İmamoğlu: Kaybetmeyi Aklımın Ucuna Bile Getirmiyorum

İstanbul’un bu seçimde başka bir yere konulacağının farkında olduklarını ifade eden mevcut İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Kaybetmeyi aklımın ucuna bile getirmiyorum” dedi.

Türkiye’nin en büyük kenti olan ve belediyenin çok büyük bir bütçeyi yönettiği İstanbul ve Ankara, AK Parti için büyük önem taşıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan daha önce defalarca İstanbul’u geri almak istediğini dile getirdi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, yerel seçimler hakkında açıklamalarda bulundu.

İmamoğlu, beş yıl önce yapılan yerel seçimde ittifakların daha net olduğunu kaydetti ve “Bir önceki seçime oranla daha zor bir aritmetiğin ya da zeminin olduğu bir gerçek; o zaman ittifaklar daha net bir konumdaydı, şimdi ise siyasi partilerin tercihleri farklı bir pozisyonda” dedi.

Reuters haber ajansına konuşan İmamoğlu, rakibi AK Parti’nin adayı Murat Kurum’la ilgili de ilk kez açıklama yaptı.

Kurum karşısında şansının ne olacağına ise İmamoğlu şu yanıtı verdi: “Ben şansımı Murat Kurum’dan önce ya da sonra diye kategorize etmem; öncesinde ne kadar şanslıysam bugün de o kadar şanslıyım.”

Erdoğan’ın kendisine ait bir şeyin kendisinden alındığı hissiyle hareket ettiğine dikkati çeken İmamoğlu, İstanbul’un 16 milyon insana hatta insanlığa ait bir şehir olduğunu söyledi.

İstanbul’un bu seçimde başka bir yere konulacağının farkında olduklarını ifade eden İmamoğlu, “Kaybetmeyi aklımın ucuna bile getirmiyorum” dedi.

“Mecburlar”

İmamoğlu tekrar seçilmesi halinde hükümetin finansman ya da onay konularında engeller koyamayacağını belirterek “İki kez üst üste İstanbul’da seçim kazanmış bir belediye başkanını, kazandıktan sonra engelleyebilecek bir hükümetin olamayacağını düşünüyorum. Mecburlar” dedi.

YSK üyelerine hakaret ettiği iddiasıyla hakkında dava açılan İmamoğlu aleyhine siyaset yasağı ve hapis cezası kararı alınmış, sözlerinin çarpıtılarak olmayan bir suçun yaratıldığını ifade eden İmamoğlu ise kararı istinaf mahkemesine taşımıştı.

İmamoğlu, devam eden yargılamanın seçime etkisi olup olmayacağı hakkındaki soruya, “Seçim kadar buradan bir sonuç çıkartma talihsizliğini diyelim olmayan bir suçun üzerinden çıkartma talihsizliğini hükümet ısrarla bu memlekete yaşatmak ister mi? Açıkçası istemez diye düşünüyorum. Ama her koşulda hiç kafama taktığım bir husus değil” cevabını verdi.

AK Parti uzun yıllardır elinde bulundurduğu büyükşehir belediyelerinin önemli olanlarını 2019 yılındaki yerel seçimlerde kaybetmiş; CHP ve ittifak yaptığı İYİ Parti’nin ortak adayları İstanbul ve Ankara’da belediye başkanlığı seçimlerini kazanmıştı.

Türkiye’nin en büyük kenti olan ve belediyenin çok büyük bir bütçeyi yönettiği İstanbul ve Ankara, AK Parti için büyük önem taşıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan daha önce defalarca İstanbul’u geri almak istediğini dile getirdi.

Ancak geçen yıl mayıs ayında yapılan genel seçimleri AK Parti ve MHP ittifakının kazanmasının ardından İYİ Parti yerel seçimlere kendi adaylarıyla gireceğini duyurdu, ancak henüz aday açıklamadı.

Paylaşın

İstanbul’da Toplu Taşımaya Yüzde 28.09’a Varan Zam

İstanbul’da toplu ulaşıma yüzde 18, taksi, minibüs ve servis ücretlerine yüzde 28.09 arasında zam geldi. İstanbul Taksiciler Esnaf Odası yüzde 65,  personel servisi işletmecileri yüzde 100, okul servisi işletmecileri yüzde 60, minibüsçüler odası yüzde 65,  Turyol Kooperatifi yüzde 60 zam talebinde bulunmuştu.

Haber Merkezi / Yeni zamlı tarifeye göre; tam elektronik bilet 15 TL’den 18.07 TL’ye çıktı, öğrenci bileti 8.62 TL oldu. Marmaray tam parkur 33.20 TL’den 39.16 TL’ye çıktı.

Mavi Kart aylık fiyatı, tam 1177 TL’den 1388 TL’ye, öğrenci aylık abonman fiyatı da, 212 TL’den 250 TL’ye çıkarıldı.

Taksi indi-bindi ücreti 70 TL’den 90 TL’ye çıkarıldı. Taksi açılış ücreti 19.17 TL’den 24.55 TL’ye yükseldi.

Minibüs ücretleri mesafeye göre 15.50 TL ile 20 TL arasında değişecek. Minibüste öğrenci ücreti 8 liradan 10 liraya çıkarıldı.

İkinci yarıyıldan itibaren geçerli olmak üzere okul servisinde bin 300 TL olan aylık 0-1 km ücreti bin 665 TL’ye, personel servisinde 10-17 koltuk kapasiteli taşıtın 675 TL olan ilk kalkış ücreti 865 TL’ye yükseltildi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME), ocak oturumu Zeytinburnu’ndaki 1453 Çırpıcı Sosyal Tesisleri’nde gerçekleştirildi. İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün’ün yönettiği oturumda İstanbul’da toplu ulaşıma zam teklifi görüşüldü.

İstanbul Taksiciler Esnaf Odası yüzde 65,  personel servisi işletmecileri yüzde 100, okul servisi işletmecileri yüzde 60, minibüsçüler odası yüzde 65,  Turyol Kooperatifi yüzde 60 zam talebinde bulundu. İBB yönetimi; esnaftan gelen talepleri, enflasyon, asgari ücret ve yakıt fiyatındaki artışı birlikte değerlendirerek yüzde 28.09 oranında zam teklifi hazırladı.

Tartışmalar sonrası özel ulaşıma yüzde 28.09, İBB bünyesindeki toplu ulaşım araçlarına yüzde 18 zam önerisi sunuldu. Oylamada teklif oybirliği ile kabul edildi.

Paylaşın

CHP’den ‘Murat Kurum’ Açıklaması: ‘İmar Affı’na İmza Atan Bakan

TBMM’de basın toplantısı düzenleyen CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, “Murat Kurum 2018 ila 2023 yılları arasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yaptı. Murat Kurum bu dönem boyunca İstanbul’a yaptığı tek olumlu faaliyet var mıdır? 100 bin konut imal edeceğiz, 1 milyon konut imal edeceğiz hamasetleri çerçevesinde geride bırakılan TOKİ mağdurları vardır” dedi.

Günaydın, açıklamasının devamında, “6 Şubat depreminin üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen teslim edilebilen konut oranı yüzde 4 bile değildir. Murat Kurum için 2019 yılında imar affına imza atan bir bakan olarak tarihe geçtiğini hepimiz hatırlıyoruz. Ve bu imar affı çerçevesinde yurttaşlarımıza tabut olan evleri de maalesef hatırlıyoruz” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Murat Kurum’un, AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adaylığına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Günaydın, “Gecikmiş bir açıklama olmasına rağmen kendileri adına hayırlı olsun diyelim” dedi.

Birgün’ün aktardığına göre; Günaydın, şöyle devam etti: “Peki, Murat Kurum adı neden ilan edildi? Açıklamalardan şunu görüyoruz; diyorlar ki ‘İstanbul’un iki tane büyük sorunu var, birisi kentsel dönüşümdür, diğeri ulaşımdır.’ O halde Murat Kurum kentsel dönüşüm ve ulaşım sorunlarına ilaç olmak için atanıyor. Eğer hafızamızı bir kuş hafızasına benzetmiyorlar ise hep beraber hatırlayalım. 1994 yılında Recep Tayyip Erdoğan belediye başkanı oldu. Ve 4 yıl 7 ay süreyle İstanbul’u yönetti.

Sonra 21 yıl süreyle de kesintisiz başbakan ve cumhurbaşkanı sıfatıyla memleketi yönetti. Demek ki ‘sevdam İstanbul’ dediği İstanbul’un kaderi en az çeyrek asırdır Recep Tayyip Erdoğan’ın elinde. Peki bu 25 yıl boyunca İstanbul, ulaşımda daha rahat bir noktaya doğru mu evrildi ya da yapı stoku daha güvenli bir hale geldi ve daha korunaklı bir kent şekline mi dönüştü? Yine vereceğimiz yanıtı Erdoğan’ın diliyle verelim. Çünkü ‘İstanbul’a biz ihanet ettik, İstanbul’da dikey yapılaşmaya biz izin verdik’ sözleri, Erdoğan’ın sözleridir.”

“Türkiye’yi inşaat lobisinin elinde betona gömen bir Erdoğan ekonomisinden söz ediyoruz” diyen Günaydın, “Böyle bir yapının bu kadar kötü karneden sonra İstanbul’u kentsel dönüşüm alanında İstanbul’u iyi bir noktaya taşımaktan söz etmesi adeta trajikomik bir durumu ifade etmektedir” ifadelerini kullandı.

“İstanbul’a yaptığı tek olumlu faaliyet var mıdır?”

Murat Kurum hakkında da değerlendirmelerde bulunan Günaydın, “Gelelim Murat Kurum’un durumuna… Murat Kurum 2018 ila 2023 yılları arasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yaptı. Murat Kurum bu dönem boyunca İstanbul’a yaptığı tek olumlu faaliyet var mıdır? 100 bin konut imal edeceğiz, 1 milyon konut imal edeceğiz hamasetleri çerçevesinde geride bırakılan TOKİ mağdurları vardır” diye konuştu.

Günaydın, şunları söyledi: “6 Şubat depreminin üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen teslim edilebilen konut oranı yüzde 4 bile değildir. Murat Kurum için 2019 yılında imar affına imza atan bir bakan olarak tarihe geçtiğini hepimiz hatırlıyoruz. Ve bu imar affı çerçevesinde yurttaşlarımıza tabut olan evleri de maalesef hatırlıyoruz.”

Paylaşın

Murat Kurum, Ekrem İmamoğlu’nun Rakibi Oldu

Murat Kurum, 31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlerde AK Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı olarak belirlendi ve CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu’na rakip oldu.

Haber Merkezi / Murat Kurum, sosyal medya platformu üzerinden adaylığına yönelik ilk paylaşımı yaptı. Kurum, paylaşımında, “Yeni dönemde bu güzel şehir, tecrübesini Türkiye’den sonra sadece İstanbul’a odaklayan bir yönetime sahip olacak. Yeniden İstanbul, şimdi İstanbul, sadece İstanbul” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen törende partisinin, 31 Mart Pazar günü yapılacak mahalli idareler seçimi için 12 büyükşehir ve 15 il belediye başkan adaylarını açıkladı.

Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Murat Kurum, AK Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak belirlendi ve CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu’na rakip oldu.

AK Parti, Aydın Büyükşehir Belediyesine Mustafa Savaş, Balıkesir Büyükşehir Belediyesine Yücel Yılmaz, Bursa Büyükşehir Belediyesine Alinur Aktaş, Denizli Büyükşehir Belediyesine Osman Zolan, Erzurum Büyükşehir Belediyesine Mehmet Sekmen, Eskişehir Büyükşehir Belediyesine Nebi Hatipoğlu, Kocaeli Büyükşehir Belediyesine Tahir Büyükakın, Mardin Büyükşehir Belediyesine Veysi Şahin, Muğla Büyükşehir Belediyesine Aydın Ayaydın, Ordu Büyükşehir Belediyesine Mehmet Hilmi Güler ve Samsun Büyükşehir Belediyesine Halit Doğan’ı aday gösterdi.

İllerde de Artvin’de Mehmet Kocatepe, Bingöl’de Erdal Arıkan, Bitlis’te Nesrullah Tanğlay, Çanakkale’de Julide İskenderoğlu, Çankırı’da Hüseyin Filiz, Düzce’de Faruk Özlü, Edirne’de Belgin İba, Elazığ’da Şahin Şerifoğulları, Giresun’da Aytekin Şenlikoğlu, Isparta’da Şükrü Başdeğirmen, Kastamonu’da Tahsin Babaş, Rize’de Rahmi Metin, Sinop’ta Yakup Üçüncüoğlu, Tokat’ta Eyüp Eroğlu ve Yalova’da Mustafa Tutuk aday olarak belirlendi.

AK Parti diğer illerin adaylarını ise 15 Ocak’ta Ankara’da yapacağı aday tanıtım toplantısında duyuracak.

Erdoğan, Özel’i hedef aldı

15 Ocak’ta seçim mitinglerine başlayacaklarını duyuran Cumhurbaşkanı Erdoğan, aday tanıtım toplantısında siyaset gündemine dair açıklamalar yaptı.

Suudi Arabistan’daki kupa krizi sonrası yaşanan tartışmalara değinen Erdoğan, 28 Şubat sürecine gönderme de bulundu ve “Yine hayat tarzı, köken, mezhep, inançlar ve semboller üzerinden pis bir oyun oynanmaktadır.” dedi.

Erdoğan, “Milletin Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal’le bir sorunu, sıkıntısı, derdi, problemi yoktur” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özgür Özel’in de “vesayet gölgesi” altında olduğunu savundu ve “Bu seçimlerle elde edeceğimiz zaferle aynı zamanda Özgür Efendi’yi de özgürleştireceğiz” diye konuştu.

Erdoğan, Can Atalay’ın tahliyesi tartışmalarında da Özel’i hedef aldı ve “Özgür efendi, anayasal düzene muhalefet ederek 18 yıl ceza alan bir teröristi adeta tünel kazarak Meclis’e getirmeye çalışıyor” dedi.

CHP, Can Atalay hakkındaki ikinci hak ihlali kararına da uyulmaması üzerine İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi üyeleri hakkında disiplin soruşturması açılmasını ve Yargıtay 3. Ceza Dairesi üyelerinin de görevden alınmalarını istemişti.

AK Parti’nin İstanbul’daki seçim şarkısı belli oldu

Öte yandan AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, yerel seçimde kullanacakları şarkıyı sosyal medya hesabından paylaştı. Azer Bülbül’ün “Çoğu Gitti Azı Kaldı” şarkısı, “Çoğu Bitti Azı Kaldı” ismiyle seçime uyarlandı.

Sözü Halil Gökkaya’ya, müziği İhsan Noyan’a ait seçim şarkısının sözleri şu şekilde:

“Aşkımız erdi bahara / Kışı bitti, yazı kaldı / Kapandı yıllanmış yara / Çoğu bitti, azı kaldı / Kapandı yıllanmış yara / Çoğu bitti, azı kaldı / Sevin, İstanbulum, sevin / Bu mutluluk hakkın senin / Gönlümüzde hasretinin tadı kaldı, tuzu kaldı / Çoğu bitti, azı kaldı / Gönlümüzde hasretinin tadı kaldı, tuzu kaldı / Çoğu bitti ey, azı kaldı / Yandık sevda ocağında / Hep gül olsun kucağında / Bu şehrin her sokağında / Aşkımızın hey, izi kaldı”

İmamoğlu’ndan paylaşım

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Murat Kurum’un adaylığının ortaya çıkmasının ardından sosyal medya hesabından video paylaşmıştı. İmamoğlu, “16 milyon hemşehrimle Yine yaparız bu işi” notuyla paylaştığı videoda 5 yıllık dönemde hayata geçirilen icraatlar yer almıştı.

Paylaşın

Yerel Seçimler: AK Parti’nin İstanbul Adayı Murat Kurum

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlerde AK Parti’nin İstanbul için adayının Murat Kurum olduğu kesinleşti. AK Parti İstanbul Milletvekili Murat Kurum’un ekibiyle adaylık konuşması ortaya çıktı.

Haber Merkezi / Murat Kurum’a İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olduğu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kendisine tebliğ edildiği belirtildi.

Sosyal medyada paylaşılan videoda Murat Kurum, “Bu yola ekibimizle, arkadaşlarımızla çıkacağız. 16 milyon İstanbullu için çıkacağız. İstanbul’un bu karmaşasını, düzensizliğini, insanlarımızın deprem riski kaygısını hep birlikte ortadan kaldırmak için tüm ekibimizle, tüm arkadaşlarımızla sokak sokak, mahalle mahalle dolaşacağız” dedi.

Murat Kurum kimdir?

1976 yılında Ankara’da dünyaya gelen Murat Kurum, 1999 yılında Selçuk Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Yüksek Okulu İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu.

2005 yılına kadar çeşitli kurumlarda görev alan Kurum, 2005-2006 yılları arasında Ankara TOKİ Uygulama Daire Başkanlığı’nda uzman statüsünde yer aldı. 2006 yılından 2009 yılına kadar TOKİ İstanbul Uygulama Daire Başkanlığı’nda İstanbul-Avrupa Yakası Uygulama Şube Müdürlüğü görevini üstlenen Murat Kurum, 2009-2012 yıllarında da Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nda uzman olarak görev aldı.

2009 yılından bu yana TOKİ’nin ortağı niteliğindeki Emlak Konut GYO A.Ş. Genel Müdürlük görevini sürdüren Murat Kurum evli ve 2 çocuk babasıdır. 2009 – 2018 yılları arasında T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı iştiraki Emlak Konut GYO AŞ Genel Müdürlüğü ve Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerinde bulundu.

2018 – 2023 yılları arasında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı olarak görev aldı. 14 Mayıs 2023 seçimlerinde AK Parti’den 28. Dönem İstanbul Milletvekili seçildi.

AK Parti’nin İstanbul’daki seçim şarkısı belli oldu

Öte yandan AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, yerel seçimde kullanacakları şarkıyı sosyal medya hesabından paylaştı. Azer Bülbül’ün “Çoğu Gitti Azı Kaldı” şarkısı, “Çoğu Bitti Azı Kaldı” ismiyle seçime uyarlandı.

Sözü Halil Gökkaya’ya, müziği İhsan Noyan’a ait seçim şarkısının sözleri şu şekilde:

“Aşkımız erdi bahara / Kışı bitti, yazı kaldı / Kapandı yıllanmış yara / Çoğu bitti, azı kaldı / Kapandı yıllanmış yara / Çoğu bitti, azı kaldı / Sevin, İstanbulum, sevin / Bu mutluluk hakkın senin / Gönlümüzde hasretinin tadı kaldı, tuzu kaldı / Çoğu bitti, azı kaldı / Gönlümüzde hasretinin tadı kaldı, tuzu kaldı / Çoğu bitti ey, azı kaldı / Yandık sevda ocağında / Hep gül olsun kucağında / Bu şehrin her sokağında / Aşkımızın hey, izi kaldı”

Paylaşın

CHP’nin Tavrı İstanbul’da DEM Parti Seçmenin Yönünü Belirleyecek

Rawest Araştırma Direktörü Roj Girasun, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimine ilişkin yaptığı değerlendirmede, DEM Parti seçmenin Ekrem İmamoğlu’na oy vermesi için CHP’nin tavrının önemli olduğunu vurguladı.

Roj Girasun, “DEM Parti mesela ‘tavşan aday’ çıkarırsa, seçmeni hiç küçümsenmeyecek oranda CHP’ye oy verebilir. Bunun yanında CHP’nin tavrı da etkili olacak. Mesela, Selahattin Demirtaş’ın babası vefat etti ve cenazeye katılamadı, İmamoğlu ise bir taziye mesajı yayınlamaktan çekindi. Bu konuşuluyor” dedi ve ekledi:

“Herkes biliyor ki, İmamoğlu seçimleri Kürtler sayesinde kazandı. Bu kadar insani bir durumla ilgili açıklama yapmaktan yüksünen, son seçimlerde İYİ Parti’yle beraber görüntü vermiş bir ismin Kürtlerden oy alma konusunda argümanları daha zayıf olacaktır.”

Turkey Recap, 21 uzmana 2024 yılında Türkiye’yle ilgili neler beklediğini sordu. Rawest Araştırma Direktörü Roj Girasun, İstanbul’da tablonun 2019’dakinden farklı olduğuna dikkat çekti.

Girasun, “Daha önce İstanbul’da CHP’li adayların genel seçimlerin üzerinde oy alabildiklerini biliyoruz. Son seçimlerde de Recep Tayyip Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu’nun 4 puan gerisindeydi. İstanbul’da seçime 2019 seçimlerinin denklemiyle gitmiyoruz. Çok oy kaybetmiş, daha zayıf bir iktidar var; bunun karşısındaysa yerel ittifakın sahibi bir CHP var. Bir de iktidar kompozisyonu karşısında biraz daha bloklaşmış ve netleşmiş bir seçmen var” dedi.

Seçim öncesin partilerin tutum, politika ve seçim kampanyaları gibi konuların nasıl şekilleneceğini dair çok sayıda belirsizlik olduğuna dikkat çeken Girasun, şunları söyledi:

“İstanbul’da bir tarafta yüzde 53’lük, diğer taraftaysa yüzde 47’lik bir havuz var. Bu yüzde 53’ün ne kadarını İmamoğlu’nun alacağını muhalif partilerin tutumu ve adayları belirleyecek. DEM aday çıkaracak mı, çıkaracaksa nasıl bir aday çıkaracak? Sadece aday çıkarmakla mı kalacak, net ve güçlü bir politik kampanya da yürütecek mi? İYİ Parti’nin çıkaracağı aday nasıl bir profilde olacak, Millet İttifakı’ndan oy almak hedeflenecek mi yoksa daha önce CHP’ye oy veren seçmene mi yönelik olacak? Saadet, Gelecek, DEVA partileri AKP’den ne kadar oy alacak? AKP’nin adayı kim olacak?

Bu kadar belirsizlik varken, DEM Parti ve İYİ Parti’nin desteği olmadan da İmamoğlu’nun İstanbul’u kazanma ihtimali var. Sayılara baktığımızda DEM ve İYİ’nin oylarının olmaması kesin kaybettiriyor ama yerel seçimlerde denge ve denklem farklı bir şey.”

“İmamoğlu, bir taziye mesajı yayınlamaktan çekindi”

DEM Parti seçmenin Ekrem İmamoğlu’na oy vermesi için CHP’nin tavrının önemli olduğunu vurgulayan Roj Girasun, “DEM Parti mesela ‘tavşan aday’ çıkarırsa, seçmeni hiç küçümsenmeyecek oranda CHP’ye oy verebilir. Bunun yanında CHP’nin tavrı da etkili olacak. Mesela, Selahattin Demirtaş’ın babası vefat etti ve cenazeye katılamadı, İmamoğlu ise bir taziye mesajı yayınlamaktan çekindi. Bu konuşuluyor.

Herkes biliyor ki, İmamoğlu seçimleri Kürtler sayesinde kazandı. Bu kadar insani bir durumla ilgili açıklama yapmaktan yüksünen, son seçimlerde İYİ Parti’yle beraber görüntü vermiş bir ismin Kürtlerden oy alma konusunda argümanları daha zayıf olacaktır” şeklinde konuştu.

Paylaşın

AK Parti’de İstanbul İçin Öne Çıkan İsim “Murat Kurum”

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimler yaklaştıkça, partilerinde çalışmaları hız kazandı. AK Parti’de anketler ve temayül yoklamaları sonrası yapılan değerlendirmelerle İstanbul için aday sayısı ikiye indirildi. Son gelen kulis bilgilerinde Murat Kurum’un adaylığı daha fazla dillendirilmeye başlandı.

İstanbul Büyükşehir adaylığı için bugüne kadar Ali Yerlikaya ve Murat Kurum’un yanı sıra Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, eski Bakan Adil Karaismailoğlu, Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu, Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen ve Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan’ın isimleri de anıldı.

Adaylara ilişkin tüm bu görüşleri ve ihtimalleri dinleyen AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son olarak İstanbul İl Teşkilatı ile de değerlendirme yaptıktan sonra kararını vereceği ve adayı açıklanacağı kaydediliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın partisinin İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) başkan adayını pazar günü İstanbul’da açıklaması bekleniyor. Erdoğan’ın eski Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ya da İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’yı aday olarak açıklaması bekleniyor. Kulislerde yapılan son değerlendirmelerde öne çıkan isim ise Murat Kurum.

AK Parti, 7 Ocak’ta düzenleyeceği toplantıda İstanbul Büyükşehir’in yanı sıra İstanbul’un bazı ilçeleri ve Marmara Bölgesi ağırlıklı olmak üzere yaklaşık 30 belediye başkanı adayını açıklaması bekleniyor. AKP’nin 15 Ocak’ta gerçekleştireceği ikinci toplantıda ise kalan diğer adaylar ve AK Parti’nin yerel seçimler beyannamesi açıklanacak. AK Parti, yerel seçim adaylarını ortağı MHP ile görüşerek belirledi.

İstanbul Büyükşehir adaylığı için bugüne kadar Ali Yerlikaya ve Murat Kurum’un yanı sıra Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, eski Bakan Adil Karaismailoğlu, Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu, Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen ve Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan’ın isimleri de anıldı. Ancak anketler, temayül yoklamaları ve Aday Tespit Komisyonu’nda yapılan değerlendirmeler sonrası aday sayısı ikiye indirildi. Son gelen kulis bilgilerinde Kurum’un adaylığı daha fazla dillendirilmeye başlandı.

Peki İstanbul adayının belirlenmesi sürecinde AK Parti içinde nasıl bir değerlendirme süreci yaşandı? Ve gelinen son aşamada nasıl bir tablo ortaya çıktı?

DW Türkçe’den Kıvanç El’in haberine göre; AK Parti içinde hem teşkilat hem parti yönetimi hem de kanaat önderi olarak kabul edilen isimlerden görüş alındığı toplantılarda Murat Kurum’un daha önce TOKİ’de görev alması, eski Çevre ve Şehircilik Bakanı olması, İstanbul’un deprem gündemiyle bir seçim kampanyası yürütülebilecek olması, Kurum’a artı puan kazandıran özellikler olarak sıralandı.

Kurum’un AK Parti İstanbul İl Teşkilatı ile uyumu da pozitif yönlerinden biri olarak görüldü.

Anketlerde Yerlikaya’nın arkasında kalsa da Kurum’un da seçmende ciddi bir karşılığı olduğuna inanılıyor. AK Parti kurmayları, seçim kampanyası sürecinde anketlerdeki farkın giderileceğini savunuyor. Kurum’un kampanyada siyasi söylemle değil İstanbul’a dair yeni projelerle öne geçebileceği üzerinde duruluyor.

AK Parti’de özellikle kampanyayı yönetecek ekibin ise bu noktada Kurum’a dair bazı endişeleri var. Kurum’un CHP’nin adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile kıyaslandığında “siyasi söylem gücünün daha geride” olduğu düşünülüyor. Ancak bu farkın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kapatılabileceği tahmin ediliyor. Erdoğan’ın bu nedenle İstanbul kampanyasının önemli bir parçası olacağı beklentisi hakim.

Kurum’un Erdoğan’ın ailesi ve yakın çevresi ile olan iyi ilişkileri de AK Parti içerisinde dikkat çekilen bir nokta.

Ali Yerlikaya’nın artıları, eksileri neler?

AK Parti’de yapılan anketlerde memnuniyeti en yüksek çıkan isim İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya. Başta adaylığa soğuk olan Yerlikaya’nın da son günlerde adaylığa sıcak baktığı kulislere yansımıştı. Ancak yarattığı memnuniyet yüksek olsa da bunun oya dönüşüp dönüşmeyeceğine ilişkin kuşkular var. “Başarılı bir Bakan” olarak görülen Yerlikaya’nın bakanlığı bırakmasıyla vatandaşlardaki bu eğilimin yok olabileceği göz önünde bulunduruluyor.

Ayrıca “fazla ön plana çıkmasının” seçim sürecinde özellikle AK Parti teşkilatı ile sorun yaşamasına yol açabileceği ifade ediliyor.

Yerlikaya’nın sadece AK Parti tabanı değil merkez sağdaki seçmene daha rahat ulaşacağı düşünülüyordu. Ancak Yerlikaya’nın adaylığına karşı çıkanlar, teşkilatla sorun yaşama ihtimalinin yanı sıra “başarılı bir bakanın yerinde devam etmesinin daha doğru olacağını” savunuyor.

AK Parti’de parti yöneticileri ile yapılan toplantıda 2019’daki Binali Yıldırım’ın adaylığına dair süreç de gündeme geldi. Yıldırım’ın da o dönem Meclis Başkanı olarak popüler bir aday olduğuna, ancak teşkilatla yaşadığı uyumsuzluk sebebiyle seçimin kaybedildiğine işaret edildi.

Adaylara ilişkin tüm bu görüşleri ve ihtimalleri dinleyen Erdoğan’ın son olarak İstanbul İl Teşkilatı ile de değerlendirme yaptıktan sonra kararını vereceği ve adayı açıklanacağı kaydediliyor. Bir AK Partili kurmay, “Son olarak teşkilatın fikrini alacağını dikkate alırsak adayın Murat Kurum olma olasılığı daha yüksek demektir” yorumunu yapıyor. Erdoğan’ın başlangıçta Ergün Turan’ı istediğine işaret eden kurmay, “Cumhurbaşkanı istişareye önem verir” diyerek fikrinin değiştiğini söyledi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de katıldığı bir TV programında İstanbul adayına ilişkin “Bizim siyasi hareketimizin bir önceki aşamasında Türkiye’ye örnek olmuş halen de kendi alanında rakibi olmayan Recep Tayyip Erdoğan belediyeciliğidir. Her şehrin kendine göre kimliği var. İstanbul’un çok özel kimliği var. Bizim teşkilatlarımız müthiş bir organik yapıya sahiptir. Tüm teşkilatlar genel başkanımıza bakar. Genel başkanımız bütün teşkilatları dinler, kararını verir. Her zaman temayül yaparız. İllere arkadaşlarımız gider, anket yaparız. Cumhurbaşkanımız ‘daha çok dinlemeliyiz’ diyerekten tek tek genel merkezde, bütün büyükşehirlerle görüştü” diye konuştu.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu: İstanbul’u Yeniden Kazanacağız

CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı tanıtım toplantısında konuşan mevcut belediye başkanı Ekrem İmamoğlu, “31 Mart 2024’te sizlerin iradesiyle İstanbul’u yeniden kazanacağız” dedi ve ekledi:

“Ve Allah’ın izniyle daha büyük işler başaracağız. Çünkü engellemelere karşı bağışıklık kazandık. Hizmet ürettik tecrübe kazandık. Artık küçüldükçe küçüldü o engelleme refleksleri. Toza dönüştü görmüyoruz onları artık. Başarıya nasıl ulaşacağımızı artık çok daha iyi biliyoruz. Artık İstanbul senin. O, ‘İstanbul benim’ diyen tek kişiden kurtuldu. İstanbul 16 milyonun, İstanbul herkesin.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı tanıtım toplantısını Haliç Kongre Merkezi’nde düzenledi. İstiklal Marşı’nın okunması ve saygı duruşu ile başlayan tanıtım toplantısında CHP Genel Başkanı Özgür Özel’den sonra mevcut belediye başkanı Ekrem İmamoğlu bir konuşma yaptı. İmamoğlu, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Mustafa Kemal Atatürk, 10’uncu yıl nutkunda şöyle der: Az zamanda büyük ve önemli işler yaptık. Ve ardından şöyle devam eder: Fakat asla yaptıklarımızı asla kâfi görmeyiz. Çünkü çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz. Hazır mıyız İstanbul.

Aziz Atatürk’ten aldığımız ilhamla az zamanda büyük ve önemli işler başardık. Bunca engele rağmen başardıklarımız bize güven ve cesaret veriyor. Sizlerin iradesiyle 2019 yılında köklü bir değişim başardık. Sizlerin desteğiyle biz başardıkça onlar 25 yılda yaptıklarını her gün ama acemice her gün hararetle bizim dört buçuk yılımızla kıyaslamak zorunda kaldılar. İnanın bu başarı hepimizin başarısıdır. Tüm inancımla söylüyorum, İstanbul olarak başarmaya devam edeceğiz.

31 Mart 2024’te sizlerin iradesiyle İstanbul’u yeniden kazanacağız. Ve Allah’ın izniyle daha büyük işler başaracağız. Çünkü engellemelere karşı bağışıklık kazandık. Hizmet ürettik tecrübe kazandık. Artık küçüldükçe küçüldü o engelleme refleksleri. Toza dönüştü görmüyoruz onları artık. Başarıya nasıl ulaşacağımızı artık çok daha iyi biliyoruz. Artık İstanbul senin. O, ‘İstanbul benim’ diyen tek kişiden kurtuldu. İstanbul 16 milyonun, İstanbul herkesin.

Bizim devraldığımız belediyede metro projeleri tamamen stop etmişti. Bazıları bir buçuk yıldır duruyordu. Bazıları 2016, 2017’de ihale edilmesine rağmen hiç başlanmamış haldeydi. İştirak şirketleri vergi borcuna batırılmış ve ihale yasaklısıydı. Bugün o parlak isimleriyle tekrar Türkiye’nin markası haline gelen iştiraklerimiz ne yazık ki İBB’nin bile ihalesine giremiyordu. Kasasında sadece altı milyon lira bırakılmış bir belediyeydi. Altı milyon lira ne demek biliyor musunuz 2019’da? İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bir saatlik bile gideri değildi.

Tabii enflasyon, döviz kurları ve işsizlik aldı başını gitti. Milletçe fakirleştik. Biz de İBB olarak gerçekten fakirleştik. Yürüttüğümüz her projenin bedeli dört kat beş kat bu dönemlerde artıyor oldu. İhaleler iptal edildi. Artan krizden dolayı hükumetin çıkardığı bir genelgeyle yüzde 15’in altında olan müteahhitler tek tek işleri iptal ediyorlardı. Her yürüttüğümüz projenin maliyeti artarken israfı bitirdiğimiz için biz bu zor dönemde bile onların ürettiği işlerin iki katını onların harcadıkları bütçenin yarısına bitirmeyi başardık.

(Ceketini çıkarıp kollarını sıvadıktan sonra) Sayın Genel Başkanım, biz 6 Mayıs’ta çıkarttığımız o ceketi hiç giymedik. Türkiye’de iktidar olana kadar da giymeyeceğiz!”

“Her şeye ben karar veririm diyor”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise konuşmasında şunları söyledi: “Napolyon’un bana dünyayı verseniz ona başkent yaparım dediği şehirde, Fatih Sultan Mehmet’in çağ açıp çağ kapattığı şehirde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu ülkenin ziğneti dediği şehirde beş yıldır hizmet veren Ekrem İmamoğlu’nun yeniden beş yıl hizmet vermesi için bir aradayız.

Bir ülkenin olabilmesi için o ülkenin ordusunun sınırlarını koruması ve bir sözleşmesi olması lazım. Bir sözleşmemiz var. Hepimizin üzerinde mutabık olduğu bir anayasamız yok ama ilk dört maddesinde mutabık olduğumuz bir anayasamız var. O anayasa, değiştirilene kadar hepimizi bağlıyor. Eğer siz o anayasanın bir maddesini yok sayarsanız başka birinin de başka bir maddeyi yok sayma tartışmasını kabul edersiniz.

Anayasa’nın 153’üncü maddesi Anayasa Mahkemesi’nin kararını bağlayıcı olduğunu söylerken birisinin talimatıyla beş kişi Anayasa’nın o sayfasını yırttı attı. Bu, başka birisinin Anayasa’nın 75’inci maddesini yok saymasını kabul etmek olur. Başka birisi gelir Anayasa’nın 101’inci maddesini atar. O, Cumhurbaşkanı’nın olmaması demektir. Yani birileri gelmiş devletin çivisini çıkarmaya çalışmaktadır.

Burada iki büyük ailenin temsilcileri var. Birisi Cumhuriyet Halk Partisi ailesidir, diğeri İstanbul Büyükşehir Belediyesi’dir. Bu iki ailenin ortak bir çocuğu var: Tayfun Kahraman. Burada Tayfun Kahraman nezdinde, Can Atalay’ı, Osman Kavala’yı, Çiğdem Mater’i selamlamak isterim.

Bu insanlar her biri temsil ettikleri meslek grubu yöneticileri olarak Gezi Platformu’nda yer aldılar. Bu insanlar dönemin başbakanıyla görüşmek istediler. Gezi’de bir kişinin daha burnunun kanamaması için çaba sarf ettiler. Bunun için altı madde istediler.

Ne istiyorlardı: Ağaçları kesmeyin diyorlardı. Gezi Parkı’nı kesip yerine Topçu Kışlası yapmayın, AKM’yi yıkıp yerine AVM yapmayın, gençleri nezarethaneye atmayın diyorlardı. Bugün Gezi Parkı yerinde duruyorsa Mücella Yapıcı sayesinde, Can Atalay sayesinde, Mine Özerden sayesinde duruyor. Bugün AKM, AKM olarak duruyorsa arkadaşlarımız sayesinde duruyor. Şimdi diyorlar ki bunlar bize darbe yapmaya çalıştılar. Mahkeme salsa da salmam diyor. Her şeye ben karar veririm diyor.

Ama İstanbul’un iki güzide takımı 100’üncü yılın son derbisini oynayacak. Alıp onları Riyad’a götürüyorlar. Sanki bilmezmiş gibi onlar gelince Anıtkabir’e gitmiyorlar. Sanki bilmezmiş gibi senin bir adım önüne gelip ‘Merhaba asker’ diye Türkçe selamlamaktan yani Türkçe’yi saygıyla ağzına almaktan imtina eden birinin ne yapacağını bilmezmiş gibi İstanbul’un, İzmir’in Türkiye’nin hak ettiği son derbiyi götürüyor ve orada Gazi Mustafa Kemal’i utanmadan pazarlık konusu yapmaya niyetleniyorlar sonra biz çıkıp her şeyden sen sorumlusun da bu konuda neden sorumlu değilsin diye sorduğumuzda açıklama yaptırıyorlar cumhurbaşkanımızın bu konuda bir dahli yok, bunu kulüplere sorduk biz yaptık diye.

Dahlin yoksa Gezi’den de elini çek, dahlin yoksa bu milletin evlatlarından elini çek. Yok her şeyi sen biliyorsan o maçı da oraya sen götürdün, o Suudi Arabistanlıları istemeyiz, İstiklal Marşı’nı okutmayız diyecek hadsizliğin sorumlusu da sensin Recep Tayyip Erdoğan.

Biz bu ülkeye önce bağımsızlığı getiren partiyiz. Sonra bu ülkeye çok partili rejimi, parlamenter rejimi getiren partiyiz. Sonra bu ülkeye sosyal devlet anlayışını ve sosyal belediyeciliği getiren partiyiz.

Türkiye’de yerel yönetimler tarafından ilk kez ortaya konulan kentsel dönüşümden toplu konut projelerine, metrodan metrobüse, hafif raylı sistemden biyolojik arıtma tesislerine kadar bugün bir çoğu bu salonda olmayan Cumhuriyet Halk Parti’li sosyal demokrat belediye başkanlarının ve onların inanmış kadrolarının eseridir. İstanbul’da ilk metronun temeli 1991’de Nurettin Sözen tarafından, İzmir’de Yüksel Çakmur tarafından atılmıştır.”

Paylaşın

CHP Lideri Özel’den ‘Gezi’ Tutuklularına Selam

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı tanıtım toplantısında konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Burada iki büyük ailenin temsilcileri var. Birisi Cumhuriyet Halk Partisi ailesidir, diğeri İstanbul Büyükşehir Belediyesi’dir. Bu iki ailenin ortak bir çocuğu var: Tayfun Kahraman. Burada Tayfun Kahraman nezdinde, Can Atalay’ı, Osman Kavala’yı, Çiğdem Mater’i selamlamak isterim” dedi ve ekledi:

“Bu insanlar her biri temsil ettikleri meslek grubu yöneticileri olarak Gezi Platformu’nda yer aldılar. Bu insanlar dönemin başbakanıyla görüşmek istediler. Gezi’de bir kişinin daha burnunun kanamaması için çaba sarf ettiler. Bunun için altı madde istediler. Ne istiyorlardı: Ağaçları kesmeyin diyorlardı. Gezi Parkı’nı kesip yerine Topçu Kışlası yapmayın, AKM’yi yıkıp yerine AVM yapmayın, gençleri nezarethaneye atmayın diyorlardı.”

Özel, konuşmasının devamında, “Bugün Gezi Parkı yerinde duruyorsa Mücella Yapıcı sayesinde, Can Atalay sayesinde, Mine Özerden sayesinde duruyor. Bugün AKM, AKM olarak duruyorsa arkadaşlarımız sayesinde duruyor. Şimdi diyorlar ki bunlar bize darbe yapmaya çalıştılar. Mahkeme salsa da salmam diyor. Her şeye ben karar veririm diyor” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı tanıtım toplantısını Haliç Kongre Merkezi’nde düzenledi. İstiklal Marşı’nın okunması ve saygı duruşu ile başlayan tanıtım toplantısında CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bir konuşma yaptı. Özel, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Napolyon’un bana dünyayı verseniz ona başkent yaparım dediği şehirde, Fatih Sultan Mehmet’in çağ açıp çağ kapattığı şehirde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu ülkenin ziğneti dediği şehirde beş yıldır hizmet veren Ekrem İmamoğlu’nun yeniden beş yıl hizmet vermesi için bir aradayız.

Bir ülkenin olabilmesi için o ülkenin ordusunun sınırlarını koruması ve bir sözleşmesi olması lazım. Bir sözleşmemiz var. Hepimizin üzerinde mutabık olduğu bir anayasamız yok ama ilk dört maddesinde mutabık olduğumuz bir anayasamız var. O anayasa, değiştirilene kadar hepimizi bağlıyor. Eğer siz o anayasanın bir maddesini yok sayarsanız başka birinin de başka bir maddeyi yok sayma tartışmasını kabul edersiniz.

Anayasa’nın 153’üncü maddesi Anayasa Mahkemesi’nin kararını bağlayıcı olduğunu söylerken birisinin talimatıyla beş kişi Anayasa’nın o sayfasını yırttı attı. Bu, başka birisinin Anayasa’nın 75’inci maddesini yok saymasını kabul etmek olur. Başka birisi gelir Anayasa’nın 101’inci maddesini atar. O, Cumhurbaşkanı’nın olmaması demektir. Yani birileri gelmiş devletin çivisini çıkarmaya çalışmaktadır.

Burada iki büyük ailenin temsilcileri var. Birisi Cumhuriyet Halk Partisi ailesidir, diğeri İstanbul Büyükşehir Belediyesi’dir. Bu iki ailenin ortak bir çocuğu var: Tayfun Kahraman. Burada Tayfun Kahraman nezdinde, Can Atalay’ı, Osman Kavala’yı, Çiğdem Mater’i selamlamak isterim.

Bu insanlar her biri temsil ettikleri meslek grubu yöneticileri olarak Gezi Platformu’nda yer aldılar. Bu insanlar dönemin başbakanıyla görüşmek istediler. Gezi’de bir kişinin daha burnunun kanamaması için çaba sarf ettiler. Bunun için altı madde istediler.

Ne istiyorlardı: Ağaçları kesmeyin diyorlardı. Gezi Parkı’nı kesip yerine Topçu Kışlası yapmayın, AKM’yi yıkıp yerine AVM yapmayın, gençleri nezarethaneye atmayın diyorlardı. Bugün Gezi Parkı yerinde duruyorsa Mücella Yapıcı sayesinde, Can Atalay sayesinde, Mine Özerden sayesinde duruyor. Bugün AKM, AKM olarak duruyorsa arkadaşlarımız sayesinde duruyor. Şimdi diyorlar ki bunlar bize darbe yapmaya çalıştılar. Mahkeme salsa da salmam diyor. Her şeye ben karar veririm diyor.

Ama İstanbul’un iki güzide takımı 100’üncü yılın son derbisini oynayacak. Alıp onları Riyad’a götürüyorlar. Sanki bilmezmiş gibi onlar gelince Anıtkabir’e gitmiyorlar. Sanki bilmezmiş gibi senin bir adım önüne gelip ‘Merhaba asker’ diye Türkçe selamlamaktan yani Türkçe’yi saygıyla ağzına almaktan imtina eden birinin ne yapacağını bilmezmiş gibi İstanbul’un, İzmir’in Türkiye’nin hak ettiği son derbiyi götürüyor ve orada Gazi Mustafa Kemal’i utanmadan pazarlık konusu yapmaya niyetleniyorlar sonra biz çıkıp her şeyden sen sorumlusun da bu konuda neden sorumlu değilsin diye sorduğumuzda açıklama yaptırıyorlar cumhurbaşkanımızın bu konuda bir dahli yok, bunu kulüplere sorduk biz yaptık diye.

Dahlin yoksa Gezi’den de elini çek, dahlin yoksa bu milletin evlatlarından elini çek. Yok her şeyi sen biliyorsan o maçı da oraya sen götürdün, o Suudi Arabistanlıları istemeyiz, İstiklal Marşı’nı okutmayız diyecek hadsizliğin sorumlusu da sensin Recep Tayyip Erdoğan.

Biz bu ülkeye önce bağımsızlığı getiren partiyiz. Sonra bu ülkeye çok partili rejimi, parlamenter rejimi getiren partiyiz. Sonra bu ülkeye sosyal devlet anlayışını ve sosyal belediyeciliği getiren partiyiz.

Türkiye’de yerel yönetimler tarafından ilk kez ortaya konulan kentsel dönüşümden toplu konut projelerine, metrodan metrobüse, hafif raylı sistemden biyolojik arıtma tesislerine kadar bugün bir çoğu bu salonda olmayan Cumhuriyet Halk Parti’li sosyal demokrat belediye başkanlarının ve onların inanmış kadrolarının eseridir. İstanbul’da ilk metronun temeli 1991’de Nurettin Sözen tarafından, İzmir’de Yüksel Çakmur tarafından atılmıştır.”

“Bunca engele rağmen başardıklarımız bize güven ve cesaret veriyor”

Özgür Özel’den sonra kürsüye çıkan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ise şunları söyledi: “Mustafa Kemal Atatürk, 10’uncu yıl nutkunda şöyle der: Az zamanda büyük ve önemli işler yaptık. Ve ardından şöyle devam eder: Fakat asla yaptıklarımızı asla kâfi görmeyiz. Çünkü çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz. Hazır mıyız İstanbul

Aziz Atatürk’ten aldığımız ilhamla az zamanda büyük ve önemli işler başardık. Bunca engele rağmen başardıklarımız bize güven ve cesaret veriyor.

Sizlerin iradesiyle 2019 yılında köklü bir değişim başardık. Sizlerin desteğiyle biz başardıkça onlar 25 yılda yaptıklarını her gün ama acemice her gün hararetle bizim dört buçuk yılımızla kıyaslamak zorunda kaldılar. İnanın bu başarı hepimizin başarısıdır. Tüm inancımla söylüyorum, İstanbul olarak başarmaya devam edeceğiz.

31 Mart 2024’te sizlerin iradesiyle İstanbul’u yeniden kazanacağız. Ve Allah’ın izniyle daha büyük işler başaracağız. Çünkü engellemelere karşı bağışıklık kazandık. Hizmet ürettik tecrübe kazandık. Artık küçüldükçe küçüldü o engelleme refleksleri. Toza dönüştü görmüyoruz onları artık. Başarıya nasıl ulaşacağımızı artık çok daha iyi biliyoruz. Artık İstanbul senin. O, ‘İstanbul benim’ diyen tek kişiden kurtuldu. İstanbul 16 milyonun, İstanbul herkesin.

Bizim devraldığımız belediyede metro projeleri tamamen stop etmişti. Bazıları bir buçuk yıldır duruyordu. Bazıları 2016, 2017’de ihale edilmesine rağmen hiç başlanmamış haldeydi. İştirak şirketleri vergi borcuna batırılmış ve ihale yasaklısıydı. Bugün o parlak isimleriyle tekrar Türkiye’nin markası haline gelen iştiraklerimiz ne yazık ki İBB’nin bile ihalesine giremiyordu. Kasasında sadece altı milyon lira bırakılmış bir belediyeydi. Altı milyon lira ne demek biliyor musunuz 2019’da? İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bir saatlik bile gideri değildi.

Tabii enflasyon, döviz kurları ve işsizlik aldı başını gitti. Millletçe fakirleştik. Biz de İBB olarak gerçekten fakirleştik. Yürüttüğümüz her projenin bedeli dört kat beş kat bu dönemlerde artıyor oldu. İhaleler iptal edildi. Artan krizden dolayı hükumetin çıkardığı bir genelgeyle yüzde 15’in altında olan müteahhitler tek tek işleri iptal ediyorlardı. Her yürüttüğümüz projenin maliyeti artarken israfı bitirdiğimiz için biz bu zor dönemde bile onların ürettiği işlerin iki katını onların harcadıkları bütçenin yarısına bitirmeyi başardık.”

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu: Terörün Artmasının Sorumlusu Hükümet

Katıldığı bir televizyon programında açıklamalarda bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Terörün sona ermesi, ülkede terörle ilgili sürecin manipüle edilerek bir siyasi mekanizma haline getirilmemesi hepimizin temennisi. Bunun acısını bu memleket özellikle son zamanlarda daha çok çekiyor ve çok üzücü süreçler yaşıyoruz” dedi ve ekledi:

“Bu ülkede bir hükümet var. Hükümet bu ülkenin her alanını yönetiyor. Güvenlikten ekonomiye, eğitim politikalarından sanayi politikalarına aklınıza gelen her unsuru bu ülkenin hükümeti yönetiyor. Böylesi vahim olaylar yaşandığında öyle enteresan bir dünya var ediyorlar ki yani sanarsınız ki hükümet yok bu ülkede, hükümet bir anda muhalefete dönüşüyor ve bir anda muhalefet suçlu duruma geliyor.”

İmamoğlu, açıklamasının devamında, ” Vatan haini ilan ediliyor birileri. Linç girişimlerine varıncaya kadar bir şeyler organize ediliyor. Bu da sanki normalmiş gibi ama hükümetin fertleri ama hükümetin paydaşları çıkıp muhalefete laf etmeyi kendilerine marifet görüyorlar. Ama bu milletin vicdanında karşılık görmeyecek. Terörün artmasının ya da terörle ilgili tedbir alınmamasının sorumlusu hükümettir. Hükümetin sorumlusu da sayın Cumhurbaşkanı’dır. Hesap vermesi gereken kişi odur” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, SZC TV’de Senem Toluay Ilgaz moderatörlüğünde; Duayen Gazeteci ve Sözcü Yazarı Uğur Dündar, Sözcü Tv Sunucusu İpek Özbey ve Sözcü Yazarları İsmail Saymaz ile Deniz Zeyrek’in sorularını yanıtladı. İmamoğlu, şunları söyledi:

“Terörün sona ermesi, ülkede terörle ilgili sürecin manipüle edilerek bir siyasi mekanizma haline getirilmemesi hepimizin temennisi. Bunun acısını bu memleket özellikle son zamanlarda daha çok çekiyor ve çok üzücü süreçler yaşıyoruz. Bu ülkede bir hükümet var. Hükümet bu ülkenin her alanını yönetiyor. Güvenlikten ekonomiye, eğitim politikalarından sanayi politikalarına aklınıza gelen her unsuru bu ülkenin hükümeti yönetiyor.

Böylesi vahim olaylar yaşandığında öyle enteresan bir dünya var ediyorlar ki yani sanarsınız ki hükümet yok bu ülkede, hükümet bir anda muhalefete dönüşüyor ve bir anda muhalefet suçlu duruma geliyor. Vatan haini ilan ediliyor birileri. Linç girişimlerine varıncaya kadar bir şeyler organize ediliyor. Bu da sanki normalmiş gibi ama hükümetin fertleri ama hükümetin paydaşları çıkıp muhalefete laf etmeyi kendilerine marifet görüyorlar. Ama bu milletin vicdanında karşılık görmeyecek.

Terörün artmasının ya da terörle ilgili tedbir alınmamasının sorumlusu hükümettir. Hükümetin sorumlusu da sayın Cumhurbaşkanı’dır. Hesap vermesi gereken kişi odur.

“Memlekette birçok şeyin üstü kapandı”

Bir metne imza atılmadı, sayın Genel Başkanı’mızın bakışıyla oradaki partimizin yetkili kurullarının aldığı karar üzerine yayınladıkları metnin içeriğine baksınlar. Ne yayınlanmış burada? Yayınladıkları metinde bir sıkıntı mı var? Ama şunu yapma isteğinde bulunmadılar. Hiçbir dönem dinlediğim kadarıyla, artık şuna dönü mesele: Hükümetin bilgi paylaşmadığı bir ortama dönüşmüş. Meclis’te buna dönük bir talep var. Bunun hesabını sormak, bu konuda bilgi istemek ve bu detayları almak bir vatandaş olarak söylüyorum benim de hakkım. Memlekette birçok şeyin üstü kapandı.

“Can Atalay acilen TBMM’deki koltuğuna oturmalıdır”

Can Atalay’ın yeri TBMM’dir. Eğer şu anda ülkemizde Can Atalay, TBMM’de değilse büyük bir hukuki suç işleniyor. Can Atalay acilen TBMM’deki koltuğuna oturmalıdır. Türkiye’de yargı sistemini sınıfta bırakıyorsunuz. Türkiye’deki demokrasiyi, anayasal hakları sınıfta bırakıyorsunuz. Dünyaya karşı rezil oluyoruz. Sırası geldiğinde bir başka ülkenin talimatıyla hapisten birini serbest bırakıp uçağa bindirip ülkesine yollayabiliyorsunuz.”

İYİ Parti ile işbirliği ve Akşener’in açıklamaları

Hiçbir şekilde üstüme alınmadım. Dolayısıyla beni ilgilendiren bir tarafı yok sözlerin. Bazen diyorlar ki ‘seni hedef alıyor’. Evet, bazı hedef aldığını ya da hissettiğim belki 1-2 parçası olabilir. Üzülüyorum. Sözler söylenebilir ama bazı hukukları önemsiyorum. Buradaki bazı sokakta söylenen abla, kardeş hukukundan bahsederler. Meselenin daha da geçmişi vardır, o abla kardeş hukukunu inşa eden. Hiç üzerime alındığım tarafı yok. Üzüldüğüm tarafları var ama gün gelir abla kardeşi ile oturur, karşılıklı oturulur halledilir bu meseleler diye düşünüyorum.

Sert ifadeler, sert söylemler bir rota değişimi bir parti için doğaldır. Ama bunun muhatabı biz değiliz. Kumpas, şu bu vs… Bizi hiç ilgilendirmez bile. Nereye kadar ilgilendirir? Çok basit. Bir mesele var, bu meselenin üç aşaması var. Genel İdare Kurulu, karar alıyor. Diyor ki ‘Biz kendi adayımızı çıkaracağız’. Benim için nokta. Ama bazen sordular bana. ‘Ümit bitmiş midir?’ Siyasette bitmez.

İYİ Parti’nin İBB Grup Başkanvekili, Ekrem İmamoğlu’na geliyor diyor ki ‘Başkanım bir başka yol bulamaz mıyız?’ İYİ Parti’nin İBB Grup Başkanvekili nedir, daimi olarak Ekrem İmamoğlu ile muhatap olan kişidir. Gelip bu kadar iyi niyetle söyleyen bir insana ne dedim: ‘Olabilir ama kabul görür mü?’ Detaylarını anlatmıyorum.

Bir gün sonra yine gelip, ‘İl Başkanı’na da bilgi verdim. Başkanım biz buna çalışalım’. ‘Hay hay’ dedim. Mevkidaşı olarak kabul ettiğim arkadaşlarımı da görevlendirdim CHP Meclis Grubu’ndan. Bir araya geldiler, çalıştılar.

Benimle muhatap olan İYİ Parti’nin Grup Başkanvekili. Bilgi verdi ve iyi niyetle çözüm arıyor o arkadaşımız. Çalışma yapıldı, bana iletildi. Beni aradı, ‘Müsaade ederseniz ben bunu Genel Başkanı’mızla paylaşmak istiyorum’ dedi. Dedim, ‘İbrahim Bey, şimdi paylaşmayın, doğru olmaz. Salı günü Genel Başkanı’mla toplantım var, görüşeyim, ondan sonra sizi bilgi sahibi yapayım, sonra sayın Genel Başkanı’nızı arayın’ dedim.

Salı günü sayın Özgür Özel ile buluştuk. Çayımızı içerken arkadaşlarım geldi. Dediler ki: ‘İYİ Parti Grup Başkanvekili görevden alındı.’ O dönemde bizim ilişkimiz bu kadar. Bir tane milletvekili istifa ediyor, bir başka İYİ Parti milletvekili ‘İmamoğlu satın aldı’ diye tweet atıyor. Şaka gibi.

Bunlara elbette canım sıkılıyor ama benim baktığım pencerede sayın İYİ Parti Genel Başkanı sayın Meral Akşener hanımefendi, evet bir abla kardeş ilişkisiyle yönettiğimiz bir süreç var. 2019’da seçildiğim ve beraber mücadele ettiğimiz süreç 2024 Mart ayında bitiyor. Biz oraya kadar müttefikiz ve onların müfettik oldukları bir belediye başkanı Ekrem İmamoğlu olarak onların asla yüzünü aşağıya eğdirmeyecek gururla anlatacakları belediye başkanlığı yaptığımı düşünüyorum. Bugün söylenen sözlerin hiçbiri bana değmiyor.

Benim böyle bir bilgim yok. Kendisiyle en son çok samimi bir sohbetimiz oldu. Sayın Özgür Özel’in kendisini ziyaret etmeden önce Genel Başkanı’mın da bilgisiyle kendisini arayıp yarım saate yakın bir telefon sohbetimiz oldu. ‘Her zaman buradayım’ dedim. Nezakette, saygıda asla kusur etmem. Bazı sözler beni incitmiştir. Abla kardeş bir gün çözeriz onu.

Bir siyasi partinin kendi yol yürüyüşündeki eksen değişikliği ya da farklı bir strateji çizmesi ancak saygı duyabileceğimiz bir husustur.”

Paylaşın