AK Parti ‘Yeni Orta Vadeli Program’ İle İddialı Hedeflere Veda Etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ında katıldığı ve bir konuşma yaptığı törende, ekonominin 2024-2026 dönemine ilişkin enflasyon, istihdam, büyüme gibi temel makro hedeflerinin yer aldığı Orta Vadeli Program (OVP) Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklandı.

Ardından Orta Vadeli Program’ın (OVP) onaylanmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi. Gerek yurt içi gerekse yurt dışı yatırımcılar ve piyasa oyuncuları tarafından merakla beklenen OVP’de, enflasyon beklentilerindeki artış ile büyüme beklentilerindeki düşüş dikkat çekti.

Hükümet uzun yıllardır sürdürdüğü yüzde 5 ve üzeri büyüme hedefini 2023 için yüzde 4,4’e, 2024’te yüzde 4’e ve 2025’te yüzde 4,5’e çekti. AKP’nin daha önceki yıllarda Cumhuriyet’in 100. yılı olan 2023 için koyduğu 500 milyar dolarlık ihracat hedefinin ise 2023 sonunda 255 milyar dolar seviyesinde gerçekleşeceği tahmini kayıtlara geçirildi. İhracatın 2024’te 267 milyar dolar, 2025’te 283,6 milyar dolar, program sonunda 302,2 milyar dolar olması hedeflendi. Enflasyonda ise TCMB’nin yüzde 58’lik yıl sonu tahmini yüzde 65’e yükseltildi. Enflasyon hedefi gelecek yıl için yüzde 33, 2025 için yüzde 15,2, 2026 için yüzde 8,5 olarak belirlendi.

Yeni OVP, iş dünyası temsilcilerinin katılımı ile düzenlenen toplantıyla dün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde açıklandı. OVP tahmin ve hedeflerini Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz duyururken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da programın genel görünümüne ilişkin bir konuşma yaptı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise sosyal medya hesabından Orta Vadeli Program: Makro-finansal istikrar, dezenflasyon ve yapısal dönüşüm…” açıklaması yaptı.

Peki yeni OVP’deki hedef ve öngörüler ne kadar gerçekçi ve bu hedeflere ulaşmak mümkün mü?

OVP’yi DW Türkçe’den Aram Ekin Duran’a değerlendiren Altınbaş Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu’na göre hükümet, ekonomide geçmiş yılların iddialı hedeflerinden geri adım attı. Buna karşın ülke ekonomisinin sıkıştığı bu dönemde, yeni OVP’deki mütevazı hedeflere bile ulaşmanın çok zor olduğunu kaydeden Prof. Kozanoğlu, “Şöyle ki, 2024-2026 arasındaki üç yılda toplam 96,4 milyar dolar cari açık bekleniyor. Bu dönemde Merkez Bankası rezervlerini de takviye etmek gerektiği için en az 150 milyar dolar dış kaynak girişine gereksinim var. Bu da ancak sıkı para politikaları, yüksek faiz, sıcak para girişine elverişli bir ortam sunmakla olanaklı” değerlendirmesinde bulunuyor.

Yeni OVP’de işsizliğin 2024’te yüzde 10,3’e çıkacağının tahmin edildiğini hatırlatan Kozanoğlu, “Bu işsizlikte sınırlı bir artışa işaret etse de, bir ekonomi yönetiminin daha fazla yurttaşını yedek iş gücü ordusuna katacak bir projeksiyon yapması da manidar. Kaldı ki işsizliğin bu oranda durması da kolay değil” yorumunda bulunuyor.

OVP’de çokça üzerinde durulan başlıklardan biri de Türkiye’de her geçen gün hayat pahalılığına yol açan ve özellikle milyonlarca sabit gelirlinin alım gücünü eriten enflasyon oldu.

Yeni OVP’de 2023 yıl sonu enflasyon beklentisinin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) enflasyon tahmininin 7 puan üzerine çıkılarak yüzde 65 olarak belirlendiğine işaret eden Kozanoğlu, “Bu tahmin artışı, enflasyonda trendlerin bu düzeyde kalmasının da zor olduğu izlenimi veriyor. Gelgelelim 2024 yılı yüzde 33 enflasyon hedefi ise revize edilmemiş” diyor.

Yeni OVP’de 2023 yılı için ortalama dolar kuru 23,9 TL olarak belirlenirken, 2024’te ise ortalama dolar kuru yüzde 54 artışla 36,8 TL’ye çıkarıldı. Ancak aynı dönemdeki enflasyon beklentisi yüzde 33’te kaldı.

Prof. Kozanoğlu, bu durumun TL’de ciddi bir reel değer kaybı yaşanacağına işaret ettiğini belirterek, “Buna karşın dolar kurunun 2025’te yüzde 20 artışla 43,9 TL ve 2026’da yüzde 8,8 artışla 47,8 TL olması bekleniyor. Bu 2024’te doların sıcak paraya cazip gelecek şekilde yükseldiği, sonra da istedikleri zaman çıkışlarına izin verecek şekilde istikrar kazandığı bir senaryoya denk geliyor” değerlendirmesinde bulunuyor.

Kozanoğlu’na göre, ortalama yurttaş açısından OVP’nin hedefleri tutsa bile; işsizliğin arttığı ve enflasyonun sürdüğü “pek de iç açıcı olmayan bir yol haritası” sunuluyor.

İş dünyasından ‘Orta Vadeli Program’a destek geldi

OVP’nin açıklanması sonrasında iş dünyası temsilcilerinden destek mesajları geldi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, iş dünyasının geleceğe dair yol haritası beklediğini hatırlatarak, “Orta Vadeli Program’ı belirsizliği azaltma noktasında son derece önemli görüyoruz. Ekonomik aktiviteye ivme sağlamasını, öngörülebilirliği artırmasını bekliyoruz” dedi. TOBB Başkanı, programın temel amaçlarına ulaşmak için ortaya konan reformların belirlenen takvimlendirme çerçevesinde hayata geçirilmesini beklediklerini vurguladı.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe de yazılı açıklamasında, yeni OVP’nin ortak akıl ve istişarenin bir ürünü olduğunun altını çizerek, “Geçtiğimiz dönemde yüksek enflasyon sebebiyle üretim ve satış aşamalarında fiyat tutturmakta zorlandığımız günleri yaşadık. İnşallah önümüzdeki dönemde daha istikrarlı bir çizgide ilerleyecek ve bu sorunları aşacağız” diye konuştu.

Kırklareli Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Alçın’a göre, iş dünyasından hükümete verilen destek mesajlarına karşın, yeni OVP ekonomide bir “istikrar programı” ortaya koymaktan çok uzak.

OVP’nin ilk açıklanmaya başladığı 2006 yılından beri ekonomi yönetiminin üç yıllık dönemde uluslararası finans kapital çevrelerine verdiği taahhüdü içerdiğini anımsatan Prof. Alçın, “Uluslararası yatırımcı OVP’deki hedeflerin kendi arasında tutarlı olup olmadığına bakar. Örneğin büyüme hedefi ile bütçe açığı ve enflasyon ilişkisine dikkat eder. Buradan bakınca yeni OVP için dağ fare doğurdu diyebiliriz. OVP yapısal bir reform içermiyor, bu açıdan uluslararası kurumların referans alacağı nitelikte bir metin olduğunu söyleyemeyiz” diyor.

2023 sonu için enflasyon beklentisinin yüzde 58’den yüzde 65’e yükseltilmesinin mevcut sıkı para politikasının çok da işe yaramadığının bir itirafı olduğunu dile getiren Prof. Alçın’a göre, büyüme hedeflerinin yüzde 5’in altına çekilmiş olması da genel seçim öncesinde daha “dengeli” bir seyir izleneceğini gösteriyor.

OVP’deki beklenti ve hedeflerin 31 Mart’ta gerçekleştirilecek yerel seçimlerin yaratacağı atmosfere uygun şekilde dizayn edildiğini öne süren Alçın, şu görüşleri dile getiriyor:

“Yerel seçim süreci boyunca kapsamlı bir enflasyonla mücadele programı uygulanmayacağını söyleyebiliriz. Hatta seçimlere kısa süre kala, bütçe harcamalarını artıracak bazı uygulamalar görebiliriz. Yakın vadede Türkiye ekonomisi açısından çok da umut vaat edecek bir durum ortaya çıkmıyor. OVP bu kapsamda iç kamuoyuna dönük yerel seçim öncesi bir propaganda aracı olarak kullanılıyor. Yani bir süredir halkla ilişkiler kampanyası gibi yürütülen ekonomi politikasının seçime yaklaşılan süreçte de devam edeceğinin bir göstergesi.

Paylaşın

OVP’de Kredi Kartı Kullanımına Sınırlama

Orta Vadeli Plan’a (OVP) göre, vatandaşların kredi kartı kullanımı, parasal istikrarı etkilemeyecek ve tüketim talebini dengeleyecek şekilde uluslararası standartlarda yeniden düzenlenecek. TL mevduata geçişlerin hızlanmasıyla kredi korumalı mevduatların genel içindeki payı azaltılacak, Yurt Dışında Yerleşik Vatandaşlar Mevduat ve Katılım Sistemi (YUVAM) hesabının yaygınlaştırılması sağlanacak.

Dijital Türk Lirası için idari düzenlemenin 2024 yılı sonuna kadar tamamlanması planlanırken, kamuda harcama gözden geçirmeleri sistematik hale getirilerek verimsiz harcama alanları tasfiye edilecek. Kamu hizmetleri, azami tasarruf anlayışı içinde yerine getirilecek. Taşıt ihtiyaçları öncelikle geçici tahsisle ya da ihtiyaç fazlası taşıtların devriyle karşılanacak. Vergi cezaları, caydırıcılığı güçlendirecek şekilde gözden geçirilecek. Kadın, gençler ve engelliler başta olmak üzere; uzaktan, kısmi ve geçici süreli çalışma gibi esnek çalışma biçimleri yaygınlaştırılacak. İlaç ve tedavi harcamalarını rasyonelleştirecek tedbirler alınacak.

Enflasyonla mücadelede tüketimi dizginlemeyi hedefleyen program uyarınca, vatandaşların kredi kartı kullanımı, tüketim talebini dengeleyecek şekilde yeniden düzenlenecek. Kira ve konut fiyatlarındaki artış ise yeni sosyal konut projeleri ile aşılacak. 2026 yılında yüzde 5’lik büyüme, 2025’te tek haneli işsizlik de programın beklentileri arasında.

Milliyet’in haberine göre, 2024-2026 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Plan’a göre, enflasyonun 2023 sonu itibarıyla yüzde 65 olması, 2024’te yüzde 33’e, 2025’te yüzde 15.2 geriletilmesi hedefleniyor. 2026 yılında ise TÜFE’nin yüzde 8.5 ile tek haneye indirilmesi öngörülüyor. Büyümenin 2026’da yüzde 5’e çıkarılması hedeflenen programda kişi başı gelirin 14 bin 855 dolara çıkarılması planlanıyor.

2023 büyüme beklentisi yüzde 5’ten yüzde 4,4’e, 2024 büyüme hedefi ise yüzde 5,5’ten yüzde 4’e geriledi. 2023 için işsizlik beklentisi yüzde 10,1, 2024 için yüzde 10,3, 2025’te yüzde 9,9, 2026’da yüzde 9,3 olarak belirlendi. Kişi başına gelir hedefi 2023 sonu için 12 bin 415 dolar, 2024 için 12 bin 875 dolar, 2025 için 13 bin 717 dolar, 2026 yılı için 14 bin 855 dolar olarak öngörüldü.

Hangi adımlar atılacak?

Enflasyonla mücadelenin önceliklendirileceği 3 yıllık dönemde, sıkı para politikası ile seçici kredi uygulamalarının desteğiyle iç talepte dengelenme sağlanacak. Dezenflasyon sürecinin önümüzdeki yıl başlamasının öngörüldüğü OVP’ye göre, önümüzdeki dönemde fiyat istikrarı konusuda atılacak bazı adımlar şöyle olacak:

Enflasyonla mücadelede Merkez Bankası tüm politika araçlarını etkin biçimde kullanacak, maliye ve gelir politikaları para politikası ile eşgüdümlü hale getirilecek.
Ekonomik aktivitenin ivmesi, enflasyonist baskı oluşturmayacak şekilde yönlendirilecek.
Ekonomik dengeleri bozucu ve enflasyonu besleyen tüketim artışlarını önleyecek tedbirler alınacak.
Reel sektöre uygun maliyetlerle hedef odaklı finansman sağlanacak.

Devlet tarafından yönetilen fiyatlar, geçmiş enflasyona endeksleme davranışının azaltılmasına yardımcı olacak şekilde belirlenecek.
Hanehalkı, firmalar ve bankacılıkta varlık ve yükümlülüklerinde TL ağırlığı artırılacak.
Kira ve konut fiyatlarındaki gelişmelere karşı Kovid 19 salgını döneminde daralan konut arzı hızla artırılacak, konut stoğunda deprem yüzünden oluşan kayıpların telafisi için sosyal konut projeleri geliştirilecek ve dar gelirli vatandaşların konuta erişimi artırılacak.

Kamunun uygun koşullu konut kredileriyle ilk kez konut edinimi desteklenecek, dar ve orta gelirli vatandaşlar için uygun fiyat aralığında yeni konut projeleri başlatılacak.
OVP’de yer alan tahminlerden yapılan hesaplamaya göre, doların bu yıl 23.8, 2024’te 36.7, 2025’te 43.9, 2026’da ise 47.7 olması öngörülüyor.

OVP’ye göre, vatandaşların kredi kartı kullanımı, parasal istikrarı etkilemeyecek ve tüketim talebini dengeleyecek şekilde uluslararası standartlarda yeniden düzenlenecek. TL mevduata geçişlerin hızlanmasıyla kredi korumalı mevduatların genel içindeki payı azaltılacak, Yurt Dışında Yerleşik Vatandaşlar Mevduat ve Katılım Sistemi (YUVAM) hesabının yaygınlaştırılması sağlanacak. Dijital Türk Lirası için idari düzenlemenin 2024 yılı sonuna kadar tamamlanması planlanırken, kamuda harcama gözden geçirmeleri sistematik hale getirilerek verimsiz harcama alanları tasfiye edilecek.

Kamu hizmetleri, azami tasarruf anlayışı içinde yerine getirilecek. Taşıt ihtiyaçları öncelikle geçici tahsisle ya da ihtiyaç fazlası taşıtların devriyle karşılanacak. Vergi cezaları, caydırıcılığı güçlendirecek şekilde gözden geçirilecek. Kadın, gençler ve engelliler başta olmak üzere; uzaktan, kısmi ve geçici süreli çalışma gibi esnek çalışma biçimleri yaygınlaştırılacak. İlaç ve tedavi harcamalarını rasyonelleştirecek tedbirler alınacak.

Sosyal yardım sistemi gözden geçirilerek, aile odaklı ve fert başına asgari bir geliri garanti edecek şekilde yeniden kurgulanacak. Her ailede en az bir çalışan olmasını sağlayacak tedbirler alınacak. Geçici ve uluslararası koruma statüsündeki yabancıların, işgücü temininde güçlük çekilen alanlar öncelikli olmak üzere kayıtlı biçimde çalışmaları sağlanacak. Aile müessesesinin korunması, evlenecek gençlerin desteklenmesi için “Aile ve Gençlik Bankası” kurulacak. İşveren katkısıyla tamamlayıcı emeklilik sistemi oluşturulacak.

Paylaşın

OVP Açıklandı; Ne Kadar Gerçekçi?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ında katıldığı ve bir konuşma yaptığı törende, Orta Vadeli Program (OVP) Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklandı.

Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp, OVP’yi “Orta Vadeli Program’daki ‘yumuşak iniş’ için yol haritası ne kadar gerçekçi?” başlığıyla BBC Türkçe‘ye değerlendirdi.

Geçen seneki program üzerinde yapılan revizyonlara baktığımızda bu seneki programın ayakları daha yere basan, içsel tutarlılığı daha güçlü, ve öncelikleri daha doğru belirlemiş bir program olduğunu görüyoruz.

Öncelikle geçen OVP’den kalan ciddiye alınması mümkün olmayan 2023-2025 enflasyon tahminlerinin her bir sene için iki katından daha fazla yukarı çekildiğini görüyoruz. Verilen hedeflerin inandırıcılığını sağlamak açısından bu kıymetli bir adım.

2023 yıl sonu enflasyon tahminine bir parantez açalım.

Temmuz ayı enflasyon raporu toplantısında Merkez Bankası yıl sonu enflasyonun tahminini yüzde 58 olarak açıkladı.

O günlerde benim Koç Üniversitesi’nden arkadaşlarım Cem Çakmaklı ve Sevcan Yeşiltaş ile paylaştığımız yıl sonu tahmini yüzde 72 idi.

Ağustos ayı Para Politikası Kurulu (PPK) kararı açıklandığında Merkez Bankası (TCMB) 750 baz puanlık “jumbo” faiz artışını açıklarken enflasyon tahmininin de önceki ay açıklanan rapordaki üst banda yakın olacağını yani yüzde 62’lere doğru yükseleceğini dile getirdi.

Dün açıklanan OVP bu tahmini de yüzde 65’e güncelleyerek bizim yıl sonu beklentilerimize bir adım daha yaklaşmış.

Resmi ağızlar tarafından açıklanan enflasyon beklentilerinin bağımsız ekonometrik analizlerimizden elde edilen rakamlara yaklaşması inandırıcılık ve raporun diğer hedeflerini daha ciddi bir şekilde değerlendirmemiz açısından son derece olumlu.

Beni rahatsız eden durum ise şu: 2023’teki yüzde 65’lik enflasyon tahmini, 2024’de yarı yarıya düşüp yüzde 33’e gelecekse ciddi bir dezenflasyon program uygulanacak demektir.

Popüler ifade ile “parasal sıkılaştırma” ya da “kemer sıkma” programı olarak bilinen bu politikalarda “sıkılan kemer” referansı boşuna değildir. Rejim yapıp kilo kaybettiğinizde nasılkemerinizi bir iki delik sıkılaştırıyorsanız, enflasyonu düşürmek için de ülke çapında tüketimi yavaşlatıp kemer sıkmanız gerekir.

Özellikle talep enflasyonu ve beklentilere yerleşmiş enflasyonu değiştirebilmenin başka yolu yoktur. Ancak ciddi bir kredibilite kazanılırsa “minimum kemer deliğini sıkarak” dezenflasyon mümkün olur.

Programdaki en belirgin soru işareti

OVP’deki büyüme tahminlerine bakıp kemerlerde ne kadar bir sıkılaştırma yapılacağını incelediğimizde oldukça ılımlı bir yavaşlama öngörüldüğüne şahit oluyoruz.

Programdaki en belirgin soru işareti bence burada.

2023 büyüme tahmini deprem etkisi ile yarım puan kadar azaltılarak yüzde 4,4’e çekilmiş.

2024’de ise yarım puan kadar daha düşüşle yüzde 4’e inecek büyümenin enflasyonu yüzde 33’lere kadar çekebileceği varsayılmış.

2025’e girerken ise büyüme tekrar 4,5’e yükselirken, enflasyonun yüzde 15’e gerileceği öngörülmüş.

Böylesine “yumuşak bir iniş” mümkün olabilir mi? Bir taraftan iç talebi baskılayıp enflasyonu iki senede 50 puan düşürmek, öbür taraftan yüzde 4-4.5 gibi oldukça yüksek sayılabilecek büyüme rakamları elde edebilmek için hane halkının tüketimindeki yavaşlamaya paralel olarak yatırımların ciddi şekilde artışa geçmesi gerekir. Ekonomiye inancın tam olduğu bir milli seferberlik senaryosu bu.

Bu şekilde, üretici zayıflayan bir iç taleple karşılaşacağı için fiyat artışlarını aşağı çekerken diğer taraftan üretim kapasitesini artıracak yatırımlar olacağından istihdam ve büyüme olumsuz etkilenmez. Nitekim OVP hedeflerinin alt kalemlerine baktığımızda özel tüketimdeki ciddi yavaşlamaya karşılık özel yatırımların güçlü kalışı benzer bir senaryonun öngörüldüğüne işaret ediyor.

Teorik olarak mümkün olan bu dönüşümü 2001 sonrası yaşamıştık. O dönemde bağımsızlığı kanunla tesis edilen Merkez Bankası reel faizi yüzde 20’li seviyelere çekerken, uygulanan programa duyulan güven ile doğrudan yabancı yatırımlar ciddi şekilde artmış ve büyüme rakamları 2002-2006 döneminde yüzde 5’in üzerinde gerçekleşmişti.

Bugün benzer bir noktadan uzağız. Reel faiz ciddi şekilde negatif. OVP sunumu sonrası Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “ekonomik büyümeden kesinlikle taviz verilmeyeceğinin” altını çizmesi, eğer büyüme ya da dezenflasyondan birisi seçilecekse, büyümenin seçileceğini düşündürüyor.

Büyümeyi hepimiz istiyoruz. Ancak büyümeden feragat etmeden büyüyebilmek için, tıpkı 2001 sonrası olduğu gibi gerekirse büyümeden feragat edeceğinize piyasaları inandırabilmeniz gerekiyor.

Paylaşın

Davutoğlu Ve Babacan’dan ‘Orta Vadeli Program’a Sert Tepki

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesapları üzerinden yaptıkları açıklama ile bugün açıklanan yeni Orta Vadeli Program’a tepki gösterdiler.

Haber Merkezi / Ali Babacan, “Bu yıl sonunda tek hane enflasyon vadeden Erdoğan, tek haneyi kâğıt üstünde bile ancak 2026 sonunda öngörüyor” derken, Ahmet Davutoğlu, “OVP ‘Kaybedilen 10 yılın belgesi’ olmuş” yorumunu yaptı.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Orta Vadeli Program’a sosyal medya hesabından şu paylaşımı yaptı:

“Şimdi bize kaybolan yıllarımızı kim verecek? Orta Vadeli Programda 2014’te sahip olduğumuz kişi başına düşen milli gelire ancak 2024’te, tek haneli enflasyona da ancak 2026’da ulaşabileceğimiz öngörülmüş. En son tek haneli enflasyon 2016 yılında gerçekleşmişti. OVP ‘Kaybedilen 10 yılın belgesi’ olmuş.

2021 yılında açıklanan OVP’de 2023 enflasyonu yüzde 8 olarak vaat etmiştiniz. Bu hatalarla yüzleşmeden milletin size nasıl inanmasını bekliyorsunuz? Sayın Erdoğan; Madem ‘Kur Korumalı Mevduat görevini yerine getirdi’, bugüne dek ne kadar kamu kaynağı aktarıldığını da açıklayın da milletimizin cebinden yaptığınız israfın bilançosu ortaya çıksın.

OVP’de milletten toplayacağınız vergilerin enflasyonun çok üstünde olacağı görülüyor. Siz kamuda herhangi bir tasarruf yapmayı düşünüyor musunuz?”

“Erdoğan, kendisi dışında herkesi sorumlu görmeye devam ediyor”

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ise, Orta Vadeli Program’a sosyal medya hesabından şu paylaşımı yaptı:

“Bugünkü Orta Vadeli Program (OVP) konuşması gösterdi ki sayın Erdoğan yüksek enflasyon konusunda hâlâ kendisi dışında herkesi sorumlu görmeye devam ediyor.

Devleti batırma projesi olan Kur Korumalı Mevduat (KKM) konusunda samimi bir itiraf yapmak yerine kelime oyunlarıyla KKM’yi savunuyor. Bu yıl sonunda tek hane enflasyon vadeden Erdoğan, tek haneyi kâğıt üstünde bile ancak 2026 sonunda öngörüyor.

OVP’de Merkez Bankası bağımsızlığını güçlendirecek, şeffaflığı artıracak hiçbir somut adım yer almıyor. Programda rant gelirlerinin vergilendirilmesiyle ilgili hiçbir adım yok. Yük yine dar ve sabit gelirliler üzerine yıkılıyor.

OVP yapısal adımlar konusunda bugüne kadar tekrarlanan soyut ve genel ifadeleri tekrarlamaktan öteye gitmiyor. Özetle, yapılan yanlışlardan bahsetmeyen, içsel tutarlılığı zayıf, somut adımlar yerine soyut ve genel ifadeler içeren bir programla güven tesis edilemez, öngörülebilirlik sağlanamaz.”

Paylaşın

Ekonomistler ‘Orta Vadeli Program’ı Nasıl Yorumladı?

Ekonominin 2024-2026 dönemine ilişkin enflasyon, istihdam, büyüme gibi temel makro hedeflerinin yer aldığı Orta Vadeli Program (OVP) bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ında konuşma yaptığı programda Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklandı.

Haber Merkezi / Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, “Orta Vadeli Program: Makro-finansal istikrar, dezenflasyon ve yapısal dönüşüm…” dediği programı ekonomistler bu hedefleri nasıl değerlendirdi?

OVP’nin büyümeden taviz vermeden enflasyonu düşürme hedefini sorgulayan Koç Üniversitesi Ekonomi Profesörü Selva Demiralp, ” 3+ sene içinde enflasyon %65’ten alınıp %8.5’e düşecekse bunu potansiyelin altına bile inmeyecek bir büyüme ile gerçekleştirmek nasıl mümkün olacak?” diye sordu.

Demiralp, sosyal medya platformu X hesabından, “Kur patikasının da enflasyona göre daha iyimser kaldığını düşünürsek, 2001 sonrasına benzer bir sermaye girişi varsayımı mı var?” diye ekledi.

Benzer şekilde Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Ekonomist Hakan Kara da kur ve enflasyon tahminlerinin birlikte nasıl gerçekleşeceğini sorgulayarak, “Gelecek yıl kur %44 artıp büyüme ciddi yavaşlamazken enflasyon %33’e nasıl düşecek?” ifadelerini kullandı.

Ekonomist Mahfi Eğilmez, “Mesela OVP’ye göre TÜFE’nin 2023 sonunda yüzde 65 olması, 2024 sonunda yüzde 33’e düşmesi bekleniyor. Mantıklı bir hedef. İyi hoş da bu ne olacak da 65’den 33’e düşecek? Bu düşerken büyüme ve işsizlik olumsuz etkilenince ne gibi önlemler alınacak?

Sıkı para ve maliye politikası uygulayacağız da düşecek demekle program olmaz. Faizi ne yapacaksınız ve ne zaman yapacaksınız? Bunu yazmadan ve taahhüt etmeden yazılanlar program olmaz, temenni olur. OVP’nin her tarafı bu tür temennilerle dolu” değerlendirmesinde bulundu.

Ekonomist-yazar Uğur Gürses ise OVP’nin “en yumuşak karnının bütçe” olduğuna dikkat çekti. Gürses, sosyal medya hesabından “Deprem harcamaları hariç bütçe açığını GSYH’nın yüzde 3.9’u olarak hesaplıyorum. Yerel seçimden geçecek bir Türkiye için bu oldukça iyimser. Hükümetin tahmin ettiği haliyle bile 2.6 trilyon bütçe açığının finansmanı bu negatif reel faizlerle nasıl olacak merak ediyorum?” değerlendirmesi yaptı.

Gelecek Partisi Ekonomi Politikaları Başlanı Kerim Rota, “OVP’deki hedefler tutar mı bilinmez. Ancak kesinlikle tutacak hatta rahatça aşılacak hedeflerin” vergi gelirlerindeki artış olduğunu söyledi.

Ekonomist Mustafa Sönmez ise “Bütçe açığı büyürken enflasyon nasıl düşecek? Faiz politikası? cızzz! Bakalım yabancılar yutar mı? Sanmam… Tel tel dökülüyor” ifadelerini kullandı.

BirGün yazarı Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu ise OVP’deki hedeflerin tutturulmasının ancak dış borçlanmayla mümkün olacağı değerlendirmesinde bulundu. Kozanoğlu, OVP bütünlemeye kaldı. Geçmesi de zor görünüyor!” yorumu yaptı.

Akademisyen ve programcı Doç. Dr Oğuz Demir de “OVP ile ilgili bir şey söylemek için önce OVP’de yapılacağı söylenen işlerin yapıldığını, bu işlerin sonuç verdiğini görmek gerekir. Aksi boşa umutlanmaktır” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

‘Orta Vadeli Program’da Tek Haneli Enflasyon İçin Tarih Verildi: 2026

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan ‘Orta Vadeli Program’da 2023 yıl  sonu enflasyon oranı yüzde 65, 2024 yılı enflasyon beklentisi yüzde yüzde 33, 2025 yılı için yüzde 15,2 ve 2026 yılı için ise yüzde 8,5 olarak hedeflendi.

‘Orta Vadeli Program’da dolar kurunun ortalama olarak 2023’te 23,9, 2024’te 36,8, 2025’te 43,9, 2026’da 47,8 olması beklendiği ifade edildi. OVP’de İşsizlik oranının ise 2024’te yüzde 10,3’e, 2025’te yüzde 9,9’a, 2026’da yüzde 9,3’e gerilemesinin beklendiği belirtildi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Orta Vadeli Program’la ilgili Beştepe’de sunum yaptı. Yılmaz açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bugün gerçekleşen toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum. Tecrübeli liderliği, 2053 ve ötesine uzanan vizyonu ile her aşamasını yakından takip ettikleri program çalışmamız bugün itibarıyla zatı alilerin onayı ve imzası ile Resmi Gazete’mizde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum.

OVP merkezi yönetim bütçesinin hazırlanma sürecini başlatan temel dökümanımızdır. Temel ekonomik büyüklükleri, toplam gelir gider tahminlerini, kamu idarelerinin ödenek teklif tavanını içeren temel politika dökümanıdır. 3 yıllık perspektif ile 2024-2026 dönemini kapsayacak olup Cumhurbaşkanı kararı ile resmileşmektedir. 2024-2026 dönemine ilişkin temel amaçlar, makroekonomik hedefler ve politikalar ile öncelikli yapısal alanlar yer almaktadır.

Bu yılki OVP’de ek 3 şeklinde yapısal reformlarımızı içeren takvim dahilinde ortaya koyan çalışmayı kamuoyu ile bugün paylaşmış oluyorum. OVP dediğimiz bir takım çalışmasıdır. Birçok kurulun, Bakanlığı katkı sunduğu uzun bir süreçle hazırlanmaktadır. 2 aylık bir süreçte hazırlandı. Birbirlerini tamamlayıcı, uyumlu bir ekip çalışması olduğunu ifade etmek isterim. Model çalışmaları yapıldı, Merkez Banka’mız başta olmak üzere Hazine ve Maliye Bakanlığımız başta olmak üzere ekonominin ana kurumları çalışmalara destek verdiler.

Sadece kamunun kendi içinde çalışmalarla yetinmedik sivil toplumun, paydaşların fikirlerini alarak istişare ederek programı hazırladık. İstişare ve ortak akıl bizim temel düsturumuz. Hangi alanda olursa olsun, öncelikle ilgili tarafları belirlemek onlarla istişare etmek politikaların etkinliğini artıran, sahiplenmeyi getiren bir süreç. Geniş istişarelerle bu planın hazırlandığını ifade edebilirim. İhracatçılar birliğinden, sendikalar, memur ve işçi sendikalarına varıncaya kadar, iş dünyasından sanayi odalarına, tarım sektörüne kadar bütün sektörlerle istişareler yaparak hazırladık.

Planın temel çatısını bu slaytta özetlemeye çalıştık. Ana çatıyı bu şekilde ifade edebiliriz. 3 yıllık dönemde neyi gerçekleştireceğiz diye sorduklarında, deprem afetinin yaralarını saracağız. Geleceğe dönük afetlerle ilgili riskleri azaltıcı yatırımları hayata geçeceğiz. İkinci temel amacımız makroekonomik ve finansal istikrarı sağlamak ve orta vadede tek haneli enflasyona ülkemizi kavuşturmaktır.

Para politikasını dönemin ihtiyaçlarına uygun uygulamaya devam edeceğiz. Merkez Bankamız araç bağımsızlığı çerçevesinde üzerine düşeni yapacaktır. Yapısal dönüşümlerde orta vadede somut etkiler bekliyoruz, kısa vadede yapısal dönüşümler gerçekleştiren ülke olarak beklenti kanalıyla olumlu etkileri artırmayı hedefliyoruz. Son 20 yılda ortalama 3,6 büyürken dünya ekonomisi son yıllarda yüzde 3’lere gerilemiş durumda. Bunu 25-26’ya uzattığınızda tablo fazla değişmiyor. Dünya ticareti büyümenin üstünde gerçekleşirdi bu yıl yüzde 2,3 büyüme bekleniyor dünya ticaretinde. Bu dönemin şartlarını iyi okuyarak politikalarımızı şekillendirmek durumundayız.

Son 20 yılda Türkiye’nin ortalama yıllık büyüme oranı yüzde 5,5 olarak gerçekleşmişti. Dünyanın 2 puan üstünde büyüme performansı sergilemişiz. 2024’te yüzde 4,0, 2025’te yüzde 4,5, 2026’da yüzde 5,0 büyüme bekliyoruz. Bu yıl 1,67 milyar Dolar milli gelire ulaşacağız.  Kişi başına gelirin 2024’te 12,875, 2025’te 13,717, 2026’da 14,855 dolar olarak gerçekleşmesini bekliyoruz. Nüfusumuzun 88 milyon 750 bine ulaşmış olacak.

Ortalama olarak 4,5 büyüme kaydedecek. İstihdamda 2,7 milyon artış bekliyoruz. Yıllık 909 bin ilave, her yıl istihdamda artış bekliyoruz. Buna rağmen işsizlik oranında arzu ettiğimiz ölçüde gerileme olmuyor. İşgücü piyasasına katılım oranında hızlı yükseliş bekliyoruz. İşsizlik oranının 2024’te yüzde 10,3’e, 2025’te yüzde 9,9’a, 2026’da yüzde 9,3’e gerilemesini bekliyoruz. 2023 yılını %4,4’lik büyümeyle kapatmayı bekliyoruz.

“Muhalefetin bize destek vermesini bekliyoruz”

Programın Yılmaz tarından açıklanmasının ardından kürsüye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan çıktı. Erdoğan’ın açıklamaları ise şöyle:

Kırklareli ve İstanbul’da yaşanan sellerde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. OVP’nin hayırlara vesile olmasını diliyorum. Türkiye’nin başta yönetimde istikrar olmak üzere nasıl büyük kazanımlar elde ettiğini her gün çok daha iyi görüyor ve idrak ediyoruz. Sadece Türk siyasi tarihine değil dünya literatürüne de geçen seçimleri hamdolsun tam bir demokratik olgunluk içinde tamamladık. Sandıkların açılmasıyla birlikte belirsizlikler ortadan kalktı, Türkiye’yi kimin yöneteceği belli oldu.

Seçimlerin üzerinden henüz bir hafta bile geçmeden kabinemizi açıkladık, ekonomide kurmay kadromuzu kurduk, yolculuğumuza süratle yeniden başladık. Eski Türkiye’nin alışkanlıklarından kendini kurtaramayanların durumunu içimiz acıyarak izliyoruz. 102 güne rağmen birileri hala kavga ve iç çekişmelerinden başını kaldıramazken biz işimizi yapıyoruz.

Mevcut belirsizliklere yenilerinin eklediği zor bir denklemde krizleri ülkemiz için fırsata çevirmek için çalışıyoruz. Biz Türkiye için en doğrusunu yapmanın peşindeyiz. Siyaseti de ikbal vasıtası olarak değil millete hizmet aracı olarak görüyoruz. Hiç kimseye ön yargıyla yaklaşmıyoruz. Ülkemizin faydasına olacak her türlü öneriyi değerlendirmeye hazırız.

Muhalefetin de geçmiş hatalarından ders alarak OVP gibi ülkemizin hayrına olan işlerde bize destek vermesini bekliyoruz.

Ekonomiyle ilgili planlarımızda 6 Şubat’ta meydana gelen ve 11 ilimizde yaşayan 14 milyonu etkileyen depremi asla göz ardı etmiyoruz. Ülke ekonomisine maliyeti 104 milyar doları bulan deprem felaketi yükümüzü ağırlaştırmaktadır. Küresel sorunlara ilaveten asrın felaketinin yol açtığı sıkıntılarla Türkiye mücadele etmektedir.

Geçici olarak enflasyonda yükseliş söz konusu. Geçiş döneminin sonrasında çok daha sağlıklı bir zeminde kalıcı olarak enflasyonu düşürmenin yolunu açmış oluyoruz.

2023 yılında yıl sonu TÜFE’nin yüzde 65 olmasını bekliyoruz. 2024 yıl sonunda TÜFE’nin %33,0, 2025 yıl sonunda %15,2, 2026 yıl sonunda %8,5 olmasını bekliyoruz.

İhracatın bu yıl 255 milyar, 2026’da 320 milyar dolara ulaşmasını bekliyoruz. Cari açığın -2’ler civarında gerçekleşmesini bekliyoruz. Yurt içi tasarruflarımızı artıracağız. 1,6 puan artış göstereceğini tahmin ediyoruz. Yıl sonunda cari işlemler açığının 4 milyar dolar olmasını bekliyoruz.

2023’te depreme ayırdığımız bütçe 762 milyar TL. 2024’te 1 trilyon 62 milyar TL. 3 trilyona yakın kaynağın afetin yaralarını sarmak için kullanılacağını ifade etmek isteriz. 2023 yıl sonunda bütçe dengesinin 1,63 trilyon TL açık vermesini bekliyoruz. 2023 yıl sonunda faiz dışı bütçe dengesinin 966,8 milyar TL açık vermesini bekliyoruz. Gelirlerimizde bir miktar artış öngörüyoruz. Gelirlerimizin milli gelire olan oranı 20,6’ya ulaşmış olacak. Bütçe açığı kademeli bir şekilde düşecek.

AB tanımlı borç stokunu da verdik. Türkiye bu açıdan dünyadaki en iyi ülkelerden biri. İyi ki böyle bir yapımız var, böyle değil borçlu yapıyla afete yakalansaydık bu çalışmaları gerçekleştiremezdik. Sağlam zemin afet konusunda da rahat şekilde vatandaşların yaralarını sarmamızı sağladı.

Yapısal reformları arz etmek istiyorum. Reform başlıklarımız; Büyüme ve Ticaret, Beşeri Sermaye ve İstihdam, Kamu Maliyesi, Afet Yönetimi, İş ve Yatırım Ortamını İyileştirme, Fiyat İstikrarı ve Finansal İstikrar, Yeşil ve Dijital Dönüşüm. 7 öncelikli yapısal alanı tarif ettik. Lojistik imkanları geliştireceğiz, madencilik gibi alanlarda önemli değişimler ve dönüşümlere imza atacağız. Bizim temel hedefimiz insanımıza hizmet, temeli de insan. İnsana yapılan yatırım sosyal refahı artırıyor, beşeri kanaldan ekonomiyi güçlendiriyor. Gençlere ve kadınlara yönelik politikaları odaklayacağımızı söyleyebilirim.

Enflasyon mücadele devam ederken finans piyasalarındaki reformlarla finans piyasalarını geliştirmeye devam edeceğiz. Emeklilik sistemleriyle ilgili yenilikler düşünüyoruz. Afet yönetimi konusunda kentsel dönüşümün hızlandırılmasına, yeni modellerden afet sigortalarının geliştirilmesi konusunda çeşitli başlıklarımız var.

Paylaşın

Orta Vadeli Program: Hükümet İddialı, Uzmanlar Temkinli

28 Mayıs’ta yapılan seçimler sonrası ekonominin yönetimine geçen isimler, son bir aydır Orta Vadeli Program’a (OVP) ilişkin talep ve önerileri almak üzere iş dünyasının farklı kesimleri ile özel toplantılar düzenliyor. Son günlerde ise ekonomi yönetiminin tepe isimleri, Eylül ortasına kadar açıklanması beklenen yeni OVP’ye ilişkin birbiri ardına iddialı açıklamalar yapıyorlar.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Orta Vadeli Program ile öngörülebilirliğin arttığı bir ortama geçiş yapmış olacağız” derken Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de “OVP, hem özel sektör hem kamu sektörü için önemli bir rehber ve yol haritası fonksiyonunu yerine getirecek” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Burak Saltoğlu, analistler ve piyasayı izleyen uzmanların OVP tahminlerinin seviyesi ve tutarlılıklarını dikkatle inceleyeceğine işaret etti.

Türkiye ekonomisinde yüksek enflasyon nedeniyle her geçen gün ağırlaşan hayat pahalılığı vatandaşların hayatını zorlaştırmaya devam ederken gözler hükümetin Eylül ortasına kadar açıklayacağını duyurduğu Orta Vadeli Program’a (OVP) çevrilmiş durumda. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek liderliğindeki ekonomi yönetiminin önümüzdeki üç yılda büyüme, enflasyon, cari açık ve döviz kurları gibi kritik alanlarda atacağı adımları içermesi beklenen yeni OVP için hükümet yetkilileri iddialı konuşuyor.

Ancak özellikle Cumhurbaşkanlığı sistemine geçilen 2018’den bu yana açıklanan OVP’lerdeki hedeflerin çok büyük oranda şaşması, yeni OVP’ye ilişkin beklentilerin de zayıf olmasına neden oluyor.

DW Türkçe’den Aram Ekin Duran‘a konuşan uzmanlara göre, Şimşek ve ekibinin hazırladığı yeni OVP’nin ekonomide olumlu bir hava yaratabilmesi için enflasyonla mücadele ve faiz politikası konusunda tutarlı ve rasyonel bir yol haritası açıklanması gerekiyor.

Ekonomi yönetimi, son bir aydır OVP’ye ilişkin talep ve önerileri almak üzere iş dünyasının farklı kesimleri ile özel toplantılar düzenliyor. Son günlerde ise ekonomi yönetiminin tepe isimleri, Eylül ortasına kadar açıklanması beklenen yeni OVP’ye ilişkin birbiri ardına iddialı açıklamalar yapıyorlar. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Orta Vadeli Program ile öngörülebilirliğin arttığı bir ortama geçiş yapmış olacağız” derken Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de “OVP, hem özel sektör hem kamu sektörü için önemli bir rehber ve yol haritası fonksiyonunu yerine getirecek” şeklinde konuştu.

Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burak Saltoğlu, analistler ve piyasayı izleyen uzmanların OVP tahminlerinin seviyesi ve tutarlılıklarını dikkatle inceleyeceğine işaret ediyor. Özellikle büyüme, cari açık ve enflasyon hedeflerindeki tutarlılığın önemli olacağını vurgulayan Prof. Saltoğlu, “Sayın Şimsek’in ‘2026’dan sonra normalleşeceğiz’ yorumu da yine OVP içinde aranacaktır. TCMB’nin yeni enflasyon ve büyüme tahminleri de yeni OVP’de aranacaktır” diyor.

OVP’de Mart 2024 yerel seçimleri sonrasında ekonomide atılacak adımlara ilişkin sinyallerin de verilmesi gerektiğini belirten Saltoğlu, “Ama geçmişte de olduğu gibi OVP’ler ciddi anlamda şaştığı ve şaşacağı için aşırı yüksek bir önem atfetmek de doğru olmaz. Temel kurgu ve tutarlılık konusunda bir sorun görülmezse, olumlu olur ama ekonomide çok fazla yönlendirme etkisi olacağı kanısında değilim” diye konuşuyor.

Prof. Saltoğlu’nun da işaret ettiği gibi, son yıllarda açıklanan OVP’lerde ekonomiye ilişkin hedef ve tahminler büyük oranda yanlış çıktı. Berat Albayrak’ın ekonominin başına getirildiği 2018 yılında sonra açıklanan OVP’lerde özellikle büyüme, enflasyon ve dolar kuru tahminleri tutmadı.

2019 yılında açıklanan OVP’de, 2020 yılı için yüzde 5 büyüme, yüzde 8,5 enflasyon ve dolar kurunda 6 TL seviyesi belirlenmişti. Ancak 2020 sonunda büyüme yüzde 1,8’e düşerken, enflasyon yüzde 14,6’ya çıktı. Dolar kuru ise 7 dolar oldu. 2021’de açıklanan OVP’de ise 2022 için yüzde 9,8 enflasyon ve dolar kurunda 9,2 TL seviyesi öngörüldü. Fakat 2022 sonunda enflasyon yüzde 64’e çıkarken, dolar kuru 18,7 TL’ye tırmandı. Cari açık ise 48,8 milyar dolar oldu.

Eylül 2022’de açıklanan son OVP’de ise 2023 yılı sonunda kişi başına gelirde 10 bin dolar seviyesinin aşılacağı, enflasyonun ise yüzde 24,9 olarak gerçekleşeceği tahmini yapıldı. Ortalama dolar kuru ise 21,5 TL olarak belirlendi. Ancak 2023’ün neredeyse 8 ayının geride kaldığı bugünlerde dolar kuru 27 TL’yi aşmış durumdayken, temmuz itibariyle yüzde 48 olan enflasyonun yılsonunda yüzde 70’e yaklaşması bekleniyor.

Beykoz Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Evren Bolgün, yeni açıklanacak OVP’ye büyük umutlar bağlamanın yanlış olacağını söylüyor.

Cumhurbaşkanlığı sistemine geçilen 2018 yılı sonrasında hükümetin yayınladığı OVP’lerin büyük oranda itibar kaybettiğini savunan Prof. Bolgün, 2018 sonrasında hazırlanan OVP’lerde yer alan hedef ve değerlendirmelerin giderek rasyonellikten uzaklaştığını ifade ediyor.

Bu nedenle son yıllarda gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında piyasa oyuncuları, yatırımcılar ve akademi dünyasının OVP’de yer alan hedef ve tahminleri dikkate almadığını kaydeden Bolgün, “Yeni dönemde Mehmet Şimşek’in başında olduğu ekonomi yönetimi tarafından hazırlanacak OVP’de ise temel parametrelerdeki görüş ve tahminler belirleyici olacak” diyor.

“Piyasa oyuncuları açısından kritik olacak”

Yeni OVP’de başta büyüme ve enflasyon olmak üzere, AKP iktidarının makro ekonomik hedeflerine ilişkin ortaya konacak üç yıllık projeksiyon, hükümetin yüksek enflasyon ve dış ticaret açığı ile zarar gören dengelerinasıl düzelteceğine yönelik ipuçları verecek. OVP’de yer alacak dolar kuru tahminleri de yine piyasa oyuncuları açısından kritik olacak.

Hükümet tarafından açıklanacak yeni OVP’de Türkiye ekonomisinde ‘restorasyon’ yapacak tutarlı bir program beklentisi olduğunu belirten Bolgün, “AKP hükümeti seçimleri kazandı ve 5 yıllığına daha yönetme yetkisini eline aldı. Seçimlerden bu yana 3 ay geçti ancak vergi artışlar dışında hala yakıcı ekonomik sorunlara karşı kapsamlı bir program göremiyoruz. Yeni OVP bu beklentiyi karşılamak zorunda” diye konuşuyor.

Türkiye’de büyümenin yüzde 5,5 seviyesine yükseltilmesi gerektiğini, bu arada yüksek enflasyonun da düşürülmek zorunda olduğunu dile getiren Bolgün, şöyle konuşuyor:

“Hem büyümek hem de enflasyonu düşürüp işsizliği patlatmamak için çok dengeli bir program yürütmek gerekiyor. Şimşek ve ekibinin bu ne kadar başarabileceğini izleyeceğiz. Bütçe gelirlerini artırmak için kamuda ne tür tasarruf önlemleri alınacak, vergi sisteminde ne tür değişikler olacak, bunların hepsini OVP’de görmemiz gerekir. Aksi takdirde yeni OVP’nin de diğerleri gibi pek bir anlamı olmaz.”

Borsa İstanbul’da yatırımcı sayısı rekor kırdı

Öte yandan yeni OVP’nin yatırımcıların Türkiye’ye bakışında ve Türk piyasalarına güvende olumlu değişiklikler yaratacağını düşünenler de var.

Sermaye Piyasaları Danışmanı Yunus Kaya, seçim sonrasında yatırımcıların Türkiye ekonomisinin geleceğine daha pozitif yaklaştıklarını söylüyor. Kaya, “Son 5 yılda 10 milyar dolarlık yabancı çıkışı olan borsaya Cumhuriyet tarihinin en güçlü yabancı sermaye akımlarından birini yaşıyoruz. Mayıs ayındaki seçimlerden sonra geçen iki ayda 2 milyar dolarlık borsaya yabancı girişi oldu. Üstelik bu girişler sadece borsaya yönelik olmadı. Türkiye’nin yurtdışında ihraç ettiği Eurobondlara da hücum yaşandı” diyor.

Merkezi Kayıt Kuruluşu’nun (MKK) sosyal medya hesabı Twitter üzerinden yaptığı paylaşımda da borsada yatırımcı sayısındaki rekor değişim ortaya kondu. Buna göre, pay senedi bakiyeli yatırımcı sayısı, 15 Ağustos itibarıyla 5 milyon 636 bin 160’a ulaşarak rekor seviyeye çıktı. Yıllık yatırımcı sayısındaki yükseliş 3 milyon 3 bin 214 olurken, bu durum yüzde 114,06’lık artışa işaret etti. Aylık bazda bakıldığında da borsada yatırımcı sayısı, yüzde 27,54 artarak yatırımcılara 1 milyon 216 bin 954 kişi eklendi.

“İyimser beklentiler artıyor”

Seçim sonrasında 700 seviyesini gören Türkiye’nin kredi risk priminin (CDS) de 400’ün altına gerilediğini hatırlatan Kaya’ya göre, 4 Haziran’da ekonomi yönetiminin başına Mehmet Şimşek’in getirilmesi, Merkez Bankası Başkanı ve 3 yardımcısının değiştirilmesi Türkiye’ye yönelik iyimser beklentileri artırmış durumda.

Ekonominin farklı kesimleri ile görüşmeler yapılmasının ardından eylül ayında OVP sonrasındaki uygulamalar ile Türkiye’nin son zamanlarda patinaj yaptığı ekonomide bir yükseliş dönemine girebileceğini dile getiren Yunus Kaya, şu değerlendirmeleri yapıyor:

“Doğrusu yabancı yatırımcılar da bunu önden satın alıyorlar. Son 5 yılda önce çıkan kar ederken, artık önce giren kar ediyor diyebiliriz. Borsa açısından bakarsak yabancı kanalından sürekli para girişi, düzeltmeleri bile kısa tutup yükseliş trendinin soluksuz devamına yol açtı. Borsa tarihi zirvesini bile geçtikten sonra 2 ayda yüzde 36 yükselmiş durumda. Özellikle ABD seans başlangıç saatinde gelen yabancı alımları bize bu temponun kolay durulmayacağını gösteriyor.”

“Papua Yeni Gine seviyesine çıkarız”

Bu arada uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, geçen hafta Türkiye’nin ortodoks politikaları hayata geçirmesi durumunda not artışı yapılabileceği sinyalini verirken bu hafta içinde ise Türk bankalarının görünümünü ‘negatif’ten ‘durağan’a çevirdi.

Moody’s’in not artışının beklenen not artışlarının ilki olabileceğini öne süren Yunus Kaya, “Çünkü 3 kurumdan biri not artıracaksa, ilk artıranın Moody’s olması en doğalı olur. Ancak halen Türkiye’nin gidecek çok yolu var. Türkiye, şu anda Moğolistan ve Mısır ile aynı notlara sahip. Eğer Moody’s bir kademe iyileştirirse; Papua Yeni Gine, Kamboçya ve Kenya ile aynı not düzlemine gelmiş oluruz” şeklinde konuşuyor.

Paylaşın

Memura Emekliye ‘Seçim Zammı’ Göründü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın temmuzdaki maaş zamlarının ardından “Bu bir ara artıştır, asıl tespiti inşallah yılbaşında gerçekleştireceğiz” diyerek işaret ettiği seçim zamları netleşmeye başladı.

AK Parti iktidarı, Orta Vadeli Program’da (OVP) 2023 TÜFE tahminini yüzde 24.9’da tutmasına rağmen 2023 yılı memur maaş ödeneğini yüzde 53.6 oranında artırma kararı aldı.

Sözcü’den Erdoğan Süzer’in haberine göre Ödeneklerdeki bu büyük artış, memur ve memur emeklilerine, toplu sözleşme zammı ve enflasyon farkının yanı sıra, yılbaşında bir de seçim zammı yapılacağı anlamına geliyor.

İlave seçim zammıyla birlikte yılbaşı zammının yaklaşık yüzde 8+5’lerden yukarı çıkarak yüzde 35’i aşacağı tahmin ediliyor. Memur-Sen’le imzalanan toplu sözleşme gereği memur ve memur emeklilerinin maaş ve aylıklarına 2023’ün Ocak ayında yüzde 8, temmuz ayında da yüzde 6 zam yapılacak.

Yılbaşı zammı yüzde 14

En son temmuzdan bu yana geçen 2 ayda TÜFE yüzde 3.86 arttı. Yılın sonuna kadar olan 4 aylık dönemde enflasyonun aynı şekilde seyretmesi halinde TÜFE ikinci 6 ayın sonunda yaklaşık yüzde 12-13 civarında kalacak. 2022 Temmuz zammı yüzde 7 olduğu için 2023 Ocak’ta yüzde 5 ile 6 civarında da enflasyon farkı ödenecek.

Böylece, memur ve emeklinin yılbaşında alacağı toplam zam yaklaşık yüzde 13-14 olacak. Ancak iktidarın, yüzde 53.6 artırdığı maaş ödeneğinin büyük kısmını yılbaşında kullanarak seçim öncesi zam oranını en az yüzde 30-35’lere çıkarabileceği tahmin ediliyor.

Paylaşın

Orta Vadeli Program Neden Yol Gösterici Değil?

Politika yapıcıların ekonomik tahminleri neden önemlidir? Çünkü ekonomi politikalarının etkileri ancak birkaç yıl içerisinde gözlemlenebilir. Buna karşılık yatırım kararı, harcama kararı, tasarruf kararı alan bireyleri önceden yönlendirebilmeniz gerekir.

Bu nedenle attığınız politika adımlarıyla varmak istediğiniz hedefleri önceden söyleyerek ekonomide ileriye dönük kararların daha etkili alınmasına katkı verirsiniz.

Koç Üniversitesi’nden Prof. Selva Demiralp, Türkiye’de Orta Vadeli Programların neden yol gösterici olamadığını BBC Türkçe’ye değerlendirdi.

Doğru tahmin ve yönlendirmenin önemini bir örnek üzerinden anlatalım. Diyelim ki İstanbul’u geziyorsunuz. Tarihi yarımadayı dolaştıktan sonra metroya yönelip Yenikapı istasyonuna geldiniz. İstasyonda rastgele bir trene atlamazsınız. Önce haritadan gitmek istediğiniz yöne giden trenin hattını belirleyip o hattaki trene binersiniz.

Metro haritası bir nevi “orta vadeli plandır”. Bindiğiniz trenin ileri bir vadede (diyelim yarım saat sonra) nereye varacağına dair size bir bilgi verir.

Hafta sonu hükümet tarafından açıklanan Orta Vadeli Plan (OVP) de benzer bir işleve sahip. Ekonominin parçası olan bireylere uzun vadede bindikleri trenin hangi istikamete gittiğine dair bilgi vermek amacı güdüyor.

Metro örneğinden devam edersek, diyelim ki yolculuktan bir süre sonra bir anons yapılıyor ve trenin güzergahının değiştiği haber veriliyor.

Siz Taksim’e gitme planı yapıp yeşil M2 hattına binseniz de kendinizi kırmızı hattaki Şirinevler’de buluyorsunuz.

Ve yine diyelim ki bu tür anonslar istisnai bir durum olmaktan çıkıp genel uygulamaya dönüşüyor.

O noktada artık metro haritasının ve hatların ileriye yönelik planlama ve bilgilendirme fonksiyonları kalmaz.

Kafa karıştırmanın ötesinde, istediğiniz yere gidemediğinizi fark ettiğinizde artık farklı ulaşım alternatifleri aramaya başlarsınız.

Nasıl ki metro haritasında belirtilen güzergah yolculuğun ortasında değişirse metro haritasının bir fonksiyonu kalmazsa OVP’de verilen tahminler de biz yol aldıkça değişiyorsa bu tür bilgilendirmelerin bir bilgi değeri olmaz.

Şekilde 2021 yılı için önceki OVP’lerde yer alan enflasyon ve büyüme tahminlerinin zaman içinde ne şekilde revize edildiğini ve gerçekleşen değerleri görüyoruz.

1) Uzun vadelere ait tahminler işlevsel değil

2019 ve 2020 OVP’leri itibariyle 2021 yılı için verilen büyüme ve enflasyon rakamları sırasıyla yüzde 5 ve yüzde 6 olarak sabit tutulmuş. Birkaç sene sonrasına dair tahminler yapılırken “potansiyel büyüme rakamına yakın bir büyüme” ve “enflasyon hedefine yakın bir enflasyon” rakamı koymanın ötesine bir planlama yapılmadığını söyleyebiliriz. Peki bu hedeflere yaklaşmak için bir çaba gösteriliyor mu? İşte esas problem orada başlıyor.

2) Vade kısaldıkça hedef hızla değişiyor

2021 yılına yaklaştıkça bu seneye ait hedeflerin revize edildiğini, büyüme tahmininin potansiyel büyüme oranından, enflasyon tahmininin enflasyon hedefinden hızla uzaklaşmaya başladığını gözlemiyoruz.

Daha da vahimi, 2021 senesinin son çeyreğinde gelen OVP tahminlerinde bile bırakalım uzun vadeyi, dörtte üçü tamamlanmış olan seneye ait tahminde bile ciddi bir yanılma payı olduğunu gözlüyoruz.

Öyle ki, 2021 Eylül ayında yayınlanan OVP (2022-2024 dönemi) o sene için yüzde 9 büyüme öngörürken gerçekleşen büyüme yüzde 11.4, enflasyon tahmini yüzde 16.2 iken gerçekleşen enflasyon yüzde 36 olmuş.

Bir hedef koymak, o hedefe ulaşmak için çaba sarf edildiği zaman anlamlı oluyor. Eğer Yenikapı’da bindiğiniz Taksim treni kendisine çizilmiş olan yeşil hattı takip etmezse Taksim’e varamıyor.

Enflasyon, büyüme ve diğer makroekonomik göstergelere dair birtakım hedefler koyduktan sonra o hedeflere ulaşmak için gerekli politikaları uygulamazsanız bambaşka yerlere savrulabiliyorsunuz.

3) İçsel tutarsızlıklar hedeften sapmayı kaçınılmaz kılıyor

Hedeften sapılmasının önemli bir sebebi kendi içinde tutarlı hedeflerin konulmamasından kaynaklanıyor. Aynı tren hem Taksim’e hem de Esenler’e gidemiyor. Bir tercih yapmanız gerekiyor.

OVP’de yıllardır büyüme ve enflasyon hedeflerinin birbiri ile tutarlı olmadığını görüyoruz. Bir taraftan düşük faiz politikası ile büyümeyi yüksek tutup diğer yandan da enflasyonu düşürebilmek mümkün değil.

Son OVP rakamlarında 2021’deki yüzde 11,4’lük büyümeyi takiben 2022-2025 döneminde potansiyele daha yakın bir büyüme hedefine geçildiğini görüyoruz (yüzde 5-5.5 civarı).

Potansiyel büyüme oranı, bir ekonominin uzun vadeli üretim kapasitesini tam olarak değerlendirdiği zaman elde ettiği büyüme oranıdır.

Uzun vadeli, sürdürülebilir büyüme oranı olarak da bilinir. Potansiyelin üzerinde bir büyüme enflasyonist baskıyı artırır.

Yapılan araştırmalar, Türkiye ekonomisinde 2015 sonrası dönemde verimlilik artışı kaydedilememesi, yatırım iştahının oynak bir seyir izlenmesi nedeniyle potansiyel büyüme oranının yüzde 5’lerden 3’ler seviyesine düştüğüne işaret ediyor.

İşte bu noktada bir tutarsızlık ve bunun sonucunda da 2025 yılına yaklaştıkça kaçınılmaz olan bir revizyonun sinyallerini şimdiden görebiliyoruz.

Tren bir kez daha güzergah değiştirecek gibi görünüyor. Çünkü hem potansiyele yakın (ve hatta potansiyelin üzerinde) büyüyüp hem de enflasyon düşürebilmek kolay değil.

2022 sonu itibariyle muhtemelen yüzde 90’lara doğru revize edilecek enflasyonu üç sene içinde yüzde 11’e düşüreceksek büyüme nasıl yüzde 5’lerde kalacak?

2001 sonrası dönemde merkez bankası bağımsızlığı, sıkı para politikası, sıkı maliye politikası, liyakatli kadrolar, ve yapısal reformların yarattığı güvenle “yüksek büyüme ve dezenflasyon” geldi.

Bu dönemde uygulanan sıkı para politikası enflasyon beklentilerini aşağı çekerken yaratılan öngörü ve güven ile canlanan yatırımlar potansiyel büyümeyi artırdı.

Bu şekilde hem yüksek büyüme hem de dezenflasyon mümkün oldu. 2022 sonrası böyle bir dönüşüm öngörülüyor olabilir mi?

Paylaşın