İsrailli Pilotlar, Başbakan Netanyahu’yu İngiltere’ye Götürmeyi Reddetti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun kendisini Londra’ya götürecek pilot bulamadığı için Britanya ziyaretini ertelediği iddia edildi. Benzer bir olay birkaç hafta önce Netanyahu’nun Roma ziyareti sırasında da yaşanmıştı.

Geçen kasımdaki seçimlerden zaferle çıkan Netanyahu, tartışmalı yargı reformu teklifinin ardından geniş kitlelerin tepkisini çekiyor.

Haftalardır sokağa çıkan onbinlerce İsrailli, hükümetin yargı reformu planını iptal etmesini istiyor. Yeni yargı reformu, İsrail Yüksek Mahkemesi’nin yetkilerini azaltırken, hakimlerin atanma sürecinde hükümetin rolünü artırıyor.

Reform karşıtları yeni düzenlemenin İsrail’i bir diktatörlüğe çevireceğini söylüyor.

Yargı sistemiyle ilgili tartışmalı reform planı İsrail’de büyük tepki çeken İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun kendisini Londra’ya götürecek pilot bulamadığı için Britanya ziyaretini ertelediği iddia edildi.

The Telegraph’a konuşan Birleşik Krallık hükümetinden bir kaynak, “İsrailli pilotların Netanyahu’yu Birleşik Krallık’a uçurmayı reddettiğini öğrendik” ifadelerini kullandı.

Normalde perşembe akşamı Londra’ya uçacak olan Netanyahu’nun seyahatini cuma sabahına çekmek zorunda kaldığı belirtildi.

Benzer bir olay birkaç hafta önce Netanyahu’nun Roma ziyareti sırasında da yaşanmıştı. Netanyahu ve eşini Roma’ya götürecek pilot bulamayan devlet havayolu şirketi EI AI, ülkede kalifiye pilot sayısının azlığını gerekçe göstermişti.

Savunma Bakanı Gallant’la görüşme

İsrail’de 11 haftadır devam eden yargı reformu karşıtı gösteriler perşembe günü Netanyahu ve diğer kabine üyelerinin evlerinin yakınında yapılmıştı.

İsrail Başbakanı Netanyahu, yargı reformunun durdurulması için çağrı yapacağı iddia edilen Savunma Bakanı Yoav Gallant’la bir görüşme gerçekleştirmişti. Netanyahu’nun liderlik ettiği koalisyon hükümetinin dağılmasını engellemek için Britanya ziyaretini ertelemiş olabileceği de değerlendiriliyor.

Tartışmalı yargı reformu nedeniyle bazı askerlerin görevlerini yerine getirmeyi reddetmesinden rahatsız olan Gallant, Netanyahu ile yaptığı görüşmeden sonra planlanan basın toplantısını iptal etti.

İsrail medyasında yer alan haberlerde Netanyahu’nun Gallant’tan biraz daha süre istediği bildirildi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

İsrail’den Batı Şeria’da Baskın: 4 Ölü, 20 Yaralı

Batı Şeria’da giderek daha şiddetli baskınlar yapan İsrail, son olarak Cenin kentine dört Filistinliyi öldürürken, 20 Filistinliyi de yaraladı. Hayatını kaybedenler arasında 16 yaşında bir gencin de bulunduğu açıklandı.

Yıl başından bu yana Batı Şeria’da baskılarını artıran İsrail ise askerlerin “terör eylemleri” nedeniyle aranan “iki militanı” ve kendilerine levyeyle saldıran bir kişiyi öldürdüklerini, silahlı bir kişiyle de çatışmaya girdiklerini iddia etti.

İsrail, sadece bu yıl, aralarında sivillerin de olduğu en az 80 Filistinliyi öldürdü. Filistinlilerin saldırılarında ise 1’i polis 12 sivil hayatını kaybetti.

Son baskın, İsrail ordusunun özel birliklerinin katılımıyla, Perşembe günü öğle saatlerinde düzenlendi.

Ahmed Khalaf adlı görgü tanığı yaşananları Reuters haber ajansına anlattı:

“İki araçla gelip yolun ortasında durdular. Kapıları açtılar ve biri Nidal Khazem’i kafasından vurdu. İzzeddin el Kassam Tugayları’ndan (Hamas’ın silahlı kanadı) kardeşimiz Yusuf Shreim koşarak kaçmaya çalıştı.

Özel kuvvetler onun arkasından koştu ve sokakta rastgele ateş açmaya başladılar. O sırada 16 yaşındaki bir genç de öldürüldü. Onun hiçbir şeyle alakası yoktu, kendi aile işinde çalışıyordu.”

Olay yerinden paylaşılan bir videoda, ağır yaralı ya da ölmüş bir adamın yerde yatarken, yakın mesafeden yeniden vurulduğu görülüyor.

Başka bir videoda ise kalabalığın İsrail güçlerinin bulunduğu araçlara taş attığı ve ardından duyulan silah sesleriyle kalabalığın dağıldığı görülüyor.

Filistin Sağlık Bakanlığı yetkilileri Khazem ve Shreim’in İslami Cihat ve Hamas’ta üst düzey yetkililer olduğunu doğruladı.

16 yaşındaki gencin adının Ömer Awadin olduğu, hayatını kaybeden dördüncü kişinin de 37 yaşındaki Luan al-Zugahir olduğu açıklandı.

İsrail ordusu Khazem’in “açıkça terörist eylemlerde bulunduğunu” iddia etti.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın sözcüsü Nabil Abu Rudeineh “vahşi cinayet” olarak nitelediği baskını kınadı ve “İsrail’in süregiden bu agresif eylemleri, İsrail’in durumu yatıştırma niyetinin olmadığını gösteriyor” dedi.

Gazze Şeridi’nde yönetimi elinde tutan Hamas ölümleri “suç” olarak nitelerken, İslami Cihat Örgütü de İsrail’e “bedelini ödetme” yemini etti.

Gazze’de kurulmuş olan İslami Cihat, ABD ve Avrupa Birliği tarafından terörist örgüt kabul ediliyor.

Baskın, taraflar arasında gerilimi azaltmak amacıyla Mısır’ın Şarm el Şeyh kentinde yapılması planlanan toplantının da hemen öncesine denk geldi.

İsrail, Filistin, Mısır, Ürdün ve ABD’den yetkililer, tansiyonu düşürmek için 19 Mart’ta Mısır’da bir araya gelmeyi planlıyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

İsrail’de Yüzbinlerce Kişi Hükümeti Protesto Etmek İçin Sokaklara Çıktı

İsrail genelinde 500 bin kişinin hükümetin yargıdaki reform planını protesto etmek için sokaklara çıktığı açıklandı. Bunun ülke tarihindeki en geniş katılımlı protesto gösterisi olduğu belirtildi.

İsrail’de Başbakan Binyamin Netanyahu öncülüğündeki koalisyon hükümetinin yargı düzenlemesine karşı özellikle her hafta cumartesi akşamı ülke genelinde kitlesel olarak gösteri düzenleyen İsrailliler, protestoların onuncu haftasında yine sokaklardaydı.

Başta Tel Aviv olmak üzere, Hayfa, Batı Kudüs, Birüssebi ve Netanya gibi büyük kentler dahil ülke çapında onlarca noktada gerçekleştirilen gösterilere yüz binlerce İsrailli katıldı.

Gösteri alanında Netanyahu’nun Başbakanlığı aleyhinde sık sık kullanılır hale gelen, İngilizce “Suç Bakanı” (Crime Minister) yazılı pankartlara yer verilirken, “Demokrasiye açılan savaş” ve “Yargının bağımsızlığını koruyun” gibi hükümetin yargı düzenlemesini eleştiren dövizler taşındı.

Protestocular yargı reformunun uygulamaya geçmesi durumunda demokrasinin darbe alacağını belirtiyor.

Başbakan Benyamin Netanyahu ise değişikliklerin devlet yönetiminin kolları arasında dengeyi sağlayacağını iddia ediyor. Muhalefet lideri Yair Lapid İsrail’in en büyük krizi içinde olduğunu belirtiyor.

Ülkenin güneyindeki Be’er Sheva kentindeki protesto gösterisinde konuşan muhalefet lideri Lapid, “Ülkede terör olayları oluyor, ekonomi çöküyor, para ülkeden kaçıyor. İran Suudi Arabistan’la daha dün anlaşma imzaladı. Ama hükümetin tek ilgilendiği İsrail demokrasisine darbe vurmak” dedi.

Reform planı hayata geçerse seçilmiş hükümet hakimlerin atanmasında kati bir şekilde etkili olacak ve Anayasa Mahkemesi’nin hükümetin kararlarına karşı karar alması ve bir yasayı hükümsüz hale getirmesi engellenecek.

Konu İsrail toplumunu bölmüş durumda. İsrail ordusunun bel kemiği olarak nitelenen yedek askerler plana muhalefetlerini göstermek için orduya hizmet etmemekle tehdit etti.

Geçen hafta onlarca yedek pilot eğitim için bildirimde bulunmayacaklarını açıkladı, daha sonra kararlarından geri adım attılar ve komutanlarıyla konuyu görüşeceklerini belirttiler.

Netanyahu hükümetinin “yargı reformu”

Adalet Bakanı Yariv Levin, 5 Ocak’ta Yüksek Mahkemenin yetkilerini sınırlandıran, yargının, hakimlerin seçimi üzerindeki etkisini azaltan bir yasa planladıklarını duyurmuştu.

Netanyahu başbakanlığındaki koalisyon hükümetinin, yargının bazı yetkilerini meclise devretmeye yönelik hamleleri, Yüksek Mahkeme başta olmak üzere hükümet ile İsrail yargı mekanizması arasında gerilime yol açmıştı.

Ülkedeki en yüksek yargı mercisi olarak görev yapan İsrail Yüksek Mahkemesi, Meclisin çıkardığı kanunları, anayasa taslağı olarak kabul edilen “temel yasalara” aykırılık gerekçesiyle bozma yetkisine sahip.

Netanyahu hükümeti, açıkladığı yargı düzenlemesinde, Yüksek Mahkemenin, Meclisin çıkardığı kanunları bozma yetkisinin elinden alınacağını belirtmişti.

İsrail Başsavcısı Gali Baharav-Miara, hükümetin yargı düzenlemesine karşı itirazlarını yazılı olarak iletmiş, “güçler ayrılığı, yargının bağımsızlığı ve bireysel hakların korunması”na ilişkin kaygıları olduğunu paylaşmıştı.

Paylaşın

İsrail’den Abluka Altındaki Gazze Şeridi’ne Hava Saldırısı

Filistin, İsrail’in Gazze Şeridi’nde bulunan bazı noktalara hava saldırısı düzenlendiğini duyurdu. İsrail ise ‘Hamas’a ait bir silah üretim tesisini’ vurduğunu bildirdi. Can kaybı ve yaralanmalara ilişkin bilgi paylaşılmadı.

Filistin resmi haber ajansı Wafa’nın aktardığına göre, İsrail’e ait savaş uçakları Gazze Şeridi’nin orta kesimlerinde bir bölgeye üç roketle saldırdı. Saldırıya hedef olan bölgede yangın çıktı, yakınlarındaki sivil yerleşimlerde maddi hasar meydana geldi.

Kentin güneybatı kesimindeki Şeyh Aclin bölgesine de iki roketle düzenlenen ikinci hava saldırısındaki hedeflerde maddi hasarlar oluştu.

İsrail savaş uçakları ayrıca Gazze’nin orta ve kuzey kesimlerindeki tarım alanlarını ve Beyt Lahye beldesinin kuzeyindeki bir noktayı da bombaladı. Saldırılar sonucu can kaybı ve yaralanmalara ilişkin bilgi paylaşılmadı.

İsrail Savunma Kuvvetleri, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bugün erken saatlerde Gazze’den İsrail’e roket fırlatılmasına yanıt olarak İsrail ordusu savaş uçakları, ham kimyasal madde üretimi yapılan bir tesis ile Hamas terör örgütüne ait bir silah üretim tesisini vurdu” ifadelerine yer verdi.

Açıklamada, “İsrail Savunma Kuvvetleri, Gazze kaynaklı tüm terör faaliyetlerinden Hamas’ı sorumlu tutuyor ve Hamas, İsrail’e yönelik güvenlik ihlallerinin sonuçlarına katlanacak” denildi.

Son dönemde yaşanan saldırılar

İşgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyinde bulunan Cenin Mülteci Kampı’na İsrail ordusunun 26 Ocak’ta düzenlediği baskında 10 Filistinlinin öldürülmesini, Doğu Kudüs’teki bir yasadışı Yahudi yerleşim biriminde yedi İsraillinin hayatını kaybettiği saldırı izlemişti.

İşgal altındaki Doğu Kudüs’ün Silvan Mahallesi’nde de 28 Ocak Cumartesi günü 13 yaşında bir Filistinlinin düzenlediği silahlı saldırıda biri ağır, iki İsrailliyi yaralamasıyla bölgede şiddet tırmanmıştı.

İsrail ordusu ve Yahudi yerleşimcilerin açtığı ateş sonucu yılbaşından bu yana aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 35 Filistinli öldürüldü.

Uluslararası Af Örgütü’nün 1 Şubat 2023’te paylaştığı verilere göre, İsrail güçleri 31 Ocak 2022’den bu yana geçen bir sene içinde en az 220 Filistinliyi öldürdü.

Paylaşın

Kudüs’te Sinagoga Silahlı Saldırı: 6 İsrailli Hayatını Kaybetti

İsrail güvenlik güçlerince Batı Şeria’da yer alan Cenin kentine düzenlediği ve 9 Filistinlinin yaşamını yitirdiği operasyonun ardından, Doğu Kudüs’ün Neve Yakov mahallesinde bir sinagog yakınlarında düzenlenen silahlı saldırıda en az altı İsrailli hayatını kaybetti.

Haber Merkezi / Biri ağır dört kişinin de yaralandığı bildirilen saldırının neden yapıldığı henüz netlik kazanmadı. Saldırının sorumluluğunu da şu ana kadar üstlenen olmadı.

İsrail polisinden konuya ilişkin yapılan açıklamada, “Saldırganı etkisiz hale getirmeyi başardık. Bölgeye çok sayıda kuvvet konuşlandırıldı ve olayla ilgili soruşturma devam ediyor.” denildi.

Öte yandan bazı kaynaklar ölü ve yaralı sayısının artabileceğini bildirdi.

Cenin baskını

İsrail askerleri Cenin Mülteci Kampı’na düzenlediği baskında gerçek mermi ve göz yaşartıcı gaz kullanırken, bölgedeki Filistinli silahlı gruplarla askerler arasında çatışma çıktı.

Hamas ve İslami Cihat örgütleri, İsrail Ordusu’nun birçok kez baskın yaptığı Cenin’de İsrail birlikleriyle çatıştığını açıkladı.

Filistin Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, olaylarda biri yaşlı kadın, toplam dokuz Filistinli öldürüldü.

İsrail askerlerinin, yaralıların çıkarılması için ambulansların bölgeye girişine izin vermediğini, Cenin Devlet Hastanesi’ne kasıtlı olarak göz yaşartıcı gaz attığını bildiren Bakanlık, Uluslararası Kızılhaç Örgütü ve Dünya Sağlık Örgütüne saldırıların durdurulması için acil toplantı çağrısı yaptı.

İsrail: Hücre evine baskın düzenledik

İsrail ordusundan konuyla ilgili yapılan yazılı açıklamada ise İsrail İç Güvenlik Teşkilatı Şin-Bet (Şabak), ordu ve diğer güvenlik birimlerinin Cenin’de Filistinli direniş grubu İslami Cihad Hareketi’ne bağlı bir hücre evine baskın düzenlediği aktarıldı.

Evin etrafının sarıldığı ve içeridekilerle silahlı çatışma çıktığı belirtilen açıklamada, evden kaçan iki kişi ve evdeki dört kişi olmak üzere toplam altı kişinin öldürüldüğü, bir kişinin de teslim olduğu bilgisi paylaşıldı.

İsrail güçleri, son dönemlerde işgal altındaki Batı Şeria’nın çeşitli beldelerine baskınlar düzenliyor ve Filistinlileri gözaltına alıyor.

Baskınları protesto eden Filistinlilere plastik merminin yanı sıra sık sık gerçek mermiyle müdahale eden İsrail askerleri ile Filistinli gruplar arasında özellikle Cenin ve Nablus gibi bölgelerde çatışma çıkıyor.

Birleşmiş Milletler’in (BM) açıkladığı verilere göre, BM’nin 2005’te bölgede kayıt tutmaya başlamasından sonra 2022, Batı Şeria’da en kanlı yıl olarak kayıtlara geçti.

Filistin Sağlık Bakanlığına göre İsrail güçleri, 2022 boyunca 168’i işgal altındaki Batı Şeria’da, 52’si abluka altındaki Gazze Şeridi’nde olmak üzere aralarında 48 çocuğun da bulunduğu 220 Filistinliyi öldürdü.

İsrail askerlerinin işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te açtığı ateş sonucu 1 Ocak 2023 tarihinden bu yana biri kadın ve beşi çocuk olmak üzere toplam 29 Filistinli öldürüldü.

Cenin

Cenin, Filistin’in Batı Şeria bölgesindeki üçüncü en büyük şehirdir. Batı Şeria’nın kuzeyinde bulunur ve o yörenin en büyük şehir olma özelliğini taşır. Filistin Ulusal Yönetimi’nin Cenin valiliğinin merkezidir.

1948 Arap-İsrail Savaşı sırasında şehri Irak ordusu savundu. İsrail ordusu tarafından kısa bir süreliğine, Arapların Kudüs kuşatmasını kaldırmasını sağlamak için ele geçirilen şehre takviye Arap güçleri gelince İsrail ordusu çekildi.

1953 yılında İsrail kontrolü altındaki bölgelerden kaçanlar için Cenin mülteci kampı kuruldu. 19 yıl boyunca Ürdün egemenliğinde kalan şehir 1967’de, Altı Gün Savaşı sırasında İsrail tarafından ele geçirildi. Şehrin kontrolü 1996’da Oslo Barış Antlaşması gereğince Filistin yönetimine devredildi.

Paylaşın

İsrail’den Cenin Mülteci Kampı’na Baskın: 9 Filistinli Öldürüldü

Filistin Sağlık Bakanlığı, Batı Şeria’da yer alan Cenin Mülteci Kampı’na İsrail Ordusu’nun düzenlediği saldırıda biri yaşlı kadın, toplam dokuz Filistinli öldürüldüğünü açıkladı. Açıklamada, çok sayıda yaralının bulunduğu bilgisi de paylaşıldı.

Haber Merkezi / İsrail güçleri, son dönemlerde işgal altındaki Batı Şeria’nın çeşitli beldelerine baskınlar düzenliyor ve Filistinlileri gözaltına alıyor.

Baskınları protesto eden Filistinlilere plastik merminin yanı sıra sık sık gerçek mermiyle müdahale eden İsrail askerleri ile Filistinli gruplar arasında özellikle Cenin ve Nablus gibi bölgelerde çatışma çıkıyor.

Birleşmiş Milletler’in (BM) açıkladığı verilere göre, BM’nin 2005’te bölgede kayıt tutmaya başlamasından sonra 2022, Batı Şeria’da en kanlı yıl olarak kayıtlara geçti.

Filistin Sağlık Bakanlığına göre İsrail güçleri, 2022 boyunca 168’i işgal altındaki Batı Şeria’da, 52’si abluka altındaki Gazze Şeridi’nde olmak üzere aralarında 48 çocuğun da bulunduğu 220 Filistinliyi öldürdü.

İsrail askerlerinin işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te açtığı ateş sonucu 1 Ocak 2023 tarihinden bu yana biri kadın ve beşi çocuk olmak üzere toplam 29 Filistinli öldürüldü.

Çatışma çıktı

İsrail askerleri Cenin Mülteci Kampı’na düzenlediği baskında gerçek mermi ve göz yaşartıcı gaz kullanırken, bölgedeki Filistinli silahlı gruplarla askerler arasında çatışma çıktı.

Hamas ve İslami Cihat örgütleri, İsrail Ordusu’nun birçok kez baskın yaptığı Cenin’de İsrail birlikleriyle çatıştığını açıkladı.

Filistin Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, olaylarda biri yaşlı kadın, toplam dokuz Filistinli öldürüldü.

İsrail askerlerinin, yaralıların çıkarılması için ambulansların bölgeye girişine izin vermediğini, Cenin Devlet Hastanesi’ne kasıtlı olarak göz yaşartıcı gaz attığını bildiren Bakanlık, Uluslararası Kızılhaç Örgütü ve Dünya Sağlık Örgütüne saldırıların durdurulması için acil toplantı çağrısı yaptı.

İsrail: Hücre evine baskın düzenledik

İsrail ordusundan konuyla ilgili yapılan yazılı açıklamada ise İsrail İç Güvenlik Teşkilatı Şin-Bet (Şabak), ordu ve diğer güvenlik birimlerinin Cenin’de Filistinli direniş grubu İslami Cihad Hareketi’ne bağlı bir hücre evine baskın düzenlediği aktarıldı.

Evin etrafının sarıldığı ve içeridekilerle silahlı çatışma çıktığı belirtilen açıklamada, evden kaçan iki kişi ve evdeki dört kişi olmak üzere toplam altı kişinin öldürüldüğü, bir kişinin de teslim olduğu bilgisi paylaşıldı.

Cenin

Cenin, Filistin’in Batı Şeria bölgesindeki üçüncü en büyük şehirdir. Batı Şeria’nın kuzeyinde bulunur ve o yörenin en büyük şehir olma özelliğini taşır. Filistin Ulusal Yönetimi’nin Cenin valiliğinin merkezidir.

1948 Arap-İsrail Savaşı sırasında şehri Irak ordusu savundu. İsrail ordusu tarafından kısa bir süreliğine, Arapların Kudüs kuşatmasını kaldırmasını sağlamak için ele geçirilen şehre takviye Arap güçleri gelince İsrail ordusu çekildi.

1953 yılında İsrail kontrolü altındaki bölgelerden kaçanlar için Cenin mülteci kampı kuruldu. 19 yıl boyunca Ürdün egemenliğinde kalan şehir 1967’de, Altı Gün Savaşı sırasında İsrail tarafından ele geçirildi. Şehrin kontrolü 1996’da Oslo Barış Antlaşması gereğince Filistin yönetimine devredildi.

Paylaşın

İsrail’de Filistin Bayrakları Yasaklandı

Tel Aviv’de düzenlenen hükümet karşıtı bir gösteride Filistin bayraklarının açılması üzerine İsrail Başbakanı Netanyahu, “vahşi propaganda” tabirini kullanmıştı. Bu açılamanın ardından İsrail polisi, Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir’in talimatı üzerine ülke genelinde Filistin bayraklarını yasakladı.

İsrail’de Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in talimatıyla İsrail Polis Teşkilatı Başkanı, polis memurlarına emir vererek ülke genelinde kamusal alanda Filistin bayrağı için geçerli olan yasağın uygulanmasını talep etti.

Twitter hesabından konuyla ilgili bir açıklama yapan aşırı sağcı Bakan Ben-Gvir, amaçlarının “İsrail devletine karşı her türlü kışkırtmanın önüne geçmek” ve “hem terör hem de terörizme karşı, tüm güçleri ile mücadele etmek” olduğunu savundu.

İsrail medyasında çıkan haberlere göre, söz konusu bayrak yasağı geçen hafta sonunda ülkenin kuzeyinde yer alan Arap köyü Ara’da yaşanan olayların ardından gündeme geldi. Köy ahalisi, İsrailli bir askeri öldürmek suçundan 40 yıldır cezaevinde olan bir kişinin serbest kalışını kutlamış ve bu kutlama esnasında Filistin bayrakları dalgalandırılmıştı.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu da Tel Aviv kentinde düzenlenen hükümet karşıtı bir gösteride Filistin bayrakları açılması üzerine, Pazar günü Twitter hesabından “vahşi propaganda” tabirini kullanmıştı.

Polisin bayrak yasaklama yetkisi

İsrail yasaları, “kamusal düzeni bozmaya müsait bir işaret” olması durumunda, polis teşkilatı başkanına bayraklara yasak getirme yetkisi tanıyor. Bu yetki bugüne dek sadece “Kamusal düzenin ağır bir biçimde ihlal edileceğine dair kuvvetli şüphe” olduğunda kullanılıyordu.

Filistin bayraklarının görünürlüğü İsrail’de uzun süredir tartışmalı bir konu. Kudüs’te bir mahkeme, 2021 yılının Eylül ayında aldığı kararla, Filistin bayrağı asmanın suç teşkil etmediğini açıklamıştı. Diğer yandan İsrail polisinin Doğu Kudüs’te Filistin bayraklarına el koymasını protesto eden insan hakları savunucularının, bu uygulamaya karşı sunduğu bir dilekçe, İsrail’in en üst mahkemesi tarafından reddedilmişti.

Geçen yıl Mayıs ayında, görev sırasında öldürülen Filistinli gazeteci Şirin Ebu Akile’nin cenaze töreninde Filistin bayrakları açılmasına üzerine İsrail polisi cenazeye katılanlara yoğun şiddet uygulamıştı.

Paylaşın

İsrail’de Seçimi Binyamin Netanyahu Kazandı

İsrail’de son 3.5 yıl içinde yapılan beşinci erken genel seçimde eski Başbakan Binyamin Netanyahu’nun lideri olduğu Likud Partisi’ne destek vermesine kesin gözüyle bakılan sağ blok 120 sandalyeli İsrail Meclisinde 62 milletvekiliyle çoğunluğu elde etti.

Haber Merkezi / Sandık çıkış anketlerinin yayınlanmasının ardından açıklamada bulunan Netanyahu, “Çok büyük bir zaferin eşiğindeyiz” dedi ve “istikrarlı ve ulusal bir hükümet” kurma sözü verdi. Sesi kısık olan Netanyahu’nun sözü sık sık destekçileri tarafından “İsrail’in kralı Bibi” tezahüratları ile kesildi.

“Halk farklı bir yol istiyor, güvenlik istiyor” diyen Netanyahu sözlerine şöyle devam etti: “Güç istiyorlar, zayıflık değil. Diplomatik bilgelik istiyorlar.”

Netanyahu blokunda radikal sağcı Likud, Dini Siyonizm, Şas ve Birleşik Tevrat Yahudiliği partileri bulunuyor. “Değişim Koalisyonu” olarak isimlendirilen, farklı ideolojilerin bir araya geldiği karşı cephedeyse Yeni Umut, İsrail Evimiz, Yamina, Gelecek Var, Mavi Beyaz, İşçi Partisi ve Meretz’le Birleşik Arap Listesi yer alıyor.

Bu iki blok arasında kalan Filistinli Eymen Avde liderliğindeki Demokratik Barış ve Eşitlik Cephesi Koalisyonu’yla (Hadaş) Filistinli Ahmed Tıybi önderliğindeki Değişim için Arap Listesi (Ta’al) ortak olarak seçimlere katılıyor.

Kesin olmayan sonuçlara göre, Likud, 31 milletvekili çıkararak seçimi birinci tamamladı. Netanyahu’nun rakibi Başbakan Yair Lapid’in Gelecek Var Partisi ise 24 sandalyeyle ikinci parti oldu.

Kamuoyu araştırmaları çok çekişmeli geçecek bir yarışa işaret ediyordu. Yolsuzluk suçlamalarıyla yargılanan Netanyahu’nun partisi Likud’un seçimde ilk sırada yer alması bekleniyordu.

Bu sonuçlara göre, Netanyahu liderliğindeki blokta yer alan aşırı sağcı Dini Siyonizm Partisi 15, Ultra Ortodoks partilerinden Şas 10, Birleşik Tevrat Partisi ise 5 milletvekili kazandı.

Buna karşın Lapid öncülüğündeki ‘Değişim Koalisyonu’ isimli blokta Benny Gantz’ın öncülüğündeki Ulusal Birlik Partisi seçimleri dördüncü sırada tamamlayarak Meclise 12 milletvekili gönderdi.

Lapid blokundaki, İsrail Evimiz, soldaki İşçi Partisi ve İsrail vatandaşı Filistinlilerin partisi Birleşik Liste 5’er milletvekili çıkardı. Aynı bloktaki sol parti Meretz ise 4 milletvekili elde etti. Sandık çıkış anketine göre, Lapid liderliğindeki Değişim Koalisyonu’ndaki partiler toplamda 54 sandalyeye ulaştı.

Başbakan Yair Lapid, koalisyondaki sorunlar yüzünden erken seçim kararı almıştı. Seçime rağmen İsrail’de siyasi kriz sürerse 2023’ün bahar aylarında tekrar seçime gidilmesi mümkün.

Ancak sağ bloğun son haftalardaki oy artışını sürdürmesi ve Filistinli seçmenler arasında katılım oranının az olması halinde Netanyahu yeniden hükümeti kurabilir.

Netanyahu’nun potansiyel koalisyon partnerleri arasındaki aşırı sağcı Itamar Ben-Gvir, “sadık olmayan vatandaşların” sınır dışı edilmesi gerektiğini savunmuş, İsrail pasaportu olan “düşman” Arapların ülkeden ayrılmasını teşvik eden bir bakanlık kurulması çağrısı yapmıştı.

“Seçim sonuçları yükselen aşırılığın doğal sonucu”

Seçim sonuçlarının Filistinlilere karşı yükselen aşırılığın doğal sonucu olduğunu belirten Filistin Başbakanı Muhammed İştiyye, “İsrail seçimlerinde aşırı sağ partilerin yükselişi, halkımızın yıllardır çektiği, ölüm, tutuklanma, şehirleri, köyleri ve beldeleri işgal eden tutumlara dair, İsrail toplumunda aşırılık ve ırkçılığın artan tezahürlerinin doğal bir sonucudur. Böylece işgal askerleri, yerleşimciler suç işlemeleri için serbest bırakılıyor ve iki devletli çözüm baltalanıyor.” dedi.

Filistin halkının, işgalin sonlandırılması, başkenti Kudüs olan bağımsız devletin kurulması projesine dair mücadelesinin kesinlikle durmayacağını aktaran İştiyye, “İsrail seçimlerinde kazananların kimlikleri ne olursa olsun, ülkedeki partilerin arasındaki fark, Coca Cola ile Pepsi arasındaki fark gibidir.” şeklinde konuştu.

Uluslararası toplumun da sorumluluklarını yerine getirmesini isteyen İştiyye, Filistin halkına yönelik korumanın sağlanması talebinde bulundu.

Binyamin Netanyahu

Binyamin Netanyahu, İsrail tarihinin en uzun süre görev yapan başbakanı olmakla birlikte, devletin kuruluşundan sonra doğan ilk başbakandır. 1967 Altı-gün Savaşında, İsrail Güvenlik Kuvvetleri’ne katıldı ve Sayeret Matkal özel biriminde takım lideri oldu. Birçok operasyonda görev aldı. Bu operasyonların içinde; Hediye operasyonu ve omzundan vurulduğu İzotop Operasyonu vardır.

1973 yılında Yom Kippur Savaşı’nda ön cephede savaştı, Süveyş kanalı boyunca yapılan baskınlarda görev aldı ve Suriye sınırlarının içinde gerçekleşen Komando saldırısında liderlik yaptı. Terhisinden önce yüzbaşı rütbesine ulaştı. Netanyahu, 1984 yılından 1988 yılına kadar Birleşmiş Milletler İsrail Elçiliği yaptı, Likud Partisi’nin başkanlığı yaptı ve 1996-1999 yılları arasında başbakanlık yaptı.

Netanyahu, 1999 yılı başbakanlık seçimlerinde, Ehud Barak’a yenildikten sonra politikadan çekildi. 2002 yılında dış ilişkiler bakanı (2002-2003) ve Finans Bakanı (2003 – Ağustos 2005) olarak Ariel Şaron hükûmetleri altında görev aldı, fakat, Gazze’den geri çekilme Planı’ndan kaynaklanan anlaşmazlıkla birlikte ayrıldı. Şaron’un yeni bir parti kurmak için Likud Partisi’nden çekilmesiyle, 20 Aralık 2005 yılında tekrar Likud Partisi’nin başkanlığına geçti.

Netanyahu, 2006 seçimlerinde Likud çok başarılı olamadı ve sadece 12 koltuk kazandı. 2006 Aralık’ta Netanyahu resmi olarak Knesset’te muhalefet lideri ve Likud Partisi’nin başkanı oldu. Ağustos 2007’de Moşe Feiglin’i yenerek parti başkanlığı seçimlerini kazandı.

10 Şubat 2009 parlamento seçimleriyle birlikte, Likud ikinci parti oldu ve sağ partiler çoğunluğu kazandı. Netanyahu bir koalisyon hükûmeti kurdu. Netanyahu’nun kardeşi, İsrail Özel Güçleri kumandanı Yonathan Netanyahu, 1976 yılında, terörle mücadele rehine kurtarma operasyonunu yönetirken öldü. Diğer kardeşi İddo Netanyahu, oyun yazarlığı yapmaktadır.

Paylaşın

Hamas: İki İsrail İşbirlikçisi İnfaz Edildi

Gazze Şeridini yöneten Hamas, İsrail ile işbirliği yaptıkları suçlamasıyla iki kişinin infaz edildiğini açıkladı. Hamas’a bağlı İçişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada infaz edilen iki erkeğin adları belirtilmedi.

Açıklamada sadece isimlerinin baş harfleri ve yaşları yer alırken, verdikleri bilginin Filistinlilerin ölümüne yol açtığı vurgulandı. Diğer üç kişinin de cinayet suçlamasıyla infaz edildikleri bildirildi.

İnsan Hakları Grupları, daha önce Hamas’ın Gazze’rde yaptığı bu tür infazları kınamıştı.

2007’den bu yana Gazze Şeridini yöneten Hamas, en sonuncusu Nisan 2017’de olmak üzere 27 infaz gerçekleştirdi.

Bakanlığın açıklamasında infaz edilen iki kişinin İsrail hesabına casusluk suçlamasıyla 2009 ve 2015’te tutuklandıkları ve mahkeme tarafından “vatan hainliği ve dış güçlerle işbirliği yapmaktan” cezalandırıldıkları belirtildi.

Açıklamada ayrıca, dört kişinin asıldığı, bir kişinin polis olması nedeniyle bir idam mangası tarafından infaz edildiği bildirildi.

BBC’ye konuşan güvenlik kaynakları, infaz edilenlerden birinin geçen Temmuz’da bir aile kavgası sırasında silahıyla kayınpederini ve 13 yaşındaki bir kız çocuğunu öldüren bir polis memuru olduğunu açıkladı.

Olay, Gazze’nin kuzeyindeki Beyt Lahya’da protestolara yol açmış ve olaylar sırasında ev ve dükkanlar yakılmıştı.

İsrail, Gazze Şeridini 1967’deki savaş sırasında işgal etmişti. 2005’te İsrail Ordusu ve 7 bin dolayında Yahudi yerleşimci bölgeden çekilmişti.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

İsrail: Filistinliye Aşık Olan Bildirimde Bulunacak

İsrail hükümeti, 1967’den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria’ya girip çıkan yabancılar için yeni kısıtlamalar getirdi. Yabancıların Filistinlilerle aşk ilişkilerine kadar uzanan yeni sınırlamalar Avrupa Birliği’nin, insan hakları savunucularının ve iş dünyasının tepkisini çekti.

Batı Şeria’da yaşayan veya yaşamak isteyen yabancılar için getirilen yeni kurallardan bazıları şöyle:

  • Batı Şeria’nın işgal altındaki bölgelerinde Filistinli kimliği bulunan bir kişi ile romantik bir ilişkiye başlayan yabancıların, bu durumu 30 gün içinde İsrailli yetkililere bildirmesi gerekecek.
  • Bir Filistinli ile evlenen yabancıların 27 ay sonra Batı Şeria’yı en az altı aylığına terk etmesi istenecek.
  • Filistin üniversitelerine 150 yabancı öğrenci ve 100 yabancı öğretim üyesi kotası getirilecek.
  • Vize süreleri ve vizelerin uzatılmasına dair kurallar, birçok vakada Batı Şeria’da çalışan veya yardım kuruluşlarında gönüllü olan kişilerin birkaç aydan daha uzun süre kalmasını kısıtlayacak şekilde sıkılaştırılacak.

97 sayfalık liste yayınlandı

Pazartesi günü yürürlüğe girecek yeni kurallar, İsrail Savunma Bakanlığı’nın Filistin topraklarındaki işgal yönetiminden sorumlu birimi Cogat tarafından getirildi. İsrail hükümeti, Cogat’ın 97 sayfalık yeni kurallarının güvenlik için gerekli olduğunu savunuyor. İlk olarak şubat ayında yayımlanan ama uygulaması ertelenen kurallarda, 1990’larda yapılan ama birçok maddesi bizzat İsrail tarafından uygulanmayan geçici barış anlaşmalarına atıf yapılıyor.

‘Demografi mühendisliği’

Yabancıların Batı Şeria’daki özgürlüğünü kısıtlayacak olan kurallar birçok kesimden tepki çekti. Filistinliler ve İsrailli yardım kuruluşlarını ‘kısıtlamaların yeni bir seviyeye yükseltildiği’ tepkisini gösterirken, İsrail Yüksek Mahkemesi’nden kararın iptalini talep eden HaMoked isimli yardım kuruluşundan şu açıklama geldi: “Bu, Filistin toplumunda demografik mühendislik yapılması ve Filistinlilerin dış dünyadan tecrit edilmesi anlamına geliyor. İnsanların gelip Filistinli kurumlarda çalışmasını, gönüllü olmasını, yatırım yapmasını, öğretmenlik ve öğrencilik yapmasını zorlaştırıyor.”

‘Aparteid düzenlemesi’

Filistin Kurtuluş Örgütü’nden de, yeni kısıtlamalar için “tek devletin ve iki farklı sistemin gerçekliğini dayatan apartheid düzenlemeleri” nitelemesi geldi. Giriş Hakkı (Right to Enter) isimli insan hakları kuruluşu ise “İsrailli yetkililerin ayrımcı, gaddar ve keyfi eylemlerinin aileleri zorla birbirinden ayırdığını” belirtti.

Avrupa Komisyonu da, Erasmus öğrenci değişim programından faydalanan İsrail’in Filistinlileri aynı haktan mahrum bırakmasına tepki gösterdi.

(Kaynak: Kısa Dalga)

Paylaşın