Millet İttifakı, ‘Ortak Politikalar Mutabakat Metni’ni Açıkladı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Gelecek Partisi, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nden oluşan Millet İttifakı, Ankara’da Congresium Kongre ve Sergi Merkezinde Ortak Politikalar Mutabakat Metni’ni açıkladı.

Haber Merkezi / Ortak Politikalar Mutabakat Metni’nin tanıtılacağı toplantıda, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak yer aldı.

Metinde yer alan 9 ana madde şöyle:

  • Hukuk, adalet ve yargı
  • Kamu yönetimi
  • Yolsuzlukla mücadele, şefaflık ve denetim
  • Ekonomi, finans ve istihdam
  • Bilim, ar-ge, yenilikçilik, girişimcilik ve dijital dönüşüm
  • Sektörel politikalar
  • Eğitim ve öğretim
  • Sosyal politikalar
  • Dış politika, savunma, güvenlik ve göç politikaları

Politika metninde İstanbul Sözleşmesi ve LGBTİ+ hakları üzerine herhangi bir ifade geçmemesi dikkat çekti. Öte yandan hayvan hakları, engelliler, 65 yaş üstü hakları, tarım ve çiftçiye destek gibi konular metinde yer aldı.

Millet İttifakı’nın toplantısında adaletten yargıya, kamu yönetiminden bakanlıklara kadar atılacak birçok yeni adıma dair sinevizyon gösterimi yapıldı. Salondan vaatlerin açıklandığı video gösterimi sırasında en çok reaksiyon liyakate dair atılacak adımlar ve kayyım uygulamasına son verilmesi adımlarına verildi, salondakiler alkışlarla vaatleri dinledi.

Programda Temel Politikalar Ortak Çalışma Komisyonu’nda yer alan Millet İttifakı liderlerinin genel başkan yardımcıları Ortak Politikalar Mutabakat Metni’ni anlattı.

“Bu yönetim devletimiz için artık bir beka sorunu oldu”

İlk sözü alan CHP Sözcüsü Faik Öztrak, şunları kaydetti:

Altı siyasi partinin mutfaklarında hazırlanan, devlet yönetiminde yaşanan kriz ortamından bizi çekip çıkaracak projeleri içeren Ortak Politikalar Mutabakat Metni’ni bugün milletimizle paylaşıyoruz. Kontrolsüz güç, güç değildir; felakettir. Milletimiz bunu adına Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denen keyfi, kural tanımaz yönetim altında yaşayarak gördü. Bu yönetim devletimiz için artık bir beka sorunu oldu.

Yargı reformuyla, bağımsız ve tarafsız bir yargı için HSK’yı kaldıracağız. Yerine Hakimler Kurulu ve Savcılar Kurulu şeklinde iki kurul kuracağız. Adalet Bakanı ve müsteşarı Hakimler Kurulu’nda yer almayacak.

Görevini kötüye kullanarak AİHM’in hak ihlaline yol açan savcılara neden oldukları zararın rücu edilmesini sağlayacağız.

Tutuklamanın istisna olması ilkesinin titizlikle uygulanması için gerekli tedbirleri alacağız. Savunma mesleğini anayasal güvenceye kavuşturacağız.

Anayasa Mahkemesi üyeliklerine hülle yoluyla atama yapılmasını önleyeceğiz.

Basın özgürlüğünü sağlayacağız.

Cumhurbaşkanlığı bünyesindeki kurulları, ofisleri lağvedeceğiz, bunların görev ve yetkilerini ilgili bakanlıklara devredeceğiz.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nı Kadın, Aile ve Çocuk Bakanlığı olarak; Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı’nı İklim, Çevre ve Orman Bakanlığı olarak, Ticaret Bakanlığı’nı Esnaf ve Ticaret Bakanlığı olarak yapılandıracağız. Hazine’yi Maliye Bakanlığı’ndan ayıracağız.

Merkezi yönetimin yerel yönetimler üzerindeki vesayetine son vereceğiz. Seçimle gelenin seçimle gitmesini güvence altına alacağız.

Muhtarlık Temel Kanunu’nu çıkaracağız.

Kamuya personel alımında mülakat uygulamasına son vereceğiz. Liyakat ve eşitlik ilkelerini hakim kılacağız. Üst düzey görevlerdeki kadın yöneticilerin sayısını artıracağız.

Rüşvet ve yolsuzluk suçlarında yargılama süreçlerini hızlandıracağız. Zaman aşımını kaldıracağız, bu suçları asla af kapsamına almayacağız. Yolsuzluktan elde edilen ve yurt dışına kaçırılan varlıkları ülkemize geri getirmek için Mal Varlıklarının Geri Alınması Ofisi’ni kuracağız. Pazarlık usulüyle yapılmış tüm ihaleleri geriye doğru tahkik edeceğiz.

Ülkemizi gri liste ayıbından kurtaracağız.

Vergi affı ve varlık barışlarının kara para aklanma aracı olarak kullanılmasını engelleyeceğiz.

“Aşırı yoksulluğu sıfırlayacağız”

Söz alan ikinci isim DEVA Partisi Ekonomi ve Finans Politikaları Başkanı İbrahim Çanakcı, şunları söyledi:

Altı parti olarak tam bir mutabakatla hazırladığımız Ortak Politikalar metnimizde kapsayıcılığı merkezine alan yeni nesil bir kalkınma stratejisi ortaya koyuyoruz.

Temel ekonomik hedeflerimiz kapsamında enflasyonu iki yıl içinde kalıcı olarak tek haneye indireceğiz, hayat pahalılığını sonlandıracağız. Enflasyonla mücadeleyi tavizsiz bir biçimde sürdürürken ortalama büyüme hızını yüzde 5’in üzerine çıkaracak, dolar cinsinden kişi başına milli gelirimi 5 yılın sonunda en az 2 katına yükselteceğiz. 5 yılda en az 5 milyon yeni iş yaratacağız. Ucube sistem sonrasında yeniden gündeme gelen aşırı yoksulluğu sıfırlayacağız.

Merkez Bankası’na fiyat ve finansal istikrarı sağlama dışında sorumluluklar yüklemeyeceğiz. Banka üst yönetiminin kendi kanunu dışında görevden alınmasını önleyeceğiz. Bankanın İstanbul’daki birimlerini en kısa sürede başkentimiz Ankara’ya geri taşıyacağız.

Kamuoyunda 128 milyar dolar olarak bilinen arka kapı döviz satışlarındaki hukuksuzlukların takipçisi olacak, yeni dönemde rezerv yönetimini tam bir şeffaflık içinde yürüteceğiz. Kur korumalı mevduatta yeni hesap açmayacak, mevcut hesapları vadelerinin sonunda kapatacağız.

Hükümet bir yandan ülkemizin kaynaklarını şatafat ve gösteriş için israf ederken, diğer yandan oluşan kamu açıklarını ve hasarları halının altına süpürerek gizlemeye çalışmaktadır. Bu nedenle iktidara gelir gelmez, cumhurbaşkanına bağlı deneyimli denetim uzmanlarından oluşan durum ve hasar tespit komitesi oluşturacağız.

İtibar gerekçesine sığınılarak yapılan tüm gereksiz harcamalara son vereceğiz. Cumhurbaşkanlığını Çankaya Köşkü’ne taşıyacağız.

Cumhurbaşkanlığı envanterindeki uçakları satıp yerine orman yangını söndürme uçakları alacağız.

Kamu görevlilerinin birden fazla yerden maaş almasına son vereceğiz. Ülkemizin kaynaklarını Kanal İstanbul gibi rant projeleri yerine tarımsal sulama projeleri için kullanacağız.

İşyeri kira ödemelerinde stopaj oranını sıfırlayacağız.

“Eğitim sistemimizi özgürlükçü ve yenilikçi müfredatla donatacağız”

İbrahim Çanakcı’nın ardından söz alan üçüncü isim Demokrat Parti Ekonomik İşler Başkanı Bülent Şahinalp, şunları kaydetti:

Beyin göçünü engellemek ve tersine beyin göçünü gerçekleştirmek için eğitim sistemimizi özgürlükçü ve yenilikçi müfredatla donatacak, gerekli özgür düşünce ve çalışma ortamını oluşturacağız.

Yetişmiş insan gücümüz için uygun ekonomik ve sosyal koşulları yaratacak, akademisyenlerin özlük haklarında ve gelirlerinde iyileştirmeler yapacak, yetişmiş insan gücümüzü şiddetin mağduru olmaktan çıkaracağız. Üniversitelerin araştırma şartlarını ve imkanlarını iyileştireceğiz.

Yüksek lisans ve doktora programlarına devam eden öğrencilerin araştırma desteği ve burs imkanlarını artırarak, istihdam problemi yaşamadan eğitim hayatlarına devam etmelerini sağlayacağız.

Kalkınma hamlemizin merkezine yenilikçi, yeşil ve dijital dönüşümü benimsemiş girişimlerimizi yerleştireceğiz.

Kadın ve genç girişimciliğe yönelik özel teşvik paketleri hazırlayacağız.

Bilişim ve Yenilikçilik Bakanlığı’nı kuracağız. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun bağımsızlığını sağlayacağız. Yeni teknolojilerin en hızlı yayılmasını sağlamak için operatörlere 5G lisanslarını en kısa sürede vereceğiz.

Fikri, irfanı ve vicdanı hür nesiller yetiştireceğiz.

Devlet okullarındaki öğrencilerimize ücretsiz süt ve öğlen yemeği vereceğiz.

Anaokulundan üniversiteye kadar devlet okullarındaki ihtiyaç sahibi öğrencilerin kırtasiye, çanta, kıyafet ihtiyaçlarını ve internete erişimlerini ücretsiz olarak karşılayacağız.

Orta öğrenime geçişlerde sınav odaklı değil süreç odaklı bir sistemi geliştireceğiz. Liselere giriş sınavlarında yıldan yıla değişen uygulamalara son verecek, LGS sınavını süreç içinde tamamen kaldıracağız.

Üniversiteye geçişte yılda bir defa yapılan sınav yerine çoklu sınav imkanı sunacağız.

Zorunlu eğitimi 1 yıl okul öncesi eğitim, 5 yıl ilkokul, 4 yıl orta okul, 3 yıl ise lise olmak üzere uygulayacağız.

Yatılı teknoloji liseleri açacağız.

Yüksek Öğrenim Kurumları YÖK’ü kaldıracak, yüksek öğrenim kurumlarının akademik, idari ve mali özerkliğine müdahale etmeksizin, yüksek öğrenimin planlanması ve yüksek öğrenim kurumları arasında koordinasyonun sağlanması şeklinde sınırlı görevleri bulunan bir kurul kuracağız.

Yüksek öğrenime bütçeden daha fazla kaynak tahsis edeceğiz. Üniversite arazilerini ranta kurban ettirmeyeceğiz.

Yeni yurt binaları yaparak ve üniversite kampüsü etrafındaki binaları kiralama yöntemiyle genişletilmiş kampüs uygulamasını başlatarak üniversitelerin yurt sorununu tamamen çözeceğiz.

KYK burslarını yeni bir anlayışla ele alacağız, dağıtım süreçlerini şeffaf hale getireceğiz.

Erken çocukluk eğitiminden liseye kadar olan tüm eğitim kademelerinde okulun öğrenci sayısına göre ihtiyacı karşılayacak nitelikle rehberlik ve psikolojik danışmanlık kadrosu oluşturacağız.

“Projeleri halk oylamasına sunacağız”

Daha sonra söz alan Gelecek Partisi Politika İzleme Kurulu Başkanı Feridun Bilgin, şu ifadeleri kullandı:

Tarım ve Orman Bakanlığı’nı Tarım ve Gıda Güvenliği Bakanlığı olarak yeniden yapılandıracağız. Tarım kanununda bugüne kadar öngörülmesine rağmen hiçbir şekilde uygulanmayan tarımsal destekleri gayrisafi millî hasılanın yüzde 1’inden az olmayacak şekilde vereceğiz.

Ziraat Bankası’nı tekrar çiftçinin bankası yapacağız. Üreticiden tüketiciye kadar pazarlama zincirini kısaltacağız.

Küçük esnafımızı zincir marketler, büyük marketler, AVM’ler karşısında korumak ve haksız rekabeti önlemek amacıyla gerekli düzenlemeleri hızla hayata geçireceğiz.

Elektrik piyasası, doğalgaz piyasası, petrol piyasası gibi temel kanunlardaki rekabete aykırı imtiyazları yeniden düzenleyeceğiz.

Kanal İstanbul projesini göreve başladığımız gün iptal edeceğiz.

Atatürk Havalimanı’nı yeniden uçuşa uygun hale getireceğiz.

TCK’daki çevre suçlarının kapsamını genişletip cezalarını artıracağız. Tek kullanımlık plastikleri kademeli olarak hayatımızdan çıkaracağız.

Yeni termik santral yapmayacağız.

Cumhurbaşkanına ormanlık alanın vasfını değiştirme yetkisi veren orman kanunundaki maddeyi yürürlükten kaldıracağız.

Su havzalarını, sulak alanları ve su varlığımızı koruyacak, herkesin ücretsiz, güvenilir suya erişim hakkını yasal güvenceye kavuşturacak bir su kanunu çıkaracağız.

Şehircilik ve Afet Yönetimi Bakanlığı’nı kuracağız. Hem merkezi yönetimin hem de yerel yönetimlerin imar planı çalışmalarında ilgili tüm paydaşlara danışılması zorunluluğunu getireceğiz. İmar planları değişikliklerini parsel bazlı olmaktan çıkaracak, bölge bazlı hale getirecek; bölgede yaşayanların büyük kısmını etkileyecek projeleri halk oylamasına sunacağız.

Kentsel dönüşüm yasası çıkaracak, deprem ve sel açısından en riskli bölgelerden başlamak üzere bir kentsel dönüşüm programını derhal uygulamaya koyacağız.

“Kalkınmacı ve kapsayıcı bir anlayışla ülkemizi hak ettiği yere taşıyacağız”

Bilgin’in ardından kürsüye çıkan İYİ Parti Kalkınma Politikaları Başkanı Ümit Özlale’nin açıklamaları şöyle:

Bugün firavunlara bile taş çıkartan bir tek adam rejiminde, giderek derinleşen bir yoksulluğu hayatın her alanında görüyoruz. Bugün ülkemizde milyonlarca aç ve yoksul vatandaşımız var. Çocuklarımıza iyi eğitim aldıramıyoruz. Karınlarını doyuramıyoruz. Başımızı sokacak bir ev bulamıyoruz. İktidarın ise sanki gözleri var görmüyor, kulakları var işitmiyor. Bırakın bu derinleşen yoksulluğu görmeyi, bizimle dalga geçiyor.

Yoksulluğu, fırsat eşitsizliğini, açlığı bu ülkenin hafızasından sileceğiz. Kalkınmacı ve kapsayıcı bir anlayışla ülkemizi hak ettiği yere taşıyacağız.

Önce çocuklar, onlar bizim her şeyimiz. 7 milyon yoksul çocuğumuz var. Bu çocuklar hayal kurmaları, oyun oynamaları gereken yaşta karınlarını doyurma kaygısı taşıyorlar. İşte biz bu çocuklarımıza çocukluklarını yaşamayı vadediyoruz.

İlk projemiz, devlet okullarında okuyan bütün çocuklarımıza bedava kahvaltı ve öğle yemeği vereceğiz. İktidarımızda hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek, hiçbir anne ve baba çocuğunun cebine harçlık koyma kaygısı taşımayacak.

Yoksul ailelerde bebeklere başta süt ve bebek maması olmak üzere gıda ve hijyen desteği vereceğiz.

Ulusal ebeveynlik programını hayata geçireceğiz. Nasıl çocuk yetiştirileceğini bütün vatandaşlarımıza anlatacağız.

Sokakta yaşamak zorunda bırakılan, dilendirilen bütün yavrularımızı koruma altına alacağız.

Geliri belirli bir düzeyin altındaki ailelere insan onuruna yakışır bir gelir desteği vereceğiz, bu desteği de hanedeki kadının hesabına yatıracağız. Vatandaşın ihtiyacı olduğunu ispatlamak zorunda kalmayacağı, hak temelli bir sistem kuracağız.

Bugün Türkiye artık kayıtdışı cenneti. Düzensiz göçle, bilerek hendek ülke haline getirdikleri ülkemizde çalışma hayatı oldukça kuralsız. Bugün nüfusumuzun sadece 3’te 1’i çalışıyor. Her 4 çalışandan biri güvencesiz. Kayıtlı çalışanların yarısı asgari ücret alıyor. Biz bu düzeni değiştireceğiz.

Artık ülkemizde kaçak yabancı işçi çalışmayacak. Türkiye’yi yol geçen hanına dönüştüren rejimi yeniden düzelteceğiz. Çocuk işçi çalıştırılmasına kesinlikle müsaade etmeyeceğiz.

İşsizlik Sigorta Fonu’nun amaç dışı kullanılmasının önüne geçeceğiz.

Sayın Erdoğan’ın beton sevdasına rağmen vatandaş ne ev alabiliyor ne kirasını ödeyebiliyor. Biz ülkemizin konut sorununu da çözeceğiz. TOKİ asıl görevine geri dönüp sadece sosyal konut üretecek. Bu sosyal konutlarda dar gelirli aileler, peşin para vermeden kira öder gibi konut sahibi olacak.

Üniversite öğrencilerimizin barınma sorununu çözeceğiz. Öğrencilerimizi ne olduğu belirsiz vakıfların, derneklerin yurtlarında kalmaya mecbur bırakmayacağız.

Bu ülkenin vatandaşlığı çok kıymetlidir, çok değerlidir. Yabancıların gayrimenkul alarak vatandaş olmalarının önüne geçeceğiz.

Yurda dönüş projesi başlatarak ülkemizin sağlık personeli ihtiyacını mutlaka gidereceğiz. Sağlık personeli sayısını ve çeşitliliğini artırarak Aile Sağlık Merkezleri’nin hizmet kapasitesini güçlendireceğiz. Türkiye’de artık bir ilaç krizi yaşanmayacak, ilaç krizine son vereceğiz.

“Yurtta barış cihanda barış”

Özlale’nin ardından söz alan Saadet Partisi Ekonomik ve Sosyal İşler Başkanı Sabri Tekir, şunları söyledi:

Dış politikamızın geleneksel bir şiarı vardır, geleneksel bir prensibi vardır. Bu prensip adeta dış politikamızda mihenk taşı oluşturmuştur; ‘yurtta barış cihanda barış’.

Her açıdan milli olan dış politikada asla iç siyasi hesaplara ve ideolojik yaklaşımlara dayalı uygulamalara meydan vermeyeceğiz.

Dışişleri Bakanlığı eleman alımını, objektif, güvenilir, siyasi tercihlerden uzak, liyakate dayalı, kapsamlı bir sınav sistemiyle yapacağız.

Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız ve onların oluşturdukları sivil toplum kuruluşları, esasen Türkiye’nin yumuşak gücünü oluşturmaktadır. Onların kamu diplomasisinin bir unsuru haline getireceğiz.

Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefimiz doğrultusunda bu anlamdaki sürecin ilgili ülkelerle ve ilgili kurumlarla diyalog, adalet ve eşitlik çerçevesinde tamamlanması için çalışacağız. 2014 geri kabul anlaşması ile 18 Mart 2016 mutabakatını gözden geçireceğiz. Türkiye ile Avrupa Birliği’nin sığınmacılar konusunda ortak sorumluluk ve külfet paylaşımını sağlamaya çalışacağız.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ve konseyin diğer hukuki belgelerine uyum sağlayacak, AİHM kararlarını uygulayacağız.

NATO bünyesindeki katkılarımızı rasyonel bir zeminde ve ulusal çıkarlarımızı gözetecek şekilde sürdüreceğiz.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener’den “Liyakat” Vurgusu

İYİ Parti Lideri Akşener’in sosyal medya hesabından yayınlanan seçim videosunda, ““Türkiye ekonominin e’sinden bile anlamayan bu beceriksizlikten, bu vasatlıktan kurtarmak için biz hazırız. Liyakatli kadrolarımızla hazırız. Büyüme rekorlarını kıra kıra, daha önce hiçbir iktidarın erişemediği bir hızla Türkiye’yi kalkındırmaya hazırız” ifadeleri yer aldı.

Haber Merkezi / Videonun devamında, “Kadrolarımızla İYİ Parti bugün burada dimdik ayakta. Milletimizle yan yana, omuz omuza, sırtımızda Atamızın mirası önümüzde güçlü zengin ve mutlu bir Türkiye hedefimizle işte bugün buradayız. Artık vakit iyilerin vaktidir. Artık vakit iktidar vaktidir.” sözlerine yer verildi.

İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, seçimler için partisinin başlattığı ve “Liyakat” vurgusu işlenen iletişim kampanyasının yeni videosunu “Beceriksizliğin, vicdansızlığın ve vasatlığın hüküm sürdüğü bu liyakatsiz yönetim anlayışını; milletimizle birlikte sandıkta değiştireceğiz! Çünkü devlete liyakat yakışır!” notuyla sosyal medya hesabında paylaştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Burada liyakat esastır, bütün prensiplerin üstünde bu prensip vardır” sözleriyle başlayan videoda Meral Akşener’in liyakate ilişkin şu sözleri yer aldı:

“Türkiye’yi kalkındırmaya hazırız”

“Türkiye ekonominin e’sinden bile anlamayan bu beceriksizlikten, bu vasatlıktan kurtarmak için biz hazırız. Liyakatli kadrolarımızla hazırız. Büyüme rekorlarını kıra kıra, daha önce hiçbir iktidarın erişemediği bir hızla Türkiye’yi kalkındırmaya hazırız.

Kadrolarımızla İYİ Parti bugün burada dimdik ayakta. Milletimizle yan yana, omuz omuza, sırtımızda Atamızın mirası önümüzde güçlü zengin ve mutlu bir Türkiye hedefimizle işte bugün buradayız. Artık vakit iyilerin vaktidir. Artık vakit iktidar vaktidir.”

Videonun sonunda ise İYİ Parti’nin bugüne kadar hazırlamış olduğu projeler, çözüm önerileri ve yol haritalarına yer verildi.

Paylaşın

Millet İttifakı, “Ortak Politikalar Mutabakat Metni”nde Dokuz Ana Başlık Belirledi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Gelecek Partisi, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nden oluşan Millet İttifakı, iktidara gelmeleri halinde uygulanacak hükümet programının detaylarını açıklayacak.

İYİ Parti’nin ev sahipliğinde yapılan son toplantıda altılı masa, ittifak olarak yola devam etme kararı veren altı lider, “Ortak Politikalar Mutabakat Metni”ni üzerinde de anlaşma sağladı. Metin Ankara’da açıklanacak. İktidara gelmeleri halinde hükümet programı olarak uygulanacak olan programda yaklaşık 2 bin 500 eylem sıralanacak.

Altılı masa, bir yandan aday belirleme bir yandan parlamenter sisteme geçiş süreci yol haritasını ele alırken, liderlerin önemli gündem başlıklarından biri de iktidara gelmeleri halinde uygulanacak hükümet programı. Her ne kadar her partinin ayrı seçim beyannamesi çalışması sürse de “Millet İttifakı” ortaklaştığı vaatleri Ankara’da gerçekleştireceği toplantı ile kamuoyuna duyuracak.

9 ana başlık, 73 alt başlık

“Ortak Politikalar Mutabakat Metni”nde 9 ana, 73 alt başlıktan oluşan 2 bin 500’e yakın maddede eylemler ve vaatler sıralanacağı kaydedildi. Metnin yaklaşık 200 sayfa olacağı belirtildi.

Metnin, “hukuk, adalet ve yargı”, “kamu yönetimi”, “yolsuzlukla mücadele, şeffaflık ve denetim”, “ekonomi, finans ve istihdam”, “bilim, Ar-Ge, yenilikçilik, girişimcilik ve dijital dönüşüm”, “sektörel politikalar”, “eğitim ve öğretim”, “sosyal politikalar” ile “dış politika, savunma, güvenlik ve göç” olmak üzere 9 ana başlıktan oluşacağı ifade edildi.

75 alt başlık ise “işsizliğin önüne geçilmesi”, “enflasyonla mücadele”, “yoksulluğun önlenmesi”, “siber güvenlik”, “israfla mücadele”, “beyin göçüyle mücadele ve tersine beyin göçü”, “savunma sanayi”, “barınma krizi çözümü”, “uyuşturucu ile mücadele”, “sınır ve güvenlik” gibi başlıklardan oluşacak.

DW Türkçe’den Kıvanç El’in edindiği bilgiye göre, ekonomi, basın özgürlüğü, insan hakları ile kadın hakları programın ana çerçevesini oluşturacak ve bu yönde mesajlar verilecek. İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden imzalanacağı da belirtilecek. İstihdamın artırılması, işsizlikle mücadeleye dair vaatler sıralanacak.

İşsizliğin ilk etapta tek haneli rakamlara düşürülmesi ardından da yüzde 5 seviyesinin altına çekilmesi hedefi vurgulanacak. Bu noktada, “İşsizlerin yeni yetenekler kazandırılarak istihdama geçmelerini sağlamayı amaçlayan ‘İkinci Şans Okulları’ kurulacağı” kamuoyuna duyurulacak.

“İşsizlik Sigortası Fonu”nun işsizlikle mücadele için kullanılacağı belirtilecek. İktidara gelinmesi halinde söz konusu fonda toplanan ve toplanacak paranın yarısının “Yarına Hazırlık Fonu” adı altında kurulacak fona aktarılacak. Bu fon işsiz kalma riski olan çalışanların eğitimi ve KOBİ’lerin çalışanlarına beceri geliştirme yatırımlarına finansman sağlayacak. Part-time yani yarı zamanlı çalışma için yasal alt yapı çalışmaları yapılacağı duyurulacak.

Ekonomi başlığında, enflasyon ile mücadele edileceği ve 2 yıl içinde tek hanelere indirileceği vaadi yer alacak. Özellikle kamuda israfla mücadele kapsamında araç politikasından kiralama politikasına kadar birçok başlıkta vaatler kamuoyuna duyurulacak ve israfın önüne geçileceği vurgulanacak.

Bu noktada STK’ların desteği ile yolsuzlukla mücadele strateji ve eylem planı hazırlanacağı ve Meclis’te de “TBMM’de Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu” kurulacağı açıklanacak. Kişi başı milli gelirin de 5 yıllık iktidarın son yılında 20 bin dolar seviyesini aşacağına dair öngörüde metinde yer alacak.

Başkanlığını cumhurbaşkanının yaptığı Türkiye Varlık Fonu’nun da lağvedilmesine yönelik mesaj verilecek. Kredi ve faiz politikasına dair de mesajların metinde olması bekleniyor.

Yürütülen projelerin sürdürüleceği mesajının verilecek metinde, “Milli Muharip Uçak”, “Altay tankı”, “5G alt yapısı”, “yeni iletişim uydularının” hayata geçirilmesi ve sistemlerin tamamen yerlileştirilmesi için çalışmaların süreceği mesajı verilecek.

Yüzde 100 yerli tank çalışmalarına hız verileceği ifade edilecek.

Terörle mücadelenin yurtiçi ve yurtdışında süreceği mesajının da yer alması beklenen metinde ayrıca sınır politikasına dair mesajlar da olacak.

“Millet İttifakı”nın politika belgesinde “liyakat” da ayrı bir başlık. Kamu atamalarında ve yapılacak her türlü görevlendirmede liyakatın esas alınarak yapılacağı deklare edilecek. Bu konuda yeni ve bağımsız bir denetim mekanizması kurulması vaadi de olacağı kaydedildi.

Programda, “beyin göçüyle mücadele eylem planı hazırlanarak tersine beyin göçünün başlatılması”, “çocuklara süt ve yemek dağıtılması”, “yabancı yatırımcıların çekilmesi”, “tarım ve sosyal politikalarda hayata geçecek projeler” de geniş yer alacak. Tarım ve gıda güvenliği alanında atılacak yeni adımlar da açıklanacak.

Metinde çıkarılacak bazı kanunlara dair mesajlar da yer alacak.  Meclis içtüzüğü, siyasi partiler kanunu, seçim kanunu üzerinde ilk çalışılacak kanunlar olarak sıralanacak. “Siyasi etik kanunu” ise atılacak adımlar arasında en başlarda yer alacak düzenlemelerden olacak.

Avrupa Birliği üyelik süreci için gerekli adımlar atılacağı mesajının verileceği metinde, Rusya ile kişisel temelli değil devletler arası iş birliği temelli ilişki süreci inşa edileceği ve dış politika mesajları da yer alacak.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: Bu Seçimi Alacağız, Almak Zorundayız

Partisinin Ankara İl Kongresi’nde konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, yaklaşan seçimlerle ilgili, “Bu seçimi alacağız, almak zorundayız. Ben İyi Partililere sesleniyorum, öyle çalışacağız ki kadınlarımız için alacağız, hem başı açık, hem başı örtülü kadınlarımız için alacağız” dedi.

Haber Merkezi / Akşener, konuşmasında başörtüsüne ilişkin anayasa teklifine ilişkinde, “Sayın Kılıçdaroğlu’nun verdiği bir kanun teklifi, arkasından Sayın Erdoğan’ın ‘Oh, oh, bir pas geldi, bunu gole çevireceğim’ diyen sevindirin olmak hali, Erdoğan adına çok utanıyorum. İki kızını Türkiye’de okutamadığı için ABD’de okutmuş bir babadan bahsediyorum” ifadelerini kullandı.

Ankara’da öldürülen eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş cinayeti ile ilgili de konuşan Akşener,”Bu tek adam rejiminde 38 yaşında Doçent Dr. Sinan Ateş Ankara’nın göbeğinde katledildi. Katledildiği günden beri failleri ortada yok. Ey Sayın Erdoğan şu hareketinle her şey oluyor. Bu hareketleri bilerek yaptım. Sen bunların ne manaya geldiğini bilirsin. Sinan Ateş’in katillerini niçin bulmuyorsun? Bunu bulma sorumluluğu senindir. Hakimler senin, hukuk senin, devlet senin, asker senin, emniyet senin, MİT senin… Sayın Erdoğan her şey senin. Şu hareketi niçin yapmıyorsun Sayın Erdoğan?” dedi ve ekledi:

“Dün Banu Çiçek’in Zeynep’in doğum günüydü. Babasız geçen ilk doğum günü. Erdoğan, Allah muhafaza oğlun öldürülse, torunların sana ‘Baba’ diye bağırsa ne yaparsın, biraz empati. Her konuşmamda sana bunu soracağım 14 Mayıs’a kadar. Bir daha Sinanların katledilmemesi için İyi Parti’nin iktidar olması şarttır.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin Ankara İl Kongresi’nde gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Akşener’in açıklamaları şöyle:

Küçücük, elektrikleri kesilen, toplantılarımızın basıldığı alanlardan buraya geldik. Hiç bugünleri göreceğimizi düşünmüş müydünüz? Biliyorum siz düşündünüz, ağabeyler muhteremler düşünmediler. Bu kadar inat çıkacağınızı, iradeli çıkacağımızı düşünmediler. Yanıldılar ve buradayız. Hangi görüşten olursa olsun bu salonu şereflendiren herkes 2010’daki referanduma karşı çıkanlar, 2010’daki referandumun 2016’da 15 Temmuz’da bir kalkışmaya neden olduğunu bilenlerdir.

Bu salonu şereflendiren herkes devletin, ordunun, hiçbir görüşün, hiçbir aidiyetin etkisinde kalmadan yönetilmesi, her bir bürokratın devletin bürokratı olması gerektiğine inananlardır. Maalesef her birimiz haklı çıktık. O referandum sunulmasaydı, insanımıza yalan söylenmeseydi 15 Temmuz kalkışması olmazdı. Bu ferasetli millet devletini sokaktan toplamıştır ve 240’ın üzerindeki şehidimiz, binlerce gazimiz olmazdı. Bunların sorumluları 2010 referandumunda milleti aldatanlardır. Ve bütün kurumlarımızı o günün şartlarında FETÖ’ye, bugünün şartlarında METO’ya teslim edenlerdir.

2017 referandumundan sonra ortaya çıkan gerçeklik ülkenin tek adam rejimiyle, ucube sistemle yönetilmesi oldu. Bugün 3’ncü defa seçilmesinin imkansız olduğu bir sistemde Sayın Erdoğan ve arkadaşları yeniden hukuku, yargıyı, adaleti hava gazı haline getirerek başka bir düzeneğin içindeler.

Başörtüsüne dair şu salonu şereflendiren başı açık-kapalı hiçbir kadının, hiçbir arkadaşımın, hiçbir erkeğin başını örten kadına karşı karşı herhangi bir tutumu, duruşu yoktur. Başörtüsünün yeniden düzenlenmesine karşı önce Sayın Kılıçdaroğlu’nun verdiği bir kanun teklifi, arkasından Sayın Erdoğan’ın, ‘Oh, oh, oh.. Bir pas geldi ben bunu gole çevireceğim’ diyen bir sevindirik olma hali. Gerçekten Sayın Erdoğan adına çok utanıyorum. İki kızını başları örtülü olup da, okulda başlarını açmak zorunda kalmasınlar diye Amerika’da okutmuş bir babadan bahsediyorum.

Ben de biri Marmara İlahiyat Fakültesi’nde biri de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde başörtüsü nedeniyle çok büyük acılar çekmiş iki yeğenin, iki kız çocuğun halası olarak onun adına çok utanıyorum. Kadınları ister dini inancı sebebiyle, ister başka bir nedenle sorgulayamazsın. ‘Niye kafanı açıyorsun, niye kafanı kapatıyorsun?’ Sana ne? Buna böyle bakmanız lazımken Sayın Kılıçdaroğlu’nun attığı adımı eğer pas olarak değerlendirip bunu gole çevireceğim diyorsanız yazıktır size. Bu ülkenin cumhurbaşkanısınız. Bu sizin için golse eğer batsın bu dünya!

Önce hukukçu arkadaşlarımız toplandılar. Anayasa metninin dilinin yanlış olduğunu, gol atayım derken yarın başörtülü kadınların başına başka belaların açılacağı derecede bir hukuk bilgisizliğiyle kötü bir metin hazırlandığını çalıştık. Aynı şekilde DEVA Partisi de çalışmış, metinlerimizi yan yana getirdik, benzer olduğu ortaya çıktı. Sonra CHP’ye gidildi. Yanlışın düzeltildiği önerge AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi. Bugün sizin karşınızda bütün açıklığıyla şunu söylemek isterim amaç üzüm yemek değil bağcı dövmekmiş.

Şimdi buradan yola çıkarak Türkiye’nin rayından iyice çıktığını, tek adam rejiminin, saraya hapsolmuş, beş, on, on beş, maaş alan kifayetsiz danışmanların elinde oyuncak olmuş, kurumların yok edildiği, yargının ortadan kalktığı, tencerenin kaynamadığı sistemin 14 Mayıs’ta değiştirilmesi gerekiyor. Eğer dün 5 çalışacaksam yemin ediyorum 1000 çalışacağım. Siz de bin çalışacaksınız. Başbakan olacağım ben, siz yapacaksınız ama öncelikle milletimizi kurtaracağız. Başörtüsü meselesi, içim yanıyor, nasıl bir şeydir bu, başörtüsü, başörtülü umurlarında değil, tevekkeli değil kadınlara sürtük dedi. Şuuru altında hepimizi sürtüğüz, misliyle iade ediyorum.

İsveç

İsveç’te bir siyasetçi Kuran-ı Kerim’i yaktı. Urfa’da bunu yapanın şerefsiz, yapılan işin ahlaksızlık olduğunu söyledim. Bununla da bırakmadık, her birimiz aynı şeyi söyledik. Bu cuma günü İsveç’teki gönüllülerimiz eliyle bu politikacıyı, bu şerefsizi İsveç hukukuna göre mahkemeye verdik. AİHM’e kadar gidecek bu iş. Biz üzerimize düşeni yaptık. Siyasetüstü bir mesele bu. Türkiye’de yaşayan herkes bu eylemin karşısında. Biz İYİ Parti olarak bir hareket yaptık. Ne beklersiniz, Dışişleri Bakanlığı’nın, AK Parti’nin bütün gücüyle bu konuda yardımcı olmasını beklersiniz, henüz tık yok.

Ama ben bir şey okudum buraya gelirken. NATO Genel Sekreteri, İsveç Dışişleri Bakanı şöyle bir açıklama yapmışlar: Temmuz ayına kadar İsveç NATO’ya girme talebini geri çekmiş. Bu benim kafama birden ne getirdi, Hollanda… Buradan İsveç’e sesleniyorum, İYİ Parti’nin olduğu yerde üçkâğıt olmaz. Alışıksınız dimi arka kapılardan seçimlere müdahale edip çeşitli işleri yapıp, arka kapılardan el sıkışmaya… Ama bu seçimi biz alacağız, ondan aldığınız her sözü ağzınıza tıkmak şeref sözüdür benim için.

Bir başörtüsü konusunu konuştuk bakın ne halde, dış politikada İsveç Kuranı Kerim’in yakılması, buna karşı doğru dürüst hiçbir tavrın olmaması… Danışıklı dövüşlerin sonucunda siz seçim kazanıyorsunuz ama bu millet her seferinde acı çekiyor. Dış politikada bu milletin itibarı her seferinde geri gidiyor. Bir seçim daha kazanabilmek için bu ülkenin her bir değerini çiğnetiyorsunuz, bundan sonra yapamayacaksınız çünkü biz geliyoruz.

Sinan Ateş cinayeti

Bu tek adam rejiminde 38 yaşında Doçent Dr. Sinan Ateş Ankara’nın göbeğinde katledildi. Katledildiği günden beri failleri ortada yok. Ey Sayın Erdoğan şu hareketinle her şey oluyor. Bu hareketleri bilerek yaptım. Sen bunların ne manaya geldiğini bilirsin. Sinan Ateş’in katillerini niçin bulmuyorsun? Bunu bulma sorumluluğu senindir. Hakimler senin, hukuk senin, devlet senin, asker senin, emniyet senin, MİT senin… Sayın Erdoğan her şey senin. Şu hareketi niçin yapmıyorsun Sayın Erdoğan? Dün Zeynep Banuçiçek’in doğum günüydü.

Babasız geçen ilk doğum günü. O çocukların ahı… Bunu her konuşmamda söyleyeceğim. Gözünü kapat sayın Erdoğan. Allah muhafaza oğlun öldürülse, katledilse, torunların sana ‘dede’ diye bağırsa, oğlunun arkasından ‘baba’ diye bağırsa ne yaparsın Sayın Erdoğan? Biraz empati. Allah muhafaza damadın… Torunların bağırsa… İşte Banuçiçek, Bengisu bu durumda. Bu katillerin, bu vahşetin sorumlularının bulunma, buldurma görevi senindir Sayın Erdoğan. Her konuşmamda sana bunu soracağım Sayın Erdoğan, o çocukların sesi ağlama sesi kesilinceye kadar. Bir daha Sinanların katledilmemesi için İYİ Parti’nin iktidar olması şarttır.”

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: Bu Diktatörlük Heveslilerinin…

Partisinin Samsun il kongresinde konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, “İYİ Parti kurulmamış olsaydı biz bugün neyi konuşuyor olacaktık? Bu diktatörlük heveslilerinin ülkenin bütün değerleriyle top gibi oynadığı, yarınları kaybolmuş bir Türkiye ile karşı karşıya kalacaktık” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Ben bedavadan başbakanlık istemiyorum. Kimseyle de pazarlık etmedim, etmem. İYİ Parti birinci parti çıkacak. Seçime gittiğimizde bir şey değişti her şey değiştiyse bu ülkede, birinci parti olduğumuzda nelerin değişeceğini hayal edin. Bu ülkeye, millete borcumuz var. Atatürk’ün değerlerini alt üst ettiler, Cumhuriyet değerlerini yerin dibine batırdılar. Bütün bunlar için İYİ Parti birinci parti çıkmak zorunda.”

Akşener, konuşmasının devamında, “Biz bu yola sandalye değil ayakkabı eskiteceğiz sözüyle çıktık. Ayakkabıları eskittik, Türkiye’yi iki defa ilçe ilçe il il dolaştım. Sizin de basılmadık toprak, çalmadık kapı bırakmayacağınıza eminim. Burada ilkleri gerçekleştiren bir partiyiz. Milletin kürsüsüne milleti çıkaran bir partiyiz. Milletin adamı denilenler sarayın adamı oldukları için televizyonların sesini kestiler.” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında, Sinan Ateş cinayetine de değinen Akşener, Eğer Sinan Ateş gibi gençlerimizin katledildikten sonra tek adam rejiminde hala failleri bulunamıyorsa Sinan Ateşler için bir daha Sinan Ateşler katledilmesin diye birinci parti olmak mecburiyetindeyiz.” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener Samsun 3. Olağan İl Kongresi’nde konuştu. Akşener’in konuşmasından satırbaşları şöyle:

“Seçime girdik, grup kurduk, bugünkü zulüm iktidarının Meclis’teki gücü bitti. Meclis’teki çoğunluğu bitti. Sonrasında 31 Mart’ta CHP ile ittifak yaptık. Bizim teklifimizle yaptık, biz yaptık. Türkiye’deki her bir ferdin umudu ayağa kalksın diye yaptık. O masaya oturduğumuzda feragatta ve fedakarlıkta bulunduk.

Ben arkadaşlarıma şu talimatı verdim: İki siyasi parti müzakere yapıyor. Türkiye mi İYİ Parti mi diye bir soruyla karşı karşıya kaldığınızda Türkiye’yi tercih edeceksiniz dedim. Sonuç ne oldu 11 büyükşehir, özellikle İstanbul ve Ankara alındı.

Kazı güdemezler, bunlar iktidar oldukları zaman bütün kötülükler yapılır gibi iftiraların tam tersine pandemi döneminde sosyal belediyeciliğinin en iyisini gösterdiler. Ne diyorlar şimdi Türkiye’nin 13. cumhurbaşkanı Millet İttifakı’ndan olacak. İYİ Parti kurulmamış olsaydı biz bugün neyi konuşuyor olacaktık? Bu diktatörlük heveslilerinin ülkenin bütün değerleriyle top gibi oynadığı, yarınları kaybolmuş bir Türkiye ile karşı karşıya kalacaktık.

“Atatürk’ün değerlerini alt üst ettiler”

Ben bedavadan başbakanlık istemiyorum. Kimseyle de pazarlık etmedim, etmem. İYİ Parti birinci parti çıkacak. Seçime gittiğimizde bir şey değişti her şey değiştiyse bu ülkede, birinci parti olduğumuzda nelerin değişeceğini hayal edin. Bu ülkeye, millete borcumuz var. Atatürk’ün değerlerini alt üst ettiler, Cumhuriyet değerlerini yerin dibine batırdılar. Bütün bunlar için İYİ Parti birinci parti çıkmak zorunda.

Biz bu yola sandalye değil ayakkabı eskiteceğiz sözüyle çıktık. Ayakkabıları eskittik, Türkiye’yi iki defa ilçe ilçe il il dolaştım. Sizin de basılmadık toprak, çalmadık kapı bırakmayacağınıza eminim. Burada ilkleri gerçekleştiren bir partiyiz. Milletin kürsüsüne milleti çıkaran bir partiyiz. Millletin adamı denilenler sarayın adamı oldukları için televizyonların sesini kestiler.

Başörtüsü teklifi

Başörtüsüyle ilgili bir mevzu çıktı. Sayın Kılıçdaroğlu başörtüsüyle ilgili bir kanun teklifi verdi. helalleşme çerçevesi içerisinde olduğunu iddia etti. Sayın Erdoğan bunu kendisine bir pas olarak aldığını iddia etti. ‘Kılıçdaroğlu bana pas attı ben onu gola çevireceğim’ dedi. Yazıklar olsun sayın Erdoğan. 28 Şubat’ta acı çeken kadınların, onların çocuklarının acısı seni 20 yıl iktidar etti.

Hey gidi Erdoğan hey! Bütün bunlar pasmış ve gole çevrilmesi gerekirmiş. Yazıklar olsun. Ben o dönemde 2 başörtülü yeğenin halasıydım. Sen onları unuttun sayın Erdoğan. Senin için iktidar olmak her şey oldu. İster fakir fukaranın üstüne bas, ister acı çeken kadınların üstüne bas. Erdoğan senin için güç her şey oldu. Ve bir gol atmak için anayasa metni getirdiler. Biz DEVA Partisi ile ortak bir düzeltme yaptık. O kadar yalap şalap o kadar dikkatsiz düzensiz bir anayasa maddesi hazırlanmış ki başörtüsü ile ilgili.

Diyelim ki harp olduğu takdirde ya da birileri çıkıp sen siyasi nedenlerle başını örtüyorsun aç bakalım başını diyebilecekleri bir madde yazmışlar. Biz de dedik ki bir kadının kıyafetindeki tercihlerini hiçbir şekilde karışılamaz… Onu düzelttirdik. Toplasanız üç kelime ekledik. Ne yaptılar her iki siyasi parti reddetti. Gördük ki bunların derdi problemi çözmek değil.

Evet ben başbakan olacağım. Böyle dediğim için de çok siniri bozuluyor herkesin. Bozulmaya devam etsin muhteremler. Bu ülkenin birbirlerine şucu bucu demeden yeniden dost arkadaş olarak bu ülkenin seçmenin velinimet olması için İYİ Parti’nin birinci parti olması gerekiyor. 14 Mayıs’ta seçim kararı alındı ve çok az zaman kaldı. Çok yorgunsunuz biliyorum. Çok idealist davrandınız biliyorum ama son bir kez irademiz, canımızı, ciğerimizi ortaya koyarak çalışmak mecburiyeti var. Ülkemiz için, toprağımız için, kurucu değerlerimiz için İYİ Parti’nin birinci parti olması gerekiyor.

Sinan Ateş cinayeti

Eğer Sinan Ateş gibi gençlerimizin katledildikten sonra tek adam rejiminde hala failleri bulunamıyorsa Sinan Ateşler için bir daha Sinan Ateşler katledilmesin diye birinci parti olmak mecburiyetindeyiz.”

Paylaşın

Millet İttifakı 13 Şubat’ta Adayını Belirleyecek; İbre Kılıçdaroğlu’ndan Yana

Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Gelecek Partisi, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nden oluşan Millet İttifakı (Altılı Masa), 13 Şubat’ta cumhurbaşkanı adayını belirleyecek.  

Atılı Masa 11. toplantısını İYİ Parti’nin ev sahipliğinde yapmış, toplantı sonrası yapılan açıklamada Millet İttifakı çatısı altında toplandıklarını deklare etmişlerdi.

Son toplantıya ev sahipliği yapacak olan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun aday belirleme trafiğini yürüteceği belirtilirken, bu toplantıya kadar yapılacak yoğun “ikili-üçlü görüşmeler” sonrasında büyük ölçüde üzerinde uzlaşılmış bir isim masaya getirilecek.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre, İYİ Parti dışındaki siyasi partilerde ise ağırlıklı görüş,  CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun masadan aday olarak çıkabileceği yönünde. Altılı Masa, geçen Perşembe günü yapılan toplantıda, yola “Millet İttifakı” olarak devam etme kararı aldı.

Partiler, cumhurbaşkanı adayının da 13 Şubat’taki ikinci turun son toplantısında netleştirilmesinde uzlaştı.

Adayın aynı gün açıklanıp açıklanmayacağı liderlerin takdirinde olacak. Ancak kulislere yansıyan bilgilere göre cumhurbaşkanı adayı için bir tanıtım toplantısı düzenlenecek ve aday geçiş sürecinde ülkeyi nasıl yöneteceği de kamuoyuna açıklanacak.

“Sürpriz isim olmaz”

Kulislerde uzun süredir adaylık için CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın ismi konuşuluyor.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da “Altılı masa beni aday olarak desteklerse hem seçilebilirim hem de en iyi şekilde yaparım” açıklaması ile adaylık yarışında olabileceği mesajını vermişti.

İYİ Parti tarafından gündeme getirilen adayın “kamuoyu anketi ile belirlenmesi, parti tabanlarına sorulması” yöntemi ise masadaki 5 parti tarafından hem zaman hem de yöntem olarak sağlıklı sonuç vermeyeceği düşünülerek kabul görmedi ve bu nedenle adayın ismi, masa iradesine bırakıldı.

Altılı Masa kulislerinde, liderlerin “ortak aday çıkarma” konusunda uzlaştığı ve “sürpriz” bir isim değil, kamuoyunun bildiği, tanıdığı ve konuştuğu isimlerden biri olacağı ifade ediliyor.

13 Şubat’a kadar siyasi partiler arasında yoğun bir görüşme trafiği yürütüleceği belirtilerek, “Herkes önce gönlünden geçen adayı söyler ama sonrasında üzerinde büyük ölçüde uzlaşılmış, bir veya iki isim masaya gelir ve aday o toplantıda netleşir” görüşü dile getiriliyor.

Siyasi parti liderlerinin “kapı arkası diplomasisi” olarak da nitelendirilen yöntemle kendi aralarına görüşmeler yapacağı, Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu’nun da partilerin eğilimlerinde öne çıkan isim veya isimleri müzakereye açacağı belirtiliyor.

Altılı Masa kulislerinde, “13 Şubat’a kadar bir hayli hareketli trafik olacak. Ama  13 Şubat’ta da adayın ismi netleşecek” görüşü dile getiriliyor.

İbre kimden yana?

İYİ Parti’nin karşı tutumuna rağmen, Altılı Masa’da yer alan siyasi partilerde ağırlıklı görüş, masadan Kılıçdaroğlu’nun aday olarak çıkacağı yönünde.

Mansur Yavaş’ın Kılıçdaroğlu’na yönelik “inşallah bu parkın açılışına cumhurbaşkanı olarak teşrif edersiniz” sözleriyle adaylık yarışından çekildiği ifade edilirken, İmamoğlu’nun da “siyasi yasak kararının kesinleşme olasılığı” nedeniyle aday olması riskli bulunuyor.

Akşener’in de “başbakan olacağım” diyerek kendisini bağladığı, Kılıçdaroğlu’na rağmen Yavaş veya İmamoğlu’nu bu saatten sonra masaya getirmesinin de zor olduğu yorumu yapılıyor.

CHP’de İYİ Parti kanadından son anda bir sürpriz gelmezse, 13 Şubat’ta Kılıçdaroğlu’nun masadan aday olarak çıkmasına kesin gözüyle bakılıyor.

CHP kurmayları, Yavaş ve İmamoğlu’nun Kemal Kılıçdaroğlu’na desteklerini ifade ettiğine dikkat çekerek, bu aşamadan sonra İYİ Parti’nin masaya bu iki ismi getirmesini beklemediklerini ifade ediyorlar.

Aday partisinden istifa edecek mi?

Güçlendirilmiş parlamenter sistemin yol haritası üzerinde büyük ölçüde uzlaşma sağlanmasına karşın, cumhurbaşkanın partisiyle bağını sürdürüp sürdürmeyeceği ve liderlerin ülke yönetiminde nasıl görev alacağı konusunun da son toplantıda karara bağlanması planlandı.

Güçlendirilmiş parlamenter sisteme ilişkin mutabakat metninde sistem değişikliği halinde cumhurbaşkanının, partisiyle bağının kesilmesi öngörülüyor.

Ancak, geçiş sürecinde cumhurbaşkanı mevcut anayasaya göre yürütmenin başındaki konumunda. O nedenle de masadaki bazı siyasi partiler, geçiş sürecinde adayın partisinin başında kalmasını gerektiğini savunurken, bazıları adaylıktan itibaren parti rozetini çıkarması gerektiğini savunuyor.

İYİ Parti ve CHP’de başlangıçta adayın parti ile bağının koparılması gerektiğini görüşü dile getiriliyordu. Ancak adayın masadan bir isim olması halinde, bunun “iki başlılığa” yol açacağı endişesini dile getirenler çoğunlukta.

“Amacımız kral gitsin, dinlenmiş kral gelsin değil”

DEVA Partisi’nden bir parti yöneticisine göre, geçiş sürecinde cumhurbaşkanın taahhütlerini yerine getirmesi için, partisinin başında olması daha yararlı:

“Cumhurbaşkanı partisinden ayrıldığı taktirde, yeni genel başkan, geçiş sürecinde verilen taahhütler için, ‘Ben ben bu taahhütleri kabul etmem’ diyebilir. Masaya bir yedinci gelmiş olur ve vaatlerin hayata geçmesi zorlaşır. Amacımız kral gitsin daha dinlenmiş bir kral gelsin değil. Varmak istediğimiz  yer sistem değişikliği. Bunun olması için de cumhurbaşkanın  bu değişim sürecinde partisine sözünü geçirmesi lazım.”

Geçiş sürecinde liderlerin ülke yönetiminde nasıl görev alacağı konusuna da son toplantıda nokta konulması bekleniyor.

CHP’de adayın Kılıçdaroğlu olması halinde, diğer liderlerin de başkan yardımcısı olarak görev alması gerektiği görüşü dile getiriliyor. Ancak İYİ Parti ve Saadet Partisi, liderlerin milletvekilliğini tercih etmesi halinde esnek bir model olmasını istiyor. Bu çerçevede, önemli kararlarda yine liderlerle istişare edilebilecek, ancak genel başkanlar dışındaki bir ismin de cumhurbaşkanı yardımcısı olarak görevlendirilmesine olanak tanınması öneriliyor.

“Türkiye’nin krizden çıkış reçetesi”

Altılı Masa “hükümet programı”, adayın “seçim bildirgesi” olarak da nitelendirilen “Ortak Politikalar Mutabakat Metni”ni pazartesi günü kamuoyuna açıklayacak. Yaklaşık 200 sayfadan oluşan ve “Türkiye’nin krizden çıkış reçetesi” olarak da nitelendirilen metinde ,  9 ana başlık ve  2 binin üzerinde hedef yer alıyor.

Yaklaşık 3 bin kişilik ATO Congresium’da yapılacak tanıtım toplantısında, siyasi partilerin görevlendirdiği komisyon üyesi olan genel başkan yardımcıları mutabakat metnini bölümler halinde okuyacak.

Siyasi partiler örgütlerini yanısıra sivil toplum ve medya temsilcilerinin davetli olduğu toplantıda,  Altılı Masa’nın hikayesini anlatan kısa bir videonun da aralarında olduğu video gösterimleri de yapılacak.

Paylaşın

İYİ Parti’nin “Kazanacak Aday” Vurgusu Ne Anlama Geliyor?

“İYİ partinin geleceğini muhalefetin kazanacak adayı göstermesindeki oyun kurucu rolü yani altılı masayı dağıtmadan kazanacak adayı belirleme gücü belirleyecek. Kılıçdaroğlu aday olursa çevresinin merkez aktörlerle ne kadar tahkim edilebileceği, Kılıçdaroğlu’nun dışında biri aday olursa bunda da İYİ Partinin oynayacağı rol önemli olacak ve bu başarı İYİ Parti’ye güç ve meşruiyet getirecek.”

“Merkez sağ seçmen bir süreden beri yavaş yavaş uzaklaşıyor AKP’den. Peki İYİ Parti’ye gidiyor mu bu aşamada? İYİ Parti bir miktar aldı ama arzu ettiği ölçüde henüz o kitleyi yanına çekebilmiş değil. Tüm toplum kesimlerini kendisine çekebilecek bir stratejiyle tabanını genişletmeye çalışıyor ama AKP içindeki merkez sağ seçmeni çekmeden merkez sağa oturmak mümkün değil.”

Millet İttifakı’nın önemli bileşenlerinden İYİ Parti bir yandan yaklaşan genel seçimlerde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan karşısında altılı masa üyeleri ile hep birlikte kazanacakları yönünde mesajlar verirken, diğer yandan zaman zaman yaptığı “kazanacak aday” çıkışlarıyla akıllarda soru işaretlerine neden olabiliyor.

Son olarak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun olası adaylığına karşı çıkan açıklamalar yaparak Ekrem İmamoğlu ismini gündeme taşıyan İYİ Partili Cihan Paçacı partideki görevlerinden istifa etti.

Ancak Paçacı’nın açıklamaları İYİ Parti’den süreç içinde bu yönde yapılan tek açıklama değil. Genel Başkan Meral Akşener ve zaman zaman partinin diğer üst düzey yetkilileri gerek Kılıçdaroğlu’nun adaylığı konusunda gerekse gündemdeki diğer bazı konularda farklı çıkışlar yaptı.

Akşener’in yaptığı en önemli açıklamalardan biri ise geçen Eylül ayındaki adaylık ile ilgili meselede “altılı masanın noter olmadığı” yönündeki sözleriyle oldu.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in altılı masa üyelerinden son edindiği bilgilere göre ise İYİ Parti Kılıçdaroğlu’nun adaylığına artık eskisi kadar güçlü bir itiraz göstermiyor ancak yine de 13 Şubat’a kadar partiler arasında istişare mekanizması devam edecek. Altılı masadan üst düzey bir yetkilinin ifadeleriyle adayın kim olacağı ile ilgili ufukta “sürpriz bir isim” görünmüyor ve işaretler şu anda daha çok Kılıçdaroğlu’nu gösterse de İYİ Parti’yi “kazanacak aday” düşüncesinden vazgeçmiş olarak yorumlamak için erken.

Bununla birlikte halen alınmış somut bir kararın bulunmadığı belirtilerek, altılı masa üyelerinin bir sonraki toplantı tarihi olan 13 Şubat’a kadar partilerin kendi içlerinde ve aralarında yapacakları istişareler ile araştırma sonuçlarının karşılaştırılmasının önemine dikkat çekiliyor.

Son olarak Akşener’e yakın isimlerden İYİ Parti Milletvekili Mehmet Aslan da dün akşam bir tweet atarak, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na Bursa’da halkın gösterdiği yakın ilgiye dair “Türk siyasi tarihinde, bir belediye başkanın gittiği her ilde on binlerle karşılandığının tek örneğini gösterebilir misiniz? Sokağın sesini görmezden gelirseniz, sandıkta da siz görmezden gelinirsiniz! Bu işin şakası yok. Aklın yolu bir” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti’nin çıkışlarının anlamı ne?

Peki İYİ Parti yetkililerinin bu süreç boyunca zaman zaman “kazanacak aday” vurgusu yapmasının sebepleri neler olabilir?

Panorama Türkiye Araştırma Direktörü Osman Sert İYİ Parti’yi bir çeşit “oyunbozanlıkla suçlamadan önce asıl konuya odaklanmak gerek” diyerek, “Sayın Kılıçdaroğlu anketlerde önde gidiyor, kazanacağı büyük ihtimalle kesin, İYİ Parti teşkilatı bu konuda ikna olmuş durumda, Türkiye Kılıçdaroğlu’nun adaylığında kesin kararlı ve sadece İYİ Parti buna itiraz ediyor, değil” diyor.

Bütün adayların demokratik bir ortamda, ihanet ya da kumpas suçlamaları yapılmaksızın özgürce tartışılmasından yana olduğunu söyleyen Sert, şöyle konuşuyor:

“Ben İYİ Parti’nin ne dediğinden ziyade eğer tartışma konusu Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ise bunun üzerinde durulması gerektiğini düşünüyorum. Kemal Bey aday olduğunda kazanıyor mu, kazanamıyor mu? Soru bu. Eğer kazanıyorsa İYİ Parti’nin dediklerine ayrı, kazanamadığı algısı varsa ayrı bakmak lazım.”

Sert, Türkiye’nin Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ikilemine hapsolmuş olmasını ülkenin çoğulcu yapısına bir haksızlık olarak da görüyor.

Siyaset Bilimci Tanju Tosun ise Cihan Paçacı ya da daha önce başka bazı partililerin yaptığı çıkışların bir nedeninin “parti içi demokrasi ile parti içi disiplin arasındaki terazinin tam dengeye ulaşmamasıyla ilgili” olduğunu söyleyerek, şunları belirtiyor:

“Sayın Akşener’in amacı özellikle AKP’nin boşalttığı aslında belki hiç dolduramadığı merkez sağda yeni bir çekim alanı oluşturmak. Parti yönetimindeki MHP’den birlikte geldiği isimlerle merkez sağda konumlanmak ise çok zor. Çünkü merkez sağ seçmenin siyasal değerleriyle MHP kökenlilerin siyasal değerleri arasında fark var. Yani yaşanan sıkıntıların nedenleri arasında teşkilatla seçmen tabanı arasında siyasal değerler bağlamında bir tam örtüşememe sorunu da bulunuyor.”

İYİ Parti ne kadar büyür?

İYİ Parti’nin süreçteki bazı çıkışlarını ya da açıklamalarını partinin seçmen tabanını genişletmeye yönelik çabası olarak okuyanlar da bulunuyor.

MHP’den ayrılarak kurulan İYİ Parti’nin oylarının çeşitli anketlerde şu anda yüzde 12 ile yüzde 23 arasında seyrettiği görülürken, partinin üst sınırının ise yüzde 25 olduğu tahmini yapılıyor. Bu da İYİ Parti’nin kendisini konumlandırmaya çalıştığı merkez sağdaki oyların ne kadarını alabileceği tartışmalarını doğuruyor.

Tosun, İYİ Parti’ye oy veren seçmenlere bakıldığında hepsinin MHP kökenli olmadığına, ılımlı milliyetçi ve merkez sağ seçmenlerin de bulunduğuna işaret ederek, “Parti üst yönetimindekiler ise MHP’den gelenler ve geçmiş siyasal değerlerini koruyan isimler, bir adım milliyetçi kimlikle öne çıkıyorlar. Ama diğer taraftan daha sonra hatırlanıyor ki bu partinin merkez sağda konumlanması gerekiyor. Dolayısıyla İYİ Parti için halen yolunu arayan parti demek mümkün” yorumu yapıyor.

Akşener yaklaşık bir yıl önce partisinin Başkanlık Divanı’nda değişikliğe gitmiş ve Teşkilat Başkanlığı görevini yürüten Koray Aydın, Siyasi İşler Başkanlığı’na getirilmiş, Teşkilat Başkanlığı doğrudan Akşener’e bağlanmıştı.

Sert, İYİ Parti’nin MHP’den koptuğunu dolayısıyla kurulduğu sırada yüzde 10’luk bir partiden iki tane yüzde 10’luk parti çıktığına ve AKP’nin de daha milliyetçi olduğu bir ortamda artık milliyetçi oyların sınırına gelindiğine dikkat çekerek, İYİ Parti’nin büyüyebilmek için merkez sağ bir konumlanmaya ihtiyacı olduğunu belirtiyor.

İYİ Parti’nin “merkez sağa” oturup oturamayacağının 2022’nin yani geçen yılın tartışması olduğunu ve seçimlere artık 3 ay kalmışken partinin geleceğini başka bir unsurun belirleyeceğini söyleyen Sert, bunu şöyle anlatıyor:

“Bence partinin geleceğini muhalefetin kazanacak adayı göstermesindeki oyun kurucu rolü yani altılı masayı dağıtmadan kazanacak adayı belirleme gücü belirleyecek. Kılıçdaroğlu aday olursa çevresinin merkez aktörlerle ne kadar tahkim edilebileceği, Kılıçdaroğlu’nun dışında biri aday olursa bunda da İYİ Partinin oynayacağı rol önemli olacak ve bu başarı İYİ Parti’ye güç ve meşruiyet getirecek. Seçim kaybedilirse sadece İYİ Parti için değil tüm aktörler için siyasi bir deprem olur.”

Tosun ise merkez sağ seçmenlerin adres arayışı hakkında, bu seçmenlerin artık AKP ile ideolojik ve siyasal değerler anlamında arasında bir örtüşme bulamadığını ifade ederek şöyle konuşuyor:

“Merkez sağ seçmen bir süreden beri yavaş yavaş uzaklaşıyor AKP’den. Peki İYİ Parti’ye gidiyor mu bu aşamada? İYİ Parti bir miktar aldı ama arzu ettiği ölçüde henüz o kitleyi yanına çekebilmiş değil. Tüm toplum kesimlerini kendisine çekebilecek bir stratejiyle tabanını genişletmeye çalışıyor ama AKP içindeki merkez sağ seçmeni çekmeden merkez sağa oturmak mümkün değil.”

Tosun, bu anlamda önümüzdeki seçimin İYİ Parti için merkez sağda yerleşik olarak var olup olmayacağı açısından bir sınav olacağını da belirtiyor.

Paylaşın

Altılı Masa’da Gündem Cumhurbaşkanı Adayı; Düğümü Karamollaoğlu Çözecek

Altılı Masa’da (Millet İttifakı) aday ismi konusunda kesin uzlaşının nasıl sağlanacağı, ismin nasıl belirleneceği de netleşti. Buna göre 13 Şubat’ta Saadet Partisi ev sahipliğinde yapılacak son toplantı öncesinde Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, tüm partilerin liderleriyle görüşmeler gerçekleştirecek. Bu ziyaretlerde tüm liderlerin isim konusundaki görüşleri alınarak diğer liderlere iletilecek ve uzlaşı aranacak.

Bu uzlaşının sağlanabilmesi için ihtiyaç halinde Karamollaoğlu, liderlerle bir kez değil gerekirse 2-3 kez bir araya gelecek. Karamollaoğlu’nun temasları devam ederken Karamollaoğlu dışındaki liderlerin informal olarak ikili – üçlü görüşmeler gerçekleştirmesi de bekleniyor. Masadaki kurmayların ifadeleriyle; “Ankara 13 Şubat’a kadar bir hayli hareketli olacak. 13 Şubat’ta da adayın ismi netleşecek.”

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’ın haberine göre, Cumhuriyet Halk Partisi, Demokrat Parti, DEVA Partisi, Gelecek Partisi, İYİ Parti ve Saadet Partisi liderlerinin oluşturduğu Altılı Masa, 13 Şubat toplantısına hazırlanırken masada cevabını bulmayan çok az soru kaldı. Her biri kritik önemde olan bu sorulardan cevabı en çok merak edileni cumhurbaşkanı adayının kim olacağı. Bir diğer kritik soruysa Altılı Masa’nın iktidara gelmesi halinde ülkenin nasıl yönetileceği. Masada her iki konuda farklı görüşler var. 13 Şubat toplantısının ev sahibi Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, toplantıya giden süreçte yoğun bir görüşme trafiği gerçekleştirerek liderler arası uzlaşı sürecinde kolaylaştırıcı olacak.

Kılıçdaroğlu isminde uzlaşılmasına çok az kaldı

Edinilen bilgilere göre masadaki 4 parti; Demokrat Parti, DEVA Partisi, Gelecek Partisi ve Saadet Partisi’nin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığına itirazı yok. İYİ Parti’ninse ‘kazanacak aday’ vurgusu devam ediyor. Ancak masadaki partilerin temsilcilerine göre Kılıçdaroğlu isminde uzlaşılmasına çok az kaldı.

CHP’li kaynaklar, ismi dillendirilen CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanları Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nun denklemden çıktığını, bu iki ismin aday olmayacaklarını ve Kemal Kılıçdaroğlu’na desteklerini net bir şekilde açıkladıklarını ifade ediyor. Ekrem İmamoğlu hakkında devam eden yargı sürecinin aday olarak belirlenmesinin önünde önemli bir engel olduğu görüşünü bildirenler de var.

Aday isminin belirlenmesinde anket, kamuoyu araştırması gibi yöntemler de gündemden çıkmış durumda. İYİ Parti’nin bu önerisi; süre kısıtı, aday isminin belirlenmesi konusunda bu gibi yöntemlerin sağlıklı sonuçlar vermeyeceği ve adayı masanın iradesinin belirlemesi gerektiği gibi sebeplerle diğer partilerce tercih edilmedi.

Aday ismi konusunda kesin uzlaşının nasıl sağlanacağı, ismin nasıl belirleneceği de netleşti. Buna göre 13 Şubat’ta Saadet Partisi ev sahipliğinde yapılacak son toplantı öncesinde Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, tüm partilerin liderleriyle görüşmeler gerçekleştirecek. Bu ziyaretlerde tüm liderlerin isim konusundaki görüşleri alınarak diğer liderlere iletilecek ve uzlaşı aranacak. Bu uzlaşının sağlanabilmesi için ihtiyaç halinde Karamollaoğlu, liderlerle bir kez değil gerekirse 2-3 kez bir araya gelecek. Karamollaoğlu’nun temasları devam ederken Karamollaoğlu dışındaki liderlerin informal olarak ikili – üçlü görüşmeler gerçekleştirmesi de bekleniyor. Masadaki kurmayların ifadeleriyle; “Ankara 13 Şubat’a kadar bir hayli hareketli olacak. 13 Şubat’ta da adayın ismi netleşecek.”

Masada farklı görüşler var

Masada cevabı aranan bir diğer konu da Altılı Masa’nın iktidara gelmesi halinde ülkenin nasıl yönetileceği. Bu konuda henüz bir mutabakat sağlanmış değil. Masada farklı görüşler var. Masadaki temsilcilerin önemli bir kısmı, eski sistemdeki “Başbakan, başbakan yardımcıları, kabine üyeleri” benzeri bir modelin bugünkü sisteme uyarlanarak işletilmesinin sağlıklı olacağını düşünüyor. Kurmaylar, yürütmenin başındaki cumhurbaşkanının belirlediği sayıda cumhurbaşkanı yardımcısı görevlendirip, bu cumhurbaşkanı yardımcılarına belirlenen konularda yetki verilebileceğini söylüyor. Cumhurbaşkanının; yardımcıların sayısı, görev alanları gibi konularda çerçeveyi, içeriği belirleyebileceği ifade ediliyor. Mevcut Anayasa’ya göre bu kişilerin milletvekili ve bakan olamayacakları da belirtiliyor.

Yönetim şekli konusundaki bir başka öneri ise tek bir cumhurbaşkanı yardımcısı olması ve bu ismin geniş yetkilerle donatılması yönünde. Bu öneriye İYİ Parti’nin sıcak baktığı ifade edilirken, CHP dahil masadaki diğer partiler, liderlerin eşit yetkilere sahip cumhurbaşkanı yardımcıları olması gerektiğini düşünüyor. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, 13 Şubat’a kadar gerçekleştireceği görüşme trafiğinde bu konuda da uzlaşı arayacak.

“Cumhurbaşkanının partisinden istifa edip etmeyeceği” sorusu

Cevap arayan bir başka soru da cumhurbaşkanının partisinden istifa edip etmeyeceği. Masada sistem değişene ve parlamenter sisteme geçilene kadarki geçiş sürecinde cumhurbaşkanının partisinden istifa etmemesi gerektiği görüşünü dillendiren temsilciler var. Buna gerekçe olarak cumhurbaşkanının, istifa ettiği partisinin yeni genel başkanının imzalanan mutabakatlara sahip çıkmaması ve masanın taahhütlerini kabul etmemesi ihtimali gösteriliyor. Mutabakatların altında imzası olmayan yeni bir genel başkanın masaya katılmasındansa cumhurbaşkanının partisiyle bağının kopmamasının daha sağlıklı olacağı görüşü dillendiriliyor. Cumhurbaşkanının partisi ile ilişkisini geçiş süreci tamamladıktan sonra kesmesinin daha doğru olacağı belirtiliyor.

Masadaki temsilcilerin bir kısmı da partili cumhurbaşkanı sisteminin hukuksuzluğuna vurgu yaparak cumhurbaşkanının seçildiği gün partisinden istifa etmesi gerektiğini savunuyor. Örneğin CHP’li kurmaylar, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun aday olması ve seçilmesi halinde ‘partili cumhurbaşkanı’ olmayı tercih etmediğini, seçilirse istifa edeceğini söylüyor. Ancak masada bu konuda nihai karar verilmiş değil.

Altılı Masa, iktidara gelmeleri halinde atılacak adımların, vaatlerin açıklanacağı programa hazırlanıyor

Tüm bu sorulara cevap aranırken Altılı Masa, iktidara gelmeleri halinde atılacak adımların, vaatlerin açıklanacağı programa hazırlanıyor. 30 Ocak’ta Ankara Congresium Kongre Salonu’nda gerçekleşecek toplantıda Altılı Masa’nın genel başkan yardımcıları 9 ana başlıkta 2 bin 300’ün üzerinde vaat açıklayacak. Masa temsilcilerinin “Türkiye’nin krizden çıkış reçetesi” olarak tanımladıkları bu metin, yoksullukla mücadeleden kadın haklarına, siber güvenlikten siyasi etik yasasına, kamuda israfla mücadeleden tersine beyin göçüne, savunma sanayinden afet yönetimine, uyuşturucuyla mücadeleden barınmaya kadar birçok konuda çözüm üretme iddiası taşıyor.

Vaatlerin yer aldığı “Ortak Politikalar Metni” cuma günü matbaaya gönderildi. Metni kaleme alan ve 4 aydır metin üzerinde çalışan Altılı Masa kurmayları, 30 Ocak’taki buluşmanın bir şölen havasında geçeceğini ve düğüne hazırlanır gibi hazırlandıklarını söylüyor. 1 buçuk saat sürmesi planlanan toplantıya 3000’e yakın kişinin katılması bekleniyor. Sunumu yapacak genel başkan yardımcıları 29 Ocak Pazar günü Congresium’da bir prova yapacaklar. Siyasi partilerin il, ilçe teşkilatları, medya ve sivil toplum temsilcilerinin katılacağı toplantıda Altılı Masa’nın hikayesini anlatan kısa bir videonun da aralarında olduğu video gösterimleri de yapılacak.

Paylaşın

Akşener’den Yeni Seçim Videosu: Bu Harami Düzeni…

Sosyal medya hesabından dördüncü seçim videosunu yayınlayan İYİ Parti Lideri Akşener, paylaşımına, “”Yeter söz milletindir!” diyeceğiz ve bu harami düzeni milletimizle birlikte, sandıkta değiştireceğiz!” notunu düştü.

Haber Merkezi / İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, kendi sosyal medya hesabından yeni seçim videosunu paylaştı.

“Yeter söz milletindir diyeceğiz ve bu harami düzeni milletimizle birlikte, sandıkta değiştireceğiz. Çünkü devlete millet yakışır” notuyla paylaşılan videoda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Türkiye’nin ekonomisinin sorumlusu benim, ben!” sözleri hatırlatılırken bu sözlere karşı İYİ Parti Lideri Akşener’in, “Sarayından çık Erdoğan! Sarayından çık. Ey Kasımpaşalı Erdoğan, sen açlığın ne olduğunu bilirdin, yoksulluğun ne olduğunu bilirdin. Gittin saraya, unuttun” sözleri yer aldı.

“Sen ısrarla anlamak istemesen de biz ısrarla hakikati konuşmaya devam edeceğiz”

Akşener’in TBMM grup toplantılarında, her hafta kürsüye çıkardığı vatandaşların görüntülerine yer verilirken; Akşener’in, “Sen ısrarla anlamak istemesen de biz ısrarla hakikati konuşmaya devam edeceğiz. Bize inanmadığın her durumda da her hafta seni aziz milletimizin sesiyle yüzleştireceğiz. Bu kürsü, milletin kürsüsüdür. Daha önce nasıl esnaflarımızdan çiftçilerimize, işletme sahiplerinden sağlık çalışanlarımıza, atanamayan öğretmenlerimizden EYT’li kardeşlerimize memlekette derdi olan kim varsa burada ağırladıysak; siz inatla o sesi kısmaya çalışsanız da biz her hafta sözü de kürsüyü de inatla ve ısrarla milletimize bırakmaya devam edeceğiz” sözleri hatırlatıldı.

Videonun sonunda ise Akşener’in Meclis kürsüsünden, ‘Yeter söz milletindir’ diyeceğiz ve aslanlar gibi iktidara geleceğiz” konuşması ile sona eriyor.

Paylaşın

Millet İttifakı, Ortak Adayı 13 Şubat’ta Belirlemede Uzlaştı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Gelecek Partisi, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nden oluşan Millet İttifakı, ortak adayı 13 Şubat’ta belirleme hedefinde uzlaştı.

Atılı Masa 11. toplantısını İYİ Parti’nin ev sahipliğinde yapmış, toplantı sonrası yapılan açıklamada Millet İttifakı çatısı altında toplandıklarını deklare etmişlerdi.

Toplantı sonrası yapılan “Erdoğan aday olamaz” açıklaması ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın adaylığı tartışmaya açıldı. Bugüne kadar “Mağduriyet yaratılmaması için tartışmaya açmayalım” görüşünde olan liderler, 26 Ocak tarihli toplantıda farklı bir tutum belirledi.

Yapılan açıklamada, “TBMM yenileme kararı almadığı müddetçe, Sayın Erdoğan’ın 14 Mayıs’ta yapılacak olan seçimlerde bir kez daha aday olması mümkün değildir.  Cumhurbaşkanının, Anayasa’ya aykırı olarak üçüncü kez adaylığını ilan etmesi demokrasi tarihimize eklediği bir diğer kara sayfadır. Anayasa’yı yok sayan bu başıboşluğu kabul etmediğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız” denildi.

DW Türkçe’den Kıvanç El’in edindiği bilgiye göre liderler toplantıda Erdoğan’ın resmen adaylık başvurusu yapması sonrası hazırlanacak bir hukuki görüşle birlikte YSK’ya başvuru yapacak ve kararı bekleyecek. YSK’dan “adaylığın Anayasaya aykırı olduğuna dair” bir kararın verilmesi de beklenmezken, bu konunun seçim sürecinde kamuoyuna anlatılması da bekleniyor.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Hamza Dağ, altılı masanın bugünkü toplantısının ardından yaptığı “Erdoğan’ın aday olması mümkün değildir” açıklamasına cevap olarak bir paylaşım yaptı.

Liderlerin Erdoğan’ın adaylığını tartışmaya açmasına AKP’den ilk tepki Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ’dan geldi. Dağ, sosyal medya hesabından, “Bugüne dek Cumhurbaşkanımızın adaylığını tartışmaya açmadınız. ‘Erdoğan’ı yeneceğiz’ dediniz. Seçim ve mağlubiyet yaklaştıkça korkmaya başladınız. Kendi aday çıkaramama beceriksizliğinizi perdelemeye çalışıyorsunuz. Anayasa ortada, yasa açık. Recep Tayyip Erdoğan’ın adaylığının önünde hiçbir engel yok. Korkunun ecele faydası yok. En güçlü adayınızla gelin. Yine kazanacağız” ifadelerini kullandı.

“İttifak” mesajı

“Altılı masa” olarak yoluna bir yıldır devam eden altı lider yaptıkları açıklamada “Millet İttifakı” mesajı da verdi. Böylece altı partinin ittifak içerisinde seçime gireceği de resmen açıklanmış oldu. Açıklamada, “Seçim ne zaman yapılırsa yapılsın üstünlerin hukuku anlayışıyla hareket eden Cumhur İttifakı değil, hukukun üstünlüğüne inanan Millet İttifakı kazanacaktır” ve “13’üncü Cumhurbaşkanı, “Yeter! Söz Milletindir” diyen Millet İttifakı’nın adayı olacaktır” ifadeleriyle ittifak da netleşmiş oldu. Altılı masa resmi seçim takvimi başladıktan sonra ittifak protokolünü de YSK’ya sunacak.

Eylemler açıklanacak, “Yol Haritası”na erteleme

Altılı masa 30 Ocak pazartesi günü yapacağı toplantıda hem hükümet programı olarak adlandırılan “Ortak Politikalar Metni”ni hem de parlamenter sisteme geçişte uygulanacak “Yol Haritası”nı kamuoyuna açıklayacaktı. Ancak “Yol Haritası”nın açıklanması da ortak adayın açıklanacağı tarihe ertelendi. 30 Ocak’ta sadece hükümetin kurulması halinde hayata geçecek eylemler açıklanacak. Söz konusu “Ortak Politikalar Metni”nde yer alan eylemlerin dokuz ana başlık 75 alt başlık olmak üzere 2500’e yakın madde olduğu da kaydedildi.

Altılı masa açıklamasında, “Tamamlama aşamasına geldiğimiz Geçiş Sürecinin Yol Haritasını, Cumhurbaşkanı adayını belirleme süreciyle beraber nihai değerlendirme sonrası kamuoyuyla paylaşacağız” denildi. Yol Haritasında cumhurbaşkanının yetkileri, cumhurbaşkanı yardımcılarının nasıl belirleneceği, kabinede hangi partiye nasıl bakanlık verileceği, partili cumhurbaşkanı olup olmayacağı, atamalarda nasıl yol izleneceği gibi süreçler yer alacak. Ancak bu yol haritası adayla birlikte açıklanacak. Yol Haritası”na ilişkin açıklamanın belirlenecek aday tarafından yapılacağı öğrenildi.

“Aday 13 Şubat’ta belirlenecek”

Edinilen bilgiye göre, altılı masa toplantısında liderler “ortak aday” konusunda da anlaştı. Çoklu aday tartışmalarını gündeminden çıkaran liderler, ortak aday fikrinde birleşirken toplantıda beklenenin aksine herhangi bir ismi konuşmadı. Ancak, “tabanda ve halkta karşılığı olan isimlerin belirlenerek değerlendirilmesi” konusunda görüş birliği sağladı.

Açıklamaya da liderler, “Cumhurbaşkanı adayını belirleme konusunda altı siyasi partinin istişare, uzlaşı ve halkın tercihlerini yansıtacak şekilde çalıştığını buradan duyurmak isteriz” ifadeleri koyarak, parti tabanını dinleme mesajı verildi. Söz konusu aday isimleri 13 Şubat’taki Saadet Partisi’nin ev sahipliğindeki toplantıya kadar liderler arası temaslarda ele alınacak. Bu görüşmelerde parti içinde yapılan istişareler, daha önce yapılan anketler, yeni anketler ile eğilim yoklamaları da değerlendirilecek.

Liderlerin parti kurullarından görüş ile birlikte yetki alması da bekleniyor. Tüm bu süreçlerin ardından 13 Şubat’taki toplantıda ortak aday netleştirilerek ya aynı gün ya da o gün açıklanacak bir tarihte kitlesel bir programla kamuoyuna duyurulacak. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendi adaylığını masaya taşımasına kesin gözüyle bakılırken, olası adı geçen diğer isimler Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş ile ilgili de CHP masaya taşımadıkça gündeme getirmeme eğilimi bulunuyor.

HDP mesajı yok

Altılı masanın 5 Ocak’taki toplantısının olduğu gün Anayasa Mahkemesi, HDP’nin hazine yardımına tedbir konulması kararını açıklamıştı. O tarihteki toplantı sonrası yapılan açıklamada bu karara dair bir değerlendirme yapılmamış ve bu da HDP’li bazı yöneticilerin tepkisini çekmişti. 26 Ocak tarihli toplantı gününe de yine bir Anayasa Mahkemesi kararı denk geldi. AYM, HDP’nin “karar seçim sonrasına kalsın” başvurusunu reddedip kapatma davasında kritik bir mesaj verirken, altılı masa bildirisinde bu konuya yine değinilmedi. Altı liderin toplantıda kısa bir süre bu konuyu da değerlendirdikleri bildirildi.

Paylaşın