Özel Sektörün “Yurt Dışı Kredi Borcu” 155 Milyar Dolar

Mayıs sonu itibarıyla, özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, 2022 yıl sonuna göre 2,5 milyar doları azalarak 155,4 milyar doları oldu. Borçlar vadeye göre incelendiğinde, uzun vadeli kredi borcunun 3,3 milyar doları azalarak 146,4 milyar dolar; kısa vadeli kredi borcunun (ticari krediler hariç) ise 849 milyon dolar artarak 9,0 milyar dolar düzeyinde gerçekleştiği gözlendi.

Haber Merkezi / Özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, Mayıs sonu itibarıyla kalan vadeye göre incelendiğinde ise, 1 yıl içinde gerçekleştirilecek olan anapara geri ödemelerinin toplam 40,9 milyar dolar tutarında olduğu gözlendi.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcu Gelişmeleri Mayıs 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre; Mayıs sonu itibarıyla, özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, 2022 yıl sonuna göre 2,5 milyar dolar azalarak 155,4 milyar dolar olmuştur. Vadeye göre incelendiğinde, 2022 yıl sonuna göre, uzun vadeli kredi borcunun 3,3 milyar dolar azalarak 146,4 milyar dolar; kısa vadeli kredi borcunun (ticari krediler hariç) ise 849 milyon dolar artarak 9,0 milyar dolar düzeyinde gerçekleştiği gözlemlendi.

Borçluya göre dağılıma bakıldığında, uzun vadeli kredi borcuna ilişkin olarak, bir önceki yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmalarının 339 milyon dolar azaldığı, tahvil ihracı biçimindeki borçlanmalarının ise 1,6 milyar dolar azalışla 12,3 milyar dolar  seviyesinde gerçekleştiği gözlemlendi.

Aynı dönemde, bankacılık dışı finansal kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları 60 milyon dolar azalmış, tahvil stoku ise 1,2 milyar dolar azalarak 1,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Söz konusu dönemde, finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmalarının 546 milyon dolar arttığı, tahvil stokunun ise 916 milyon dolar azalarak 8,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği gözlemlendi.

Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olarak ise, 2022 yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmaları 98 milyon dolar artışla 5,1 milyar dolar; finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları ise 492 milyon dolar artışla 1,6 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Alacaklıya göre dağılım incelendiğinde, uzun vadeli kredi borcuna ilişkin olarak, Mayıs sonu itibarıyla tahvil hariç özel alacaklılara olan borç, bir önceki yıl sonuna göre 1,1 milyar dolar artarak 103,5 milyar dolar olarak gerçekleşti. Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olarak ise, tahvil hariç özel alacaklılara olan borcun bir önceki yıl sonuna göre 416 milyon dolar artarak 8,0 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği gözlemlendi.

Döviz kompozisyonuna bakıldığında, 146,4 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli kredi borcunun yüzde 59,6’sının dolar, yüzde 35,5’inin Euro, yüzde 2,3’ünün Türk lirası ve yüzde 2,6’sının ise diğer döviz cinslerinden oluştuğu ve 9,0 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli kredi borcunun ise yüzde 36,9’unun dolar, yüzde 39,3’ünün Euro, yüzde 17,1’inin Türk lirası ve yüzde 6,7’sinin diğer döviz cinslerinden oluştuğu görüldü.

Sektör dağılımı incelendiğinde, Mayıs sonu itibarıyla, 146,4 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli toplam kredi borcunun yüzde 34,3’ünü finansal kuruluşların, yüzde 65,7’sini ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturmuştur. Aynı dönemde, 9,0 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli toplam kredi borcunun yüzde 74,9’unu finansal kuruluşların, yüzde 25,1’ini ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturdu.

Özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, Mayıs sonu itibarıyla kalan vadeye göre incelendiğinde, 1 yıl içinde gerçekleştirilecek olan anapara geri ödemelerinin toplam 40,9 milyar doları tutarında olduğu gözlemlendi.

 

Paylaşın

Merkez Bankası Açıkladı: Özel Sektörün Yurtdışı Kredi Borcu 158 Milyar Dolar

Özel sektörün yurt dışı kredi borcu şubat ayı sonu itibarıyla, toplam 158 milyar dolar oldu. Özel sektörün yurt dışından sağladığı uzun ve kısa vadeli kredilere ilişkin ayrıntılı veriler, yurt içinde yerleşik banka ve firmalardan, kredi bazında alınan formlar ile derlenmektedir.

Haber Merkezi / Vadeye göre incelendiğinde, uzun vadeli kredi borcu 149,3 milyar dolar; kısa vadeli kredi borcu (ticari krediler hariç) ise 8,7 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, şubat sonu itibarıyla kalan vadeye göre incelendiğinde, 1 yıl içinde gerçekleştirilecek olan anapara geri ödemelerinin toplam 40,7 milyar dolar tutarında olduğu gözlendi.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcu Gelişmeleri Şubat 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre, şubat sonu itibarıyla, özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, 2022 yıl sonuna göre 1,4 milyar dolar azalarak 158 milyar dolar oldu. Vadeye göre incelendiğinde, 2022 yıl sonuna göre uzun vadeli kredi borcu 1,7 milyar dolar azalarak 149,3 milyar dolar; kısa vadeli kredi borcu (ticari krediler hariç) ise 271 milyon dolar artarak 8,7 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Borçluya göre dağılıma bakıldığında, uzun vadeli kredi borcuna ilişkin olarak, bir önceki yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmalarının 719 milyon dolar azaldığı, tahvil ihracı biçimindeki borçlanmalarının ise 586 milyon dolar azalışla 13,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği gözlendi.

Aynı dönemde, bankacılık dışı finansal kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları 39 milyon dolar azalırken, tahvil stoku da 469 milyon dolar azalarak 1,9 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Alacaklıya göre dağılım incelendiğinde, uzun vadeli kredi borcuna ilişkin olarak, şubat sonu itibarıyla tahvil hariç özel alacaklılara olan borç, bir önceki yıl sonuna göre 336 milyon dolar azalarak 103,3 milyar dolar olarak gerçekleşti. Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olarak ise, tahvil hariç özel alacaklılara olan borcun bir önceki yıl sonuna göre 118 milyon dolar artarak 8 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği gözlendi.

Sektör dağılımı incelendiğinde, şubat sonu itibarıyla, 149,3 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli toplam kredi borcunun yüzde 34,5’ini finansal kuruluşların, yüzde 65,5’ini ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturdu. Aynı dönemde, 8,7 milyar ABD doları tutarındaki kısa vadeli toplam kredi borcunun yüzde 73,9’unu finansal kuruluşların, yüzde 26,1’ini ise finansal olmayan kuruluşların borcu meydana getirdi.

Özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, şubat sonu itibarıyla kalan vadeye göre incelendiğinde, 1 yıl içinde gerçekleştirilecek olan anapara geri ödemelerinin toplam 40,7 milyar dolar tutarında olduğu gözlendi.

Paylaşın

Merkez Bankası Açıkladı: Özel Sektörün Yurt Dışı Kredi Borcu Azaldı

Kasım ayında özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu 2021 sonuna kıyasla 7.2 milyar dolar azalarak 161.2 milyar dolara geriledi. Aynı dönemde, özel sektörün yurt dışından sağladığı uzun vadeli kredi borcu 8.3 milyar dolar düşüşle 152.6 milyar dolar oldu.

Haber Merkezi / Yine aynı dönemde, özel sektörün yurt dışından sağladığı kısa vadeli kredi borcu (ticari krediler hariç) ise 1.1 milyar dolar artarak 8.5 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından Kasım 2022 dönemine ait özel sektörün yurt dışından sağladığı kredi borcu gelişmeleri yayımlandı. Merkez Bankası tarafından yayınlanan raporda şu ifadeler yer aldı:

“Kasım sonu itibarıyla, özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, 2021 yıl sonuna göre 7,2 milyar ABD doları azalarak 161,2 milyar ABD doları olmuştur. Vadeye göre incelendiğinde, 2021 yıl sonuna göre, uzun vadeli kredi borcunun 8,3 milyar ABD doları azalarak 152,6 milyar ABD doları; kısa vadeli kredi borcunun (ticari krediler hariç) ise 1,1 milyar ABD doları artarak 8,5 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleştiği gözlenmektedir.

Borçluya göre dağılıma bakıldığında, uzun vadeli kredi borcuna ilişkin olarak, bir önceki yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmalarının 5,0 milyar ABD doları azaldığı, tahvil ihracı biçimindeki borçlanmalarının ise 5,1 milyar ABD doları azalışla 14,9 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleştiği gözlenmektedir. Aynı dönemde, bankacılık dışı finansal kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları 55 milyon ABD doları artmış, tahvil stoku ise 44 milyon ABD doları artarak 1,9 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşmiştir.

Söz konusu dönemde, finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmalarının 2,2 milyar ABD doları arttığı, tahvil stokunun ise 18 milyon ABD doları artarak 10,1 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleştiği gözlenmektedir. Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olarak ise, 2021 yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmaları 460 milyon ABD doları artışla 5,2 milyar ABD doları; finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları ise 687 milyon ABD doları artışla 1,6 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşmiştir.

Alacaklıya göre dağılım incelendiğinde, uzun vadeli kredi borcuna ilişkin olarak, Kasım sonu itibarıyla tahvil hariç özel alacaklılara olan borç, bir önceki yıl sonuna göre 1,5 milyar ABD doları azalarak 105,5 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir. Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olarak ise, tahvil hariç özel alacaklılara olan borcun bir önceki yıl sonuna göre 1,0 milyar ABD doları artarak 8,1 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleştiği gözlenmektedir.

Döviz kompozisyonuna bakıldığında, 152,6 milyar ABD doları tutarındaki uzun vadeli kredi borcunun yüzde 63,7’sinin ABD doları, yüzde 32,7’sinin Euro, yüzde 1,8’inin Türk lirası ve yüzde 1,8’inin ise diğer döviz cinslerinden oluştuğu ve 8,5 milyar ABD doları tutarındaki kısa vadeli kredi borcunun ise yüzde 39,2’sinin ABD doları, yüzde 36,5’inin Euro, yüzde 20,8’inin Türk lirası ve yüzde 3,5’inin diğer döviz cinslerinden oluştuğu görülmektedir.

Sektör dağılımı incelendiğinde, Kasım sonu itibarıyla, 152,6 milyar ABD doları tutarındaki uzun vadeli toplam kredi borcunun yüzde 35,6’sını finansal kuruluşların, yüzde 64,4’ünü ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturmuştur. Aynı dönemde, 8,5 milyar ABD doları tutarındaki kısa vadeli toplam kredi borcunun yüzde 76,6’sını finansal kuruluşların, yüzde 23,4’ünü ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturmuştur.

Özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, Kasım sonu itibarıyla kalan vadeye göre incelendiğinde, 1 yıl içinde gerçekleştirilecek olan anapara geri ödemelerinin toplam 40,9 milyar ABD doları tutarında olduğu gözlenmektedir.”

Paylaşın

Özel Sektörün Yurtdışı Kredi Borcu 162 Milyar Dolar

Temmuz ayı sonu itibariyle özel sektörün yurtdışından sağladığı toplam kredi borcu 162 milyar dolar oldu. 1 yıl içinde yapılması gereken ana para ödemesi ise 44 milyar dolar.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), özel sektörün yurtdışı kredi borçlarına ilişkin verileri yayınladı. Buna göre;

Temmuz sonu itibarıyla, özel sektörün yurtdışından sağladığı toplam kredi borcu, 2021 yıl sonuna göre 7 milyar dolar azalarak 162 milyar dolar oldu. Vadeye göre incelendiğinde, 2021 yıl sonuna göre, uzun vadeli kredi borcunun 7,1 milyar dolar azalarak 154,5 milyar dolar; kısa vadeli kredi borcunun (ticari krediler hariç) ise 85 milyon dolar artarak 7,6 milyar dolar düzeyinde gerçekleştiği gözlendi.

Borçluya göre dağılıma bakıldığında, uzun vadeli kredi borcuna ilişkin olarak, bir önceki yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmaları 2,9 milyar dolar, tahvil ihracı biçimindeki borçlanmaları ise 2,9 milyar dolar azalarak 17,1 milyar dolar seviyesine indi. Aynı dönemde, bankacılık dışı finansal kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları 435 milyon dolar, tahvil stoku da 7 milyon doları azalarak 1,8 milyar dolar oldu. Söz konusu dönemde, finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları 10,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olaraksa, 2021 yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmaları 142 milyon dolar artışla 4,9 milyar dolara; finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları ise 319 milyon dolar artışla 1 milyar 196 milyon dolar seviyesine yükseldi.

Alacaklıya göre dağılım incelendiğinde, uzun vadeli kredi borcuna ilişkin olarak, temmuz sonu itibarıyla tahvil hariç özel alacaklılara olan borç, bir önceki yıl sonuna göre 2,8 milyar dolar azalarak 104,7 milyar dolar olarak gerçekleşti. Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olarak ise, tahvil hariç özel alacaklılara olan borcun bir önceki yıl sonuna göre 169 milyon dolar artarak 7,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği gözlendi.

Döviz kompozisyonuna bakıldığında, 154,5 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli kredi borcunun yüzde 65,0’ının ABD doları, yüzde 31,6’sının euro, yüzde 1,5’inin Türk Lirası ve yüzde 1,9’unun ise diğer döviz cinslerinden oluştuğu görüldü. 7,6 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli kredi borcunun ise yüzde 41,7’sinin ABD doları, yüzde 37,3’ünün euro, yüzde 17,5’inin Türk Lirası ve yüzde 3,5’inin diğer döviz cinslerinden oluştuğu belirlendi.

Sektör dağılımı incelendiğinde, temmuz sonu itibarıyla, 154,5 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli toplam kredi borcunun yüzde 37,7’sini finansal kuruluşların, yüzde 62,3’ünü ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturtu. Aynı dönemde, 7,6 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli toplam kredi borcunun yüzde 79,9’unu finansal kuruluşların, yüzde 20,1’ini ise finansal olmayan kuruluşların borcu meydana getirdi.

Özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, temmuz sonu itibarıyla kalan vadeye göre incelendiğinde, 1 yıl içinde gerçekleştirilecek olan anapara geri ödemelerinin toplam 44,2 milyar dolar tutarında olduğu gözlendi.

Paylaşın

Özel Sektörde Ara Zam Beklentisi Yüzde 30

Sürekli artan enflasyon karşısında çalışanların gözü olası asgari ücret zammına çevrildi. Bu konuda son aylarda hükümet kanadından farklı açıklamalar gelse de temmuz ayında asgari ücrete ara zam yapılması konusundaki beklentiler giderek güçleniyor.

Sene başında yaklaşık yüzde 50 zam yapılarak 4 bin 253 liraya çıkarılan asgari ücretin bir kısmı her ay yükselen enflasyon karşısında eridi. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre ocak ayında yüzde 48,69 olan yıllık enflasyon şubatta yüzde 55,44, martta yüzde 61,14, nisanda yüzde 69,97 ve mayıs ayında yüzde 73,50 çıktı. Ekonomistlerin genel beklentisi enflasyonun yıl sonuna kadar üç haneyi görmesi yönünde.

Ara zam konusunda ise henüz bir oran netleşmiş değil. Ancak zammın yüzde 10 ila 20 arasında olması ve bazı prim desteklerinin uygulanması gündemde.

DW Türkçe’den Emre Eser’e değerlendirmelerde bulunan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Başkanı Dr. Arzu Çerkezoğlu, şimdiye kadar konuşulan yüzde 5, yüzde 10 gibi oranların ve son derece ufak prim desteklerinin asgari ücretteki kaybı asla karşılayamayacağını söylüyor.

Böyle sembolik oranların çalışanların ihtiyacı olan iyileştirmeyi sağlayamayacağını vurgulayan Çerkezoğlu, son aylarda yükselen enflasyon karşısında maaşların eridiğinin altını çiziyor.

Hesap yoksulluk sınırına göre olmalı

DİSK tarafından yapılan araştırmaya göre asgari ücretlinin alım gücündeki kaybın son 5 ayda 5 bin lirayı bulduğunu anlatan Çerkezoğlu, yapılması gereken zamma ilişkin şu açıklamayı yapıyor: “Bizim bu noktada çizdiğimiz çerçeve belli. Gelinen noktada ücretlere yeni bir zam ihtiyacı daha doğmuştur. Zaten asgari ücrete yapılan zam oranı yüzde 50 olsa bile bunun yüksek enflasyon karşısında hızla eriyeceğini söylemiştik. Şimdi hayat pahalılığı ortada. Gıda enflasyonu ortada. Biz en azından iki kişinin asgari ücretle çalıştığı bir ailede toplam gelirin yoksulluk sınırını yakalaması gerektiğini ifade ediyoruz.”

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun mayıs ayı raporuna göre Türkiye’de dört kişilik bir ailenin açlık sınırı asgari ücreti geçerek 6 bin 17 TL’ye, yoksulluk sınırı ise 19 bin 602 TL’ye çıktı.

Asgari ücret 4 kez belirlenmeli

Asgari ücrette acil zam ihtiyacı olduğunu ve bu konudaki çağrılarını yenilediklerini belirten Çerkezoğlu, “Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun toplanması için bir yasal engel yok. Komisyon hemen toplanmalı ve süreç başlamalı. Enflasyonun bu kadar yüksek olduğu bir ortamda yılda bir kez zam yapmak gerçekçi değil. Biz böyle dönemlerde asgari ücretin yılda 4 kez belirlenmesini talep ediyoruz. Ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) primlerinde işverene verilen destekler çalışanlara da verilmeli” diyor.

Halkın alım gücünün son zamanlarda hızlı şekilde düştüğüne değinen Çerkezoğlu, asgari ücretin dışında çeşitli alanlarda da vatandaşın nefes almasını sağlayacak düzenlemeler yapılması gerektiğini söylüyor. Bu noktada az kazanandan az çok kazanandan çok vergi alınan adil bir vergi sistemi çağrısında bulunan Çerkezoğlu, “Elektrik ve doğal gaz zamları geri çekilmeli ve temel ihtiyaç ürünlerindeki vergiler düşürülmeli” ifadelerini kullanıyor.

Çerkezoğlu, ayrıca asgari ücret zammının toplumun tüm kesimlerini ilgilendirdiğini ve diğer ücretlerin de bu orana göre şekillendiğini vurguluyor.

Bu anlamda sadece asgari ücretli çalışanlar değil bu ücrete yakın ve bu ücretin çeşitli oranlarda üzerinde maaş alan çalışanlar da maaşlarının enflasyon karşısında eridiğini ve ara zam yapılması gerektiğini düşünüyor.

Peki özel şirketler çalışanlarına ara zam yapmayı düşünüyor mu?

Şirketlerin yarısı temmuzda zam yapacak

Organizasyon, performans yönetimi ve ücret alanlarında danışmanlık hizmeti veren Willis Towers Watson Türkiye ve Azerbaycan Organizasyon ve Ödüllendirme Ülke Lideri Doğan Çolak, bu konuda şirketlerin önemli bir bölümünün çalışanlarına ara zam yaptığını veya yapmayı planladığını söylüyor.

608 şirket ile yaptıkları yeni anketin sonuçlarını paylaşan Doğan Çolak, “Şirketlerin yüzde 79’u 2022 yılında ara dönem artışı yaptığını veya yapmayı planladığını beyan etti. Bu şirketlerin yüzde 48’i bu aksiyonu temmuz ayında yapacaklarını söylüyorlar” diyor.

Çolak, bu konuda ortalama ara zam oranlarının yüzde 30 olduğunu belirtiyor. Şirketler 2022 yılı içindeki toplam ücret artışlarını ise yüzde 82 ile yüzde 99 arasında yapacaklarını beyan ediyor.

E-ticaret, enerji ve otomotiv sektöründe ortalamanın yüzde 10 üzerinde ara zam beklenirken bankacılık ve ilaç sektörlerinde ise ortalamanın altında zam beklentisi var.

Yan haklarda yüzde 50 düzenleme

Bunun yanında özel sektörde daha önce yılda bir kez düzenleme yapılan yemek, yol ve diğer yan haklar konusunda da artık çoğu şirketin yılda iki defa düzenleme yapmaya başladığı ve bu ücretlerde artışa gittiği belirtiliyor. Doğan Çolak, “Yan haklarda da yüzde 50’lere varan artışlar söz konusu” diyor.

Asgari ücret zammının özel sektörün her kademesi tarafından yakından takip edildiğini aktaran Doğan Çolak, “Minimum ücret belli olduktan sonra üst seviyelerdeki çalışanların ücretleri de buradaki artışlara göre şekilleniyor. Çok sayıda şirket de bu dönemde çalışanlarının alım gücünü düşünerek asgari ücret düzenlemesini beklemeden kendi minimum ücretlerini belirleyerek çeşitli zamlar yaptılar” ifadelerini kullanıyor.

Paylaşın