı giderek artıyor. Enerji ve benzin fiyatları ay başına göre ciddi biçimde arttı; örneğin doğal gaza yüzde 30 zam geldi. Bunun nedenlerinden biri Türk Lirası’ndaki değer kaybı. Diğer yandan korona pandemisi ve Ukrayna Savaşı’nın da etkileri hissediliyor. Ekonomik sorunlar nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan üzerindeki baskı giderek artıyor. Yeni yapılan bir ankete göre AKP’nin oy oranı yüzde 30’un altına düştü. Gelecek yıl yapılması planlanan meclis ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin öne çekilebileceği konusundaki spekülasyonlar artıyor.”

Paylaşın

Bloomberg: Erdoğan’ın Tek Rakibi Yüksek Enflasyon

Dünyanın önde gelen finans yayınlarından Bloomberg, Türkiye bir seçim yılına girerken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın en büyük rakibinin enflasyon olduğunu belirtti.

Bloomberg’den Selcan Hacaloğlu, kaleme aldığı analizde muhalefet partilerinin bir altılı masa oluşturulsa da Erdoğan’ın karşısında henüz kesin bir aday olmadığına dikkat çekti.

Analizde dünyada pandemi ve tedarik zinciri krizi fiyat artışlarına sebep olurken, Türkiye’deki yüksek enflasyona büyük oranda hükümetin politikalarının sebep olduğunu belirtildi: “Türkiye’nin enflasyon problemi büyük oranda Erdoğan’ın Merkez Bankası politikalarına yön vermesinin ve daha yüksek faiz oranlarına mesafesinin öngörülebilir sonucu”. Hacaloğlu, ekonominin kötüleşmesiyle Erdoğan ve AKP’nin anketlerde kan kaybetmeye devam ettiğine dikkat çekti.

Erdoğan’ın yüksek enflasyonun küresel bir sorun olduğunu ve halktan sabretmelerini istediğini hatırlatan Hacaloğlu, “Ancak ABD’nin ve diğer ülkelerin merkez bankalarının faiz yükseltmesi Lira’nın daha da güç kaybetmesine ve fiyatların daha çok artmasına sebep olabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Hacaloğlu, “Erdoğan, büyük ekonomi deneyinden geri adım atacağına dair sinyaller vermiyor. Bu deney, yüksek faizin yüksek enflasyona sebep olacağı inancına dayanıyor; bu bir ekonomi ders kitabında okuyacağınız şeyin tam tersi. Muhalefet partileri iktidara gelirlerse TCMB’nin politika bağımsızlığını ve güvenilirliğini tekrar oluşturacaklarını belirtti. Ve cezaevine girmezlerse” yazdı ve cumhurbaşkanı adayı olabileceği konuşulan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun hakim karşısına çıkacağına dikkat çekti.

(Kaynak: T24)

 

Paylaşın

Söylemini Sertleştiren Erdoğan Neyi Hedefliyor?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Gezi olaylarına katılan vatandaşlarla ilgili “Sürtük” ifadesini kullanmasının yankıları sürüyor. Muhalefet partileri ve bazı sivil toplum kuruluşları bu açıklamaya yönelik tepkilerini ortaya koyarken, siyaset bilimcilere göre Erdoğan, söylemini sertleştirerek erimekte olan oylarını korumayı ve kendi seçmenini bir arada tutmayı hedefliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çarşamba günü TBMM’de partisinin grup konuşması sırasında 2013 yılında düzenlenen Gezi Parkı eylemleri ile ilgili konuşurken eylemcileri hedef almış, eylemlere katılanları “terörist” olarak niteleyerek, “Bu teröristler, eşkıyalar bira şişeleriyle caminin içini pislemişti. Bunlar böyle. Bunlar çürük, bunlar sürtük” ifadelerini kullanmıştı.

Erdoğan, Gezi Parkı eylemlerinin yaşandığı dönemde polis müdahalesinden kaçarak Bezmi Alem Camii’ne sığınan eylemciler için “Camide içki içtiler. Üstü çıplak 70 adam başörtülü bacıma saldırdılar. Görüntüler elimizde” iddiasında bulunmuştu. Ancak, daha sonra kamuoyuyla herhangi bir görüntü paylaşmadı.

Erdoğan, söylemini neden sertleştirdi?

Erdoğan’ın eylemciler için “sürtük” ifadesini kullanması toplumun birçok kesiminde tepkiye neden oldu. Bazı partiler ve sivil toplum kuruluşları Erdoğan hakkında “hakaret” ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçlarını işlediği gerekçesiyle soruşturma ve kamu davası açılması talebinde bulundu. Peki, Erdoğan, üzerinden 9 yıl geçmesine karşın neden bir kez daha Gezi Parkı eylemcilerini hedef aldı ve söylemini daha da sertleştirdi. Siyaset bilimcilere göre Erdoğan, seçim yaklaşırken oyları düşme eğiliminde olduğu için toplumu kutuplaştırmak hedefinde.

“Baskı ve kriz artacak” iddiası

DW Türkçe’den Eray Görgülü’ye değerlendirmede bulunan İstanbul Politik Araştırmalar Enstitüsü (İstanpol) Genel Direktörü Seren Selvin Korkmaz’a göre Erdoğan, erimekte olan oylarını korumak istiyor. İktidarın Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi altında sorunlara çözüm üretmekten uzak kaldığını öne süren Korkmaz, “AKP artık, topluma herhangi bir vaadi olmayan parti haline dönüştü” dedi. İktidarın algıyı yönetmek istediğini kaydeden Korkmaz, seçimlere yaklaştıkça baskı ve krizin artacağını öngördüğünü de ifade etti. AKP iktidarının bugüne kadar kutuplaşmadan beslendiğini de savunan Korkmaz, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na siyaset yasağı getiren yargı kararı ile Ekrem İmamoğlu’nun YSK Başkanı ve üyelerine hakaret ettiği iddiasıyla yargılandığı davanın da kutuplaşma söylemi ile ilgili olduğunu kaydetti.

“İletişim kazası değil, stratejinin parçası”

Korkmaz, “Erdoğan’ın ‘sürtük’ ifadesi bir iletişim kazası mı? Yoksa prompterdan mı okudu?” tartışmalarıyla ilgili de “Bu bir iletişim kazası değil, bu bir stratejinin parçası” ifadesini kullandı. Korkmaz, “Erdoğan’ın bu stratejisi oy kazandırır mı?” sorusunu ise “Siyasetin, daha doğrusu toplumun gerçeği artık ekonomik kriz. Gelecek kaygısı, geçim sıkıntısı. Bu stratejiyle Adalet ve Kalkınma Partisi’nin mevcut oylarını artırabileceğini düşünmüyorum” sözleriyle yanıtladı. Ancak, Korkmaz burada muhalefetin tavrının ne olacağının da önem taşıdığını dile getirdi. Korkmaz, “Eğer muhalefet kutuplaşma alanlarına düşer ve iktidarın bu söylemlerine karşı negatif bir kampanya yürütürse ben bunun muhalefet açısından tehlikeli olacağını, bir parça da olsa iktidara yardımcı olacağını düşünüyorum” dedi.

“Sokak marjinalleştirilmek isteniyor”

Işık Üniversitesi Öğretim Görevlisi Onur Alp Yılmaz da, AKP için şu anda en büyük önceliğin kendi seçmen kitlesinden kopuşları önlemek olduğunu ifade etti. AKP’nin 20 yıldır toplumun her kesiminden oy aldığını ve bu sayede ayakta kalabildiğini kaydeden Yılmaz, “Ancak artık böyle bir durum söz konusu değil” diye konuştu. Yılmaz, İktidarın çeşitli hukuk dışı yollarla seçim sonuçlarına müdahale ihtimalinin de gündemde olduğunu ve sokağın marjinalleştirilerek muhalefetin toplumsal dinamikleri harekete geçirmesinin engellenmek istendiğini kaydetti. Yılmaz, Gezi Davası kararlarının da bu stratejinin bir parçası olduğunu savundu. Diğer yandan Erdoğan’a atfedilen güçlü lider imajını desteklemek üzere kurulu bir strateji yürütüldüğünü kaydeden Yılmaz, şöyle devam etti: “İktisaden bir krizde olabiliriz. İktisadi olarak bir kriz yaşıyor olabiliriz. Ama bu memleketin sahipleri biziz. Bak bu memleketin betini bereketini kaçıran, bu memlekette, tırnak içinde, ayaklandırma ortaya çıkartan insanlara karşı da mücadelemi sürdürüyorum gibi bir anlayışın uzantısı.”

“Tazminat davası açılabilir ama cezalandırma çıkmaz”

Öte yandan Erdoğan’a dava açılıp açılamayacağı ve ceza alıp almayacağı da tartışma konusu oldu. Erdoğan hakkında suç duyurusunda bulunulmuş olsa da hukukçulara göre cumhurbaşkanının dokunulmazlığı olduğu için Erdoğan’a ceza davası açılamaz. Eski Ankara Cumhuriyet Savcısı, Avukat Bülent Yücetürk’e göre Cumhurbaşkanının cezai sorumluluğu bulunmuyor ve işlendiği iddia edilen suç nedeniyle soruşturma yapılması mümkün değil. Tazminat davası açılabilme ihtimalini de değerlendiren Yücetürk, bununla ilgili de şartlara dikkat çekti. Yücetürk, Gezi olaylarına katılmış ve haklarında bu nedenle soruşturma açılmış kişilerin muhatap kabul edilebileceğini ve tazminat davası haklarının bulunduğunu söyledi. Ancak Yücetürk’ün verdiği bilgiye göre Türk Ceza Kanunu’nun 125’inci maddesine göre kişinin şeref ve saygınlığını rencide edecek söz ve eylemler hakaret kapsamında değerlendiriliyor. Hakaret suçunun oluşması için şahsa yönelik söylenmiş olması gerektiğini kaydeden Yücetürk, “Dava açılabilir, ama bunun Türk yargı pratiğindeki karşılığı bundan bir tazminat, bir cezalandırma çıkması bir mahkumiyet kararı çıkması mümkün değil” dedi.

Paylaşın

Suriye Rejimi, Erdoğan’ın İşaret Ettiği Bölgelere Yığınak Yapıyor

Suriye rejimi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın olası bir harekatta hükümetinin hedef alacağını duyurduğu Halep’in kuzeyindeki Tel Rıfat kenti ve çevresine takviye güçler aktarıyor. Yerel kaynaklar, rejim ve SDG’nin kontrolündeki bölgelere dört askeri birliğin girdiğini söyledi.

Londra merkezli, Suriye İslami muhalefetine yakın Middle East Monitor medya gözlem servisinin haberine göre, Suriye birlikleri ağır makineli tüfekler ve tanklarla donatılıyor. Suriye televizyonu, takviye güçlerin rejim kontrolündeki kasaba ve köylerin yanı sıra Menagh ordu üssünün yakınında konuşlandırıldığını söyledi.

Erdoğan, dün partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada “İşte buradan bir kez daha tekrar ediyorum; güney sınırlarımız boyunca 30 kilometre derinliğinde güvenli bölge oluşturma kararımızın yeni bir safhasına geçiyoruz. Tel Rıfat ve Münbiç’i teröristlerden temizliyoruz. Ardından da aşama aşama diğer bölgelerde aynısını yapacağız.” demişti.

Halen bu bölgelerde yeni TSK birliklerinin konuşlandığına ilişkin bir işaret yok, ancak Şam yönetimi, Erdoğan’ın konuşmalarında işaret ettiği alanlara kuvvet yığmayı sürdürüyor.

ABD’nin BM Büyükelçisi Greenfield: “Her türlü askeri müdahaleye karşıyız”   

Bugün Hatay’ı ziyaret eden ABD’nin Birleşmiş Milletler büyükelçisi Linda Thomas Greenfield, Washington’ın herhangi bir askeri harekata karşı olduğunu yineledi.

Linda Thomas Greenfield, “Türk hükümetiyle temasa geçtik” dedi. “Sınırın Suriye tarafında herhangi bir askeri müdahale kararına karşı olduğumuzu belirttik. Halihazırda kurulmuş  ateşkes hatlarını bozacak hiçbir şey yapılmaması gerektiğini düşünüyoruz.”

Greenfield, böyle bir eylemin yalnızca acıları artırmakla kalmayıp, aynı zamanda Türkiye’ye akın edecek olanlar dahil olmak üzere yerinden edilmiş insanların sayısını da artıracağını söyledi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu, Erdoğan’a 5 Kuruşluk Tazminat Davası Açtı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dün grup toplantısında kendisine yönelik sözleri nedeniyle 5 kuruşluk tazminat davası açtı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik tarafından Ankara’da mahkemeye sunulan dava dilekçesinde şu ifadeler yer aldı:

“Tamamıyla siyasileştiği, davalı Recep Tayyip Erdoğan’ın güdümüne girdiği, siyasi baskıların altında ezildiği eleştirisine muhatap olan Türk yargısının bile bu söz ve yakıştırmaları eleştiri kapsamında görebilme şansı bulunmamaktadır. Hakaret kapsamlı görülmemesi olasılığında bu söz ve yakıştırmaların başkaca siyasiler tarafından iktidar temsilcilerine yöneltilmesi sonucunu doğuracağı da gözden ırak tutulmamalıdır.”

Kılıçdaroğlu’nun Avukatı Celal Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada:

“Hakaret etmeyi alışkanlık haline getiren, seviyesizce ve haddini aşarak; ‘Yalancı, omurgasız, sefil, terör sevici..’ hakaret sözlerini yöneltme cüretini gösteren Erdoğan hakkında bugün yine 5 Paralık dava açtık! Kemal Kılıçdaroğlu’nun talimatı ve muhataba biçtiği değer gereğince!” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, tirajı en yüksek ulusal beş gazetenin mahkeme kararını yayımlamasına karar verilmesini de talep etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün TBMM’de; partisinin grup toplantısında, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na yönelik olarak şunları söylemişti:

“Çünkü bu zat yalancı. Çünkü bu zat omurgasız, çünkü bu zat bir proje. Çünkü bu zat bir aparat. Bu zatın partisinin başına kaset komplosu ile geçirildiği günden beri Türkiye’nin milli çıkarlarına karşı sinsi bir savaş vermekten başka iş yaptığını gördünüz mü?

Yine bu zatın ülkede yapılan tüm eserleri ve hizmetleri engellemeye çalışmaktan başka bir gayretine şahit oldunuz mu? Bu zatın Demirtaş’ından Kavala’sına, FETÖ’cülerinden PKK’lılarına kadar ülke ve millet düşmanı teröristleri savunmaktan, hatta bunun için Ankara’dan İstanbul’a yürümekten başka bir çabası var mı?

Bay Kemal orada mıydı, oradaydı. Niye? Çünkü başı çeken oydu. Bunlardan millete, vatana hayır gelmez. Bunlar ancak terör sevicilerle beraber çünkü kendileri de terör sevici. Siz bakmayın birilerinin Gezi olaylarının arkasındaki karanlık tiplere, ‘demokrasi kahramanı’ muamelesi yaptığına, bunların hepsi de yaptıkları ihanetin bilincinde olan beşinci kol elemanıydı.”

Paylaşın

Akşener’den Erdoğan’ın Sözlerine Sert Tepki

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında Gezi protestolarında yer alanlar için kullandığı, “Bu teröristler, eşkıyalar bira şişeleriyle caminin içini pislemişti. Bunlar çürük, bunlar sürtük” ifadelerine sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile sert tepki gösterdi.

Haber Merkezi / İYİ Parti Lideri Akşener, “Milletimizin her bir ferdi; inancı, ideolojisi, kimliği ve yaşam tercihleri bakımından bu ülkenin ortak pay sahipleri olarak eşit derecede saygıyı hak ederler. Bu saygı ve anlayış da bizi birbirimize bağlayan, millet yapan duygunun özüdür” dedi.

”Milletimizi yoksullukta ve fakirlikte eşitlerken kalan her konuda parçalamaya ve bölmeye adeta yemin eden Bay Kriz ise belli ki iktidarda kalabilmek adına; iyiliğe, güzelliğe ve saygıya dair her şeyi şuursuzca harcamakta ısrar ediyor” ifadelerini kullanan Akşener, açıklamasının devamında şunları söyledi;

”Çünkü sayın Erdoğan için koltuğu, tüm manevi değerlerin bezirganlığını yapabildiği, her şeyi mübah gördüğü bir ticaret sahasıdır. Mesele kendi iktidarı olduğunda milletimiz ve memleketimizin akıbeti sadece teferruattır.

Varsın onlar kirli siyasetlerinin, zehirli dillerinin çamurunda debelensinler. Biz inatla ve ısrarla; hürriyet için, demokrasi için, eşitlik ve adalet için mücadele edeceğiz! Ve o sandık geldiğinde bu istibdata mutlaka son vereceğiz! Hiç merak etmeyin, çok az kaldı!”

 

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a 10 Soru

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın partisinin grup toplantısında kendisine yönelttiği 10 soruya yanıt veren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, aynı şekilde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a 10 soru yöneltti. 

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabı üzerinden sorduğu sorularına, ”Bak Erdoğan, sorularına açık ve net yanıtlar verdim. Şimdi bakalım sendeki yüreğe… Cevaplamaya bir türlü cesaret edemediğin sorularımı aşağıya bırakıyorum. Bir damla cesaretin varsa sen de benim bu sorularıma yanıt ver” notunu ekledi.

Kılıçdaroğlu’nun soruları şöyle: 

”1. Damadın 128 milyar doları arka kapıdan, düşük kurla kimlere sattı?

2. Avrupalıların hayat kalitesi korunsun diye, Türkiye’yi milyonlarca sığınmacı ve kaçakla doldurdun, huzurumuzu bozma pahasına mahallelerimizi sattın. Bu talimatı sana kim, ne karşılığında verdi?

3. 33 şehidimizin katilinin kapısına gidip, dakikalarca bekledin. Sonra da hiçbir şey olmamış gibi etrafa gülücükler saçtın. Sana hakaret eden kişinin ayağına gidip mektubunu ‘takdim’ ettin. ‘Hamd olsun gündeme gelmedi’ dedin. Neden bu kadar eğiliyorsun? Hakkında ne biliyorlar?

4. Ekonomiyi baturdın. Şakası bile kötüyken kendini ekonomist ilan edip, milyonlarca gencimizi işsiz bıraktın, Türkiye’yi %157 enflasyona mahkum ettin. Hiçbir aklı başında ekonomistin seninle çalışmak istemeyişini kendine nasıl açıklıyorsun?

5. Paravan vakıflar aracalığıyla çocukların, yüzlerce milyon doları birbirine gönderiyor. Yurt kılıfı altında Manhattan’da gökdelen inşa ediliyor, çiftlikler satın alınıyor. Ailece bir araya geldiğinizde, birbirinizin yüzüne nasıl bakıyorsunuz? Hep merak etmişimdir bunu.

6. İçişleri Bakanın ne kadar mafya, uyuşturucu baronu varsa fotoğraf çektirirken, sokakları mafyanın kontrolüne geçirdiniz. Bu örgütlerden beklentiniz nedir? Neden hepsi sokağa salıverildi?

7. Rahip Brunson’ı teslim ettikten sonra Kaşıkçı’yı da sattın. Ülke itibarını konsolosluk bahçesine gömdün. Neden katile koşarak gittin? Ondan ne bekliyorsun? Sana beklediğini verecekler mi Erdoğan?

8. SADAT’ın Asrika planlarına katılıyor musun? 15 Temmuz’da kaybolan silahların, bu paramiliter yapının elinde olduğunu biliyor musun? Onlara bu rolü kim verdi? Evinde Adnan Tanrıverdi ile ne konuştunuz? Bekledikleri Mehdi kim?

9. Müzik ve dil yasakları ile gençleri kışkırtmanın toplumsal çatışma yaratmanın mı peşindesin? Peşinen söyleyeyim, yemezler.

10. NATO’ya atıp tutuyorsunuz. Ben NATO’nun gerekliliğine inanıyorum. NATO’dan çıkmak yerine yabancı askerleri topraklarımızdan çıkaralım diyorum, var mı sende o yürek? Getirebilir misin bunu Meclis’e?

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’ın 10 Sorusuna Tek Tek Yanıt

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda kendisine yönelttiği 10 soruya sosyal medya hesabından yanıt verdi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu’nun ”Erdoğan, milletimize seslenmişsin. “Sürtükler, eşkıyalar, teröristler, çürükler, fukaralar” havada uçuşmuş. Kadınlara küfreden sana bir tavsiyem olacak. Ağzını kapalı tutup insan sanılman, açıp tüm şüpheleri ortadan kaldırmandan iyidir. Sorularına ise yanıtlarımı veriyorum” notuyla verdiği yanıtlar şöyle;

1. PKK’dan YPG’ye bölücü terör örgütünün bütün unsurlarını, DHKP-C’den TİKKO’ya, FETÖ’den DEAŞ’a tüm terör örgütlerinin siyasi uzantılarını, medya destekçileri, yurt dışındaki bağlantılarını lanetliyor mu lanetlemiyor mu?

Cevap: Hepsine lanet olsun. Onlarla gizli ilişkiler kuranlara, selefi örgütlerle petrol kaçakçılığına girişenlere, oy uğruna televizyonlarda onların mesajlarını okutanlara da lanet olsun.

2. Türkiye’nin PKK-YPG’ye karşı yürüttüğü sınır ötesi harekatları destekliyor mu, desteklemiyor mu?

Cevap: Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınır ötesi operasyon yapar, yapmalıdır. Doğru olanı destekleriz, yanlış olanı ise desteklemeyiz. Siyasal saikler uğruna askerimizi operasyona gönderenlere ve operasyon gibi gösterip ülkemize yabancı asker postallarını sokanlara olumlu bakmadık, bakmayacağız.

3.İsveç ve Finlandiya’ya karşı kendi devletinin izlediği politikanın yanında mı, değil mi?

Cevap: NATO Türkiye’ye gereklidir, NATO’dan çıkmayacağız. Finlandiya ve İsveç’ten talep edilenler de doğrudur. Ancak biz biliriz ki, diplomasi kapalı kapılar ardında yapılır. Sonuçlar masada alınır. Ciddi devletler böyle yapar. Senin bu yaptığın ise ancak kabile devletlerinde olur. 3-5 oy almak için ülkenin itibarını yok sayarak, ucuz bir iç reklam malzemesine, dış ilişkileri kurban ediyorsun.

4. Akdeniz ve Ege’de, sınır hattında kalıcı ekonomik belgeler oluşturma çabalarında Türkiye’nin yanında mı, değil mi?

Cevap: Duruşumuz çok nettir. Akdeniz ve Ege’de baskıyı artırmamız şarttır. Gemi çıkardım geri çektim, “Biden beni keşke arasa” diyerek olmaz bu işler. Yüreğin varsa, işgal edilen, silahlanan adalar konusunda adım at. Destekleyeceğiz.

5. Dünyanın salgın ve savaş sebebiyle ya1adığı krizin ekonomik boyutunun , “ülkemize etkilerine karşın sürdürdüğümüz mücadeleye ilkesel düzeyde destek veriyor mu?

Cevap: Bu uydurmalara kimse inanmıyor. Batı’da enflasyon ortalama yüzde 7, savaş halindeki Rusya’da yüzde 17.8, Ukrayna’da yüzde 16.4 iken, bizim ülkemizde senden dolayı bu oran yüzde 157’dir. Yalanların da bir yere kadar, halkımızın zekasına hakaret etmeyi bırak.

6. Mahkeme kararları ve kurum açıklamalarıyla yalan olduğu tescillenmiş iddiaları bir kenara bırakıp, siyaseti “ülkenin ve milletin çıkarları “üzerinden yürütmeye var mı?

Cevap: Paravan vakıflar, 5’Ii çeteler, paramiliter yapılar milletimizin çıkarı değildir. Onlar olsa olsa senin ailenin ve kurduğun rejiminin çıkarınadır. Aparatlarının hepsinin canına okuyacağız.

7. Siyasi stratejilerini yabancı “ülke temsilcilerine hazırlatmak ve onaylatmak yerine, kendi partisinin mensuplarıyla ve ’ülke kamuoyuyla belirlemeye yönelecek mi?

Cevap: Doğruları söylemiyorsun. Ya ispat et ya da özür dile.

8. Bin yıldır, kanlarımızla sulayarak ebedi vatanımız haline getirdiğimiz. bu toprakların tüm değerleri sembolleri birikimleri ve kazanımlarıyla asil bir ° devletin evladı gibi hareket etmeyi kabul ediyor mu?

Cevap: Popülist söylemleri geçelim. Sen paravancısın. ”Asil evlat” falan… Sana bu laflar büyük gelir. Büyük lokma ye ama bu büyük lafları bırak Erdoğan. Senin ağzına yakışmıyor bunlar.

9. Partisi içinde her türden terör destekçisini, tacizciyi, tecavüzcüyü, hırsızı tasfiye etmeyi düşünüyor mu?

Cevap: Her türlü karanlık çevrelerle anılan senin için, iddialı bir soru olmuş bu. Bizde suç sümen altı edilmez, suçlu kollanmaz.

10. Yüreği yetip 2023’te Cumhurbaşkanı adayı olacak mı olmayacak mı?

Cevap: Var mısın yarın erken seçimi ilan etmeye, aynı gün içinde adayımızı açıklayalım. Var mı sende o yürek Erdoğan!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kılıçdaroğlu’na birkaç soru sormak istiyorum. Bu sorulara öyle kıvırtarak, laf çevirerek, yuvarlak sözler sarf ederek değil; kesin, kati, net cevap vermesini bekliyorum” demişti.

Paylaşın