AK Parti “Erken Seçim” Çağrılarına Nasıl Bakıyor?

Muhalefetin “erken seçim” çağrılarını değerlendiren AK Parti kurmayları “Üst üste seçimler nedeniyle ülke seçim yorgunu oldu. Yapılan araştırmalarda da seçmenlerin yüzde 60’dan fazlasının seçim istemediğini görüyoruz” ifadelerini kullanıyorlar.

AK Parti kurmayları, konuya ilişkin değerlendirmelerinin devamında şu ifadeleri kullanıyorlar: “Şu anda biz ekonomiye odaklandık, vatandaşın beklentilerini karşılamaya odaklandık. Ekonominin rayına girmesi için çalışıyoruz. Yeri ve zamanı geldiğinde seçim tarihi konusunda değerlendirme yapılır. Ama Özel’in önerdiği 2026 hiçbir şekilde konuşmayacağız”

Türkiye gazetesinden Yücel Kayaoğlu’nun haberine göre, AK Parti kurmayları, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in bu mesajlarının kendi partisi içinde ‘erken seçim’ çağrısı yapılmasını isteyenlere yönelik olduğunu düşünüyor. Özel’in baskılar sebebiyle seçimi gündeme getirdiğini belirten AK Parti kurmayları “Partisinde ‘Neden erken seçim istemiyorsun?’ diye baskı yapanlar var. O nedenle seçimi gündemde tutmak istiyor. Aslında Özel’in kendisi de biliyor ki millet seçim falan istemiyor. Üst üste seçimler nedeniyle ülke seçim yorgunu oldu. Yapılan araştırmalarda da seçmenlerin yüzde 60’dan fazlasının seçim istemediğini görüyoruz” değerlendirmesini yapıyorlar.

Özel’in seçimle ilgili çağrısına DEVA, Saadet ve Gelecek Partisi’nden de olumlu cevap gelmeyeceğini dile getiren kurmaylar, “Çünkü bu partilerin oy oranları ortada, bir seçim olsa barajı geçme ihtimalleri yok. Bu sebeple bu partilere mensup milletvekilleri ellerindeki imkânı bırakmak istemez” ifadelerini kullanıyorlar.

AK Parti kurmayları konuya ilişkin değerlendirmelerinin devamında şu ifadeleri kullanıyorlar: “Şu anda biz ekonomiye odaklandık, vatandaşın beklentilerini karşılamaya odaklandık. Ekonominin rayına girmesi için çalışıyoruz. Yeri ve zamanı geldiğinde seçim tarihi konusunda değerlendirme yapılır. Ama Özel’in önerdiği 2026 hiçbir şekilde konuşmayacağız. Ama 2027 başından itibaren seçimlerin yenilenmesi konusunda bir değerlendirme yapılır. Normalde 2028 Mayıs ayında yapılması gereken seçimler bir yıl veya altı ay geriye çekilebilir.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın üçüncü kez adaylığı için seçimlerin yenilenmesi kararının Meclis tarafından nitelikli çoğunlukla (360) alınması gerektiğini hatırlatan kurmaylar, “Bu konular henüz hiçbir şekilde bizim gündemimizde değil. Ne yeri ne de zamanı. 2027 yılına geldiğimizde Meclis kararı ile mi gidilecek, ya da Cumhurbaşkanı mı karar alacak? Ancak o zaman konuşulur. Şu anda yapılan bütün tartışmaların içi dolu değil” diye konuştular.

Paylaşın

Erdoğan’dan “Beşar Esad” Açıklaması: Her An Davet Edebiliriz

Almanya dönüşü uçakta basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Erdoğan, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a ilişkin, “Şimdi öyle bir noktaya geldik ki, Beşar Esed şu anda Türkiye ile ilişkileri düzeltme noktasında bir adım attığı anda biz de ona karşı o yaklaşımı gösteririz” dedi ve ekledi:

“Çünkü biz dün Suriye ile düşman değildik ki, biz Esed ile ailece görüşüyorduk. Biz davetimizi yapacağız. İnşallah bu davetle birlikte de Türkiye-Suriye ilişkilerini geçmişte olduğu gibi aynı noktaya getirelim istiyoruz. Davetimiz her an olabilir. Türkiye’de görüşme olması konusunda ise Sayın Putin’in yaklaşımları var. Irak Başbakanı’nın bu konuda yaklaşımları var. Biz her yerde arabuluculuktan bahsediyoruz da sınırımızdakiyle, komşumuzla niye olmasın?”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya ziyareti dönüşünde uçakta basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Erdoğan’a sorulan sorular ve yanıtları şöyle oldu:

“Efendim, Gazze’yle ilgili bir soru yöneltmek istiyorum size. Gazze’de yaşanan son gelişmeleri yakından takip ediyorsunuz biliyorum. Bir ateşkes ve esir takası ihtimali yeniden gündemde mi, siz bunu hep gündemde tutuyorsunuz. Bu yönde önemli bir ilerleme var mı? Bir ateşkes için umutlu musunuz? Türkiye’nin bu süreçte rolü ile ilgili neler söylemek istersiniz? Bir de İsrail-Hizbullah gerginliği tedirgin edici, yeni bir savaş söz konusu olabilir mi? Böyle bir gelişme karşısında Türkiye’nin bölge ülkeleriyle diplomatik inisiyatif anlamında neler yapabileceğiyle ilgili görüşlerinizi merak ediyorum. Gazze’yle ilgili genel bir değerlendirme alabilir miyiz?

Gazze konusunda iki üç gündür ciddi manada olumlu bazı gelişmeler var. MOSSAD’ın başındaki şahsın Doha’da Hamas yetkilileriyle yaptığı görüşmeler söz konusu. Görüşmelerde daimi ateşkesi öngören bazı olumlu adımlar atıldı. Artık ateşkes için “an be an” diyorlar. Yani an be an oradan isabetli bir haber gelebilir. Ama bütün mesele Netanyahu’nun tavırları. İsrail bu caniliği, bu vahşeti daha fazla sürdürememeli. İsrail bu katliamları devam ettirmek noktasında ayak diremeyi artık bırakmalı ve bu insanlık dışı saldırıları sonlandırmalıdır. Bu konuda uluslararası toplumun ve özellikle Batılı ülkelerin İsrail’e yönelik baskılarını artırması şarttır.

Bugüne kadar saldırıda direten, katliamları sürdüren İsrail’dir. İnsan haklarını ve uluslararası hukuku ayaklar altına alan İsrail’dir. Şimdi kalkmış çatışmaları bölgeye yaymak, kendilerini rahatlatmak için Lübnan’ı tehdit ediyorlar. İsrail çatışmaları bölgeye yayma niyetinden vazgeçmelidir. Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere Batılı ülkeler, bu noktada İsrail’e verdikleri destekten vazgeçmelidir. Türkiye, ilk andan itibaren barıştan yana olmuştur. Türkiye bu çatışmaların sona ermesi gerektiğini, 1967 sınırlarında iki devletli çözümün kalıcı barışı sağlayacağını en yüksek sesle dile getiren ülkedir.

İran’da geçtiğimiz günlerde bir seçim oldu ve Türk kökenli bir Cumhurbaşkanı seçildi. Her seferinde de Türk kimliğini saklamayan, iftar ettiğini de söyleyen birisi yeni Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan. Bundan sonra Türkiye-İran ilişkilerinde bu durumun bir etkisi olacağını düşünüyor musunuz? Bununla ilgili değerlendirmenizi alabilir miyiz?

Mesut Pezeşkiyan aslında Azeri kökenli bir Türk. Mesela Tebriz’de Türkçe konuşuyor. Ama Kürt bölgelerine gittiği zaman oralarda da Kürtçe konuşabiliyor. Farçaya da gayet hakim. O şekilde onu da konuşabiliyor. Ben döndüğümüzde kendisiyle irtibat kurup tebrik edeceğim. Bundan sonraki süreçte Türkiye-İran ilişkileri inşallah daha iyi olacaktır. Kaldı ki İran’la bölgede münasebetleri en iyi olan ülke Türkiye. İran bizim tarihi ve kültürel bağlarımız bulunan önemli bir komşumuzdur. Yeni dönemde Türkiye-İran ikili ilişkilerinin artan bir tempoda olumlu istikamette gelişmesini bekliyorum.

İngiltere’de de biliyorsunuz seçim oldu ve iktidardaki Muhafazakar Parti büyük bir hezimet yaşadı. Üstelik de Rishi Sunak katı göçmen politikasına rağmen büyük bir yenilgi aldı. Bu yeni dönemde İngiltere ile ilişkilerimiz nasıl olur ve siz bu katı göçmenlik politikaları sunan Rishi Sunak’ın kaybetmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şu ana kadar uyguladıkları politikalar ve İngiltere’nin ekonomik alanda yaşadığı sıkıntılar Rishi Sunak’ın bana göre en önemli kayıp sebebi olmuştur. Sola gelince, 14 yıldır malum İşçi Partisi İngiltere’de bir netice alamadı. Ama şimdi bu seçimde 411 milletvekili kazandılar. Bugüne kadar İşçi Partisi Tony Blair zamanında bile böyle bir sayıya ulaşamamıştı. Şimdi ise bu milletvekili sayısını yakalamak suretiyle İngiltere’de ikinci defa İşçi Partisi böyle bir güce erişti. İşçi Partisi lideri Keir Starmer’ı da henüz tebrik için arayamadım. Şimdi döner dönmez ilk yapacağımız işlerden bir tanesi onu da aramak olacak.

Avrupa Birliği’nden ayrılmış bir ülke olarak tekrar katılmayı düşünmediğini söylüyor. Yapacağımız görüşmede “bundan sonra Türkiye-İngiltere ilişkilerini nereye vardırırız?” bunları da konuşacağız. Türkiye ile İngiltere ikili ilişkileri son derece köklüdür. Biz, iktidarımız döneminde gerek İşçi Partili gerek Muhafazakar Partili başbakanlarla çalıştık. Önemli olan iki ülkenin ortak çıkarları doğrultusunda çalışmalar ortaya koymaktır. Yeni dönemde de müttefikimiz İngiltere ile ilişkilerimizi her alanda geliştirmeye devam edeceğiz. Önümüzde önemli gündem başlıkları var bunları ele alarak ilişkilerimizdeki olumlu seyri ilerletmek niyetindeyiz.

Sayın Cumhurbaşkanım son bir yılda özellikle provokatif olaylar birbiri ardınca geliyor. Son örneğini de Kayseri’de gördük zaten. Bunların arkasında bir organize el olabilir mi? Çok sayıda olay oldu çünkü. Ne düşünüyorsunuz?

Muhakkak ortada bir mikser var. Yani bu tür olaylarda bir siyasi mikserin olmaması mümkün değil. Onlar ne kadar bu işi karıştırmaya gayret ederlerse etsinler zaten biz güçlü bir devlet olarak bunlara gereken tokadı anında attık. Bundan sonra da atmaya devam ederiz. Türkiye’nin gücü sayesinde nasıl ki PKK’yı, PYD’yi, KCK’yı, FETÖ’yü çökerttiysek, aynı şekilde bunları da çökertiriz. Ama yeter ki bizim içimizdeki siyasetçiler bu noktada akıllı hareket etsin. Artık biliyorsunuz ana muhalefet diye bir şey kalmadı. Bu muhalefet sürekli kışkırtıcılık yapmaya devam ediyor, rahat durmuyor. Hala kalkıyor, mültecilerle uğraşıyor.

Şu anda Suriye’den 3 milyonu aşan mülteci ülkemizde. Şimdi öyle bir noktaya geldik ki, Beşar Esed şu anda Türkiye ile ilişkileri düzeltme noktasında bir adım attığı anda biz de ona karşı o yaklaşımı gösteririz. Çünkü biz dün Suriye ile düşman değildik ki, biz Esed ile ailece görüşüyorduk. Biz davetimizi yapacağız. İnşallah bu davetle birlikte de Türkiye-Suriye ilişkilerini geçmişte olduğu gibi aynı noktaya getirelim istiyoruz. Davetimiz her an olabilir. Türkiye’de görüşme olması konusunda ise Sayın Putin’in yaklaşımları var. Irak Başbakanı’nın bu konuda yaklaşımları var. Biz her yerde arabuluculuktan bahsediyoruz da sınırımızdakiyle, komşumuzla niye olmasın?”

Paylaşın

Erdoğan İle Özel Yine Görüşecek Mi?

CHP’de farklı nedenlerle Erdoğan ile görüşmeler olabileceğini, Erdoğan’ın da bunu reddetmeyeceği değerlendirmeleri yapılıyor. Recep Tayyip Erdoğan ile Özgür Özel, seçimlerden sonra iki görüşme gerçekleştirmişti.

31 Mart’ta gerçekleştirilen yerel seçimler sonrası başlayan ‘normalleşme-yumuşama’ sürecinde AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel yaklaşık 40 gün içinde iki görüşme gerçekleştirdi.

İlk olarak Özel’in randevu talebiyle gerçekleşen daha sonra Erdoğan’ın iade-i ziyareti ile devam eden sürecin seçmen nezdinde olumlu karşılandığı biliniyor. Yapılan ölçümlerde hem AK Parti tabanında hem de CHP tabanında normalleşmeye büyük ölçüde olumlu bakıldığı görülüyor. Liderlerin de seçmenin beklentileri doğrultusunda kimi tartışmalar, polemikler yaşasalar da süreci tamamen bitirecek bir adımdan kaçınacağı kaydediliyor.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; CHP’de parti yöneticileri önümüzdeki süreçte farklı nedenlerle Erdoğan ile görüşmeler olabileceğini, Erdoğan’ın da bunu reddetmeyeceği değerlendirmesi yapıyor.

Erdoğan ile Esad görüşecek mi?

Öte yandan merek edilen bir başka konu da Erdoğan ile Esad’ın görüşüp görüşmeyeceği. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Bizim Sayın Putin ile Beşar Esed’e bir davetimiz olabilir. Sayın Putin Türkiye’ye bir ziyaret gerçekleştirebilirse, bu yeni bir sürecin başlangıcı olabilir” sözleri iki ülke ilişkilerinin normalleşmesi beklentisini artırdı.

Kayseri’de yaşanan olayların ardından Suriyeli göçmenler üzerine Meclis’te bir konuşma yapan AK Parti Gaziantep Milletvekili Eyüp Özkeçeci de bu beklentiyi dile getirdi.

Düzensiz göçle ilgili çalışmalar hakkında bilgi veren Özkeçeci, “Güneyimizdeki bölgelerde güvenlik ve istikrar sağlandığı takdirde Suriyelilerin kendi topraklarına geri döndüklerini memnuniyetle görüyoruz. Terörden temizlenen bölgelere Türkiye’den yaklaşık 1 milyon Suriyeli geri döndü. Yakın zamanda gerçekleşmesi muhtemel iki ülke cumhurbaşkanlarının görüşmesi ve siyasi çözümde ilerleme kaydedilmesi sonucu insani altyapının hazır edilmesi Suriyelilerin geri dönüşlerini teşvik edecektir” dedi.

Paylaşın

Suriye İle Normalleşme: Erdoğan’dan “Putin İle Esed’e Çağrımız Olabilir” Açıklaması

Kazakistan dönüşü uçakta gazetecilere açıklamalarda bulunan Erdoğan, “Bizim Sayın Putin ile Beşar Esed’e bir davetimiz olabilir. Sayın Putin Türkiye’ye bir ziyaret gerçekleştirebilirse, bu yeni bir sürecin başlangıcı olabilir” dedi ve ekledi:

“Suriye’de esecek barış rüzgarları ve bütün Suriye’de hayat bulacak barış iklimi, çeşitli ülkelere dağılmış milyonlarca insanın ülkelerine geri dönmeleri açısından da gereklidir. Biz komşumuz Suriye’ye dostluk elimizi daima uzattık ve uzatırız. Adil, onurlu ve kapsayıcı yeni bir toplum sözleşmesi temelinde kucaklaşan, müreffeh, bir ve bütün Suriye’nin her zaman yanında oluruz. Yeter ki Suriye, bu büyük kucaklaşmayı başlatsın ve her alanda toparlansın.”

Kayseri’de başlayan ve farklı şehirlere yayılan Suriyeli göçmenlere yönelik saldırılarla ilgili “Türkiye içinde de Kayseri’deki hadisede güvenlik güçlerimizin süratli müdahalesiyle hava sakinleşti ve bir an önce olumlu neticeyi her tarafta aldık. Ülkemizde kısa süreli bu tür durumlar ortaya çıksa bile bunların uzamasına zaten müsaade etmeyiz” ifadelerini kullanan Erdoğan, “Suriye tarafında da terör örgütlerinin karşısında olan yapıların” böyle bir şeye izin vermeyeceğini söyledi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü 24’üncü Devlet Başkanları Zirvesi’ne katılmak üzere gittiği Kazakistan dönüşünde uçakta gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

VOA Türkçe’den Hilmi Hacaloğlu’nun aktardığına göre; Suriye ile yeni bir sürecin başlatılmasına ilişkin Erdoğan, “Bizim Sayın Putin ile Beşar Esed’e bir davetimiz olabilir. Sayın Putin Türkiye’ye bir ziyaret gerçekleştirebilirse, bu yeni bir sürecin başlangıcı olabilir. Suriye’de esecek barış rüzgarları ve bütün Suriye’de hayat bulacak barış iklimi, çeşitli ülkelere dağılmış milyonlarca insanın ülkelerine geri dönmeleri açısından da gereklidir. Biz komşumuz Suriye’ye dostluk elimizi daima uzattık ve uzatırız. Adil, onurlu ve kapsayıcı yeni bir toplum sözleşmesi temelinde kucaklaşan, müreffeh, bir ve bütün Suriye’nin her zaman yanında oluruz. Yeter ki Suriye, bu büyük kucaklaşmayı başlatsın ve her alanda toparlansın” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan çoğu Türkiye’de bulunan Suriyeli sığınmacıların ülkesine dönüşünü sağlayacak “büyük kucaklaşmanın” çerçevesinin nasıl olacağı hakkında ise bir değerlendirmede bulunmadı.

Hükümetin Suriye politikasını iç savaşın çıktığı 2011 yılından beri eleştiren ana muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) de Şam yönetimiyle gayrı resmi kanallardan kurduğu bağlantılarla bu ay içinde Beşar Esad-Özgür Özel görüşmesini organize etmeye çalışıyor.

Dün akşam KRT kanalında Elif Doğan Şentürk ve Zafer Arapkirli’nin sorularını yanıtlayan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Çok yakın bir zamanda heyet ile Şam ziyareti olacak. Temmuz ayı içerisinde Lübnan üzerinden gideceğim. Türkiye ile Esad’ın masaya oturup bu sorunu çözüp Avrupa’dan kaynağın bulunması için inanılmaz gayret sarf edeceğim. Bu konuda en büyük kampanyayı da yapacağız, yeter ki Türkiye’de sığınmacı meselesinden kurtulmak üzere herkes iradesini göstersin. Kayseri benzeri olayların yaşanmasının endişesiyle de bu meselenin çözülmesi lazım” dedi.

Kayseri’de uç veren ve daha sonra Hatay, Gaziantep, Antalya gibi kentlerde de yenileri meydana gelen sığınmacı karşıtı gösteriler de Erdoğan’a soruldu.

Erdoğan, “Türkiye’de de ırkçı akımlar oluşturup kardeşlik iklimini bozmayı amaçlayanlar, karanlık odaklardan aldıkları talimatları yerine getirme gayretindeler. Fakat biz bu oyunları da nasıl bozacağımızı da çok iyi biliriz. Alçakça bir hadise üzerinden kaos planlayanlara da istismarlara da müsaade etmeyiz. Kayseri’deki hadisede devletimiz üzerine düşeni yapmıştır, yapmaktadır. Bu ülkede kimsenin kendini devletin kolluk kuvvetlerinin, yargısının, hükümetinin yerine koymasına izin vermeyiz. Onlar kendi sinsi planlarının güçlü olduğunu zannedebilir, ancak bizim kardeşliğimiz, birliğimiz ve beraberliğimiz tüm oyunları bozmaya muktedirdir” dedi.

Cumhurbaşkanı, başta Azez olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) kontrolünde bulunan Suriye sahasında Türkiye aleyhtarı hareketliliğin “PKK/PYD/YPG, DEAŞ gibi örgütlerin” rahatsızlığından kaynaklandığını fakat “Suriye Geçici Hükümeti Başbakanı Abdurrahman Mustafa Bey’in devreye girmesi” sonrası olumsuz gelişmelerin sona erdiğini dile getirdi.

Erdoğan bir gazetecinin Türkiye’nin Irak merkezi yönetimiyle bu ülkedeki PKK varlığına yönelik bir harekat gerçekleştirmesi hakkında sorduğu soruya verdiği yanıtta Irak ve Suriye dosyalarını birlikte götürdüklerini ifade etti.

“Teröre aman vermeyiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gelişmeler olgunlaşmadan, belli bir noktaya gelmeden şu anda böyle bir adımı atacağız demek yanlış olur. Fakat gelişmeler ışığında eğer böylesi bir adım atmak gerekiyorsa bu yapılır. Nitekim şu anda Suriye’nin kuzeyinde olduğu gibi Irak’ın kuzeyinde de zaman zaman PKK’ya karşı darbeler vuruluyor. Güvenlik güçlerimizin eli tetiktedir. Tehdidin boyutuna göre de anlık kararları alıp uyguluyoruz. Teröre aman vermeyiz. Çünkü oralarda da münasebetlerimiz iyi. İlişkilerimiz iyi olduğu için gerek Irak’ta gerek Suriye’de bu adımları her an atarız. Biz bölgemizde bir teröristan kurdurmadık, kurdurmuyoruz ve asla kurdurmayacağız” dedi.

Bölgedeki istikrarsızlığın başta PKK/PYD/YPG olmak üzere terör örgütlerine hareket alanı sağlamasının önemli bir sorun olduğunu belirten Erdoğan, en son Irak ziyaretinde yaptığı gibi terörün “bölgedeki barışı, huzuru, istikrarı ve kalkınmayı engelleyen bir çıban başı” olduğunu da muhataplarına anlatmaya devam edeceğini ifade etti.

Paylaşın

Erdoğan İle Esad Nerede Ve Ne Zaman Görüşecek?

Recep Tayyip Erdoğan ile Beşar Esad’ın Türkiye – Suriye arasındaki ilişkilerin normalleşmesi için eylül ayına kadar üçüncü bir ülkede bir araya geleceği öne sürüldü.

Erdoğan ile Esad, görüşmenin ise hangi ülkede olacağın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Türkiye ziyareti sonrası netlik kazanacağı iddia edildi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile “görüşmeye hazırız” mesajı vermişti. İddiaya göre kritik zirve için Ankara’daki kaynaklar, kritik zirvenin startının 11 Haziran’da verildiğini söyledi.

İktidara yakın Türkiye gazetesinin haberine göre, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Moskova temasları sonrası Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, özel temsilcisi Aleksandr Lavrentyev’i Şam’a göndererek Esad’ı Şanghay İş Birliği Örgütü toplantısına katılması için ikna etmesini istedi. Esad da “Normalleşmeye hazırız” mesajı verdi, ancak Rusya’ya gelemedi.

Kaynaklar, görüşmenin Eylül 2024’e kadar yapılmasının düşünüldüğünü, zirvenin üçüncü bir ülkede yapılmasına ise kesin gözüyle bakıldığını belirtti.

Toplantının nerede yapılacağı ülkenin hangisi olacağı sorusuna verilen yanıtlar arasında ise Rusya, Körfez ülkeleri ve Irak öne çıkıyor. Habere göre Şam yönetimi, hazırlıklarını komşusu Irak’a göre yapıyor. Ankara ise sürecin sessiz yürütülmesini ve görüşmenin heyetler düzeyinde değil lider odaklı olmasını istiyor.

Ayrıca harici bir ülkenin toplantıya katılmaması talep ediliyor. Görüşmenin hangi ülkede olacağı, Rusya Devlet Başkanı Putin’in Türkiye ziyareti sonrası netlik kazanacak.

Buluşma öncesi iki ülke askerî, siyasi, ekonomik, terör ve mültecilerle ilgili konuların belirlenmesiyle alakalı karşılıklı komisyonlar kuracak. Taraflar, geçmişteki taleplerini revize edecek. Toplantıda en önemli başlıklar; Suriye’nin egemenliği, mültecilerin ülkelerine dönüşü ve PKK/YPG olacak.

Kaynaklar, Şam yönetiminin, “iyi niyet göstergesi” olarak Türk askerinin birkaç noktadan çekilmesini istediğini söyledi. Türkiye’nin ise “PKK/YPG ve DEAŞ dâhil bütün tehdit unsurlarına karşı birlikte hareket edelim” önerisinde bulunduğu aktarıldı.

Paylaşın

Erdoğan Astana’da: İsrail’in Durdurulması Lazım

Şanghay İşbirliği Örgütü Genişletilmiş Oturumu’nda konuşan Erdoğan, “16 binden fazla masum çocuğun altında can verdiği yıkıntılar, esasen meşruiyetini kaybeden uluslararası sistemin enkazıdır. Gazze’deki yıkıma son verilmesi için İsrail’in durdurulması lazım” dedi ve ekledi:

“İsrail’in durdurulması, kalıcı ateşkesi kabul etmeye zorlanması lazım, bunun için de İsrail yönetimi üzerindeki baskının artırılarak sürdürülmesi gerekiyor… Karamsarlığa kapılmadan küresel adalet için seslerini yükselten ilkeli ülkeler var. Türkiye olarak güçlünün haklı olduğu değil haklının güçlü olduğu, ekonomik eşitsizliklerin üzerine giden, barış, güvenlik, istikrar ve refah üreten etkili ve tüm insanlığı kucaklayıcı bir uluslararası sistemin inşası için tüm engellemelere rağmen çalışıyoruz.

Erdoğan, konuşmasının devamında, “Amacımız, insanı ve insani değerleri merkeze alan girişimci diplomasi anlayışıyla bölgemizde ve ötesinde bir barış kuşağı tesis etmektir… Gazze’ye gönderilen yardımların üçte birini Türkiye olarak biz üstlendik. Yaklaşık 620 ton insani yardım taşıyan 20’inci iyilik trenimiz 12 Haziran’da Afganistan’a ulaştı” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Astana’da Şanghay İşbirliği Örgütü Genişletilmiş Oturumu’nda konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şu şekilde:

Aziz kardeşim Tokoyev’e nazik davetleri için teşekkür ediyorum. Zirve için belirlenen “Sürdürülebilir Barış ve Kalkınma Arayışı’nda Çok Taraflı Diyalogun Güçlendirilmesi” teması son derece isabetli olmuştur. Kural temelli uluslararası sistemin sütunlarının sarsılmakta olduğu bir dönemden geçiyoruz.

Terörizm, İslam ve yabancı düşmanlığı, düzensiz göç, iklim değişikliği, enerji ve gıda güvenliği ile tedarik zincirlerindeki aksamalar gibi meydan okumalar, yaşanan jeopolitik sarsıntıların şiddetini artırıyor. Bunun en son ve acı örneği hepimizin gözleri önünde Gazze başta olmak üzere işgal edilmiş Filistin topraklarında sergilenmektedir.

16 binden fazla masum çocuğun altında can verdiği yıkıntılar, esasen meşruiyetini kaybeden uluslararası sistemin enkazıdır. Gazze’deki yıkıma son verilmesi için İsrail’in durdurulması lazım. İsrail’in durdurulması, kalıcı ateşkesi kabul etmeye zorlanması lazım, bunun için de İsrail yönetimi üzerindeki baskının artırılarak sürdürülmesi gerekiyor.

Karamsarlığa kapılmadan küresel adalet için seslerini yükselten ilkeli ülkeler var. Türkiye olarak güçlünün haklı olduğu değil haklının güçlü olduğu, ekonomik eşitsizliklerin üzerine giden, barış, güvenlik, istikrar ve refah üreten etkili ve tüm insanlığı kucaklayıcı bir uluslararası sistemin inşası için tüm engellemelere rağmen çalışıyoruz. Amacımız, insanı ve insani değerleri merkeze alan girişimci diplomasi anlayışıyla bölgemizde ve ötesinde bir barış kuşağı tesis etmektir.

Gazze’ye gönderilen yardımların üçte birini Türkiye olarak biz üstlendik. Yaklaşık 620 ton insani yardım taşıyan 20’inci iyilik trenimiz 12 Haziran’da Afganistan’a ulaştı.

Türkiye terörün kanlı yüzünü çok iyi tanıyan bir ülkedir. Terörizmin farklı biçimleri ile 40 yıldır mücadele ediyoruz. Terörle mücadele tecrübemiz uluslararası işbirliğinin elzem olduğunu gösteriyor. 4 milyondan fazla yerinden edilmiş insana ev sahipliği yapıyoruz. Uluslararası toplumunda sorumluluk bilinci ile hareket etmesi gerektiğini dile getiriyoruz. Yeniden Asya girişimimizle Asya ile ilişkilerimizi güçlendirmeyi hedefliyoruz.”

“Asya ile yakınlaşmak istiyoruz”

Erdoğan, Astana’daki temasları kapsamında, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile bir araya geldi. Zirvenin yapıldığı Bağımsızlık Sarayı’ndaki görüşme, basına kapalı gerçekleştirildi. Görüşmede, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de yer aldı.

Görüşmenin ardından açıklama yapan Erdoğan, şunları ifade etti: “Yaşanan jeopolitik sarsıntıların şiddeti artıyor. Bunun en önemli örneği Gazze’de. Yaklaşık 40 bin masum hayatını kaybetti. Bu yıkımın önlenmesi için İsrail’in durdurulması, kalıcı ateşkesin ilan edilmesi gerekiyor.

İsrail üzerinde uluslararası baskıların artması lazım. Küresel adaletsizlikleri ortadan kaldıran, barış, güvenlik, refah üreten uluslararası bir sistemin kurulması için tüm engellemelere rağmen çalışıyoruz… Bölgemizde ve ötesinde bir barış kuşağı tesis etmek istiyoruz.

Türkiye, terörizmin PKK, PYD, FETÖ gibi yüzleriyle 40 yıldır mücadele ediyor. Bu kapsamda Şangay İşbirliği Teşkilatı’yla koordinasyonumuzu daha çok güçlendirmeye hazırız. Türkiye olarak geçici koruma altındaki Suriyeliler de dahil olmak üzere 4 milyon insana ev sahipliği yapıyoruz.

İnsani yardımlar bu sorunlarda temel araçlardan biri. Uluslararası toplumun ilkeli bir mensubu olarak, Türkiye önemli bir güç çarpanıdır. Asya ile ilişkilerimiz her alanda yarar ekseninde güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bu teşkilatla ilişkilerimizi geliştirmeye önem veriyoruz.”

Paylaşın

Erdoğan’dan “Suriye’de Çözüm İçin İşbirliğine Hazırız” Mesajı

Vladimir Putin ile Astana’da bir araya gelen Erdoğan, başta Suriye iç savaşı olmak üzere terör örgütleri için elverişli alan oluşturan istikrarsızlıkların sonlandırılması için somut adımlar atılmasının önemini ortaya koydu.

Haber Merkezi / Erdoğan, Türkiye’nin çözüm için işbirliğine hazır olduğunu kaydetti. Erdoğan, Türkiye’nin, Rusya ile Ukrayna arasında devam eden savaşın önce ateşkes, ardından barışla sona erdirilmesi için uzlaşı zeminini oluşturabileceğini, iki tarafı da memnun edebilecek adil bir barışın mümkün olduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü 24’üncü Devlet Başkanları Zirvesi nedeniyle bulunduğu Kazakistan’ın başkenti Astana’da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir araya geldi.

Yaklaşık bir saat sürdüğü belirtilen görüşmede Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç’ın da yer aldığı kaydedildi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Türkiye ile Rusya ilişkilerinin yanı sıra Ukrayna-Rusya savaşındaki son durum, İsrail’in Filistin topraklarındaki saldırıları, Suriye’deki gerilimde çözüm arayışları ve terörle mücadele konuları değerlendirildi.

Türkiye’nin, bölgesinde ve dünyada barışın tesisi için çaba göstermeye devam edeceğini vurgulayan Erdoğan, Türkiye’nin, Rusya ile Ukrayna arasında devam eden savaşın önce ateşkes, ardından barışla sona erdirilmesi için uzlaşı zeminini oluşturabileceğini, iki tarafı da memnun edebilecek adil bir barışın mümkün olduğunu ifade etti.

İsrail’in Filistin topraklarındaki saldırıları ve Lübnan’a yönelik tehditlerinin bölgesel ve küresel barış ile huzuru hedef aldığına işaret eden Erdoğan, çatışmaların yayılmasının en büyük zararı bölge ülkelerine vereceğini, uluslararası toplumun artık İsrail’in durdurulmasına odaklanması gerektiğini vurguladı.

Türkiye’nin, sınırlarının hemen ötesinde bir teröristan kurdurmamakta kararlı olduğunun altını çizen Erdoğan, başta Suriye iç savaşı olmak üzere terör örgütleri için elverişli alan oluşturan istikrarsızlıkların sonlandırılması için somut adımlar atılmasının önemini ortaya koydu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin çözüm için işbirliğine hazır olduğunu kaydetti.

Vladimir Putin’e Türkiye daveti

Erdoğan, görüşmenin basına açık kısmında yaptığı konuşmada, “Dostumla, uzun bir süredir görüşemedik. Telefon diplomasisiyle görüşmelerimiz oldu ama bu arada arkadaşlarımız sürekli irtibat halindeydi. İçişleri, Hazine ve Maliye, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlarımız irtibatlarını sürekli sürdürdüler” ifadesini kullandı.

Türkiye ile Rusya’nın birlikte Akkuyu Nükleer Santrali’ni yaptığını anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti: “Tabii bütün arzumuz onu bir an önce devreye almak, bitirebilmek. Sinop Nükleer Enerji Santrali ile ilgili görüşmelerimiz var. Bu konuda ciddi adımlar atabileceğimize inanıyoruz. Bu konuyla ilgili Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız muhatabıyla görüşmelerini sürdürüyor.

Bu görüşmelerle birlikte de tabii bu arada özellikle BOTAŞ ve Gazprom arasındaki ilişkiler samimi bir havada devam ediyor. Sizin de ifade ettiğiniz gibi yani, 55 milyar dolarlık bu hacim bizim için çok çok önemli değil. Bizim hedefimiz 100 milyar doları yakalamaktı. Bu 100 milyar dolara ulaşabileceğimize inanıyorum. Bu konuda böyle bir potansiyele de sahibiz.”

Turizm noktasında yaklaşık 7 milyon Rus turistin Türkiye’ye gelmesinin çok önemli olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şunları söyledi: “Rus turistlerin Türkiye’de ağırlanması önem arz ediyor. Bu konudaki samimiyetimiz aynı kararlılıkla devam ediyor. Bunu aynı şekilde devam ettireceğiz. Yeter ki Rus turistler Türkiye’den memnun kalsınlar. Destinasyon olarak iyiyiz, güçlüyüz, bunu aynı şekilde de devam ettireceğiz. Rusya-Türkiye arasındaki bu sıcak ilişkinin ötesinde tabii, ben sizleri de en kısa zamanda ülkemde ağırlamayı bekliyorum.”

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye muhakkak geleceğini dile getirdi.

Paylaşın

Erdoğan, Kabineye Ve Parti Yönetimine ‘Neşter Vurmaya Devam Edecek’

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde ikinci parti konumuna gerileyen AK Parti’de Erdoğan, seçim yenilgisinin ilk faturasını üç ay sonra Mehmet Özhaseki ve Fahrettin Koca’ya kesti.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun parti kulislerinden edindiği bilgilere göre; Erdoğan’ın, ilerleyen günlerde de hem kabineye hem de parti yönetimine “neşter vurmaya devam edeceği” konuşuluyor.

Yedi il başkanlığında görev değişimi yaşandıktan sonra kulislerde değişimin önce AKP yönetiminde olacağı konuşuluyordu. Ancak geçen haftalarda Kızılcahamam’daki milletvekilleri kampında, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile AKP Antalya Milletvekili Tuğba Vural Çokal ile yaşadığı tartışma sonrasında Erdoğan’ın “kabinede değişim” istediği belirtiliyor. Çokal, söz konusu toplantıda, özel hastanede bir yakınını kaybettiğini anlatmış ve bakanlığın özel hastaneler konusunda yeterli denetimi yapamadığını söylemişti. Bakan Koca da Çokal’a, “O sağlık müdürü sizin talebinizle atandı. Sorumluluğu bize atamazsınız” şeklinde yanıt vermişti.

İktidar kanadında Bakan Koca’nın görevden el çektirilmesinin “sürpriz olmadığına” dikkat çekiliyor. AKP’nin özellikle iktidara geldiği yıldan 2014 yılına değin sağlık alanındaki reformlara büyük ağırlık verdiği, 2014 yılından sonra da bu reformların devamı niteliğinde icraatları gerçekleştirmek için adım attığı belirtilerek son dönemde sağlık alanında yaşanan sıkıntıların sürekli gündeme geldiğine işaret ediliyor.

MHRS’den randevu alınamaması, doktor başına düşen hasta sayıları, devlet hastanelerinden randevu alamayan hastaların özel hastanelere gitmek durumunda kalması gibi şikâyetlerin toplumun hemen hemen her kesiminde yaygın olarak dillendirilmeye başlandığına dikkat çekiliyor. AKP’nin yerel seçimler sonrasında seçim yenilgisinin nedenlerini tespit etmek için yaptığı tüm toplantılarda, partililerin sahada en fazla “sağlık sistemindeki sorunlar nedeniyle zorluk yaşadıklarını” belirttikleri, Erdoğan’ın yaşanan sorunları tek tek not aldığı belirtiliyor.

Sürpriz olmadı

Daha önce de Bakan Koca’ya sorunların giderilmesi yönünde talimatlar verdiği ancak atılan adımların yeterli olmadığı, COVID-19 salgını döneminde pek çok kez istifa etmek istediği belirtilen Koca’nın bu kez Erdoğan tarafından istifasının istendiği kaydediliyor. AKP’de, Koca’nın görevden alınması ise “Sürpriz olmadı” şeklinde yorumlanıyor.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’nin de istifası istendi. Yerine ise eski bakan ve İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adayı Murat Kurum getirildi. Ancak AKP kulislerinde, Özhaseki ile ilgili başka iddialar da konuşuluyor. Bu iddialardan birinin özellikle yerel seçimlerde İstanbul’un kaybedilmesinin ardından Erdoğan’ın, Özhaseki’ye, “Kentsel dönüşümü anlatamadın” diyerek kızdığı ve seçim yenilgisinde “Özhaseki’nin de payı olduğunun düşünüldüğü” kaydediliyor.

Özhaseki’nin istifasının istenmesinde “deprem konutları ihalelerinin AKP’ye yakın işadamlarına verilmemesinin de gerekçe olarak gösterildiği” ileri sürülüyor. Bu nedenle de Özhaseki’nin, Resmi Gazete’yi beklemeden sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Ne kendimin ne de çocuklarımın boğazından haram bir lokma geçmemesine yönelik hassasiyetimi hep diri tuttum” ifadelerine yer verdiği iddia ediliyor.

Haberin tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Suriye İle Normalleşme: Erdoğan’dan “Görüşmekten İmtina Etmeyiz” Açıklaması

Kabine toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan Erdoğan, “Biz demokratik, müreffeh ve güçlü Suriye görmek istiyoruz. Evlerini terk etmek zorunda kalmış milyonlar için Suriye’nin güvenli bir hale gelmesini herkesten çok biz arzu ediyoruz” dedi ve ekledi:

“Biz ayrılıkları derinleştirme yerine, ortak paydayı büyütmenin derdindeyiz. Dış politikada da sıkılı yumrukların açılmasında büyük fayda olduğuna inanıyoruz. Bunun için kiminle görüşülmesi gerekiyorsa geçmişte olduğu gibi görüşmekten imtina etmeyiz.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Kabine Toplantısı sona erdi. 2 saat 40 dakika süren toplantının ardından Erdoğan açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Kabinede revizyon: Her iki bakanımızın da seleflerinden devraldıkları hizmet bayrağını çok daha ileriye taşıyacaklarına inanıyorum. Mehmet Özhaseki kardeşimiz ile Fahrettin Koca kardeşimize emek, fedakârlıkları ve milletimize yaptıkları hizmet için teşekkür ediyorum. Her iki arkadaşımızla inşallah yakın temas halinde olmaya devam edeceğiz.

Bayram tatili: Bayram tatilinin 9 gün olması, okulların da kapanmasıyla vatandaşlarımız memleketlerine, tatil bölgelerine gönül huzuruyla seyahat etti. Vatandaşlarımızın yolculuklarını güven ve huzur içinde gerçekleştirmesini temin etmek için çalışan tüm personelimize teşekkür ediyorum. Vatanımızın bekası, insanlarımızın güvenliği için yurt dışı ve yurt içinde kahramanca görev yapan askerlerimizin tek tek gözlerinden öpüyorum.

Orman yangınları: Çeşitli nedenlerden kaynaklanan anız ve orman yangını haberleriyle sarsıldık. Diyarbakır Çınar ve Mardin Mazıdağı’ndaki yangında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Yaz mevsiminin her geçen yıl sıcak ve kurak geçmesiyle yangın riski de aynı oranda artıyor. Ülkemizin akciğerlerini yakan felaketlere baktığımızda ihmal ve kastı görüyoruz.

Bölücü terör örgütün de orman yangınları yaktığını biliyoruz. Orman yangınlarıyla etkin mücadele konusunda önemli adımlar attık. 26 uçak, 105 helikopter, 5 binden fazla kara aracılığı ile bu mücadeleyi sürdürüyoruz. Üzerindeki ekipmanları da en ileri teknolojiyle yeniledik. Halihazırda 14 Bayraktar TB2 İHA’mızla yeşil vatanı 7 gün 24 saat izliyoruz. Dünyada orman yangınlarıyla mücadelede İHA kullanan 2 ülkeden biriyiz.

776 kulemizle ormanlarımızı sürekli takip ediyoruz. İlk defa dönemimizde yapılan havuz ve göletle araçlarımızın su ihtiyacını hızla karşılıyoruz. Yapay zeka tabanlı sistemler başta olmak üzere pekçok teknolojik imkanlar gücümüze güç katmaktadır. Gece gündüz demeden yangınlara karşı cansiperhane mücadele eden bütün kahramanlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Yaz sıcaklarının artık çok yoğun yaşandığı günlere girdik. En ufak ihmalin büyük zararlara sebep olacağını unutmayalım.

Tarım destekleri: Önceki ay çiftçilerimizle buluşmamızda tarım alanında son 21 yılda nereden nereye geldiğini rakamlarla tek tek ortaya koyduk. Hükümetlerimizin tarım politikalarını eleştirenlerin çoğu bilgiden ziyade önyargılarla hareket etmektedir. Her mesele gibi maalesef tarım konusuna da istismar malzemesi olarak bakıyorlar. Bunlar öyle seçim meydanlarında dalga konusu yapılacak işler değildir. Tarım ciddi uğraştır.

Çok stratejik sektördür. Hükümet olarak tarıma sektörün ciddiyetine, önemine uygun anlayışla yaklaştık. Çifti kardeşlerimizin alınterlerinin hakkını daima vermeye başladık. 1 trilyon 364 milyar lira son 21 yılda tarım desteği verdik. 56 milyar lira destek ödemesi yaptık. Yıl sonunda bu rakam 91,5 milyara çıkacak. Yaş çay alım fiyatının yanında üreticilerimize destekleme primi uygulamasını ilk kez biz başlattık. Üreticimizi korumak için yeni çay fabrikaları yaparak Çaykur’un kapasitesini yine biz artırdık.

Buğday fiyatlarında dünya piyasasının bir hayli üzerindeyiz. Yurt dışı ekmekli buğday fiyatı yerinde ton başına 248 dolardır. Toprak Mahsulleri Ofisi alım fiyatı ton başına 359 dolar olup dünya fiyatlarından 89 dolar yüksektir. Hasat döneminde üreticimizi koruma amacıyla dahilde işleme rejimiyle hububat ithalatını 15 Ekim’e kadar durdurduk. Üretici maliyetlerinin düşürülmesine katkı sağlamak amacıyla vereceğimiz fark ödemesi 29 milyar liradır. Toplam tarımsal destek bütçemizin yaklaşık dörtte birini, buğday ve arpa üreticilerimizin maliyetine katkı amacıyla kullanıyoruz.

Toprak Mahsülleri Ofisimiz alımla ilgili süreçleri titizlikle yürütüyor. Ofis hububat teslim eden üreticilerimizin ödemelerine başladı. İlk etapta 6 Haziran’a kadar ürün verenlerin ödemeleri hesaplarına yatırıldı. Aldığımız bütün tedbirlerine rağmen çiftçimizin, üreticimizin memnuniyetsizliği, şikayeti olabilir. Bunları da Cumhurbaşkanı olarak şahsen takip ediyorum. Bakanlarımıza gerekli talimatı veriyorum. Milletin efendisi olan çiftçimizin mağduriyetine izin vermeyiz. Son 21 yıldır iyi ve kötü gününde nasıl çiftçimizin yanında olduysak bundan sonra da yanlarında olacağız.

Suriye ile normalleşme: Türkiye stratejik önemi fevkalade yüksek, 3 kıtanın kavşak noktası olan bir coğrafyada bulunuyor. Medeniyetlerin beşiği olmuş, paylaşım kavgasının tam merkezinde yer almış bir bölgedeyiz. Böyle bir coğrafi konum ülkemize siyasi, ekonomik, avantajlar sağlamanın yanında tehditleri de beraberinde getirmektedir. Soğuk savaş döneminde bloklararası rekabetin yoğunlaştığı yerlerden biri Türkiye’nin merkezinde olduğu coğrafyada idi. Suriye krizi en fazla bizim bölgemizi etkiledi.

7 Ekim’den bu yana İsrail’in Gazze’de soykırıma varan katliamlar yine bizlerin yüreğini yakıyor. Batılı güçlerin desteğini arkasına alan İsrail’in gözünü komşularına diktiğini görüyoruz. Şunu bir defa çok net ifade etmek isterim. Batı dünyası destek verdikçe, İslam alemi sessiz kaldıkça, Netanyahu denen caninin bölgemizi ateşe sürükleme pahasına işgal politikasına devam edeceği anlaşılıyor. Gazze krizinin Gazze ile sınırlı kalmayacağını, İsrail zulmünün vahim sonuçları olabileceğini sık sık dile getirdik. Gerek İran’da yaşanan füze gerilimi gerekse İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları maalesef kaygılarımızı haklı çıkardı.

Buradan şu uyarıyı yapmak durumundayım; karşımızda devlet adamı vasfının asgari şartları taşımayan, gözü dönmüş, aklını vicdanını kaybetmiş bir katil vardır. Bu zalim siyasi ömrünü uzatmak adına kendi vatandaşlarının güvenliğini dahi hiçe saymaktadır. İsrail saldırganlığı durdurulmadıkça Türkiye dahil bölgemizde hiçbir devlet kendini emniyette hissedemez. Bu durum Lübnan ve Suriye olmak üzere tüm ülkeler için geçerlidir. Ankara’nın güvenliğini Gazze’nin, Kudüs’ün, Ramallah, Amman, Bağdat’ın huzur ve güvenliğinden ayrı göremeyiz.

Dış politikada atacağımız adımları bu gerçekler ekseninde planlıyoruz. Hedefimiz doğru, akıllı, uzun vadeli hamlelerle bu mücadeleden ülkemizi kayıpsız, hatta kazançlı çıkarmaktır. Ne yapıyorsak bunun için yapıyoruz. Barışı, diyaloğu, diplomasiyi en üst seviyede devreye almamız gereken günlerden geçiyoruz. Aynı coğrafya ve kaderi paylaştığımız devletlerle karşılıklı diyalog zeminini güçlendirmemiz önem arzediyor. İslam ülkeleri arasında dayanışmayı artırmamız son derece mühimdir. Bu anlayışla komşularımızdan başlayarak bölgemizdeki tüm aktörlerle münasebetlerimizi ilerletmeye gayret ediyoruz. Bu çabalarımızın somut çıktılarını birçok yerde gördük.

Komşumuz Suriye’de 13 yıldan fazla sürede devam eden 1 milyon insanın hayatına malolan itilafa siyasi çözüm bulmak için çok uğraştık. Farklı kanallarla daha fazla kan dökülmesinin önüne geçmeye çalıştık. Sahada bazı konularda müspet neticeler de aldık. Sulhe ve sükunete hizmet edecek ilave adımların atılması mümkündür. Kimsenin toprağı ve egemenliğinde gözümüz yoktur. Suriye’nin milli birliğinin korunması Türkiye’nin de önceliğidir. PKK’ya kurdurulmak istenen terör devletine en ağır darbeyi sınır ötesi harekatlarla Türkiye indirmiştir. Biz demokratik, müreffeh ve güçlü Suriye görmek istiyoruz.

Evlerini terk etmek zorunda kalmış milyonlar için Suriye’nin güvenli bir hale gelmesini herkesten çok biz arzu ediyoruz. Biz ayrılıkları derinleştirme yerine, ortak paydayı büyütmenin derdindeyiz. Dış politikada da sıkılı yumrukların açılmasında büyük fayda olduğuna inanıyoruz. Bunun için kiminle görüşülmesi gerekiyorsa geçmişte olduğu gibi görüşmekten imtina etmeyiz. Elbette Türkiye’nin güvenliğini referans alacağız. Türkiye dostlarını yarı yolda bırakan bir devlet değildir, olmayacaktır. Tek parti zihniyeti Azerbaycanlı kardeşlerimizi Sovyetlere teslim ederek ülkemize Boraltan köprüsü faciasını yaşatmıştı. Tam 76 yıl bu facianın mahçubiyetini yüreğimizde hissettik.

Kayseri: Sollingen’de evlatlarını ırkçı teröre şehit vermiş bir millet olarak bize yakışmayan, inancımız, kültürümüz, medeniyet değerlerimizle asla bağdaşmayan sahnelerin yaşanmasına göz yummayız. Kamu düzeni kırmızı çizgimizdir. Bu hassas çizginin yok sayılmasına, çiğnenmesine eyvallah demeyeceğiz. Geçmişte etki ajanları ve provokatörler eliyle ülkemize hangi bedellerin ödetildiğini gayet net hatırlıyoruz. Kayseri’de iğrenç ve rezil bir taciz vakası üzerinden aynı kaos planı tezgahlandı.

İkinci perde ise Suriye’nin kuzeyinde sergilendi. Bunları kimin yazdığını çok çok iyi biliyoruz. Ne biz ne Suriyeli kardeşlerimiz bu sinsi tuzağa düşmeyeceğiz. Irkçı vandallığa ve provokasyonlara boyun eğmediğimizi altını çizerek söylemek istiyorum. Kimse kendini polisin, hakimin devletin yerine koyamaz. Kayseri’deki olaylar sonrasında ortalığı yakıp yıkan, polisimize saldıran 474 provokatör gözaltına alındı. Dün Suriye Milli Ordusu güçleri ve güvenlik kuvvetlerimiz kışkırtmalara gerekli müdahalelerde bulundu.

Suriye Geçici Hükümeti şanlı bayrağımıza yönelik saldırıları lanetlediğini ifade etmiştir. İstihbarat birimlerimiz sınırın öte tarafındaki ortaklarıyla çok titiz bir çalışma yürütmektedir. Hangi kirli ellerin bu işlerin arkasında olduğunu mutlaka ortaya çıkaracağız. Türkiye’nin Suriye’deki mevcudiyeti teröristan kurma hayallerinin önündeki bariyerdir. Silahlarının namlusu ülkemize çevrili eli kanlı caniler orada var oldukça ülke ve milletimizin güvenliğini sağlamaya devam edeceğiz. Bölücü terör tehdidi ortadan kalktıkça elbette üzerimize düşeni yaparız.

Bizim kimsenin toprağında gözümüz yok. Kimsenin egemenliğinde gözümüz yok. Biz yalnızca bölücü niyetlere karşı vatanımızı koruyoruz ve koruyacağız. Türkiye Gazze krizindeki başarılı imtihanı Suriye meselesinde de vermiştir. En zor günlerinde Suriyeli muhacirlere ensar olmanın gururunu iftiharla taşıyacağız. 13 yıldır ülkemizin şefkat şemsiyesi altında olan mazlumları sıkıntıya sokacak hiçbir eyleme girişmeyiz. Suriyeli kardeşlerimizin, güvenli ve onurlu dönüşlerini hep teşvik ettik. 670 bin kişi geri döndü. Katar’ın da desteği ile hayata geçirdiğimiz konut projeleri tamamlanınca bu sayı inşallah 1 milyon olacak. Arzu eden herkesin gönüllü, huzurlu vatanlarına dönüşünü tesis edebilirsek ne mutlu bize. Akıllı, insani bir çerçevede geri dönüşü bir çerçeveye kavuşturacağız.

Erken seçim tartışmaları: 14-28 Mayıs’ta yasama ve yürütmede son sözünü söyleyen milletimiz 31 Mart’ta da yerel yönetimlerde kimleri başında görmek istediğini belirtmiştir. Seçimler elbette demokrasinin bayramı, şölen günüdür. Tarihimizde sandıkta tezahür eden iradeyi yok sayanların olduğu da ülkemizin bir gerçeğidir. Kimi zaman sandığın itibarına gölge düşürerek yaptılar, kimi zaman seçmene hürmetsizlik ederek yaptılar. Son dönemde bu kibirli tavrın, seçmen iradesinin yok sayma aymazlığının yeniden nüksettiğini görmekteyiz.

Erken seçim tartışmalarına bu zaviyeden bakılması gerektiği kanaatindeyiz. Bu tartışmalar muhalefet cephesindeki iç savaşın dışa yansımasından ibarettir. Cumhurbaşkanlığı sisteminde erken seçim yoktur. Bunun yerinde seçimlerin yenilenmesi kararı alınması vardır. Hiçbir temeli olmayan bu tarz sahte gündemlerle muhalefet kendi içindeki bilek güreşini perdelemeye çalışmaktadır. Biz sadece ve sadece işimize odaklanıyoruz.

Türkiye son 1 yılını seçim gündemiyle geçirmişken bölgemizde hergün yeni bir kriz, çatışma patlak verirken, dünya belirsiz girdabında sürüklenirken, ülkemizin ve milletimizin çözülmesi gereken meselesi var iken, sırf eski ve yeni takım arkadaşlarına çalım atmak için bu tür şartlara meyledilmesini doğru bulmuyoruz. İş dünyasından siyasetçisine, esnafından memuruna, ev hanımından öğrencisine kadar herkes planını programını buna göre yapmalıdır. Fuzuli gündemlerin peşine takılmadan milletin emanetini vermeye gayret edeceğiz.

Bu akşam Avusturya karşısında çeyrek final mücadelesi verecek A milli futbol takımımıza Rabbimden başarılar diliyorum. Bizim çocukların Rabbim ayaklarına taş değdirmesin, yolları ve bahtları açık olsun.”

Paylaşın

Erdoğan’dan “31 Mart Seçimleri” Yorumu: Muhasebemizi Yaptık, Yapıyoruz

31 Mart seçimlerine değinen Erdoğan, “Seçimlerde muhalefet tamamen ucuz popülizme dayalı bir kampanya yürüttü. Deprem riski gibi sorunlar için ortaya hiçbir somut çözüm koymadılar. Son seçimde muhalefet ekonomideki sıkıntıları da istismar etti” dedi ve ekledi:

“31 Mart seçimlerinde Cumhur İttifakı yüzde 40.5 oy oranına ulaşmıştır. Çok boyutlu olarak muhasebemizi yaptık ve yapıyoruz. Hatayı da kusuru da kendimizde arıyoruz. Bu hassas süreci bir kuyumcu titizliğiyle gerçekleştireceğiz. Tüm kademelerde gereken adımları atmayı kararlılıkla sürdüreceğiz.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Yerel Yönetimler İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Burada bulunan tüm belediye başkanlarımıza teşekkür ediyorum. İnşallah bundan sonra farklı toplantılarla da sık sık bir araya geleceğiz. Bundan tam 30 yıl önce millete hizmet mücadelemize yerelden başladık. Politikalarımızı önce belediyelerdeki uygulamalarla ortaya koyduk. Kendimizi önce belediyelerle ispat ettik.

Siyaseten normalleşme: AK Parti’nin en büyük referans kaynağı yerel yönetimlerdir. AK Parti birikimi ile referanslarıyla sadece Türkiye’nin değil tüm dünyanın en yetkin en donanımlı siyasi hareketidir. Rakiplerimiz bile bizi taklit etmeye bizden kopya çekmeye başladı. Bir nevi siyasi rakiplerimize koçluk yapıyoruz. Dünya değişirken bizim de değişime daha hızlı adapte olmamız gereken başlıklar vardır.

31 Mart seçimleri: Son seçimlerde muhalefet tamamen ucuz popülizme dayalı bir kampanya yürüttü. Deprem riski gibi sorunlar için ortaya hiçbir somut çözüm koymadılar. Son seçimde muhalefet ekonomideki sıkıntıları da istismar etti. 31 Mart seçimlerinde Cumhur İttifakı yüzde 40.5 oy oranına ulaşmıştır. Çok boyutlu olarak muhasebemizi yaptık ve yapıyoruz. Hatayı da kusuru da kendimizde arıyoruz. Bu hassas süreci bir kuyumcu titizliğiyle gerçekleştireceğiz. Tüm kademelerde gereken adımları atmayı kararlılıkla sürdüreceğiz.

Seçimler bitince muhalefet vaat yağmurunun da sonuna geldi. Ucuzlatacağız dediler ama kendi partilileri bile isyan etmeye başladı. Belediye binalarını, LGBT paçavralarıyla donatmak dışında herhangi bir icraatları olmadı. Muhalefetin siyaset anlayışında köklü bir değişim yaşanmazsa korkarım önümüzdeki 5 yıl boyunca benzer hadiselere yeniden şahitlik edeceğiz.

Muhalefet içindeki radikal unsurların da kışkırtmasıyla 28 Şubat dönemini anımsatan uygulamalar yeniden devreye alınmak isteniyor. Buna müsaade edilmemeli. Muhalefetin aklıselim sahibi aktörlerinden, eski Türkiye’nin kötü hatıralarını tekrar canlandıran sahnelerin önüne geçilmesi noktasında çaba bekliyoruz.

Kayseri: Dün Kayseri’de küçük bir grubun yol açtığı müessif olayların sebeplerinden biri, muhalefetin zehirli söylemleridir. Siyasi kazanım uğruna nefret siyasetine tevessül edilmesini acizlik olarak görüyoruz. Toplumda yabancı düşmanlığı ve sığınmacı nefretini körükleyerek hiçbir yere varılamaz. Vandallıkla sokakları ateşe vermek kabul edilemez.

Sokak hayvanları: Milletimizi bizar eden başıboş köpek sorunu olmak üzere, şu an ülkemizin gündeminde olan meseleleri kati bir çözüme kavuşturacağız. Son rötuşlarını yaptığımız düzenlemenin yasalaşmasıyla yerel yönetimlere büyük sorumluluk düşecek. Biz de gereken desteği sağlayacağız.”

Paylaşın