İsrail’den Batı Şeria’da Operasyon: En Az 3 Filistinli Öldü

İsrail tarafından Batı Şeria’daki Cenin kentine düzenlenen askeri operasyonda en az üç Filistinli hayatını kaybetti. İki Filistinli ve dört İsraillinin hayatını kaybettiği saldırılar sonrası bölgede İsrailli yerleşimciler ve Filistinliler arasında şiddet olayları yaşanıyor.

İsrail, Filistin toprağı olan Batı Şeria’yı 1967’deki Altı Gün Savaşı’nda işgal etmişti. Filistinliler Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’ü kapsayan topraklarda bir devlet kurmayı hedefliyor.

İsrail’in operasyonu sonrasında Hamas, Batı Şeria’daki Filistinlilere harekete geçmeleri çağrısı yaparken, Cenin’deki savaşçılarına da destek sözü verdi. Militan Filistinlilerin örgütü İslami Cihat da, “Bu saldırganlık sona ermediği sürece, olası misillemeler geniş ve kapsamlı olacak” açıklamasını yaptı.

Gazze Şeridi’nde kontrolü elinde bulunduran radikal İslamcı Hamas’ın yanı sıra İslami Cihat gibi örgütler de son yıllarda Cenin’de nüfuzunu artırdı.

Filistin Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, operasyon sonucu 20’den fazla kişinin de yaralandığı, bunlardan yedisinin durumunun ciddi olduğu belirtildi.

İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada, “Ev ve bahçe” adı verilen operasyonun “terörist altyapıyı” hedef aldığı ve Pazartesi sabahı da sürdüğü ifade edildi. Cenin ve yaklaşık 17 bin nüfuslu mülteci kampı, militan Filistinlilerin kalesi olarak biliniyor.

İsrail ordusunun açıklamasında, düzenlenen hava operasyonunda “silah deposu, teröristlerin buluşma yeri ve gözlem noktası olarak kullanılan bir komuta ve iletişim merkezinin” hedef alındığı ifade edildi. Hava saldırılarının ardından, İsrail ordusu yaklaşık 100 askeri araç ve kara birlikleri ile kente girdi.

İsrail ordu sözcüsü Richard Hecht, operasyonun “gerektiği kadar uzun” süreceğini söyledi. Ordunun Cenin mülteci kampına odaklandığını belirten Hecht, burada dün gece “en az yedi teröristin etkisiz” hale getirildiğini belirtti. Hecht, mülteci kampında yaşayanların İsraillilere yönelik onlarca saldırı düzenlediğini aktardı.

İsrail Savunma Bakanı Joav Galant da, Cenin’de ordunun “aktif ve kararlı bir şekilde ilerleyeceğini” söyledi. Galant, İsrail’in savunma unsurlarının her senaryoya hazırlıklı olduğunu da sözlerine ekledi.

Filistinliler, Cenin’de elektriklerin kesildiğini bildirirken, bölgeden gelen görüntülerde çok sayıda caddenin hasara uğradığı görüldü.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

İsrail’de 12 Bin Yıllık Müzik Aleti Bulundu

İsrail’in kuzeyinde yer alan Ain Mallah arkeolojik alanında 12 bin yıllık flüt bulundu. Aynı alanda 1950 yıllında ilk flüt keşfedilmişti. Ain Mallah bölgesinde bu güne kadar altıdan fazla flüt bulundu.

Haber Merkezi / Bazı kuşların kemiklerinden yapılan flütlerden sadece biri sağlam durumda. Diğer flütlerin hepsinde çeşit hasarlar mevcut.

Flütlerin o dönemde Levant bölgesinde yaşayan natufian kültürüne mensup insanlar tarafından yapıldığı sanılıyor. Levant bölgesi bugünkü İsrail, Filistin, Ürdün ve Lübnan’dan oluşmakta.

Avcılık ve toplayıcılıkla hayatlarını devam ettiren natufian kültürüne mensup insanlar, taşlardan alet yapımında uzmandılar. Bu topluluk avcılık, balıkçılık ve küçük ölçekli çiftçilikte kullanılabilecek aletler yapmışlardır.

Bilim insanları, flütlerden gelen sesi bilgisayar sistemleriyle incelediklerinde bir şeyin farkına vardılar. Bu flütlerden çıkan sesler, o dönemde bölgede uçan bazı yırtıcı kuşların seslerine çok benziyordu. 

Natufian kültürünün insanları neden kuş sesi çıkaran bir flüt kullanmış olabilir? Bilim insanları birkaç olasılık üzerinde durmaktadırlar.

Birinci olasılık, flütlerin avlanmak için kullanıldığı yönündedir. Kuşlarla iletişim kurmak için kullanılmış olması da mümkün. Her halükarda, natufianların akustikteki ustalığı hayret ettirmeye devam ediyor.

Dünyanın en eski flütü 60 bin yıllıktır. Slovenya’daki Divje Babe Mağarası’nda bulunan flüt ayı kemiğinden yapılmıştır.

Paylaşın

İsrail, Batı Şeria’da Üç Filistinliyi Öldürdü

İsrail, Batı Şeria’da yer alan bir mülteci kampına düzenlediği baskında üç Filistinliyi öldürdü. İsrail ayrıca, baskında, tüfek, mühimmat ve patlayıcı aletler ele geçirdiğini duyurdu.

İsrail, ayrıca üç kişiyi de gözaltına aldığını duyurdu. Filistinli yetkililer, baskında yaralanan altı kişiden birinin durumunun ağır olduğunu açıkladı.

İsrail, Nablus’un doğusundaki Balata Mülteci Kampı’na gece saatlerinde baskın düzenledi. The Palestine Chronicle’da yer alan habere göre, İsrail’in buldozerler ve askeri araçlar eşliğinde düzenlediği baskın esnasında onlarca evin kapısı kırıldı.

Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre, kampta İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu Muhammed Bilal Zeytun (32), Fethi Ebu Rızk (30) ve Abdullah Ebu Hamdan (24) isimli 3 Filistinli hayatını kaybetti. Baskın sırasında biri ağır altı kişinin de yaralandığı bildirildi.

İsrail güçlerinin, Filistin Kızılayı’na ait ambulansların kampa girmesine engel olduğu da belirtildi.

İsrail Savunma Kuvvetleri, yaptığı açıklamada, İsrail güçlerinin Batı Şeria’nın farklı yerlerinde aranan 13 kişiyi gözaktına aldığını söyledi. Ayrıca “karşılıklı açılan ateşin ardından iki zanlıyı etkisiz hale getirdiğini” ileri sürdü.

ABD’den İsrail’e tepki

Öte yandan İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşim birimi Homeş’le ilgili kararına ABD’den tepki geldi.

Vatandaşlarının Homeş’te “kalıcı varlık” göstermesine izin veren İsrail’in bu kararından son derece rahatsız olduklarını belirten ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matt Miller, bu yerleşim biriminin İsrail yasalarına da aykırı şekilde özel Filistin topraklarına inşa edildiğini hatırlattı.

Miller, konuya ilişkin yazılı açıklamasında, söz konusu kararnamenin hem 2004’te Bush yönetimine hem de mevcut İsrail hükümetinin Biden yönetimine verdiği taahhütlere de ters düştüğünü belirterek “Batı Şeria’da İsrail yerleşim birimlerinin artırılması, iki devletli çözümün önünde engel oluşturmaktadır” ifadesini kullandı.

İsrail hükümeti geçen Mart ayında, Batı Şeria’da Homeş dâhil dört bölgedeki Yahudi yerleşimlerinin tahliyesini sağlayan 2005 Çekilme Yasası’nın ilgili maddelerini iptal etmişti. İsrail ordusunun geçen Perşembe günkü kararnamesinde de İsraillilerin tekrar Homeş’e girmesine izin verilirken bu bölgede yeniden Yahudi yerleşimleri inşa edilmesinin önü açıldı.

Mescid-i Aksa gerginliği

ABD Dışişleri Bakanlığı, Müslümanların Harem-i Şerif, Yahudilerin ise Tapınak Tepesi olarak adlandırdığı kutsal bölgeye dün İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir tarafından düzenlenen ziyareti eleştirdi.

Açıklamasında Ben-Gvir’in düzenlediği “provokatif ziyaret” ve “kışkırtıcı retorikten” de endişe duyduklarını belirten Miller, “Bu kutsal alan siyasi amaçlar için kullanılmamalı, tüm taraflara buranın kutsallığına saygı gösterme çağrısında bulunuyoruz” dedi. Açıklamada, ABD’nin “Kudüs’teki kutsal alanların tarihi statükosuna desteği” de teyit edildi.

Mescid-i Aksa’ya İsrail güvenlik güçleri eşliğinde giren Ben-Gvir, “Kudüs’ün ve tüm İsrail toprağının sahibi biziz” açıklamasında bulunmuştu.

İsrailli Bakan’ın ziyaretine Dışişleri Bakanlığı da tepki göstermişti.

Bakanlığın sosyal medya hesabından yayımlanan açıklamada, “İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı’nın 21 Mayıs tarihinde İsrail güvenlik güçlerinin refakatinde Harem-i Şerif’e düzenlediği uluslararası hukuku açıkça ihlal eden baskını şiddetle kınıyoruz. İsrail hükümet üyelerinin Harem-i Şerif’in tarihi statüsüne bu şekilde meydan okuması, kışkırtıcı ve faşizan eylemlerde bulunması hiçbir şekilde kabul edilemez” denilmişti.

Paylaşın

İslami Cihad’ın Askeri Lideri Ali Gali Öldürüldü

İslami Cihad, Roket Fırlatma Birimi komutanı Ali Gali’nin İsrail tarafından düzenlenen operasyonda hayatını kaybettiğini açıkladı. Filistin basını da üç İslami Cihad liderinin öldürüldüğünü duyurdu.

Gali’yi hedef alan operasyon öncesinde İsrail ordusu Filistinli militanların İsrail’e yüzlerde roket attığını açıkladı. Operasyonun ardından açıklama yapan İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, İsrail ordusunun “militan Filistinli örgütlerin liderliğini yok ettiğini” belirtti.

İsrail ordusu tarafından Perşembe günü yapılan açıklamada Gazze Şeridi’ne düzenlenen operasyonda Filistin İslami Cihad’ın silahlı kanadı Kudüs Tugayları’nın Roket Fırlatma Birimi komutanı Ebu Hasan Ali Gali’nin de aralarında olduğu üç askeri liderin hedef alındığı belirtildi.

İsrail ordusunun sosyal medya hesabından yapılan açıklamada “Gali İslami Cihad’da merkezi bir konumda olmasının yanı sıra İsrail’e yönelik son roket saldırılarından sorumluydu” denildi.

İsrail tarafından terör örgütü olarak sınıflandırılan İslami Cihad tarafından yapılan açıklamada Roket Fırlatma Birimi komutanı Ali Gali’nin yaşamını yitirdiği teyit edilirken, “Filistin direnişinin” bombardımana devam edeceği belirtildi.

Filistin basını da üç İslami Cihad liderinin öldürüldüğünü duyurdu. İsrail’de yayımlanan Haaretz gazetesi de, Gali’nin Perşembe sabahı erken saatlerde Gazze’de bir konuta düzenlenen hava saldırısında öldürüldüğünü haber verdi.

Gali’yi hedef alan operasyon öncesinde İsrail ordusu Filistinli militanların İsrail’e yüzlerde roket attığını açıkladı. Tel Aviv’de de Ağustos ayından bu yana ilk kez sirenlerin çaldığı bildirildi.

İsrail tarafından sert açıklamalar

Operasyonun ardından açıklama yapan İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, İsrail ordusunun “militan Filistinli örgütlerin liderliğini yok ettiğini” belirtti.

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu yaptığı açıklamada İsrail “İslami Cihad’a tarihindeki en ağır darbeyi indirdi” dedi.

9 Mayıs’ta da İsrail hava kuvvetlerinin Gazze Şeridi’ne düzenlediği hava saldırılarında İslami Cihad örgütünün lider kadrosundan üç kişi öldürülmüştü. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı, son saldırılarda yedi kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Salı günü ise 15 kişinin hayatını kaybettiği açıklanmıştı.

AFP haber ajansının İsrailli yetkililere dayandırdığı haberine göre Mısır iki taraf arasında “ateşkes” sağlamaya çalışıyor. İslami Cihad ve Filistinli radikal İslamcı örgüt Hamas’a yakın kaynaklar Mısır’ın çabalarını doğruladı ancak ayrıntı vermedi.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan İsrailli mevkidaşı Tsachi Hanegbi ile görüştüğünü açıkladı. Sullivan ABD’nin “İsrail’in güvenliğine olan sarsılmaz desteğini” bir kez daha teyit ettiğini belirtti.

Paylaşın

İsrail’den Gazze Şeridi’ne Hava Saldırıları: 12 Ölü

İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği hava saldırılarında, aralarında Filistin İslami Cihad örgütünün lider kadrolarından üç kişinin de olduğu 12 kişi hayatını kaybetti. ABD, Avrupa Birliği ve İsrail Hamas ve İslami Cihad’ı terör örgütü olarak kabul ediyor.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı hayatını kaybedenler arasında 4 çocuğun da olduğunu ve 20 kişinin de yaralandığını duyurdu. Filistinlilerin sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımlarda bölgede tanınan bir diş hekiminin de eşiyle birlikte evinde hayatını kaybettiği belirtildi.

İsrail ordusu, iç istihbarat servisi Şin Bet ile ortak düzenlenen operasyonun İslami Cihad’ın silahlı kanadı Kudüs Tugayları’nın üst düzey üç yöneticisini hedef aldığını açıkladı. Operasyona 40 savaş jetinin katıldığı, örgüte ait roket ve tünellerde kullanılan beton üretim atölyelerinin ve askeri mevkilerin de bulunduğu 10 hedefin vurulduğu belirtildi.

Kudüs Tugayları yöneticileri hayatını kaybetti

İslami Cihad lider kadrosundan üç kişinin hayatını kaybettiğini doğruladı. Kudüs Tugayları Askeri Meclisi Sekreteri Cihad Gannam, Kudüs Tugayları Askeri Meclisi Üyesi ve Gazze Şeridi Kuzey Komutanı Halil el Behtini ve örgütün Batı Şeria’daki askeri faaliyetlerinin askeri lideri Tarık İzzeddin’in hayatını kaybettiği açıklandı.

Fransız haber ajansı AFP hava saldırısının yerel saat ile gece saat 02.00’de başladığını ve iki saat sürdüğünü geçti. Operasyon sonrasında bir binanın tepesinden alevlerin ve dumanların yükseldiği görüldü.

Filistinli örgütlerden misilleme mesajları

İslami Cihad İsrail’in “tüm arabuluculuk girişimlerini görmezden geldiğini” açıklayarak ölen komutanların “intikamının alınacağını” duyurdu. “Bombardımana bombardımanla, saldırıya saldırıyla karşılık verilecek” diyen İslami Cihad Sözcüsü Tarık Selimi “Bu suç cezasız kalmayacak” ifadelerini kullandı.

Hamas sözcüsü Hazım Kasım da AFP’ye yaptığı açıklamada “işgalcilerin birlikleri gerginliği tırmandırmanın sorumluluğunu taşımaktadır” diye konuştu. Hamas lideri İsmail Haniye adına yapılan açıklamada da “Düşman suçlarının bedelini ödeyecek” denildi. Açıklamada “Liderlerin suikastı işgale güvenlik kazandırmayacak, direnişi büyütecek” ifadelerine yer verildi.

İran ile yakın ilişkileri olan İslami Cihad, Gazze Şeridi’nde Hamas’tan sonra en güçlü Filistinli örgüt ve bu bölge üzerinden İsrail’e roket saldırılarında bulunuyor. Örgütün üst düzey yöneticilerinden 45 yaşındaki Kadir Adnan geçen hafta 87 gün süren açlık grevinin ardından tutuklu olduğu İsrail’e ait bir cezaevinde hayatını kaybetmişti. Bu durum bölgede gerginliği artırmış, İsrail ile Filistinli örgütler arasında sınır çatışmaları yaşanmıştı. Bir Filistinlinin hayatını kaybettiği çatışmalar sonrasında Mısır’ın arabuluculuğuyla taraflar arasında ateşkes ilan edilmişti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Uluslararası Af Örgütü, İsrail’in Filistinlilere ‘Apartheid’ Uyguladığını Bildirdi

Türkçede ayrılık anlamına gelen Apartheid, düşüncesine göre beyaz ırkın diğer ırklardan daha üstün olduğu savunusudur. Uluslararası Af Örgütü, İsrail polisinin yüz tanıma sistemleriyle Filistinlilere karşı “otomatikleştirilmiş apartheid” uyguladığını bildirdi.

Birleşik Krallık merkezli Uluslararası Af Örgütü, yayımladığı raporda, İsrail polisinin Filistinlileri takip etmek için Red Wolf (Kızıl Kurt) adı verilen bir yüz tanıma sistemi kullandığı belirtildi.

Raporda, işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te deneme aşamasında olan sistemin, “Filistinlilerin yüzlerini taramak ve onları onayları olmadan halihazırdaki geniş gözetim veri tabanına eklemek” amacıyla kullanıldığı ifade edildi.

Kapalı devre televizyon sistemi (CCTV) ağına bağlı yazılımın, “hareketlerini takip etmek için Filistinlilerin biyometrik verilerini yasadışı şekilde topladığı” da bildirildi.

Örgütün genel sekreteri Agnes Callamard, sistemin günden güne genişleyen gözetim ağının bir parçası olduğuna dikkat çekerek, “İsrailli yetkililerin, Filistinlilere karşı mekansal ayrıştırmayı iyice artırmayı ve apartheid’i otomatikleştirmeyi hedeflediğini” söyledi.

Raporda, Kızıl Kurt yazılımının İsrail ordusunun halihazırda kullandığı Wolf Pack (Kurt Sürüsü) ve Blue Wolf (Mavi Kurt) sistemleriyle bağlı çalıştığı da ifade edildi.

Kurt Sürüsü, işgal altındaki bölgelerde yaşayan Filistinlilerin ailelerine ve sicil kayıtlarına dair bilgilerin tutulduğu geniş bir veritabanı. Mavi Kurt ise İsrailli güvenlik güçlerinin söz konusu veritabanındaki bilgilere akıllı telefonlar ve tabletler üzerinden hızlıca ulaşabilmesini sağlayan bir yazılım.

Örgütün görüştüğü ve kimliği paylaşılmayan İsrailli bir komutan, bazı askeri birimlerin, Kızıl Kurt sisteminin tamamen otomatik şekilde yüzleri tanıyabilmesini sağlamak için algoritmayı güçlendirmekle görevlendirildiğini savundu.

Kimliği açıklanmayan bir Filistinli gazeteciyse örgüte şunları söyledi: Protestocular anında gözaltına alınmasalar bile yüzlerinin kameralarla tespit edileceğini ve sonradan yakalanacaklarını artık biliyorlar.

Raporda, Doğu Kudüs’te yer alan Şeyh Cerrah Mahallesi’ndeki Filistinli ailelerin zorla evlerinden çıkarılmasıyla 2021’de patlak veren protestoların ardından, bölgedeki CCTV kamera sayısının artırıldığına da dikkat çekildi.

Bu kameraların, 2017’den beri Doğu Kudüs’te kullanılan ve yüz tanıma becerilerini artırmak için yerleştirildiği öne sürülen Mabat 2000 sistemine bağlı olduğu belirtildi.

Çalışmada, CCTV kameraların Çin merkezli Hikvision şirketiyle Hollanda merkezli TKH Security firması tarafından tedarik edildiği de savunuldu. TKH, İsrail güvenlik güçlerine satış yapmadığını savunurken Hikvision, örgütün yorum talebini reddetti. Bu kameralarda Kızıl Kurt sisteminin kullanılıp kullanılmadıysa tespit edilemedi.

ABD’nin önde gelen gazetelerinden New York Times’ın yorum talebine yanıt veren İsrail Savunma Kuvvetleri, kamera sistemlerinin “gerekli güvenlik ve istihbarat operasyonları için kullanıldığını, Filistinlilerin de bu faaliyetlerden en az zararı görmesi için önemli çaba sarf edildiğini” savundu.

Öte yandan yüz tanıma sistemi iddialarına dairse “Operasyonlara ve istihbarat çalışmalarına ait sistemlerin detaylarından söz edemeyiz” dendi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Dikkat Çeken Analiz: Kılıçdaroğlu’nun Alevi Açıklaması Erdoğan’ın Silahını Elinden Aldı

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine günler kala, dünya basını da seçimlere ve muhtemel sonuçlarına ilişkin değerlendirmeler yayınlamaya devam ediyor.

Son olarak, İsrail’in önde gelen gazetelerinden Haaretz, dikkat çeken bir analize yer verdi.

Haaretz’de yayınlanan, “Yeni rakibi Erdoğan’ı dindar milliyetçi stratejisini yeniden tanımlamaya zorluyor” başlıklı yazıda, Kılıçdaroğlu’nun “Alevi” açıklaması değerlendirildi.

CHP liderinin, Twitter hesabından paylaştığı videonun 75 milyondan fazla kez izlendiğine dikkat çekilen yazıda, Kılıçdaroğlu’nun dini kimliği daha önce bilinse de açıklamanın sosyal ve siyasi bir coşku yarattığı belirtildi.

Yazıda, “Muhalefet liderinin açıklamasının 14 Mayıs seçimlerini nasıl etkileyeceğini söylemek zor. Ama Kılıçdaroğlu şimdiden net bir zafer elde etti: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kullandığı ‘Alevi Kılıçdaroğlu gerçek Müslüman değil’ silahını elinden aldı” değerlendirmesi yapıldı.

Haaretz’in analizinde Türkiye’deki Alevilerin herhangi bir yasal statüsü bulunmadığına ve bu nedenle sayılarının net olarak bilinmediğine dikkat çekildi.

Yazıda ayrıca 1978’de Kahramanmaraş’ta Alevilere karşı tertiplenen ve 107 yurttaşın katledildiği olaylarla, 1992’de Madımak Katliamı sırasında yaşananlara da değinildi.

Türkiye’de uzun yıllar boyunca Alevilerin dini kimliklerini açık şekilde yaşamaktan geri durdukları belirtilen analizde, “Kılıçdaroğlu’nun açıklaması ve ona gelen halk desteği, Türkiye’de kimlik siyasetine yeni bir soluk getirdi. Açıklama, güç ve statü sahibi bir topluluk olarak Alevileri iktidar yarışına dahil etti” ifadeleri kullanıldı.

Yazıda, “Erdoğan’ın ülkeyi yönettiği 20 yıl boyunca Kürtler, etnik kimliklerini siyasi amaçlarla kullanan tek etnik gruptu. Şimdi etnik değil dini bir kimlik olan Alevi kimliği de siyasi yarışa katıldı. Bu, Erdoğan’ı Sünni dindar milliyetçilik politikasını yeni düzenlemeye ya da yumuşatmaya zorlayabilir” dendi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

WSJ: İran, İsrail’e Saldırmak İçin İslami Cihad, Hizbullah, Hamas’la Görüşüyor

İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Kudüs Gücü’nün komutanı İsmail Kaani’nin geçen hafta gizlice Lübnan’a giderek Hamas, Hizbullah ve Filistin İslami Cihad Hareketi liderleriyle görüştüğü  iddia edildi.

Kaani’nin Hizbullah, Hamas ve diğerlerini bir araya getirerek yaptığı son çalışmalar, İsrail için büyüyen bir tehdide işaret ediyor.

ABD’nin önde gelen gazetelerinden Wall Street Journal (WSJ), İran’ın İsrail’e saldırı düzenlemek için Hamas, Hizbullah ve Filistin İslami Cihad Hareketi’yle görüştüğünü öne sürdü.

WSJ’ye konuşan ve kimlikleri açıklanmayan kaynaklar, İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Kudüs Gücü’nün komutanı İsmail Kaani’nin geçen hafta gizlice Lübnan’a giderek Hamas, Hizbullah ve PIJ liderleriyle görüştüğünü iddia etti.

Görüşmenin Lübnan’ın başkenti Beyrut’taki İran Büyükelçiliği’nde gerçekleştirildiği savunuldu.

Haberde, taraflar arasındaki görüşmenin, Lübnan’ın güneyinden İsrail’e düzenlenen füze saldırılarıyla aynı döneme denk geldiğine de dikkat çekildi.

WSJ’ye konuşan kaynaklar, Kaani’nin Hamas’ın lideri İsmail Haniye ve yardımcısı Salih Aruri’nin yanı sıra Hizbullah’ın genel sekreteri Hasan Nasrallah’la görüşüp, bu saldırıyla ilgili planlara son halini verdiğini iddia etti.

Geçen hafta İsrail’e Gazze ve Suriye’den de roket saldırıları düzenlenmişti. Tel Aviv yönetimiyse misilleme saldırıları yapmış ve hava savunma sistemlerinin güçlendirileceğini bildirmişti.

Öte yandan Tahran yönetimi, Hamas ya da Hizbullah saldırıların sorumluluğunu üstlenmemişti.

Kaani’nin Ortadoğu’daki militanları kendi yanına çekerek İsrail’e karşı tehdit oluşturduğunun savunulduğu haberde, şu değerlendirmelere yer verildi:

Kaani’nin Hizbullah, Hamas ve diğerlerini bir araya getirerek yaptığı son çalışmalar, İsrail için büyüyen bir tehdide işaret ediyor. Ayrıca Çin ve Rusya gibi diğer güçlerin Ortadoğu’da daha büyük roller kazanmaya çalıştığı bir dönemde ABD için de sorun yaratıyor.

WSJ, Tahran’ın asıl amacının bölgedeki diğer ülkelerin İsrail’le diplomatik bağlar kurmasını engellemek olduğunu savundu.

Çin arabuluculuğuyla Suudi Arabistan ve İran arasındaki diplomatik ilişkilerin 7 yıl sonra tekrar başlamasının, Riyad yönetimiyle arasını düzeltmek isteyen İsrail lideri Binyamin Netanyahu’nun dış politika stratejisine büyük darbe indirdiğine de dikkat çekildi.

WSJ’nin görüş aldığı eski İsrail Ulusal Güvenlik Danışmanı Yaakov Amidror, Tahran yönetiminin İsrail’deki iç karışıklıktan faydalanmak istediğini de savundu. Netanyahu hükümetinin tartışmalı yargı reformu nedeniyle ülkede aylardır büyük protestolar yaşanıyor.

65 yaşındaki Kaani, General Kasım Süleymani’nin ABD’nin Irak’ın başkenti Bağdat’ta 2020’de düzenlediği saldırıda öldürülmesinin ardından görevi devralmıştı.

Süleymani’ye düzenlenen suikastta İsrail istihbaratının da önemli rol oynadığı öne sürülmüştü.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

İsrail, Gazze’de Hamas’a Ait Hedefleri Vurdu

Lübnan topraklarından İsrail’i hedef alan son roket saldırılarından Hamas’ı sorumlu tutan İsrail, Gazze’de Hamas’a ait olduğu belirtilen dört hedefi vurdu. İsrailli yetkililer Hamas’a ait silah imalat yerleri olduğu belirtilen yerlerin hedef alındığını açıkladı.

İsrail’in Gazze’yi vurması öncesinde Kudüs’te Mescid-i Aksa’da İsrail polisinin baskınıyla gerginlik yaşanmış; Gazze Şeridi ve Lübnan topraklarından İsrail’e roket saldırıları düzenlenmişti.

Lübnan topraklarından İsrail’i hedef alan son roket saldırıları, İsrail ve silahlı Lübnan Hizbullah’ı arasında 2006’da yaşanan savaştan bu yana ki en büyük saldırı.

Roket saldırılarından Hamas’ı sorumlu tutan İsrail ordusu, Lübnan’dan ateşlenen 34 adet roketin 25’inin hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiğini kaydetti.

Lübnan kaynaklı roket saldırılarında İsrail’in kuzeyinde sınıra yakın bölgede en az iki kişi yaralandı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu Perşembe günü akşam saatlerinde, İsrail güvenlik güçlerinin bu hafta Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya iki kez baskın düzenlemesine karşılık olarak atılan roketlere güçlü bir yanıt sözü vermişti.

İsrail ordu sözcüsü Yarbay Richard Hecht, saldırının arkasında Hamas’ın olduğuna inandıklarını ve militan grup İslami Cihad’ın da işin içinde olmasının mümkün olduğunu söyledi.

Hecht, 2006’da İsrail’le bir ay süren savaşı yürüten Lübnanlı militan grup Hizbullah’ın saldırıdan haberdar olduğunu düşündüklerini ve İran’ın parmağı olduğundan şüphelendiklerini de sözlerine ekledi

Hamas roket saldırıların, grubun lideri İsmail Haniye’nin Beyrut’a yaptığı ziyaret sırasında meydana geldiğini doğruladı.

Ancak bir Hamas yetkilisi ziyaretin önceden planlandığını ve son gelişmelerle hiçbir ilgisi olmadığını söyledi. Füzeleri kimin fırlattığına dair herhangi bir bilgisi olmadığını da kaydetti.

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Lübnan topraklarından İsrail’e yönelik roket saldırısı ve Gazze’den daha önce yapılan saldırılar kınandı; İsrail polisinin baskını sırasında Mescid-i Aksa’da yaşananlarla ilgili endişeler de ifade edildi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Vedant Patel, İsrail’in meşru güvenlik kaygıları olduğunu ve kendini savunma hakkı olduğunu kaydetti; ancak aynı zamanda Kudüs’te de itidal çağrısında bulundu.

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcü yardımcısı, “Kudüs’te kutsal yerlerin tarihi statükosunun korunmasının önemini vurguluyoruz. Statükoyu tehlikeye atacak tek taraflı eylemler bizim için kabul edilemez” dedi.

Ne olmuştu?

İsrail polisinin, Mescid-i Aksa’ya iki gece üst üste müdahale etmesi işgal altındaki Doğu Kudüs’te gerilimi tırmandırmış, olayların çıkmasına yol açmıştı.

İsrail ordusu, Lübnan’dan ülkenin kuzey bölgelerine bir dizi roket atıldığını ve ülkenin kuzey bölgelerinde uyarı sirenlerinin devreye girdiğini duyurmuştu.

İsrail Dışişleri Bakanlığı, saldırıda 34 roket fırlatıldığını bildirmişti. İsrail ordusu, akşam saatlerinde de Lübnan’dan İsrail’in kuzeyine üç havan mermisi atıldığını açıklamıştı.

Acil yardım servisi Kızıl Davut Yıldızı da saldırılarda şarapnel isabet eden bir İsraillinin hafif, bir kişinin de sığınağa kaçarken yaralandığını paylaşmıştı.

İsrail Ordusu, roket saldırılarının, Hamas’ın Lübnan’da konuşlu unsurları tarafından düzenlendiğini duyurmuş ve Hamas’ı sorumlu tutmuştu.

İsrail Ordusu, topraklarından İsrail’e roket atılmasında Lübnan hükümetinin de sorumluluğu bulunduğunu belirtmişti.

Paylaşın

Mescid-i Aksa Krizi: İsrail Polisinden İkinci Baskın

İsrail polisi, Doğu Kudüs’te yer alan Mescid-i Aksa’ya gece yeniden baskın düzenledi. Baskında, altı kişinin yaralandığını duyuruldu. İsrail polisinin bir gün önce, yine teravih namazı sırasında yaptığı şiddetli müdahalede 37 kişi yaralanmıştı.

İşgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’da dün gece İsrailli güvenlik güçleri ile Filistinliler arasında yine çatışmalar yaşandı.

İsrail emniyet sözcüsü, ikinci baskında, taş ve havai fişek taşıyan onlarca Filistinli gencin içeride barikat kurmasını engellemek için güvenlik güçlerinin müdahale ettiğini söyledi.

Bölgede görev yapan bir Reuters haber ajansı muhabiri ise, İsrail polisinin bazı kişileri Mescid-i Aksa’dan zorla çıkarmaya çalıştığını ve bunu yaparken ses bombası ve plastik mermi kullandığını belirtti.

Mescid-i Aksa’nın Ürdün’de bulunan idare merkezinden yapılan açıklamada da, İsrailli güvenlik güçlerinin teravih namazı bitmeden camiye girdiği ifade edildi.

Filistin Kızılayı, olaylarda altı kişinin yaralandığını duyurdu. İsrail polisinin bir gün önce, yine teravih namazı sırasında Mescid-i Aksa’ya şiddetli müdahalesinde, Filistin Kızılayı verilerine göre 37 kişi yaralanmıştı.

Üç dinin kutsal günleri

Antik çağlarda Yahudilerin en önemli tapınağının yer aldığı ve günümüzde, içinde Mescid-i Aksa’nın da bulunduğu Tapınak Tepesi her iki dinin mensupları tarafından kutsal bir alan olarak görülüyor.

Bu yıl Ramazan ayı ile Yahudilerin Hamursuz Bayramı ve Hristiyanların Paskalya Bayramı’nın aynı günlere gelmesi nedeniyle bölgede oluşan insan kalabalığının, güvenlik güçlerinin işini zorlaştırdığı belirtiliyor.

İsrail’de, Başbakan Benyamin Netanyahu liderliğinde, radikal ve aşırı sağcı partilerin de katılımıyla kurulan koalisyon hükümetinin iktidara gelişinden bu yana, İsrail güvenlik güçlerinin Batı Şeria bölgesine yönelik operasyonları artmış durumda.

Söz konusu operasyonlarda, geçtiğimiz aylarda 250’den fazla Filistinli hayatını kaybetti, binlerce Filistinli de tutuklandı. Filistinlilerin saldırılarında ise 40’dan fazla İsrailli ile üç Ukrayna vatandaşı yaşamını yitirdi.

İlk baskında ne oldu?

İsrail polisi ilk baskında gözaltına alınanları, “taşlar, sopalar ve hava fişekler taşıyan kışkırtıcılar” olarak nitelendirmişti.

Filistinliler ise polisin, ses bombası ve plastik mermiler kullandığını ve 14 kişinin yaralandığını söylüyor.

İsrail polisinin açıklamasında “ellerinde havai fişek, taş ve sopalar bulunan maskeli kışkırtıcıların kendilerini içeri kilitlemeleri üzerine güvenlik güçlerinin camiye girmek zorunda kaldığı” öne sürüldü.

Açıklamada polislerin taşlandığı ve caminin içinden hava fişek atıldığı belirtilerek bir polis memurunun bacağından yaralandığı kaydedildi.

İlk baskında caminin içinden çekilen görüntülerde polise havai fişekler atıldığı görülüyor. Başka bir videoda ise İsrail polisi Filistinlileri copluyor ve sandalyelerle dövüyor.

Caminin dışında Reuters’a konuşan yaşlı bir kadın gözyaşları içinde, “Bir sandalyede oturmuş Kur’an okuyordum. Ses bombası attılar, biri göğsüme isabet etti” dedi.

Filistin Kızılayı’ndan yapılan açıklamada ise İsrail güçlerinin sağlık görevlilerinin Mescid-i Aksa’ya ulaşmasını engellediği belirtildi.

Paylaşın