Arıkan’dan Fon Vurgunu Tepkisi: Her Bir Kuruş Sorumlulardan Tazmin Edilmelidir

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Yeni Yol Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada kamuoyunda tartışılan fon soruşturmasına geniş yer verdi. Arıkan, kayıpların vatandaşın cebinden karşılanmaması gerektiğini belirterek, sorumluların ortaya çıkarılması çağrısında bulundu.

Arıkan, konuşmasına Yeni Yol Grubu’na katılan Yeniden Refah Partisi Konya Milletvekili Ali Yüksel’i tebrik ederek başladı. İstanbul’da yaşanan okul saldırısında hayatını kaybeden Eslem Sare Bulut’a rahmet, yaralı öğrencilere acil şifa dileyen Arıkan, Ankara Pursaklar’da uygulama noktasında bir araçtan açılan ateş sonucu şehit olan polis memuru Ahmet Türkoğlu’nu da andı.

Yeni yasama döneminde Meclis kürsüsünü “milletin kürsüsü” haline getireceklerini söyleyen Arıkan, Anadolu’da vatandaşlardan dinledikleri sorunları Meclis gündemine taşımaya devam edeceklerini ifade etti.

Türkiye’nin farklı kesimlerinin farklı sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Arıkan, iktidarın anlattığı Türkiye ile vatandaşın yaşadığı Türkiye arasında fark bulunduğunu savundu.

Fon soruşturmasına ilişkin sert eleştirilerde bulunan Arıkan, yaşananların basit bir ihmal olarak değerlendirilemeyeceğini öne sürdü.

Arıkan, “Fon vurgunu bir ihmalin değil, örgütlü, organize bir yapının eseridir” dedi. Yaşananların yalnızca fondaki paranın kaybıyla sınırlı olmadığını belirten Arıkan, “Bu milletin umudu, güveni, geleceği çalındı” ifadelerini kullandı.

Fonlardaki kayıpların telafi edilebileceğini belirten Arıkan, asıl önemli meselenin vatandaşın ve devlete olan güvenin yeniden tesis edilmesi olduğunu söyledi.

Kayıpların kamu kaynaklarıyla karşılanmasına karşı çıkan Arıkan, “Milletin sol cebinden çalınanları, milletin sağ cebinden alınanlarla ödemek gibi bir hataya asla düşmemeliyiz” diye konuştu.

Arıkan, fondaki kayıpların sorumlularından, parayı götürenlerden ve sürece dahil olan kişilerden tahsil edilmesi gerektiğini savundu.

Fon soruşturmasının bütün yönleriyle araştırılması gerektiğini belirten Arıkan, sürece ilişkin sorumluluk zincirinin ortaya çıkarılması çağrısında bulundu.

Arıkan, “Bu fon işinde kim tuttu, kim kesti, kim pişirdi, kim yedi, kim ‘Hani bana?’ dedi? Bunların hepsi tek tek ortaya çıkarılmalıdır” ifadelerini kullandı.

İktidar tarafından daha önce yapılan “Ucu nereye dokunursa dokunsun üzerine gidilecek” açıklamasını da hatırlatan Arıkan, bazı isimlerin soruşturma kapsamında ifadeye çağrılmadığını savundu. Meclis Genel Kurulu’nda fon iddialarının araştırılması yönündeki girişimlerin sonuçsuz kalmasını da eleştiren Arıkan, “Siz neden bu fon vurgununun aydınlatılmasını istemiyorsunuz?” diye sordu.

Soruşturmayla ilgili yargı sürecinin işletilmesi gerektiğini vurgulayan Arıkan, sorumluların yalnızca görevlerinden ayrılmasının yeterli olmayacağını söyledi.

Arıkan, “Kimse ‘Ayağım kaydı’, ‘Şeytana uydum’, ‘Affımı talep ediyorum’ diyerek yargıdan kaçamaz” dedi. Paranın iade edilmesinin hukuki sorumluluğu ortadan kaldırmayacağını belirten Arıkan, sorumluların hakim karşısına çıkarılması gerektiğini ifade etti.

Arıkan, fon soruşturması üzerinden dini değerlerin tartışma konusu yapılmasına da karşı çıktı. Hesap sorulacaksa paranın izinin sürülmesi, denetim mekanizmalarının neden işlemediğinin araştırılması ve siyasi ilişkilerin incelenmesi gerektiğini belirten Arıkan, dini değerlerin suçlama konusu yapılmaması gerektiğini söyledi.

Arıkan, “Dini değerleri kullanarak insanları aldatmak, İslam değil, İslam’ın istismarıdır” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında siyasi transferleri de eleştiren Arıkan, iktidarın milletvekili, belediye başkanı ve para transferlerine önem verdiğini savundu.

Arıkan, “İktidar üç transferi çok seviyor: Bir, milletvekili transferi. İki, belediye başkanı transferi. Üç, para transferi” dedi. Bu durumun milli iradeyi “kapalı kapılar arkasında kurulan bir siyaset borsasına” dönüştürdüğünü ileri sürdü.

Arıkan, staj ve çıraklık sigortası mağdurlarının taleplerine de değindi. Bu kişilerin çalışma hayatında emek verdiğini belirten Arıkan, staj ve çıraklık dönemlerinin emeklilik hesabında dikkate alınması gerektiğini savundu.

Arıkan, bu dönemler için borçlanma hakkı tanınması, eksik primlerin tamamlanması ve sigorta başlangıcının buna göre düzenlenmesi çağrısında bulundu.

Sigara, şekerli içecekler ve atıştırmalıklara yönelik yeni vergilerle “Sağlıklı Hayata Katkı Fonu” oluşturulmasının gündemde olduğuna değinen Arıkan, yeni vergilere tepki gösterdi.

Sigara ve obeziteyle mücadele edilmesi gerektiğini belirten Arıkan, bunun yolunun her soruna yeni bir vergi getirmek olmadığını söyledi.

“AKFON” önerisi

Arıkan, Saadet Partisi iktidarında “AKFON” adıyla “Adalet ve Kalkınma Fonu” kuracaklarını açıkladı. Haksız şekilde elde edildiğini belirttiği gelirlerin geri alınacağını söyleyen Arıkan, bu fonda biriken kaynağın emeklilere ikramiye olarak dağıtılacağını ifade etti.

Arıkan, “Bu iktidar döneminde haksız yere elde edilen her bir kuruşun hesabını soracağız” dedi.

Türkiye’de siyasetin kapsamlı bir değişime ihtiyacı olduğunu savunan Arıkan; siyasetin para ile arasına mesafe koyması, nepotizm, iltimas, kayırmacılık ve çifte standarttan arınması gerektiğini belirtti.

Konuşmasının son bölümünde Mekke Savunma İttifakı’na da değinen Arıkan, Türkiye’nin bölgesel bir cepheleşmenin askeri tarafına dönüşmemesi gerektiğini söyledi. “Bir masada arabulucu, öteki masada muharip taraf olunamaz” diyen Arıkan, bölgenin yeni cephelerden ziyade barış ve ortak güvenlik anlayışına ihtiyacı olduğunu ifade etti.

Arıkan, konuşmasının sonunda siyasi partilere yolsuzluk, adaletsizlik ve yoksullukla mücadelede ortak hareket etme çağrısı yaptı. Siyasi ahlakın güçlendirilmesi, liyakatin esas alınması, yoksulluğu azaltacak ekonomik politikaların uygulanması ve devlet imkanlarının herhangi bir siyasi partinin imkanına dönüştürülmemesi gerektiğini söyledi.

Paylaşın

Arıkan’dan Dikkat Çeken “Cumhur İttifakı” Açıklaması

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Mahmut Arıkan, son dönemde “Cumhur İttifakı” ile olası iş birliğine ilişkin açıklamaları üzerinden yürütülen tartışmalara yanıt verdi.

Siyasi partiler arasındaki temasların önemine dikkat çeken Arıkan, farklı siyasi aktörlerin birbiriyle iletişim kurabilmesinin Türkiye’deki siyasi kutuplaşmanın azaltılması açısından önemli olduğunu ifade etti.

İktidar partilerinden gelecek görüşme taleplerine açık olduklarını belirten Arıkan, bir siyasi partiyle görüşmenin ittifaka dahil olmak anlamına gelmediğini vurguladı.

Arıkan’a, Saadet Partisi’nin Cumhur İttifakı’na katılma yönünde bir gündeminin bulunmadığı ve bunun yerine Yeniden Refah Partisi ile DEVA Partisiyle yeni bir siyasi hat oluşturma yönünde ilerlediği yönündeki değerlendirme soruldu.

Arıkan, bu değerlendirmeye “Kesinlikle” yanıtını verdi.

Yeniden Refah Partisi ve DEVA Partisi ile yürütülen görüşmelerin olumlu ilerlediğini belirten Arıkan, çalışmaların yalnızca üç parti arasındaki bir iş birliğiyle sınırlı olmadığını söyledi.

Arıkan, “Üç parti bir araya gelerek önümüzdeki dönemlerde parti sayısını da, siyasi aktör sayısını da artırmak kaydıyla yeni bir siyasi hat inşa etmeye çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

“Açıklayacağımız aday mevcut konuşulan isimler değil”

Programda Cumhurbaşkanı adaylığı konusuna da değinen Arıkan, daha önce yaptığı “Bir aday açıklayacağız, tüm Türkiye ‘Oh be’ diyecek” açıklamasını hatırlattı.

Söz konusu adayın şu anda kamuoyunda öne çıkan veya sıkça gündeme gelen isimlerden biri olmadığını ifade eden Arıkan, aday tartışmalarından ziyade ilkelerin öne çıkarılması gerektiğini söyledi.

Seçim tarihi açıklanana kadar bu yaklaşımı sürdüreceklerini belirten Arıkan, adaylık konusunda kamuoyunda konuşulan isimlerden farklı bir tercihin gündeme gelebileceği mesajını verdi.

Paylaşın

Arıkan’dan Erdoğan’a “Trump” Göndermesi: Katile “Dostum” Demeyiz

Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump’a “Dostum” diye hitap etmesine göndermede bulunan Saadet Partisi Lideri Mahmut Arıkan, “Bir şeyleri çözmek için en büyük katile, dünyanın en büyük baş belasına ‘Dostum’ diye hitap etmeyeceğiz” dedi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, partisinin Antalya İl Başkanlığı’nın düzenlediği “Kardeşlik Buluşması” programında açıklamalarda bulundu.

Mevcut sistemin toplumsal sorunları çözme kapasitesini yitirdiğini vurgulayan Mahmut Arıkan, “Ahlakı öncelemeyen hiçbir sistem, bu problemleri çözme kapasitesine sahip değildir. İnsanları kutuplaştıran, insanları birbirinden nefret ettiren hiçbir düzen, bu sistemi değiştiremez. Bu doğaya emanet gözüyle bakmayan, ranta çeviren hiçbir düzen, bu sıkıntıları giderme gücüne sahip değildir. Eğer bir toplumda adalete güven durumu en aşağı seviyelere gelmişse, o sistem bozuk bir sistemdir” dedi.

Mahmut Arıkan, hamaset ve hurafe üzerinden toplumu narkozlayan siyaset anlayışının çözüm değil, sorun ürettiğini kaydetti. “Peki ne yapacağız?” diye soran Arıkan, Milli Görüş’ün sorunları çözmeye yönelik temel ilkelerini şu şekilde sıraladı:

“Savaşı değil barışı, çatışmayı değil diyalogu önceleyeceğiz. Çifte standardı değil, adaleti önceleyeceğiz. Eşitlik üzerinden çalışmalarımızı yapacağız. Sömürü değil, iş birliği teklif edeceğiz. Baskıyı değil, insan haklarını, demokrasiyi ve özgürlüğü önceleyerek çalışma yapmaya gayret göstereceğiz.”

Gazze meselesinin siyaset üstü bir mesele olduğunu kaydeden Arıkan, Gazze hakkında konuşurken kullanılan cümlelerin, oradaki yaraya merhem olacak, akan kanı durduracak, katliamı sonlandıracak nitelikte olması gerektiğini belirtti.

Eğer Milli Görüş hareketi olmasaydı, bugün Türkiye’de Gazze meselesinin konuşulmayacağını dile getiren Arıkan, iktidarın tutumunu eleştirerek, “İktidar sadece konuşuyor. ‘Ey İsrai’le başlayan cümleler kuruyor. Ama her cümle kurduktan sonra Gazze’deki katliam artarak devam ediyor. Eğer Gazze için bir şey yapıyorsak, sonuç alacak adımlar atılmalı” dedi.

Siyonist İsrail’in ablukası altındaki Gazze’ye insani yardım ulaştırmak üzere Akdeniz’e inen Sumud Filosu gemilerine kendilerinin ön ayak olduğunu anlatan Arıkan, “Bu filonun kaldırılabilmesi imkansız gözüküyordu. Teşkilatlarımızın gayretiyle bu gemiler şu anda Akdeniz sularında; yakın bir zamanda Gazze’de ulaşacak inşallah” ifadelerini kullandı.

Saadet Partisi’nin kısıtlı imkanlara rağmen Gazze için gemi filosu yola çıkarttığını, iktidar milletvekillerinin ise özel uçaklarla Refah Sınır Kapısı’na giderek, İsrail’i kınayıp döndüğünü belirten Arıkan, “Allah’tan korkun demek gerekiyor! Bütün imkanlar elinizde. Daha neyi bekliyorsunuz? ‘Ey İsrail!’ cümlesinin arkasında bir şeyler yapın artık” diye konuştu.

İktidara geldiklerinde hayata geçirecekleri Türkiye Kalkınma Planı kapsamında 5 yılda, 2 buçuk milyon yeni istihdam, Gayrisafi Milli Hasılada 506 milyar dolarlık artışın sağlanacağını kaydeden Arıkan, Türkiye’yi ekonomik darboğazdan çıkarmaya hazır olduklarını vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:

“Bundan sonra hiç kimse Türkiye’ye hadsiz bir mektup yazma durumunda kalmayacak. Bir şeyleri çözmek için, birtakım sıkıntıları giderebilmek için, inanmamamıza rağmen, gerçek olmamasına rağmen en büyük katile, dünyanın en büyük baş belasına ‘Dostum’ diye hitap etmeyeceğiz. Bunu yapabilmemiz için Saadet Partisi’ni iktidara getirmek gerekiyor. Başka türlü bu işin olmayacağını görmüş olduk.”

Paylaşın

Mahmut Arıkan, İktidarın Ekonomi Politikalarını Hedef Aldı

Yeni Yol Grup toplantısında konuşan Saadet Partisi Lideri Mahmut Arıkan, 23 yıldır ülkeyi yöneten iktidarın uyguladığı politikaların çöktüğünü kabul etmek istemediğini belirterek, “Ama artık mızrak çuvala sığmıyor! Bu milletin çektiği sıkıntının adını koyun: Adı Ekonomik kriz!” dedi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Yeni Yol Grup toplantısında iktidarın ekonomi politikalarını hedef alan sert açıklamalarda bulundu. Kürsünün iki yanına gelinlik ve damatlık giydirilmiş cansız mankenler yerleştiren Arıkan, evlilik çağındaki gençlerin ekonomik nedenlerle aile kuramadığını rakamlarla ortaya koydu.

2025’in “Aile Yılı” ilan edilmesine rağmen gençlerin bırakın düğün yapmayı, evlenmeye dahi cesaret edemediğini belirten Arıkan, “Bu sorun artık sadece sosyal değil, apaçık bir ekonomik çıkmazdır” diye konuştu. Arıkan, yaptığı konuşmada, gençlerin evlilik sürecinde karşılaştığı ekonomik zorluklara dikkat çekti.

Konuşması sırasında kürsünün iki yanına gelinlik ve damatlık giydirilmiş cansız mankenler yerleştiren Arıkan, “Gençler evlenmiyor değil, evlenemiyor!” diyerek düğün maliyetlerinden ev kiralarına kadar uzanan çarpıcı tabloyu paylaştı. Yazın gelmesiyle birlikte düğün sezonunun açıldığını belirten Arıkan, 2025 yılının iktidar tarafından “Aile Yılı” ilan edildiğini hatırlattı.

Aile gibi “beka meselesi” olan bir konuya dikkat çekilmesini önemsediklerini vurgulayan Arıkan, gençlere yönelik indirim ve destek paketlerini de olumlu bulduklarını, ancak bu adımların ne yeterli ne de sürdürülebilir olduğunu söyledi.

Arıkan, “Geçen sene evlenecek çiftler için 150.000 TL destek vereceğiz dediniz, ama bu para enflasyon karşısında çoktan eridi gitti. Ayrıca bu desteği de herkese vermiyorsunuz. Tek sefere mahsus yaptığınız yardımlarda bir yaraya merhem olmuyor. Esas sorun çok daha derinlerde” diye konuştu.

“Bu duruma dikkat çekmek amacıyla size bugün iki özel misafir getirdim” ifadeleriyle, konuşma yaptığı kürsünün iki yanına konulan cansız gelin ve damat mankenleri gösteren Arıkan, şu ifadeleri kullandı:

“Aramızda misafir olarak bir gelin bir de damat var! Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımız, geçtiğimiz haftalarda gençlerin evlenmemesini, teknolojiye, modern yaşama bağlasa da gerçekler biraz daha farklı. Şu yanımda duran gelinliğe bir bakalım. Hemen hemen her genç kızımızın bir gelinlik giyme hayali vardır. Bu gelinliği almayı geçtik, kiralaması bile en düşük, 1 emekli maaşı! Almasını varın siz düşünün. Hemen diğer yanımda duran damatlığa bakalım. Onun da kaderi aynı! Bir damatlık bugün ya bir emekli maaşına ya da bir asgari ücrete tekabül ediyor.”

Düğün yapmanın mali yükünün gelinlik ve damatlıkla sınırlı olmadığını kaydeden Arıkan, ev kiralarının asgari ücret seviyesine ulaştığını, ilk taşınma masraflarının, ilk kira, depozito, emlakçı, abonelikler derken, 4 asgari ücreti bulduğunu belirtti. Ev eşyalarının minimum 500 TL’ye mal olduğunu aktaran Arıkan, “Hadi bakalım 22 Asgari ücret daha gitti!” ifadesini kullandı.

Düğün masraflarının ise en az 400 bin TL tuttuğunu anlatan Arıkan, “Gelinlik, damatlık, ev, eşya bir şekliyle halloldu. Evliliği tamamlamak için bir de düğün yapmak lazım. İşte o zaman işler biraz daha zorlaşıyor. Bu da ihtiyaçlara göre elbette değişir ama kabaca bir hesap yapıldığında, bir düğün en az 400.000 liraya yapılabiliyor. Hadi bakalım 18 asgari ücret daha gitti!” dedi.

Takı merasimiyle ilgili de konuşan Arıkan, artan altın fiyatları nedeniyle düğünlere katılmanın dahi ciddi bir yük haline geldiğini vurgulayarak, “Eskiden düğün sevinciyle ‘bir altın takayım’ diyen insanlar, şimdi ‘takı törenine nasıl katılacağım’ diye kara kara düşünüyor” değerlendirmesini yaptı.

Mahmut Arıkan, tüm bu kalemler hesaplandığında, bir asgari ücretli gencin hiçbir harcama yapmadan tam 45 ayda evlenebileceğini, bir emekli babanın ise 62 ay maaşına dokunmadan bir çocuğunu evlendirebileceğini anlattı.

“Gençlerimiz seviyor ama evlenemiyor”

Evlenemeyen gençlerin ve ailelerinin çaresizliğine dikkat çeken Arıkan, “İşte bu ekonomik tablodan dolayı ‘Aile Yılı’nda, gençlerimiz aile kuramıyor! İşte bu yüzden yanımdaki gelinlik ve damatlık, gençlerimizin hayallerinde kalıyor! Sayın Aile Bakanı diyor ya: ‘Seviyorsan, git evlen!’ Sayın Bakan, gençlerimiz seviyor ama evlenemiyor!” şeklinde konuştu.

İktidarın sürekli yeni destek paketleri açıklamak zorunda kaldığını belirten Arıkan, “Çünkü onlar da biliyor! Bu mesele artık sadece sosyal değil, sadece kültürel değil; apaçık bir ekonomik bir çıkmazdır!” ifadelerini kullandı.

23 yıldır ülkeyi yöneten iktidarın uyguladığı politikaların çöktüğünü kabul etmek istemediğini dile getiren Arıkan, “Ama artık mızrak çuvala sığmıyor! Bu milletin çektiği sıkıntının adını koyun: Adı Ekonomik kriz!” dedi. Mahmut Arıkan, konuşmasının sonunda gençlere de seslenerek şunları söyledi: “Bu düzen sizi yalnız bırakıyor olabilir ama biz sizi yalnız bırakmayacağız!Sizin sesiniz olacağız, sizin yükünüzü paylaşacağız.”

Paylaşın

SP Lideri Arıkan’dan İktidara “Süreç” Uyarısı

Saadet Partisi Lideri Mahmut Arıkan, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin 1 Ekim’de yaptığı çağrı sonrası başlayan sürece ilişkin, “Yargı paketinde eli silah tutanlara af gündeme gelirken, düşüncesini ifade edenlerin içeride tutulması kabul edilemez” dedi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Yeni Yol Grubu toplantısında konuştu. Gençlerin sorunlarından ekonomik verilerdeki çelişkilere, yeni çözüm sürecinden Gazze’deki dram ve Çerkes Sürgünü’ne kadar pek çok başlığa değinen Arıkan, “Biz umut değil, çözüm vaat ediyoruz” mesajı verdi.

Mahmut Arıkan, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutlayarak başladığı konuşmasında, bugün gençlerin “ahlaklı ve inanan bir nesil” olarak görülmesi gerektiğine vurgu yaptı. Gençlerin iş beğenmemekle değil, iş bulamamakla suçlandığını belirten Arıkan, “Onlar bu ülkeyi değil, sizin iktidarınızı sevmiyorlar” dedi.

Rakamlar gerçeği yansıtmıyor

SP Lideri Arıkan, asgari ücretin 22 bin TL olduğu bir dönemde bekar bir bireyin yaşam maliyetinin 31 bin TL’yi bulduğuna dikkat çekti. KYK bursunun 3 bin TL olduğu bir ortamda tavuk dönerin 150 TL, bir simidin ise 15 TL olduğuna işaret etti. Evlenme maliyetlerinin de destek paketlerinin çok üzerinde olduğunu belirtti.

Arıkan, bugün birçok gencin yurt dışında yaşama planları yaptığını, çözümü kumar, sanal bahis, coin gibi alanlarda aradığını belirtti. Ev genci sayısının 5 milyona ulaştığını ifade ederek bunun pasif bir direniş olduğuna dikkat çekti.

Kurban Bayramı öncesi, 2018’deki 1.000 TL bayram ikramiyesinin 2025 yılında 4.000 TL’ye çıktığını belirten Mahmut Arıkan, aynı dönemde kurban bağış bedelinin ise 850 TL’den 13.500 TL’ye yükseldiğini ifade etti. “Bayram ikramiyesi %400 arttı, kurban bedeli %1400 arttı” diyerek emeklilerin sistem dışına itildiğini vurguladı.

Şanlıurfa ve Muğla ziyaretlerinden izlenimlerini paylaşan Arıkan, çiftçilerin elektrik ve tarım girdi maliyetleri nedeniyle zor durumda olduğunu, borçlanarak ayakta durmaya çalıştıklarını belirtti. Ziraat Bankası’na çağrıda bulunarak, faizsiz kredi ve borçların yeniden yapılandırılmasını istedi.

Erdoğan’ın 16 bin dolarlık kişi başı milli gelir hedefine değinen Mahmut Arıkan, “Bu rakam doğruysa her 4 kişilik ailenin evine yılda 2.5 milyon TL girmesi gerekir. Bu ülkede kaç eve bu kadar para giriyor?” diyerek bu büyümeyi adaletsiz olarak nitelendirdi.

Yeni çözüm sürecine ilişkin olarak Mahmut Arıkan, bu sürecin Meclis çatısı altında yürütülmesini memnuniyetle karşladıklarını ancak yargı paketinin sadece bir kesimi kapsamasının kabul edilemez olduğunu belirtti. “Eli silah tutanları affederken, eli kalem tutanları içeride tutarsanız bu vicdanlarda yer bulmaz” dedi.

Paylaşın

Mahmut Arıkan’dan Donald Trump’a Mektup: Ellerini Gazze’nin Üzerinden Çek

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Gazze’nin ABD tarafından kontrol edilmesi ve Filistin halkının farklı bir yere yerleştirilmesi önerisini yapan Donald Trump’a bir mektup yazdı.

Haber Merkezi / Mektubu sosyal medya hesabından paylaşan Mahmut Arıkan, mektubunda şunları ifade etti: “Bay Başkan: Her zamanki hayalperestliğinle Gazzelileri başka ülkelere süreceğini ve Gazze’yi imara açacağını dikte ediyorsun. Vatan toprağı ile emlak arsasını birbirine karıştırma. Bu işler emlakçılık yapmaya benzemez!

Gazze’yi, parayla satın alabileceğini sandığın Grönland’la ya da harita üzerinde adını değiştirdiğin Meksika Körfeziyle karıştırma! Senin tarih bilgin olmadığını biliyorum. Hatırlatmak isterim; bu coğrafyaya cehennemi yaşatmaya gelmiş birçok kralın mezarı bile yok!

İki seçeneğin var! Ya ateşkesi destekleyerek barış ve insanlıktan yana olacaksın, ya da bölgeyi daha büyük bir ateşe sürükleyerek kanlı bir katil olarak anılacaksın. Koltuğunu çektiğin, Netanyahu’nun planlarına uyup aptal olma! Gazze’nin üzerinden ellerini çek! Eğer bölge tarihi ve emperyalizme karşı direniş konusunda bir bilgiye ihtiyacın olursa, bizi ara.”

Donald Trump’ın çıkarı ne?

Ortadoğu, Trump’ın oğulları Eric ve Donald Junior tarafından yönetilen gayrimenkul ve otelcilik devi “Trump Organization” için giderek daha önemli bir pazar haline geldi. Trump Organization, son birkaç yılda Suudi Arabistan merkezli emlak şirketi Dar Global ile birkaç anlaşmaya imza attı.

Dar Global Suudi Arabistan’ın Cidde ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai kentlerinde “Trump Tower” markalı iki gökdelen projesi duyururken, Umman’da Trump markalı lüks bir otel ve golf tesisinin inşaatı sürüyor. Dubai’de 2005 yılında konutlar ve lüks bir otelden oluşan “Trump Tower” projesi duyurulmuş ancak küresel ekonomik zorluklar nedeniyle 2011 yılında inşaattan vazgeçilmişti.

Trump’ın halihazırda Dubai’de 2017 yılında açılmış bir golf kulübü bulunuyor. Golf kulübü projesi, Hüseyin Sajwani tarafından yönetilen emlak şirketi DAMAC ortaklığıyla geliştirilmişti. Sajwani Ocak 2025’te Trump ile basın toplantısında şirketinin ABD’de yeni veri merkezleri inşa etmek için “en az” 20 milyar dolar yatırım yapacağını söyledi.

Umman, Cidde ve Dubai’deki yeni anlaşmalar Trump Organization’un gökdelenleri tasarlayıp yönetmesini kapsıyor, ancak mülk sahipliğini içermiyor. Şirketin anlaşmaları temelde marka kullanım hakkıyla ilgili. Trump ailesi kendi isimlerinin kullanılması karşılığında milyonlarca dolar kazanıyor.

Kushner’den Trump’ın oğullarına kadar ailenin farklı üyeleri Ortadoğu’nun şirket için artan önemine dair defalarca açıklamalarda bulundu. Cidde anlaşmasının duyurulmasından kısa süre önce Eric Trump İngiliz Financial Times gazetesine verdiği demeçte” bölgede kesinlikle yeni projelerimiz olacak. Bölge inanılmaz bir büyüme gösteriyor ve bu kısa sürede durmayacak” demişti.

Paylaşın

Mahmut Arıkan: Gazze’yi İnsansızlaştıracak Projelere Geçit Vermeyiz

TBMM’deki Yeni Yol Grup toplantısında konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Filistin halkının sürgüne zorlanmasını ve Gazze’nin insansızlaştırılmasını hedefleyen hiçbir projeye izin verilmeyeceğini belirtti.

Mahmut Arıkan, “Gazze’yi insansızlaştıracak, işgalin kapısını aralayacak hiçbir projeye izin vermeyiz, veremeyiz. Dünya, Filistin halkının iradesini yok sayan bu girişimlere karşı sesini yükseltmelidir. Gazze, Filistin’in ayrılmaz bir parçasıdır ve hiçbir güç, bu tarihi gerçeği değiştiremez” ifadelerini kullandı.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, TBMM’deki Yeni Yol Grup toplantısında konuştu. Mahmut Arıkan, konuşmasında Gazze’de yaşananların bir “soykırım” olduğunu ve Netanyahu’nun bunun bir numaralı sorumlusu olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Dün gece çok önemli bir gelişme yaşandı. Gazze’deki soykırımın bir numaralı faili, katil Netanyahu, Trump ile bir araya geldi. Netanyahu, geçtiğimiz temmuz ayında soykırım devam ederken ABD Kongresi’nde konuşmuş ve dakikalarca ayakta alkışlanmıştı. Bugün Netanyahu’nun Washington ziyaretini, Trump’ın yaptığı açıklamalarla birleştirdiğimizde büyük bir endişe duymaktayız. Bir kez daha vurguluyoruz: Gazzeliler, sürgün edilecek yasa dışı göçmenler değil, kendi vatanlarının sahipleridir.”

ABD’nin ve İsrail’in, Gazze’deki demografik yapıyı değiştirme planlarına karşı olduklarını vurgulayan Arıkan, Filistin halkının sürgüne zorlanmasını ve Gazze’nin insansızlaştırılmasını hedefleyen hiçbir projeye izin verilmeyeceğini belirtti: “Gazze’yi insansızlaştıracak, işgalin kapısını aralayacak hiçbir projeye izin vermeyiz, veremeyiz. Dünya, Filistin halkının iradesini yok sayan bu girişimlere karşı sesini yükseltmelidir. Gazze, Filistin’in ayrılmaz bir parçasıdır ve hiçbir güç, bu tarihi gerçeği değiştiremez.”

“Gazze’yi insansızlaştıracak, işgalin kapısını açacak hiçbir projeye izin vermeyiz”

Hatırlarsınız, Gazze’de soykırım başladığında ülkemizde çifte vatandaşlığa sahip olan yüzlerce siyonistin İsrail ordusuna katıldığını ve soykırıma ortak olduklarını birçok kez dile getirmiştik. Son yapılan çalışmalar gösteriyor ki bu sayı maalesef tahmin edilenden çok daha fazla. Ülkemizden kalkıp giden mazlumlara namlu doğrultan vahşete ortak olan kardeşlerimizi katledenler çok hızlı bir şekilde yargılanmalıdır. Hiç kimse doğrudan yada dolaylı olarak Türkiye’yi bu soykırıma ortak etmemelidir. Buna müsade edilmemelidir.”

Paylaşın

SP Lideri Arıkan’dan “AK Parti’yi Boykot Etme” Çağrısı

Saadet Partisi Lideri Mahmut Arıkan, Erdoğan ve Şimşek’in fahiş fiyatları boykot etme sözlerini hatırlatarak, “Aziz milletimizi, bu fahiş fiyatları koyanları yani AK Parti’yi boykot etmeye çağırıyorum” dedi.

Saadet Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) DEVA Partisi ve Gelecek Partisi tarafından kurulan “Yeni Yol” grubu Meclis’te ilk toplantısını gerçekleştirdi. Grup toplantısında konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, özetle şunları söyledi:

“Bağıranlardan çok yorulduk. 85 milyon insan huzurlu bir nefes almak istiyor. İnşallah çalışmalarımızı en güzel şekilde sürdüreceğiz. Tekraren milletimize yeni grubumuz hayırlı olsun.

Bizim değişmeyen gündem maddemiz Gazze. Siyonizmin korkulu rüyası milli görüş dimdik ayakta. Emperyalistten de siyonistten de dost olmaz. ABD’nin yeni başkanı Trump daha göreve gelmeden aba altından sopa göstermeye başladı. Öte yandan Türkiye’ye dair çok dostane açıklamalar yapıyor. Eski Başkanlardan Kissenger’ın şu sözünü kayıtlara geçmek istiyorum. ‘ABD’nin düşmanı olmak kötüdür ama ölümcül olan ABD’nin dostu olmaktır.’ demişti. İktidar, ABD ile ilişkilerini tekrar gözden geçirmeli.

Ülkemizde yine aynı gündemleri görüyoruz. Seçilmesine izin verip milli iradeyi yok sayarak kayyum atamak kimseye bir şey kazandırmayacak. İktidar maalesef bugüne kadar olduğu gibi bugün de belediyeleri ya baskıyla ya kayyumla geri alıyor. Beşiktaş Belediye Başkanı’nın başına gelenler Yunus Emre Enstitüsü’nü soyanların başına gelmedi. Hukuk hiç kimse için araç olamaz. Seçileni itibarsızlaştırmayla ülke yönetilemez.

Ekonomiden en çok etkilenen kurum, aile kurumu. Birkaç gündür aile diye nutuklar dinliyoruz ama bu müjdeler aslında tehlike çanlarının çaldığını gösteriyor. İtibarsızlaştırmaya çalışan aile kurumu tüm dünyada tehdit altında. Ülkemizde de ekonomiden en çok aile kurumu etkileniyor. Boşanan sayısı her gün artırıyor, evlenen sayısı her gün azalıyor. İktidarın görmezden geldiği bu sorun nüfus planlamasını bile etkiler hale geldi.

Gençlerimiz iş bulamadığı için evlenemiyor. Evlenenler çocuk sahibi olmaktan kaçıyor. Bunun sonuçlarının nereye götüreceğine bakmak için Japonya’ya, Güney Kore’ye bakmak yeterli. Gençlere 150 bin lira faizsiz kredi verilecek. Adımı doğru buluyoruz ama bu miktar gerçeklikten uzak bir rakam.

“Meselenin çözümü faizi, rantı, yolsuzluğu sistemden çıkarmak”

Böyle giderse bu ekonomiyi temizleyecek gassal bulmakta zorlanacaklar. Meselenin çözümü faizi, rantı, yolsuzluğu sistemden çıkarmak. Madem bu kadar kolay da iktidar niye yapmıyor? Çünkü o koltuklarda oturabilmek için faiz lobilerinin desteğine iktidarın ihtiyacı var. Makamların gerçek sahibi aziz milletimizdir. Biz çiftçi Mehmet’in ne beklediğine bakarız. Faiz lobisinin beklediklerine değil mağdur ettiklerine bakarız.

Geçtiğimiz hafta Türkiye ekonomi tarihi açısından kırılma noktasıydı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Bakan Şimşek, vatandaşı fahiş fiyatları boykot etmeye çağırdı. Sayın Cumhurbaşkanı’nı da sayın Bakan’ı da destekliyoruz. Madem tüm tedbirlere rağmen fiyatlarda değişiklik olmuyor, vatandaş son çare boykot yapmalı.

Fakat iktidarın çağrısında bir konu eksik. Sayın yetkililer neyi boykot edeceğimizi söylemediler. Bu cuma motorin fiyatı 50 lirayı geçecek. Fahiş fiyatlı benzini boykot edelim, sorumlusu iktidar. Kira artışı yüzde 58,51 olmuş. Alınan 22 bin lira maaş kiraya gidiyor, sorumlusu iktidar.

Otoyol ve köprü ücretlerine son 1 yılda yüzde 288 ile yüzde 453 arasında zam yapılmış. Boykot edilmeli, sorumlusu iktidar. Varlık Fonu’ndaki yani iktidarın kontrolündeki Turkcell’in, Türk Telekom’un fahiş fiyatlı tarifelerini boykot edelim. Tarım Kredi Kooperatifi’ndeki fahiş fiyatları boykot edelim… Aziz milletimizi, bu fahiş fiyatları koyanları yani AK Parti’yi boykot etmeye çağırıyorum.”

Paylaşın

Saadet Partisi Lideri Arıkan: 85 Milyonun Kazandığı Bütün Süreçlerin Yanında Oluruz

Saadet – Gelecek ortak grup toplantısında konuşan Saadet Partisi Lideri Mahmut Arıkan, DEM Parti İmralı heyetinin ziyaretleriyle ilgili, “Bu süreçte temel bir ilkemiz var; çözümün olduğu, milletin menfaatinin olduğu, birkaç kişinin değil herkesin, 85 milyonun kazandığı bütün süreçlerin yanında oluruz. Sürecin en önemli parametresinin şeffaflık olduğuna inanıyoruz. Hangi düzeyde olursa olsun, böyle önemli bir konuda ‘kapalı kapı’ siyasetini desteklemiyoruz.” dedi.

Sürece katkı sağlayabileceklerini ancak bazı kaygıları da olduğunu dile getiren Arıkan, “Adada konuşanların siyasete katıldığı ama salonda konuşanların nezarete atıldığı bir süreç kimseye fayda getirmez. Sürecin amacının siyasi hesaplar değil, meseleye kalıcı çözüm üretmek olduğu ve tüm tarafların samimiyeti konusunda kamuoyu ikna edilmelidir. Bu süreçte; kaygıların giderilmesine bakacağız, şehit analarına bakacağız, şehit çocuklarına bakacağız, en önemlisi milletimizin arzusuna bakacağız. Zaten bunlar sağlanırsa, çözüm kolay demektir. Bunlar sağlanmazsa bir çözüm yok demektir.” ifadelerine yer verdi.

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Saadet – Gelecek Grup Toplantısında yaptığı konuşmada önemli mesajlar verdi. Ülkenin temel sorunlarına yönelik kapsamlı bir değerlendirme yapan Arıkan, gündemin sıcak başlıklarını ele aldı. Engelli vatandaşların sorunlarından Filistin meselesine, gazetecilerin haklarından ekonomik sıkıntılara kadar geniş bir yelpazede açıklamalar yapan Arıkan, iktidarın politikalarını sert bir dille eleştirdi.

Konuşmasına, Saadet Partisi’nin TBMM’deki duruşuna destek veren siyasi partilere teşekkür ederek başlayan Arıkan, “Sesimize ve sözümüze destek veren, parlamento tarihimiz açısından tarihe geçen bir duruş ortaya koyan Sayın Özgür Özel’e ve çok değerli çalışma arkadaşımız Sayın Ali Fazıl Kasap Bey’e içtenlikle teşekkür ediyorum. Ayrıca yine tüm parlamentolara örnek olacak bir tavır gösteren, bundan sonra yapacağımız güzel çalışmaların temelini atan, DEVA Partisi Genel Başkanı Sayın Ali Babacan’a, milletvekili arkadaşlarımız Mehmet Emin Ekmen ve Ertuğrul Kaya vekillerimize teşekkür ediyorum.” dedi.

Arıkan, konuşmasının önemli bir bölümünü Beyaz Baston Görme Engelliler Haftası’na ayırarak, bu haftanın toplumsal farkındalığı artırma potansiyeline dikkat çekti. Görme engelli bireylerin karşılaştığı zorluklara ve toplumsal hayata tam katılımlarının önemine vurgu yapan Arıkan, bu konuda şunları ifade etti: “İçerisinde bulunduğumuz bu hafta Beyaz Baston Görme Engelliler Haftası. Bu vesileyle bu anlamlı haftanın bir farkındalığa vesile olmasını temenni ediyorum. Görme engelli vatandaşlarımızın hayatın her alanında olması, güvenli ve bağımsız bir şekilde yaşamaları için devlete ve topluma büyük bir ödev düşmektedir.”

Ayrıca, engellilerin hayatını daha da zorlaştıran ÖTV düzenlemesine de değinerek, “Yakın zamanda başta görme engelliler olmak üzere engellilerimizin önüne yeni engeller konuldu. 2024 yılının son günlerinde Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nda yapılan değişiklik engelli vatandaşlarımızı üzdü. Mecliste bunun sakıncalarını belirtmemize rağmen, bu düzenleme maalesef Ak Parti ve MHP oylarıyla meclisten geçti. Bu düzenleme; gelir kriteri bahanesiyle binlerce bakıma muhtaç bireyin kaderine terkedilmesi, KDV kanunu değişikliği ile ithal protez, ortotik cihaz ve tekerlekli sandalyelere erişemez hale gelmesi, ehliyet kodları ile ortopedik ve işitme engellilerin ehliyetlerinin iptal edilmesi, hafif zihinsel engellilerin eğitim haklarının yok sayılması demektir. Tüm bunlar doğrudan olmasa da dolaylı yollardan, engellilerimizin haklarının gasp edilmesi demektir.” dedi.

Arıkan, basın özgürlüğünün ve doğru haberciliğin önemine vurgu yaparak, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladı. Özellikle dezenformasyonun yaygınlaştığı bir dönemde, etik ve tarafsız haberciliğin önemine dikkat çeken Arıkan, bu konuda şunları söyledi: “Toplumun haber alma hakkı için gece gündüz çalışan, doğru, etik ve tarafsız bir habercilik örneği ortaya koyan tüm gazetecilerimizin çok önemli bir vazifeyi icra ettikleri unutulmamalıdır. Dezenformasyonun ve yandaş muhabirliğin geçer akçe olduğu bir dönemde gerçekten ve meslek etiğinden ödün vermeyen tüm gazetecilerimize teşekkürü bir borç biliyoruz.”

Ayrıca, Gazze’deki gerçekleri dünyaya duyuran gazetecilere de özel bir selam göndererek, “Siyonizm’in vahşeti altında canını hiçe sayarak yaşanan soykırımı, tüm dünyaya duyuran kahraman gazetecilerimize selam ediyor; bu uğurda hayatını kaybedenleri rahmet ve minnetle yâd ediyorum.” dedi.

Arıkan, Saadet Partisi’nin önceliklerinden birini oluşturan Gazze konusuna tekrar değinerek, bölgedeki insani krize dikkat çekti. Uluslararası toplumun ve özellikle İslam ülkelerinin sessizliğine tepki gösteren Arıkan, “Gündemimiz; bombalardan, kimyasal silahlardan, sağ çıkıp donarak ölen Gazzeli masum çocuklardır. Savaşla ve açlıkla sınanan el kadar yavruların bedenleri soğuğa yenik düşüyor. 2025 yılında, tüm dünyanın gözü önünde çocuklar donarak can veriyor. Bunda sessiz kalan herkesin suçu var. Kemal Advan Hastanesi’nin boşaltılmasında, yaralıların ölüme terk edilmesinde herkesin suçu var. Bu apaçık bir savaş suçudur. Savaş suçu işleyenlerle kol kola yürüyenler de bu kara lekenin ortaklarıdır.” ifadelerini kullandı.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, iktidarın Filistin ve Gazze’ye yönelik politikalarını eleştirerek, iktidarın asıl görevinin protesto düzenlemek ve algı yönetmek olmadığını, aksine yaşanan soykırımı engellemek için etkin diplomasi yürütmek, İslam ülkelerine önderlik etmek ve caydırıcı kararlar almak olduğunu ifade  eden Arıkan, “Çok şeyler söyledik ama iktidarın İsrail politikasını birkaç cümle ile ifade edecek olursak; Üstü hamaset, ortası ticaret, alt tarafı nedamet olan politikayı takip ediyorlar. Böyle oluncada Filistin’de hamaset sebep, sefalet sonuç oluyor.” dedi.

Arıkan, Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu zor durumu rakamlarla ortaya koyarak, iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi. Özellikle enflasyon ve maaş zamları arasındaki uçuruma dikkat çeken Arıkan, vatandaşların alım gücünün ciddi şekilde azaldığını vurguladı. Bu konuda Arıkan, “Nereye giderseniz gidin Dünyanın her yerinde zamlar, mevcut enflasyona göre yapılırken, iktidar tarihte ilk kez beklenen enflasyon yani 2025 enflasyon oranlarına göre zam vererek 85 milyon insanımızın hakkını, emeğini, alınterini çaldı. Bakınız; kira artışı %5851, gıda enflasyonu %43,5, yeniden değerleme oranı %43,93, akaryakıt fiyat artışı %50, elektrik ve doğalgaz zam artışı %38 olarak gerçekleşti. Fakat maaş zammı bununla doğru orantılı olmadı. Asgari ücrete: %30, emekliye: %15,75, memur ve memur emeklisine: %11,55 zam artışı gerçekleşti. Şu rakamlar, bu tablo ne demek biliyor musunuz? Maaş 22.000 lira, açlık sınırı 22.000 lira demektir. Böyle bir şey hiçbir lisanda açıklanamaz.” diyerek iktidarı sert bir şekilde eleştirdi.

Emeklilerin yaşadığı geçim sıkıntısına dikkat çeken Arıkan, en düşük emekli aylığının yetersizliğini vurguladı. Geçmiş dönemdeki düzenlemelerle kıyaslama yaparak, emeklilerin hak kaybına uğradığını savunan Arıkan, “Bakınız sadece 2008’de yapılan düzenlemeler bile korunsaydı, bugün en düşük emekli maaşı 30.000 TL’nin üzerinde olacaktı. Fakat sisteme yapılan saçma sapan müdahalelerden dolayı, bugün en düşük emekli maaşı 7-8 bin liraya kadar düştü. Milyonlarca emekli ve asgari ücretlinin açlık sınırının altında bir maaşla yaşam mücadelesi vermesi haksızlıktır, zulümdür.” ifadelerini kullandı.

Arıkan, iktidarın ekonomi anlayışını “asansör modeli” olarak tanımlayarak, bu modelin eşitsizliği derinleştirdiğini savundu. Bir kesimin zenginleşmesi pahasına geniş halk kitlelerinin yoksullaştığını belirten Arıkan, “Bilirsiniz asansörlerin yukarı çıkması için yan taraflarına bağlanan ağırlıkların aşağı inmesi lazım. İşte iktidarın yaptığı tam olarak bu. Faiz lobileri, ihale sahipleri, rantçı iş insanları asansörde yükseliyor; aziz milletimiz diğer taraftan zemine çakılıyor.” dedi.

Kuzey Marmara Otoyolu’na yapılan örtülü zamma ve iktidarın ekonomi politikalarına sert eleştirilerde de bulunan Arıkan, “Kuzey Marmara Otoyolu’na yapılan örtülü zam oranı %65. Araç geçiş ücretine zam yapmayan iktidar; garanti araç geçiş sayısına %65 zam yaptı. Bu Beşli çetenin cebine girecek olan zam oranıdır. 208 milyon adet olan garanti geçişi, bu sene 344 milyona çıkarıldı. Bu da şu anlama geliyor. Şu anda Türkiye’deki mevcut olan bütün araçlar otoyolu 22 defa kullansa bile bu rakama ulaşılamıyor. Asgarî ücretliye %30, memura %11, emekliye %15  zam yapılırken; Ekonomi çetelerine giden paraya da %65 zam yapılıyor. Şimdi niçin ‘büyüyoruz’ dediklerini daha iyi anlıyoruz. Çünkü onlar gerçekten büyüyorlar, uçuyorlar, yükseliyorlar. Ama emekçimiz gittikçe yoksullaşıyor.” dedi.

“2024’te emeklinin başına gelen, 2025’te Ailenin başına gelmez!”

Arıkan, ekonomik sorunların toplumsal dokuyu da olumsuz etkilediğini vurgulayarak, aile kurumunun zayıflaması, kadına şiddet ve çocuklara yönelik suçların artması gibi sorunlara dikkat çekti. Toplumsal değerlerin erozyona uğradığını savunan Arıkan, “2025 yılını Aile Yılı ilan ettiler. Çökmek üzere olan aile kurumu bu kararla birlikte tamamen çökecektir. Çünkü iktidar neresi en çok bozulmuşsa, orada iş yapıyormuş gibi görünmeyi sever. 2024 yılını Emekliler Yılı ilan etmişlerdi. Cumhuriyet tarihi boyunca emeklinin bu kadar mağdur olduğu bir yıl olmamıştı. Şimdi sıra aileye geldi. İnşallah 2024’te emeklinin başına gelen, 2025’te Ailenin başına gelmez!” ifadelerini kullandı.

“Biz ekonomiyi düzeltiriz. Fabrikalar açarız, enflasyonu bitiririz, üretimi artırırız. Milli Görüş için ekonomi yönetimi elbette zor değildir. Çünkü biz bunu yaptık, aziz milletimiz razı oldu, ülkemiz kalkındı. Biz yine yaparız. Ama bozulan bir nesilse, bir anlayışsa orada iş zordur. Her nesil bir sonraki nesillerin mayası ve hamurudur. Siz bu nesli bozarsanız sonrasında toparlaması imkânsız olur. Kötülüğün cezalandırılmadığı toplumlarda ahlaklı nesil yetiştirmek imkansızdır. Bizim nesil kaybetme lüksümüz yok, bizim kötü alışkanlıklara teslim edeceğimiz tek bir insanımız yok. Bütün bunlardan görüyoruz ki; Türkiye’nin tek çözüm yolu ‘Önce Ahlak ve Maneviyat’ ilkesine geri dönmektir.”

Arıkan, DEM Parti heyetinin ziyaretini değerlendirerek, siyasi diyalogun önemine vurgu yaptı. Başlayan sürecin şeffaflık içinde yürütülmesi gerektiğini belirten Arıkan, “Bu süreçte temel bir ilkemiz var; çözümün olduğu, milletin menfaatinin olduğu, birkaç kişinin değil herkesin, 85 milyonun kazandığı bütün süreçlerin yanında oluruz. Sürecin en önemli parametresinin şeffaflık olduğuna inanıyoruz. Hangi düzeyde olursa olsun, böyle önemli bir konuda ‘kapalı kapı’ siyasetini desteklemiyoruz.” dedi.

Sürece katkı sağlayabileceklerini ancak bazı kaygıları da olduğunu dile getiren Arıkan, “Adada konuşanların siyasete katıldığı ama salonda konuşanların nezarete atıldığı bir süreç kimseye fayda getirmez. Sürecin amacının siyasi hesaplar değil, meseleye kalıcı çözüm üretmek olduğu ve tüm tarafların samimiyeti konusunda kamuoyu ikna edilmelidir. Bu süreçte; kaygıların giderilmesine bakacağız, şehit analarına bakacağız, şehit çocuklarına bakacağız, en önemlisi milletimizin arzusuna bakacağız. Zaten bunlar sağlanırsa, çözüm kolay demektir. Bunlar sağlanmazsa bir çözüm yok demektir.” ifadelerine yer verdi.

Paylaşın

Saadet Lideri Arıkan’dan “Erken Seçim” Yorumu: Evet Deriz

Saadet Partisi Lideri Mahmut Arıkan, erken seçim tartışmalarına ilişkin, Erdoğan aday olsun diye erken seçime evet demeyeceklerini fakat ülkenin menfaatleri erken seçimi gerektiriyorsa tabi ki evet diyeceklerini söyledi.

Kendi adaylığı için de konuşan Mahmut Arıkan, her partinin genel başkanının doğal aday olduğunu belirtti. Arıkan ayrıca, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne karşı olduklarını da söyledi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Halk TV’de İsmail Küçükkaya’nın sunduğu Yeni Bir Sabah programına konuk oldu. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Mahmut Arıkan, Türkiye’deki erken seçimleri ekonomik krizin getirdiğini belirtip 2025 Bütçesi ile 2026’yı çıkarmanın olasılığı olmadığını ifade etti.

Arıkan “2024’ü bitiriyoruz. 2025’in bütçe rakamları açıklandı. 2 trilyon lira açık, 2 trilyon faiz ödemesiyle 2025’i atlatabilirler bu bütçeyle. Ama 2026’dabu bütçenin, yani bu şekilde uçurumdan aşağı doğru yuvarlanan bir bütçeyle 2026’yı çıkarma şansı yok. Ben 2026’da erken seçim bekliyorum. Bunu rakamlar söylüyor” dedi.

Arıkan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı emekli olmaya davet etti. Arıkan şöyle konuştu: “2015’teki seçimde çıktığımızda hep ekonomiyle alakalı, AK Parti’nin gelişi de AK Parti’nin böyle ara ara erken seçim aldığı dönemlerde de ekonomik krizler ortaya çıkmıştır. Artık vakit geldi. Yani 23 yıl az bir zaman değil. Çeyrek asır boyunca AK Partili yetkililer, ülkeyi yönetiyorlar.

Sayın Erdoğan’ın 2002’de göreve gelirken güzel bir cümlesi vardı. ’65 yaşından sonra siyasetin yapılmaması gerekir.’ diyordu. Kendi cümlesi, 2024’e geldiğinde de 47 yaşında bir genel başkan olarak Sayın Cumhurbaşkanı’na ben de seslenmek istiyorum. 65 yaşından sonra siyasetin yapılmaması, torunları sevmek bu ülkeye daha faydalı, eee, olacağını düşünüyorum. Kendi cümleleriyle emekliye ayrılsın diyorum evet.”

Arıkan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın erken seçimle birlikte yeniden aday olma ihtimali hakkında konuştu. Arıkan, Erdoğan aday olsun diye erken seçime evet demeyeceklerini fakat ülkenin menfaatleri erken seçimi gerektiriyorsa tabi ki evet diyeceklerini anlattı.

“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne karşıyız”

Arıkan, kendi adaylığı için de konuştu. Arıkan, her partinin genel başkanının doğal aday olduğunu belirtti. Arıkan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne karşı olduklarını açıkladı. Arıkan, buna karşı olmak için ekonomik göstergelerin yeterliği olduğunu belirtti.

Arıkan şunları ifade etti: “(CHP’nin olası adaylarına yakın mısınız?) Efendim, biz daha sahaya çıkmadık. Yani yeni kongremizi yapalı 2,5 hafta oldu malumunuz. Takdir edersiniz ki her siyasi partinin genel başkanı potansiyel cumhurbaşkanı adayıdır. Kendi adına yarışmak ister. 50+1’lik cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi olduğu müddetçe bir parti: 0″Ben tek başıma seçimlere gireceğim, hiçbir partiyle ittifak yapmayacağım” diyorsa, onun bir iddiası yok demektir.

Bu sistemin yanlış olduğunu ben iddia ediyorum. Yani ilk cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi Türkiye’ye çok büyük zararlar vermiştir ki bütçe rakamlarında bunu zaten net bir şekilde görebiliyoruz. Ayın Cumhurbaşkanı’nın aday olup olmama konusu da tartışılan bir husus. Hukuk ne diyorsa, ben orada durulması gerektiğini düşünüyorum.

Bir de şu soru soruluyor: “Ya, Mahmut Arıkan, Saadet Partisi Genel Başkanı olarak, Tayyip Erdoğan’ın aday olabilmesi için erken seçime evet der misiniz?” sorusuna benim diyeceğim şey şu: Tayyip Erdoğan’ın aday olması için erken seçime biz tamam demeyiz. Ama ülkenin gerçekten erken seçime ihtiyacı varken Tayyip Erdoğan aday olmasın diye erken seçime de yok diyemeyiz. Ülkenin menfaatleri neyi gerektiriyorsa o noktada hareket edeceğiz.”

Paylaşın