Deniz Hayriye Ersöz Kimdir? Hayatı, Eserleri

1972 yılında Ordu’da dünyaya gelen Deniz Hayriye Ersöz, 10 Kasım 2018’de İstanbul’da hayatını kaybetti. Deniz Hayriye Ersöz, ilkokul eğitimini İstanbul’da, ortaokul ve lise eğitimini ise İzmit’te tamamladı.

Haber Merkezi / İstanbul Teknik Üniversitesi (İ.T.Ü.) Sakarya Meslek Yüksek Okulu (M.Y.O.) Muhasebe ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi. Ersöz’ün, “Varlık”, “Kitap-lık”, “Yasak Meyve” gibi birçok edebiyat dergisinde şiir ve öyküleri yayımlandı.

“Suyu Dinleyen Çöl” adlı şiir kitabı A. Zeki Özger Şiir Ödülü’ne değer görülen Ersöz, Kocaeli Üniversitesi Şiir Ödülü, Naci Girginsoy Öykü Ödülü ve Yunus Emre Şiir Ödülü’nü aldı.

Senaryosunu yazdığı yüz elliden fazla televizyon sineması filmi çeşitli TV kanallarında yayınlandı. Show TV ve Fox TV’de yayınlanan Fatih Harbiye adlı televizyon dizisinin senaryosunu yazdı. Şekil Bozukluğu adlı tiyatro oyunu, Devlet Tiyatroları tarafından sahnelendi.

“1. Yok”

1. Yok

yoruldum izini sürmenin
aşk insin bindiği kıymetten!…

bu da oldu
bu da oldu
bu da ! …
kovuldum bir nehrin yatağından

dönüyor hırçın sular
yok ev
yok aşk
yok.

2. Yıkıntı

kalk git. Git !…

söz düştü sallandı gövde
beni bir deprem çağırmış
meğer
ne büyük bir alçak
gönüllü severmiş beni

görsün bendeki göz
alnıma saplı bıçağı!…

gittim…
o yıkıntıda bıçağımı okşadım

“1. Saat”

1.  Saat

Nedir bizim olan, yalnızlığımızdan başka?…

Uyuyorum…  O saatin gövdesinde
Yazgımı gördüğümden beri. Buradayım
Bir duvara çakılı.

Tik… tak… tik… tak… tik… tak…

2.  Akrep

İçimize  kapandık…

Seyrediyordu hayat
Herkesin bulutu kızgın ama tembel
Peki kim kimin akrebi? Söz acıttığından beri

Kendine batıyor iğne.

3. Yelkovan

Porselen çatladı.

Bu sessiz odada bu tik tak’larla….
Dünya yeniden kurulurken her sabah
En kahraman değil miydim yoksa?…
Kandırmayın kendinizi…  İşte uyuyorsunuz
Bir duvara çakılı. Benim gibi.

Övünsün yelkovan hamaratlığıyla!..

4. Duvar

Ben çağırmadım sizi!… Başkalarının elleriyle
Geldiniz buraya. Su yürüdüğünde
Asıldığınız çivi de paslanacak. Pars!…

Tik… tak… tik… tak… tik… tak…

“1. Yasak Mağara”

1. Yasak Mağara

Onu yasak mağaraya inen yolun ağzında gördüm.
Şeytanla bölüştüğü gülüşüyle
Adımı yüzüme savurdu.

Çalı dibine harflerimi döktüm.

2. Diyet

Yolunu arayan her kadın o mağarayı bilir.

Arzunun sesi duyulduğunda
İçine kapanır göz
Ve yeşil çimenler üzerinde
Rüzgârın orduları… Şafakla döner

Kan anlatır olanları. Ve olacakları işaretler.

3.  Uyanış

İlk kan aktı. Acı
Çoğalttı isteği.

Ten bir daha susmayacak.

4. Sarayda İsyan

Ateşe ve onun güçlü ellerinin getirdiklerine inandım.

Saldırdım aklın krallığına. Çok gece
Kralın tacını giyinip, ateşi çağırdım
Zümrüt saraya.

5. Uyku

O mağarada adının yankısını
Bir kez olsun duymayan kadın
Öpülecek yerlerini
Çağlayanın döküldüğü eskimiş taşlarla sınadı.
Ateş rengini sürdü yüzüne. Ten acısı uğuldadı.

Gece bitiyor, dedi
Gece bitiyor ve örtüler çiziyor
Bedenimi. Eskitiyor avuntu!

Sabrın etine işleyen çivisi
Bir boy daha gömüldü.

Ertelenen bir hayatın varlığına inanarak
Uyudu.

Paylaşın

Hakan Savlı Kimdir? Hayatı, Eserleri

4 Mayıs 1965 yılında Ankara’da dünyaya gelen Hakan Savlı, İskenderun’da büyüyen şairin çocukluğu Arap ve Doğu Akdeniz kültürü etkisinde geçti. 1989 yılında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdi ve kanser genetiği doktorası yapmaya başladı.

Haber Merkezi / 1992 ve 1993’te öğrenimini Londra’da sürdürdü. 1994’te Çapa Tıp Fakültesi Organ Nakli Ünitesinde çalıştı ve 1995 yılında Helsinki Üniversitesi Organ Nakli Araştırma ekibine katıldı. Hâlen, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesinde öğretim üyesi (Profesör) olarak görev yapan Hakan Savlı, üniversitede dersler vermekte ve Finlandiya’da lösemi genetiği konusunda postdoktora çalışmalarını sürdürmektedir.

Kendisinin uluslararası indeksli dergilerde “genetik” alanında yayımlanmış çalışmaları bulunmaktadır. İlk şiiri Milliyet Çocuk dergisinde (1973) çıktı. Hakan Savlı’nın şiirleri Adam Sanat dergisinde yayımlandı. Savlı, 1994 yılında Sabri Altınel Şiir Ödülünü, 1995 yılında Cemal Süreya Şiir Ödülünü, Go Dersleri-Sonsuzluğa Yeni Başlayanlar İçin kitabıyla ise 2001 yılında Behçet Necatigil Şiir Ödülünü kazandı.

Unutulmuş Çocukluk Eskizleri (1995) şairin ilk kitabı olması, romantizmle ilgili imgelerin, kavramların işlenmesi bakımından, sonraki kitaplarında romantizm içerisinde yer edinen daha belirgin kavramlar açısından önemlidir.

Sanşo Panza’nın Ölümü (1998) adlı şiir kitabı dilin işlenişi, kurulum şeması bakımından diğer kitapları ile benzer özelliktedir. M. Yaşın, Hakan Savlı’nın Türkçedeki modern şiirin final gösterisinin orta yerine düştüğünü; modernizmi aykırılığıyla değil, uyumluluğuyla yolcu etmeye geldiğini öne sürer ve onunla kavga etmeden, modern şiirin kuşatıcı bilgi ve duyarlılığıyla şiirler yazdığını belirtir.

Eserleri;

Unutulmuş Çocukluk Eskizleri
Köpükler
Sanşo Panza’nın Ölümü
Go Dersleri-Sonsuzluğa Yeni Başlayanlar İçin

Ödülleri;

Sabri Altınel Şiir Ödülü (1994)
Cemal Süreyya Şiir Ödülü (1995)
Behçet Necatigil Şiir Ödülü (2001)

Paylaşın

Hakan Keysan Kimdir? Hayatı, Eserleri

20 Şubat 1970 yılında Denizli’nin Tavas İlçesine bağlı Nikfer Köyünde dünyaya gelen Hakan Keysan, Dumlupınar Üniversitesi Beden Eğitimi Öğretmenliği mezunu. Farklı spor kulüplerinde antrenörlük yaptı.

Haber Merkezi / Nikfer Kayak, Doğa Turizmi Gençlik ve Spor Derneği Kulübü’nü kurarak farklı spor dallarında çocuklara ve gençlere eğitim veriyor. Denizli’de 2002 yılından beri yayın hayatını sürdüren Sunak Dergisi’nin imtiyaz sahipliğini yapıyor. Türkiye Yazarlar Sendikası üyesi. Denizli’de yaşıyor; evli ve iki çocuk babası.

Şiirleri ve yazıları Akatalpa, Berfin Bahar, Deliler Teknesi, Evrensel Kültür, Karahindiba, Patika, Sunak, Şehir, Yeni E vb. gibi dergi, fanzin, gazete ve eklerinde yayımlandı.

Ödülleri: ’Suda Bıçak İzi’ isimli şiir kitabıyla 1999 yılında Cemal Süreyya Hatay Şiir Ödülü’nü, “En” isimli şiiriyle Gıda-İş Sendikası tarafından düzenlenen “Sennur Sezer Emek-Direniş Öykü ve Şiir Yarışması’nda ikincilik ödülünü aldı.

Eserleri;

Şiir;

Suda Bıçak İzi (2005)
Sus Odası (2010, Artshop Yayıncılık, İst.)
Yangın Lekesi (2012, Kanguru Yayınları, Ank.)
Dün Ağrısı (2017, Artshop Yayıncılık, İst.)

Deneme; Sunak Defteri (2014)

“Acı”

Acı gelirse. Çünkü acı sevinçtir gelir
Yaralarımı serinletir ertelenmiş sesin
Bir dost, yüzümü mektubuyla kirletir
Ve hayat ekmeye gider köylüler
Bayat bir ekmeğe gider gibi tedirgin
Belimde heybe. Çünkü kalem umuttur.
Her yüz mürekkep kokar sevişirken
Ayin güneşi çiçeğe döner sırtını
Sair, elini düşürür ilk isinde
Açlık kavgadır. Çünkü aşk açlıktır
Acıtkandır. Kapıda kalmak ödüllendirir belki.
Yasama noktasında kırılırken gül.

“En yorgun yerini yanında taşır yolcu”

Gittiğin yeri bilmektir acıların en büyüğü
Ve ölümün gizli sesidir
Durgunluk
Durulduk çöl bitiminde

Yolcu aldı yollar
Derin vadiler girdi aramıza
Nakışlı bir dizeye aktı su
Döküldü dağlardan gözlerine

Her gün
Denize akıyoruz durgun ayaklarla
Asıl bu öldürüyor bizi

Gitmek
bir meydan okuma değil midir durgunluğa
ve her şey gitmez mi kendi içinde…

Paylaşın

Hakan Kartal Kimdir? Hayatı, Eserleri

27 Haziran 1974 İstanbul’da dünyaya gelen Hakan Kartal, Tuna Lisesi’nden mezun oldu. Hakan Kartal’ın ilk şiiri 2005 yılında Lacivert’te yayımlandı. Kartalın, şiir ve yazıları yayımlanmaya devam ediyor.

Haber Merkezi / Şiir ve yazıları Koridor, Ünlem, Lacivert Öykü Şiir, Göğebakmadurağı, Dil-İm, Ada, Doğmasız-Ölmesiz, Islık, Genç Kalemler, Karalama, Denizsuyukasesi, Kumru Sanat, Kadınca dergilerinde yayımlandı.

Hakan Kartal, “Yaşamın içinde ona sunulan seçeneklerin yetersizliğinden şikayet etti hep. Susmayı uzak ihtimallerden kurtarmayı başardığına inanıyor. Sahne ışıklarını sevemedi hiç. Sanatı gerçeklerle yaşamayı yeğliyor. Eğer ölecekse bunun için Heybeliada tek seçeneği. Suya gömülmeyi düşünecek kadar toprağa aşık.” ifadeleriyle kendini tanımlıyor.

“Aşk uykuda”

gitmeye yalnızlık düşmesin diye
aşk’ı damarında tutan elim büyür

zamanı incitemez
kan döken dudağın

gözlerim ölüme son durağın
önce deniz yıkılır

yaz gelir, ıslıklarız şehri
sarılmak ışığa vurulur, yaz biter

sevişme vaktinde gebeyiz
içimizde özgür balıklar

“Deniz! yasak kadın”

Can çekişir gemiler
reddedilen denizde
masum bayraklarında ölü yel

En uzun yangın bu
beyaza sığınır Albatros
iskelede umudu sere serpe

Deniz! yasak kadın
ışığı suspus
reddedilmek kaç bahar ölmek

yarına karanlık uyansa
deniz kanlı kıyım
yokmavi saklı kıyılarda

“Dört deniz düşledim

kıyısı kurşun birinin
yırtık güvercinler avlusu
dalgalar, boğazına kadar
sandallar ölü

martılar güneşin peşinden
buğulu gözleri yeşile hırsız
endamı yosunlardan biçili

üç deniz üşüdüm

masmavi çeşmeden yakamoz
kilidi paslı bulutlar
kayalıklardan sökülü

iki deniz ağladım

gözlerinde hapis inciler
titreyen şarap tadında
kan devşirir ay vakti

bir deniz ki… sakladım!

“Önce göğe aksaydı tanrının nehirleri”

Elbet güneşti
suya derin bağıran

salıncağın gölgesine dokunmamışsa yağmur
tanrıya yolculuğu bitmiştir çocukluğumuzun

toprak bilir
kan ayrı üşür damardan

karanlık Tanrının baharı

“Saklanan”

kılıcını çekti dar topraktan
buluttan inmiş teni
geceden demler şarkısını

baskın bu
ikiye kurulmuş suskun saat

öpüşler dökülür mor gerdanından
zindanı suya müebbet

zehirdir o şiir
tebeşire yazılan

“Saklanma”

Nasıl olsa karanlığı da öldürecek kirli ellerin
içine bir güvercin konacak
omzunda kan güneş
tamamlanacaksın

Eksilmiyor anlıyor musun
yüzünü perdeleyen ışığın gerçekliği
parmağını ezemeyecek, tanrı
seni de yağmur sanacak

Düşürüleceksin
kalbine uzak topraktan
paylaşılacaksın

Çiçekler de kan’lanacak
yarın sonbaharı kuşatsa da
tüm su’lar birleşip
damarından akacak
bölünmeyeceksin

Saklanma!
hayır, hayır, hayır!
ölmeyeceksin

Paylaşın

Habib Bektaş Kimdir? Hayatı, Eserleri

1 Mart 1951 yılında Manisa’nın Salihli İlçesinde dünyaya gelen Habib Bektaş, okuma yazma öğrenecek kadar okula gitti. Daha sonra çeşitli iş dallarında çalıştı. Bu dönemdeki iş hayatına çıraklıkla başladı. Yirmi bir yaşına kadar çeşitli işlerde çalıştı.

Haber Merkezi / 1972 yılında iş göçüne katılarak Almanya’ya gitti, değişik işlerde çalıştı. Almanya’nın Bavyera Eyaletinin Nürnberg şehrine yakın Erlangen kentinde yaşamakta ola Bektaş, evli ve iki çocuk babasıdır. Bektaş, 2011 yılından bu yana eşiyle Erlangen ve Salihli’de yaşamaktadır.

Uzun yıllardır Şiir, öykü, roman, tiyatro oyunu, radyo oyunu, araştırma dallarında eserler verdi. Almanca ve Türkçe basılan kitapları değişik ödüller kazandı. Hamriyanım (1990) adlı kitabıyla Milliyet Roman Ödülünü, Gölge Korkusu (1997) romanıyla İnkılap Roman Ödülünü kazandı. Ayrıca Almanya’da Erlangen Kültür Ödülü’nü kazandı. Cennetin Arka Bahçesi (1999) adlı romanıyla Dil Derneği 200 Ömer Asım Aksoy Ödülünü aldı.

Urla Belediyesi ve Cumalı-Seferis Gökyüzü Kültür ve Sanat Derneğinin işbirliğiyle “Oyun” dalında düzenlenen 2017 Necati Cumalı Edebiyat Ödülünü de ‘Terör’ adlı oyunuyla Habib Bektaş aldı. Bazı eserleri çevrilip Yunanistan’da ve Brezilya’da yayınlandı. Bazı hikayeleri Almanya’da radyo oyunu olarak uyarlandı ve yayınlandı. Tiyatro dalında eserler verdi, bir çocuk oyunu Türkiye’de Devlet Tiyatroları repertuvarına alınıp, oynandı. Yazdığı eserlerinin hedef kitlesi için yaş ayrımı yapmak güç olduğu için, okur yaş yelpazesi geniş ve açık bir yazardır. Yurt dışında, özellikle Almanya’daki edebiyat çevreleri Bektaş için, çocukça adlı evrensel dili iyi bilen bir yazar olarak bilinmektedir.

Fethi Naci’nin Yüzyılın 100 Romanı adlı çalışmasında yer alan, Atıf Yılmaz’ın ise Eylül Fırtınası adıyla beyaz perdeye uyarladığı Gölge Kokusu (1997) romanında;, 1980 sonrası kültürel iklimi bir çocuğun gözünden ele alır. Darbe sonrası bir yanda Almanya’ya kaçmak zorunda kalıp savrulan ve kendi yaralarını sağaltmaya çalışan bir anneyle baba, bir yanda dedesinin yanına bırakılan küçük bir çocuğun hikayesini işler.

Habib Bektaş’ın ödüllü romanı Cennetin Arka Bahçesi (1999) eserinde; “Gâvur İmam’dan Çakır’ın Romanına” adlı güncesi de yer alır. Dedemin Cenneti (2013) hikayesinde; Habib Bektaş, ironiyi ve kara mizahın sessiz ama keskin dilini incelikle kullandığı görülür. Başta Almanya olmak üzere Türkiye’de geniş bir okur kitlesi olan Bektaş’ın içtenlikle anlattığı öykülerin merkezinde farklı insan manzaraları göze çarpar.

Ben Öykülere İnanırım (2001) adlı hikaye kitabında; uzunlu kısalı otuz öyküsü yer alır. Habib Bektaş, yaşamdan kesitler verdiği öykülerde, günlük yaşamın karmaşası ve acelesi içinde gözden kaçan, fark edilmeyen incelikler, ayrıntılar başarıyla gözlemler, unutulmaya yüz tutan değerleri ve insancıl değerlerini yitirmekte olan bir dünyadan insan manzaraları sunar.

Eserleri;

Erlangen Şiirleri
Kapıkule Nerede
Adresinde yoktur
Yorgun Ölü
Hamriyanım
Uyuşturucu Batağı
Sözü Yurt Edindim
Meyhane Dedikleri
Gölge Kokusu
Lades
Cennetin Arka Bahçesi
Ben Öykülere İnanırım

Paylaşın

H. İhsan Sönmez Kimdir? Hayatı, Eserleri

19 Şubat 1961 yılında Kastamonu’nun Araç İlçesinde dünyaya gelen H. İhsan Sönmez, ilk ve Ortaokulu Araç’ta okudu. 30 Ağustos 1979 tarihinde Jandarma Sınıf Okulundan mezun oldu. Foça Komando Okulunda eğitim gördü.

Haber Merkezi / Bolu Dağı Karakolunda (1979-80), Akçakoca’da (1980-81), Bingöl Karlıova’da (1982-84), Bursa Tahtaköprü (1984) ve Yenişehir’de (1985-88), Siirt Ekindüzü’nde (1988-90), Ünye’de (1990-91), Çaybaşı’nda (1991-92), Uluğbey’de (1992-93) görev yaptı.

29 Temmuz 1990 tarihinde Benevulet’te teröristlerin pususuna düştü, kendisinden başka askerlerinin tamamı şehit oldu. Ayrıca Gürgentepe (1993-95) ve Şanlıurfa Atatürk Barajı (1995-97) ile Şırnak’ta (2001-03) kıta görevi yaptı. İstanbul Balmumcu’da görevliyken emekliye ayrıldı (16 Ekim 2003).

Emekli olduktan sonra bir süre Ankara’ya, sonra Kocaeli Değirmendere’ye yerleşti. Şiirle ilgisi ilk ve ortaokul yıllarında törenlerde şiir okumakla başladı. O yıllarda Faruk Nafız Çamlıbel’in “Han Duvarları” şiirinden etkilendi. Necip Fazıl Kısakürek’i tanıdıktan sonra bir daha şiirden kopamadı.

Nâzım Hikmet, Cemal Süreya, Necatigil, Rıfat Ilgaz’dan sonra Rilke, Baudelaire, Neruda’yı ilgi ve merakla okudu. Şiirleri ile gezi, sanat, inceleme yazı ve öyküleri J. Dergisi, J. Eğitim Dergisi, Gülpınar, Tay, Kocaeli Şehiriçi, Aykırısanat, Yaşayan Yarın, Kasyö-Der (yayın kurulu üyesi) dergilerinde yayımlandı. Kasyö-Der adlı derneğin halkla ilişkiler müdürlüğü yaptı, yönetim kuruluna seçildi ve kültür komisyonu başkanlığını yürüttü.

Eserleri;

Gökkuşağı Yere Düştüğünde (2001)
Zaman Köprüsü (2004
Deelmina’ya Aşk Günlüğü (2004)
Ve Özgürlük Kayun Benim Dünya Adıma (2004)
Zaman Tamircisi (Roman, 2018)

Ödülleri: Aykırısanat dergisinin 2005 yılı şiir yarışmasında “Düşlerin Çağrısı” şiiriyle ikincilik ödülünü aldı.

(Kaynak: biyografya.com)

Paylaşın

Ilgım Veryeri Alaca Kimdir? Hayatı, Eserleri

1975 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Ilgım Veryeri Alaca, İzmir Amerikan Koleji’ni bitirdikten sonra Mimar Sinan Üniversitesi’nde Resim Bölümü’nden lisans derecesini aldı. Kaliforniya Devlet Üniversitesi’nde “Stüdyo Sanatları”, Illinois Üniversitesi’nde (UrbanaChampaign) “Sanat ve Tasarım” üzerine yüksek lisans çalışmaları yaptı.

Haber Merkezi / Hacettepe Üniversitesi’nde doktora çalışmasını tamamladıktan sonra 2011 yılında doçent oldu. Halen, Koç Üniversitesi, Medya ve Görsel Sanatlar Bölümü’nde öğretim üyesi olan Veryeri Alaca, Bilkent ve Richmond Üniversitesi’nde ders verdi.

Eserleri, Philip&Muriel Berman Sanat Müzesi, Brad Cooper Galerisi, Stone Metal Press, Springfield Sanat Müzesi, Galeri Nev, Kuad Galeri, Piartworks, TEM Sanat Galerisi’nde sergilendi. “İzmirli Sanatçılar Ansiklopedisi” (2001, der. Mümtaz Sağlam), “Türkiye’den Baskıresme Bakmak” (2011, Eskişehir Anadolu Üniversitesi) adlı kitaplarda çalışmalarına yer verildi.

Çalışmaları, Mimarlar Odası Çocuk Kitapları Yarışması (2011), DYO Özgünbaskı Yarışması (2002), 64. Devlet Resim ve Heykel Yarışması (2003), Janet Turner Müzesi Özgünbaskı Yarışması (1998) kapsamında ödüle değer görüldü.

Butler Museum of American Art, Joel ve Harnett Müzesi, Zimmerli Müzesi, Southern Graphics Council (Amerika), Museo dell’IncisioneCastello dei Paleologi (İtalya), Majdanek Müzesi (Polonya), IMOGA (İstanbul), Devlet Resim ve Heykel Müzesi eserlerinin bulunduğu koleksiyonlar arasındadır. 2013 yılında, Ege Üniversitesi Kâğıt ve Kitap Sanatları Müzesi’nde çocuk kitapları bölümü oluşturulmasına destek verdi.

Eserleri; Bir kış gecesi

Paylaşın

İzzet Yasar Kimdir? Hayatı, Eserleri

24 Mayıs 1951 yılında İstanbul’da dünyaya gelen İzzet Yasar, 13 Temmuz 2018’de akciğer kanserine yenik düşerek İstanbul’da vefat etti. Galatasaray Lisesindeki eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümüne girdi.

Haber Merkezi / İkinci sınıfta öğrenimini yarım bıraktı; çeviriler yaptı. Çevirilerini reklam yazarlığı takip etti. Bir dönem sinemayla da uğraşan Yasar senaryo ve diyaloglar yazdı. İzzet Yasar, 1970’lerde Birikim ve Yeni Dergi’deki şiirleriyle tanınmaya başlandı. Şiiri bir edebî sanat olarak kabul etmedi ve her sanatın bir “şiir hâli”nin olduğunu savundu.

“Kapalı, çetin, lanetli şiir”ler yazdığı söylenen sanatçıda İkinci Yeni’nin özellikle de Ece Ayhan’ın etkileri görüldü. Eserlerinde günlük olaylardan, kutsal ve tarihî kitaplardan beslendi, poetikasını “dil” üzerine inşa etti ve dil oyunlarını önemsedi.

“Oyun”lara olan merakı nedeniyle Ahmet Güntan’la birlikte Reşit İmrahor’u yarattı. İkili 1983’te bu mahlasla şiirler yayımladı. Onlara bir dönem Mustafa Irgat eşlik etti. 1988’de oyuna Enis Batur da katıldı. İmrahor imzasıyla Kuvve’den Fiil’e isimli şiir kitabı yayımlandı, çeviriler yapıldı ve bir antoloji hazırlandı.

Öykücülüğüyle de dikkat çeken İzzet Yasar, hikâyelerinde son derece yalın bir dil kullandı. Kara mizahtan sıklıkla yararlanarak okuyucusunu rahatsız etmeyi ve kendiyle yüzleştirmeyi tercih etti. Öyküyle üslup arasında karşıtlık yaratarak gerçekliğin farklı bir açıdan algılanmasını sağladı.

Doğayla iç içe olan kıyı kasabalarını, adaları ve pansiyonları mekân olarak seçti. Şehrin karmaşasından kaçan insanların yaşamlarından kesitler sundu. Doksanlı yıllardan beri vejetaryen olan sanatçı, bu bilinçle hayvanların dünyasına ve insanlarla olan ilişkilerine yer verdiği öyküler de kaleme aldı.

“Aşk şiirleri”

3.
birden rakıya su karışır gibi
gülüşün ağaçlıklarda
ıssız göl diplerinde aşkımız
kızarıyor duyuyorum
bak
omzunda çapraz ninniler
yeni doğmuş bir mezarlık ayağa kalkıyor
şehrin yağmalanmış meydanlarında
bırak ellerimde atsın
esmer yiğit yüreğin
artık içtiğimiz rakı
yediğimiz kurşun ayrı gitmesin

“Kanama”

ölüm onun tek suçudur şimdi
sevgi aranızda yarısı söylenmiş bir söz
sen tamamlayacaksın unutma
dudakların ılık bir tadı özlüyorsa
akşam serinliğinde
sesi boğazımda acı bir yudum
cömerttir gözyaşına ülkemizin dağları
uykunun kanla bölündüğü akşam
onun avcundan dökülenleri
sen paylaşacaksın dostlarınla
derin kuyularda soğurken sular
onu haklı kılacak budur biraz da
sakın unutma
sevgiyi haklı kılacak
senin dinmez öfkendir aslında

ah eğilip soğumuş anlından
son bir kere öpebilseydin
çocukluğu hatırlanır şimdi
duvarları karış karış yoklayışı
tanıyışı pencereleri kapı tokmaklarını dünyayı
onlar ne kadar yıkasalar ellerini sünger taşlarıyla ovsalar
çıkaramayacaklar bulaşan kanı
okşamayacaklar çocuklarını kar gibi beyaz
masa örtülerine dokunamayacaklar artık irkilmeden
buysa seni güldürmeli ancak

gün sessizce çekildi güvercin rengi kubbelerden
ezanlar doldurdu kuş yuvalarını
hazin ırmaklarda insan yüzleri yüzüyor
bak onun da yüzünde bir ırmak akıyor şimdi
ellerin serinlesin diye
gözlerini sil
artık nefret etmeyi öğrenmelisin

“Göstermelik”

sofrası kalkmış bir halk sallan bullan
alır komut derin gömük babadan
verir aptesini ayrıksıya

şerefli mezun sekiz eylüllerden
kornalarla değiştirir göstermelik
bir donizetti kuklası yakar seyrine

değnek sopa yollarda hamambabaları
kendi tasvirine alıkmış karacavcavlar
hayal kepenkleri ölü gözüne fingir kapalı

aşka işte yine yer yok kıya boyunda
yılgı akız caddelerinde yokmeydanlarında
italyan yokuşunda tek cartada kaçgun havası

hepimize yakın tarihte nice kolkurçak
devletin düdüğüne bas tutarak
desturun bir fasıl da böyle geçmiş olsun

Paylaşın

İzzet Göldeli Kimdir? Hayatı, Eserleri

1948 yılında İzmir’de dünyaya gelen İzzet Göldeli, Karadeniz Teknik Üniversitesi İnşaat Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü’nden 1975 yılında mezun oldu. TRT’de haber ve program spikeri (1974-77), KTÜ Mimarlık Bölümü’nde öğretim görevlisi (1977-85) olarak çalıştı.

Haber Merkezi / Doktorasını 1984’te mimari tasarım teorileri bilim dalında tamamladı. 1985 yılında Avustralya’ya yerleşti. Yazıları Türkiye, Avustralya ve İsveç’teki çeşitli dergi ve gazeteler ile radyo ve televizyon programlarında yayımlandı. Şiir çalışmaları nedeniyle 1993’te Australia Council Literature Board’un Grant Ödülü’nü aldı. Halen çalışmalarını Avustralya’da sürdürmektedir.

Eserleri;

Çarptıkça (1973)
Sis Çanı (1990)
Eksen (1996)

Ödülleri: 1993 Australia Council Literature Board’un Grant ödülü

“Taş köprü”

Geçerler
Atlarıyla
Yurtsuz güneş
Düşürür
Ağır ellerini
Omuzlara

Mintanında yaz kokusu
Ağır kanat vuruşları
Serin kuyulardan çekilen günün

Giderler
Yedeklerinde
Menekşe demlenen
Hüzün
Nereye saklansa
Bulursun.

“Gürçeşme’de Ender Ender”

Bir işçi
Sigarasını söndürdü
İşbaşı yaptı
Sümüğünü çekti çocuk
Uzak bir evde
Kadının biri avluyu süpürdü
Odun koydu sobaya
Tomurcuklar patlarken tepelerde
Aktın gittin

İncecik.

“Karakalem için”

Bozkır bilgeliği
Çıplak dağların
Düğümlenmiş yalnızlığı
Su ve alev gizlenir
Gözlerinde

Koştuğu boşluk
Suskunluğa dönüşür
Duymaz
Koşumlarında gezinen Horasan güneşini
Başakların ılık nefesini
Ve ayrılık türküsünü
Ay ışığının

Bir ufuk, yorgun bir akşamüstü
Çizdi kirpiklerine

– Parmakların arasında
Soluk almadan duran
Sabırsız ok
Beklediğin
çığlık –
Beklediğin
Kuşatıldığın boşluğu vurmak –

Usulca gezindi kalem
Yayı gerdi ve öyle bıraktı
Tamamladı belirsiz bir hüznü
Yüzünde
Zamanın alevini söndürdü

Çevrildi sayfa
Bekleme
Çığlık ve nal seslerini

“Eksen’den”

-İpek’e-

I
Yola çıkıyorum
Olağan ve sıradan bir şey sanki
Bu kez de yola çıkmak.
Kökler beslemez olur gövdeyi, gitmek gerekir.

Yola çıkıyorum.
Aşarak kendine kapanan labirentlerini kuşkunun,
Varoluşun, yokoluşun korkusunu
Bir ipek örtü gibi savurarak boşluğa
Zamanın küllerine gömerek nasır bağlayan sevinçleri,
Acıları…

III
Bir mavide yol alıyorum.
Umut ya da umutsuzluğunuzu, düşlerinizi,
karabasanlarınızı,
Saracağınız bir mavi değil.
İçinde yol aldığım.
Bir hançerin bir gövdede uyuyakalması bu.
Gövdenin aralayışı kendini
Sırlarını söyleyeceği hançere doğru…
Gövdenin arayışı söz kusmayan, dilsiz metali…
Kanıksanan, unutulan ve bir gün mutlaka yeniden bulunan
Anlaşması
Dilsiz metalin
Ve sözlerimizi barındıran gövdenin.

VI
Yoklukla tarttım
Yaşadığım her şeyi.

Yokluktan çıkıp geliyor gün
Örtüsünü çekiyor karanlığın
Kentlerin, kırların.
Her yerde bir av telaşı
Giyotinler iş başında.
Bıçak mangaları
Ve susmayan yadsıyış.

Her yerde av telaşı.
Noktaya benzer yüzleriyle avcılar
İş başında.
Yalnız avcıları mı
Av olmayı bekleyenler
Av olmayı seçenler de iş başında…

Dipsiz bir bardağa boşaltıyorum
Noktaya benzer yüzleriyle avcıları ve avlarını
Sonra geçiciliğin anahtarlarını.

Sözler örüyor
Önce aydınlığı
Ardından karanlığı.

Paylaşın

İsmet Özel Kimdir? Hayatı, Eserleri

19 Eylül 1944 yılında Kayseri’de dünyaya gelen İsmet Özel, memur bir ailenin altıncı çocuğudur. Özel, ilköğretimini Kastamonu’da tamamladı. Daha sonra Çankırı’ya tayinlerinin çıkması sebebiyle ortaokulu Çankırı’da okudu. Lise ikiye geçtiği dönemde Ankara’ya taşındılar. Özel, bir yıl uzatmayla liseden mezun oldu.

Haber Merkezi / 1962 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesine başladı. Birinci ve ikinci sınıfları ikişer kere okudu. 1964 yılında arkadaşlarıyla Dönüşüm isimli siyasî içerikli dergiyi çıkardı. Bu dönemde İşçi Partisi’ne üye olan ve siyasette acemi fakat aktif rol oynamaya başlayan Özel, üniversitede geçirdiği dört yıl sonunda artık okula devam etmeme kararı aldı.

Edebiyata, özellikle şiire olan ilgisi çocukluğundayken başlamıştı. Özellikle üniversiteye geçtikten sonra artan bu ilgisi sonunda onu çok ünlü bir şair yaptı. İlk şiiri 1963 yılında dönemin ünlü dergilerinden biri olan Yelken’de yayınlandı. 1966 yılında ilk şiir kitabını yayınladı. Baskı için babasından para alan İsmet Özel, kitapların çoğunu Türkiye İşçi Partisi teşkilatlarına dağıttı ve kitaplardan elde edilen para da partinin kasasına gitti. Fakat 1966 yılından önce yazdığı şiirleri ilk şiir kitabına almadı.

1967 yılında askere başladı. Askeriyede bazı sıkıntılar yaşadı ve sırasıyla Sivas, Konya, Elazığ ve Muş’u gezdikten sonra 1969 yılında askerliğini bitirdi. Bu dönemde babasını kaybetmesi, onda derin bir iz bıraktı. Aynı yıl Halkın Dostları dergisinin yönetimine seçildi. Dergi için İstanbul’a taşındı. Bu dönemde dergi işleriyle uğraşmanın yanı sıra bir yayın şirketinde de çalıştı. İlk sayısı Mart 1970 yılında çıkan derginin merkezi, üçüncü sayısından itibaren Ankara’ya alındı. İsmet Özel, Ankara’ya döndü ve burada Türkiye İnşaat Mühendisleri Odasında işe başladı. Dergi henüz birinci yılını doldurmuşken, 12 Mart 1971 tarihinde sıkıyönetim sebebiyle kaldırıldı.

İnşaat Mühendisleri Odasındaki işinin ardından Ankara’da bir eczanede kalfa olarak çalıştı (1971-1972 yılları). Eylül 1972’de ise Hacettepe Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümüne başladı. Ekim 1975 tarihinde Ticaret Bakanlığındaki memuriyetine başladı. Ocak 1976 tarihinde Necla Aslandoğdu ile evlendi. 1977 yılında Hacettepe Üniversitesinden mezun olan İsmet Özel, bu beş yıl içinde tüm hayatını Fransızca ve edebiyatla doldurdu. Bu beş yıl içinde eşi ve annesi ile Ankara’daki evlerinde yaşadı.

1970li yılların başında Müslüman olan İsmet Özel, 1974 yılında Sezai Karakoç’un sahibi olduğu Diriliş dergisinde Amentü isimli şiiriyle Müslüman olduğunu herkese ilan etti. Karakoç, Müslümanlığı ve sosyalistliği benimsemesinin altında yatan yolun Kur’an-ı Kerim’den geçtiğini söyler. Yeni Şafak’ta da köşe yazıları yazdıktan sonra son olarak Millî Gazeteye geçti. 2003 yılında ‘’Bir Zamanlar Bir İsmet Özel Vardı’’ başlıklı yazısıyla yazı hayatını sonlandırdığını açıkladı.

1979 yılında Ticaret Bakanlığındaki işinden ayrıldı.. Bu yıllar içinde üç çocuğu olan İsmet Özel, ailesinin geçimini sağlamak için kütüphanesindeki değerli kitaplarını satmak zorunda kaldı ve bir mimarlık dergisinde tercümeler yaptı. 1981 yılında İstanbul Devlet Konservatuarında (günümüzdeki adıyla Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı) Fransızca öğretmeni olarak işe başladı. 1999 yılında buradan emekli oldu. 1999 yılından sonra İstanbul Bilgi Üniversitesinde şiir dersleri vermeye başladı.

İsmet Özel, 1987 yılında ilk dört kitabını kapsayan Erbain isimli kitabını çıkardı ve edebiyata ara verdi. 1992 yılında yayınladığı bir şiiri, birçok dergi ve gazetede ‘’İsmet Özel Şiire Geri Döndü’’ başlıklarıyla yankı buldu ve bu, sevenleri tarafından uzun süre konuşuldu. Cemal Süreya’nın ‘’Dilin Ustası’’ olarak betimlediği İsmet Özel, halen öğretim üyeliği yapmaktadır.

Eserleri;

Şiir;

1. Geceleyin Bir Koşu
2. Evet, İsyan
3. Cinayetler Kitabı
4. Celladıma Gülümserken
5. Erbain
6. Bir Yusuf Masalı
7. Çatlıycak Kadar Aşkî
8. Of Not Being A Jew

Deneme;

1. Üç Mesele
2. Zor Zamanda Konuşmak
3. Taşları Yemek Yasak
4. Bakanlar ve Görenler
5. Faydasız Yazılar
6. İrtica Elden Gidiyor
7. Surat Asmak Hakkımız
8. Tehdit Değil Teklif
9. Waldo Sen Neden Burada Değilsin?
10. Sorulunca Söylenen
11. Cuma Mektupları – 1
12. Cuma Mektupları – 2
13. Cuma Mektupları – 3
14. Cuma Mektupları – 4
15. Cuma Mektupları – 5
16. Cuma Mektupları – 6
17. Cuma Mektupları – 7
18. Cuma Mektupları – 8
19. Cuma Mektupları – 9
20. Cuma Mektupları – 10
21. Tahrir Vazifeleri
22. Neyi Kaybettiğini Hatırla
23. Ve’l-Asr
24. Tavşanın Randevusu
25. Bilinç Bile İlginç
26. Şiir Okuma Kılavuzu
27. 40 Hadis
28. Henry Sen Neden Buradasın-1
29. Henry Sen Neden Buradasın-2

Söyleşi / Mektup;

1. Sorulunca Söylenen
2. Genç Bir Şairden Genç Bir Şaire Mektuplar

Çeviri;

1. Siyasi Felsefenin Büyük Düşünürleri
2. Gariplerin Kitabı
3. Osmanlı İmparatorlugu ve İslami Gelenek
4. Bilim Kutsal Bir İnektir

Paylaşın