Millet İttifakı Adayı Kılıçdaroğlu: Ya Demokrasi Ya Diktatörlük

İBB’nin Çatalca’da düzenlediği programda konuşan Kılıçdaroğlu, “İktidar için çalışacağız. ‘Nasıl olsa kazanıyoruz, oturalım’ dediğiniz anda bu iş olmaz. Çalışacağız. Hep beraber, birlikte çalışacağız. Çünkü gün, bir siyasi parti günü değil” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Gün, artık bir Türkiye günüdür. Ya demokrasi ya diktatörlük; arada tercihimiz olacak. Demokrasiden, insan haklarından yana, adaletten yana, hak ve hukuktan yana, kadın ve erkek eşitliğinden yana mücadele edeceğiz. Herkesin karnının doyduğu, her evde huzurun olduğu bir Türkiye için çalışacak ve mücadele edeceğiz.”

Konuşmasının devamında 418 milyar doları hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Sanıyorlar, ‘götürdük ve bunu kimse alamaz’. Alacağım, alacağım. Bay Kemal, onların tamamını alacak. Tamamını alacağım. Onların gece yatmadığını, kabuslar gördüklerini de biliyorum. Ama kul hakkı yemek en büyük günahsa kul hakkı yiyenleri asla ve asla affetmeyeceğim” ifadelerini kullandı.

Sandık güvenliğine de değinen Kılıçdaroğlu, “Heyecanınızı 14’ünde kaybetmeyin, sandığa gidin, komşunuzu, yakınınızı alın. Aman ‘bugün hava güzel, biz pikniğe gidelim’ demeyeceksiniz. Sandığa gideceksiniz. Bütün sandıkların güvenliğini aldık, ondan emin olun. Bütün sandıkların güvencesi alınmış vaziyette. Hiç endişe etmeyin” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, bugün İBB’nin Çatalca’da düzenlediği sığır süt yemi ve mazot dağıtımı programına katıldı. ANKA’nın aktardığına göre Kılıçdaroğlu, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Baharı beraber, birlikte getireceğiz. Göreceksiniz, güzel Türkiye’yi göreceksiniz. Güzel Türkiye’de hep birlikte yaşayacağız. Kadını, erkeği, yaşlısı, genci, hep birlikte huzur içinde yaşayacağız. Sözüm söz. Size gerçekten de mutlu bir yaşam vadediyorum. Huzurlu bir yaşam vadediyorum.

Gerginliklerden arınmış bir Türkiye vadediyorum. Kucaklaşan bir Türkiye vadediyorum. Az önce Büyükşehir Belediye Başkanı’mızı dinlediniz, Cumhurbaşkanı Yardımcımızı dinlediniz. Çatalca’nın köylerine yaptığı yardımları da ifade etti. O Çatalca’ya, biz bütün Türkiye’ye aynı yardımları yapacağız. Hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği bir Türkiye inşa edeceğiz.

Sevgili anneler; evlatlarınızı okula gönderirken beslenme çantası uygulamasına artık son. Çünkü evlatlarımız, okulda arkadaşları ile beraber suyunu içecek, sütünü içecek, yemeğini yiyecek, karnı tok evine dönecek. Böylece hiçbir anne, ‘acaba beslenme çantasına bugün ne koyayım’ diye düşünmeyecek. Evlatlar, hepimizin evladı. En iyi beslenmeyi hak ediyorlar. 20 yıldır yapamadılar. Allah nasip eder, göreceksiniz, ilköğretim döneminde yapacağız. Bütün Türkiye duyacak. Bütün dünya duyacak.

“Ya demokrasi ya diktatörlük”

İktidar için çalışacağız. ‘Nasıl olsa kazanıyoruz, oturalım’ dediğiniz anda bu iş olmaz. Çalışacağız. Hep beraber, birlikte çalışacağız. Çünkü gün, bir siyasi parti günü değil. Gün, artık bir Türkiye günüdür. Ya demokrasi ya diktatörlük; arada tercihimiz olacak. Demokrasiden, insan haklarından yana, adaletten yana, hak ve hukuktan yana, kadın ve erkek eşitliğinden yana mücadele edeceğiz. Herkesin karnının doyduğu, her evde huzurun olduğu bir Türkiye için çalışacak ve mücadele edeceğiz.

Esnaf kardeşlerimiz var etrafta. Esnafın pandemi dönemindeki aldığı kredilerin faizlerini sileceğiz. Çiftçinin aldığı kredilerin faizlerini sileceğiz. Onların huzur içinde hizmet vermelerini ve kazanmalarını sağlayacağız. Beşli Çete kazanmayacak, çiftçi kazanacak. Beşli çete kazanmayacak, esnaf kazanacak. Esnaf için, çiftçi için, üreten için çalışacağız. Bazen diyorlar ki ‘Efendim beşli çetelerden bu parayı nasıl alacaksın?’. Adalet içinde, söke söke alacağım. Hiç endişe etmeyin. Söke söke alacağım. Her kuruşu alacağım.

Götürdüler ya dışarıya 418 milyar doları. Sanıyorlar, ‘götürdük ve bunu kimse alamaz’. Alacağım, alacağım. Bay Kemal, onların tamamını alacak. Tamamını alacağım. Onların gece yatmadığını, kabuslar gördüklerini de biliyorum. Ama kul hakkı yemek en büyük günahsa kul hakkı yiyenleri asla ve asla affetmeyeceğim.

Demokrasi için beraberiz, altı lider bir aradayız. Tek hedefimiz Türkiye. Türkiye huzur içinde yaşasın istiyorum. Az önce Ekrem Başkan’ımız söyledi, ‘Partizanlık yapamayacağız’ diye. Partizanlık yok. Kişinin kimliği başımın üstüne, inancı başımın üstüne.

Ben, şuna bakacağım; o evde herkeste huzur var mı, o evde çocukların karnı tok mu, o evde anne çocuklarını huzur içinde yatağa yatırıyor mu? O evde huzur varsa benim için de bütün dünyada ve Türkiye’de huzur var demektir. Ama bir çocuk açsa, artık diyeceğim ki ’85 milyon açız’. Çünkü o çocuğun önce karnının doyması lazım.

Felsefem, inancım, dünyaya bakışım da bu. Saraylarda oturmayacağız. Çankaya Köşkü’ne, Gazi Mustafa Kemal’in oturduğu ve Türkiye’yi yönettiği yere gideceğiz. Onlar, sarayın meraklısı. Onlar, para meraklısı. Onlar, dolar meraklısı. Onlar, haram yeme meraklısı. Ama bizde öyle bir merak yok. Çok şükür mütevazı yaşıyoruz. Güzel yaşıyoruz. Herkese hizmet etmekten de onur duyuyoruz. Herkes ile beraber ve birlikte olacağız.

Geçen seçimlerde AK Parti ve MHP’ye oy veren vatandaşlarıma da seslenmek isterim. Bakınız, Türkiye’ye bakınız. Her yerde bir huzursuzluk var. Her yerde bir sorun var. Esnaf hayatından memnun değil, çiftçi hayatından memnun değil.

Evladını üniversiteye gönderen anne ve baba hayatından memnun değil. Herkeste bir endişe, ‘Ne olacak bu memleketin hali’ diye. Onlara sesleniyorum. 22 yıldır ülkeyi yönetenler, bugün Türkiye’yi nereye getirdiler? Herkese el avuç açar duruma geldik. Bakınız, Suriye’de 34 askerimiz şehit oldu. Beyefendi, koşa koşa Putin’in kapısına gitti, dakikalarca bekledi Putin’in kapısında. Kronometreyi açtı Putin, bütün dünyaya onu gösterdi.

O, Türkiye Cumhuriyeti için bizim kabul edebileceğimiz bir olay değildir. Bir ülkenin Cumhurbaşkanı, bir başka ülkenin başkanının kapısı önünde saatlerce, dakikalarca beklemez. Bekletmeyeceğiz ve olmayacak böyle bir tablo. Oysa ne olması gerekirdi? Şehit olan bizim askerimiz, onların bizden özür dilemesi gerekirdi, değil mi? Şehit olan bizim askerimiz. Ne diyor? ‘Dünya lideriyim’ diyor. Sen geç onları, kapıda dakikalarca beklendin mi? Kronometre açıldı mı? Geç onları geç.

“Bütün sandıkların güvenliğini aldık”

Heyecanınızı 14’ünde kaybetmeyin, sandığa gidin, komşunuzu, yakınınızı alın. Aman ‘bugün hava güzel, biz pikniğe gidelim’ demeyeceksiniz. Sandığa gideceksiniz. Bütün sandıkların güvenliğini aldık, ondan emin olun. Bütün sandıkların güvencesi alınmış vaziyette. Hiç endişe etmeyin.

Dolayısıyla kadın kardeşlerime seslenmek isterim. Acı ve sorunu yaşayan sizsiniz. Sizin huzur içinde yaşayabileceğiniz güzel bir Türkiye’yi inşa etmek istiyorum. Aile Destekleri Sigortası’nı, Allah nasip ederse uygulamaya koyacağız. Göreceksiniz, hiçbir kadını bir erkeğe muhtaç ettirmeyeceğim. Sağ elin verdiğini sol el görmeyecek, hiç kimsenin yoksulluğunu afişe etmeyeceğiz. Herkesin sorunu ile ilgileneceğiz. Her sorunu çözmeye çalışacağız. Bizi şimdi suçluyorlar.

Hangi gerekçe ile suçladıklarını da biliyorum. Gaffar Okan’ın katilleri ile iş tutanlar, bizi suçlayamazlar. Gaffar Okan’ın katilleri ile iş tutanlar, bizi suçlamaya kalkanlar; çatalca meydanından söylüyorum. Bizim, CHP’nin iki kırmızı çizgisi var. Bir; vatan. İki; bayrak. Bunu her yerde söyleyin. Deyin ki ‘Gittik, Bay Kemal’e sorduk, senin kırmızı çizgin nedir diye. Bay Kemal dedi ki benim iki kırmızı çizgim var. Bayrağım ve vatanım.’

Katillerle, teröristlerle iş tutanlar, bize ders vermeye kalkamazlar. Biz, Kuvayi Milliyeciyiz. Onlar Kuvayi Milliye’nin ne olduğunu da bilmezler. Biz her şeyi biliriz. Tarihimizi biliriz, geleceğimizi inşa etmek isteriz.

Fidan gibi evlatlarımız geleceklerini yurt dışında bekliyorlar. ‘Almanya’ya mı, Fransa’ya mı, Kanada’ya mı gideyim’ diye bekliyorlar. O evlatlarımıza öyle güzel bir Türkiye inşa edeceğiz ki, gidenler de Türkiye’ye gelecek. Burada çalışacaklar, burada üretecek ve kazanacaklar. Burada evlenecek, burada anne ve babalarına güzel torunlar verecekler.

(Her şey çok güzel olacak sloganı üzerine) Her şey gerçekten de her şey çok güzel olacak. Her şeyi çok güzel yapacağız. İnanın. Bizim mala ve mülke ihtiyacımız yok. Plato’nun söylediği, 2 bin 400 yıl önce söylediği güzel bir söz var; ‘İktidar sahipleri, iktidardayken zenginleşiyorlarsa sizin haklarınızı değil kendi mallarını korumaya başlarlar’. İktidar sahiplerinin zenginleşmesini asla kabul etmiyoruz. Size hizmet, hakka hizmettir. Bunu unutmayın.”

Paylaşın

New York Times’tan Dikkat Çeken Kılıçdaroğlu Analizi

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kala, dünya basınında da adaylara ilişkin değerlendirmeler devam ediyor. Son olarak New York Times, dikkat çeken bir analiz yayınladı.

Independent Türkçe’nin aktardığına göre, ABD merkezli New York Times (NYT) gazetesi, yaklaşan 14 Mayıs seçimleri öncesinde cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’yla ilgili bir haber yayımladı.

Haberde Kılıçdaroğlu’yla ilgili, “5 yıllık görev süresinin ardından emekli olmayın planlayan sıradan ve sakin biri gibi davranıyor” dendi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 20 yıllık iktidarının en zayıf günlerini geçirdiği söylenen haberde, 14 Mayıs seçimlerinin Türkiye’yi geniş kapsamlı bir şekilde yeniden şekillendirebileceğine dikkat çekildi.

Haberde Kılıçdaroğlu’nun, Erdoğan’ın “gösterişli sözleri ve kabadayı kimliğinden” sıkılan seçmenleri hedeflediği ve Erdoğan’ın tam tersi olacak şekilde sakin bir kampanya yürüttüğü vurgulandı.

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan gazeteci Aslı Aydıntaşbaş, “Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın tam zıttı. Erdoğan’ın erkeksi siyasi saldırganlığına karşı, o tatlı dilli bir beyefendi. Kılıçdaroğlu sadece bir demokrat değil, birleştirici olmayı vaadeden bir lider” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu’nun bir dönem görev yaptıktan sonra “torunlarıyla vakit geçirmek için” emekli olma vaadinde bulunduğu hatırlatılan haberde, muhalefetin 2019’daki seçimlerde İstanbul ve Ankara’da elde ettiği zaferlere dikkat çekildi.

Cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan’ı nadiren ismini kullanarak eleştirdiği belirtilen NYT haberinde, “Ancak Türkiye’nin güneyindeki 6 Şubat depremlerinin ardından Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ı bu tip felaketler karşısında ülkeyi savunmasız bırakacak politikalar izlemekle suçladı” ifadeleri kullanıldı ve CHP liderinin “Erdoğan ne zaman bu ülkeyi batırsa, birlik istiyor” sözlerine yer verildi.

Haberde ayrıca Kılıçdaroğlu’nun parlamenter sisteme dönüş, yolsuzlukla mücadele ve yargı bağımsızlığı gibi vaatlerine dikkat çekildi.

NYT’nin haberinde Hem Kılıçdaroğlu hem de Erdoğan’ın yoksul bir ailede büyüdükleri vurgulanırken, CHP liderinin Ankara’daki üniversite yıllarında para biriktirmek için her yere yürüyerek gittiği ve hâlâ konuşmalarını kullanılmış kağıtların arkasına yazdığı ayrıntısı paylaşıldı.

Haberde, “Kılıçdaroğlu’nun dikkat çeken maddi tevazusu, onu, gösteriş saçan ve Beyaz Saray, Kremlin ve Buckingham Sarayı’ndan daha büyük bir cumhurbaşkanlığı sarayı inşa etmek için yüzlerce milyon dolar harcayan Erdoğan’dan ayırıyor” ifadeleri yer aldı.

NYT ayrıca CHP liderinin seçim kampanyasını mutfağından çektiği videolarla yürüttüğüne dikkat çekti.

Haberde, Kılıçdaroğlu’nun CHP liderliğine yükselme serüveni, 23 gün süren adalet yürüyüşü ve dokunulmazlıkların kaldırılması yönünde izlediği politikaya da yer verildi.

NYT’nin konuyla ilgili görüşlerine başvurduğu siyaset bilimci Soli Özel’in, “Çoğu zaman aşırı dikkatli olan bir bürokratın ellerindeyiz. Bu cennetin kapılarını açacak bir seçim değil. Bu cehennemin kapılarını kapatacak bir seçim” şeklindeki sözleri de haberde yer aldı.

Paylaşın

Millet İttifakı Adayı Kılıçdaroğlu Ekonomi Politikalarını Paylaştı

İktidara geldiğinde uygulayacağı ekonomi politikalarının detayları açıklayan Millet İttifakı adayı Kılıçdaroğlu, “Türkiye’yi şahlandırmaya her şeyimizle hazırız. Vizyonumuz, şampiyonlar ligi ekonomistler, dürüst bürokratlar, çalışkan insanlar, bolca temiz yatırım parasıyla” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Erdoğan şimdi bunu da yazar beyannameye, sonra da bir lansman patlatır. Koş Erdoğan koş da, sende bunların hiçbiri yok”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından “Bay Kemal’in Tahtası” şeklinde bir video paylaştı.

“Türkiye’yi şahlandırmaya her şeyimizle hazırız. Vizyonumuz, şampiyonlar ligi ekonomistler, dürüst bürokratlar, çalışkan insanlar, bolca temiz yatırım parasıyla. Erdoğan şimdi bunu da yazar beyannameye, sonra da bir lansman patlatır. Koş Erdoğan koş da, sende bunların hiçbiri yok” notunu düştüğü videoda Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Bakın bu benim çalışma tahtam. Bu aralar bende çokça yeni proje duyacaksınız. Bir kere, net bir gerçeği ortaya koyalım. Türkiye’nin zenginleşebilmesi için nitelikli üretim yapması gerek. Türkiye, katma değeri yüksek ürünler üretmeden zenginleşemez, büyüyemez. Verimliliği yüksek üretim için, üretim makinalarını da ara malını da yedek parçayı da nihai ürünü de kendimiz üretmeliyiz, nasıl mı?

Öncelikle tüm Türkiye’yi kapsayacak özel ekonomi bölgeleri oluşturacağız. Global bir üretim. Ticaret, finans ağımız olacak. 81 ilimizi dolaylı olarak etkileyen, 9 özel ekonomi bölgesi, 17 tarım ve hayvancılık merkezi ve 50 üretim üssü kuracağız. Türkiye genelinde büyük bir üretim hareketi başlatacağız.

Bu bölgeler, 6 temel prensip yani 6 temel ilke ile çalışacak:

1. Maliyet: Toplam maliyet liderliği. Rekabet gücümüz kur farkı ve ucuz iş gücünden kaynaklanmayacak. Yani Türkiye bir ucuz iş gücü pazarı asla olmayacak. Stratejik üretimden katma değerli ürünlerden uygun lojistikten kaynaklanacak.

2. Odaklanma: Belirli alanlara odaklanarak uzmanlaşacağız. Bütün gelişmiş ülkeler böyle yapıyor. Biz de aynısını yapacağız.

3. Farklılaşma: Farklılaşma, pazarda ayrışan ürünler üreterek farklılaşacağız.

4. İnovasyon: Yani yenilikçilik. Anlattığım bu bölgeler, ÜR-GE, yani üretim geliştirme, AR-GE, yani araştırma geliştirme, inovasyon odaklı olacak.

5. Sermaye güvenliği: Bölgelerde güçlü, güvenli ve ulaşılabilir sermaye alt yapısı hazır olacak.

6. Hukuk: Yani, hukuki güvence. Çalışanlar, yatırımcılar ve işletmeler hukuki güvence altına alınacak. Herkesin can ve mal güvenliği olacak. İktidarımızın ilk 3 ayında gerekli yasal düzenlemeler yaparak hemen temelleri atacağız.

İlk 5 yılda, 123 milyar dolar; 10 yılın sonunda da 300 milyar dolarlık yatırım yapılacak. Bu yatırımların yüzde 20’sini kamu kaynaklarıyla yapacağız. Temiz yatırım hedefleyen fonları ülkemize getireceğim. Hem yerli üreticilerimizi hem ülkemize yatırım yapmak isteyen yabancı finansmanı özel ekonomi bölgelerinde birlikte çalıştıracağız.

Kişi başına düşen milli gelirimiz, kademeli bir biçimde 20 bin doların üzerine çıkacak. İşte bu hacim, Türkiye’yi 2 kat büyütecek. Tüm ülke için, kalkınma planlarımız hazır. Bu projelerin de katkısıyla Türkiye ilk 4 yıl en az yüzde 5,5 sonraki 6 yılda ise en az yüzde 6,2 istikrarlı, gerçek büyümeyi sağlayacak.

Büyük şehirlerden Anadolu’ya, tersine göç başlayacak. Anadolu, tekrar canlanacak. Gençlerimiz geleceğini yurt dışında aramayacak. Bu kalkınma hareketiyle 2,5 milyon yeni istihdam yaratacağız. İşsizlik oranı ilk 5 yılda yüzde 5’in altına düşecek. Genç işsizlik sorunu çözülecek.

Türkiye’yi kalıcı refaha ulaştıracak projelerimizi detaylarıyla anlatmaya devam edeceğim. Çünkü Türkiye bunu hak ediyor. Halkımız refahı hak ediyor. Gençlerimiz zenginliği hak ediyor. Merak etmeyin, geliyoruz. Sana söz, kalın sağlıcakla…”

Paylaşın

Millet İttifakı Adayı Kılıçdaroğlu’ndan ‘Sandık Güvenliği’ Çağrısı

Sosyal medya hesabından seçim güvenliğine ilişkin bir video yayımlayan Kılıçdaroğlu, “14 Mayıs’ta gerçekleşecek seçimlerde her bir oy çok değerli. Halkın iradesinin sandığa güvenli ve şeffaf bir biçimde yansıması için herkesi Türkiye Gönüllüleri’ne katılmaya davet ediyorum” dedi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu sosyal medya hesabından seçim güvenliğine ilişkin bir video yayımladı.

“14 Mayıs’ta gerçekleşecek seçimlerde her bir oy çok değerli. Halkın iradesinin sandığa güvenli ve şeffaf bir biçimde yansıması için herkesi Türkiye Gönüllüleri’ne katılmaya davet ediyorum” notuyla paylaştığı videoda şu ifadeleri kullandı:

Sevgili halkım, Millet İttifakı olarak 85 milyona bereket, huzur ve zenginlik sağlamak için geliyoruz. 14 Mayıs’ta sandığa gideceksiniz. Bizim için her yol değerlidir.

Verilen oyun doğru kayda alınması ve sonuçların kamuoyu ile şeffaf şekilde paylaşılması demokrasimiz için ekmek gibi su gibi gereklidir. Seçme ve seçilme hakkını korumak, huzurlu ve güvenli bir seçim iklimi oluşturmak için her bir vatandaşımıza önemli görevler düşüyor.

Bu anlamda değerli halkımızın sandık güvenliği için görev alacağına ve değerli oylarının korunmasına özen göstereceğine güvenim tam. Hemen bugün turkiyegonulleri.org adresine kaydınızı yaptırın ve Türkiye gönüllüsü olun. Türkiyemizi el birliği ile feraha, refaha yani güzel bir geleceğe taşıyalım.”

Paylaşın

Millet İttifakı Adayı Kılıçdaroğlu, İlk 100 Günün Yol Haritasını Açıkladı

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kaldı. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçimi kazanması durumunda ilk 100 günde yapacakları bir broşürle yayımlandı.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu’nun seçim sloganı olan “Sana söz yine baharlar gelecek, Bay Kemal sözünden dönmeyecek” ifadelerinin yer aldığı “İktidarımızın İlk 100 Gününde Yapacaklarımız” başlıklı broşürde, ilk 100 günde yapılacaklara ilişkin şu maddeler sıralandı:

“Kızılay ticarethane olmayacak.

Tarımda çalışan kadın ve gençlerin sosyal güvenlik primlerini devlet karşılayacak.

Kamu Özel İşbirliği projelerinde “Dolar, Avro” bazlı soyguna son verilecek. Yükümlülükler TL’ye çevrilecek. Devletin ve milletimizin soyulmasına izin verilmeyecek. 418 milyar dolar bu milletin cebine konulacak. Milliyetçilik demek Türk Lirasının değerini korumaktır.

Uyuşturucu baronları, devletten beslenen mafya ve 5’li çeteler temizlenecek.

TBMM’de “Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu” kurulacak.

Kadının güvencesi devlet olacak. Aile Destekleri Sigortası Kanunu yürürlüğe konacak.

Savurganlığa son vereceğiz, israf olmayacak. İsrafı önleme Saray’dan başlayacak. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Çankaya Köşkü’ne taşınacak. 16 uçaklı bir Cumhurbaşkanı olmayacak. Devleti yöneten, israfı itibar olarak görmeyecek. Cumhurbaşkanı yaşayış tarzı itibariyle topluma örnek olacak. Hiç kimse unutmasın kişiler-partiler geçicidir, devlet bakidir.

Kamuda adam kayırma olmayacak.

Akçeli işlere bulaşan, rüşvet alan büyükelçiler, bürokratlar görevden alınacak.

4-5 yerden maaş alma dönemi bitecek.

Ekonomik ve sosyal konsey ilk toplantısını yapacak.

Tank palet fabrikası ordumuza teslim edilecek.

Şehircilik ve afet yönetimi bakanlığı kurulacak.

Esnaf bakanlığı kurulacak.

Esnafın faiz borçları silinecek. Esnafın kira stopaj vergisi sıfırlanacak.

Tarım ve Gıda Güvenliği Bakanlığı kurulacak, pahalılığın önüne geçmek için acil eylem planı hazırlanacak.

Piyasadaki yangına son vereceğiz.

Çiftçilerin ve balıkçıların kredi faizleri silinecek.

Şehit yakınları ve gaziler için toplanan yardımlar hak sahiplerine teslim edilecek.

Süleyman Şah Türbesi vatan toprağına geri getirilerek, orada şanlı bayrağımız dalgalanacak.

Siyasi Ahlak Kanunu çıkarılacak.

Kalıcı yaz saati uygulamasına son verilecek.

Cumhuriyetin yüzüncü yılında 100 bin öğretmen ataması yapılacak, köylerimiz yeniden okullara kavuşacak.

Devlet okullarındaki evlatlarımıza beslenme desteği başlatılacak.

KHK ile kamudan çıkarılan ancak haklarında adli bir süreç işletilmeyen, soruşturmalarda takipsizlik kararı verilen ya da haklarında beraat kararı verilenler için iade süreci başlatılacak.

GATA ve askeri hastaneler yeniden açılacak, ordumuz hastanesiz kalmayacak.

Yolsuzluktan elde edilen ve yurtdışına kaçırılan gelirleri ülkemize geri getireceğiz. “Malvarlıklarının Geri Alınması Ofisi” kurulacak.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan “Kürt Sorunu” Yorumu: Demokratik Yollardan Çözmeye…

Sezgin Tanrıkulu’nun ‘Bir de Benden Dinleyin. CHP Kürt Sorununun Çözümünde Ne Dedi?’ kitabına önsöz yazan Kemal Kılıçdaroğlu “Kürt sorununun çözülmesi, bizi demokratik Türkiye hayaline yaklaştıracak en büyük adımlardan biri olacaktır” dedi ve ekledi:

“O nedenle yıllardır bu sorunun çözümü konusunda AKP iktidarının tüm engellemelerine, manipülasyonlarına, gizli ajandalarına rağmen cesaretle, şeffaflıkla çözüm önerilerimizi ortaya koyduk. Kürt sorununun çözümü için ‘Bu meseleye biz başımızı koyduk. Biz bu meseleyi çözmek için kefenimizle yola çıktık. Bu yolda baldıran zehri içmek gerekiyorsa, onu da içeriz’ diyen Tayyip Erdoğan, sırf kendi koltuğunu korumak için çözüm sürecini suiistimal etti ve zehri kendisi hariç tüm topluma içirdi. AKP’nin ‘çözüm süreci’ dediği sürecin büyük bedellerini yıllarca ödedik, ödüyoruz da.

Oysa o süreçte biz bu sorunun kapalı kapılar arkasında değil, halk iradesinin tecessüm ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, siyasi ve toplumsal mutabakatla çözülebileceğini ısrarla vurguladık. Çözüm sürecinde TBMM’ye açık ve somut öneriler sunduk ve bu önerilerimizin arkasında durduk. Dün olduğu gibi, bugün de Kürt sorununu demokratik yollardan çözmeye, terörü sonlandırmaya, anaların gözyaşlarını dindirmeye kararlıyız. Çünkü bu sorun sadece Kürt yurttaşlarımızın değil, tüm Türkiye’nin ortak sorunudur ve çözümü de ortak siyasi ve toplumsal mutabakatla olacaktır.”

ANKA’dan Tamer Arda Erşin’in haberine göre CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun, Scala Yayıncılık’tan çıkan “Bir de Benden Dinleyin. CHP Kürt Sorununun Çözümünde Ne Dedi?” başlıklı kitabı çıktı. Kitabın önsözünü; CHP Genel Başkanı, Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu kaleme aldı. Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmeleri yaptı:

“Bir Türkiye hayalim var benim! Ağır bir atmosferin altında, büyük bir değişim umuduyla, halkımızın sonsuz güveniyle yeni bir düzen için yola çıkıyoruz… Çünkü bir hayalim var… Yurttaşlarını korkunun değil güvenin, nefretin değil sevginin birleştirdiği bir Türkiye hayali bu. Ayrıştıran değil barıştıran, çatıştıran değil buluşturan, düşmanlaştırılan değil kardeşleştirilen bir Türkiye hayali bu.

Yurttaşını birbirinden ayıran, kin, nefret, öfke, hınç ve korku salan, insan haklarını ayaklar altına alan, adalet mekanizmalarının adaletsizlik ürettiği, kayırmacılığın, liyakatsizliğin, kanunsuzluğun diz boyu olduğu, komşularıyla ve hatta tüm dünyayla kavga eden değil; iç barışını kurmuş, yurttaşlarının kendilerini eşit, özgür, güvende ve dolayısıyla mutlu hissettiği bir Türkiye hayali bu. Birbirinden farklı dillerin, inançların, etnik kimliklerin, fikirlerin tehdit değil zenginlik olarak görüldüğü, yurttaşların etnik, inançsal veya fikirsel farklılıklarının kutuplaşmaya değil, ülkenin güçlenmesi için kusursuz çalışan bir organizmaya dönüştürüldüğü, demokratik, laik bir Türkiye hayali bu.

Devletin yurttaşa kaygı değil güven saldığı bir Türkiye hayali bu. Kolluk güçlerinin insan haklarını sistematik olarak ihlal ettiği değil, koruduğu bir Türkiye hayali bu. Suçlulara kalkan olan, suçları cezasız bırakan değil, yargılayan adalet sisteminin eksiksiz işlediği bir Türkiye hayali bu. Yoksulun ekmeğine göz diken bir avuç yandaşın palazlandığı değil, yatağa tek bir çocuğun aç girmediği, sosyal devletin hayata geçirildiği bir Türkiye hayali bu. Devletin yoksul yurttaşa sadaka değil, insanlık onuruna yaraşır yöntemlerle; yandaş-muhalif ayrımı yapmadan destek sunduğu bir Türkiye hayali bu.

“Gizli bir ajandam yok”

Kurtuluş Savaşı’nda omuz omuza vererek, kıtlık zamanlarında ekmeğini, suyunu paylaşarak zafere ulaşan ve Türkiye Cumhuriyeti’ni beraber kuranların da hayali buydu. Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’ ilkesi bu hayalin bir cümlede billurlaşmış ifadesidir. Gizli bir ajandam yok; yıllardır tüm halkımızla paylaştığım açık bir Türkiye hayalim var benim. Ülkemizin ilerlemesi, büyümesi, genişlemesi, iç barış ve huzurun sağlanması önündeki en büyük engellerden biri olan Kürt sorununun çözülmesi, bizi demokratik Türkiye hayaline yaklaştıracak en büyük adımlardan biri olacaktır.

O nedenle yıllardır bu sorunun çözümü konusunda AKP iktidarının tüm engellemelerine, manipülasyonlarına, gizli ajandalarına rağmen cesaretle, şeffaflıkla çözüm önerilerimizi ortaya koyduk. Kürt sorununun çözümü için ‘Bu meseleye biz başımızı koyduk. Biz bu meseleyi çözmek için kefenimizle yola çıktık. Bu yolda baldıran zehri içmek gerekiyorsa, onu da içeriz’ diyen Tayyip Erdoğan, sırf kendi koltuğunu korumak için çözüm sürecini suiistimal etti ve zehri kendisi hariç tüm topluma içirdi. AKP’nin ‘çözüm süreci’ dediği sürecin büyük bedellerini yıllarca ödedik, ödüyoruz da.

“Türkiye’nin ortak sorunudur”

Oysa o süreçte biz bu sorunun kapalı kapılar arkasında değil, halk iradesinin tecessüm ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, siyasi ve toplumsal mutabakatla çözülebileceğini ısrarla vurguladık. Çözüm sürecinde TBMM’ye açık ve somut öneriler sunduk ve bu önerilerimizin arkasında durduk. Dün olduğu gibi, bugün de Kürt sorununu demokratik yollardan çözmeye, terörü sonlandırmaya, anaların gözyaşlarını dindirmeye kararlıyız. Çünkü bu sorun sadece Kürt yurttaşlarımızın değil, tüm Türkiye’nin ortak sorunudur ve çözümü de ortak siyasi ve toplumsal mutabakatla olacaktır.

Kürt sorununun bu ülkedeki tüm yurttaşların kişisel hikâyelerine çarpan acı yansımaları var. Doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine, bu ülkenin her şehir, köy, kasaba ve mezrasına kadar bu sorundan kaynaklı acıların izdüşümleri oldu. 100 yaşını dolduran Türkiye Cumhuriyeti, bu cumhuriyeti ayakta tutan cefakâr yurttaşlar, gelecek yüzyıllarda da bu acıları çekmeyi hak etmiyor. Birtakım ideolojik veya siyasi hesaplarla, koltuk sevdasıyla bu acıları istismar edenlerin devrini kapatmaya, AKP’nin yarattığı enkazın altındaki ülkeyi kurtarmaya, enkazı tamamen kaldırıp yeni bir Türkiye inşa etmeye kararlıyız.

“TBMM çatısı altında tartışmaya açtık”

Bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi olarak masamızda ziyadesiyle bilgi ve birikim bulunuyor. Üstelik biz bu birikimi kendimize saklamadık, seçimden seçime kullanmak üzere tozlu raflarda tutmadık. Tüm önerilerimizi TBMM çatısı altında tartışmaya açtık. Fakat çözüm sürecinde bile AKP, bu önerilerimizin önüne set çekmeye, CHP’yi çözüm karşıtı olarak göstermeye çalıştı. Ömrünü insan hakları savunuculuğuna adamış, Cumhuriyet Halk Partisi’nin adalet ve insan hakları mücadelesine önemli katkılar sağlamış olan milletvekilimiz Sezgin Tanrıkulu’nun bu kitapta aktardıkları, Kürt sorununun çözümü konusundaki çalışmalarımızın ne kadar gerçekçi ve somut olduğunu ortaya koyuyor.

Eğer çözüm sürecinde CHP’nin sesine kulak verilseydi, Türkiye Cumhuriyeti; yüzüncü yaşına ekonomik krizle, toplumsal kutuplaşmayla değil, bayram havasında girecekti. Nitekim bu kitapta okuyacağınız üzere CHP’nin sunduğu öneriler, çözümün ancak toplumsal mutabakatla, iç barışla mümkün olduğu gerçeği üzerine kuruludur. Bizim CHP olarak bir Türkiye hayalimiz var. O hayal, ülkemizin birlik ve beraberlik, yurttaşlarımızın barış ve kardeşlik içinde, eşit ve özgür bir yaşam sürdürebildiği müreffeh bir Türkiye’dir.

6 Şubat 2023 günü yaşanan deprem felaketinden önce yapı denetim mekanizmalarını işletmeyen, deprem sonrasında da erken müdahaleye girişmeyen ve böylece felakete felaket ekleyerek on binlerce yurttaşımızı kaybetmemize neden olan bu iktidardan ülkemizi kurtaracağız. Bu iktidarın açtığı yaraları birbirimize sarılarak, barışarak saracağız.

Bu gemiyi o güzel limana ulaştırmakta, gelecek kuşaklara yapısal sorunlarından kurtulmuş, sarsıntılar karşısında temeli sağlamlaştırılmış, güçlü, demokratik, laik bir Türkiye bırakmakta kararlıyız ve mutlaka başaracağız!”

Paylaşın

Kemal Kılıçdaroğlu İçin Suikast Girişimi Uyarısı

Gelecek Partili Selçuk Özdağ, Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik bir suikast girişiminde bulunabileceğini belirtti. CHP’li Erdoğan Toprak ise iddiaları doğruladı ve bu konuda devlete güvendiklerini söyledi.

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik bir suikast girişiminde bulunabileceğini belirtti.

Selçuk Özdağ, Cumhuriyet gazetesine yaptığı değerlendirmede, “Geçmişte siyasetçilere ve gazetecilere yönelik çok sayıda suikast girişimi oldu. Seçime az bir zaman kala Kılıçdaroğlu’nun adaylığı kesinleştikçe suikast girişimi ihtimalini de daha çok düşünmek gerekiyor. Bu nedenle koruma tedbirlerini artırmak gerekiyor” dedi.

CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak ise iddiaları doğruladı. Toprak, “Duyumlar almadığımızı söyleyemeyiz. Ancak devletin bu konuda duyarlılık göstereceğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

Bu konuda devlete güvendiklerini söyleyen Toprak, “Devletin elinde istihbarat imkânı var. Bu konuda deneyimli, namuslu insanlar var. Onlara güveniyoruz. Bu ihbarları gözden geçiriyorlardır” dedi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Hazineden Çalınan 418 Milyar Doları Getireceğim

Adıyaman’da katıldığı iftar programında konuşan Kılıçdaroğlu, “Hazineden çalınan 418 milyar doları getireceğim ve bu milletin cebine koyacağım. Kimse endişe etmesin.‘Efendim, parayı nasıl alacaksın’ diyorlar. Hiç endişe etmeyin. Bu kardeşiniz, son kuruşuna kadar alacak. Son kuruşuna kadar alacak ve getireceğiz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Sanıyorlar ki, ‘çaldık götürdük, Kılıçdaroğlu onu bulamaz.’ Bulurum efendim, bulurum, Fizan’a götürseler bulacağım, Fizan’a! O paraların bir kısmını değil, tamamını getireceğiz; bu millet zenginleşecek, bu ülke zenginleşecek. Çalanın yanına bırakmayacağız.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, afet bölgesi Adıyaman’da; Millet İttifakı Liderleri Meral Akşener, Ali Babacan, Gültekin Uysal, Temel Karamollaoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile birlikte Saadet Partisi’nin organize ettiği iftar programında depremzede vatandaşlarla bir araya geldi.

Kılıçdaroğlu, iftarın ardından yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:

“Kul hakkı yiyenlere oy vermeyin. Kul hakkı yiyenlere oy vermek, kul hakkı yiyenlerle ortak olmak demektir. Bu kadar açık, bu kadar net söylüyorum.

Millet İttifakı olarak şu sözü verdik: Sizden alınan her kuruş, vergi olarak ödediğiniz her kuruşun hesabını size vermek bizim boynumuzun borcudur. Parayı yerinde harcayacağız ve hesabını vereceğiz. Millet için harcayacağız, kendimiz için değil. Siyaset zenginleşme aracı değildir, siyaset halka hizmet etme aracıdır; bu kadar açık, bu kadar net söylüyoruz.

Biz sizden helalliği şöyle isteyeceğiz; evinizi yapacağız, dükkânınızı yapacağız, ahırınızı yapacağız. Sizden beş kuruş, bir kuruş dahi almayacağız. Ondan sonra geleceğiz, anahtarlarınızı teslim ederken diyeceğiz ki, ‘yakınınızı kaybettiniz, öleni geri getirmek mümkün değil, ama size evinizi, dükkânınızı, ahırınızı ne varsa yaptık, anahtarınızı teslim ediyoruz, gelin şimdi helalleşelim.’ Bizim helalleşmemiz böyle olacak.

Hazineden çalınan 418 milyar doları getireceğim ve bu milletin cebine koyacağım. Kimse endişe etmesin.‘Efendim, parayı nasıl alacaksın’ diyorlar. Hiç endişe etmeyin. Bu kardeşiniz, son kuruşuna kadar alacak. Son kuruşuna kadar alacak ve getireceğiz.

Sanıyorlar ki, ‘çaldık götürdük, Kılıçdaroğlu onu bulamaz.’ Bulurum efendim, bulurum, Fizan’a götürseler bulacağım, Fizan’a! O paraların bir kısmını değil, tamamını getireceğiz; bu millet zenginleşecek, bu ülke zenginleşecek. Çalanın yanına bırakmayacağız.”

Paylaşın

Oğan, Kılıçdaroğlu’nu Ziyaret Etti: Gündem Seçim Güvenliği

Kılıçdaroğlu ile görüşme gerçekleştiren Oğan, görüşmede gündemin sadece seçim güvenliği olduğunu söyledi. Oğan seçim güvenliği konusunu görüşmek üzere diğer cumhurbaşkanı adayları Muharrem İnce ve Recep Tayyip Erdoğan’dan da randevu talep edeceklerini söyledi.

Zafer Partisi, Adalet Partisi, Ülkem Partisi ile Türkiye İttifakı Partisi’nden oluşan ATA İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek için CHP Genel Merkezi’ne gitti.

Kısa süren görüşmenin ardından açıklama yapan Sinan Oğan, Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmede gündemin sadece seçim güvenliği olduğunu söyledi.

“Bugün seçim güvenliği ile ilgili endişelerimizi paylaşmak için kendisini ziyaret ettik. Kendisinin Millet İttifakı olarak yaptıkları çalışmalardan bahsettiler. Karşılıklı veri alışverişinde bulunmak için arkadaşları görevlendirdik. Bu seçimin selameti için bundan sonra da diyalog kapılarını açık tutacağımızı ifade ettik. Seçmen listesinde oldukça fazla sayıda Suriyeli, Iraklı, Afganistanlı, Pakistanlı, başka bölgelerden seçmenlerin olduğunu tespit ettik. Bu yönde endişelerimiz var.

“Diğer endişe kaynağımız, deprem dolayısıyla bölgeyi terk eden 2 milyonun üzerinde seçmenin sadece 450 bininin kayıt altına alınması. Yani oy kullanacak noktaya getirilmesi. Ama 1 milyon 626 bin seçmenin kayıt yaptırmamış olmasıdır.”

ATA İttifakı ve onu oluşturan siyasi partilerle birlikte STK’larla sandık güvenliği için ortaklıklar yaptıklarını belirten Oğan, ülkenin en önemli seçiminde “hala gri noktaların olduğunu” belirtti. Oğan seçim güvenliği konusunu görüşmek üzere diğer cumhurbaşkanı adayları Muharrem İnce ve Recep Tayyip Erdoğan’dan da randevu talep edeceklerini söyledi.

Sinan Oğan, dün yaptığı açıklamada yabancı uyruklu kişilerin e-Devlet’ten isim değişikliği yaptığını belirtmiş, seçim güvenliğinin Türkiye’nin en önemli meselesi olduğunu savunarak tüm cumhurbaşkanı adalarına çağrı yapmıştı. Oğan, “Seçim güvenliğini azıcık olsa önemsiyorlarsa bir araya gelip seçim güvenliğini konuşmamız lazım” demişti.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan “Sadullah Ergin Ve Sema Silkin Ün” Açıklaması

Kemal Kılıçdaroğlu, “Sadullah Ergin ve Sema Silkin Ün” hakkında bir grup gazeteciye yaptığı açıklamada “anılan isimlerin başka partilerin adayı olduğunu, o partilerin iç işlerine karışamayacaklarını” söyledi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin ve Emine Erdoğan’ın eski özel kalem müdürü ve Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sema Silkin Ün’ün CHP listelerinden aday gösterilmesine ilişkin tartışmalar konusunda bu isimlerin başka bir partinin adayı oduğunu ve o partilerin iç işlerine karışamayacaklarını söyledi.

T24’ten Murat Sabuncu’nun aktardığı bilgilere göre Kılıçdaroğlu dünkü Çanakkale mitinginden sonra bir grup gazeteciye yaptığı açıklamada “anılan isimlerin başka partilerin adayı olduğunu, o partilerin iç işlerine karışamayacaklarını” söyledi.

Kemal Kılıçdaroğlu “İlk kez beş parti bir parti logosu altında seçime giriyor. Dolayısıyla herkes sanki sadece CHP’liler giriyor ve CHP’li değil nasıl bizim listede yer alır diye bir şey söylüyor. Yani eski alışkanlıklardan kurtulunamayan bir atmosfer var. Zaman içerisinde olacak” dedi.

Kılıçdaroğlu ayrıca “Diğer yerlerde de, illerde de benzer tartışmalar var, olabilir ama dediğim gibi yani Sadullah Bey başka bir partinin adayı, diğer arkadaşlar da başka bir partinin adayı. Bizim partililer de var. Dediğim gibi Saadet’li var, DEVA’lı var, Gelecek Partili var, Demokrat Partili var, İYİ Parti’li var. Dolayısıyla bunlar artık oyların heba olmaması ve bunların lehe çalışması için böyle bir akılcı politika izlendi.” diye konuştu.

Paylaşın