CHP’de “Genel Merkezle” Çelişen Başkanlara Uyarı

CHP Lideri Özgür Özel’in, Esenyurt’a atanan kayyum sonrası genel merkezin görüşleriyle çelişen açıklamalar yapan belediye başkanlarını Ankara’ya çağırarak uyaracağı öğrenildi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması ve yerine kayyum atanmasının ardından partisinin yetkili organlarıyla İstanbul’da üç günlük bir kamp yaptı. Özel, kampın son gününde de Parti Meclisi üyeleriyle bir araya geldi. Toplantıda Esenyurt’ta tutulan nöbetin yanı sıra partinin Meclis’te nasıl bir yol haritası izleyeceği ve siyasetteki normalleşme süreciyle ilgili parti içinden gelen eleştirilerin değerlendirildiği öğrenildi.

Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’ın haberine göre; Esenyurt’ta alınan nöbet kararının dün başlatıldığını anımsatan parti kurmayları “Bir elimiz her zaman Esenyurt’ta olacak. Bunu nöbetlerle sağlayacağız. Ama bir yandan da insanların geçim sıkıntısı, adalet beklentisi, kadın cinayetleri, ekonomi gibi pek çok alanda günlük hayatlarında konuştukları sorunlar var. Biz bu sorunların gölgelenmesini de istemiyoruz. Bunun için de bütçe görüşmelerinde yoğun bir muhalefeti her zaman yapacağız. Yani Meclis’te Esenyurt’u gündeme getireceğiz ama insanların çözüm beklediği diğer sıkıntıları da anlatacağız. Bütçenin komisyon görüşmelerine de buna göre hazırlanacağız” ifadelerini kullandı.

Siyasetteki normalleşme sürecinin ve parti içinden gelen adımların da değerlendirildiğini aktaran kurmaylar, “Üç gün boyunca en çok konuştuğumuz konu iktidarın kutuplaşmadan beslendiği ve bu kayyum uygulamalarını başka yerlere taşıyabileceği ihtimali oldu. Buna göre ‘Normalleşme nasıl devam eder?’ soruları soruldu. Bu noktada milletvekillerimizle anketleri de paylaştık. Anketlerde partimiz birinci parti olarak çıkıyor. Sonra da çok ciddi bir kararsız seçmen kesimi var. Biz siyasette normalleşme dediğimiz bu adımla AKP ve MHP’den kopan seçmene sesleniyoruz. Yoksa ‘Erdoğan’la ortak olalım, onun istediği anayasayı yapalım, ona muhalefet etmeyelim’ demiyoruz. Saygımız seçmene” ifadelerini kullandı. CHP lideri Özel’in de “Hiçbir zaman iktidarla uzlaşı içinde olmadık. Öyle bir niyetimiz de yok. Ama kapıları açık tutmaya devam edeceğiz. Mücadelemizi de en sert şekilde yapacağız” dediği öğrenildi.

“Uyarı için Ankara’ya çağrılacak”

Öte yandan; geride kalan hafta sonunda Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın Esenyurt için yapılan mitinge katılmaması; Eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın “Bugünün CHP’si DEM’lenmekle meşgul” paylaşımı ve yine Esenyurt mitingine gitmeyen Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın “Gel deyince gelen git deyince gidenlerden olmadım” açıklaması gibi olaylar yaşandı.

Partinin çizdiği bu dağınık görüntüyle ilgili genel merkezin bir adım atacağını aktaran kurmaylar “Bazı başkanlarımız neden katılmadıklarını genel başkana bildirdi. Mansur Bey’le ilgili durumu zaten Genel Başkan bizzat açıkladı. Bunun dışında başka bir programı olduğu için katılmayanlar var. Bazı başkanların bölgesel hassasiyetleri, bölge siyasetini gözettiği görülüyor. Bu da olabilir. Ama burada önemli olan katılmayanların yaptığı açıklamalar. Örneğin Lütfü Savaş açıklamasına karşı disipline sevkedildi. Burcu Köksal’ın açıklamasının da kabul edilir bir tarafı yok. Genel başkan onlara gerekli uyarıyı bizzat yapacak. Bazıları Ankara’ya çağırılacak” bilgisini paylaştı.

Paylaşın

Özel’den “Kayyım” Tepkisi: Bu Mu Eşit Vatandaşlık?

Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine kayyım atamalarına tepki gösteren CHP Lideri Özgür Özel, Ey Recep Tayyip Erdoğan, ey Türkiye’nin iradesine müdahale eden kötü akıl, burada bu akla ‘devlet aklı’ diyorsanız bu ne devletin aklıdır, her kimin aklı olursa olsun bu akıl kötü bir akıldır. Milletin vicdanında bu akla yer yoktur” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Memleketim Manisa’da neredeyse 100 yıla yakın bir süredir, Manisalılar kimi seçerlerse 80 yıldır yarışlar olduğundan beri o kişi belediye başkanı oluyor. Devlet Beyin Osmaniye’sinde Osmaniyeliler belediye başkanlarını seçebiliyorlar. Tayyip Beyin Rize’sinde Rizelilerin dediği oluyor. Ama Ahmet Türk’ün Mardin’inde Mardinliler belediye başkanını seçiyorlar. Eğer Tayyip Beyin aday gösterdiğini seçseler görev yapacak, sizin istediğiniz seçilince kayyum atıyorlar. Peki bu mu eşit vatandaşlık? Ben diyorum ki Türkiye Cumhuriyetinde her Kürt kendini Manisalı, Osmaniyeli, Rizeliler kadar eşit hissedene kadar demokrasi mücadelesi vereceğiz. Bunun için illa da eşitlik, illa da kardeşlik, illa da barış demeye geldim.”

Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine kayyım atamalarına tepkiler devam ediyor. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel Mardin’de halka seslendi. Özel, şunları söyledi:

“Ahmet başkanımı aramıştım. En kısa zamanda bu ziyaretimi yapacağımı ifade etmiştim. Bu ziyareti yapmayı planlarken bugün sabah Mardin halkının iradesini tanımayan, Mardin’i seçimlerle alamayan bir akıl, Mardin Belediyesi’ne üçüncü kez kayyum atamaya kalktı. Ben haberi televizyonda gördüğüm anda yanımdaki arkadaşım dedi ki ‘Tüh, Ahmet Başkanı ziyaret edemeden Ahmet Başkanı görevden aldılar’. Ben de ona dedim ki ‘Hayır, Ahmet Başkanı gidip bugün ziyaret edeceğim. Mardin Büyükşehir Belediye başkanın kim olduğuna Recep Tayyip Erdoğan değil, Mardinliler karar verir.’ Ben 1974 doğumluyum.

Ahmet Başkan ben doğduğumda Cumhuriyet Halk Partisi’nden milletvekiliydi. Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da il başkanlığı yapıp Beyoğlu Belediye Başkanı olmak istediği dönemlerde Ahmet Başkan SHP’den iki dönem milletvekiliydi. 23’üncü, 24’üncü dönemde Ahmet Başkanın ikinci döneminde bir aradaydık. Bugün DEM Parti’nin geçmişte kapatılan siyasi partilerden Meclis’te görevliydi. 50 yıldır Mardinliler, Kürtler kendi iradelerini temsil etmek üzere her sandık önlerine konulduğunda Ahmet Türk’ü seçiyorlar. Bu iradeyle inatlaşılmaz.

Ey Recep Tayyip Erdoğan, ey Türkiye’nin iradesine müdahale eden kötü akıl, burada bu akla ‘devlet aklı’ diyorsanız bu ne devletin aklıdır, her kimin aklı olursa olsun bu akıl kötü bir akıldır. Milletin vicdanında bu akla yer yoktur. Memleketim Manisa’da neredeyse 100 yıla yakın bir süredir, Manisalılar kimi seçerlerse 80 yıldır yarışlar olduğundan beri o kişi belediye başkanı oluyor. Devlet Beyin Osmaniye’sinde Osmaniyeliler belediye başkanlarını seçebiliyorlar.

Tayyip Beyin Rize’sinde Rizelilerin dediği oluyor. Ama Ahmet Türk’ün Mardin’inde Mardinliler belediye başkanını seçiyorlar. Eğer Tayyip Beyin aday gösterdiğini seçseler görev yapacak, sizin istediğiniz seçilince kayyum atıyorlar. Peki bu mu eşit vatandaşlık? Ben diyorum ki Türkiye Cumhuriyetinde her Kürt kendini Manisalı, Osmaniyeli, Rizeliler kadar eşit hissedene kadar demokrasi mücadelesi vereceğiz. Bunun için illa da eşitlik, illa da kardeşlik, illa da barış demeye geldim.”

Efendim, biz ‘Kürt meselesi’ deyince yokuz, ‘Kürt meselesi yoktur’ diyeceğiz ama bir takım pazarlıklarla kendimiz için bir avantaj sağlayacağız. Bakın Ahmet Türk, 50 yıl önce ben doğmadan siyasette olan bu kişi siyasette Türkiye siyasetinde diyaloğu temsil eden, barışı temsil eden, kardeşliği temsil eden, çatışma yerine barışı savunan, hepimize bu konuda önderlik eden bir barış güvercinidir.

Bugün sen kayyum atama meselesinde nereye atarsan ata, Hakkari’de de yanlıştı, Esenyurt’ta da yanlış, Halfeti’de de yanlış, Batman’da da yanlış, burada da aynı yanlış. Ama be Allah’ın adamı ‘devlet aklı, devlet aklı’ diyorsun. Bütün Türkiye’ye kayyum atasan buna aklın öyle kesse, buna hakkın olsa ki hiçbirine yok, Ahmet Türk’e gelince duracaksın. Ahmet Türk kayyum atanacak biri değil. Mardin Devrim Başkanı seçmiş, görev vermiş. Sen bu iradeye karşı çıkarsan, bu Mardin’in tarihini, bu Mardin’in kardeşliğini, bu Mardin’in kutsallığını, bu Mardin’in kadim medeniyet anlayışını hiç anlayamamışsın demektir.

O yüzden hem bir yandan dönüp adına ‘sorun’ demediğin bir şeye çözüm arayacağına ikna edeceksin, hem ‘Türkiye’de siyasette barışı kim savunur?’ dendiğinde akla gelen ilk ismin, halkın neredeyse yüzde 60 iradesiyle verdiği kararına, desteğine rağmen orada kayyum siyaseti yapacaksın. Burada o dediği akıl da yok, burada vicdan da yok. Burada bir oyun var ama o oyundan ne bize hayır var, ne bu millete hayır var. Emin olsun kendisine de hayrı yok.”

Paylaşın

Bakırhan’dan “Kayyım” Tepkisi: Bunlar Yalancı, Riyakar Ve İkiyüzlü

Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine kayyım atamalarına tepki gösteren DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Bunlar bir taraftan çözüm beklentisi yarattılar, ‘yeni bir süreç’ dediler, ‘normalleşme’ dediler; fakat tam 8 yıl önce 4 Kasım’da yapmış oldukları siyasi soykırımı tekrar ettiler” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bunlar yalancıdır, bunlar riyakardır, bunlar ikiyüzlüdür. Bunlar çözüm dediklerinde zulüm, normalleşme dediklerinde kayyım, adalet dediklerinde adaletsizlikle karşı karşıya kalıyoruz. Kürt’ü ve Türkiye halklarını reddedenler zannediyorlar ki Kürtler bu kayyımcılara, bu talancılara baş eğecek. Şunu çok iyi bilsinler ki Seyid Rıza, Şeyh Said, Mazlumlar, Denizler, Sakineler ne yaptıysa Kürt halkı da Türkiye halkları da onu yapacaktır. Ne onların kayyımı ne zulüm politikaları ne yalanları ne de hileleri bizlere diz çöktüremeyecektir.”

Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine kayyım atamalarına tepkiler devam ediyor. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel Mardin’de halka seslendi. Bakırhan, şunları söyledi:

“Merhaba gelê Mêrdînê, gelê têkoşer me ev roj pir dît lê înşelah em ê bi ser bikevin. Ji ber ku hûn hene, hûn heya li cem îradeya xwe û partiya xwe bisekinin ew jî dizanin ku nikarin bi ser bikevin.

Bunlar bir taraftan çözüm beklentisi yarattılar, ‘yeni bir süreç’ dediler, ‘normalleşme’ dediler; fakat tam 8 yıl önce 4 Kasım’da yapmış oldukları siyasi soykırımı tekrar ettiler. Bunlar yalancıdır, bunlar riyakardır, bunlar ikiyüzlüdür. Bunlar çözüm dediklerinde zulüm, normalleşme dediklerinde kayyım, adalet dediklerinde adaletsizlikle karşı karşıya kalıyoruz.

Kürt’ü ve Türkiye halklarını reddedenler zannediyorlar ki Kürtler bu kayyımcılara, bu talancılara baş eğecek. Şunu çok iyi bilsinler ki Seyid Rıza, Şeyh Said, Mazlumlar, Denizler, Sakineler ne yaptıysa Kürt halkı da Türkiye halkları da onu yapacaktır. Ne onların kayyımı ne zulüm politikaları ne yalanları ne de hileleri bizlere diz çöktüremeyecektir. Seyid Rıza, ‘Yalan dolanlarınızla bize diz çöktüremezsiniz’ diyordu.

Biz de diyoruz ki ne yalan ne talan ne de zulüm Mardin’de, Amed’de, Kürt coğrafyasının hiçbir yerinde bizleri yıldıramayacak, bizlere diz çöktüremeyecektir. Üçüncü dönemdir kayyım atıyorsunuz. Demek ki kayyım politikalarınız karşılık bulmadı. Demek ki seçimde bu kayyım politikalarınız, bu inkar politikalarınız kaybetti. Seçimde kaybettiğiniz bu yerleri şimdi hileyle, yalan dolanla, yalan yanlış yargı kararlarıyla gasp etmeye çalışıyorsunuz.

Değerli halkımız, size söz veriyoruz: Bu kayyımcı anlayışa, sizin iradenizi yok sayanlara asla geçit vermeyeceğiz. Sokakta, Meclis’te, yaşamın her alanında emekçilerle, yoksullarla ve ezilenlerle birlikte bu talancı, bu savaş sever kayyımcı zihniyeti el birliğiyle göndereceğiz. Sizler yanımızda olduğunuz müddetçe, burada olduğu gibi iradenize sahip çıktığınız müddetçe ne talan ne yalan ne kayyım ne de zulüm Kürdistan topraklarında asla karşılığını bulmayacaktır.

Mardin’den çağrımızı yineliyoruz: Bu kayyım sisteminden vazgeçin. Bu kayyım sisteminin kimseye yararı yok, bu kayyım sistemi iflas etti. Tekrar Mardin halkının iradesinin tecelli etmesi için bu yalancı, talancı ve kayyımcı anlayışı bırakın. Eş başkanlarımız yönetimiyle bu kenti yönetsin. Bizler durmayacağız, mücadele edeceğiz, direneceğiz. Bu topraklara barış ve adalet gelinceye kadar, halkımız kendi kimliğiyle eşit yurttaş oluncaya kadar hep birlikte mücadele edeceğimizin sözünü veriyoruz. Ji me hemûyan re serkeftin.”

Özgür Özel: Bu mu eşit vatandaşlık?

CHP Lideri Özgür Özel ise şöyle konuştu: “Ahmet başkanımı aramıştım. En kısa zamanda bu ziyaretimi yapacağımı ifade etmiştim. Bu ziyareti yapmayı planlarken bugün sabah Mardin halkının iradesini tanımayan, Mardin’i seçimlerle alamayan bir akıl, Mardin Belediyesi’ne üçüncü kez kayyum atamaya kalktı. Ben haberi televizyonda gördüğüm anda yanımdaki arkadaşım dedi ki ‘Tüh, Ahmet Başkanı ziyaret edemeden Ahmet Başkanı görevden aldılar’. Ben de ona dedim ki ‘Hayır, Ahmet Başkanı gidip bugün ziyaret edeceğim. Mardin Büyükşehir Belediye başkanın kim olduğuna Recep Tayyip Erdoğan değil, Mardinliler karar verir.’ Ben 1974 doğumluyum.

Ahmet Başkan ben doğduğumda Cumhuriyet Halk Partisi’nden milletvekiliydi. Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da il başkanlığı yapıp Beyoğlu Belediye Başkanı olmak istediği dönemlerde Ahmet Başkan SHP’den iki dönem milletvekiliydi. 23’üncü, 24’üncü dönemde Ahmet Başkanın ikinci döneminde bir aradaydık. Bugün DEM Parti’nin geçmişte kapatılan siyasi partilerden Meclis’te görevliydi. 50 yıldır Mardinliler, Kürtler kendi iradelerini temsil etmek üzere her sandık önlerine konulduğunda Ahmet Türk’ü seçiyorlar. Bu iradeyle inatlaşılmaz.

Ey Recep Tayyip Erdoğan, ey Türkiye’nin iradesine müdahale eden kötü akıl, burada bu akla ‘devlet aklı’ diyorsanız bu ne devletin aklıdır, her kimin aklı olursa olsun bu akıl kötü bir akıldır. Milletin vicdanında bu akla yer yoktur. Memleketim Manisa’da neredeyse 100 yıla yakın bir süredir, Manisalılar kimi seçerlerse 80 yıldır yarışlar olduğundan beri o kişi belediye başkanı oluyor. Devlet Beyin Osmaniye’sinde Osmaniyeliler belediye başkanlarını seçebiliyorlar.

Tayyip Beyin Rize’sinde Rizelilerin dediği oluyor. Ama Ahmet Türk’ün Mardin’inde Mardinliler belediye başkanını seçiyorlar. Eğer Tayyip Beyin aday gösterdiğini seçseler görev yapacak, sizin istediğiniz seçilince kayyum atıyorlar. Peki bu mu eşit vatandaşlık? Ben diyorum ki Türkiye Cumhuriyetinde her Kürt kendini Manisalı, Osmaniyeli, Rizeliler kadar eşit hissedene kadar demokrasi mücadelesi vereceğiz. Bunun için illa da eşitlik, illa da kardeşlik, illa da barış demeye geldim.”

Efendim, biz ‘Kürt meselesi’ deyince yokuz, ‘Kürt meselesi yoktur’ diyeceğiz ama bir takım pazarlıklarla kendimiz için bir avantaj sağlayacağız. Bakın Ahmet Türk, 50 yıl önce ben doğmadan siyasette olan bu kişi siyasette Türkiye siyasetinde diyaloğu temsil eden, barışı temsil eden, kardeşliği temsil eden, çatışma yerine barışı savunan, hepimize bu konuda önderlik eden bir barış güvercinidir.

Bugün sen kayyum atama meselesinde nereye atarsan ata, Hakkari’de de yanlıştı, Esenyurt’ta da yanlış, Halfeti’de de yanlış, Batman’da da yanlış, burada da aynı yanlış. Ama be Allah’ın adamı ‘devlet aklı, devlet aklı’ diyorsun. Bütün Türkiye’ye kayyum atasan buna aklın öyle kesse, buna hakkın olsa ki hiçbirine yok, Ahmet Türk’e gelince duracaksın. Ahmet Türk kayyum atanacak biri değil. Mardin Devrim Başkanı seçmiş, görev vermiş. Sen bu iradeye karşı çıkarsan, bu Mardin’in tarihini, bu Mardin’in kardeşliğini, bu Mardin’in kutsallığını, bu Mardin’in kadim medeniyet anlayışını hiç anlayamamışsın demektir.

O yüzden hem bir yandan dönüp adına ‘sorun’ demediğin bir şeye çözüm arayacağına ikna edeceksin, hem ‘Türkiye’de siyasette barışı kim savunur?’ dendiğinde akla gelen ilk ismin, halkın neredeyse yüzde 60 iradesiyle verdiği kararına, desteğine rağmen orada kayyum siyaseti yapacaksın. Burada o dediği akıl da yok, burada vicdan da yok. Burada bir oyun var ama o oyundan ne bize hayır var, ne bu millete hayır var. Emin olsun kendisine de hayrı yok.”

Paylaşın

Cumhur İttifakı Kayyımlarla Neyi Amaçlıyor?

Esenyurt’un ardından Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine kayyım atamaları Cumhur İttifakı’nın niyetini sorgulatıyor. Kürt Çalışmaları Merkezi Koordinatörü Reha Ruhavioğlu, “Ortada bence iki ihtimal var” diyor ve ekliyor:

“Ya bir karar alınsın diye bu yolla baskı yapılıyor. Ya da istenen karar çıkmadığı için başka bir alternatife yöneliniyor. Ya Öcalan vermesini istedikleri kararı verdi ve örgüt buna uymuyor. Ya da Öcalan o kararı vermiyor ve süreç hızlansın diye yapıyorlar. Ama bunu tam olarak bilmemiz mümkün değil.”

Panorama TR Araştırma Direktörü Osman Sert ise “Bunun birçok sebebi var. Bir önceki süreçte ekonomik ve jeopolitik parametreler, Türkiye’nin içindeki süreçler, örgütün beklentileri ve öncelikleri, HDP’li seçmenin beklentileri hepsi birbiriyle örtüşüyordu. Bugün ise böyle bir durum hiç olmadı” diyor.

Cumhur İttifakı içinde Bahçeli’nin hamlelerinin bazı ön hazırlıklarının belki konuşulmuş olabileceğini ancak bu kadar net bir şekilde üzerinde mutabık kalınmadığının bugün ortaya çıktığını kaydeden Sert, Erdoğan’ın da Bahçeli’nin DEM Partililerin elini sıktığı bir ay öncesinden geçen haftaya kadar sessiz kalmasına işaret ediyor.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin iki hafta kadar önce PKK lideri Abdullah Öcalan’a yaptığı örgütü lağvetme ve TBMM’de konuşma çağrısı ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Bahçeli’nin çağrısını “tarihi bir fırsat penceresi” olarak nitelendirmesi sonrası gelen kayyum atamaları iktidarın ilişkin zihinlerde soru işaretleri yarattı.

Yeni çözüm süreci beklentisinin oluştuğu bir dönemde İstanbul’da CHP’li Esenyurt belediyesinin ardından DEM Partili Mardin, Halfeti ve Batman belediyelerine kayyum atanmasıCumhur İttifakı’nın son bir ayda Kürt sorununun çözümü ile ilgili verdiği mesajları karmaşıklaştırdı. CHP içinde ise “normalleşme süreci” nedeniyle eleştiri okları Genel Başkan Özgür Özel’i hedef almış durumda.

İçişleri Bakanlığı sabah erken saatlerde yaptığı açıklama ile DEM Partili belediye başkanlarının görevde olduğu Mardin, Batman ve Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinde belediyelere kayyum atandığını duyurdu. Esenyurt’ta 31 Mart yerel seçimlerinde kent uzlaşısı ile seçilen CHP’li Belediye Başkanı Ahmet Özer de geçen hafta tutuklanarak yerine kayyum atanmıştı.

HDP eski eş genel başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’la birlikte HDP’li vekillerin 2016’da gözaltına alınıp tutuklandığı operasyonun tarihi olan 4 Kasım’da gelen yeni kayyum dalgası Cumhur İttifakı’nın yol haritasının gerçekte ne olduğu ya da net bir strateji olup olmadığı gerek muhalefet gerekse siyaset kulislerinde sorgulanıyor.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in haberine göre; Kürt Çalışmaları Merkezi Koordinatörü Reha Ruhavioğlu, son kayyum atamalarının da ardından bir aydan beri devam eden adı konmamış süreç için net bir hüküm vermenin şu an için mümkün olmadığını söyleyerek öngörüsünü şöyle açıklıyor:

“Ortada bence iki ihtimal var. Ya bir karar alınsın diye bu yolla baskı yapılıyor. Ya da istenen karar çıkmadığı için başka bir alternatife yöneliniyor. Ya Öcalan vermesini istedikleri kararı verdi ve örgüt buna uymuyor. Ya da Öcalan o kararı vermiyor ve süreç hızlansın diye yapıyorlar. Ama bunu tam olarak bilmemiz mümkün değil.”

Yerine kayyum atanan Ahmet Türk de sabah saatlerinde Halk TV’ye açıklamasında iktidar için “Yaptıkları görüşmelerde beklenen sonucu alamadıkları için yaptıklarını düşünüyorum. Bunlar zaman içinde açığa çıkacak” demişti.

Panorama TR Araştırma Direktörü Osman Sert ise 2013-2015 arasındaki çözüm sürecine benzer bir sürecin hiç başlamadığını belirterek “Bunun birçok sebebi var. Bir önceki süreçte ekonomik ve jeopolitik parametreler, Türkiye’nin içindeki süreçler, örgütün beklentileri ve öncelikleri, HDP’li seçmenin beklentileri hepsi birbiriyle örtüşüyordu. Bugün ise böyle bir durum hiç olmadı” diyor.

Cumhur İttifakı içinde Bahçeli’nin hamlelerinin bazı ön hazırlıklarının belki konuşulmuş olabileceğini ancak bu kadar net bir şekilde üzerinde mutabık kalınmadığının bugün ortaya çıktığını kaydeden Sert, Erdoğan’ın da Bahçeli’nin DEM Partililerin elini sıktığı bir ay öncesinden geçen haftaya kadar sessiz kalmasına işaret ediyor.

Erdoğan’ın Bahçeli’ye sahip çıkarak iktidar koalisyonunu çatırdatmadığını söyleyen Sert, “Şu an tekrar başladığımız yere geri döndük. Hatta başladığımız yerden daha geriye döndük. Dolayısıyla ben bu süreci iyi koordine edilmemiş bir iktidar hamlesinin olumsuz şekilde nihayetlenmesi gibi okuyorum” yorumu yapıyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğluda sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “İktidar kontrolü kaybetti. Tutarsız ve ciddiyetsiz, savrulmalar yaşıyor. Daha bir hafta önce Cumhurbaşkanı Yardımcısıyla aileleri barıştıran Ahmet Türk bu hafta terörist oldu” ifadelerini kullandı.

Ruhavioğlu, son sürecin “Türkiye’de siyasetçilerin barış arzu ettikleri için değil, çıkarları barışta olduğu için barış yapmaya çalıştıkları” gerçeğini gösterdiğini belirterek “Dolayısıyla çıkarlar karşılık bulmayacağı zaman barış yolundan hızlıca dönebiliyorlar” diyor.

Ruhavioğlu’na göre iktidarın masasında parça parça, farklı farklı işler var, bunlar birbiriyle çelişiyor ve bu nedenle zaman zaman “kendi ayağına sıkıyor.” Bu çerçevede Esenyurt’a kayyum atanmasının AKP’ye daha çok zarar vereceğini belirten Ruhavioğlu, kayyum olgusunun Türkiye’nin birinci partisi olan CHP’ye de uzanmasının bu kavrama yüklenen negatif anlamı güçlendireceğine dikkat çekiyor.

Öte yandan önce Esenyurt belediyesine ardından DEM Partili üç belediyeye yapılan kayyum atamaları iki partiyi birbirine daha yakınlaştırırken iktidarın bunu 14 Mayıs seçimleri öncesindeki gibi kullanması ihtimali de dile getiriliyor.

DEM Parti Eş Başkanı Tülay Hatimoğulları’nın Esenyurt’ta CHP kürsüsünden konuşması, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in bugün Mardin’e giderek Ahmet Türk’e destek çıkması gibi görüntülerin bir taraftan iktidarın doğu ve güneydoğuda kaybettiği seçmenlerden oy getirebileceği ama diğer taraftan Orta Anadolu gibi kesimlerde oy kaybına yol açabileceği yorumları yapılıyor.

Osman Sert, Erdoğan’ın arzu ettiği anayasa değişikliği için hâlâ DEM Parti ve CHP’ye ihtiyacı olduğunu hatırlatarak “Şimdi böyle bir ortamda bu nasıl yapılacak artık benim için çok büyük bir soru işareti oldu” diyor.

“İktidar CHP ve DEM Parti’yi aynı yere itti”

Son kayyumların ister istemez CHP ile DEM Parti’yi bir araya getireceğini söyleyen Sert, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Fakat iktidar açısından kötü olan daha önce CHP-DEM Parti ilişkisini şeytanlaştıracak done çok fazla bulunabilirdi. Fakat bu sefer CHP ve DEM Parti bu paranteze oturmak için kendileri bir şey yapmış değil. Bariz bir şekilde iktidar ikisini aynı yere itti. Bunu itilenler de biliyor, iten de biliyor, seyirciler de biliyor.”

Bu kapsamda bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin muhtemel adaylarından Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın Esenyurt’a gitmemesi, CHP yönetiminden daha farklı mesajlar vermesi de dikkat çekiyor.

Ruhavioğlu, iktidar için bu süreçle amaç eğer DEM Parti ile CHP’nin arasını açmak ise beklenen sonucu alamadığını, bu ilişkinin zayıflamayarak güçlendiğini belirterek “İmamoğlu’na gözdağı vermek gibi bir şey varsa, İmamoğlu’nun buna karşı aldığı tutumla adaylık ihtimalini 10 gün öncesine göre daha da güçlendirdiğini görüyoruz” diyor.

Bu arada pek çok ankete göre AKP’nin doğu ve güneydoğudaki kan kaybı sürüyor. Ruhavioğlu insanların genel bir siyasetten uzaklaşma hali olduğunu ve bunun da kararsız ile boykot kümesini büyüttüğünü söyleyerek “Seçimlere daha çok var. Bugünden kestirmek zor ama siyasete ilgi azaldı ve kararsız kümesine yönelme fazla. Tüm partiler oy kaybetti ama AKP bir tık daha fazla kaybetti” diyor.

DEM Parti, Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine kayyum atanmasının ardından haftalık Meclis grup toplantısını Salı günü Mardin’de yapma ve bir hafta boyunca TBMM Genel Kurul ve komisyon toplantılarına katılmama kararı aldı. CHP’nin de benzer bir karar alabileceği belirtiliyor.

İmamoğlu ise Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) başkanı sıfatıyla liderlerden randevu istedi.

Son kayyum atamaları CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in yaz aylarında iktidar ile başlattığı normalleşme sürecini parti içinde yeniden tartışmaya açtı. Süreç, parti yönetiminin sert bir dille eleştirilmesine neden oluyor.

CHP, Esenyurt Belediyesi’ne kayyum atanmasının ardından Antalya kampını iptal ederek vekiller, parti yöneticileri ve bazı belediye başkanları ile İstanbul’da bir araya gelmişti. Milletvekilleri ve Parti Meclisi toplantılarında ana gündem normalleşme süreci olurken toplantıda söz alan 50’ye yakın milletvekilinden 30 kadarı normalleşme sürecine dair Özgür Özel’i eleştirdi.

Eleştirilerde kayyum atanması, Erdoğan’ın Özel ve İmamoğlu’na davalar açması sonrasında “normalleşmenin” artık gündemde kalamayacağı dile getirildi. Toplantıya katılan milletvekili ve partililerin çoğunluğu “normalleşme süreci artık bitmiştir” yorumunda bulunuyor.

Eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun “İktidarla müzakere edilmez, mücadele edilir” sözlerinin de hatırlatıldığı eleştirilerde söz alan milletvekilleri; Meclis’te Erdoğan gelince ayağa kalkılması, iktidarın uygulamalarına karşın sert eleştiri ile yanıt verilmemesini de gündeme taşıdı ve “normalleşme” öncesi CHP’nin birinci parti olduğunu bugün ise artık ikinci parti durumuna düştüğünü söyledi.

Özel’in ise bu eleştirilere karşılık “Bir taktik yaptık, samimi şekilde denedik. İktidar normalleşmedi, marjinalleşmeyi tercih etti” dediği öğrenildi. Özel’e göre CHP hala anketlerde birinci parti durumunda ve bir gerileme söz konusu değil.

Özgür Özel, normalleşme ile amacın seçmenle barışmak olduğuna da vurgu yaparken “Siyasiler eskiden birbirine selam bile vermiyordu, görüşmüyordu. Anormal olan durumu bitirdik” ifadelerini kullandı.

Toplantı sonrasında gazetecilere açıklama yapan Özel, “normalleşme” eleştirilerine de “Tayyip Bey bize kayyumu atayacak, biz de ‘normalleşeceğiz’, buna susacağız… Böyle bir şey yok. İşte o dediği yumuşamaydı, ‘yumuşak muhalefet.’ Biz orada yokuz. Hayatımda bir kere yumuşama demedim bu sürece dair. Normalini yapıyoruz. Ben ana muhalefet partisinin yapması gereken normalleri terk etmem, devam ederim” diye konuştu.

Paylaşın

AK Parti’den “Kayyım” Açıklaması: Devam Edecek

DEM Partili belediyelere kayyım atanmasına ilişkin açıklama yapan AK Partili Abdullah Güler, “Türkiye bir anayasal hukuk devleti. Dolayısıyla mevcut ilgili üç tane belediye başkanı yerine anayasamızın 127. maddesi kapsamı içerisinde geçici bir süreyle yerine bir görevlendirme yapıldı” dedi ve ekledi:

“Anayasamızın 127. maddesi kapsamı içerisinde geçici süreyle yerine bir görevlendirme yapıldı. Sizler ‘kayyum’ diyorsunuz ama hukuki tarifi böyle demiyor. Belediye başkanlıkları hiç kimsenin suç işleyeceği alanlar değil. Yasal düzlemde uygulamalar devam edecektir.”

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Grup Başkanvekili Abdullah Güler, Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine kayyum atanmasına ilişkin açıklama yaptı. Güler, hukuki süreçlerin devam ettiğini söylediği açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Hukuk devleti uygulamaları içerisinde bu türden takdir edilecektir. Belediye başkanlıkları hiç kimsenin suç işleyebileceği bir özgürlük alanı değildir.

İlgili belediye başkanlarının, Mardin başkanına 10 yıl, Batman belediye başkanı için 6 yıl üzeri, Halfeti belediye başkanı için 6 yıl ve üzeri ceza verilmiş. Bunlar istinaf sürecine tabii. Belediye kanunu içinde durumlar değerlendirilmiş ve İçişleri Bakanlığı geçici bir dönem için bu görevlendirme yapılmış.

Gerekli istinaf sürecinde burada kesinleşebilir veya beraat edebilir. Geçmiş dönemde de bu uygulamalar vardı. Belediye başkanlıkları kimsenin suç işleyeceği özgürlük alanı değil. Soruşturmaya tabii durum ise gerekli uygulama yapılacaktır. Sizler ‘kayyum’ diyorsunuz ama hukuki tarife böyle demiyor.

Türkiye bir anayasal hukuk devleti. Dolayısıyla mevcut ilgili üç tane belediye başkanı yerine anayasamızın 127. maddesi kapsamı içerisinde geçici bir süreyle yerine bir görevlendirme yapıldı. Anayasamızın 127. maddesi kapsamı içerisinde geçici süreyle yerine bir görevlendirme yapıldı.

Sizler ‘kayyum’ diyorsunuz ama hukuki tarifi böyle demiyor. Belediye başkanlıkları hiç kimsenin suç işleyeceği alanlar değil. Yasal düzlemde uygulamalar devam edecektir.”

Ne olmuştu?

Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, Batman Belediye Başkanı Gülistan Sönük ve Halfeti Belediye Başkanı Mehmet Karayılan görevden alındı. Açıklamada belediye başkanlarının “geçici bir tedbir olarak” İçişleri Bakanlığı’nca görevden uzaklaştırıldığı belirtildi.

Mardin Valisi Tuncay Akkoyun Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne, Batman Valisi Ekrem Canalp Batman Belediyesi’ne, Halfeti Kaymakamı Hakan Başoğlu Halfeti Belediyesi’ne kayyım olarak atandı.

Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’ün görevden alınmasına, Kobani davasında 10 yıl hapis cezası alması ve hakkında devam eden dava ve soruşturmalar gerekçe gösterildi.

Batman Belediye Başkanı Gülistan Sönük’ün ve Şanlıurfa Halfeti Belediye Başkanı Mehmet Karayılan’ın görevden uzaklaştırılması konusunda da “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan aldıkları 6 yıl hapis cezaları ve haklarında “silahlı terör örgütüne üye olma suçundan” yürütülen soruşturma gerekçe gösterildi.

Türk, Sönük ve Karayılan’ın görevden alınmasıyla birlikte 31 Mart yerel seçimlerinden bu yana yerine kayyım atanan belediye sayısı beşe çıktı. DEM Parti Hakkari Belediye Başkanı Mehmet Sıddık Akış 3 Haziran’da görevden alınmış, yerine Hakkari Valisi Ali Çelik atanmıştı.

CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer de 30 Ekim’de görevden alındı. Özer’in yerine İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy atandı. Akış ve Özer, “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçlamasıyla tutuklandı.

Paylaşın

İmamoğlu’ndan “Kayyım” Tepkisi: İktidar Kontrolü Kaybetti

DEM Partili belediyelere kayyım atanmasına ilişkin açıklama yapan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İktidar kontrolü kaybetti, tutarsız ve ciddiyetsiz savrulmalar yaşıyor” dedi.

Haber Merkezi / İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, DEM Partili belediyelere kayyım atanmasına tepki gösterdi. Ekrem İmamoğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “İktidar kontrolü kaybetti, tutarsız ve ciddiyetsiz savrulmalar yaşıyor. Daha bir hafta önce Cumhurbaşkanı Yardımcısıyla aileleri barıştıran Ahmet Türk bu hafta terörist oldu.

Demokrasilerde seçmen iradesinin sürekliliği esastır. Seçilmiş görevden uzaklaştırılıyorsa yerine yine seçilmiş yani Meclis üyelerinden biri gelir. Seçme yetkisi sadece seçmene aittir ve devredilemez. BM Habitat toplantısı için geldiğim Kahire’den bu akşam dönüyor ve yarın Türkiye Belediyeler Birliği Encümeni’ni olağanüstü topluyoruz.”

“Uyarıyorum, söz bitmek üzeredir”

Öte yandan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile, Mardin Büyükşehir Belediyesi, Batman Belediyesi ve Halfeti Belediyesi’ne bu sabah İçişleri Bakanlığı tarafından kayyım atanmasına tepki gösterdi. Özel, şu ifadeleri kullandı:

“Bu sabah Türkiye’de barış denilince ilk akla gelen siyasette diyaloğun en önemli isimlerinden Ahmet Türk ile birlikte iki seçilmiş belediye başkanına daha kayyum atandı. Günlerdir yaşananlardan hiçbir ders almadan, Söylenenlere hiç kulak asmadan, Seçimde kazanamadığı belediyelere el koyan, Islah edemediği siyasetçileri darbeyle görevden almaya cüret eden, Zihni bozuk, kalbi kötü, eli kirli, utanmaz arlanmaz bir pişkinlikle muhatabız. Uyarıyorum, Söz bitmek üzeredir. Bu kötülükle mücadele etmek için ne gerekiyorsa o yapılacaktır.”

Ne olmuştu?

Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, Batman Belediye Başkanı Gülistan Sönük ve Halfeti Belediye Başkanı Mehmet Karayılan görevden alındı. Açıklamada belediye başkanlarının “geçici bir tedbir olarak” İçişleri Bakanlığı’nca görevden uzaklaştırıldığı belirtildi.

Mardin Valisi Tuncay Akkoyun Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne, Batman Valisi Ekrem Canalp Batman Belediyesi’ne, Halfeti Kaymakamı Hakan Başoğlu Halfeti Belediyesi’ne kayyım olarak atandı.

Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’ün görevden alınmasına, Kobani davasında 10 yıl hapis cezası alması ve hakkında devam eden dava ve soruşturmalar gerekçe gösterildi.

Batman Belediye Başkanı Gülistan Sönük’ün ve Şanlıurfa Halfeti Belediye Başkanı Mehmet Karayılan’ın görevden uzaklaştırılması konusunda da “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan aldıkları 6 yıl hapis cezaları ve haklarında “silahlı terör örgütüne üye olma suçundan” yürütülen soruşturma gerekçe gösterildi.

Türk, Sönük ve Karayılan’ın görevden alınmasıyla birlikte 31 Mart yerel seçimlerinden bu yana yerine kayyım atanan belediye sayısı beşe çıktı. DEM Parti Hakkari Belediye Başkanı Mehmet Sıddık Akış 3 Haziran’da görevden alınmış, yerine Hakkari Valisi Ali Çelik atanmıştı.

CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer de 30 Ekim’de görevden alındı. Özer’in yerine İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy atandı. Akış ve Özer, “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçlamasıyla tutuklandı.

Paylaşın

Özel’den “Kayyım” Uyarısı: Söz Bitmek Üzere

DEM Partili belediyelere kayyım atanmasına ilişkin konuşan Özgür Özel, “Günlerdir yaşananlardan hiçbir ders almadan, söylenenlere hiç kulak asmadan, seçimde kazanamadığı belediyelere el koyan, ıslah edemediği siyasetçileri darbeyle görevden almaya cüret eden, zihni bozuk, kalbi kötü, eli kirli, utanmaz arlanmaz bir pişkinlikle muhatabız” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Uyarıyorum, söz bitmek üzeredir. bu kötülükle mücadele etmek için ne gerekiyorsa o yapılacaktır.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile, Mardin Büyükşehir Belediyesi, Batman Belediyesi ve Halfeti Belediyesi’ne bu sabah İçişleri Bakanlığı tarafından kayyım atanmasına tepki gösterdi. Özel, şu ifadeleri kullandı:

“Bu sabah Türkiye’de barış denilince ilk akla gelen siyasette diyaloğun en önemli isimlerinden Ahmet Türk ile birlikte iki seçilmiş belediye başkanına daha kayyum atandı. Günlerdir yaşananlardan hiçbir ders almadan, Söylenenlere hiç kulak asmadan, Seçimde kazanamadığı belediyelere el koyan, Islah edemediği siyasetçileri darbeyle görevden almaya cüret eden, Zihni bozuk, kalbi kötü, eli kirli, utanmaz arlanmaz bir pişkinlikle muhatabız. Uyarıyorum, Söz bitmek üzeredir. Bu kötülükle mücadele etmek için ne gerekiyorsa o yapılacaktır.”

“Mardin’in iradesine üçüncü kez darbe vurdular”

Öte yandan Sözcü gazetesini ziyaret eden Özgür Özel, burada açıklamalarda bulundu. Özel’in açıklamaları şöyle: “Meclis Başkanı’nı kullanarak Anayasa’nın ilk dört maddesini tartışmaya açmayı göze aldılar. Biz Anayasa değişikliğinde yokuz. İsrail saldıracak gündemi yarattılar, kapalı oturumunda anlat dedik, iddiaların altını doldurmadıklarını ifşa ettik, o gündemden de aradıklarını bulamadılar.

Son yaptıkları son iş milletin yerel seçim iradesine darbe yapmak oldu. Önce Esenyurt’un iradesine darbe yaptılar, şimdi de Mardin, Batman ve Halfeti ile devam ediyorlar. Gerçekten sözün bittiği yerdeyiz. Demokrasilerde sözün bitmemesi lazım. Seçmenin kullandığı oyu ve siyasi muhatapları dikkate almayıp elindeki gücü asimetrik olarak, barbarca kullanan bu küstah anlayışa karşı mücadelemizi sürdüreceğiz.

İlk uçakla Mardin’e gideceğini belirten Özel, “Esenyurt gündemiyle ilgili 4 gündür İstanbul’daydık. İlk uçakla Mardin’e gideceğim. Diyarbakır’dan Mardin’e geçecekken TUSAŞ’a saldırı olmuştum, dönmüştüm. Ahmet Türk’ün yanında olacağım. Ahmet Türk barış güvercini, bilge kişidir. Mardin’in iradesine üçüncü kez darbe vurdular” dedi.

Paylaşın

DEM Partili Üç Belediyeye Kayyım: Mardin, Batman Ve Halfeti

DEM Partili Mardin Büyükşehir, Batman ve Şanlıurfa’nın Halfeti ilçe belediyesine kayyım atandı. Üç belediye başkanının görevden alınmasına, “silahlı terör örgütüne üye olma” suçunda aldığı cezalar ve süren davalar gerekçe gösterildi.

Haber Merkezi / Mardin Valisi Tuncay Akkoyun Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne, Batman Valisi Ekrem Canalp Batman Belediyesi’ne, Halfeti Kaymakamı Hakan Başoğlu Halfeti Belediyesi’ne kayyım olarak görevlendirildi.

Kararlar, sabah saatlerinde İçişleri Bakanlığı tarafından sosyal medya hesabından duyuruldu. İçişleri Bakanlığı, üç belediye başkanının da “Anayasa’nın 127’nci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 47’nci maddesi gereğince geçici bir tedbir olarak görevden uzaklaştırıldığını” belirtti.

Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’ün yerine Vali Tuncay Akkoyun’un, Batman Belediye Başkanı Gülistan Sönük’ün yerine Batman Valisi Ekrem Canalp’in ve Halfeti Belediye Başkanı Mehmet Karayılan’ın yerine Halfeti Kaymakamı Hakan Başoğlu’nun kayyum atandığı belirtildi.

31 Mart seçimlerinde Mardin’de DEM Parti adayı Ahmet Türk oyların yüzde 57,4’ünü, Batman’da Gülistan Sönük yüzde 64,5’ini, Halfeti’de yenilenen seçimde ise Mehmet Karayılan oyların 39,4’ünü alarak başkan seçilmişti.

İçişleri Bakanlığı açıklamasında, Mardin Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ahmet Türk’ün “geçici bir tedbir olarak” görevden uzaklaştırılmasına, Ankara’da görülen Kobani davasından aldığı ceza ile Mardin’de yürütülen bir soruşturma gerekçe gösterildi.

Türk’ün, “Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2021/6 esas sayılı Kobani davası kapsamında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 10 yıl hapis cezası alması”; “Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2022/142 esas sayılı dosyası kapsamında terör örgütü propagandası yapmak suçundan davasının devam etmesi” ve “Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2024/7685 sayılı soruşturma dosyası kapsamında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturma” gerekçe gösterildi.

“Anayasa’nın 127’inci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 47’inci maddesi gereğince geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığı’nca görevden uzaklaştırılmıştır” denildi.

Bakanlık, Batman Belediye Başkanı Gülistan Sönük’ün görevden uzaklaştırılması için de, “Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2023/70 esas sayılı dosya kapsamında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası alması”; Batman Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2023/14816 esas sayılı soruşturma kapsamında silahlı terör örgütü propagandası yapmak suçundan yürüttüğü soruşturmanın devam etmesi” ve “Batman Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2024/7894 esas sayılı soruşturma kapsamında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturmanın devam etmesi” gerekçe gösterildi.

Gülistan Sönük, 31 Mart yerel seçimlerinde yüzde 64,52 ile Türkiye’de il bazında en yüksek oy alan aday olmuştu. Kullanılan 203 bin 215 oyun 122 bin 143’ünü alan 31 yaşındaki Sönük, en yakın rakibi HÜDA-PAR adayının dört katından fazla oy almıştı.

İçişleri Bakanlığı, Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesi Belediye Başkanı Mehmet Karayılan’ı da silahlı terör örgütüne üye olma suçundan daha önce ceza aldığı ve silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturmanın devam ettiği gerekçeleriyle görevden uzaklaştırdı.

Murat Karayılan, 31 Mart’taki seçimlerin oyların çalındığı gerekçesiyle iptal edilmesinin ardından tekrarlanan seçimleri kazanmıştı.

İçişleri Bakanlığı, Murat Karayılan’ın görevden uzaklaştırılmasına gerekçe olarak, “Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2020/136 esas sayılı dosyası kapsamında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay 15 gün hapis cezası almasını” ve “Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcısının 2024/466 esas sayılı soruşturma kapsamında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturmanın devam etmesini” gösterdi.

DEM Parti’den kayyım kararına tepki

DEM Parti Merkez Yönetim Kurulu, kayyım atanmasına ilişkin yayınladığı yazılı açıklamada, “Kayyım darbesinde ısrar etmek siyasi tükenmişliğin göstergesidir. Bu gayrimeşru darbeci anlayışa karşı herkes en yüksek düzeyde sesini ve itirazını yükseltmelidir,” ifadelerine yer verdi.

Açıklamada, “Asla boyun eğmeyeceğiz, asla mücadeleden geri durmayacağız. Eğer iktidar iflas etmiş bu yöntemlerle başarılı olacağını düşünüyorsa çok büyük yanılacaktır. Halkımız da her şart ve koşulda kendi iradesine sahip çıkacaktır,” denildi.

Mardin’de eylem yasağı

Mardin Valiliği Pazartesi günü resmi internet sitesi üzerinden yaptığı duyuruda, il genelinde açık ve kapalı yer toplantıları, yürüyüş, basın açıklaması, oturma eylemi gibi etkinliklerin 10 gün süreyle yasaklandığını belirtti.

“Açık alanlarda yapılmak istenilen toplanma, her türlü açık hava toplantıları ve kapalı yer toplantıları, miting, yürüyüş, basın açıklaması, açlık grevi, oturma/nöbet eylemi stant açma, çadır kurma, drone çekim faaliyetleri, anket yapılması, bildiri/broşür dağıtma, afiş/pankart asma vb. her türlü eylemin,

2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. ve 19. Maddeleri ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11. Maddesi hükümleri gereğince; Valilik ve Kaymakamlık makamlarının uygun göreceği etkinlikler hariç olmak üzere, Mardin il sınırları içerisinde (İl merkezi, İlçeler, Polis ve Jandarma sorumluluk bölgelerinin tamamı) 04.11.2024 Pazartesi günü saat 07:00’dan 14.11.2024 Perşembe günü saat 07:00’ a kadar 10 (on) gün süre ile Yasaklanmıştır,” ifadelerine yer verildi.

“Pes etmek yok”

Konuya ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yapan Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, şunları kaydetti: “Asla pes etmek yok. Demokrasi, barış ve özgürlük mücadelesinden geri adım atmayacağız. Halk iradesinin gaspına geçit vermeyeceğiz. Bu böyle bilinsin!”

Batman Belediye Başkanı Gülistan Sönük de sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla kayyum atanmasına tepki gösterdi. Sönük mesajında, “31 Mart seçimlerinde Türkiye geneli en yüksek oy oranıyla kadınların gençlerin ve  halkımızın emeği ile aldığımız belediyemiz bize hiç bir tebligat yapılmadan bu sabah itibarıyla gasp edilmiştir. Bizler bu talan ve gaspçı rejimi kabul etmedik etmeyeceğiz. Belediyeler halkındır” ifadelerini kullandı.

CHP’den tepki

Kayyum kararına ana muhalefetten de tepki geldi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Bu sabah Türkiye’de barış denilince ilk akla gelen siyasette diyaloğun en önemli isimlerinden Ahmet Türk ile birlikte iki seçilmiş belediye başkanına daha kayyum atandı. Günlerdir yaşananlardan hiçbir ders almadan, söylenenlere hiç kulak asmadan, seçimde kazanamadığı belediyelere el koyan, ıslah edemediği siyasetçileri darbeyle görevden almaya cüret eden, zihni bozuk, kalbi kötü, eli kirli, utanmaz arlanmaz bir pişkinlikle muhatabız. Uyarıyorum, söz bitmek üzeredir. Bu kötülükle mücadele etmek için ne gerekiyorsa o yapılacaktır” ifadelerini kullandı.

CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel de, “Erdoğan ve AKP’nin düşüncesine göre, AKP’li olmayan, AKP’yi seçmeyen, AKP’yi desteklemeyen herkes teröristtir, vatan hainidir” diye konuştu.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, DEM Partili belediyelere kayyum atanması üzerine sosyal medyadan yaptığı açıklamada, Türkiye Belediyeler Birliği Encümeni’nin yarın olağanüstü toplanacağını duyurdu.

İmamoğlu’nun mesajı şöyle: “İktidar kontrolü kaybetti, tutarsız ve ciddiyetsiz savrulmalar yaşıyor. Daha bir hafta önce Cumhurbaşkanı Yardımcısıyla aileleri barıştıran Ahmet Türk bu hafta terörist oldu. Demokrasilerde seçmen iradesinin sürekliliği esastır. Seçilmiş görevden uzaklaştırılıyorsa yerine yine seçilmiş yani Meclis üyelerinden biri gelir. Seçme yetkisi sadece seçmene aittir ve devredilemez. BM Habitat toplantısı için geldiğim Kahire’den bu akşam dönüyor ve yarın Türkiye Belediyeler Birliği Encümeni’ni olağanüstü topluyoruz.”

DEM Partili üç belediyeye kayyım atanmasına tepki gösteren Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, yasa değişikliği yapılarak, görevden alınan belediye başkanlarının yerine bir belediye meclisi üyesinin getirilmesini önerdi.

Yavaş sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Hukukçu olarak görüşüm; TBMM’nin acilen ilk toplantıda yasa değişikliği yaparak görevden alınan başkanın yerine belediye meclisinden birinin seçilmesini sağlayıp seçmen iradesinin belediyeye yansımasını sağlamasıdır” dedi.

Yavaş’ın paylaşımı şöyle: “Bugün yine kayyum atamalarıyla güne başladık. Öncelikle burada savunulması gereken kişilerden bağımsız olarak hukuk ve demokrasidir. Demokrasilerde bazen seçim kazanılır, bazen seçim kaybedilir. Hiç istemediğiniz birisini halk seçebilir. Önemli olan bunun içe sindirilmesidir. Bir yandan hakkında hüküm olanlar kayyum atanacağını bile bile aday yapılırken (en azından geçmiş yılların öngörüsü ile) diğer yandan idare-seçim-YSK bu adayların adaylıklarına neden izin verdiği sorgulanmalıdır. Milletin iradesinin bu şekilde yok sayılması artık seçmenin sandıktan iyice uzaklaşması sonucunu doğuracaktır. Bırakın belediye başkanlarını halk yaptıklarını ve yapamadıkları hizmetlerle değerlendirsin. Partiler de adaylarını buna göre belirleyip adeta meydan okur gibi aday tespit etmesin.”

Paylaşın

Hakkari Belediyesi’ne Kayyım Kararı Yargıya Taşındı

DEM Parti, Hakkari Belediyesi’ne kayyım atanmasına karşı “yürütmenin durdurulması” talebiyle mahkemeye başvuruda bulundu. Başvuruda, kayyım uygulamalarının seçmenin seçme ve seçilme iradesini pasifize etmek amacı taşıdığı vurgulandı.

Hakkari Belediye Başkanı Mehmet Sıddık Akış, mart ayındaki yerel seçimlerde yüzde 48,92, en yakın rakibi AK Partili aday İsmet Ölmez yüzde 46,59 oranında oy almıştı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu, Hakkâri Belediyesi’ne 3 Haziran’da kayyım atanmasına karşı “yürütmenin durdurulması” talebiyle Ankara İdare Mahkemesi’ne başvurdu.

MA’daki habere göre, Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın gözaltı ve tutuklanma sürecine değinilen başvuruda, kayyım atamasının Kürt illerinde olağan hale getirilmeye çalışıldığı ifade edildi.

Ayrıca, başvuruda, daha önceki kayyım atamaları işaret edilerek, “Darbe olarak tarihteki yerini almıştır” denildi.

Başvuru şöyle: “Kayyım uygulamaları, müvekkil parti ve temsil ettiği siyaseti yerel yönetimlerin dışında tutmak, muhalif bir siyasi partinin kazandığı belediyelere sistematik olarak el koymak ve müvekkil parti seçmeninin seçme ve seçilme iradesini pasifize etmek amacını taşımaktadır.”

Başvuruda, bu durumlara yol açan 6758 Sayılı kanunun 34’uncu ve Belediye Kanunu’nun 45’inci maddesinde yer alan fıkraların anayasa aykırı olduğu ve bu nedenle itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmesi ve Akış’a dair verilen uzaklaştırma kararının iptal edilmesi talep edildi.

Paylaşın

Yazar Ve Sanatçılardan “Kayyım Uygulamasına Son Verilmeli” Çağrısı

Aralarında Ahmet Telli, Ahmet Ümit, Bekir Yurdakul, Ercüment Akdeniz, Latife Tekin, Murathan Mungan, Mustafa Eroğlu, Oya Baydar ve Orhan Pamuk’un bulunduğu 115 yazar ve sanatçı, Hakkari Belediyesi’ne kayyım atanmasına tepki gösteri.

Kayyım uygulamasına son verilmesi çağrısı yapan 115 isim, konuya ilişkin yaptıkları açıklamada, “Hakkari halkıyla birlikte bütün yurttaşların seçme ve seçilme hakkının çiğnenmesi ve anayasanın ağır biçimde ihlalidir” ifadelerine yer verdi.

Açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “Hakkari Belediyesi’ne kayyım atanması, Hakkari halkıyla birlikte bütün yurttaşların seçme ve seçilme hakkının çiğnenmesi ve anayasanın ağır biçimde ihlalidir.

Ülkenin barış ve refah içinde yaşama umuduna darbe indiren, hemen tüm toplum kesimlerinin hukuksuz bulduğu kayyım uygulamalarının süreklilik kazanacağına dair açıklamaları kabul edilmez buluyoruz.

Anayasaya göre, bütün yurttaşların eşit sahip olduğu, dokunulmaz bir hak olan seçme hakkına saygı gösterilmeli, Hakkari’ye atanan kayyım derhal geri çekilmeli, demokrasi ve hukukla hiçbir biçimde bağdaşmayan tüm kayyım uygulamalarına son verilmelidir.”

İmzacılar: Abidin Parıltı, Adnan Özyalçıner, Afşin Kum, Ahmet Erkam Saraç, Ahmet Güneş, Ahmet Telli, Ahmet Ümit, Akif Kurtuluş, Algan Sezgintüredi, Alper Canıgüz, Altay Öktem, Asuman Susam, Ayfer Tunç, Ayşe Sarısayın, Ayşegül Devecioğlu, Ayşen Şahin,

Başak Canda, Başar Başarır, Başar Yılmaz, Bekir Yurdakul, Belma Fırat, Berivan Kaya, Bilsen Başaran, Bülent Tekin, C. Hakkı Zariç, Cenk Güray, Cenk Kolçak, Çerkes Karadağ, Defne Suman, Deniz Durukan, Deniz Yüce Başarır, Duygu Kankaytsın,

Elif Sofya, Enes Kurdaş, Ercüment Akdeniz, Erdoğan Aydın, Ertan Meyan, Fatih Gezer, Fatih Polat, Fergun Özelli, Figen Şakacı, Gaye Boralıoğlu, Gonca Özmen, Gönül Kıvılcım, Gürel Sürücü, Haden Öz, Halide Yıldırım, Halil İbrahim Özcan, Hasan Öztoprak, Hatice Meryem, Haydar Ergülen, Hayri K. Yetik, Hicri İzgören, Hülya Deniz Ünal,

İnanç Avadit, İsmail Güzelsoy, Jaklin Çelik, Kadir Akın, Kamil Tekin Sürek, Kerem Fırtına, Latife Tekin, Levent Karataş, Mehmet Bilal Dede, Mehmet Said Aydın, Menekşe Toprak, Mine Soysal, Murat Gülsoy, Murat Özyaşar, Murat Uyurkulak, Murat Yalçın, Murathan Mungan, Mustafa Eroğlu, Mustafa Güçlü, Mustafa Köz, Mustafa Yelkenli, Muzaffer Kale, Müge İplikçi,

Namık Kuyumcu, Nayim Gül, Nesimi Aday, Neslihan Önderoğlu, Neslihan Yalman, Neşe Yaşın, Nevzat Süs, Nuray Önoğlu, Nurhan Suerdem, Nursen Yiğit, Onur Bütün, Orhan Alkaya, Orhan Pamuk, Oya Baydar, Ömer Türkeş, Özgün Bulut, Özlem Akıncı, Özlem İşbilir, Polat Özlüoğlu, Rıdvan Hatun, Rıfat Mertoğlu,

Sema Kaygusuz, Semih Çelenk, Semih Gümüş, Sevim Erdoğan, Süreyyya Evren, Şebnem İşigüzel, Şevket Karakış, Taçlı Yazıcıoğlu, Tarhan Gürhan, Tülin Dursun, Ümit Kıvanç, Vecdi Erbay, Yaprak Zihnioğlu, Yasemin Özek, Yavuz Ekinci, Yücel Aysal, Zeynep Oral.

Paylaşın