CHP’de “Mutlak Butlan” Tartışmaları: Kim Ne Dedi?

CHP’de (Cumhuriyet Halk Partisi) “mutlak butlan” tartışmaları, 4 – 5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Kurultay ve 6 Nisan 2025 tarihli 21. Olağanüstü Kurultay’ın iptali için açılan davalar etrafında yoğunlaşmış durumda.

Kurtuluş Aladağ / Bu davalar, kurultaylarda “usulsüzlük” ve “şaibe” iddialarıyla gündeme gelmiş, mahkeme tutanağına “mutlak butlan” ifadesinin girmesi ile birlikte tartışmalarda alevlenmiştir.

Mutlak butlan, bir hukuki işlemin baştan itibaren kanuna, kamu düzenine veya ahlaka aykırı olması nedeniyle geçersiz sayılması anlamına gelir ve bu durumda kurultaylar hukuken hiç yapılmamış kabul edilebilir.

CHP yönetimi, mutlak butlan kararının partiyi zayıflatmak için siyasi bir hamle olduğunu savunurken, Kemal Kılıçdaroğlu’nun “kayyuma bırakmam” çıkışı, İmamoğlu, Yavaş ve Özel cephesinde sert tepkilere yol açarken, parti içinde de bölünme endişesi artmış durumda.

Kılıçdaroğlu: CHP kayyuma teslim edilemez

CHP’nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, mahkemeden mutlak butlan kararı çıkması durumunda partinin başına döneceğini belirtmiş ve bu kararı tanımamanın hukuki bir karşılığı olmadığını vurguladı. Kılıçdaroğlu, partinin kayyuma teslim edilmesi riskine karşı, “CHP kayyuma teslim edilemez. CHP’nin DNA’sı ile oynanıyor, buna izin veremem” dedi.

Kılıçdaroğlu, kendisini ziyaret eden CHP’lilere, “Ne atamaları yapabilirler, ne faturaları ödeyebilirler, genel merkezde kim varsa bunları o yapar” diyerek görevi kabul edeceğini ifade etti. Kılıçdaroğlu ayrıca, “Umarım böyle bir karar çıkmaz, ama çıkarsa partiyi kayyuma bırakmam” diyerek kararlı bir duruş sergiledi.

Özel: CHP’yi kurultayda seçilmemiş kimse yönetemez

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kılıçdaroğlu’nun olası mutlak butlan kararını kabul etmesinin “tarihsel bir hata” olacağını savunmuş ve “CHP’yi kurultayda seçilmemiş kimse yönetemez” dedi. Özel, Siyasi Partiler Kanunu’nda kayyım değil, çağrı heyeti olduğunu ve 40 gün içinde yeni bir seçim yapılabileceğini belirtti.

Özel ayrıca, “Kayyıma da butlana da partiyi bırakmayız” diyerek mevcut yönetimin partiyi koruma kararlılığını vurguladı.

İmamoğlu’nda Kılıçdaroğlu ve destekçilerine uyarı

Tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nde Kılıçdaroğlu’nun mutlak butlan kararını kabul etme tavrına sert tepki gösteren Ekrem İmamoğlu, “Büyük bir ihanete uğrama duygusuyla karşı karşıyayım. Çok içimi yaktı” diyerek hayal kırıklığını dile getirdi.

Ekrem İmamoğlu ayrıca, “Mutlak butlan hevesinde olanlar utançla hatırlanır, lanetlenirsiniz. Ailenize ve çocuklarınıza temiz bir isim bırakmak istiyorsanız bu yoldan geri dönün” diyerek Kılıçdaroğlu ve destekçilerine uyarıda bulundu.

Yavaş’tan Kılıçdaroğlu’na uzlaşma çağrısı

Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyaret eden heyet arasında yer aldı ve onun “Partiyi kayyuma teslim etmem” sözlerine tepki gösterdi. Yavaş’ın “Bu yaptığınız CHP’yi böler. Bunu yaparsanız siyasetten çekilirim” diyerek rest çektiği iddia edildi. Mansur Yavaş, partinin bölünmemesi ve bütünleşmesi gerektiğini savunarak Kılıçdaroğlu’na uzlaşma çağrısı da yaptı.

Hukukçular ne dedi?

Eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk,  siyasi partilere kayyım atanmasına yönelik yasal bir hüküm olmadığını, sadece çağrı heyeti atanabileceğini belirtti. Türk, çağrı heyetinin görevinin partiyi kurultaya götürmek olduğunu vurguladı.

Eski Cumhuriyet Savcısı Bülent Yücetürk, mutlak butlan kararının kaosa yol açabileceğini, kararın hemen uygulanmayacağını ve istinaf/temyiz süreçleriyle uzayabileceğini söyledi. Yücetürk, Kılıçdaroğlu’nun görevi reddetmesi durumunda 45 gün içinde yeni bir kurultay toplanabileceğini belirtti.

Eski Yargıtay Hâkimi Ömer Faruk Eminağaoğlu, mutlak butlan kararının kesinleşmesi için istinaf ve temyiz süreçlerinin tamamlanması gerektiğini, Kılıçdaroğlu’nun davacı olmadığı için otomatik olarak genel başkanlığa dönemeyeceğini ifade etti.

Hukukçu Ersan Şen, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) kurultayı onayladığını, bu nedenle mutlak butlan kararı çıkmasının zor olduğunu savundu. Hukukçu Cem Kaya, mutlak butlan kararı çıksa bile Çankaya İlçe Seçim Kurulu’nun son sözü söyleyeceğini, mevcut delegelerle yeni bir kurultay yapılabileceği için Kılıçdaroğlu’nun doğrudan geri dönemeyebileceğini belirtti.

Dava ne zaman görülecek?

30 Haziran 2025’te Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülecek davada, kurultayların “şaibe” iddialarıyla iptali ve mutlak butlanla geçersiz sayılması talep edilmektedir. Mahkeme, 4-5 Kasım 2023 kurultayının yok hükmünde olduğunun tespiti, Özgür Özel ve mevcut MYK/PM üyelerinin görevden alınması ve Kılıçdaroğlu ile önceki PM üyelerinin iadesi taleplerini değerlendirmektedir.

Mutlak butlan kararı çıkarsa, kurultaylar hukuken geçersiz sayılabilir, Özgür Özel’in genel başkanlığı düşebilir ve Kılıçdaroğlu’nun geri dönmesi gündeme gelebilir. Ancak CHP yönetimi, bu durumda Kılıçdaroğlu’nu genel merkeze sokmamak ve yeni bir kurultay düzenlemek için planlar yapmaktadır. Parti, YSK’nın kurultayı onaylamış olmasını hukuki bir dayanak olarak görüyor.

Paylaşın

CHP’nin Eski Genel Başkanlarından Partililere Özgür Özel’in Yanında Durma Çağrısı

CHP’nin eski genel başkanları Altan Öymen, Hikmet Çetin ve Murat Karayalçın, yayımladıkları ortak bildiride, “Özgür Özel’in yanında dimdik duran bir tutum almalıyız” ifadelerine yer verdi.

Haber Merkezi / Yaklaşan CHP Kurultayı’na dikkat çekilen bildiride, kamuoyunun gözünün bu süreçte partinin üzerinde olduğu belirtilerek, “Yapay tartışmaların sürmesi, kurultayın gölgelenmesine neden olur” denildi. Bildiride, Genel Başkan Özgür Özel’in yeniden seçilmesi gerektiği belirtildi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) eski genel başkanları Altan Öymen, Hikmet Çetin ve Murat Karayalçın, kurultay davası ekseninde başlayan tartışmalar sonrasında ortak bir bildiri yayınladı. Bildiride şu ifadelere yer verildi:

“Partimizin 31 Mart 2024 tarihli belediye seçimleri ile başlayan iktidara yürüyüş sürecinin önü çeşitli adli ve idari kurgularla kesilmeye çalışılmaktadır. Partimiz yapılan son seçimlerde birinci parti olmuştur.

Partimizin çok partili rejimde almış olduğu en yüksek oy oranına erişebileceği yapılan son kamuoyu araştırmalarında da gözükmektedir. Partimizin büyük bir toplumsal desteği yakaladığı böyle bir dönemde parti içinde büyük bir sorun varmış gibi bir izlenime neden olmamız partimize yapılabilecek çok büyük bir kötülük olacaktır. Daha önceki yıllarda partimizin bölünme tehlikesinin Türkiye’de nelere mal olduğunu hatırlayarak, bu engelleri mutlaka aşmalıyız.

Özgür Özel’in yanında ‘dik’ durma çağrısı

Yakın tarihimizin bize verdiği dersler, bunun tek başına bir parti görevi değil, aynı zamanda bir yurtseverlik görevi olduğunu da göstermiştir. CHP Kurultayı milyonların gözü önünde olmuştur. Yapay tartışmaların sürmesi üzerine aynı delege Ankara’ya bir kez daha gelerek yapılan olağanüstü kurultayda Genel Başkanımız Özgür Özel ve yönetimine daha güçlü bir şekilde destek vermiştir.

Buna rağmen süren yapay tartışmalara karşı siyasi olarak, idari olarak alınabilecek çok sayıda önlem önerilebilir. Ancak bize göre temel çözüm, önceki dönem Genel Başkanımızın, yöneticilerimizin, konumu, kıdemi ve parti içi yönetim tercihleri ne olursa olsun yargı tasarımı ile partimizi düzenleme sonucu doğuracak tüm olasılıkları reddeden ve Genel Başkanımız Özgür Özel’in yanında dimdik duran bir tutum almalarıdır. İnanıyoruz ki bu, Parti tarihimizin çok güzel fotoğraflarından biri olacaktır.

Söz konusu olan şey halkımızın mutluluğu ve bunu sağlayacak olan CHP iktidarıdır, geri kalan yapay tartışmalar teferruattır. Yaşasın Cumhuriyet , Yaşasın Cumhuriyet Halk Partisi!”

Paylaşın

Özel, Anket Sonucunu Paylaştı: CHP, AK Parti’nin 5,5 Puan Önünde

Marmara Cezaevi önünde basın mensuplarına konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “12 Haziran’da sahadan dönen ilk haziran ayının anketi gelmiştir. Kararsızlar dağıtılmadan CHP, AK Parti’nin 5,5 puan önündedir” dedi ve ekledi:

“İlk kez kararsızlar dağıtıldıktan sonra yüzde 40’ın üzerinde bir oranla CHP, tarihte diyeceğim, 1977’de 41,4 var ama o zaman anket yok. Tarihte ilk kez ankette yüzde 40’ı görüyoruz. AK Parti ile 6 puan, 6,5 puan farkı görüyoruz kararsızlar dağıtıldıktan sonra.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Silivri’deki Marmara Cezaevi’ne tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nu ziyaret etti. Özel, ziyaretin ardından basın mensuplarına konuştu.

Özel, “Ekrem Başkanımızın özellikle kendisiyle ilgili değil ama çocuklarından ayrı annelerle ilgili, rehin alınan evlatlarla ilgili çok ciddi bir rahatsızlığı var. Diyor ki, ‘Ben bütün yükü tek başıma sırtıma almaya razıyım. Beni birkaç ay sonra bırakacaklarına hemen anneleri, evlatları bıraksınlar. Biz yatarız, masumiyetimiz ispatlanınca çıkarız’ dedi. Ama bu kadar haksızlığın, hukuksuzluğun yapılmasına ciddi itirazı var” ifadelerini kullandı.

Haziran ayı anket sonucunu paylaşan Özel, şunları söyledi: “12 Haziran’da sahadan dönen ilk haziran ayının anketi gelmiştir. Kararsızlar dağıtılmadan CHP, AK Parti’nin 5,5 puan önündedir. İlk kez kararsızlar dağıtıldıktan sonra yüzde 40’ın üzerinde bir oranla CHP, tarihte diyeceğim, 1977’de 41,4 var ama o zaman anket yok. Tarihte ilk kez ankette yüzde 40’ı görüyoruz. AK Parti ile 6 puan, 6,5 puan farkı görüyoruz kararsızlar dağıtıldıktan sonra.”

Fatih Altaylı’nın tutuklanmasına tepki

Gazeteci Fatih Altaylı’nın tutuklanmasına tepki gösteren Özel, “Sadece siyaset yorumlayan, beni eleştiren, partimi eleştiren, herkesi eleştiren, çok izlenen birisi, anketlerde AK Parti’nin düştüğü durum sorulunca ‘bu ülkenin tarihinde var bu, ne padişahları indirdiler’ lafı… Bugün için mi diyor, bugün için indirmiş zaten. Ankette indirmiş, onu söylüyor. Efendim ‘cumhurbaşkanına fiili saldırı’dan içeride gazeteci tutuyorlar” diye konuştu.

Paylaşın

Dervişoğlu’ndan Özel’e Ziyaret: Milletin Olmadığı Anayasayı Millet Kabul Etmez

“Yeni Anayasa” tartışmalarına ilişkin konuşan İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, “Yeni bir anayasa yapmak bizim anayasa yapma mantığına ters ve aykırı bir durum. Türkiye’de ancak bir anayasa değişikliği yapılabilir. Geride bıraktığımız değişiklikler de bu kapsamdadır” dedi ve ekledi:

“Eğer bu anayasa değişikliğini 400 vekil üzerinden yapmaya kalkışırlarsa bu Türk Milletini yok saymak anlamına gelecektir. Bir mutabakat metni olan anayasanın milletin onayına sunulmadan yaşama geçirilmek arzusu dahi bunların hukuka adalete ve yasaların nasıl inşa edileceğine dair inanca ve güvence nereden baktıklarının delilidir. Milletin olmadığı bir anayasa inşa edilirse millet bunu kabul etmez.”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’i CHP Genel Merkezi’nde ziyaret etti. Ziyaret sonrası Müsavat Dervişoğlu ve Özgür Özel ortak basın toplantısı yaptı.

İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu şu ifadeleri kullandı: “Biliyorsunuz bizim CHP ile olan temasımız ve ilişkimiz kamuoyunun malumu ayrıca sayın Genel Başkan ile de maziye yayılmış bir dostluğumuz ve mevkiidaşlık hukukumuz var. TBMM’de yaşanan gelişmelerle alakalı olarak bazı konular üzerinde de sürekli görüş alışverişinde bulunuyoruz.

18 Haziran günü TBMM’de yaşanan iş kazası olarak nitelendirilecek bir olayla ilgili TBMM Başkanlığına müraacatımız oldu. O müraacat karşısında kendisine bilgi verdim destek talep ettim. Aynı hassasiyeti kendileri de hissediyorlar. Gereğinin yapılması noktasında arkadaşlarımızın teknik çalışmaları sonunda mümkün katkıyı vereceklerine olan inancımı belirtmek isterim.

Yürütülen soruşturmalarla ilgili olarak hukuksuzluk üzerinden bir kamuoyu kanaati oluştuğu için bütün bunlar tartışılıyor. Hem Ekrem Beyle hem de yurt sathındaki soruşturmalar hukuki olmadığı gerekçesiyle kamuoyu vicdanında yer bulmuyor. Eskiden iddianameler millet adına yazılırdı, cemaat adına karar alındığını gördük. Şimdi de şahıslar adına karar verilir oluyor. Tüm tartışmaların yanında hukuksuzlukla beraber iktidara güvensizlik de söz konusu oluyor. Onu bertaraf etmek için de algı yönetimine ilişkin hamleler yapılıyor.

Yeni bir anayasa yapmak bizim anayasa yapma mantığına ters ve aykırı bir durum. Türkiye’de ancak bir anayasa değişikliği yapılabilir. Geride bıraktığımız değişiklikler de bu kapsamdadır. Eğer bu anayasa değişikliğini 400 vekil üzerinden yapmaya kalkışırlarsa bu Türk Milletini yok saymak anlamına gelecektir. Bir mutabakat metni olan anayasanın milletin onayına sunulmadan yaşama geçirilmek arzusu dahi bunların hukuka adalete ve yasaların nasıl inşa edileceğine dair inanca ve güvence nereden baktıklarının delilidir. Milletin olmadığı bir anayasa inşa edilirse millet bunu kabul etmez.”

“Her kazayı beraber aşarız”

CHP lideri Özgür Özel ise şu ifadeleri kullandı: “Geçtiğimiz hafta yaşanan olayı ilk duyduğumda sizler sormuştunuz. Ben de demiştim mecliste zaman zaman yol kazaları olur. Bu iş arka odada hallolur. Bizim arka odada Müsavat başkanla çözmediğimiz sıkıntı yok. Bizim Cumhuriyetin değerlerine, Türkiye Cumhuriyeti temel tezlerine olan inancımız noktasında birbirimizden şüphemiz olmadığı için her kazayı beraber aşarız. O günkü oturumu yöneten sayın Tekin Bingöl’ün açıklamaları da konuya ilişkin kendi hassasiyetini yapıcı cümlelerini okuduk.

Bugün de sayın Genel Başkan meseleyi özetlediğinde tam bir mutabakat halinde konuyla ilgili tutumlarımızı netleştirdik. Aşamayacağımız bir konu olmadığını biliyorduk gene bugün de bu zeminden konuşma cereyan etmiştir. Daha önce partisinin 400 vekili de olsa değişikliği millete götürme yaklaşımıyla çelişkili bir tutumdur. Anayasa değişikliği yapılacaksa anayasa ihlallerinin söz konusu olduğu, AYM kapatılmasının teklif edildiği bir süreç yaşanırken, bu kadar açık anayasa ihlalleri varken 400 vekil ile anayasa değiştirelim yaklaşımı doğru değil.”

Paylaşın

Özel’den İktidara “İç Cephe” Tepkisi: Cezaevlerini Doldurarak Güçlendiremezsiniz

Tekirdağ’da düzenlenen “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinginde konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “İç cepheyi güçlendirmenin yolu, ülkeyi demokrasiden uzaklaştırmak, ana muhalefet partisini şeytanlaştırmak, iftiralarla, hakaretlerle, haysiyet cellatlığıyla, ailelerle uğraşarak bir siyasi partiye düşman hukuku uygulamak, muhalefeti bir engel, yok edilmesi gerekenler olarak görerek iç cephe güçlendirilmez” dedi ve ekledi:

“Cezaevlerinin iç avlularını gazetecilerle, öğrencilerle, muhaliflerle doldurarak iç cephe güçlendirilmez. En son, gazeteci Fatih Altaylı’yı bir cümlesinden tutukladılar. Hapishaneye koydular, yanlış yaptılar. Gazetecileri, öğrencileri, belediye başkanlarımızı, arkadaşlarımızı tutuklayanları kınıyoruz. Cezaevlerinin iç avlularını doldurarak iç cepheyi güçlendiremezsiniz. İç cephenin gücü demokrasiden geçer.”

Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin tutuklu Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nu özgürlüğü için düzenlenen “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin son adresi Tekirdağ oldu. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, mitingde bir konuşma yaptı.

BirGün’ün aktardığına göre; CHP Lideri Özgür Özel, “Sizleri o fil dişi kulelerden karınca gibi görüp ezmeye çalışıyorlar. Buradan Recep Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum. Karıncayı ezemezsin. Karıncanın kardeşi var o da Cumhuriyet Halk Partisi’dir” dedi.

Özgür Özel, “Yunanistan’da asgari ücretli 20 ay çalışınca sıfır bir Renault Clio alıyormuş. Bulgaristan’da 35 ay, Romanya’da 21 ay çalışınca Renault Clio alınıyormuş. Almanya’da Hans 8 aylık maaşını verdi mi Renault Clio alıyormuş. Tekirdağlı Hasan abi 67 ay çalışınca bir Renault Clio alıyormuş. Almanya’da 8 asgari ücret bir araba alıyor, Türkiye’de 67 asgari ücret bir araba alıyor. Türkiye’de emeği bu kadar ucuzlatan, emeği bu kadar sömüren, asgari ücretlinin emekçinin, alnının terini bu kadar sömüren bir iktidar gelmedi, bundan sonra da gelmeyecek. Bunları göndereceğiz, alınterinin kıymetini bilenleri getireceğiz” ifadelerini kullandı.

Temmuz ayında emeklilere seyyanen zam ve asgari ücrete ara zam yapılması için büyük bir mücadele verdiklerini belirten Özel, şunları kaydetti: “Dünyada olup bitenleri dikkatli okumak, dikkatli takip etmek lazım. Bölge tekinsiz ve kırılgan. Bir tedirginlik çağı içindeyiz. Her geçen gün işler daha da kötüye gidiyor. İsrail’in Filistin’e yaptığı soykırımı bırakın kınamak, teşvik eden, takdir eden bir Amerikan yönetimi var. Trump gelmiş, deli taklidi yapıyor. Esas hesap, Gazze’nin önündeki Avrupa’ya 100 yıl yetecek ve bizim de Kıbrıs’ımızın da söz sahibi olması gereken hidrokarbon yatakları. Bu büyük oyunu, dünyanın çeşitli ülkeleri İsrail ile birlikte planlıyorlar ve Türkiye’ye burada çok küçük, iç politika açısından işe yarayabilecek ama orta ve uzun vadede Türkiye’ye büyük kaybettirecek bir plan yapıyorlar.

Türkiye Cumhuriyeti nükleere de karşıdır, bölgedeki yeni bir savaşa da karşıdır. Bu Amerika’nın gelip de müdahale ettiği hiçbir ülkeye istikrar gelmedi, demokrasi gelmedi. Ne Irak’ta ne Libya’da ne Afganistan’da ne Suriye’de ne de İran’da elbette demokrasi yok, olmalıdır. Seçimler yapılmalı, bu ülkelerin demokratik seçimlerle seçilecek yönetimleri bu ülkeleri yönetmelidir. Ancak, bu ülkelere güya istikrar getireceğiz diye gelenler buraları talan etmek, istikrarsızlığa sürüklemek, Müslüman kanı akıtmak dışında bir şey yapmadılar. Biz bu kaosa karşıyız. İsrail’in daveti üzerine Amerika’dan kalkan B2 uçakları, İran’da nükleer tesisleri vuruyorlar.

Bu nükleer tesislerin müzakere yoluyla denetlenmesi, diplomasiyle kontrol altında tutulması, sadece zenginleştirilen uranyumun enerjide kullanılması, atom bombasına, nükleer silaha dönüşmemesi bizim savunduğumuz bir gerçekken, uluslararası hukuka aykırı biçimde, kıtalar ötesinden gelip diplomasiye imkan vermeden, İsrail’in çılgınlığının peşine takılarak hem bir bölge savaşını hem bir dünya savaşını başlatabilecek sorumsuzluğu, hem yanı başımızda ortaya çıkabilecek nükleer sızıntının karşısında durmak gerekirken, bugün ülkeyi yöneten iktidar Netanyahu ile sözde kayıkçı kavgası yapmakta ama onu şımartan, arkalayan ve dün akşamki uluslararası hukuku hiçe sayan saldırıyı yapan Trump’a ağzını açmamakta.

Sanki olan biten Trump’sız oluyormuş gibi kulağının üstüne yatmaktadır. Buradan Trump’ı kınamayan Erdoğan’ı ve AK Parti yönetimini kınıyoruz. Türkiye’nin yanı başında hukuksuz operasyonlara, sağlığımızı tehdit edecek, nükleer sızıntı tehlikelerine başlayacak bitmeyecek savaşlara, hepimize kaybettirecek yeni ekonomik krizlere karşı duruyoruz. AK Parti iktidarının yapmadığını, yapamadığını açıkça söylüyor, ABD’nin yaptığı bu saldırıyı kınıyoruz, kınıyoruz, kınıyoruz.

Elbette iç cephe güçlü olmalıdır. İç cepheyi güçlendirmenin yolu, ülkeyi demokrasiden uzaklaştırmak, ana muhalefet partisini şeytanlaştırmak, iftiralarla, hakaretlerle, haysiyet cellatlığıyla, ailelerle uğraşarak bir siyasi partiye düşman hukuku uygulamak, muhalefeti bir engel, yok edilmesi gerekenler olarak görerek iç cephe güçlendirilmez. Cezaevlerinin iç avlularını gazetecilerle, öğrencilerle, muhaliflerle doldurarak iç cephe güçlendirilmez. En son, gazeteci Fatih Altaylı’yı bir cümlesinden tutukladılar. Hapishaneye koydular, yanlış yaptılar. Gazetecileri, öğrencileri, belediye başkanlarımızı, arkadaşlarımızı tutuklayanları kınıyoruz. Cezaevlerinin iç avlularını doldurarak iç cepheyi güçlendiremezsiniz. İç cephenin gücü demokrasiden geçer.

Bir yandan ‘yerliyiz, milliyiz’ diyenler, seçim gelirken Altay Tankı’nı gösterenler, hepimizin gurur duyduğu Kaan’ı bir uçurup indirenler, F35 projesinden çıkma pahasına S400 alanlar ve Türkiye’yi savunmada büyük sıkıntıya sokanlara sesleniyoruz: 20 yıldır tek uçak, filomuza katılmadı. F35’ten, S400 meselesini iyi yönetmediğiniz için kovuldunuz. F16’larımıza gerekli revizyonların yapılmasını sağlayamıyorsunuz. Altay Tankı’nın motorunda sorun var. Kaan’ın artık hızla filoya katılması lazım. Cumhuriyet Halk Partisi, güçlü ekonominin de güçlü milli güvenlik politikalarının da güçlü savunma sanayinin de teminatıdır. Cumhuriyet Halk Partisi, güçlü Türkiye’nin kurucusu, önümüzdeki yüzyılda güçlü Türkiye’nin tek teminatıdır.

19 Mart’ta bir darbe girişimine muhatap olduk. Cumhurbaşkanı adayımızı belirleyeceğimiz gün Cumhurbaşkanı adayımıza darbeye kalkıştılar. Cumhurbaşkanı adayımızı alıp, dört gün nezarethanelerde tutup, Silivri zindanına koydular. Dünün mazlumu, bugünün zalimi olmuştur. Ama korkunun ecele faydası yoktur. Sandık gelecek, bu milletin takdiri ile Ekrem İmamoğlu Cumhurbaşkanı olacaktır. Sayın Erdoğan, Ekrem İmamoğlu üniversiteli arkadaşlarıyla iftar yapıyor, arada toplanıyor yemek yiyor. 11’erden maç yapıyorlar. Senin tavla oynayacak bir üniversite arkadaşın var mı? Çağır bir görelim. Erdoğan tavla oynamak istediği için kendisinin üniversiteden bir arkadaşı aranmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nde Tayyip Erdoğan’la üniversite yıllarından fotoğrafı olan bir kişi aranmaktadır. Acilen başvursun. Adamın tavla oynamaya bir tane üniversite arkadaşı yok. Ekrem İmamoğlu’nun helal diplomasını iptal ettirmeye çalışıyor. Yazıklar olsun.

Bir iftira attılar, iftiranın içinden çıkamıyorlar. 94 gün oldu bir kanıt bulamıyorlar. 1 lira rüşveti ispatlamadılar. Ne iftira attılarsa tam terse döndü, mahcup oldular. Son anketlere göre yüzde 22’ye düşmüş yalanlarına inananların oranı. Milletin gözünden de gönlünden de düştüler. Ekrem Başkan’ın en yakın dostlarına, Ekrem Başkan’a iftira atması karşılığında özgürlük teklif ettiler. Kadınları küçücük çocuklarıyla tehdit ettiler. Buna evet demeyenleri Türkiye’nin dört bir tarafındaki hapishanelere dağıttılar. 40 kişinin kalacağı koğuşa 55 kişiyi doldurmuşlar, 56’ncısı bizim arkadaşımızı yollamışlar.

Yerde yatmanın sırası var. Tuvaletin sırası var. En temel insan haklarının ihlal edildiği yerde insanları bezdirmeye, iftiraya ikna etmeye çalışıyorlar. En son Kandıra’da tuttukları bir arkadaşımızı avukatsız İstanbul’a çağırıp, bir başsavcı, üç savcı karşısına geçip ‘Sohbet edelim, doğruyu söyle, imzayı at kurtul. Yoksa aileni de alacağız’ demişlerdi. O, iftiracı olmadığı için 26 yaşındaki evladını alıp bir başka cezaevine, yeğenini alıp bir başka cezaevine koydular. İnsanları kendilerine yaptıkları işkence yetmeyince, sağlık sorunları olan evladının sağlığıyla tehdit etmeye başladılar.

Bu kadar zulüm ile abad olunmaz. Evlada dokunanın, babaya dokunanın, eşe dokunanın, mertçe mücadele etmeyenin bu milletin gönlünde bundan sonra yeri olmaz. Namertçe saldıranlardan bu millet önüne gelen ilk sandıkta hesap soracaktır. Öyle bir yalan çıkardılar ki MASAK Raporu’nda Ekrem Başkanımızın oğlu Selim, babasının rüşvet paralarını yurt dışına kaçırmış, şirket kurmuş diye yalan attılar. Bu yalanı ortaya çıkaran avukatımız Mehmet Pehlivan’ı, bunları anlatmasın diye içeriye attılar. MASAK raporunda yazan ve kur oyunlarıyla televizyonda çarpıtılan birtakım satılık kalemlerin üzerinde tepindiğinin aksine,

Selim kardeşimizin bir yatırım şirketi için ‘Yurt dışına gönderdi, kaçırdı’ dedikleri paranın tamamı, şuradaki bir daire parasıdır. 12 milyon liradır. Bu paranın yarısı annesinin bozdurduklarından, yarısı dedesinin yıllardır bankada duran mevduat hesabından aktarılmıştır. İkisinin de analarının ak sütü gibi helal paralarının ispatı bankadadır. Dededen, anneden alınan parayla okuduğu yurt dışında iş kurmaya çalışan, bugün İstanbul için bir yarım daire parası bile olmayan şeye, milyarlık yolsuzluk diye laf eden kişiler büyük bir algı operasyonuyla aileye saldırmaktadır. Buradan gözlerinin içine baka baka gösteriyorum. Erdoğan, böyle bir yüzük göstermişti. ‘Tek mal varlığım bu alyansım’ demişti. ‘Bu alyansa bakın. İleride zenginleşirsem demek ki çalmışımdır’ demişti.

Şimdi bir alyanstan, gencecik çocuklarının gemi alması sorulduğunda, ‘Gemi var gemicik var’ deyip oğlunun yaptığı ticarete ‘gemicik’ deyip, bu kadar servetini açıklamayan Erdoğan dururken; dedesi işadamı, babası 30 yıllık işadamı, servetleri kayıt altında olan Selim’in yarım daire parasından yolsuzluk icat eden, yandaş gazetecilere söylüyorum; bu yaptığınız hak değil hakikat değil, vicdan değil, Müslümanlık değil. Bu millet bunların hesabını soracak, mahkeme-i kübrada Allahutaala bu iftiranın hesabını soracak. Ne Selim’in ve Ekrem’in ne bir başka arkadaşımızın verilemeyecek hesabı yoktur. Cesaretiniz varsa iddianameyi düzenleyin, mahkemeyi TRT’den yayınlayın. Hodri meydan.

Ekrem İmamoğlu hırsız olsa, yolsuzluk yapsa bunlar onu hapse atmaz aksine baş tacı eder, transfer etmeye kalkarlardı. İmamoğlu hırsız, yolsuz olsa onu saraya çağırırlardı. ‘Yerin burası’ derlerdi. ‘Ayakkabı kutularını da al gel’ derlerdi. ‘Bizde senden çok var’ derlerdi. Bizde kasadan çıkan dolar yok. Bizde ayakkabı kutusu, çikolata kutusu, elbise askısı yok. Onun için alnımız açık, başımız dik. Çalmadık, çırpmadık. Elbette erken seçim istiyoruz. Kasımdaysa kasımda, daha erkense daha erken ama kaçarsa kaçtıkları yere kadar, hiç durmadan, usanmadan, yorulmadan, dünya siyaset tarihinin gerekirse en uzun, en kararlı, en güçlü kampanyasına hazır mıyız? 100 yıl öncesinde olduğu gibi inançla, kararlılıkla, güçle, korkmadan, gerekirse ölümü göze alarak ama teslim olmadan yürümeye hazır mıyız? Haydi iktidara yürüyelim.”

Paylaşın

CHP Lideri Özel, İktidara “Asgari Ücret” Vaadini Hatırlattı

CHP Lideri Özgür Özel, iktidarın seçim döneminde verdiği “enflasyon tek haneye düşene kadar yılda dört kez asgari ücret zammı” vaadini hatırlatarak, geçen yıl yalnızca yılbaşında artış yapıldığını, o zamdan bu yana da asgari ücretin eridiğini söyledi.

TÜİK verilerine göre bile asgari ücretin 3 bin liradan fazla değer kaybettiğini belirten Özel, “Gerçek enflasyonla kıyaslandığında, yapılan zam çoktan buharlaştı. Temmuz itibarıyla asgari ücret artışı tamamen anlamsız hale gelecek” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonunu (TESK) ziyaret etti. Ziyaret sonrası TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken ile birlikte kameralar karşısına geçen Özgür Özel, artan enflasyon ve sabit kalan asgari ücret nedeniyle hem çalışanların hem de esnafın ciddi bir ekonomik sıkıntı yaşadığını vurguladı.

Özgür Özel, iktidarın seçim döneminde verdiği “enflasyon tek haneye düşene kadar yılda dört kez asgari ücret zammı” vaadini hatırlatarak, geçen yıl yalnızca yılbaşında artış yapıldığını, o zamdan bu yana da asgari ücretin eridiğini söyledi. TÜİK verilerine göre bile asgari ücretin 3 bin liradan fazla değer kaybettiğini belirten Özel, “Gerçek enflasyonla kıyaslandığında, yapılan zam çoktan buharlaştı. Temmuz itibarıyla asgari ücret artışı tamamen anlamsız hale gelecek” dedi.

“İşçide, memurda, emeklide para yoksa; esnafta da yok”

Asgari ücretin artırılmasının sadece işçiyi değil, dolaylı olarak esnafı da ilgilendirdiğini vurgulayan Özel, “İşçinin, memurun, emeklinin cebinde para yoksa, çiftçi ürününe hak ettiği fiyatı alamıyorsa; esnafın da kasası boş demektir” ifadelerini kullandı. Ancak artan maliyetler karşısında esnafın da zorlandığını söyleyen Özel, asgari ücretin artması durumunda küçük esnafın SGK prim desteğiyle korunması gerektiğini kaydetti.

CHP’nin çözüm önerisini de paylaşan Özel, “Asgari ücret artışında Sosyal Güvenlik Kurumu’nun prim gelirleri yükseliyor. Bu gelirlerin dörtte biri bile küçük esnafa destek olarak aktarılsa, ciddi bir rahatlama sağlanır” dedi. Beş kişiye kadar asgari ücretli çalıştıran küçük esnafa yönelik doğrudan destek önerisinin hayata geçirilmesini istedi.

Esnafın emeklilik şartlarının adaletsiz olduğunu da söyleyen Özel, “Yanında çalışan işçi 7 bin 200 günle emekli olurken, esnaf 9 bin gün prim ödemek zorunda. Bu da en az altı yıl daha çalışmak, her ay 8 bin lira ödemek ve maaş alamamak demek” şeklinde konuştu. İktidarın daha önce verdiği “9 bin gün prim şartı 7 bin 200’e indirilecek” sözünü hatırlatan Özel, bu vaadin artık hayata geçirilmesini talep etti.

Esnafın krediye erişimde ciddi sıkıntılar yaşadığını, yüksek faizlerin küçük işletmeleri zora soktuğunu belirten Özel, esnafa uzun vadeli, düşük faizli kredi imkânlarının sağlanması gerektiğini söyledi. CHP’li Mersin Milletvekili Talat Dinçer’in TESK geçmişiyle Meclis’teki esnaf temsiline dikkat çeken Özel, bu alandaki düzenlemeleri yakında Meclis gündemine taşıyacaklarını duyurdu.

Son olarak Erdoğan’a da çağrıda bulunan Özel, “Esnafın elini havada bırakmayalım, hep birlikte tutalım. Esnafın partisi olmaz, herkesin esnafı var ama sorunları ortak. Gelin bu sorunları birlikte çözelim” dedi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Özel’den Dikkat Çeken “Lozan Ve Anayasa” Mesajı

CHP Lideri Özgür Özel, PKK bildirgesindeki Lozan Antlaşması ve 1924 Anayasasına yönelik eleştirilere ilişkin, “Cumhuriyet’i kurmuş bir parti olarak terör örgütünün açıklamalarının muhatabı değilim” dedi ve ekledi:

“Ama bu açıklamalar MİT’le istişare ediliyor, her kelimesi konuşuluyor. Onun için bekleniyor denen açıklamalarda Cumhuriyet’in kurucu iradesiyle ilgili, Lozan’la ilgili, Anayasa ile ilgili ve geçmişle ilgili çok söz var. O sözlerin hiçbirinin muhatabı ben değilim.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, 301 maden işçisinin yaşamını yitirdiği Soma Katliamı’nın 11. yılında “Maden Şehitleri Anma Yürüyüşü”ne katıldı. Özgür Özel, yürüyüş öncesi basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

BirGün’ün aktardığına göre; ZHP Lideri Özel, açıklamasında, “11 yıl önce ‘Unutursak yüreğimiz kurusun’ diyenlerin Soma’yı unuttuğu bir süreçteyiz. Unutmayanlara selam olsun. Soma’da dağın tepesinden reyting kovayalıp da bu meselelerde reyting almayınca Soma’ya sırtını dönenleri çok gördük, dönmeyenlere selam olsun” ifadelerini kullandı.

PKK’nin fesih kararına ilişkin değerlendirmeleri sorulan Özel, “Biz 10 yıllardır tarihsel tutarlılığını koruyan bir partiyiz. Biz terör istemeyiz, biz terörün, teröristin karşısındayız. Biz barış isteriz, biz analar ağlamasın isteriz. Bu Türk de olsa, Kürt de olsa ağlamasın isteriz. Terörle mücadelede harcanan paralar millete harcansın isteriz” ifadelerini kullandı.

“Biz durduğumuz doğru yerdeyiz” diyen Özel, şunları söyledi: “Ne askerden kaçtık, ne bu millet için bir fedakarlıktan kaçtık. Gerekirse canımızı verdik, gün oldu provokasyon yaptılar şehit cenazelerinde belediye işçilerini üstümüze saldılar. Bir santim eğilmedik, bir adım geri atmadık, bir kelime de eksik konuşmadık. O gün ne dediysek bugün aynı noktadayız. Hepsi döndüler dolaştılar, CHP’nin demokratik çözüm, terörsüz Türkiye ve herkes için eşitlik ve demokrasi istediği noktaya geliyorlar.”

“O sözlerin hiçbirinin muhatabı ben değilim”

PKK bildirgesindeki Lozan Antlaşması ve 1924 Anayasasına yönelik eleştirilere değinen Özgür Özel, “Cumhuriyet’i kurmuş bir parti olarak terör örgütünün açıklamalarının muhatabı değilim. Ama bu açıklamalar MİT’le istişare ediliyor, her kelimesi konuşuluyor. Onun için bekleniyor denen açıklamalarda Cumhuriyet’in kurucu iradesiyle ilgili, Lozan’la ilgili, Anayasa ile ilgili ve geçmişle ilgili çok söz var. O sözlerin hiçbirinin muhatabı ben değilim” dedi.

CHP Lideri Özel, şunları söyledi: “O açıklamanın altında benim imzam, benim sorumluluğum yok. O açıklamanın altında Abdullah Öcalan’ın parafı varsa Erdoğan ile Bahçeli’nin tuğra gibi imzaları var. Sorumluluğu taşıyacaklar, o açıklamanın hesabını onlar verecek. Biz terörün bitmesini, anaların ağlamamasını, yüzlerin gülmesini, ülkenin hızla kalkınmasını savunan tarafız.”

Paylaşın

Özel’den “PKK” Açıklaması: Adalet Ve Demokrasi Vurgusu

PKK’nın silah bırakma kararına ilişkin açıklama yapan CHP Lideri Özgür Özel, “Kürt sorunu dahil olmak üzere ülkemizdeki tüm sorunların çözümü hukuk devleti, adalet ve demokrasiden geçer” dedi ve ekledi:

“Bu süreç, günlük hesaplarla, seçim planlarıyla değil; hiçbir siyasi görüşün, partinin, toplumsal kesimin dışlanmadığı bir kapsayıcılıkla yönetilmelidir. Ülkelerde iç barış, otoriter bir sistemde değil, demokratik hukuk düzeninde sağlanır.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, PKK’nın silah bırakma kararına ilişkin açıklama yaptı. Özgür Özel, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Bugün PKK terör örgütü kendini feshettiğini, silah bırakma kararı aldığını açıkladı. Cumhuriyet Halk Partisi olarak tarihsel bir tutarlılık içerisinde, barışın yanındayız. Aynı şekilde, terörün ve şiddetin her türlüsüne her zaman karşı olduk, bundan sonra da karşı olmaya devam edeceğiz.

Bu topraklarda 47 yıldır süren terörün, akan kanın sonsuza kadar durması ortak temennimiz ve irademizdir. PKK’nın silah bırakma kararı aldığını ve örgütsel yapısını feshettiğini ilan eden son açıklaması, Türkiye’nin yıllardır ağır bedeller ödediği bir dönemin sona ermesi açısından kritiktir. Ancak, bu sürecin başarılı olması ve kalıcı toplumsal barışa evrilmesi; atılacak adımların samimiyeti, hukukiliği ve demokratik meşruiyeti ile doğrudan ilişkilidir. Sürecin tüm aşamalarıyla nihayete ermesini, on binlerce canımızı kaybetmemize yol açan, ağır ekonomik ve toplumsal yıkım yaratan terörün ilelebet sonlanmasını bekliyoruz.

Kürt sorunu dahil olmak üzere ülkemizdeki tüm sorunların çözümü hukuk devleti, adalet ve demokrasiden geçer. Bu süreç, günlük hesaplarla, seçim planlarıyla değil; hiçbir siyasi görüşün, partinin, toplumsal kesimin dışlanmadığı bir kapsayıcılıkla yönetilmelidir. Ülkelerde iç barış, otoriter bir sistemde değil, demokratik hukuk düzeninde sağlanır. Türkiye’de toplumsal barışın güvencesi; millet iradesine, ulusal egemenliğimize, Lozan Anlaşması’nda tescil edilmiş bağımsızlığımıza ve ülkemizin bölünmez bütünlüğüne dayanan yüzyılı aşkın varlığıyla kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olan Cumhuriyetimizdir.

Bundan sonraki dönemde tam mutabakata dayanan bir toplumsal barışın güvencesi olarak demokrasi ve hukukun üstünlüğünün kurumsallaştırılması konusunda atılması gereken adımlar vardır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu konuda; şehit ailelerinin, gazilerimizin ve bütün mağdurların rızalarının alındığı tam bir çözüm için sorumluluk bilinciyle davranmayı kararlılıkla sürdüreceğiz.

Bu amaçla, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında, demokratik düzenlemelerin ele alınması yönündeki tarihsel ve siyasi tutarlılık taşıyan tavrımızı muhafaza ediyoruz. Demokratikleşmenin gereği olan tüm yasal düzenlemelerin beklemeksizin TBMM çatısı altında yapılması ihtiyacının altını çiziyoruz. Demokratikleşme için gerekli kanuni düzenlemelerin yapılması kadar, mevcut kanunların uygulanmasındaki hukuk dışı yaklaşımların terk edilmesi ve anayasa ihlallerine son verilmesinin şart olduğunu hatırlatıyoruz.

Cumhuriyet Halk Partisi, toplumun barış ve demokrasi taleplerinin kişisel siyasi hedefler doğrultusunda istismar edilmesine izin vermeyecektir. Ülkemizdeki demokrasi ve hukuk devletine ağır zararlar veren uygulamalar son bulmalıdır. Artık seçilmiş belediye başkanlarının ve belediye meclislerinin yerine kayyım atama uygulamasına ve Kürtlerin belediye meclislerine girmesini suç sayan hukuksuz soruşturmalara son verilmelidir.

Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu’nun, siyasi parti liderleri Selahattin Demirtaş’ın, Figen Yüksekdağ’ın, Ümit Özdağ’ın, tüm siyasi tutsakların ve toplumsal davalardan cezaevinde bulunanların özgürlüklerinin sağlanması ve tam demokratik rekabet koşullarının tesisi elzemdir. Bir yandan barışa yönelik adımlar atılırken, diğer yandan muhalefete savaş açılması ve düşman hukuku uygulanması kabul edilemez. Bu tutumun sürdürülmesi, barışın güvencesi olan demokrasinin yıkımı anlamına gelir.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak tüm yurttaşlarımıza sözümüzdür: Hepimizin barış umudunun, kardeşçe yaşama iradesinin, hep birlikte kalkınma ve zenginleşme hayalinin bir kez daha siyasi çıkarlar uğruna heba edilmesine karşı, biz buradayız.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak, barış ve demokrasinin tesisi konusundaki sorumluluğumuzun bilincindeyiz. Bizler, ana muhalefet partisi olmanın ötesinde Türkiye’nin birinci partisi olarak iktidara hazırlanma sorumluluğumuz ve tarihsel mirasımızın gücü ile barış ve demokrasinin inşasının güvencesiyiz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu anlayışla, bütün gücümüzle, kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.”

Paylaşın

Çelik’ten “PKK” Açıklaması: “Terörsüz Türkiye” Hedefi İçin Önemli Bir Aşama

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “PKK’nın kendini feshetme ve silah bırakma kararı alması, ‘terörsüz Türkiye’ hedefi açısından önemli bir aşamadır. Terörün tamamen bitmesi halinde yeni bir dönemin kapısı açılacaktır” dedi.

Haber Merkezi / Ömer Çelik “Bu kararın fiilen uygulanması ve tüm boyutlarıyla gerçekleşmesi gerekmektedir. ‘Fesih’ ve ‘silahları teslim etme’ kararının, PKK’nın tüm şube ve uzantıları ile illegal yapılarını kapayacak şekilde, somut olarak ve eksiksiz hayata geçmesi bir dönüm noktası olacaktır” ifadelerini kullandı.

AKP Sözcüsü Ömer Çelik, “bu sürecin devlet kurumları tarafından sahada titizlikle takip edileceğini ve ulaşılan aşamaların Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a arz edileceğini” dedi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, sosyal medya hesabından, PKK’nın Abdullah Öcalan’ın çağrısı doğrultusunda kendini feshetme ve silah bırakma kararı almasıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

Ömer Çelik, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘terörsüz Türkiye’ için ortaya koyduğu yüksek siyasi iradesi ve sürecin koordinatlarını ‘devlet politikası’ olarak çizen kapsayıcı ve net yaklaşımı ile Sayın Devlet Bahçeli’nin tarihi çağrısı, gelişmelere dönük duruşu ve yönlendirmeleri, topyekun ‘iç cephe’nin güçlendirilmesinin başlıklarını oluşturmuştur.

Siyasi partiler arasındaki etkili ve verimli görüşme trafiği, istişare ve diyalog, demokratik siyasetin ‘meşru adres’ olarak sorumluluk almasını ve insiyatif üretmesini sağlamıştır.

İmralı’dan yapılan çağrı sonrasında PKK’nın kendini feshetme ve silah bırakma kararı alması, ‘terörsüz Türkiye’ hedefi açısından önemli bir aşamadır. Terörün tamamen bitmesi halinde yeni bir dönemin kapısı açılacaktır. Bu kararın fiilen uygulanması ve tüm boyutlarıyla gerçekleşmesi gerekmektedir. ‘Fesih’ ve ‘silahları teslim etme’ kararının, PKK’nın tüm şube ve uzantıları ile illegal yapılarını kapayacak şekilde, somut olarak ve eksiksiz hayata geçmesi bir dönüm noktası olacaktır.

Bu süreç devlet kurumlarımız tarafından sahada titizlikle takip edilecektir. Ulaşılan aşamalar Sayın Cumhurbaşkanımıza arz edilecektir.

Bu çerçevede, terör örgütünün fesih ve silah bırakma kararının ‘içerde’ ve ‘dışarıda’ tüm boyutlarıyla ve somut olarak hayata geçmesi gerekir. Böylece, yakın bölgemizde terör örgütlerinin vekâlet savaşları için kullanıldığı emperyalist planların önünün kesilmesine dönük olumlu bir dalga oluşacaktır.

Ayrıca ‘terörsüz Türkiye’ hedefine somut olarak ulaşılması, tüm dünyada siyasetin siyasetsizleşmeye boğulduğu bir dönemde, Türkiye’nin siyasi tüm kanalları daha etkili şekilde işletebilmesine imkan verecek, demokrasimizi, siyasi hayatımızı ve milli birliğimizi daha da güçlendirecektir. Siyasi diyalog kanallarının, TBMM başta olmak üzere siyasetin tüm meşru adreslerinde en güçlü şekilde çalışmasını sağlayacaktır. Cumhuriyetimizin hepimizin ‘çatı’sı olduğu bilinci, demokrasimizin her türlü sorunun çözümü için temel ‘zemin’ olduğu anlayışı daha güçlenecek ve siyasi olarak kökleşecektir. Tarihdaşlık, kaderdaşlık ve vatandaşlık bilinci ile geleceğimiz en sağlam ve meşru zeminlerde şekillenmeye devam edecektir. Her olumlu aşama yeni bir olumlu aşamanın davetiyesi olacaktır.

‘Terörsüz Türkiye’ye sahada tüm boyutlarıyla, eksiksiz ve somut hedefleriyle ulaşılması gerekir. Buna ulaşılması demek, bütün kültürel, etnik ve mezhepsel unsurlarıyla tüm vatandaşlarımızın kazanması demektir. Kazanan tüm vatandaşlarımız olacaktır. Temel prensibimiz şudur: Adlarımız farklı olsa da hepimizin Türkiye Cumhuriyeti’dir. ‘Devletimizin nitelikleri’ ve ‘milletimizin değerleri’ konusunda hiçbir tartışma yoktur, bu değerleri zedeleyecek hiçbir adım sözkonusu değildir, olamaz.

Cumhurbaşkanımızın ilan ettiği Türkiye Yüzyılı’nı kucaklayacak büyük stratejik adımlardan önde geleni ‘terörsüz Türkiye’ olacaktır. Milletimiz müsterih olsun, Türkiye Cumhuriyeti gündemine hakimdir.”

Paylaşın

Özgür Özel’den “Saldırı” Yorumu: Kesinlikle Planlı

CHP lideri Özgür Özel, Sırrı Süreyya Önder için düzenlenen anma törenine kendisine yönelik saldırıya ilişkin, “Hiçbir kurumu, hiçbir partiyi suçlamıyorum. Ama önceden planlı bir iş olduğu çok belli” dedi.

Özgür Özel ayrıca, soruşturma açılması gerektiğini vurgulayarak, “Eğer bu yapılmazsa yük devletin sırtına kalır. Bu yapılırsa, varsa bir hatası, bir bağlantısı ortaya çıkar” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM Başkanvekili ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milletvekili Sırrı Süreyya Önder için İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) düzenlenen törenden çıkışında uğradığı saldırıya ilişkin Halk TV’den İsmail Saymaz‘a konuştu.

Saldırının anlık gelişmediğini ifade eden Özgür Özel, İsmail Saymaz’a şunları söyledi: “Birincisi, iki saat önce orada adam. Ben uzatılan mikrofonlara konuştuğum sırada orada. Ve bana vurduğu yerde… Planlamış. Hatta belki denk getirse o sırada vuracak. Geleceğimi biliyor. Beni husumet içinde dinliyor, kötü kötü bakarak. Hazırlıklar yapmış. Eliyle koluyla açma-germe hareketleri; müsabakaya hazırlanıyormuş gibi.”

AKM’deki anmada DEM Parti eş başkanlarıyla birlikte tabut başına çağrıldığını, 15-16 dakika orada kaldıktan sonra çıkışa yöneldiğini belirten Özgür Özel, “Bizim ekip dedi ki, ‘Aracımızı otoparka almadılar, girdiğimiz kapıdan çıkacağız.’ Dedim ki, ‘Niye almasınlar.’ Emniyet Müdür Yardımcısı bizim korumalara kızarak bizi otoparka sokmuyor” dedi. Aynı kişinin, AKP’li yetkililerin araçlarının otoparka alındığı halde kendilerinin dışarı yönlendirildiğini belirten sürücüye de tepki gösterdiğini anlattı.

“Adam tam orada bekliyor. Hiçbir kurumu, hiçbir partiyi suçlamıyorum. Ama önceden planlı bir iş olduğu çok belli. Adamın hazırlığından, bulunduğu yerden… Yüzü bana dönük. Sırtını verip yol verirmiş gibi dönüyor. Golf sopasıyla vuracakmış gibi sağa doğru kaykılıyor. Hızla gelip vurmaya çalışıyor. Gelişini gördüm. Refleksle kafamı çektim.”

Saldırıyla ilgili açıkça bir kişiye dikkat çeken CHP Lideri Özel, “Şüpheyle yaklaştığım bir kişi var: O emniyet müdür yardımcısı bizi zorla oradan geçirtti. Aracı niye almasın? Her milletvekilinin aracı her resmî kurumun otoparkına girer. 13 yıldır milletvekiliyim, giremediğim bir otopark yok” dedi.

Özel, soruşturma açılması gerektiğini vurgulayarak, “Eğer bu yapılmazsa yük devletin sırtına kalır. Bu yapılırsa, varsa bir hatası, bir bağlantısı ortaya çıkar” dedi.

Saldırganın yönlendirilmiş olduğunu düşündüğünü söyleyen Özgür Özel, “Ben bu adama baktığımda böyle bir akıl, böyle bir plan; mümkün değil, mutlaka yönlendirildi” ifadelerini kullandı. Olayın rastlantı değil, “azmettirme” olduğunu belirten CHP lideri, saldırganın ifadesindeki “Sokak çağrılarına sinirlendim” sözlerinin bir mesaj taşıdığını savundu:

“Bu mektup böyle okunur. ‘Sokaktan çekilin, miting yapmayın, yeni dönem yaptığınız muhalefeti, attığınız adımları gözden geçirin, yoksa…’ Üç nokta koydular.”

“Koruma zafiyeti varsa bana ait”

Kendisine yönelik koruma düzenine dair eleştirileri de değerlendiren Özel, “O zafiyet bana ait” diyerek şu açıklamayı yaptı: “Önümden giden, herkese dikkatli bakan iri yarı korumalar özellikle cenazelerde, yaslarda, başka parti üyeleriyle temasa ederken yanlış anlaşılabiliyor. O yüzden ‘Bu öndeki yürümesin’ dedim. Ortaya ne çıktıysa, zafiyet görüntüsü adına, benim talimatımla çıktı.”

Erdoğan’ın kendisini telefonla arayarak “Geçmiş olsun, üzüldük, arkadaşlar gereken her şeyi yapacak” dediğini aktaran CHP Lideri Özgür Özel, “İçişleri Bakanı biraz önce bilgi vermişti, teşekkür ederim” dediğini belirtti.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamasında ismini anmamasına da değinen Özel, “Hiç yapılmasa daha iyiymiş. Türkiye’nin kurucu partisinin, ‘geçmiş olsun’ dediğin kişinin adını anmamak, oradaki üslup siyasi nezakete uygun değil” yorumunda bulundu.

Paylaşın