İsrail Hizbullah’ı 100 Jetle Vurdu; Hizbullah 320 Roketle Karşılık Verdi

İsrail, saldırı hazırlığında olduğu belirtilen Hizbullah hedeflerini 100 savaş uçağıyla vurduğunu, Hizbullah ise, İsrail’e 320’den fazla roket fırlattığını ve bir dizi askeri hedefi imha ettiğini açıkladı.

Haber Merkezi / Hizbullahı lideri Hasan Nasrallah, İsrail’in Güney Lübnan’a yönelik saldırılarında “tüm kırmızı çizgileri aştığını” belirtti. Nasrallah, Hizbullah’ın, İsrail rejimine karşı misilleme operasyonlarında sivilleri hedef almadığını da sözlerine ekledi.

İsrail savaş uçakları pazar sabahı Lübnan’da Hizbullah hedeflerini bombaladı. İsrail ordusundan yapılan açıklamaya göre eş zamanlı olarak 100 savaş uçağının katıldığı operasyonda 40’dan fazla roket fırlatma noktası imha edildi.

İsrail’in Hizbullah’tan önce gerçekleştirdiği “önleyici” operasyona rağmen Lübnan’dan İsrail’e onlarca roket ve insansız hava aracıyla (İHA) saldırı yapıldı.

Örgüt eylemin, geçtiğimiz haftalarda Beyrut’ta İsrail hava saldırısı sonucu ölen üst düzey Hizbullah komutanlarından Fuad Şükür’ün intikamı almaya yönelik olduğunu duyurdu. Hizbullah İsrail’in kuzeyinde 11 askeri tesisi 320 roket ve çok sayıda İHA ile hedef aldıklarını öne sürdü.

İsrail ordu sözcüsü Hizbullah roketlerinin İsrail’de çok az zarara yol açtığını söyledi. Patlayıcı yüklü İHA’lardan birinin İsrail’in kuzeyinde otoyola isabet ettiği görülürken, saldırılarda bir kadının hafif şekilde yaralandığı açıklandı. Lübnan’da ise İsrail saldırıları sonucu üç Hizbullah savaşçısının öldüğü bildirildi.

ABD Ulusal Güvenlik Konseyi sözcülerinden Sean Savett, Başkan Joe Biden’ın İsrail ve Lübnan’daki durumu yakından izlediğini bildirdi. Savett, “Şu aşamada, Amerikalı yetkililer İsrailli muadilleriyle sürekli temas halinde. İsrail’in kendini savunma hakkına verdiğimiz desteği ve bölgede istikrar için yürüttüğümüz çabaları desteklemeyi sürdüreceğiz” açıklaması yaptı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, son gelişmeler üzerine güvenlik kabinesini acil toplantıya çağırırken, Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın, saldırıları Tel Aviv’deki IDF askeri üssünden yönettiği bildirildi.

Gallant aynı zamanda ülke çapında 48 saatlik olağanüstü hal ve “özel durum” ilan etti. İsrail’in Tel Aviv Ben Gurion Havalimanı da pazar sabahı erken saatlerde geçici olarak kapatıldı.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Kabine toplantısının başında yaptığı konuşmada, ordunun “kuzey İsrail’i hedef alan binlerce roketi” ortadan kaldırdığını söyledi ve İsrailliler’i İç Cephe Komutanlığı’nın direktiflerine uymaya çağırdı.

Netanyahu, “Ülkemizi savunmak, kuzeyde yaşayanları güvenli bir şekilde evlerine geri döndürmek ve basit bir kuralı sürdürmeye devam etmek için her şeyi yapmaya kararlıyız: Bize kim zarar verirse, biz de ona zarar veririz” dedi.

Nasrallah: İsrail tüm kırmızı çizgileri aştı

Nasrallah, bu sabah gerçekleştirilen İsrail – Hizbullah misilleme saldırılarından sonra Lübnan medyasına bir konuşma yaptı. Nasrallah, İsrail’in Beyrut’un güneyine yönelik saldırıda “tüm kırmızı çizgileri” aştığını söyledi.

Nasrallah, Hizbullah’ın, İsrail rejimine karşı misilleme operasyonlarında sivilleri hedef almadığını da sözlerine eklerken Tel Aviv yakınlarındaki Glilot askeri casus üssünü hedef almaya karar verdiklerini bildirdi.

İsrail, geçen ekim ayında Gazze Şeridi’nde girdiği savaşın başlangıcından bu yana Lübnan merkezli grupla çatışmaya devam ediyor.

Öte yandan bu çatışmaların bölgesel bir savaşa dönüşeceği yönündeki endişe temmuz ayında Hamas’ın Siyasi Büro Şefi İsmail Haniye’nin Tahran’da ve Şükr’ün de Beyrut’ta öldürülmesinden sonra daha da arttı. Her iki suikasttan da İsrail sorumlu tutuluyor.

İsrail ve Hizbullah arasındaki en son kapsamlı savaş 2006’da yaşanmıştı ve iki taraf da bir ilerleme kaydedemeden çatışmalara son verildi. Ancak Şii militan örgütün askeri kapasitesinin o tarihten bu yana arttığı bildiriliyor.

ABD ve İsrail istihbaratına göre Hizbullah’ın elinde 150 bini aşkın füze bulunuyor ve bunların bazıları İsrail’in tamamını vurabilecek kapasitede. Örgüt aynı zamanda İsrail’in hava savunma sistemlerini aşabilecek SİHA’lar ve güdümlü füzelere sahip oldu.

Dünyanın en güçlü ordularından birine sahip İsrail de kapsamlı ve çok kademeli bir füze savunma sistemine sahip. Ülkenin hava savunmasına ABD öncülüğündeki bir koalisyon da destek veriyor.

Son olarak ABD, bu yıl başında İran’dan atılan yüzlerce füzeyi havada imha etmek amacıyla İsrail hava savunmasına destek vermişti. ABD son haftalarda bölgedeki askeri varlığını da arttırmaya başladı.

İsrail kapsamlı bir savaş durumunda ezici yanıt verme uyarısında bulunuyor. Böyle bir savaşın Hizbullah’ın faal olduğu Beyrut’un güneyi ve Güney Lübnan’daki sivil altyapısına ağır hasar verebileceği ve iki taraftan yüzbinlerce kişinin evlerini terk etmesine yol açabileceği bildiriliyor.

İran Hizbullah’ın en büyük destekçisi olarak, geçen ay Tahran’da Hamas’ın siyasi lideri İsmail Haniye’ye düzenlenen suikasta karşı İsrail’e misilleme yapacağını duyurmuştu. İran bombalı saldırıdan İsrail’i suçluyor, ancak İsrail saldırıyı üstlendiğine yönelik hiçbir açıklama yapmadı.

Paylaşın

Hamas, İsrail’e Karşı Taktik Değiştiriyor

İsrailli medya kuruluşu Kanal 12, Hamas’ın örgüt lideri İsmail Haniye’nin öldürülmesinin intikamını almak amacıyla yurtdışındaki İsraillilere saldırı düzenleme yönünde stratejik bir karar aldığını öne sürdü.

Filistinli kaynaklara dayandırılan haberde, strateji değişikliğinin, İsmail Haniye’nin Tahran’da öldürülmesinden sadece iki gün sonra yapıldığı iddia edildi.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 42 artarak 40 bin 265’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise 163 artarak 93 bin 144’e çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Hamas’ın, eski lideri İsmail Haniye’ye düzenlenen suikasta misilleme olarak yabancı ülkelerdeki İsraillileri hedef alacağı öne sürülüyor. İsrailli medya kuruluşu Kanal 12’ye konuşan ve kimliklerinin gizli tutulmasını isteyen Filistinli yetkililer, Hamas’ın bu operasyon kararını Haniye’ye 31 Temmuz’da Tahran’da düzenlenen suikasttan iki gün sonra aldığını iddia ediyor.

Kaynaklar, Gazze Şeridi’nden İsrail’e doğrudan saldırı düzenleme kapasitesi azaldığı için örgütün böyle bir strateji değişikliğine gittiğini savunuyor. Hamas’ın İsrailli sivilleri mi yoksa yetkilileri mi hedef alacağının netleşmediği ileri sürülüyor.

Eski Hamas Siyasi Büro Başkanı Haniye, yeni İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın yemin törenine katılmak için Tahran’a gittiğinde kaldığı konutta öldürülmüştü. Hamas ve İran, olaydan İsrail’i sorumlu tutmuş ve suikastın ülke dışından bir füze saldırısıyla düzenlendiğini öne sürmüştü.

Tel Aviv yönetimiyse saldırıyı ne üstlenmiş ne de reddetmişti. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Sözcüsü Daniel Hagari, Haniye’nin öldürüldüğü gün ordunun bölgede hava saldırısı düzenlemediğini savunmuştu.

Diğer yandan Amerikan gazetesi New York Times’ın (NYT) haberinde, suikastın Haniye’nin kaldığı odalara yerleştirilen patlayıcılarla düzenlendiği iddia edilmişti. Ancak Hamas’ın İran’daki temsilcisi Halid el-Kaddumi, iddiaları reddederek Haniye’nin bir füze ya da mermiyle öldürüldüğünü savunmuştu.

Ayrıca İran Devrim Muhafızları Ordusu, suikasta ilişkin inceleme raporunda, operasyonun İsrail tarafından tasarlanıp uygulandığını ve ABD’nin buna destek sağladığını iddia etmişti. Raporda suikastın yaklaşık 7 kilogramlık savaş başlığı taşıyan kısa menzilli bir roketle gerçekleştirildiği ileri sürülmüştü. Washington ise suikast planına dahil olduğuna yönelik iddiaları yalanlamıştı.

Öte yandan Hamas, pazar günü Tel Aviv merkezinde düzenlenen bombalı saldırıyı üstlenmişti. Örgüt, saldırganın hayatını kaybettiği ve bir kişiyi yaraladığı olayı Filistin İslami Cihad Örgütü’yle ortak düzenlediklerini savunmuştu.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

İsrail, ABD’nin Ateşkes Anlaşmasını Kabul Etti

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasını kabul ettiğini söyledi ve ekledi: Şimdi Hamas da aynısını yapması gerekiyor.

Anlaşma, Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’e düzenlediği saldırısıyla başlayan ve 10 aydan fazla süredir devam eden savaşın sona erdirmeyi amaçlıyor.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 40 artarak 40 bin 139’a yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise 134 artarak 92 bin 743’e çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, İsrail’in Gazze’de ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması için hazırlanan ABD teklifini kabul ettiğini söyledi ve Hamas’a da aynısını yapması çağrısında bulundu. Blinken, Hamas’ın söylediği eksikliklerin giderilip giderilmediğini açıklamadı.

Blinken, günün erken saatlerinde İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile Tel Aviv’de 2 buçuk saat süren bir görüşme yaptıktan sonra konuştu.

“Köprü kurucu” olarak tanımlanan teklifin İsrail’in Gazze’deki iki stratejik koridorun kontrolüne ilişkin taleplerini karşılayıp karşılamadığı konusunda gazetecilere açıklama yapmayan Blinken, “Bugün Başbakan Netanyahu ile yaptığım son derece yapıcı görüşmede kendisi bana İsrail’in köprü önerisini desteklediğini teyit etti. Bir sonraki önemli adım Hamas’ın ‘evet’ demesi” dedi.

Blinken, “Şimdi aynı şeyi yapmak Hamas’ın görevi ve ardından taraflar arabulucuların yardımıyla biraraya gelmeli ve bu anlaşma kapsamında verdikleri taahhütleri nasıl uygulayacaklarına dair net anlayışlara ulaşma sürecini tamamlamalılar” diye konuştu.

7 Ekim’de çatışmaların başlamasından bu yana Ortadoğu’ya yaptığı dokuzuncu ziyarette Blinken, İsrail’deki temaslarının ardından Mısır ve Katar’a gideceğini de söyledi.

ABD, Mısır ve Katar aylardır bir anlaşmaya varmak için arabuluculuk yaptı; ancak görüşmeler defalarca tıkandı. Ateşkes görüşmeleri, geçen hafta Doha’da yapılan iki günlük toplantının ardından bu hafta Kahire’de devam edecek.

Netanyahu da Blinken ile “iyi ve önemli bir görüşme” yaptığını ve “ABD’nin İsrail’in hayati güvenlik çıkarlarına gösterdiği anlayışı ve rehinelerin serbest bırakılmasına yönelik ortak çabaları” takdir ettiğini söyledi. Netanyahu, ateşkes anlaşmasının ilk aşamasında azami sayıda rehinenin serbest bırakılması için çaba sarf edildiğini de kaydetti.

ABD’nin iyimserlik ifadelerine ve Netanyahu’nun ofisinin görüşmeyi olumlu olarak nitelendirmesine rağmen, Hamas, son tekliften derin bir memnuniyetsizlik duyduğunu ifade etmişti.

Blinken’in İsrail’e gidişinden saatler sonra Hamas, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’yu arabulucuların çabalarını engellemekten, bir anlaşmayı geciktirmekten ve Gazze’deki İsrailli rehineleri Filistinliler’in maruz kaldığı aynı saldırıya maruz bırakmaktan sorumlu tuttuğunu da açıkladı.

Blinken, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’la görüşmesi öncesinde yaptığı açıklamada da, “Bu belirleyici bir an. Rehineleri eve götürmek, ateşkes sağlamak ve herkesi kalıcı barış ve güvenlik için daha iyi bir yola sokmak için muhtemelen en iyi, belki de son fırsat. Bu işi bitirmenin zamanı geldi” ifadelerini kullanmıştı.

Blinken daha sonra da Başbakan Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant ile ayrı ayrı görüştü. ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada Blinken’ın Gallant ile görüşmesinde, rehinelerin serbest bırakılmasını güvence altına almak, insani yardımın artmasına izin vermek ve daha geniş bölgesel istikrar için gerekli koşulları yaratmak üzere ateşkes anlaşması üzerinde acil bir anlaşmaya varılması gerektiğini yinelediği kaydedildi.

Açıklamada Gazze’de artan çocuk felci tehdidinden bahsedilmedi ancak Blinken basın toplantısında gazetecilere, Gazze’deki Filistinliler’in durumunun iyileştirilmesi için atılması gereken adımlar konusunda ordunun başındaki Gallant ile “ayrıntılı bir görüşme” yaptığını söyledi.

Blinken, “Bu hastalığa karşı aşılanması gerekenlerin aşılanabilmesini sağlamak için ayrıntılı bir plan üzerinde çalışıyoruz” dedi. Viral hastalık nedeniyle en çok 5 yaşın altındaki çocuklar ve özellikle de normal aşılama rejimleri savaş nedeniyle kesintiye uğradığından 2 yaşın altındaki bebekler risk altında.

Üç aşamalı çözüm

Teklif Hamas’ın 7 Ekim saldırısı sırasında kaçırılan tüm rehineleri serbest bırakacağı üç aşamalı bir süreç öngörüyor. Buna karşılık İsrail de Gazze’deki güçlerini geri çekecek ve Filistinli tutukluları serbest bırakacak.

Hamas İsrail’i, silah kaçakçılığını önlemek için Gazze-Mısır sınırı boyunca ve kuzeydeki evlerine dönen Filistinliler’i arayabilmek için bölgeyi ikiye bölen bir hat boyunca askeri varlığını sürdürme yönündeki taleplerine yenilerini eklemekle suçluyor. İsrail bunların yeni talepler olmadığını, daha önceki bir önerinin açıklığa kavuşturulması olduğunu kaydediyor.

Yetkililer ABD’nin İsrail ve Hamas’ın pozisyonları arasında kalan tüm eksiklikleri tamamlayacak öneriler sunduğunu söyledi. ABD’nin taslağına resmi yanıtların bu hafta verilmesi bekleniyor ve daha önceki birçok girişimde olduğu gibi görüşmeler çökmezse ateşkes ilan edilebilir

Mısırlı bir yetkili de Pazartesi günü yaptığı açıklamada, İsrailli bir heyetin ateşkes çabalarının bir parçası olarak Mısırlı yetkililerle görüşmeler yaptığını söyledi.

Pazar günü saatler süren görüşmede Gazze-Mısır sınırı boyunca uzanan “Philadelphi koridoru” üzerinde durulduğunu ancak bir ilerleme sağlanamadığını belirten yetkili, devam eden müzakereler konusunda isminin açıklanmaması koşuluyla konuştu.

Yetkili, İsrail’in sınırın ve Gazze’yi ikiye bölen doğu-batı güzergahının kontrolünü elinde tutmakta hala ısrarcı olduğunu söyledi. Yetkili, heyetin görüşmelerinde yeni bir şey sunmadığını söyledi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

“İran, İsrail’e Misilleme Yapmayı Erteleyecek” İddiası

İran’ın Hamas lideri İsmail Haniye ve Hizbullah komutanlarından Fuad Şükür suikastlerinden sorumlu tuttuğu İsrail’e yönelik misillemeyi ertelediği iddia edildi.

Hamas’ın siyasi lideri İsmail Haniye, 31 Temmuz’da Tahran’da düzenlenen suikastte hayatını kaybetmişti. Hizbullah’ın üst düzey komutanlarından Fuad Sükür, Beyrut’ta İsrail’in düzenlediği bir hava saldırısında yaşamını yitirmişti.

Daha öncede Umman’ın arabuluculuğunda üst düzey bir ABD heyetinin gizlice Tahran’a gittiği ve İsmail Haniye suikastına doğrudan veya dolaylı olarak karıştığı düşünülen 10 Mossad ajanının ismini İran’a verdiği öne sürülmüştü.

New York Times’ta yer alan habere göre; ABD’li, İranlı ve İsrailli yetkililer İran’ın Tahran’da üst düzey Hamas liderine düzenlenen suikast nedeniyle İsrail’e karşı planladığı misillemeyi erteleyerek arabuluculara Gazze Şeridi’ndeki savaşı sona erdirecek bir ateşkes için zaman tanımasının beklendiğini ifade etti.

Üst düzey ABD’li, İsrailli, Mısırlı ve Katarlı yetkililer, İsrail ve Hamas arasında kalan anlaşmazlıkları çözmek amacıyla Katar’ın başkenti Doha’da bir araya geldi. Görüşmeler sona ererken ABD, Mısır ve Katar’dan yapılan ortak açıklamada her iki tarafa da bir “köprü kurma önerisi” sunulduğu belirtildi. Bu üç hükümetten üst düzey yetkililerin önümüzdeki hafta sonundan önce Kahire’de yeniden bir araya gelmesi bekleniyor. Bu zaman çizelgesinin İran’ın değerlendirmelerini değiştirip değiştirmeyeceği net değil.

İki haftayı aşkın bir süredir bölge, Hamas’ın siyasi kanadının lideri İsmail Haniye ve İran’ın desteklediği Lübnanlı silahlı grup Hizbullah’ın üst düzey komutanlarından Fuad Şükür’ün öldürülmesine İran’ın öncülüğünde yapılacak misillemeyi merakla bekliyordu. İran ve Hizbullah’ın intikam yeminleri bölgesel topyekûn savaş korkularını artırdı.

Görüşmelerin ilk gününün sona ermesinin ardından Katar Başbakanı Muhammed bin Abdulrahman Al Sani, İran Dışişleri Bakanı Ali Bagheri Kani’yi aradı. İki İranlı yetkiliye ve telefon görüşmesi hakkında bilgi sahibi olan üç yetkiliye göre Al Sani, Doha’daki ateşkes görüşmeleri göz önüne alındığında İran’ı herhangi bir gerilimden kaçınmaya teşvik etti.

Beş İsrailli yetkiliye göre İsrail istihbaratı Hizbullah ve İran’ın roket ve füze birimlerindeki teyakkuz seviyesini düşürdüğünü değerlendirdi. Yetkililer, İsrail’in artık İran’ın öncülüğündeki (halihazırda birkaç kez ertelendiği anlaşılan) yanıtın daha sonraki bir tarihte gerçekleşeceğine inandığını söyledi. Yetkililer, olayların akışkanlığı göz önüne alındığında değerlendirmelerinin hızla değiştiği konusunda uyarıda bulundular.

İstihbarat yetersiz ve sık sık değişiyor; İran ve Hizbullah’ın da durumu sürekli değerlendirdiği biliniyor. Katar Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada Al Thani’nin Doha’daki görüşmelerin sona ermesinin ardından Bagheri Kani ile tekrar görüştüğü belirtildi. Bakanlık, her iki üst düzey yetkilinin de “bölgede sükûnet ve gerilimin azaltılması” ihtiyacını vurguladığını belirtti.

Geniş çaplı bölgesel çatışma korkusu

Daha geniş çaplı bir bölgesel çatışma korkusu, İsrail’in Gazze’de on binlerce Filistinlinin ölümüne ve yerleşim bölgesinin büyük bir bölümünün tahrip olmasına neden olan saldırısının yol açtığı yıkımı daha da derinleştirme tehdidinde bulunuyor. İsrailli yetkililere göre Hamas’ın İsrail’in güneyine düzenlediği ve yaklaşık 1.200 kişinin ölümüne, 250 kişinin de Gazze’ye kaçırılmasına yol açan geniş çaplı sürpriz saldırının ardından İsrail savaşı başlattı.

İsrail ve Hamas, Gazze’de Filistinli tutuklular için tutulan 115 canlı ve ölü rehinenin kademeli olarak serbest bırakılmasını öngören üç aşamalı bir ateşkes anlaşması üzerinde aylardır aralıklarla müzakere ediyor. Anlaşmanın şartlarına göre İsrail Gazze’deki güçlerini geri çekecek ve her iki taraf da nihayetinde kalıcı bir ateşkese varacaktı.

İsrail ve Hamas arasındaki bazı kilit anlaşmazlık noktaları, defalarca yapılan görüşmelere rağmen çözüme kavuşturulamadı. Hamas, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun oyalama taktiği olarak nitelendirdiği son müzakere turuna katılmayı reddetti. Ancak konuyla ilgili bilgi sahibi yetkililere göre Hamas yetkilileri, zirvede önemli bir ilerleme kaydedilmesi halinde arabulucularla görüşmeye istekli olduklarını dile getirmişlerdi.

Netanyahu son haftalarda İsrail’in anlaşma şartlarını sertleştirdi ve Hamas’ın yeniden silahlanmasını önlemek için İsrail askerlerinin Mısır sınırının Gazze tarafında kalmasını istedi. Geçtiğimiz birkaç gün içinde Batılı diplomatlar İsrail ve İran arasında beklenen gerilimi önlemek amacıyla defalarca bölgede mekik dokudular. İngiltere ve Fransa dışişleri bakanları, devam eden ateşkes görüşmelerinin yanı sıra İsrail ve Hizbullah arasında topyekûn savaşı önleme girişimlerini görüşmek üzere İsrail’e geldi.

Lübnan devlet medyasına göre, Beyrut’ta Lübnanlı yetkililerle bir araya gelen Mısır Dışişleri Bakanı Badr Abdelatty, Gazze’de ateşkesin bölgedeki “tırmanışı durdurmanın temeli” olduğunu söyledi. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ise İsrail-Hamas savaşının 10 aydan uzun bir süre önce başlamasından bu yana bölgeye dokuzuncu ziyaretini gerçekleştireceğini açıkladı. İsrail başbakanlık ofisinden yapılan açıklamada Netanyahu’nun Blinken ile görüşeceği belirtildi.

(Kaynak: gazeteoksijen.com)

Paylaşın

ABD, Haniye’nin Suikastına Karışan Mossad Ajanlarını İran’a Bildirdi

Umman’ın arabuluculuğunda üst düzey bir ABD heyetinin gizlice Tahran’a gittiği ve İsmail Haniye suikastına doğrudan veya dolaylı olarak karıştığı düşünülen 10 Mossad ajanının ismini İran’a verdiği iddia edildi.

ABD’nin amacının, son dönemde İsrail bağlantılı suikastlar nedeniyle yaşanan gerginliği azaltmak olduğu öne sürüldü.

Hamas’ın siyasi lideri İsmail Haniye, 31 Temmuz’da Tahran’da düzenlenen suikastte hayatını kaybetmişti. Hizbullah’ın üst düzey komutanlarından Fuad Sükür, Beyrut’ta İsrail’in düzenlediği bir hava saldırısında yaşamını yitirmişti.

Ortadoğu’da devam eden gerilimin ardından, ABD’li üst düzey bir güvenlik heyetinin Çarşamba günü, Umman’ın arabuluculuğunda İran’ı yatıştırmak amacıyla bilgi paylaşmak üzere gizlice Tahran’a gittiği iddia edildi.

Fox News’in Kuveyt merkezli Al Jarida gazetesine dayandırdığı haberde, ABD’li heyet İran ile İsrail arasındaki bölgede gerilimi azaltmak amacıyla Tahran’a mesaj iletmek için gönderildi.

Heyet, İran’a doğrudan ya da dolaylı olarak Hamas’ın üst düzey yetkilisi İsmail Haniye’nin suikastına karıştığına inanılan 10 Mossad ajanının isimlerini içeren bir liste iletti.

Heyetin, İran’ın dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney’e, ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu tarafından İsmail Haniye ve Fuad Şükrü’ye düzenlenen suikastlar konusunda “bilgisiz bırakıldığını” iletmek üzere gönderildiği iddiası yer aldı.

Haberde, ABD’li heyetin geçen hafta perşembe günü Türkiye üzerinden Kerec’deki Payam Havalimanı’na indiği ve İranlı yetkililerle iki saatlik bir toplantı yaptıktan sonra tekrar Türkiye’ye döndüğü iddiaları yer aldı.

Fox News’in haberi yayından kaldırılırken, ABD Ulusal Güvenlik Konseyi iddiaları yalanladı.

Hamas lideri İsmail Haniye’nin İran’ın başkenti Tahran’da, Hizbullah’ın üst düzey komutanlarından Fuad Şükrü’ün Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta suikaste uğradı. Art arda yaşanan suikastlerin ardından Orta Doğu’daki gerilim daha da tırmandı.

İran, Tahran’daki suikastin karşılığı olacağını söylerken, İsrail tarafı ise, Hamas militanlarının 7 Ekim’deki saldırısına misilleme olarak “savaşın fitilini ateşleyen” liderlerin öldürüleceği sözünü vermişti.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

ABD, İsrail’e 20 Milyar Dolarlık Silah Paketi Satışını Onayladı

ABD, İsrail’e 20 milyar doları aşan silah paketi satışını onayladı. Silah paketinin içerisinde, yeni F-15 savaş uçakları, tank ve havan topu mermisi de yer alıyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan satışla ilgili yapılan açıklamada, “Amerika Birleşik Devletleri İsrail’in güvenliğine kendini adamıştır ve İsrail’in güçlü ve hazır bir savunma kabiliyeti geliştirmesine ve sürdürmesine yardımcı olmak ABD’nin ulusal çıkarları için hayati önem taşımaktadır” ifadesi kullanıldı ve satışın, bu hedeflerle tutarlı olduğu belirtildi.

ABD Savunma Bakanlığı’na (Pentagon) bağlı Savunma Güvenlik ve İşbirliği Ajansı’ndan yapılan açıklamaya göre, ABD Dışişleri Bakanlığı, İsrail’e milyarlarca dolarlık yeni silah satışını onayladı. AP’nin haberine göre, ABD Kongresi satış hakkında bilgilendirildi.

Haberde, silahların yakın zamanda İsrail’e ulaşmasının beklenmediği, sözleşmelerdeki taahhütlerin yerine getirilmesinin yıllar alabileceği ifade edildi: “Satılan silahların çoğu, İsrail’in uzun vadede askeri kapasitesini artırmasına yardımcı olmak için. Sözleşme kapsamındaki ilk sistemlerin 2026’ya kadar teslim edilmesi beklenmiyor.”

ABD Dışişleri Bakanlığı konuyla ilgili açıklamasında, “ABD, İsrail’in güvenliğine kendini adamıştır ve İsrail’in güçlü ve hazır bir meşru müdafaa yeteneği geliştirmesine ve sürdürmesine yardımcı olmak, ABD’nin ulusal çıkarları açısından hayati önem taşımaktadır. Önerilen bu satış, bu hedeflerle tutarlıdır” dedi.

ABD’den İsrail’e satışına onay verilen 5 ayrı pakette savaş uçakları, havadan havaya füzeler, tank ve top mühimmatları ile taktik araçlar yer aldı. Değeri 18,9 milyar doları bulan 50 adet F-15IA ve 25 adet F-15I savaş uçağı ile mühimmatları, tüm satışın içindeki en büyük payı oluşturdu.

Ayrıca 30 adet orta menzilli havadan havaya füze sistemi (AMRAAM) ile 32 binden fazla tank mermisi ve diğer ilgili ekipmanlar da satış paketinde yer aldı. Bunlara ilaveten 50 binden fazla top mermisi ile ilgili ekipmanların satışına da ayrı bir paket olarak onay verildi. Satışın toplam değeri 20,3 milyar dolar.

Paylaşın

İran, İsrail’i Vurmama Şartını Açıkladı

Hamas Siyasi Büro Lideri İsmail Heniyye’nin Tahran’da öldürülmesine ilişkin konuşan üst düzey İranlı yetkililer, yalnızca ateşkes görüşmelerinden çıkacak bir anlaşmanın İran’ı İsrail’e yanıt vermekten alıkoyacağını belirtti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani ise, İngiltere, Almanya ve Fransa’nın “İran’ın İsrail’e karşılık vermemesi” talebini içeren ortak açıklamasını “küstahça” bir girişim olarak nitelendirdi.

İran, Hamas lideri İsmail Heniyye’nin geçen ay Tahran’da öldürülmesinin ardından İsrail’e doğrudan saldırı hazırlıklarını sürdürüyor.

Birleşik Krallık merkezli haber ajansı Reuters’a konuşan üç üst düzey İranlı yetkili, yalnızca ateşkes görüşmelerinden çıkacak bir anlaşmanın İran’ı İsrail’e yanıt vermekten alıkoyacağını belirtti. İran, Heniyye’nin ölümünden İsrail’i sorumlu tutarken, İsrail ise olayla ilgili herhangi bir doğrulama yapmadı.

Geçen ay, Heniyye ve Hizbullah komutanı Fuad Şükür’ün öldürülmesinin ardından Ortadoğu’da geniş çaplı bir savaş riski arttı. İran’ın Batılı ülkeler ve ABD ile son günlerde yoğun diyaloglar yürüttüğü belirtildi. Bu diyaloglar, İran’ın tepkisini nasıl dengeleyeceği konusunda görüşmeleri içeriyor.

ABD’nin Türkiye büyükelçisi, Washington’un İran’ı gerginliği azaltmaya ikna etmek için Ankara’dan yardım istediğini doğruladı. Üç bölgesel gücün, Gazze ateşkes görüşmeleri öncesinde gerilimi tırmandırmaktan kaçınmak için diyalog yürüttüğü bildirildi.

“Küstahça bir girişim”

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, İngiltere, Almanya ve Fransa’nın “İran’ın İsrail’e karşılık vermemesi” talebini içeren ortak açıklamasını “küstahça” bir girişim olarak nitelendirdi. İran resmi haber ajansı IRNA’ya göre Kenani, 3 Avrupa ülkesinin yayınladığı ortak açıklamaya yanıt verdi.

İsrail’in Gazze’de işlediği insanlık suçlarına dikkati çeken Kenani, şu ifadeleri kullandı: “İran, ulusal güvenliğini savunma konusunda kararlıdır. Almanya, Fransa ve İngiltere başta olmak üzere Batılı ülkeler İsrail’in Filistin halkına uyguladığı savaş suçları ve soykırımı durdurmaya yönelik etkili çaba harcaması gerekirken Siyonist rejimi desteklemektedirler.”

Söz konusu 3 ülkenin, İran’ı, tanınan haklarını kullanmaktan vazgeçmeye çağırmasının uluslararası siyaset ve hukuka uymayan “küstahça” bir girişim olduğunu dile getiren Kenani, bu tarz yaklaşımların bölgede alenen terör suçu işleyen İsrail’i cesaretlendirmekten başka bir işe yaramayacağını ifade etti.

Kenani, şöyle devam etti: “Eğer adı geçen ülkeler (İngiltere, Almanya ve Fransa) gerçekten bölgede barış ve istikrar arıyorlarsa, İsrail’deki ayrımcı ve ırkçı rejimin savaş çığırtkanlığı ve maceracılığına kesin olarak karşı durmalıdır. Gazze’ye karşı savaşı, savunmasız Filistin halkının, kadın ve çocukların korkunç şekilde öldürülmesini derhal durdurmalıdır.”

İngiltere, Fransa, Almanya, ABD ve İtalya’nın dün yaptığı ortak yazılı açıklamada, İsrail’in İran karşısında kendini savunmasına tüm desteğin devam edeceği belirtilerek, “İran’a İsrail’e yönelik askeri saldırı tehditlerine son vermesi çağrısında bulunuyoruz” ifadeleri kullanılmıştı. Açıklamada, bu tür bir saldırının bölgesel güvenlik üzerinde ciddi sonuçlar doğuracağının altı çizilmişti.

Paylaşın

ABD, İran’ın Misillemesi İçin Tarih Verdi: Bu Hafta Olabilir

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik İletişim Danışmanı John Kirby, İran’ın İsmail Haniye ve Fuad Şükür suikastlerine cevabının “bu hafta olabileceğini” ancak “İran ya da vekilleri tarafından bir saldırı olursa bunun neye benzeyeceğini şu anda kestirmenin zor olduğunu” söyledi.

Hamas Siyasi Büro Başkanı Heniyye, 31 Temmuz’da İran’ın başkenti Tahran’da suikasta uğramıştı. İran ve Hamas saldırının arkasında İsrail’in olduğunu belirtmiş, Tahran, Tel Aviv yönetimine karşılık vereceğini kaydetmişti. Hizbullah komutanlarından Fuad Şükür, Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta düzenlenen İsrail saldırısında hayatını kaybetmişti.

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin güdümlü bir füze denizaltısını Ortadoğu’ya gönderdi ve USS Abraham Lincoln uçak gemisi taarruz grubuna bölgeye daha hızlı gitmesi talimatı verdi.

Savunma Bakanlığı tarafından Pazar günü açıklanan bu hamleler, Hamas’ın siyasi lideri İsmail Haniye’nin Tahran’da ve üst düzey bir Hizbullah komutanı Fuad Şükür’ün Beyrut’ta öldürülmesinin ardından bölgede yükselen gerilimi yatıştırmaya yardımcı olabilecek bir ateşkes anlaşmasına varmaları için Hamas ve İsrail’e baskı yaptıkları bir dönemde geldi.

Yetkililer bu cinayetler nedeniyle İran ve Hizbullah’ın misilleme saldırılarına karşı tetikte beklerken, ABD de bölgedeki varlığını güçlendiriyor.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik İletişim Danışmanı John Kirby, İran’ın cinayetlere cevabının “bu hafta olabileceğini” ancak “İran ya da vekilleri tarafından bir saldırı olursa bunun neye benzeyeceğini şu anda kestirmenin zor olduğunu” söyledi.

ABD ve müttefiklerinin “önemli bir dizi saldırıya” hazırlandığını söyleyen Kirby, “İsrailli muhataplarımızla olası zamanlama konusunda aynı endişe ve beklentileri paylaşıyoruz. Bu hafta olabilir” dedi.

John Kirby, “Başkan, iş o noktaya varırsa İsrail’i savunmaya yardımcı olacak kapasiteye sahip olduğumuzdan emin” dedi; ancak kimsenin böyle bir tırmanışı görmek istemediğini kaydetti. Kirby gazetecilere ABD’nin son günlerde bölgesel güç pozisyonunu arttırdığını söyledi.

Pentagon Sözcüsü Tümgeneral Pat Ryder yaptığı açıklamada Austin’ın günün erken saatlerinde İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant ile görüştüğünü ve Amerika’nın “İsrail’i savunmak için mümkün olan her adımı atma taahhüdünü yinelediğini ve tırmanan bölgesel gerilimler ışığında ABD’nin Ortadoğu’daki askeri güç duruşu ve kabiliyetlerinin güçlendirildiğini” belirtti.

Asya Pasifik’te bulunan USS Abraham Lincoln, Ortadoğu’dan ABD’ye dönmeye başlaması planlanan USS Theodore Roosevelt uçak gemisi taarruz grubunun yerini almak üzere bölgeye gönderilmişti. Austin geçen hafta Lincoln’ün ay sonuna kadar Merkez Komutanlığı bölgesine ulaşacağını söylemişti.

Son emrin ne anlama geldiği ya da Lincoln’ün Ortadoğu’ya ne kadar daha hızlı gideceği henüz netlik kazanmadı. Lincoln’de, yine uçak gemilerinde bulunan F/A-18 savaş uçaklarının yanı ıra F-35 savaş uçakları da bulunuyor.

Ryder, USS Georgia güdümlü füze denizaltısının bölgeye ne kadar çabuk ulaşacağı hakkında da bilgi vermedi. Ryder, Austin ve Gallant’ın İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonlarını ve sivillerin zarar görmesini azaltmanın önemini de ele aldıklarını söyledi.

Görüşme, İsrail’in Cumartesi günü erken saatlerde Gazze’de okula dönüştürülen bir sığınağı vurarak en az 80 kişinin ölümüne ve yaklaşık 50 kişinin yaralanmasına neden olan hava saldırısından bir gün sonra gerçekleşti. İran, Hamas lideri İsmail Haniye’nin geçen ay Tahran’da öldürülmesi nedeniyle İsrail’i misilleme yapmakla tehdit ediyor. İsrail suikastın sorumluluğunu ne doğruluyor ne de reddediyor.

Gazetecilere konuşan Kirby ayrıca herhangi bir saldırının zamanlamasının 15 Ağustos’ta yeniden başlaması planlanan Gazze’deki rehine-ateşkes görüşmelerini etkileyebileceğini belirtti. Kirby, Perşembe günü tüm tarafların görüşmelere katılması gerektiğini kaydetti.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

“Zorlu Enerji, İsrail’e ‘Ucuz Elektrik’ Sağlıyor” İddiası

Zorlu Enerji’nin yüzde 25 hissesine sahip olduğu Dorad Energy’nin yönetim kurulu, İsrail ordusuna enerji sağlanması yönündeki sözleşmeyi oy birliği ile yenileme kararı aldı.

Konuya dair İsrail Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, şirket ile 2004 yılında uzun dönemli bir anlaşma yapıldığı hatırlatılarak sözleşmenin yenilenmesinden ziyade bir fiyat güncellemesine gidildiği belirtildi.

Kudüs merkezli Jerusalem Post gazetesinin haberine göre; Zorlu temsilcilerinin de yer aldığı Dorad Energy Yönetim Kurulu Temmuz ayında yaptıkları toplantıda İsrail ordusuna enerji sağlanması yönündeki sözleşmeyi oy birliği ile yenileme kararı aldı.

Konuya dair İsrail Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada ise şirket ile 2004’te uzun dönemli bir anlaşma yapıldığı hatırlatılarak sözleşmenin yenilenmesinden ziyade bir fiyat güncellemesine gidildiği belirtildi. Bakanlığa göre şirket artık İsrail ordusuna daha ucuza enerji sağlıyor.

Kamuyu Aydınlatma Platformunda (KAP) yer alan bilgiye göre Zorlu Holding iştirakı Zorlu Enerji, Dorad Energy’nin yüzde 25 hissedarı konumunda.

Türkiye Nisan ayında 54 ürün grubunda İsrail’e ihracat kısıtlaması getirmiş, bunu Mayıs ayında topyekûn ticaret yasağı izlemişti. O dönem Ticaret Bakanı Ömer Bolat yaptığı bir konuşmada, “2 Mayıs itibarıyla Türkiye’den İsrail’e ihracat ve ithalat anlamında herhangi bir ticaret yapılmamaktadır. Filistin’le ticaretimiz açıktır. İsrail, Türkiye’nin bu kararından sonra, gerek enflasyon artışı, gerekse hızlı şekilde mal bulamama gibi ciddi sıkıntılar çekti” demişti.

Mayıs sonunda Zorlu Enerji her birine yüzde 42,15 ile ortak olduğu İsrailli Ezotech, Solad ve Adnit şirketlerindeki hisselerini satma kararı aldığını açıklamıştı. Zorlu “yenilenebilir enerji projelerine odaklanmak amacıyla” bu yönde adım attığını açıklarken Dorad’daki paylarına ilişkin bir adım atmamıştı.

TOGG’un ortakları arasında

Jerusalem Post haberinde “İsrail ve Türkiye arasındaki karşılıklı sert açıklamalara rağmen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yakın iş adamı İsrail ordusuna elektrik sağlıyor, Savunma Bakanlığı fonları bir Türk şirketine gidiyor” ifadeleri yer aldı. Ayrıca İsrail basınında ülkenin en büyük enerji santrallerinden birinin Türkiye ortaklı olması “yaşanabilecek stratejik riskler” bağlamında sorgulandı.

Hukuki olarak bir İsrail şirketi olan Dorad Energy’nin büyük ortağı da İsrail devleti.

Halihazırda Sektör Başkanı unvanıyla şirket üst yönetiminde bulunan dönemin Zorlu Enerji Genel Müdürü Sinan Ak, Aşkelon’da kurulu santralin açıldığı 2014 yılında “İsrail’in enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 6’sını şu anda tek başımıza karşılayabilecek durumdayız” demişti.

Zorlu Holding, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önemsediği yerli otomobil TOGG projesinin de ortakları arasında.

Zorlu Enerji’den açıklama

Zorlu Enerji Grubu, Gazze sınırına 7 kilometre uzaklıkta faaliyet yürüten Dorad Doğal Gaz Santralini portföylerinden çıkarmak üzere çalışmalarını sürdürdüklerini duyurdu. Zorlu Enerji’nin yüzde 25 hissesinin olduğu Dorad Gaz Santrali’nde “hiçbir karar alma ve aldırma” yetkisinin olmadığı vurgulanan açıklaması şöyle:

“İsrail kanunları uyarınca yönetilen Santralde, diğer ortakların çoğunluk oluşturarak aldığı herhangi bir karar üzerinde de etkili olmamız mümkün olmamaktadır. Ashdod ve Ramat Negev Doğal Gaz Santrallerinde gerçekleştirdiğimiz devirler gibi Dorad Santralindeki hisselerimizi de yatırımcılarımız başta olmak üzere tüm paydaşlarımızı gözeterek portföyümüzden en kısa sürede çıkarmak üzere çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Gelişmeleri eksiksiz ve zamanında kamuoyu ile paylaşacağız.

Otuz yıldır Türkiye’de faaliyet gösteren ve ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınma planlarına enerji sektörü gibi stratejik bir alanda hizmet eden şirketimize ve grubumuzun diğer şirketlerine yönelik itham ve yorumların bu çerçevede sağduyuyla değerlendirilmesini arzu ediyoruz. Özellikle sivil ve masum insanların yaşadıklarından dolayı tüm ülkemiz gibi son derece üzüntü duyuyor, bir an önce barışa kavuşulmasını gönülden diliyoruz.”

Paylaşın

Bahçeli’den “Bölgesel Savaş” Uyarısı

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını kınayan MHP Lideri Devlet Bahçeli, “Binlerce bebek, çocuk, kadın yaşlı hunharca şehit edilirken ne dünya ne de İslam ülkeleri soykırımın önüne geçen sonuç alıcı bir girişimde bulunamamaktadır. İsrail terörü, taşınması, kaldırılması, hazmedilmesi imkansız bir sınırdadır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Eğer böyle giderse, vahşet durmazsa, inanç ve insan haklarına kategorik saldırılar ısrarla devam ederse ya küresel ya da bölgesel bir savaş son tercih olarak karşımıza çıkacaktır. Geldiğimiz noktada öncelikle katliamı durduracak bir ateşkes rejiminin süratle hayata geçirilmesi gerekmektedir. Ardından Ortadoğu’da barış ve huzuru sürdürebilir kılacak adımların süratle atılması gerekmektedir.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ortadoğu’da barış ve huzurun sürdürebilir kılınması için ‘Kudüs Paktı’ oluşturulması gerektiğini vurguladığı yazılı bir açıklama yaptı. Bahçeli, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Kudüs aynı zamanda dinlerin, kültürlerin, farklı kökenlerden gelen insanların asırlarca iç içe, yan yana, huzur ve sükûnetle yaşadığı barış ve kardeşlik kentidir. Hz. Adem’den, Hz.Muhammed’e nice peygamberlerin ayak bastığı, büyük medeniyetlerin barındığı, melikler, sultanlar, komutanlar, alimler ve gönül insanlarının isimlerini toprağının her köşesine kazıdığı tarihsel mirasın medar-ı iftiharıdır Kudüs.

Kudüs’ün kalbi Mescid-i Aksa, Mescid-i Aksa’nın kalbi ise Muallak Kayasıdır. Altın kubbeli Kubbetü’s Sahra ise Kudüs’ün sembolüdür. Efendimizin Recep ayının 27. gecesi Cenab-ı Allah’ın lütfu üzerine yücelerin yücesi ilahi makamlara mucizevi yükselişinin ilk adım ve anısıdır Kudüs.

Kudüs inancımızın namusu, İslam’ın nigehbanı, dinlerin, kültürlerin ve medeniyetlerin buluşma ve kucaklaşma nirengidir. Kudüs mukaddesatımızın kemer taşı, inanç haklarımızın ebedi yadigarıdır.

Kudüs ilk kıblemiz ve ortak kaderimizdir. Mescid-i Aksa Miraç Mucizesinin kutlu yadigarıdır. Kudüs zalimlerin tasallutu altında inim inlemekte, manen feryat etmektedir. Yeryüzünün en faziletli mekanları camiler, camilerin en faziletlileri Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevi ve kuşatılmış, hüzne boğulmuş, için için yanmış Mescid-i Aksa’dır.

7 Ekim 2023 tarihinde başlayan İsrail’in Gazze’ye yönelik katliam ve saldırıları hız kesmeden sürmektedir. ABD destekli İsrail, bir soykırıma, insanlık dramına dönüşen saldırılarına devam etmektedir.

Küresel savaş uyarısı: Binlerce bebek, çocuk, kadın yaşlı hunharca şehit edilirken ne dünya ne de İslam ülkeleri soykırımın önüne geçen sonuç alıcı bir girişimde bulunamamaktadır. İsrail terörü, taşınması, kaldırılması, hazmedilmesi imkansız bir sınırdadır.

Eğer böyle giderse, vahşet durmazsa, inanç ve insan haklarına kategorik saldırılar ısrarla devam ederse ya küresel ya da bölgesel bir savaş son tercih olarak karşımıza çıkacaktır. Geldiğimiz noktada öncelikle katliamı durduracak bir ateşkes rejiminin süratle hayata geçirilmesi gerekmektedir. Ardından Ortadoğu’da barış ve huzuru sürdürebilir kılacak adımların süratle atılması gerekmektedir.

Bölgesel ittifak çağrısı: Bu amaçla Türkiye, Suriye, Irak, Mısır başta olmak üzere bölge ülkelerinin girişimiyle bir “Kudüs Paktı” oluşturulmalıdır. Milliyetçi Hareket Partisi, Türk milletinin vicdanının sesi, ileriyi gören gözüdür. Bu itibarla, bugün Gazze’yi yerle bir eden, Kudüs’te Mescid’i Aksa’yı her gün taciz eden, Batı Şeria’daki Filistinlilere huzur yüzü göstermeyen İsrail’in durdurulması hem Türk milletinin arzusu, hem de bölgenin ve dünyanın huzuru için asgari bir zarurettir.

Bütün bunlar güçlü bir bölgesel dayanışma olmadan sağlanamayacaktır. Türkiye’nin çağrıları ve çabalarına bölge devletlerinin de samimi ve olumlu cevap vermeleri gerekmektedir.

Bu kapsamda, bugüne kadar farklı şekillerde var olan Filistin veya Kudüs temelli bölgesel diyalog ve işbirliği zeminlerinin hepsini kapsayacak biçimde daha sıkı ve güçlü bir bölgesel ittifaka ihtiyaç vardır. İslam toplumlarının bir ve beraber olması gereken, tek ses, tek nefes halinde bulunması mecburiyet arz eden bugünkü insanlık döneminde, hakkımıza sahip çıkamazsak şerefimizi kaybedeceğimiz herkes tarafından iyi bilinmelidir.

Kudüs konusu, sadece Filistinlilerin sorunu olmayıp bütün Müslümanların, aynı şekilde adalet ve hakkaniyet kaygısı taşıyan herkesin sorunudur. Kudüs, küresel barış ve huzurun anahtarıdır. Bu anahtar doğru kullanılmazsa tetiklenen kaos Ortadoğu’yu vurmakla kalmayacak, tüm dünyayı kasıp kavuracaktır.

Milliyetçi Hareket Partisi inancımızın haysiyet ve davasını, mazlumların varlık ve yaşam haklarını sonuna kadar müdafaaya devam edecek, bu uğurda da taviz vermeyecektir. Zalimlere karşı safımız masumların yanıdır. Canilere ve insanlık dramına karşı tarafımız hakkın, hakikatin ve adaletin çizgisidir.

Türkiye, 1967 şartlarında başkenti doğu kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin derhal kurulmasının Ortadoğu’da kalıcı barış ve çözüm için tek seçenek olduğunu başından beri ileri sürmektedir. Türkiye Filistin davasının samimi savunucusudur. İktidarıyla muhalefetiyle aziz Türk milleti bu mücadeleyi sürdürmektedir.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak, ülkemizdeki huzur, refah ve istikrar ortamının devam ettirilmesinin bölgesel gelişmelerle yakından ilişkili olduğuna inanıyoruz. Türkiye’nin güvenlik halkasında yer aldığı Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinin siyasi ve ekonomik bakımdan istikrara kavuşmasına millîi güvenliğimiz açısından büyük önem atfediyoruz.

Bu çerçevede, Türkiye ile birlikte diğer İslam ülkelerinin katılımıyla oluşturulacak bir “Kudüs Paktı”nın ülkemizin güvenliği bakımından da gerekli görüyoruz. Geldiğimiz noktada bölgenin; kendi ayakları üstünde durmak, emperyalist ülkelerin çizdiği politikalara göre değil, kendi imkân ve kaynaklarını halkının geleceği için kullanma becerisini göstermek, aynı zamanda da bölge ülkelerini bir insanlık suçu olan terörün menşei ve merkezi konumu olmaktan kurtarmak, tüm bölge ülkeleri için ertelenemez bir ihtiyaç haline gelmiştir.

Suriye’nin kaos üreten yapısına toprak bütünlüğü ve egemenliği çerçevesinde çözüm üretilmesi bölgenin istikrarı bakımından öncelikli bir zorunluluktur. Bununla birlikte, bölgede yaşayan tüm halkların huzur ve güvenliğini sağlamak, insanca yaşamanın erdeminden nasiplerini almalarını temin etmek gibi bir insani yükümlülük de vardır. Demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları gibi evrensel değerlerin hiçe sayıldığı ve her gün biraz daha anlamını yitirdiği Gazze’de, İsrail’in mazlum Filistinlilere uyguladığı soykırım politikasının derhal son bulması gerekmektedir.

Tüm Dünyayı karşısına alarak katliama devam eden Netenyahu yargılanıp tutuklanmalıdır. Gazze’de gelinen nokta, 1967 şart ve sınırlarını esas alan iki devletli bir çözümün zorunlu olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.

O sebeple bu sorunlu coğrafyada huzur ve barışı, istikrarı ve ekonomik kalkınmayı, paylaşma ve dayanışmayı mümkün kılacak bir adıma ihtiyaç bulunmaktadır. Bölgenin bir “huzur kuşağı” olmasını mümkün kılacak “Kudüs Paktı”nın kurulmasına Türkiye öncülük edebilecektir.

Zira, bölge ülkelerinin tüm inisiyatifi eline alarak, dayanışma ve işbirliği içerisinde bölgesel sorunları çözebiliyor olması, bölgenin geleceği açısından hayati derecede önemlidir. Bu bölgenin kaos üreten yapısının derhal sona erdirilerek dünyaya refah ve istikrar ihraç eden bir yapıya kavuşturulması acil bir ihtiyaçtır. İnanıyoruz ki bu girişim, ilgili ülkelerde de karşılık bulacak, Gazze’nin, Kudüs’ün ve bölgenin makûs talihini değiştiren tarihî bir adım olacaktır.”

Paylaşın