CHP Lideri Kılıçdaroğlu’ndan “418 Milyar Dolar” Paylaşımı

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından, “Unutmayın, 418 milyar dolar çok büyük paradır” paylaşımında bulundu. Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında Hazine’den 418 milyar dolar çalındığını söylemişti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı açıklamada, Hazine’den 418 milyar dolar çalındığını tespit ettiklerini ve bu nedenle suikast tehdidi aldığını belirtmişti.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, konuya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Unutmayın, 418 milyar dolar çok büyük paradır” ifadelerini kullandı.

Ne olmuştu?

31 Ocak 2023 tarihinde partisinin grup toplantısında Kılıçdaroğlu, “Partimizin uzman ekipleri, Hazine’den çalınan paraların peşine düştüğü an. O raporlar geldiğinde paniğe kapıldılar. Devletin hazinesinden çalınan paranın toplamının 418 milyar dolar olduğunu saptayınca karalama kampanyaları ve suikast tehditleri gelmeye başladı. Ben korktum mu! Vız gelir, tırıs gider, Bay Kemal asla ve asla geri adım atmaz! Kaya gibiyiz, sır gibiyiz, yiğit gibiyiz, asla geri adım atmayacağız! Her şeyleriyle gelsinler, bir milim geri adım atmayacağız” demişti.

Ardından konuk olduğu bir televizyon programında da Sayıştay’a gideceğini söyleyen Kılıçdaroğlu, “Biz bir rapor hazırlattık; Türkiye’nin 418 milyar dolar parasının iç edildiğini biliyoruz. Şimdi bizim bütçemizi parlamento kabul eder, bütçenin nerelere harcandığını denetleyen kurum da Sayıştay. Kimin adına denetler? TBMM adına denetler. O zaman TBMM adına denetim yapan kurumun bizim hassasiyetlerimizi dikkate alması gerekir. Sadece bizim değil 85 milyonun hassasiyetlerini dikkate alması gerekir. Sayıştay’ın raporlarını alacağız ve bakacağız. 418 milyar dolar paranın nerelere nasıl iç edildiğini o raporlarda görmek istiyoruz biz. O raporlarla bizim raporları karşılaştıracağız” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Bu Düzen Yıkılmaya Mahkum Ve Mutlaka Yıkacağız

Şişli Belediyesi Sosyal Yardım Lansmanı’na konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin yaşadığı ekonomik sorunlara değinerek, “Tek bir yurttaşımızın dahi dara düşmesine asla razı değiliz. Halkın hakkı olan zenginliği ihalelerle yandaşlara peşkeş çeken egemenlerin düzeni, sarsılmaz sanılan Babil kulesi gibi yıkılmaya mahkumdur ve mutlaka yıkacağız” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Milletimizin, önündeki seçimlerde bunun ne demek olduğunu gösterecek, buna yürekten inanıyorum. Halktan çalınan 418 milyar doları kuruşu kuruşuna aldığımızda halkın sofrası şenlenecek, hak yerini bulacak. Evet biz bunu başaracağız ve birlikte başaracağız.”

Kılıçdaroğlu, ayrıca, “Saray düzeni tarafından ekonomik çöküşe sürüklenen ülkemizde insanlarımız alın teriyle çalışarak, bırakın çocuğuna iyi bir geleceği sağlamayı karnını doyurmakta zorlanıyor. Milyonlarca insanımız bırakın iyi bir hayat sürme hayalini adeta hayatta kalma savaşı sürdürüyor.

Halkımız kuru ayazda ekmek kuyruklarında bekliyor. Sabahın karanlığında ucuz et alabilmek için Et ve Süt Kurumu’nun önünde saatlerini geçiriyor. İşte bu tablo bizim kaybedebilecek tek bir dakikamızın bile olmadığının en büyük işaretidir” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda düzenlenen Şişli Belediyesi Sosyal Yardım Lansmanı’na katıldı. Toplantıda konuşma yapan Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

“Her köşesinden bereketin fışkırdığı topraklara sahip bir halkız. Türkiye’de bunu görüyoruz. Yüzyıllar boyunca bu bereketli topraklar üretimin beşiği oldu. Sadece karınlarımızı doyurmadı. Sofralarıyla danışma, dayanışma ve paylaşma kültürümüzü de böylece büyütmüş olduk.  Sofraların bereketi paylaştıkça çoğalır.

Bu sofralarda müşterekler kadar farklılıklar da misafir edildi. Ve işte bu kadim kültürün bugünkü taşıyıcıları bizleriz. Bu kültürü yaşatmak, şimdi her zamankinden daha önemli. Çünkü saray düzeni tarafından ekonomik çöküşe sürüklenen ülkemizde insanlarımız alın teriyle çalışarak bırakın çocuğuna iyi bir gelecek sağlamayı karnını doyurmakta zorlanıyor.

Milyonlarca insanımız bırakın iyi bir hayat sürme hayalini adeta hayatta kalma savaşı sürdürüyor. Halkımız kuru ayazda ekmek kuyruklarında bekliyor. Sabahın karanlığında ucuz et alabilmek için Et ve Süt Kurumu’nun önünde saatlerini geçiriyor.

İşte bu tablo bizim kaybedebilecek tek bir dakikamızın bile olmadığının en büyük işaretidir. Bu tabloyu görüyorsak bu tabloya karşı mücadele etmek her yurtseverin, her vatandaşın, aklı başında olan herkesin ortak görevidir ve bu ortak görevi iktidar yapmak da bizim temel görevimizdir.

Çocuğunun beslenme çantasına, kuru ekmekten fazlasını koyamayan ailelerin çaresizliği. Bu kadarına dahi erişemeyen çocukların eğitimden kopup çalışmak zorunda kalması, gününü aç geçiren okulda akranlarından utanan, başı öne eğilen çocuklarımız… Kimin çocukları onlar? Bizim çocuklarımız, bu ülkenin evlatları.

Bir çocuğun aç geçirdiği geceyi hangimiz rahat bir uykuyla geçirebiliriz? İhtiyaç sahibi bir komşumuz çaresizlik içinde hayata tutunmaya çalışırken hangimiz evlerimizde huzur içinde yaşayabiliriz. Bu trajediyi bizim gerçeğimiz yaptılar. 20 yılın sonunda bu trajedi hayatımızın bir gerçeği olarak ortaya çıktı.

Bugün bu ülkede 1 milyondan fazla çocuk okula aç giderken, Saraylı zat küresel forumların gönderdiği mesajda şunu söylüyor; ‘Çocuklarımız ve gençlerimiz için daha adil bir dünyanın  mümkün olduğuna inanabiliyorum’ diyor.

“Türkiye tablosunu hep beraber görüyoruz ve yaşıyoruz”

Ama milyonlarca çocuğun hakkını, rızkını da bir avuç zengine gözünü kırpmadan verebiliyor. Hangi adalet? Sen kim, adalet kim? Adaletin A’sını dahi bilmeyen insanların ülkeyi yönetmeye kalktığında Türkiye tablosunu hep beraber görüyoruz ve yaşıyoruz.

Hükümete, okul beslenme programı hayata geçirilsin diye defalarca çağrı yaptık. Çocuklar okulda bir öğün sağlıklı yemek yesinler diye ek bütçe için katkı sunmaya çalıştık. Önergeler verdik. Yetmedi kanun teklifi verdik. Onların tamamı reddedildi. Bunu da bütün İstanbulluların ve Türkiye’de derin yoksulluk çeken veya karnını doyurup da yoksulları düşünen bütün vatandaşlarım da bilgisine sunmak isterim.

Cumhuriyet Halk Partisi milli kurtuluş mücadelemizin içinden doğmuş, zorluklarla baş etmenin ne demek olduğunu çok iyi bilen ve mücadele için yaşayan 100 yıllık bir çınardır. Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanlarımız da bu trajediyi elbette oturup izlemiyorlar. Gözü yaşlı anneleri, çaresiz babaları, açlık çeken çocukları asla ve asla yalnız bırakmıyorlar. Belediyelerimiz öz kaynaklarını son damlasına kadar halk için kullanarak yetemediği yerde toplumsal dayanışmayı örgütleyerek yenilikçi ve yaratıcı çözümler geliştirerek ihtiyacı olan her bir yurttaşımızın yanında oluyorlar.

Şişli Sofrası’nın bereketine şimdi ülkenin dört bir yanına yayma zamanıdır. Bütün belediye başkanlarından bunu bekliyorum. Güç ve servet içinde yüzen Babil Krallığı’nın haramzade sofralarına karşı Hazreti İbrahim’in herkese açık, herkesin eşit olduğu, kalabalıklaştıkça bereketi artan Halil İbrahim sofrasını kuruyoruz biz. Bu sofrada para, pul, ihtişam yok. Bu sofrada eşitlik var, adalet var, dayanışma, haysiyet var. Çocuklara sevgi, büyüklere saygı, hürmet var. Bu sofrada sadece karınlar doymuyor.

“Laf olsun diye söylemiyoruz”

Cömertlik, paylaşım, eşitlik, adalet gibi değerlerimiz de bu sofralarda yaşatılıyor. Bu zor günlerde her birimiz diğerimize omuz veriyoruz. Komşularımız açken tok yatmayız diyoruz. Ama bunun laf olsun diye söylemiyoruz.

Belediyelerimiz bunun için canla başla çalışıyor. Tek bir yurttaşımızın dahi dara düşmesine asla razı değiliz. Halkın hakkı olan zenginliği ihalelerle yandaşlara peşkeş çeken egemenlerin düzeni, sarsılmaz sanılan Babil kulesi gibi yıkılmaya mahkumdur ve mutlaka yıkacağız. Milletimizin, önündeki seçimlerde bunun ne demek olduğunu gösterecek, buna yürekten inanıyorum. Halktan çalınan 418 milyar doları kuruşu kuruşuna aldığımızda halkın sofrası şenlenecek, hak yerini bulacak. Evet biz bunu başaracağız ve birlikte başaracağız.

İmamoğlu’na destek

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımızın hakkını da teslim etmemiz gerekiyor. Metrosundan can dostlara kadar İstanbulluların yaşanabilir bir kentte yaşamaları için elinden gelen bütün çabayı gösteriyor. Evet engeller çıkarıldığını biliyorum. Bizim belediye başkanlarımız özellikle de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız bütün engelleri aşar ve halkına hizmet verir.

Bunu yapacağız. Allah nasip eder iktidar olduğumuzda göreceksiniz. Türkiye coğrafyasının her yerinde hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek.  Aile destekleri sigortasıyla hiç kimsenin yoksulluğunu afişe  etmeden ve herkesi kucaklayarak bu ülkede barışı, huzuru sağlayacağız. Gençler  huzur içinde bu ülkede çalışacaklar. Umutlarımı dışarıda değil Türkiye’de yeşertecekler. Onların her birisi bu coğrafyanın güzel fidanları ve o fidanları büyüteceğiz.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’nun Altılı Masa Toplantısı Öncesi Partisinden Tam Yetki Alması Bekleniyor

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, partisinin PM toplantısında Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunu gündeme getireceği, Saadet Partisi ev sahipliğinde 13 Şubat’ta düzenlenecek liderler zirvesi öncesinde PM’den “Altılı masaya, kendisi dahil, herhangi bir kişiyi cumhurbaşkanı adayı olarak sunabilmek” adına tam yetki alması bekleniyor.

Altılı masada İYİ Parti dışında Saadet, DEVA, Gelecek ve Demokrat Parti’de parti kurulları, genel başkanlarını adaylık konusunda tam yetki ile yetkilendirmişti.

T24’ten Eray Görgülü’nün haberine göre, 9 Şubat Perşembe günü saat 12.00’de parti genel merkezinde toplanacak olan CHP PM’nin gündemi “Genel Başkanın sunuşu, 2023 yılında yapılacak olan Cumhurbaşkanı Seçimi ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi hazırlık ve çalışmaları hakkında görüşme” olarak belirlendi.

Edinilen bilgiye göre CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, PM toplantısında Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunu gündeme getirecek. Kılıçdaroğlu’nun Saadet Partisi ev sahipliğinde 13 Şubat’ta düzenlenecek liderler zirvesi öncesinde PM’den “Altılı masaya, kendisi dahil, herhangi bir kişiyi cumhurbaşkanı adayı olarak sunabilmek” adına tam yetki alması bekleniyor.

Yetki verilmesi beklenen İYİ Parti kaldı

Altılı masada İYİ Parti dışında Saadet, DEVA, Gelecek ve Demokrat Parti’de parti kurulları, genel başkanlarını adaylık konusunda tam yetki ile yetkilendirmişti. İYİ Parti’nin bu konudaki tutumunu Genel Başkan Meral Akşener’in parti kurulları ile değerlendirme yaptıktan sonra belirlemesi bekleniyor.

Adaylık meselesi konuşulacak

Kılıçdaroğlu, aynı gün sabah 09.30’da TBMM’de milletvekilleri ile basına kapalı bir grup toplantısı düzenleyecek. Kılıçdaroğlu’nun milletvekilleri ile de adaylık meselesini konuşması bekleniyor.

Paylaşın

Millet İttifakı’nın Gündemi ‘Cumhurbaşkanı Adayı’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Millet İttifakı, 13 Şubat’ta ortak cumhurbaşkanı adayını belirlemek için bir araya gelecek.

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamolloğlu’nun ev sahipliğinde gerçekleşecek toplantı öncesi liderler partilerinin en üst karar organlarını topluyor.

14 Mayıs’ta yapılacağı duyurulan seçimlerde Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayının kim olacağı ve ittifakın seçimlere nasıl bir yöntemle gireceği sorusu yanıt bekliyor.

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi liderleri 13 Şubat tarihinde 12’nci kez bir araya gelecek. SAADET lideri Temel Karamolloğlu’nun ev sahipliğinde gerçekleşecek liderler zirvesinde cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi bekleniyor.

Gazete Duvar’dan Serkan Alan’ın haberine göre, kritik toplantı öncesi liderler partilerinin en üst karar organları ve milletvekili grupları ile toplantılar yapmaya başladı. Toplantılarda parti yöneticilerinin cumhurbaşkanı adayı ve ittifak seçenekleri ile ilgili görüşlerini iletmesi, bu konularda istişare ve karar için de genel başkanlara yetki verilmesi gündemde.

CHP Meclis Grubu, liderler zirvesinden 4 gün önce, 9 Şubat saat 09.30’da Meclis’te bir araya gelecek. Aynı gün saat 12.00’de ise Parti Meclisi CHP Genel Merkezi’nde toplanacak. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun sunum yapacağı toplantılarda cumhurbaşkanlığı seçimi ve milletvekili genel seçimi hazırlık çalışmaları hakkında görüşme yapılacak. Edinilen bilgiye göre CHP Meclis Grubu ve Parti Meclisi’nin cumhurbaşkanı adayı konusunda istişareleri yürütmek ve kararlar almak üzere CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na yetki verilmesi bekleniyor.

İYİ Parti 11 Subat’ta toplanıyor

Millet İttifakı’nın bir diğer partisi olan İYİ Parti ise en üst yönetim organı olan Genel İdare Kurulu’nu liderler zirvesinden 2 gün önce, 11 Şubat tarihinde toplayacak. İYİ Parti GİK’te cumhurbaşkanı adayı konusunda parti yetkililerinin İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’le fikirlerini paylaşması ve partinin eğiliminin ortaya çıkması bekleniyor.

Saadet Partisi’nde cumhurbaşkanı adayı ile ilgili de konu gündeme geldi

13 Şubat’ta düzenlenecek liderler zirvesinde ev sahibi olan Saadet Partisi de bugün (3 Şubat) Genel İdare Kurulu toplantısını gerçekleştirdi. Her ayın ilk haftası cuma günü yapılan bu toplantıda edinilen bilgiye göre seçim ve cumhurbaşkanı adayı ile ilgili de konu gündeme geldi. SAADET üst yönetimi aday ve seçim stratejisi konusunda Karamollaoğlu ile görüşlerini paylaştı.

Davutoğlu ve Babacan’a tam yetki

DEVA Partisi’nin en üst düzey yönetim organı olan Genel Merkez Başkanlık Kurulu seçim gündemiyle toplantısını 31 Ocak Salı günü gerçekleştirdi. Edinilen bilgiye göre parti üst yönetimi bu toplantıda ittifak görüşmesi yapma, bu konuda karar alma, cumhurbaşkanı adayı gibi konularda DEVA lideri Ali Babacan’a tam yetki verdi.

Gelecek Partisi Yönetim Kurulu da Genel Başkan Ahmet Davutoğlu’nun başkanlığında 31 Aralık Salı günü bir araya geldi. Parti Yönetim Kurulu, cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi ve partinin seçime gireceği ittifak modeli için partinin lideri Ahmet Davutoğlu’na tam yetki verdi.

Demokrat Parti’nin en üst yönetimi henüz bir toplantı gerçekleştirmedi

Millet İttifakı’nın bir diğer üyesi olan Demokrat Parti’nin en üst yönetimi ise seçim gündemiyle henüz bir toplantı gerçekleştirmedi. Parti kaynaklarından edinilen bilgiye göre 13 Şubat’tan önce Demokrat Parti üst yönetimi de bir toplantı gerçekleştirecek. Bu toplantıda da seçim ve cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda Demokrat Parti lideri Gültekin Uysal’a parti yetkililerinin görüşlerini aktarması bekleniyor.

Paylaşın

CHP’den Yeni Afiş: Ben Kemal, Geliyorum

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun “Seçimin ertesi gününde onların telefonları acı acı çalacak, açtıkları telefonların ucunda bir ses duyacaklar, ‘Ben Kemal, geliyorum’ “ifadeleri CHP Genel Merkezi’ne ‘Ben Kemal, geliyorum’ şeklinde yazılı afiş olarak asıldı.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, partisinin TBMM’deki haftalık grup toplantısında, konuşmasının son bölümünde yaptığı ‘Cüneyt Arkın’ göndermesi gündemdeki yerini koruyor.

CHP Genel Merkezi’ne “Ben Kemal, geliyorum” yazılı afiş asıldı.

CHP Genel Başkan Başdanışmanı Deniz Demir, Twitter hesabından “CHP Genel Merkezi anlık, Ben Kemal geliyorum” diyerek afişin asıldığı genel merkezin fotoğrafını paylaştı.

Daha önce de yine parti genel merkezine Kılıçdaroğlu’nun fotoğrafının yer aldığı “Yeter! Söz Milletin” yazılı afiş asılmıştı.

Kılıçdaroğlu ne demişti?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM’deki grup toplantısında, “Benim helalleşeceğim, haksızlık yapılanlardır. Kimse haksızlık yapıldıysa onunla oturup helalleşeceğim.

Roboski ile Ali İsmail Korkmaz’ın ailesi ile Soma ile başı kapalı kızlarımıza haksızlık yapıldığı için, biz o dönemde suskun kaldığımızdan dolayı onlarla da helalleşeceğiz.

Liste uzun. Bizim arsız ve hırsıza muamelemiz açıktır; vuracağız neşteri, alacağız devlet malını geri.

Seçimin ertesi gününde onların telefonları acı acı çalacak, açtıkları telefonların ucunda bir ses duyacaklar, ‘Ben Kemal, geliyorum’.” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Adaylıkta Dayatma Yok

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayına ilişkin değerlendirmede bulunan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Altı lider bir araya gelecek, mutabakat içinde adayımızı belirleyeceğiz. Dayatma yok, Türkiye’yi düşünüyoruz. Bizim temek hedefimiz var olan sistemi değiştirmektir. Bu sistem Türkiye için bir beka sorunudur. Bir devlet bir kişiye teslim edilemez.” dedi ve ekledi:

“Nasıl ekonomi, yargı, sağlık konusunda neleri düşündüğümüzü kamuoyuyla paylaştıysak aday konusunu da aynı şekilde paylaşacağız. Gerçekten temel hedefimiz ülkenin huzuru. Aday için mutabakat olması lazım. Bir adayın gelmesi diye bir şey yok. Benim itiraz etmeye hakkım yok. Diyelim ismim üzerinde mutabakat oldu, elbette bu görevi yapmak onurlu bir şeydir. ‘Siz neden benim adımı ileri sürüyorsunuz’ diye özel bir itirazım olmaz. İşin doğasına aykırı olur bu.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, FOX TV’de İlker Karagöz ile Çalar Saat programına konuk oldu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Ortak mutabakat metninin tümünü dikkate aldığınızda, artık yeni bir anlayışı inşa edeceğimizi görebilirsiniz. Bu belki de dünya demokrasi tarihinde bir ilk; altı lider bir araya geliyor ve ülkenin sorunlarını çözmek için çalışıyor. Baktığınızda her birimiz özveride bulunuyoruz. Altı liderin altına imza attığı mutabakat metnini hayata geçireceğimize söz veriyoruz.

Her şey burada var mı derseniz tabii ki hayır. Bu bir mutabakat metni. 6 liderin ‘Biz bunu yapacağız’ dediği güzel bir metin. Burada Türkiye’nin teknoloji devrimini, üniversitelerin özerkliğini, kimsenin yatağa aç girmeyeceği bir Türkiye’yi ön görüyoruz. Yolsuzluk defterini tamamen kapatmak için parlamentoda yasal bir düzenleme yapmayı ön görüyoruz. Gelir dağılımı konusunda, istihdam konusunda duyarlıyız. Birden fazla konumuz var. Elbette eksikler olabilir. Her değişim yeni sorunlar yeni krizler yaratabilir ama biz burada çözelim diye oturuyoruz. Devleti bir kişiye teslim ederseniz bu olmaz.

Savunma sanayiinin tarihini bilmezler. İlk kamuoyundan gizli Bakanlar Kurulu kararı ne zaman alındı bilmezler. Savunma sanayii hepimizin üzerine titremesi gereken bir alan. Damat İkitelli’de fabrika açtığında ilk ziyarete giden benim. Rahmetli babasıyla kahvaltı yapan, sorunlarını dinleyen benim. Niye kapatayım ben savunma sanayiini? Tank palet fabrikasının Katar’dan alınıp orduya verilmesini savunan kim?

“Yargı görevini yapmazsa, devlet organize suç örgütüne dönüşebilir”

rfan Fidan kimin talimatlarını yaptı? Erdoğan’ın talimatlarını yaptı. Yargıtay’dan yıldırım hızıyla AYM’ye çıktı. Beni asıl yaralayan, Yargıtay’ın o kişiyi seçmiş olması. 100 küsür yıllık, gelenekleri olması gereken bir kurum. Bir talimatla bu beyefendiyi AYM’ye atıyorlar. Niye atıyorlar, kendi geleceklerini kurtarmak için mi? Yargı görevini yapmazsa, devlet organize suç örgütüne dönüşebilir. Bürokrasinin bu kadar çürüdüğünü tarihimizde görmemiştik. AYM’deki yemin törenine de katılmadım. Yargıtay’dan atanacaksın, yıldırım hızıyla bu kez de AYM Başkanı olacaksın, akıl var mantık var. ‘Efendim beni Sayın Cumhurbaşkanı destekliyor, beni desteklemek zorundasınız…’ Neyse ki onurlu insanlar var.

Şimdi nasıl çalışıyorsak seçimden sonra yine öyle çalışacağız. Planlı, programlı çalıştık, her liderin kendi ekibi vardı onlar çalıştı. Akademik dünyadan, iş dünyasından katkı sunanlar oldu ve bir araya gelerek ortak metinler oluşturdu. Önemli olan şu, devlet bir kişiye teslim edilmeyecek. Sorun mu var, oturacağız, konuşacağız. Altı lider işin felsefesini oluşturacak. Bu işin oyu ve partisi yoktur. Sorun Türkiye’yi düzlüğe çıkarmaktır. Çürüyen bir yapıyı adalet ve ahlak üzerine yeniden inşa etmektir. Memleket elden gitmiş, A Partisi, B Partisi diye mi tartışacağız? Elbette hayır.

TÜİK bağımsız bir kurum değil, alınan emirler üzerine enflasyon rakamlarını oluşturuyor. Bunlar pazara mı çıkmıyor, hayatı mı bilmiyorlar? Tabii ki biliyorlar ama talimat geliyor. İşçiye, memura, emekliye yetime az para vereceksiniz demektir. Siyasi iktidar rahatsız olabilir. Zaten rahatsız olması için açıklaması gerekiyor. “İşsizlikte gerçek rakamlar budur diyebilmesi” lazım.

“Bu sistem Türkiye için bir beka sorunudur”

İki lider arasında yapılan görüşmenin kamuoyuna yansıtılmasını doğru bulmam. İki lider elbette oturduk konuştuk. Sıradaki toplantının gündemini belirleyecek olan Temel Bey. Bir tur daha görüşecek liderlerle. Gayet samimi bir görüşme oldu. Altı lider bir araya gelecek, mutabakat içinde adayımızı belirleyeceğiz. Dayatma yok, Türkiye’yi düşünüyoruz. Bizim temek hedefimiz var olan sistemi değiştirmektir.

Bu sistem Türkiye için bir beka sorunudur. Bir devlet bir kişiye teslim edilemez. Nasıl ekonomi, yargı, sağlık konusunda neleri düşündüğümüzü kamuoyuyla paylaştıysak aday konusunu da aynı şekilde paylaşacağız. Gerçekten temel hedefimiz ülkenin huzuru. Aday için mutabakat olması lazım. Bir adayın gelmesi diye bir şey yok. Benim itiraz etmeye hakkım yok. Diyelim ismim üzerinde mutabakat oldu, elbette bu görevi yapmak onurlu bir şeydir. ‘Siz neden benim adımı ileri sürüyorsunuz’ diye özel bir itirazım olmaz. İşin doğasına aykırı olur bu.

Cumhurbaşkanı adayının devlet yönetiminde de mutabakatı sağlaması lazım. Temiz birisi olması, yolsuzluklara adının bulaşmaması lazım. Adaylığının açıklandığı gün mal varlığını paylaşması lazım. Toplumun her kesimine sıcak mesajlar vermesi lazım. Devlet aklının olması lazım, devlet dediğiniz kurumu iyi tanıması lazım. Kısa süre içerisinde de güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçmesi lazım.”

Paylaşın

İYİ Parti Kurmayları: Akşener’in Mesajı Kılıçdaroğlu’na Yönelik Değil

İYİ Parti Akşener’in grup toplantısındaki “Bu mücadele kaprise, koltuk hesabına feda edilemez” sözleri CHP Lideri Kılıçdaroğlu’na “üstü kapalı” mesaj olarak yorumlandı. İYİ Parti kurmayları,  “Kemal Bey’e mesaj vermediğinin” altını çizdi.

İYİ Parti lideri Meral Akşener, “Bu mücadele kaprise, koltuk hesabına feda edilemez” dedi. Parti kurmayları, “Mesaj ne masaya ne de adaya yönelik. Genel siyasete ilişkin” yorumunu yaptı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, dün TBMM’de partisinin grup toplantısında gündemi değerlendi. Millet İttifakı’nın “milletle beraber” yol yürüyeceğinin altını çizen “sosyal medya operasyonlarına, sözde kulis bilgileriyle yapılan yönlendirmelere, tenha köşelerden kurgulanan abluka girişimlerine” kulaklarını tıkadıklarını söyledi.

Meral Akşener, “Yürüttüğümüz mücadele pazarlık siyaseti peşinde koşanların değil milletin selameti için sabredenlerin mücadelesidir. Bu kutlu mücadele hiçbir kaprise, hiçbir inada kurban edilemez. Hiçbir şahsi hırsa, hiçbir koltuk hesabına feda edilemez. Millet İttifakı’nı ferasetle, feragatle, fedakârlıkla kurduk. Kimse merak etmesin. Kazanana kadar da buradayız. Hiçbir yere gitmiyoruz” ifadelerini kullandı.

Akşener’in grup toplantısındaki bu sözleri kulisleri hareketlendirdi. Akşener’in sözleri CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na “üstü kapalı” mesaj olarak yorumlandı.

“Önemli olan kazanacak aday çıkması”

Cumhuriyet’te yer alan habere göre, Akşener’in “Kemal Bey’e mesaj vermediğinin” altını çizen İYİ Parti kurmayları, “Hedef 6’lı masa da aday da değil. Bu mesaj genel siyasete yönelik” değerlendirmesini yaptı.

Kurmaylar, “Biz, masadan kazanacak aday çıksın diye uğraşıyoruz. Hiçbir şahsa karşı önyargımız yok. Masadaki genel başkanların aday olmak istemesine de itirazımız yok. İYİ Parti hiçbir adaya ‘Sen olma’ demez. Kazanacağını düşündüğümüz kendi adayımızı önerir, masanın gündemine getiririz. Kemal Bey ise Kemal Bey. Önemli olan kazanacak aday çıkması” açıklaması yaptı.

“Tek adayda” ısrarlı olduklarına vurgu yapan kurmaylar, “13 Şubat’ta seçim metodolojisinde bir mutabakat sağlanır. O gün aday gündeme gelebilir ancak açıklanmaz. Her parti konuşulan isimleri kendi yetkili kurumlarında mutlaka değerlendirecektir” dedi.

Paylaşın

Millet İttifakı’nda Tüm Gözler Ortak Adayda; Süreç Nasıl İşleyecek?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Saadet Partisi, Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Gelecek Partisi, ve İYİ Parti’den oluşan Millet İttifakı’nın ortak hükümet programını da açıklamasının ardından artık gözler ortak adayda.

Ancak Millet İttifakı’nın en büyük oy potansiyeli olan iki partisi, CHP ve İYİ Parti arasında adaylığa dair farklı görüşler hâlâ ortadan kalkmadı. DW Türkçe’den Kıvanç El, ortak aday belirleme sürecine dair son bilgilere ulaştı.

CHP: Aday bizim için çok net

“Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem”, “Anayasa” ve “Ortak Mutabakat Belgesi” olmak üzere üç ana belgeyi kamuoyuna açıklayan altılı masada artık altı liderin de kamuoyunun da AKP-MHP cephesinin de gözü adayın kim olacağında. Ancak aday belirleme süreci kolay olmayacak.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, katıldığı televizyon programında 13 Şubat’ta adayın açıklanacağını yine aynı programda bu sözlerin hemen ardından da 13 Şubat’ta aday açıklanmasa bile belirleneceğini söyledi. Bu sözlere İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, “Adaylık açıklamasına yönelik bilgi bizde mevcut değil” sözleriyle itiraz etti. Bu açıklama her iki parti arasındaki tartışmanın da dışa yansıması oldu.

CHP kaynakları, “Aday bizim için çok net. Kemal Kılıçdaroğlu CHP’nin masaya taşıyacağı adaydır. Ayrıca kazanacak aday da Kılıçdaroğlu’dur Altı lider bunu konuşacak ama masa dışından bir aday doğru olmayacaktır” değerlendirmesini yaptı. CHP’de bu konuda tartışmalar kapanırken partide Kılıçdaroğlu’nun adaylığına dair çalışmalar dahi başlamış durumda.

İYİ Parti ne diyor?

İYİ Parti’de ise tablo o kadar net değil. İYİ parti cephesinde ilk günden bu yana Kılıçdaroğlu’nun adaylığına açıktan itiraz olmasa da diğer seçenekler hâlâ gündemde tutuluyor.  İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in 13 Şubat’taki toplantıda ismi masaya gelmesi halinde Kılıçdaroğlu’na itiraz etmemesi ancak anket yapılması önerisini bir kez daha gündeme taşıması bekleniyor. Ancak süre darlığı nedeniyle yeni anketler yerine geçmiş anketler de masaya gelebilir.

İYİ Parti yetkilisi, “CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu, henüz ‘Ben adayım’ demedi, ama şu ana kadar CHP’den yapılan tüm açıklamalarda ‘Kılıçdaroğlu aday’ denildi. Şu anki tabloda Kılıçdaroğlu ismi masaya zoraki kılınmış durumda. Başka isim gündeme getirilince hemen bir tepki atmosferi ortaya çıkıyor. O zaman neden ‘istişare’ deniyor” açıklaması yaptı.

İYİ Parti kurmayı, “Madem ‘istişare’ deniliyor, masa karar verecek’ deniyor. Kılıçdaroğlu adaylığını masaya söyler, masa değerlendirir. Elbette adaylık hakkıdır, biz adaylığına karşı değiliz ama ‘tartışalım’ diyoruz, bu kadar” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti’de “Aday 13’ünde açıklanacak ya da açıklanmalı” ifadelerinin de masaya baskı olduğu yorumları yapılıyor.

13 Şubat’ta ne olacak?

13 Şubat’taki toplantısı öncesi ev sahibi olarak Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, altı partiyi belki bir, belki de iki kez ziyaret edecek. Karamollaoğlu, partilerin adaya dair görüşlerini alacak. Bu süreçte partiler arasında ikili görüşmelerin de olabileceği ifade ediliyor. 13 Şubat’taki toplantıda isimler konuşulduktan sonra bir karar çıkmasının çok zor olduğu ifade edildi. Çünkü, İYİ Parti masaya Kılıçdaroğlu’nun adaylığına dair görüş ve endişelerini taşıyacak. Buna göre sürecin Şubat ayını aşmadan tamamlanması ve en kısa sürede yeni toplantı yapılması kararı da alınabilecek.

Akşener’in Kılıçdaroğlu harcinde diğer alternatif isimleri de tartışmaya açıp açmayacağı konusunda ise henüz netlik yok. Bu konu 13 Şubat’ta masadaki görüşlere göre netleşecek.

13 Şubat’a kadar giden süreçte ise hem İYİ Parti’den hem de CHP’den adaylıklara dair açıklamalar gelebileceği ve bu sürecin gergin geçebileceği de değerlendiriliyor. Bu nedenle liderlerin yakın kurmaylarını açıklamaların içeriği konusunda uyarıda bulunduğu da ifade ediliyor.

İmamoğlu’nun Anadolu turu

CHP ve İYİ Parti cephesinde adaylık kulisleri hareketli iken İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun bir süre önce başlattığı Anadolu gezileri de sürüyor. O ziyaretlere dair İYİ Partili isimlerden sosyal medyada halkın ilgisine dair paylaşımlar da yapılması dikkat çekerken İmamoğlu’nun bu ziyaretlerini CHP’de azınlıkta da olsa bazı kurmaylar, “Aday belirleme süreci öncesi manidar” yorumu yaparken genel çoğunluk ise “Ciddi bir haksızlığa uğradı bu ziyaretler normal süreç” değerlendirmesi yapıyor.

CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun da DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada “Ekrem İmamoğlu, Cumhuriyet tarihimize kara bir leke olarak geçen hukuksuz mahkeme kararları ve soruşturma süreçleriyle karşı karşıya kaldı. İstanbul halkının verdiği yetki, talimatlı mahkemeler eliyle gasp edilmeye çalışıldı. Bu adaletsiz süreçler hala bitmiş değil. Dolayısıyla, Ekrem İmamoğlu yaptığı ziyaretlerde yaşadığı bu mağduriyeti anlatıyor ve adalet talebini dile getiriyor” açıklaması yaptı.

İmamoğlu’nun gittiği yerlerde de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin destek verdiği yatırımların temel atma törenlerini ya da açılışlarını yaptığını vurgulayan Torun, “Genel Başkanımızın bilgisi dahilinde, parti yönetiminden bir temsilci ve örgütümüzün eşliğinde bu ziyaretler gerçekleşiyor. CHP, Genel Başkanımızın liderliğinde bir bütündür, el birliği ile yaşanan tüm haksızlıkları, hukuksuzlukları milletimize anlatacağız. Hep beraber çalışarak ülkemizin geleceği için yeni bir sayfa açacağız. Bu bizim tarihi sorumluluğumuz” dedi.

Ekrem İmamoğlu, 3 Şubat Cuma Giresun’da olacak.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’ın “Bay Bay Kemal” Sözlerine Yanıt

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın “Madem ‘Bay Kemal’ bu ifadeyi o kadar sevdi, öyleyse bundan sonra kendisine kullanacağı yeni sloganını da vereyim: Bay bay Kemal” sözlerine “Organize İşler” filminden bir kesit paylaşarak, “Ey beşli çeteler, hani bir şarkı vardı…” şeklinde yanıt verdi.

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasının büyük bir kısmı, 6’lı Masanın önceki gün açıkladığı “Ortak Politikalar Mutabakat Metni” üzerineydi.

Erdoğan, metni eleştirdiği konuşmasında , “Madem ‘Bay Kemal’ bu ifadeyi o kadar sevdi, öyleyse bundan sonra kendisine kullanacağı yeni sloganını da vereyim: Bay bay Kemal” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Erdoğan’a sosyal medya hesabından cevap verdi. Kılıçdaroğlu, yönetmen, oyuncu Yılmaz Erdoğan’ın “Organize İşler” filminden bir kesit paylaşarak, “Ey beşli çeteler, hani bir şarkı vardı…” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu.

6’lı Masa’nın Ortak Politikalar Mutabakat Metni’nin hedefine alan Erdoğan, “Bunlar bırakın yeni projeler için kafa yormayı, ülkede ne yapılıp edildiğine bile hiç bakmamışlar. Baksalar, ‘ortak politikalar’ diye açıkladıkları metindeki hususlardan çoğunun, vadettiklerinin daha fazlasıyla zaten yapılmış veya yapılmakta olduğunu herhalde görürlerdi” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti:

“Karşımızda henüz bir cumhurbaşkanı adayı bile belirlemekten aciz bir masa olduğu hakikatini unutmuyoruz. Bu masanın, bizim yaptıklarımızı, hedeflerimizi ve vizyonumuzu aşacak bir belge ortaya koyabilmesine de pek ihtimal vermiyoruz ama yine de ‘Ne yapmışlar, bir bakalım’ dedik. Keşke bakmaz olaydık. Kendimiz adına değil ama bu partilere umut bağlayanlar adına gerçekten çok üzüldük.

“İçimizden ‘buradan ülkenin ve milletin hayrına bir şey sadır olmaz ama gençlerimize güzel eğlence malzemesi çıkar’ dedik. Karşımızdaki kafadan, memleketin herhangi bir derdine derman olacak, sadra şifa bir şeyler beklemenin beyhudeliğini az çok tahmin etmemize rağmen yine de milletimiz adına üzüntü duyduk.”

Erdoğan, söz konusu metinde yer alan başlıkların ayrıntılarıyla ilgili değerlendirmeyi, partisinin Genel Merkezi ve bakanlıkların yeri geldikçe milletle paylaşacağını aktararak, “Burada sadece şu kadarını söyleyeyim ki bunlar bırakın yeni projeler için kafa yormayı, ülkede ne yapılıp edildiğine bile hiç bakmamışlar. Baksalar, ‘ortak politikalar’ diye açıkladıkları metindeki hususlardan çoğunun, vadettiklerinin daha fazlasıyla zaten yapılmış veya yapılmakta olduğunu herhalde görürlerdi. Gözleri var görmüyor; ağzı var konuşmuyor, çünkü kalpler tamamen mühürlenmiş” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, altılı masanın mutabakat metnine ilişkin, “Tamam adayı belirlemekte tembellik ediyorsunuz orasını anladık da bari vaatlerinizi oluştururken azıcık ders çalışsaydınız” dedi.

“Bay bay Kemal”

Muhataplarını tanıdıklarını belirten Erdoğan, “Adaylığını zor yetiştirecek. Slogandı, programdı, vizyondu onları hiç yetiştiremez. Memleketin her işi gibi, muhalefetin adayının sloganını bulmak da bize kaldı. Madem Bay Kemal bu ifadeyi o kadar sevdi, öyleyse kendisine bundan sonra kullanabileceği yeni sloganını da vereyim: Bay bay Kemal. Alsın tepe tepe kullansın. Telifini de istemeyiz. Bizden yana helali hoş olsun” ifadesini kullandı.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Çalınan Paranın Toplamı 418 Milyar Dolar

Partisinin Meclis’teki grup toplantısında konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “beşli çete” iddialarını yineleyerek, “Asıl panik, uzman ekiplerimiz, hazineden çalınan paranın peşine düştüğünde başladı. O raporlar masama geldiği an korkunç bir paniğe kapıldılar. Çalınan paranın toplamının 418 milyar dolar olduğunu saplayınca karalama kampanyaları ve suikast tehditleri gelmeye başladı” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Ben korktum mu? Vız gelir tırıs geçer. Kale gibiyiz, sur gibiyiz, yiğit gibiyiz. Bu vesile ile devletimizin temel kurumlarından birisi olan Sayıştay’a ve denetçilerine seslenmek istiyorum. İktidara geldiğimizde o raporlara 418 milyar doları görmezsem, görevinizi layıkıyla yerine getirmemişsiniz demektir. Vallahi de billahi de raporda görmezsem yakarım sizleri.

Çok değil, 3,5 ay sonra iktidara geldiğimizde kendi raporlarımızı sizin raporlarınızla karşılaştıracağım. Kim görevini yapmış, kim yapmamış göreceğiz. Son bir şans vermek için onlardan randevu talep edeceğim, gideceğim ve baş başa görüşeceğim. Şimdi konuştuklarımın daha ayrıntısını konuşacağım. Son bir Bay Kemal uyarısı yapmak istiyorum. Beytü’l-male dokunan yanacaktır.”

Yaklaşık bir saat süren konuşmasının sonunda Kılıçdaroğlu, “Benim helalleşeceğim, haksızlık yapılanlardır. Kimse haksızlık yapıldıysa onunla oturup helalleşeceğim. Roboski ile Ali İsmail Korkmaz’ın ailesi ile Soma ile başı kapalı kızlarımıza haksızlık yapıldığı için, biz o dönemde suskun kaldığımızdan dolayı onlarla da helalleşeceğiz. Liste uzun. Bizim arsız ve hırsıza muamelemiz açıktır; vuracağız neşteri, alacağız devlet malını geri. Seçimin ertesi gününde onların telefonları acı acı çalacak, açtıkları telefonların ucunda bir ses duyacaklar, ‘Ben Kemal, geliyorum.'” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Meclis’teki grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Türkiye artık şunu bilmeli, ayrışmayacağız, inadına kucaklaşacağız. Kavga etmeyeceğiz, inadına barışacağız. Bu güzel ülkemize huzuru ne olursa olsun mutlaka ama mutlaka getireceğiz.

Türkiye’nin her tarafından sorunlar geliyor. Bütün mesele her soruna akılcı çözümler üretmektir. Kendi içinde barışık bir toplumu inşa etmiş olursunuz. Hedefimiz, kendi içinde barışık, sorunları olmayan, akılcı politikalarla çözen bir siyaset anlayışı. Bu siyaset anlayışını Türkiye’ye getireceğiz. Nasıl? Altı lider bir aradayız. Birlikte mücadele ediyoruz, demokrasiyi savunuyoruz. Var olan sorunlara akılcı politikalarla çözüm üreteceğiz.

Sibel Tekin, belgesel çekti diye tutuklanmıştı. Adli kontrol şartıyla tahliye edilmiş, güzel bir haber. Sevgili Sibel’e şunu söyleyelim. Kapalı cezaevinden açık cezaevine hoş geldin. Türkiye’yi bir cezaevi olmaktan kesinlikle kurtaracağız.

Devlet Opera ve Balesi’nden ‘Figüran sözleşmesi yaptılar bizimle ama biz orkestra, bale sanatçısıyız, solo sanatçıyız, şef olarak görev yapıyoruz’ diyorlar. Az kaldı hiç meraklanma, 3,5 ay sonra sevgili arkadaşlarım, sanatçılarım kadrolarınızı alacaksınız.

Akaryakıt bayileri.. Arabamıza yakıt alırken bunlar çok kazanıyor diye içimizden geçirmiş olabiliriz. Aslında büyük kısmı zarar etmeye başladı. 7 ayda kapanan bayi sayısı 412. Eğer küçük bir market olmasa tümüyle zarar edecekler. 100 binin üzerinde kişi çalışıyor burada. Nasıl olur da bunun farkına varmıyorlar? 3,5 ay sonra bütün sorunlar çözülecek. Alın teri döken herkesin kazandığı güzel bir ülkeyi inşa edeceğiz. Avantadan para kazananlar değil, alın teri dökenlerin kazandığı bir Türkiye’yi inşa edeceğiz.

Tek adam rejimi inşa edildiğinde Türkiye’nin bütün sorunlarını en kısa sürede çözeceğiz dediler. Meydan meydan gezdiler. Valileri, kaymakamları gezdi. Erdoğan geldi oturdu. Tek adam rejiminin faturası hepimizin önünde duruyor. Bu rejim yani tek adam sistemi Türkiye Cumhuriyeti Devleti için bir beka sorunudur.

“Doğalgaz fiyatını neden düşürmüyorsun?”

Ankara’ya güzel kar yağdı. Biraz daha karın yağmasını istiyoruz aslında. Hem tarlaların hem memleketin artması açısından son derece değerli. Yüksek karlara da kar yağarsa yeraltı suları da zenginleşmiş olacak. Rusya-Ukrayna savaşından sonra doğalgaz fiyatları yüzde 80 düştü. Erdoğan hiç ses çıkartmıyordu sanıyordu ki Bay Kemal’in dünyadaki gelişmelerden haberi yok.

Hemen harekete geçtiler sadece sanayiciler için fiyatı düşürdüler. Konutlarda, iş yerlerinde yok. Kışın en ağır geçtiği mevsimin en derinden hissedildiği Erzurum ve Kars gibi kentlerimiz var. Doğalgaz fiyatını neden düşürmüyorsun? Dünyada yüzde 80 düştü. Milletin sırtına neden yıkıyorsun?

Allah nasip eder iktidar olduğumuz zaman göreceksiniz 3,5 ay sonra hiçbir hanenin, hiçbir evin ne doğalgazı, ne elektriği, ne de suyu kesilecek.

Asgari ücretin bu kadar hızlı eriyeceğini ben bile düşünemedim. Net asgari ücret 8 bin 506 lira 80 kuruş. 4 kişilik bir ailenin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım, kültür fiyatları toplanıyor ve bunun üzerinden belirleniyor. Asgari ücret alanların sayısı yaklaşık 5 milyon 400 bin kişi. 5 milyon 400 kişi şu anda açlık sınırının altında maaş alıyor.

Sarayda böyle bir şey yok. 4-5 yerden maaş alırsın. Keyfin yerinde ama 5 milyon 400 bin kişinin açlık sınırının altında maaş almasına imkan sağladın. Bütün asgari ücretli kardeşlerime sesleniyorum, benim görevim iktidar olduğumuzda hiçbir asgari ücretlinin açlık sınırı altında maaş almayacağı bir düzeni inşa etmektir. Bu iktidar bir zorba iktidarıdır.

Ortak Politikalar Mutabakat Metni

Ortak Politikalar Mutabakat Metni, böylesi bizim demokrasi tarihinde bir ilktir. Bunu gurur duyarak ifade etmek istiyorum. 6 lider bir araya geldik ve 6 lider devlet için bir beka sorunu haline gelen tek adam rejimini değiştirip bu ülkeye gerçek anlamda demokrasiyi getirmek için bir araya geldik. Eğer Cumhuriyet tarihinde altı lider bir araya gelip 2 bin 300’ün üzerinde var olan sorunlara tek tek çözüm üretiyorsa, oy birliği ile yapıyorsa, gönül rahatlıkla yapıyorsa Türkiye’nin geleceği aydınlıktır.

Yolsuzluklara karşı mücadele, işsizlik politikaları, Türkiye’nin saygınlığını koruyacak dış politikanın nasıl olması gerektiği, dijitali, bilgiyi, teknolojiyi nasıl yakalayacağız burada var. Hiç kimse endişe etmesin, devleti yeniden inşa edeceğiz.

Siz bir aradasınız, hiç bir araya gelip bir fotoğraf verdiler mi? Bir masanın etrafında toplanıp da önlerinde kağıtlar ‘Memleketin sorunlarını nasıl çözeriz’ diye düşündüler mi?

9 ana başlık, 2 bin 300’den fazla çözüm vaadimiz var. Ortak karar, ortak imza ve oy birliği ile alındı tamamı. Bizim tarihimizde bir ilktir. Bütün demokrasi tarihi kitabını yazacak olan hocalar bu kitaba atıf yapmadan bir kitap yazamayacaklardır. Biz duygularımızla değil, aklımızla hareket ediyoruz. Biz kavgayla değil aklımızla hareket ederek sorunları çözmeye çalışıyoruz.

Hayata geçirdiğimiz zaman göreceksiniz Türkiye’de her şey çok kısa sürede düzelecek. Bundan emin olmanızı isterim.

Bir konuda ta en başından beri çok açık ve net konuşuyorum. Bu beşli çetelerin, proje kisvesi altında devlet hazinesinden fazlasıyla götürdüklerini, paraları, malları onlardan tahsil edeceğim sözünü verdim. Çünkü o paralar bu ülkenin doğmamış bebeklerinin parasıdır. Bu çetelerle bu savaşı ilan etmeden önce dost meclislerinde çok uyarıldım. ‘Aman başkan onlarla uğraşırsan o devasa para da seninle uğraşır’ diye telkinlerde bulundular. ‘Mafyası var, paramiliter grupları, derinleri var aman başkan dikkatli ol’ diyen insanlarla bir araya geldim.

Bunların tamamı samimi kaygılardı. Ben bütün bunları bilerek ve düşünerek yola çıktım. Ben bilmiyor muydum bu sürecin ne kadar kirli hale geleceğini. Silahların gölgesinde siyaset yapmak zorunda kalacağımı ben bilmiyor muydum? Elbette biliyordum. Görüşme talepleriyle geldiklerinde kabul edersem bu kirli düzenin hedefi olmayacağımı da gayet iyi biliyordum. Halkımın şunu çok iyi bilmesi ve beni çok iyi anlaması gerekiyor. Bu çetelerin bir kısmı bu saray iktidarından yani Erdoğan’dan da önce vardı.

Her gelen iktidarla hizalanmış bunlar. Bunlar hep sistemin içinde kalmışlar, her gelene de yedirmişler. Ne kadar karanlık odak varsa hepsini beslemek zorundasın eğer bunlarla iş birliği yaparsan. Bunlar nasıl insan satın alacağı konusunda da uzmanlaşmışlar. Bunlarla görüştüğüm an emin olun aynı zamanda bu çarkın da bir parçası olacaktım. İktidarın ismi değişecekti ama halkımın sefaleti aynen devam edecekti. Bir Erdoğan gidecekti yerine yeni bir Erdoğan gelecekti.

“Beytü’l-male dokunan yanacaktır”

Asıl panik, uzman ekiplerimiz, hazineden çalınan paranın peşine düştüğünde başladı. O raporlar masama geldiği an korkunç bir paniğe kapıldılar. Çalınan paranın toplamının 418 milyar dolar olduğunu saplayınca karalama kampanyaları ve suikast tehditleri gelmeye başladı. Ben korktum mu? Vız gelir tırıs geçer. Kale gibiyiz, sur gibiyiz, yiğit gibiyiz. Bu vesile ile devletimizin temel kurumlarından birisi olan Sayıştay’a ve denetçilerine seslenmek istiyorum.

İktidara geldiğimizde o raporlara 418 milyar doları görmezsem, görevinizi layıkıyla yerine getirmemişsiniz demektir. Vallahi de billahi de raporda görmezsem yakarım sizleri. Çok değil, 3,5 ay sonra iktidara geldiğimizde kendi raporlarımızı sizin raporlarınızla karşılaştıracağım. Kim görevini yapmış, kim yapmamış göreceğiz. Son bir şans vermek için onlardan randevu talep edeceğim, gideceğim ve baş başa görüşeceğim. Şimdi konuştuklarımın daha ayrıntısını konuşacağım. Son bir Bay Kemal uyarısı yapmak istiyorum. Beytü’l-male dokunan yanacaktır.

“Ben Kemal geliyorum”

Halkıma buradan, bu konuyla ilgili bir taahhütte bulunmak istiyorum. Çeteleri temizleme, devlet hazinesinden sülükleri, parazitleri temizleme operasyonum başlamadan önce Ankara’ya dev bir dijital pano kurduracağım. Adı ‘Çetemetre’ olacak. Halktan çalınan ve geri aldığımız her doları bu panoda görecek bütün Türkiye. Vatandaştan çalınan 418 milyar doları burada görünceye kadar asla ve asla durmayacağım. Onların Türkiye’deki mal varlıkları, yurt dışına kaçırdıkları, aile bireylerine transfer ettikleri, akrabalarına devrettikleri her kuruşun peşine düşeceğim.

Benim helalleşeceğim haksızlık yapılanlardır. Roboski ile, Ali İsmail Korkmaz’ın ailesiyle, Soma ile, başı kapalı kızlarımıza haksızlık yapıldığı zaman suskun kaldığımızdan dolayı onlarla da helalleşeceğiz. Bizim hırsıza muamelemiz çok açık ve nettir. Vuracağız neşteri, alacağız devlet malını geriye. Seçimin ertesi günü onların telefonu acı acı çalacak. Açtıkları telefonun ucunda bir ses duyacaklar. ‘Ben Kemal geliyorum'”

Paylaşın