Hamas’tan Türkiye’ye ‘İsrail’ Tepkisi: Reddediyoruz

Türkiye ve İsrail’in ilişkilerini en üst düzeye çıkarması ve karşılıklı büyükelçi atama kararı almasını Sputnik’e değerlendiren Hamas’ın Siyaset ve Dış İlişkiler Daire Başkanı Dr. Basem Naim, bu adımın İsrail’in işgallerine yeşil ışık anlamına geldiğini ifade etti.

Naim, “İsrail’deki rejimle ilişki kurma ve normalleşmeye yönelik herhangi bir ülkeden atılacak her adımı reddediyoruz. Ve bunu davamız için çok zararlı bir adım olarak görüyoruz” dedi.

Rus haber ajansı Sputnik’ten Turan Salcı’ya konuşan Naim, “İsrail işgali altındaki Filistin halkı olarak, İsrail devleti ile normalleşmeye yönelik herhangi bir adımın bu işgalin meşrulaştırılmasına, Kudüs dâhil yasadışı yerleşimlerin genişletmesine ve halkımıza karşı savaş suçları işlemeye devam etmesine yeşil ışık olduğunu düşünüyoruz” diyerek şöyle devam etti:

“Bu nedenle İsrail’deki rejimle ilişki kurma ve normalleşmeye yönelik herhangi bir ülkeden atılacak her adımı reddediyoruz. Ve bunu davamız için çok zararlı bir adım olarak görüyoruz. Bu nedenle tüm Arap, İslam ve dünya genelindeki dost ülkelerimizi, Filistin’e bağımsız egemen devlet haklarını verene kadar, köylerimize ve şehirlerimize geri dönene kadar yani rejim uluslararası hukuktaki yükümlülüklerini yerine getirene kadar İsrail’i boykot etmeye ve yaptırım uygulamaya çağırıyoruz.”

‘İşgali ve kuşatmayı sürdürmesine destek’

“Türk devletinin, bağımsız egemen bir Filistin devletinin haklarına sürekli desteği olduğunu biliyoruz” diye devam eden Naim, “Ancak Filistin’e ulusal haklarını vermeden işgal rejimiyle ilişkinin normalleşmesine yönelik herhangi bir adım İsrail rejimine işgallerini ve kuşatmalarını sürdürme planlarına destek ve planlarını bizim topraklarımızda uygulamaya devam etmelerine yeşil ışık olarak görülecektir” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Türkiye Ve İsrail’den İlişkileri Normalleştirme Kararı

Türkiye ve İsrail, diplomatik ilişkileri normalleştirme kararı aldı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Türkiye olarak İsrail’e büyükelçi atama kararı aldık. Hayırlısı olsun. Bundan sonra isimlerin belirlenmesi süreci başlıyor” dedi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ankara’da Kırgızistan Dışişleri Bakanı Erlan Abdildayev ile görüşmesi sonrası ortak basın toplantısı düzenledi.

İki ülke arasında diyalog sürecinin cumhurbaşkanları Recep Tayyip Erdoğan ve Isaac Herzog arasında Mart ayında yapılan görüşmeyle başladığını belirten Çavuşoğlu, “Yeni hükümet göreve geldikten sonra İsrail’de diyalog süreci başlamıştı. Sonuçta ilişkilerin normalleşmesi konusunda atacağımız adımlar içinde büyükelçileri atamak da vardı. Büyükelçilerin atanması konusunda çalışmaları başlattık diye açıklama yapmıştık. İsrail’den de olumlu adım geldi” diye konuştu.

Çavuşoğlu açıklamasında ayrıca “Filistin, Kudüs ve Gazze’yi savunmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Bu açıklamadan kısa süre önce İsrail’de de Başbakanlık, Türkiye’yle ilişkilerin tamamen normalleştirilmesi kararı alındığını açıkladı.

Başbakan Yair Lapid’in ofisinden yapılan açıklamada, iki ülkenin büyükelçilerinin göreve başlayacağı duyuruldu.

Açıklamada, “İlişkilerin iyileştirilmesi, iki ülke halkı arasında ekonomik, ticari ve kültürel bağların derinleşmesine ve bölgesel istikrarın güçlendirilmesine” katkı sağlayacaktır” denildi.

Yair Lapid ve Mevlüt Çavuşoğlu

Yakın dönem Türkiye / İsrail ilişkileri

1900’lerin ortasında İsrail devletinin kurulmasıyla başlayan başlayan ikili ilişkiler, 2000’lere kadar inişli çıkışlı geçti. Bu tarihten sonra ise Ankara-Tel Aviv arasında gerginlik dönemine girildi.

İkili ilişkilerdeki en önemli anlaşmazlık konularından biri Filistin meselesi…

İsrail’e karşı daha radikal bir tutum alan İslami Direniş Hareketi “Hamas”ın Filistin’de güçlenmesi, 2006’daki seçimleri kazanması üzerine İsrail’in de tavrı sertleşti.

Türkiye, Hamas’a desteğini hiçbir zaman gizlemedi. 2006’da Hamas lideri Halit Meşal’in sürpriz Türkiye ziyareti de iki ülke ilişkilerini etkileyen olaylardan biriydi.

2008’e gelindiğinde Gazze’de yaşananlar Türkiye ile ilişkilerde de krizin tırmanmasına neden oldu.

One minute krizine giden süreç

İsrail’in Gazze’den fırlatılan füzeleri gerekçe olarak göstererek Aralık 2008’de başlattığı “Dökme kurşun” operasyonu, Ankara ve Tel Aviv ilişkilerinde gerginliğe neden oldu.

Bu operasyonda çoğu sivil 1300’den fazla kişi hayatını kaybetti, binlerce kişi de yaralandı.

Ardı ardına yaşanan krizler, iki ülke arasındaki tansiyonun daha da artmasına neden oldu.

Böyle bir ortamda iki ülkenin liderleri İsviçre’deki Davos zirvesinde karşı karşıya geldi. Erdoğan ve İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, “Gazze: Ortadoğu’da Barış İçin Model” konulu bir panele katıldı. Ancak panel sonunda Erdoğan’dan herkesi şaşırtan bir çıkış geldi.

Peres’in konuşmasının ardından oturumu kapatmak üzere olan moderatöre “One minute” diyerek karşı çıkan ve söz almak isteyen Erdoğan, sert açıklamalarda bulundu.

Erdoğan, Türk-İsrail ilişkilerinde tarih sayfalarına “One Minute” krizi olarak geçen bu olay sonrası yaptığı açıklamada tavrının Peres’e yönelik olmadığını, moderatöre yönelik olduğunu söyledi.

Alçak koltuk krizi ve Mavi Marmara saldırısı

Tansiyonun yüksek olduğu bir süreçte ardı ardına yaşanan krizler Ankara’nın diplomatik adımlar atmasına da neden oldu. “Alçak Koltuk” krizi ve ardından gelen Mavi Marmara baskını, ikili ilişkileri kopma noktasına getirdi.

Davos’tan tam bir sene sonra İsrail Dışişleri Bakanı Yardımcısı Danny Ayalon ile görüşen Türk Büyükelçi Oğuz Çelikkol’un alçak seviyedeki bir koltukta oturması tartışma yarattı.

Türkiye’den yazılı özür dilenmesiyle Çelikkol,  İsrail’de büyükelçilik görevine devam etti.

Bu özürle koltuk krizi de aşıldı. Ancak 31 Mayıs 2010 sabahı gelen bir haber, Ankara-Tel Aviv ilişkilerine derin bir iz bırakacaktı.

İsrail güçleri, Gazze’ye insani yardım götüren Mavi Marmara gemisine uluslararası sularda baskın yaptı. Olay sırasında dokuz Türk vatandaşı hayatını kaybetti. Bir süre sonra yaralanan bir Türk vatandaşı daha hastanede hayatını kaybedince, ölenlerin sayısı 10’a çıktı.

Türkiye’nin şartları: Özür, tazminat ve Gazze ambargosunun kaldırılması

Gemi saldırısının ardından Türkiye’nin, İsrail ile olan gerginliğin düşürülmesi ve normalleşmesi adına üç talebi olmuştu.

Özür, tazminat ve Gazze ambargosunun kaldırılması…

Beklenen özür 2013 yılında gelse de normalleşme adımlarının atılması 2016 yılını buldu.

Türkiye ve İsrail, 28 Haziran 2016’da 6 maddelik tazminat anlaşması imzaladı.

Anlaşmanın dördüncü maddesinde yer alan, “Her halükarda bu anlaşma İsrail’in, İsrail adına hareket edenlerin ve İsrail vatandaşlarının Türkiye Cumhuriyeti veya Türk gerçek veya tüzel kişileri tarafından konvoy hadisesi ile ilgili olarak, kendilerine yönelik doğrudan ya da dolaylı olarak Türkiye’de yapılmış ve yapılacak her türlü hukuki ya da cezai talebe ilişkin her türlü sorumluluktan tamamen muaf tutulmalarını sağlayacaktır” şartı uyarınca açılan davalar düşürüldü.

Mavi Marmara olayının yaşandığı dönem Başbakanlık görevini yürüten Recep Tayyip Erdoğan, 29 Haziran 2016’da yaptığı bir açıklamada “Siz böyle bir insani yardımı götürmek için günün Başbakanına mı sordunuz?” demiş ve tepki çekmişti.

Krizler döneminde son perde: ABD Büyükelçiliği’nin taşınması

2016 sonunda karşılıklı büyükelçi atamasıyla normalleşen ilişkiler kısa süre sonra yeniden gerildi.

Aralık 2017’de ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdığını ilan etmesi ve ABD Büyükelçiliği’nin Tel Aviv’den Kudüs’e taşıması Türk-İsrail ilişkilerindeki bir diğer kırılma noktası oldu.

Filistinlilerin tepki protestolarında sivillere yönelik saldırılar nedeniyle çok sayıda insan öldü ve yaralandı. Bunun üzerine Türkiye 15 Mayıs 2018’de Tel Aviv büyükelçisini istişareler için merkeze çağırdı.

Birçok krizin ardından bugüne gelindiğinde ise Isaac Herzog’un cumhurbaşkanı seçilmesi sonrası yeni bir dönemin başlangıcı oldu.

Ortadoğu ile ilişkilerde normalleşme süreci

Geçtiğimiz dönemlerde Türkiye’de hükümete yönelik en büyük eleştirilerden biri dış politikada yalnızlaşılması olmuştu. Şimdi ise Doğu Akdeniz’e komşu ülkeler ve Körfez ülkeleriyle yeniden bir normalleşme sürecine girildi.

Paylaşın

İsrail, Gazze’de Çocukları Da Öldürdüğünü Kabul Etti

İsrail, Gazze’ye yönelik günler süren saldırıların son gününde bir mezarlığı vurduğunu; burada bulunan beş çocuğun saldırıda hayatını kaybettiğini kabul etti. İsrail ordusu yetkilileri, çocukların ölümü için İslami Cihat örgütünü suçlamış; çocukların örgütün fırlattığı roketler sebebiyle öldüğünü iddia etmişti.

İsrail Savunma Bakanlığı yetkililerinin İsrail merkezli Haaretz gazetesine yaptığı açıklamaya göre; Felluce mezarlığına yönelik 7 Ağustos’ta düzenlenen saldırıyla ilgili soruşturma tamamlandı. Soruşturmada, mezarlıktaki beş çocuğun İsrail operasyonunda öldüğü sonucuna ulaşıldı.

Çocukların ölümünün hemen ardından İsrail ordusu bir açıklama yapmış ve ölümler için İslami Cihat örgütünü suçlamıştı. İsrail, 5 Ağustos’un ilk saatlerinde Gazze’deki İslami Cihat hedeflerine yönelik bir operasyon başlattığını duyurmuş; saldırılar 7 Ağustos’ta Mısır arabuluculuğunda varılan ateşkese kadar sürmüştü.

İslami Cihat da İsrail’e roketlerle karşılık vermişti.

İsrail, bu roketlerden birinin Gazze’de bir mezarlığa düştüğünü ve çocukların bu sebeple öldüğünü iddia etmişti.

Soruşturmanın sonucunu üst düzey askeri yetkililer Salı günü İsrail basınına açıkladı.

Hayatını kaybeden çocukların dördü kuzendi ve dedelerinin mezarı başındaydı. Cemil Necm 4; Cemil İhab Necm 13; Hamid Haydar Necm ve Muhammed Salah Necm de 16 yaşındaydı. 16 yaşındaki kuzenlerin arkadaşı olan yine 16 yaşındaki Nazmi Fayez Abdulhadi Abukarş da onların yanındaydı.

Çocukların bir arkadaşı, mezarlığın güvenli olduğunu; çocukların bu sebeple neredeyse her gün dedelerinin mezarının yakınlarında vakit geçirdiğini söyledi.

Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre İsrail’in üç gün boyunca Gazze’ye düzenlediği hava saldırılarında 17’si çocuk 49 kişi hayatını kaybetti. En az 360 kişi de yaralandı. Bakanlık’a göre ölümler ve yaralanmaların tamamının sebebi İsrail’in hava saldırıları.

İsrail ise Gazzelilerden bir kısmının İslami Cihat örgütünün roketleri sebebiyle yaralandığını savunuyor.

Ne olmuştu?

İsrail’in 1 Ağustos’ta, işgal altındaki Batı Şeria’da İslami Cihat örgütünün en üst düzey yetkililerinden biri olduğu bildirilen Bassam Saadi’yi Cenin’de tutuklamasıyla birlikte bölgede gerginlik yeniden yükseldi.

Tutuklamanın ardından İslami Cihat örgütü karşılık vereceğini açıkladı. Cuma günü İsrail yönetimi, İslami Cihat örgütünün İsrail’i tehdit ettiğini; bu sebeple hava saldırıları düzenlediğini duyurdu.

İsrail Savunma Bakanlığı da İslami Cihat’la ilişkilendirilen konumlara saldırı düzenlendiğini açıkladı.

İslami Cihat örgütünün karşılık için fırlattığı roketlerden biri Pazar günü, geçtiğimiz yılın Mayıs ayından bu yana ilk kez Kudüs’e ulaştı.

Ateşkesin sağlanmasının ardından İsrail askeri sözcüsü Tuğgeneral Ran Kochav, kendilerinin saldırılarında 35 Filistinin öldüğünü, bunların 11’inin İslami Cihat’ın komutanlarının eşleri de dahil, saldırının hedefi olmayan siviller olduğunu kabul etti, sivil ve çocuk ölümü haberlerini soruşturacağını ekledi.

Gazze’de faaliyet gösteren en güçlü gruplardan biri olan İslami Cihat, İran tarafından destekleniyor ve merkezi Suriye’nin başkenti Şam’da bulunuyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

İsrail’in Gazze’ye Düzenlediği Saldırılarda Ölü Sayısı 49’a Yükseldi

İsrail’in abluka altındaki Gazze’ye yönelik saldırılarında ölenlerin sayısı 49’a yükseldi. İsrail’in üç gün boyunca devam eden saldırılarında 360’tan fazla Filistinli de yaralandı. BM’de son bir haftada 19 çocuğun öldürüldüğünü açıklamıştı.

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının üçüncü gününde ilan edilen ateşkes devam ediyor. Filistin Sağlık Bakanlığı, yaptığı açıklamada, 5 Ağustos’ta yaralanan Enes Enşasi’nin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, saldırılar sırasında Han Yunus bölgesinde yaralanan 20 yaşındaki Enşasi’nin tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdiğini belirtti. Enşasi’nin hayatını kaybetmesiyle, İsrail’in abluka altındaki Gazze’ye yönelik saldırılarında ölenlerin sayısı 49’a yükseldi. İsrail’in üç gün boyunca devam eden saldırılarında 360’tan fazla Filistinli de yaralandı.

BM: 19 çocuk hayatını kaybetti

Öte yandan, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet de Filistin’de öldürülen çocuklarla ilgili dün yazılı bir açıklama yaptı. Bachelet’nin açıklamasına göre, Gazze’de son bir hafta içinde 19 çocuk, 2022 yılında ise toplam 37 çocuk yaşamını yitirdi.

Michelle Bachelet’nin paylaştığı bilgilere göre, 17 çocuk İsrail’in Gazze şeridine saldırılarında öldürülürken iki çocuk da İsrail kolluk kuvvetlerinin Batı Şeria’da düzenlediği operasyonlarda yaşamını yitirdi.

Saldırılarda yaralananlar hakkında da bilgi veren Bachelet, “yaralanan 360 Filistinli’nin yaklaşık üçte ikisinin sivil olduğunu ve bu kişiler arasında 151 çocuk, 58 kadın ve 19 yaşlı insan olduğunu” açıkladı.

Çocukların öldürülmesinin vicdana aykırı olduğunu belirten Bachelet, yazılı açıklamasında özetle şu ifadeleri kullandı:

“Uluslararası insan hakları hukuku açık ve nettir: Sivilleri veya sivil unsurları hedef alan saldırılar yasaktır. Bu saldırılar durdurulmalıdır.

Çatışmalarda herhangi bir çocuğa zarar vermek son derece rahatsız edicidir. Çocukların öldürülmesi ve yaralanması vicdana aykırıdır. İsrail’in uluslararası insan hakları hukukunu defalarca ihlal etmesi karşısında neredeyse topyekûn bir hesap verilebilirlik eksikliği sürmektedir.”

Ne olmuştu?

İsrail askerleri, 1 Ağustos’ta işgal altındaki Batı Şeria’nın Cenin kentinde İslami Cihad Hareketi’nin yöneticisi Bessam Saadi’yi yaralayarak gözaltına almış, çıkan çatışmada 1 Filistinli ölmüştü.

İsrail ordusu, Saadi’nin gözaltına alınmasının ardından olası bir misilleme endişesiyle abluka altındaki Gazze çevresinde alarm seviyesini üst düzeye çıkarmıştı. Bu kapsamda ordu birlikleri, Gazze Şeridi çevresindeki Yahudi yerleşim bölgelerini birbirine bağlayan ana yolları kapatmış, Gazze semalarında onlarca insansız hava aracı uçurulmuştu.

5 gün boyunca devam eden süreçte Gazze’nin kuzeyindeki Beyt Hanun (Erez) Sınır Kapısı ve Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı da kapalı tutuluyordu.

İsrail ordusu, 5 Ağustos’ta Gazze’ye hava saldırıları başlattı. Saldırılarda İslami Cihad Hareketi’nin komutanlarından Teysir el-Caberi de öldürüldü.

Gazze’de bulunan El-Fetih dışındaki Filistinli örgütler ortak açıklama yaparak saldırılara karşılık verileceğini duyurdu. Akşam saatlerinde de Gazze’den İsrail’e çok sayıda roket fırlatıldı.

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının üçüncü gününde Mısır’ın arabuluculuğunda sağlanan ateşkes Türkiye saati ile 7 Ağustos 23:30’da yürürlüğe girdi.

Paylaşın

19 Filistinli Çocuk, İsrail’in Son Saldırılarında Hayatını Kaybetti

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, son bir haftada Filistin topraklarında İsrail saldırıları sonucu 19 çocuğun hayatını kaybettiği bilgisini paylaştı.

Haber Merkezi / Bachelet, “Uluslararası insan hakları hukuku açık ve nettir. Sivilleri veya sivil unsurları hedef alan saldırılar yasaktır. Bu saldırılar durdurulmalıdır. Çatışmalarda herhangi bir çocuğa zarar vermek son derece rahatsız edicidir. Çocukların öldürülmesi ve yaralanması vicdana aykırıdır. İsrail’in uluslararası insan hakları hukukunu defalarca ihlal etmesi karşısında neredeyse topyekun bir hesap verilebilirlik eksikliği sürmektedir” dedi.

Ne olmuştu?

İsrail askerleri, 1 Ağustos’ta işgal altındaki Batı Şeria’nın Cenin kentinde İslami Cihad Hareketi’nin yöneticisi Bessam Saadi’yi yaralayarak gözaltına almıştı. İsrail ordusu, Saadi’nin gözaltına alınmasının ardından olası bir misilleme endişesiyle abluka altındaki Gazze çevresinde alarm seviyesini üst düzeye çıkarmıştı.

Bu kapsamda ordu birlikleri, Gazze Şeridi çevresindeki Yahudi yerleşim bölgelerini birbirine bağlayan ana yolları kapatmış, Gazze semalarında onlarca insansız hava aracı uçurulmuştu. Süreçte Gazze’nin kuzeyindeki Beyt Hanun (Erez) Sınır Kapısı ve Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı da kapalı tutuluyordu.

İsrail ordusu, dün Gazze’ye hava saldırıları başlatmıştı. Saldırılarda İslami Cihad Hareketi’nin komutanlarından Teysir el-Caberi de öldürülmüştü. İsrail ile Gazze’deki İslami Cihad Hareketi arasında 7 Ağustos’ta ateşkes kararı alınmıştı.

Filistin İslami Cihat Örgütü kimdir?

Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği tarafından terör örgütü olarak tanımlanan Filistin İslami Cihat Örgütü, İsrail devletine karşı silahlı İslami direniş hareketi olarak 1981’de kuruldu.

Gazze İslam Üniversitesi öğrencileri tarafından kurulan grup 2007’den bu yana Gazze Şeridi’ni yöneten Hamas’ın “kardeş örgütü” olarak görülüyordu.

Her iki örgüt de Mısır’da başlayan ve sonrasında Arap coğrafyasına yayılan “Müslüman Kardeşler” hareketinden doğdu. 1992’de “Kudüs Tugayları” olarak bilinen askeri kanadı kurulan İslami Cihat’ın merkezi Gazze ancak Batı Şeria’da da güçlü bir varlığı olduğu biliniyor.

Örgütün kurucusu ve ilk lideri, 1995’de İsrail’in dış istihbarat servisi Mossad tarafından Malta’da öldürülen yazar ve Doktor Fethi Şikaki’ydi. İslami Cihat özellikle 2000-2005 yılları arasında İsraillileri hedef alan çok sayıda intihar saldırısını üstlendi. Örgüt, 1989’da Tel Aviv-Kudüs seferi yapan bir otobüse saldırı düzenlemiş ve saldırıda 16 kişi hayatını kaybetmişti.

İsrail ile müzakereyi reddeden İslami Cihat, Oslo Anlaşması’na şiddetle karşı çıkıyor. Örgüt İsrail yanlısı olarak gördüğü anlaşmanın Filistinlilere ve haklarına zarar verdiğini düşünüyor.

Örgüt geçtiğimiz mayıs ayında İsrail’le yaşanan çatışmalarda Hamas’la koordineli bir şekilde faaliyet göstermişti ancak İsrail’in son saldırılarında Hamas’tan bağımsız hareket etmeye başladı. Hamas cuma gününden bu yana İsrail saldırılarına yanıt vermedi.

Paylaşın

İsrail Ve İslami Cihad Arasındaki Ateşkes Uygulamaya Girdi

İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırıların üçüncü gününde Tel Avivi ile İslami Cihat grubu arasında Mısır’ın ara buluculuğuyla varılan ateşkesin, pazar gecesi yerel saatle 23.30’dan (TSİ 23.30) itibaren yürürlüğe girdiği duyuruldu.

Bu açıklamadan kısa süre önce iki taraf arasındaki arabuluculuk görevini üstlenen Mısır’dan bir güvenlik yetkilisi AFP’ye yaptığı açıklamada “İsrail tarafı ateşkesi kabul etti” demişti.

İslami Cihat tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Mısır’ın, İsrail hapishanelerinde açlık grevindeki Halil Avavde ve pazartesi gözaltına alınan İslami Cihad yöneticisi Bessam Saadi’nin serbest bırakılması için çalışma taahhüdü ışığında ve yapılan istişarelerden sonra ateşkesin bu gece 23.30’da başlayacağını ilan eder” ifadesine yer verildi.

Açıklamada, herhangi bir saldırıya karşılık verme hakkının saklı tutulduğu aktarıldı.

İsrail Ulusal Kamu Diplomasi Başkanlığından yapılan yazılı açıklamada da 23.30’da ateşkesin uygulanmaya başlayacağı duyuruldu.

Çabalarından dolayı Mısır’a teşekkür edilen açıklamada “ateşkesin ihlali halinde İsrail’in güçlü yanıt verme hakkını koruduğu” belirtildi.

İsrail ordu sözcülüğü ise resmi olarak ateşkesin 23.30’da uygulamaya girdiğini açıkladı ve önceden planlanmış “savaş uçakları, helikopterleri ve silahlı insansız hava araçlarının katıldığı son saldırının tamamlandığını” duyurdu.

Ateşkesin devreye girmesinin ardından Gazze sokaklarında kutlama yapıldığı bildirildi.

Ateşkese çok kısa bir süre kala, İsrail’in güneyinde bazı kentlerde Gazze’den fırlatılan roketler sonucu saldırı alarmları çaldı. İsrail ordusu da benzer şekilde roket saldırısına karşılık Gazze içindeki noktalara saldırı düzenlediğini duyurdu.

İsrail, cuma günü Gazze’deki saldırı hazırlığında olduğu gerekçesiyle İslami Cihad’a ait olduğunu iddia ettiği hedeflere saldırı başlatmıştı. İsrail’in saldırısı üzerine Gazze’den İsrail yönüne bir dizi roket atılmıştı. İsrail’in Gazze şeridine düzenlediği saldırılar sonucunda aralarında 14 çocuk ve 4 kadının yer aldığı 44 kişi hayatını kaybetmişti. Ölenler arasında İslami Cihat yöneticisi Halid Mansur ile Ziyad el-Mudallal ve Rifat Şeyh el-Eyd’in olduğu da belirtildi. İsrail tarafındaysa herhangi bir can kaybı yaşanmamıştı.

BM: Ateşkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in, Gazze ve İsrail arasında ilan edilen ateşkesi memnuniyetle karşıladığı bildirildi.

Genel Sekreter sözcülüğünden yapılan yazılı açıklamada, Genel Sekreterin, Gazze’deki hava saldırıları ve İsrail’e atılan roketler nedeniyle aralarında çocukların da bulunduğu can kaybı ve yaralanmalardan derin üzüntü duyduğu kaydedildi.

Açıklamada, şiddet mağdurlarına ve yakınlarına en derin taziyelerin iletildiği belirtilerek, bölgedeki düşmanlıkların insani bir acil duruma neden olduğuna dikkat çekildi.

Gazze’ye geçişlerin kapatıldığı ve elektrik kesintilerinin temel tesisleri etkilediğine işaret edilen açıklamada, yüzlerce bina ve evin yıkıldığı veya hasar gördüğü, binlerce Filistinlinin evsiz kaldığı vurgulandı.

Açıklamada, ateşkesteki çabalarından dolayı Mısır takdir edilirken, Guterres’in tüm tarafları ateşkese uymaya çağırarak, “Yalnızca müzakere edilmiş, sürdürülebilir bir siyasi çözüm, bu yıkıcı şiddet döngülerini kesin olarak sona erdirecek ve hem Filistinliler hem de İsrailliler için barışçıl bir geleceğe yol açacaktır” değerlendirmesinde bulunduğuna yer verildi.

İslami Cihat nedir?

Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği tarafından terör örgütü olarak tanımlanan Filistin İslami Cihat Örgütü, İsrail devletine karşı silahlı İslami direniş hareketi olarak 1981’de kuruldu.

Gazze İslam Üniversitesi öğrencileri tarafından kurulan grup 2007’den bu yana Gazze Şeridi’ni yöneten Hamas’ın “kardeş örgütü” olarak görülüyordu. Her iki örgüt de Mısır’da başlayan ve sonrasında Arap coğrafyasına yayılan “Müslüman Kardeşler” hareketinden doğdu.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

İsrail’in Hedef Aldığı Filistin İslami Cihat Örgütü Nedir?

İsrail ordusu, “Şafak” operasyonu kapsamında Filistin’e yönelik son saldırılarında İslami Cihat Örgütü’nü hedef aldığını açıkladı. İsrailli yetkililerden yapılan açıklamada “Gazze Şeridi’nde İslami Cihat Hareketi kaynaklı tehditler karşısında ordunun harekete geçtiği” bildirildi. 

Gazze saldırılarının 3. gününde İslami Cihat üst yöneticisi Halid Mansur’un öldürüldüğü açıklandı. Örgütün önde gelen isimlerinden Teysir el-Caberi’nin de cuma günkü İsrail saldırılarında Gazze’de öldürüldüğü duyurulmuştu.

İsrail, Filistin İslami Cihat Örgütü’nün İran ile bağlarını giderek derinleştirdiğini öne sürüyor.

İsrail Başbakanı Yair Lapid, örgütün saldırı tehdidini gerekçe göstererek cuma günü operasyon izni verdiğinde İslami Cihat lideri Ziyad en-Nahhale’nin İran’da olduğunu söyledi.

Ziyad en-Nahhale cumartesi günü İran Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Tümgeneral Hüseyin Selami ile Tahran’da bir araya geldi. Selami’nin en-Nahhale’ye “Bu yolda sonuna kadar yanındayız.” dediği aktarıldı.

Filistin İslami Cihat Örgütü kimdir?

Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği tarafından terör örgütü olarak tanımlanan Filistin İslami Cihat Örgütü, İsrail devletine karşı silahlı İslami direniş hareketi olarak 1981’de kuruldu.

Gazze İslam Üniversitesi öğrencileri tarafından kurulan grup 2007’den bu yana Gazze Şeridi’ni yöneten Hamas’ın “kardeş örgütü” olarak görülüyordu.

Her iki örgüt de Mısır’da başlayan ve sonrasında Arap coğrafyasına yayılan “Müslüman Kardeşler” hareketinden doğdu.

1992’de “Kudüs Tugayları” olarak bilinen askeri kanadı kurulan İslami Cihat’ın merkezi Gazze ancak Batı Şeria’da da güçlü bir varlığı olduğu biliniyor.

Örgütün kurucusu ve ilk lideri, 1995’de İsrail’in dış istihbarat servisi Mossad tarafından Malta’da öldürülen yazar ve Doktor Fethi Şikaki’ydi.

İslami Cihat özellikle 2000-2005 yılları arasında İsraillileri hedef alan çok sayıda intihar saldırısını üstlendi. Örgüt, 1989’da Tel Aviv-Kudüs seferi yapan bir otobüse saldırı düzenlemiş ve saldırıda 16 kişi hayatını kaybetmişti.

İsrail ile müzakereyi reddeden İslami Cihat, Oslo Anlaşması’na şiddetle karşı çıkıyor. Örgüt İsrail yanlısı olarak gördüğü anlaşmanın Filistinlilere ve haklarına zarar verdiğini düşünüyor.

Örgüt geçtiğimiz mayıs ayında İsrail’le yaşanan çatışmalarda Hamas’la koordineli bir şekilde faaliyet göstermişti ancak İsrail’in son saldırılarında Hamas’tan bağımsız hareket etmeye başladı. Hamas cuma gününden bu yana İsrail saldırılarına yanıt vermedi.

Paylaşın

İsrail Saldırısında Ölenlerin Sayısı 32’ye Yükseldi

İsrail’in 5 Ağustos’tan bu yana saldırı düzenlediği abluka altındaki Gazze Şeridi’nde hayatını kaybedenlerin sayısının 32’ye yükseldi. Filistin Sağlık Bakanlığı son üç günde saldırılarda 6’sı çocuk, 4’ü kadın olmak üzere 32 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Yaralı sayısının 253’e yükseldiği belirtilen açıklamada, yaralıların sağlık durumuna ilişkin detaylı bilgi verilmedi.

BM’den toplanma çağrısı

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin ise İsrail’in Gazze’ye saldırılarını görüşmek üzere acil gündemiyle yarın toplanacağı duyuruldu.

Filistin haber ajansı WAFA’nın haberine göre, Filistin’in BM Daimi Temsilcisi Riyad Mansur, Filistin’in “İsrail saldırılarının durdurulması ve kınanması, Filistinlilere uluslararası koruma sağlanması” yönündeki talebine olumlu dönüş yapılması için BMGK üyeleriyle iletişim kurulduğunu açıkladı.

Mansur, söz konusu talebin BM Güvenlik Konseyi geçici üyesi Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) aracılığı ile yapıldığını aktardı.

İsrail’in Gazze’ye başlattığı saldırıların ardından İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz İle ABD’li mevkidaşı Lloyd Austin arasında telefon görüşmesi yapılmıştı.

Gantz’ın “İsrail’in Filistinli gruplara karşı kendi vatandaşlarını koruduğu” iddiasında bulunduğu aktarılmıştı.

Ne olmuştu?

İsrail askerleri, 1 Ağustos’ta işgal altındaki Batı Şeria’nın Cenin kentinde İslami Cihad Hareketi’nin yöneticisi Bessam Saadi’yi yaralayarak gözaltına almış, çıkan çatışmada 1 Filistinli ölmüştü.

İsrail ordusu, Saadi’nin gözaltına alınmasının ardından olası bir misilleme endişesiyle abluka altındaki Gazze çevresinde alarm seviyesini üst düzeye çıkarmıştı.

Bu kapsamda ordu birlikleri, Gazze Şeridi çevresindeki Yahudi yerleşim bölgelerini birbirine bağlayan ana yolları kapatmış, Gazze semalarında onlarca insansız hava aracı uçurulmuştu.

Son 5 gündür devam eden süreçte Gazze’nin kuzeyindeki Beyt Hanun (Erez) Sınır Kapısı ve Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı da kapalı tutuluyordu.

İsrail ordusu, dün Gazze’ye hava saldırıları başlatmıştı. Saldırılarda İslami Cihad Hareketi’nin komutanlarından Teysir el-Caberi de öldürülmüştü.

Gazze’de bulunan El-Fetih dışındaki Filistinli örgütler ortak açıklama yaparak saldırılara karşılık verileceğini duyurmuştu. Akşam saatlerinde de Gazze’den İsrail’e çok sayıda roket fırlatılmıştı.

Paylaşın

İsrail’den Gazze’ye Hava Saldırıları: En Az 10 Ölü

İsrail, Gazze’de Filistin İslami Cihat Örgütü’ne bir saldırı düzenleyerek aralarında örgütün komutanlarından birinin de yer aldığı en az 10 kişiyi öldürdü. Gazze merkezli örgüt de İsrail’i bir bombalı saldırı düzenlemekle tehdit etmişti.

Yerel yetkililer, hayatını kaybedenler arasında bir kız çocuğunun da olduğunu, onlarca kişinin de yaralandığını açıkladı.

Son günlerde İslami Cihat’ın üst düzey bir yöneticisinin Batı Şeria’da gözaltına alınmasının ardından bölgede gerilim yükselmişti.

Filistinli militanlar bugün de İsrail’e çok sayıda roket fırlatmış, bunların bir kısmı İsrail’in Demir Kubbe hava savunma sistemi tarafından etkisiz hale getirilmişti.

Bir video mesaj yayınlayan İsrail Başbakanı Yair Lapid “İsrail tehdit üzerine bir terörizmle mücadele operasyonu gerçekleştirdi” dedi.

İsrail Savunma Bakanlığı da İslami Cihat’la ilişkilendirilen konumlara saldırı düzenlendiğini açıkladı.

Saldırılan noktalar arasında Gazze’deki yüksek Filistin Kulesi adlı bina da yer alıyor.

Gazze’deki sağlık yetkilileri saldırıda İslami Cihat Komutanı Teysir el-Cebari ve beş yaşında bir kızın da olduğu en az 10 kişinin öldürüldüğünü, 55 kişinin de yaralandığını belirtti.

Bir İsrail ordusu sözcüsü, “Yaklaşık 15 militanın öldürüldüğünü tahmin ettiklerini” söyledi.

Uzun ve zorlu bir çatışmaya yol açabilir

İsrael Times gazetesine göre İsrail İçişleri Bakanı Ayelet Şaked “Bunun sonuçlarının ne olacağını tam olarak bilmiyoruz, zaman alabilir… Uzun ve zorlu bir çatışmaya da yol açabilir” dedi.

İran’ın başkenti Tahran’ı ziyaret etmekte olan Filistin İslami Cihat Örgütü Genel Sekreteri Ziyad en-Nahale “Bu saldırıya güçle yanıt vereceğiz ve bu halkımızın kazanacağı bir çatışma olacak” dedi ve ekledi: Bu savaşta kırmızı bir çizgi yok ve Tel Aviv direniş roketlerinin hedefi olacak.

Gazze Şeridi’ni yöneten Hamas ise silahlı örgütlerin çatışmada birlikte hareket edeceğini belirtti.

İsrail son dönemde Filistinlilerin ve İsrailli Arapların düzenlediği, 17 İsrailli ve iki Ukraynalı’nın ölümüne yol açan saldırıların ardından, Pazartesi akşamı İslami Cihat Örgütü’nün Batı Şeria’daki lideri olduğu söylenen Bassem Saadi’yi gözaltına almıştı.

Gözaltı sonrası İsrail, sınır hattında yaşayanlar için güvenlik önlemlerini artışmış, İslami Cihat’ın siviller ve askerlere saldırı düzenlemeyi planladığını açıklamıştı.

İsrail’in yolları da kesmesi nedeniyle ülkenin güneyindeki kentlerde ve köylerde yaşam durma noktasına gelmişti.

Kasım 2019’da da İsrail ve İslami Cihat arasında bir çatışma yaşanmıştı. O çatışma da bir İslami Cihat komutanının İsrail’e saldırı düzenlemeyi planladığı istihbaratı üzerine başlamıştı.

İran’ın desteklediği ve merkezi Şam’da bulunan İslami Cihat, Gazze’deki en güçlü silahlı örgütler arasında yer alıyor.

Örgüt bugüne kadar İsrail’de çok sayıda saldırıdan sorumlu tutulmuştu.

Kasım 2019’daki çatışmalarda 34 Filistinli ölmüş, 111 Filistinli ve 63 İsrailli de yaralanmıştı.

İsrail, öldürülen Filistinlilerden 25’inin militan olduğunu, bir kısmının roket saldırısı düzenlemek üzereyken öldürüldüğünü açıklamıştı.

Paylaşın

Ortadoğu Kendi ‘NATO’sunu Mu Kuracak?

Ortadoğu’da yeni bir askeri ittifak kurulacağı iddiaları ortaya atılıyor. Olası bir “Arap NATO”sunun içinde İsrail’in de yer alması muhtemel. Geçen hafta Ortadoğu’da NATO benzeri bir askeri ittifak kurulursa bunu destekleyeceğini söyleyen Ürdün Kralı’nın yaptığı bu açıklama manşetlerdeydi.

Ürdün Kralı 2’nci Abdullah, ABD yayın organı CNBC’ye yaptığı açıklamada, “Ortadoğu NATO’sunu destekleyecek ilk insanlardan biri ben olurum” dedi.

“Hepimiz bir araya gelip ‘Birbirimize nasıl yardımcı olabiliriz?’ diyoruz. Ki bence bu, bu bölge için çok sıra dışı” diye ekledi.

“Arap NATO’su” kurulmasına yönelik ifadeler başka çevrelerden de geldi.

Ürdün Kralı’ndan önce İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz da İsrail’in, ABD öncülüğünde kurulan “Ortadoğu Hava Savunma İttifakı” adlı bir oluşuma katıldığını açıkladı.

Gantz, bu oluşumda başka hangi ülkelerin olduğuna dair bilgi vermedi.

Reuters ve Associated Press dâhil uluslararası medya organları, İsrail’in duyurduğu bu oluşumu ya da ismini teyit edemedi.

Bu haftanın başındaysa Wall Street Journal gazetesi; İsrail, Suudi Arabistan, Katar, Ürdün, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn’den askeri yetkililerin savunma alanında işbirliğini ele almak üzere Mısır’da gizli görüşmeler gerçekleştirdiğini bildirdi.

Zamanlama

Arap NATO’sunun kurulması için bazı iyi sebepler var. Kahire’deki El Ahram Siyasi ve Politik Çalışmalar Merkezi’nden uzman Ahmed el Said Ahmed, Ortadoğu’da güvenliğin ana garantörü olarak hareket eden ABD’nin son yıllarda yavaş yavaş bölgeden çekildiğini belirtiyor.

DW Türkçe’ye konuşan Ahmed, “Araplar, geçmişte başta ABD olmak üzere Batılı güçler üzerine yaptıkları bahislerin tutmadığının farkına giderek daha fazla varıyor” diyor ve ekliyor: “Özellikle de Ukrayna savaşının neden olduğu istikrarsızlık ve pandemiden sonra, istikrar sağlanabilmesi ve ekonominin düzeltilebilmesi amacıyla artık bölgesel sorunlar ele alınırken farklı bir yaklaşım var.”

İsrail’in dahli de mühim. Olası bir İran kaynaklı hava saldırısından çekinen Arap devletleri, İsrail’in gelişmiş hava savunma sistemlerinden faydalanmak isteyebilir.

“Amaç, İsrail’i Ortadoğu’daki bir askeri ittifaka entegre etmek olabilir” diyen Ahmed, bunun İsrail ile Arap komşuları arasında 2020 yılında İbrahim Anlaşması’yla başlayan temasların devamı olarak nitelendirilebileceğini söyledi. Söz konusu anlaşma, İsrail ile bazı Arap ülkeleri arasındaki ilişkilerin “normalleşmesini” sağlamıştı.

“Arap Nato’sunda kimler olabilir?

Uzmanlar, olası bir savunma ittifakının, İsrail’le diplomatik ilişkisi olan devletleri kapsamasının muhtemel olduğunu belirtiyor.

Bu gruba, İbrahim Anlaşması’nı imzalayan BAE, Bahreyn, Sudan ve Fas’ın yanı sıra İsrail’le zaten diplomatik ilişkisi bulunan Ürdün ve Mısır giriyor.

Suudi Arabistan, Umman, Katar ve Kuveyt de ittifakta rol oynayabilir. Olası bir ittifak anlaşmasının arabulucusu olacağı tahmin edilen ABD de elbette oluşumdaki yerini alacaktır.

Ancak gözlemciler, tüm bu varsayımlara karşın Ortadoğu’dan yakın gelecekte NATO tarzı bir ittifakın çıkmasının zor olduğu görüşünde.

Washington merkezli düşünce kuruluşu “Yeni bir Amerikan Güvenliği Merkezi”nden (CNAS) Becca Wasser, “Şu an daha geniş bölgesel işbirliği için büyük bir çaba var… Ancak Arap NATO’su fikrinin hâlen erişilmesi güç bir hedef olduğunu düşünüyorum” diyor.

El Ahram’dan Ahmed de “Arap NATO’su fikri daha önce de birçok kez ortaya atıldı… Ancak şu ana kadar hiçbir zaman belirginleşmedi. Ve sanırım kısa vadede de gerçekleşmeyecek” öngörüsünde bulunuyor.

Birçok girişim birçok başarısızlık

Ortadoğu’da, özellikle de petrol üreticisi Körfez ülkeleri açısından baş güvenlik garantörü konumundaki ABD, böyle bir savunma işbirliğine gidilmesi için uzun yıllardır çabalıyor.

Örneğin 1950’li yıllarda bölgedeki olası Sovyet yayılmasına karşı “Bağdat Paktı” adıyla kurulan ve daha sonra “Merkezi Antlaşma Teşkilatı” (CENTO) ismini alan oluşum vardı. Ancak hiçbir zaman çok etkili olmadı ve 1979’da dağıldı.

En son olarak Trump yönetimi “Ortadoğu Stratejik İttifakı” (MESA) fikrini ortaya atmıştı. Obama yönetimi döneminde de benzer bir ittifakın farklı versiyonları gündeme gelmişti. ABD Başkanı Joe Biden’ın da Suudi Arabistan ve İsrail’e yapacağı ziyaretlerde bu konuyu ele alması bekleniyor.

Sorunlar değişmiyor

Geçmişteki Arap NATO’su planlarının hiçbiri başarıya ulaşmadı. Aslında başarıya ulaşmalarına engel olan şartların birçoğu hâlen de geçerli.

Lojistik açısından birlikte çalışabilirlik sorunları söz konusu. Zira ülkelerin kullandığı silah sistemleri ve savaş uçakları farklılıklar gösteriyor. Mısır ya da Suudi Arabistan gibi daha büyük ve daha gelişmiş silahlara sahip ülkelerin olası bir ittifaka tahakküm etmesinden korkuluyor. Ayrıca tüm Arap ülkeleri İran’ı en büyük düşmanı olarak görmüyor. Mısır dâhil bazı ülkelerin farklı siyasi öncelikleri var.

Konu İsrail’le işbirliği olunca, İsrail-Filistin sorunu da hâlâ Arap ülkeleri için büyük bir engel olarak duruyor. Örneğin Suudi Arabistan bu yüzden İsrail’le yakın ilişki kurmayı reddetti.

Berlin merkezli düşünce kuruluşu Avrupa Dış İlişkiler Konseyi’nden (ECFR) Cinzia Bianco, DW’ye yaptığı değerlendirmede, olası bir ittifaka girmesi muhtemelen ülkelerin “hâlen birbirine güvenmediğini”, aralarındaki siyasi ilişkilerin de “inişli çıkışlı ve belirsiz” olduğunu belirtiyor.

Körfez ülkeleri ve güvenlik konuları üzerine çalışmalar yürüten Bianco, “Suudi Arabistan-İsrail normalleşmesi olmadan ilerlemek de bir hayli zor olur” diye ekliyor.

Konu sadece İsrail’den ibaret de değil. CNAS’ten Wasser, “Ortadoğu’daki devletlerin birçoğunun arasında da Körfez ülkelerinin kendi içinde de hâlen sorunlar ve çekişmeler var” diyor.

NATO gibi bir savunma ittifakının fazlasıyla istihbarat ve bilgi paylaşımı gerektireceğinin altını çizen Wasser, “Bu, bahsi geçen devletlerin çoğu için inanılmaz hassas bir konu. Bunu kendi egemenliklerine yönelik tecavüz olarak görüyorlar” ifadesini kullandı.

Öncelik hava savunma işbirliği

Tam bir “Arap NATO’su” kurulması şu an için zor görünse de önümüzdeki dönemin bölgede askeri işbirliğinin artırılması yönünde atılacak yeni adımlara gebe olduğu aşikâr.

“Tüm bu devletleri kapsayacak şekilde entegre edilmiş olan daha büyük bir füze savunma işbirliği gibi şeyler göreceğimizi düşünüyorum” diyen Wasser, bununsa ABD üzerinden yürüyen bir mekanizmayla hayata geçirilmesinin mümkün olabileceğini söyledi.

Örneğin edinilen istihbaratın önce ABD’ye gönderildiği ve ABD tarafından diğerlerine iletildiği bir yapıyla karşılaşabileceğimizi ifade eden Wasser, “çok taraflı bir bağlam içinde ABD’yle ikili işbirliğini zorunlu kılan, bir nevi bir dağıtım merkezinin olduğu bir sistemi görmemiz daha muhtemel” dedi.

ECFR’den Bianca da bu görüşe katıldı: “Şu ana kadarki tartışmalarda da radarların senkronize edilmesi ve olası bir tehdit karşısında erken uyarı paylaşımını sağlayacak bir iletişim sistemi geliştirmek gibi hava savunmasıyla ilgili teknik işbirliği konusuna yoğunlaşıldı.”

Bianca, bu konunun, üzerinde fazla anlaşmazlık ve görüş ayrılığı yaşanmayan bir konu olduğunu belirtti.

Paylaşın