Erdoğan: Piyasalar Yakında Dengeye Kavuşacak

AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda konuşan Erdoğan, enflasyonla ilgili değerlendirmelerde bulunarak, “Otomobil piyasasında fiyatlar yavaş yavaş stabilize oluyor. Emlak ve kira piyasası da yakında dengeye kavuşacaktır. Bazı ürünlerde açgözlülükten kaynaklı fiyat balonu söndükçe milletimiz rahatlayacaktır” dedi. 

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında, “Emeklilerimizden gelen serzenişlerin farkındayız. İnşallah gereken adımları yıl sonuna kadar atacağız” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin genel merkezindeki AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Toplantımızı siyasi mücadelemiz açısından anlamlı bir tarihte gerçekleştirdik. ATO’ya geçerek partimizin kuruluşunu coşkuyla kutlayacağız. Hem hafızamızı tazeleyecek hem de geçmişin tecrübeleriyle geleceğe yön vereceğiz.

3 ay önce ülkemiz tarihinin en kritik seçimlerinden birini gerçekleştirdik. Milletimizin takdiriyle 5 sene daha hizmet etme şerefine nail olduk. 28 Mayıs’ın Türk siyasetindeki artçı sarsıntıları devam ediyor.

Muhalefette her gün yeni bir skandal oluyor. Sayısız ihaneti masanın altına saklamışlar. Meydanlarda sağa sola siyasi ahlak verenlerin gerçek yüzü ortaya çıkıyor. Düne kadar can ciğer olup bugün kanlı bıçaklı olanların verdiği intiba, asıl vahim pazarlıkların henüz kamuoyunun malumu olmadığıdır. Yani bu pilav daha çok su kaldıracaktır.

Yüzde 1 oyu olmayanlara 38 milletvekilliği kaptıran CHP’nin terör örgütlerine neler vadettiğini düşünmek bile istemiyorum. Seçimlerden bu yana her gün, ülkemizin nasıl büyük bir uçurum kenarından döndüğünü bize hatırlatıyor. Tercihini farklı yöne kullanmış kardeşlerimiz de bu durumu gördü.

Siyasi tercihine bakılmaksızın tüm halkımız şu soruların cevabını merak ediyor. Kapısıını çaldığınız her partiye bir bakanlıkla gittiniz. Önünüze gelene devleti rehin verdiniz. Kandil’deki terör baronlarına acaba neyi taahhüt ettiniz? Pensilvanya’daki hainlere hangi sözleri verdiniz ki bu alçaklar milletin siniriyle oynama pahasına uçak bileti paylaştılar? Seçim gecesi kazanıyoruz tiyatrosunu niçin oynadınız? YKS’dan Anadolu Ajansı’na devletin kurumlarını niçin yıprattınız? Daha bunun gibi pek çok makul sorunun cevaplanması gerekiyor.  Önce çıksınlar millete hesap versinler.

Anket şirketleriyle el ele verip hayal sattıkları CHP seçmeninden özür dilesinler. Yenilgiyi zafer gibi pazarlamak yerine hatalarını kabul etsinler.

Karşı karşıya  olduğumuz bu tablo bizim işimizi daha da zorlaştırmaktadır. 6 Şubat depreminin yaralarının bir an önce sarılması asıl gündemimizdir. Depremlerin unutulmasına izin veremeyiz… Depremzede her bir vatandaşımızın maddi kaybını yerine koyana kadar yorulmadan çalışacağız.

“Nerede eksiğimiz varsa gideriyoruz”

319 bin konutu ilk bir sene içinde hak sahiplerine teslim edeceğiz. Enflasyonun çıkardığı sorunları giderecek adımları atıyoruz. Fahiş fiyat balonu söndükçe milletimiz daha da rahatlayacaktır… Emeklilerimizden gelen serzenişlerin farkındayız. Yıl sonuna kadar gerekli adımları atacağız. Üniversiteli gençlerimize ve ev hanımlarına verdiğimiz tüm sözlerin arkasındayız.

Emlak ve kira piyasası yakında dengeye kavuşacak. Otomobil piyasası da yavaş yavaş düşüşe geçti… Nerede eksiğimiz varsa gideriyoruz. Güçlü olduğumuz yanlarımızı tahkim ediyoruz. Son 22 yıldır olduğu gibi gençlerimizin dinamizmini, emektarımızın engin tecrübesiyle harmanlayarak yolumuza devam edeceğiz.”

Paylaşın

Resmi Gazete’de Yayınlandı: Yüzlerce Kaymakamın Görev Yeri Değişti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla 24 Ağustos gece yarısı Resmi Gazete’de yayımlanan atama kararıyla yüzlerce kaymakam, vali yardımcısı ve bürokratın görev yeri değişti; 42 ile yeni jandarma komutanı atandı. Atamalar arasında kamuoyunda gündeme gelmiş isimler de bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın atama kararları Resmi Gazete’nin yeni sayısında yayımlandı. Çok sayıda vali yardımcısı ve kaymakamın görev yeri değiştirilirken, Jandarma Genel Komutanlığı’nda da yeni görevlendirmeler yapıldı.

Tuğgeneraller Ersel Özer ve Nail İlbey, tümgeneralliğe; kıdemli albaylar Hamdi Gürpınar, Mevlüt Dirim, Ömer Ersever, Gökhan Şahin, Ercan Atasoy, Ferruh Taraktaş, Engin Avcı, Mustafa Bakçepınar, Bülent Baykal, Bilgihan Yeşilyurt ve Hakan Dedebağı ise tuğgeneralliğe terfi ettirildi. Sahil Güvenlik Komutanlığı’nda ise Albay Gürkan Erken, tuğamiral rütbesine yükseldi.

Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tümgeneral Recep Yalçınkaya, Ankara İl Jandarma Komutanlığı’na;
Ankara İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Cemil Lütfi Özkul, Konya İl Jandarma Komutanlığı’na;
Konya İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Şakir Uslu da Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığı’na;
Giresun Jandarma Bölge Komutanı Tümgeneral Selçuk Yıldırım, Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı’na;
Diyarbakır İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Gökan Çiloğlu, İstihbarat Daire Başkanlığı’na
Tuğgeneralliğe terfi eden Bingöl İl Jandarma Komutanı Gökhan Şahin, Terörle Mücadele Daire Başkanlığı’na getirildi.

13 il komutanı görev yeri değişti

Amasya İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Ayhan Aygün,
Kocaeli İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Yavuz Selim Kapancı,
Karaman İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Mustafa Çetinkaya,
Kilis İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Selami Akşit,
Bilecik İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Muzaffer Sandal,
Çorum İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay İlhan Uzunoğlu,
Karabük İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Garip Gümüş,

Sakarya İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Aydın Kutlu,
Tunceli İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Ergün Cebeci,
Yozgat İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Halil Başer,
Afyonkarahisar İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Yılmaz Kırgel,
Artvin İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Yıldırım Saygılı
Tokat İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Bahri Bostancı, Jandarma Genel Komutanlığı emrine alındı.

İçişleri Bakanlığı’na bağlı kurumlar, vali yardımcılıkları ve kaymakamlıklara yüzlerce atama yapıldı. Vali yardımcılıkları ve kaymakamlıklara yapılan atamalardan bazıları şöyle:

İstanbul Vali Yardımcısı Fatih Mehmet Çiçekli, İller İdaresi Genel Müdür Yardımcılığı,
Sakarya Arifiye Kaymakamı Bekir Dınkırcı, İstanbul Ataşehir Kaymakamlığı,
Manisa Şehzadeler Kaymakamı Cemal Hüsnü Çaykara, Ankara Elmadağ Kaymakamlığı,
İzmir Selçuk Kaymakamı Ekrem İnci, Adana Seyhan Kaymakamlığı,
Bursa Karacabey Kaymakamı Tahsin Kurbeyoğlu, Ankara Yenimahalle Kaymakamlığı,

İstanbul Tuzla Kaymakamı Ali Akça, Aydın Söke Kaymakamlığı,
Bursa Orhangazi Kaymakamı Süleyman Özçakıcı İstanbul Esenler Kaymakamlığı,
Denizli Merkezefendi Kaymakamı Adem Uslu, İstanbul Zeytinburnu Kaymakamlığı,
Samsun Canik Kaymakamı Mahmut Halal, İzmir Balçova Kaymakamlığı
İstanbul Kartal Kaymakamı Abdullah Demir, Denizli Merkezefendi Kaymakamlığı

İzmir Bornova Kaymakamı Fatih Genel, Manisa Şehzadeler Kaymakamlığı,
İstanbul Esenler Kaymakamı Adil Karataş, Antalya Manavgat Kaymakamlığı,
İstanbul Ataşehir Kaymakamı İsmail Hakkı Ertaş, Muğla Fethiye Kaymakamlığı,
Ankara Pursaklar Kaymakamı Mehmet Yıldız, İstanbul Kaymakamlığı,

Aydın Söke Kaymakamı Ümit Hüseyin Güney, İstanbul Tuzla Kaymakamlığı,
İzmir Tire Kaymakamı Fatih Çobanoğlu, İstanbul Esenyurt Kaymakamlığı,
İstanbul Beyoğlu Kaymakamı Mustafa Demirelli, Kocaeli Derince Kaymakamlığı,
Ankara Yenimahalle Kaymakamı Türker Çağatay Halim, Bursa Karacabey Kaymakamlığı,
Gaziantep İslahiye Kaymakamı Mustafa Anteplioğlu, İstanbul Küçükçekmece Kaymakamlığı,

İstanbul Esenyurt Kaymakamı Vural Karagül, İzmir Tire Kaymakamlığı,
Antalya Konyaaltı Kaymakamı Kamil Köten, İzmir Vali Yardımcılığı,
Mersin Mezitli Kaymakamı Gürsoy Osman Bilgin, Ankara Vali Yardımcılığı,
Adana Çukurova Kaymakamı Mustafa Kaya, İstanbul Vali Yardımcılığı.

Paylaşın

Erdoğan: Ekonomide Yaşadığımız Sıkıntılar İktisadi Değil, Siyasi

Türkiye Müteahhitler Birliği’nin Ankara’da düzenlediği bir programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın en büyük ekonomisi olma hedefinde olan bizler için 2053 ve 2071 yılı hedefleri hayal değil” dedi ve ekledi:

“Türkiye’yi faiz ve enflasyon cenderesinde tutmak isteyenlerle boğuşarak bugüne geldik. Ekonomide yaşadığımız sıkıntıların çok önemli kısmı iktisadi değil, siyasi saikle hayata geçirilen oyunların ürünüydü. Ekonomiyi toparlayacak tedbirleri ve mekanizmaları devreye aldık”

Erdoğan, konuşmasının devamında, “Yatırım istihdam yolu ile makro ekonomi programlarını hayata geçiriyoruz. Vatandaşlarımızın yastık altında tuttukları kaynakları harekete geçirdikleri görülüyor. Müspet etkilerini göreceğiz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Müteahhitlere Başarı Ödülü Töreni’nde açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarında öne çıkanlar şöyle:

“Yurt dışında müteahhitlerimiz tarafından hayata geçirilen projeleri gördükçe, duydukça gururlanıyoruz. Türkiye’nin 21 yılda gerçekleştirdiği alt yapı hamlesi müteahhitlerimizi küresel alanda öne çıkardı. Her alanda olduğu gibi müteahhitlikte de potansiyelimizin daha büyük olduğunu biliyoruz. Türkiye’nin geleceğine dair vizyonu olmayanlar emek ve alın terini anlayamaz. Çoğunun siyasi ömrü dolup gitti.

Dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olma hedefinde olan bizler için hedefler hayat değil. Ülkemizin dinamiklerini rakamlardan ibaret görenler bugüne kadar hüsrana uğradı. Sizlerden artık daha büyük projelere yönelmenizi bekliyoruz. Bu yıl 2023 vizyonumuzun çoğunu hayata geçirmiş olmanın şevkiyle gözümüzü 2053’e diktik. Sizleri Türkiye Yüzyılının inşasında da görevler bekliyor.

Attığınız her adımda bugüne kadar olduğu gibi hep yanınızda olacağımdan şüpheniz olmasın. Türkiye’nin çıkarları söz konusu olduğunda kimsenin inancına, tercihlerine bakmadığımızın şahitleri sizlersiniz. Bizim yarışımız ancak hizmette, eserde, dünyada gönül kazanmada olur.

Dünyanın en büyük ekonomisi olma hedefinde olan bizler için 2053 ve 2071 yılı hedefleri hayal değil. Türkiye’yi faiz ve enflasyon cenderesinde tutmak isteyenlerle boğuşarak bugüne geldik. Ekonomide yaşadığımız sıkıntıların çok önemli kısmı iktisadi değil, siyasi saikle hayata geçirilen oyunların ürünüydü. Ekonomiyi toparlayacak tedbirleri ve mekanizmaları devreye aldık.

Yatırım istihdam yolu ile makro ekonomi programlarını hayata geçiriyoruz. Vatandaşlarımızın yastık altında tuttukları kaynakları harekete geçirdikleri görülüyor. Müspet etkilerini göreceğiz.

Seçim öncesi ekonomi üzerinden ülke siyaseti dizayn etme sürecine bir kez daha şahit oluyoruz. Hayat pahalılığı sorununu çözmek için yoğun gayret gösteriyoruz. Kısa sürede sonuç alacağımıza inanıyorum.  İş dünyamızdan ricam istikametlerini ve hedeflerini geleceğe çevirmeleridir. Sizlerin tecrübesine ihtiyaç duyan pek çok ülke var. İş insanlarımızın her birinde bu dirayetin, azmin var olduğuna inanıyorum.”

Paylaşın

Erdoğan: Ekonomik Sorunları Aşacak Programımız Mevcut

Kabine toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu yaz sıcağında küresel krizlerin etkisiyle ülkemizi ve vatandaşlarımızı bunaltan bir diğer husus da ekonomik sıkıntılardır. Bugün Türkiye’nin ekonomide tabii ki sorunları var. 2018 yılından itibaren tuzaklar, alenen ekonomimizi mahvetme tehditlerinin savrulduğu hezeyanlara kadar varmıştır. Türk siyasi tarihinin önemli sembollerinden biri olan Mayıs 2023 seçimleri öncesinde ekonomimizle ilgili aynı senaryolar devreye alınmıştır” dedi ve ekledi:

“Yalan ve yanlış haberlerle toplumda panik oluşturmayla kadar nice oyunlar oynanmıştır. Milli iradenin tercihi Türkiye Yüzyılı’ndan yana olunca hevesler kursaklarında kalmış ancak ortaya çıkan ekonomik yük pekçok dengeyi sarsmıştır. Bu sorunları aşacak irademiz, potansiyelimiz, programımız mevcuttur. Son dönemde ekonomik göstergelerdeki olumlu göstergelerin kalıcı olacağından kimsenin şüphesi olmasın. Mandacı dayatmanın kodları artık çözülmüştür. Bu dayatmanın yönünü yatırım, istihdam, ihracat, üretim yoluyla büyüme üzerine kurulu gelişmenin kimse önüne geçemeyecektir.”

Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı sona erdi. Yaklaşık 3 saat süren toplantının ardından kameraların karşısına geçen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gündeme dair açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:

“Küresel ölçekte yaşanan ve ülkemizi de etkileyen pek çok zorluğa rağmen Türkiye vizyonumuzdan asla vaz geçmiyoruz. Üç kıtanın merkezinde yer alan ülkemizin tarihi, coğrafi açıdan potansiyelini kullanabilmesini sağladık. Türkiye’nin çok daha büyük ve kapsamlı gücü temsil ettiğini sadece söylemde bırakmıyor, duruşumuz ve eylemlerimizle de ispat ediyoruz.

Toplamda 260 temsilcilikle dünyanın en geniş diplomasi ağına sahip beş ülkesinden biriyiz. Macaristan’la ikili ticaretimizi en kısa sürede 6 milyar dolara çıkarmakta kararlıyız. Bölgesel ve küresel krizlerde arabulucu, kolaylaştırıcı roller üstleniyoruz. Gerilim ve macera peşinde koşmadan çıkarlarımızı korumanın, dünya barışına katkı sunmanın gayretindeyiz.

Geçen Cuma günü BM Barış Gücü askerlerinin KKTC’nin egemenlik haklarına yönelik fiziki müdahalesi bizim açımızdan asla kabul edilebilir bir durum değildir. Pile’deki Kıbrıs Türkünün kendi vatan topraklarına ulaşımı engellemek ne hukuki ne insanidir. Barış Gücü talihsiz açıklamalarla tarafsızlığına gölge düşürmüştür. Bu tavırlar sebebiyle bölgede gerilim maalesef yeniden tırmanmıştır. Komşularımızla ilişkilerimizi güçlendirmeye çalıştığımız dönemde yapılan bu müdahaleyi kesinlikle iyi niyetli bulmuyoruz.

Hayata geçirdiğimiz devasa projelerle KKTC’nin uluslararası alanda hak ettiği alanda yerini almasını temin edeceğiz. Türk Devletleri Teşkilatı KKTC’ye geçen sene Kasım ayında Semerkant’ta anayasal ismiyle kucak açtı. KKTC’de temsilcilikler açmaya hazırlanan ülkeler var. AB’nin bu gelişmelerle ilgili yaptığı açıklama çok ama çok talihsiz. Zira açıklamayı yapan komiser halef selef oldukları zat ile irtibata geçerse tavsiye ederim iyi olur. Mücadelemiz KKTC’nin eşit egemenliği ve uluslararası eşit statüsü tüm dünyada temin edilene kadar sürecektir.

Ülkemizin meşru güvenlik kaygılarıyla derin tarihi ve insani ilişkileri temelinde yürüttüğümüz harekatlarımıza her fırsatta yenilerini ekleyerek sınırlarımızın her karışını güvenli hale getireceğiz. Kuzey Afrika ve Afrika’da ilişkilerimizden rahatsız olanlar var. Afrika coğrafyasındaki çalışmalarımıza devam edeceğiz. Rusya-Ukrayna savaşının bitmesi için samimi gayret gösteren neredeyse tek devlet Türkiye’dir. Önümüzdeki dönemde tahıl koridorunun tüm tarafların beklentilerini karşılayacak adil şartlarda yeniden açılması, barış umutlarının filizlenmesi için daha çok çaba harcayacağız.

Daha adil bir dünyanın mümkün olduğuna yürekten inanıyoruz. Türkiye Ağustos ayını dünyanın pekçok bölgesini etkileyen yüksek hava sıcaklıklarıyla geçiriyor. Bazı şehirlerimizde 50 dereceyi bulan sıcaklıkların ölçülmesi meselenin vehametini ortaya koyması bakımından önemlidir. Ülkemizin iklim değişikliğinin sebebi olarak gösterilen insan ürünü sorunlarda neredeyse hiçbir payı yoktur. İklim değişikliği ile mücadele çerçevesinde atılan uluslararası adımların tamamında yer aldık. Paris İklim Anlaşması’na katkıyı veren ülkelerden biriyiz.

İklim değişikliğinden savaşlara kadar pekçok faktör, gıda arz güvenliğini tüm toplumlar için milli güvenlik meselesi haline dönüştürmüştür. 2100 yılına kadar yapılan projeksiyonlar sıcak hava dalgalarının yaygınlaşacağına, yağışların düşeceğine, dengesiz yağışlar sebebiyle taşkınların çoğalacağına, pekçok sorunla karşı karşıya kalacağımıza işaret etmektedir. Yaşanan yoğun yağışlarının ardından gelen yüksek hava sıcaklıların etkileri ülkemizde pekçok alanda hissediliyor.

“Elimizdeki kaynakları çok iyi kullanmamız gereken bir ülkeyiz”

Dünyamızın ve insanlığın ortak geleceğini ilgilendiren hayati konuda yükümlülüklerimizi yerine getirerek çalışmalarımıza devam edeceğiz. Önümüzdeki ay katılacağımız G20 zirvesi ve BM Genel Kuriulu’nda bu hususları muhataplarımızla paylaşarak tüm insanlığa karşı görevimizi yapacağız. Ciddi su stresi çeken ülke olarak elimizdeki kaynakları çok iyi kullanmamız gereken bir ülkeyiz.

Bugün geriye dönüp baktığımızda yaptığımız barajların inşaatlarını durdurmak için yürütülen kampanyaların gerisindeki sinsi niyetleri daha iyi anlıyoruz. Artık tarımsal üretimde verimi yükseltmek için daha fazlasını yapmamız gereken bir döneme girdiğimiz açıktır. Çiftçilerimizin doğal afetlere karşı tarım sigortası ve gelir koruma sigortasını ihmal etmeyerek yürüttüğümüz çalışmalara destek olmalarını bekliyoruz. Kuraklıkla mücadele stratejisi ve eylem planını bu yıl yenileyerek yol haritamızı oluşturduk.

“Sorunları aşacak irademiz, potansiyelimiz, programımız mevcuttur”

Bu yaz sıcağında küresel krizlerin etkisiyle ülkemizi ve vatandaşlarımızı bunaltan bir diğer husus da ekonomik sıkıntılardır. Bugün Türkiye’nin ekonomide tabii ki sorunları var. 2018 yılından itibaren tuzaklar, alenen ekonomimizi mahvetme tehditlerinin savrulduğu hezeyanlara kadar varmıştır. Türk siyasi tarihinin önemli sembollerinden biri olan Mayıs 2023 seçimleri öncesinde ekonomimizle ilgili aynı senaryolar devreye alınmıştır. Yalan ve yanlış haberlerle toplumda panik oluşturmayla kadar nice oyunlar oynanmıştır.

Milli iradenin tercihi Türkiye Yüzyılı’ndan yana olunca hevesler kursaklarında kalmış ancak ortaya çıkan ekonomik yük pekçok dengeyi sarsmıştır. Bu sorunları aşacak irademiz, potansiyelimiz, programımız mevcuttur. Son dönemde ekonomik göstergelerdeki olumlu göstergelerin kalıcı olacağından kimsenin şüphesi olmasın. Mandacı dayatmanın kodları artık çözülmüştür. Bu dayatmanın yönünü yatırım, istihdam, ihracat, üretim yoluyla büyüme üzerine kurulu gelişmenin kimse önüne geçemeyecektir. Fırsatçılara karşı otomotiv piyasasındaki denetimler meyvesini çok açık vermektedir.

Milletimizin malına ve lokmasına kast eden açgözlülelere kesinlikle müsaade etmeyeceğiz. Bugünkü toplantımızda diğer hususlar yanında bu konuda atılabilecek ilave adımları da değerlendirdik. Deprem yaralarını sarmak için artırdığımız vergiler, memurlarımıza, asgari ücretlerine, emeklilerimize yaptığımız artışın enflasyon üzerindeki baskısı zamanla azalacaktır. Dengesizliği azaltacak ilave önlemleri aşama aşama devreye alacağız. Ekonomide birinci önceliğimiz tüm vatandaşlarımızın refahını mümkün olan üst seviyeye çıkarmaktır.

Kriz ikliminin ülkemize olan etkilerini ciddi ölçüde kontrol altına aldık. Milletimizin alım gücünün artırmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Enflasyonu vatandaşımızın günlük hayatından çıkaracağız. Tüm vatandaşlarımdan biraz daha sabırlı olmalarını, bize güvenmelerini ve destek vermelerini rica ediyoruz. Dillendirilen her serzenişi duyuyoruz. Aynı şekilde bizim Türkiye’de bu sıkıntıları çözebilecek tek siyasi yönetim olduğunu biliyoruz.

İnşallah önümüzdeki yıllarda bugünkü sıkıntılarımızı da geçmiş zaman hatırası olarak yâd edeceğiz. Ekonomideki olumlu gelişmelerden biri de Merkez Bankası rezervlerimizdeki güçlü artıştır. 11 Ağustos itibariyle 116 milyar doların üzerine çıkmıştır. Uluslararası yatırımcılar ekonomimizdeki olumlu gelişmeleri yakından izliyor. Seçim öncesi iftira kampanyaları ile çizilen karanlık tablonun asılsız olduğunu onlar da anlamaya başladı.

Aynı şekilde geçen ay Körfez ziyaretimizde imzaladığımız 50 milyar doları anlaşan anlaşmalar ülkemize duyulan güveni göstermiştir. Önümüzdeki dönemde uzun vadeli yatırımların daha da arttığını hep birlikte göreceğiz. Türkiye’nin geleceğini karartmak isteyen içeride ve karanlık odaklara rağmen ülkemizi hedeflerine ulaştırmak için yolumuza devam edeceğiz.

Deprem bölgesine tahsis ettiğimiz 50 bin kişilik toplum yararına programların süresini 9 ay uzattık. Depremzedelerimize mali ve diğer desteklerin toplam tutarı 79 milyar lirayı aşıyor. Kira yardımllarımızdan 327 bin 250 hanemiz faydalanıyor. Önceki kabine toplantımızda taahhüt ettiğimiz üzere çadırlarda kalan vatandaşlarımızın tamamının konteynerlere geçişini sağladık. Deprem konutlarının inşaatı süratle devam ediyor.

Çarşamba günü canlı bağlantıyla Adıyaman’da deprem konutlarının temelini atacak, yerinde dönüşüm projemizi başlatacağız. Ekim-Kasım’dan itibaren hak sahiplerine evlerini peyderpey teslim etmeye başlayacağız. İstihdamın canlandırılmasına yönelik müjdelerimizi yakında kamuoyuyla paylaşacağız. Hem ekonomideki zorlukların hem hayat pahalılığının hem de 6 Şubat depremlerinin yol açtığı probelmelerin üstesinden geleceğiz.

Bu hafta sonu açıklanan Yüksek Öğretim Kurumları Sınavları Yerleştirme Sonuçlarına göre üniversiteye ilk adımı atan öğrencilerimi tebrik ediyorum. Bu yıl genel kontenjanların yüzde 99,8’e ulaşmasını milletçe memnuniyetle karşılıyoruz. Gençlerimizin eğitimini başarıyla tamamlayarak Türkiye Yüzyılı inşasına omuz vereceğine inanıyorum.

Paylaşın

Erdoğan, İstanbul Ve Ankara’yı İşaret Etti: Bunların Eline Bırakılmaz

Yerel seçimlere ilişkin değerlendirme yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Daha 7-8 ay var. Bu kadar aceleci olursak yanlış olur. İstişare bizim en büyük silahımız. İstişaremizi teşkilatımızın tüm yetkili birimleriyle yapacağız. Alternatif olarak hangi arkadaşlarımızı çıkarırlarsa, onların içerisinden birinci derecede İstanbul ve Ankara olmak üzere adımlarımızı atacağız” dedi ve ekledi:

“Çünkü İstanbul ve Ankara bunların eline bırakılmaz. En ideal isimleri biz halkımıza takdim edeceğiz ve bu ideal isimlerle yola devam edeceğiz. Uzun yıllar çöp, çamur ve çukur siyasetine maruz kalmış CHP’lilerin elindeki belediyeler için de kapsamlı çalışmalar yürütüyoruz.”

Kendisine karşı 13 kez kaybeden Kılıçdaroğlu’nun parti liderliğinden çekilmesi gerektiğini ifade eden Erdoğan, “13’te 13 yaptı. Şimdi 14 de olsa, 15 de olsa bu arkadaştan bir şey olmaz. En hayırlısı kendisi çekilip gitmesi lazım. Yani dünyada ülkeleri görüyorsunuz, bir seçim kaybediyorsa bir lider ne yapıyor, hemen istifasını veriyor, çekip gidiyor. Fakat bunda böyle bir şey yok. Bunlar şimdi birbirleriyle koltuk yarışında. Demokrasi mücadelesinde muhalefet çok çok önemli ama ne yazık ki Türkiye’nin en büyük kaybı, demokrasi mücadelesinde karşısında muhalefet yok, ana muhalefet yok” ifadelerini kullandı.

Macaristan dönüşü uçakta kendisini takip eden gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ekonomide yaşananlardan yerel seçimlere, Kanal İstanbul’dan CHP’deki kurultay sürecine birçok konuda mesajlar verdi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile yetkili kamu çalışanları konfederasyonu Memur-Sen arasında devam eden görüşmelere değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yalnız memurların değil emeklileri de memnun edecek adımların atılacağını söyledi. Cumhurbaşkanı aileleriyle birlikte 25 milyonu bulan kamu çalışanı ve emeklilerinin memnun edilmesi için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti.

Erdoğan, “Şu anda memurlarla ilgili çalışmayı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız (Vedat Işıkhan) yetkili sendikalarla sürdürüyor. Bu ay sonuna kadar da devam edecek. Emeklilerle ilgili de ayrıca Bakanlığımız çalışmalarını sürdürüyor. Memurlarımıza bu zamlar gelirken, emeklilerimize hiçbir şeyin gelmemesi olacak bir şey değil. Onları da inşallah memnun edecek adımları atacağız. Zorlukların farkındayız. Görüştüğüm vatandaşlarımızdan yaşadıkları sorunları, sıkıntıları dinliyorum. Hayata geçirdiğimiz tedbirleri anlattıkça, gelecek günlerin daha güzel olacağına olan inançları artıyor. Vatandaşlarımız gönüllerini ferah tutsunlar, ekonomi kadrolarımız işinin ehli. Türkiye’de enflasyonu tek haneye düşüren bir iktidar olarak, enflasyonu yine tek haneye AK Parti kadrolarının düşüreceğine inansınlar” dedi.

“Enflasyon farkı zam gibi sunuluyor”

Cumhurbaşkanı’nın pozitif mesajlarına rağmen yarın sonuçlanması beklenen toplu iş sözleşmesi görüşmelerini çalışanlar adına yürüten Memur-Sen Başkanı Ali Yalçın kamu işvereninden gelen ilk iki teklifin beklentileri karşılamadığını söyledi.

Bugün Ankara’da basın toplantısı düzenleyen Yalçın, “Bugün görüyoruz ki; 6 ay boyunca yaşayacağımız sıkıntılar sonrası alacağımız enflasyon farkı, zam gibi sunuluyor. Halbuki, enflasyon farkı; kamu işverenin jesti değil, toplu sözleşme kazanımımız ve geçmişe dönük alacağımızdır. Yüzdelik zamda iyileştirici bir irade, refah payında ise olumlu bir adım bekliyoruz. Toplu sözleşmede elde edilecek hakların; 2024 ve 2025 yılında kamu görevlilerinin maaşlarına uygulanacağı unutulmamalıdır. Refah payı isteğimiz; enflasyonist ortamda konformist bir beklenti değil, alım gücümüzü koruyacak güçlü bir enstrümandır” dedi.

Erdoğan’ın bir başka mesajı ise 6 Şubat depremi sonrasında yapılan konutlar ve İstanbul’u da içine alan olası Marmara Depremi’nin olumsuz sonuçlarını azaltma çabaları ile ilgiliydi.

Cumhurbaşkanı, “Asrın felaketinden etkilenen illerimizde konutlarımızı zemin artı 3, zemin artı 4 şeklinde inşa ediyoruz. Bunun yanında köy evlerini inşa ediyoruz. Vatandaşlarımıza evler konusunda daha ne gibi destekler verebiliriz, bunu çalışıyoruz. Buralarda çelik konstrüksiyon ile bu binalarımızı yapıyoruz, hafif yapı elemanları kullanarak bunları devam ettiriyoruz ve inşallah 1- 1,5 yıl içinde konutları da sahiplerine teslim edeceğiz. İstanbul için 1,5 milyon konutun dönüşümünü şu anda öngörüyoruz ve bunun için boşa harcanacak bir vakit yok. İstanbul’un toplanma alanlarını, rezerv alanları yeniliyor ve aktif kullanıma hazır olmaları için çalışmalarımızı yapıyoruz. Bunun yanı sıra Kanal İstanbul’un iki yakasına 500’er bin nüfusu barındıracak projemiz de olası İstanbul depremine yönelik tedbirlerimiz kapsamındadır” dedi.

“En ideal isimlerle yola çıkacağız”

31 Mart’ta başta İstanbul ve Ankara büyükşehir belediyeleri olmak üzere Cumhuriyet Halk Partisi’nin elindeki yerel yönetimleri almak için çalıştıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, adaylarını istişarelerle belirleyeceklerini açıkladı.

Erdoğan, “Daha 7-8 ay var. Bu kadar aceleci olursak yanlış olur. İstişare bizim en büyük silahımız. İstişaremizi teşkilatımızın tüm yetkili birimleriyle yapacağız. Alternatif olarak hangi arkadaşlarımızı çıkarırlarsa, onların içerisinden birinci derecede İstanbul ve Ankara olmak üzere adımlarımızı atacağız. Çünkü İstanbul ve Ankara bunların eline bırakılmaz. En ideal isimleri biz halkımıza takdim edeceğiz ve bu ideal isimlerle yola devam edeceğiz. Uzun yıllar çöp, çamur ve çukur siyasetine maruz kalmış CHP’lilerin elindeki belediyeler için de kapsamlı çalışmalar yürütüyoruz” dedi.

“En hayırlısı kendisi çekilip gitmesi lazım”

CHP’deki kurultay sürecine de değinen Erdoğan kendisine karşı 13 kez kaybeden Kılıçdaroğlu’nun parti liderliğinden çekilmesi gerektiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı, “13’te 13 yaptı. Şimdi 14 de olsa, 15 de olsa bu arkadaştan bir şey olmaz. En hayırlısı kendisi çekilip gitmesi lazım. Yani dünyada ülkeleri görüyorsunuz, bir seçim kaybediyorsa bir lider ne yapıyor, hemen istifasını veriyor, çekip gidiyor. Fakat bunda böyle bir şey yok. Bunlar şimdi birbirleriyle koltuk yarışında. Demokrasi mücadelesinde muhalefet çok çok önemli ama ne yazık ki Türkiye’nin en büyük kaybı, demokrasi mücadelesinde karşısında muhalefet yok, ana muhalefet yok” diye konuştu.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Erdoğan’ın Macaristan Ziyareti: 6 Milyar Dolarlık Ticaret Hedefi

Budapeşte’de Macaristan Başbakanı Viktor Orban ile görüşen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya platformu X’ten yaptığı açıklamada Türkiye ile Macaristan arasındaki ticari ilişkileri 6 milyar dolara çıkarmak istediklerini belirtti.

İki ülke arasındaki ekonomik ilişkiler, ihracat ve ithalat olarak bakıldığında, ya da doğrudan yatırımlar dikkate alındığında ihmal edilebilecek düzeyde. Her zirvede yıllardır konuşulan hedef, iki ülke arasında dış ticaret hacminin 6 milyar dolara ulaşabilmesi için de en az bir beş yıla daha ihtiyaç var. 2022 yılı rakamlarına göre Türkiye’nin Macaristan’a tüm ihracatı 254 milyar, ithalatı ise 363,7 milyar dolar.

Türkiye toplam ihracatının yüzde 40,6’sını Avrupa Birliği ülkelerine gönderiyor ve Macaristan da Avrupa Birliği üyesi. Türkiye dostu Macaristan AB içinde Türkiye’nin pozisyonlarını her anlamda destekliyor ve hatta bazıları tarafından Türkiye’nin AB içindeki “Truva atı” olarak da değerlendiriliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Pazar günü Macaristan’ın Kuruluş Günü kutlamaları ve Macaristan’ın ev sahipliğinde düzenlenen Dünya Atletizm Şampiyonası etkinliklerinin bir bölümüne katılmak üzere Macaristan’ın başkenti Budapeşte’ye gitti. Erdoğan, Budapeşte’de Macaristan Başbakanı Viktor Orban ile ikili ve heyetler arası görüşmeler gerçekleştirdi.

Macaristan Cumhurbaşkanı Katalin Novak ile de bir araya gelen Erdoğan, Budapeşte’de bulunan Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic ve Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ile de görüştü.

Erdoğan’ın Macar yetkililer ile temaslarında enerji alanında işbirliğini güçlendirme konusu ele alındı. Macaristan halihazırda doğal gaz ihtiyacının büyük bir bölümünü Rus gazını Karadeniz üzerinden Avrupa’ya taşıyan TürkAkım boru hattından karşılıyor.

Erdoğan, temaslarının ardından sosyal medya platformu X’ten yaptığı açıklamada Türkiye ile Macaristan arasındaki ticari ilişkileri 6 milyar dolara çıkarmak istediklerini belirtti.

Erdoğan, “İlişkilerimizin her alanında önemli gelişmeler kaydediyoruz. İkili ticaret hacmimiz 2022 yılında 3,5 milyar dolar düzeyini yakalayarak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Müşterek gayretlerle 6 milyar dolar ticaret hacmi hedefine de kısa zamanda ulaşacağımıza inanıyoruz. İkili ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla gözden geçirdiğimiz, münasebetlerimizi daha ileriye taşımak amacıyla atacağımız adımları ele aldığımız ziyaretimizin hayırlara vesile olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.

İki ülkenin gündeminde İsveç’in NATO üyeliği de vardı. Türkiye’nin yanı sıra Macaristan’da da İsveç’in üyeliğinin onay süreci henüz tamamlanmadı. Macaristan parlamentosu geçen Temmuz sonunda İsveç gündemiyle toplanmış, ancak yeterli çoğunluk sağlanamadığı için İsveç’in NATO üyeliğinin oylamaya sunulması ertelenmişti.

Her iki ülkenin de İsveç’in üyeliğini sonbahar ayında meclis gündemine getirmesi bekleniyor. Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto da Facebook’ta yaptığı açıklamada İsveç’in üyelik süreci konusunda Türkiye ile temas halinde kalmaya karar verdiklerine işaret etti.

İsveç’in NATO’ya katılımının tamamlanması için Türk ve Macar parlamentolarının onayı bekleniyor. Szijjarto, açıklamasında ayrıca “Ukrayna’nın Rus gazının Avrupa ülkelerine taşınmak üzere topraklarından geçmesine izin vermeyi durdurması halinde Sırbistan’ın gerekli transit kapasitesini sağlayacağına dair güvence verdiğine” değindi.

Erdoğan’a beş bakan eşlik etti

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç, Türkiye’nin Macaristan Büyükelçisi Gülşen Karanis Ekşioğlu ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Zafer Çubukçu da eşlik etti.

Ukrayna savaşının başlangıcından bu yana Kremlin ile ilişkilerini sürdüren tek AB üyesi ülke olan Macaristan, son yıllarda sadece Rusya’ya değil, Orta Asya ve Çin’e de yönelik bir Doğu’ya açılma politikası izliyor.

Paylaşın

Erdoğan İle Putin Ne Zaman Ve Nerede Görüşecek?

Son olarak 13 Ekim 2022 tarihinde Kazakistan’ın başkenti Astana’da CICA Zirvesi kapsamında bir buçuk saatlik bir görüşme yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yakında bir görüşme için bir araya gelmesi bekleniyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin’in Ağustos ayı içinde Türkiye’yi ziyaret edeceğini açıklamıştı. DW Türkçe’den Kıvanç El‘in  edindiği bilgiye göre görüşmenin adresi değişebilir. Erdoğan’ın, Eylül ayındaki G-20 Liderler Zirvesi öncesinde Rusya’ya bir ziyaret gerçekleştirebileceği belirtilirken görüşme için temaslar da başladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 9-10 Eylül tarihlerinde Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de düzenlenen G-20 Liderler Zirvesi’ne katılacak. Bu zirve öncesinde Erdoğan’ın Rusya’ya giderek Eylül ayı başında Putin ile bir araya gelmesi yönünde çalışmalar yürütülüyor.

Erdoğan ile Putin arasında planlanan görüşmenin ana gündemini Tahıl Koridoru Anlaşması ve Ukrayna savaşı başlıkları oluşturacak. Rusya’nın Tahıl Koridoru Anlaşması’ndan çekilmesi sonrasında Türkiye, anlaşmanın uzatılması için çabalarını sürdürüyor.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından Ukrayna tahılının Karadeniz üzerinden dünya piyasalarına ulaştırılması ve küresel düzeyde gıda fiyatlarında yaşanan dalgalanmanın önüne geçilmesi için Birleşmiş Milletler (BM) ve Türkiye’nin girişimiyle 2022 yılı Temmuz ayında İstanbul’da tahıl koridoruna dair anlaşma imzalanmış ve geçen süre içinde Ukrayna’dan yaklaşık 30 milyon ton tahılın sevkiyatı yapılmıştı. Rusya’nın çekilme kararı aldığı Tahıl Koridoru Anlaşması’nın geleceği merak konusu.

Hükümet kaynakları liderler düzeyinde görüşme ile Tahıl Koridoru Anlaşması konusunda somut adım atılabileceğini vurguladı. Bu görüşmenin bu ay içerisinde Ankara’da olacağı Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından bu ayın başında açıklanmıştı. Ancak bu konuda henüz somut bir ilerleme kaydedilemediği öğrenildi.

Ankara’da, Erdoğan’ın Putin ile görüşmesinde tahıl koridoruna dair somut bir adım atılabileceği beklentisi hâkim. Eğer somut bir adım atılırsa Erdoğan, G-20 Zirvesi’ne uluslararası krize dönüşen bir sorunu çözerek gitmiş olacak.

Kaynaklara göre tahıl koridoru konusunda somut adım atılamama ihtimalinin görülmesi durumunda Erdoğan’ın Putin ile görüşmesinin G-20 Liderler Zirvesi sonrasına kalması da olasılıklar arasında.

G-20 Zirvesi’ne Putin’in katılıp katılmayacağına dair netlik ise yok. Kremlin sözcüsü Dmitri Peskov, Mart ayında yaptığı açıklamada Putin’in zirveye katılması konusunda henüz bir karar verilmediğini belirtmişti. Peskov’un bu sözlerinin ardından ardından Rusya’dan katılım konusunda yeni bir açıklama gelmedi.

Geçen yıl Endonezya’da gerçekleşen G-20 Liderler Zirvesi’ne Putin katılmamıştı. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ise geçen yıl davetliler arasındaydı. Bu yıl ise Hindistan, Zelenskiy’yi zirveye davet etmedi.

Erdoğan ve Putin arasında planlanan görüşme öncesinde alt düzeyde yapılan temaslarda tahıl koridoru ve Ukrayna ile barış süreci dışındaki konular da gündemde. Suriye’de terörle mücadele ve Türkiye-Suriye ilişkileri de önemli başlıklardan. Kaynaklar son dönemde Suriye-Ürdün sınırında etnik bazı çatışmaların arttığını belirtirken bu durumun bölgede yeni bir gerginliği tetikleyebileceğine dikkati çekiyor. Bu konuda Türkiye’nin hem ABD hem de Rusya ile yapacağı görüşmelere vurgu yapılıyor.

İki ülke arasındaki diplomatik temaslarda ele alınan bir diğer başlık ise ekonomik gelişmeler. BOTAŞ’ın Rusya’ya ertelenen borçları, enerji anlaşmalarının yenilenmesi ve revize edilmesi ve bu kapsamdaki yeni yatırımlar görüşmenin başlıklarından.

Görüşmelerin gündemindeki en önemli konulardan biri de Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliğine verdiği ön onay. NATO’nun 11-12 Temmuz’daki Vilnius zirvesinin ardından Türkiye İsveç’in üyeliğine yeşil ışık yakmış ve Meclis’te onaya sunulacağı duyurulmuştu. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) Ekim ayında açılmasının ardından İsveç’in NATO üyeliğine onayın Meclis gündemine gelmesi bekleniyor. Hükümet kaynakları, Rusya’nın ilkesel olarak Türkiye’nin NATO ile ilişkilerine “saygı duyduğunu” ve “anladığını” değerlendiriyor. Bir kaynak, “Rusya’nın Türkiye’nin NATO adımları ile ilgili bir rahatsızlığı bulunmuyor” görüşünü de dile getiriyor.

Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerinde “mesafeyi artıracağına” dair yorumlar da son dönem arttı. Bu yorumlarda Türkiye’nin Batı ile ilişkilerin geliştirilmesi adına Rusya’ya karşı mesafesini artıracağı savunuluyor. Ancak hükümet kaynaklarının verdiği bilgiye göre; iki konu birbirinin alternatifi değil. Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerinde       “araya mesafe koyma” yönünde bir iradesi yok. Hatta yeni anlaşmalar ile ilişkilerin daha da “derinleştirilmesi” gündemde. Kaynaklar, eş zamanlı adımlarla Batı ile ilişkilerin de kuvvetlendirileceğine dikkati çekiyor.

“Rusya’yı ikaz ettik”

Türkiye ile Rusya arasında temaslar sürerken Karadeniz’de Rus askerlerinin “Şükrü Okan” adlı gemiye düzenlediği baskın dikkat çekti. Bu baskın Rusya Savunma Bakanlığı tarafından basına duyuruldu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bu baskına ilişkin hükümetin sessiz kaldığını söyleyerek, “Baskının görüntüleri, Rusya Savunma Bakanlığı tarafından basına dağıtılmış ve halkımız ancak bu şekilde gelişmeden haberdar olmuştur” paylaşımı yaptı. Kılıçdaroğlu, “Saray Devleti konuya dair herhangi bir açıklama yapmamıştır. Neden?” sorusunu da yöneltti.

Türkiye’den baskına ilişkin tek açıklama ise Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nden yapıldı. “Rus askeri Türk gemisi Şükrü Okan’a baskın yaptı, Türk hükümeti tepki göstermedi” şeklindeki iddiaların “manipülasyon” içerdiği kaydedilen açıklamada, gemiye müdahalede bulunulan yerin Türk karasuları değil uluslararası sular olduğu belirtildi. Açıklamada “Geminin sahibi Türk olsa bile gemi Türk bayraklı bir gemi değildir.

Uluslararası hukukta geminin ismi veya personelinin milliyetinden ziyade önemli olan ‘bayrak devleti’dir. Tüm bunlara rağmen gemiye yapılan müdahale sonrasında Rusya Federasyonu’ndaki muhataplar, Karadeniz’de gerginliği tırmandıracak bu tarz girişimlerden kaçınılması için uygun şekilde ikaz edilmiştir” ifadelerine yer verildi.

Rusya ile “Şükrü Okan” olayı yaşanırken dikkat çeken bir gelişme daha gerçekleşti. Ukrayna limanlarından ayrılan Hong Kong bandıralı Joseph Schulte adlı ticari gemi Cuma günü İstanbul Boğazı’ndan geçti.

Bu gemide tahıl olduğu iddiaları kamuoyunda konuşulurken Milli Savunma Bakanlığı’ndan yapılan bilgilendirmede, “Mevcut gemi konteyner yüklü gemi olup tahıl yüklü gemi değildir” denildi. Bakanlık kaynakları, tahıl koridorunun işlemesi için çabaların sürdüğünü belirtirken diğer ülkelerin de alternatif güzergahlar üzerinden yaptıkları çalışmaların da yakın takip edildiği bilgisini de paylaştı.

Hükümet kaynakları, bu geminin geçişinin önemli bir adım olduğunu ifade ederken, hem tahıl koridorunun aktifleşmesi hem de ticari gemilerin zarar görmemesi için Rusya’nın da Türkiye’nin hassas çalıştığı değerlendirmesini yaptı.

Erdoğan ile Putin son olarak geçen yıl bir araya gelmişti

Rusya Devlet Başkanı Putin son olarak Türk Akımı doğalgaz boru hattı temel atma töreni nedeniyle 7 Ocak 2020 yılında Türkiye’ye gelmişti. Bu ziyaretin ardından Erdoğan üç yıllık süreçte Mart 2020’de Moskova, Eylül 2021’de Soçi ve Ağustos 2022’de de Soçi olmak üzere üç kere Rusya’ya gitti. Erdoğan ve Putin son olarak ise 13 Ekim 2022 tarihinde Kazakistan’ın başkenti Astana’da CICA Zirvesi kapsamında bir buçuk saatlik bir görüşme yapmıştı.

Paylaşın

Erdoğan’dan “Pahalılığın Milletimizi Bunalttığının Farkındayız” Açıklaması

AK Parti’nin 22. kuruluş yıldönümüne ilişkin olarak video mesajla açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Küresel krizlerin ülkemize etkilerinden kaynaklanan hayat pahalılığının son dönemde milletimizi bunalttığının farkındayız. Ülkemizin her meselesini çözdüğümüz gibi inşallah bu sıkıntıyı da hal yoluna yine biz koyacağız. Çalışanından emeklisine bu süreçte refah kaybı yaşayan her insanımızın hayat seviyesini eskisinin de üzerine çıkarmak boynumuzun borcudur” dedi.

Haber Merkezi / Erdoğan konuşmasında, “eskiden beri gelen kronik sorunlara” ek olarak Türkiye’nin 6 Şubat depremlerinden etkilenen şehirlerin yeniden inşası için 104 milyar dolarlık bir yükünün olduğunu söyledi. Erdoğan, “Bu ağır yükün altından kalkarken kimsenin hakkını ihmal etmeyecek, kimsenin beklentilerini cevapsız bırakmayacağız. Milletimizle birlikte ilk defa böyle bir imtihandan geçiyor değiliz” diye ekledi.

Mesajında, 31 Mart 2024’te gerçekleşecek yerel seçimlerini yeni bir imtihan olarak tanımlayan Erdoğan, “Bir yandan yıkılan şehirlerimizi inşa etmek, diğer yandan hayat pahalılığının üstesinden gelmek ve aynı zamanda hedeflerimize doğru kararlılıkla yürümek için çalışıyoruz. Sıkıntılarımız mevcut ama hamdolsun onlardan çok daha büyük imkanlarımız var” dedi ve ekledi:

“Onca sınamayı başarıyla geride bırakmış Türkiye’yi gelip geçici gündemler içinde boğmaya, rotasından çıkarmaya, işleyen çarklarını durdurmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. Mahalli seçim sürecini de vesile ederek her yerde ve her zeminde milletimize bu tabloyu anlatarak bir kez daha oyunları bozacağız. Belediyelerdeki başarısızlıklarını sahte gündemler ve abartılı söylemlerle örtmeye çalışanların gerçek yüzlerini ortaya koyacak, 2024 Mart’ında emaneti beceriksizlerden alıp, ehline vereceğiz.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan AK Parti’nin 22. kuruluş yıldönümüne ilişkin olarak video mesajla açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“AK Parti’nin milletin bağrından doğan bir siyasi parti olarak ülkeye hizmet için yola çıkışının 22. yıl dönümündeyiz. “Artık Türkiye’de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” sözü ile başladığımız bu yolculukta hamdolsun girdiğimiz her seçimden birinci çıkarak bugünlere geldik. Kuruluşumuzdan bugüne partimizin hangi kademesinde olursa olsun bu kutlu davanın başarısı için çalışan, emek veren, ter döken her bir kardeşime teşekkür ediyor, darı bekaya irtihal edenlere Allah’tan rahmet diliyorum.

Yine ilk günden bugüne sandıkta verdiği destekle AK Parti’nin Türkiye’ye hizmet mücadelesinde hep yanında duran aziz milletimin her bir ferdine şükranlarımı sunuyorum. Yeri geldiğinde canı pahasına bize siper olan böyle asil bir milletin evladı olmakla ne kadar iftihar etsek azdır. Bu vesileyle 14 Mayıs’ta Meclis, 28 Mayıs’ta Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki gayretleriniz için her birinizi ayrı ayrı tebrik ediyorum.

Küresel krizlerin ülkemize etkilerinden kaynaklanan hayat pahalılığının, son dönemde milletimizi bunalttığının farkındayız. Ülkemizin her meselesini çözdüğümüz gibi, inşallah bu sıkıntıyı da hal yoluna yine biz koyacağız. Çalışanından emeklisine, bu süreçte refah kaybı yaşayan her insanımızın hayat seviyesine eskisinin de üzerine çıkarmak, boynumuzun borcudur.

Biliyorsunuz eskiden beri gelen kronik sorunlara ilave olarak 6 Şubat depremlerinden etkilenen şehirlerimizin yeniden inşası için 104 milyar dolarlık bir yükle karşı karşıyayız. Bu ağır yükün altından kalkarken kimsenin hakkını ihmal etmeyecek, kimsenin beklentilerini cevapsız bırakmayacağız.

Milletimizle birlikte ilk defa böyle bir imtihandan geçiyor değiliz. Vesayetle boğuşurken karşımızdaki gücün sınır tanımayan ceberutluğunu biliyorduk. Gezi olaylarından sokaklar ateşe verilirken yazılan karanlık senaryoyla ülkenin nerelere götürülmek istendiğini biliyorduk. PKK’sından FETÖ’süne ve DEAŞ’ına kadar tüm terör örgütleri üzerimize salınırken karşımızdaki alçak tuzağın amacını biliyorduk. Ülkemize siyasi olarak diş geçiremeyen, milletimizi birbirine düşüremeyen çevrelerin ekonomimiz üzerinden çevirdikleri oyunları da biliyorduk. Tüm bu imtihanları Allah’ın yardımı ve milletimizin birlik, beraberliği sayesinde alnımızın akıyla geride bıraktık.”

2024 yerel seçim mesajı 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şimdi yine bir imtihandan geçtiklerini belirterek, şu değerlendirmede bulundu: “Bir yandan yıkılan şehirleri inşa etmek, diğer yandan hayat pahalılığının üstesinden gelmek ve hedeflerimize doğru kararlılıkla yürümek için çalışıyoruz. Sıkıntılarımız mevcut ama hamdolsun onlardan çok daha büyük imkanlarımız var. Onca sınamayı başarıyla geride bırakmış Türkiye’yi gelip geçici gündemler içinde boğmaya, rotasından çıkarmaya, işleyen çarklarını durdurmaya kimsenin gücü yetmeyecektir.

Mahalli Seçim sürecini de vesile ederek her yerde ve her zeminde milletimize bu tabloyu anlatarak bir kez daha oyunları bozacağız. Belediyelerdeki başarısızlıklarını sahte gündemler ve abartılı söylemlerle örtmeye çalışanların gerçek yüzlerini ortaya koyacak, 2024 Mart’ında emaneti beceriksizlerden alıp, ehline vereceğiz.

Yasama ve yürütmede ülkeyi yönetme sorumluluğunu bize tevdi eden milletimizin, belediyelerde de aynı feraseti göstereceğine yürekten inanıyorum. Bunun için şimdiden çalışmaya başlamalı, sahada en küçük bir boşluğa meydan vermemeliyiz. Unutmayınız, bizim bıraktığımız her boşluğu muhalefet, yalan ve iftira seliyle dolduracaktır. Bugün nasıl 22’nci yaşımızı 14-28 Mayıs seçimleri zaferinin kıvancıyla kutluyorsak, inşallah 23’üncü kuruluş yıl dönümümüze de 31 Mart 2024 seçim zaferinin sevinciyle ulaşacağız. Rabb’im, yar ve yardımcımız olsun.”

Paylaşın

“Erdoğan Kongrede ‘Büyük Değişiklik’ Yapabilir” İddiası

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 7 Ekim’de yapılacak kongrede, Genel Merkez yönetiminde de büyük bir değişiklik yapacağı belirtiliyor. Erdoğan’ın kongrede yapacağı değişikliklerde Meclis ve parti ayrımı daha genişleyecek. Bu kapsamda, milletvekili olmayan genel başkan yardımcılarının sayısının artabileceği ifade ediliyor.

AK Parti kurmayları, “Kongrede de büyük değişiklik olmasını bekliyoruz. Bu kongreyi yapmamız gerekmiyordu normalde, Cumhurbaşkanımız yapmak istediğine göre kafasında bir plan vardır diye düşünüyoruz. Biraz Meclis- Genel Merkez ayrımını daha da artıracak gibi görüyoruz” dediler.

AK Parti’de olağanüstü kongre 7 Ekim’de yapılacak. Kongrenin ardından gerçekleşmesi beklenen kampın ekim ayının 2. haftasında yapılması planlanıyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yerel seçim startını teşkilata bu kampta vereceği belirtiliyor.

Hürriyet’in haberine göre, AK Parti’de olağanüstü kongre hazırlıkları da sürüyor. Bu kapsamda yapılacak kongre hazırlıkları ve çalışmalarla ilgili Teşkilat Başkanlığı’nın bugün sunum yapması planlanıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kongrede, Genel Merkez yönetiminde de büyük bir değişiklik yapacağı belirtiliyor.
Edinilen bilgilere göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kongrede yapacağı değişikliklerde Meclis ve parti ayrımı daha genişleyecek. Bu kapsamda, milletvekili olmayan genel başkan yardımcılarının sayısının artabileceği ifade ediliyor.

“Kafasında bir plan vardır…”

AK Parti kurmayları, “Kongrede de büyük değişiklik olmasını bekliyoruz. Bu kongreyi yapmamız gerekmiyordu normalde, Cumhurbaşkanımız yapmak istediğine göre kafasında bir plan vardır diye düşünüyoruz. Biraz Meclis- Genel Merkez ayrımını daha da artıracak gibi görüyoruz” dediler.

Bunların yanı sıra, AK Parti’de Binali Yıldırım ile artan genel başkanvekili sayısının da 2 olarak kalacağı ifade ediliyor.

Paylaşın

Suriye İle Normalleşme: Esad’dan Erdoğan’la Görüşme Açıklaması

Suriye ile Türkiye arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi adımları kapsamında Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir araya gelebileceği belirtiliyordu.

Haber Merkezi / Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Syk News Arabia kanalı ile özel mülakatında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile olası bir görüşmeye ilişkin açıklamalarda bulundu. Esad, “Görüşme Erdoğan’ın koşulları altında gerçekleşemez” dedi.

Normalleşme sürecinin ilk adımı 28 Aralık’ta atıldı

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad, Suriye’de savaşın başladığı 2011 yılından bu yana dışişleri bakanları düzeyinde ilk kez resmi görüşme için Moskova’da bir araya gelmişti.

Toplantıda ilişkilerin normalleştirilmesinin yanı sıra Suriye’deki iç savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan 3,7 milyon Suriyeli mültecinin ülkelerine gönüllü geri dönmeleri konusunun da ele alınacağı kaydedilmişti.

Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde konuyla ilgili yer alan açıklamada “Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi hakkında görüş alışverişinde bulunulması, terörle mücadele, siyasi süreç, sığınmacıların gönüllü, güvenli ve onurlu dönüşleri de dahil olmak üzere insani konuların ele alınması planlanmaktadır” denilmişti.

Ankara ile Şam arasındaki normalleşme sürecinde Rusya’nın da girişimleriyle ilk somut adım bakanlar düzeyinde 28 Aralık’ta atılmıştı.

Moskova’da 28 Aralık 2022’de Türkiye, Rusya ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katılımıyla yapılan üçlü toplantıda Suriye krizi, mülteci sorunu ve Suriye topraklarında bulunan tüm terör örgütleri ile ortak mücadele çabaları ele alınmıştı.

İlk görüşmede Şam yönetiminin, Türkiye’den, topraklarından çekilmesini ve Özgür Suriye Ordusu’nu (ÖSO) “terörist” olarak tanınmasını istediği ancak bu taleplerin Türkiye tarafından geri çevrildiği bildirilmişti.

Nisan başında dışişleri bakan yardımcıları düzeyinde yapılan toplantıya İran da katıldı. Türkiye, Suriye, Rusya ve İran savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katıldığı 25 Nisan’da yapılan toplantı, Ankara ile Şam arasında başlatılan normalleşme sürecinde yeni bir adım olmuştu.

Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Türkiye “Suriye topraklarında her şekliyle terör örgütleri ve tüm aşırılıkçı gruplarla mücadele, Suriyeli mültecilerin topraklarına dönmelerine yönelik çabaların yoğunlaştırılması”na vurgu yaptı ve tarafların “Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını teyit” ettikleri belirtilmişti.

Suriye ise “Türk birliklerinin Suriye’den çekilmesi” talebini yinelemişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Aralık toplantısı öncesinde Suriye’nin kuzeyindeki YPG güçlerine yönelik olası kara operasyonuyla ilgili açıklamada bulunurken, “Biz şu an itibarıyla Suriye, Türkiye, Rusya üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz.

Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin. Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim. Bunu da Sayın Putin’e teklif ettim. O da buna olumlu baktı. Böylece bir dizi görüşmeler zincirini başlatmış olacağız” şeklinde konuşmuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarının ardından Rus medyasına yansıyan haberlerde, Moskova’nın Türkiye tarafından önerilen üçlü diplomasi mekanizması fikrine sıcak baktığı belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kasım ayında Suriye Devlet Başkanı Esad ile görüşebileceğinin sinyalini vermiş ancak Esad, Türkiye Suriye’nin kuzeyindeki askerlerini çekmeyi kabul etmediği müddetçe Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeyeceğini söylemişti.

Paylaşın