Eski İYİ Partili Aytun Çıray: Masadan Kalkma Krizi Yaşanmasaydı…

Masadan kalkma olayı hiç yaşanmamış olsaydı Kılıçdaroğlu’nun çok daha fazla oy alacağını dile getiren eski İYİ Partili Aytun Çıray, ‘‘MAK Araştırma’nın sahibi Mehmet Ali Kulat, ‘İYİ Parti yüzde 13 alsaydı Kemal Bey kesinlikle seçilirdi’ diyor. Oyların o denli düşmesinin temel nedeni, Sayın Akşener’in ‘Benim başıma tabanca dayasalar masadan kaldıramazlar’ dedikten sonra masadan kalkması” dedi ve ekledi:

“Bu derin bir hayal kırıklığı yarattı, toplumun beklentilerini yok etti. İYİ Parti’nin oyları büyük oranda önce Muharrem İnce’ye daha sonra da Sinan Oğan’a gitti.”

14 Mayıs seçimlerinden önce İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Altılı Masa’dan ayrılması ve sonrasında masaya dönmesi sürecinde tanık olduklarını sosyal medya hesabından paylaşan Akşener’in o dönemki Genel Başkan Başdanışmanı Aytun Çıray, konuyla ilgili yeni açıklamalarda bulundu. Çıray, masadan ayrılma hamlesinin ardından İYİ Parti’nin oylarının düştüğünü ve Kılıçdaroğlu’nun seçimi kaybettiğini söyledi.

Cumhuriyet’ten İklim Öngel’in sorularını yanıtlayan Çıray, masadan kalkma olayı hiç yaşanmamış olsaydı Kılıçdaroğlu’nun çok daha fazla oy alacağını şu sözlerle dile getirdi: ‘‘MAK Araştırma’nın sahibi Mehmet Ali Kulat, ‘İYİ Parti yüzde 13 alsaydı Kemal Bey kesinlikle seçilirdi’ diyor. Oyların o denli düşmesinin temel nedeni, Sayın Akşener’in ‘Benim başıma tabanca dayasalar masadan kaldıramazlar’ dedikten sonra masadan kalkması. Bu derin bir hayal kırıklığı yarattı, toplumun beklentilerini yok etti. İYİ Parti’nin oyları büyük oranda önce Muharrem İnce’ye daha sonra da Sinan Oğan’a gitti.”

Süreç boyunca birçok hatanın yapıldığına dikkat çeken Çıray, masa krizinin çok travmatik olduğunu vurguladı. Çıray, “Kemal Bey 2.5 puan daha alsaydı kazanacaktı. Bazı bürokratlar masalarını toplamaya başlamışlardı. Kaybettiklerini görüyorlardı. Ama o hadise moral bozukluğu yarattı ve bu öfkeye dönüştü. Eğer son kriz yaşanmasaydı, matematik Kemal Bey’in kazanabileceğini gösteriyordu” ifadelerini kullandı.

Çıray paylaşımında kendisinin de sorduğu ‘Bu hamle kime yarıyordu’ sorusuna ise, “Cumhurbaşkanlığı seçimini kim kazandıysa ona yaradı” yanıtı verdi.

Çıray açıklamalarının İYİ Parti’nin 26 Ağustos toplantısı öncesine denk gelmesinin “tesadüf” olduğunu belirterek, “Eğer İYİ Parti milletvekili söz konusu konuşmayı yapmamış olsaydı, konunun tarihe yanlış bir şekilde geçeceğini görerek bu açıklamayı yaptım. Yoksa böyle bir açıklamayı durduk yerde yapmazdım. Bizim devlet terbiyemiz buna müsait değil ama o kadar yalan yanlış açıklamalar yapılıyor ki izin veremezdim. Tarihin doğru yazılması lazım” ifadelerini kullandı.

“Siyasi olarak etik değil”

İki belediye başkanı fikrinin Erdoğan Toprak’tan yani CHP’den geldiğini söyleyen Çıray, “Bazı şeyler konuşulur, sorun varsa çözülür ondan sonra durduk yerde pişirip pişirilip karşı tarafın itibarını sarsacak şekilde gündeme getirilmez. Bu iki belediye başkanı yanına konulmasaymış Kemal Bey 40’larda bir oy alacakmış. Bu siyasi olarak etik değil. Herkes elini yıkayacak, bir tek Kemal Bey tek başına bu yenilgiyi yaşamış, tüm hatalar ona ait. Seçilemeyeceğini bile bile ortaya çıkmış bir insan tarifi yapılıyor. Bu hem tarihe hem de Kemal Bey’e haksızlık” dedi.

Aytun Çıray, o dönem Kılıçdaroğlu’nun belediye başkanlarını Akşener’e gönderdiğine dikkat çekerek, “İlginç olan şu, belediye başkanları ‘Biz aday olalım’ diye gitmiyorlar. ‘Masaya oturun Kemal Bey aday olsun’ diye gidiyorlar’’ dedi. Konunun kişisel ve duygusal olmadığına söyleyen Çıray, “Öyle olsaydı ben CHP’den ayrılıp sonuçları ne olacağı belli olmayan bir maceraya girerek İYİ Parti’ye kurucu olmazdım. Arka arkaya gelen birçok açıklamadan sonra bu açıklamayı yapmayı tarihe ve milletvekilliğini yaptığım CHP’ye bir borç kabul ettim” diye konuştu.

Paylaşın

Akşener Hakkındaki “FETÖ” Soruşturmasında Takipsizlik Kararı

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2016 yılında “FETÖ (Fethullahçı Terör Örgütü) suçlaması” iddiasıyla başlatılan soruşturmada 7 yıl sonra kovuşturmaya yer olmadığı yönünde karar çıktı.

İYİ Parti lideri Akşener soruşturmayla ilgili 2019 yılında “Hakkımda yapılan soruşturmanın, ‘At izi mi, it izi mi?’ olduğunun tespiti, sürecin sorumlularının belirlenmesi ve FETÖ’nün siyasi ayağının ortaya çıkarılması için soruşturma üzerindeki gizlilik kararının ivedi olarak kaldırılmasını ve ifademe başvurulmasını talep ediyorum” ifadelerini kullanmıştı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener hakkında, 2016 yılında “gizli tanık” beyanlarına dayandırılarak; “FETÖ suçlaması” iddiasıyla başlatılan soruşturmada savcılık, yedi yıl sonra kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. “Lekelenmeme hakkının, suçsuzluk karinesinin bir sonucu olduğunun” belirtildiği kararda, “Gizli tanık beyanının tek başına hükme esas alınamayacağı” değerlendirmesi yapıldı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener hakkında; Cizre’den “Yağmur” kod adlı bir gizli tanığın iddiaları üzerine, 2016 yılında, “FETÖ üyeliği” iddiasıyla ile soruşturma başlatmıştı. Soruşturmada gizlilik kararı alınmıştı.

Akşener, pek çok açıklamasında hakkındaki soruşturmayı anımsatmıştı. Akşener, “Siz devletsiniz, böyle bir iddiayı ciddiye aldığınız anda bile, gelip beni almanız gerekir. Ya gereğini yapın ya da bu saçmalığa bir son verin” demişti. Akşener, avukatı aracılığıyla birçok kez savcılığa başvurmuş, ifadesinin alınmasını istemişti. Akşener’in talepleri yerine getirilmemişti.

ANKA’nın haberine göre Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmanın açılmasından yaklaşık yedi yıl sonra, 22 Ağustos 2023’te kovuşturmaya yer olmadığı kararını verdi. Karar, bugün avukatı aracılığıyla Akşener’e tebliğ edildi.

Kararda, şu değerlendirmeler yapıldı: “Suçsuzluk karinesinin, adil yargılanma hakkının uzantısı olan temel bir hak olduğu, lekelenmeme hakkının da suçsuzluk karinesinin bir sonucu olarak ortaya çıktığı gözetilerek,

… Gizli tanık beyanının tek başına hükme esas alınamayacağı, şüphelinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı olduğuna, örgüt ile hiyerarşik bağ kurup; süreklilik, çeşitlilik, yoğunluk içeren eylemlerde bulunarak silahlı terör örgütü üyesi olduğuna ve bunu son döneme tek sürdürdüğüne ilişkin hakkında kamu davasının açılmasını haklı kılacak nitelikte her türlü şüpheden uzak, yeterli, kesin ve inandırıcı bir delil elde edilemediğinden hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir.”

“Terör örgütlerine asla geçit yoktur”

Bu arada İYİ Parti Sözcüsü ve Ankara Milletvekili Kürşad Zorlu, karara ilişkin bir açıklama yaptı. Zorlu’nun sosyal medya hesabından “Bir iftira ve kara propagandanın çöküşü” başlıklı açıklaması şöyle:

“Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener ile ilgili olarak, (sözde) bir gizli sanığın iddiaları ile 2016 yılında başlatılan, (sözde) FETÖ soruşturmasında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 22 Ağustos 2023 (dün) tarihli kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Unutmamak gerekir ki, Genel Başkanımız, gizlilik kararıyla yürütülen bu soruşturmada ifade vermek için birçok kez Savcılığa başvuru yapmış; “Bu iddianızı ispatlayıp, gereğini yapın. Ben buradayım.

İspatlayamazsanız da şerefsizsiniz” demiş olmasına rağmen ifadesine bile başvurulmamıştı. Aradan geçen 7 yıl sonra çıkan bu karar, söz konusu soruşturmayı bahane ederek yalan ve iftira kampanyası yürütenlere, onların kullanışlı aparatlarına çok geçte olsa hukuk zemininde verilmiş net bir cevaptır. Bizim nazarımızda zaten “yok hükmünde” olan bir iftira resmi bakımdan da yerle yeksan olmuştur. Bir kez daha vurgulamak isteriz ki: İYİ Parti’nin ve Genel Başkanımızın olduğu yerde terör örgütlerine asla geçit yoktur… Saygılarımızla… “

Paylaşın

Eski İYİ Partili Çıray, Akşener’in Altılı Masaya Nasıl Döndüğünü İlk Defa Açıkladı

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimlerin üzerinden 3 aya yakın bir süre geçmiş olsa da, İYİ Parti, CHP, Gelecek Partisi, Demokrat Parti, Saadet Partisi ve DEVA Partisi’nden oluşan Millet İttifakı veya Altılı Masa seçimi neden kaybetti tartışmaları devam ediyor. 

Tartışma başlıklarından biri de, Meral Akşener’in Altılı Masa’dan kakıp tekrar geri dönüşünün seçmen üzerindeki etkisi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Altılı Masa’da CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı için hemfikir olunduğunda Masa’dan kalmış, oldukça sert bir basın toplantısıyla kararını duyurmuştu.

Ardından Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı yardımcısı adayı gösterildiği formülle Masa’ya geri dönmüştü.

Eski İYİ Parti Milletvekili Aytun Çıray, sosyal medya hesabından, Meral Akşener’in Maya’ya nasıl döndüğünü ilk kez açıkladı.

Çıray, “Bürokrasi yıllarından bu yana tanıdığım dürüst ‘arkadaşım’ Kemal Kılıçdaroğlu seçim sonuçlarının tek hedefi haline getirildi. Herkes elini yıkayıp sıvışırken ‘Asalım şu Kılıçdaroğlu’nu!’ demedikleri kaldı” ifadelerine yer verdiği açıklamasında krizin perde arkasını şöyle anlattı:

“Birinci sıradan kontenjan milletvekili yapılan İYİ Parti’li, Gürkan Hacir’in “Taksim Meydanı” programında.. “Meral Hanım’a dua edin” diye başlayarak.. “O masadan kalkmasaydı ve cumhurbaşkanı adayı olmasını istediği belediye başkanlarını -cumhurbaşkanı yardımcısı olacak şekilde- o karenin içine koymasaydı -Kemal Kılıçdaroğlu- %48 de oy alamazdı” mealinde bir açıklama yapınca.. Yaşadıklarımı yazmam artık millete ve tarihe karşı zorunlu bir görev oldu diye düşündüm.

Hatırlayalım… 3 mart 2023 tarihinde Akşener, hepimize büyük sürpriz olan “Altılı Masa”dan kalkarken konuşmasını şöyle tamamlamıştı: “Dün nihayet ortak Cumhurbaşkanı adayının kim olacağını tartıştık. 5 siyasi parti tek bir ismi dile getirerek Sayın Kılıçdaroğlu’nun adaylığına ‘evet’ dedi. Biz iki ismi beyan ettik, Mansur Yavaş ile Ekrem İmamoğlu’ydu. Yenilgi yenilgi büyüyen küçük hesaplar 85 milyonun kutlu zaferine tercih edilmiştir. Şahsi hırslar Türkiye’ye tercih edildi. Üzülerek söylüyorum ki dün itibarıyla 6’lı masa artık millet iradesini kararlarına yansıtma kabiliyetini kaybetmiştir. Ne kumar masasında ne de noter masasında olmayacağız.”

Ama aynı gün Ekrem İmamoğlu da bir açıklama yapmış ve “Ekrem İmamoğlu’nun adaylığı diye bir mesele yok ki… Her CHP’linin adayı genel başkanıdır. Benim de adayım Genel Başkan’dır.” demişti. Yani İmamoğlu, Akşener’in “kazanacak aday”ı aday olmadığını, Kılıçdaroğlu’nu desteklediğini açıklayarak Akşener’i tekzip ediyordu. Mansur Yavaş ise 1 martta yaptığı söyleşide: “Kılıçdaroğlu ve Akşener’in iradesi dışında hiçbir harekete girmem” demişti. Eh Kılıçdaroğlu’nun ve CHP’nin iradesi belli olduğuna göre Yavaş da aday değildi. Masa’da aday gösterdiğini söyledikleri Başkanlar, “biz aday değiliz” dediklerine göre Meral Hanım onları neye dayanarak aday göstermişti? Esasen Masa’yı dağıtmasının anlamı neydi? Bu hamle kime yarıyordu?

Bütün bu soruların cevapları elbette ortaya çıkacaktır. Ancak “Taksim Meydanı” programı göstermiştir ki… Bu cevapları ortaya çıkaracaklar için doğru bilgiler gerekiyor. Bu nedenle Meral Hanım’ın tekrar Masa’ya oturmasını sağlayan sürecin.. Ve Belediye Başkanlarının kim tarafından, neden ve nasıl “cumhurbaşkanı yardımcıları” olmalarına karar verildiğinin doğru bilinmesi gerekiyor.

(Anlatacaklarım saat saat belgelidir.) O günlerde Akşener’in Başdanışmanları olarak ben, Turhan Çömez, Ahmet Fakıbaba ve Birol Aydemir sürekli durumu izleyip irtibat halinde oluyorduk. 4 Mart akşamı Turhan Bey beni arayarak durumun vahim olduğunu ve buluşmamız gerektiğini söyledi. “Masa’ya tekrar otuması için Meral Hanım’ı ikna edecek biriyle ertesi sabah buluşacağını” da anlattı. O akşam dördümüz 5 mart öğle saatlerinde Atakule’de buluşmaya karar verdik. Buluştuk. Saatlerce konuştuk. Birol Bey, güvenilir anket firmalarının sahipleri ile konuşmalarını ve kendi hesaplamalarını anlatarak durumun vahim olduğunu matematiksel olarak ortaya koydu. Turhan Bey’e “sorunu çözerim” diyen kişi ise benim de tanıdığım biriydi ve etkisi olamazdı, nitekim olamadı.

O gün sabah bana gelen bir ankete göre İYİ Parti % 6,4’e düşmüştü. Kendi yaptırdığım ankette ise İzmir’de İYİ Parti oyları % 6,8 idi. Bu Türkiye anketini de doğrulamaktaydı. “Eyvah!” dedim ve sabah Kılıçdaroğlu’nun güvendiği.. 3 marttan itibaren de istişarelerde bulunduğumuz Erdoğan Toprak’ı aradım.. “Sayın Bakanım” dedim, “durum tahminimizden fazla vahamet arz ediyor. Sayın Kılıçdaroğlu’nu bilgilendirinde bir araya gelelim.” İstanbul’daymış… “Hemen yola çıkıyorum” dedi.

Arkadaşlar Atakule’de beklerlerken öğleden sonra TBMM’deki odamda Toprak’la buluştuk. Meral Hanım’ı onore ederek masaya oturtacak bir formül gerekiyordu. O öneri Erdoğan Toprak’tan, yani CHP’den geldi: “Kemal Bey, Akşener’in aday yapmak istediği belediye başkanlarını cumhurbaşkanı yardımcısı yapacağını açıklasın ve bunu da İYİ Parti önermiş olsun.” “Tamam” dedim, “ben şimdi Sayın Akşener’e bu teklifi götüreyim. Daha sonra tekrar bir araya geliriz.”

Şahit olması için Turhan Çömez’i de alarak Akşener’e gittim. Bilge Yılmaz da oradaydı. Olduğu gibi anlattım. Çömez’le birlikte neden tekrar Masa’ya dönülmesi gerektiği konusunda görüşlerimizi de ilettik. Akşener, “Bilge tekrar masaya oturmaya karşı; ama bu öneri değerlendirmeye değer,” dedi.

Tekrar Meclis’te buluştuğumuz Toprak’a Meral Hanım’ın sözlerini ilettim. “Yumuşama var, artık Kemal Bey doğrudan devreye girmeli” dedim. “Tamam” dedi, Erdoğan Bey, “zaten İstanbul’dan Ekrem Bey’i de çağırdı.” Sonra süreci çok geç saatler kadar izledim.

“Herkes elini yıkayıp sıvışırken ‘Asalım şu Kılıçdaroğlu’nu!’ demedikleri kaldı”

Değerli okurlar.. Kulislerde söz edilse de.. Bu konuda ne ben ne Erdoğan Bey bu güne kadar konuştuk. Terbiyemiz elvermezdi. Ancak bürokrasi yıllarından bu yana tanıdığım dürüst “arkadaşım” Kemal Kılıçdaroğlu seçim sonuçlarının tek hedefi haline getirildi.. Herkes elini yıkayıp sıvışırken “Asalım şu Kılıçdaroğlu’nu!” demedikleri kaldı. Bir de.. Dönemin tarihini yazacak olanlara doğru bilgiler ulaşsın istedim.

Yaptıklarım ve yazdıklarım bir kısmınızın hoşunuza gitmeyebilir.. Zaten “devlet!”in bazı mahfillerinde hoş karşılanmamış olmalı ki.. Birincisinde başarılamayan tasfiye operasyonunun ikincisi ile karşılaştım. Vatan sağolsun!”

Paylaşın

İYİ Partililer: Yerel Seçimlerde Kimseye İttifak Teklifi Yapmayacağız

İYİ Parti yönetiminde yerel seçimlere ilişkin bir kanaat şekillenmeye başladı. Kurumsal olarak bir karar alınmamış olsa da parti yönetiminde yerel seçimlere ittifaksız, İYİ Parti kimliği ile girilmesi görüşü öne çıkıyor.

Herhangi bir partinin “yanında, gölgesinde, destekçisi konumunda” olmanın hem İYİ Parti’ye hem Türkiye’ye kaybettirdiğini düşünen İYİ Partililer, yerel seçimler için de, “Kimsenin kapısını çalmayacağız, kimsenin ayağına gitmeyeceğiz, kimseye ittifak teklifi yapmayacağız. Türkiye’nin menfaati neyi gerektiriyorsa ona uygun adımlar atacağız” diyor.

Afyon Valiliği, İYİ Parti’nin Büyük Taarruz’un yıldönümünde gerçekleştireceği program için yaptığı başvuruya onay verdi. Valiliğin ilk onayı sadece 26 Ağustos günü için geçerli olsa da İYİ Parti’nin etkinlik hazırlıkları için bir gün öncesinden alana girme talebi olumlu karşılık buldu ve Afyon Kocatepe eteklerinde bulunan açık alan 25-26 Ağustos günlerinde İYİ Parti’ye tahsis edildi. İYİ Parti’nin Afyon etkinliğinin Afyon Valiliği’nin Büyük Taarruz’un 101’inci yıldönümü için düzenlediği resmi etkinliklerin ardından başlayacağı belirtildi.

İYİ Parti’nin tüm il ve ilçe örgütleri 26 Ağustos günü Afyon’da olmak üzere planlama yapmaya başladı. Tüm illerden otobüslerin kaldırılacağı etkinlik günü için sosyal medyada da duyurular yapılmaya başlandı.

Etkinlik günü için gerekli hazırlıları da genel merkezle birlikte partinin Afyon İl Başkanlığı yürütüyor. Etkinliğin düzenleneceği alanda Türk devletlerini simgeleyen çadırların kurulması, süslemeler yapılması, ses sistemi hazırlanmasıyla birlikte bir şölen havası oluşturulması hedefleniyor.

Türkiye’nin 81 ilinden gelen İYİ Partililer 26 Ağustos günü saat 12.00 itibariyle kendileri için hazırlanan alana alınmaya başlanacak. Akşener’in büyük önem atfedilen konuşması ise saat 14.00 civarı başlayacak.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in İYİ Parti’nin yol haritasını ortaya koyacağı ve siyasette yeni bir başlangıç olacağı ifade edilen 26 Ağustos konuşmasında vereceği mesajlar da merak konusu.

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar‘ın İYİ Parti kaynaklarından edindiği bilgilere göre İYİ Parti lideri Akşener 26 Ağustos konuşmasında yerel seçim ittifaklarına ya da iş birliklerine değinmeyecek. Bunun sebebi başta CHP olmak üzere iş birliği yapılması muhtemel siyasi partilerin kongre süreçlerini tamamlamamış olması. İYİ Parti yönetimi ittifaklara ilişkin bugünden net söylemlerde bulunmanın siyaseten bir karşılığı ve gerçekliği olmayacağını düşünüyor.

“Kimseye ittifak teklifi yapmayacağız”

Ancak parti yönetiminde yerel seçimlere ilişkin bir kanaat şekillenmeye başladı. Kurumsal olarak bir karar alınmamış olsa da parti yönetiminde yerel seçimlere ittifaksız, İYİ Parti kimliği ile girilmesi görüşü öne çıkıyor. Herhangi bir partinin “yanında, gölgesinde, destekçisi konumunda” olmanın hem İYİ Parti’ye hem Türkiye’ye kaybettirdiğini düşünen İYİ Partililer, yerel seçimler için de, “Kimsenin kapısını çalmayacağız, kimsenin ayağına gitmeyeceğiz, kimseye ittifak teklifi yapmayacağız. Türkiye’nin menfaati neyi gerektiriyorsa ona uygun adımlar atacağız” diyor.

Yerel seçimlerin genel seçimlere göre farklı bir dengesi olduğunu da belirten İYİ Partililer, bazı kentlerde o kentlerin dengelerinin, sosyolojilerinin gözetileceği, yerelin menfaatinin önceleneceği iş birliklerinin gündeme gelebileceğini söylüyor. “Yereli hak ettiği gibi, dürüstçe, hizmet odaklı, teröre mesafeli bir biçimde” yönetecek adaylar ve partilerle il ve ilçe odaklı görüşmeler yapılabileceği kaydediliyor. Gelecek ittifak ve iş birliği tekliflerinin o gün masaya yatırılacağı ifade ediliyor.

Yerel seçim ittifaklarına konuşmada değinilmeyecek olmasının bir başka sebebi de Akşener’in yerel seçimlerin ötesinde, daha genel bir perspektif çizecek olması. Bir sonraki genel seçimlerde partisinin iktidar iddiasını ortaya koyacağı ifade edilen Akşener’in Türkiye’yi iki kutuplu siyasetten çıkararak toplum için yeni bir umut yaratmayı hedefleyeceği ifade ediliyor. Akşener’in merkezde konumlanmış, iki kutup arasında sıkışmamış ve iktidara odaklanmış bir İYİ Parti’yi tarif edeceği belirtiliyor. İYİ Parti’nin yerel seçimleri iktidar için bir adım olarak değerlendireceği kaydediliyor.

Ülkedeki kutuplaşmanın sonlanması gerektiğine dikkat çekilecek

Akşener’in ekonomi, dış politika, adalet, göç gibi sorunlara değinmesi ve partisinin bu sorunları çözmeye aday olacağını ifade etmesi beklenen konuşmasında demokrasi, insan hakları, eşitlik, liyakat ve denge ve denetleme ilkelerine bağlılık vurgusu yapacağı da ifade ediliyor. Ülkedeki kutuplaşmanın sonlanması gerektiğine dikkat çekmesi beklenen Akşener’in sağ-sol, Türk -Kürt, Alevi-Sünni gibi ikilemlerden çıkaracak, tüm Türkiye’yi kucaklayan bir siyasi hat çizeceği belirtiliyor.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin İYİ Parti’ye yaptığı “Yerel iktidarda komşu olalım” çağrısıyla gündeme gelen “milliyetçi siyasi partiler arasında birliktelik olur mu” sorusuna Akşener’in cevabı da merak ediliyor. 26 Ağustos konuşmasında Akşener’in MHP ve İYİ Parti arasındaki güncel çağrılara, karşılıklı mesaj ve açıklamalara değinmesi beklenmezken yeni bir milliyetçilik tarifi yapmasının sürpriz olmayacağı ifade ediliyor.

Akşener’in ‘hamasetten uzak, tüm Türkiye’yi kapsayan, herkesin değerlerine saygı duyan, ötekileştiren değil kucaklayan, otoriter değil demokrat bir milliyetçilik’ tarifi yapması bekleniyor. Türk milliyetçilerine olduğu kadar sosyal demokratlara, muhafazakarlara, Kürtlere ve diğer tüm etnik ve dini gruplara hitap etmesi beklenen Akşener’in partisini dar bir alana hapsetmeyecek bir konuşma yapacağı kaydediliyor.

Paylaşın

MHP İle İYİ Parti Arasında İttifak Polemiği: Akşener, MHP’den Ürkmektedir

MHP Lideri Devlet Bahçeli, İYİ Parti’ye 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler için çağrı yaparak “Çağırdık dönmediniz yuvaya, yerel iktidarda komşu olalım ülke hayrına” ifadelerini kullanmış ve sonrasında İYİ Partili ve MHP’li kurmaylardan karşılıklı açıklamalar gelmişti.

Son olarak MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın’da konuya ilişkin açıklamada bulundu. Semih Yalçın, açıklamasında, “Sayın Genel Başkanımızın davetine icabet ederse bundan millet ve memleket kârlı çıkacakken, Meral Akşener’in sükûtundan ötürü partisi tartışmaların merkezine yuvarlanarak kan kaybetmektedir” dedi ve ekledi:

“Akşener kaçak güreşmekte, ya da gol yiyeceği korkusuyla topa girmekten kaçınmaktadır.  Seçim hezimeti sonrasında âdeta sinmiş bir görüntü veren Meral Akşener, MHP’den ürkmektedir. Bu korkunun tezahürlerini, topu sürekli attıkları 26 Ağustos tacında da milletin hakemliğinde göreceğiz. Esasen İP’in en büyük sorunu, bir kurumsal kimliğinin olmamasıdır.”

Açıklamasının devamında, “Akşener; parti genel başkanından çok, okul idaresinde terör estiren, öğrencilere sürekli parmak sallayan huysuz ve geçkin bir müdire havasındadır” diyen Yalçın’ın özetle şu ifadeleri kullandı:

“MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin İP’e yönelik komşuluk çağrısı hâlâ gündemdeki yerini korumakta, hem medyada hem de kamuoyunda mesele üzerindeki tartışma ve değerlendirmeler sürmektedir.

Sayın Devlet Bahçeli’nin İP’e dönük daveti; karşılıklı siyasi yaklaşma, yumuşama, gerginliği azaltma ve peşin hükümleri ortadan kaldırma yolunda atılmış bir adım, bilgece sergilenmiş bir siyasi diplomasi örneğidir.

Ne yazık ki çağrının muhataplarınca böylesi bir fırsat “iyi” değerlendirilememiş, enine boyuna düşünülüp istişare edilmeden büyük bir siyasi nezaketsizlik ve seviyesizlikle reddedilmiştir.

Sayın Devlet Bahçeli; sadece MHP’nin lideri değil, aynı zamanda devletimiz için varlığı itimat telkin eden akil bir insan, büyük bir dava adamı ve bilge bir Türk milliyetçisidir.

Onun büyük bir içtenlik, serinkanlılık ve barışçı tavırla yaptığı davete; muhatabı yerine yetkili yetkisiz, akıllı akılsız, köklü köksüz bir takım isimlerin cevap vermesi, İP’in siyasi terbiye kültürünün, politika adabının oluşmadığını, olgunlaşmadığını göstermiştir.

Söz konusu davetin birinci muhatabı İP Müdiresi Meral Akşener’dir, ancak Müdire Hanım sessizliğini koruyup susmaktadır. Sayın Genel Başkanımızın davetine icabet ederse bundan millet ve memleket kârlı çıkacakken, Meral Akşener’in sükûtundan ötürü partisi tartışmaların merkezine yuvarlanarak kan kaybetmektedir.

Akşener kaçak güreşmekte, ya da gol yiyeceği korkusuyla topa girmekten kaçınmaktadır. Seçim hezimeti sonrasında âdeta sinmiş bir görüntü veren Meral Akşener, MHP’den ürkmektedir. Bu korkunun tezahürlerini, topu sürekli attıkları 26 Ağustos tacında da milletin hakemliğinde göreceğiz.

Esasen İP’in en büyük sorunu, bir kurumsal kimliğinin olmamasıdır. İP’i siyasi literatürde tarif eden uygun, yerine oturan ifade, kavram ve kelimeler de bulunmamaktadır. Bu parti, CHP’ye veya bölücü terör örgütünün siyasi acentesi HDP’ye nispetle tanımlanabilmektedir. İP; bu bağlamda bir yancı, iş birlikçi veya kuyruk sokumu parti görünümündedir.

İP’in ikinci büyük sorunuysa başındaki kişinin liderlik hassasının bulunmayışı ve siyaset etme yeteneğinin kıt oluşudur. Meral Akşener; parti genel başkanından çok, okul idaresinde terör estiren, öğrencilere sürekli parmak sallayan huysuz ve geçkin bir müdire havasındadır.

Bu durum, İP açısından muhataralı, güvensiz ve muammalı bir siyasi gelecek tablosu çizilmesine yol açmaktadır. Hâlbuki gelecek yıl yapılacak 31 Mart Yerel Seçimlerinde millet, İP’i kendi kurumsal kimliğine sahip bir parti olarak müstakil surette seçimlere girecek kemal, yetkinlik ve cesarette görmek isteyecektir.

Oysa İP sözcüleri hâlâ denenmiş ve hüsrana sebep olmuş ittifakla ayakta kalma derdindedir. Bütün bunlardan daha önemlisi; İP, MHP’nin kötü bir taklitçisi ve rol çalıcısı mı olacak, yoksa kendine yeni ve farklı bir siyasi gömlek mi biçecektir, milletimiz buna bakacaktır. Çünkü MHP varken MHP’cilik oynayanlara millet itibar etmeyecektir.

Bu bağlamda 26 Ağustos’ta İP Müdiresi Meral Akşener’in ortaya koyacağı tavır, bu partinin nerede konumlanacağına dair belirleyici unsur olacaktır. Bilindiği üzere 26 Ağustos, Millî Mücadele’nin en önemli safhalarından birinin, müstevlilere son büyük darbenin vurulduğu Büyük Taarruz’un başlangıcıdır.

Ne var ki taarruz eylemi ve tabiri, İP’in güdük ve şekilsiz siyasi müktesebatına sığmamaktadır. Zaten İP; bugüne kadar siyaset hayatımızda hücum yerine sürekli geri çekilmeyi, ricatı seçmiştir. İP; kazanmaya değil, kaybetmeye tiryaki olmuştur.

İP, kendine hep yanlış yol arkadaşları seçmiştir. Şurası bir hakikattir ki İP, küresel ısınmanın Türk siyaset hayatındaki aşırı sıcak izdüşümü olarak kaynamaya, tandır gibi yanmaya devam etmektedir. İP’in geçmişi ve siyasi birikimi olmadığı için bir parti geleneği de yoktur.

İP’in Türk milliyetçileri ve bütün vatanseverleri için çatı parti olma teziyse tümüyle çürüktür. Zira bu mikro terazi bu sıkleti çekemez ve siyasi kolonları olmayan bir partinin çatısı çarçabuk çöker. İlk ciddi depremde yıkılacak çürük bir bina hâlindeki İP; çatı olamaz, çatırdar.

Hatta bu parti, sırf iktidar değişikliği uğruna ayıyla yatağa girmeyi, teröristlerin siyasi acenteleriyle temas kurmayı, çakallarla dans etmeyi bile göze almıştır. Bu yüzden de girmediği kılık, takmadık siyasi zincir bırakmamıştır.

Bir atasözünde şöyle denilmektedir: “Kendi otağını bırakıp itin yatağına kıvrılan, uyandığında tasmayı boynunda bulur.”

Nasıl başıbozuk ve disiplinsizlerle sistemli bir siyasi kavga yürütülemez ise İP’te yuvalanmış mücadele kaçkınlarıyla da Türk milliyetçiliği ve vatanın bütünlüğü davası güdülemez. Mahalleden kaçan mirasyedi ve hayırsız evlatlara “Bizim mahalleye gelin.” dediysek harim-i ismetimize girip soygun yapın da demedik.

MHP’nin mirası emin ellerdedir. Milliyetçi- Ülkücü Hareket’in mensupları ve MHP camiası olarak, bu kutlu mirasın haytalarca çalınıp politika çarşısında pazarlanmaya çalışılmasına müsaade etmeyiz. MHP; Türk milliyetçiliği davasının hem bekçisi, hem askeri, hem de alemdarıdır.

MHP, kökü binlerce yıllık maziye uzanan büyük bir varlık davasının siyasi hayatımızdaki yegâne ehil ve liyakatli temsilcisidir. MHP, Ülkücü şehitlerin aziz ruhlarıyla yücelen, gazilerimizin fedakârlıklarıyla yükselen 54 yıllık köklü bir hareketin temsilcisidir.

Tarih ve kader, MHP’ye Milliyetçi-Ülkücü Hareket’in siyasi temsilciliği misyonunu biçmiştir. Bu gömleği giymek için 54 yıllık kutlu mücadeleye layık ve gönülden bağlı olmak icap eder. Sadece liyakat ve ehliyet değil, baba ocağı konumundaki MHP’ye sadakat ve merbutiyet de elzemdir.

Rabıtası sağlam, aidiyet hissi kuvvetli, mensubiyet şuuru olgunlaşmış Ülkücülerin otağı olan MHP’ye öykünmekle Türk milliyetçiliği davasına rehber olunamaz. Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in sağlında altını çizdiği gibi, Ülkücü kalmanın, Ülkücü kalarak Türk milliyetçiliğine hizmet etmenin şartı MHP’de yer almaktır.

MHP saflarında mücadele etmek, her Ülkücünün görevi ve aynı zamanda da vecibesidir. İP’liler, bizim gömleğimizle rol kesmeye kalkmasınlar. Sadakatsiz, disiplinsiz, sorumsuz, vefasız ve hıyanete meyilli kavga kaçaklarıyla dönme ve devşirmeler tarafından kurulmuş derme çatma bir partiyi çatı ittihaz ederek MHP’nin Türk siyasi hayatındaki yerini almaya çalışmak; yaya aya gitmekten farksızdır.

Milletimizin MHP’ye biçtiği tarihî rolü siyaseten iğdiş etmek maksadıyla alternatif politika üretme gayreti, hadımın zürriyet peşine düşmesi gibidir. MHP; siyaset sahnesinde edindiği yeri, yarım asrı aşkın sürede bütün ağır imtihanlardan geçen teşkilatlarının eksilmeyen gücü kadar, milletin 54 yıldır gösterdiği büyük teveccühün mehabetine borçludur.

Hep söylediğimiz gibi; MHP lider odaklı bir dava partisidir. Liderinin siyaset satrancındaki ustalığı, siyasetteki müessiriyet ve özgül ağırlığını arttırmaktadır. Milletimiz MHP’yi varlık sigortası, beka güvencesi, toplumsal barış ve sükûnun siyasi garantörü olarak görmektedir. MHP’ye alternatif olmaya, bizden rol çalmaya kalkan haramzadeleri, 26 Ağustos’tan önce bu gerçeklerle yüzleşmeye davet ediyoruz.”

Paylaşın

26 Ağustos: İYİ Parti İçin İktidar Yürüyüşünün Başlangıcı

Meral Akşener’in 26 Ağustos’ta yapacağı konuşmasını önemli kılan birden fazla etken olduğunu vurgulayan İYİ Parti kurmaylar, 26 Ağustos’u “İYİ Parti’nin iktidar yürüyüşünün başlangıcı” olarak tanımlıyor. Kurmaylar, bu yoldaki ilk hedefin toplumla bütünleşme ve toplumun kucaklaşması olduğunu, finaldeki hedefin de iktidar olduğunu belirtiyor.

İYİ Parti, başlatacağı yürüyüşün adımlarının netleşeceği başka tarihler de belirlendi. İYİ Parti’nin kuruluş günü olan 25 Ekim’in bu kritik tarihlerden biri olduğunu belirten parti kurmayları, 26 Ağustos’ta yürüyüşün çerçevesinin çizileceğini; ortaya konulacak siyasi tasarımın adının, renginin, yöntemlerinin, İYİ Parti’nin Türkiye için sunduğu reçetenin detaylarının 25 Ekim’de netleşeceğini vurguladı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in 26 Ağustos’ta, Afyon’da yapacağı duyurulan konuşma siyaset kulislerini hareketlendirdi.

Başta İYİ Parti olmak üzere muhalefet seçmeninin beklentilerini yükselten bu konuşmaya dair birtakım iddialar dillendirilmeye başlandı. Akşener’in bundan sonraki süreçte, yerel seçimler de dahil olmak üzere ittifaklara dahil olmayacaklarını açıklayacağını dile getirenler olduğu gibi bu açıklamanın altının doldurulmaması halinde İYİ Parti’nin siyaseten büyük kayıp yaşayacağını belirtenler de oldu.

Parti yetkilileriyse konuşmanın ittifaklarla, yerel seçimlerle sınırlı dar bir alanı kapsamayacağını ve çok daha büyük bir “Türkiye ve siyaset tahayyülü” içerdiğini söyledi. İYİ Partili kurmaylar “konuşmanın altının dolu, zemininin sağlam olacağı” konusunda da iddialı.

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’ın haberine göre; İYİ Parti kurmaylarına göre 26 Ağustos konuşmasını önemli kılan birden fazla etken var. Bu etkenlerden ilkinin Türkiye’nin ihtiyacı olan ‘yeni siyaset anlayışı’ olduğunu belirten parti yöneticileri, Akşener’in 26 Ağustos’ta sadece İYİ Parti için değil Türkiye için de yeni bir siyaset hattı çizeceğini ifade etti.

Akşener’in 26 Mayıs’tan sonra ilk defa milletle bir araya gelerek kalabalık bir kitleye hitap edecek olmasının da kendileri için önemli olduğunu kaydeden kurmaylar, tüm Türkiye’yi şaşırtacak bir atmosfer ve içerikle karşılaşılacağını belirtti.

Mustafa Kemal Atatürk’ün bizzat yönettiği Büyük Taarruz’un ruhuna uygun bir atmosfer için çalışmalarının sürdüğünü söyleyen kurmaylar, Akşener’in o gün binlerce kişiyle buluşmasını, Türkiye’yi şaşırtacak bir atmosferin oluşmasını beklediklerini kaydetti.

Konuşmanın içeriğine ilişkin çalışmaların sürdüğünü, Akşener’in, konuşmasında vereceği mesajlara ilişkin parti yöneticilerinden öneriler aldığını da ifade eden kurmaylar, “İYİ Parti’nin Türk siyaseti için nasıl bir öneme sahip olduğunu hep birlikte göreceğimiz bir gün olacak” değerlendirmesini yaptı.

Basında iddia edilenin aksine konuşmada ittifakların gündem olmayacağını vurgulayan parti yetkilileri, “Genel başkanımızın Türkiye’yi merkeze alan, Türkiye’yi, Türkiye’nin vatanseverlerini bütünleştirecek, birleştirecek bir yaklaşım sunmasını bekliyoruz. Gündemimiz ittifaklar değil, gündemimiz Türkiye’nin kucaklaşması” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Akşener’in konuşmasında Türkiye’nin güncel sorunları olan ekonomik geriye gidiş, göç, Akbelen tartışmasıyla öne çıkan ekolojik tahribatlar gibi başlıklara da değinmesi de bekleniyor. Partinin seçim yenilgisinden sonra muhalefet içi birtakım kavgalara çekilmek istendiğini belirten parti yöneticileri, bu kavgalara dahil olmadan yeni bir yol çizme sorumluluğunu üstlendiklerini vurguladı.

Finaldeki hedef “iktidar”

26 Ağustos için slogan dahil tüm teknik çalışmaların ve hazırlıkların sürdüğünü belirten parti yetkilileri, konuşma dışında heyecan yaratacak başka etkinlikler de olacağını söyledi.

26 Ağustos’u “İYİ Parti’nin iktidar yürüyüşünün başlangıcı” olarak tanımlayan kurmaylar, bu yoldaki ilk hedefin toplumla bütünleşme ve toplumun kucaklaşması olduğunu, finaldeki hedefin de iktidar olduğunu belirtti.

İYİ Parti, başlatacağı yürüyüşün adımlarının netleşeceği başka tarihler de belirlendi. İYİ Parti’nin kuruluş günü olan 25 Ekim’in bu kritik tarihlerden biri olduğunu belirten parti kurmayları, 26 Ağustos’ta yürüyüşün çerçevesinin çizileceğini; ortaya konulacak siyasi tasarımın adının, renginin, yöntemlerinin, İYİ Parti’nin Türkiye için sunduğu reçetenin detaylarının 25 Ekim’de netleşeceğini vurguladı.

Paylaşın

Yerel Seçimler: Akşener, İstanbul Ve Ankara İçin Şerh Düşebilir

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, konuya ilişkin parti kulislerinden haberlerde gelmeye devam ediyor. Son olarak, Akşener’in, seçimlere yönelik olası bir ittifakta İstanbul ve Ankara için şerh düşebileceği öne sürüldü.

Öte yandan herhangi bir ittifak olmaz ise İYİ Parti’de İstanbul ve Ankara2 isim öne çıkıyor: Ankara için İYİ Parti Milletvekili Adnan Beker, İstanbul için Teşkilat Başkanı Buğra Kavuncu.

Ankara kulisleri bir yandan geride bıraktığı seçim sürecini değerlendirirken bir yandan da önümüzdeki yerel seçimlerde aday olacak isimleri tartışmaya başladı. CHP ile İYİ Parti’nin yerel seçimlerde ittifak kurup kurmayacağı henüz netlik kazanmasa da İYİ Parti’de yerel seçimler öncesi hazırlıkların başladığı öğrenildi.

tv100 Ankara Temsilcisi Deniz Gürel, İYİ Parti’ye ilişkin verdiği kulis bilgisinde “Herhangi bir ittifak olmaz ise 2 isim öne çıkıyor, İYİ Parti’de bunlara kesin gözüyle bakılıyor diyebiliriz Ankara adayları, bir tanesi İYİ Parti Milletvekili Adnan Beker, öbürü İstanbul’da Teşkilat Başkanı Buğra Kavuncu.” ifadelerini kullandı.

Gürel, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in 26 Ağustos’ta yapacağı açıklamaya ve 2024 yılında gerçekleşecek yerel seçimlere ilişkin şu kulis bilgilerini verdi:

İYİ Parti’de Akşener 26 Ağustos’ta yapacağı açıklamaya bazı şerhler düşeceği ifade ediliyor. Sayın Akşener bazı şehirlerde ittifak yapılacağına dair şerh düşebileceği beklentisi var. Ankara ve İstanbul’da ilçeler ve il düzeyinde ittifak yapılabileceği yapılabileceğine dair şerh düşecek.

Herhangi bir ittifak olmaz ise 2 isim öne çıkıyor, İYİ Parti’de bunlara kesin gözüyle bakılıyor diyebiliriz Ankara adayları, bir tanesi İYİ Parti Milletvekili Adnan Beker, öbürü İstanbul’da Teşkilat Başkanı Buğra Kavuncu.

Paylaşın

“Akşener Masayı Tekmeleyecek; Sert Bir Konuşma Hazırladı”

İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in önümüzdeki günlerde 6’lı masa ya da Milet İttifakı olarak bilinen ve yerel seçimlerde yeniden bir araya gelip ortak çalışma yapılması yönündeki beklentiyi karşılamayacağı ve adeta masayı tekmeleyeceği öne sürüldü.

Meral Akşener’in 26 Ağustos’ta yapacağı konuşma için ise sert bir konuşma hazırladığı iddia edildi. İddiada Akşener’in, her yerde kendi adaylarıyla seçime gireceklerini ifade edeceği belirtildi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in 26 Ağustos’ta yapacağı konuşma için partinin sözcüsü Kürşad Zorlu, “Türk siyasetinde tarihi bir başlangıç olacak” demişti. Akşener’in o konuşmasının içeriği kulislere sızdı.

Akşener 6’lı masada cumhurbaşkanı adayı belirleme krizinin patlak vermesi üzerine çok sert sözler kullanarak masadan geçici olarak ayrılmış, seçimlerin ardından ise “CHP’den 15 milletvekili istemek hayatımın en büyük pişmanlığı” dediği yine sert çıkışlar yapmıştı.

İYİ Partililerle görüştüğünü belirten gazeteci Barış Yarkadaş, partililerden aldığını belirttiği yanıtları tv100 canlı yayınında paylaşıp Akşener’in yapacağı öne sürülen konuşmaya ilişkin şunları aktardı:

“Akşener, önümüzdeki günlerde 6’lı masa ya da Milet İttifakı olarak bilinen ve yerel seçimde yeniden bir araya gelip ortak çalışma yapması yönünde beklentiyi karşılamayacak ve adeta masayı tekmeleyecek. Bugün bir grup İYİ Partili ile buluştum. Bir kısmı Meral Hanım’ın ve partinin genel merkezinin yerel seçimde CHP ile işbirliği yapmama tavrına anlam veremediklerini, milletvekili toplantısında buna itiraz eden birkaç kişinin susturulmasının da anlamsız olduğunu ifade ettiler.

“Sert bir konuşma hazırladı”

Meral Hanım ne açıklayacak diye sordum. Söyledikleri aynen şu: ‘Meral Hanım, 26 Ağustos için sert bir konuşma hazırladı, çerçevesini hemen hemen çizdi. Seçim değerlendirmesini yapacak. CHP’den alınan ve İYİ Parti’nin seçime girme mevzusunu sağlanan 15 milletvekili olayını bir daha tartışmaya açılmamak üzere net bir dille ifade edecek. Her yerde kendi adaylarıyla seçime gireceklerini ifade edecek.’

İYİ Partili kaynaklarımın ifadesine göre en önemlisi 26 Ağustos günü partililere, ‘Eğer ben bir gün bu partinin başından gitsem bile CHP ile hiçbir şekilde ittifak yapmayacaksınız’ çağrısı yapacak. Bunu ben 4 ayrı kişiyle konuştum.”

Paylaşın

Yerel Seçimler: Akşener’den “CHP İle Olası İttifak” mesajı

İYİ Parti, 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlerde, 2019’dan farklı olarak “büyükşehir belediyelerini” hedefliyor. Bu nedenle İYİ Parti’nin CHP ile yerel seçimler öncesi yapacağı ittifakın ‘tümüyle CHP’nin tutumuna bağlı olduğunun’” altı çiziliyor.

İYİ Parti, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ile ittifak yapılması halinde başta Ankara, Adana, Mersin, Manisa, Konya, Balıkesir, Antalya gibi iller olmak üzere bu kez “CHP’nin fedakârlık yapması gerektiği” belirtiliyor.

İYİ Parti Lideri Akşener’in, 2024 yerel seçimlerinde önceliğinin “kendi partisinin adaylarıyla yerel seçime girmek” olduğunu ifade ettiği ileri sürüldü.

İYİ Parti Başkanlık Divanı önceki gün genel başkan Meral Akşener başkanlığında toplandı. Toplantının ana gündem maddesini Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler oluşturdu. İYİ Parti’nin, Mart 2024’te öngörülen yerel seçimlerde CHP ile ittifak yapabileceği gündeme gelmişti.

Ancak toplantıda Akşener’in partililere, “partisince bu kez tekil siyaset yapmak istediğini ilettiği” ifade edildi. Akşener’in, 2024 yerel seçimlerinde önceliğinin “kendi partisinin adaylarıyla yerel seçime girmek” olduğunu ifade ettiği ileri sürüldü.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre, partililerin de Akşener’in “müstakil siyaset anlayışına destek verdiği” ifade edildi.

Kurmayların Akşener’e, “Seçim sonrasında parti tabanında bir küskünlük oluştu. CHP ile 2024’te yapılacak yerel seçimlerdeki bir ittifak için önce parti tabanının ikna edilmesi lazım ki bunun için de önceliğin İYİ Parti olması gerekir. Çünkü Türkiye’de seçmen artık AKP ile CHP arasına sıkışmaktan bıktı.

Millet tahterevalli siyasetinden de bıktı. Tahterevallinin bir yanında AKP, diğer yanında ise CHP var. İYİ Parti ise her iki parti arasına sıkışan seçmenin tercihi olabilecek bir parti. Çünkü İYİ Parti’nin kapısı kendisini Atatürkçü, laik ya da ulusalcı seçmene de açık, milliyetçi, muhafazakâr seçmene de açık” dediği iddia edildi.

İYİ Parti’de hedef büyükşehirler

Öte yandan İYİ Parti, 2024 seçimlerinde, 2019’dan farklı olarak “büyükşehir belediyelerini” hedefliyor. Bu nedenle İYİ Parti’nin CHP ile yerel seçimler öncesi yapacağı ittifakın ‘tümüyle CHP’nin tutumuna bağlı olduğunun’” altı çiziliyor.

İYİ Parti, CHP ile ittifak yapılması halinde başta Ankara, Adana, Mersin, Manisa, Konya, Balıkesir, Antalya gibi iller olmak üzere bu kez “CHP’nin fedakârlık yapması gerektiği” belirtiliyor.

Ancak partide, “CHP’nin İYİ Parti’yi, kendisinin ardında saklanan bir parti gibi görmesi ve göstermesi durumunda” 2024’te Akşener’in, “CHP ile ittifaka yanaşmayacağı” kaydediliyor. Akşener’in, bu kez yerel seçimlerde “CHP’ye karşı elini güçlü tutmayı amaçladığı” da kaydediliyor.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener Sahaya Çıkıyor

A takımında kapsamlı bir değişime giden İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in önümüzdeki günlerde de saha çalışmalarına başlaması bekleniyor. Akşener’in gittiği her kentte il ve ilçe yöneticileriyle de bir araya gelerek toplantılar gerçekleştireceği kaydediliyor.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Bu toplantılarda teşkilatın talep ve önerileri ilk ağızdan dinlenecek, parti politikalarıyla ilgili birebir değerlendirmeler yapılacak.

24 Haziran’da büyük kongresini tamamlayan İYİ Parti’de geçtiğimiz hafta yeni seçilen Genel İdare Kurulu üyeleri arasından Başkanlık Divanı belirlendi. A takımında kapsamlı bir değişime giden İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in önümüzdeki günlerde de saha çalışmalarına başlaması bekleniyor.

Kurultay konuşmasında, “Siyasette yeni bir zemin kuracağız, yeni bir yol, yeni bir sayfa açacağız” diyen Akşener’in ittifaklara mesafeli, daha çok partisini büyütmeye yönelik bir çalışma yürüteceği kaydediliyor. Önümüzdeki günlerde il gezilerine yeniden başlayacak olan Akşener’in ziyaretlerinin formatında da bu kapsamda değişiklik yapacağı ifade ediliyor.

Bugüne kadar neredeyse iki kez 81 ili dolaşan Akşener halkla buluşmalar, esnaf ziyaretleri gerçekleştiriyor, çeşitli sivil toplum örgütleriyle, iş dünyasından isimlerle görüşmeler yapıyordu.

Önümüzdeki günlerde başlayacak ziyaretlerde ise bunların yanı sıra Akşener’in gittiği her kentte il ve ilçe yöneticileriyle de bir araya gelerek toplantılar gerçekleştireceği kaydediliyor. Bu toplantılarda teşkilatın talep ve önerileri ilk ağızdan dinlenecek, parti politikalarıyla ilgili birebir değerlendirmeler yapılacak.

Paylaşın