Kılıçdaroğlu: Cumhurbaşkanı Adayına 6’lı Masa Karar Verecek

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayına 6’lı masanın karar vereceğini belirterek, son toplantıda kimin aday olacağı konusunun gündeme gelmediğini bildirdi. Kılıçdaroğlu, “Biz Cumhurbaşkanımızın niteliklerini belirledik sadece.” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş’ın cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağı konusunda ise Kılıçdaroğlu, 6’lı masa toplantısında belediye başkanlarının cumhurbaşkanı adaylığına ilişkin herhangi bir konunun gündeme gelmediğini söyledi.

Bazı CHP yöneticilerinin kendisini aday olarak görmek istediklerine ilişkin açıklamalarına ise Kılıçdaroğlu, “CHP yöneticileri kendi genel başkanlarının cumhurbaşkanı adayı olmasını isterler. Ancak temenniden öteye geçmez, çünkü adayı liderler belirleyecek.” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bazı programlara katılmak üzere gittiği Konya’da TV42’de yayınlanan ‘Sümen Altı’ programına konuk oldu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

“Bir Konyalının sofrasına oturmadık, derdin nedir arkadaş demedik. Oturduk Ankara’da nutuklar çektik, biz doğruyu söylemek zorundayız. Oy alamıyorsak oturup sorunu kendimizde aramamız lazım. Konyalı da ne arayacaksın? Konyalı bildiğimiz Konyalı. Çalışıyor, üretiyor, kazanıyor. Bakıyor kim kendisi ile daha fazla ilişki kuruyorsa, dertlerini daha fazla dinliyorsa oraya meylediyor. Oyunu oraya veriyor. Konya’ya daha fazla gelmeliyiz, daha fazla konuşmalıyız, Konya büyük bir yer.

AKP Konya’yı çantada keklik görüyor. Ben bir şey yapmasam da Konyalı bana oy veriyor diyor. Mavi tünel hikayesi bunun tipik bir örneği. Bakıldığı zaman bunu görüyorsunuz zaten. Dolayısıyla ‘Konya benim yerimdir, benim bölgemdir, benim burada horozum ötüyor, Konya bana ne olursa bana oy verir’ diyor.

Hangi milletvekili kalktı da parlamentoda, AKP’li Milletvekili Konya’nın sorunlarını dile getirdi. Devlette liyakat kaldı mı? Devlette adalet kaldı mı, Konyalı bunu görmüyor mu? Görüyor Konyalı, hakkın hukukun kişilerin elinden nasıl alındığını Konyalı görüyor. Haksızlığı görüyor, KPSS sınavında büyük başarı elde eden kişilerin sözlü sınavlarından nasıl elendiğini görüyor. Konyalı da vicdan yok mu? Vicdan sahibi Konyalı, bu kadar haksızlık olmaz diyor. Bu kadar zulüm olmaz diyor. Artık zulüm noktasına gelmiş bir vaziyette. Kimse Konyalıyı kendi arka bahçesi görmesin. Başta Ak Partililere söylüyorum. Kimse Konya’yı ve Konyalıyı bizim arka bahçemizdir diye görmesin. Konyalı devletine sahip, milletine sahip, devletine ve milletine saygı gösteren bir ilimizdir. Bu ilde yaşayan insanlar da huzur içinde yaşamak isterler. Türkiye’de huzur olursa Konya’da da huzur olur. Sanayici önünü göremiyorsa, esnaf sattığı malın yerine yenisini alamıyorsa gidip hala ak partiye mi oy verecek? Durumu yerinde olan, bu düzenden yararlanan gidip oyunu verebilir.

‘Savaşta mıyız?’

Önce fiyat istikrarını sağlayacaksınız, buğdayın fiyatını kimse bilmiyor. Bakın hasada başlandı güneydoğuda taban fiyat açıklanmadı. Elin oğlu fiyat istikrarını sağlıyor da biz mi sağlamayacağız. Rusya ile Ukrayna savaş halinde, bakın onların enflasyonuna kaç birisini de yüzde 9 birisinde yüzde 17; bizde kaç, yüzde 157. Savaşta mıyız? Yok, nasıl oluyor bizde bu? Yönetilmiyor Türkiye. Adalet ile yönetilmiyor, ahlak, bilgi birikimle yönetilmiyor. Erdem ile, liyakat ile yönetilmiyor Türkiye. Türkiye’yi bir adama teslim etmişiz.

Seçimden sonra Türkiye hemen düzelir mi?

Belli bir zaman dilimine ihtiyacımız var, ben desem ki iktidar değişti, düğmeye bastık her şey iyi oldu. İşsizlik sorunu var, belirli bir zaman içinde işsizlik sorununu çözebilirsiniz. Fiyat istikrarı belli bir zaman dilimi içinde çözebilirsiniz, üretimde arzu ettiğiniz hedefleri gerçekleşmesi bir zaman içerisinde olacak. Devlette liyakatin sağlanması belli bir zaman dilimi içinde olacak. Bazı şeyler bir ayda olur, bazıları var 6 ay da olur, bazılar var 1 ya da 1,5 yılda olur. Siz Merkez Bankası’nın başına o işin en iyi bilen, uluslararası piyasalarda güven sağlayan bir insanı getirirseniz herkes isteyecek ki merkez bankası fiyat istikrarını sağlamak konusunda üstüne düşen görevi yapacak. Çünkü, Merkez Bankası Kanunu’nun 4. Maddesi diyor ki, ‘Merkez Bankası’nın temel görevi fiyat istikrarını sağlamaktır’, peki bugünkü Merkez Bankası fiyat istikrarını sağlıyor mu? Hayır bağımsız değil, talimatla iş yapıyor. Oysa yasalara göre iş yapması lazım bu kurumun.

İş insanları çalıştıkları sürece, ürettikleri sürece istihdam yarattıkları sürece siyasi görüşü ne olursa olsun başımızın üstünde yeri var. Bu insan çalışıyor, bu insan emek harcıyor, bu insan istihdam yaratıyor. Bu insan ihracat yapıyor, bu insan ülkesine döviz getiriyor… Niye bunun düzenini bozacaksın? Ne kadar çok kazanırsa Türkiye kazanacak.

Şimdi bir israf genelgesi çıkartacaksınız. İki ya da bir tane uçak yeter. 11’ini satacaksınız. Şu anda bakanlıkların bazıları kirada. Devletin bakanlığı kirada olur mu? Orada çalışmıyorlar, birisi inşaat yapmış para kazansın diye bakanlığı, kamu kuruluşunu oraya taşıyorlar. Niye taşıyorsunuz? Bu israf neden? herkesin altında bilmem kaç tane araba var. Cumhuriyetin ilk yıllarında çıkan Taşıt Kanunu var. Kanun hala yürürlükte. Bunların tamamı israf.

İktidara gelirseniz, bugün oturduğunuz yerde oturur musunuz yoksa Beştepe’de mi oturacaksınız?

Benim saray merakım yok. Belki olursa bir uçak olur, onu anlarım. Deniyorsa ki, devletin başındaki kişi uçakla gitsin bir taneyle. Ben bunu anlarım ama 13 tane uçağı ne yapacaksınız? Onun bakım masrafı var. Onların sigortası var, onların masrafını bu ülkenin fakir fukarası ödüyor. Adaleti sağlayacaksınız, fakir fukaranın hakkını koruyacaksınız. İsraf neden yapıyorsunuz, israftan vazgeçeceksiniz. İsraf olmayacak. Ben devlette 27 buçuk yıl çalıştım biz şöyle yetiştik, bir kağıdın arkası boşsa yırtıp atmayız, arkasını da kullanırız. Maliye Bakanlığı’nda biz böyle yetiştik.

Devletin kurumları batmaz, Sosyal Sigortalar Kurumu da batmaz. Açığı var mı evet, bugün benim dönemimdeki açığın beş katı daha fazla var. O zaman kim batırdı diyeceğiz. Dünyadaki bütün sosyal güvenlik kurumları açık verirler ama şunu söyleyeyim size, benim genel müdürlük yaptığım dönemin tamamı bir müfettiş ordusu tarafından görevlendirildi ve incelendi. Bir kuruş bile bulmadılar, bulamadılar. Batırdılar diyorlar ama yolsuzluk yaptı diyemiyorlar mesela.

Kamuoyu önünde tartışabiliriz, çıksın karşıma tartışabiliriz. Şunu ifade edeyim, benim dönemimde kurumun pek çok alanda büyük başarıları vardır. Eşdeğer ilaç uygulamasını başlatan kişi benim o dönemde. Büyük tasarrufları imza atan benim dönenimde… Hepsinin hesabını da verdim, sadece orada da değil, TBMM Kit Komisyonunda bunların hesabını verdim. Bütün ihale dosyalarını getirip, Kit Komisyonunda bütün milletvekillerine veren tek genel müdürüm Türkiye Cumhuriyeti tarihinde.

‘Devletin Roboski ile helalleşmesi lazım’

Toplum olarak çok ayrıştık, etnik kimlik üzerinden, yaşam tarzı, inanç üzerinde ayrıştı. Kavga ediyoruz birbirimizle. Toplumun buradan çıkması lazım. Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana 100 yıl geçti ve bu yüzyıl içinde gücü elinde bulunduran pek çok yerde haksızlık da yaptı. Roboski mesela, orada öldürülen çocuklar… Devletin bunlarla helalleşmesi lazım. Tamam öldüreni geri getirmiyoruz ama, öldüren kimdi kardeşim? En azından ailelere demesi lazım ki, ‘biz bir haksızlık yaptık galiba, kusura bakmayın’ demesi lazım. Bir helalleşmesi lazım gücü elinde bulunduran kişinin.

Toplum olarak helalleşeceğiz diyoruz, CHP’nin kabahati yok mu? CHP’nin de kusuru var. CHP başörtüsünü bir numaralı sorun haline getirdi. Kardeşim sana ne başörtüsünden? İster başörtüsü takar ister takmaz. Bizim de onlarla helalleşmemiz lazım. Yanlış yaptık dememiz lazım, kusura bakmayın dememiz lazım. Yoksa, Roboski’yi vuran biz değiliz ama devletin o insanlarla oturup helalleşmesi lazım yani.

Bu ülkede bir başbakan asıldı değil mi? Rahmetli Adnan Menderes, şimdi ne yapıyoruz adını üniversiteye veriyoruz. Adını havalimanı, okullara veriyoruz. Bu aslında bir anlamda helalleşmedir. Bir şeyi yanlış yaptık, adını veriyoruz vs. Mısır’da darbe olduğu zaman ben oraya iki büyükelçi gönderdim, Osman Korutürk ve Faruk Loğoğlu’nu gönderdim. Dedim, ‘gidin, Mısır yönetimi ile konuşun, siyasi idamlar yapmasınlar; bizim tarihimize baktığınız zaman siyasi idamlar oldu. Siyasetçilerin isimlerini sağa sola veriyoruz, üniversitelere, parkalara, caddelere veriyoruz. Onlarla bir anlamda bir şey yaptık yanlış yaptık, helalleşiyoruz. Aynı tuzağa düşmeyin’ diye ben arkadaşlarımı gönderdim. Aslında bunu göndermesi gereken AK parti idi ama göndermediler.

Soru: Türkiye’de başörtüsü problemleri yaşandı, özellikle muhafazakar camia da ciddi tereddütlü, bu tarz problemlerin tekrar yaşanmasından korkuyor. Farzedelim Cumhurbaşkanı oldunuz Türkiye’de ne olacak, başörtüsünü yasaklayacak mısınız tekrardan? Veya camiler eskiye mi dönecek, ezan Türkçe mi okunacak?

Hayır efendim, hayır. Bizim belediye başkanlarına şunu söyledim. Bir, bizim insanımız nerede ibadet etmek istiyorsa orayı tertemiz yapacaksınız. Cami mi kilise mi, havra mı, cemevi mi? Gidip Allah’a ibadet edecek değil mi, tamam. Oraları tertemiz yapacaksınız. Bizim belediye başkanları şu anda bunu yapıyorlar zaten. İki, başörtüsü olayını tekrar gündeme getirmek kadar sakat bir şey olmaz. Biz helalleşelim derken, aynı kusuru tekrar ederseniz bu doğru olmaz. Akla ziyandır bu, böyle bir şey aklımızın bir ucundan dahi geçmez. Hatta ben bunun bir adım daha ötesine giderek söyleyeyim. İkna odalarında başörtülü kızların başına gelenleri biliyoruz. Onlarla da oturup helalleşmemiz lazım.

Bakın bizim gençlik kolları genel başkanımız Konyalıdır. Kız kardeşi başörtüsü mağdurudur. Dolayısıyla, eskiyi bir tarafa bırakmamız lazım; yanlıştan ders çıkarmamız lazım. Doğruya yönelmemiz lazım. İşin özü budur. Yoksa ortalığı niye karıştıralım? Hiç kimsenin inancını benim sorgulamaya hakkım yok. O yetki peygambere bile verilmemiştir. Kimin inançlı inançsız olduğunu bir tek yüce yaradan bilir. O alana bizim bir şey söylememiz mümkün ve doğru değil; ahlaki ve vicdani de değil. Kim nerede ibadet yapmak istiyorsa orayı tertemiz yapacağız.

Kuran kurslarının, hocalarının ihtiyaçları varsa bizim belediyelerde karşılar ihtiyaçlarını. O konuda hiç kimsenin tereddüttü yok. Dolayısıyla, belli çevrelere CHP’yi farklı algılattılar ama gerçek öyle değil.

‘Bürokratlara yaptığı çağrı’

Ben bürokratlara şunu diyorum, bu milletin ödediği vergiyi yerli yerinde kanuna göre harca kardeşim. Birisinin cebine para aktarmak için imza atmayın. Kul hakkı yemeyin diyorum. Kul hakkı yemeyenlerin başımın üstünde yeri var; hangi görüşten olursa olsun, hangi kimlikten olursa olsun. Devlete hizmet eden kişi, vatanına hizmet ediyordur. Cebine hizmet eden bir kişi vatanına hizmet eden bir kişi vatanına değil, kendisine hizmet ediyordur. Dolayısıyla ben olaya öyle bakıyorum. Bürokratlara da yasa dışı işler yaptırıyorlar, imza attırıyorlar. Çağrı yaptım; tarih de verdim. İmza atmayın dedim, imza atarsanız sorumlu olursunuz dedim, görevinizi yapın. Kanun ne diyorsa onu yapın. Sizin kanuna uymama lüksünüz yok ki zaten. O zaman Meclis’i niye çalıştırıyoruz? Buradan yola çıkarak bürokrasiye yaptığımız çağrının da gerçekten de yerini bulduğunu gerekli yankıyı yaptığını görüyorum, biliyorum, işitiyorum. Bize çok sayıda belge ve doküman da geliyor yolsuzluklarla ilgili.

Soru: Son zamanlardaki açıklamalarınız nedeniyle tehdit aldınız mı?

Allah’tan başka kimseden korkmayız. Niye korkalım? Arkamızda kirli bir şey yok ki… zaten yedi sülalemizi araştırdılar bir şey bulabilir miyiz diye, bir şey bulamadılar. Ne bulacaksınız? Hesabını vermeyeceğimiz hiçbir şey yok ki. Devletin içinde paramiliter gruplara destek olanlar var, bunu da biliyorum. SADAT’a boşuna gitmedik, SADAT’a gitmemin temel nedeni şu: kimse korkmasın, çekinmesin; herkes sandığa gitsin, oy kullansın. Burada CHP var. Biz Kuvayı Milliye’cileriz. Kimse bizi yıldıramaz. Dolayısıyla gücümüzü, inancımız, kararlılığımızı topluma bildirmek zorundayız. Öyle üç kişi çıkacak ‘efendim ben Türkiye Cumhuriyeti’nin adını değiştireceğim; bayrağını, dilini değiştireceğim. ASRİKA diye bir devlet kuracağım, devlet şöyle yönetilecek, parası kalkacak’ diyecek, biz de hiç sesimizi çıkarmayacağız… Olmaz, görevimiz ne? Biz bu milletin çıkarını savunmayacak mıyız? Adam bayrağını değiştireceğim diyor, devletini değiştireceğim diyor, dilini değiştireceğim diyor ve bu kişi Cumhurbaşkanı’nın başdanışmanı. Ya vicdan, akıl kabul eder mi? Konyalılara soralım kaçının haberi var? Devlet böyle yönetilir mi? Bu adamın Cumhurbaşkanlığı’nda ne işi var ve bu adam devletin en mahrem sırlarının görüşüldüğü toplantıya katılıyor. Ben tanımıyorum dedi, ben de Erdoğan’ın başkanlığında toplanan ve bu kişinin de katıldığı fotoğrafı yayınladım. Bu kişinin devlet sırları ile ne ilgisi var; ne görevi var orada?

Şu ana kadar bir tehdit gelmedi, tehdit gelse ne olacak? Gene bu adamlar her türlü oyunu çevirebilirler. Bunlar karanlık insanlar çünkü. Normalde bu karanlık insanların demokratik bir ülkede olmaması lazım. Bir şirket, dernek kuruyorsunuz ben terörist yetiştireceğim diye. Sözleşmede yazıyorsunuz. Böyle dernek olur mu, kimler izin verdi. Açıklama yapıyor başkanları, ‘Ukrayna bizden silah istedi, Milli Savunma Bakanlığı’na sorduk silah verelim mi’ diye. Kimsiniz siz ya, ne Milli Savunma Bakanlığı’ndan ne başka bir yerden bu açıklamaya bir yalanlama gelmedi. Böyle bir şey olmadı demediler, kimsiniz siz ya? Siz nasıl oluyor da Milli Savunma Bakanlığı’nı muhatap kabul ediyorsunuz? Böyle bir devlet yönetimi olmaz, ben hiç görmedim. Devlette açıklık vardır. Devletin gizli operasyonları olur mu, olur ama bunu devletin organları var. Bu ülkede Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Silahlı Kuvvetler var. Kim bunlar ya?

‘Seçim gününü açıkla, cumhurbaşkanı adayımızı açıklayacağım’

Ben ona 10 soru sordum, hiçbir soruma cevap veremiyor. Ben 10 soru sordum hepsine cevap verdim. Seçim gününü açıkla, Cumhurbaşkanı adayımızı açıklayacağım. Bu kadar basit. Ben de ona on soru sordum, cevap vermedi. Temiz değil, benim on soruma niye cevap vermiyorsun? Vermen lazım, devletin bütün imkanları sendeyse benim sorduğum sorulara cevap verirsin. Veremiyor, veremezler…

Dört aşamalı bir program uygulamak zorundayız. Birinci aşama, bizim Suriye ile karşılıklı büyükelçilikleri açmak zorundayız. Niye kavga ediyoruz? İkinci aşama, yapılacak anlaşmada buradan gidecek Suriyelilerin can ve mal güvenliğini sağlanması ve garanti altına alınması. Gerek Esad yönetimi gerek BM tarafından güvence altına alınacak. Üçüncü aşama, bunların yolları köprüleri ne varsa yapacağız. Parayı AB fonlarından alacağız, bizim müteahhitler yapacak. Bir şey daha lazım, iş lazım. Bizim Gaziantepli iş adamlarının o bölgede çok fabrikaları vardı, onlar kapalı duruyor. Fabrikaları çalıştıracağız. İş istiyorsa orada çalışacak, istiyorsa turist olarak Türkiye’ye gezmeye gelecek.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu, Erdoğan’a 5 Kuruşluk Tazminat Davası Açtı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dün grup toplantısında kendisine yönelik sözleri nedeniyle 5 kuruşluk tazminat davası açtı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik tarafından Ankara’da mahkemeye sunulan dava dilekçesinde şu ifadeler yer aldı:

“Tamamıyla siyasileştiği, davalı Recep Tayyip Erdoğan’ın güdümüne girdiği, siyasi baskıların altında ezildiği eleştirisine muhatap olan Türk yargısının bile bu söz ve yakıştırmaları eleştiri kapsamında görebilme şansı bulunmamaktadır. Hakaret kapsamlı görülmemesi olasılığında bu söz ve yakıştırmaların başkaca siyasiler tarafından iktidar temsilcilerine yöneltilmesi sonucunu doğuracağı da gözden ırak tutulmamalıdır.”

Kılıçdaroğlu’nun Avukatı Celal Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada:

“Hakaret etmeyi alışkanlık haline getiren, seviyesizce ve haddini aşarak; ‘Yalancı, omurgasız, sefil, terör sevici..’ hakaret sözlerini yöneltme cüretini gösteren Erdoğan hakkında bugün yine 5 Paralık dava açtık! Kemal Kılıçdaroğlu’nun talimatı ve muhataba biçtiği değer gereğince!” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, tirajı en yüksek ulusal beş gazetenin mahkeme kararını yayımlamasına karar verilmesini de talep etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün TBMM’de; partisinin grup toplantısında, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na yönelik olarak şunları söylemişti:

“Çünkü bu zat yalancı. Çünkü bu zat omurgasız, çünkü bu zat bir proje. Çünkü bu zat bir aparat. Bu zatın partisinin başına kaset komplosu ile geçirildiği günden beri Türkiye’nin milli çıkarlarına karşı sinsi bir savaş vermekten başka iş yaptığını gördünüz mü?

Yine bu zatın ülkede yapılan tüm eserleri ve hizmetleri engellemeye çalışmaktan başka bir gayretine şahit oldunuz mu? Bu zatın Demirtaş’ından Kavala’sına, FETÖ’cülerinden PKK’lılarına kadar ülke ve millet düşmanı teröristleri savunmaktan, hatta bunun için Ankara’dan İstanbul’a yürümekten başka bir çabası var mı?

Bay Kemal orada mıydı, oradaydı. Niye? Çünkü başı çeken oydu. Bunlardan millete, vatana hayır gelmez. Bunlar ancak terör sevicilerle beraber çünkü kendileri de terör sevici. Siz bakmayın birilerinin Gezi olaylarının arkasındaki karanlık tiplere, ‘demokrasi kahramanı’ muamelesi yaptığına, bunların hepsi de yaptıkları ihanetin bilincinde olan beşinci kol elemanıydı.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a 10 Soru

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın partisinin grup toplantısında kendisine yönelttiği 10 soruya yanıt veren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, aynı şekilde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a 10 soru yöneltti. 

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabı üzerinden sorduğu sorularına, ”Bak Erdoğan, sorularına açık ve net yanıtlar verdim. Şimdi bakalım sendeki yüreğe… Cevaplamaya bir türlü cesaret edemediğin sorularımı aşağıya bırakıyorum. Bir damla cesaretin varsa sen de benim bu sorularıma yanıt ver” notunu ekledi.

Kılıçdaroğlu’nun soruları şöyle: 

”1. Damadın 128 milyar doları arka kapıdan, düşük kurla kimlere sattı?

2. Avrupalıların hayat kalitesi korunsun diye, Türkiye’yi milyonlarca sığınmacı ve kaçakla doldurdun, huzurumuzu bozma pahasına mahallelerimizi sattın. Bu talimatı sana kim, ne karşılığında verdi?

3. 33 şehidimizin katilinin kapısına gidip, dakikalarca bekledin. Sonra da hiçbir şey olmamış gibi etrafa gülücükler saçtın. Sana hakaret eden kişinin ayağına gidip mektubunu ‘takdim’ ettin. ‘Hamd olsun gündeme gelmedi’ dedin. Neden bu kadar eğiliyorsun? Hakkında ne biliyorlar?

4. Ekonomiyi baturdın. Şakası bile kötüyken kendini ekonomist ilan edip, milyonlarca gencimizi işsiz bıraktın, Türkiye’yi %157 enflasyona mahkum ettin. Hiçbir aklı başında ekonomistin seninle çalışmak istemeyişini kendine nasıl açıklıyorsun?

5. Paravan vakıflar aracalığıyla çocukların, yüzlerce milyon doları birbirine gönderiyor. Yurt kılıfı altında Manhattan’da gökdelen inşa ediliyor, çiftlikler satın alınıyor. Ailece bir araya geldiğinizde, birbirinizin yüzüne nasıl bakıyorsunuz? Hep merak etmişimdir bunu.

6. İçişleri Bakanın ne kadar mafya, uyuşturucu baronu varsa fotoğraf çektirirken, sokakları mafyanın kontrolüne geçirdiniz. Bu örgütlerden beklentiniz nedir? Neden hepsi sokağa salıverildi?

7. Rahip Brunson’ı teslim ettikten sonra Kaşıkçı’yı da sattın. Ülke itibarını konsolosluk bahçesine gömdün. Neden katile koşarak gittin? Ondan ne bekliyorsun? Sana beklediğini verecekler mi Erdoğan?

8. SADAT’ın Asrika planlarına katılıyor musun? 15 Temmuz’da kaybolan silahların, bu paramiliter yapının elinde olduğunu biliyor musun? Onlara bu rolü kim verdi? Evinde Adnan Tanrıverdi ile ne konuştunuz? Bekledikleri Mehdi kim?

9. Müzik ve dil yasakları ile gençleri kışkırtmanın toplumsal çatışma yaratmanın mı peşindesin? Peşinen söyleyeyim, yemezler.

10. NATO’ya atıp tutuyorsunuz. Ben NATO’nun gerekliliğine inanıyorum. NATO’dan çıkmak yerine yabancı askerleri topraklarımızdan çıkaralım diyorum, var mı sende o yürek? Getirebilir misin bunu Meclis’e?

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’ın 10 Sorusuna Tek Tek Yanıt

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda kendisine yönelttiği 10 soruya sosyal medya hesabından yanıt verdi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu’nun ”Erdoğan, milletimize seslenmişsin. “Sürtükler, eşkıyalar, teröristler, çürükler, fukaralar” havada uçuşmuş. Kadınlara küfreden sana bir tavsiyem olacak. Ağzını kapalı tutup insan sanılman, açıp tüm şüpheleri ortadan kaldırmandan iyidir. Sorularına ise yanıtlarımı veriyorum” notuyla verdiği yanıtlar şöyle;

1. PKK’dan YPG’ye bölücü terör örgütünün bütün unsurlarını, DHKP-C’den TİKKO’ya, FETÖ’den DEAŞ’a tüm terör örgütlerinin siyasi uzantılarını, medya destekçileri, yurt dışındaki bağlantılarını lanetliyor mu lanetlemiyor mu?

Cevap: Hepsine lanet olsun. Onlarla gizli ilişkiler kuranlara, selefi örgütlerle petrol kaçakçılığına girişenlere, oy uğruna televizyonlarda onların mesajlarını okutanlara da lanet olsun.

2. Türkiye’nin PKK-YPG’ye karşı yürüttüğü sınır ötesi harekatları destekliyor mu, desteklemiyor mu?

Cevap: Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınır ötesi operasyon yapar, yapmalıdır. Doğru olanı destekleriz, yanlış olanı ise desteklemeyiz. Siyasal saikler uğruna askerimizi operasyona gönderenlere ve operasyon gibi gösterip ülkemize yabancı asker postallarını sokanlara olumlu bakmadık, bakmayacağız.

3.İsveç ve Finlandiya’ya karşı kendi devletinin izlediği politikanın yanında mı, değil mi?

Cevap: NATO Türkiye’ye gereklidir, NATO’dan çıkmayacağız. Finlandiya ve İsveç’ten talep edilenler de doğrudur. Ancak biz biliriz ki, diplomasi kapalı kapılar ardında yapılır. Sonuçlar masada alınır. Ciddi devletler böyle yapar. Senin bu yaptığın ise ancak kabile devletlerinde olur. 3-5 oy almak için ülkenin itibarını yok sayarak, ucuz bir iç reklam malzemesine, dış ilişkileri kurban ediyorsun.

4. Akdeniz ve Ege’de, sınır hattında kalıcı ekonomik belgeler oluşturma çabalarında Türkiye’nin yanında mı, değil mi?

Cevap: Duruşumuz çok nettir. Akdeniz ve Ege’de baskıyı artırmamız şarttır. Gemi çıkardım geri çektim, “Biden beni keşke arasa” diyerek olmaz bu işler. Yüreğin varsa, işgal edilen, silahlanan adalar konusunda adım at. Destekleyeceğiz.

5. Dünyanın salgın ve savaş sebebiyle ya1adığı krizin ekonomik boyutunun , “ülkemize etkilerine karşın sürdürdüğümüz mücadeleye ilkesel düzeyde destek veriyor mu?

Cevap: Bu uydurmalara kimse inanmıyor. Batı’da enflasyon ortalama yüzde 7, savaş halindeki Rusya’da yüzde 17.8, Ukrayna’da yüzde 16.4 iken, bizim ülkemizde senden dolayı bu oran yüzde 157’dir. Yalanların da bir yere kadar, halkımızın zekasına hakaret etmeyi bırak.

6. Mahkeme kararları ve kurum açıklamalarıyla yalan olduğu tescillenmiş iddiaları bir kenara bırakıp, siyaseti “ülkenin ve milletin çıkarları “üzerinden yürütmeye var mı?

Cevap: Paravan vakıflar, 5’Ii çeteler, paramiliter yapılar milletimizin çıkarı değildir. Onlar olsa olsa senin ailenin ve kurduğun rejiminin çıkarınadır. Aparatlarının hepsinin canına okuyacağız.

7. Siyasi stratejilerini yabancı “ülke temsilcilerine hazırlatmak ve onaylatmak yerine, kendi partisinin mensuplarıyla ve ’ülke kamuoyuyla belirlemeye yönelecek mi?

Cevap: Doğruları söylemiyorsun. Ya ispat et ya da özür dile.

8. Bin yıldır, kanlarımızla sulayarak ebedi vatanımız haline getirdiğimiz. bu toprakların tüm değerleri sembolleri birikimleri ve kazanımlarıyla asil bir ° devletin evladı gibi hareket etmeyi kabul ediyor mu?

Cevap: Popülist söylemleri geçelim. Sen paravancısın. ”Asil evlat” falan… Sana bu laflar büyük gelir. Büyük lokma ye ama bu büyük lafları bırak Erdoğan. Senin ağzına yakışmıyor bunlar.

9. Partisi içinde her türden terör destekçisini, tacizciyi, tecavüzcüyü, hırsızı tasfiye etmeyi düşünüyor mu?

Cevap: Her türlü karanlık çevrelerle anılan senin için, iddialı bir soru olmuş bu. Bizde suç sümen altı edilmez, suçlu kollanmaz.

10. Yüreği yetip 2023’te Cumhurbaşkanı adayı olacak mı olmayacak mı?

Cevap: Var mısın yarın erken seçimi ilan etmeye, aynı gün içinde adayımızı açıklayalım. Var mı sende o yürek Erdoğan!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kılıçdaroğlu’na birkaç soru sormak istiyorum. Bu sorulara öyle kıvırtarak, laf çevirerek, yuvarlak sözler sarf ederek değil; kesin, kati, net cevap vermesini bekliyorum” demişti.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Demokrasiye İnanmayanları Sandık Yoluyla Göndereceğiz

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Demokrasiye inanmayanları sandık yoluyla göndereceğiz. Demokrasinin bize sağladığı bütün imkanları kullanacağız. Baskı mı kuruyorlar göğsümüzü açacağız, yasak mı getiriyorlar yasağa karşı yürüyeceğiz. Sanattan kültürden mi korkuyorlar sanatı ve kültürü yücelteceğiz.” dedi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu konuşmasında, “AK Parti’ye oy veren bütün kardeşlerimin kendi vicdanlarına sormak istiyorum; AK Parti hangi fabrikayı kurdu? Satmanın dışında ne yaptılar?” sözlerinin ardından “Samani, et, mercimek, buğday ne varsa ithal ediyorduk en son şeker de ithal etmek zorunda kaldık. Devlet iyi yönetiliyor diyebilir misiniz?” diye sordu.

Kılıçdaroğlu sınır ötesi operasyon konusunda ise, “Operasyon yapacağım diyor, sınır ötesi operasyon. E senin oğlun var, milyon dolarları var. Ok atmakta da başarılı, gönder. Garibanın çocuğunu gönderiyorsun, şehitler geliyor. Senin çocukların milyon dolarlarla oynuyor. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını sormak boynumuzun borcudur” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“İstanbul İl Başkanımız adaletsiz, hukuksuz kararlarla mahkum edildi. Bugün savcılığa gitti. Silivri’de şu anda. Sabah evden ayrılmadan önce beni aradı kendisiyle konuştuk morali gayet iyi. Çünkü biliyor ki bir suç işlediği için değil onurlu ve dik durduğu için cezalandırılıyor.

Biz onların hiçbir siyasi hükmünü tanımıyoruz. Ne derlerse desinler. Duruşumuz, onurumuz, insanlığımız, hedefimiz bellidir. Hapse atarlar, tutuklarlar, gözaltına alırlar. Ne yaparlarsa yapsınlar asla ve asla onurumuzdan ödün vermeyeceğiz. Vermeyenlerden birisi de CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu.

İBB Başkanımız içinde yarın duruşma var. İstanbullulara hizmet ediyor, hala İstanbul’u kaybettiklerine inanamıyorlar. Hala ‘Acaba Ekrem Başkanı oradan nasıl alırız’ arayışı içindeler. ‘İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder’ demişti. Zaten kaybedecekler. Bıçak kemiğe dayandı. Beyler Türkiye-ABD arası paraları transfer ediyorlar. Hiç kimse unutmasın, hiçbir CHP’li yönetici sahipsiz değildir. Arkasında milyonlar vardır. Arkadaşlarımızın arkasındayız.”

Bu arada birisi de beni hapse göndermekle tehdit etmiş. Yahu sizin feriştahınız gelse bize diz çöktüremez. Kimsiniz siz? Eğer biz hapislerden korksaydık bu kadar cesur olmazdık, biz hapislerden korksaydık sizin gibi olurduk. Biz sizin gibi değiliz. Dün söylediklerimizi, dün tükürdüğümüzü bugün yalamayız biz. Ne söylediysek sözümün arkasındayız. Çünkü bizim sözümüz erkek sözüdür, insan sözüdür.”

“Biz bölen değil, beraber olmayı düşleyen insanlarız”

Hiçbir gücün karşısında hiçbir arkadaşımız, genel başkandan başlayarak en aşağıdaki üyeye kadar hiçbir gücün, adaletsizliğin karşısında asla diz çökmedik ve çökmeyeceğiz. skı şiddet kimden gelirse gelsin asla boyun eğmeyeceğiz. Çünkü biz Kuvayı Milliye ruhunu taşıyan, ülkesini seven, bizim gibi düşünmeyen insanların da özgürlüğüne kapı aralayan insanlarız. Çünkü biz herkesin inancına, kimliğine, yaşam tarzına saygı duran insanlarız. Biz bölen değil, beraber olmayı düşleyen insanlarız.

Biz ülkemizi, bayrağımızı, vatanımızı seviyoruz. Bölmek istiyorlar, ayrıştırmak istiyorlar, kavga istiyorlar inadına barış diyeceğiz. İnadına demokrasiye inanmayanları sandık yoluyla göndereceğiz. Asla onlar gibi yapmayacağız. Demokrasinin bize sağladığı bütün imkanları kullanacağız. Baskı mı kuruyorlar göğsümüzü açacağız, yasak mı getiriyorlar yasağa karşı yürüyeceğiz. Sanattan kültürden mi korkuyorlar sanatı ve kültürü yücelteceğiz. O açıdan hiç ama hiç çekinmiyoruz her baskıya karşı dik ve onurlu duruşumuzu her zaman her yerde sergileyeceğiz.

Devlet yönetimi sorumluluk gerektirir. Devleti adalet üzerine inşa etmişseniz, adaleti savunuyorsanız, adaletten yana tavır alıyorsanız o ülkede yaşayan herkes huzur içinde yaşar. Devlet yönetiminde güç bir kişiye teslim edilemez. Bir kişiye teslim ederseniz sonu felakettir. Tarihte hangi devlet olursa olsun güç bir kişiye teslim edilmişse o devletin sonunda hüsran vardır. O nedenle devlette güçler ayrılığı ilkesi diyoruz.

Devletin özünü oluşturan liyakati ve adaleti büyütmek, sağlamak zorundasınız. Devlet halk egemenliğine dayanmak zorundadır. Devleti yönetenler şeffaf, erdemli, ahlaklı olmak zorundadırlar. Devleti yönetenler baskı kurmaz, vatandaşın özgürlük alanını genişletir. O zaman o devlette adalet var demektir. Eğer devleti yönetenler şeffaf değilse, açıklık politikasını izlemiyorsa o devlette yolsuzluk var, siyasetçiler zengin oluyor demektir.

Aileleri ile beraber köşeyi dönüyorlar demektir. Devleti yönetirken katılımcı bir anlayışı yönetim içinde egemen kılmanız lazım. Yeri geldiğinde referandum, seçim yapacaksınız. Devlet yönetiminde asıl olan halkın çıkarlarıdır. Vatandaşın cebi para görecek, huzur ve refah içinde yaşayacak. Devleti yönetenler kaynakları en verimli şekilde kullanmak zorundalar. Devleti yönetmek ciddi ve ahlaklı bir iştir. Şeker fabrikaları kurduk. İlk yaptıkları iş geçmişte yapılanların tamamını satmak oldu. Şu soruyu geçmişte AK Parti’ye oy veren bütün kardeşlerimin kendi vicdanlarına sormasını istiyorum. AK Parti Hükümetleri hangi fabrikayı kurdu? Bana bir fabrika örneği versinler.

Satmanın dışında ne yaptılar? Biz her fabrika bir kaledir diyoruz. Her fabrika bir istihdamdır diyoruz. Şeker fabrikalarını sattılar ve 24 yıl sonra yurt dışından şeker ithalat etmek zorunda kaldı. Saman, et, buğday ithal ediyordu en sonunda şeker de ithal etmek durumuna geldi. Her vatandaşımın kendi vicdanına sormasını istiyorum ne oldu da koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti dışardan şeker ithal etmek zorunda kaldı? Buna devletin sağlıklı yönetimi diyebilir misiniz?

“Dışarıya gidiyoruz el avuç açıyoruz”

Sadece Nisan ayında bir aylık faiz 19 milyar lira. 10 şeker fabrikasını 11 milyar liraya satıyorsun ama bir ayda 19 milyar lira faiz ödüyorsun. Bu mu devlet yönetimi, ahlak, erdem? Üreticiye destek vermediler, gübre fiyatları ilaç fiyatları bunların hepsi arttı. Sonunda fabrikaları sattılar, dışarıya gidiyoruz el avuç açıyoruz şeker istiyoruz.

Düzelteceğiz. Hiç kimse endişe etmesin. Halkın iktidarında çiftçinin, esnafın, sanayicinin yüzü gülecek. Evde kadınların yüzü gülecek. Gençler bu ülkenin fabrikalarında caddelerinde, sokaklarında parklarında gülerek özgürlüğü teneffüs edecekler. Göreceksiniz, Türkiye’yi ayağa kaldıracağız, göreceksiniz.

27-28’inde Van’daydık. Selahattin beyin çok sevildiğini gördüm. Haksız, adaletsiz uygulamalardan şikayet ediliyor. Ben de bu kürsüden defalarca şikayet ettim. Bir kişi adaletsizlikle karşı karşıyaysa ona sahip çıkmak insani görevimizdir, politik değil. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Mahkeme kararlarını uygulamıyorlar, AİHM kararlarını uygulamıyorlar.

Yine Vanlı kardeşlerime söyledim Osman Kavala’dan da Selahattin Demirtaş’tan da Harp okulu öğrencilerinin de hakkını, hukukunu savunmak istiyorsanız bize katılacaksınız. Beşli çetelerden şikayet ediyorsanız, uyuşturucu baronlarından şikayet ediyorsanız adres belli, bize katılacaksınız. Bütün Mardinli kardeşlerime sözümdür. İktidarımızda 6 ilde, Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Şırnak, Siirt ve Batman’da çiftçiye elektriği ücretsiz vereceğiz. Yatırım yapacağız.”

 

Paylaşın

‘Altılı Masa’nın Ortak Metnine Kim Karşı Çıktı?

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi Genel Başkanları, dördüncü kez altılı masada bir araya geldi. Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantı, 7 saat 15 dakika sürdü.

Altılı masanın çalışma süreci hakkında ise “En erken seçim sonuçları resmi olarak açıklanana kadar bir arada hareket edilmesi” kararı alındı.

Kasım ayında olası bir erken seçimin artık ciddi bir ihtimal haline geldiği tespitiyle yola çıkılan liderler toplantısında, genel başkan yardımcıları tarafından çalışmaları sürdürülen komisyonda gündeme geldi.

Komisyonların çalışma programlarını inceleyen liderler, bu kapsamda ilk olarak Seçim Güvenliği Komisyonu’nu ele aldı.

Seçim öncesi, seçim dönemi, seçim günü ve seçim sonrası olmak üzere dört aşamada yapılacak ortak çalışmaları ele alan liderler, yüzde 98’e ulaşan sandık görevlilerinin atanması konusunda elde edilen ilerlemeyi kamuoyu ile paylaşmaya karar verdi.

Bu kapsamda, komisyondan sorumlu genel başkan yardımcılarının 6 Haziran Pazartesi günü kamuoyunun önüne çıkması kararlaştırıldı.

Sürecin ortak ilkeleri

BirGün’ün haberine göre, görüşmede ev sahibi Ahmet Davutoğlu’nun öncülüğünde kaleme alınan metne, DP Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın “Haberimiz yok” diyerek çekincelerini belirttiği öğrenildi.

Metnin üzerinde çalışılması isteğini ileten Uysal’ın ikna edildiği ve metne imza atmasının sağlandığı bildirildi.

Henüz resmi ittifak sürecine girilmediği için, altılı masanın çalışmalarından, “İşbirliği Süreci” olarak bahsedilen ortak ilkeler metninde, özetle şu ifadeler yer aldı:

“İşbirliği Süreci’nde yer alan bütün partilerin genel başkanları olarak önümüzdeki kritik tarihi süreçte aşağıdaki ilkelere sadık kalacağımızı taahhüt ve ilan ediyoruz.

•Hukuk devletinin yeniden tesisi için güçlendirilmiş parlamenter sisteme bir an önce geçilmesi gerektiğine inanıyoruz.

•Demokratik hak ve özgürlüklerin evrensel ilkelerini savunan bizler, insan haklarına dayalı bir siyasal düzenin kurulması gerektiğine inanıyoruz.

•Temel hak ve özgürlüklere ilişkin anayasal ve yasal güvenceleri temin edeceğiz.

•Hiç kimse siyasi tercihleri nedeniyle suçlanmayacak, toplumsal barışımızın rövanşist bir tavır ve kolektif suç anlayışı üzerinden zarar görmesine müsaade edilmeyecektir.

•Türkiye’yi Anayasa’mızda yer aldığı şekliyle gerçek bir sosyal devlet haline getireceğiz.

•Sosyal devlet ilkesiyle adil bir gelir dağılımını önceleyen bir ekonomi politikası benimseyeceğiz.

•Devlet yapısını kurumsal kültür, ehliyet ve liyakat temelinde yeniden inşa edeceğiz.

Paylaşın

Altılı Masada Planlamalar, ‘Kasım’da Erken Seçim’ Olasılığı Gözetilerek Yapıldı

İlk olarak “güçlendirilmiş parlamenter sistem” konusunda mutabakata varan 6 muhalefet partisi, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun ev sahipliğindeki dördüncü toplantısında, “işbirliği süreci”ne ilişkin “tutum belgesi”, “temel ilkeler ve hedefler” başlığı altında 10 maddelik bildiri üzerinde de uzlaşmaya vardı.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre, toplantıdan çıkan ikinci somut sonuç ise daha önce kurulan 4 komisyonun çalışmalarını kamuoyuna açıklamak için takvim ortaya koymaları oldu. Kulislere yansıyan bilgilere göre, bu kararlarda, Kasım ayında yapılabilecek bir “erken seçim olasılığı” etkili oldu.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in ev sahipliğini üstleneceği bir sonraki toplantının tarihi ise 3 Temmuz olarak belirlendi. Muhalefet liderlerinin Pazar günü bir araya geldiği toplantı yaklaşık 7 saati buldu ve gece saat 02:20’de, alınan kararlar yazılı açıklamayla kamuoyuna duyuruldu.

Seçim öncesi ve sonrasına dönük işbirliği ilkelerini içeren 10 maddelik “temel ilkeler ve hedefler” bildirisinin yanısıra, “parlamenter sisteme geçiş süreci”, “seçim güvenliği”, ekonomi konusundaki temel hedefleri içeren çalışma yapmakla görevlendirilen, “kurumsal reformlar” ve parlamenter sisteme geçiş için anayasal ve yasal değişikliklerle ilgili çalışmayı yürüten komisyonun çalışmaları da büyük ölçüde takvime bağlandı.

6 parti temsilcisinden oluşan seçim güvenliği komisyonu, hazırladığı çalışmayı 6 Haziran’da, kurumsal reformlar komisyonu 13 Haziran’da, anayasal ve yasal değişiklikler komisyonu da bir sonraki toplantıya kadar çalışmasını tamamlayacak. Ancak geçiş süreci komisyonu için net bir takvim konulmadı ve çalışmalarının daha uzun soluklu olacağı değerlendirildi.

Liderlerin ortak metin için önerileri

Edinilen bilgiye göre liderlerin en uzun süren görüşmesinde, ekonomiden, dış politikaya kadar hemen her alandaki gelişmeler ele alındı. Liderlerin mesaisinin büyük bölümünü ise 10 maddelik “temel ilkeler ve hedefler” bildirisinin hazırlanması oluşturdu.

Daha önce her siyasi partinin yaptığı çalışmalar doğrultusunda, ortak başlıklar belirlendi. Ayrıca her lider, diğer partilerle çelişmeyecek önerilerini de masaya getirdi. Bildiride yer alan 10 madde içinde “Kuvvetler ayrılığı ilkesine dayalı güçlendirilmiş parlamenter sistem”, “siyasi etik reformu” gibi başlıklar ortak öneri olarak yer alırken, Kılıçaroğlu’nun temel söylemlerinden olan “hiçbir çocuğun yatağa aç girmeyeceği” vaadi de “sosyal devlet ve gelir adaleti” başlığı içinde yer buldu.

6’lı masa kurulmadan önce “dinsel kazanımların korunacağı” taahhüdü içeren bildiri hazırlanması önerisini ilk gündeme getiren isim olan Davutoğlu da bu önerisini masaya taşıdı. “Din ve vicdan özgürlüğü” başlığı altında, “Kamusal ve özel yaşamda herkesin inanç pratiğine saygılı olmayı özgürlükçü laiklik anlayışın zorunlu bir gereği olarak görüyoruz. Bu bağlamda din ve vicdan özgürlüğü çerçevesindeki kazanımların koruyucusu ve güvencesi olacağız” ifadeleri temel ilkeler bildirisine girdi.

“Hiçkimsenin siyasi tercihleri nedeniyle suçlanmayacağı, toplumsal barışın rövanşist bir tavır ve kolektif suç anlayışı üzerinden zarar görmesine izin verilmeyeceği” taahhüdünü içeren “toplumsal barış ve tarafsız-bağımsız yargı önünde hesap verebilirlik” başlığı ise Babacan’ın önerisi doğrultusunda metinde yer aldı.

Erken seçim göstergeleri

Edinilen bilgiye göre masada, 6 ya da 27 Kasım’da bir erken seçim olabileceği güçlü olasılık olarak ifade edildi. İktidarın, ekonomik göstergeler dikkate alındığında, “zamanında bir seçimi” göze alamayabileceği görüşünün ağırlık kazandığı masada bazı liderler, AKP’nin teşkilatlarına “seçime hazır olun” talimatı verdiğine dikkat çekti.

İktidarın Temmuz ayında memur zamları, asgari ücrete ara zam, tarım kesimine dönük bazı iyileştirmeler, 3600 ek gösterge gibi adımlarla, hayat pahalılığına karşı geçici bir olumlu hava oluşturabileceği görüşü dile getirildi.

Suriye’ye yönelik olası operasyonun, “erken seçimin en önemli göstergesi” olacağı değerlendirmesinin yapıldığı toplantıda, bu nedenle muhalefetin hazırlıksız yakalanmaması için başta temel ilke ve hedeflerin belirlenmesi olmak üzere çalışmaların hızlandırılması görüşü benimsendi.

Edinilen bilgiye göre Davutoğlu, temel hedefler ve ilkeler bildirisinin yanısıra 4 komisyonun yaptığı çalışmaların da kamuoyuna açıklanmasını istedi, ancak komisyonların çalışmalarını henüz sonuçlanmadığı gerekçesiyle diğer liderlerce bu öneri kabul görmedi. Müzakereler sonucunda her bir komisyonun çalışmalarının takvime bağlanması ve komisyon üyeleri tarafından basın toplantısıyla kamuoyuna duyurulması görüşü benimsendi. Toplantıda “aday” ve “ittifak”larla ilgili takvimin belirlenmesi önerisinin ise masa gündemine gelmediği öğrenildi.

Davutoğlu’nun “takvim ısrarı”nın altında, evsahipliğindeki toplantıda, “somut adımlar atıldığı” mesajını vermek istediği, toplantı öncesinde “Türkiye Masası” vurgusunun yapıldığı video mesajın da buna dönük bir hamle olduğu yorumu yapılıyor.

6’lı masada yer alan partilerin büyük bölümü, erken seçim olması halinde, ittifak hesapları değişeceği için, hem adayın, hem de ittifakların nasıl şekilleneceğinin, seçim kararının netleşmesinden sonra açıklanması gerektiğini savunuyor.

Göç sorununu Kılıçdaroğlu masaya getirdi

Toplantı sonrasında yapılan açıklamada, “kapsamlı göç politikası geliştirilmesi” için çalışma yapılacağı da vurgulandı. Edinilen bilgiye göre bu öneriyi CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu gündeme getirdi ve bu konunun seçim sürecinin en önemli başlıklarından biri olacağına dikkat çekti. Bu çerçevede her siyasi partinin kendi içlerinde yaptığı çalışmaların ortaklaştırılması ve bu konuda bir komisyon kurularak, ortak bir “göç politikası” belirlenmesi konusunda da uzlaşmaya varıldı.

Davutoğlu, Fatih temalı tablo hediye etti

Haziran sonunda yapılması düşünülen Akşener’in evsahipliğindeki beşinci toplantı için liderlerin programının uygun olmaması nedeniyle, yeni toplantı tarihi de 3 Temmuz olarak belirlendi. Toplantının sonunda Davutoğlu, konuk liderlere, parti kurucularından, ebru ve kaligrafi sanatçısı Ahmet Çoktan’ın, İstanbul ve Fatih Sultan Mehmet temalı birer tablosunu hediye etti.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Saray, Halkı Yoksullukla Terörize Etmektedir

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile TÜRGEV ve Ensar Vakfı hakkında yaptığı açıklamaları yayımlayan dört kanalın Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından cezalandırılmasını eleştirdi.

Haber Merkezi / “Yoksullaştırma şiddetin, terörün en kötüsüdür. Bu Saray, halkı yoksullukla terörize etmektedir. Bu yoksullaştırma terörü sürerken, Saray evlatları vakıflar üzerinden yüzlerce milyon dolarlarla oynuyor. Baba ‘Eeey Amerika’ edebiyatında, evlatlar dolar transferlerinde…” diyen Kılıçdaroğlu, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı;

Belgeler ortaya çıkınca, emir verildi, atanmışlar aHaber’e koştu. Tabii her taraf belge dolu olunca, baktılar olmuyor, RTÜK üzerinden de beni yasaklamaya giriştiler. Ki RTÜK, bu devrin ekonomik terör aparatlarından biridir; sadece bu!

Gelelim ‘Kılıçdaroğlu susturulabilir mi?’ sorusuna. Senin paramiliterlerin, mafyaların, derin devlet müptezellerin, kullanışlı aparatların beni durduramaz. Ey Saray, senin meselen bana kimin, neyi izin vereceği değildir; senin meselen, beni durdurabilecek gücünün olmamasıdır!”

RTÜK, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun “Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesinin ülkeden kaçmak için hazırlık yaptığını” ve “TÜRGEV ile Ensar Vakfı aracılığıyla ABD’ye para transferi yapıldığını” öne sürdüğü videoyu eşzamanlı yayımlayan Tele1, KRT, Flash TV ve Halk TV kanallarına oy çokluğuyla üst sınırdan yüzde 3 para cezası vermişti.

Paylaşın

RTÜK’ten Dört Kanala ‘Kılıçdaroğlu’ Cezası

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Salı akşamı “Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesinin ülkeden kaçmak için hazırlık yaptığını” ve “TÜRGEV ile Ensar Vakfı” aracılığıyla ABD’ye para transferi yapıldığını öne sürdüğü videoyu eşzamanlı yayımlayan Tele1, KRT, Flash TV ve Halk TV kanallarına oy çokluğuyla üst sınırdan yüzde 3 para cezası verdi.

RTÜK Üst Kurul Üyesi Okan Konuralp, RTÜK’ün ceza kestiği beşinci kanalın FOX TV olduğunu paylaştı. Konuralp, “Selçuk Tepeli’nin tarımın ve çiftçilerin durumuna ilişkin itirazını/ üzüntüsünü yayın masasındaki bardağa vurarak ifade etmesinden de bir ihmal çıkartan RTÜK, FOX TV’ye de para cezası verdi.” ifadelerini kullandı.

TÜRGEV kanallarla ilgili şikayetini geçen hafta RTÜK’e iletmişti. TÜRGEV’in dilekçesinde Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarının “asılsız ithamlar içerdiği ve Vakıf “aleyhine asılsız yalan, iftira ve karalama kampanyası başlatıldığı” ifadelerinin yer aldığı ileri sürülmüştü.

RTÜK’ün hazırladığı dosyalarda, 4 kanalın RTÜK Kanunu’nda yer alan “Yayınlar tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır; soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanamaz” ilkesine aykırı hareket ettiği iddia edilmişti.

RTÜK Üst Kurul Üyesi İlhan Taşçı, Twitter’da paylaştığı kararı: “RTÜK yayıncılara ‘Kılıçdaroğlu’nun elinde belge de olsa, söyledikleri doğru da olsa yayınlarsanız ceza keserim, sansürlerim’ gözdağını veriyor. Bu bakışla, partilerin canlı verilen grup toplantıları sansürlenir, muhalefin sesi duyulmasın diye Meclis TV’nin fişi de çekilebilir” sözleriyle eleştirdi.

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, RTÜK’ün dört TV kanalına Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan ile ilgili “kaçış planı” iddialarının yer aldığı videosunu yayımlaması nedeniyle ceza verilmesine tepki gösterdi.

Twitter hesabından bir paylaşım yapan Faik Öztrak, “Ana muhalefet liderinin iddialarını yayımlamak ne zaman suç oldu?” diye sordu. Söz konusu ceza karar nedeniyle iktidarı eleştiren Öztrak, “Karar, yaptıklarından değil; yaptıklarının ortaya çıkmasından rahatsız olduklarını gösterir” dedi.

Kılıçdaroğlu ne demişti? 

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu 24 Mayıs’ta Twitter hesabından yayınladığı videoda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ailesi hakkında önemli iddialarda bulunmuştu.

“Belgeler elimizde, para akışlarının hepsi elimizde” diye konuşan Kılıçdaroğlu, ABD’de bir vakıf kurdurulduğunu ileri sürmüştü. Kılıçdaroğlu, “Paravan bir vakıf kuruyorlar, başına bir Amerikan vatandaşını koyuyorlar ama vakfın asıl yönetimi Erdoğan ailesi üyelerine ait. Bu paravan yapının izin çıkarma hakkı kazanması için paraya ihtiyacı var. Türkiye’den iki vakıf seçiliyor; öğrenciler için kurulmuş süsü verdikleri vakıflar. Bu vakıfların asıl var olma sebeplerini de bugün öğreneceksiniz; TÜRGEV ve Ensar.. Bu vakıflar başlıyor paraları bir Amerikan vatandaşına göndermeye…” diye konuşmuştu.

CHP lideri söz konusu vakıfların 20 milyon, 10 milyon dolar şeklinde havaleler yaptığını belirterek, “Bir TÜRGEV bir Ensar, durmuyorlar para gönderme listesinin sonu yok. Hepsinin dökümleri elimizde…1 milyar lirayı şıp diye transfer ediyorlar ABD’ye” demişti. Kılıçdaroğlu ayrıca aynı gün partisinin TBMM Meclis Grup Toplantısı’ndan yaptığı açıklamada da, “Toplu bir kaçış planı yürürlükte” diyerek Erdoğan ve ailesinin kaçacağını iddia etmişti.

Paylaşın

‘Altılı Masa’dan 10 maddelik Temel İlkeler Ve Hedefler Bildirgesi

Güçlendirilmiş parlamenter sistem mutabakat metnine imza atan CHP, DEVA Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nin liderleri dördüncü kez toplandı. Toplantı sonrası 10 maddelik Temel İlkeler ve Hedefler Bildirgesi yayımlandı.

Yayımlanan metinde, “Ülkemizi insan hakları temelinde ve gerçek manada demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti kılmayı kaçınılmaz bir sorumluluk olarak görüyoruz” ifadeleri yer aldı.

Kuvvetler ayrılığı ilkesine dayalı Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem, özgürlükçü kamu düzeni ve özgürlükçü demokrasi, ilk 3 madde arasında yer alıyor. Bu maddeleri, düşünce ifade ve basın özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü ile bağımsız yargı önünde hesap verirlilik takip ediyor.

Sosyal devlet ve gelir adaletine ilişkin maddeler de açıklamada kendisine yer bulurken, “Hayat pahalılığı ile mücadele eden, üretim ve istihdam odaklı, insan onuruna yaraşır sosyal politikalarla desteklenmiş bir anlayışı hayata geçireceğiz” ifadelerine yer veriliyor.

Metin son olarak siyasi etik reformu ve “itibarlı dış politika” maddeleriyle tamamlanıyor: “Türkiye’nin AB perspektifine odaklanarak, çok boyutlu dış politikayla ülkemizin demokratik dünyanın ve uluslararası kurumların saygın bir üyesi olması sağlanacaktır.”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun ev sahipliğindeki akşam yemeğinde, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu buluşmuştu.

Açıklanan 10 maddelik taahhüdün tam metni şöyle:

“Yüzyıl önce mazlum milletlere örnek olmuş bir zaferle kurulan Cumhuriyetimizi demokrasiyle taçlandırmak hedefiyle önkoşulsuz olarak bir araya geldik. Ülkemizi insan hakları temelinde ve gerçek manada demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti kılmayı kaçınılmaz bir sorumluluk olarak görüyoruz.

Kendi parti programlarımızdan ve söylem ve hedeflerimizden vazgeçmeksizin, karşılıklı güven ve saygıya dayalı fedakarlıklarda bulunarak Cumhuriyetimizi ikinci yüzyılına taşıyacağız.

Bu amaçla 6 parti arasında başlamış olan İŞBİRLİĞİ SÜRECİ’nde yer alan bütün partilerin genel başkanları olarak önümüzdeki kritik tarihi süreçte aşağıdaki ilkelere sadık kalacağımızı taahhüt ve ilan ediyoruz:

1. Kuvvetler Ayrılığı İlkesine Dayalı Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem: Hukuk devletinin yeniden tesisi, siyasetin normalleşmesi ve ekonomimizin tekrar refah üretmesi için gerçek anlamda güçlendirilmiş parlamenter sisteme bir an önce geçilmesi gerektiğine inanıyoruz. Yasama, yürütme ve yargı erklerinin kuvvetler ayrılığı ilkesi çerçevesinde, denge ve denetim mekanizmaları ile yapılandırıldığı “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi” bütün kurumlarıyla hayata geçireceğiz.

2. Özgürlükçü Kamu Düzeni: Vatanseverliğimizin gereği olarak farklılıklarımıza saygı çerçevesinde geçmişte yaşanmış kırgınlıkların geleceğimizi esir almasına izin vermeyecek, demokratikleşme anlayışıyla ve empati bilinciyle ülkemizin huzurlu geleceğini hep birlikte kuracağız. Toplumsal barışı ve kamu düzenini tehdit eden terör örgütleri dâhil her tür yapılanmaya karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

3. Her Tür Ayrımcılığa Son Verecek Çoğulcu, Katılımcı ve Özgürlükçü Demokrasi: Demokratik hak ve özgürlüklerin evrensel ilkelerini savunan bizler, insan haklarına dayalı bir siyasal düzenin kurulması gerektiğine inanıyoruz. Vatandaşlarımız arasında ayrımcılığa yol açan her türlü engeli ortadan kaldırarak, milletimizin hiçbir ferdinin etnik, mezhebi ve dini kimliği, felsefi ve siyasi görüşü dolayısıyla dışlanmadığı çoğulcu ve katılımcı bir demokrasiyi hep birlikte inşa edeceğiz.

4. Düşünce, İfade ve Basın Özgürlüğü: Temel hak ve özgürlüklere ilişkin anayasal ve yasal güvenceleri temin edeceğiz. Düşünce, ifade ve basın özgürlüklerinin kullanımını engelleyen mevzuatı yeniden düzenleyecek, demokratik toplumun gereklerine uygun olarak bu özgürlüklerin üzerindeki her türlü baskıya son vereceğiz. Basının ve sosyal medyanın demokrasi açısından taşıdığı önemi dikkate alarak, özgür bir şekilde görev yapacağı güvenli, çoğulcu ve elverişli bir ortam sağlayacağız.

5. Din ve Vicdan Özgürlüğü: Ortak hedefimiz, bugüne kadar vatandaşlarımızın elde ettiği insan hakları kazanımlarını daha da ileri götürerek evrensel standartlara tam anlamıyla ulaştırmaktır. Kimseyi, yaşamın hiçbir alanında ayırımcılığa maruz bırakmayacak, kimseye de özel bir ayrıcalık tanımayacağız. Kamusal ve özel yaşamda herkesin inanç pratiğine saygılı olmayı özgürlükçü laiklik anlayışının zorunlu bir gereği olarak görüyoruz. Bu bağlamda din ve vicdan özgürlüğü çerçevesindeki kazanımların koruyucusu ve güvencesi olacağız.

6. Toplumsal Barış ve Tarafsız/Bağımsız Yargı Önünde Hesap Verirlik: Hiç kimse siyasi tercihleri nedeniyle suçlanmayacak, toplumsal barışımızın rövanşist bir tavır ve kollektif suç anlayışı üzerinden zarar görmesine müsaade edilmeyecektir. Demokratik hukuk devleti anlayışı temelinde her kişi ve işlem hukuki denetime tabi tutulacaktır. Ülkenin zenginliklerini, kamu kaynaklarını hukuk ve ahlak dışı yol ve yöntemlerle elde edenler ise bağımsız ve tarafsız yargının karşısına çıkartılacaktır.

7. Sosyal Devlet ve Gelir Adaleti: Türkiye’yi Anayasa’mızda yer aldığı şekliyle gerçek bir sosyal devlet haline getireceğiz. Sosyal yardım ve güvenlik mekanizmalarıyla bütün dezavantajlı kesimlerin insana yaraşır bir hayat sürmelerini sağlayacağız. Tek bir çocuğun dahi yatağa aç girmeyeceği bir Türkiye inşa edeceğiz. Kadınlarımızı toplumsal eşitsizlikten ve şiddetten, çocuklarımızı her türlü istismardan, gençlerimizi ise gelecek kaygısından kurtaracağız.

8. Üretim ve İstihdam Odaklı Ekonomi: Ülkemizi yaşanan ekonomik krizden çıkaracak şekilde makroekonomik dengeleri rasyonel bir yaklaşımla gözeten, sosyal devlet ilkesiyle adil bir gelir dağılımını önceleyen, AR-GE ve üretim-odaklı bir ekonomi politikası benimseyeceğiz. Ekonomi ile ilgili tüm kurumların etkin biçimde çalışmasını ve kuralların tüm taraflara adil biçimde uygulanmasını sağlayacağız. Hayat pahalılığı ile mücadele eden, üretim ve istihdam odaklı, insan onuruna yaraşır sosyal politikalarla desteklenmiş bir anlayışı hayata geçireceğiz.

9. Siyasi Etik Reformu: Mevcut iktidar koalisyonunun sorumsuzca zaafa uğrattığı devlet yapısını kurumsal kültür, ehliyet ve liyakat temelinde yeniden inşa edeceğiz. Bu geçiş sürecinde devlet sürekliliği ve kamu düzeni zaafa uğratılmayacak, kaos senaryosu çizenlere asla fırsat verilmeyecektir. Demokratik meşruiyete sahip olmayan hiçbir yapının devlet kurumlarını organize bir şekilde kontrol etmesine izin vermeyeceğiz. Vatandaşlarımızın kamu istihdamında görünen ve görünmeyen bir dezavantaj veya avantajla karşılaşmasına engel olacağız. İsrafı ve yolsuzluğu önleyecek, kamuda denetimi, şeffaflığı ve hesap verebilirliği temel alacak siyasi etik reformunu hayata geçireceğiz.

10. Etkin ve İtibarlı Dış Politika: Ülkemizin çıkarlarını ve itibarını korumak, uluslararası alandaki etkinliğini ve saygınlığını en üst seviyeye çıkarmak ana önceliğimizdir. Türkiye’nin AB perspektifine odaklanarak; çok boyutlu dış politikayla ülkemizin demokratik dünyanın ve uluslararası kurumların saygın bir üyesi olması sağlanacaktır. Tarihi ve kültürel bağlara sahip olduğumuz ülkelerle ilişkilerimizin geliştirilmesine önem verilecektir. Dış politikamızın ve dış ilişkilerimizin iç siyasetin malzemesi yapılmasına müsaade edilmeyecektir. Güvenliğimizi ve sınırlarımızı korumak üzere savunma sanayimiz daha da güçlendirilecek, TSK’nın caydırıcılığı azami seviyeye çıkarılacaktır.

Birbirinden farklı siyasi geleneklere sahip partiler olarak bizler, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına adım atarken ülkemizin daha huzurlu, daha mutlu, daha müreffeh, daha özgür ve daha demokratik olmasını sağlamak üzere iş birliği ve güç birliği yaptık. Bu birlikteliğimizi, milletimizin desteği ile hedeflerimizi gerçekleştirinceye kadar sürdüreceğiz.

‘Beraber çalışmaya devam edeceğiz’

Liderlerin ortak basın açıklamasında komisyonların çalışmaları ve güncel gelişmelere ilişkin ise şu ifadeler kullanıldı:

“Seçim Güvenliği Komisyonu” seçim öncesi, seçim dönemi, seçim günü ve seçim sonrası olmak üzere dört aşamada yapılacak ortak çalışmaları ele almış ve atılacak adımları planlama aşamasına geçmiştir. Bu çerçevede, şu temel hususu kamuoyumuza duyurmak isteriz: Altı siyasi parti olarak yol haritamızda belirlediğimiz şekilde, seçim sonuçları YSK tarafından ilan edilip kesinleşene kadar ortak çalışmaya ve işbirliğine devam edeceğiz. Vatandaşlarımız müsterih olsunlar, bir tek oylarının dahi zayi olmaması için gece gündüz çalışacak, seçimlerin adil, serbest, şeffaf ve güvenlik içinde gerçekleşmesi için her türlü tedbiri alacağız. Komisyonumuzun bu konuda yaptığı çalışmaların geldiği aşama, 6 Haziran 2022 Pazartesi günü kamuoyumuzla paylaşılacaktır.

Kurumsal reform için somut öneriler

“Kurumsal Reformlar Komisyonu” Kamu Maliyesindeki gerçek durumun ve geleceğe yönelik yükümlülüklerin tesbitinin yanı sıra Stratejik Planlama Teşkilatı’nın kurulması, TCMB’nin kurumsal yapısının güçlendirilmesi ve bağımsızlığının teminat altına alınması ve Ekonomik ve Sosyal Konsey’in yeniden yapılandırılarak işlevsel hale getirilmesine yönelik ilkesel ve yapısal reformların çerçevesini oluşturmuş bulunmaktadır. Komisyonumuz bu kurumlardaki tahribatı tespit ve bu tahribatın giderilmesi için atılacak kurumsal reform adımları için geliştirdiği somut önerileri 13 Haziran 2022 Pazartesi günü kamuoyumuzla paylaşacaktır.

“Anayasal ve Yasal Reformlar Komisyonu”nun Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçiş sürecinde gerekli görülen anayasal ve yasal reformlarla ilgili çalışmaları çerçevesinde Anayasa’nın yasamaya ilişkin 75. ile 91. maddeleri arasında yapılacak değişiklikler değerlendirilmiştir. Komisyonumuz çalışmalarını aynı kararlılıkla sürdürecek, anayasal düzenleme konusundaki hazırlıklarını önümüzdeki toplantıya kadar tamamlayacaktır.

‘Rasyonaliteden uzak tezler’

Toplantımızda komisyon çalışmalarını değerlendirmenin yanı sıra gündemdeki siyasi ve ekonomik konular ele alınmıştır.

Ekonominin en önemli unsurlarından olan fiyat istikrarı; iktidarın akıldan, bilimden ve rasyonaliteden uzak tezleri nedeniyle maalesef ağır bir tahribat almıştır. Ülkemiz dünya enflasyon sıralamasında 6. sıraya yükselmiş, oluşan hayat pahalılığı sosyal istikrarı bozacak düzeye ulaşmıştır. Kur Korumalı Mevduat (KKM) Sistemi ile 85 milyon vatandaşın kamuya emaneti olan kaynaklar, ülkemizin az sayıdaki varlıklı insanına adaletsiz bir servet transferi şeklinde aktarılmaya başlanmıştır. İktidar acilen KKM uygulamasına son vermeli, para politikasını normalleştirmelidir.

‘Göç komisyonu kurulacak’

Son dönemde bir taraftan provokatif açıklamalarla diğer taraftan yanlış uygulamalarla tırmanan göçmenler sorunu da kapsamlı şekilde ele alınmıştır. Kapsamlı bir “Göç Politikası” geliştirilmesi için partilerimiz arasındaki istişarelerin derinleştirilmesi amacıyla bir komisyon kurulması hususunda mutabakata varılmıştır.

‘Maceradan uzak durmalı’

Ukrayna-Rusya savaşının getirdiği gerilimli konjonktürde gündeme gelen NATO’nun genişlemesi konusu da ülkemizin stratejik çıkarlarının gerektirdiği çok boyutlu dış politika perspektifinden ele alınmıştır. Türkiye’nin terörle mücadele bağlamında ortak tavır ve işbirliği konusundaki haklı talepleri sadece NATO üyeliğine baş vuran İsveç ve Finlandiya için değil halihazırda üye olan bütün NATO üyeleri ve esasen bütün BM üyeleri için de geçerlidir. Bir taraftan bu konuda haklı taleplerimiz dile getirilirken diğer taraftan Doğu Akdeniz ve Ege’deki güç dengelerinin aleyhimize değişmesine sebep olacak ve Türkiye’nin çok boyutlu dış politika gerekliliklerine zarar verecek gerilimlerden ve maceracı söylem ve politikalardan uzak kalınmalıdır.

‘Operasyonlar siyaset malzemesi olmasın’

Son MGK toplantısı sonrasında gündeme gelen muhtemel sınır ötesi operasyon konusu da toplantımızda değerlendirilmiştir. Terörle mücadele ve sınır güvenliği konusunda gerekli tedbirlerin alınması ülkemizin hakkı, iktidarın ise sorumluluğudur. Ancak milli güvenliği ilgilendiren konular olağanüstü bir sürece girildiği intibaı verilerek önümüzdeki seçim sürecini de etkileyecek şekilde iç siyasette malzeme olarak kullanılmasına karşı ortak bir tavır geliştirme konusunda da kararlıyız. İlgili devlet kurumlarının, muhalefet partilerini olası operasyonun gerekçeleri, süresi, kapsamı ve hedefleri konusunda bilgilendirmeleri şarttır.

Son olarak, çok zor şartlar altında hayat mücadelesi veren milletimize ortak mesajımız şudur: Her gün derinleşen sorunlara son verme hedef ve iradesiyle bir araya gelen liderler olarak, iktidarın gündem mühendisliklerini boşa çıkararak ülkemizi bu darboğazdan kurtaracak, milletimizi hak ettiği demokratik ve müreffeh Türkiye hedefine ulaştıracağız.”

Paylaşın