CHP Lideri Özel’den “Sürdürülebilir Kalkınma” Vurgusu

Sosyalist Enternasyonal komite toplantısında konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Biz herkes için bir sürdürülebilir kalkınma ve herkes için belli bir ekonomik düzeyi erişme ile sağlık hakkının hep birlikte tartışmalıyız. Dünyada ülkeden ülkeye yayılan tek virüs kovid değil. Maalesef aşırı sağcılık, faşizm ve 80 yıl öncesinde bıraktığımız sapkın düşünceler adeta bir virüs gibi ve belki de kovidden daha hızlı bütün dünyaya yayılmaya başladı” dedi ve ekledi:

“Aşırı sağ gibi tehditler sadece kendi başlarına riskler oluşturmakla kalmıyor aynı zamanda birbirini besleyerek dünya çapında, bağlantılı ve karmaşık bir risk ortamı yaratıyor. Bu zorlukları aşabilmek için artık küresel bir dayanışmaya ve ortak çözüm arayışlarına her zamankinden çok ihtiyaç var. Hastalık, virüs en sağda olduğuna göre buna çarenin ve antitezin soldan üretilmesi kadar doğal bir şey yok”

Özel, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ama bunu yaparken eğer biz kendi tanımlamamızı doğru konumlamazsak, yeterince tartışmazsak, önerilerimizle, dilimizle bir başka kutup yaratmaya kalkarsak bu sefer merkezdekilerin daha sağa gitmesi ya da aşırı sağcıların merkeze yerleşmesi gibi çok daha büyük sekonder bir tehlikeyi, sekonder bir riski kendi başımıza dert etmiş duruma geliriz. Onun için ezbere söylemlerle değil enine boyuna düşünerek, taşınarak, tartışarak ve en doğrusunu hep birlikte uygulayarak dünyayı bir kez daha bu sıkıntılardan sosyal demokratların, solcuların, sosyalistlerin kurtaracağına yürekten inanıyorum.”

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara ATO Congresium’da düzenlenen CHP İkinci Yüzyıl Değişim Kurultayı’nda, ‘Küresel ve Yerel Sorunlara İlerici Çözümler’ başlıklı Sosyalist Enternasyonal komite toplantısına başkanlık etti.

Özel, burada yaptığı konuşmada, “Hepiniz Ankara’ya hoş geldiniz, Türkiye’nin başkentine hoş geldiniz. Sizleri burada ağırlamak hem benim adıma hem de Cumhuriyet Halk Partisi adına büyük bir onur. Türkiye’nin başkentindesiniz. Dün ve bugünkü programınızdan haberdarım, mutlaka tarihi geçmişi hakkında da bilginiz var. Kurtuluş Savaşı sırasında bir köylü, partimizin kurucusu ve bu toprakların görmüş olduğu en büyük devrimci Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İstanbul gibi 4 büyük imparatorluğa başkentlik etmiş,

bütün dünyanın tanıdığı, ortasından deniz geçen, 2 kıtayı birleştiren bir başkent yerine Ankara’yı başkent seçti çünkü hem buranın stratejik olarak askeri stratejisi açısından ele geçirilmesi daha güç bir konum olduğunu biliyordu ama daha sonra yaptığı kendi değerlendirmelerinde bu fikrin sadece toplamda beşte birine denk geldiğini, esas olarak kendisinin Ankara gibi bir yeri başkent seçmenin kalkınmayı, bürokrasiyi ve ülkenin kalbini ülkenin ortasına taşıyarak buradan bir kalkınmayı Anadolu’ya yaymayı hedeflediğini söyledi ki tahmin ediyorum gezdiğiniz Ankara, Atatürk’ün ne doğru bir karar verdiğini sizlere gösteriyor” dedi.

Özgür Özel şunları söyledi: “Biz herkes için bir sürdürülebilir kalkınma ve herkes için belli bir ekonomik düzeyi erişme ile sağlık hakkının hep birlikte tartışmalıyız. Dünyada ülkeden ülkeye yayılan tek virüs kovid değil. Maalesef aşırı sağcılık, faşizm ve 80 yıl öncesinde bıraktığımız sapkın düşünceler adeta bir virüs gibi ve belki de kovidden daha hızlı bütün dünyaya yayılmaya başladı. Aşırı sağ gibi tehditler sadece kendi başlarına riskler oluşturmakla kalmıyor aynı zamanda birbirini besleyerek dünya çapında, bağlantılı ve karmaşık bir risk ortamı yaratıyor. Bu zorlukları aşabilmek için artık küresel bir dayanışmaya ve ortak çözüm arayışlarına her zamankinden çok ihtiyaç var.

Hastalık, virüs en sağda olduğuna göre buna çarenin ve antitezin soldan üretilmesi kadar doğal bir şey yok. Ama bunu yaparken eğer biz kendi tanımlamamızı doğru konumlamazsak, yeterince tartışmazsak, önerilerimizle, dilimizle bir başka kutup yaratmaya kalkarsak bu sefer merkezdekilerin daha sağa gitmesi ya da aşırı sağcıların merkeze yerleşmesi gibi çok daha büyük sekonder bir tehlikeyi, sekonder bir riski kendi başımıza dert etmiş duruma geliriz. Onun için ezbere söylemlerle değil enine boyuna düşünerek, taşınarak, tartışarak ve en doğrusunu hep birlikte uygulayarak dünyayı bir kez daha bu sıkıntılardan sosyal demokratların, solcuların, sosyalistlerin kurtaracağına yürekten inanıyorum.

Birbirinden bağımsız gibi görünse de aslında tam da bu noktadan Gazze’de neredeyse bir yıldır devam eden katliamın durması, öncelikli olarak oradaki sivillerin gördüğü zulmün sona ermesi, çocuk ve kadın katliamının durdurulmasıyla ilgili hepimizin savunduğumuz ortak değerler üzerinden aynı doğruları savunması ve hepimizin üzerine düşeni bir an önce yapması gerekiyor. Gazze’deki olaylar, Lübnan, Yemen, Irak, İran, Suriye gibi ülkeleri de kapsayacak şekilde gerilimi tırmandırma potansiyeline sahiptir.

“Çalışanlar, işsizler, özellikle gençler gelecekleri konusunda endişeli”

Bu hem yurtta barış dünyada barış diyen partimin yurt içindeki, Türkiye’deki en büyük kaygısıdır hem de sınırsız ve sınıfsız bir dünyayı hep birlikte savunan ve barışı bütün küre için savunan bizler için çok önemli bir ödevdir. Yükselen jeopolitik gerilimler ve sıcak çatışmalar yanında küreselleşme sürecinin kaybedenleri olarak göreceğimiz artan gelir dağılımı bozukluğundan muzdarip geleceğe dair umudunu kaybetmiş kitlelerin sayısı da artmaktadır. Dünyanın her yerinde çalışanlar, işsizler, özellikle gençler gelecekleri konusunda endişelidirler.

Eşitsizlik hem gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında hem de bütün dünyada gelişmiş ülkeler dahil ülke içinde azalmamakta maalesef artmaktadır. Konut krizinden genç işsizliğine, bazen yangın, bazen sel olarak kendini gösteren iklim temelli sorunların göç krizine dek dünyadaki pek çok sorunu tetiklediğini görmek durumundayız. Bu durumun göçmen karşıtı, milliyetçi ve bazen nefret söylemiyle beslenen yeni bir aşırı sağ ideolojinin dünyanın pek çok bölgesinde güç kazanmasına zemin hazırladığının bir kez daha altını çizmek isterim. Yükselen İslamofobi, kutuplaşma ve dezenformasyon, topluluklar arası çatışma riskini uzun zamandır hiç görmediğimiz düzeyde arttırıyor ve aşırı sağ akımları güçlendiriyor.

Değerli dostlar, sevgili yoldaşlar, yükselen aşırı sağ akımlarla otoriter eğilimler tarihin sayfalarına gömüldüğünü düşündüğümüz zararlı ideolojileri yeniden canlandırıyor. Bu nedenle demokratik siyaseti güçlendirmeli, aşırı sağın dezenformasyon ve sahte tezleriyle mücadele etmeli, yükselen otoriterliği ve aşırı sağ ideolojileri bir çözüm olarak gören ve kendini çaresiz hisseden insanlara daha iyi bir seçeneğin var olduğunu anlatmalıyız. Bunların farkında olan bir parti olarak Cumhuriyet Halk Partisi, iktidara geldiği zaman bu küresel sorunların çözümü için hareket edecek ve içeride seçmenle yeni bir alternatif sunarken dışarıda da çok taraflı diplomasi ve işbirliğiyle karşılıklı kazan – kazan politikaları geliştirerek karşısına çıkan küresel sorunlarla mücadele etmenin yöntemlerini arayacaktır.”

(Kaynak: chp.org.tr)

Paylaşın

CHP Tüzük Kurultayı: Değişiklikler Oy Çokluğuyla Kabul Edildi

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) “İkinci Yüzyılda Değişim Kurultayı” başlıklı 20’nci Olağanüstü Tüzük Kurultayı’nda Genel Merkez’in getirdiği tüzük metni 900’ün üzerinde evet oyu ile kabul edildi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) tüzük kurultayı Ankara ATO Congresium Kongre Merkezi’nde başladı. İzleyicilere kapalı olan kurultaya CHP kurultay delegeleri katıldı. Kurultayın divan başkanlığına CHP Yerel Yönetimler ve Dirençli Kentlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek oybirliği ile seçildi.

Özgür Özel’in konuşmasından önce CHP yönetiminin göreve geldiği 10 ayda yaptıklarını anlatan bir sinevizyon gösterildi. Sinevizyon gösterisinin ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel kürsüye çıktı. Partililerini, emeklileri, gençleri, çiftçileri, işçileri selamlayan ve ‘merhaba’ diyen Özel, ‘Atatürk’ün askerlerine merhaba’ diyerek selamlamasını bitirdi.

“CHP kurultayları, liderlerden talimat alan kurultaylar değildir. Bizim kurultaylarımız liderlere talimat verir” diyen Özel, kadın-erkek eşitliğine vurgu yaparak, “Sayın Erdoğan’ın kabinesi 18 kişiden oluşmaktadır. Her birine karşı görevlendirmesini yaptık. Sayın Erdoğan’ın 18 kişilik kabinesinde sadece 1 kadın bakan vardır, o da aileden sorumludur. CHP bugünkü gölge kabinesinde olduğu gibi yarın kurulacak Türkiye’yi yöneteceği kabinesinde eşit temsile yer verecektir, bundan kimsenin şüphesi olmasın” diye konuştu.

Özel sözlerini şöyle sürdürdü: 2024 seçimlerini ittifaksız kazanamayacağımıza inananlar çoktu. İttifakı reddeden bir parti olmadığımız gibi sırf ittifak yapmak için olmayacak tavizler vermedik. Bu örgütün hakkını kimseye yedirmedik. İttifakın partilerle yapılmayacağını milletin kendisiyle yapılacağını gördük. Önümüzde iki risk vardı. İktidarın CHP’yle tartışma, kavga etme, kutuplaşma siyasetini bir taktik ve strateji olarak sürdüğünü gördük. Bunlara karşı kulak asmadık. Sizinle kavga etmeyeceğiz. Kavga edeceksek emekli için, öğrenci için, esnaf için kavga edeceğiz ama sizin suni gündeminiz peşine takılmayacak, bu seçimin yerel seçim olmaktan çıkarmayacağız dedik ve böyle yaptık.

İkinci tehlike ise eski dostlarımızın benzer yaklaşımları olmuştu. Özellikle Türkiye İttifakı’nın temellerini bombalamaya yönelikti. Bu parti, 2018-2019 ve 2023 seçimlerine ittifakla girdi. Yerel seçimde de ittifaksız olmayacağını söylüyorlardı. İttifakı reddeden bir parti olmadığımız gibi ittifak arayışları için üzerimize düşeni yaptık. Ama sırf ittifak yapmak için olmayacak teklifler yapmadık. Biz ittifakın partilerle değil milletin kendisiyle yapılması gerektiğini gördük. Partilerle yapılamayacağını gördük.

Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’nin birinci partisidir. Millet 31 Mart’ta Türkiye’de yeni bir siyasi iklim yarattı. Bizlere ağır bir sorumluluk yükledi, ağır bir kredi açtı. Bu kredi, bir yatırım kredisidir. Seçmen, Türkiye’nin geleceğine ve CHP’nin geleceğine yatırım yapmıştır. 412 belediye başkanımızın, başta büyükşehir belediye başkanlarımızın ellerindeki anahtar, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında partimizi iktidar yapacak olan anahtardır.

Partiyi 100. yılında, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılındaki ilk seçiminde Türkiye’nin bütün demokratları sahiplenmişken kişisel hırslarından dolayı bu partinin karşısında adaylaşanlar, adaylaştıkları yerde kalsınlar. O dönem o hatalar yapılmayacak, bir daha onlar bu partide görev almayacaklardır.

“47 yıl sonra partimizi birinci parti yaptık” diyen Özel, şunları söyledi:  Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’nin birinci partisidir. Millet 31 Mart’ta Türkiye’de yeni bir siyasi iklim yarattı. Bizlere ağır bir sorumluluk yükledi, ağır bir kredi açtı. Bu kredi, bir yatırım kredisidir. Seçmen, Türkiye’nin geleceğine ve CHP’nin geleceğine yatırım yapmıştır. 412 belediye başkanımızın, başta büyükşehir belediye başkanlarımız ellerindeki anahtar, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında partimizi iktidar yapacak olan anahtardır.

Özel “normalleşme” söylemine ilişkin de şu ifadeleri kaydetti: Ramazan Bayramı’nda Türkiye’nin birinci partisi olmanın sorumluluğuyla tüm siyasi partilerin liderlerini teker teker aradım bayramlaştım. Anıtkabir’de siyasi liderlerin her biriyle, tüm bakanlarla ve sayın Erdoğan’la tokalaştım. Sayın Erdoğan’ı ziyaret ettim ve partimizde kabul ettim. Yaptığım her görüşmede, kurduğum her temasta sadece halkın beklentilerini dile getirdim. Normalleşme dediğimiz sürece önce birileri yumuşama dediler. Ancak bir süre sonra onlar da normalleşmeyi kullandılar. Halkın bu sürece teveccühü tüm araştırmalarda ortaya çıktı ve çıkmaya devam ediyor.

Bu süre içinde iktidar tarafında ilk başlarda birkaç olumlu atılmaya çalışılsa da normalleşme sürecinde kendisine yer olmadığını düşünenlerin saldırıları süreci belli noktalarda aksaklığa uğratmıştır. Yaptığımız görüşme ne AK Parti’yle ittifak görüşmesi, ne Cumhur İttifakı’na iltihak görüşmesidir. Yapılan görüşme milletin derdini tasasını ifade etmek, çözüm önerilerini sunmak, bu müzakerelerden sonuç alınamazsa mücadele etme ve millete bunu açıkça gösterme sürecidir. Bunun dışında bir sürecin ne biz içinde oluruz, ne de siyasi rakiplerimizin böyle bir isteği olduğunu düşünmüyorum.

Özgür Özel, liderlerle ve Cumhurbaşkanıyla temaslarını da anlatarak Emine Şenyaşar ve Ayşe Ateş’e dikkat çekti: Anıtkabir’de siyasi liderlerin her biriyle, tüm bakanlarla ve Cumhurbaşkanı ile tokalaştım. Erdoğan’ı partisinde ziyaret ettim, kendisini genel merkezimizde ağırladım. Tüm liderlerle tamamlayabildiğimiz oranda görüşmeler gerçekleştirdim, görüşmeler de devam ediyor. Kurduğum her temas, her cümlede sadece halkın sorunlarını ve beklentilerini dile getirdim. ‘Millet size son seçimde iktidar olma sorumluluğu verdi, o zaman emeklinin derdinin çözüm adresi budur.

Asgari ücrete dört kez zam yapılabilir diyordunuz, enflasyon bu noktada temmuz zammını artık verin’ dedim. ‘Çiftçilerin alın terinin karşılığını verin ve ortaya koyacağınız her çözümde biz size Meclis’te destek olmaya hazırız’ dedim. ‘Esnafın faizlerini artırmayın, pandemiden beri gelen kredilere faiz yükseltmek nedir, esnafa bu zulüm nedir, bu işten vazgeçin’ dedim. ‘Enflasyon muhasebesinde inat etmeyin, boşu boşuna kazanılmamış paradan vergi almaya çalışmayın’ dedim. ‘Hasta hükümlü paşaları adli tıp raporlarına rağmen içeride tutmayın, onları tahliye edin’ dedim.

Gezi tutuklularının uğradıkları haksızlıkları birer birer anlattım. Tayfun Kahraman’ın yaptığı görüşmeden çıkışta darbe çağrısı değil, ‘ağaçları kesmeyecekler, topçu kışlasını dikmeyecekler, AKM’yi yıkıp AVM yapmayacaklar, mahkeme kararını bekleyecekler, o kötü bile gelse referandum yapacaklar, artık Gezi Parkı’nı boşaltmayı takdirlerinize sunuyorum’ ifadelerinden darbe çıkmayacağını söyledim. Emine Şenyaşar’a randevu verilmesini, o ananın yüreğindeki yangının hafifletilmesi gerektiğini söyledim.

Ayşe Ateş’i, ‘Bir siyasi parti Ankara’nın ortasında Sinan Ateş’in cenazesini yerde bırakmış olabilir ama eşi var, iki küçük kızı var, onlara randevu verin, adalet duygusunu zedelemeyin, bu millet Ayşe Ateş’i kardeşi bildi, siz de randevu verin’ dedim. Vatandaşın hizmet beklediği belediyelerimizin elini kolunu bağlamaya çalışmanın bu milletten döneceğini söyledim. Tüm bu süreçleri şeffaflıkla halkımızla paylaştım. Yanımda hazır bulunan büyükelçimizin tuttuğu notları partinin kasasına, partinin kurumsal hafızasında yer almak üzere genel sekreterimize teslim ettim.

Erdoğan’ın anayasa çağrısına ret

Özgür Özel, yeni anayasa tartışmalarına ilişkin de şu ifadeleri kullandı: Bu süreçte iktidar tarafından ilk başlarda olumlu birtakım adımlar atmaya çalışsa da iktidar tarafında da muhalefet tarafında da normalleşmiş bir Türkiye’de kendisine yer olmayacağını düşünenlerin bazı adımları süreci akamete uğratmıştır. Yapılan görüşmeler ne AKP ile ittifak görüşmesi ne de Cumhur ittifakına iltisak görüşmesidir. Böyle bir tutum içinde ne biz oluruz, ne de siyasi rakiplerimizin böyle bir isteği olduğunu da düşünmüyorum.

Çeşitli toplantılarda, bu ülkenin yeni bir anayasaya ihtiyacı var diyenlere; evet var ama mevcut anayasaya uyarsanız, yeni anayasayı konuşabilirseniz. Ama bundan daha 6 yıl önce, her doğana yapılması gerekirken Erdoğan’a yapılan anayasaya bugün Erdoğan bile uymuyorsa, o yeni anayasayı yapacak yeni bir meclis, ona güçlü irade koyan, kuvvetler ayrılığına inanan güçlü bir yönetici iradeye ihtiyaç var. Onun da zamanı CHP iktidarıdır. Yarın bir sihirli değnek bu iktidarın başına değerse, yarın sabahtan itibaren bütün AİHM kararlarına, AYM kararlarına uyarlarsa, kuvvetler ayrılığını, başta yürütmenin meclis üzerindeki ve yargı üzerindeki tahakkümünü ortadan kaldırırlarsa, bu konuda geçmişteki hatalarını telafi eder, yeni yanlışlar yapmazlarsa, o zaman CHP yeni bir anayasa söylemine bir kez daha kulak kabartabilir.

“Tüzük yapmak anayasa yapmak gibidir”

Tüzük değişikliklerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, “Tüzük yapmak anayasa yapmak gibidir. Yapıyorsanız kendinize uyduramazsınız. Bu, Erdoğan’a anayasa yapmaktan farklı olmaz. Tüzük ortak mutabakat, örgütsel mutabakat işidir” dedi.

Tüzük Kurultayı hazırlık sürecini anlatan Özel, tüzüğün Özgür Özel’in tüzüğü olmadığını söyledi. Hem kendisinin hem Kemal Kılıçdaroğlu’nun tm taahhütlerinin tüzük taslağına işlendiğini belirten Özel, “Sayın Genel Başkanımızla (Kemal Kılıçdaroğlu) tüzük konusunda bir araya geldik, taslağı dün akşam kendisine mail olarak ilettik. Kendisi de bir önerisi olursa ileteceğini ifade etti” dedi. Özel, “Bu tüzük ne benimdir ne Kemal Bey’indir ne önceki genel başkanlarındır ne Zeynel Emre’nin ne Gül Hanım’ındır” ifadelerini kullandı.

Tüzük hazırlıklarıyla ilgili birçok karalama, korku yayma süreciyle karşılaştıklarını söyleyen Özel, “Korkulacak değil, övünülecek bir taslak ortaya çıktı ve komisyona oybirliği ile kabul edildi” dedi ve şöyle devam etti: “Bu tüzük geçince kimse kaybetmez, bu örgüt kazanır. Bu tüzüğün bu örgüt tarafından sahiplenilmemesini kaygı verici bulurum.”

CHP’li seçilmişlere 3 dönem sınırı getirilmesiyle ilgili tüzük değişiklik maddesine değinen Özel, Tüzük Komisyonu’nda ‘Dönem sınırında genel başkan muafiyeti olsun’ önerisi getirildiğini söyledi. Bu öneriyi kabul etmediğini söyleyen Özel, “Genel Başkan dahil hepimiz ön seçime gireceğiz” dedi.

Genel Başkanların yüzde 5 imza ile yeniden genel başkanlığa aday olmasına ilişkin düzenlemenin delege üzerinde baskıya sebep olduğunu belirten Özel, ‘Mevcut genel başkan aday olmak isterse imza toplamasına gerek olmaz, talebi halinde adaydır’ maddesinin tüzüğe işlendiğini söyledi.

Ekrem İmamoğlu’na destek

Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında devam eden yargı süreçlerini ve İmamoğlu’nun devam eden yargılaması için kullandığı “İstinaf ceza verirse iktidar Yargıtay kararının gününü göremez” ifadelerini hatırlatan Özel şöyle konuştu: “Biz iktidara yürürken kararlılığımızı görüyorlar ve yargı eliyle siyaseti dizayn etmeye çalışıyorlar. Geçtiğimiz haftalarda Sayın Ekrem İmamoğlu’nun uzun süredir bekletilen dosyaları üzerinden maksatlı biçimde sızdırıldı. Sayın İmamoğlu bu çabalara karşı kendi duruşunu en kararlı, en net bir biçimde ifade etti. Partinin genel başkanı olarak herkesin huzurunda ifade ediyorum ki Sayın İmamoğlu’nun tutumu partimizin tutumudur.”

Özel sözlerine şu cümleyi de ekledi: “CHP Ekrem İmamoğlu’nın yanındadır. İstanbul’un sevgilisi, partimizin gözdesini kimsenin kem gözlerine bırakmayız.”

CHP geleceğin güvencesi

‘İkinci Yüzyıl Değişim Kurultayı’ ismiyle düzenlenen kurultay salonunda ‘Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’nin Birinci Partisi’, ‘Her derdin var bir çaresi, Cumhuriyet Halk Partisi’ sloganları yer aldı. Salondaki dijital ekranlarda da CHP’nin yerel seçim başarısını anlatan videolar, miting görüntüleri yayınlandı.

Kurultay için ‘Cumhuriyet Halk Partisi demokrasinin kalesi, geleceğin güvencesi’ sözlerinin yer aldığı yeni bir şarkı da hazırlandı. Şarkı delegeler salona yerleşirken dinletildi. Kurultay salonundaki hazırlıkları CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke ve Medya ile İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut koordine etti.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Mansur Yavaş, salonda en çok ilgi gören isimlerdi. Delegeler sık sık iki isimle fotoğraf çektirdi.

Kurultaya CHP’nin önceki dönem genel başkanları Hikmet Çetin, Altan Öymen ve Murat Karayalçın katılırken, önceki dönem genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kurultaya katılmasının beklenmediği ifade edildi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kurultay salonuna önceki dönem genel başkanları Öymen, Karayalçın ve Çetin’le birlikte girdi.

Daha sonra tüzük teklifinin oylamasına geçildi. Aday belirleme yöntemini düzenleyen 52. maddesinin görüşmelerinde, “hakim denetiminde ön seçim”in tek yöntem olmasını isteyen bazı partililer madde aleyhinde söz aldı.

Konuşmacı Denizli İl Başkanı Ali Osman Horzum kürsüdeyken salondan “Kılıçdaroğlu nerede?” Sesi duyuldu. Bunun üzerine Ankara Milletvekili Deniz Demir cevap verince salonda tansiyon kısa süreli yükseldi.

Kurultayda aday belirleme yöntemini düzenleyen 52’nci madde taslaktaki haliyle, oy çokluğuyla kabul edildi. 52’nci maddeye itiraz eden CHP’liler aday belirlemede tek yöntemin “hakim denetiminde ön seçim” olması için önerge verdi. Ancak önergeler oy çokluğuyla reddedildi.

CHP tüzüğünün 28 maddesinde değişiklik öngören taslak kurultay delegelerinin oy çokluğuyla kabul edildi.

CHP’nin tüzük kurultayı programı, yeni parti programı hazırlıkları çerçevesinde düzenlenecek Program Çalıştayı ile devam edecek. Çalıştay kapsamında 2 gün boyunca 20 yuvarlak masada program güncelleme çalışmaları yürütülecek.

Merkez ve yerel yönetim konularının da gündeme geleceği çalıştayda, küresel gelişmeler de ele alınacak. Çalıştaya, Sosyalist Enternasyonal’in fikir tartışmalarını ve politika çalışmalarını yürüten komitesi de katılacak. Sosyalist Enternasyonal Komitesi’nin hazırlayacağı Ankara Deklarasyonu, kurultay delegeleri tarafından kurultayın kapanışında oylanacak.

CHP’nin kuruluş yıl dönümü olan 9 Eylül Pazartesi günü ise Anıtkabir ziyareti yapılacak. Aynı gün Devlet Mezarlığı, Karşıyaka Mezarlığı ve Cebeci Mezarlığı ziyaret edilecek. Pembe Köşk’te “CHP Tarihi Sergisi”nin açılışı yapılacak. Kuruluş yıl dönümü kutlamaları kapsamında, CHP Genel Merkezi önünde Şevval Sam konser verecek.

Paylaşın

Özgür Özel’den “Avrupa Birliği” Vurgusu

Partisinin İkinci Yüzyıl Değişim Kurultayı’nda açıklamalarda bulunan CHP Lideri Özgür Özel, “Bugün CHP tüm mikro sorunların yanı sıra Türkiye’nin önüne makro bir hedef koymaktadır. O hedef, Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefidir” dedi ve ekledi:

“Hedefimiz Balkan coğrafyasıyla ve Türki cumhuriyetlerle en iyi ilişkileri kuran, KKTC ile Azerbaycan ile üstenci, buyurgan bir dille değil dost ve kardeş ülke bağı oluşturan, diğer yandan da Rusya ve Çin gibi devletlerle diplomatik ilişkilerini geliştiren bir dış politikayı oluşturabilmektir. Bugün 32’si Avrupa’da toplamda 77 partinin bulunduğu Sosyalist Enternasyonal, partimizin AB mücadelesine tam destek vereceğini açıklamıştır. Pusulası millet olan CHP’nin hedefi, güçlü, zengin, dünyayla yarışan Avrupa Birliği üyesi olmuş Türkiye’dir.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin İkinci Yüzyıl Değişim Kurultayı’nda açıklamalarda bulundu. Birgün’ün aktardığına göre, Özel’in açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Biz bugün 105 yıl önce bu topraklarda Cumhuriyetimize ve bağımsızlığımıza uzanan yolun en önemlilerinden birinin atıldığı Sivas’tayız. Mustafa Kemal Paşa Samsun’a çıkışı, Havza ve Amasya Genelgeleri ile Erzurum Kongresi sonrası Sivas’a geldi. Temsil Heyeti Başkanı Gazi Mustafa Kemal başkanlığında 41 kongre delegesi 4 Eylül 1919 günü Sivas Sultani binasında toplandılar. Kongrede tam 8 gün boyunca Cihan harbinden çıkan işgale uğrayan ülkenin nasıl kurtarılabileceği tartışıldı.

Tüm delegeler fikirlerini açıkça beyan ettiler, özgürce tartıştılar. Ve 11 Eylül günü mutabakatla çıkan bildirgede ‘Milli istiklalimizin sağlanması için milli iradenin hakim kılınması esastır’ ifadesi yer alarak manda ve himaye kesin bir dille reddedildi. Bölgelerinde mücadele yürüten cemiyetler, dernekler, yapılar ‘Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ altında birleştirildiler. İstanbul hükümetine Milli Meclisi bir an önce toplama çağrısı yapıldı ve burada alınan tüm kararların meclisin denetimine ve onayına sunulması net bir dille talep edildi. Bu nedenle Sivas Kongresi önce son Osmanlı Mebusan Meclisinin toplanmasını ardından kurtuluş mücadelemizi de yönetecek olan TBMM’nin açılmasını kolaylaştırmış, teşvik etmiş ve zorlamıştır.

Bağımsızlık ve özgürlüğümüze giden yolun en güçlü kolonu Sivas Kongresi’nde inşa edilmiştir. Atatürk yıllar sonra Sivas Kongresi’ni ‘Bir milletin kurtuluşunu hazırlayan kararların verildiği yer’ olarak tanımlamıştır. Partimizin kurulduktan sonraki ilk kurultayının Ekim 1927’de gerçekleştirildiği bilinir. Ancak Atatürk, ilk kurultayımızı Sivas Kongresi olarak tanımlamış ve Sivas Kongresi’nin partimizi doğurduğunu ifade etmiştir. Sivas Kongresi bizim ilk kurultayımızdır.

Ülkemizi kurtaran, bağımsızlığı mümkün kılan partimiz ülkemizi önce demokrasiyle sonra sosyal demokrasiyle tanıştırmıştır. Ne yazık ki partimiz son yarım asırda tek başına iktidar olma imkanından mahrum kalmış, bunu başaramamıştır. Ülkeyi yönetecek sorumluluğu elinde bulunduramamıştır. Ancak bugün Sivas’tan kurucu kadrolarımıza armağan etmek isteriz ki bugün kuruluş felsefesinden sapmayan CHP, yapılan son seçimlerin ve Türkiye’nin birinci partisidir.

Partimize ömrünü adayanlara armağan ederiz ki 4 Eylül 1919’da Sivas Kongresi’nde kurulan partimiz o kongreden tam 105 yıl sonra yapılan seçimleri kazanarak 47 yıl aradan sonra Türkiye’nin birinci partisi olmuştur. CHP bugün özgüvenli siyasetiyle iktidarın tek ve en güçlü seçeneğidir. Atatürk’ün hatırasına armağan ederiz ki partimiz Cumhuriyet’i korumaya, yüceltmeye ant içmiş, gençlerin ve kadınların daha çok söz sahibi olduğu milletin partisi olarak yapılacak ilk seçimlerde Ata’mızın partisini iktidar yapacak kararlılıktadır.

“Artık hiçbir şey olmamış gibi davranamayız”

Geçen yıl bugünlerde 14 ve 28 Mayıs seçimlerinden mağlup çıkan partimiz son derece üzgün, yaralı, umutsuz seçmenlerimiz vardı. Sokakta karşılaştığımız gençlerin gözündeki fer sönmüş, büyüklerimizin omzu yere düşmüştü. Toplumda büyük bir hayal kırıklığı ve umutsuzluk hakimdi ve bu tüm ölçümlere yansıyordu. O günlerde hepimizin önünde yeni bir sorumluluk vardı. Yeni bir sayfa açmak için şunu söyledik; artık hiçbir şey olmamış gibi davranamayız.

CHP değişecek, Türkiye değişecek. İşte 5 Kasım kurultayında delegelerimizin ortaya koyduğu irade 31 Mart seçimlerinde partimizi Türkiye’nin birinci partisi yapan iradenin ta kendisiydi. 5 Kasım kurultayımızın sloganı değişimdi. Ancak bu değişimi sadece kişilere indirgemek bir haksızlık, vefasızlık yapmak olur. İhtiyacımız olan, bu değişimi başta partinin yazılı belgelerine yansıtarak, sürdürmek, devam ettirmek ve bu değişimin sonunda başararak sonuç almaktır.

İkinci Yüzyıl Değişim Kurultayı’nda bu değişim talebinin altını doldurarak tüzüğümüzü daha da demokratikleştirecek, ardından partimizin iktidar programına evrilecek olan parti programımızı değiştirme aşamasına güçlü bir adım atacağız. Şimdiden kurultayımız için nisan ayından itibaren görüş ve önerileri toplamaya başladık. Önümüzdeki günlerde, 6’sında tüzüğümüzü değiştirdikten sonra 7 ve 8’inde 25 farklı masada, dört ana temada çok farklı fikirlerin, görüşlerin tartışıldığı ve değişim kurultayının en önemli bileşeni olan program değişikliğini nasıl yapacağımızı, 81 ilde nasıl yürüteceğimizi, ilçelere nasıl taşıyacağımızı, kamuoyunun taleplerini nasıl alacağımızı, toplumun beklentilerini nasıl duyacağımızı, var olan çözümleri nasıl anlatacağımızı, yeni çözümleri nasıl üreteceğimizi hep birlikte tartışacağımız çok kıymetli iki günü hep birlikte gerçekleştireceğiz.

Ardından 9 Eylül’de hep birlikte bugün olduğu gibi önemli bir tarihsel sahipleniş ve vurguyla Türkiye’yi kurulurken de birinci partisi, son seçimlerin de birinci partisi, bugünün de birinci partisi, yapılacak olan ilk seçimlerin de birinci partisi olan CHP’nin birlik, beraberlik içinde bu süreci tamamladığını, dostlara büyük bir kıvançla dost olmayanlara da duyacakları derin kaygıyla hissettireceğiz. Bunun için bugün buradayız. Hep birlikteyiz. Başarmak için ilk adımı atmak üzere yine Sivas’tayız, yeniden Sivas’tayız.

CHP’nin diğer partilerden çok önemli bir farkı vardır. Bizim kurultaylarımızın özelliği şudur; liderlerden talimat almaz. Liderlerin dediğini yapmaz. Liderlerin telgrafında ayağa kalkıp nefes almadan dinlemez. CHP’nin kurultayları görev almaz, görev verir. Gazi Mustafa Kemal’in liderliğindeki Sivas Kongresi bize mandayı, himayeyi reddetme, kurtuluşu örgütleme, bağımsızlığı ilan etme görevi vermiştir. 1972 Kurultayı Bülent Ecevit’i Genel Başkan seçmiş, ona partimizi; işçilerle, üretenlerle, ezilenlerle, hak arayanlarla buluşma, sosyal demokrasiyi iktidar yapma görevi vermiştir.

5 Kasım kurultayında bizlere verilen görev de partimizin önünü açacak bir değişimi sağlamak ve önce yerel seçimlerde ardından genel seçimlerde birinci parti olma göreviydi. Biz bu görevi kurultayımızdan aldık. Gençlerin ve kadınların daha fazla yer bulduğu, bilime inanan, sokağın sesini duyan bir anlayışla yerel seçimlere gittik. Ve kurultayımızdan aldığımız ilk görevi başarıyla tamamlayarak yerel seçimlerde partimizi birinci parti yaptık. Şimdi bize düşen görev, örgütümüzün ve milletimizin beklentilerine göre tüzük ve program değişikliklerini yapmak ve birlik ve beraberlik içinde genel seçimlere gitmektir.

Kısır kavgalara, şahsi tartışmalara değil nitelikli tartışmalarla ve kavga etmeden nitelikli bir süreci hep birlikte yürüterek, milletin gündeminden başka bir gündemi konuşmadan, bizi çekmek istedikleri kutuplaşma oyunlarına gelmeden, birlik ve beraberlik içinde genel seçimlere gitmek, özgüvenli siyasetimizden ödün vermeden geleceğe yürümek ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini ilk genel seçimlerde iktidar yapmaktır.

Türkiye’nin birinci partisinin rakibi, artık diğer partiler değildir. Hedefimiz, yerel seçimlerde aldığımız yüzde 38 oyu yüzde 50’nin üzerine çıkarmak için milletle daha güçlü bağlar kurmaktır. Diğer partilerin hedefi bize ulaşmak, bizim hedefimiz ise kendi başarı çıtamızı daha da yukarıya çıkarmaktır. Artık Türkiye eski Türkiye değildir. Olmayacaktır. Milleti bölerek, ayrıştırarak iktidarda kalma dönemi kapanmak üzeredir. Çünkü onların karşısında artık, milletin hakkının yegâne savunucusu olan bir CHP, tüm renkleriyle Türkiye İttifakı vardır. Bugün Türkiye, artık gitmekte olan bir hükümetin neden olduğu ağır sıkıntılar içindedir.

Emekliler, asgari ücretliler, üreticiler geçinemiyoruz diye feryat etmekte, sokakta, meydanda ses yükseltmektedir. Ancak biz, ‘İktidar başarısız olursa biz iktidar oluruz’ diye beklemiyoruz, beklemeyeceğiz. Biz iktidara milletin güvenini kazanarak, milletin rızasını alarak yürüyeceğiz. Bizim her soruna doğru bir tespitimiz ve doğru bir çözüm önerimiz mevcuttur. Bizlere düşen, partimizin her alandaki tutumunu, önerisini, 81 ilde 86 milyon vatandaşımıza ulaştırmaktır. Bugün CHP tüm mikro sorunların yanı sıra Türkiye’nin önüne makro bir hedef koymaktadır.

O hedef, Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefidir. Hedefimiz Balkan coğrafyasıyla ve Türki cumhuriyetlerle en iyi ilişkileri kuran, KKTC ile Azerbaycan ile üstenci, buyurgan bir dille değil dost ve kardeş ülke bağı oluşturan, diğer yandan da Rusya ve Çin gibi devletlerle diplomatik ilişkilerini geliştiren bir dış politikayı oluşturabilmektir. Bugün 32’si Avrupa’da toplamda 77 partinin bulunduğu Sosyalist Enternasyonal, partimizin AB mücadelesine tam destek vereceğini açıklamıştır. Pusulası millet olan CHP’nin hedefi, güçlü, zengin, dünyayla yarışan Avrupa Birliği üyesi olmuş Türkiye’dir.

“İktidar yürüyüşümüzü başlatıyoruz”

Yol haritamızı belirlemek, en demokratik tüzüğü yapmak, Türkiye’yi nasıl yöneteceğimizi tarif edeceğimiz program değişikliğini başlatmak üzere Sayın genel başkanlarımı, grup başkanvekillerimi, milletvekillerimi, PM üyelerimi, belediye başkanlarımı ve tüm kurultay delegelerimizi iktidar yürüyüşüne ilk adımı atmak üzere Ankara’ya davet ediyorum. Sizleri Ankara’ya davet ediyorum, kalkın Ankara’ya gidelim. Kalkın partimizi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini iktidar yapalım. İktidar yürüyüşümüz Sivas’tan başlıyor, Ankara’da devam ediyor, Çankaya’da bir CHP’li Cumhurbaşkanı olana, bu ülkeyi yeniden Gazi’nin partisi yönetene kadar devam edeceğiz. Ankara’ya gidiyoruz, iktidar yürüyüşümüzü başlatıyoruz.”

Paylaşın

CHP Lideri Özgür Özel: Erdoğan’ın Aday Olmasını İstiyoruz

Erken seçim yapılması gerektiğini belirten CHP Lideri Özgür Özel, “2025 Kasım’da koyalım sandıkları. Erdoğan da aday olsun. Yeni bir süreci başlatalım. Erdoğan 2026’nın baharında sandığı koysun, aday olsun, biz de onu yenelim” dedi ve ekledi:

“Ben şunu istemem 23 yıl kazandı kazandı aday olamadı gitti. Öyle bir şeyi Türk siyasi tarihine bırakmak istemem. Erdoğan’ı yenebileceğimizden hiçbir şüphem yok. Seçimleri yenileyeceğiz. Bizim kimseden korkumuz yok. Erdoğan’ın aday olmasını ve onu yenerek bu sürecin tamamlanmasını Cumhuriyet Halk Partisi ve Türkiye demokrasisi açısından sağlıklı görüyorum.”

Erdoğan’ın yeni anayasa çağrılarını da değerlendiren Özgür Özel, “Anayasa’yı hepimiz Erdoğan’dan daha çok istiyoruz. Ama Erdoğan, yeni bir Anayasa’nın yapılmasının koşullarının ortadan kaldırdı. Önce mevcut Anayasa’ya tam uyulması gerekir. Bu çok kolay bir laf. Ancak Erdoğan için çok zor” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Halk TV’de İsmail Küçükkaya’nın sunduğu Demokrasi Meydanı programına katıldı. Özgür Özel erken seçim yapılması gerektiğini belirterek şöyle dedi: “2025 Kasım’da koyalım sandıkları. Erdoğan da aday olsun. Yeni bir süreci başlatalım. Erdoğan 2026’nın baharında sandığı koysun, aday olsun, biz de onu yenelim. Ben şunu istemem 23 yıl kazandı kazandı aday olamadı gitti. Öyle bir şeyi Türk siyasi tarihine bırakmak istemem. Erdoğan’ı yenebileceğimizden hiçbir şüphem yok. Seçimleri yenileyeceğiz. Bizim kimseden korkumuz yok. Erdoğan’ın aday olmasını ve onu yenerek bu sürecin tamamlanmasını Cumhuriyet Halk Partisi ve Türkiye demokrasisi açısından sağlıklı görüyorum.”

Yeni Anayasa: Özel, yeni anayasaya bir ihtiyaç olduğunu ancak mevcut durumdaki ekonomik koşullar nedeniyle bu konunun halkın gündeminde olmadığını belirterek şunları söyledi: “Toplumsal mutabakat metni, toplumsal mutabakatla olur. Türkiye’nin bir mutabakata ihtiyacı var. Türkiye’nin yüzde 70’i yönetim sisteminden memnun değil. Bugün Türkiye’de insanların ne istediğini sorun, kimse anayasa yazmaz. Ama Anayasa’ya ihtiyaç var mı? Bence var. Aslında yeni bir Anayasa’yı hepimiz Erdoğan’dan daha çok istiyoruz. Ama Erdoğan, yeni bir Anayasa’nın yapılmasının koşullarının ortadan kaldırdı. Önce mevcut Anayasa’ya tam uyulması gerekir. Bu çok kolay bir laf. Ancak Erdoğan için çok zor.”

AK Parti’nin mevcut durumunu değerlendiren Özel, “Sayın Erdoğan’ı farklı yönlere çekmeye çalışan pek çok kişi var. Ancak iktidar, tükenmişlik sendromu içinde. AKP, tarihinin en büyük sarsıntılarından birini yaşıyor. Eskiden yoksul olanlar şimdi derin bir yoksulluğun pençesinde, orta sınıf ise yoksullaşmış durumda. İnsanlar, maaşlarını kiraya verince aç kalıyorlar, karınlarını doyurunca da barınacak yer bulamıyorlar. Bu durum, öfkeye dönüşen bir hüzün yaratıyor, ancak umut ışığı da sönmüş değil. İktidar değişimi için artık günler sayılıyor.”

Teğmenlerin yemini: Bundan Atatürk’ü seven kimse rahatsız olmaz. Yıllardır edilen bir yeminin birkaç yıldır ettirilmemesi ayıp. Bir ülkeyi bölmeye çalışanlara karşı kılıcımız keskindir diyorlar. Bu yemini edenler arasında kaçıp da etmeyenler varsa onları tutup atacaksın oradan. Bundan ‘Keşke Yunan kazansaydı’ var ya, ona inananlar, onun peşinden gidenler rahatsız olur. Bu tartışmalarla yoksulluğu örtmeye çalışıyorlar. İnsanlar geçinemiyor.

Dilruba Kayserilioğlu: Benim gencecik bir kadının sırf konuştu diye içeri atılmasına, gecenin bir yarısında da bırakılmasına itirazım var. Dilruba’nın sözlerinin belli yerleri haklı ama kullandığı bazı ifadeler vatandaşın kalbini kırabilecek, AKP’ye oy veren vatandaşın kalbini kıracak sözler. Buraların da onarılması lazım. Fuar konuşmasında mahsurlu ifadeler gördüm. Serbest kalmak için değil, birçok insan seni yanlış anladı. Ağzından çıkan bazı sözler yanlış anlaşıldı. Bir de onların oy veren kitlesi var, alınmış olabilirler bunu bir yerden düzelt.

Ama günü gelince, serbest kaldıktan sonra münasip bir lisanla düzelt. Dilruba konuştuğundan pişman değil, 6 ay daha yatsa pişman değil ama insanları kırmak istemediğini kendini söylüyor. Önceki sözlerde de mahsurlu ifadeler var. ‘Sözlerimin arkasındayım’ demiş, ben orayı bile mahsurlu gördüm. Kendisine telkin ettiğim şey düşünce özgürlüğü noktasında çok değerli bir noktada duruyorsun, ama Ama Türkiye insanların birbirinin kalbini kırdığı değil birbirine sahip çıktığı bir ülke olması lazım. Dilruba’ya sahip çıkıp işimize bakacağız. Teğmenlere sahip çıkıp işimize döneceğiz.

Paylaşın

CHP Lideri Özel: En Kısa Zamanda Seçimi, Sandığı Getireceğiz

Ayvalık’ta yurttaşlara seslenen CHP Lideri Özgür Özel, “Yoksulluk konuşulmasın diye kavga icat edenler, işsizlik konuşulmasın diye polemik üretenler, güvencesizliğin üstünü siyasi kavgayla örtenlere inat, bu milletin gerçek sorunları dışında hiçbir sorunu konuşmayacağız, hiçbir şekilde suni gündemlere teslim olmayacağız” dedi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Ayvalık İlçe Başkanlığı’nı ziyaret etti.

Burada yurttaşlara seslenen Özgür Özel, “Biz yerel seçimin akşamı şunu söyledik; bu bir zafer değil, bu bir başarı ama çok önemli bir görevi sırtımıza yükleyen bir başarı. Biz bundan sonra kimseyi ötekileştirmeden, kimseyi ayırmadan, adil, düzgün bir şekilde görev yapacak belediye başkanlarımızla beraber bize verilen krediyi en iyi şekilde kullanacağız ve esas büyük başarıyı hep beraber yapılacak ilk genel seçimlerde yaşayacağız” ifadelerini kullandı.

“Kurultayda, kongrede verdiğim sözlerden ilkini tuttum” diyen Özel, şöyle devam etti: “Bu partinin genel merkezinin de ilçe binalarının da il binalarının da ışıkları erkenden sönmeyecek. Seçim gecesi o ışıklar sabaha kadar yanacak. Cumhuriyet Halk Partili kadınlar akşam saatinde tülbentini sirkeli suya basıp başına bağlayıp ışıkları kapatıp oturmayacak. O gece ışıklar sabaha kadar yanacak, o tülbentler sallanacak ve hep birlikte başaracağız. İlkini 31 Mart’ta yaptık.”

Gelecek genel seçimler için mesaj veren Özel, “Bundan sonra da CHP’den kaybetmiyoruz, kaybettik ama üzülmüyoruz mesajları değil, hep iyi haberler alacaksınız. Verdiğimiz sözü yerel seçimlerde tuttuk, genel seçimlerde de göreceksiniz Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının ilk seçimlerinde hepimizin partisi iktidar olacak” ifadelerini kullandı.

İzmir’deki sokak röportajında kullandığı ifadeler nedeniyle tutuklanan Dilruba Kayserilioğlu ve nya Diş Hekimliği Kongresi’nde görev almak için yaptığı başvuru başörtüsü nedeniyle reddedilen Dilara Çiçek için mesaj veren Özel, şunları söyledi:

“Dilruba ve Dilara… Dilruba bir sokak röportajında, söylediği sözlerin hepsine katılmayabilirsiniz ama genç bir kadın düşüncülerini ifade ediyor. Onu aldılar, tutukladılar ve Eylül ayının 3’ünde mahkemeye çıkaracaklar. Yarın sabah Dilruba’yı hepiniz adına ziyaret edeceğim ve partimizin 9 Eylül’deki partimizin kuruluş yıldönümü törenlerine davet edeceğim.

İkinci bir isim Dilara… Dilara, diş hekimliği fakültesi öğrencisi. Dünya Diş Hekimliği Kongresi, İstanbul’da yapılacak. Kongre için görev almak isteyen öğrenciler gelsin dediler, Dilara da gitti. Demişler ki ‘Seni istemiyorlar.’ Niye? Başörtüsü var! Bu sabah Dilara’yı aradım, kızım İpek’le yaşıt, daha sonra da kızımla görüştüler. Böyle bir uygulamayı tasvip etmediğimizi söyledim. Telefon görüşmemizde 9 Eylül’deki partimizin kuruluş yıldönümüne davet ettim. Bir zorluğu olmazsa kızım İpek’le birlikte İstanbul’dan Ankara’ya gelecekler ve babaevine misafir olacaklar.”

“Suni gündemlere teslim olmayacağız”

“Birileri istiyor diye kutuplaşmayacağız” diyen Özel, şunları kaydetti: “Yoksulluk konuşulmasın diye kavga icat edenler, işsizlik konuşulmasın diye polemik üretenler, güvencesizliğin üstünü siyasi kavgayla örtenlere inat, bu milletin gerçek sorunları dışında hiçbir sorunu konuşmayacağız, hiçbir şekilde suni gündemlere teslim olmayacağız.”

“En kısa zamanda seçimi, sandığı getireceğiz”

CHP Lideri Özgür Özel, Gömeç Belediye Başkanlığı’nı da ziyaret etti. Özel, ziyaretinin ardından Gömeç Belediye Başkanlığı binasının önünde kendisini karşılayanlara hitap etti. Özel, şunları söyledi:

“Onlar iyi yönetecekler, güzel yönetecekler. Örgütümüzle uyum halinde çalışacaklar. Vatandaşın beklentilerini karşılayacaklar. Şeffaflıktan, dürüstlükten asla taviz vermeyecekler. Sonunda CHP’nin geneldeki iktidarının da kapısını aralayan, nasıl geçen sefer bir söz vermiştim. Nasıl Ecevit 1970’lerde sorunu doğru görmüş, dünyada esen rüzgarları doğru okumuş, Türkiye’ye bu işi en doğru siyasi söylemle taşımış, yapılan ikisi yerel, ikisi genel dört seçimden de birinci parti olarak partisini çıkarmışsa, biz ilk yerel seçimlerde verdiğimiz sözü tuttuk.

Yerel seçim öncesi dediler ki Anadolu Ajansı sizi vermiyor. Atatürk’ün cepheden haber versin diye kurduğu ajans, bizim haberlerimizi çok kısıtlı ve fevkalade maksatlı kısaltarak çok içeriksiz veriyor. Canları sağ olsun dedik. Efendim TRT, AKP’nin kanalı olmuş. Onlara 31 Mart akşamı sürprizim var dedim.

Öbürü bize saldırdı, canın sağ olsun dedim. Bir diğeri hakaret etti, seninle kavga etmeye niyetim yok, milletin derdi ile dertleneceğim, seninle meşgul olmamam dedim. Sonunda 31 Mart akşamı oldu. 31 Mart akşamı büyük bir zafer kazanacağımız, doğru belirlediğimiz adaylarla, anketlerle, sahadaki takiplerimizle görünüyordu. Son 10 gün daha da büyük bir coşkuya dönüştü. Partiler, kriz anlarını yönetmek için önceden tedbir alırlar.”

Eskiden şöyle tedbirler alıyorduk. Çünkü Anadolu Ajansı farkı 25 puan gösteriyor. Öbürü şöyle oldu diyor. Moraller bozulacak. Seçimin sonucunun da birazcık sıkıntılı olacağı anketlerde de görülüyor. Partide şöyle SMS’ler hazırlanıyordu. Gelecek haberler ne olursa olsun, seçimi açık farkla kaybettiğimiz iddia edilse de bunlara inanmayın. Moralinizi bozmayın, sandıkların başından ayrılmayın. Bu sefer de bir hazırlık yapıyoruz akşama.

Nasıl bir SMS hazırlayalım, kaçta gitsin dediler. Dedim ki sandıklar batıda da kapanıp, üstünden bir yarım saat, bir saat geçtikten sonra sandık görevlilerine şu mesaj gitsin. Sandık görevlilerini göreyim, kimler var? Sandık görevlilerine bu sefer ne mesaj geldi? Birazdan çok iyi haberler alacaksınız. Sakın sandıkların başını bırakmayın. Son imzalı tutanağı teslim edene kadar görevinizin başında olun. Sizler bizim demokrasi kahramanlarımızsınız.

Artık, yeterince kaybetmeyi öğrendik. Her yenilgiden ders çıkardık. Ama yenilmekten bıktık. Artık kazanmayı öğrenmenin zamanıdır. 31 Mart bu özgüven ve kararlılığın, hep birlikte ortaya koyduğumuz büyük mücadelenin sonucudur. Bundan sonra yenilgilerden ders almak değil başarıyı, zaferi olgunlukla taşıma sınavıdır. Biz geçen 31 Mart’ta bunu hep birlikte yaptık. Bundan sonra da hep birlikte bunu sürdüreceğiz.

Gömeç Belediyesi’nin elbette sorunları var. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi yıllarca AKP’deydi. BASKİ, suda, kanalizasyonda çok eksiği var. Enkaz devrettiler, borç devrettiler. Faiz devrettiler. Bir de onun üstüne üstümüze gelerek çalıştırmamaya çalışıyorlar. Ama bu Körfez’in arıtma sorunlarını da kentlerin kanalizasyon sorunlarını da su sorunlarını da çözeceğiz. Tayyip Bey orada burada diyordu ya CHP çöptür, çukurdur.

Vallahi AKP’den Balıkesir Belediyesini devraldık. Büyükşehrin yetkisinde olan Körfez’in arıtması yok. Hani diyor ya, şudur, budur. Şimdi ben de tutup AKP şudur, budur deyip o pislikleri sıralamayacağım. Ama hani deyim yerindeyse, ekonomik olarak da proje olarak da vizyon olarak da bir enkaz devraldık. Yönetemeyen, yönetme kabiliyeti olmayan, kamu varlıklarını bölüşülecek ganimet sayan, halka hizmet etmek yerine kendi yakın çevrelerine hizmet eden anlayıştan Balıkesir bıkmıştı. Bıçak kemiğe dayanmıştı, Balıkesir gereğini yaptı.

Şu anda komşu iliniz memleketim Manisa’da da burada da nüfusun yüzde 95’ine yakınını CHP’li belediyeler yönetiyor. Eksik olur, kusur olur ama çalışkan, dürüst, genç, dinamik ve aklı fikri kente hizmet olan belediye başkanlarımız var. Biz ve siz bu güzel kentleri onlara emanet ettiniz. Ben de bu güzel belediye başkanımı size emanet ediyorum. Sahip çıkacağız. Destek olacağız. Eksikleri kulağına söyleyeceğiz. Güzellikleri hep birlikte anlatacağız. Çünkü çok yakında biz bu ülkeyi yöneteceğiz. O günler geliyor.

CHP’de herhangi bir noktada bir uyuşmazlık, bir sorun, çekişme, tartışma, vallahi de yok billahi de yok. Ama kim istiyor bunu? İktidar medyası istiyor bunu. Her gece CHP konuşmak istiyorlar. Varsın konuşsunlar. Bazıları çok az sayıda, şimdi partili olduğunu öğrendiğimiz, sosyal medyadan bizlere hakaret eden, iftira eden, güya parti içinde bir hizbi temsil eden, kardeşim 47 yıl sonra parti birinci parti olmuş.

Parti 47 yıl sonra öyle bir zafer kazanmış ki Avrupa ve dünyanın yerel yönetimlerde en güçlü partisi ve Avrupa’nın en yüksek oy alan sosyal demokrat partisi olmuş, efendim kavga edecekmişiz. Biz bu şartlarda birbirimizle uğraşırsak, millet der ki bunlar iktidar bile olsa içerideki tartışma bitmeyecek. Ama şu kadar net ki partide 81 il başkanı tüzük çalışıyor. Tam bir mutabakat ve muhteşem bir uyum. Bütün delegelerimizle, bütün ilçelerimizle, bütün belediye başkanlarımızla etle tırnak gibiyiz. Biriz ve beraberiz. En çok gözettiğim şey, bu iki arkadaşın uyumu. Bütün Türkiye’de örgüt belediye başkanına sahip çıkacak, belediye başkanı örgütüne sahip çıkacak.

Bu noktada hepimizin üzerindeki vazife, iktidara yürürken kararlılıkla, güvenle, birlik ve beraberlik içinde davranmak. Çünkü insanlar bize bu ülkeyi bu arkadaşlar iyi yönetir mi gözüyle bakıyorlar. Bize bu krediyi verdiler. Bu krediyi belediye başkanlarımız en iyi şekilde kullanacaklar. Biz hep beraber ümit ediyorum Türkiye’yi yönetmeye hazır olduğumuzu, Türkiye’deki bütün vatandaşlarımıza anlatıp, çok çok büyük bir zaferle Cumhuriyetin yüzüncü yılının ilk genel seçimlerinde yine partimizin ışıklarını sabaha kadar açacağız. Yine hep birlikte başarıyı yaşayacağız.

Son sözüm şudur. Burada ‘Karanlık gider, Gezi kalır’ diyor. Can Atalay’ın fotoğrafını gösteriyorlar. Gezi’deki herkes, Tayfun başta olmak üzere Çiğdem Mater, Mine Özerden, Tayfun, Sayın Kavala ve Can Atalay. Beşi de orada bizim yerimize yatıyorlar. Neden bizim yerimize yatıyorlar? O günlerde ağaçlar kesiliyordu. Ağaçlar kesilmesin dediler. Yerine 31 Mart vakasına rövanş, o döneme atıf. Topçu kışlası yapacak, yapılmasın dediler.

Atatürk Kültür Merkezi’ni yıkıp AVM yapacaklardı, bu olmasın dediler. Gaz fişeği ile kör ediyorlardı gençleri, bunu yapmayın dediler. Varıp da bu arkadaşlar, gelip de Cumhurbaşkanı istifa etsin. Başbakan yurda dönmesin. Bakanlar Kurulu görevi bize devretsin demediler. Bunu deseler darbe girişimi olurdu. Ama onlar ağaç dediler, kent dediler, çevre dediler. Şimdi birileri tarafından efendim Gezi de darbe girişimiydi filan içeride duruyorlar… Hangimiz olsak onu söylerdik. Her birimiz onu söyledik. Şunu bilin ki Gezi’de yatan herkes Özgür Özel’in yerine yatıyor.

Hepimizin yerine yatıyor. Bunun için üzerimize ne düşüyorsa yapmaya, mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğiz. Tayfun Kahraman partimizin üyesidir. Evladı Vera, hepimizin evladıdır. Bu sene ilkokula başlayacak. Babası onu hiç kreşe götüremedi. Babası benim yerime hapis yattığı için babasının yerine mezuniyetine gittim. Ama Vera’nın ilkokulu babasız okumasına izin vermeyeceğiz. Son sözüm şudur. Bu güzel yaz gününde, sıcak günde buraya geldiniz. Bizi dinlediniz. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız.

Sizi bir arada tutan şey rant değil, çıkar değil. Sizi bir arada tutan şey. Şüphesiz bu ülkeyi var eden değerlere, bu ülkenin kurucu değerlerine, kurucu kadrolarına, kurucumuz Mustafa Kemal Atatürk’e bağlılığınız. Para için birlikte duranlar, rant için birlikte duranlar, çıkar ilişkileri ile birlikte duranlar o çıkar ortadan kalkınca tuzla buz olurlar. Yıllardır, 47 yıldır birinci parti olmamışız, şimdi olduk. Uzun yıllardır ağız tadıyla iktidar hiç olmadık.

Ama bir yere gitmediniz. Bir arada durdunuz. Bugünleri getirdiniz. Biz sizin bu bağlılığınız, Cumhuriyete bağlılığınız. Devrimlere bağlılığınız. Aydınlanmaya bağlılığınız. Bizi var eden ilkelerimize bağlılığınızdan aldığımız güçle, üzerimize ne düşüyorsa yapacağız. Size inanıyoruz, güveniyoruz, söz veriyorum bundan sonra seçim akşamlarında CHP’nin ve Türkiye ittifakının zaferine sevineceğiz. Kötü günler geride kaldı. Mutlaka geliyor. En kısa zamanda seçimi, sandığı getireceğiz. Bu iktidarı değiştireceğiz. Hepinize teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun.”

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a Yanıt: Tükenmişlik Sendromu

CHP Lideri Özgür Özel, Erdoğan’ın, Ahlat’ta yaptığı konuşmada, “Provokatör marjinal” dediği TİP Milletvekili Ahmet Şık’ın Meclis’te saldırıya uğramasının ardından muhalefetin gösterdiği tepkiyle ilgili eleştirisine de yanıt verdi.

Ahmet Şık’ın konuşmasındaki üslubu kendisinin de eleştirdiğini belirten Özgür Özel, “Alpay Özalan denen organizmaya neden bir şey söylemiyor? Kürsüye saldırıyor, kan akıtıyor, kadına şiddet uygulanmasına ön ayak oluyor, her şeyi başlatıyor. Ahmet Şık’ın sözü ağırdı, bazı kelimeleri Meclis’e yakışmadı. Alpay Özalan Türkiye’ye yakışmıyor. Biz Özalan’ı milli takımda oynarken milli gururumuz olarak görürdük, Erdoğan’ın partisinde milli utancımıza dönüştü. Buradan özeleştiri yapması gereken kişinin eleştiriye yeltenmesini tükenmişlik sendromuna bağlıyorum” dedi.

Erdoğan Ahmet Şık’a dair şunları söylemişti: “Gazi Meclisin adabına yakışmayacak şekilde provokatörlük yapan bir marjinale kimlerin kol kanat gerdiğini hep birlikte takip ettik. Milletin Meclisinde milletin kürsüsünde millete hakaret eden, milli iradeye hakaret eden, dilinden kin ve nefret akan bu provokatörü ellerinden gelse demokrasi havarisi ilan edeceklerdi.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Erdoğan’ın partisine yönelik eleştirilerine yanıt verdi. Özgür Özel, Erdoğan’ın Bitlis’te İBB’ye yönelik sözlerine “O İstanbul’a geldiğinde 261 hançer saplandı” sözleriyle yanıt verdi. Özel, TBMM’deki Can Atalay oturumunda AK Partili Alpay Özalan’ın TİP’li Ahmet Şık’a saldırısı hakkında yaptığı yorum için de “Alpay Özalan denen organizmaya neden bir şey söylemiyor” dedi.

Karakucak güreşleri için Ankara Keçiören’i ziyaret eden Özel, Erdoğan’ın Vaniköy’de geçmişte yapı ruhsatı verilen ve yenileme sırasında İBB tarafından mühürlenen inşaat üzerinden sarf ettiği “İstanbul’un en nadide çevre hazinesini para babalarına peşkeş çekiyorlar. Göreve geldikleri belediyeleri 3 ayda hısım, akraba çiftliğine çevirdiler” sözlerine “O İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğunda İstanbul’da 4 gökdelen vardı, bugün 265 gökdelen var. İstanbul’un bağrına 261 hançer sapladı” dedi.

“Alpay Özalan Türkiye’ye yakışmıyor”

Özel, Erdoğan’ın, “Provokatör marjinal” dediği TİP Milletvekili Ahmet Şık’ın Meclis’te saldırıya uğramasının ardından muhalefetin gösterdiği tepkiyle ilgili eleştirisine de yanıt verdi.

Ahmet Şık’ın konuşmasındaki üslubu kendisinin de eleştirdiğini belirten Özgür Özel, “Alpay Özalan denen organizmaya neden bir şey söylemiyor? Kürsüye saldırıyor, kan akıtıyor, kadına şiddet uygulanmasına ön ayak oluyor, her şeyi başlatıyor. Ahmet Şık’ın sözü ağırdı, bazı kelimeleri Meclis’e yakışmadı. Alpay Özalan Türkiye’ye yakışmıyor. Biz Özalan’ı milli takımda oynarken milli gururumuz olarak görürdük, Erdoğan’ın partisinde milli utancımıza dönüştü. Buradan özeleştiri yapması gereken kişinin eleştiriye yeltenmesini tükenmişlik sendromuna bağlıyorum” dedi.

Paylaşın

Özel’den İktidara “Yeni Anayasa” Tepkisi: Milletin Anası Ağlıyor

Gaziantep’te düzenlenen fıstık mitinginde konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Buradan Erdoğan ve Bahçeli’yi uyarıyorum. Sahte gündemlerinizin peşine takılıp Antep fıstığı üreticilerini yalnız bırakmayacağım. Emekçiyi sömürenlerle gidecek yolumuz, konuşacak konumuz, bir anayasa gündemimiz yok” dedi.

Haber Merkezi / Hasat mevsimindeki Antep fıstığı üreticilerinin düşük fiyatlardan dolayı gerçekleştirdiği traktörlü eylem sonrası çiftçinin sorunlarını gündeme taşımak isteyen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Gaziantep’te ‘Fıstık Mitingi’ düzenledi.

Mitinge katılan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yanlış tarım politikaları nedeniyle çiftçinin çok zor durumda olduğuna dikkat çekerek, “Bu kadar emeğin bu kadar masrafın sonunda çiftçi rahat bir nefes almak istiyor. Bugün fıstık üreticisinin nefesini kesenler var, fıstık üreticisinin cebine göz dikenler var. Bütün masraflar iki katına çıkmışken Gaziantep’in geçiminin ana maddesi olan fıstığın fiyatı geçen sene 115 lira da bu sene neden 90 lira? Bu akılla vicdanla izah edilebilir mi?” dedi.

Özel, konuşmasına “Bir avuç aracıyı, bir avuç taciri korumayı bırakın. Derdi sen çekeceksin, parayı başkası kazanacak. Yok öyle yağma. Yazıklar olsun böyle düzene, yazıklar olsun. Tarım Bakanı orada burada abuk subuk telefon görüşmeleri yapmayı bırak. Geçen sene 4 kilo fıstık satıp 1 işçi yevmiyesi ödeniyordu. Bu sene 10 kilo fıstık satılması gerekiyor. Onun için buradayım” ifadeleriyle devam etti ve ekledi:

“CHP sadece eleştiren bir parti değil, çözüm yollarını söyleyen partiyiz. İktidar olduğumuzda Toprak Mahsulleri Ofisi, Gaziantep’te fıstık almak zorundadır. TMO, fıstık alacak. Fıstıkta derhal taban fiyat uygulamasına geçeceğiz. Artan sıcaklar, fıstıkta verimi düşürüyor. Sulama zaruri hale geldi. Fıstığın sulanması için projelerin başlatılması lazımdır. Bu bölgede sadece fıstık değil, kırmızı biber çiftçileri de feryat ediyor. Geçen sene Islahiye’de tarlada 130 lira olan biber, bu yıl 60 liraya alıcı bulamıyor. Bu sorunun en önemli sebeplerinden bir tanesi de kırmızı biber ithalatına izin veren anlayıştır.

“Türkiye’de bir tarım krizi vardır”

Bugün Türkiye’nin her tarafında çiftçiler ayaktadır. Türkiye’de bir tarım krizi vardır. Fiyatlar çiftçi için ucuz, tüketici için pahalıdır. Tarlada 10 lira olan ürün, markette 100 lira. Ama Tayyip Erdoğan çiftçilerin sıkıntısı yok diyor. Bizi de çiftçilerin sorunlarını istismar etmekle suçluyor. Rahatsız oluyor bunları konuşmayın diyor. Onun yerine kavga çıkarmak, tartışma yapmak, polemik yapmak ve gündemi kaptırmak istiyor. Kendilerini hükümetten görmeyen olduğunu söyleyen bazıları da bunların peşine takılıp olur olmaz gündemlerle başka şeyler konuşmak istiyor.”

Konuşmasında, AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye çağrıda bulunan CHP Lideri Özel, sözlerinin devamında şu ifadeleri kullandı: “Tayyip bey, Devlet bey! Her fırsatta bir beka sorunu icad etmeye çalışıyorsunuz ya, siz gelmeden önce kendi kendine yetebilen bir ülke bugün buğdayı bile ithal ediyorsa, bugün fıstık üreticisi borçlarını ödeyemiyorsa, bu siyasi değil vicdani bir tepkidir.

Sesinizi duyuracağım ama bu defa sesinizi bu iktidara ve onun küçük ortağına değil, sesinizi bütün Türkiye’ye duyuracağız. Çünkü artık bu hükümetin bu ülkeye verecek hiç bir şeyi yoktur. Buradan Erdoğan ve Bahçeli’yi uyarıyorum. Sahte gündemlerinizin peşine takılıp Antep fıstığı üreticilerini yalnız bırakmayacağım. Emekçiyi sömürenlerle gidecek yolumuz, konuşacak konumuz, bir anayasa gündemimiz yok” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Özgür Özel, Erken Seçim Çağrısını Yineledi

CHP Lideri Özgür Özel, “31 Mart’tan hemen sonra ‘Erken seçim çağrısı yapmayacağım’ dedim. Bu seçim AK Parti’yi uyarmaktır. Fırsatçılık yapmamak lazımdır. Vatandaşın ekonomik krizi büyük, sorunları çok fazla. Çözmezseniz geçim olmaz, geçim olmazsa da seçim olur dedim” dedi ve ekledi:

“Kurultayda söylediklerimin arkasındayım. Ben seçimi isterim, bugünden hazırım, dünden razıyım. Ben meydan meydan geziyorum. Ben seçimden bugüne 10’uncu mitingime gidiyorum. Biz erken seçim istiyoruz teknik şartlar elimizde yok. Erken seçimden kimse kaçamaz.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Habertürk’de gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Özel’in açıklamalarından öne çıkan başlıklar bu şekilde:

“Tüzük Kurultayı: CHP Türkiye’ye demokrasi vaat ettiği için kendi içinde demokratik olmak zorunda. Hem yılların hem uygulamaların etkisiyle çağdaş sosyal demokrat partinin tüzüğü olması kadar demokratik ve özgürlükçü değil. Eksikleri var. Kemal Kılıçdaroğlu o dönemde ciddi değişiklik yapılacağını vaat etmişti. Zaman açısından çok uygun değildi. Tüzüğü tartışarak yapalım istedik. Biz tüzük kurultayına gitmiyoruz, 1 haftalık değişim kurultayına gidiyoruz. 4 Eylül’de başlayacak 9 Eylül’de bitecek.

Bir temsil heyeti ile Sivas’ta törenlere katılacağız ve kurultayın açılışını yapacağız. Sonra Ankara’ya geleceğiz. 5’inde tüzük komisyonumuz son çalışmasını tamamlayacak. Bu komisyon tüzükle ilgili çalışmaları yapacak ve 6’sında tüzüğümüzü değiştireceğiz. Aralıktan beri çalışmaları yapıyoruz. Görüşleri aldık, dünyadaki örnekleri aldık, akademisyenlerle çalıştık. Bu çalışmaların sonunda bir taslak var. 5 Eylül’de son şekli verilecek.

Pazartesi günü benden önceki üç genel başkan ile bir araya geleceğiz; Altan Bey, Hikmet Bey ve Murat Bey ile. Döndükten sonra Sayın Kılıçdaroğlu ile tüzüğümüz konusunda önerilerini alacağız. CHP Genel Başkan adayı olmak için yüzde 5 imza toplamak gerekiyor. Şimdi bir delege bir kişiye imza vermek zorunda değil. Ayrıca divan yüzde 10’dan fazla imza kabul etmeyecek.

CHP Genel Başkanı’nın konumunun güçlenmesi başka bir şey, yetkilerinin mutlaklaşması başka bir şey. Bizim kurultayımıza Sosyalist Enternasyonel’in temsilcileri geliyor katkılar alıyoruz. Bugünkü tüzük genel başkana her yetkiyi veriyor. Ön seçim yapmama maddesini kaldıracağız. Esnekliği barındıran madde yazıyoruz. Benim grubumda sendikacı yok. Türkiye’yi yönetmeye hazırlanıyoruz. Ben iktidar olduğumuz güne bakıyorum.

Erken seçim: 31 Mart’tan hemen sonra ‘Erken seçim çağrısı yapmayacağım’ dedim. Bu seçim AK Parti’yi uyarmaktır. Fırsatçılık yapmamak lazımdır. Vatandaşın ekonomik krizi büyük, sorunları çok fazla. Çözmezseniz geçim olmaz, geçim olmazsa da seçim olur dedim. Kurultayda söylediklerimin arkasındayım. Ben seçimi isterim, bugünden hazırım, dünden razıyım. Ben meydan meydan geziyorum. Ben seçimden bugüne 10’uncu mitingime gidiyorum. Biz erken seçim istiyoruz teknik şartlar elimizde yok. Erken seçimden kimse kaçamaz.

Parlamenter sistem: Dünyada en önemli konu ekonomi. 10 ekonominin 10’su da güçlü parlamento ile yönetiliyor, 1’i de başkanlık. Hepsi katı kuvvetler ayrılığı ve bağımsız yargı. Demokratik yönetim, kuvvetler ayrılığı çok önemli. Buraya yönelmeliyiz. Her soruya güçlendirilmiş parlamenter sisteme bağlamanın seçmende karşılığı olmadığını görüyorum. Bana sorarsanız dış politika, tarım, ekonomi, sağlık cevabım var. Yönetim sistemi cevabım parlamenter sistem.

Vatandaş canı yanarken, kendi sorunu dile getirilsin isterken parlamenter sistem duymak istemiyor. Güçlü bir parlamento, denge denetim sistemleri, güçlü kurum ve kurallar başarıyı getirecek.

Cumhurbaşkanlığı adaylığı: Ben cumhurbaşkanı adayı değilim. Çok net. Ben Atatürk’ün partisini iktidar yaparak tarihe geçmek istiyorum. Bu hiç azımsanacak bir irade değil. Ben Erdoğan’ın 25 yıllık iktidarına son veren ve yeniden CHP’li bir cumhurbaşkanı seçtiren ekipte genel başkanlık görevini yapmış birisi olarak tarihe geçmeyi önemli görüyorum. Ben teknik direktörüm. Ben penaltıyı kimin atacağına bütün taraftarı vererek karar vereceğim.

Cumhurbaşkanı adayını erken açıklamanın doğru olmayacağını belirten CHP lideri, aday tartışmasını bir kenara bırakarak önceliğin ülkeyi yönetecek kadroları inşa etmek olduğunu söyledi. CHP genel başkanlığına kimse tesadüfen gelmez. Biriyle 2 saat konuşsan iki kitap okumuş gibi olursun. CHP genel başkanlarıyla hangi konuda konuşsam içim rahat eder. Aramızda hiçbir sorun yok.

Ben sosyal demokratım. Liderden çok ekibe inanırım. Liderin ‘eşitler arasında bir adım önde’ olan kişi olduğuna inanırım. Dünyada ülkesine katkı veren liderler de böyledir. Ben genel başkanın gücünün demokratlığından, çağdaş ve mütevazı bir lider olmasından kaynaklandığına inanan biriyim.

“Normalleşme” ve DEM Parti

Erdoğan ile görüşmeleri ve siyasette ‘normalleşme’ olarak tarif ettiği süreçten ne elde ettiğini de cevaplayan Özgür Özel, şöyle konuştu: “Normali budur. 2024 yılındayız. Cenazede birbiriyle el sıkışmayan liderler gördük. Ben bu fotoğrafın parçası olmak istemedim. Benim ayağım kırıldı ilk telefon Devlet Bey’den geldi. Merhabalaşmak çok önemli bir şeydir. Türkiye’nin birinci partisi olduysak bir adım atacaktık ve ben ilk adımı attım. Tayyip Bey’in ziyaretimize gelmesi, Devlet Bey’in randevu vermesi, DEM Parti ile karşılıklı görüşmemiz. Hepsiyle tekrar görüşürüm.”

DEM Parti ile CHP arasındaki ilişkiler hakkında da açıklamalarda bulunan Özel, şu değerlendirmeyi yaptı: “Biz özgüveni yüksek bir siyaset yapacağımızı söyledik. Biz Türkiye ittifakıyız dedik. Türkiye’nin bayrağı ile, sınırları ile sorunu olmayan herkesle konuşuruz. DEM Parti ile AK Parti’yi birbirinden farklı tutmuyorum. İkisi de bu ülkenin kanunlarına göre kurulmuş partiler. DEM’i yok saymak, ona oy verenleri ve çoğunlukla Kürtleri yok saymaktır. DEM Parti’yi yok saymak o seçmeni hiçe saymaktır. AK Parti kadar günü gelince öyle günü gelince başka olan bir parti bile hemen kendini temize çekiyor. Vatanı böldürecekler bayrağı indirecekler söylemi çok basit bir siyaset.”

Özgür Özel, Can Atalay için toplanan TBMM Genel Kurulu’nda AKP’li Alpay Özalan’ın TİP’li Ahmet Şık’a saldırmasıyla başlayan kavgaya ilişkin soruyu ise şöyle yanıtladı: “Meclis’teki kavga yakışmıyor. Ben 13 yıldır milletvekiliyim. 9 yıla yakını grup başkanvekili olarak geçti. Meclis’te hiç kan görmemiştim, kadına şiddet görmemiştim gördüm. Sayın Meclis Başkanı’nın bu konuda inisiyatif alması lazım.

Bekir Bozdağ neredeyse hukuku katlediyor. Ahmet Şık’ın konuşmasının da yanlış olduğunu söyledim. O’nu da aradım söyledim. Bunun ne bize ne Can Atalay’a katkısı olduğunu söyledim. O konuşmaya katılmıyorum ama onunla Alpay Özalan’ın yaptığı aynı kefeye konulmaz. Alpay’a bir şey demem çünkü mikroba neden hastalık bulaştırıyorsun denmez.

Can Atalay’ın içeride tutulması, Hatay’ın iradesine, Meclis’in iradesine saygısızlık. Biz 360’ımız bir araya gelirsek Türkiye’deki bütün mahkumları çıkaracak genel af yetkimiz var. 400 kişiyle anayasa değiştirecek gücümüz var.”

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüşmek istediklerini tekrarlayan Özel, “Beşar Esad’dan gün bekliyoruz. Resmi yazımızı yolladık. İktidara defalarca Esad ile görüşülmesi gerektiğini söyledim. Gazze konusunda da eğer sayın Cumhurbaşkanı isterse ben kendisiyle Gazze’ye gitmeye varım” dedi.

Hamas ile ilgili açıklamalarını da detaylandıran Özel, “Hamas’a terör örgütü demedim. Terör eylemleri yapıyor dedim. Hamas’ın sivil alanlara yaptığı saldırılar var. Terör eylemi değil mi bu? Ama kasım ayından beri İsrail terör eylemi yapıyor. Ben FKÖ çizgisindeyim, Mahmut Abbas’ın ve Filistin halkının yanındayım” diye konuştu.

Paylaşın

CHP Lideri Özgür Özel’in Filistin Ziyaretinin Tarih Belli Oldu

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 6 – 9 Eylül tarihleri arasında yapılması planlanan CHP Tüzük Kurultayı öncesi Filistin’e gitmek istediğini belirterek, “1 Eylül’de gidebilirim” dedi.

Halk TV yazarlarından İsmail Saymaz, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e Filistin ziyaretine ilişkin detayı sordu. Özel, Filistin Devlet Başkanı Abbas ile görüştüklerini söyledi. Abbas’ın sözlerini aktaran Özel şunları kaydetti:

“Biz cumartesi talepte bulunduk. Pazar saat 18.30’da “Resmi bir görüşmeyi kendisi de yapmak istiyor” dediler. Toplam 25 dakika süren bir görüşme oldu.

Konuşmasından memnuniyet duyduğumu, onları desteklediğimizi, gerek Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı olarak gerek yurt dışında yaptığım temaslarda Filistin’e duyarlı olduğumu ifade ettim. Dedim ki, “Filistin’e gelmek istiyorum. Olumlu cevap verilmişti, tarih verilmemişti. Bizi uygun bir tarihte kabul ederseniz, gelmek isteriz.”

Kendisi söz aldı, şöyle dedi: “Grubunuz beni eksiksiz ayakta karşılayıp ayakta uğurladı. Bu benim için çok önemli. CHP’yi Ecevit’ten beri biliriz. Yaser Arafat ile Ecevit’in kurduğu ilişki kıymetli. İlk dış temsilciliklerimizden birisi Arap coğrafyası dışında Türkiye’de Ecevit zamanında açıldı. Ecevit’ten sonra siz Filistin’e karşı inanılmaz bir ilgi gösterdiniz.

Sosyalist Enternasyonal’de, Almanya’daki konuşmalarınızın hepsini takip ettim. 119 ülkenin sol liderlerine yazdığınız mektubu biliyorum. Önümde örneği var. Bu süreçte Filistin’in batıya açılan penceresi oldunuz. Bizim derdimizi anlattınız. CHP genel başkanının randevu isteyip de alamamasını kabul edemem. Siz istememelisiniz. İkinci vatanınız olan Filistin’e ne zaman gelecekseniz, gününü bildirmelisiniz. Bize burada sizi ağırlamak düşer. Tarihi siz belirleyin’ dedi.”

CHP lideri, Tüzük Kurultayı’ndan önce Filistin’e gitmek istediğini belirterek, “1 Eylül’de gidebilirim” dedi.

Paylaşın

Özel’den “Cemevleri” Çıkışı: Alevilerin İbadethanesidir

Hacı Bektaş-ı Veli anma etkinliklerinde konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Türkiye, vicdanları yaralayan, bir türlü açıkça ifade edilmeyen bir ayrımcılıkla Alevilere eşit vatandaşlık haklarını vermemiştir” dedi ve ekledi:

“Yürürlükte olan Anayasa’daki tüm ifadelere rağmen kanun yaparken ve uygularken Alevi vatandaşlara eşit vatandaşlık hakkı verilmeyip ötekileştirilmektedir. Haklı talepleri duymazdan gelinmektedir. Cemevleri, Aleviler için ibadethanedir, bizler için de ibadethane olacaktır. Bu anayasal hak kabul edilene kadar sizin mücadeleniz benim mücadelemdir.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özel Özel, Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesindeki Cumhuriyet Kent Meydanı’nda düzenlenen “61. Ulusal, 35. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma, Kültür ve Sanat Etkinlikleri”ne katıldı.

Etkinliğe ayrıca, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş ile birçok siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcisi de katıldı.

Etkinlikte Özgür Özel bir konuşma yaptı. Hacı Bektaş Veli’nin ektiği tohuma yoldaş olacağına, ortak mücadeleden geri durmayacağına söz verdiğini dile getiren Özel, şu ifadeleri kullandı: “Bu topraklarda çok acı dönemler yaşandı. Yüzyıllardır kan, gözyaşı ve zulüm bir durduysa üç yürüdü. Kerbela’da akan kan Çorum’da, Maraş’ta, Sivas’ta akmaya devam etti. Kerbela’nın direnci sokak ortasında katledilen gazetecilerin, sendikacıların, bilim insanlarının, Berkin Elvan’ların cenaze törenlerinde vardı.

Kerbela’nın yası, kimi zaman Berkin’in kimi zaman Ali İsmail’in, Abdullah Cömert’in mezarının başına bir sis gibi kondu. Hünkarın yolundan gidenler, nefis karanlığını marifet ışığıyla, gönül karanlığını aşk işiyle aydınlatmaya devam ettiler. Ellerine bir gün silah almadan, şiddete hiç başvurmadan, cahiliye döneminin araçlarına başvurmadan mücadelelerine devam ettiler. Mazlumlar, zalimin kötülüğüne ne boyun eğdi, ne ortak oldu.

Madımak’ın bir utanç müzesi olana kadar mücadeleye devam edeceklerini söyleyen Özel, barış, adalet, bilim ve umuda giden yolculuğu temsil ettiklerini ifade etti. Kültür ve Turizm Bakanlığının düzenlediği “Hacı Bektaş Veli’nin Hakk’a Yürüyüşünün 753. Yıl Dönümü Anma Etkinlikleri”ni eleştiren Özel, şöyle konuştu:

“İktidar partisinin burada yıllardır süren bir geleneği yok sayarak, buradaki canlıların meşru resmi siyasi temsilcilerini dışlayarak, 15 Ağustos akşamı apar topar alternatif bir tören tertip etmelerini en başta Hacı Bektaş’ın mirasına yapılmış büyük bir saygısızlık olarak görüyor ve kınıyorum. Bugün Alevilerin en etkin şekilde çözüm bekleyen, katkı bekleyen sorunları var. Türkiye, vicdanları yaralayan, bir türlü açıkça ifade edilmeyen bir ayrımcılıkla Alevilere eşit vatandaşlık haklarını vermemiştir.

Yürürlükte olan Anayasa’daki tüm ifadelere rağmen uygulama sırasında ve kanun yaparken, kanunları uygularken Alevi vatandaşlara eşit yurttaş muamelesi yapılmamakta, ayrımcılığa tabi tutulmakta, ötekileştirilmekte ve haklı talepleri duymazdan gelinmektedir. Cemevleri Aleviler için ibadethanedir. Bizler için de ibadethane olacaktır. Bu yasal hak tanınana, bu anayasal hak kabul edilene kadar sizin mücadeleniz benim mücadelemdir.

Camilerin ibathane görülüp, Cemevlerinin ibadethane sayılmadığı, ÇEDES programı altında laik eğitim örselenip, katledildiği, Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı adıyla Alevilerin kabul etmediği bir kurumun ve işleyişin oluşturulduğu ve maalesef vaktiyle ‘Cemevi cümbüş evi’ diyen, cem ile cümbüşü bir tutan yönettiği bu ülkede cümbüşün yeri Kültür Bakanlığı olduğu kabuluyle bir inancı Kültür Bakanlığına bağlayarak bu hakareti, bu hor görmeyi kurumsallaştıran bir anlayışa itiraz ediyoruz. Haklı itirazlarınızın yanındayız.”

Paylaşın