Neoliberal ekonomi politik, 1970’li yıllardan itibaren etkili olan ve piyasa özgürlüğüne, bireysel sorumluluğa, özelleştirmeye ve devlet müdahalesinin asgari düzeye indirilmesine dayanan bir ekonomik ve siyasi yaklaşımdır.
Kurtuluş Aladağ / Bu yaklaşım temel olarak, serbest piyasa mekanizmalarının ekonomik ve toplumsal sorunları çözmede en etkin yol olduğu fikrine dayanır.
Neoliberal ekonomi politik, ekonomik büyümeyi teşvik etse de, eşitsizlik, sosyal refahın azalması, emek haklarının erozyonu ve çevresel sorunlar gibi ciddi eleştirilere maruz kalmıştır ve kalmaktadır.
Eleştirmenler, daha adil ve sürdürülebilir bir ekonomik sistem için devlet müdahalesinin ve sosyal politikaların güçlendirilmesi gerektiğini savunmaktadır.
Bu eleştiriler, özellikle Joseph Stiglitz, David Harvey ve Naomi Klein gibi düşünürlerin eserlerinde detaylı bir şekilde ele alınmıştır.
Neoliberal ekonomi politiğe yönelik eleştiriler sekiz temel başlık altında toparlanabilir:
Eşitsizliğin artması: Neoliberal politikalar, gelir ve servet eşitsizliğini artırdığı için eleştirilir. Vergi indirimleri, sosyal harcamaların azaltılması ve piyasa odaklı politikalar, zenginlerin daha fazla kazanç elde etmesine yol açarken, yoksul ve orta sınıfların ekonomik durumunu zayıflatabilir. Thomas Piketty gibi ekonomistler, neoliberalizmin eşitsizliği derinleştirdiğini verilerle göstermiştir.
Sosyal refahın zayıflaması: Neoliberalizm, sosyal devlet anlayışını zayıflatarak kamu hizmetlerinin (sağlık, eğitim, sosyal güvenlik) özelleştirilmesine yol açar. Bu, düşük gelirli bireylerin temel hizmetlere erişimini zorlaştırır. Örneğin, özelleştirilen sağlık sistemlerinde maliyetlerin artması, yoksul kesimlerin sağlık hizmetlerinden mahrum kalmasına neden olabilir.
Piyasa başarısızlıkları: Neoliberalizm, piyasaların her sorunu çözebileceği fikrine dayanır. Ancak eleştirmenler, çevre kirliliği, iklim değişikliği veya finansal krizler gibi piyasa başarısızlıklarının, devlet müdahalesi olmadan çözülemeyeceğini savunur. 2008 küresel finans krizi, deregülasyonun risklerini ortaya koymuştur.
Emek haklarının erozyonu: Neoliberal politikalar, sendikaların zayıflatılması ve esnek çalışma koşullarının yaygınlaşmasıyla işçilerin haklarını erozyona uğrattığı için eleştirilir. Düşük ücretler, iş güvencesizliği ve sosyal hakların azalması, neoliberalizmin emek piyasasındaki etkilerine örnek teşkil eder.
Küreselleşme ve yerel ekonomilere zarar: Serbest ticaret ve sermaye hareketliliğine vurgu yapan neoliberalizm, yerel ekonomileri ve küçük ölçekli işletmeleri küresel şirketlerin rekabetine karşı savunmasız bırakabilir. Gelişmekte olan ülkelerde, neoliberal politikalar genellikle yabancı yatırımlara bağımlılığı artırır ve ulusal egemenliği zayıflatır.
Kültürel ve sosyal erozyon: Neoliberalizmin bireycilik ve rekabet vurgusu, toplumsal dayanışma ve kolektif değerleri zayıflatabilir. Eleştirmenler, bu yaklaşımın toplumu atomize ettiğini ve sosyal bağları kopardığını öne sürer.
Krizlere karşı kırılganlık: Neoliberal politikalar, ekonomik sistemleri istikrarsızlaştırabilir. Örneğin, finansal deregülasyon, 2008 krizinde olduğu gibi, sistemik riskleri artırabilir. Ayrıca, pandemi gibi krizlerde neoliberal sistemlerin yetersiz kaldığı, kamu sağlığı altyapısının zayıflığı nedeniyle görülmüştür.
Çevresel yıkım: Neoliberalizmin büyüme odaklı yaklaşımı, çevresel sürdürülebilirliği ihmal eder. Kaynakların aşırı sömürüsü ve çevresel düzenlemelerin gevşetilmesi, iklim değişikliği ve ekolojik tahribat gibi sorunları derinleştirir.































