Demirtaş, Erdoğan’ın İç Ve Dış Politikadaki Duruşunu Yorumladı

Kasım 2016’dan bu yana Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hem iç hem dış politikadaki tavırlarını yorumladı.

+Gerçek için kaleme aldığı yazıda esprili bir dil kullanan Demirtaş, “Recep Tayyip Erdoğan’ın en takdir ettiğim yönü ilkeli duruşudur. Koşullar ne olursa olsun, bazı ilkelerinden asla taviz vermiyor. Dik duruşunu bozmuyor. Bu tarzına hayran olmamak mümkün değil” ifadesini kullandı ve ardından şunları kaydetti:

“Mesela ülkede kıyamet bile kopsa muhalefet liderleriyle asla bir araya gelmiyor, onlarla görüşmüyor. Deprem olsa; sel, yangın, heyelan olsa tufan kopsa savaş çıksa ekonomi çökse taziye veya düğün olsa fark etmez, tek bir muhalefet lideriyle görüşmüyor.

HDP dahil hiçbir muhalefet lideriyle yan yana gelmiyor, onları toplu olarak davet edip memleketin sorunlarını konuşmuyor. Dedim ya, adam ilkeli. İlkesinden zırnık taviz vermiyor. Gelin de hayran olmayın.

Mavi Marmara ve Filistinliler

Gerçi Mavi Marmara Katliamı ve Filistinlilere yapılan zulüm nedeniyle İsrail ile sittin sene görüşmem dedikten sonra “Mavi Marmara ile Gazze’ye giderken bana mı sordunuz?” deyip İsrail Cumhurbaşkanı’nı baş tacı ederek ağırlıyor ama o ayrı. HDP dahil tek bir muhalefet lideriyle görüşmüyor. Adam ilkeli, kardeşim.

Mısır ve darbeci Sisi

Ha, bir de Mısır’a askeri darbeyle yönetimi ele geçiren, seçilmiş Cumhurbaşkanı Mursi’yi hapiste öldürten darbeci Sisi ile beş yüz sittin sene görüşmem deyip Mısır ile diplomatik görüşmeleri başlatıyor. Yakında Sisi ile bir araya gelecek ama o sayılmaz. HDP dahil tek bir muhalefet lideriyle görüşmüyor ya, ilkeli adam mübarek.

Suudi Arabistan ve Cemal Kaşıkçı

Tamam, Suudi Arabistan ile “ufak” bir cinayet meselesi vardı, Cemal Kaşıkçı’yı konsoloslukta vahşice katledip cenazesini bile yok eden Suudi yönetimine çok sert çıkmıştı. İki bin beş yüz sittin sene görüşmem, kralınız gelse de görüşmem deyip kral gelmeyince mecburen prensle idare edip sarmaş dolaş olmuşluğu vardır ama Allah var, HDP dahil tek bir muhalefet lideriyle görüşmüyor. İlkeli insanın hali bir başka oluyor.

ABD ve Trump

Bir de şu “aptallık yapma” diye mektup yazan Donald Trump vardı. Normalde beş bin sittin sene görüşmemesi beklenirdi fakat acilen bir görüşme ayarlayabilmek için dış işleri bürokrasisini helak etti. Neyse ki görüştü, görüştü. Ancak HDP dahil tek bir muhalefet lideriyle görüşmüyor, görüşmez. Ne yani görüşüp de ilkelerinden taviz mi versin? Siz Erdoğan’ı ne zannediyorsunuz?

Rusya ve Putin

Mesela İdlib’de savaş uçaklarıyla 33 askeri katleden Putin ile on bin sittin sene görüşmemesi beklenirdi ama acilen Moskova’ya gidip Putin’in kapısında dakikalarca bekletildikten sonra görüştü. Bir ara da karşılıklı olarak külahta dondurma yalamışlığı olabilir ama HDP dahil tek bir muhalefet lideriyle bırakın dondurma yalamayı, buz parmak yemişliği bile yoktur. Olmaz da. Neden olsun ki? Adam ilkeli.

ABD ve Biden

Ermeni Soykırımı’nı tanıyan Joe Biden ile bir araya gelmeden önce “Konuyu gündeme getireceğim” deyip görüşmeden sonra da “Çok şükür gündeme gelmedi” demişliği yok mudur? Yalan söyleyecek halimiz yok, vardır. Lakin HDP dahil tek bir muhalefet lideriyle kıyamet bile kopsa görüşmez. Adam ilkeli, ilkeli. Böyle birine nasıl hayran olunmaz ki?

Daha kimler kimler

Katil dediği Beşar Esad ile alttan görüşmeleri başlatmış durumda. İyi de olur, bir şey dediğimiz yok. Taliban liderleriyle görüşüyor. Hizbullah’ın, daha doğrusu Hizbi kontranın siyasi kanadı Hüda PAR ile görüşüyor. Hollanda’ya, Almanya’ya, Fransa’ya defalarca meydan okudu, hiçbiriyle elli bin sittin sene görüşmez sanıyorduk, görüştü.

İktidar ortağı, cezaevinden saldıkları mafya bozuntusu katillerle, uyuşturucu baronlarıyla görüşüyor; bakanları dolandırıcılarla, çocuk tacizcileriyle, bilimum büyük hırsızlarla görüşüyor ama kendisi HDP ve tek bir muhalefet lideriyle görüşmüyor.

Kürt sorununu konuşmak için Kürtlerin temsilcileriyle; çöken ekonomiyi, biten demokrasiyi, artan kutuplaşmayı konuşmak için HDP dahil muhalefet temsilcileriyle görüşmüyor. Memleket yıkılsa alt üst de olsa görüşmüyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı üç yıldır kendisinden randevu istiyor, görüşmüyor. Yetmiyor, muhalefetin kendi arasında görüşmesine bile dayanamıyor. Ama muhalefet de gerçekten çok ilkesiz (!) davranıyor. Nedir öyle görüşmeler, bir araya gelmeler falan? Yakışıyor mu Allah aşkına?

Dik dur eğilme, bu millet seninle Reis! Sen böyle ilkeli durdukça benim burada gözlerim yaşarıyor. Bir gülme geliyor ki, sorma.”

Paylaşın

AK Parti’de Değişim Rüzgarları, Kabinede Revizyon Bekleniyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2023 seçim kampanyası sürecinde yeni bir vitrinle vatandaşın karşısına çıkmak istediği, bu değişiklikler için ihtiyaç olması hâlinde olağanüstü kongre seçeneğinin de tartışıldığı ileri sürüldü.

Türkiye gazetesinden Yücel Kayaoğlu’nun haberi şöyle: “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, bugüne kadarki ‘en kritik’ seçim olarak nitelendirdiği 2023 seçimleri için AK Parti’de âdeta bir teyakkuz durumu söz konusu.

Seçimi kazanmak için, Cumhurbaşkanı’nın önümüzdeki süreçte önemli ‘manevralar’ yapabileceği belirtiliyor.

Erdoğan Cumhurbaşkanı bir süredir konuşmalarında 2023 seçimlerinin, ‘ülkenin ve milletin kaderi bakımından gerçek anlamda bir yol ayrımını ifade ettiğine ve kritik öneme sahip olduğuna’ vurgu yapıyor. Özellikle ekonomide yaşanan sorunların sandıkta AK Parti’ye olumsuz yansımasının önüne geçilmesi için, Erdoğan’ın ‘yol ayrımı’ olarak gördüğü 2023 seçimlerine giderken, sürpriz adımlar atabileceği belirtiliyor. Bu adımların neler olabileceğine yönelik AK Parti kulislerinde farklı değerlendirmeler yapılıyor.

2023 seçimleri için hazırlıkların sürdüğü AK Parti’de sonbahar aylarında kapsamlı bir kabine ve parti yönetimi değişikliğine gidilebileceği konuşuluyor. Seçim kampanyası sürecinde Cumhurbaşkanı’nın yeni bir vitrinle vatandaşın karşısına çıkmak istediği yönünde değerlendirmeler yapılıyor.

Olağanüstü kongre iddiası

Parti vitrininde yapılacak değişiklikler için ihtiyaç olması hâlinde olağanüstü kongre seçeneğinin de tartışıldığı belirtiliyor.

AK Parti kulislerinde sonbahar aylarında bir olağanüstü kongre yapılabileceği, bu kongrede 75 üyeden oluşan MKYK’nın yenileneceği ve beraberinde MYK’da da değişikliğe gidileceği konuşuluyor. Kulislerdeki bu senaryolar, AK Parti’ye önümüzdeki süreçte bazı yeni katılımların olacağı, partiye gelecek isimlerin ‘yönetim kadrosuna taşınabilmesi için olağanüstü kongreye ihtiyaç duyulacağı’ iddialarından da kaynaklanıyor.

Mevcut parti yönetiminden isimler ise, olağanüstü kongre seçeneğinin zayıf bir ihtimal olduğunu, ancak MYK’da bir değişiklik yapılacaksa, bu değişikliğin seçim kampanyası başlamadan önce gerçekleşmesinin beklendiğini dile getiriyor.

AK Parti’nin 7. olağan kongresi Mart 2021’de yapılmıştı. AK Parti’nin tüzüğüne göre büyük kongre, önceki kongrenin üzerinden iki yıl geçmeden yeniden yapılamıyor. Ancak Genel Başkanının veya MKYK’nın talebi ile olağanüstü kongreye gidilebiliyor.

Öte yandan, kabine değişiminin de sonbaharda gündeme geleceği, yeni kabinede ‘Siyasi kökenli’ isimlere yer verileceği, ikinci bir Cumhurbaşkanı yardımcısının atanabileceği, konuşulan iddialar arasında.”

Paylaşın

Erdoğan – Selman Görüşmesine İlişkin Dikkat Çeken Yazı

ABD’de devlete bağlı yayın organı Voice of America, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz Al Saud arasındaki görüşmeyle ilgili dikkat çeken bir yazı yayımlandı.

İlişkilerin yıllardır kopma noktasında olduğu Ankara-Riyad hattında yaşanan yakınlaşma, uluslararası basında da yakından takip ediliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın nisan ayında Suudi Arabistan’a yaptığı ziyarette Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile görüşmesinden sonra çarşamba günü de Prens Selman Ankara’ya geldi. Erdoğan’ın muhalif Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın 2018’de İstanbul’da öldürülmesinin ardından sert eleştiriler yönelttiği Selman ile görüşmesi ve iki ismin görüntüleri uluslararası kamuoyunda da gündem oldu.

Sözcü’nün aktardığına göre ABD’de devlete bağlı yayın organı Voice of America, Prens Selman’ın Ankara ziyaretiyle ilgili dikkat çeken bir yazı yayınladı. Yazıda, görüşmede verilen olumlu mesajlara ve Ankara-Riyad hattındaki yakınlaşmaya rağmen iki ülke arasında güvensizliğin devam ettiği ifade edildi.

Dorian Jones imzalı yazıda, Erdoğan ve Selman arasında yıllardır süren gerilimin ardından Türk yetkililerin Suudi prensin ziyaretini “ilişkilerde yeni bir dönem” olarak sunduğu belirtildi. Yazıda, ünlü ekonomist Timothy Ash’in “Erdoğan’ın diplomatik U dönüşü ekonomik gerekliliklerin bir sonucu” değerlendirmesine de yer verildi.

Türkiye’de gelecek yıl düzenlenecek seçimlere dikkat çeken Ash, “Türkiye’deki makroekonomik durum epey zorlu. TL’de değer kaybı sürüyor, bu nedenle Erdoğan’ın gerçekten de paraya ihtiyacı var. Seçim öncesinde biraz istikrar sağlamak için dövize ihtiyaç duyuyor” dedi.

‘Suudi Arabistan, İran’a karşı Türkiye’ye ihtiyaç duyuyor’

Öte yandan Voice of America’ya konuşan uzmanlar, Türkiye ve Suudi Arabistan arasında son dönemde dikkat çeken yakınlaşmaya rağmen ikili ilişkilerde karşılıklı güvensizliğin ve şüphelerin sürdüğünü ifade etti. Uzmanlara göre, Ankara-Riyad hattındaki yakınlaşmanın bir nedeni de İran’la ilgili endişelerin yanı sıra güvenlik ve savunma konuları.

Londra merkezli Energy Club’un başkanı Mehmet Öğütçü, “Suudiler, İran’a karşı Türkiye’ye ihtiyaç duyuyor. ABD’nin önceliğinin Çin’i kontrol etmek olduğunu biliyorlar. Bu nedenle Türkiye göz ardı edemeyecekleri bir ülke. Ama bu karşılıklı bir alışveriş. Bu nedenle ekonomi, siyaset ve güvenlik alanındaki çıkarlar da sürece dahil” diye konuştu.

Yazıda, Prens Selman’ın seçim öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ekonomik destek olmakta isteksiz olabileceği de ifade edildi.

Paylaşın

İktidar Kulislerinde ‘Seçim’ Hareketliliği

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın anayasaya göre üçüncü kez aday olup olamayacağı tartışılırken, AK Partililer, “Erdoğan adaylığını tartıştırmak istemiyor. Bu nedenle nisan ya da mayıs ayı içinde seçim yapabilirler” değerlendirmesinde bulunuyor.

Muhalefet “kasımda erken seçim”i gündeme getirirken, iktidar kulislerinde seçimlerin 14 Mayıs’ta yapılacağı konuşuluyor. Meclis’i temmuz ayında çalıştırma kararı alan iktidar, asgari ücretlilerden emeklilere kadar pek çok kesim için maaşlarda iyileştirme vaatleri de vermeye başladı. İktidar kanadından gelen bu hamleler erken seçim tartışmalarını daha da artırdı. CHP kurmayları “Biz başından beri bir erken seçim ihtimalini gündeme getiriyorduk” yorumunu yaptı.

Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’ın haberine göre Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın anayasaya göre üçüncü kez aday olup olamayacağına ilişkin tartışmanın “erken seçimle” ortadan kalkacağını söyleyen partililer, “Erdoğan adaylığını tartıştırmak istemiyor. Bu nedenle nisan ya da mayıs ayı içinde seçim yapabilirler” değerlendirmesinde bulundu.

Nisan ayında TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen ve ittifakları etkileyecek şekilde düzenlenen Seçim Yasası’nın da mayısta yapılacak bir seçimde uygulamada olacağına dikkat çeken CHP yöneticileri, “Mayısta bir seçim olursa, yeni geçirdikleri Seçim Yasası da uygulamada oluyor, Erdoğan’ın adaylığı da tartışılmıyor. Bu nedenle büyük bir ihtimalle o dönemde seçim yapabilirler” diye konuştu.

Paylaşın

Çarpıcı Erdoğan Yorumu: Batılı Ortakların Öfkesini Göze Alıyor

Türkiye’nin Finlandiya ve İsveç’in Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) üyeliğine itirazları ve Suriye’ye yeni operasyon açıklaması uluslararası basında analizlere konu olmaya devam ediyor.

Fransız kamu haber kanalı France24, internet sitesinde yayınlanan analizde son dönemde dünya basınında tartışma yaratan Türkiye-Batı ilişkileriyle ilgili dikkat çeken değerlendirmelere yer verdi.

“Bir gözü seçimlerde olan Erdoğan, Batılı ortakların öfkesini göze alıyor” başlıklı yazıda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğine itirazları ve Suriye’ye yeni operasyon açıklamasıyla, NATO ve Batı’daki ortakları öfkelendirme pahasına Türkiye’nin jeopolitik konumunu güçlendirmek için “Ukrayna’daki savaştan faydalandığı” yorumu yer aldı.

Sözcü’de yer alan habere göre, Erdoğan’ın bu hamlelerle gelecek sene yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde ülke içindeki milliyetçi duyguları harekete geçirmek istediği kaydedilen yazıda, “Türkiye’de giderek kötüye giden ekonomik krizin Erdoğan’ın popülaritesini tehdit ettiği” belirtildi.

Paris merkezli Fransız Uluslararası Stratejik İlişkiler Enstitüsü’nden Orta Doğu uzmanı David Rigoulet-Roze, Erdoğan’ın bu hamlelerle “Türk ekonomisini felaket bir şekilde yönetmesini telafi etmeye, seçmen tabanının desteğini artırmaya ve yaklaşan seçimler öncesinde seçmenleri harekete geçirmeye çalıştığını” söyledi.

‘Erdoğan, Batı’yla köprüleri yakamayacağını biliyor’

“Erdoğan dünya sahnesinde bir poker oyuncusu gibi hareket ediyor. Çoğu zaman Batı’yla oyunlarının ardında ülke içi bir gündem var ve bunlar iktidarını sürdüreme arzusunun bir yansıması” ifadelerini kullanan Rigoulet-Roze, “Çoğu provokatif hamleler ve Erdoğan Batı’yla köprüleri yakamayacağını ya da dünyayı kendi koşullarına göre yeniden şekillendiremeyeceğini biliyor” dedi. Erdoğan’ın Osmanlı İmparatorluğu konusunda nostaljik bir yaklaşımı olduğunu ifade eden uzman, “Ne yazık ki Erdoğan için bu hedefler gerçeklerle çelişiyor. Türkiye’nin ciddi ekonomik zorlukları, yalnız kalmaya gücü olmadığı anlamına geliyor” diye konuştu.

Türkiye’nin son dönemde Yunanistan’la da gerilim yaşadığına ve Batı’nın Rusya’ya uyguladığı yaptırımlara katılmadığına dikkat çeken France24, Erdoğan’ın kavgacı bir söylem kullanarak kendi şartlarını dayattığını yazdı.

Yazıda, Erdoğan’ın AB’nin ve ABD’nin hâlâ Türkiye’nin en büyük ticaret ortakları olduğunu gayet iyi bildiği, ancak Türkiye ekonomisinin hassas durumu nedeniyle Rusya’yı karşısına almak da istemediği yorumu dikkat çekti.

Paylaşın

AK Parti’de ‘Kabine’ Sancısı Sürüyor

2023 seçimleri öncesinde Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın kabineye “neşter vuracağı” belirtiliyor. Bu kapsamda geçen haftalarda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez ile Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin görevden alınacağı gündeme geldi.

Bakan Dönmez’in “görevden alınacağı” iddialarının arkasında ise AK Parti içindeki “atanmış-seçilmiş” tartışması ve “partili vekillerle iletişimsizlik” olduğu kaydediliyor.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre AK Parti kulislerinde, Erdoğan’ın geçen haftaki il başkanları toplantısında kullandığı, “Parti içinde üslubuyla, tavrıyla sıkıntıya yol açan kişiler çıkabilir; bunları geri plana çekip, başka alanda istifade etmeliyiz” sözleriyle “olası kabine değişikliğini” işaret ettiği konuşuluyor.

Erdoğan’ın “doğrudan parti içine mesaj verdiği ve kabine toplantılarında bakanları sık sık “milletvekillerinin taleplerine yanıt verilmesi” için uyardığı” belirtiliyor. AK Parti’nin Kızılcahamam kampında da Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer ile AK Partili milletvekilleri arasında yaşanan tartışmaya atıf yapılarak, Erdoğan’ın, bakanlara yönelik talimatlarına karşın, Dönmez ile bakanlık bürokratlarının “AK Partili milletvekillerinin bilgi edinme taleplerine geri dönüş yapmadığı” kaydediliyor.

AK Partililer, geçen aylarda yaşanan elektrik faturalarındaki artış üzerine yaşanan tartışmaları örnek gösteriyor.

“Fatura şikayetleri”

Yüksek faturalar karşısında sahada yurttaşlarla buluşan milletvekillerine, faturaların yükseliği ile ilgili sayısız şikâyet geldiği, o dönem bu şikâyetlerin birçoğunu bakanlığa aktarmada “sıkıntı yaşadıklarını” ifade ediyor.

Elektrikteki KDV’nin yüzde 8’e düşürüldüğü anımsatılarak, “Elektrik faturalarının tartışıldığı dönemde Erdoğan, bir kabine toplantısı sonrası çıktı ve KDV oranlarındaki değişimi kamuoyu ile paylaştı. O dönem sahaya indiğimizde, yurttaşlarımızdan gelen çok sayıda şikâyet vardı. Ancak o dönem maalesef bakanlıktan detaylı bilgi verilemedi. Can alıcı bir konuydu. Bu durum sahada AK Parti’nin elini güçsüzleştirdi” değerlendirmeleri yapılıyor.

Paylaşın

Türkiye İle Suudi Arabistan Arasında ‘Yeni İş Birliği’ Dönemi

Suudi Arabistan Veliahtı ve Başbakan Yardımcısı Prens Muhammed bin Selman bin Abdülaziz Al Saud, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daveti üzerine geldiği Türkiye’de resmi törenle karşılandı.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen törenin ardından Bin Selman ve Erdoğan baş başa görüşme gerçekleştirdi. Görüşmeyle ilgili iki ülke dışişleri bakanlarının imzasını taşıyan ortak bildiride “yeni bir işbirliği döneminin başlamasına yönelik kararlılık” vurgusu yapıldı.

Açıklamaya göre görüşmede karşılıklı ticaretin geliştirilmesi, kolaylaştırılması ve çeşitlendirilmesi, yatırım fırsatlarının araştırılması ve çeşitli alanlarda somut ortaklıklara dönüştürülmesi için iki ülkenin kamu ve özel sektöründeki iletişimin artırılması ele alındı.,

“2030 Vizyonu’nun sunduğu fırsatlar”

Açıklamada, G20 üyesi iki ülkenin büyük ekonomik potansiyeline ve Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu’nun yatırım, ticaret, turizm, kalkınma, sanayi, madencilik, inşaat projeleri, ulaşım-altyapı (müteahhitlik dahil), tarım, gıda güvenliği, sağlık, iletişim-bilgi teknolojisi alanları, medya ve spor alanlarında sunduğu fırsatlara vurgu yapılarak Türkiye-Körfez İşbirliği Konseyi’nin (KİK) 13 Ekim 2016 tarihli 5. Bakanlar Toplantısı Ortak Beyanatı’na atıfla, Türkiye-KİK Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerinin önemine işaret edildi.

Taraflar, enerji alanında özellikle petrol ve rafinerisi, petrokimya, enerji verimliliği, elektrik, yenilenebilir enerji, inovasyon, hidrokarbon kaynakları için temiz teknolojiler, hidrojen de dahil olmak üzere düşük karbonlu yakıtlar alanlarında iş birliği yapma beklentilerini; enerji sektörü ve ilgili tedarik zincirlerinin yerelleştirilmesi ve bu alanlarda ilgili projeler geliştirilmesi hususları üzerinde çalışılması arzusunu ifade ettiler.

Yapay zekâ, dijital teknolojiler ve akıllı şehirler alanlarında üretim ve yatırım ortaklıklarının geliştirilmesi ve bu alanlarda faaliyet gösteren özel sektör aktörlerinin iş birliğine teşvik edilmeleri konularında görüş birliğine varılırken iklim değişikliği ve çevre kaynaklı sınamalarla mücadele konusunda da kararlılık vurgusu yapıldı.

Türkiye’den yatırım daveti

Ortak bildiriye göre Türk tarafı, Suudi Arabistan girişimcilik ekosisteminde faaliyet gösteren yatırım fonlarını  Türkiye’deki startup’lara yatırım yapmaya ve onlarla ortaklıklar kurmaya davet etti.

Bilim insanlarının karşılıklı ziyaretleri, KOBİ’ler’in desteklenmesinde iş birliği, savunma alanında iki ülke arasında imzalanan anlaşmaların etkin hale getirilmesi, adli iş birliğinin geliştirilmesi, turizm, sivil havacılık ve sağlık yatırımlarında iş birliği, üzerinde mutabakat sağlanan konular arasında sayıldı.

Bölgesel konularda istişare ve iş birliği

Ortak açıklamada, “iki ülkenin ve halklarının çıkarları doğrultusunda bölgenin istikrar ve huzurunun güçlendirilmesi için, bölgesel konularda da istişare ve işbirliğinin derinleştirilmesinin kararlaştırıldığı” belirtilerek “Görüşmenin sonunda taraflar, iki ülkenin ve halklarının ortak çıkarlarına katkıda bulunacak ve tüm kesimlere fayda sağlayacak şekilde, bölgenin geleceğine hizmet etmek için tarihi kardeşlik temelinde iş birliğini geliştirerek sürdürme kararlılıklarını vurgulamışlardır” ifadesine yer verildi.

Paylaşın

‘Erdoğan, Erken Seçim Açıklamasına Hazırlanıyor’ İddiası

Erken seçim tartışmaları sürerken önemli bir iddiada Milli Gazete yazarı Adnan Öksüz’den geldi. Öksüz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın erken seçim açıklaması yapacağını iddia ettiği tarihi yazdı.

Milli Gazete yazarı yazarı Adnan Öksüz, bugünkü köşe yazısında Ankara kulislerinde yer alan erken seçim iddiasını köşesine taşıdı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın erken seçime gitmek için 15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümünde açıklama yapacağını ifade eden Adnan Öksüz, “Kulislere göre, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, hain darbe girişiminin yıldönümünde, 15 Temmuz’da erken seçim açıklaması yapmaya hazırlanıyor!” yazdı.

Erdoğan topu Meclis’e bırakacak

“Fakat Erdoğan’ın aday olabilmesi için seçim kararının alınmasını Meclis’e bırakacağı ifade ediliyor.” diyen Öksüz, “Buna göre, Eylül 2022 ikinci yarısı ya da Ekim 2022’nin ilk yarısında erken seçim olabilir!” ifadelerini kullandı.

Öksüz’ün dikkat çeken ifadeleri şöyle:

“Önümüzdeki sonbaharda erken seçim var mı, yok mu?

Kulislere göre, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, hain darbe girişiminin yıldönümünde, 15 Temmuz’da erken seçim açıklaması yapmaya hazırlanıyor!

Fakat Erdoğan’ın aday olabilmesi için seçim kararının alınmasını Meclis’e bırakacağı ifade ediliyor.
Buna göre, Eylül 2022 ikinci yarısı ya da Ekim 2022’nin ilk yarısında erken seçim olabilir!”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Bakanlar, TÜSİAD’a Randevu Vermedi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eleştirileri sonrası Türk Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin (TÜSİAD) bu hafta bakanlarla yapmayı planladığı görüşme için henüz randevu verilmedi.

TÜSİAD heyeti, 7-8 Ankara’da siyasi partileri ziyaret etti. TÜSİAD takvimine göre bu hafta da bakanlardan randevu alınacaktı.

Ancak TÜSİAD Başkanı Orhan Turan’ın “İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelikleri konusunda Türkiye’nin dile getirdiği sıkıntıların ve taleplerin müzakere yoluyla, karşılıklı anlayışı geliştirerek ve ittifak ruhuna uygun şekilde çözülebileceğini ümit ediyoruz” açıklamasına Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sert tepkisi sonrası beklenen randevular verilmeyince, planlanan görüşme takvimi de yürürlüğe giremedi.

‘Erdoğan’ın sözlerinin karşılığı test edilecek’

Sözcü yazarı Serpil Yılmaz bugünkü yazısının ‘O kapı kapalı’ başlıklı bölümünde, konuya ilişkin şunları yazdı:

“Turan’ın sözlerine, Erdoğan ‘Haddini bil’ ifadesiyle karşılık vermişti. Patronlar Kulübü olarak anılan TÜSİAD’a ‘Bu gidişiyle devam ederse iktidarın kapısını hiç çalmasınlar. CHP size ne diyorsa o ağızla konuşuyorsunuz. Öyleyse bu kapı yerli ve milli duruş sergileyenlere açıktır, yerli ve milli duruş sergilemeyene kapalıdır’ diyen Erdoğan’ın sözlerinin Ankara’daki karşılığı bu hafta test edilecek.

2022 yılı başında başkanlık koltuğuna oturan Turan’a ‘Ağababalarınız da aynı kafadaydı’ diye çıkışan Erdoğan da çok iyi biliyordur; TÜSİAD yönetim kurulu başkanı, kişisel değil kurumsal görüş dile getirir.”

Paylaşın

Bloomberg’den Dikkat Çeken ‘Erdoğan’ Analizi

Amerikan medya kuruluşu Bloomberg, Türkiye ile Batı ülkeleri arasındaki ilişkilerin gerildiğini ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘giderek daha katı bir retorik’ kullanmaya başladığını yazdı.

Türkiye’deki ekonomi ve seçim gündemine ilişkin değerlendirmelerin yer aldığı analizde, “Cumhurbaşkanı Erdoğan gelecek yıl haziran ayında yapılması planlanan seçimlerin kampanya dönemini başlattı. Erdoğan, üçüncü on yılında da iktidarını korumak istiyor” ifadeleri kullanıldı.

“Türkiye’nin müttefikleri, düşmanları ve Türkler, 12 aylık bir türbülansa hazırlanmak için kemerlerini bağlamak isteyebilir” denilen Bobby Ghosh imzalı analizde, “ABD ve Avrupa, tam da Rusya’ya karşı daha çok iş birliğine ihtiyaç duydukları bir dönemde Erdoğan’dan çamur atma ve zıtlaşmaya karşı kendini hazırlamalı. İyi şartlarda inatçı olan Erdoğan, siyasi olarak savunmasız hale geldikçe Batı ile daha da geçimsiz oldu” ifadeleri yer aldı.

‘Erdoğan, inatla direndi’

‘Türkiye’nin yine bir kısır döngüye girdiğini’ yazan Ghosh, şöyle devam etti: “Liranın düşmesine ve enflasyonun yükselmesine rağmen, Erdoğan faiz oranlarını yükseltme çağrılarına inatla direndi.

Seçim zamanına kadar ekonomik geri dönüşü sağlama olasılığının düşük olduğu Erdoğan’ın, yeniden seçilmek için lehine kullanacağı başka yollar bulması gerekiyor. Tüm sinyaller, kendi ülkesinde etno-milliyetçiliğe hitap edeceği, hayali veya gerçek düşmanlara karşı alarm vereceğine işaret ediyor.

‘Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile karşı karşıya gelemez’

Erdoğan’ın bazı sevdiği öcüler artık gündem dışı. Türkiye’nin ekonomik sorunları, Erdoğan’ı Körfez Arap ülkeleriyle yakınlık kurmaya ve halkın beğenisini kazanmaya zorladı. Yatırım beklediği ülkeler Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile karşı karşıya gelemez. Erdoğan ayrıca Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ile arkadaşlık kurduğu için İsrail’e karşı da yumuşak davranmaya başladı. Bu da geriye tek bir tanıdık günah keçisi bırakıyor: Batı.”

Erdoğan’ın ABD ve Avrupa karşıtı söylemlerini artırdığına dikkat çeken Ghosh, “Önümüzdeki aylarda Erdoğan’ın, Batı’nın ikiyüzlülüğünün genel temalarına bel bağlamasını ve Türkiye’nin sıkıntılarını ‘küresel siyaset ve para baronları’ tarafından yürütülen kasıtlı bir kampanyanın sonucu olduğuna dair komplo teorilerinde üstelemesini bekleyebiliriz” dedi. Erdoğan’ın Batı ile ilişkilerde daha az uyumlu olmasının öngörüldüğünü yazan Ghosh, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyeliğini Ankara’nın veto etmesinin bunun bir uzantısı olduğunu söyledi ve şöyle devam etti:

“Erdoğan, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine itirazını ulusal güvenlik meselesi olarak çerçeveleyerek (onları Kürt teröristlere yardım etmekle suçluyor) tehdidi abartıyor ve inatçılığını, yabancı zorbalık karşısında bir vatansever direniş olarak resmediyor. Köşeye sıkışmış ve uzlaşmazlığın kendi yararına olduğuna karar vermiş bir politikacıdan mantıklı olmasını beklemenin anlamı yoktur.

Başkan Biden ve Avrupalı liderler Erdoğan’ın nasıl davranacağını bilmeli ve ona göre hareket etmeli. Tehditler işe yaramaz ve aksine onun açıklamalarına uygun düşer. Yapacakları şey, Türkiye’nin iş birliği yapmamasına karşılık bir geçici çözüm bulunacağının sinyalini vermek olabilir. İsveç ve Finlandiya için NATO üyelerinin ayrı bir güvenlik yapısı oluşturmaları bunlardan biri olabilir. Bunu gelecek yaza kadar yapabilirler ve daha sonra ya yeni bir Türkiye Cumhurbaşkanı ile muhatap olurlar ya da artık Batı’yı öcü olarak görmeyen ve zafer kazanmış bir Erdoğan’la görüşürler.”

Paylaşın