Kılıçdaroğlu “Felsefe ve Siyaset Sempozyumu’nda Konuştu

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükada Anadolu Kulubü’nde gerçekleşen Prens Adaları Felsefe ve Siyaset Sempozyumu’na katıldı. Burada bir konuşma yapan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Ülkede gerçekten güçlü bir felsefi düşünceye ihtiyacımız var” dedi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, konuşmasına, “Felsefe siyasetçinin en çok ihtiyaç duyduğu alanlardan birisidir. Eğer siyasetçi ülkenin sorunlarına eğiliyor ve o ülkenin sorunlarını çözmeye adaysa mutlaka felsefecilerle de bir araya gelmek zorundadır. Siyasetçinin en azından asgari belli bir entelektüel derinliğe ihtiyacı vardır” ifadeleriyle devam etti. Kılıçdaroğlu, konuşmasında özetle şunları söyledi:

“Seçimler dolayısıyla Adalar’a ilk geldiğimde, ‘Adalar’ın biraz tanıtılması lazım, bir turistik alan olarak görülmemesi lazım’ dedim. Buranın bir tarihsel derinliği var, görkemli bir geçmişi var, olağanüstü bir coğrafyası var ve olağanüstü güzel insanları var. Başkana dedim ki ‘Seçildikten sonra burayı sadece Türkiye’nin değil aslında Avrupa’nın, dünyanın bir felsefe merkezine dönüştürebiliriz. Dünyanın en önemli felsefecileri gelip Adalar’da felsefeyi anlatabilirler. Doğayı izleyebilirler. Bir ağacın altına uzanıp gökyüzüne baktıklarında sonsuzluğu görebilirler.’ Felsefecilerin en çok bu tür şeylere ihtiyacı var. Görecek, düşünecek, sorgulayacak hayatı, bunların hepsinin olması lazım. Sabahleyin ‘Felsefe nedir’ diye bir bakayım dedim, internete. Şöyle bir cümle yakaladım, önemli bir cümle: ‘Felsefe neleri bilmediğini bilmektir’ diyor. Ticaret lisesinde okurken, Fransızca hocamızın söylediği bir cümleyi hiç unutmuyorum ve gittiğim pek çok yerde bu cümleyi hep anlatırım. ‘Bildiğimiz bir nokta ise bilmediğimiz noktanın etrafı kadardır. Bildiğimiz kocaman bir daire ise bilmediğimiz o dairenin etrafı kadardır. Dolayısıyla ne kadar çok şey bilirseniz aslında ne kadar az şey bildiğinizin farkına varırsınız’ diyor. Aslında felsefe de bu. Daha çok şey bilmeliyiz, daha çok şeyleri keşfetmeliyiz. Eğer biz bunu yapabilirsek, Türkiye’ye çok güzel katkılarda bulunmuş oluruz. Evet, siyasetçinin en çok ihtiyaç duyduğu alanlardan birisidir. Eğer siyasetçi ülkenin sorunlarına eğiliyor ve o sorunları çözmeye adaysa mutlaka felsefecilerle de bir araya gelmek zorundadır.

“Sanatın gücünü görüyorsunuz”

Siyasetçinin en azından asgari belli bir entelektüel derinliğe ihtiyacı vardır, bunun olması lazım. Entelektüellerde belli bir felsefi derinlik olunca özgüvenin olduğunu da görebiliyorsunuz. Bunu lise çağlarında okuduğum ‘Üç Silahşörler’ kitabının önsözündeki bir öyküyü anlatarak, ifade edeyim. Sanatın ve sanatçının gücünü anlatıyor aslında o öykü. Pek çok yerde anlattım bunu. Alexandre Dumas Üç Silahşörler’i yazıyor ve Paris’te günlük bir gazetede yayınlanıyor bu. Parisliler sabahın erken saatlerinde gazete büfelerine gidiyorlar, gazeteyi alıyorlar romanın sonu ne oldu diye. Yaz ayları geliyor ve Alexandre Dumas diyor ki, ‘Yaz geldi benim tatile ihtiyacım var.’ Gazetenin patronunu arıyor, ‘Ben tatile çıkacağım, dönüşte romanı bitiririm’ diyor. Patron ‘Yapamazsın’ diyor. ‘Bütün Parisliler bunu bekliyor, sen bırakıp tatile gidemezsin.’ Dumas, ‘Gideceğim’ diyor. ‘Mahkemeye vereceğim’ diyor. ‘Verebilirsin’ diyor. Evet yargıcın karşısına çıkıyorlar. Yargıç, ‘Parisliler sizi bekliyor, romanı bitirmeden tatile gidemezsin’ diyor. Kararı veriyor. Alexandre Dumas geriye dönüyor ‘Bana bir kâğıt-kalem getirir misiniz’ diyor. Bir kağıt-kalem geliyor, romanın baş aktörünün adını yazıyor, ‘Elinde kılıcı, ayakları titredi, yere düştü ve öldü’ altına ‘son’ yazıyor ve ‘Götür yayınla’ diyor. ‘Roman bitmiştir.’ Bunun üzerine patron ‘Ama yapamazsın’ diyor. ‘Benim tatile ihtiyacım var, ben tatile gideceğim’ diyor ve kazanıyor. Dolayısıyla gücü görüyorsunuz, güçlüyü de görüyorsunuz ve siz özgüveni de görüyorsunuz bu öyküde. Sanatın gücünü görüyorsunuz aslında. Acaba sanata ve dolayısıyla felsefeye ne kadar değer veren bir toplumuz bunun sorgulanması lazım.

“Bilimi, felsefeyi unuttuk”

Pek çok sanatçımızı hapishanelerde çürüttük. Bilimi, felsefeyi unuttuk. Sözlerimi yine farklı bir bağlamda bir Çin öyküsü anlatarak bitireyim. Bir Çin bilgesi anlatır, der ki ‘Biz üç kardeştik. Üçümüz de doktorduk. En büyük ağabeyimiz hasta geldiği gün tedavi ederdi. Öldüğünü yeni bir hasta geldiğinde öğrendik. İkinci kardeşimiz uyanıktı’ diyor. ‘Hasta geldi, tedavi etmedi. Mahalleye yayıldı tedavi etmediği, eyalete yayıldı. Tedavi etti, öldüğü zaman bütün eyalet onun arkasından göz yaşı döktü. Üçüncü kardeşimiz en uyanığı, cin gibi birisiydi. Hasta geldi tedavi etmedi, mahalleye, eyalete yayıldı tedavi etmediği. Bütün Çin’e ayıldıktan sonra tedavi etti. Öldüğünde Çin onu ulusal kahraman ilan etti.’ Kim doğruyu yaptı ve kim doğruyu yapıyor. Felsefenin temel konusu işte bu. Öykülerden yola çıkarak, bizim zihin dünyamızın zenginleşmesini sağlamak. Adalar bunun için biçilmiş bir kaftan, güzel bir yer. Gönül ister ki, bu pandemi dolaysısıyla olmadı, dünyanın en önemli felsefecilerini buraya çağıralım. Gelsinler, bizler ve gençler onları dinleyebilsinler. Bunun ortamını yaratmak mümkün bu ortamın yaratılması dileğiyle hepinize sevgiler saygılar sunuyorum.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Erdoğan, Seçimden Kaçıyorsun

Merkez Bankası’nın faiz düşürmesi kararına ilişkin yeni bir açıklama yapan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Erdoğan, seçimden kaçıyorsun, tamam; ülkeyi enkaza döndürdün, anlıyorum. Şimdi tek yapman gereken, ülkeyi daha fazla tahrip etmemek için, aklından şu an geçen ne varsa, işte tam onu yapmamaktır” ifadelerini kullandı. 

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz düşürmesi kararı yeni bir açıklama yaptı.

Açıklamasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yüklenen Kılıçdaroğlu, ”Mali piyasalarımız Saray’ın dünkü akıl dışı faiz indiriminin etkisiyle sarsıldı” dedi.

Kılıçdaroğlu, açıklamasının devamında, ”Erdoğan, seçimden kaçıyorsun, tamam; ülkeyi enkaza döndürdün, anlıyorum. Şimdi tek yapman gereken, ülkeyi daha fazla tahrip etmemek için, aklından şu an geçen ne varsa, işte tam onu yapmamaktır” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, konuya ilişkin daha önceden yaptığı açıklamada şunları söylemişti;

“Erdoğan, ‘Ben ekonomistim’ diye diye aldığın kararlarla ülkeyi bugün daha da fakirleştirdin. Milleti faturasını ödeyemez hale getirirken, yine yandaşlarını zengin ettin. Sevgili halkım unutmayın; Erdoğan sebep, hayat pahalılığı ve ödenemeyen faturalar sonuçtur.

Bir sözüm de Merkez Bankası Başkanı’na! Onuru olan bir bürokrat, akıl dışı bu emir karşısında, istifasını verir ve giderdi. Bugün bir kez daha anlaşıldı ki, Merkez Bankası Başkanı da Erdoğan’dır. Ama unutmayın, milletin parasını pul eden herkes hesap verecek!”

Paylaşın

MB’nin Faiz İndirimi Kararına Kılıçdaroğlu’ndan Tepki

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz indirim kararına bir tepkide CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan geldi. Kılıçdaroğlu, “Bugün bir kez daha anlaşıldı ki, Merkez Bankası Başkanı da Erdoğan’dır” dedi.

Haber Merkezi /Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu’na da tepki gösteren Kılıçdaroğlu, konuya ilişkin sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

“Erdoğan, ‘Ben ekonomistim’ diye diye aldığın kararlarla ülkeyi bugün daha da fakirleştirdin. Milleti faturasını ödeyemez hale getirirken, yine yandaşlarını zengin ettin. Sevgili halkım unutmayın; Erdoğan sebep, hayat pahalılığı ve ödenemeyen faturalar sonuçtur.

Bir sözüm de Merkez Bankası Başkanı’na! Onuru olan bir bürokrat, akıl dışı bu emir karşısında, istifasını verir ve giderdi. Bugün bir kez daha anlaşıldı ki, Merkez Bankası Başkanı da Erdoğan’dır. Ama unutmayın, milletin parasını pul eden herkes hesap verecek!”

Merkez Bankası , yüzde 19 olan politika faizini yüzde 18’e indirdi. Piyasanın beklentisi faizlerin yüzde 19 seviyesinde tutulacağı yönündeydi.

Haber Merkezi / Merkez Bankası’nın 100 baz puanlık faiz indirimi kararının ardından, dolar/TL yüzde 1’in üzerinde yükselişle 8.8017’yi gördü. Euro/TL ise 10.32’yi aştı.

Dolar/TL kurunda tüm zamanların en yüksek seviyesi, geçen haziran ayında gerçekleşmişti. Kur, 8.8122’ye ulaşmıştı.

Borsa İstanbul ise kazançlarını sildi. Borsa İstanbul BİST 100 Endeksi’nde yüzde 0,5 civarı eksiye döndü ve 1.400 puanın altı görüldü.

TCMB’nin karar metninde çekirdek enflasyona ilişkin gelişmelerin değerlendirildiği ifade edilirken, metinden “kararlı sıkı duruş” ifadesi de çıkarıldı.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre ağustosta tüketici fiyat endeksi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 19.25 artmıştı.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Alın Terine, Emeğe Değer Veren Bir Partiyiz

Bir dizi ziyaret için Rize’ye giden CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Rize’nin Bozkale Köyü’nde çay üreticileri ile kahvaltıda buluştu. Köy halkı ile sohbet ederek, yaşadıkları sorunları dinleyen Kılıçdaroğlu, burada yaptığı konuşmada, “Biz alın terine, emeğe değer veren bir partiyiz. Az önce içeride söz verdim. Kaçak çay Türkiye’de büyük bir sorundur. İktidar olacağız, kaçak çayları Rize meydanda yakacağım. Hiç kimsenin Rizelilerin alın terini çalmasına izin vermeyeceğim. Ben adalet dediysem, 400 km yol yürüdüysem o kaçak çayları yakalayıp, Rize meydanda yakmakta benim boynumun borcu” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Konuşmasında çay üreticilerinin sorunlarına değinen Kılıçdaroğlu, “Çay üretiminde en büyük emeği harcayan kadınların dertleri var. Fiyatlardan memnun değiller. Fiyatların yükseltilmesini istiyorlar. ‘Bizi özel sektöre mahkum etmeyin’ diyorlar. Bu rahatsızlığın giderilmesi konusunda bir kanun teklifi hazırladık bunu parlamentoya verdik” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında, “Bütün partilere açık ve net çağrı yapıyorum. Rizeli çay üreticisinin sorunlarını çözmek istiyorsanız bu kanunu meclisten birlikte geçirir. İsterseniz bu kanunu CHP değil onlar teklif etsin biz destek verelim. Rize’nin bu sorunu aşılabilir. Taban fiyatın altında bir alım yapılmasın. Rizelilerin, üreticilerin hakkını savunuyoruz. Rize’de üreticilerin büyük bir kısmı öteden beri iktidar partisine destek veriyor. Bugün gelinen noktada onların alınteri birilerine peşkeş çekiliyor” diyen Kılıçdaroğlu, özetle şunları söyledi;

“Rize deyince akla doğal olarak çay geliyor. Dünyanın neresine giderseniz, bir Rizeli ile karşılaşınca ortak sorununuz çay olur. Burada da çay sorunu var, üreticilerinin sorunları var. Az önce içeride kadın kardeşlerimiz ile konuştum; malum çay toplama konusunda, çay fidanlarının bakımı konusunda en büyük emeği harcayan kişiler, Rizeli kadınlar.

Onların dertleri var, fiyatlardan memnun değiller, bu fiyatların yükseltilmesini istiyorlar. ‘Bizi özel sektöre mahkum etmeyin. Topladığımız ürünün hakkını almak istiyoruz, alın terini almak istiyoruz, emeklerimizin boşa gitmesini istemiyoruz. Biz mahkum etmeyin. Dolayısıyla devlet ürünü alsın, istiyorsa özel sektöre satsın’ diyorlar.

Dolayısıyla var olan yapıdan müthiş bir rahatsızlık var. Bu rahatsızlığın giderilmesi konusunda ve bir kanun teklifi hazırladık. Kanun teklifinin parlamentoya verdik. Buradan bütün partilere açık ve net çağrı yapıyorum; Rizeli çay üreticinin sorununu çözmek istiyorsanız o kanun teklifini Meclis’ten geçirelim, beraber geçirelim hatta istiyorsanız bu kanun teklifini CHP değil onlar versinler, destekleyelim. Bunun tamamı yapılabilir ve bu sorun aşılabilir, çözülebilir” dedi.

Sorular sordular, neler yapılacağı konusunda. Söyledik; taban fiyatı belirlesin, taban fiyatının altında bir alım yapılmasın. Özel sektör tarafından da yapılmasın çünkü taban fiyat adı üstünde, tavan değil taban fiyat. Taban fiyat, makul bir karı içeren bir fiyattır. Bu fiyatın altında eğer özel sektöre satmaya mahkum ediliyorsa çay üreticisi, alın teri çalınıyor demektir. Bunun önüne geçmek lazım.

“İnşallah iktidar olacağız, Rizelilerin oylarıyla iktidar olacağız”

Bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi olarak çaba harcıyoruz. Rizelilerin ve üreticilerin haklarını savunuyoruz. Bakın adım gibi biliyorum, Rize’de üreticilerin büyük bir kısmı, öteden beri iktidar partisine destek veriyor ama bakın bugün gelinen noktada onların alın teri, birilerine peşkeş çekiliyor. Alın terine, emeğe değer veren bir partiyiz.

Herkesin kazanmasını, herkesin üretmesini, herkesin alın teri dönmesini ve onun karşında da alın terinin karşılığını almasını isteyen bir partiyiz. Buradaki soruna el koyduk. Az önce içeride Rizeli kadınlara söz verdim; kaçak çay Türkiye’de ciddi bir sorundur. İnşallah iktidar olacağız, Rizelilerin oylarıyla iktidar olacağız.

Kaçak çayları, Rize meydanında yakacağım, bunu söyledim. Hiç kimsenin, Rizelilerin alın terini çalmasına asla izin vermeyeceğim. Eğer ben haktan, hukuktan, adaletten söz ettiysem 450 kilometre yol yürüdüysem o kaçak çayları yakalayıp, Rize meydanında yakmak da benim boynumun borcu olacak.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Bahçeli’ye ‘HDP’ Yanıtı

MHP Lideri Bahçeli’nin “HDP’yi meşru organ görmek demek, PKK’yı muhatap almak demektir” açıklamasına yanıt veren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “O zaman o Sayın Genel Başkan’a söyleyelim, HDP’nin TBMM Başkanvekilliği yaptığı zaman el kaldırıp söz istemesinler. Söz istiyorlarsa, nasıl istiyorlar? Biraz mantık olur” dedi.

Haber Merkezi / Ankara’da Gaziler Haftası Buluşması’na katılan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu , Kürt sorununa çözümü ve HDP tartışmaları kapsamında yeni açıklamalarda bulundu.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, gazetecilerin, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “HDP’yi meşru organ görmek demek, PKK’yı muhatap almak demektir. CHP yönetimi siyasi ikbal ve istikbalinin çürük şifrelerini Kandil mağaralarının pespaye karanlığında bulmak üzere harekete geçmiştir” açıklamasını hatırlatması üzerine, şunları söyledi:

“Eğer millete hizmet edeceksek, her politikacının samimi ve dürüst olması lazım. Bu ülkenin sorunları var mı? Evet, sorunları var. Bu sorunlar kronikleşmiş mi? Evet, kronikleşmiş. Bugüne kadar çözülmemiş mi? Evet, çözülmemiş. Bir sorun varsa, bu sorunu çözecek organ hangisi? TBMM. TBMM’den daha büyük bir güç yoktur.

“Bu ülkeye huzuru, bu ülkeye barışı birlikte getireceğiz”

Milli Kurtuluş Savaşı’nı veren Meclis, bizim TBMM’dir. Dolayısıyla, ‘adres şöyleydi, adres böyleydi, şu sorun vardı, bu sorun vardı.’ Türkiye’de dünya kadar sorun var. Biz sorunlardan korkmuyoruz. CHP’nin Genel Başkanı olarak da bütün millete açık ve net söylüyorum, sizin oylarınızdan çok sizin sorunlarınıza talibim. Bu sorunları, samimi ve dürüst olarak çözeceğim. Bu ülkeye huzuru, bu ülkeye barışı birlikte getireceğiz. Dostlarımızla beraber getireceğiz.

Yeter artık bu millet bıktı. Kavgadan bıktı. Açlık var, sefalet var, yoksulluk var. Öğrenciler mezun olmuş, yurt bulamıyorlar yaptıkları tartışmalara bak. Bu tartışmalar Türkiye’yi kısır bir sürecin içine sokar. Dürüst ve namuslu olan siyasetçi, ahlaklı olan siyasetçi halkına güven veren siyasetçi doğruları her yerde her ortamda dillendirmek zorundadır, ben de bunu dillendiriyorum. Bunu söylüyorum.

“Söylediğiniz şeylerin mantığı olur”

Sorun var, evet. Bu sorun nerede çözülecek? TBMM’de çözülecek, bu kadar açık bu kadar net. ‘Öbür Genel Başkan şunu söylemiş, şu Genel Başkan bunu söylemiş’ o zaman o Sayın Genel Başkan’a söyleyelim, HDP’nin TBMM Başkanvekilliği yaptığı zaman el kaldırıp söz istemesinler. Söz istiyorlarsa, nasıl istiyorlar. Biraz mantık olur. Söylediğiniz şeylerin mantığı olur, mantık çerçevesinde hareket edersiniz.

“Bütün sorunlarını çözmeye kararlıyım, dostlarımızla beraber çözeceğiz”

Onu düşmanlaştır, bunu düşmanlaştır, kamplaşma yap. Bu kadar dert varken bunların derdi mi yok ya. Çocuklar yatağa aç giriyor. Sen 20 yıldır Türkiye Cumhuriyeti’nde görev yapıyorsun, yönetiyorsun Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, 20 yılda yurt sorununu çözemedin. Bir yılda çözülecek sorunu çözemedin. Şimdi kalkmış bana bir sürü laf ediyorlar. İstediklerini etsinler yine söz veriyorum, bu ülkenin bütün sorunlarını çözmeye kararlıyım, dostlarımızla beraber çözeceğiz.

Sorunlarla boğuşan değil, nefes alan bir Türkiye’ye ihtiyacımız var. Sorunlarıyla ‘nereye gidiyor bu memleketin hali’ diye sormayacak vatandaş, o sorunlardan sıyrılacak, görkemli, güzel, ahlaklı, temiz bir siyaseti ve onun büyüttüğü Türkiye’yi görecek. Hedefimiz bu.”

Paylaşın

Akşener’in ‘Tek Aday’ Önerisine Kılıçdaroğlu’ndan Yanıt

Akşener’in “ittifak ilk tura tek adayla gitmeli” açıklamasına cevap veren Kılıçdaroğlu, “Kafamda yüzde yüz şu olsun diye belirlenmiş bir model yok. Meral Hanım’ı dikkatle dinliyorum. Tek adayla gitmenin avantajından söz ediyor. Olabilir. İttifak olarak bir araya gelip tek aday üzerinde anlaşabilirsek tek aday üzerinden gidilebilir. Bir sakıncası yok.” ifadelerini kullandı.

Sözcü yazarı Deniz Zeyrek, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmeyi köşesine taşıdı. Kılıçdaroğlu’na İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in “ittifak ilk tura tek adayla gitmeli” yorumunu da anımsattım. Şu karşılığı verdi:

“Kafamda yüzde yüz şu olsun diye belirlenmiş bir model yok. Meral Hanım’ı dikkatle dinliyorum. Tek adayla gitmenin avantajından söz ediyor. Olabilir. İttifak olarak bir araya gelip tek aday üzerinde anlaşabilirsek tek aday üzerinden gidilebilir. Bir sakıncası yok.

Hangisinde daha başarılı olunur bugünden kestirmek zor. Önümüzdeki süreç içinde kamuoyu yoklamalarıyla ya da bu işi iyi bilen kişilerle oturup konuşmak lazım.

Biz illa çok adayla ya da tek adayla gidin gibi bir dayatma içinde olmayacağız. Zaten ittifakımızın özelliği de demokratik olması, liderlerin rahatlıkla birbirleriyle konuşabilmesi, düşüncelerini paylaşabilmeleri. Biz bu özelliğimizle Cumhur İttifakı’ndan ayrışıyoruz.”

Deniz Zeyrek’in “Kılıçdaroğlu: Seçim yasasını değiştiren iktidar gidicidir” başlıklı yazısının tamamını okumak için TIKLAYIN

 

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan “Gençler, Çok Özgür Bir Dönem Sizi Bekliyor” Paylaşımı

Sosyal medya hesabından gençlere seslenen, CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Çok parlak, çok yaratıcı, çok eğlenceli, çok zengin ve çok özgür bir dönem sizi bekliyor” paylaşımında bulundu.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından gençlere seslenerek bir paylaşımda bulundu.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, paylaşımında, “‘CHP gelirse ne olacak’ değil, CHP geliyor sevgili gençler. Sizden hayat enerjinizi çalanların inadına, benim önceliğim hayat enerjinizi geri vermek olacak. Çok parlak, çok yaratıcı, çok eğlenceli, çok zengin ve çok özgür bir dönem sizi bekliyor” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Erdoğan’ın ‘Elinize Dizinize Dursun’ Açıklamasına Kılıçdaroğlu’ndan Sert Yanıt

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın üniversite öğrencilerinin aldığı kredilere yönelik ‘Elinize dizinize dursun’ açıklamasına cevap veren CHP Lideri Kılıçdaroğlu,  “Bu ülkenin evlatlarıyla, azarlar gibi konuşamazsın. İşini düzgün yap!” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu için ABD’ye giderken düzenlediği basın toplantısında üniversite öğrencilerinin yurt ve kredi/burs sorunlarına ilişkin ”2001 yılında 45 liraydı, şimdi 650 lira. Elinize dizinize dursun” ifadelerini kullanmıştı.

Erdoğan’ın bu sözlerine CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile yanıt verdi. Kılıçdaroğlu’nun konuya ilişkin açıklaması şöyle;

”Erdoğan demeç veriyor, yüzünde sevginin zerresi yok. Halkından nefret eden bir figür… Tutamıyor kendisini, günlük 22 Lira’ya karşılık gelecek şekilde, aylık 650 Lira olan bursları ile ilgili öğrencilere “Elinize dizinize dursun ya!” diyor. Kime diyor? Ülkemizin evlatlarına…

Erdoğan, bu ülkenin evlatlarıyla, azarlar gibi konuşamazsın. Sen onlara hizmet etmek için oradasın. İşini düzgün yap!

Erdoğan, üstelik sen kimseye bir şey de vermiyorsun. Ülkenin anne-babalarının, evlatlarımıza burs olsun diye ödediği vergileri, kendine Saray yapmak için harcıyorsun. Kalan da yetmediği için, evlatlarımız burssuz, yurtsuz kalıyor.

Bugüne kadar sarayını üniversite yapmayı düşünüyordum. Artık yurt yapmayı da düşüneceğim! Gençlerden çalınan her şeyi, onlara geri vereceğim. Senin yanlışlarını, israfını telafi edeceğim.

Erdoğan, küfür kıyameti bırak; birazcık cesaretin varsa, çık er meydanına. Seçimden ne zamana kadar kaçacaksın ki! Sen de biliyorsun, #GeliyorGelmekteOlan”

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Hayal Satıyorlar

Kırklareli’nde Muhtarlar, STK Temsilcileri ve Kanaat Önderleri Buluşması’nda konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, iktidara, eğitim, ekonomi ve dış politika üzerinden yüklenerek, “Satacak bir şey kalmadı. Hayal satıyorlar. Kardeşim sen dün gelmedin 3 yıl olmadı 5 yıl olmadı 10 yıl olmadı 15 yıl olmadı 20 yıldır ya 20 yıldır. Şimdi sıra geldi hayale. Türkiye’yi buradan çıkarmamız lazım. Türkiye’yi büyütmemiz lazım” dedi.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında, tüm ülkenin mutlu ve beraber olması halinde millet olunacağını vurguladı. Türkiye’de milletin sorunlar altında ezildiğini, toplumun her kesiminden dert dinlediklerini belirten Kılıçdaroğlu, konuşmasında şunları söyledi;

“Millet sorunların altında ezilmiş vaziyette. Toplumun hangi kesimine giderseniz dert dinliyorsunuz. İster çiftçi ister işçi, ister emekçi, ister kamyon şoförü, ister apartman görevlisi, ister muhtar, ister devlet memuru, ister sanayici herkes sorununu kendi penceresinden görüyor. Sanayiye gidiyorsunuz ‘Önümü göremiyorum yatırım yapamıyorum dolar nereye gidecek bilmiyorum avro nereye gidecek bilmiyorum, yatırım yapamıyorum’ diyor. Esnafa gidiyorsunuz, kan ağlıyor esnaf ve çiftçiye gidiyorsunuz alın teri dökmek istiyorum, ama harcadığım emeğin karşılığını almak istiyorum diyor. Bu sorunlardan Türkiye’nin arınması lazım. Bu sorunlardan arındıracak olan da siyaset kurumudur. Siyasi partiler devlet değildir devlet ayrıdır, devlet bakidir. Devlet adalet ile yönetilir devlet liyakatle yönetilir. Adaletin ve liyakatini olmadığı bir yerde devlet dediğiniz kurum yara alır temelleri sarsılır.

“Evlatlarımızı uyuşturucuya alıştıran bütün baronlarla mücadele edeceğim”

Kocaeli Dilovası’nda ve Mersin Limanı’nda kilolarca kokain bulundu. Değeri milyar dolarlar… Ne savcı cesaret ediyor dava açmaya ne de kime geldiğini kimse soruyor! Evlatlarımızı zehirleyen insanlara hiç kimse cesaret edip dokunamıyor. Ne savcı ne de başka birisi. O zaman soru şu: Bunlar gücü kimden alıyorlar? Gücü çiftçilerden mi alıyorlar? Hayır. Sanayiciden mi, hayır. Esnaftan mı? Hayır. Gücü nereden alıyorlar? Devleti yöneten siyasi otoriteden alıyorlar. O zaman hepiniz elinizi vicdanınıza koyup sandığa giderken bunu düşünmek zorundasınız. Ben oy verirken baronların yanında olan uyuşturucu kaçakçılarının yanında olan onlara kol kanat geren, onlarla ilgili bir şey yapmayan bir partiye mi oy vereceğim, yoksa evlatlarımızı uyuşturucudan kurtaracak olan siyasi partiye mi oy vereceğim, bunun üzerine düşünmek zorundasınız. Bu millete söz verdim. Evlatlarımızı uyuşturucuya alıştıran bütün baronlarla mücadele edeceğim. Bakın bu yetkiyi verin polise deyin kardeşim bunların yakalayın. Fazla değil 6 ayda sinek uçsa haberleri olur.

“Türkiye’yi bu bataktan çekip çıkarmak zorundayız”

Sadece bizim değil Orta Doğu’nun en büyük baronunu hapishaneden çıkarıyorsunuz. Zindaşti’yi ifade etmek istiyorum. Hapishaneden çıkarıyorsunuz, serbest bırakıyorsunuz, adam kayıplara karıştıktan sonra usulen bir tutuklama kararı çıkarıyorsunuz. Kim çıkardı adamı? Çiftçi mi çıkardı, emekli mi çıkardı, kim çıkardı bu adamı? Parayı verdin mi her şey oluyor. Başka bir örnek vereyim. İçişleri Bakanı çıkıp da televizyona ‘Bir siyasetçi her ay 10 bin dolar rüşvet veriliyor’ dediği zaman, kimin hemen harekete geçmesi lazım? Devleti yönetenlerin. ‘Bir dakika diyecekler ya siyaseti kirlilikten arındırmamız lazım, ne demek ya her ay 10 bin dolar rüşvet alacak, bunu İçişleri Bakanı çıkacak devletin televizyonunda söyleyecek. Şu memleketin geldiği hale bakın, şu siyaset kurumunun geldiği hale bakın. Parayı verenin düdüğünü çaldığı bir devlet olmaz. Devletin dini adalettir. Türkiye’yi bu bataktan çekip çıkarmak zorundayız.

“Türkiye’nin geldiği hale bak”

Okullar açıldı gayet güzel. Bakın size okullarla ilgili bazı rakamlar vereyim. Gerçekten içim acıyarak söylüyorum, hala birleştirilmiş sınıflar var. Türkiye’de 21. yüzyılda yani 1. 2. ve 3. sınıf çocukların aynı odada aynı öğretmenden ders gördüğü sınıflar, sınıflarımız var. Hala dersliğe ihtiyacımız var. Üniversiteler açıldı yurt sorunumuz var. 20 yıldır yurt sorununu çözemedi bu iktidar. Kırklareli’nden bütün Türkiye’ye sesleniyorum; 20 yıl değil 1 yıl içinde yurt sorunu çözmesem siyaseti bırakacağım. Böyle bir şey olamaz. Türkiye’nin geleceği onlar. Ne kadar iyi yetişirse ne kadar iyi eğitim alırlarsa Türkiye o kadar büyüyecek. Ama siz bunları pahalı yerlere mahkûm ediyorsunuz. Ev kiraları aldı başını gidiyor kimin derdi bu vatandaşın derdi. Saray dolduranların böyle bir derdi asla yok. Bir yerden değil 5 yerden maaş alanların böyle bir derdi yok. Şu Türkiye’nin geldiği hale bak.

Eğitim başlı başına bir sorun alanı. 2 milyon çocuk internete ulaşamıyor. 1 milyon 600 bin evladımız EBA’ya ulaşamadı. Ben 21. yüzyıldan söz ediyorum. Sizin 1 milyon 600 bin çocuğunuz eğer EBA’ya ulaşamıyorsa bu çocuğa hangi eğitimi veriyorsunuz? 40 bin çocuğumuz okuma yazma bilmiyor. Şu eğitim sistemine bak.

“Devlet önyargıyla kinle intikam duygusuyla yönetilmez”

Dış politikanın milli olması lazım. Dış politika milli zeminde büyür. İktidarı muhalefeti olmaz. Defalarca söyledik yanlış yapıyorsunuz. Bu yanlış dış politika, Türkiye’yi bölgesinde yalnızlaştırır, dünyada yalnızlaştırır dedik. ‘Hayır siz bilmezsiniz, Türkiye şahlanıyor’ dediler. Devlet adalet ile yönetilir bilgi ile yönetilir birikim ile yönetilir irfanla yönetilir, erdemle yönetilir. Devlet önyargıyla kinle intikam duygusuyla yönetilmez.

“Ülkeyi yeniden inşa edeceğiz”

Satacak bir şey kalmadı. Hayal satıyorlar. Kardeşim sen dün gelmedin 3 yıl olmadı 5 yıl olmadı 10 yıl olmadı 15 yıl olmadı 20 yıldır ya 20 yıldır. Şimdi sıra geldi hayale. Türkiye’yi buradan çıkarmamız lazım. Türkiye’yi büyütmemiz lazım. Hem çıkaracağız hem büyüteceğiz, bunun için hiç kimsenin en ufak bir endişesi olmasın. Millet ittifakı ile birlikte Allah’ın izniyle ve sizlerin desteğiyle Türkiye’yi bu badireden çekip çıkaracağız. Huzurlu güzel gerçekten de bölgesinde şanlı şerefli olan bir ülkeyi yeniden inşa edeceğiz.

Ne diyorlardı? ’24 saatte Emevi Camii’nde namaz kılacağız’ diyorlardı. Resmi rakamlara göre 3 milyon 600 bin Suriyeli geldi. Resmi rakamlara göre 5 milyon 6 milyon ve Afganistan’dan insanlar katar katar geliyorlar. İran coğrafyasını aşarak buraya geliyorlar ve bizim sınırlardan geçiyorlar ve bizde ikamet ediyorlar. Efendim ‘Para verilirse daha fazla alacağız.’ Kimden izin aldın sen arkadaş? Bu millete sözüm sözdür; en geç 2 yıl içinde herkesi, bütün sığınmacıları davulla zurnayla memleketlerine göndereceğim. Kararlıyım, ırkçılık yapmadan. Çünkü onların kabahati yok onları buraya getirenlerin kabahati var. Dolayısıyla sığınmacılara kızmayacağım ama onları kendi ülkelerine can ve mal güvenliklerini sağlayarak göndereceğiz.

Ekonomi de çok berbat. Kaynaklar, nerelere kimlere ne kadar tahsil edildi bilmiyoruz. Bakın ‘128 milyar dolar nereye harcandı, kime verildi’ diye sorduk. Merkez Bankası döviz satar eyvallah. Çünkü fiyat istikrarını sağlamak Merkez Bankası’nın görevidir. Kimlere sattığını Merkez Bankası bilir, bunu kendi internet sitesinde de yayınlar. Ama bir karar alıyorlar; Merkez Bankası’nın elinden bu yetkiyi alıyorlar, Hazine ve Maliye Bakanı’na veriyorlar. Damat alıyor, 128 milyar doları satıyor, kime sattığını kimse bilmiyor. Bir Allah’ın kulunun çıkıp da ‘Arkadaş biz 128 milyar doları şuralara sattık, şu bedelden sattık demesi lazım’ demiyor, vermiyor hesabını. 128 milyar dolar hepimizin parası. Buğday yöneticisine vermiyorsun ayçiçeği üreticisine vermiyorsun.

“Ekonomiyi Londra’daki bir avuç tefeciye teslim ettik”

Bir ülkede vergi toplanır. Toplanan vergi planlanır, nereye önce hangi yatırımları yapalım diye planlanır. Bunu bürokratlar yaparlar, ona göre kaynak tahsisleri yapılır ve yatırımları yapılır. Her devlet 5 yılını 10 yılını 30 yılın 50 yılını bazı ülkeler 100 yıllık planlarını yapar. Biz ne yaptık? Eskiden bir Devlet Planlama Teşkilatı vardı değil mi? Kapattık onu, yok öyle bir teşkilat. Ekonomiyi Londra’daki bir avuç tefeciye teslim ettik. 19 yılda sadece faize 191 milyar dolar ödedik. Kimin sırtından hepimizin sırtından. Çiftçiye vermiyorsun tefeciye veriyoruz, emekliye vermiyorsun tefeciye veriyoruz. Esnafa vermiyorsun tefeciye veriyorsun. Kimlerden alıyorsun esnaftan, çiftçiden, emekliden, sanayiciden alıyorsun, Londra’daki tefecilere veriyoruz. Bu ekonomi politika sömürü düzenine dayalı bir politikadır. Buradan da Türkiye’nin çıkması lazım.

İktidar olduğumuzda ilk yapacağımız şey ilk 6 ayda memlekette bir rahat nefes alınmasını sağlamaktır. Esnafın bankalara borcu var. Pandemi döneminde kredi verdiler. Bunların, ister bankalardan ister Esnaf Kefalet Kooperatifi’nden aldıkları faizlerin tamamını sıfırlayacak, ana parayı da takside bağlayacağız. Fakir ailelerin çocukları üniversiteye giderken Kredi Yurtlar Kurumu’ndan kredi alıyorlar, mezun oluyor çocuk işsiz ‘Parayı öde’ diyorlar. ‘Para ödemezsen babanın mal varlığına haciz koyacağız’ diyorlar. Durduracağız bunları. Çocuk işe girdikten sonra parayı ancak isteyebilirsin.

Milli tarihimizde ilk kez, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tarihinde ilk kez terör örgütünden kaçtık ve topraklarımızı terör örgütüne teslim ettik. Süleyman Şah Türbesi’ni kaçırdık. Millete sözümdür bir hafta içinde bedeli ne olursa olsun o topraklara gideceğiz Süleyman Şah Türbesi’ni koyacağız yerine ve şanlı bayrağımızı da göndere çekeceğiz. Evlatlarımızın güzel sınıflarda okuması için 43 bin 627 dersliğe ihtiyacımız var. ‘Bizim belediyelerimizin olduğu yerde bize arsa gösterin size derslik yapacağız, bedava vereceğiz’ dedik. Cesaret edip bize arsa vermiyorlar, verseler yapacağız.

“Siyasi Partiler Kanunu’nun değişmesi lazım”

Siyaseti kirlilikten arındıracağız. İlk yapacağımız iş, yapacağımız iş, Siyasi Ahlak Yasası’nı TBMM’ye getirmektir. Rüşvetçinin Meclis’te ne işi var? İhale takipçisinin Meclis’te ne işi var? Uyuşturucu baronlarının rüşvet alanların Meclis’te ne işi var? Onların işini kovalayan onları destekleyenlerin Meclis’te ne işi var? Aynı zamanda Siyasi Partiler Yasası’nı da değiştireceğiz. Gidiyorsunuz oy kullanıyorsunuz güzel, milletvekilini siz mi seçiyorsunuz? Hayır bizler seçiyoruz. Peki siz kime oy veriyorsunuz? Listenin altına oy basıyorsunuz o kadar. Oysa olması gereken, milletin vekilini milletin seçmesi. Siyasi Partiler Kanunu’nun değişmesi lazım. Darbe döneminde çıkan yasa bugünkü tablonun ortaya çıkmasını sağlamıştır. Onu da ortadan kaldıracağız.

Aile Destekleri Sigortası’nı getireceğiz. Hiçbir çocuk bu coğrafyada yatağa aç giremez. Türkiye Cumhuriyeti Devleti güçlü bir devlettir. Kaynakları olan bir devlettir. Yerinde ve zamanında kullanırsanız, sigortasını getirdiğiniz andan itibaren şu tablo ortaya çıkıyor yoksulluk bir kader olmaktan çıkıyor. Sosyal devlet harekete geçiyor. Fakir aile mi var olabilir, sosyal devlet o ailenin banka hesabına düzenli her ay belli bir para yatırır onlar da giderler emekli gibi memur gibi işçi gibi bankadan parasını alırlar. Onun yoksulluğunu kimse bilmez ve onun onurunu korumuş oluruz.

82 kanunda ve 354 maddede muhtar adı geçer. Siz bilmezsiniz, ben de bilmem. Biz araştırdık da bulduk bunu. Sizin başlı başına bir Muhtarlık Kanunu’na ihtiyacınız var, yetkileri tanımlanmış, görevleri tanımlanmış, yapacağınız işlerin tanımlandığı bir kanuna ihtiyacınız var. Bunu hazırladık, muhtar örgütleri ile konuştuk, onlara gönderdik, ‘Eksiğimiz olabilir’ dedik, ‘Bakın varsa bir eksiğimiz düzeltelim’ dedik. Bunu çıkaracağız. Biz muhtarlığı demokrasinin temel taşı olarak görürüz. O nedenle muhtarlık kurumu ne kadar güçlü olursa demokrasi de o kadar güçlü.

“Neden konuşmuyorsunuz?”

Muhtara maaş verilmez, ne verilir, ödenek verilir, izne ayrılırsanız kesilir. Niye ödenek veriyorlar da maaş vermiyorlar? Ben, ‘Muhtarlara birer personel tahsis edilecek’ dediğim zaman koro halinde ‘Vay nasıl verirsin’ dediler. Niye vermiyor, dünya kadar işsiz var. Muhtar bir yere izin alıp gittiğinde o kişi arkadaş orada veya muhtar mahalle içinde bir yere gidebilir, taziyeye gidebilir, düğüne gidebilir, alışverişe gidebilir, kaymakamlığa gidebilir, doktora gidebilir, orada bir kişinin oturması lazım. Her muhtarlığın ayrı bir bütçesinin olması lazım. Seçimle gelen herkesin bütçesi var, niye sizin bütçeniz yok. Niye siz mahalleniz ile ilgili bir konu tartışırken belediye meclisinin toplantısına davet edilmiyorsunuz? Neden konuşmuyorsunuz? Neden söz hakkınız olmuyor? Muhtar kardeşlerim şundan emin olsunlar demokrasiyi bu ülkeye getirirken önce muhtarlıktan başlayarak getireceğiz. Muhtarlar gerçek anlamda demokrasinin temeli olacak.”

 

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Bu İktidar Kime Çalışıyor?

Gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, iktidarın tarım politikalarını eleştirerek, “Tarıma bakın, tam bir felaket. Akıl alacak şey değil. Bizim çiftçiden makarnalık buğdayı 1800 liradan alıyorsunuz, dışarıdan ithal ettiğiniz aynı buğdaya 2450 lira ödüyorsunuz. Bu iktidar kime çalışıyor? Bizim çiftçimize mi, yabancı ülkelerin çiftçisine mi?” dedi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, konuşmasında, ayrıca, “Şu anda Türkiye’yi yönetenler çoklu organ yetmezliğiyle karşı karşıyalar. Toplumu bu hale getirdiler. Ekonomiye, yargıya eğitime bakın. Türkiye’yi çoklu organ yetmezliğinden kurtarmamız lazım” ifadelerini kullandı.

Beş temel sorunu çözmek için temel ilkeleri belirlediklerini ifade eden Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Cehaletle mücadelenin temel ilacı eğitimdir. Toplumu eğittiğiniz zaman farklı bir Türkiye’yi yaşatırsınız. Bugün geldiğimiz nokta nedir? Demokrasiye vurulan en büyük darbe tek adam rejiminin hayata geçirilmesidir. Bütün yetkilerin tek bir kişide toplanmasıdır.

“Türkiye’yi çoklu organ yetmezliğinden kurtarmamız lazım”

Bütün yetkiler bir kişide toplandıktan sonra var olan kişi çoklu organ yetmezliğiyle karşı karşıya bıraktı Türkiye’yi. Şu anda Türkiye’yi yönetenler çoklu organ yetmezliğiyle karşı karşıyalar. Toplumu bu hale getirdiler. Ekonomiye, yargıya, eğitime bakın. Türkiye’yi çoklu organ yetmezliğinden kurtarmamız lazım. Tarıma bakın, tam bir felaket. Akıl alacak şey değil. Bizim çiftçiden makarnalık buğdayı 1800 liradan alıyorsunuz, dışarıdan ithal ettiğiniz aynı buğdaya 2450 lira ödüyorsunuz. Bu iktidar kime çalışıyor? Bizim çiftçimize mi, yabancı ülkelerin çiftçisine mi?

Güçlü bir demokrasi saygın bir eğitim, bir toplumsal barış, kimsenin kimliği, inancıyla ilgilenilmeyen herkesin yaşan tarzına saygı gösteren bir Türkiye, hiç kimsenin düşüncelerinden ötürü yargılanmadığı, gençlerin sabahın beşinde kapılarının çalınıp gözaltına alınmadığı bir Türkiye. Bunu dostlarımızla beraber yapacağız. Çünkü bütün dostlarımız güçlü, saygın bir Türkiye istiyorlar. 83 milyonu bir avuç tefeciye hizmet eden bir Türkiye istemiyorlar.

“İktidarın Türkiye’yi yönetme şansı yoktur”

Faiz… 79 milyon faiz ödeyeceğiz. Özellikle AK Partiye oy veren kardeşlerime seslenmek isterim; bunların 3 yıllık plana göre her gün 79 milyon dolar TC vatandaşları olarak faiz ödeyeceğiz. Kime? Bir avuç tefeciye. Türkiye’yi yönetemiyorlar. Zaten çoklu organ yetmezliğiyle karşı karşıya kalan bir siyasal iktidarın Türkiye’yi yönetme şansı yoktur. Tefeci tarafından teslim alınan bir tepe yönetici Türkiye’ye hizmet edemez. Teslim alınmışlardı.

Öğrenme kayıplar var pandemi süreci içinde. Süratli bir araştırma yapılması lazım. Eğer toplumu aydınlatabilirlerse, öğrenme kayıplarının boyutlarını öğrenmek zorundayız. En kısa zamanda 107 bin öğretmenin atanması lazım. Tüm okullarda aşamalı olarak birer sağlık görevlisinin olması lazım. 101 bin yardımcı hizmet personeline ihtiyaç var. Bunların atanması lazım.

Bizim belediyelerimizin olduğu yerde arsayı göstersinler, okulu yapacağız. Hiçbir şey beklemiyoruz, parasını da beklemiyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı’na çağrıda bulunuyorum; göster arsayı, yapacağız okulu. Derslik ihtiyacı var. 43 bin 627 dersliğe ihtiyaç var. Yapamıyorsanız bize haber verin. Arsayı gösterin, okulu yapacağız. Anahtarı da size vereceğiz.”

Paylaşın