Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a: Sen Fiyatların Ne Olduğunu Bilmiyor Musun?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kılıçdaroğlu, “Yoksulluğu tarihe gömeceğiz. Hangi inançtan olursa olsun, hiçbir çocuk yatağa aç giremez. Bunu yapmadığınızda siyaseti niye yapıyorsunuz?” dedi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, konuşmasında ‘Pandora Belgeleri’ne değinerek, “Siz devleti yöneteceksiniz, sizin aileniz Man Adası’nda şirketler kuracak oradan paralar gelecek, siz vergi ödemeyeceksiniz” ifadelerini kullandı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya, “Sayın Bakan senin orada bir dakika durman bile ayıptır. Sen rüşvet alanları korumuyor musun?” diye seslendi.

Merkez Bankası’nın İstanbul Ümraniye’de inşa ettirdiği bina ile ilgili değerlendirmede de bulunan Kılıçdaroğlu, “Ant içerim ki, o binayı öğrenci yurdu yapacağım. Merkez Bankası Ankara’da kalacak” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun açıklamasından öne çıkan bölümler şöyle;

Biz güçlendirilmiş parlamenter sistemi getireceğiz derken ana felsefemiz bu. Milletvekili, milletin vekili olmalı. Milletvekili ahlaklı olmalı. Adamına göre karar veren milletvekili olmamalı. İnşallah iktidar olacağız, ilk çıkaracağımız kanun siyasi ahlak kanunudur. Bu parlamentoda ahlak olmazsa olmazımızdır.

Herkesi kucaklayacağız. Adımız “Halk Partisi”, halkın partisi olacağız.  Hiçbir kazanım ellerinizden alınmadığı gibi yeni kazanımlara sahip olacaksınız CHP iktidarında.  İnşallah iktidar olacağız, göreceksiniz. En özgür şekilde bizi eleştireceksiniz. Sabahın köründe polis gelip kapınızı vurmayacak.

Ama biz sizin eleştirilerinizden ders çıkaracağız. Her eleştirinin kendine göre haklı bir payı olabilir. Eğer siz ülkeyi yönetiyorsanız her eleştiriye kulak kabartmak zorundasınız. Siyasetçilerin alkıştan çok eleştiriye ihtiyacı vardır. En önemlisi aradığınız adaleti getireceğiz. Vatandaşımız bir sürü haksızlıkla karşılaşıyor. Adaletin olduğu ülkede herkes rahat konuşabilir, bunu sağlayacağız.

Eğer 19 yıldır kişi iktidar olup da, hala yurt sorununu çözememişse, o zaman bir sorun var demektir. Bunların düşünceleri çok farklı. Halkın sorunlarını çözmek gibi bir düşünceleri yok.

Siyasette kirlilik var. Rüşvet alan siyasetçiler var. Bunu ben değil İçişleri Bakanı söylüyor. Rüşvet alan siyasetçiye korkusundan kimse dokunamıyor. “Neden rüşvet aldın” sorusunu bile soramıyorlar.

2006’da bir kanun çıkardılar. Vergi cennetlerinden para gelirse yüzde 30 vergilenecek. Vergi cennetlerinin bir kararname ile açıklanması lazım. Bu karar bir türlü çıkmıyor. AK Parti’ye MHP’ye oy veren kardeşlerime sesleniyorum. Bu kararname niçin çıkmıyor? Ben söyleyeyim. Uyuşturucu baronlarının paraları, rüşvet paraları için çıkmıyor. Türkiye’yi kocaman bir çamaşırhaneye çevirdiniz kardeşim.

Kara kış geliyor. İnsanlar faturalarını ödeyemiyor. Daha zamlar gelmedi. Kara kışta göreceksiniz Erdoğan ekonomisini. Yağmur gibi zamlar gelecek. Bu zamlarla kim mücadele edecek? Onurumuzla duracağız.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın sitesine koyduğu tablo. Ocak 2021 1 milyon 37 bin 136 vatandaş elektrik faturasını ödeyememiş. Şubat ayında 1 milyon 202 bin 38 vatandaş ödeyememiş. Mart ayında 4 milyon 753 bin 87 vatandaş ödeyememiş. Nisan 2021’de 5 milyon 166 bin 439 vatandaş ödeyememiş. Türkiye bu halde.

“Sen fiyatların ne olduğunu bilmiyor musun?”

Milletin gözünü boyamak için Erdoğan markete gidiyor ‘fiyatlar gayet uygun’ diyor. Sana göre fiyatlar uygun. Sen elektrik, doğalgaz, su ödemezsin. Sen bedava yaşıyorsun, her şey bedava sana. Sen acaba asgari ücretlinin nasıl geçindiğini biliyor musun? Sen fiyatların ne olduğunu bilmiyor musun?

Ev kiraları sadece İstanbul’da bir yılda yüzde 63 artmış. Ankara’da yüzde 35. Erdoğan ev kirası vermiyor. Hiçbir şey ödemiyor. Alışverişe gitmiş beyefendi fiyatlar gayet uygun diyor. AK Parti’ye ve MHP’ye oy veren kardeşlerime bir kez daha seslenmek isterim. Siz 83 milyonun Londra’daki bir avuç tefeciye hizmet etmesini istiyor musunuz?

AK Parti 2002 meclise geldiğinde ne yaptı? Yolsuzlukları araştırma komisyonu kurdu. İnşallah aynı şeyi yapacağız. Yolsuzlukları araştırma komisyonu kuracağız. Bütün yolsuzlukları milletin önüne koyacağız. Devletin bürokratik kademelerinden bütün hırsızları temizleyeceğim. Bunun sözünü veriyorum.

Bunlar da artık anladılar gideceklerini. En tepeden en aşağıya ‘madem gidiyoruz, o zaman ne götürsek’ kardır diye düşünüyorlar. Gitmeden devletin harim-i ismetine el uzatmaktan çekinmiyorlar. Baronlara dokunamıyorlar. Hapisteki barona dokunamıyorlar.

“Adaleti yerine getirmek talimat almakla olmaz”

Eğer bir uyuşturucu baronu bir siyasetçiyi satın aldıysa o siyasetçi millete ne fayda verebilir? Yeni bir sayfayı açacağız. Bunu yaptığımız zaman Türkiye’ye en büyük hizmeti yapmış oluruz. Adaleti, kadın erkek eşitliğini getireceğiz. Saray’dan talimat alıp ona göre karar veren, dava açan savcılara sesleniyorum. Siz de kendi geleceğinizi düşünün. Adaleti yerine getirmek talimat almakla olmaz.

Hükümeti yöneten, hükümete şöyle veya böyle talimat veren yeraltı dünyasıdır. Bu konuda çok iddialıyım. Neden? Dilovası’nda uyuşturu yakalandı, Mersin Limanı’nda yakalandı. 4 ton 900 kilo kokain yakalandı. Yakalanan kim? Bir gariban fırından ekmek çalsa aynı gün akşam hakim tutuklama kararı verir. Zindaşti’yi serbest bırakan kim? Ortadoğu’nun en büyük baronu. Kim serbest bıraktı bu adamı? İki askerimiz yakılarak öldürülüyor. Talimatı veren IŞİD. Polis yakalıyor, Türkiye’ye getiriliyor.

Bir bakıyorsunuz serbest bırakılmış. Kim bu adamı serbest bıraktı? Erdoğan bütün bunların karşısında neden susuyor? Sen baronlardan yana mısın, halktan yana mısın? Sezgin Baran Korkmaz’ı önce kim tutukladı, sonra kim serbest bıraktı?

Serbest bırakan adamlarla ilgili kararı alan insanlardan birisini getirdin Adalet Bakanlığı’na bakan yardımcısı yaptın. Birisini getirdin AYM’ye üye yaptın. Ben bunları unutacak mıyım Erdoğan? Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytansa, ne olursa olsun haksızlık karşısında asla ve asla susmayacağım.

Polis kardeşlerime sesleniyorum sizin hakkınızı, hukukunuzu biz dostlarımızla beraber sağlayacağız. Emniyet Müdürü öyle herkesin iki dudağı arasında değişmeyecek. Merkez Bankası Başkanlığı’na, BDDK Başkanı’na hangi teminatlar veriliyorsa, Emniyet Genel Müdürlüğü’ne de aynı teminatlar verilecek. Sıcak siyasetin dışında tutacağız.

İçişleri Bakanı 19 Haziran 2021’de şu konuşmayı yapıyor. Hangi meslek grubu bir çalışıyorsa, güvenlik ile ilgili meslek grupları onun 24 katı çalışmak zorundadır. Polislik bir maaş mesleği değildir. Kim öyle düşünüyorsa bir dakika durmasın diyor.

“MHP’ye oy veren kardeşim…”

Sayın Bakan senin orada bir dakika durman bile ayıptır. Sen rüşvet alanları korumuyor musun? 10 bin dolar rüşvet alıyor diye çıktın devletin televizyonlarında konuştun. Savcılığa suç duyurusunda bulunacaktın, neden bulunmadın? Bir içişleri bakanı rüşveti koruyorsa, temiz adam değildir.

Sayıştay raporunda bir tespit var. Vakıflar Genel Müdürlüğü 2020 Denetim Raporu’nda 177 kişiye şehit çocuğu diye burs veriyor ama hiçbiri şehit çocuğu değil. Devletin nasıl yönetildiğini görüyor musunuz? AK Parti’ye oy veren kardeşim, MHP’ye oy veren kardeşim, sevgili ülkücü kardeşim, şehit çocuğuna burs veriyoruz diye, şehitlikle ilgisi olmayanlara burs veriyorlar. Buna evet diyor musun?

Belediyelerimiz ve onların destekledikleri kooperatiflerle güzel şeyler yaptık, 3 gün sürdü. Onlara ne yapacağımızı anlattım. Her ürünün bir taban fiyatı olacak. Maliyet + makul kar eşittir taban fiyat. Hiçbir çiftçi zarar etmeyecek. Bütün bunları planlama ile yapacağız. Taban fiyatın altına ürün düşünce devlet alacak onu.

19 yılın sonunda nereye geldik? Planlama yok… Sorumlu çiftçi değil, devleti yönetenler.

Diyelim sel felaketi, yangın, don oldu. O zaman devreye sigorta giriyor. Dolayısıyla çiftçi bunlar olsa da bilecek ki sosyal devlet benim yanımdadır. Biz böyle düşünüyoruz.

Türkiye gübre üretemez mi ya? Dışarıya niye para vereyim? İçeride üretirsen maliyeti düşük olacak.

Kim yurtdışına dolarlarını götürüyor hepsini biliyoruz. Hepsinin tek tek hesabını soracağız.

Çiftçi arkadaşlarıma söylüyorum. Halkın iktidarında hiçbir çiftçinin traktörü, hayvanı haciz edilemeyecek, kanun çıkaracağız. Çiftçinin kullandığı mazottan ÖTV almayacağız.

Besicilik yapan her yere, toprağı eken biçen her yere veteriner, ziraat mühendisi ve teknikeri göndereceğiz. Çiftçiye destek olacaklar. Kooperatifleşmeyi teşvik edeceğiz.

 

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Enflasyon Rakamlarına Tepki: İzahı Yok, Mizahı Olsun Bari

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarına tepki göstererek, “Güya enflasyon aylık yüzde 1.55 artmış ve 19.58 olarak gerçekleşmiş. Saray’a önerim, 19.99’u emretsin, millet kampanya gibi algılar. İzahı yok, mizahı olsun bari” dedi.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım ile Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı enflasyon rakamlarına tepki gösterdi.

Markete pazara giden vatandaşların enflasyonun ne kadar olduğunu iyi bildiklerini belirten CHP Lideri Kılıçdaroğlu, paylaşımında şu ifadeleri kullandı;

“Eylül ayı Fiyat Endeksini açıklamış. Güya enflasyon aylık yüzde 1.55 artmış ve 19.58 olarak gerçekleşmiş. Saray’a önerim, 19.99’u emretsin, millet kampanya gibi algılar. İzahı yok, mizahı olsun bari.

Markete pazara giden enflasyonun en az yüzde 40 olduğunu bilir. Saray harikalar diyarında yaşamaya devam ediyor. Tam seçim öncesi bir iki çadır açılır, market açılır, algılara oynanır nasıl olsa. Giderayak millet daha fazla yorma Erdoğan!”

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıklanan verilere göre, tüketici enflasyonu (TÜFE) eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 1,25, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 13,04, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 19,58 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 16,42 artış gerçekleşti.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a ‘Seçim’ Çağrısı

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tanzim satış mağazalarının çoğaltılacağına dair sözlerinin ardından, “Her seçim öncesi insanları tanzim satışla kandırmaya çalışıyorsun. Fiyatlar düşsün istiyorsan eğer, seçime gel! ” açıklamasında bulundu.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tanzim satış mağazalarının çoğaltılacağına dair açıklamasının ardından, “Her seçim öncesi insanları tanzim satışla kandırmaya çalışıyorsun. Fiyatlar düşsün istiyorsan eğer, seçime gel! Seni tarihe gönderdiğimizde göreceksin tüm fiyatların nasıl düştüğünü” dedi.

Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla hayat pahalılığına hükümetin aldığı kararların yol açtığını ifade etti. CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklaması sonrası yaptığı paylaşımlar şöyle:

“Halkımız market sepeti yapmak için kredi çekiyor; domatesi, biberi krediyle alıyor. Yemin olsun ki, zamlarla mücadelemiz bu kış çok sert geçecek. Yedirmeyeceğiz fakiri fukarayı sizin şaşaalı saraylarınıza. Zam peşinde koşan şirketler, bizim iktidarımızda unutsunlar kendilerini.

“Fiyatlar düşsün istiyorsan eğer, seçime gel”

Bu durumun yegâne kaynağı sensin Erdoğan. Senin tek adamcılığındır ülkeyi bu hale sokan. Üstelik her seçim öncesi insanları tanzim satışla kandırmaya çalışıyorsun. Fiyatlar düşsün istiyorsan eğer, seçime gel! Seni tarihe gönderdiğimizde göreceksin tüm fiyatların nasıl düştüğünü.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Allah’ın İzniyle, Milletin Takdiriyle İktidar Görünüyor

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Allah’ın izniyle, milletin takdiriyle iktidar görünüyor. Bunları anlatmamın nedeni şu; iktidara geldiğimizde her birimize düşen sorumluluklar var. Her birimiz sorumluluğumuzun bilincinde olmak zorundayız. Sorumlulukla, o bilinçle hareket etmek zorundayız” dedi.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Bolu’da CHP TBMM Grubu 27. Dönem 4. Çalışma ve Değerlendirme Toplantısı’nda konuştu.

“Her zaman övündüğüm bir ailem var Cumhuriyet Halk Partisi ailesi. Dolayısıyla bir aile olarak beraberiz, birlikteyiz. Tasada ve kıvançta birlikteyiz. Dolayısıyla sizlerle böyle bir tatil gününde beraber olmak benim için ayrı bir mutluluk. Hepiniz hoş geldiniz, şeref verdiniz, onur verdiniz. Son derece mutluyum.” sözleriyle konuşmasına başlayan Kılıçdaroğlu, konuşmasında özetle şu ifadeleri kullandı;

“Az önce cenazedeydim, Saadet Partisinin Yüksek İstişare Kurulu Üyesi, Milli Görüş Hareketinin önemli isimlerinden Sayın Oğuzhan Asiltürk dün hayatını kaybetmişti. Kendisine Allah’tan rahmet diliyoruz, Saadet camiasına başsağlığı diliyoruz, Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.

Eğitimde sorunumuz var. Her aile eğitimden şikayet ediyor. Ekonomide sorunumuz var. Aynı şekilde demokraside sorunumuz var. Dış politikada gerçekten sorunumuz var ve toplumsal barışımız dinamitlenmek üzere. Bütün bunları aslında yaşıyoruz. Ve her birimiz bu sorunlarla bir şekliyle karşı karşıya kalıyoruz.

“Böyle bir tabloyu Türkiye hiç görmemişti”

Türkiye’yi adaletle değil baskıyla yöneten bir yönetim tarzıyla, bir yönetim anlayışıyla karşı karşıyayız. Toplumsal barış derken sadece Kürt sorununu kastetmiyorum. Öyle bir acımasız tabloyla karşı karşıyayız ki çoğumuz bunun farkında bile değiliz. Rahat dillendirilmiyor bu konu. Bir uyuşturucu bataklığı var, özellikle yoksul mahallerden başlayarak. Daha acı olan tablo ise uyuşturucu baronlarıyla siyasal iktidarın işbirliği. Böyle bir tabloyu Türkiye hiç görmemişti, hiç yaşamamıştı; böyle bir tabloyla yüz yüzeyiz, karşı karşıyayız.

Bir tweet attı diye eğer kişiyi sabahın köründe evini basıp yakalayıp karakola götürüyorsanız bir sorunumuz var demektir. Düşüncelerini özgürce açıkladı diye insanları alıp aylarca, yıllarca hapislerde tutuyorsanız bir sonumuz var demektir. AİHM kararını uygulamayan, Anayasa Mahkemesi kararını uygulamayan bir yargı düzeni varsa ciddi bir sorunumuz var demektir.

Kanun hükmünde kararnameyle, yargı kararıyla değil kanun hükmünde kararnamelerle insanlar görevlerinden ediliyor, kamu görevlerinde çalışırken bunlar kamu görevleri sona erdirilerek dışarıya atılıyorsa bir sorunumuz var demektir. Anayasa Mahkemesi kararını uygulamadı diye bir yargıç ödüllendiriliyorsa bir sonumuz var demektir. Biz böyle bir tabloyla daha hiç karşılaşmamıştık.

“Bu tablo 83 milyonun hak ettiği bir tablo mu?”

Yargının bir düzeni vardı, bir adalet anlayışı vardı. Eleştirirdik ama eleştirilere karşı duyarlı olan bir yapı vardı ve biz o yapıyla yan yana gelirdik. İnsanlar oturur konuşurlardı. 83 milyonluk bir Türkiye’yi düşünün, Londra’daki bir avuç tefeciye çalışan 83 milyonluk bir yurttaş kitlesini düşünün. Hep beraber hizmet ediyoruz. Biz kazanıyoruz ama paraları oraya gönderiyoruz. Türk lirasını bırakın Amerikan dolarını AB’nin avrosunu da bir tarafa bırakın üçüncü dünya ülkelerinin paraları karşısında bile erimeye başladıysa ciddi bir sorunumuz var demektir. Ve şu soruyu hepimiz kendimize sormak zorundayız. Bu tablo 83 milyonun hak ettiği bir tablo mu?

Açlık sınırının altında asgari ücretimiz var. Milyonlarca kişi açlık sınırının altında bir gelirle geçinmeye çalışıyorlar. 4 – 5 yerden aylık alanlar var. Bir tarafta insanlar açlık sınırının altında asgari ücretle geçinirken öbür taraftan sarayın ve beslemelerinin aldıkları paralar var. 4 yerden, 5 yerden aylık alanlar var. Adaletsiz bir düzen bu.

Değerli arkadaşlarım, bütün bu sorunların altında halkımız yorgun…. Hayat pahalılığı aldı başını gidiyor. Bu da bizim bildiğimiz gerçeklerden birisidir. İşsizliğe bakıyorsunuz rekor seviyede. Akademisyenler, akademik dünya artık Türkiye’de bir yoksulluk araştırması yapmıyorlar. Derin yoksulluk araştırması yapıyorlar artık. Yoksulluğun vardığı boyutları görmek açısından derin yoksulluğun araştırılmasının 21.yüzyılın Türkiye’sinde yapılması geldiğimiz noktayı göstermesi açısından son derece önemlidir. Aylık elektrik ve doğalgaz faturalarını ödeyemeyen milyonlar var.

Türkiye aslında yönetilmiyor. Günlük kararlarla Türkiye yönetiliyor. Bir planlama yok. Önümüzdeki yılın ne olacağını bırakın, önümüzdeki ayın ne olacağını kimse bilmiyor, tahmin bile edemiyor. Böyle bir tabloyla karşı karşıyayız.

“Sarayın beslemeleri mi ödeyecek, beşli çeteler mi ödeyecek?”

Türk lirasının bu kadar değer kaybetmesine yol açan kararları alan mekanizma kim? Bunu sormak zorundayız. Türkiye Cumhuriyetinin kasasındaki 128 milyar doların buharlaşmasına yol açan, karar veren kim? Bunu sorduk ama sorduğumuz soruları sürekli tekrar etmemiz gerekiyor değerli arkadaşlarım. Milletin sırtına döviz kurunun Türk lirası karşısında yükselmesi veya Türk lirasının erimesi karşısında sadece son üç haftada 260 milyar liralık ek yük getirdik milletin sırtına. 260 milyar lirayı kim ödeyecek? Saray mı ödeyecek, sarayın beslemeleri mi ödeyecek, beşli çeteler mi ödeyecek, 83 milyon sıradan vatandaş mı ödeyecek?

Rüşveti görmeyerek adeta meşrulaştıran bir siyasal anlayış var. Bir ülke düşünün İçişleri Bakanı var televizyonlara çıkıyor bir siyasetçiye her ay 10 bin dolar para verildiğini söylüyor. Saraydan ses çıkmıyor, beslemelerinden ses çıkmıyor, AK Parti grubundan ses çıkmıyor, MHP grubundan ses çıkmıyor. Yolsuzluğun bu kadar meşrulaştığı bir düzeni hiç yaşamadık.

Buradan elektrik şirketlerine de iki sözüm var. Zam hazırlığı yapıyorlar. Onları uyarmak benim ve bizim ortak görevimizdir. Milletin sırtına çökmeye çalışırsanız, elektriğe zam yapmaya kalkarsanız söylüyorum bunun bedelini ödeyeceksiniz. Emekli aldığı aylık 1500 lira, 2000 lira. 250 lira elektrik faturası geliyor. Sizde vicdan yok mu bu adam nasıl ödeyecek? Daha bu elektrik, daha pazara gitmedi. Eğer zaman yaparlarsa gerekirse kademeli olarak tüketimi durdurmaya çağıracağız halkımızı. Bunun mücadelesini vereceğiz. Yapmaya kalkarlarsa yarın iktidar olduğumuzda bunun hesabını kesinlikle soracağız. Halktan yana tavır alacağız, milletten yana tavır alacağız ve bunun hesabını soracağız. Oturursun kafana göre zam yaparsın. Kim ödeyecek onu? En pahalı elektriği kullanıyoruz. Sadece evde oturanlar değil, kuyudan su çekip tarlasını sulayan vatandaş içinde aynı dert var. O elektrik düğmesine bastıkları zaman beş çeşit vergi ödüyor vatandaş. O nedenle elektrik dağıtım şirketlerinin dikkatli adım atması lazım.

“Bu tabloyu değiştireceğiz”

Aynı zamanda çiftçi kardeşlerimiz içinde tarlasını ekiyor, suluyor, ekini satmamış elektrik faturası geliyor öde diye. Ürününü satmadı ki bu adam. Bu tabloyu da değiştireceğiz. Onlar bilsinler, ürünü elde edip hasadı sattıktan sonra elektrik faturasını ödeyeceğiz ve asla faiz çalışmayacak. Bunu da söylüyorum. Açık ve net; ya bu milletin, ya bu halkın yanında yer alırsınız ya da bizi karşınıza alırsınız. Bunu gayet açık, gayet net söylüyorum. Derdin varsa derdini bana değil, halka değil, millete değil, derdin varsa gideceksin saraya anlatacaksın derdini. Senin sorununu çözecek olan saraydır. Oradaki şürekâdır.

Tarihin bize yüklediği bir sorunluluk var dedim. Çok ağır bir sorumluluğu devralmaya hazır olduğumuzu da söyledim. Türk lirasının dikiş tutmadığı, binlerce çocuğun yatağa aç girdiği, iki Trakya büyüklüğünde alanın artık ekilmediği, çiftçinin perişan olduğu, elektrik borcunu ödemek için kendilerine uygulanan hacizleri veya traktörüne haciz uygulanıp traktörü haczedilip kamyona bindirip gönderilmeleri. Bu tablo ağır bir tablo. Bu ağır tabloyu devralmaya hazırız. Büyük kentlerin varoşlarında yaşayan, kaderine terk edilmiş aç ve yoksul yüzbinler var.

Emeklilerin aldıkları aylıklardan, haklarını arayan memurlara kadar herkesin sorumluluğunu alacağız. Emekli kardeşlerim unutmasınlar iki maaş ikramiyeyi söke söke aldık ama şimdi öyle bir düzen getirmişler ki, ne kadar çok prim ödüyorsanız o kadar az emekli aylığı alıyorsunuz. Dünyada olmayan bir garabetle karşı karşıyayız. Bu sorumluluğu da alıyoruz. Kim ne kadar çok prim öderse o kadar yüksek emekli aylığı alacak. Düzenin ne kadar ters işlediğini, ne kadar yanlış çalıştığını kendi aylıklarınızdan öğrenebilirsiniz. Üniversiteyi kazanıp yatacak yer bulamayan gençlerimizin de vebalini üstlenmeye hazırız. Onlarında yerini, yurdunu yapacağız. Bir yıl içinde yapacağız sözünü verdik.

“Allah’ın izniyle, milletin takdiriyle iktidar görünüyor”

Sıradan bir iktidar değişimi olmayacak bu değişim. Bu değişim devasa bir sorumluluğu omuzlarına alıp Türkiye’yi aydınlığa çıkarmak için mücadele etmek demektir. Bu sorumluluğun anlamı budur. Ağır bir sorumluluğu üstlenmeye hazırız. Neden? Aklımızla sorunları çözeceğiz, birikimimizle çözeceğiz. Yolsuzluklarla mücadele ederek çözeceğiz. Ahlaki temelleri güçlendirerek çözeceğiz bu sorunları. Devletin hazinesine hiç kimsenin el uzatmasına izin vermeyeceğiz. Kul hakkı yiyenlerin burnundan hep beraber fitil fitil getireceğiz.

Allah’ın izniyle, milletin takdiriyle iktidar görünüyor. Bunları anlatmamın nedeni şu; iktidara geldiğimizde her birimize düşen sorumluluklar var. Her birimiz sorumluluğumuzun bilincinde olmak zorundayız. Sorumlulukla, o bilinçle hareket etmek zorundayız… Evet ilk seçimde inşallah iktidarız ve beraber bu mücadeleyi yapacağız.

Paylaşın

Erdoğan’ın ‘Yeni Anayasa’ Çağrısına Kılıçdaroğlu’ndan Yanıt

Erdoğan’ın TBMM Genel Kurulu’ndaki açılış konuşmasında ‘yeni anayasa’ya ilişkin yaptığı açıklamayı değerlendiren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Kendisine ve büyük bir olasılıkla MHP’ye yaptığı çağrı” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM’de 27. Dönem 5. Yasama Yılı açılışının ardından gazetecilere değerlendirmelerde bulundu.

“Kendisine ve büyük bir olasılıkla MHP’ye yaptığı çağrı”

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, TBMM Genel Kurulundaki açılış konuşmasında ‘yeni anayasa’ konusundaki açıklamasına ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Kendisine ve büyük bir olasılıkla MHP’ye yaptığı çağrı” ifadelerini kullandı.

Gazetecilerin, “Sizin de bir çalışmanız olacak mı?” sorusunu Kılıçdaroğlu, “Elbette olacak, var. Güçlendirilmiş parlamenter sistem için ittifak olarak çalışıyoruz zaten. İttifakın bütün bileşenleri çalışıyor” şeklinde yanıt verdi.

“2023 hediyesi olacak”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Genel Kurulu’nun açılışında yaptığı konuşmada ‘yeni anayasa’ya ilişkin şu açıklamada bulunmuştu;

”Yeni anayasa teklifimizin de Meclis’imiz tarafından başarıyla hayata geçirileceğini ümit ediyorum. Meclisimizin tamamının uzlaşmasıyla hazırlanacak bir yeni anayasa milletimize vereceğimiz en güzel 2023 hediyesi olacaktır. Partiler yeni anayasa tekliflerini paylaşmalı.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Bu Düzeni Değiştirmek Bizim Elimizde

İstanbul’da CHP’li Belediyeler Tarımsal Kalkınma Zirvesi’nde konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, konuşmasında, hep beraber bu düzeni değiştireceğiz vurgusu yaparak, “Yapmamız gereken, var olan düzeni değiştirmektir. Bu düzeni değiştirmek için de işçisi, çiftçisi, emeklisi, taşeron işçisi, hepimizin bir araya gelmesi lazım ve bu düzeni değiştirmesi lazım” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Konuşmasının devamında “Düzeni kimden yana değiştireceğiz? Halktan yana, üretenden yana, alın terinden yana, çalışandan yana değiştireceğiz. Havadan malı götürenlerden yana var olan düzeni değiştirmek bizim elimizde. Eğer varsanız, biz hazırız. Hep beraber bu düzeni değiştireceğiz.” diyen Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkan bölüler şöyle;

“Değiştirirken nasıl değiştireceğiz? Anayasada hüküm var, anayasa bunun kurallarını koymuş. O kurallara göre değiştireceğiz. Temel kurallar bunlar. Nedir bu temel kurallar? Anayasa madde 166, ‘Özellikle sanayinin ve tarımın yurt düzeyinde dengeli ve uyumlu biçimde hızla gelişmesini, ülke kaynaklarının verimli şekilde kullanılmasını planlamak devletin temel görevidir’ diyor.

Kim yapacak bunu? Siyasi iktidar yapacak. Yapılıyor mu? Yapılmıyor. Yapılsaydı zaten tarım bu hale gelmezdi. İktidara geldiklerinde uygulayacakları tarım politikalarını anlatan Kılıçdaroğlu, açıklamalarına şöyle devam etti:

Planlama, sıradan ele alınacak bir konu değildir. Planlamanın özü şudur: Herkes üretecek ama kimse zarar etmeyecek. Herkes kazanacak, Türkiye de kazanacak. Bunu yaptığınız zaman planlama amacına ulaşmış olur. Planlamadaki amaç şudur: Bir; çiftçi bir yıl önceden ne ekeceğini bilecek. İki; o ürünü kaça satacağını bilecek.

Üç; sattığı üründen zarar etmeyeceğini bilecek. Dört; tüketici de evine ucuz ürün götürecek. Planlamanın özü budur. Bunu yapacağız. Bunu yaptığımız zaman fiyatlarda istikrar olur, politika olur, sağlıklı bir zemin yaratmış oluruz. Taban fiyatın özü de şudur: Ekiyorsunuz, gübre kullanıyorsunuz; gübreyi, elektriği, tohumu, her şeyi alıyorsunuz, bir maliyet oluşuyor işçilikle beraber.

Maliyetin üzerine makul bir kar koyacaksınız, bunun adı taban fiyat olacak. Çiftçi bu fiyattan satıyorsa eyvallah Daha yükseğe satıyorsa eyvallah… İstediğine satabilir. Ama çiftçi, belirlenen taban fiyatın altında bir satışa zorlanmayacak. Dolayısıyla çiftçi, ektiği ürünün karşılığını, alın terinin karşılığını makul bir karla almış olacak. İşin garantisi böyle olacak.

“Hep beraber batıyoruz”

Planlama olmayınca ne oluyor? Bakıyoruz, bu sene patates iyi fiyat yaptı, hep beraber patates ekiyoruz. Ertesi yıl hep beraber batıyoruz… Veya soğan çok iyi, hep beraber soğan ekiyoruz, bir bakıyoruz ki herkes soğan ekmiş, ondan sonra hep beraber iflas ediyoruz. Kim soğan ekecek, ne kadar ekecek, kim patates ekecek, ne kadar ekecek ve ne kadar gelir elde edecek, bütün bunlar planlandığı zaman sorun kendiliğinden büyük ölçüde çözülmüş olacak.

Şimdi gıda fiyatlarında artış var, polisiye tedbirlerle bu işi çözmeye çalışıyorlar. * Türkiye’de herkesin şunu çok iyi bilmesi lazım: Fiyatları polisiye tedbirlerle indirmeye kalkarsanız, o ülkede otoriter rejim vardır. Baskıyla bu işin içinden çıkamazsınız. Fiyatların düşmesi, makul seviyeye gelmesi ve ülkede fiyatlarda istikrarın olmasının tek yolu akılcı politikalardır. Aklı kullanmayıp da copu kullanırsanız devleti yönetemezsiniz.

İnşallah iktidar olacağız. Bütün bu çalışmalar aslında dersimize ne kadar iyi çalıştığımızı gösteriyor. Her santimini, her olayı, gübresinden tutun elektriğe kadar neyin ne olması gerektiğini biliyoruz. Bütün veriler elimizde var. Sadece Türkiye’nin değil, dünyanın bütün verileri elimizde var.

Demek ki dersimize çalışıyoruz. Bunun uygulamalarını yerel yönetimlerde yapıyoruz. Bütün belediye başkanlarımız olağanüstü başarıların altına imza atıyorlar. İlk bir haftada yapacağımız iş; çiftçinin ister bankalardan, ister tarım kredi kooperatifinden aldıkları kredilerin faizlerini sileceğiz. Bitti. Faiz yok. Ana parayı da makul şekilde alacağız. İki; hiçbir çiftçinin üretim araçları asla ve asla, borcu ne olursa olsun haczedilmeyecek.

Yüreğimi yakan şu fotoğraf var: Çiftçi haczedilen ve kamyona yüklenen traktörünü arkadan seyrediyor… Bu büyük bir insanlık dramıdır. Elinden traktörü aldın, ya bu adam ne ekecek? Ekecek, üretecek ki borcunu ödesin. Eğer copla bir şeyi yönetmeye kalkıyorsanız, başarılı olamazsınız. Aklı kullanmanız lazım.

Gayet güzel bir planlama yapacağız. Çiftçi bir yıl önceden neyi ve ne kadar ekeceğini bilecek. * Kaçtan satacağını da bilecek. Bütün maliyetleri çıkaracağız, üstüne makul bir kar koyacağız, diyeceğiz ki, ‘Kardeşim senin ürününü devlet olarak biz şu taban fiyatıyla garanti ediyoruz.’ Bir yıl önceden bileceksin. Eğer bunun üstünde alıcı bulunursa satabilirsin.

Alıcı bulamıyorsan devlet tamamını, taahhüt ettiği fiyattan alacak. Çiftçi zarar etmeyecek. Çitçinin zarar etmesi, Türkiye’nin zarar etmesi demektir. Bunu sağlayacağız. Tarım Kanunu’nun 21. Maddesi’ndeki yüzde 1 oranı… Yüzde 1 oranını bütçeye koyacağız ama bu bütçeyi yaparken çiftçi birliklerini mutlaka davet edeceğiz.

“TARSİM’i yeniden yapılandıracağız”

Gelecek o yüzde 1’i görecek ve yüzde 1’in nerelere, ne kadar harcandığını da ayrıca denetleyecekler. Hükümet olarak biz denetime açık olacağız. Çiftçinin denetimine, onların temsilcilerinin denetimine açık olacağız. Denetimden korkmayacağız. Çünkü verdiğimiz sözü nasıl yerine getirdiğimizi çiftçi de görmüş olacak.

Bazen doğal olayları oluyor; sel, don, hayvancılıkta hastalıklar oluyor, hayvanlar telef oluyor. O zaman araya sigorta giriyor, TARSİM giriyor. Bazen öngöremediğimiz olaylar olduğu zaman devlette zor duruma düşmesin, bütçe de zor duruma düşmesin diye araya TARSİM giriyor. TARSİM’i de yeniden yapılandıracağız ve çiftçi dostu bir kurum haline getireceğiz. Yönetiminde mutlaka çiftçiler olacak. TARSİM’in yönetiminde çiftçi yoksa oranın denetlenmesi mümkün değil.

Yata mazotu hangi fiyattan veriyorsak, çiftçinin traktörüne de mazotu aynı fiyattan vereceğiz. Öbürü tatile gidiyor, eğleniyor vesaire, çiftçi de tarlaya gidiyor, ekiyor, biçiyor. ÖTV’yi kaldıracağız. Bu konuda da kararlıyız, gereğini yapacağız.

Hayvancılık yapılan yerlerde, kırsalda, her bölgeye, her ilçeye mutlaka veteriner görevlendireceğiz. Köyler varsa köylerde veteriner görevlendireceğiz. Eğer hayvancılık dışında tarım yapılıyorsa mutlaka ziraat mühendisi, ziraat teknisyeni olacak.

“İktidarımızda bütün bu sorunlar çözülecek”

Köylerimizde nasıl imamlar onurlarıyla, şerefleriyle görev yapıyorlarsa aynı köylerde ziraat mühendisleri, ziraat teknisyenleri, veterinerler de olacak. Çiftçiye her türlü desteği verecekler. Gübreler çok pahalı, dışarıdan geliyor vesaire… Ne yaparlarsa yapsınlar, çiftçi ucuz gübreyi ve mazotu mutlaka alacak. Ucuz gübreyi alması için eğer gerekiyorsa doğrudan doğruya fabrikayı devlet olarak biz kuracağız ve çiftçiye ucuz gübreyi vereceğiz.

Tarımda kooperatifleşmeyi sağlayacağız. Birlikte olmayı, birlikte çalışmayı sağlayacağız. Mevsimlik işçilerin de çok insani koşullarda çalışmalarının altyapısını hazırlayacağız.

Kara toprağa değer vereceğiz ki o toprak sizin emekleriniz ve alın terinizle bizleri doyurabilsin. Biz buna hazırız, çiftçi kardeşlerimiz de hazır olsunlar. Hiç meraklanmasınlar, az kaldı, sabretsinler. İktidarımızda bütün bu sorunlar çözülecek. Tereyağından kıl çeker gibi tamamını çözeceğiz. Dostlarımızla beraber çözeceğiz. Aklımızla, mantığımızla, bilgimizle, birikimimizle çözeceğiz. Bundan herkesin emin olmasını isterim.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan ‘3600 Ek Gösterge’ Açıklaması

Sosyal medya hesabı üzerinden memurların 3600 ek gösterge konusuna ilişkin açıklama yapan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Aylardır yüksek sesle söylüyoruz, sonuna kadar da peşini bırakmayacağız! Erdoğan, sen yapmazsan biz yapacağız” dedi.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabı üzerinden memurların 3600 ek gösterge konusuna ilişkin açıklama yaptı.

Kılıçdaroğlu, açıklamasında, “Milyonlarca öğretmen, sağlık çalışanı, polis, din görevlisi ve infaz koruma memuru kardeşimiz tam 39 aydır Saray’ın verdiği sözü tutmasını bekliyor. Aylardır yüksek sesle söylüyoruz, sonuna kadar da peşini bırakmayacağız! Erdoğan, sen yapmazsan biz yapacağız” ifadelerini kullandı.

“Doların ateşi dinmiyor. Sen yaptın bunları Erdoğan”

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu’nun (PPK) faiz indirme kararı sonrası yükselişe geçen dolara ilişkinde bir açıklama yapan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, açıklamasında, “Doların ateşi dinmiyor. Sen yaptın bunları Erdoğan, hem de bile bile! Perişan ettiğin bu milletin yüzüne nasıl bakıyorsun? Ayrıca bir bürokrat göz göre göre bu saçmalıkları nasıl uyguladı, aklım almıyor benim. Çocuklar aç giriyor yatağa bu ülkede, zerre vicdanınız kalmadı sizin!” dedi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a Seçim Çağrısı: Sandığı Getir

Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından Erdoğan’a yüklenerek, “Halkımız artık gerçekleri görüyor, sen de sandıkta göreceksin. Seninle birlikte, yıllardır oluşturduğun algıları da tarihe gömeceğiz! Bu onurlu ülkeyi daha fazla aşağılamadan, getir sandığı Erdoğan” ifadelerini kullandı. 

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir ABD televizyonuna verdiği röportajı eleştiren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ”Çıkıp Amerikan medyasında, ABD’ye güzellemeler yapıyorsun, ülkemizi aşağılamaktan hiç utanmıyorsun! Verdiğin röportajda ‘Amerika bir Türkiye değil, çok güçlü bir ülke’ demişsin, bu nasıl bir laftır Erdoğan” dedi.

Kılıçdaroğlu ayrıca ”Ama aldın ödülünü, Biden G20’de seni birkaç dakika kabul edecekmiş. Halkımız artık gerçekleri görüyor, sen de sandıkta göreceksin. Seninle birlikte, yıllardır oluşturduğun algıları da tarihe gömeceğiz! Bu onurlu ülkeyi daha fazla aşağılamadan, getir sandığı Erdoğan” ifadelerini kullandı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun paylaşımları şöyle:

Paylaşın

“Merkez Bankası’nın Rezervi Eksi 40 Milyar Dolar”

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Bilecik’te yaptığı konuşmada, iktidara ekonomi üzerinden eleştiriler yönelterek, “Merkez Bankası’nın rezervi eksi 40 milyar dolar. Sorduk 128 milyar doları kime sattınız, bunu cevabı halen yok. Efendim para var Merkez Bankası’nda. Doğru var, o para Merkez Bankası’nın değil ki borç para. Hala bunu satmaya çalışıyorlar, para var diye. Bunu bütün dünya biliyor” dedi.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Bilecik’te Bozüyük Belediyesi’ni ziyaret ettikten sonra, kanaat önderleri, STK temsilcileri ve muhtarlarla bir araya geldi. Kılıçdaroğlu, burada yaptığı konuşmada, iktidara sert eleştiriler yöneltti. Kılıçdaroğlu’nun yaptığı konuşmadaa öne çıkan bölümler şöyle;

“Ülkenin dünya kadar sorunu var. Siz de yaşıyorsunuz sorunları, biz de. Sorunları çözmek için bir araya gelip konuşmamız lazım. Bir şeyler yapmamız lazım. Demokratik yollarla bir şeyler yapmamız lazım. Sandık gelecek tercihlerimizi yaşadığımız sorunları kim aşabilir o çerçevede oyumuzu kullanmak zorundayız. Demokrasi değerli bir kavramdır, kavram olma ötesinde yaşam tarzıdır. Bir devleti ayakta tutan saygın kılan, can ve mal güvenliğini sağlayan, vatandaşlar haksızlığa uğradıkları zaman adaleti gerçekleştiren sistemin adıdır demokrasi.

“Devlet bakidir. Siyasi partiler bugün var, yarın yoktur”

Demokraside en önemli olay belli aralıklarla gidip sandığa oy kullanmamızdır. Demokrasi salt seçim değildir. Seçimle beraber iktidara gelen siyasi partinin devlet olmaması demektir. Devlet ayrı siyasi partiler ayrıdır. Siyasi partiler devleti yönetmek üzere görevlendirilmiş kurumdur… Devlet bakidir. Siyasi partiler bugün var, yarın yoktur. Bugün yönetir, yarın yönetmez. Mihenk taşı halkın kendisidir.

Devleti nasıl yöneteceğiz? Hangi parti iktidar olursa olsun, eğer demokrasiyi savunuyorsak, ülkenin adaletle yönetilmesi lazım. Adaletle yönetilmeyen ülkenin sonu felaket olur, çürüme başlar… Kimse önünü göremez, yarın ne olacak diye. Kanaat önderleri ile toplantı yapmamın temel nedeni budur. Ülkenin iyi gitmediğin siz de ben de görüyorum.

Sorunları nasıl aşacağız. Bir, herkesin can ve mal güvenliğinin sağlandığı, demokrasi kurum ve kurallarının işlediği, hakimlerin tarafsız olduğu, vicdani kanaatine göre karar verdiği bir düzeni inşa etmeliyiz. Hâkimi bir siyasi partinin genel başkanı tayin edemez. Ben dahi olsam yetkili yerde bir partinin genel başkanı olarak hâkim tayin edersem, benimle aynı görüşte olmayan kişi o hâkime asla güvenemez. Bugüne kadar siyasi parti genel başkanları hâkim tayin etmezlerdi, şimdi tayin ediyorlar.

“Cumhuriyet tarihinde böyle bir tablo çıktı mı ortaya?”

Şimdi geldiğimiz tabloya bakalım. Bekliyoruz dışarıdan para gelecek mi?’ diye. Kim bu hale soktu. Konuşuyoruz ‘Acaba Biden benimle görüşecek mi? Görüşmezse mahvolacağım’ diye. ‘Bari yüz yüze değil telefonla mı görüşsek’ diye. Cumhuriyet tarihinde böyle bir tablo çıktı mı ortaya? Biz bütün komşularımızla barış içindeydik. Nedir bu halimiz? Neden bu hale geldik.

Ne oldu bizim Türk lirasına. Son iki haftada Türk lirası değer kaybediyor, dolar ve Euro’da ciddi artış var. Son iki haftanın bilançosu. Bankada dövizi bulunan vatandaşlar 261 milyar dolar para var bankalarda. Vatandaş güvenmiyor. İki haftada bankada dolarları olanlar iki haftada 151 milyar lira para kazandılar, oturdukları yerden. Kim ödüyor bunu sizler ödüyorsunuz. Köylü, çiftçi, işçiler ödüyor. Hepimiz iki haftada 151 milyar lira para ödeyeceğiz. Türk lirasının bu kadar değersiz olduğu hiç aklınıza gelir miydi?

“Hani sen yerli ve milliydin kardeşim”

Devleti dolar üzerinden borçlandırıyorsun. Geçiş dolarla, ister köprü, ister tünel, ister yol. Kim ödüyor bunları. Sizler ödüyorsunuz, hep beraber ödüyoruz. Dolarla bu işi yapanlar, yaptıranlar şikayet ederler mi? Asla. Türk Lirası karşısında doların değeri yükseldikçe bunları işi iştir. 100 alırken 150 alacak. Onların da tuzu kuru. Devletin bütün ihalelerini vermişsin. Müteahhit Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, çalışanları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı. Sen işi niye dolarlar veriyorsun? Hani sen yerli ve milliydin kardeşim.

Özel sektör yatırım yapıyor. Yapsın savunuruz. Daha iyi yatırım yapsınlar, istihdam yapsınlar. Onların da borcu var. 101 milyar lira son iki haftada onların da borcu arttı. Son iki haftada Türkiye Cumhuriyeti Devletine gelen mali yük. Rakam çok yüksek, 151 milyar lira bir, 82 milyar lira bir, 82 milyar lira bir, döviz cinsi kullandıkları için 11 milyar lira bir. Son iki haftada ek maliyet. Razı olsanız da olmasanız da bu parayı ödeyeceksiniz. Beraber, birlikte ödeyeceğiz. Yüklendiğimiz maliyet bu. Geçinemiyorum, geçinemeyecek tabi.

Kimden alacaksın, vatandaştan alacaksın, zam yapacaksın. Gübre, mazot, ilaç, otoyollara zam geldi. Her şeye zam geldi. Allah aşkına düşünün, bu zamları yapan Bay Kemal mi? Kim yaptı bu zamları, yoksa dış güçler mi? Neden pahalıya satıyorsun? Gönderdim denetim elamanlarını denetleyecekler. Zamları sen yaptın ya. Gübreye yaptıkları zamların farkındalar mı? Fatura kime çıkıyor, vatandaşa çıkıyor.

Esnaf şunu söylüyor, malı alıyorum, satıyorum, aynı malı aynı miktarda alamıyorum. Haftada bir etiketler değişiyor. Onlara göre kabahat vatandaşta, sanki o yapmadı zammı, başkaları yaptı.

Siyasete girdiğim gün kendi mal varlığımı kendi siteme koydum. Karımın yüzüğü dahil. Hala şimdide CHP’nin internet sitesinde benim mal varlığım var. 2002’den beri siyasetin içindeyim, siyasete girip de bir adam zenginleşiyorsa malı götürüyordur. Siyasette zenginleşmek mümkün değildir. Aldığımız maaş da iyidir, elaleme muhtaç olmuyorsun.

“Merkez Bankası’nın rezervi eksi 40 milyar dolar”

Merkez Bankası’nın rezervi eksi 40 milyar dolar. Sorduk 128 milyar doları kime sattınız, bunu cevabı halen yok. Efendim para var Merkez Bankası’nda. Doğru var, o para Merkez Bankası’nın değil ki borç para. Hala bunu satmaya çalışıyorlar, para var diye. Bunu bütün dünya biliyor.

Son günlerde en çok tartışılan konu, yurt konusu. Ben söylemiyorum, Kredi Yurtlar Kurumu’nun rakamlarını veriyorum. Yurt sayısı 773, kapasitesi 695 bin 834. 695 bin 834 öğrencimiz bu yurtlarda kalabilir. Örgün eğitimdeki öğrenci sayımız 3 milyon 801 bin 294. 19 yılda yurt sorununu neden çözmediniz. Niye yapmadılar yurdu, hangi gerekçeyle? Evlatlarımız üniversiteyi kazandığında sevinmiyor muyuz? Ne için yapmadılar? Yurt binası yapmak çok mu pahalı?

Demokrasiyi güçlendirmenin en önemli ayağı muhtarlık kurumunu güçlendirmektir, muhtarlık kurumu güçlenirse demokrasi de güçlenir.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Gençlerimiz, Umudu Dışarı Bağlıyorlar

İzmir’de düzenlene Fütürizm Çalıştayı’nda konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, gençlerin iş bulamadıkları için yurtdışına gitmeye çalışmalarına ilişkin, “Gençlerimiz, kendi alanlarıyla ilgili sağlıklı bir çalışma ortamı bulamadıkları için umudu dışarı bağlıyorlar. En büyük kaybımız, yüksek yetenekli insanlarımızın geleceklerini dışarıda aramalarıdır” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu, konuşmasında Nazım Hikmet’ten de dizeler okudu; “‘Bugün Pazar. Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar. Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak, bu kadar mavi olduğunu gördüm, bu kadar geniş olduğuna şaşarak kımıldamadan durdum’

Konuşmasında, “Çocuklarımızın merak duygusunu sağlayamazsak yüksek eğitim inşasını sağlayamayız. O nedenle eğitimcilere, üniversitelere çok ama çok ihtiyacımız var.” ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu’nun Fütürizm Çalıştayı’nda yaptığı açıklamaları şöyle;

“12 Eylül, 15 Temmuz sonrası pek çok bilim insanının üniversite dışında bırakılması, KHK’lar ile görevlerine son verilmesi gerçekten çok büyük bir kayıp. Üniversite bilgi üretecek ki üretilen bilgiyi sanayici elle tutulur bir metaya dönüştürebilsin. Eğer üniversite bilgi üretemezse sizin büyüme şansınız yoktur. Üniversiteler gerçekten üniversite mi, bunu hep birlikte sorgulamamız lazım. En başta bu sorgulamayı yapacak olan, siyaset kurumudur.

“En büyük kaybımız, yüksek yetenekli insanlarımızın geleceklerini dışarıda aramalarıdır”

‘İnsanoğlu tekerleği 1 milyon yılda keşfetti’ diyorlar. 21. yüzyıldayız. Her saniyede birden fazla buluş var. Biz, kendi ülkemizde yüksek yetenek inşasını sağlayamazsak hızlı ve sağlıklı büyüme şansımızı kaybederiz. Yüksek yetenek inşası deyimini bir kurultayda konuşmuştum. Özü şu: Bir ülkenin nüfusunun ortalama yüzde ikisi, zeki insanlardan oluşuyor ve bu insanlar, toplumu sürükleyen yeni buluşlara imza atan insanlar. Bu insanlara yeni olanaklar sağlanması ve karşılaştıkları sorunların çözülmesi lazım. İngiltere’de buharla çalışan motorun keşfi, yüksek yetenek inşasını sağlayan bir ülkenin başarısıdır. Bütün sömürgelerden en yetenekli insanlar gelmiştir oraya. Bugün yüksek yetenek inşası konusunda en büyük çabayı gösteren ülke ABD’dir. Dünyanın her tarafından en yetenekli insanları ülkede topluyor. Gençlerimiz, kendi alanlarıyla ilgili sağlıklı bir çalışma ortamı bulamadıkları için umudu dışarı bağlıyorlar. En büyük kaybımız, yüksek yetenekli insanlarımızın geleceklerini dışarıda aramalarıdır.

Nazım Hikmet’ten dizeler

Nazım’ın bir şiiri vardı, aklımda kaldı. ‘Bugün Pazar. Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar. Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak, bu kadar mavi olduğunu gördüm, bu kadar geniş olduğuna şaşarak kımıldamadan durdum’ diyor. Çocuklarımızın merak duygusunu sağlayamazsak yüksek eğitim inşasını sağlayamayız. O nedenle eğitimcilere, üniversitelere çok ama çok ihtiyacımız var.”

Paylaşın