DEVA, Demokrat, Saadet Ve Gelecek Partisi Adaylarını CHP Listesinden Gösterecek

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimlerine haftalar kalırken, Demokrat Parti, Saadet Partisi, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi milletvekili adaylarını CHP listelerinden gösterecek.

Haber Merkezi / Millet İttifakı’nın önemli bileşenlerinden İYİ Parti ise kendi logo ve listesiyle seçime katılacak.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, Millet İttifakı partilerinin yöneticileri ile birlikte Yüksek Seçim Kurulu’nda (YSK) bugün bir açıklama yaptı.

YSK’ya seçim ittifakına ek bir protokol sunduklarını belirten Muharrem Erkek, “Bu protokol uyarınca, Millet İttifakı çatısı altında CHP ve İYİ Parti; kendi logoları ve listeleriyle seçime katılacaklardır. Demokrat Parti, Saadet Partisi, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi de adaylarını CHP listelerinden göstereceklerdir” dedi.

Erkek, Millet İttifakı Protokolü’ne ek protokol metnini İYİ Parti Seçim İşleri Başkanı Şenol Sunat, DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı İdris Şahin, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya, Gelecek Partisi Seçim ve Hukuk İşleri Başkanı Ayhan Sefer Üstün ve Demokrat Parti Genel Sekreteri Serhan Yücel ile birlikte YSK’ya sundu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Erkek, YSK’de şu açıklamayı yaptı:

“Daha önce Millet İttifakı olarak seçim ittifakı protokolümüzü, Yüksek Seçim Kurulu’na sunmuştuk. Millet İttifakı olarak, yeni bir siyaset kültürü ile yeni bir yönetim anlayışıyla, yarının Türkiye’sini hep birlikte inşa edeceğiz.

Millet İttifakı’nın ortak Cumhurbaşkanı adayı, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu; Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı seçilecek ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçişi sağlayacak Meclis çoğunluğunu da Millet İttifakı sağlayacaktır.

Bugün de seçim ittifakı protokolüne ek bir protokolü, Yüksek Seçim Kurulu’na sunduk. Bu protokol uyarınca, Millet İttifakı çatısı altında CHP ve İYİ Parti; kendi logoları ve listeleriyle seçime katılacaklardır. Demokrat Parti, Saadet Partisi, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi de adaylarını CHP listelerinden göstereceklerdir.”

Paylaşın

Millet İttifakı Liste Hamlesini 9 Nisan’a Bıraktı

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimlerine haftalar kaldı. Millet İttifakı cephesinde, Seçim İttifakı Komisyonu’nda listeler üzerinde ortaklaşma amaçlı çalışmalar devam etmekle birlikte bu hafta sonunda son karar için liderler düzeyinde toplantı yapılacağı ifade edildi.

VOA Türkçe’den Yıldız Yazıcıoğlu’nun haberine göre, liderler düzeyinde görüşmeyle ilgili CHP’nin evsahipliğinde altılı masa buluşması mı yoksa çevrimiçi toplantı mı yapılacağı bilgisi henüz paylaşılmadı. Liderlerce 9 Nisan öncesinde ortak liste çalışmalarıyla son karara imza atılacağı vurgulandı.

CHP Parti Örgütü ve Örgüt Yönetimlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı, İyi Parti Yerel Yönetimler Başkanı Metin Ergun, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Bitmez, Demokrat Parti Genel Sekreteri Serhan Yücel, DEVA Partisi Teşkilat İşleri Başkanı Sadullah Ergin ile Gelecek Partisi Seçim ve Hukuk İşleri Başkanı Ayhan Sefer Üstün ise sürekli temas halinde.

Cumhur İttifakı cephesinde ise, AK Parti listesinden ortak liste ile genel seçime katılım göstermeyi ittifak ortağı MHP kabul etmedi. MHP, yarın (7 Nisan) milletvekili aday listesini YSK’ya sunacağını açıkladı.

İttifaklar 6 Nisan yani bugün itibariyle yürürlüğe girmiş olan yeni seçim mevzuatı uyarınca 24 Haziran 2018’deki gibi “artık oy” sisteminden yararlanamayacağı için TBMM’deki sandalye çoğunluğu bakımından “ortak liste” en önemli gündem maddesi.

Millet İttifakı’nda gözler 9 Nisan’a çevrildi

Millet İttifakı’nda, “DEVA Partisi’nin kendi logosuyla seçime girme kararı” nedeniyle anlaşmazlık ve müzakere süreci devam ediyor. CHP ile DEVA Partisi arasında, “CHP logosuyla ortak listeyle 81 ilde genel seçime girilmesi” yönünde görüşme yapıldı ancak henüz sonuçlandırılmadı.

Millet İttifakı içerisinde “üçlü ittifak kurulması” ise, “Saadet Partisi’nin kendi logosu altında DEVA Partisi ile Gelecek Partisi’nin seçime katılması gerektiği” görüşünde ısrarcı olmasıyla sonuçsuz kalmıştı.

DEVA Partisi, kamuoyuna bir yıl önce logoyla seçime katılma sözü verildiğini belirterek, Saadet Partisi logosu altında yer almayı kabul etmemişti. Saadet Partisi Lideri Temel Karamollaoğlu da, parti tarihi açısından DEVA Partisi logosuyla aday gösteremeyeceklerini belirtmişti.

Şimdi CHP logosuyla Demokrat Parti, Saadet Partisi, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi’nin tek/ortak liste üzerinden seçime gitmesi görüşmesi yapılıyor.

DEVA Partisi tarafı ise, Ali Babacan’ın geçtiğimiz yıl 27 Nisan’da “Demokrasi ve Atılım Partisi önümüzdeki seçimlere kendi adıyla, kendi şanıyla, kendi logosuyla girme kararını almıştır” açıklamasıyla son bir yıldır parti teşkilatındaki hazırlıklar nedeniyle rahatsızlık yaşıyor. Millet İttifakı içinde anlaşma sağlanamaması durumu için DEVA Partisi’nin 81 il için kendi aday listesini hazırlamış olduğu öğrenildi.

CHP ile İYİ Parti’nin ortak listesi 13 kenti aştı

CHP’nin ise tüm tarafları ortak listeye ikna etme çabası devam ederken; İYİ Parti ise sadece CHP’yle birlikte ortak listeyi kabul etti. İki parti henüz hangi illerde ortak listeyle genel seçime girileceği konusunda çalışmayı tamamlamadı.

YSK’nın belirlediği vekil dağılımına göre; birer milletvekili çıkaracak Tunceli ve Bayburt’un yanısıra Meclis’te iki vekil ile temsil edilecek Artvin, Bilecik, Çankırı, Erzincan, Gümüşhane, Kırşehir, Sinop, Bartın, Ardahan, Iğdır ve Kilis illeri masadaydı. Başta 13 il olmak üzere CHP ile İYİ Parti arasında ortaklaşmada ilerleme sağlandığı ifade edildi.

Bu illerle birlikte Rize gibi AK Parti’nin çok yüksek oranda oy aldığı illerde de CHP ve İYİ Parti’nin ortak listeyle yarışacağı görüşü ön planda.

Cumhur İttifakı’nda mevcut durum nedir?

Cumhur İttifakı cephesinde, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bugün ikili bir görüşme yapacağı iddiası vardı.

Erdoğan ile Bahçeli’nin, MHP’nin ortak listede yer almayarak kendi logosuyla 14 Mayıs genel seçimine katılma kararını yeniden değerlendireceği öne sürüldü ancak sonrasında taraflarca görüşme olup olmadığına ilişkin açıklama yapılmadı.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın ise, bugün akşam yaptığı açıklamayla YSK’ya yarın aday listesini sunacaklarını ilan etti.

MHP Lideri Bahçeli, 29 Mart günü MHP’nin kendi logosuyla tüm illerde seçime gireceği açıklaması yapmıştı.

Bahçeli, özetle, “Bilindiği gibi Cumhur İttifakı çatısı altında 4 parti yer almıştır. Bu kapsamda üzerinde uzlaşılan ittifak protokolü 24 Mart 2023’te YSK’ya teslim edilmiştir. Son günlerde bilhassa MHP ile AK Parti arasında ortak liste yapılacağı, bu kapsamda yerli yersiz, maksatlı maksatsız pek çok iddia ve ifade kamuoyunda tartışma konusu, hatta polemik malzemesi haline getirilmiştir. Ü

stelik kara kampanya üretim ve servisi cesamet kazanmıştır. Cumhur İttifakı’nı oluşturan 4 partiden 2’si olan; Yeniden Refah Partisi ile Büyük Birlik Partisi’nin kendi parti logoları ve adaylarıyla seçimlere katılacağı da yakın bir tarihte ilgililerin beyanıyla tescillenmiştir.

MHP, Milletvekili Genel Seçiminde, tüm seçim çevrelerinde olmak suretiyle üç hilal amblemiyle ve değerli milletvekili adaylarıyla demokratik mücadelesini yapacak, nihayetinde hak ettiği, layık olduğu, hasretle beklediği başarıya kesinlikle ulaşacaktır” demişti.

Paylaşın

“Millet İttifakı, Seçime İYİ Parti Hariç Tek Listeyle Girebilir” İddiası

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kaldı. Seçimlerden en iyi sonucu almak isteyen ittifakların ve partilerin hazırlıklarına dair kulis haberlerde gelmeye devam ediyor.

Son olarak, Millet İttifakı’nın İYİ Parti hariç seçime tek listeyle girebileceği öne sürüldü. CHP’nin bileşenlerine 30 milletvekili için kontenjan ayırdığı iddia edildi.

Halk TV yazarı İsmail Saymaz, köşe yazısında Millet İttifakı, İYİ Parti hariç tek listeyle girebileceğini yazdı.

Saymaz, “Millet İttifakı’nı oluşturan altı partiden CHP, Saadet, Gelecek, DEVA ve Demokrat partileri ortak liste noktasında uzlaşma aşamasına vardı” dedi.

Beş parti Millet İttifakı’nın çatısı altında amblemleriyle değil, CHP’nin milletvekili listelerinden seçime gireceğini belirtten Saymaz, Kılıçdaroğlu’nun ısrarına rağmen İYİ Parti, 15 şehirde ortaklaşmayı kabul ettiğini aktardı.

Saymaz, bu şehirlerde oy oranına bağlı olarak CHP ya da İyi Parti listeleri tercih edeceğini söyledi.

CHP’nin bileşenlerine 30 milletvekili için kontenjanı ayırdığı söyleyen Saymaz, şunları belirtti:

“Altı parti tek listeden girerse 360, beşi girerse 280 milletvekili çıkarılacağı hesap ediliyor. Nihai kararın ise cuma günü verileceği belirtiliyor.

Diğer yandan DEVA, Gelecek ve Saadet’i içeren ittifak içinde ittifak formülünden vazgeçildi. DEVA Partisi’nın kendi çatısında seçime girilmesi önerisi reddedildi.”

Cumhur İttifakı’nda “ortak liste” çatlağı

Öte yandan AK Parti’de Osmaniye, Iğdır, Çanakkale gibi illerde MHP ile “birliktelik sağlanabilir mi?” değerlendirmesi yapılıyordu.

AK Partili kurmayların çalıştığı formüle hem Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hem de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den “ret geldiği” belirtildi.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun kulis haberine göre, aralarında Osmaniye, Iğdır, Çanakkale gibi illerin de yer aldığı 19 ilde “MHP’nin aday çıkarmayarak, AK Partili isimleri, bazı illerde ise AK Parti’nin aday çıkarmayarak MHP’li isimleri destekleyebileceği” ileri sürülmüştü.

Ancak AK Parti’nin, MHP ile yürüttüğü çalışma ile ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP lideri Bahçeli’den “ret kararının” geldiği belirtiliyor.

Erdoğan’ın, “AK Parti’nin iktidar partisi olduğu, bazı illerde aday göstermemesi gibi bir durumun söz konusu olamayacağı” gerekçesiyle, Bahçeli’nin ise, “MHP’nin siyasi geçmişi ve birikimi ile partinin üç hilale oy veren seçmen yapısı” gerekçesiyle “bu çalışmaya ret kararı verdiği” ileri sürülüyor.

Paylaşın

AK Parti Sözcüsü Çelik’ten Akşener’e Tepki: Niteliksiz, Yakışıksız

İYİ Parti Lideri Akşener’in partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmaya tepki gösteren AK Parti Sözcüsü Çelik,  “Bugün İYİ Parti grup toplantısında Sayın Akşener’in üslubu, Cumhurbaşkanımıza yönelik ifadeleri ve kullandığı bazı tabirler son yıllardaki en niteliksiz, en yakışıksız ifadelerin yer aldığı konuşma olmuştur” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Sayın Kılıçdaroğlu da Sayın Akşener’i tebrik etmiş. Bu niteliksizliğe bir çifte destek söz konusu olmuş. Bu ittifakın diğer üyeleri de aynı desteği sergileyecekler mi bakalım?”

Akşener’in geçtiğimiz günlerde, bir kadına söylenmeyecek sözlerle karşı karşıya kaldığı ifadelerine yönelik Çelik, “Bir kadın siyasetçiye kadın olduğu için haddini aşan şeyler söylendiğinde biz bunun karşısında dururuz ama bugün yaptıkları konuşmada herhangi bir kadın veya erkek siyasetçinin ağzına almaması gereken birtakım tabirler kullanılmıştır” dedi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in bugün partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmaya tepki gösterdi. Çelik’in açıklamalarından satırbaşları:

 “İYİ Parti’nin grup toplantısında Sayın Akşener’in kullandığı üslup, bunu üzülerek söylüyorum son yıllardaki en yakışıksız ifadeleri olmuştur. Sayın Kılıçdaroğlu da Sayın Akşener’i tebrik etmiş, bu yakışıksızlığa çifte destek olmuştur. Argo tabirlerle bağırıp, çağırarak, saldırgan üslup haline, son yıllarda gördüğümüz en yakışıksız konuşmaya şahit olmak zorunda kaldık.

Meclis kürsüsüne kurşunların dizildiği bir tablo. Cumhurbaşkanımız dünyada Türkiye’nin şan ve şerefini en yüksekte tuttu. Argo tabirlerle bir hezeyan şeklinde bağırıp çağırarak, son yıllarda gördüğümüz en niteliksiz ve yakışıksız konuşmaya şahit olduk.

Bugün yaptıkları konuşmada herhangi bir kadın ya da erkek siyasetçinin ağzına almaması gereken sözlerle Cumhurbaşkanımıza yönelik ifadeler kullanıyor. Seçim kampanyaları seccadeye ayakkabı ile basarak başladı. Şimdi de Meclis çatısı altında kurşun sergisi yaparak bu tehdidi sürdürüyorlar.

Siyasi pazarlıklarını kapatmak için bize saldırıyorlar. Meclis’te bir kurşun sergisi açmaya kalkarak ortaya koyduğu bu performans üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur. O Meclis sizin kürsüde kurşun sergileyebileceğiniz bir yer değildir. Buradan bizlere saldırarak kendinize siyasi rant üretmeye çalışırsanız buna net bir şekilde karşı çıkarız.

Bugünkü yapılan konuşmanın tamamı Cumhurbaşkanımıza saldırma adı altında diğer konuların örtbas edilmek istenmesidir. Bir de çay tutturmuş gidiyor. Reçetelerini yeniliyorum. Bir hazımsızlıkları olduğu belli. Bu nedenle kendisine bir de acılı Adana şalgamı ekliyorum. “

Paylaşın

Akşener’den Erdoğan’a Sert Sözler; Kürsüden Kurşun Fırlattı

TBMM’deki grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, partisinin İstanbul İl Başkanlığı’nın kurşunlanması konusunda ” Recep Bey çıkmış, benden özür bekliyormuş. Çünkü, kendisi çok kırılmış Duyguları incinmiş. Rencide olmuş.” derken “Utanmasan, mermiye saldırdı diye, parti binamızı tutuklayacaksın. Bir de senden, özür dileyeceğim, öyle mi? Hadi oradan be hadi oradan! Çok beklersin!” dedi.

Haber Merkezi / Kürsüden kurşunları yere fırlatan Akşener, “Bunca engeli aştıktan sonra şimdi bize bu kurşun mu dur diyecek. Bunca tehdide direndikten sonra şimdi bizi bu kurşun mu korkutacak. Bunca ahlaksızlığa göğüs gerdikten sonra, şimdi bizi bu kurşun mu sindirecek” dedi.

İYİ Parti Lideri Akşener, AK Parti iktidarına, “Hukuka keyfine göre yön veren kendi çıkarları için zalime boyun eğen, Başkentin göbeğindeki alçak bir cinayetin gerçek faillerini bulmaktan bile aciz bir iktidar!” sözleriyle yüklendi.

Akşener, “14 Mayıs’ta oy kullanırken çok kritik bir seçim yapacaksınız. Kim Jong’un uzun boylu ikiziyle demokrasi arasında seçim yapacaksınız” ifadelerini de kullandı. Akşener, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisine yönelik “Beni kendinle uğraştırmasın” sözlerine de Bir aslan miyav dedi, minik fare kükredi…” diyerek yanıt verdi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Akşener’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Aziz milletim, değerli milletvekilleri, sevgili gençler, kıymetli basın mensupları; sizleri, saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Gazi Meclisimizin, 27’nci yasama döneminin, son grup toplantısına, hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.

Kadim kültürümüzle harmanlanan cennet vatanımızda hakkımız olan tüm değerlerden, olanaklardan, fırsatlardan, mahrum bırakıldığımız, ucube bir dönemin nihayet sonuna geliyoruz. Hukuka keyfine göre yön veren kendi çıkarları için zalime boyun eğen, Başkentin göbeğindeki alçak bir cinayetin gerçek faillerini bulmaktan bile aciz bir iktidar!

Verdiği hiçbir sözü, tutamayan, mafyaları, simsarları, uyuşturucu kaçakçılarını kollayan, Sinan Ateş’in katillerine göz yuman zalim bir iktidar! Sorumsuz bir iktidar!

Korkak bir iktidar! Ve artık vaktini, çoktan doldurmuş, son kullanma tarihi geçmiş bir iktidar! Düşünün ki; Emniyet teşkilatımız, cinayeti planlayan şahsı bir milletvekilinin evinde yakalıyor. Buna ilişkin, tutanak tutuyor. Nasıl oluyorsa oluyor, o tutanak, ortadan kayboluyor. Ve bugün o tutanak, dava dosyasında yok.

“Elindeki sınırsız yetkiye rağmen katillerden hesap soracak cesaret ise hiç yok!”

Hey gidi hey… Neydin, ne oldun Recep Bey? “Cesaretin sembolüyüm” diye geldin; giderayak esaretin sembolü oldun. “Milletin adamıyım” diye geldin; giderayak mafyaların, simsarların, kuklası oldun.  Görüyorum ki, artık sende; Ayşe Ateş’e verdiği sözü tutacak, basiret yok! Babasız kalan Banuçiçek’in, Bengüsu’nun, karşısına çıkacak, yüz yok! Elindeki sınırsız yetkiye rağmen katillerden hesap soracak cesaret ise hiç yok!

Hiç merak etmeyin! Recep Bey’in yapamadığını, biz yapacağız! Onun tutamadığı sözü, biz tutacağız! Ne olursa olsun; Sinan Ateş’in kanını, yerde bırakmayacağız! Katiller, cezasını çekecek! Azmettirenler, cezasını çekecek! Yataklık edenler, cezasını çekecek! Bu işin üstünü örtmeye kalkışanlar da, cezasını çekecek!

Seçimlere 39 gün kala BTK, yeni bir sosyal medya düzenlemesini, yürürlüğe aldı. Bu düzenlemeye göre, artık Sosyal medya platformları, kişisel bilgileri adli makamlara, iletmekle yükümlü olacak. Peki nasıl iletecek? Herhangi bir yargı kararı olmadan iletecek. Bir soruşturma bahanesi bulmak, yeterli olacak. Yani bir İçişleri Bakanlığı yetkilisi, ‘Şu kişi hakkında soruşturma var.

Bana bilgilerini verin.’ Dediğinde o bilgiler, derhâl iletilecek. Bu şekilde yargı önünde, suçu ispatlanmamış kişilerin tüm şahsi bilgileri, talep edilebilecek. Düzenlemenin ilgili kısmı, aynen şöyle diyor: ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak, Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, Devletin sırlarına karşı suçlar ve bu kapsamda içerik oluşturan ve yayan faillere ulaşmak için, gerekli olan bilgiler…’

Yani mesela gerçek enflasyon verilerini inceleyen ENAG ‘yanıltıcı bilgi yaymaktan’ susturulacak. Üstelik sadece ENAG değil ENAG verilerini, paylaşan hesaplar da susturulacak. Mesela ‘Kızılay’ın çadır satışını’ haber yapanlar ve yayanlar ‘devlet sırrını açığa çıkardı’ diye susturulacak. Mesela; ‘Dört gün oldu, bir tane arama kurtarma ekibi gelmedi’ diyenler, ‘Devletin birliğini bozuyor’ diye susturulacak.

Yani böylece tek adam rejiminin, diktatörlüğe doğru uzanan yoluna, bir taş daha döşenecek. Türk demokrasinin önüne, ördükleri duvarlara, bir tuğla daha konulacak. Türk gençlerine layık gördükleri hapishane düzenine bir pranga daha eklenecek. İşte size Recep Bey ve arkadaşlarının Türkiye’ye layık gördüğü yüksek demokrasi standardı. Gerçekten ibretlik.

Her konuda olduğu gibi bu konuda da beceriksizliklerini kabullenmek yerine yasaklar koyarak esas meseleyi görmezden gelmeyi seçtiler. Türkiye internete sansür getiren demokrasi öncüsü ülkeler arasında yer aldı. Bu düzenleme, Twitter’dan bir A Haber oluşturma gayretidir.

Facebook’ta bitmeyen penguen belgeseli izletme çabasıdır. Onca kanala rağmen milletimizi yalanlarına inandıramadılar. Bu hükümetin depremdeki acizliğini sosyal medya ortaya çıkardı. Saray medyası sahte başarı hikayesi yazarken, Kızılay’ın çadır sattığı haberi sosyal medyadan yayıldı. Rezilliklerini meydana döken her şeye düşmanlar. Sosyal medyaya, gençlere, teknoloji araçlarına düşmanlar.

“Kim Jong’un” benzetmesi

Sevgili gençler şunu asla unutmayın ki 14 Mayıs’ta oy kullanmaya gittiğinizde çok kritik bir seçim yapacaksınız. Kim Jong’un, uzun boylu ruh ikizi ile Millet İttifakı’nın adayı arasında bir tercih yapacaksınız. Kuzey Kore’ye özenen bir Türkiye ile Avrupa standartlarında bir demokrasiyi doyasıya yaşayan bir Türkiye arasında bir tercih yapacaksınız. Kim Jong’un izinden gidenlerle Atatürk’ün gösterdiği istikamete yürüyenler arasında bir tercih yapacaksınız.

Sizlere öğrenilmiş çaresizlik prangaları takanlar ile ‘Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet’ diye haykıranlar arasında bir tercih yapacaksınız. Ben size inanıyorum. Ben size güveniyorum. Çünkü; güç sizde. Çünkü; söz sizde. Çünkü; gelecek sizin ellerinizde. Adım gibi eminim ki 14 Mayıs’ta sandığa gideceksiniz ve kaderinizin dizginlerini elinize alacaksınız! Sandığa gideceksiniz ve Recep Bey’i o koltuktan indireceksiniz! Sandığa gideceksiniz ve Atamızdan aldığınız emanetin hakkını verip  yepyeni bir tarih yazacaksınız! Hiç şüphem yok: O sene, bu sene!

“Gerginsin” deyince bana ve arkadaşlarıma kızmak, tehdit etmek, hakaret etmek, sandıktaki kaçınılmaz sonunu değiştirmeyecek. Çünkü; içinde bulunduğu bu acınası durumun tek sorumlusu sensin sen!

Bak, tam 21 yıl oldu ama sen hâlâ, asgari düzeyde bir devlet insanı olamadın. Dile kolay. Koskoca 21 yıl… Kim olsa, bir şeyler öğrenirdi. Ama sen maalesef, hiçbir şey öğrenemedin.

Bir de üstüne, geçtiğimiz hafta, çıkmışsın; bana, “Utan, utan.” diyorsun…

Evet utanıyorum! Bu ülkenin Cumhurbaşkanı olma şerefinin, zerresini dahi üzerinde taşıyamamandan, ben utanıyorum! Küfür bulaşmış dilinden, fitne saçan sözlerinden, söylediğin yalanlardan, attığın iftiralardan, biz utanıyoruz!

İnanabiliyor musunuz?  Aynen böyle söylüyor. Arkadaş bizi, Cudi’ye, Gabar’a gömecekmiş… Bak Recep Bey; Cudi ve Gabar, senin için vatan olmayabilir. Ama bizim için, Rize ne kadar vatan toprağıysa; Cudi de o kadar vatan toprağıdır! Kocaeli ne kadar vatan toprağıysa; Gabar da, o kadar vatan toprağıdır!

Sen kuponcu olduğundan, vatan toprağının kıymetini bilmezsin. Ama biz gayet iyi biliriz. Al bayrağımızın gölgesinin düştüğü her yer, bizim için cennettir, cennet!

Değerli dava arkadaşlarım; Recep Bey’in geçen haftaki, sayısız hezeyanlarından biri vardı ki, gerçekten evlere şenlik… Neymiş? Kiminle uğraşacağımı, çok iyi bilecekmişim… Neymiş? Kendisini benimle uğraştırmayacakmışım… Vay vay vay… Bir aslan miyav dedi, minik fare kükredi…  Recep Bey, sen hiç merak etme ben kiminle uğraşacağımı çok iyi bilirim.

Kul hakkı yiyenlerle, terörist başının mektubunun devletin teelvizyonunda okutanlarla, emeklieden memurdan işçiden esirgediği milyarlarca lirayı rant şebekecilernin atlına serenlerle uğraşırım. Milletine yalan söyleyen, sesini duymayanlarla, Saraylarda keyif çatanlarla uğraşırım. Gençlerli itip kakanlarla, kadınları ezip geçenlerle uğraşırım. Sen sevsen de sevmesen de, gıcık olsan da uğraşmaya devam edeceğim.

Tehdidin yansımasını hemen ertesi gün gördük. Devlet ciddiyeti olan bir iktidar konunun araştırılması için hemen harekete geçer değil mi. Recep Bey ve arkadaşları bize kızdılar. Neymiş bir bekçi arkadaş hırsız kovalıyormuş. İstanbul İl Başkanlığımız sanılanın aksine gökyüzünde değil yerde. Bu bekçi kardeşimiz iddiaya göre defalarca hareket etmiş. Recep Bey çıkmış benden özür bekliyormuş. Utanmasan mermiye saldırdı diye parti binamızı tutuklayacaksın. Bir de senden özür dileyeceğim öyle mi? Hadi oradan be hadi, çok beklersin. Sakın unutma bir bu günlere öyle kolay gelmedik.

Kürsü’den kurşun fırlattı

Söyleyin Sinan Ateş durdu mu? Bunca tehdide direndikten sonra şimdi bizi bu kurşun mu korkutacak. Söyleyin Ömer Halis Demir korktu mu? Bunca ahlaksızlığa göğüs gerdikten sonra, şimdi bizi bu kurşun mu sindirecek? Gaffar Okkanlar, Uğur Mumcular öldü mü? Bunca hainliğin üzerinden geldikten sonra şimdi bizi bu kurşun mu korkutacak. Şimdi bizi bu kurşuna adres verenler mi ayıracak.

O zaman bugün burada sizlerden bir söz istiyorum, bu sözü törenize atanıza uyarak verin, bu sözü aklınızı ve kalbinizi duyarak verin. Kıvılcımdan ateş olacaksınız söz mü? Tüm mermilere göğüs gerip milletimize güneş olacaksınız söz mü? Çöken karanlığı çökertmek için 40’tan 40 bin olacaksınız söz mü? Bu millet 15 Mayıs sabahı kendine düşen gömleği yırtıp atacak. Bu millet 15 Mayıs sabah hep birlikte hürriyet diye bağıracak.”

Paylaşın

Akşener, Kılıçdaroğlu’na Kazandırdı, İYİ Parti’ye Kaybettirdi

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kala İYİ Parti Lideri Akşener’in aday belirlenme sürecinde İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in cumhurbaşkanı adayının belirlenme sürecinde Millet İttifakı masasından kalkmasının faturasına dair partide dikkat çekici hesaplar yapılıyor.

Gazete Duvar’ın Duvar Arkası bölümünde yer alan haberde, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın cumhurbaşkanı yardımcısı yapılması kararı ile aşılan krizi değerlendiren İYİ Partililere göre Akşener, Kılıçdaroğlu’nu “kazanacak aday” yaptı.

İYİ Partililere göre iki belediye başkanının cumhurbaşkanı yardımcısı yapılması kararıyla Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı olan Kemal Kılıçdaroğlu’na bir anda 6.5 puan kazandırıldı, seçimi almasının önü açıldı.

Ancak anketler bu süreçte İYİ Parti’nin ise ciddi bir oy kaybına uğradığını gösteriyor. Bu kaybı doğrulayan İYİ Partililer, “Oylarımızda yüzde 2.6 düşüş oldu. 1.5 puanı topladık. Gerisini de seçim sahasında kısa sürede toplayacağız” diyor.

Kabine nasıl oluşacak?

Öte yandan iktidara gelmeye aday olan Millet İttifakı’nın bugünden hazırlığını yaptığı çalışmalara göre seçimi kazanmaları durumunda kabinede büyük değişiklik yapılacak. Bugün 17 olan bakanlık sayısının 20’nin üzerine çıkması bekleniyor.

6 siyasi partinin hazırladığı Ortak Politikalar Metni’ne göre Hazine ve Maliye Bakanlığı iki ayrı bakanlık şeklinde yapılandırılacak. Şehircilik ve Afet Yönetimi Bakanlığı ile Bilişim ve Yenilikçilik Bakanlığı kurulacak. Bu durumda bakanlık sayısı 20’ye çıkıyor.

Ancak Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ikiye bölünebileceği ayrıca Avrupa Birliği Bakanlığı ile Orman ve Hayvancılık Bakanlığı kurulabileceği de kaydediliyor. Bunların yanı sıra mevcut bakanlıkların yapısında da değişim planlanıyor.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, “Kadın, Aile ve Çocuk Bakanlığı”, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı “İklim, Çevre ve Orman Bakanlığı”, Ticaret Bakanlığı “Esnaf ve Ticaret Bakanlığı”, Tarım ve Orman Bakanlığı “Tarım ve Gıda Güvenliği Bakanlığı” olarak yeniden yapılandırılacak.

Bakanlıklar için planlamalar şimdilik böyle ama asıl bu bakanlıkların partiler arasında nasıl paylaşılacağı merak konusu. Bu sorunun yanıtı ise Millet İttifakı’nın seçimi kazanması durumunda, yani 14 Mayıs’ta ortaya çıkacak.

Paylaşın

Meral Akşener: Recep Bey’in Tehdidi İle Partimiz Kurşunlanmıştır

İYİ Parti Lideri Akşener, partisinin İstanbul İl Başkanlığına yapılan saldırı sonrası yaptığı açıklamada, “Seçime 1,5 ay kala ve Sayın Cumhurbaşkanı demem ama Cumhurbaşkanı böyle olmaz, Recep Bey’in tehdidi ile partimiz kurşunlanmıştır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Daha önce dedi ki bana bunlar iyi günlerin, linçe uğradım, evim basıldı, bu defa beni kendinle uğraştırma dedi; partimizin İstanbul İl Başkanlığı 2 yerinden kurşunlandı.”

Akşener, açıklamasının devamında, “Türkiye bir kabile devleti olamaz. Partilerin seçime 1,5 ay kala korkutulması kabul edilemez. Akşener’i korkutacak adam anasından doğmadı. Cenab-ı Hak’tan başka kimseden korkmam” ifadelerini kullandı.

İstanbul Zeytinburnu’nda bulunan İYİ Parti İstanbul İl Başkanlığı binasına, henüz kimliği belirlenemeyen kişi ya da kişilerce sabaha karşı silahlı saldırı düzenlendi.

Saldırı sonrası, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İYİ Parti İstanbul İl Başkanlığı önüne geldi. Meral Akşener, burada bir açıklama yaptı. Akşener’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Seçime 1,5 ay kala ve Sayın Cumhurbaşkanı demem ama Cumhurbaşkanı böyle olmaz, Recep Bey’in tehdidi ile partimiz kurşunlanmıştır.

Daha önce dedi ki bana bunlar iyi günlerin, linçe uğradım, evim basıldı, bu defa beni kendinle uğraştırma dedi; partimizin İstanbul İl Başkanlığı 2 yerinden kurşunlandı.

Türkiye bir kabile devleti olamaz. Partilerin seçime 1,5 ay kala korkutulması kabul edilemez. Akşener’i korkutacak adam anasından doğmadı. Cenab-ı Hak’tan başka kimseden korkmam.

“Ben milletime güveniyorum”

Evim basıldı beraat ettiler. Linçe uğradım beraat ettiler. Torunuma iftira attılar, beraat ettiler. Aziz milletim, bu ucube sistem süremez.

Bugün bana, yarın size. 14 Mayıs’ta sandığa gideceksiniz, bu pis sistemi bitireceksiniz. Yanımda Ekrem başkan var. Seçimi iptal ettiler. Ben milletime güveniyorum.

Kadın kardeşlerim sizlere sesleniyorum. Erkek siyasetçilere yapılmayan iğrençlik bana yapıldı. Eğer bu zulmün bitmesini istiyorsanız 14 Mayıs’ta oylarınızı Millet İttifakı’na oy vereceksiniz.

Kılıçdaroğlu’nu Cumhurbaşkanı seçeceksiniz, İYİ Parti’yi birinci parti yapacaksınız. Işıklar söndüğünde evinden işe nasıl gidildiğini biliyorum. Bir lokantada yalnız yemek yiyorsanız başınıza neler geldiğinizi biliyorum.

Recep Bey size sesleniyorum. Devri iktidarınızda başıma gelmeyen kalmadı. 14 Mayıs’tan sonra iftiralar, hakaretler bitecek. Etrafındaki yalaka tayfa yerine bize bağırmaya tercih ediyor.”

Paylaşın

Akşener’den Erdoğan’a Papatya Çayı Tavsiyesi: İyi Gelir

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hakkındaki sert sözlerine yanıt veren İYİ Parti Lideri Akşener, “Giderayak seni çok gergin gördüm Recep Bey. Akşamları papatya çayı iç, iyi gelir” dedi.

Haber Merkezi / İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hakkındaki sert sözlerine kısa bir yanıt verdi.

Erdoğan’ı sakinlik öneren Akşener, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada “Giderayak seni çok gergin gördüm Recep Bey. Akşamları papatya çayı iç, iyi gelir” diyerek Erdoğan’ın sosyal medya hesabını etiketledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, katıldığı bir televizyon programında İYİ Parti Lideri Akşener’in grup toplantısında yaptığı açıklamalara yanıt vererek şu ifadeleri kullanmıştı:

“Bakıyorsunuz hanımefendi inşaat mühendisi olmuş, bu da konuşuyor. Bizim hastanelerle ilgili attığımız temelleri küçümsüyor. Ben hemen Sağlık Bakanımı aradım, neyin nesidir. Ondan sonra da süratle Murat Kurum kardeşimi aradım.

O da bazı eksiklikler olsa bile ben bizzat bakanımla da konuştum, buna biz müdahale edeceğiz dedi. Müdahalelerini de yaptılar. Yalana gerek yok. Biz bir şeyi eğer yapıyoruz, yaptık dersek, biz bunu yaparız Meral Hanım.

Bizim adımıza dikkat et. Benim adım Tayyip soyadım da Erdoğan. Erdoğan’a da dikkat et, Tayyip ismine de dikkat et. Konuştuğun zaman buna göre konuş.

Belediye başkanlığımdan buraya kadar attığımız her adımı tartarak biçerek atarız. Ve 20 yıllık iktidarımız döneminde İstanbul-İzmir bu otoyoldaki atılan adımlara dikkat et. Bu otoyollarda bir fire var mı?

Kocaeli’nde yaşıyorsun, Kocaeli’nde attığımız adımlara da bak. Eğer orada bir çürük çarık ortaya koyarsan ayrı mesele. Yalanla dolanla iş yapma. Yanlış yere maalesef kafanı çarpıyorsun dikkat et. Beni kendinle de uğraştırma.

Paylaşın

Akşener’den Erdoğan’a Tepki: Kendine Gel, Ağzından Çıkanı Kulağın Duysun

Partisinin Meclis grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Hatay’da sarf ettiği “Burası CHP’li demedik, onlar da bizim vatandaşımızdır dedik” ifadelerine, “Kendine gel Sayın Erdoğan, kendine gel. Ağzından çıkanı kulağın duysun. Ayıptır, günahtır. Sen önce git, bir aynaya bak Sayın Erdoğan. Sen bu ülkeyi, yönettiğini mi sanıyorsun?” şeklinde yanıt verdi.

Haber Merkezi / Konuşmasında, bakanlara milletvekili adayı olmaları durumunda kabinedeki görevlerinden istifa etmeleri yönünde çağrıda bulunan Akşener, “Şimdi bu atanmış bakanlar, arkalarında devletin gücüyle, seçime girip; bir de buna, adil ve dürüst bir seçim mi diyecekler? Seçim sürecinde, devletin kaynaklarını, diledikleri gibi kullanıp; Sonra da buna, demokrasi mi diyecekler? Hayır! Böyle bir ilkesizliği, böyle bir ciddiyetsizliği, kabul etmiyoruz” dedi.

İYİ Parti Lideri Akşener, ‘Kayıp Balık Nemo’ filmine göndermeyle Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin ‘ortalıkta gözükmediğine’ dikkat çekerek, “Sıra dışı ekonomi politikalarıyla ‘Türkiye’nin uçacağını’ söyleyen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, işler istediği gibi gitmeyince ekonomide eskiye dönmek için eski bakan Mehmet Şimşek’e yanaşmıştı. Nebati’yse pek ortalıkta gözükmüyor.

Şimşek, Erdoğan’ın talebini reddedince Nebati, sessizliğini bozarak ‘Türkiye Ekonomi Modeli’ni uzunca hatırlatmıştı. Nebati’nin son dönemde ekonomiyle ilgili yegane çıkışı da bu oldu. O ışıltılı gözleri gören var mı? Ekonomi perişan, esnaf kan ağlıyorken, kayıp bakan Nemo’nun nerede olduğunu bilen var mı? Kendisi bir tek Sayın Erdoğan’ın basın açıklaması olduğunda bir anda beliriveriyor.” ifadelerini kullandı.

Meral Akşener, kadına şiddetle mücadeleyi düzenleyen 6284 sayılı Kanun’un bazı maddelerinin kaldırılmasını şart koşan Yeniden Refah Partisi’nin ve HÜDA PAR’ın; AKP, MHP ve BBP’nin yer aldığı Cumhur İttifakı’na katılmasına ilişkin, “Bir tarafta seçim kazanmak uğruna kadına şiddeti, ölümü, tecavüzü reva görenler var; diğer tarafta kadınların, gençlerin, çocukların haklarını koruyup hukukunu iyileştirmek isteyenler var. Bir tarafta başkentin göbeğinde yaşanan alçak bir cinayete, Sinan Ateş’in katillerin göz yumanlar var, diğer tarafta Sinan Ateş’i unutturmayacak, katillerinden hesap soracak olanlar var” diye konuştu.

Akşener, Altılı Masa’daki aday belirleme süreci ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ile ilgili sert söylemlerde bulunan Yavuz Ağıralioğlu’nın istifasına ise değinmedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Akşener’in konuşmasından satır başları:

“Bugün maalesef insanların vicdansızca fakirleştirildiği, kutuplaştırıldığı, devletimizin ise şuursuzca güçsüzleştirildiği ucube bir dönemden geçiyoruz. Çok büyük bir sınav veriyoruz.

Her gün saçma sapan açıklamalarla yıpratılan sinirlerimiz var, her gün akıl dışı kararlarla söndürülen umutlarımız var.

Türk siyasetinde daha önce eşi benzeri görülmemiş bu ucube döneme milletçe yapacağımız kritik bir seçim var.

Vereceğimiz çok önemli bir karar var. Tam 1.5 ay sonra milletçe tarihi bir karar vereceğiz. Ya millet iradesini yeniden hakim kılacağız ya da sarayın büyüyen gölgesinde kaybolup gideceğiz.

Ya cumhuriyetin yeni asrını hep birlikte müjdeleyeceğiz ya da ucube bir sistemin ilelebet devamına boyun eğeceğiz. Ya güç hırsından yolunu kaybetmiş bir kişinin ihtiraslarına teslim olacağız ya da istibdatın karşısında ‘Yaşasın Hürriyet’ diye bağıracağız.

1,5 ay sonra tarihi bir karar vereceğiz. Ya millet hakimiyetini kuracağız ya sarayın gölgesinde yok olup gideceğiz. Ya Cumhuriyetin yeni asrını müjdeleyeceğiz ya da ucube bir sistemin devamına boyun eğeceğiz.

Hiç şüphem yok ki 45 gün sonra milletimiz en doğru kararı verecek. O büyük ferasetini cümle aleme gösterecek. Kendisini unutanlara, yok sayanlara iradesinin gücünü yeniden hatırlatacak. O kutlu gün geldiğinde kazanan Türkiye olacak.

Milletimizin önündeki tarihi seçimin arifesinde Türkiye’nin geleceği için vaat edilen seçenekler net bir şekilde ortada duruyor.

Bir tarafta kadınlara şiddeti, tacizi, tecavüzü, ölümü reva görenler var; bir tarafta kadınların ve çocukların haklarını hukuklarını genişletmek isteyenler var. Bir tarafta Cumhuriyet değerlerine gıcık olanlar; diğer tarafta her 10 Kasım’da hüzünlenenler var.

Bir tarafta ekonomiden eğitime hemen her alanda ülkemizi krizler yumağına sokan beceriksizlik abideleri var; diğer tarafta krizleri çözmeye talip olan liyakatli kadrolar var.

Bir tarafta Sinan Ateş’in katillerine göz yumanlar var; diğer tarafta katillerinden teker teker hesap soracak olanlar var. Bir tarafta gücünü rant şebeklerinden, mafyalardan alanlar var; diğer tarafta gücünü milletin kutlu iradesinden alanlar var.

Devletin kaynaklarını kullanıp buna demokrasi mi diyecekler? Madem tüm kabine üyeleri vekil adayı olmaya karar verdiler, istifa etsinler; görelim çapları neymiş!

İktidarın başı ve arkadaşları bu kadar açık ve net tablo karşısında illetin kararının ne olacağını gördükleri için paniğin pençesine düşmüş durumdalar.

Daha dün Millet İttifakı’na bakanlık dağıtmakla uğraşanlar, bugün bakanlarını milletvekili yapma derdindeler.

“Kayıp bakan Nemo”

Bu bakanlar devletin gücüyle seçime girip buna ‘Adil bir seçim’ mi diyecekler? Böyle bir ilkesizliği kabul etmiyoruz.

Madem kabine üyeleri aydınlanmayla vekil adayı olmaya karar verdiler, hodri meydan buyursunlar istifa etsinler. Madem milletin iradesine teslim olmaya adaylar o zaman devletin zırhını çıkarıp öyle aday olsunlar.

Ama yapamazlar, vazgeçemezler. Bir Nebati Bakan vardı ne oldu ona? O ışıltılı gözleri gören var mı? Ekonomi perişan, esnaf kan ağlıyorken, kayıp bakan Nemo’nun nerede olduğunu bilen var mı? Kendisi bir tek Sayın Erdoğan’ın basın açıklaması olduğunda bir anda beliriveriyor.

Bay kriz ve arkadaşlarının yaşadığı paniğin bir başka yansımasını da son dönemki vaatleri ve icraatlarında da görüyoruz.

İlk 4,5 yılında yapamadıklarını şimdi yapmaya başladılar. Sadece kendilerine çalıştılar, seçime aylar kala nedense milletimizi hatırlamaya başladılar. Seçime 6 ay kala emeklileri hatırladılar, EYT’li kardeşlerimizi, atanamayan öğretmenlerimizi hatırladılar.

Geçtiğimiz hafta emeklilere verilecek bayram ikramiyesi ve maaşları belirlendi. Ancak 7500 liradan fazla alanların maaşında bir değişiklik yaşanmayacak. Asgari ücretin 8 bin 506 lira olduğu ülkede 7500 lira emekli maaşı vermek hakarettir.

Milletimizi, ayın yarısına bile gelmeden, eriyen maaşlar ile, açlığa, yokluğa ve çaresizliğe, mahkûm ettiler.

Yandaşları, üç kuruş zarar etti diye, dünyaları yerinden oynattılar; ama milletimizi utanmadan, geçim sıkıntısıyla, borçlarla bir başına bıraktılar. Kendi eşlerini, dostlarını, akrabalarını ihya ettiler; ama bu milletin evlatlarını, ısrarla görmezden geldiler.

Artık hesap vakti geldi, çattı, Sayın Erdoğan. 14 Mayıs akşamı, milletimizin gür sesini, iliklerine kadar hissedeceksin. Görmezden geldiğin millet iradesini, dimdik karşında göreceksin. Neden olduğun, tüm çilelerin hesabını, teker teker, sandıkta vereceksin.

Hiç kusura bakma. 5 yılda yapmadığını, son 6 aya sığdırmaya çalışarak, bu hesaptan kaçamazsın.

Milletimizin, senin ve beceriksiz arkadaşların için, tuttuğu kabarık defter, 14 Mayıs’ta açılacak. Milletimizin şaşmaz terazisi, seni 14 Mayıs’ta tartacak. O sandık gelecek ve 14 Mayıs’ta, hak yerini bulacak! Hazır ol, artık çok az kaldı.

Geçtiğimiz hafta, bu iktidarın gerçek yüzünü, çarpıcı bir şekilde ortaya koyan, çok acı bir örnek daha yaşadık. Ülkemiz adına, bir kez daha üzüldük; iktidar adına da, bir kez daha utandık.

Artık her şeyiyle, göstermelik hale gelmiş bir iktidarın; günü kurtarmaktan başka, hedefi kalmamış bir hükûmetin; ucuz, utanmaz ve ahlaktan yoksun, bir yönetim anlayışının; acınası hâline, şahit olduk. Evet, şu sahte temel atma töreninden bahsediyorum.

Yıllarca, büyük büyük konuşup; ‘Ben, temel atma törenlerine katılmam, ben biten işin, açılışını yaparım’ diyecek kadar, şişmiş bir egonun, balon gibi öterek sönüşünün, ibretlik vesikasından bahsediyorum.

Bu fevkalade parlak, bir o kadar da, cüretkar arkadaşlarımız; Boş araziye beton döküp, ‘Hastane temeli atıyoruz’ diye, Türkiye’ye yutturmaya kalktılar. Evet yanlış duymadınız. Boş araziye, bir demir kafes koymuşlar.

Görseniz, çocuk havuzu kadar. Üstüne de, mikserden beton döktüler. Saray medyasının, köpürteceği kadar da görüntü alıp, servis ettiler. Alın size, AK Parti usulü, temel atma töreni. Güler misin, ağlar mısın?

Şu ciddiyetsizliğe bakar mısınız? Kelimelerin kifayetsiz kaldığı, şu şuursuzluğa, bir bakar mısınız? Nitekim artık, bu iktidarın, tüm işleri de, aynı bu sahte temel atma töreni gibi…

Hiçbir şey umurlarında değil. Yüzleri kızarmıyor, utanmıyorlar. Göz göre göre yalan söylemekten, hiç mi hiç gocunmuyorlar. Palavralara, masallara sığınmadan, tek bir cümle bile kuramıyorlar. Yazık ki ne yazık…

“Arkadaş, madem bir yılda yapılabiliyordu, 21 yıldır neredeydiniz?”

Şimdi de çıkmışlar; ‘Bir yılda, tüm depremzedelere, konutlarını teslim edeceğiz’ diyorlar. Arkadaş, madem bir yılda yapılabiliyordu, 21 yıldır neredeydiniz?

Madem bir günde, sadece kamu kuruluşlarından, 90 milyar lira para toplanabiliyordu; 21 yıldır, neden toplamadınız? 21 yıldır, ‘Deprem geliyor’ diye bas bas bağıran, bilim insanlarımızı, neden dinlemediniz? 21 yıldır topladığınız, deprem vergilerini, neden çarçur ettiniz?

‘Bir yılda, 650 bin konut yapacağız’ diyen bir iktidar, 21 yıldır, bunu neden yapamadığını, milletimize anlatmak zorundadır. Bu kadar basit. Önümüzde, koskoca Marmara Depremi riski var.

Eğer bir yılda, 650 bin konut yapıyorsanız; İstanbul’da, Yalova’da, Tekirdağ’da, Kocaeli’nde olası bir depremde, yıkılmasına kesin olarak bakılan, binlerce bina var. Bu binaları yenilemek için, daha ne bekliyorsunuz?

Depremde yıkılıp, çökmelerini mi bekliyorsunuz? Yine binlerce insanımıza, mezar olmalarını mı bekliyorsunuz?

Şehirlerimizi depreme hazırlamak, bu kadar zor bir iş değil. Bunu zor gösteren, 21 yıldır hiçbir şey yapmayan, bu beceriksiz iktidardır.

Nitekim; Ekrem Başkan’ın çalışmaları ortada… İnşallah, 14 Mayıs’tan sonra da, bunun ne kadar kolay olduğunu, tüm Türkiye’ye göstereceğiz. 14 Mayıs’tan sonra, Artık kimse, kendine mezar olacak evlerde yaşamayacak. Hiç kimseyi, geride bırakmayacağız. Hiç kimseyi, bile bile, ölüme terk etmeyeceğiz! Üstelik öyle, sahte temeller atarak da değil…

Elbette, bu kepazeliklere şaşırmıyoruz. Çünkü biz biliyoruz ki; seçimi kazanmak için, her şeyi mubah görenler; gerçekleri çarpıtırken de, hiçbir ahlaki sorumluluk taşımazlar.

Olmayan temellerin önünde, atıp tutarken de, hiçbir utanç duymazlar. Yalan söylemekten de, iftira atmaktan da, hakaret etmekten de, zerre rahatsız olmazlar. Biz, millet olarak, 21 yıllık AK Parti iktidarı döneminde, bu durumun, sayısız örneğine şahit olduk.

Nitekim; Sayın Erdoğan’ın, Hatay ziyaretindeki, tek rezalet, temel atma töreninden ibaret değildi…

Kendisi önce, kürsüye çıkıp dedi ki; ‘Burası CE-HA-PE’li demedik. Bunlar da, vatandaşımız dedik’ Yaaa… ‘Bunlar da’ vatandaşıymış… Şu edepsizliğe bir bakar mısınız? Şu nobranlığa bir bakar mısınız? Şu bilinç altına bir bakar mısınız? Şaka gibi ama gerçek…

Üstelik; işine gelince, ‘Milletin adamıyım’ diye, ortalıkta gezinen, bu zat; bu sözleri, depremzede vatandaşlarımıza söyledi.

Bu sözleri, acılı annelere, babalara, çocuklara söyledi. Ve bu sözleri, bir Cumhurbaşkanı olarak söyledi…

Kendine gel Sayın Erdoğan, kendine gel. Ağzından çıkanı kulağın duysun. Sen, 85 milyonun, tamamına karşı sorumlusun. 45 günün kalmış olsa da, sen hâlâ, bu ülkenin, Cumhurbaşkanlığı makamında oturuyorsun. Ayıptır, günahtır.

Bir de, bu edepsizlikten sonra, çıkmışsın, devletin ne olduğuna dair, en ufak bir fikrin varmış gibi, bize, devlet ahkamı kesmeye kalkıyorsun…

Sen önce git, bir aynaya bak Sayın Erdoğan. Sen bu ülkeyi, yönettiğini mi sanıyorsun? Ben sana söyleyeyim: sen ülke mülke yönetmiyorsun; sen ihale yönetiyorsun, sen rant yönetiyorsun, sen algı yönetiyorsun.

Ama sen devleti yönetemiyorsun. ‘Seçilmiş Cumhurbaşkanı’yım’ diye, kasıla kasıla geziyorsun; ama daha Cumhurbaşkanı gibi davranmayı bile, beceremiyorsun.

‘Kabile ülkesi değil’ diyorsun ama kabile reisi yetkileriyle, devlet yönetmeye kalkıyorsun. Neymiş? Devlet böyle yönetilmezmiş. Neymiş? Belediye Başkanlarının, Cumhurbaşkanı Yardımcısı olması yanlışmış. Neymiş? Bu devlet, kabile devleti değilmiş…

Ya öyle mi Sayın Erdoğan? Hayırdır, neden bu kadar rahatsız oldun? Neden bu kadar korktun? Neden bu kadar çekindin? Günaydın! Biz sana zaten yıllardır, aynı şeyi söylüyoruz.

Evet doğrudur; bu devlet, elbette kabile devleti değildir. Ama mesela; Türkiye Cumhuriyeti Devleti senin kabile devleti standartlarına, mecbur da değildir.

Mesela; Türkiye Cumhuriyeti Devleti; ekonomide, hukukta, eğitimde, keyfiyet ve vasatlığa, layık da değildir. Mesela; Türkiye Cumhuriyeti Devleti; rantçı dostlarının, kasasını dert ettiği kadar, milletinin kesesini dert etmeyenlere, mahkum da değildir.

Ez cümle; Türkiye Cumhuriyeti Devleti, ne sana, ne ucube sistemine, ne de ‘kadro’ diye yutturmaya çalıştığın, beceriksiz kabilene, hiç ama hiç mecbur değildir. İşte bu yüzden, biz geliyoruz!

Engelleri, yıka yıka geliyoruz. İftiraları, boza boza geliyoruz. Yalanları, yene yene geliyoruz.

Nitekim sen meydanlara çıkıp; ‘Hani belediyeler nerede? Deprem bölgelerine uğradılar mı?’ diye iftira atarken; biz Mansur Başkan’la, Ekrem Başkan’la Kahramanmaraşlı, Hataylı kardeşlerimizi ziyaret ediyoruz.

Sen ‘belediyeler buralara gelmediler’ diye, kendini kandırıyorsun ama vatandaşlarımız, onlara ‘Allah sizden razı olsun’ diyor. Sen, durmadan çamur atıyorsun; ama vatandaşlarımız, onlara ‘Yüzümüz sizin sayenizde güldü’ diyor.

Sen ‘bu belediyeler çalışmıyor’ diye, karalama yapıyorsun ama, vatandaşlarımız onlara; ‘AK Partili belediyelerin yapmadığı güzelliği, siz yaptınız’ diyor.

Bak, bunları, ben söylemiyorum Sayın Erdoğan. Bunları bizzat, vatandaşlarımız söylüyor. Depremin olduğu ilk günden beri; 11 Büyükşehir Belediyemizin de; nasıl canla başla çalıştığını, nasıl yardıma koştuğunu, nasıl kucak açtığını en iyi, deprem bölgesindeki insanlarımız biliyor.

O nedenle; sen artık giderayak, daha fazla nefesini yorma; kendini de, daha fazla rezil etme, Sayın Erdoğan… Çünkü; Büyük Türk Milleti, artık sizin gerçek yüzünüzü gördü. Geri sayım başladı. Bunun artık dönüşü yok.

Sandık geldiğinde, milletimizin kutlu iradesi, sizi o sandığa gömecek. Bundan kaçış yok. Ve milletimizin iradesi, 15 Mayıs’ta iktidara gelecek. Korkunun ecele faydası yok.

Sana söz, Sayın Erdoğan; o güzel bahar gününde, biz iktidara geldiğimizde, sen utanacaksın. Attığın iftiralardan utanacaksın.

Millete söylediğin yalanlardan utanacaksın. Ne kadar aciz, ne kadar beceriksiz olduğunu görecek ve aynadaki suretinden utanacaksın. Üstelik bir gün de değil, her gün utanacaksın. Sana söz, çok az kaldı.”

Paylaşın

Saadet, DEVA Ve Gelecek Partisi, İttifakı İçinde İttifak Kuracak Mı?

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine sayılı günler kala ittifaklarda seçimlerde en iyi sonucu almak için stratejilerini netleştiriyor. 

Millet İttifakı’nı oluşturan partilerden olan Saadet Partisi, Deva ve Atılım (DEVA) Partisi ve Gelecek Partisi’nin ittifak içinde ittifak için kendi aralarındaki görüşme trafiği sürüyor.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, geçtiğimiz günlerde Karar TV’de “ittifak içinde ittifak” formülüyle ilgili konuşmuş ve çalışmaların yüzde 99 oranında tamamlandığını söylemişti. Karamollaoğlu, “Üç parti olarak seçime müşterek girmemiz oyumuzu yükseltecek” demişti.

Bu çerçevede ittifak protokollerini iki gün önce Yüksek Seçim Kurulu’na sunan Millet İttifakı içinde yer alan Saadet Partisi, DEVA ve Gelecek Parti’nin daha çok milletvekili çıkarabilmek için kendi aralarında başlattıkları üçlü görüşme trafiği sürüyor.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in ilgili partilerin üst düzey yetkililerinden edindiği bilgilere göre, üç partinin “ittifak içinde ittifak” kurma formülünde henüz nihai sonuca ulaşılabilmiş değil ancak temaslar yoğun şekilde sürüyor ve bir süre daha trafiğin devam etmesi bekleniyor.

Üçlü “ittifak içinde ittifak” formülünde ilerleme sağlanıp sağlanmaması ve üç partinin bir sonuca ulaşıp ulaşmaması Millet İttifakı’ndaki altı partinin aday listelerinde olası ortaklaşma formüllerini de etkileyeceği için önemli görülüyor.

Gerek altı partinin ortak aday listeleri gerekse üçlü ittifak formülü ile ilgili kritik bir görüşme ise bugün Malatya’daki liderlerin katılacağı iftar olarak öne çıkıyor. İftarda diğer meselelerin yanı sıra bu konunun da gündeme gelebileceği, cumhurbaşkanı adayı kararını netleştiren ve önemli bir krizi aşan altı liderin şimdi bu konuya yoğunlaşmaya başlayabileceği belirtiliyor.

Bu arada altı partinin aday listeleri için oluşturduğu komisyonun da beklenen toplantısını gelecek hafta yapması bekleniyor.

Üç partinin tutumları nasıl?

Peki ittifak içinde ittifak kurarak daha çok milletvekili kazanmak isteyen üç partinin tutumları nasıl şekilleniyor?

“İttifak içinde ittifak” formülüne ilişkin üç partinin tutumlarında henüz tam bir ortaklaşma sağlanamadı.

Saadet Partisi seçime kendi logosu ile girilmesini isterken, diğer iki parti de kendi logolarını tercih ediyor. Her partinin kendi logolarıyla girme konusunda daha önce alınan kendi kurul kararları ve parti ilkelerine göre hareket etmek isteklerinin gündemde olduğu belirtilirken, bununla birlikte belli ortaklaşmaların yapılmasına ilişkin de güçlü işaretler var.

Partilerin yetkilileri liste oluşturulması ile ilgili süreçlerin işin doğası gereği biraz dinamik olduğunu ve görüşmelerin son birkaç güne kadar devam edebileceğini söyleyerek, “Bugün aldığımız karar yarın başka bir şekle evrilebilir” diyor.

DEVA Partisi daha önce aldığı parti kararı çerçevesinde seçime kendi amblemi ile girmek konusunda kararlığını sürdürürken, belli iller bazında diğer partilerle ortak çalışmalar yapılmasına ise soğuk bakmıyor.

Gelecek Partisi ise ittifak içinde ittifak önerisine çok sıcak olmadığını, daha çok CHP ve İYİ Parti ile ittifak kurmayı düşündüklerini belirtmişti.

Bu arada her partinin en az 41 ilde kendi logolarıyla seçime girmeleri de gerekiyor.

Milletvekili aday listelerinin YSK’ya teslimi için son gün olan 9 Nisan’a kadar her iki ittifakın aday listelerinin de netleşmesi için zaman bulunuyor.

Ortak listelerin önemi ne?

Peki yeni seçim yasasında ortak listeler hazırlamak ittifaklara ve partilere ne kazandırıyor?

AK Parti ile MHP’nin geçen yıl getirdiği yeni seçim sistemi ittifak içindeki partileri yüzde 7 baraja karşı korusa da her parti kendi alacağı oy oranına göre milletvekili çıkaracağı için ittifakın önemini azaltmış durumda. Bu nedenle her iki büyük ittifak da bazı illerde ortak liste yapma arayışında.

Araştırmacı Nezih Onur Kuru, ittifaklar için parlamento seçimlerinde ortak liste yapmalarının önemine dikkat çekerek, yeni seçim yasasının ittifakların artık oylarıyla ekstra milletvekili çıkarabilmesi avantajını ortadan kaldırdığını, bunun da daha az sayıda partiden oluşan ve parti arasındaki oy makası geniş olan Cumhur İttifakı’na yaradığını belirtiyor.

Kuru, Cumhur İttifakı’nın kritik illerde tek liste yapması ve Millet İttifakı’nın ise yapmaması durumunda Cumhur İttifakı’nın yüzde 41 oy ile Meclis’in salt çoğunluğu olan 301 sandalyeyi kazanabileceğine dikkat çekiyor.

Paylaşın