Altılı Masadan ‘Seçim Güvenliği’ Çalışması

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi temsilcilerinin katıldığı ‘seçim güvenliği komisyonu’ dördüncü defa toplandı.  Son 1 ayda 4 toplantı yapan komisyonun, 2023 seçimleri öncesinde yol haritası da netleşti.

Komisyonun ilk iki toplantısında çalışma grubunun görev alanları ve çalışma yöntemleri belirlenirken, son iki toplantıda çalışmalar 4 ana başlık ile 24 alt maddede toplandı.

Buna göre 4 ana başlık; seçim takvimi açıklanana kadar yapılacak çalışmalar, seçim takvimi açıklandıktan sonra seçime kadar yapılacak çalışmalar, seçim günü yapılacak çalışmalar ve seçim sonrası yapılacak çalışmalar olarak belirlendi.

Gazete Duvar’dan Müzeyyen Yüce’nin haberine göre; seçim öncesi yürütülecek çalışmalar kapsamında, seçmen kütüklerinin oluşumu, seçim kurullarının yapısı, kurul üyeleri, parti temsilcileri, sandık kurullarının başkanları, avukatların belirlenmesi, sandık görevlilerinin eğitimi gibi alt maddeler ele alındı.

Seçim günü yapılacak çalışmalar ise sandık güvenliğini kapsıyor. Buna göre ıslak imzalı tutanaklar, sandık sonuç tutanakları, oy pusulalarının güvenliği üzerinde çalışmalar yürütülecek.

Seçim sonrasında yapılacak çalışmalar ise daha çok itiraz süreçleriyle ilgili olacak. Altılı masanın oluşturduğu komisyon, seçim sonrasında usule aykırılık, itiraz süreçleriyle ilgili aşamalar için planlama yapacak. Komisyon, ilerleyen süreçlerde şu ana kadar belirlediği ana ve ara başlıklar üzerinden çalışmalarını sürdürecek, maddeleri genişletecek.

Komisyonda seçim günü sandık güvenliğini sağlamak, veri akışını ortak bir havuz aracılığıyla takip edecek bir sistem kurmak da gündeme geldi. Altı siyasi parti, bu konuda şu ana kadar hazırladıkları çalışmalarla ilgili sunum yaptı.

Son toplantıda sözkonusu çalışmaların ortak bir program haline getirilmesi kararlaştırıldı. Buna göre altı siyasi partinin veri akışına erişebileceği bir mobil uygulama oluşturulması planlanıyor. Partilerin bilgi işlem sorumluları tarafından altyapısı hazırlanacak olan uygulamayla seçim gecesi sağlıklı veri akışının sağlanması öngörülüyor.

Önümüzdeki günlerde yapılacak toplantılarda konuyla ilgili çalışmalar genişletilecek. Siyasi parti temsilcilerine göre bu seçimde sandık güvenliği hususunda bir şüphe olmayacak.

Paylaşın

CHP, Kılıçdaroğlu’nun Adaylığı İçin Hangi Stratejileri İzliyor?

Güçlendirilmiş parlamenter sistem masasında yer alan CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, DEVA Partisi ve Demokrat Parti lideleri, Pazar günü Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun ev sahipliğinde dördüncü kez bir araya gelecek.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre, seçim güvenliği, geçiş sürecine ilişkin yasal ve anayasal değişiklikler ile geçiş sürecinin temel ilkeleri üzerine çalışan komisyonda yapılan çalışmaların yanı sıra, ittifak seçenekleri ve aday belirleme takvimine ilişkin de görüş alışverişinde bulunulması bekleniyor.

Masada, somut bir ittifak modeli veya aday isminin belirlenmesi beklenmiyor. Ancak, Muhalefet kulislerinde, Kurban Bayramı sonrasında açıklanması güçlü olasılık olarak seslendiriliyor.

6’lı masa toplantılarında ilk tur görüşmeler, Temmuz ayı başında, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun evsahipliğiyle tamamlanacak.

6’lı masanın en kritik konularının başında ise “cumhurbaşkanı adayının kim olacağı” geliyor. Halen Millet İttifakı içinde yer alan ve seçim işbirliği iradesini de bu yönde ortaya koyan CHP ve İYİ Parti kulisleri oldukça hareketli.

CHP, adaylık stratejisi çalışıyor

Kılıçdaroğlu’nun adaylığı konusunda kararlı görünen CHP yönetimi, stratejisini de “kazanacak aday” olması üzerine kuruyor ve bu konuda kamuoyu anketleri dahil yoğun bir çalışma yürütülüyor.

CHP yöneticileri, Kılıçdaroğlu’nun “ortak aday” olmasına neredeyse kesin gözüyle bakarken, İYİ Parti daha temkinli.

CHP’liler, kendileri dahil, masada yer alan siyasi partilerin “kaç genel müdürlük alacağı, kaç milletvekili çıkaracağının” tartışma konusu olmayacağını, bütün partilerin hedefinin sistemi değiştirmek olduğunu, bu hedef etrafında, birçok alanda sıkıntıların aşılacağı görüşünde.

‘Endişeli olanlar Aleviler ve CHP tabanı’

6’lı masa içinde yer alan siyasi partiler, Kılıçdaroğlu’nun “geçiş sürecini, tarafsız olarak yönetebilecek” olduğu konusunda hemfikir.

Ancak endişeler, CHP liderinin “seçilip seçilemeyeceği” ve özellikle muhafazakar seçmenin CHP’li bir adaya oy verip vermeyeceğinde odaklanıyor.

Kimi yorumcular, Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği nedeniyle, iktidar tarafından bu durumun aleyhine kullanacağını düşünüyor.

CHP yöneticilerin verdiği bilgiye göre, partiye gelen kamuoyu anketleri tersini söylüyor.

Bu anketlere göre, toplumun büyük kesimi, “kimlik” konusunda bir çekince görmüyor, ancak alevi kesimlerde ve CHP tabanında, “dezavantaj” olacağı endişesini taşıyanlar daha fazla.

CHP’li bir parti yöneticisi, endişenin Kılıçdaroğlu’nun kimliği nedeniyle seçilemeyeceğinden kaynaklandığına işaret ederek, “Aleviler, Kılıçdaroğlu’na oy verir mi, verir. CHP tabanı verir mi verir. Dolayısıyla, biz bunu, adaylığı aleyhine bir durum olarak görmüyoruz” görüşünü dile getiriyor.

İmamoğlu 1 puan önde

CHP, Kılıçdaroğlu’nun adaylığına olan ilgiyi, hem düzenli olarak kendi yaptırdığı hem de kendilerine gelen kamuoyu anketleri ile ölçmeye çalışıyor.

Kamuoyu anketlerinin büyük bölümünde, Erdoğan’ın seçilme şansı olmadığı savunulurken, farkın yüzde 9’lara kadar çıktığı iddia ediliyor.

Doğu ve Güneydoğu’da Kılıçdaroğlu’na desteğin yüksek olduğu belirtilirken, Türkiye genelinde, İmamoğlu’nun oy oranı, Kılıçdaroğlu’nun 1 puan üzerinde görünüyor.

Ancak, yapılan ölçümlerin İmamoğlu’nun, sonrasında yaptığı açıklamalarla tepkilere neden olan Karadeniz gezisi öncesine ait olduğuna da dikkat çekiliyor.

CHP kaynakları, “6’lı masa Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karar verdiğinde, İmamoğlu ve Mansur Yavaş da çıktı, ‘Genel Başkanımızı destekliyoruz, adayımızdır’ dedi. Bu oyları daha da artırır. O nedenle biz, Kılıçdaroğlu’nun aday gösterilmesi halinde seçileceğinden endişe duymuyoruz” yorumunu yapıyor.

‘Aday, bayram sonrası açıklanabilir’

Merak edilen bir başka konu ise adayın “ne zaman” açıklanacağı.

CHP’de bu konuda iki görüş öne çıkıyor.

Bazı parti yöneticileri, “adayın bir an önce açıklanarak, kafa karışıklığına son verilmemesi” gerektiğini savunurken, bir bölüm de adayın yıpratılmaması için “olabildiğince geç” açıklanması gerektiğini savunuyor.

Ancak bu konudaki karar vericinin “6’lı masa olacağına” sık sık vurgu yapılırken, CHP’de, “büyük ihtimalle Kurban Bayramı sonrasında netleşebileceği” görüşü seslendiriliyor.

Kılıçdaroğlu, parti rozetini çıkaracak mı?

Güçlendirilmiş parlamenter sistem önerisinde “tarafsız ve sembolik” bir cumhurbaşkanı tanımlanmasına karşın, sistem değişene kadar seçilen cumhurbaşkanının parti kimliğini bırakıp bırakmayacağı da tartışılıyor.

CHP kurmayları, Kılıçdaroğlu’nun “seçilir seçilmez parti rozetini bırakmaktan yana” olduğunu, ancak seçimden hemen sonra partinin kurultay sürecine girmesinin sıkıntı yaratabileceğine işaret ediyor.

Bazı parti yöneticileri de en azından daha rahat bir sürede kurultayın yapılabilmesi için 5-6 aylık bir süre boyunca genel başkan olarak da kalması gerektiğini savunuyor.

Ayrıca, geçiş sürecinin devamında, parlamenter sisteme geçilmesi halinde bir seçime gidileceğine dikkat çekilerek, “Diyelim ki, İmamoğlu da ‘genel başkan olmak istiyorum,’ dedi ve seçildi. O zaman o da seçimde başbakan adayı olarak yarışacak. Öbür yandan Akşener de ‘başbakan olmak istiyorum,’ diyor. Bütün bu süreçleri çok doğru koordine etmemiz gerekir ve bu da 6’lı masanın işi” deniliyor.

İYİ Parti: Adaylığı, 6’lı masanın ‘evet’ diyeceği şekilde olur; kazanır

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in hedefini “başbakanlık” olarak koyarak, cumhurbaşkanlığı adaylığından çekilmesi CHP’nin elini rahatlatmıştı.

Kılıçdaroğlu’nun “dürüst, tarafsız ve geçiş sürecini en iyi yönetecek” isim olduğu İYİ Parti’de genel kabul görüyor.

Ancak, “seçilebilirlik” koşulu, en önemli kriter olarak geçerliliğini sürdürüyor. İYİ Parti kurmayları, aday belirlenirken, sadece anketlere değil, süreci doğru yönetip yönetmeyeceği ve cumhurbaşkanlığını “en fazla farkla” kazanacak aday olmasının da kendileri için ölçü olacağını belirtiyor.

6’lı masada da değerlendirmenin böyle yapılacağı da İYİ Parti tarafında ifade edilen bir diğer konu.

Parti kulislerinde yaygın görüş, Akşener’in Kılıçdaroğlu ile karşılıklı güven ilişkisine karşın, aday belirlenirken, “reel politikaya” uygun davranacağı vurgulanıyor.

Bir parti yöneticisi, Akşener’in baştan beri ortak aday çıkarılmasından yana tavır aldığını anımsatarak, Kılıçdaroğlu’nun adaylığına hangi koşullarda destek verileceği ise şu sözlerle ifade ediyor:

“Kemal bey aday olacaksa, Akşener’in ve masanın ‘evet’ diyeceği şekilde olur. Yani görülür ki kazanacak. Diyelim ki gözükmüyor, o zaman kimse evet demez ve o zaman yeni formüller veya kim kazanacak görünüyorsa, o isim masaya gelir.”

Seçimin kiminle farklı kazanılacağı da İYİ Parti’nin cumhurbaşkanı adaylığı için önemli kriterlerin başında geliyor.

“Ucu ucuna”, yani yüzde 51’le kazanacak adayın seçim sonuçlarına ilişkin tartışmaları da beraberinde getireceğine işaret edilerek, “Adayın potansiyeline bakılır. Demiyoruz ki, yüzde 65 oy alacak olan bir isim aday olsun. Ama mesela yüzde 53’lük bir oy oranı ile seçilmek, ülkeyi rahatlatır, siyaseti dengeler. Adaylık rüzgarı, oy oranını daha yukarı taşıyabilir” görüşü dile getiriliyor.

Akşener nasıl başbakan olacak?

6’lı masada yer alan siyasi partilerin liderlerinin, seçimin kazanılması halinde geçiş süreci hükümetinde nasıl rol alacakları siyasi kulislerde en çok konuşulan konulardan.

Akşener’in hedefini “başbakanlık” olarak açıklaması nedeniyle, “başkanlık sistemi”nde bunun nasıl olacağına ilişkin formüller de tartışılıyor.

İYİ Parti’de bu konuda netleşen görüş, seçimin kazanılması halinde, “fiili parlamenter sistemin” uygulanması yönünde.

Bir parti yöneticisi, öngördükleri sistemi şöyle anlatıyor:

“Mevcut sistemde cumhurbaşkanının yetkilerini bir bölümünü cumhurbaşkanı yardımcısına devredebileceğini öngörüyor. Dolayısıyla seçilecek cumhurbaşkanı da bu şekilde yetkisini devredebilir.

“Zaten önceden yapılmış bir protokol çerçevesinde cumhurbaşkanının yetkileri tanımlanacak. Bu protokole göre anayasa değişiklikleri yapılacak. Tanımlandığı için, bakanlar kurulunun atanması ve yürütme göreviyle ilgili görevlerini, birinci partinin genel başkanına verebilir. Yani koalisyon benzeri bir görev paylaşımı olabilir.”

Paylaşın

Akşener’den Erdoğan’a: Yenilgiyi Şimdiden Sindirmeye Başlasan İyi Edersin

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, Abdulhamit Han tartışmalarına değinerek, “Tarih okuyarak öğrenilir. Sayın Erdoğan bu yüzden bir türlü tarihi öğrenemiyor, çünkü kendisi okumayı hiç sevmiyor. Biz, Abdulhamit Han ile değil, o günün şartlarındaki demokrasi rüzgarıyla öğreniyoruz. Biz tarihin her döneminde milletimizin istibdata koyduğu tavırla ilgileniyoruz. Tek adamlığa giden her yolu kesen milli irade ile ilgileniyoruz. Sayın Erdoğan, istibdat dönemi ile günümüz arasındaki benzerlikleri dile getirmemden rahatsız oldu. Abdulhamit Han’ı kendisine benzetmemi hakaret olarak algıladı.” dedi.

Haber Merkezi / Akşener, konuya ilişkin açıklamasını, “Sayın Erdoğan’ı uyarıyorum, bu saatten sonra milletim beni affetsin, ortağım beni kandırdı edebiyatını kimse yemez. Yenilgiyi şimdiden sindirmeye başlasan iyi edersin muhterem, sandıkta başına gelecek hazin sonu görmemize az kaldı. Sen kendini parçalasan da nutuklar atsan da bizler, bizden öncekiler gibi istibdata dur demeye devam edeceğiz, söz milletindir diyeceğiz. Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet diyeceğiz.” sözleriyle devam ettirdi.

Konuşmasında, iktidarın tarım politikalarına da değinen Akşener, “Berbat tarım politikaları sayesinde 2500-3000 liralık gübreyi 4500 liraya fırlattılar. Çiftçi için suyu, elektriği kullanamaz hale getirdiler. Ulusal Süt Konseyi’ni süt üreticilerinin başına bela ettiler. Biz İYİ Parti olarak; ürünün değerini, hak ettiği fiyatı bulmasını sağlayacağız. Destekleri dünya ortalamasına çekeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin göz göre göre ödemeler dengesi krizine doğru gittiğini söyleyen Akşener, “Öngörüsüz politikalar ile göz göre göre, ödemeler dengesi krizine doğru gidiyoruz. Enflasyon düşecek, cari açık düşecek’ deyip sözde yeni ekonomi modeline geçtiniz. Sonra ne oldu? Hem enflasyon, hem de cari açık rekor kırdı. Türk Lirası’nın, değerini ve itibarını, daha fazla kaybetmemesi için, aklı selim bir politika izlemek yerine Kur Korumalı Mevduat Sistemi’ni getirdiniz. Milletimizin rızkından alıp, kur korumalı mevduat sistemine harcadınız. Sonra ne oldu? Sadece Mart ve Nisan’da, Hazine’nin cebinden, 16.3 milyar lira çıktı.” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Akşener’in konuşmasından satırbaşları şöyle:

“Sayın Erdoğan ve arkadaşlarını Abdülhamid Han üzerinden bir yaygara tufanı almış gidiyor. Hakaretlerin, öfke nöbetlerinin, nefret şovlarının biri bin para. Oysa dillere destan şanlı tarihimize sahip çıkmanın da, tarihimizden ilham alarak yol yürümenin de tarihe atıf yaparak siyaset dersi vermenin de yolu ilk önce tarihi öğrenmekten geçer. Yalan, yanlış danışman notlarından öğrenilmez. Dizi sahnelerinden, çizgi romanlardan hiç öğrenilmez.

Tarih, okuyarak araştırarak öğrenilir. İşte bu yüzden sayın Erdoğan tarihi bir türlü öğrenemiyor çünkü kendisi okumayı hiç sevmiyor. Eline tutuşturulan notlardan ötesini görmüyor. Unuttuğu bir şey var biz tarihe onun gibi kişiler üzerinden bakmıyoruz. Biz tarihe onun gibi kavgalar üzerinden de bakmıyoruz. Biz tarihe değerler, sistemler ve sonuçlar üzerinden bakıyoruz. Çünkü biz Abdülhamid Han ile değil o günün şartlarındaki demokrasi rüzgarıyla ilgileniyoruz. Tarihin her döneminde milletimizin istibdada karşı koyduğu tavırla ilgileniyoruz.

Tekleşmeye, tek adamlığa giden her yolu azimle keşmiş olan milli irade ile ilgileniyoruz. Sayın Erdoğan nedense istibdat dönemiyle günümüz arasındaki benzerlikleri dile getirmemden çok rahatsız oldu. Abdülhamid Han’ı kendisine benzetmemi bir hakaret olarak algıladı. Yani sayın Erdoğan’ı Abdülhamid’e benzetmek rahmetliye hakaretmiş.

Sayın Erdoğan için rehber kabul ettiği, rol model aldığı ama nasıl vefat ettiğini bile bilmediği Abdülhamid Han’ı kendisine benzetmek büyük bir hakaretmiş. Yani biz aslında istibdada karşı koyan o ruhtan bahsederken değil sayın Erdoğan’a benzetirken Abdülhamid Han’a hakaret etmişiz. En azından kendisinin farkında bu da bir şeydir.

İstibdat bir olgudur bu inkar edilemez. Bu tarihsel bir hakikattir ancak görüyoruz ki Sayın Erdoğan için istibdadın kendisi değil istibdada kimin maruz kaldığı ve istidadı kimin uyguladığı daha önemli. Kabile zihniyeti işte böyledir. Kendi uyguladığı istibdadı umursamaz ama kendi maruz kaldığı zaman avaz avaz bağırır. İstibdat göreceli değildir, ya vardır ya da yoktur, ya karşısındadır ya yanındasındır.

“Yenilgiyi şimdiden sindirmeye başlasan iyi edersin”

Kaybedeceğini anlayan Sayın Erdoğan’ın, çaresiz çırpınışlarını eğlenerek izliyoruz. Tazmanya canavarı edasıyla attığı hamasi tiratlarını gülerek dinliyoruz. Çünkü biz biliyoruz ki; çok az kaldı. Haddi kim bilecekmiş, hududu kim görecekmiş, milletimizin tokadını kim yiyecekmiş, hep birlikte şahit olacağız. Sayın Erdoğan’ı şimdiden uyarıyorum. Bu saatten sonra, ‘milletim beni affetsinler’ tutmaz. ‘Ortağım beni kandırdı’ edebiyatını da kimse yemez. Benden söylemesi. Yenilgiyi şimdiden sindirmeye başlasan iyi edersin. Çünkü sandıkta başına gelecek hazin sonu görmemize inan ki, çok az kaldı.

İsveç ve Finlandiya NATO üyeliğine başvurdular. Bu talebin kabul görmesi için mevcut üyelerin oy birliğine yani Türkiye’nin de onayına ihtiyaçları var. Yalnız burada unutmamız gereken bir şey var. Ülkemizin şimdiye kadar Batılı ülkelere gösterdiği iyi niyet defalarca suistimal edildi. Mesela Yunanistan’ın NATO üyeliği için verdiğimiz onay Ege Adaları’nın silahlandırılmasıyla sonuçlandı. Bugün Türkiye’den İsveç ve Finlandiya’nın üyeliği için iyi niyet bekleyenlerin ilk önce kendi niyetlerini sorgulamak gerekiyor. İYİ Parti olarak bu kararın milli menfaatlerimiz göz edilerek verilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Bana AK Parti iktidarının en büyük başarısızlıklarını sorsanız hiç kuşkusuz ilk üçe mutlaka tarımı da koyarım. Tarım bir milli güvenlik sorunudur diyoruz ama bu arkadaşlar bizi ısrarla duymamaya devam ediyor.

“Göz göre göre ödemeler dengesi krizine doğru gidiyoruz”

Geçen hafta yabancı bir haber ajansında bir bankanın İngiltere Merkez Bankası’nda tuttuğu altınları değerinin altında sattığına dair bir haber çıktı. Biz elinde kalan son kıymetli varlıkları da adeta müflis bir tüccar gibi satıp bozduran bu kurumun Türkiye Merkez Bankası olduğuna inanmak istemiyoruz. Tek bir kişinin keyfine mahkum edilen bu sistemin maalesef artık bir alışkanlık haline getirdiği akıl ve bilim dışı kararlarla, gelip dayanacağı yer tam olarak burası. Sayın Erdoğan, ışıltılı bakanın, emir eri Merkez Bankası başkanın ve bol maaşlı danışmanların korkularından sana anlatamıyorlar ama senin bu öngörüsüz politikaların ile göz göre göre ödemeler dengesi krizine doğru gidiyoruz.

Milletimizin rızkından alıp kur korumalı mevduat sistemine harcadınız sonra ne oldu. Sadece mart ve nisanda hazinenin cebinden 16.3 milyar lira çıktı. Baktılar kur korumalı mevduat sistemi de çare değil, dolar aldı başını gidiyor, hem Merkez Bankası’na hem de kamu bankalarına döviz sattırdılar. Ne oldu? Rezervler eridi. 15 Temmuz’un finansörü olmakla suçladığınız, katil olmakla suçladığınız ülkelerin ayağına gittiniz.

Bak ‘Bay Kriz’ senin berbat politikaların yüzünden ülkemiz risk primi sarmalına girdi, rezervler eridikçe ülkenin risk primi artıyor. Sayın Erdoğan seni buradan bir kez daha uyarıyorum. Bu işin sonunda ya müflis bir tüccar gibi bu ülkenin bütün varlıklarını yok pahasına satmak var, ya da 70 sente muhtaç olacağımız bir ödemeler dengesi krizi var. Bu gittiğin yol, yol değil, bir an önce aklını başına al. Bir an önce bu yanlıştan dön, bir an önce bu ucube politikalardan vazgeç bu iş bilmezlik böyle beceriksizlik olmaz. Böyle devlet yönetilmez, ayıptır, günahtır bu millete.”

Paylaşın

Meral Akşener: Bu Ülkenin Hak Edilmiş Başbakanı Olacağım

Partisinin ‘100 Bininci Üye Katılım Programı’nda konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, “Bu aziz milletin helal oylarıyla inşallah birinci parti çıkacağız. Ben de o iktidarın hak edilmiş, pazarlık yok, hak edilmiş birinci çıkmış partisinin elbette hak edilmiş başbakanı olacağım inşallah” dedi.

Haber Merkezi / Akşener, açıklamasının devamında, “Kurulduğumuz günden beri tuzak üzerine tuzak, iftira üzerine iftira, engel üstüne engel, çengel üstüne çengelle karşılaştık. Vız geldi, tırıs gitti. Dolayısıyla bundan sonra daha da çoğalacak… Bundan sonraki engeller, çengeller, tuzaklar, onlar, bunlar hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Şimdi sizden bir şey istiyorum. Bir, her şehirde 1. parti çıkacağız. İki, seçime hazır olacağız. Üç, seçmenin oyunu namusumuz bileceğiz” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Lideri Akşener, “Şu an gözlerinizi kapatın, bu ülkede bu iyi ve cesur insanların iradesi, kararı olmayıp İYİ Parti kurulmamış olsaydı bugün ülkemizde ne konuşuluyor olacaktı? Bugün Türkiye’de bir umut varsa, 13. Cumhurbaşkanı’nın Millet İttifakı’nın adayı olacağına benim gibi herkes inanıyorsa, bu partili cumhurbaşkanlığı sisteminin Türkiye’yi uçurumun eşiğine getirmiş bu sistemin bir seçimde gideceğine inanıyorsa, bu umudu sağlayan sizlersiniz” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin İstanbul’daki üye sayısının 100 bine ulaşmasından dolayı Yenikapı’da düzenlenen ‘Omuz Omuza 100.000 Üye’ programına katıldı. Akşener’in konuşmasından satırbaşları şöyle:

“‘Ben yurtdışında yaşamak istiyorum. Korkuyorum. Bu ülkede sokakta yürümekten korkuyorum’ diyen genç kızlarımızın, yüreği titreyen o çocuklarımızın, ‘Ben ülkemde kalacağım, ülkemi seviyorum. Ülkemde umudum var, hayallerim var’ demelerini Allah bize sağlamayı nasip etsin.

25 Ekim 2017’de olamaz denileni yapmış, yapılamaz denileni başarmış, iyi ve cesur insanlar. Bir karar verdik ve İstanbul teşkilatımız bir hedef koydu. ‘İstanbul’da 100 bin üyemiz olacak’ dedi. Önce güldüler. Allah’ımıza şükür 100 bin üyeyi geçtik. İstanbul’da yazılı, çizili, nüfusa kayıtlı 100 bin kişilik bir aileyiz.

Bugün burada 32 bin sandık görevlimizin temsilcileri var. Bugün burada mahalle başkanlarımız var. Bugün burada 100 bin üyeyi kapı kapı dolaşıp, İYİ Parti’ye kazandıran teşkilat mensuplarımız var. Allah onlardan razı olsun.

20 Ocak 2020’de arkadaşlarımla birlikte bir karar verdik. İl il, ilçe ilçe, esnaf esnaf bu ülkeyi gezme kararı verdik. Çünkü bir kayıkçı kavgası ile meşgul Türk siyaseti ‘sen bunu dedin, sen şunu dedin’ ama gerçek dertlerin konuşulmadığı, insanların birbirlerini itekleyerek mutlu olduğu ama gerçeğe dair, derde dair, probleme dair hiçbir kelamın edilmediği; dert bilinmediği için de çözümün üretilmediği bir Türkiye’yi değiştireceğiz dedik.

Bugün geldiğimiz noktada 2 buçuk yıl gezdik, dolaştık. Milletimizle el ele verdik. O esnaf dükkanlarında bu ülkenin acı hikayelerini; bu milletin mensubu olmaktan bu memlekette yaşamaktan bize mutluluk veren iyi hikayelerini de dinledik.

Esnafımızın, çiftçimizin, besicilerimizin, atanamayan öğretmenin, EYT’linin, gece tencere kaynatamayacak durumda olan annenin, 92 puanla atanamamış 58 puanla yanındaki arkadaşının atandığını görmüş ve evden dışarıya çıkmak istemeyen 24 yaşındaki gençlerin annelerinin babalarının acılarını şahit olduk. Onlarla ilgili çözümler ürettik, kamuoyunun bilgisine sunduk.

Ve ne kadar kaçmak isteseler de, bugün Türkiye’de somut problemler konuşulabiliyorsa, bugün dertler konuşuluyorsa, bu dertler üzerinden rekabet anlayışı küçük küçük ortaya çıkmışsa, bunun sebebi sizsiniz. Hep beraber yaptığımız yoğun çalışmadır.

Benim ter içindeki fotoğrafımı gösterdiniz. O fotoğraf Ordu’da çekildi. Aynı ter Müsavat Dervişoğlu’nun gömleğinde de vardı. Ona benzer fotoğraflar pek çok yerde çekildi. Ona benzer fotoğrafların benimle beraber çalışan arkadaşlarımızın gömleklerinde de aynı alın terinin var olduğunu bildiğimiz için bugün buradayız.

Allah gayret edenleri, nefsini ezenleri, kul hakkına dikkat edenleri mükafatlandırır. Ama kul hakkına el uzatanları, aç uyuyanlara, ‘Ben açım’ diyenlere hakaret edenleri, ‘Tarlama tohum atamadım’ diyenleri teröristlikle suçlayanları ve saraylardan burnunu uzatmayıp, Türkiye’nin her bir yerini saraydaki şatafatla yaşıyor zannedenleri de önce bu millet helal oylarıyla sandıkta attaya gönderir; elbet Cenabı Hak da bugün olmasa da mahşerde bu kul hakkının hesabını sorar.

Böyle bir Türkiye’den, bugün umut eden, bu ucube sistemi değiştireceğine inanan bir Türkiye’ye; umut içinde ‘Biz bu işi başarırız’ diyen bir Türkiye’ye gelinmişse altını çize çize tekrarlıyorum; bunun sebebi sizsiniz, biziz.

İstanbul’da 100 bin kişilik bir aileyiz. Bu 100 bin kişinin oluşmasıyla ilgili emek sahipleri burada. Türkiye’yi gezdiğimiz dönemde ve hala olduğu gibi; bir de Anlat İstanbul projesi ile her hafta sonu, Türkiye’nin her yerinden seçilmiş milletvekillerimiz, bütün partililerimiz, GİK üyelerimiz, genel başkan yardımcılarımız, kurucularımızın da gelip mahalle mahalle, sokak sokak, ev ev apartman zili çalmak kaydıyla yaptıkları çalışmanın neticesinde de; iddia ediyorum İstanbul’da birinci parti olacağız.

“Türkiye’de de birinci parti, İstanbul’da da birinci parti olacağız biz”

Ben sizi tanıyorum, ben bizi tanıyorum. 2019 Haziran ayında Antalya’da; ‘Parlamenter sisteme geçeceğiz inşallah’ dedik. Onu dediğimiz zaman ben söyledim, beraberce kararlaştırdık. O zaman hatırlayın anket şirketleri parlamenter sistem adına soru sormuyorlardı.

Yani bu ucube sistemin ilelebet devam edeceğine yönelik bir kanaat oluşmuştu. Bunu özel olarak anlatıyorum. Çok güçlüsünüz, çok güçlüyüz. Bu gücün farkında olmak gerekiyor. Bunu anladığımız zaman Türkiye’de de birinci parti, İstanbul’da da birinci parti olacağız biz.

Bir vaka analizi olarak hatırlatıyorum. İlk defa söyledim. Sonra tekrar tekrar etmeye başladınız. Arkadaşlarıma ‘Biz bunu bir çalışalım’ dedim. Aradan 4 ay geçti, anket şirketleri ‘Parlamenter sisteme dönülsün mü?’, ‘Bu ucube sistemde kalınsın mı?’ diye soru sormaya başladılar.

Bunu duyuran, bu tartıştıran biziz, sadece İYİ Parti. Sonra bu anket şirketlerinin sorularında ‘İyileştirilmiş-Güçlendirilmiş’ adını verdiğimiz bu sistem öne çıkmaya başladı. Muhalefette yer alan siyasi partiler, parlamenter sisteme dair çalışmalar yapmaya başladı. Bu arada Millet İttifakı genişledi ve 6’lı masa ortaya çıktı.

6’lı masada bir araya gelindi, bütün siyasi partilerin yaptığı çalışmalar birleştirildi ve 6’lı masada genel başkanların, genel başkan yardımcılarının oluşturduğu o metin bizim partimizde GİK’ten geçti, milletvekillerinden geçti, il başkanlarından geçti. Hepimiz en ufak teferruatı ile tartıştık, onayladık.

Sonuç olarak o tek metin, partimizin de kararı olarak, o 6’lı masanın sonucu olarak, 28 Şubat günü kamuoyu ile paylaşıldı. Yıl 2019, Antalya, Haziran ayı; yıl 2022, 28 Şubat. 3 yılın sonunda muhalefette bulunan 6 siyasi partinin onayıyla, fikirlerinin birleşmesiyle, güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş imza altına alınmışsa, bunun anlamı şudur: Siz isterseniz, siz inanırsanız; İstanbul’da birinci parti olmak, Türkiye’de birinci parti olmak hepimiz için çocuk oyuncağıdır.

Unutulmuş bir kavramı hatırlatıp, vatandaşımızı, milletimizi ikna edip ve onun üzerinde ortaklaştık. Bunun ne olduğunu idrak ettiğimiz gün, gerçekten inanarak söylüyorum; bu ülkeyi yönetme ehliyeti bizde var. Bu ülkeyi yönetme hakkını, bu ülkeyi yönetme yetkisini bu aziz millet bize verecektir.

Çalışmak zorundayız. İster 1 yıl sonra ister daha önce yapılacak bir seçime kadar, çalışmak, çalışmak, çalışmak zorundayız. Bu ucube sistemden, bu istibdat sisteminden ülkemizi kurtarmak istiyorsak çalışmak, çalışmak, çalışmak zorundayız. Yorulmamak durumundayız. Yılmamak, yıkılmamak mecburiyetindeyiz. Eğer ‘Bu ucube sistemi de alıp gidecekler’ diyorsak -ki diyoruz, bu irade bizde var. Sandıkta geldiler, sandıkta gidecekler.

1 yılın sonunda bu çalışmamızın neticesinde, bu ülkenin, bu aziz milletin helal oyları ile inşallah birinci parti çıkacağız. Ben de o iktidarın hak edilmiş birinci çıkmış partisinin hak edilmiş başbakanı olacağım inşallah.

Kurulduğumuz günden beri tuzak üzerine tuzak, iftira üzerine iftira, engel üstüne engel, çengel üstüne çengelle karşılaştık. Vız geldi, tırıs gitti. Dolayısıyla bundan sonra daha da çoğalacak… Bundan sonraki engeller, çengeller, tuzaklar, onlar, bunlar hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur.

“İktidar mızıkçılık yapmak için her şeyi yapıyor”

Şimdi sizden bir şey istiyorum. Bir, her şehirde 1. parti çıkacağız. İki, seçime hazır olacağız. Üç, seçmenin oyunu namusumuz bileceğiz. Sizden bir şey istiyorum. Bir, birinci parti çıkacağız her şehirde ve Türkiye genelinde birinci parti; iki, seçime hazır ve nazır olacağız; üç, seçmenin oyunu namusumuz bileceğiz, namusumuz.

O sandığa atılan oya halel getirtmeyeceğiz. İktidar mızıkçılık yapmak için her şeyi yapıyor. Seçim yapılacak efendiler.

Milli iradeye el uzatanın başına neler geldiğini daha yakın zamanda, İstanbul’da ikinci seçimde İstanbullu belediye seçimlerinde gösterdi. Biz haktan yana hakikatten yana, cesur olarak milletimizin kullandığı oyları namusumuz bilerek, namusumuza emanet olarak kabul edip, sandık başında da seçim süresi içerisinde sandıktaki oylar açılıp ıslak imzalı tutanaklar alınıncaya kadar orada beklemek suretiyle üzerimize düşeni yerine getireceğimize buradan sizin adınıza, hepimiz adına söz veriyorum aziz milletimize.

Şimdi onlar düşünsün. Biz kararlıyız, şimdi onlar düşünsün. Kavga çıkarmak isteyecekler, uymayacaksınız. Kutuplaşma çıkarmak isteyecekler, uymayacaksınız. Biz hedefe ayarlı bir ok gibi o hedefe seçim gününe ve İYİ Partiyi birinci parti etmeye odaklı olacağız.

Yeni üyelerimize sesleniyorum: İYİ parti ailesinin mensuplarısınız. Rozetlerinizi ister yakanızda, ister cebinizde, ister çantanızda taşıyınız. Ama o rozetler sizin kimliğinizdir. Bu partinin mensubu olarak, bulunduğunuz her yerde partimizin politikalarını, iddialarını anlatacaksınız. Partimizi savunacaksınız, iftiraların karşısında iftiraların işlemesine müsaade etmeyeceksiniz.”

Paylaşın

Akşener: Bu Ucube Sitemin Değişmesi Gerekiyor

İYİ Parti Lideri Akşener, katıldığı bir televizyon programında, “Hala başbakanlığa mı talipsiniz?” sorusuna, “Evet. Cumhurbaşkanlığı niyetim yok. Biz 6’lı masada cumhurbaşkanlığına dair bir şey konuşmadık. Partilerimizde de bunu konuşmama kararı aldık. O masada bir tek ben Eylül ayında yine sizin programınızda dedim ki “Cumhurbaşkanı adayı olmayacağım”. Bunun gerekçesi şu. Cumhurbaşkanı adayı üzerinden o kadar çok konuşuluyor ki… Bu ucube sistem unutuluyor. Bu ucube sistemin değişmesi gerekiyor.” dedi.

Akşener, soruya ilişkin açıklamasının devamında, “Bunu da ancak kendiyle ilgili bir talebi olmayan bir kişi yapabilir birincisi bu. İkincisi de 24 Haziran’da 3 partinin adayı oldu. Orada ikinci tura kalma önceliğimiz olduğu için bir heyecanımız oldu. Birbirimizi incitmedik ama bir heyecanımız oldu ve bu da seçmene yansıdı. Tek adayla gidilmesi hakkımın olduğunu düşünüyorum. O masadan bir aday çıkmalı. Ama o masada bir isim konuşulmadı. Öncelikle parlamenter sistem üzerinde uzlaştık. Bu sistemin nasıl uygulanacağı konuşuldu.” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Halk TV’de katıldığı canlı yayında Suat Toktaş’ın sorularını yanıtladı.

“Seçim güvenliği” ile ilgili tartışmalara değinen Akşener, iktidarı kastederek, “Yapmak isteseler de bu milletin iradesi buna izin vermez. Nitekim İstanbul seçimlerinde bunu denediler ama Osmanlı tokadını yediler hem de iki kere. Oyun bozanlık etmek isteyecekler, gitmemek için ellerindeki bütün devlet imkanını kullanacaklar, seçimi kazanmaya yönelik her türlü oyunbozanlığı abidik gubudik her türlü işleri yapmaya kalkışabilirler iktidardan gitmemek üzere” dedi.

“Bu ucube sitemin değişmesi gerekiyor”

“Hala başbakanlığa mı talipsiniz?” sorusuna ise Akşener şu yanıtı verdi:

Evet. Cumhurbaşkanlığı niyetim yok. Biz 6’lı masada cumhurbaşkanlığına dair bir şey konuşmadık. Partilerimizde de bunu konuşmama kararı aldık. O masada bir tek ben Eylül ayında yine sizin programınızda dedim ki “Cumhurbaşkanı adayı olmayacağım”. Bunun gerekçesi şu. Cumhurbaşkanı adayı üzerinden o kadar çok konuşuluyor ki… Bu ucube sistem unutuluyor. Bu ucube sistemin değişmesi gerekiyor. Bunu da ancak kendiyle ilgili bir talebi olmayan bir kişi yapabilir birincisi bu. İkincisi de 24 Haziran’da 3 partinin adayı oldu. Orada ikinci tura kalma önceliğimiz olduğu için bir heyecanımız oldu. Birbirimizi incitmedik ama bir heyecanımız oldu ve bu da seçmene yansıdı. Tek adayla gidilmesi hakkımın olduğunu düşünüyorum. O masadan bir aday çıkmalı. Ama o masada bir isim konuşulmadı. Öncelikle parlamenter sistem üzerinde uzlaştık. Bu sistemin nasıl uygulanacağı konuşuldu.

“Sivillere eğitim veriyorlardı”

“Sayın Kılıçdaroğlu seçim güvenliği endişe ile SADAT’a gitti sizin öyle bir endişeniz var mı?” sorusuna Akşener, “Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ana muhalefet partisinin Genel Başkanı tabi kendisi bir takım bilgilere ulaşıyordur. Bu bilgilerin ne olduğunu kendisi ile konuşmadık. Fakat Sayın Kılıçdaroğlu’nun bu söylemi başta sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere herkes tarafından ciddiye alınmalıdır” dedi.

Akşener, SADAT’ın eğitim kamplarının fotoğraflarının 2018’de kendisine geldiğini vurgulayarak şunları söyledi:

Ben bunu Saygı Öztürk üzerinden paylaştım. Savcı bu konu ile ilgili soruşturma açtı. Bunu biz kazandık. Savcılık bunlar hakkında SADAT’a soruşturma açtı. beni davet etti. Uzun uzun konuştuk. Ben o fotoğrafları gördüm ama almadım. Ama bu fotoğrafların gerçek olduğuna inandım, ifşa ettim.

Fotoğrafları sahibine bıraktım. SADAT, uzun bir süre kamuoyu gündeminden düştü. 2018 seçiminde SADAT iddiasıyla karşılaşmadık. Kemal Bey’in elindeki belge ne, bilmiyorum. Onun ününe gelen belge, çok önemli olmalı. Bu şirket, hangi işle uğraşıyor, kimse bilmiyor. Devletin güvenlik toplantılarından aldığı bilgileri paraya çevirip, çevirmediğini bilmiyoruz. Kılıçdaroğlu’nun söylediği dikkate alınmalı. Gördüğüm fotoğraflarda, erkeklere eğitim yaptırılıyordu. Benim gördüklerim muhtemelen sivillerdi. Saç baş dağınık. Bu kadar söyleyeyim. Epeyce bir fotoğraf gördü.

“İstanbul Havalimanı’nın adını, Gazi Mustafa Kemal Atatürk Havalimanı yapacağız”

Ataürk Havalimanı’na millet bahçesi yapılaması ile ilgili de yorumlarda bulunan Akşener, “Havalimanı tarifinden çıkarılmak üzere bir millet bahçesi konuluyor. AVM ve ranta açılıyor yani. Uyarıyorum. İYİ parti iktidarında buranın kırılmasında imza atan, buranın kırılması için görev alan, talimatı veren her kim varsa hesap sorulacak. 1 yıllık süreç içerisinde böyle hızlı bir iş yapılmaya karışılıyor, buraya dokunulmaması gerekiyor. İstanbul Havalimanı’nın adını, Gazi Mustafa Kemal Atatürk Havalimanı yapacağız” dedi.

Paylaşın

Altılı Masada Adaylığı İçin Tereddüt Mü Var? Kılıçdaroğlu’ndan Yanıt

Muhalefetin cumhurbaşkanı adayının kim olacağına dair tartışmaları yorumlayan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, altılı masada bu konu üzerinde hiç konuşmadıklarını söyledi. Kılıçdaroğlu, “Biz cumhurbaşkanı adayının niteliklerini belirleyen bir paragraf yazalım diye konuştuk ve bunu yazıp ilan ettik” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, gündemde yer olan konulara ilişkin olarak Cumhuriyet gazetesi yazarı Orhan Bursalı’nın sorularını yanıtladı .

Ana muhalefet partisi lideri, “Altılı masada sizin adaylığınız konusunda bir şüphe mi var?” şeklindeki soru üzerine bu konuyu aralarında hiç konuşmadıklarını söyledi. Ardından şunları kaydetti:

“Sadece şu görüşüldü: Cumhurbaşkanlığı ile ilgili gazetecilerden çok soru geliyor, o zaman biz cumhurbaşkanı adayının niteliklerini belirleyen bir paragraf yazalım diye konuştuk ve bunu yazıp ilan ettik.

Cumhurbaşkanlığı adaylığının çok fazla gündeme getirilmesi, aslında ekonomide yaşanan bunalımı toplumun gözünden kaçırma amacı taşıyor. Çünkü bu kadar ciddi konu varken, kim cumhurbaşkanı adayı olacak tartışmasını sürekli yaparsanız ve neden Cumhur İttifakı kendi adayını açıklamıyor diye sormazsanız, doğru olmaz. Erdoğan ne zaman açıklarsa ve seçim kararını ne zaman alırsa biz de o zaman adayı açıklarız.

Ülkenin içinde bulunduğu feci tablo fazla tartışılsın istenmiyor. Bu nedenle adaylık tartıştırılıyor. Ayrıca konuyu, cumhurbaşkanı adayı kim olacak noktasına indirmeyi de doğru bulmuyorum, sorun o değil ki, tek adam rejiminin gitmesi temel sorun.”

Bursalı’nın yönelttiği diğer sorular ve Kılıçdaroğlu’nun bunlara verdiği yanıtlar şöyle:

Cumhurbaşkanı henüz adaylığını açıklamadı.. Altılı Masa bileşenleri de ortak adaylarını açıklamakta acele etmiyor.. Erdoğan’ın adaylığına kesin gözüyle bakılıyor, acaba Altılı Masa, kendi adayını ilan etmeyi Erdoğan’ın adaylığını açıklamasına mı endeksledi?

Hayır, Altılı Masa’da öyle bir durum yok. Şu anda seçim sathı mailine girilmiş ve seçim kararı alınmış, açıklanmış değildir. Hükümetin seçimi ilan etmesi lazım. Dolayısıyla ortak adayı şimdiden açıklamanın da anlamı yok.

Seçim zamanı yasayla belirlenmiş zaten, ayrıca hükümetin seçimler şu zaman yapılacak diye bir karar alması gerekiyor mu? 

Bunun resmen kamuoyuna deklare edilmesi gerekir. Biz de Millet İttifakı olarak oturup konuşur ve ortak adayı açıklarız.

Altılı Masa’da yeni bir durum ortaya çıktı.. Milletvekili seçimi konusunda CHP ve İYİ Parti dışında ayrı bir ittifak tartışılıyor, DEVA ve Gelecek Partisi seçimlere kendi amblemleriyle girecek. Bir üçüncü ittifakın yüzde 7 barajını aşması durumunda muhalefet Meclis’te daha güçlü olur mu?

Millet İttifakı’nda partiler şimdi şunu araştırıyor: Hangi parti hangi ilde hangi ittifaklarla seçimlere girerse daha fazla milletvekili şansı elde edilir? Bunun çalışmasını yapıyor partiler; biz de yapıyoruz. Sağlıklı bir sonuç elde etmek için, illerde her birimizin bağımsız olarak yapacağı anketlerin sonucundan yola çıkacağız. Henüz bunlar yapılmadı. Olası ittifakların hangi partilere ne kadar milletvekili kazandıracağı hesaplarının kesinleşmesi lazım. Sonra bu veriler masaya gelecek, oturup konuşacak ve kararlar alacağız.

YSK, damgalı olmayan pusulaları geçerli saymak gibi kararlar almıştı. Bu kez de sonuçları etkileyecek beklenmedik kararlar alır mı?

Dilerim olmaz.. YSK hangi kararları alırsa alsın, sonuçta biz sandık tutanaklarıyla milletin önüne çıkacağız; hangi sandıktan hangi parti kaç oy aldı, hepsini biliyor olacağız, İktidar parti temsilcisinin de imzası olacak tutanakta biz bunları toplayacak ve kamuoyuna açıklayacağız. Seçimi almak için her yola başvurabilirler ama biz kararlılığımızı göstereceğiz..

Nelere başvurabilirler?

Sandık açılırken acaba Millet İttifakı temsilcilerini bir yere gönderebilir miyiz arayışı içine girebilirler, oy toplamlarını değiştirmeye, bizim oyları başka partilere yazmaya kalkışabilirler. Bütün olasılıklara göre sandık temsilcilerimizi eğiteceğiz.

Seçimleri kazandığınızı varsayalım, daha şimdiden devleti kimlerle nasıl yöneteceğinize ve gerekli atamaları yapmaya yönelik bir çalışmanız var mı?

Bu çalışma elbette yapılacak, işi uzmanına liyakat sahibine vermek için altı lider zaten bu konuda açıklama yaptı.

Devlet içinde iktidarın kızağa çektiği bürokratlar var, onlarla mı çalışacaksınız? Aralarında FETÖ’cüler de olabilir.

İçeridekiler de dışarıda olanlar da var. 27.5 yılını bürokraside geçiren kişi olarak söyleyeyim, görevini yasalara uygun yapanlarla sorunumuz yok, siyasi görüşüne bakmayız; tabii FETÖ ve başka bir terör örgütü mensubu haricinde. Bu konuyu Altılı Masa’da konuştuk, siyasi ahlak yasası çıkaracağız, parlamentoyu kirlilikten arındıracağız.

Paylaşın

Akşener’den Erdoğan’a: Hodri Meydan Elinden Geleni Arkana Koyma

Partisinin Meclis’teki grup konuşmasında Erdoğan’a sert sözlerle yüklenen İYİ Parti Akşener, “Senin elinde besleme medyan, trollerin, yandaşların olabilir varsın olsun bizim arkamızda bu büyük milletin hayır duası var. Hodri meydan. Elinden geleni arkana koyma” dedi.

Haber Merkezi / Akşener, konuşmasının devamında, “Zalimin zulmü varsa Türk gencinin arkasında İYİ Parti var. İlk seçimde çekip gidecek bu yoz iktidarın arkasında bu büyük millet hak ettiği huzuru ve refahı ivedilikle bulacak. Birlikte çalışacak, birlikte üreteceğiz. Bu enkazı hep birlikte kaldıracağız” ifadelerini kullandı.

19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla grup toplantısında gençleri ağırlayan Akşener, 1919 çağrısı yaparak, “Kayıtsız ve şartsız bağımsızlık ülküsü için yakılan kutlu ateşimizi harlamaya and içer misiniz? Sizi susturmak isteyenlere cumhuriyetin bekçisi olduğunuza and içer misiniz? Yapamazsın, başaramazsın diyenlere inat korkusuzca dimdik durmaya, aklın bilimin ışığında başarmaya, Türk milletini muasır medeniyetler seviyesine çıkarmaya and içer misiniz? Atamızın mirasına sahip çıkmaya and içer misiniz?” dedi.

Atatürk Havalimanı’nda pistlerin kırılmaya başlanmasına tepki gösteren Akşener, “Atatürk’ün Türkiye için ortaya koyduğu büyük vizyonu hayata geçirmek için durmadan çalışmaya devam edeceğiz” dedi. İktidarı da eleştiren İYİ Parti lideri, “Bay Kriz ve arkadaşlarının tutunacakları tek bir dalları kaldı” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Meclis’te partisinin grup toplantısında konuşuyor. Konuşmasına 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik Bayramı’nı kutlayarak başlayan Akşener şunları söyledi:

“Bizler; bırakın anmayı, Atatürk’ün isminden bile rahatsız olanlara inat, O’nu anmaya devam edeceğiz. Bizler; Cumhuriyet Bayramı haftasında, terörist rahatsız olmasın diye, Atatürk resmini ve Türk bayrağını kaldırtanlara inat; O’nun mirasını yaşatmaya devam edeceğiz. Bizler; 19 Mayıs haftasında, Atatürk Havalimanı’na, dozerleri sürenlere inat; O’nun, Türkiye için ortaya koyduğu, o büyük vizyonu, hayata geçirmek için, durmadan çalışmaya devam edeceğiz. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’mız kutlu olsun.

“Milletinden kopmuş bir iktidarla karşı karşıyayız”

Uzun zamandır ülkemiz üzerinde ağır ve kasvetli bir bulut geziyor. Ekonomiden eğitime her alanda sayısız dertle boğuşuyoruz. İktidarın kendi beceriksizliğini gizlemek için kutuplaştırmaya, baskıya dayalı bir siyasi iklimle mücadele ediyoruz. ‘Yiyecek ekmeğim yok diyeni nankör, ‘Tarlamı ekemiyorum’ diyeni terörist, ‘Geçinemiyorum’ diyeni şükürsüz ilan edildiği yaftacı anlayışla karşı karşıya kalıyoruz. Memleketin çilesi bitmesin diye milletinden kopmuş bir iktidarla karşı karşıyayız.

Sayın Erdoğan, bu çocuklar sadece hakettiklerini istiyorlar, gösterdikleri çabanın karşılığını istiyorlar, bu çocuklar razı olmayı, ikna olmayı değil sadece mutlu olmak istiyorlar. Yokluğa muhtaç olmayı değil, çalışmayı üretmeyi istiyorlar. Her sesini çıkardıklarında kafasına vurulmayı değil, dinlenmek istiyorlar. Ama sen o koca kibrinle bu istekleri artık anlayamazsın. Bu istekleri, Kasımpaşalı Tayyip Erdoğan anlar.

Çünkü, gece aç uyumanın, yokluğun, yoksulluğun ne demek olduğunu, Saray sefasına kapılan Sayın Erdoğan bilmez. Bir yüzükle yola çıkan, Kasımpaşalı Tayyip Erdoğan bilir. Çünkü, bir tweet yüzünden tutuklanan gençlerimizin hislerini, yargıya emirler yağdıran, Sayın Erdoğan anlamaz. Bir şiir okudu diye tutuklanan, Kasımpaşalı Tayyip Erdoğan anlar. Ama Kasımpaşalı Tayyip Erdoğan artık yok. Kendisi bu diyardan gideli çok oldu. Bugün artık karşımızda, Beştepeli ‘Bay Kriz’ var.

Sayın Erdoğan sen onlara zulmettikçe karşısında bizi bulacaksın. Senin elinde milletine karşı kullanabileceğin her türlü imkan olabilir, varsın olsun. Bizim kalbi milleti için atan koca yürekli insanlarımız var. Senin elinde vesayetini eline aldığın devlet imkanları olabilir. Bizim de vesayetin karşısında dimdik duracak çelikten irademiz var. Senin elinde besleme medyan, trollerin, yandaşların olabilir varsın olsun bizim arkamızda bu büyük milletin hayır duası var. Hodri meydan. Elinden geleni arkana koyma. Zalimin zulmü varsa Türk gencinin arkasında İYİ Parti var.

“Bu enkazı hep birlikte kaldıracağız”

İlk seçimde çekip gidecek bu yoz iktidarın arkasında bu büyük millet hak ettiği huzuru ve refahı ivedilikle bulacak. Birlikte çalışacak, birlikte üreteceğiz. Bu enkazı hep birlikte kaldıracağız.

Kendilerini Atatürk’le yarıştırmanın peşine düştüler. Sattıkları fabrikanın, yıktıkları pistin bu milletin varlıkları olduğunu bir türlü kavrayamadılar. Türkiye Cumhuriyeti’ni fethedilmesi gereken bir yer olarak gördükçe, bu ülkenin kendi ülkeleri olduğunu unuttular. Milletini yok saymak isteyenlere, ‘Kahrolsun İstibdat, Yaşasın Hürriyet’ diye haykıran atalarını hatırlayacaksın. ‘Ya İstiklal Ya Ölüm’ parolanı hatırlayacaksın. Seni ‘geleceğimiz’ diyerek meçhule mahkum etmeye çalışanlara inat 1919 ruhunu hatırlayacaksın. Çünkü 1919 ruhu umudun, azmin, inancın ruhudur. Bağımsızlığın, hürriyetin ruhudur.

19 Mayıs 1919’un üzerinden geçen, 1 asrın ardından, işgalcilerin adı değişmiş, işgal planı değişmemiştir. Yunanlı gitmiş, yerine, “Keşke Yunan galip gelseydi” diyenler gelmiştir. İngiliz iş birlikçileri gitmiş, yerine, yerli ve yabancı yandaşlar gelmiştir. Duyun-u Umumiye gitmiş, ama milletin hazinesine uzanan kirli eller, gitmemiştir. Damat Feritler gitmiş, ama damatların sebep olduğu yıkım, değişmemiştir.”

Paylaşın

Akşener: İktidardakiler Kendi Rahatları İçin Her Şeyleri Satarlar

Partisinin Meclis’teki grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, ekonomik sorunlar üzerinden iktidarı eleştirerek, “Aziz milletim; iktidardakilerin tüm bu duyarsızlığı, umursamazlığı, pervasızlığı, gayet bilinçli. Bilerek ve isteyerek yapıyorlar.” dedi.

Haber Merkezi / Akşener, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Neden biliyor musunuz? Çünkü kolay. Sizin sesinizi duymak istemiyorlar. Çünkü duyarlarsa, dertlerinizi de anlamak zorundalar. Sizin dertlerinizi anlamak istemiyorlar. Çünkü anladıkları zaman, çözmek zorundalar. Çözmek istemiyorlar. Çünkü çözmek için, kendi rahatlarını bozmak zorundalar. Ve hepinizin bildiği üzere, konfor meraklısı bu arkadaşlar; Mevzu bahis, kendi rahatları olduğu zaman; Her şeyleri yaparlar. Her şeyleri satarlar. Her şeyden vazgeçerler” ifadelerini kullandı.

Akşener, konuşmasında, iktidarın göç politikalarını da eleştirerek, “Sayın Erdoğan’ın bizzat kaleme aldığı 20 yıllık büyük trajedinin artık yavaş yavaş sonuna geliyoruz. 20 yıl önce ‘hak, hürriyet ve adalet yoluna çıkıyoruz’ diye başa gelenler 20 yılın sonunda zulüm ve istibdat yoluna acente oldular. 2002 yılının Kasım ayında ‘Milletimizi Avrupa’ya götüreceğiz’ diye yola çıkanlar, ‘Avrupa Birliği’nin parçası oluyoruz’ diyenler 20 yılın sonunda giderayak Ortadoğu’yu memleketimize getirdiler. Avrupa’ya giderken Ortadoğu ülkemize geldi. Bugün topraklarımız AK Parti sayesinde bir göçmen deposuna, kaçak hendeğine dönüştü” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Akşener’in konuşmasında öne çıkanlar şöyle:

“AK Parti’nin berbat göç politikalarının ortaya çıkardığı dış politika sorunlarının çözümü için İYİ Parti olarak 2019 yılı Haziran ayında Antalya’da İYİ Parti Genel Başkanı olarak sayın Erdoğan’a seslenmiştim. ‘Bu göç meselesi Türkiye’yi kötü bir yere doğru götürüyor. Senin ergen bir sinirin var, Türkiye iyi bir yere gitmiyor. Beni devlet adına görevlendir, yetkilendir. Beşar Esad ile görüşeyim’ demiştim. Yine 2019 yılı Aralık ayında o zaman İstanbul milletvekilimiz olan Ümit Özdağ’ın önerisi, Aytun Çıray’ın başkanlığında Ankara’da bir çalıştay düzenledi. O çalıştayın sonunda ortaya çıkan yol haritasını milletimizle paylaştım. O zamandan beri de iktidara geldiğimizde farklı sığınmacı tiplerine yönelik uygulayacağımız politikaları tanımlamaya devam ettik. Suriyeli sığınmacıların Türkiye’de kalması halinde bu doğum hızında 2053 yılında Türkiye’nin nüfusunun 35 milyonu Suriye kökenli insanlardan oluşacak.

“Sayın Erdoğan’ın sığ zihniyetiyle çözemeyiz”

Yapılması gerekenler konusunda iktidarı uyarmaktan geri durmadık, durmayacağız. İktidar sorunu görmezden gelmeye, yalpalamaya devam etti. Birbiriyle çelişen lakayt açıklamalarla insanlarımızı tedirgin etmekten çekinmedi. Bir yandan da muhalefetin bu konudaki gündemini çalma arayışına girerek beton ve briket üzerinden ürettiği sözde çözümlerle günü kurtarmaya gayret etti. 80 ülkeye vizeyi kaldırmakla övünüp 250 bin dolara vatandaşlık satarak cari açığı çözdüğünü düşünen Sayın Erdoğan’ın sığ zihniyetiyle çözemeyiz. İYİ Parti olarak bizim hedefimiz sığınmacıların gayri insani bir çerçevede ülkelerine sürülmesi değil dönüşlerinin kolaylaştırılmasıdır.

ABD, Avrupa Birliği dahil bol bol laf üretmek yerine sebep oldukları bu büyük problemin çözümünde rol almak mecburiyetindedir. Şam’da kim iktidarda olursa olsun Suriye ile ilişkilerimizin yapıcı olması gerekiyor. Türkiye artık Sayın Erdoğan’ın eliyle Avrupalılara ‘bak bunları senin yanına gönderirim’ gibi orayı tehdit etme üzerine kurgulanmış bir sistemi bırakmak zorundadır.

Dış politikayı ciddiye alıp ABD’nin de Rusya’nın da bu sorunun çözümünde üstüne düşen görevi yerine getirmesini sağlamalıdır. Bugün artık geçici koruma statüsünü belirleyen ‘Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’ üzerinde konuşmanın vaktidir. Bu meseleyi Meclis’te konuşabilmek, çözebilmek bizim görevimizdir. Özel bir oturumda bu meseleyi milletimizin gözü önünde tartışalım. TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un bu çağrımıza kayıtsız kalmayacağını umut etmek istiyorum.

“Türkiye hızla fakirleşirken…”

Ülkemiz uzun zamandır bir kişinin şahsi inatlarının ve kaprislerinin peşinde uçuruma sürükleniyor. Bay kriz sandığı getireceği yerde sebep olduğu krizleri derinleştirmeye, bozuk plak gibi konuşmaya devam ediyor. Bugün gelinen noktada TÜİK enflasyonu bile yüzde 70 oldu. Enflasyonda Arjantin’i sollamış olduk. Türkiye hızla fakirleşirken, pahalılık altında ezilen insanlarımızın sofralarından her gün lokma eksilirken barınma kriziyle de karşı karşıyayız. Dünyada konut fiyatlarının en fazla arttığı ülke konumuna geldik. Kamu bankalarının kaynakları yanlış dağıtması sonucunda binlerce konut satılmasına rağmen konut sahipliği oranı giderek düşüyor. Bugün İstanbul’da 4 kişilik orta gelirli bir hanenin oturduğu 105 metrekarelik bir evin kirası asgari ücretin 1.3 katına çıkmış durumda.

Bu millet şükretmeyi bilmiyormuş. Bay kriz ve avanesi ak kaşık, suçlu yine milletimizmiş. Millete hakaret ettiği repertuvarına şimdi de şükürsüzlüğü ekledi. Sayın Erdoğan’a sesleniyorum; şimdi de şükre mi sığınıyorsun? Allah ile kul arasına girmeye mi çalışıyorsun? Bizim milletimiz şükretmesini bilir. Saray hayatı seni bozduğu için unutmuşsun. Bayat tavsiyelerini kendine sakla.

“ATM memurlarına, pudra şekeri sevdalılarına şükretmeyi öğret”

Ama, “Yook ben illa akıl vermek istiyorum. Şükürsüzlere şükrü öğretmek istiyorum.” diyorsan da hay hay… O zaman, mesela git; doymak bilmeyen yandaşlarına, şükretmeyi öğret! Mesela git; 5-10 maaş alan danışmanlarına şükretmeyi öğret! Mesela git; 15 maaş alan genel müdürlerine şükretmeyi öğret! Mesela git; İhale arsızı müteahhitlerine şükretmeyi öğret! Mesela git; ATM memurlarına, pudra şekeri sevdalılarına şükretmeyi öğret.

Şaklabanlıktan sorumlu saray bakanı anlamsız esprilerine devam ediyor. Bu arkadaş sanayicilere kendince verdiği müjdesi alkışlanmayınca ‘akşam uyuşukluğu’ demişti. Daha sonra ‘enflasyon korumalı tahvil vereceğiz’ açıklaması yaptı. Madem enflasyon düşüyordu, bu nereden çıktı? ‘Emekliyi, memuru enflasyona ezdiririz, onlardan topladığımız vergiyi zengine veririz’, dedikleri bu. O sandık gelene kadar soracağız, ‘Yandaşını zenginini koruduğun kadar vatandaşını niye korumuyorsun’ diye soracağız. ‘Çiftçiyi, emekliyi, memuru neden korumuyorsun’ diye soracağız.

Aziz milletim; iktidardakilerin tüm bu duyarsızlığı, umursamazlığı, pervasızlığı, gayet bilinçli. Bilerek ve isteyerek yapıyorlar. Neden biliyor musunuz? Çünkü kolay. Sizin sesinizi duymak istemiyorlar. Çünkü duyarlarsa, dertlerinizi de anlamak zorundalar. Sizin dertlerinizi anlamak istemiyorlar. Çünkü anladıkları zaman, çözmek zorundalar. Çözmek istemiyorlar. Çünkü çözmek için, kendi rahatlarını bozmak zorundalar. Ve hepinizin bildiği üzere, konfor meraklısı bu arkadaşlar; Mevzu bahis, kendi rahatları olduğu zaman; Her şeyleri yaparlar. Her şeyleri satarlar. Her şeyden vazgeçerler.

Görünen o ki; artık rahatlarını bozmamak için; milletten de, memleketten de vazgeçmiş durumdalar. Özellikle de, gençlerden vazgeçmiş durumdalar. Yine onlar içini döktü, ben dinledim. Onlar anlattı, ben öğrendim. Onlar seslerini duyurmamı istedi; ben de o sesi, başta saraydaki rahat düşkünleri olmak üzere, bıkmadan, usanmadan, tüm Türkiye’ye duyuracağım. Mesela; “Arkadaşlarınızla dışarı çıkıp bir şeyler yapıyor musunuz?” diye sordum. Ne dediler biliyor musunuz? “En büyük aktivitemiz parka çıkıp; kola, çekirdek… Kafeye, sinemaya gitmek hayal oldu. Hayal kurmak, hayal oldu gerçekten. Bir ayakkabı, 200-300 liradan başlıyor. Bir kıyafet alsak, bir ay geriye atıyor şu zamanda, o derecedeyiz. Bay Kriz’in, aromalı kahve eşliğinde, devri alem tavsiye ettiği gençlerimizin, gerçekteki durumu aslında bu. AK Partili dayısı olanlara, İtalya’da kahve tadımı, sanayideki gençlerimize, parkta kola-çekirdek…

Varsın onlar; kendileri çalıp, kendileri söyledikleri, saray salonlarında, suni gündemlerle, kendilerini kandırmaya devam etsinler. Biz; derinleşen ekonomik krizi konuşmaya, devam edeceğiz! Varsın onlar; kendi beceriksizliklerini, milletimize fatura etmeye çalışsınlar. Biz; emeklilerimize, 2500 lirayı reva gören, adaletsizliği konuşmaya devam edeceğiz! Varsın onlar; Abuk sabuk tavsiyelerle, kendilerini gülünç duruma düşürsünler; Biz; gençlerimizin hapsoldukları, camdan duvarları, yıkmak için mücadele etmeye, devam edeceğiz! Varsın onlar; hadsizce hayatlarımızı dizayn etmeye kalksınlar. Biz; kadınları, hor ve aşağı gören bu kirli zihniyetle; mücadele etmeye devam edeceğiz! Varsın onlar; yalanla, korkuyla, baskıyla bizi yenebileceklerini sansınlar; Biz; alevlendirdiğimiz umutları, her daim canlı tutmaya, milletimizin teveccühüne layık olmak için, dimdik durmaya, hakkın, hakikatin yolunda, her gün daha da büyümeye devam edeceğiz.

“Allah’ın izni, milletimizin takdiriyle, emin olun başaracağız”

Ne yaparlarsa yapsınlar. Bizi durdurmayacaklar. Bizi yıldıramayacakları. Bizi yolumuzdan döndüremeyecekler. Hedef ufukta göründü. İYİ Parti iktidarı, hiç olmadığı kadar yakın. İyilerin şafağına, emin olun çok az kaldı. O kutlu gün gelene kadar; yılmayacağız, yorulmayacağız, yıkılmayacağız. Bırakın onlar, saraylarında yan gelip yatsınlar. Biz, durmadan, dinlenmeden, ilk günkü azmimizle çalışmaya devam edeceğiz. Ve Allah’ın izni, milletimizin takdiriyle, emin olun başaracağız.”

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: El hak Başbakan Meral Olacaktır

Partisinin Anneler Günü etkinliğinde vatandaşların “Başbakan Meral” sloganları atması üzerine karşılık veren İYİ Parti Lideri Akşener, “Bu salonu şereflendiren her bir kardeşim ‘Başbakan Meral’ diyorsa el hak Başbakan Meral olacaktır” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin Ankara İl Başkanlığı’nca Atatürk Kapalı Spor Salonu’nda düzenlenen Anneler Günü etkinliğinde konuştu.

Tüm annelerin Anneler Günü’nü kutlayan Akşener, “Anne emektir, anne vazifedir, anne fedakârlıktır. Ben anneyim, babaanneyim. Tüm gençlere Allah anne olmayı nasip etsin. Bütün annelere Cenab-ı Hak evlat acısı göstermesin. Allah, evlatları ile imtihan etmesin” dedi.

“Çocukların doğar ve doğduğu andan itibaren içimizden bir şey kopar” diyen Akşener, “Kız veya erkek, çocuğumuza âşık oluruz. Onun için yaşar, onun için yer, onun için içer, onu beslemek için bir hayat kurarız. Bütün sevgimizi veririz. Zaman zaman kocalarımız gıcık olur ama bizi ilgilendirmez. Anne yemez yedirir. Anne giymez giydirir. Anne fedâkarlıktır, anne emektir” diye konuştu.

Akşener şöyle devam etti: “Ben çok uzun bir zamandır şehit aileleri ile şehit anneleri ile hemhal olan bir insanım. Bilir misiniz, oğlunun tabutu başında için yanar o ananın. Başsağlığı dilersiniz. Gözleri kurudur ama kalbi yanar. Der ki size; ‘Vatan sağ olsun kardeşim.’ İşte bu da annenin evladının üstünde gördüğü vatan sevgisidir. Türkiye bu anaların yüzü suyu hürmetine devam ediyor. Türkiye bu annelerin yüzü suyu hürmetine, bu anaların kalbi, emeği, iradesi hürmetine ilelebet payidar kalacaktır. Kim ne yaparsa yapsın, bu anneler var oldukça, bu salonu şereflendiren sizler var oldukça bu ülke, bu memleket, bu millet, bu vatan ilelebet payidar kalacak.”

Salondaki İYİ Partili kadınlara seslenen Akşener, “Siz olmasaydınız, sizler o iradeyi göstermeseydiniz, bugün burada biz olmazdık. Bugün Meclis’te grubu bulunan, kurulur kurulmaz seçime sokulmak istenilmeyen, buna rağmen büyük bir irade ile seçime giren büyük bir siyasi partinin mensupları olarak burada olmazdık. Gözlerimizi kapatalım. Sizler olmasaydınız, sizler eşlerinize, sizler evlatlarınıza ‘Yürü arkandayım’ demeseydiniz. Sizler bizzat bu hareketin içinde olmasaydınız, Türkiye nasıl bir yerde olurdu bir düşünün. Bugün Türkiye, 13. Cumhurbaşkanı’nın Millet İttifakı adayı olacağına inanıyorsa, bugün Türkiye her türlü zorluğa rağmen, her türlü yanlışlığa, her türlü iftiraya rağmen dimdik yürüyorsa ve yandaş kayırmalarına rağmen umutla geleceğe yürüyorsa, İYİ Parti’nin kuruluşuna, İYİ Parti’nin kadınlarına, İYİ Parti’nin gençlerine, İYİ Parti’nin yaş almışlarına borçludur” ifadelerini kullandı.

“El hak Başbakan Meral olacaktır”

Salonda atılan “Başbakan Meral” sloganlarına değinen Akşener şöyle devam etti: “Birilerini kalpten götüreceksiniz arkadaşlar. Sinirlerini bozmayın insanların. Siz bunu diyorsanız, bu salonu şereflendiren her bir kardeşim ‘Başbakan Meral’ diyorsa el hak Başbakan Meral olacaktır. Atatürk’ümüzün güzel bir sözü var; ‘Hiçbir milletin kadını Anadolu kadını kadar vatanı için, milleti için eziyet çekip, irade ortaya koymamıştır. Biz onlara her şeyi borçluyuz.’ Dolayısıyla bugün burada sizler adına bir kadın olarak, sizin huzurunuzda geçmişimiz, bugünümüz ve geleceğimizin iradesini ortaya koyan tüm kadınlarımızı en kalpten dileklerimle, saygılarımla selamlıyorum.”

Paylaşın

Davutoğlu’nun ‘Üçüncü İttifak’ Önerisine DEVA Partisi’nden Yanıt

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, daha önce partisinin kendi logosuyla seçime gireceğini açıklamıştı. Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu da Saadet, DEVA ve Gelecek Partisinin aynı siyasi gelenekten geldiğini belirterek, üçüncü bir ittifaktan bahsetmişti.

DEVA Partisi Sözcüsü İdris Şahin, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun üçüncü ittifak önerisini değerlendirdi.

Halk TV’de İpek Özbey’in sorularını yanıtlayan Şahin, “Burada aynı düşünce, aynı dünya görüşü, aynı gelenekten gelmek doğrudur. Eş zamanlı olarak bazı siyasi partiler içerisinde birlikte hareket ettik. Ama yepyeni bir siyasi kültür inşa ettik biz DEVA Partisi’nde. Partimizde toplumun çok değişik kesimlerinden isimler var. Ve parti yönetimimizle, başkanlık divanımızla farklı düşünceleri yansıtan bir yapıya sahibiz” şeklinde konuştu.

“Altılı masayı tercih ettik”

Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’yle ittifak önerisini altı parti bir araya gelmeden önce yapıldığını aktaran Şahin, “Bu düşünce altılı masaya oturmadan önce de DEVA Partisi’ne iletilmiş bir düşünceydi. Ancak biz altılı masada yarınların Türkiye’sini inşa etmenin daha kolay olabileceğini daha doğru bir yöntem olabileceğini düşünerek altılı masada tercih bulunduk” dedi.

Şahin, şöyle devam etti: Bu masaya oturduktan sonra tek başımıza DEVA Partisi değiliz. DEVA Partisi’nin organları da tek başına buna karar veremez. Çünkü o masaya otururken güçlendirilmiş parlamenter sistemi bu ülkeye kazandırmak için oturduk. Ve hep birlikte o masanın etrafında belirlenecek Cumhurbaşkanı adayıyla, 13’üncü Cumhurbaşkanını seçme iradesiyle oturduk. Dolayısıyla parlamentoya yansıyacak güçlü bir aritmetiğin ne şekilde olacağına, bu masanın ortaklaşa yapmış olduğu çalışma sonrasında verilecek kararla karar verilmeli. Bizim ferdi DEVA Partisi olarak görüş beyan etmiş olmamız, o masanın ruhuna biraz aykırılık teşkil eder.

Paylaşın