İYİ Parti Lideri Akşener: Bu Harami Düzen Sürdürülemez

Partisinin Meclis’teki grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na adaylığı sırasında söylediği “İşte bütün servetim bu yüzük. İstanbul’a hizmete hazırım” sözlerini hatırlattı.

Haber Merkezi / Akşener, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Parmağındaki bu yüzüğün sahibi ne halde duyuyor musunuz? Bu yüzüğün sahibi nerede nasıl yaşıyor duyuyor musunuz sizin çocuklarınıza dünyayı gezin diyor duyuyor musunuz 20 lirası olmayan çocuklarınıza ‘dünyayı gezin’ diyor duyuyor musunuz? Bu yüzüğün sahibi cebinde 10 lirası olmayan gençlere aromalı kahve için diyor duyuyor musunuz? Bu yüzüğün sahibi sofrasında smooty içiyor biliyor musunuz? Bu yüzüğün sahibi kolunda nasıl bir saat taşıyor biliyor musunuz? Bu yüzüğün sahibi yerde fakir fukarayı tekmeleyen danışmanlara ne kadar maaş veriyor biliyor musunuz? Bu yüzüğün sahibi 24 milyar lirayı sizlerin cebinden alıp, büyük Türk milleti dostu arkadaşı Hariri’nin cebine koyuyor biliyor musunuz? Bu harami düzen sürdürülemez.” dedi.

Emeklilere verilen bayram ikramiyesine de değinen Akşener, “Bayram ikramiyesinin ilk verildiği yılın TÜFE gıda harcamaları cinsinden güncellenmesini yaptık. 2018 yılı mart ayında TÜFE gıda endeksi 385.4 idi. 2022 yılı aynı ayında 1101 olmuş. Artış oranı yüzde 186. Yani TÜFE’ye göre bakarsak böyle güncellendiğinde emeklilerimize 2860 lira emekli ikramiyesi verilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında kira artışlarına dikkat çeken İYİ Parti Lideri Akşener, “Yabancılar geçen sene 59 bin konut satın aldı. Kiraları da astronomik seviyelere çıkardı. Bu ihanetin sonucunda bugün en güzel semtlerde en güzel evlerde Türk vatandaşları oturamıyor. Sahillerde tatil yapamıyor. Gençlerimiz kendi ülkelerinde gezemiyor” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Akşener’in konuşmasından satırbaşları şöyle:

“Ben bunların sıkıştıkça tarih vermelerine bayılıyorum. Ta geçen yılın ağustos ayında enflasyonda en yükseği görecektik, sonra düşmeye başlayacaktı. Hiçbir tarihin tutmadığı gibi bu da tutmadı. Enflasyon loto furyasına Nebati Bakan da katıldı. Şubatta inişe geçecekti geçmedi. Sonra yaz aylarından itibaren düşecek dedi. Vade kısa olduğu için yalanın ortaya çıkacağını anlayınca vadeyi uzatmaya başladılar. Affını isteyeceği gün gittikçe yaklaşan Nebati Bakan ‘Enflasyon aralıkta düşecek’ dedi. O zamana kadar paket olacağı için topu yeni bakana atmış oldu.

Bu arkadaşlar vatandaşa tavsiye vermeyi alışkanlık haline getirdi. Nebati Bakan ‘Sabredin’ dedi. İbretlik. Nebati Bakan diyor ki, derin bir yoksullukla mı mücadele ediyorsun, sabredeceksin. Artan gıda fiyatları karşısında eziliyor musun sabredeceksin. 2500 lira ile geçinemiyor musun sabredeceksin.

“Türkiye böyle daha fazla yönetilemez”

Sabır taşı artık çatlamış milletimize sabretmeyi tavsiye eden bu üstün zekalılar, mesele saray olunca farklı davranıyor. Müteahhitte gelince bir ihale daha diyor, AK Partili dayısı olan pudra sevdalısı gence ATM’den maaş kartı diyor. Bu bile bay krizin ucube modelinin iflasının kanıtıdır. Türkiye böyle daha fazla yönetilemez.

Seçim artık mecburiyettir. Onlar seçimi 2023’e bırakmak için ellerinden geleni yapacak. Bizleri oyalamaya çalışacak. Kendilerine göre yasa değiştirip, kaçınılmazdan kaçmaya çalışacaklar. Az kaldı, o sandık gelecek. Milletimiz İYİ Parti diyecek. İYİ Parti iktidarında kimse sabretmek zorunda kalmayacak. Biz geleceğiz ve enflasyon canavarını da faiz belasını da çözeceğiz.

Kira artışları

Bay kriz ve iktidarının etkilerini kiralarda da görüyoruz. Büyükşehirlerde fiyatlar uçtu gitti. Mahkemeler kiracı ve mal sahibi davalarından geçilmiyor. Bayram geliyor ve iktidar yorulmasın diye arkadaşlarımız emekli ikramiyeleri için çalıştı. Şimdi dolara göre 3700 lira, TÜFE’ye göre 2860 lira bayram ikramiyesinin verilmesi gerekiyor.

Kiraların artışı, ev sahiplerini kiracılarını çıkarmaya itiyor. İnsanlarımız barınma sorunlarını çözmeye çalışıyor. Konut satışı devam ediyor ama vatandaşlık garantili konut satışlarıyla devam ediyor. Bugün ciddi bir konut problemi yaşanıyor. Büyük bir mutlulukla ‘Ben ülkemi pazarlamakla mükellefim’ diyen Sayın Erdoğan milletimizi yoksullaştırarak, işçimizi köleleştirerek, toprağımızı kirleterek, milletimizin varlıklarını satarak sömürge valisi olmayı seçti.

Yabancılar geçen sene 59 bin konut satın aldı. Kiraları da astronomik seviyelere çıkardı. Bu ihanetin sonucunda bugün en güzel semtlerde en güzel evlerde Türk vatandaşları oturamıyor. Sahillerde tatil yapamıyor. Gençlerimiz kendi ülkelerinde gezemiyor.

“Yaz gelince fiyatlar düşecekmiş. Böyle bir mantık olabilir mi?”

AK Parti iktidarının berbat tarım politikaları çiftçilerimize çile çektirmeye devam ediyor. Çiftçiye düşman bakan gitti zulmü sürüyor. Bay kriz ithalatı çare olarak sunuyor. ‘İthalatla gıda enflasyonunu düşüremezsiniz’ dedik. Bu sarmaldan tek çıkış yolu, ‘çiftçilerimizi teşvik ederek, destekleyerek üretimi artırmaktır’ dedik. Yaz gelince fiyatlar düşecekmiş. Böyle bir mantık olabilir mi?

Elektrik zamlarını geri alın. Sıcaklar artmaya başladı, tarım ürünleri bu ay sulanmaya başlanacak. Çiftçilerimiz elektrik zamlarıyla yüzleşecekler. Tarımsal sulamada kullanıla elektriğe yüzde 100’ün üzerinde zam geldi.

Asgari ücretli milyonlarca vatandaşımız evine ekmek götüremiyor. Asgari ücretleri gelen zamlara göre, yeniden güncelleyin. 2500 liraya çıkardığınız en düşük emekli maaşını da asgari ücret oranına çıkarın. Kimse ayın sonunu getiremiyor. Vatandaşlarımız bu ağır koşulların altında ezilirken, devletimiz ise bay kriz ve yandaşlarının elinde aciz bırakılmış durumda.

“İYİ Parti olarak bu ucube sistemi değiştirmeye geliyoruz”

Kamu hizmetlerinin eşit yerine getirilmediği, hataların millete fatura edildiği bir ucube sistemle yönetiliyoruz. Biz İYİ Parti iktidarında kamu hizmetinde temel amacı kar etmek isteyen şirketlerle sizi muhatap etmeyeceğiz. Devlet ile vatandaş arasına kimseyi sokmayacağız. İYİ Parti iktidarında sözleşmelerdeki yatırımlar yapıldı mı yapılmadı mı tek tek bakacağız. TEDAŞ görevini yerine getirdi mi getirmedi mi araştıracağız. EPDK yaptırım uyguladı mı uygulamadı mı denetleyeceğiz. İYİ Parti olarak bu ucube sistemi değiştirmeye geliyoruz.

Çiftçimizin tek derdi elektrik değil. Birçok yerdeki tarlalarda iklim krizi var. Kış aylarının sonunda tam bahar geldiğinde yaşanan don ekinlerde hasara yol açtı. Bazı yerlerde yılların emeği ağaçlar sökülecek. Ağaç zararı TARSİM kapsamına girmiyor. O yüzde çiftçimiz hava şartlarından dolayı ayrıca risk altında. İktidarı hızlı adımlar atmaya çağırıyorum. Kredi ödemeleri ertelensin, çiftçilerimize finansman desteği sağlansın.

Geçen hafta İzmir’deydik. Menderes’te bir fırıncı, ‘Yaptığımız işin kıymeti kalmadı. Bu işi sürdüremeyiz’ diyor. Bir kasap kardeşim ‘Kiloyla et alan kalmadı. 20-30 liralık et alıyorlar. Haftada bir gelenler ayda bir geliyor’ diyor. Bir kadın, ‘Evimde bayat ekmek dahi yok’. Oruçlu bir kadın.

Artık bu duyduklarımı yüreğim kaldırmıyor. İktidardakiler nasıl huzurlu uyuyor benim aklım almıyor. İşe yüzükle başlayanlar. Kocasının kendisine taktığı bileziği dava adı altında buraya verenler. Çocuğunun rızkından keserek din adına, İslam adına, dava adına buralara olmayan varından yardım edenler… Bu yüzüğün sahibi nerede duyuyor musunuz? Sizin çocuklarınıza, 20 lirası olmayan çocuklarınıza dünyayı gezin diyor duyuyor musunuz? Bu yüzüğün sahibi sofrasında smooty içiyor duyuyor musunuz? Bu yüzüğün sahibi kolunda nasıl bir saat taşıyor biliyor musunuz? Bu yüzüğün sahibi 24 milyar lirayı sizlerin cebinden alıp, ailevi dostu Hariri’nin cebine koyuyor biliyor musunuz?

Bu harami düzen sürdürülemez. Senin çocuğun gündüz uyuyup para istemekten utandığından, iş bulamadığı için, mülakatta elenmiş kızın oğlun, bu yüzüğün sahibinin yandaşının çocuğu atanmışsa bu harami düzen sürdürülemez. Bu kul hakkının dibine varılmış düzeni sandıkta değiştirmek, sandıkta bunları emekliye sevk etmek büyük Türk milletinin görevi olacak.

Kemalpaşa’da bir markette 18 yaşındaki bir evladımız, ‘Hak ettiğimiz yeri bulacak mıyız’ diyor. Gelecekle endişesi olmaması gereken bir oğlumuz söylüyor. Çocukları bu hale getirenler utansın. Bugün gençlerin aklında bu soru var. Geleceğe dair derin kaygılarla yaşayan gençlikle karşı karşıyayız. Umursanmadığını, unutulduğunu, yok sayıldığını düşünen bir gençlikle karşı karşıyayız.”

Paylaşın

Millet İttifakı Adayını Açıklamak İçin Neden Seçim Kararını Bekleniyor?

Altı muhalefet partisinin oluşturduğu Millet İttifakı içinde cumhurbaşkanı adayının “seçim kararı alındıktan sonra açıklanması” konusunda görüş birliği var. Buna neden olarak da, muhalefetin sadece aday değil, yönetim kadrosunu, anlayışını da ilan ederek, seçime gidilecek olması gösteriliyor.

Yeni seçim yasasına karşın, muhalefetin parlamento seçimini kazanmasında bir sorun olmadığı ancak cumhurbaşkanlığı için çok ince bir strateji yürütülmesi gerektiği vurgulanıyor: Sadece aday ismiyle yola çıkılması doğru olmaz. Yönetim tarzı, mekanizması ve cumhurbaşkanının birlikte çalışacağı takım arkadaşları da açıklanmalı.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın, CHP’li Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın cumhurbaşkanı adayı olması yönündeki açıklaması, muhalefetin adayının kim olacağı tartışmasını bir kez daha gündemin ön sıralarına taşıdı.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre; İktidar kanadından gelen “Adayını açıkla” baskılarına karşın muhalefet, adayını seçim kararı alınana kadar açıklamamakta kararlı. Ancak ortak adayın CHP’den bir isim olacağı neredeyse kesin.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “en güçlü aday” olarak görülse de; adaylık konusunun gündemlerinde olmadığı açıklamalarına karşın, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, adaylık denkleminden çıkmış değil.

Muhalefetin cumhurbaşkanı adayına ilişkin tartışmalar sürerken, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, dün partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda, muhalefete “Bizim adayımız bellidir. Sizin çürük adayınız ne zaman ortaya çıkacaktır? İlan edin adayınızı da boyunuzun ölçüsünü görelim” çıkışı yaptı.

Muhalefetin cumhurbaşkanı adayı konusunda birden fazla isim konuşulurken, son olarak gazeteci Nihat Genç, eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın muhalefetin ortak adayı olacağını iddia etti.

Muhalefet kulislerinde aday tartışmaları ve aday belirme sürecinde izlenecek stratejiye ilişkin şu değerlendirmeler yapılıyor:

‘Haşim Kılıç aklımızın ucundan geçmez, aday CHP’li olmalı’

CHP ve İYİ Parti kaynakları, Haşim Kılıç’ın adaylığı iddialarına “Zerre gündemimizde değil, aklımızın ucundan geçmez” sözleriyle tepki gösteriyor.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde, “dışarıdan” bir adayın başarı şansının zaten mümkün olmayacağı belirtilirken, CHP’li bir parti yöneticisi, adaylık kriterlerini şöyle açıklıyor:

“Aday CHP’li olmalı. İkincisi siyasetçi olmalı. Elbette belediye başkanları da siyasetçi kriteri içindedir. Ama bize göre kuvvetle muhtemel, genel başkan aday olacaktır. Dışarıdan bir adayla seçimi kazanmaya sistem müsait değil. Kaldı ki kazansak bile, ülkeyi yönetemeyiz. Çünkü 6’lı masayla bu seçime gidiyoruz. Bu seçimden çıkacak kişi sadece ittifakları değil, iktidarı ülkeyi yönetecek birisi olmalı.”

Seçim sürecinin bir anlamda, gerek iktidar kanadı, gerekse muhalefet açısından “sinir harbi” niteliğine dönüşebileceği savunularak, “Muhalefetin adayına yönelik kıştırtıcılık yapılacak, sinir uçlarına dokunulacak. Bu süreçte dayanıklılık testini kim geçerse, süreci kim iyi yönetirse o kazanacak. O nedenle bizim adayımız, seçim takvimi ile birlikte açıklanır” yorumu yapılıyor.

İYİ Parti kurmayları da “Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi”nin yürürlükte olduğuna ve adayın da partili olacağına işaret ediyor.

Adaylık için Kemal Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş isimlerinin konuşulduğuna dikkat çeken İYİ Parti kaynakları, “Evet, hiç tanınmayan bir isim olursa adayı açıklamakta gecikmiş olunur. Ama konuşulan isimler aday olursa geç kalınmış olmaz, zaten kamuoyu bu isimler üzerinden aday tartışıyor. Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nde de zaten partisiz aday olmaz” görüşünü dile getiriyor.

Yavaş ve İmamoğlu, adaylık denkleminden çıktı mı?

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın, adaylık için “göreve çağırdığı” Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın, “Ben kamu görevlisiyim ve kendimi siyasetin içinde görmüyorum” açıklaması, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da “Adayımız Kemal Kılıçdaroğlu” şeklindeki sözleri CHP’de memnuniyet yarattı.

Ancak gerek CHP, gerekse İYİ Parti’de bu açıklamalara karşın, iki büyükşehir belediye başkanı, adaylık denklemi dışına çıkmış değil.

Adaylık konusunda en güçlü isim olarak görülen Kılıçdaroğlu’nun ise hesabını “seçimi farklı kazanma” üzerine yaptığı, “kazanamayacağını görmemesi halinde aday olmayacağı”, iki belediye başkanının adaylığının gündeme gelebileceği ifade ediliyor.

Muhalefetin, birden çok aday seçeneği olması ise “handikap değil, zenginlik” olarak görülüyor.

‘Kriz yok, ilgi var’

CHP kulislerinde, muhalefetin adayının kim olacağının bu kadar tartışılmasının nedenleri olarak şunlar dile getiriliyor: “Bu seçim, Millet İttifakı’nın seçimi olacak. İktidar kanadı, bunu görüyor ve ittifakı bölmeye dönük arayış içinde. Bunu da en rahat yapabileceği zemin olarak aday tartışması görülüyor.

İkinci bir neden aday tartışmasının alıcısı, izleyicisi çok. Kaldı ki adayı erken açıklasak da bu tartışma bitmeyecek, ‘Şu neden olmadı, daha çok oy alabilirdi’ denilecek. Elbette belediye başkanlarımız da aday olmak isteyebilir. Ama bu tartışmanın tarafı değiller. Toplumsal karşılıkları olması bizim avantajımız.

Oysa Cumhur İttifakı’nın Erdoğan dışında bir alternatifi yok. Sürece yönetme konusunda bizim açımızdan bir risk yok. O nedenle Millet İttifakı’nda da bir adaylık krizi yok, ilgi var.”

Aday açıklamak için neden seçim takvimi bekleniyor?

Muhalefet partileri içinde cumhurbaşkanı adayının “seçim kararı alındıktan sonra açıklanması” konusunda görüş birliği var. Buna neden olarak da, muhalefetin sadece aday değil, yönetim kadrosunu, anlayışını da ilan ederek, seçime gidilecek olması gösteriliyor.

Yeni seçim yasasına karşın, muhalefetin parlamento seçimimini kazanmasında bir sorun olmadığı ancak cumhurbaşkanlığı için çok ince bir strateji yürütülmesi gerektiği vurgulanıyor: Sadece aday ismiyle yola çıkılması doğru olmaz. Yönetim tarzı, mekanizması ve cumhurbaşkanının birlikte çalışacağı takım arkadaşları da açıklanmalı.

‘Akşener, yükü üstleneceğini gösterdi’

Yeni seçim yasası değişikliğine göre ittifakta yer alacak siyasi partilerin milletvekili sayısı, seçim çevrelerinden aldıkları oy oranına göre hesaplanacak. Bu durum, küçük partilerin milletvekili çıkarma olasılığını zayıflattığı için muhalefet partileri, parlamento seçimlerinde en fazla milletvekili çıkarmaya dönük simülasyonlar üzerinde çalışıyor.

Seçeneklerden birisi de barajı aşamayacak partilerin CHP ve İYİ Parti listelerinden seçime girmesi. Bu durumda, her iki parti içinde de “liste krizi” yaşanması olası.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Başkanlık Divanı’nda yaptığı değişiklik, kısa süre önce CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Bülent Tezcan’ı Merkez Yönetim Kurulu’na (MYK) alarak parti yönetimini güçlendirmesi, olası krizlere yönelik bir önlem ve “yükü paylaşma” olarak görülüyor.

CHP kulislerinde, İYİ Parti’de yapılan değişiklik, Akşener’in önümüzdeki süreçle ilgili “yükü üstlenmeye hazır olduğu” mesajı olarak yorumlanıyor.

Kılıçdaroğlu’nun da seçime giderken, parti yönetiminde dar kapsamlı değişikliğe gidebileceği, bu kapsamda bir veya yeni iki ismi MYK’ya taşıyabileceği konuşuluyor. MYK’ya yeni girecek isimler arasında Elazığ Milletvekili Gürsel Erol’un adı geçiyor.

HDP, muhalefet masasında nasıl yer alacak?

Cumhurbaşkanlığı seçiminde, 6’lı masada yer almayan HDP’nin tutumu da belirleyici olacak. İYİ Parti’nin mesafeli tutumu nedeniyle, HDP’nin parlamenter sistem masasında yer alması beklenmiyor. Ancak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun aday olması halinde, HDP’nin desteğinin alınabileceği düşünülüyor.

CHP kulislerinde, “Kılıçdaroğlu’nun adaylığı hem İYİ Parti, hem de HDP’yi rahatlatır. Genel Başkan, bir araya gelemeyenlerin ortak destekleyeceği bir isim olur. HDP bu süreçle ilgili sorunlu değil, sorumlu bir siyaset yürütüyor” yorumu yapılıyor.

Paylaşın

Millet İttifakı’nda Adaylık Bilmecesi

Seçim yaklaştıkça muhalefetin Cumhurbaşkanı adayının kim olacağına yönelik tartışmalar da alevlendi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanlığı adaylarının Recep Tayyip Erdoğan olduğunu her fırsatta vurgularken, gözler Millet İttifakı’nın adayının kim olacağına çevrilmiş durumda.

Birgün’de yer alan analiz habere göre; Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem çalışmaları için aynı masada buluşan CHP, İYİ Parti, Demokrat Parti, Saadet Partisi, DEVA Partisi ve Gelecek Parti aday ismiyle ilgili bugüne kadar renk vermedi. Liderler, her fırsatta adayın belirlenmediğini, henüz isim telaffuz etmeyeceklerini, sandık yaklaştığında ortak adayı açıklayacaklarını ifade ediyor.

Millet İttifakı’nın adayının CHP’li bir isim olacağı ise neredeyse kesin. İYİ Parti Lideri Meral Akşener, daha önce aday olmayacağını, hedefinin parlamenter sisteme dönüldükten sonra başbakanlık koltuğuna oturmak olduğunu açıkladı. Adaylık konusunda üç isim ön plana çıkıyor: CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş.

Kemal Kılıçdaroğlu

Kılıçdaroğlu’nun uzun süredir ortak aday olmak için çalışma yürüttüğü söylenebilir. Dolar kurunun kontrolden çıkmasının ardından Merkez Bankası’na giden Kılıçdaroğlu, kapı siyasetini devam ettirdi. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı, TÜİK ile Et ve Süt Kurumu’na alınmadı. “Milletin Sesi” mitinglerine de başlayan Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından zaman zaman video paylaşarak bürokratlara sesleniyor. Kılıçdaroğlu’nun seçime yönelik vaatleri de afişler aracılığıyla birçok ilde yankı buldu. Kılıçdaroğlu, geçen aralık ayında katıldığı bir programda adaylıkla ilgili ise “İttifak kabul ederse sorun yok” dedi. Ortak aday olmak için stratejisini yürüten CHP Lideri için 6’lı masadan net bir onay çıkmış değil.

Mansur Yavaş

Mansur Yavaş, adaylıkla ilgili son günlerin konuşulan ismi. İYİ Parti’den ayrılarak Zafer Partisi’ni kuran Ümit Özdağ da Yavaş’ın aday olmasını istediklerini ifade etti. Yavaş ise dün önce İYİ Parti Lideri Akşener’i, ardından da CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nu ziyaret etti. Adaylıkla ilgili tartışmalara dair ise “Bu tür şeylere yorum yapmıyorum. Bir belediye başkanı seçildiği andan itibaren sadece işini yapmalı” yanıtını verdi. Adaylıkla ilgili tartışmalara kapıyı tamamen kapatmadığı görülen Yavaş’ın bu gündemden kendisini uzak tutmaya çalıştığı dikkat çekiyor. Yavaş’ın doğru zamanda, kamuoyunun da baskısıyla adaylığa yönelik hamle yapma olasılığı yüksek.

Ekrem İmamoğlu

Cumhurbaşkanlığı adaylığı için konuşulan İmamoğlu, Yavaş’ın aksine siyasi polemiklere girmekten çekinmiyor. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yla sık sık tartışmalara giren İmamoğlu, yeri geldiğinde Erdoğan’ı da hedef alıyor. Ancak İmamoğlu’nun kriz döneminde ulaşıma zam yapması eksi puan olarak görüldü. İBB Başkanı, “Aday olmayı düşünüyor musunuz?” sorusuna son olarak, “Benim adayım Kılıçdaroğlu’dur” yanıtını verdi. Kamuoyu anketlerine göre İmamoğlu’nun kazanma ihtimali yüksek. Güneydoğu Anadolu ve İç Anadolu’ya yönelik ziyaretlerde bulunan, miting benzeri toplantılar düzenleyen İmamoğlu’nun adaylık için tüm şartları zorladığı kulislerde konuşuluyor.

Abdullah Gül

Bu isimler dışında çeşitli alternatifler de kamuoyunun gündeminde sıkça tartışılıyor. Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül o isimlerden birisi. Gül’ün adaylığı 2018’deki seçimlerde de gündeme geldi. Akşener’in ortak aday önerisine sıcak bakmaması üzerine bu teklif rafa kaldırıldı. Son dönemlerde Gül’e yakın isimlerin yeniden nabız yokladığı dikkat çekiyor. Örneğin gazeteci Fehmi Koru, 28 Mart’taki “Altı liderin buluştukları masada bir eksiklik vardı…” başlıklı yazısında, “Muhafet cephesinin buluşmaları ardından yayınlanan açıklamaların hedef kitleyi etkilemesi için bir arada bulundukları masanın takviye edilmesi gerekiyor” diye yazdı. Koru’nun bu yazısı, Gül’ün de bir şekilde 6’lı masaya dahil olma isteği olarak yorumlandı.

Paylaşın

Altı Muhalefet Partisi Yol Haritası İçin Komisyon Kurdu

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi, genel başkanlarının güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş hedefine yönelik çalışmayı yapacak komisyon kurulması kararının ardından 6 parti yetkililerinin yer aldığı çalışma grubu oluşturuldu.

Euronews’in edindiği bilgilere göre, sürecin yol haritasını belirleyecek komisyonda, CHP adına Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, İYİ Parti adına Seçim İşleri Başkanı Şenol Sunat, Saadet Partisi adına Seçim İşleri Başkanı Bülent Kaya, Demokrat Parti adına Genel Sekreter Serhan Yücel, DEVA Partisi adına Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu ve Gelecek Partisi adına İnsan Hakları Başkanı Serap Yazıcı yer alıyor.

Komisyonun çalışması

Çalışma kapsamında öncelikle her parti Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nden Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş sürecine ilişkin kendi yol haritasını belirleyecek. Daha sonra 6 parti yetkilisinden oluşan komisyon bir araya gelerek geçiş sürecinin hangi dönemi ihtiva edeceğini istişare edecek, parlamenter sisteme geçiş sürecinde yapılması gerekli anayasal ve yasal düzenlemeleri masaya yatıracak.

Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri ile kabineyle çalışma şeklini de ele alacak komisyon, Meclis İçtüzüğü, Siyasi Partiler ve Siyasi Etik kanunlarını çalışacak.

24 Nisan’da bir araya gelecekler

Altı muhalefet partisi lideri Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın ev sahipliğinde 24 Nisan’da yeniden bir araya gelecek. Altı muhalefet partisi lideri, son olarak DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ev sahipliğinde bir araya gelmişlerdi. Son toplantı sonrası yapılan açıklamada, Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme vurgu yapılmış ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş sürecinin yol haritası kapsamında bir çalışma grubu oluşturdukları bilgisi verilmişti.

Paylaşın

Muhalefette ‘Cumhurbaşkanı Adayının Açıklanması Gerektiği’ Konuşuluyor

‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’ için birlikte ilerleyen altı muhalefet partisinde bugünlerde, seçime yaklaşık bir yıl kaldığına dikkat çekilerek, “cumhurbaşkanı adayının açıklanması gerektiği” değerlendirmeleri yapılıyor.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre; iktidar kanadı, muhalefet blokuna “Henüz adayınız bile yok” eleştirilerini getirirken muhalefette de “2023’te cumhurbaşkanı adayının kim olacağına yönelik görüşmelerin hızlandığı” belirtiliyor. AKP ve MHP’nin hazırladığı ve Meclis’te kabul edilen Seçim Yasası’nı “tuzak” olarak değerlendiren muhalefet kanadında, “İktidarın her türlü hamlesine karşı elimiz güçlenmeli. Artık cumhurbaşkanı adayı kamuoyuna açıklanmalı, Erdoğan karşısında sahada olmalı ve halka projelerini anlatmalı” değerlendirmeleri yapılıyor.

Özellikle muhalefetin üzerinde çalıştığı “güçlendirilmiş parlamenter sistem ile neyin amaçlandığı, neden cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine karşı çıkıldığı, tarafsız cumhurbaşkanlığının önemi” gibi konuların muhalefet açısından “kritik olduğu” belirtiliyor. Bu konuların artık bizzat cumhurbaşkanı adayınca anlatılması gerektiğine de işaret ediliyor. Seçime yaklaşık bir yıl kaldığına dikkat çekilerek, “Cumhurbaşkanı adayı ile ilgili süreç hızlanmalı. Çünkü muhalefet partilerinin bir araya gelmesi, üzerinde uzlaşılan bir adayın belirlenmesi zaten başlı başına bir süreç olacak. Adayın en kısa sürede sahaya inebilmesi için görüşmelerin bir an önce başlaması gerekiyor” yorumları yapılıyor.

Altı lider ’24 Nisan’da tekrar bir araya geliyor!

Öte yandan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın ev sahipliğinde 24 Nisan’da yeniden bir araya gelecek.

Altı muhalefet partisi lideri, son olarak DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ev sahipliğinde bir araya gelmişlerdi. Son toplantı sonrası yapılan açıklamada, Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme vurgu yapılmış ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş sürecinin yol haritası kapsamında bir çalışma grubu oluşturdukları bilgisi verilmişti. Ayrıca, “Birlikteliğimizi bozmayı amaçlayan seçim kanunu teklifi üzerinde görüş alışverişinde bulunduk” denilmişti. Toplantıda derinleşen ekonomik kriz de ele alınmıştı.

Paylaşın

Altı Lider ’24 Nisan’da Tekrar Bir Araya Geliyor!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın ev sahipliğinde 24 Nisan’da yeniden bir araya gelecek.

Haber Merkezi / Altı muhalefet partisi lideri, son olarak DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ev sahipliğinde bir araya gelmişlerdi. Son toplantı sonrası yapılan açıklamada, Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme vurgu yapılmış ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş sürecinin yol haritası kapsamında bir çalışma grubu oluşturdukları bilgisi verilmişti.

Ayrıca, “Birlikteliğimizi bozmayı amaçlayan seçim kanunu teklifi üzerinde görüş alışverişinde bulunduk” denildi. Toplantıda derinleşen ekonomik kriz de ele alınmıştı. Babacan’ın ev sahipliğinde yapılan toplantı sonrası yapılan ortak açıklamanın tam metni şöyle:

“Toplumu en geniş yelpazede temsil eden altı siyasi parti olarak bizler, Türkiye siyasi tarihinde benzeri olmayan bir iş birliği bilinciyle, kutuplaşma yerine istişare ve uzlaşmayı esas alarak “Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş” konusunda tam bir mutabakata varmış ve ortak mutabakat metnimizi 28 Şubat’ta milletimizle paylaşmıştık.

‘Yarının Türkiyesi’ni inşa etmek üzere 12 Şubat tarihindeki toplantımızda kararlaştırdığımız iş birliği alanlarını değerlendirmek ve ilerletmek amacıyla bugün tekrar bir araya geldik.

Öncelikle Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş sürecinin yol haritası kapsamında bir çalışma grubu oluşturduk.

Geçtiğimiz ay içinde yaşanan siyasi gelişmeleri değerlendirdik ve bu bağlamda birlikteliğimizi bozmayı amaçlayan seçim kanunu teklifi üzerinde görüş alışverişinde bulunduk.

Milletimizin bilmesini isteriz ki, demokratik ilkelere dayanan birlikteliğimiz bu gibi siyasi mühendislik çabalarından etkilenmeyecektir. İş birliğimizi uyum içinde sürdürmeye kararlıyız.

Öte yandan hangi şartlarda olursa olsun, milli iradeyi parlamentoya tam olarak yansıtmak üzere seçim güvenliğini sağlamak amacıyla bir çalışma daha grubu oluşturduk.

Bugün ülkemizin içinde bulunduğu derin ekonomik krizi de değerlendirdik.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle beraber uygulamaya konulan akıldan, bilimden, gerçeklikten ve istişare kültüründen kopuk keyfi politikalar ağır bir hayat pahalılığına, işsizliğe ve yoksulluğa yol açmış, ekonomik kırılganlıklar ciddi biçimde artmıştır.

Bu konularla birlikte derin bir uluslararası krize yol açan Rusya-Ukrayna savaşını da ele aldık. Rusya Federasyonu’nun uluslararası hukuku ihlal ederek Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne saldırması ile bölgemizde istikrar ve barış tehdit altına girmiştir. Bu kriz bize akılcı, tutarlı ve ülkemizin orta ve uzun vadeli stratejik menfaatlerini dikkate alan bir dış politikanın önemini bir kere daha göstermiştir.

Buradan tüm vatandaşlarımıza seslenmek istiyoruz; bizler Türkiye’yi karanlık günlerden çıkartma kararlılığı içerisindeyiz. Umutlarımız ve geleceğe olan inancımız, Türkiye’nin sorunlarından çok daha büyüktür.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem mutabakat metnimiz ve sürdürdüğümüz iş birliği, milletimizin geleceğe dair umudunu ve inancını artırmıştır.

Hedefimiz istişare ile derin sorunlarımıza son vermek ve her bir vatandaşımızı insan onuruna yaraşır bir yaşam ve refah standardına kavuşturmaktır.

İktidarın ayrıştırma ve kutuplaştırma politikalarının tam tersine, birlik ve uzlaşı ile çalışmalarımıza devam edeceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız.”

Paylaşın

Akşener’den İktidara Uyarı: Aklınızı Başınıza Alın

TBMM’deki grup toplantısında yaptığı konuşmada, iktidarı sert sözlerle eleştiren İYİ Parti Lideri Akşener, “İktidarı uyarmak istiyorum. Gıda fiyatlarını devamlı sübvanse ederek terbiye edemezsiniz. Allah aşkına artık aklınızı başınıza alın. Bu işin polisiye tedbirlerle ilerlemeyeceğini anlayın. Kamunun hakem yükünü piyasanın insafına terk etmeyin. Lobilerin, beşli çetenin değil vatandaşın yanında olun.” dedi.

Haber Merkezi / Konuşmasının büyük bir bölümünü ekonomik krize ayıran Akşener, TÜİK’e göre yüzde 61,14 olarak açıklanan mart ayı enflasyon oranına tepki gösterdi. Akşener, konuşmasında, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin, “Enflasyon şu an yüzde 61. Problem mi? Problem ama ekonomiyi faiz kıskacından da çıkardık. Faiz artırılmadan olmaz diyenler vardı, elhamdülillah o da tamam” ifadelerine yanıt verdi.

“Sisli zihin sendromundan muzdarip gibi gözüken Nebati Bakan ışıltılı gözleriyle piyasada işler iyi dese de Afrika ülkelerinden bile daha yüksek bir enflasyon oranıyla karşı karşıyayız” diyen Akşener, “Nebati Bakan’ın affını isteme vakti gelip çatmıştır. Yeni hayatında şimdiden başarılar diliyorum” diye konuştu.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Akşener’in açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“Bu mübarek ayda memleketimizde ve milletimizde huzura, bolluğa ve berekete dair bir şey var mı? Maalesef yok. Yumurtalı çörekotlu Ramazan pidesinin tanesi 7.5 lira oldu.

Sade pidenin fiyatı ise 6 lira. 4 kişilik bir aile sahurda ve iftarda toplam 3 sade pide yese, sadece Ramazan ayının pide maliyeti 540 lira. Pidenin yanında yiyeceklerini saymıyorum.

Diyanet İşleri Başkanlığı bu yıl fitre sadakasını 40 lira olarak belirledi. 40 liranın altına kesinlikle düşülmemesini vurguladı. Fitre nedir? Bir kişinin günlük gıda ihtiyacıdır.

4 kişilik bir aile için aylık hesaplarsak 4 bin 800 lira eder. Bu da aslında Diyanet’in Nisan ayı için belirlediği açlık sınırıdır. Bugün asgari ücretlilerimiz açlık sınırının altında hayat mücadelesi veriyor demektir.

Üstelik bunun içinde daha elektrik, su, doğalgaz, kira, giyecek, ulaşım yok. Bir yandan saray eşrafına 5-10 maaş vereceksiniz, diğer yandan çalışanları, emeklileri açlığa mahkum edeceksiniz. Böyle devlet yönetilir mi?

TÜİK’e tepki

Yıllık enflasyon TÜİK’e göre yüzde 61.1 olarak açıklandı. Bu rakam sonra 20 yılın en yüksek oranı.

Sisli zihin sendromundan muzdarip gibi gözüken Nebati bakan ışıltılı gözleriyle piyasada işler iyi dese de Afrika ülkelerinden bile daha yüksek bir enflasyon oranıyla karşı karşıyayız.

Şu tabloya bakar mısınız? İşin kötüsü gün geçtikçe her şey daha kötüye gidiyor. Marketteki, pazardaki fiyatlar durdurulamıyor.

Tezgahlar yanmaya devam ediyor. Çiftçilerimiz yalnız kalmaya, üretimimiz yok olmaya devam ediyor.

Tüm bunlara rağmen iktidar tarafında her şey tıkırında. Sayın Erdoğan’ın keyfi, Nebati Bakan’ın neşesi asla bozulmuyor.

Durmak bilmeyen zam furyası da tam gaz devam ediyor. Geçtiğimiz haftayı da zamlarla geçirdik.

Aklın, mantığın, matematiğin katledilmesini yine utançla izledik. AK Parti iktidarının beceriksizliğine yine tüm gerçekliğiyle karşı olduk.

Doğalgaza konutlarda yüzde 35, elektrik üretiminde yüzde 44.3, sanayide ise yüzde 50 zam yapıldı. 2021 Aralık’tan bu yana doğalgaz evde yüzde 101, sanayide yüzde 710 artmış oldu.

İktidar kendi yarattığı kriz ortamını izlerken artan doğalgaz fiyatlarını farklı tüketicilere, farklı oranlarda yansıtsa da bütün bu artışlar vatandaşın cebine etki ediyor.

Enerjide de en yüksek enflasyona sahip ülkeyiz. Son bir yılda Türkiye’de enerji fiyatları yüzde 92.2 arttı.

Avrupa ülkelerinde bu artış yüzde 28.7 oldu. Hatta Sırbistan’da yüzde 10.2, Polonya’da yüzde 15.2 oldu.

Enerji fiyatı deyince Avrupa ülkelerini dillerine dolayanlara duyurulur. Ancak elektrik ve doğalgaza yapılan bunca zamma rağmen iktidar hâlâ milletimizle dalga geçercesine abuk sabuk açıklamalar yapıyor.

İşte size AK Parti iktidarının 20 yıldır milletimizi getirdiği durumun itirafı. İşte size asgari ücreti, enflasyon oranında iyileştirmek yerine açlık sınırı altında çile çeken insanlarımıza hallerine razı olmalarını öğütleyen empati yoksunu AK Parti zihniyeti.

Geçtiğimiz hafta şekere de yüzde 31 zam yapıldı. Biz bu arkadaşlara ülkemizde şeker krizi olduğunu defalarca söyledik. Bay Kriz ne yaptı?

Yurtdışından dönerken ‘Türk Şeker adımlarını olumlu atacak’ dedi. ‘Şekerde öyle pahalı bir fiyat yok’ dedi.

Daha uçağı havadayken Türk Şeker, şekere yüzde 31 zam yaptı. Alelacele Bay krizin açıklama metni geri çekildi, şeker kısmı silindi. Biz bu arkadaşa boşuna bay kriz demiyoruz. Maşallah dediği üç gün yaşamıyor.

Doğalgaz müjdesi verdi, zamlandı. Ramazanda et ucuzlayacak dedi zamlandı. Şimdi de şeker ucuz dedi şeker zamlandı. Gelen zamlar için erken uyarı sistemi sanki mübarek ama tersten.

Bakan Nebati’ye tepki

Buradan açıkça ifade etmek isterim ki; Bay kriz ve arkadaşlarının uydurduğu, Türkiye Ekonomi Modeli, an itibariyle çökmüş, çöp olmuştur.

Bay Kriz’in, “Faiz sebep, enflasyon sonuçtur.” fantezisi doğrultusunda anlatılan “rekabetçi kur, uçan ihracat, döviz bolluğu ve düşen enflasyon” masalı, Türkiye’nin gerçekleri karşısında yenilmiştir.

Daha önce nicesinin, başına geldiği gibi, arkadaşların, bu son sözde ekonomi modeli de, gelen son veriler itibariyle, iflas etmiş, ortada, enflasyonla mücadeleyi amaçlayan bir program, artık kalmamıştır.

Ve aynı, iflas eden, önceki ekonomi programlarında olduğu gibi, bu defa da, Nebati Bakan’ın “affını isteme” vakti gelip çatmıştır.

Bu vesileyle; siyasi tarihimize, bu ucube sistemin öğüttüğü, nice bakandan biri olarak, ışıltılı gözleri ve sebep olduğu utanç tablosuyla geçecek bu arkadaşımıza, yeni hayatında, şimdiden başarılar diliyorum.

Geçen hafta sayın Erdoğan’ın 1 Nisan şakası tadında açıklamasına şahit olduk. Çiftçilerle oluşan buluşmasında diyetisyen sayın Erdoğan’ı dinlemiştik.

Diyetisyenler saçını başını yoldu. Gece 11’de yemek yemek yasaktır diyetisyenlere göre. Acaba diyet listemi sayın Erdoğan’dan mı alsam bilemiyorum.

Kendisi karşımıza gençlerin karşısına bir yaşam koçu kimliğiyle çıktı. Gençlere hayata dair hikmet dolu, derin tavsiyelerde bulundu. Kağıda basılı kitapları masanızdan, çantanızdan eksik etmeyin dedi.

Yalnız dikkat edin kağıda basılı kitaplar. Hikmet kağıtta. Kendi icat etti ya o kadar kıyak çeksin. Gittiğim her yerde lise talebelerinin bir şikayeti var. Test kitaplarını bile alamadıklarını söylüyor gençler.

Gençlere, ‘Demli bir çay ya da aromalı bir kahve eşliğinde yapılan karşılıklı sohbetin getirdiği sosyalleşmeyi asla ihmal etmeyin’ dedi.

Bu açıklama ile birlikte an itibariyle hepimiz çaya ve kahveye gelecek zammı bekliyoruz. ‘Yakın çevrenizden başlayarak tüm şehirleri, imkanınız olursa dünyayı gezin’ dedi.

Özgür basın, devlet kurumsallığına inancın teminatıdır. Özgür basın, demokrasinin bekçisidir. Bugün 6 Nisan yani Anadolu Ajansı’nın 102. kuruluş yıl dönümü.

Buradan baştan Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Anadolu Ajansı’mızın kurucuları Halide Edip ve Yunus Nadi’yi rahmetle anıyor, ajansta emeği geçen ve kalemleri satılık olmayan tüm gazeteci kardeşlerimi saygıyla selamlıyorum.

Maalesef bugün içimiz buruk bir şekilde kutluyoruz. Muhteşem bir hikaye ile kurulan Anadolu Ajansı’nın bugün gelmiş olduğu noktaya üzülüyoruz.

Değerli dava arkadaşlarım; Peki basında yol açılan erozyon, sadece Anadolu Ajansı’yla mı sınırlı? Elbette değil. Ak Parti iktidarı, basını âdeta, Chomsky’nin deyimiyle, “Rızanın İmalatı” için kullanıyor.

Yani ucube ikna siyasetine, aparat yapıyor. Mesela; Her gün, yeni bir kriz yaşanırken; Propagandist medya aracılığıyla, milletimizi, ülkeyi iyi yönettiklerine, razı etmeye çalışıyorlar.

Mesela; Her gün, hayat pahalılığıyla, zorlukla ve yoklukla mücadele ederken; Propagandist medya aracılığıyla, milletimizi, hiçbir sorunun olmadığına, ikna etmeye çalışıyorlar.

Mesela; Her gün, yeni bir rezalete şahit olurken; Propagandist medya aracılığıyla, milletimizi, manipüle edip, yeni bir düşman üretiyorlar.

Paylaşın

Akşener’den Dikkat Çeken ‘İmamoğlu Ve Yavaş’ Açıklaması

Katıldığı bir televizyon programında Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayına ilişkin konuşan İyi Parti Lideri Akşener, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın adaylığıyla ilgili, “İkisinin de adaylığına ‘hayır’ demeyiz” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, TV100 ekranlarında Candaş Tolga Işık’ın programına konuk oldu. Akşener, gündeme ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı olması durumunda seçilme ihtimali sorulan Akşener, “Herkesin aday gösterdiği bir insan reddedilir mi? Elbette reddedilemez ama benim adaylıktan vazgeçmek isteğimin arka planında tek adayla gitme talebinin olduğunu söylemeye çalıştım. Birden fazla adayla gidildiğinde, önce birbirinizle rekabet ediyorsunuz sonra ikinci tura kalmak için gayretiniz var. Daha sonra Cumhur İttifakı’nın adayı ile rekabete giriyorsunuz. Bunu biz tecrübe ettik. Bunun da yanlış olduğunu söyleyebilmek için ve o beraberliği daha rahat söyleyebilmek için bunu (başbakanlık) ilan ettim bu kadar önceden.” görüşünü paylaştı.

Önceliğin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin değiştirilmesi olduğunu söyleyen Akşener, şöyle devam etti:

“Şimdi şöyle bir hata yapılıyor. İki şeyi beraber götürebilmemiz lazım. 13. Cumhurbaşkanı’nın Millet İttifakı’nın adayı olacağına inanıyorum ben. Herkesin ittifak ettiği bir kişi neden seçilmesin? Hepimizin fevkalade çalıştığı bir sistemde elbette seçilir. Tek adayla gittik ve 13. Cumhurbaşkanı, Millet İttifakı’nın adayı olacak. Gözden kaçan bir şey daha var. Bu sistemin değişmesi için bir onu alacağız, ikincisi Mecliste makul bir çoğunluk alacağız. Onun da çalışmasının yapılması gerekiyor. Bu seçim yasası neden değişti? İşte bunlar için değişti. Eğer biz sadece cumhurbaşkanlığına odaklanıp bu sistemin devamını sağlayacak gibi bir tutum alırsak bu da külliyen yanlış.”

İmamoğlu ve Yavaş isimlerinin öne çıkması

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın isimlerinin de öne çıktığının hatırlatılması üzerine Akşener, “Her iki arkadaşımızın da popülaritesine büyük saygı duyuyorum. Dolayısıyla bu arkadaşlarımızın söylediğiniz sistem içerisinde adaylığına dair ‘Hayır olmaz’ diye bir durumunuz yok. Sayın Kılıçdaroğlu, o 6’lı masadaki genel başkanın inisiyatifine bağladı işi. Dolayısıyla o masadan çıkacak olana hepimiz uyacağız.” ifadelerine yer verdi.

Akşener, masadaki herkesin fikrini söyleyeceğini, bir kişinin ismi söylendiği takdirde her partinin kendi içinde bunu konuşacağını ancak önceliklerinin bu sistemin değiştirilmesi olduğunu vurgulayarak “Biz bu sistemin Türkiye’ye yaşattığı yanlışlıkların, kötülüklerin önüne geçmenin mücadelesini veriyoruz. Yani bu Tayyip Bey düşmanlığı üzerinden bir sistem değil.” dedi.

İYİ Parti Başkanlık Divanı’ndaki değişiklik

Parti yönetimindeki değişikliğe ilişkin soru üzerine, “Ben partimdeki meseleleri basın yoluyla hiç tartışmadım. Basın üzerinden de kimseyle haberleşmedim. Biz bir tanzim yaptık. O da şu; yeni bir bakış açısı getirmeye çalıştık.” diyen Akşener şöyle devam etti:

“Yavuz Bey’in (Ağıralioğlu) yerine gelen arkadaşımız milletvekili değil. Yine gördük ki yurt dışı Türklerle ilgili olarak milletvekili arkadaşlarımızın zamanı yok. Oysa ki yerine gelen Rıdvan Uz kardeşimiz, yurt dışı oylar sebebiyle milletvekilliğini kaybetti. Bu arkadaşımız milletvekili değil. Gidecek, ayda bir evini görmeye gelecek. Dolayısıyla biz partimizde seçime hazırlığa dair çalışma yapıyoruz.

Bugüne kadar hiçbir arkadaşımın hangi tweeti ne yaptı, hangi televizyona çıktı ne söyledi diye arayıp tek kelime etmemişimdir. Çünkü partimizde demokrasiyi içselleştirmeye çalışıyoruz. Koray Bey’in (Aydın) de herhangi bir şikayeti yok. Başından beri beraber yol yürüdüğümüz bir arkadaşımız, en zor zamanda teşkilatlandırdı, seçime soktu. Huzurunuzda kendisine teşekkür ediyorum.”

Gençlik ile teşkilatı da başka bir şekilde “match” edeceğini ve bunun için de kendisine bağladığını anlatan Akşener, ayrı bir sistem üzerinde yürüyeceklerini belirtti.

Akşener, Tansu Çiller’in siyasete döneceği iddiasına ilişkin soru üzerine de “Hayırlı olsun. Bilmiyorum ne diyebilirim? Ben bugüne kadar bizim partimizden ayrılıp yeni parti kuranlar dahil hiç kimseye incitici bir şey söylemedim. Sayın Çiller’e de hayırlı olsun.” diye konuştu.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: O Sandık Hiç Gelmeyecekmiş Gibi Yiyorlar

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmede bulunan İYİ Parti Lideri Akşener, birden fazla maaş alan bürokratları eleştirerek, “Sizce bir bakan yardımcısı neden üç ayrı yerden maaş alır? Bir bakan yardımcısı hangi vicdanla ayda 314 bin lira maaşı cebe indirir? Bu iktidarın tek bir atanmışı nasıl olur 75 asgari ücretlinin maaşını tek başına alabilir?” dedi.

Haber Merkezi / Meral Akşener, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Yoklukla mücadele ederken işi sözüm ona milletine hizmet etmek olan bir insan nasıl olur da bakanlıktan maaş, bankadan yönetim kurulu üyeliği maaşı ve yine aynı bankadan huzur hakkı alıp milletin cebinden çıkan paraları çatır çatır yiyebilir? Böyle bir vicdansızlık olabilir mi? O sandık hiç gelmeyecekmiş gibi yiyorlar. Aksırıncıya, tıksırıncıya, çatlayıncaya kadar yiyorlar.” ifadelerini kullandı.

‘Bay Kriz’ olarak bahsettiği Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gece menüsüne dair de eleştirilerde bulunan İYİ Parti Lideri Akşener, “Bay Kriz utanmadan çıkıp vatandaşa sağlıklı yaşam tavsiyeleri veriyor. Yani inanılmaz. İzlediniz muhtemelen meşhur manda yoğurdunu, inanılmaz. Geçen hafta demiştim ‘Pasta yiyin diyecekler’ diye. Aha dedi. Yaşam koçluğuna soyundu. Memlekette ne kadar diyetisten varsa an itibariyle panikte. Geceleri manda yoğurdunu kestane balı, Medine hurması ve yulafla karıştırıp yiyecekmişiz. Hem de yatmadan önce ha, bütün diyet kuralları alt üst. Çünkü şifaymış. Manda yoğurdunun kilosu 70 lira. 700 gramlık Medine hurması 205 lira, kestane balı 250 lira, yulaf ezmesinin yarım kilosu 15 lira. Neymiş şifaymış. Bu şifa bir asgari ücretlinin hanesine nasıl girecek?” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı bir açıklamada, “Şimdi ben bir şey tavsiye edeceğim. Ben şunu yapıyorum, her akşam yatarken manda yoğurdu. Manda yoğurdu hakikaten kalitedir, çok iyidir. Onun içine şöyle Medine hurması doğrarım, üç tane veya beş tane. Ona biraz kestane balı ve bir de içine yulaf ezmesi atarım. Bu dörtlüyü karıştırarak yer yatarım. Şifa” demişti.

İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Akşener’in açıklamalarından satır başları şöyle:

“AK Parti iktidarının ve Nebati bakanın ışıltılı gözler ve işbilmezliğin getirdiği bir garip özgüvenle ‘şubattan daha iyi olacak’ dedikleri mart ayını geride bırakıyoruz. Zamları, geçim darlığını, işsizliği, toprağına küsen çiftçilerimizin dertlerini bir türlü geride bırakamıyoruz. Maaşlar erimeye, paramız değer kaybetmeye aynen devam ediyor. Bay kriz ise 2007-2011-2015 hatta 2019 seçimlerinde vaatlerini yeniden vaat edip açılışı yıllar önce yapılmış tesisleri yeniden açarak kendini sözde icraat gösterileriyle oyalıyor.

Emeklilerimizin, memurlarımızın, esnafımızın çilesi bay krizin gündemine bir türlü gelemiyor. AK Parti’nin liyakatsiz kadroları 3-5-10 maaş alarak saraydaki sefalarına aynen sürdürüyor. Memleketin gençleri KPSS’den yüksek alıp dayısı olmadığı için mülakatta elenirken bay krizin yetkin kadroları gördükleri her bakamın, buldukları her maaşın üzerine çekirge sürüsü gibi çöküyor. Bu arkadaşların ağızlarını bıçak açmıyor. Bize her konuda yalan yanlış laf yetiştirmeye çalışıyorlar ama bu konuya gelince nedense tek bir iktidar mensubu çıkıp ‘Nerede o beş maaş alanlar, gösterin bakalım’ diyemiyor. Çünkü yaptıkları adaletsizliği, haksızlığı en iyi onlar biliyor.

Sizce bir bakan yardımcısı neden üç ayrı yerden maaş alır? Bir bakan yardımcısı hangi vicdanla ayda 314 bin lira maaşı cebe indirir? Bu iktidarın tek bir atanmışı nasıl olur 75 asgari ücretlinin maaşını tek başına alabilir?

Yoklukla mücadele ederken işi sözüm ona milletine hizmet etmek olan bir insan nasıl olur da bakanlıktan maaş, bankadan yönetim kurulu üyeliği maaşı ve yine aynı bankadan huzur hakkı alıp milletin cebinden çıkan paraları çatır çatır yiyebilir? Böyle bir vicdansızlık olabilir mi? O sandık hiç gelmeyecekmiş gibi yiyorlar. Aksırıncıya, tıksırıncıya, çatlayıncaya kadar yiyorlar.

“‘Herşeyoloji’ profesörü sayın Erdoğan”

Bay kriz utanmadan çıkıp vatandaşa sağlıklı yaşam tavsiyeleri veriyor. Yani inanılmaz. İzlediniz muhtemelen meşhur manda yoğurdunu, inanılmaz. Geçen hafta demiştim ‘Pasta yiyin diyecekler’ diye. Ahanda dedi. ‘Herşeyoloji’ profesörü sayın Erdoğan her şeyden bir kibrit kutusu kadar anlar ama kendini her şeyin uzmanı görür. Gün gelir ekonomi literatürüne katkı sağlar, gün gelir doktorlara hekimlik öğretir ama ben Aylin Cesur’u tanıyorsam çarpar. Aslan bey de pek fena değildir bu hususta. Nitekim bu arkadaşımız yani bay kriz son olarak yaşam koçluğuna soyundu. Memlekette ne kadar diyetisten varsa an itibariyle panikte. Geceleri manda yoğurdunu kestane balı, Medine hurması ve yulafla karıştırıp yiyecekmişiz. Hem de yatmadan önce ha, bütün diyet kuralları alt üst. Çünkü şifaymış.

Manda yoğurdunun kilosu 70 lira. 700 gramlık Medine hurması 205 lira, kestane balı 250 lira, yulaf ezmesinin yarım kilosu 15 lira. Neymiş şifaymış. Bu şifa bir asgari ücretlinin hanesine nasıl girecek? Sayın Erdoğan biliyorum senin fesli meczuptan öğrendiğin son derece tarih birikiminde bulunmaz ama birileri sana anlatsın. Bilge Kağan der ki ‘Türk budunu ben işimi doğru yaptım. Az budunu çoğalttım, çıplakları giydirdim, yoksul budunu bay kıldım’ der. Devletin başının asıl işi vatandaşını refah içinde yaşatmaktır bay kriz. Hadi bizim uyarılarımızı dikkate almıyorsun anladık bari tarihimize kulak ver. Senin işin gece yatmadan önce milletimize yemek için tavsiyelerde bulunmak için değil milletimizin istediğini yiyip yatağa da karnı tok girmesini sağlamaktır. Millete şifa formülleri anlatmayı bırak. Ayıptır, günahtır.

Geleneksel AK Parti İsraf Festivali sürüyor. Milletin bütçesinden sınırsız bütçeleri, bol maaşları rahat rahat harcamaya devam ediyorlar. Çünkü hala ‘ceketimi assam seçilirim’ havasındalar. Hala ülkeyi şahsi şirketleri bu büyük milleti de marabaları sanıyorlar. Gider ayak sergiledikleri bu genişlik, rahatlık işte bundan.

Varsın onlar gider ayak yemeye, çalıp oynamaya devam etsinler. İktidar sarhoşluğunun biteceği, gerçeklerle yüzleşecekleri o kutlu vakit yaklaşıyor. Bu milletin de bu ülkenin de gerçek sahibinin millet olduğunu anlayacakları sandıkta milletimizin elinden yiyecekleri okkalı tokatla sarsılacakları o kutlu güne çok az kaldı. Huzurlu bir Türkiye’ye uyanmaya çok az kaldı.

Kişisel çıkarlarınız için değil milletin çıkarları için göreve talip olursunuz. O göreve geldiğinizde de parti ceketini çıkarır, devlet insanı ceketini giyersiniz. Milletin tamamına hizmet etmek için çalışırsınız. İşte bu kadar basit. Buradan bay kriz ve arkadaşlarının başımıza bela ettiği bu ucube sistemi inatla savunanlara sormak istiyorum. Eğer bugün Türkiye’de yargı bağımsız olsaydı bu kadar yolsuzluk yapabilir miydi?

“6 siyasi parti olarak çok önemli bir adım attık”

Biz, kurumsal ve fikri farklılıklarımıza rağmen 6 siyasi parti olarak bu yolda çok önemli bir adım attık. Geçtiğimiz hafta sonu bir araya gelerek hem parlamenter sisteme geçiş sürecinin detaylarını hem de ülkemizde yaşanan güncel sorunları istişare ettik. Görüyoruz ki bu tablo Cumhur İttifakı bileşenlerinin canını çok sıkıyor. Şimdiye kadar yürüttükleri kutuplaştırma siyasetleri bozuldu. Çünkü rahatları bozuldu. O rahatlar daha çok bozulacak.

Şimdiden uyarmak istiyorum. Bu daha başlangıç o rahatlar daha çok bozulacak. Biz ne zaman buluşsak iktidar cephesinden biri hoplayıveriyor.

Biz asıl mesele sistemdir dedikçe ‘Adayınız kim’ diyorlar. Defalarca söyledim adayımız Türkiye Cumhuriyeti’nin 13. Cumhurbaşkanıdır. Biz yeni bir tek adam belirlemek için bir araya gelmedik, gelmiyoruz. Biz Türkiye’yi bu ucube sistemden kurtarmak için bir araya geldik. Türkiye’nin şahıslara değil Kuvvetler Ayrılığına dayalı bir hukuk sistemine ihtiyacı var. Türk Milleti’nin kurtarıcıya ihtiyacı yok. Türk Milletinin acilen bu ucube sistemden kurtulmaya ihtiyacı var. Türkiye bu ucube sistemle daha fazla yönetilemez.

Kim başa gelirse gelsin işleyen bir sistem kurmaktır. Bu tartışma kim aday olacak tartışmasından çok daha önemlidir. Biz 6 parti olarak Türkiye’nin bu ihtiyacını görüyoruz. O nedenle Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem diyoruz. Onlar masanın şekliyle, altıyla, üstüyle, örtüsüyle, bacaklarıyla uğraşıyor biz milletimizin sorunlarıyla uğraşıyoruz. Makulde buluşarak, milletimizin sıkıntılarını konuşmaya devam edeceğiz.

Emniyet teşkilatı mensuplarımız terörle mücadeleden cinayetlere, uyuşturucuyla mücadeleden suç örgütlerine kadar birçok alanda büyük fedakarlıklar yaparak çalışıyorlar. Polis kardeşlerimiz gösterdikleri bu fedakarlık karşısında neyle karşılaşıyorlar? Her gün daha da artan çalışma koşullarıyla, siyasi baskılarla ve mobbingle karşılaşıyorlar. Kendilerini sürekli ezmeye çalışan kirli düzenle karşılaşıyorlar. Canımızı yakan intihar vakaları her geçen gün daha da artıyor.

AK Parti’nin nefes alan her canlısına verilen koruma polis memurlarının çektiği eziyeti size anlatamam. Psikolojik baskı mı, çocuklarını baktırmak mı, evlerinin işlerini yaptırmak mı, uşak gibi kullanmaya çalışmak mı dersiniz. Bunlara karşı direnç gösterenlerin cebinde paran var mı demeden yolun ortasında bırakılmasını mı dersiniz. Nasıl bir ezme halini hiçbir dönemde görmedim. Bunu milletin adamı olup milleti unutmuş olan sayın Erdoğan’ın dikkatine sunuyordum. Çevrenize, sağınıza, solunuza dikkatle bakınız. Bu vahim durum karşısında bay kriz ve usta İçişleri Bakanı hiçbir şey yapmıyor. Her konuda olduğu gibi bu konuda da hiçbir sorun yokmuş gibi yaparak intihar eden evlatlarımızın bir değeri yokmuş gibi umursamaz tavırlar takınarak kurdukları kirli düzeni sürdürmeye devam ediyorlar.

Kapatılan Polis Akademisi’nden hâlâ bir ses yok. Bir rütbeli memur 4 yılda yetişirken bugün 6 ayda komiser yardımcısı rütbesi veriliyor. Liyakatin yerini torpilin aldığı, atamalarla teşkilat mensuplarımızın haklarına giriyorlar. Kul hakkına giriyorlar. Emniyet Teşkilatımızın emeğini sömürüyorlar. Aradan 2 yıl geçmesine rağmen polislerimiz hala 12-24 ve çakma 12-36 diye ifade edilen sistemlerle görevini yapmaya devam etmek zorundalar. Üstüne üstlük bu çalışma sistemi aile yaşam kalitesini ve iş takibi düşürüp tükenmişlik hissini beraberinde getiriyor.

Türkiye’nin müstakbel başbakanı olarak söz veriyorum: Polisin değerini sadece şehit olduğunda bilen, bu köhnemiş zihniyeti mutlaka değiştireceğiz. Her seçimde verdikleri 3600 ek gösterge sözünde hâlâ bir gelişme yok. Sizler için 3600 ek göstergeyi çıkartmak da inşallah bize nasip olacak.”

Paylaşın

Altı Liderin Buluşmasında Neler Konuşuldu, Hangi Kararlar Alındı?

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ev sahipliğinde, ikinci kez akşam yemeğinde buluşan 6 muhalefet partisi liderinin 5 saat süren toplantısında, iktidarın Meclis gündemine getirdiği “Seçim Yasası” eleştiri konusu olurken, parlamenter sisteme geçişin yol haritası ve seçim güvenliğinin sağlanması konularında iki komisyon kurulması kararlaştırıldı.

Toplantı sonrasında yapılan açıklamada olduğu gibi liderler, iktidarın Seçim Yasası değişikliğini “siyasi mühendislik ve birliklerini bozmaya yönelik” bir girişim olarak nitelendirirken, parti yöneticileri görüşmeyi, “Liderler çok keyifli ayrıldılar. Bu teklif, safların daha da sıkılaşmasına yol açtı” sözleriyle değerlendirildi.

Seçim Yasası’na karşı ‘birliktelik’ vurgusu

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, dün akşam Ali Babacan’ın ev sahipliğinde DEVA Partisi Genel Merkezi’nde akşam yemeğinde bir araya geldi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın, hafta içinde liderlere yaptığı ziyaret doğrultusunda toplantı gündemi, parlamenter sisteme geçişin ilke ve yol haritası, olası seçim ittifakının ilkeleri ve seçimin kazanılması halinde izlenecek politikalar olarak belirlenmişti.

Ancak AKP ve MHP’nin hazırladığı ve bu hafta TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmesi planlanan “Seçim Yasası” değişikliği, masanın önemli gündem konularından birisi oldu. Kulislere yansıyan bilgilere göre, sandık kurulu başkan ve üyelerinin oluşumda değişikliğe gidilmesi, ittifak partilerinin milletvekillerinin hesaplanmasındaki yöntem değişikliği gibi maddeler “6’lı masayı dağıtmaya dönük hamle” olduğu yorumu yapıldı.

Bu girişimler karşısında demokrasiyi savunan siyasi partilerin daha “güçlü” bir şekilde birlikte hareket etme konusunda “kararlılık” sergilemesi gerektiği ifade edildi. Bu tutum, toplantıdan sonra yapılan yazılı açıklamaya, “Demokratik ilkelere dayanan birlikteliğimiz bu gibi siyasi mühendislik çabalarından etkilenmeyecektir. İş birliğimizi uyum içinde sürdürmeye kararlıyız” ifadeleriyle yansıdı.

‘Safları daha da sıkılaştırdı’

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre görüşmeye ilişkin değerlendirmede bulunan bir parti yöneticisi, iktidarın, iktidarın 6’lı masayı dağıtma amacıyla bu teklifi getirdiğini, ancak tam tersi bir sonuç doğuracağına işaret etti:

“Liderler görüşmeden son derece keyifli ayrıldı, samimi bir havada görüşme yapıldı ve en önemlisi iktidara, “ne yaparsanız yapın, bu masayı dağıtamayacaksınız, mesajı verildi. Bu girişimler karşısında muhalefet, bu olayı satranç gibi değerlendirip, adımlarını ona göre atacaktır. Bu teklif, safların daha da sıkılaşmasına yol açtı.”

Kulislere yansıyan bilgilere göre liderler, Seçim Yasası henüz Meclis’ten geçmediği ve nasıl geçeceği bilinmediği için, iktidarın bu hamlesine karşı atılabilecek adımların, yasanın çıkmasından sonraki toplantılarda ele alınabileceği değerlendirmesi yaptı. Erken seçim olasılığının göz ardı edilmemesi gerektiği, bu nedenle de Seçim Yasası değişikliğinin hiç uygulanmayabileceği de güçlü olasılık olarak değerlendirildi.

Seçim güvenliği için ortak komisyon

Seçim Yasası ile özellikle sandık kurullarının oluşumunda değişikliğe gidilmesi nedeniyle liderler, “seçim güvenliğini” öncelikli konular arasına aldı ve seçim güvenliği konusunda ortak çalışma yapılması için 6 parti temsilcisinden oluşan bir komisyon kurulması benimsendi.

Bu kapsamda, siyasi partilerin, teşkilat, seçim ve bilişimden sorumlu genel başkan yardımcılarının bu komisyonda görev alması kararlaştırıldı. Seçim güvenliğine dönük teknik çalışmayı yürütecek olan komisyon, sandık kurullarında eksiksiz görev alınması, avukatların ortak havuzda toplanarak, seçime yönelik kuşkulu işlemlere müdahale etmesi, seçimlere yönelik dijital altyapının güçlendirilmesi konularında çalışma yapacak.

Geçiş süreci tanımlanacak, takvim belirlenecek

Toplantıda en önemli gündem maddesi ise parlamenter sisteme geçiş sürecinin ilke ve yol haritasının belirlenmesi başlığı oldu. Bu konuda da yine 6 partinin temsilcilerinden oluşan bir komisyon kurulması ve hafta içinde de üyelerinin belirlenmesi kararlaştırıldı.

Edinilen bilgiye göre komisyon, geçiş sürecini tanımlayacak, seçimden sonra parlamenter sisteme geçiş takviminin yanı sıra, yasa ve anayasalarda yapılması gereken değişiklikler üzerinde çalışacak.

Cumhurbaşkanının seçildikten sonra, parlamenter sisteme geçene kadar yetkilerini nasıl kullanacağı, bakanlar kurulunun yetkilerinin nasıl düzenleneceği konularını da çalışarak, hazırladıkları taslakları liderlere sunacak. Geçiş sürecinde uzlaşılması halinde, liderlerin “ittifak” için masaya oturmaları bekleniyor.

İttifak ve adaylık konuşulmadı

Kulislere yansıyan bilgilere göre “olası ittifakın ilkelerinin görüşülmesi” gündemde olmasına karşın, toplantıda bu konu ele alınmadı.

12 Şubat’ta yapılan toplantıda Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun önerisi doğrultusunda ittifak konusunun gündeme alındığına işaret eden kaynaklar, ancak hem Seçim Yasası’nın Meclis’ten geçmemesi, hem de önceliğin “geçiş süreci”ne verilmesi nedeniyle bu konuya değinilmediğini ifade ettiler. Cumhurbaşkanı adaylığı konusunun ise seçim süreci yaklaştığında ele alınabileceği ifade ediliyor.

Üçüncü buluşma Nisan’ın son haftasında

Toplantıda kesin bir tarih belirlenmemekle birlikte 6 muhalefet partisinin Nisan ayının son haftasında, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın ev sahipliğinde buluşması kararlaştırıldı. Liderler daha sonra sırasıyla Gelecek Partisi, İYİ Parti ve Saadet Partisi liderlerinin ev sahipliğinde buluşacak.

Paylaşın