Osman Kavala: Ellerinde İp Olsa Beni Asacaklardı

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Gezi Parkı Davası sonucunda haklarında mahkumiyet kararı verilen Osman Kavala, Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Hakan Altınay’ı Silivri Cezaevi’nde ziyaret ettikten sonra açıklamalarda bulundu.

Cezaevinde, hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen Osman Kavala ile yaptığı görüşmeden bahseden Özel, Kavala’nın “Elbette bekliyordum. Beni bu kadar içeride tuttuktan sonra beraat ettireceklerini beklemiyordum, ama bu kadarını da beklemiyordum… Bir zaman birbirlerine ip atanlar ellerinde ip olsa beni asacaklardı” dediğini aktardı.

Özel’in aktardığına göre Kavala, “Çünkü verilen ağırlaştırılmış müebbet cezası idam hükmünde, idam cezasının yerine gelmişti. Bu delillerin hepsi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) yargıçları tarafından ve tarafsızlıklarına hiç şüphe olmayan yargıçlar tarafından incelendi, çürütüldü ve bu delillerle verilen tutukluluğa devam kararının hak ihlali olduğuna karar vermişti AİHM. Bırakın tutukluluğa devamı, bu delillerle bana ağırlaştırılmış müebbet verdiler” tepkisinde bulundu.

Kavala: Türkiye’ye büyük itibar kaybettirecek

Türkiye’nin AİHM yargı sürecinde, kendisinin darbe suçlamasından beraat ettiği, tutukluluğunun casusluk suçuyla ilgili olduğu tezini savunduğunu hatırlatan Kavala, “Casuslukla ilgili bir kanıt yok, iki yıldır tutukluluk boşuna ve verilen karar Türkiye’nin AİHM nezdindeki savunmasını boşa düşüren bir karardır ve Türkiye’yi sıkıntıya sokacak, kendi tezini boşa düşürecek bir karardır. Birileri vakit kazanıp Osman Kavala’yı içeride tutalım diye tutuklamaya gerekçe uydururken bu kararla birlikte zaman kazandılar, beni iki yıl içeride tuttular ama Türkiye’ye büyük itibar kaybettirmiş olacaklar. Sıkıntı buradadır” dedi.

Sezer’den “Gözyaşlarımı katledilen hukuk sistemi için akıtıyorum” mesajı

Türkiye Cumhuriyeti’nin 10’uncu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in kendisini aradığını söyleyen Özel, Ahmet Necdet Sezer’in, “Tutulan; evlatlarından, çocuklarından ayrılan, beraat ettikleri bir davadan, delili durumu değişmeden kararı etkileyecek yeniden yargılama gibi bir durum ortaya çıkmadan, bir daha bir daha yargılanıp cezalandırılmalarından üzüntü duyuyorum. Aileleri için üzülüyorum. Onlar için gözyaşı dökebilirim ama gözyaşlarımı katledilen hukuk sistemi için akıtıyorum” sözleriyle kararlardan rahatsızlığını dile getirdiğini aktardı.

“Gezi’yi anlamayan birini Cumhurbaşkanı seçmeyecekler”

Özel, Silivri Cezaevi önünde yaptığı açıklamada, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün mahkeme kararına verdiği tepkiyi de hatırlatarak Sezer ve Gül’ün desteğinin cezaevindekiler açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Özel, “İçeride vardığımız bir mutabakatı, bütün Türkiye’ye söyleyelim… Gezi’yi, Z kuşağını anlamayan, çevre duyarlılığı olmayan, doğa katliamlarına direnmeyen, kent suçlarına itiraz etmeyen birini bu ülkenin insanları 13’üncü Cumhurbaşkanı seçmeyecekler. Yaşayan üç Cumhurbaşkanı’ndan birisi ve gelecekte görev bekleyeni Gezi’nin arkasında. Gerisini siz düşünün Recep Tayyip Erdoğan” söyleminde bulundu.

Paylaşın

Siyasi Partilerden ‘Gezi Davası’ Kararlarına Sert Tepkiler

İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde cuma günü görülmeye başlanan Gezi davasının karar duruşması “ceza”ların açıklanmasıyla tamamlandı. Kararını açıklayan mahkeme Osman Kavala’ya “Hükümeti kaldırmaya teşebbüsten” ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Kavala “Casusluk” suçlamasından beraat etti. 

Davada Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi’ye 18’er yıl hapis cezası verildi. Mahkeme bu isimlerin tutuklanmasına karar verdi. Verilen cezaların ardından siyasi partilerden sert tepkiler geldi.

“İktidarın halktan ne kadar korktuğunun göstergesidir”

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) resmi sosyal medya hesabından yapılan açıklamada karara tepki gösterildi. HDP’nin açıklamasında, “Osman Kavala ve Gezi Dayanışmasına verilen ceza demokratik talepleri boğmayı hedeflemektedir. İktidarın halktan ne kadar korktuğunun göstergesidir. Gezi’yi de arkadaşlarımızı da sonuna kadar savunacağız!” ifadelerini kullandı.

”Halkın direnme hakkının mahkum edilemez”

Türkiye Komünist Partisi, yaptığı açıklama ile Gezi davası kararlarına tepki gösterdi. Verilen cezaları halkın direnme hakkını mahkum etme girişimi olarak değerlendiren TKP, ”Bugün Çağlayan adliyesinde Gezi davasında mahkeme heyetinin “TC. Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme” gerekçesi ile açıkladığı kararın tek karşılığı halkın direnme hakkının mahkum edilmesi girişimidir” ifadelerine açıklamasında yer verdi.

TKP açıklamasını, ”Ama Haziran Direnişi bu uydurma kararı alındığı anda gayrimeşru ilan edecek kadar büyük ve haklı bir halk direnişidir. Mahkemenin Gezi davasında açıkladığı karar geçersizdir. AKP halka ve aydınlığa düşmandır! Halkın yağma, sömürü, işbirlikçilik ve gericiliğe karşı direnişi ise sonuna kadar meşrudur” ifadeleri ile noktaladı.

“Güdümlü bir yargı”

DEVA Partisi Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu, Gezi Parkı davasında çıkan kararlara tepki gösterdi. Yeneroğlu, iş insanı Osman Kavala’ya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen davada açıklanan hükmün usul ve esas yönünden hukuksuz olduğunu savundu.

”Gelinen noktada, kin ve intikam alma güdüsüyle en temel ceza hukuku kurallarına bile aykırılık teşkil eden yargılamalar sonucunda haksız mahkûmiyet kararlarının verilmesi, iktidarın yargı üzerindeki tahakkümünün sonucudur” diyen Yeneroğlu, ”DEVA Partisi olarak, Osman Kavala’nın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmesini ancak güdümlü bir yargı ile izah edebilmekteyiz. Ancak unutulmamalıdır ki, hukukun temel ilkelerinin yok sayılması ve temel hak ve hürriyetlere böylesine keyfi bir şekilde müdahale edilmesi aynı zamanda toplumun tamamı için de ciddi bir tehdittir” ifadelerini kullandı.

“Siyasi yönü tartışılan bir davaydı”

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Seçim ve Hukuk İşleri Başkanı Bülent Kaya yaptığı açıklamada davanın tartışmalı olduğuna dikkat çekti. Bülent Kaya, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bu konuda kararları var. Siyasallaşan bir dava. Kararın gerekçelerini görmek lazım ama bu dava uzun zamandır kamuoyunda tartışılıyor. Hukukiliğinden ziyade siyasi yönü tartışılan bir davaydı” ifadelerini kullandı.

“Hesabını teker teker soracağız”

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Gezi davasında kararın açılmasın ardından Çağlayan Adliyesi önünde bir açıklama yaptı. Özgür Özel’in açıklaması şöyle oldu:

Bugün sonuçlanan davada ülkeyi yöneten bir tek adamın gönlü yapıldı. O mahkemeler ki yetkilerini, güçlerini önce kanunlardan ama en üstte anayasadan alırlar. Mahkeme bağımsızlığını yok eden, kuvvetler ayrılığını ayaklar altında ezen birisi aslında kendinin meşruiyetinin ortadan kaldırıyor.

Bugün burada verilen karar paranoyak yönetim anlayışının, son dönemde düştüğü derin çaresizlikten ötürü, geçmişteki son derece barışçıl kişilerin yaptığı ve sonuç vermiş bir protestoyu şeytanlaştırmanın son noktasıdır. Kan emerek yaşayan bir vampir gibi Türkiye’deki herkesin adalet talebinin kanının emerek biraz daha yaşamaya çalışmaktadır. Adaletin kanını emen bu vampire hiçbir yapının tek başına gücü yetmez ama hepimiz birden gücü yeter.

Biz birlikte oldukça, biz karşımıdakilerin ne yapmaya çalıştıklarını bildikçe korkmayacağız. Bu saray rejiminin korkak efendileri tir tir titreyecek. And olsun ki bu kumpası kuranlardan, beraat etmiş Gezi’yi yeni yargılama talimatı verenlerden hesap soracağız. And olsun ki Soma’nın da Gezi’nin de Ak Parti’nin zulmettiği herkesin hesabını teker teker soracağız.

Birisi masum insanları, çevreci insanları, aydın insanları mahkum etmeye çalıştı. Onların üzerine kapanan mahkeme kapıları, cezaevi kapıları onları mahkum edemez. Gezi özgürdür, Kavala özgürdür. Tarih önünde Recep Tayyip Erdoğan hesap verecektir. And olsun, and olsun, and olsun.”

“AK Parti’nin intikam davası”

Gezi davasında verilen karara tepki gösterenler arasında İYİ Parti Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Bahadır Erdem de yer aldı. Bahadır Erdem’in açıklaması şöyle oldu:

Gezi davası AK Parti’nin bir intikam davasıydı. Gezi’deki yeşili savunan muhalif seçmenden AK Parti çok korktu. Bu da bir anlamda AK Parti’nin intikam davası olarak bunca zamandır sürdü. AHİM kararına rağmen Osman Kavala tutuklu olarak yargılandı. Bugün de ağırlaştırılmış hapis cezası veriliyor. Diğer sanıklara da 18 er yıl veriliyor. Bir hukukçu olarak bunu hukuka ve adalete sığdırmanın mümkün olmadığını düşünüyorum.

Paylaşın

‘Gezi Parkı Davası’nda Ceza Yağdı

Gezi Parkı Davası’nda Osman Kavala’ya hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüsten ağırlaştırılmış müebbet, Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi’ye ise bu suça yardımdan 18 yıl hapis cezası verildi.

Haber Merkezi / Gezi Davasının karar duruşmasının ikinci oturumu bugün görüldü. Avukatların savunmalarının ardından sanıklara son sözleri soruldu. Yargılanan hak savunucuları tek tek kürsüye gelerek son sözlerini söyledi.

Mücella Yapıcı “Son sözüm olduğunu düşünmüyorum. Ben 50 yıllık bir meslek insanıyım. Olabildiğince aydın olmaya çalıştım. Hiçbir zaman şiddeten yana olmadım. Toplum yararına mesleğimi onurla yürüttüm. Bugüne kadar tek bir çocuğuma haram lokma yedirmedim. Hırsızlık, uğursuzluk, yolsuzluk yapmadım. Yaşamımdan onur duydum. Aynı onuru benim yaşıma gelince sizin de yaşamınızı umuyorum. Hüküm sizindir.” dedi.

Çiğdem Mater de “Bu iddialarla yargılanmayı esefle karşılıyorum. Darbeci olarak yargılanmayı kabul etmiyorum. Protestolar sırasında gençleri öldürenlerin peşine düşülmesini beklerdim ama onun yerine bu dava açıldı. Osman Kavala’nın hayatından çaldığınız 4.5 yılı geri veremezsiniz. Tüm suçlamaları reddediyor, derhal beraatimi talep ediyorum.” diye konuştu.

Mine Özerden ise kürsüye geldiğinde bilgisyasara ya da kendi önlerindeki dosyalara bakan mahkeme heyetinden kendisine bakmasını istedi. Ardından “Yürütmenin yargı üzerindeki vesayetinin son bulmasını, güçlünün hukukunun yerine hukukun gücünün galip gelmesini talep ediyorum ve beraatimi talep ediyorum” ifadelerini kullandı.

Can Atalay “Harama el uzatmadık, kul hakkı yemedik, devleti kendi çıkarlarımız için kullanmadık, devletin gücünü ele geçirip yandaşlarımızı zengin etmedik. Suç işlemedik. Avukatlık, mimarlık, şehir plancılığı yaptık. Bu yargılama faaliyeti değil. Eğer sorun Gezi direnişini sahiplenmekse, hep sahiplendik, yine sahipleniyoruz” dedi.

Osman Kavala’ysa son söz olarak “Siyasi ve ideolojik saiklerle hazırlanan komplo teorileri olayların tarafsız bir şekilde incelenmesini, nesnel değerlendirme yapılmasını engeller. Aynen bu iddianamede ve mütalalda olduğu gibi. AİHM’in tutukluluğumun hak ihlali olduğu kararından sonra aleyhime sunulan delillerin hiçbiri beni suçla ilişkilendirip makul şüphe yaratmadığını açıkladıktan sonra delil olmayan delillerle hakkımda ağrılaştırılmış müebbet hapis istenmesi gerçekçi de değildir, hukuki de değildir. Bu aynen ikinci iddianamedeki suçlar gibi yargı kullanılarak yapılan bir suikast eylemidir.” diye konuştu.

Karar

Osman Kavala’nın son sözünün ardından duruşmaya karar yazımı için ara verdi. Mahkeme verilen yaklaşık 45 dakikalık aranın ardından da izleyicileri salona alarak kararını açıkladı. Osman Kavala’nın TCK 312’den (Hükümeti kaldırmaya teşebbüs) ağarlaştırılmış müebbet cezası verdi. Casusluk suçlamasından ise beraat ettirdi.

Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi’ye TCK 312’ye yardımdan 18 yıl hapisle cezalandırdı. Tutuklanmalarına karar verdi. İzleyiciler karar üzerine tepki gösterdi. Salonda “Her yer Taksim her yer direniş” sloganları atıldı. Mahkeme hak savunucularının tutuklanma kararının hemen uygulatılmasını istedi.

Ne olmuştu?

İstanbul Taksim’de başlayıp ülke geneline yayılan Gezi Parkı eylemlerine yönelik ilk dava 2014 yılında açıldı. Sanıkların 2015 yılında beraat etmesinin ardından 2019 yılında ikinci bir dava daha başlatıldı.

Bir yıl sonra sonuçlanan bu davada “cebir ve şiddet kullanarak hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “mala zarar verme”, “kasten yaralama” ve “ağırlaştırılmış yaralama” suçlarından yargılanan sanıklar, suçlamalara ilişkin somut ve kesin delil bulunmadığı gerekçesiyle bir kez daha beraat etti. Fakat savcılığın itirazı üzerine davanın yeniden görülmesine karar verildi.

Paylaşın

Osman Kavala’nın Tutukluluğuna Devam Kararı

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Osman Kavala hakkında bugün dosya üzerinden aylık tutukluluk incelemesi yapıldı. Mahkeme, Kavala’nın hukuki durumunda bir değişiklik olmamasını dikkate alarak tutukluluğunun oy çokluğuyla devamına karar verdi.

Bir üye hakim, Osman Kavala’nın adli kontrol tedbiriyle tahliye edilmesi yönünde görüş bildirerek karara şerh düştü. Osman Kavala’nın sanıkları arasında bulunduğu Gezi davasının bir sonraki duruşması 22 Nisan’da yapılacak.

Osman Kavala’nın tutukluluğu

Osman Kavala’nın tutukluluk hikâyesi, yargının siyasallaşması, siyaset tarafından kullanılmasının, cezalandırılmak istenen kişiye göre suç yaratma teşebbüsünün ve sadece hukuk normlarının değil, mantık kurallarının da hiçe sayılarak delil yerine komplo teorileri kullanma faaliyetinin açık bir örneği.

Kavala, 1 Kasım 2017’de “hükümeti devirmek veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs” (TCK 312) ve “cebir ve şiddet kullanarak anayasal düzeni devirmeye teşebbüs” (TCK 309) suçlamalarıyla tutuklandı.

Gezi protestolarının planlayıcısı, yöneticisi ve finansörü olduğu iddiasıyla hükümeti devirmeye teşebbüs suçuyla yargılandığı dava beraat kararıyla sonuçlandı. Beraat kararından sonra serbest bırakılmadı, daha önce tahliye kararı verilmiş olan ikinci suçlamayla yeniden tutuklandı.

Bu süreç içinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hem hükümeti devirme hem de darbe teşebbüsüyle ilgili suçlamalar için makul şüphe uyandıracak delil olmadığına hükmetti, tutuklanmanın siyasi faktörlerle yetkinin kötüye kullanılması olduğu tespitini yaptı ve Kavala’nın derhal serbest bırakılması yönünde karar aldı. AİHM kararının etrafından dolanarak tutukluluğu devam ettirmek amacıyla üçüncü bir suçlama, casusluk suçlaması (TCK 328), ortaya çıkarıldı.

Kavala hakkında hazırlanan ikinci iddianamede bu suçlama, casusluğun konusu olması gereken gizli bilginin ne olduğunu, kimden ve nasıl temin edildiğini anlatma ihtiyacı hissedilmeden yer aldı. İddianamede, Kavala’nın Gülenci örgütün mahrem sorumlularıyla irtibat halinde olduğu, 15 Temmuz darbe girişimine katıldığı, hatta darbe sonrası kurulacak hükümette yer alacakların koordinasyonu ile uğraştığı şeklinde akıl almaz suçlamalar da bulunuyordu.

İddianamede hem casusluk hem de 15 Temmuz darbe girişimini desteklemek suçlamasına dayanak olarak, Kavala’nın darbe girişiminin arkasındaki dış güçlerin ajanı olmakla suçlanan Henri Barkey ile yoğun irtibat içinde olduğu iddia edilmişti. Bu iddiayla ilgili kullanılan sözde delil, Kavala, Divan ve Hilton otelleri arasındaki çalışma ofisindeyken Barkey’in telefonunun yakın yerlerden sinyal vermiş olmasıydı; aynı baz istasyonundan sinyal çakışması dahi bulunmamıştı. Somut delil bulunmaması ise, ilişkinin çok gizli yürütülmüş olması ile açıklandı.

Osman Kavala, hükümeti devirmek, darbe teşebbüsünde bulunmak ve casusluk gibi çok ağır suçlamalarla yargılandığı davalarla ilgili olarak farklı tarihlerde tutuklanmış ve 3,5 yıldan fazla bir süre tutuklu kalmış olduğu sürecin hiçbir aşamasında, savcı tarafından sorgulanmadı.

Bütün bu yoğun delilsizlik durumuna karşın, Cumhurbaşkanı birkaç kez Kavala’nın suçlu olduğuna dair demeçler verdi, bunlardan birinde de Gezi davasında verilen beraat kararını eleştirerek, bunu Kavala’nın tahliyesini sağlamaya yönelik bir operasyon olarak niteledi.

Kavala ile ilgili Gezi davası daha sonra, Çarşı grubu ile ilgili Gezi davasıyla birleştirildi. Bu davanın da Kavala ile ilgili 15 Temmuz darbe girişimini desteklemek ve casusluk suçlamalarıyla ilgili davayla birleştirilmesi söz konusu.

Böylece birbirlerinden farklı eylemler, birbirlerini tanımayan kişiler arasında ilişki kurulmaya çalışılacak. Ergenekon ve Balyoz davalarında gördüğümüz bu uygulama, siyasi davalarda algı yaratmaya yarayan elverişli bir yöntem olarak ortaya çıkıyor.

Daha bir süre Gezi protestolarının yargı aracılığıyla dış komplo olarak kriminalize edilmesi, siyasetin gündeminde yer almaya devam edecek ve bunun kanıtı olarak da Kavala’nın cezaevinde kalmasına gayret edilecek gibi görünüyor.

Paylaşın

Osman Kavala’nın Tutukluluğunun Devamına Karar Verildi

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen, Osman Kavala’nın tek tutuklu olduğu Gezi Parkı Davası’nda Osman Kavala’nın tutukluluğunun devamına, sanıklara savunma için ek süre verilmesine ve duruşmanın 22 Nisan’a ertelenmesine karar verildi.

1602 gündür Silivri Cezaevinde tutulan Osman Kavala’yla birlikte Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Yiğit Ali Ekmekçi gibi isimlerin yargılandığı Gezi Davasında sona gelindi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya Osman Kavala SEGBİS aracılığıyla katıldı. Diğer sanıklar da salonda hazır bulundu. Duruşmayı 200’e yakın kişi takip etti. Takip edenler arasında milletvekilleri, konsolosluk temsilcileri, STK’ler ve gazeteciler bulunuyor. Yargılanan hak savunucular bu duruşmada 4 Mart’ta Savcı Edip Şahiner’in ceza istediği mütalaaya karşı savunma yaptı.

Savunmalar öncesinde Can Atalay söz alarak usule ilişkin beyanda bulunmak istedi. Bu sırada hakimle ufak bir tartışma yaşandı. Atalay usule ilişkin eksiklikler giderilmeden esas hakkında savunma alınamayacağını söyledi. “Biz ısrar etmeseydik heyetiniz bozmaya ilişkin beyanımızı bile almayacaktınız. Bozmaya ilişkin beyanlarımızı ısrarla ‘savunma’ diyerek aldınız” dedi.

Atalay sonrasında şöyle devam etti:

“Bir düğmeye basıldı, Gezi davası bozuldu. Bir düğmeye basıldı, Yargıtay 16. Ceza Dairesi kendi dosyasında bulunmayan, Gezi ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek Çarşı davasını bozdu. 30. ACM alelacele dosyayı size gönderdi. Bir üyenizin şerhiyle dosyalar birleştirildi, bir düğmeye basıldı, esas hakkında mütalaa açıklandı. İstinaf kararı gerekleri yerine getirilmeden nasıl hükme gidiyorsunuz? Yargıtay 16. Ceza Dairesinin bozma kararı ne oldu?

Biz nereye gitsek peşimizden gelen savcı Edip Şahiner ve temsil ettiği siyasi kadro bu sefer çok daha ince çalışmış, iddianamenin ve ilk esas hakkında mütaalanın yüklerinden kendilerini kurtarmaya çalışırken tarafımızca suçüstü yakalanmıştır.” Atalay “Biz kendimizi değil Gezi’yi savunduk. Gezi’yi savunmaya devam edeceğiz” diye de ekledi.

Bayraktar: Karara gitmek doğru değil

Atalay’ın ardından konuşan Kavala’nın avukatı Köksal Bayraktar’sa “30 Ağır Ceza Mahkemesi’nde verilen sanık ifadelerini tekrar ettirdiniz, başka hiçbir şey yapmadınız, işin esasına girmediniz” dedi.

Mahkemenin doğrudan karara gitme amacında olduğunu belirten Bayraktar “Müvekkilim usul hükümleri karşısında yalpalayan bir mahkeme karşısında 4 yıldan fazladır tutuklu. Hiçbir davada olmayan bir şeyle karşı karşıyayız. Savcılık olmasına rağmen bakanlar bu davaya müdahil oluyor. 700 kişi müştekiyiz diyor, bunların biri dahi mahkemeye getirilmiyor. Durum buyken karara gitmek doğru değil.” diye konuştu.

Uluslararası Af Örgütü’nden Osman Kavala ve tüm sanıklara beraat çağrısı

Osman Kavala ve altı sanığın beşinci duruşmada savunmalarını sunmasından önce Uluslarası Af Örgütü, Osman Kavala ve tüm sanıkların beraatini talep etmişti.

Uluslararası Af Örgütü Avrupa Direktörü Nils Muižnieks, Osman Kavala ile ilgili olarak, “uluslararası kabul görmüş bir suç işlememesine rağmen, ailesinden uzakta bir hapishanede temelsiz suçlamalarla keyfi olarak tutuklu kalıyor” demişti: 2017’den bu yana, savcılık makamları bir suçu yoktan var etmeye çalıştı ancak defalarca başarısız oldu. Aksine, bu siyasi güdümlü kovuşturmadaki her dolambaçlı karar, Türk adalet sistemindeki boşluklar daha da ortaya çıkardı.

Osman Kavala’nın tutukluluk süresi 1600 günü geçti

18 Ekim 2017’de gözaltına alınan Kavala, 1 Kasım 2017’de Gezi olaylarını finanse etme suçlamasıyla tutuklandı.

Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 312. maddesinde düzenlenen ‘Cebir ve şiddet kullanarak hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek’ ve TCK’nin 309. maddesinde düzenlenen ‘Cebir ve şiddet kullanarak Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek’ suçlamaları ile tutuklanmasına karar verildi.

Kavala hakkında verilen tahliye kararları yeni suçlamalarla bozuldu ve tutukluluğu devam etti. 17 sanıklı Gezi Parkı davası 2021’de yeniden görülmeye başladı. O arada 35 sanık hakkında beraat kararı verilen Çarşı davası ise Yargıtay tarafından bozulmuş; Yargıtay, bozma kararında iki dava arasında hukuki bağlantı olduğunu belirtmişti.

Ardından iki dava 30 Temmuz 2021’de birleştirildi. 21 Şubat 2022’de görülen duruşmadaysa Çarşı davasının Gezi Parkı davasından ayrılmasına karar verildi.

Avrupa Konseyi’nin siyasi organı Bakanlar Komitesi 30 Kasım-2 Aralık 2021 arasında yaptığı değerlendirmeler ve oylama sonucunda iş insanı Osman Kavala’yı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına rağmen serbest bırakmayan Türkiye aleyhine “ihlal prosedürü” başlatma kararı almıştı. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Şubat ayında “ihlal prosedürü” ile ilgili ara kararı kabul etmişti.

AİHM, “Türkiye yükümlülüklerini yerine getirmedi” sonucuna varırsa, bu yöndeki değerlendirmesini yeniden Bakanlar Komitesi’ne iletecek. Bakanlar Komitesi de eğer bu süreç içerisinde Kavala serbest bırakılmamışsa Türkiye’ye karşı alınacak yaptırımları değerlendirecek ve uygun görülen önlemleri karara bağlayacak. Bu Türkiye’ye karşı ilk, Avrupa Konseyi tarihinde de Azerbaycan’dan sonra ikinci ihlal prosedürü olacak.

Paylaşın

Osman Kavala’ya İnsan Hakları Ödülü

Düsseldorf Senfoni Orkestrası’nın Şefi Adam Fischer tarafından 2016 yılından bu yana verilen Tonhalle İnsan Hakları Ödülü’ne, bu yıl Osman Kavala layık görüldü. Cumartesi akşamı gerçekleştirilen törenin açılış konuşmasını Düsseldorf Belediye Başkanı Stephan Keller yaptı.

DW Türkçe’den Banu Güven’in haberine göre; Ödülün mimarı şef Adam Fischer de konuşmasında, Osman Kavala’nın bin 600 gündür tutuklu olduğuna dikkat çekti ve kendisini yakında bu konser salonunda ağırlama umudunu dile getirdi. Osman Kavala adına, Adam Fischer’in elinden ödülü alan Almanya Tarım ve Gıda Bakanı Cem Özdemir, salonu dolduran yaklaşık bin kişiye Kavala’nın mesajını okudu.

Kavala mesajında, “Düsseldorf Tonhalle’in İnsan Hakları Ödülü bana büyük onur verdi. Bu ödülün mimarı Adam Fischer’in, bana ve Anadolu Kültür’de birlikte çalıştığımız arkadaşlara kılavuzluk eden hümanizm ve demokrasi değerlerini en iyi biçimde yansıtan müziğiyle vicdanının sesini harmonize eden istisnai bir sanatçı olması, bu ödülü benim için çok değerli bir hale getiriyor.

Maalesef birkaç yıldır ülkemde ve yurt dışında bulunan sanat-kültür insanlarıyla birlikte projeler gerçekleştirmenin verdiği mutluluktan mahrum kaldım. Ancak eminim çok yakında demokrasinin ve hukukun temel ilkelerine riayet edilen, insan hayatına, insan haklarına ve özgürlüklere, farklılıklara değer verilen bir ülkeye kavuşmamız mümkün olacak. Bu akşamki etkinlik ve konserin şahsıma verdiği onur yanında, insanlık için de bir çağrı olacağına inanıyorum” dedi.

Ödül töreninin ardından Düsseldorf Senfoni Orkestrası, Şef Adam Fischer’in yönetiminde Städtischer Musikverein Korosu ve solistler Marisol Montalvo, Sarah Ferede, Uwe Stickert, Miklos Sebestyen ile birlikte Beethoven’ın 9. Senfonisi’ni seslendirdi.

Paylaşın

Osman Kavala’nın Avukatlarından Müebbet İstenen Mütalaaya Tepki

Gezi davasında Savcı Edip Şahiner’in “cebir ve şiddet kullanarak hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamamasıyla hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis istediği Osman Kavala’nın avukatları yazılı bir açıklama yaptı.

Mütalaaya tepki gösteren avukatlar Osman Kavala üzerindeki “casusluk” suçlamasının sadece tutuklamanın sürdürülmesine yönelik bir hukuki argüman olarak kullanıldığının itiraf edildiğini söyledi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararı ile Uluslararası Ceza Hukuku’na ilişkin karar ve normların ısrarla yok hükmünde addedildiği belirtti.

Osman Kavala’nın avukatlarının açıklaması şöyle:

Osman Kavala hakkında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmekte olan davada:

İddia makamı, 4 Mart 2022 tarihinde esas hakkında mütalaasını sunmuş ve Osman Kavala’nın Türk Ceza Kanunu’nun 312. maddesi (“cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmak veya görevlerini yapmasını tamamen ya da kısmen engellemek”) uyarınca ağırlaştırılmış müebbet cezasıyla cezalandırılmasını talep etmiştir.

Söz konusu mütalaa gereğince;

Osman Kavala hakkında “15 Temmuz darbe girişimini desteklemek” (TCK 309) ve iki yıldır tutukluluk gerekçesi yapılan “Casusluk” (TCK 328) suçlamalarının konusuz kaldığı imza altına alınmış, özellikle casusluk suçlamasının sadece tutuklamanın sürdürülmesine yönelik bir hukuki argüman olarak kullanıldığı açıkça itiraf edilmiştir

Yine aynı mütalaa uyarınca;

Osman Kavala ve diğer Gezi sanıkları beraat etmiş oldukları Gezi ile ilgili davalardan aynı delillerle yeniden cezalandırılmak istenmiş, TCK 312. madde ile ilgili tutukluluğu değerlendiren Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin “somut ve meşru delillere dayanmadığı” yolundaki kararı açıkça hiçe sayılarak, Uluslararası Ceza Hukuku’na ilişkin karar ve normlar ısrarla yok hükmünde addedilmiştir.

Mütalaada ne vardı?

Gezi davasında Savcı Edip Şahiner, Cuma günü celse arasında verdiği mütalaada Osman Kavala ve Mücella Yapıcı’nın, “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını istedi.

Kavala’nın “dosyanın gelmiş olduğu aşama, mevcut delil durumu ve suçun sübutu halinde alması muhtemel ceza karşısında kaçma şüphesinin mevcudiyeti de dikkate alınarak, hükümle birlikte TCK’nin 312. maddesinde işlemiş olduğu suç kapsamında tutukluluğunun devamı” talebinde bulundu.

Şahiner diğer sanıklar Çiğdem Mater, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Şerafettin Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Yiğit Ali Ekmekçi’nin ise hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi.

Mütalaada, yurtdışında olan sanıklar Ayşe Pınar Alabora, Henry Jack Barkey, Can Dündar, Gökçe Yılmaz, Handan Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu, Mehmet Ali Alabora, Yiğit Aksakoğlu ve İnanç Ekmekçi’nin ise dosyalarının ayrılmasını talep etti.

Davada bir sonraki duruşma 21 Mart’ta görülecek.

Paylaşın

Osman Kavala Ve Mücella Yapıcı İçin Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Talebi

Savcı Edip Şahiner, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Gezi Parkı davasında  mütalaasını açıkladı. Savcı, Osman Kavala ve Ayşe Mücella Yapıcı´nın ‘Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya teşebbüs’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti.

Diğer sanıklar Çiğdem Mater Utku, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Şerafettin Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Yiğit Ali Ekmekçi hakkında da “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme” suçundan 15 yıldan 20’şer yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.

Savcı Şahiner, Osman Kavala’nın tutukluluğunun da devamını istedi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi 12 Şubat’ta, iş insanı Osman Kavala’nın hukuki durumunda değişiklik olmadığını belirterek tutukluluğun devamına karar vermişti.

Mahkeme, bu karara gerekçe olarak, Kavala’nın tutuksuz yargılanması halinde, adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacak olmasını göstermişti. Mahkemenin oy çokluğuyla aldığı karara üye hakim Kürşad Bektaş muhalefet şerhi koymuştu. Bektaş, karşı oy yazısında, sanığın savunmasının alındığını ve delillerin toplandığını belirtmişti.

Hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından verilen tutukluluğunun son bulması gerektiği yönündeki kararlardan sonra tahliye edilmeyen Osman Kavala, “savunma yapmasının artık anlamsız olduğunu” söyleyerek duruşmalara katılmayacağını açıklamıştı.

Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala’nın AİHM kararına rağmen tahliye edilmemesi ve aynı kanıtlarla farklı davalar açılarak cezaevinde tutulması nedeniyle Türkiye’ye Avrupa Konseyi tarafından yaptırım uygulanmasına yönelik süreç devam ediyor.

Osman Kavala kimdir?

Osman Kavala, 2 Ekim 1957’de Fransa’nın başkenti Paris’te doğdu. İngiltere’de Manchester Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden mezun olduktan sonra, 1982 yılında Kavala Grubu şirketlerinin yönetimini üstlendi.

1983 yılında İletişim Yayınları’nın kuruluşuna katılan Kavala, 1990’ların başından beri birçok sivil toplum kuruluşuna destek oldu.

Kavala, 2002’den beri kâr amacı gütmeyen bir kültür kurumu olarak faaliyetlerini sürdüren Anadolu Kültür Vakfı’nın kurucusu ve yönetim kurulu başkanı. Ayrıca Açık Toplum Vakfı, TESEV, TEMA Vakfı, Tarih Vakfı, Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü, Türkiye Sinema ve Audiovisuel Kültür Vakfı gibi pek çok sivil toplum örgütünde kurucu üye, yönetim kurulu üyesi veya danışma kurulu üyesi.

Uluslararası Af Örgütü’nün de bağışçılarından olan Kavala, Türkiye’de risk altında olan kültürel mirasın korunmasına yönelik çabaları nedeniyle 2019 yılında Avrupa Arkeoloji Mirası Ödülü’ne layık görülmüştü.

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi de Kavala’ya yine 2019 yılında, demokratik toplum çalışmalarına katkıda bulunduğu için “Ayşenur Zarakolu Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü”nü vermişti.

Mücella Yapıcı kimdir?

1951 yılında İstanbul’da doğan Mücella Yapıcı İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden mezundur. Yüksek Mimar Mücella Yapıcı, TMMOB Mimarlar Odası Afet Komisyonu ve TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Kentleşme, Afet Komitesi ve Çevre Etki Değerlendirme Kurulu üyesidir. Taksim Gezi Parkı eylemlerinden adını duyduğumuz Mücella Yapıcı Taksim Dayanışması grubundadır.

Paylaşın

Avrupa Konseyi’nin Türkiye İçin Başlattığı ‘İhlal Süreci’ AİHM’e Ulaştı

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin tutuklu yargılanan iş insanı Osman Kavala ile ilgili Türkiye aleyhine başlattığı ‘ihlal süreci’ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) ulaştı.

Euronews’ta yer alan habere göre; Yapılan yazılı açıklamada, Bakanlar Komitesi’nin Türkiye ile ilgili “ihlal süreci” başlatılması ve davayı Strasbourg Mahkemesi’ne havale etmesiyle ilgili aldığı kararın 21 Şubat’ta AİHM’e ulaştığı bildirildi.

Açıklamada, bu davaya 17 yargıçtan oluşan Büyük Daire’nin bakacağı aktarıldı. AİHM’in Büyük Dairesi Başkanı’nın belirlediği tarih olan 19 Nisan’a kadar davanın taraflarıyla birlikte Bakanlar Komitesi görüşlerini yazılı olarak bildirmek zorunda olacak.

AİHM’in Büyük Dairesi yeniden ihlal kararı alırsa Türkiye aleyhinde alınacak yaptırımlara karar vermek üzere davayı Bakanlar Komitesi’ne geri gönderecek.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 2 Şubat’ta aldığı kararda iş insanı Osman Kavala ile ilgili davanın AİHM’e havale edilmesine karar vermişti.

Büyükelçiler seviyesinde toplanan komitede yapılan oylamada, ihlal sürecinin ikinci aşaması olarak bilinen ve davanın AİHM’e sevkedilmesine olanak sağlayan ara karar oy çokluğuyla kabul edilmişti.

Dışişleri Bakanlığı ise yaptığı açıklamada, “Avrupa Konseyi’nin Türkiye’de devam eden bağımsız yargı sürecine müdahale niteliği taşıyan yaklaşımını devam ettirdiğini ve yargı sürecine saygı ilkesini ihlal ettiğini” bildirmişti.

AİHM kararına uymayan Türkiye’ye yaptırım gelir mi?

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 2 Aralık 2021’de AİHM kararına rağmen Kavala’yı serbest bırakmayan Türkiye için bir oylama yaparak ihlal sürecinin ilk aşamasını başlattı.

Avrupa Konseyi aldığı bu kararla, Türkiye’den AİHM’nin Kavala kararını uygulayıp uygulamadığının tespiti hususunu AİHM’ye havale etme niyetini içeren bir bildirimde bulundu ve konuya ilişkin Ankara’nın görüşünün iletilmesini talep etti.

Ankara’nın yanıtını yeterli bulmayan Bakanlar Komitesi, bugünkü kararıyla Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46. maddesinin kendisine verdiği yetki uyarınca Türkiye’yi toplu bir şekilde AİHM’ye şikayet etmek için ayrı bir karar aldı.

AİHM’nin ihlal yapıldığı yönünde görüş bildirmesi durumunda da Komite, Türkiye’ye karşı alınacak önlemleri değerlendirerek. Bu önlemler arasında Türkiye’nin Konsey üyeliğinden çıkarılması veya oy hakkının askıya alınması da bulunuyor.

Yunanistan’da, Cunta döneminde Atina aleyhindeki devlet davasında Cunta yönetiminden istenenin yerine getirilmemesi dışında, bu tarihe kadar uygulamaya konmayan bir Divan kararı mevcut değildi.

Yunanistan Avrupa Konseyi’nden ihraç edilmemek için “Albaylar Cuntası” döneminde 1967 yılında kendi isteğiyle üyeliğini sona erdirdi. Atina, demokrasiye geçiş sonrasında 1974’de Avrupa Konseyi’ne tekrar katıldı.

AİHM kararlarını uygulamadığı için bir Konsey üyesine karşı ilk dava 2017 yılında Azeri muhalif Ilgar Mammadov’un tutukluluğu nedeniyle Azerbaycan’a karşı açılmıştı. Mammadov, Ağustos 2018’de ise serbest bırakıldı.

Paylaşın

Mahkeme, Osman Kavala’nın Tutukluluğunun Devamına Karar Verdi

Birleştirilen Çarşı Davası ile Gezi Parkı Davası’nın dördüncü duruşması bugün görüldü. Mahkeme, 52 sanıklı iki davanın yeniden ayrılmasına ve Osman Kavala’nın tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Haber Merkezi / Yargıtay tarafından bozulan Çarşı Davası ile İstinaf Mahkemesi’nce bozulan Gezi Parkı Davası’nın birleştirilmesinin ardından dördüncü duruşma, bugün görüldü. Mahkeme, 52 sanıklı iki davanın yeniden ayrılmasına karar verdi.

Mütalaa hazırlanmak üzere dosyanın savcılığa gönderilmesine ve Osman Kavala’nın tutukluluk halinin devamına karar verildi. Bir sonraki duruşma 21 Mart’ta yapılacak.

Çağlayan Adliyesi’nde görülen duruşma öncesi Taksim Dayanışması, yazılı açıklama yaptı.

“Kurgu ithamlarla yargılanmak istenen arkadaşlarımız hakkındaki iddialar düşürülmeli” ifadeleri kullanılan açıklamada, Osman Kavala için de “Somut hiçbir delil olmadığı halde 1574 gündür siyasi bir tutsak olarak tutukluluğu devam eden Mehmet Osman Kavala serbest bırakılmalıdır” çağrısı yapıldı.

Ne olmuştu?

Gezi Parkı eylemlerine ilişkin beraat kararının bozulmasının ardından Osman Kavala’nın da aralarında bulunduğu 17 sanıklı dava, İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesinde yeniden görülmeye başlanmıştı. Çarşı üyelerinin de aralarında bulunduğu 35 sanık hakkında verilen beraat kararları ise Yargıtay tarafından bozulmuştu.

Yargıtay, bozma kararında, Gezi Parkı ile Çarşı davasının arasında hukuki bağlantı olduğu gerekçesiyle birleştirilmelerine karar verilmesi gerektiğini vurgulamıştı. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi, İstanbul 13.Ağır Ceza Mahkemesine gönderdiği yazıda davaların birleşmesine onay verdiğini belirtmişti.

Davalar 30 Temmuz 2021’de birleştirilmiş ve sanık sayısı 52’ye çıkmıştı. Birleşme kararının ardından görülen üç duruşmada sanık Osman Kavala’nın tutukluluk halinin devamına karar verilmişti.

Paylaşın