İstanbul’da Evlenmek Hayal Oldu!

İstanbul’da düğün, beyaz eşya, mobilya ve kiralık ev gibi temel kalemleri kapsayan toplam evlilik maliyeti geçen yıla göre yüzde 44,2 artarak 850.095 lira oldu.

Haber Merkezi / İstanbul Planlama Ajansı, 2025 yılı için İstanbul’da evlenmenin ortalama maliyetini açıkladı.

Buna göre, İstanbul’da yeni bir ev kurmanın ve salonda düğün yapmanın toplam maliyeti 2024 yılına göre yüzde 44,2 artarak 850 bin 95 TL oldu. Kır düğünü ile evlenmenin maliyeti ise yıllık yüzde 30,2 artarak 981 bin 895 TL oldu.

2024 yılında düğün için salon kiralama fiyatı ortalama 70 bin TL olarak hesaplanırken 2025 yılında bu fiyat yüzde 88,3 artarak ortalama 131 bin 800 TL olarak hesaplandı. Kır düğünü alanı kiralamanın maliyeti ise geçen seneye göre yüzde 12,2 artış göstererek 263 bin 600 TL oldu.

Evlilik döneminin önemli masraf kalemlerinden beyaz eşya harcamaları, bir yılda tam yüzde 36,1 arttı. Masraflar 142 bin 870 TL’ye ulaştı. Mobilya masrafları da yüzde 25,7 artarak 185 bin 905 TL oldu.

Evlenirken İstanbul’da kiralık ev tutma maliyeti kira, depozito ve emlak komisyon ücreti dahil olmak üzere 2024 yılında 96 bin 424 TL iken 2025 yılında yüzde 40,7 artış göstererek 135 bin 628 TL olarak hesaplandı.

Paylaşın

Geniş Paça Pantolonlar: Neden Hala Olmazsa Olmaz Bir Parça?

Son zamanlarda bir mağazaya girdiyseniz, bir şeyi fark etmişsinizdir: Geniş paça pantolonlar. Bu rahat ve cesur pantolonlar modern gardıropların temel taşı olmaya devam ediyor.

Haber Merkezi / Geniş paça pantolonlar, hem rahat hem şık olmaları, her tarza ve vücut tipine uyum sağlamaları ve modanın döngüsel trendlerine direnç göstermeleriyle “olmazsa olmaz” statüsünü koruyor. Gardırobunda çok yönlü bir parça arayanlar için ideal bir seçim.

İşte geniş paça pantolonların neden hala vazgeçilmez olduklarına dair bazı ipuçları:

Çok Yönlülük: Geniş paça pantolonlar, casual bir tişörtle günlük şıklık yaratırken, blazer veya topuklu ayakkabılarla ofis ya da özel etkinlikler için sofistike bir görünüm sunar. Farklı kombinlerle her tarza uyum sağlar.

Rahatlık: Bol kesimleri sayesinde hareket özgürlüğü sunar ve gün boyu konfor sağlar. Dar pantolonlara kıyasla daha az kısıtlayıcıdır.

Vücut Tipine Uygunluk: Geniş paça pantolonlar, farklı vücut tiplerine uyum sağlayarak bacakları dengeleyici bir siluet yaratır. Özellikle yüksek bel modeller, beli vurgulayarak daha ince bir görünüm sunabilir.

Zamansız Estetik: 70’lerin bohem ruhundan 90’ların minimalizmine, geniş paça pantolonlar farklı dönemlerde yeniden yorumlanarak modanın döngüsel doğasına uyum sağlıyor. Retro ve modern tarzları birleştiriyor.

Trend Döngüsü: Son yıllarda moda dünyasında geniş paça pantolonlar, skinny jeanlere karşı bir tepki olarak yeniden popülerleşti. Sosyal medyada bu trendin devamını destekliyor.

Mevsimsel Esneklik: Hafif kumaşlarla yazın, yün veya kadife gibi kalın kumaşlarla kışın giyilebilir, bu da onları yıl boyu gardıropların temel parçası haline getiriyor.

Paylaşın

Mozzarellalı Izgara Patlıcan, Malzemeleri, Hazırlanışı

Mozzarellalı ızgara patlıcan, herkesin mutlaka tatması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Haber Merkezi / Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi sevdikleriniz için yapın!  Tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

2 adet orta boy patlıcan
150-200 gr mozzarella peyniri (dilimlenmiş veya rendelenmiş)
2 yemek kaşığı zeytinyağı
1-2 diş sarımsak (isteğe bağlı, ezilmiş)
1 çay kaşığı tuz
1/2 çay kaşığı karabiber
1 çay kaşığı kekik veya fesleğen (kurutulmuş veya taze)
1/2 su bardağı domates sosu (veya 2-3 adet rendelenmiş domates)
Taze fesleğen yaprakları (süslemek için, isteğe bağlı)

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım… Patlıcanları yıkayın ve 1 cm kalınlığında yuvarlak dilimler halinde kesin, dilimleri tuzlu suda 15-20 dakika bekletin (bu, acılığını alır), ardından suyunu süzüp kağıt havluyla kurulayın.

Patlıcanları Izgara Yapın:Patlıcan dilimlerini zeytinyağı, tuz, karabiber ve ezilmiş sarımsak (kullanıyorsanız) ile karıştırın, ızgara tavasını veya fırın ızgarasını orta-yüksek ateşte ısıtın. Patlıcan dilimlerini her iki tarafı altın sarısı olana kadar 3-4 dakika ızgara yapın. (Fırında yapıyorsanız, 200°C’de 10-12 dakika pişirin.)

Izgara patlıcanları fırın tepsisine dizin, her bir dilimin üzerine bir tatlı kaşığı domates sosu sürün, üzerine mozzarella peyniri dilimlerini veya rendelenmiş mozzarella serpin, kekik veya fesleğen ile tatlandırın. Önceden ısıtılmış 180°C fırında, mozzarella eriyip hafif kızarana kadar yaklaşık 8-10 dakika pişirin.

Fırından çıkan patlıcanları taze fesleğen yapraklarıyla süsleyin, sıcak olarak servis yapın. Yanında taze ekmek veya yeşil salata ile harika gider.

Püf Noktalar:

Patlıcanları çok kalın dilimlememeye özen gösterin, böylece daha hızlı pişer ve sosla uyumlu olur.
Domates sosu yerine taze cherry domates dilimleri de kullanabilirsiniz.
Daha yoğun bir lezzet için parmesan peyniri ekleyebilirsiniz.

Paylaşın

Yavaş Pişiricide Sloppy Joes, Malzemeleri, Hazırlanışı

Yavaş pişiricide Sloppy Joes, hem yapımı kolay hem de lezzetli bir yemek seçeneğidir. Baharatlı, tatlı ve ekşi sosuyla kıyma, hamburger ekmeğiyle birleştiğinde doyurucu bir sandviç sunar.

Haber Merkezi / Kalabalık sofralar, aile yemekleri veya hızlı bir akşam yemeği için ideal olan bu tarif, kişisel zevklere göre kolayca özelleştirilebilir. Afiyet olsun!

Malzemeleri;

1 kg (orta yağlı dana kıyma veya hindi kıyma)
1 büyük soğan (ince doğranmış)
1 yeşil biber (küp doğranmış, isteğe bağlı)
2-3 diş sarımsak (ezilmiş)

1 su bardağı ketçap
1/4 su bardağı domates salçası
2 yemek kaşığı esmer şeker (veya bal, tatlılık için)
2 yemek kaşığı elma sirkesi (veya üzüm sirkesi)
1 yemek kaşığı Worcestershire sosu (isteğe bağlı, umami lezzeti katar)
1 yemek kaşığı hardal (tercihen Dijon veya sarı hardal)
1/2 su bardağı su veya tavuk suyu

1 tatlı kaşığı kırmızı toz biber (tatlı veya füme)
1 çay kaşığı pul biber (isteğe bağlı, acılık için)
1 çay kaşığı sarımsak tozu
1 çay kaşığı soğan tozu
1/2 çay kaşığı karabiber
1 tatlı kaşığı tuz (damak zevkine göre ayarlanabilir)

6-8 hamburger ekmeği (veya sandviç ekmeği)
Dilimlenmiş turşu (isteğe bağlı)
Rendelenmiş kaşar peyniri veya cheddar (isteğe bağlı)
Coleslaw (lahana salatası) veya marul (servis için, isteğe bağlı)

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım… Kıymayı bir tavada orta-yüksek ateşte kavurun, tahta bir kaşıkla ezerek tane tane hale getirin, yağını süzün (eğer hindi kıyma kullanıyorsanız, yağsız olduğu için süzmeye gerek olmayabilir).

Not: Kıymayı doğrudan yavaş pişiricide pişirmek de mümkün, ancak önceden kavurmak sosun lezzetini artırır ve fazla yağı azaltır.

Yavaş pişiricinin tabanına kavrulmuş kıymayı yerleştirin, üzerine doğranmış soğan, yeşil biber ve sarımsağı ekleyin.

Bir kâsede ketçap, domates salçası, esmer şeker, elma sirkesi, Worcestershire sosu, hardal, su (veya tavuk suyu), kırmızı toz biber, pul biber, sarımsak tozu, soğan tozu, tuz ve karabiberi karıştırın, bu sos karışımını kıyma ve sebzelerin üzerine dökün, karıştırmak için hafifçe spatula ile harmanlayın.

Yavaş pişiriciyi düşük ayarda (low) 6-8 saat veya yüksek ayarda (high) 3-4 saat pişirin, pişirme sırasında ara sıra karıştırabilirsiniz, ancak bu zorunlu değildir, sos koyulaşmalı ve kıyma sosu iyice çekmelidir, pişme sonunda sosun kıvamını kontrol edin, çok sıvıysa, kapağı hafif aralayarak son 30 dakikada fazla suyu buharlaştırmasını sağlayabilirsiniz.

Hamburger ekmeklerini hafifçe tostlayın (bu, ekmeğin sosu emip dağılmasını önler), her ekmeğin altına bir kaşık dolusu Sloppy Joe karışımı koyun, üzerine isteğe bağlı olarak turşu dilimleri, rendelenmiş peynir veya coleslaw ekleyin.

Ekmeğin üst kısmını kapatıp sıcak servis yapın, yanında patates kızartması, soğan halkaları veya basit bir yeşil salata ile sunabilirsiniz.

Püf Noktaları:

Kıyma Seçimi: Dana kıyma yerine hindi kıyma kullanarak daha hafif bir versiyon yapabilirsiniz. Hindi kıyma daha az yağlıdır, bu yüzden sos miktarını biraz artırabilirsiniz.

Sosun Dengesi: Tatlılık, ekşilik ve baharat arasında denge sağlamak için esmer şeker ve sirke miktarını damak zevkinize göre ayarlayabilirsiniz.

Lezzet Artışı: Biraz füme paprika veya chipotle biberi ekleyerek dumanlı bir tat katabilirsiniz. Ayrıca, birkaç damla acı sos (örneğin Tabasco) acılığı artırabilir.

Ekmek Seçimi: Klasik hamburger ekmeği yerine brioche ekmek veya tam buğday ekmeği kullanabilirsiniz. Ekmekleri hafif tereyağla kızartmak lezzeti artırır.

Vejetaryen Alternatif: Kıyma yerine mercimek, soya kıyması veya rendelenmiş mantar kullanarak vejetaryen bir Sloppy Joe yapabilirsiniz.

Besin Değeri (Yaklaşık, 1 porsiyon, ekmeksiz):

Kalori: 250-300 kcal (kıyma ve sos miktarına bağlı)
Protein: 20-25 g
Yağ: 10-15 g
Karbonhidrat: 15-20 g (sosun şeker içeriğine bağlı)

Paylaşın

Yavaş Pişiricide Baharatlı Hindi Göğsü, Malzemeleri, Hazırlanışı

Yavaş pişiricide baharatlı hindi göğsü, protein açısından zengin, lezzetli bir yemek seçeneğidir. Yavaş pişiricide hazırlanması, etin sulu ve yumuşak kalmasını sağlar, aynı zamanda baharatlar yemeğe yoğun bir tat katar.

Haber Merkezi / Bu tarif, özellikle acılı ve aromatik tatları sevenler için uygundur. Tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

1 kg (kemiksiz, derisiz veya deri ile, tercihe bağlı)
1 tatlı kaşığı kırmızı toz biber (tatlı veya acı, damak zevkine göre)
1 çay kaşığı pul biber (daha fazla acılık için artırılabilir)
1 tatlı kaşığı kekik
1 çay kaşığı kimyon
1 çay kaşığı sarımsak tozu
1 çay kaşığı soğan tozu
1 çay kaşığı kuru nane (isteğe bağlı)

1/2 çay kaşığı karabiber
1/2 çay kaşığı tuz (damak zevkine göre ayarlanabilir)
2 yemek kaşığı zeytinyağı
1 yemek kaşığı bal veya esmer şeker (baharatların acısını dengelemek için)
2 yemek kaşığı soya sosu (isteğe bağlı, tuzlu lezzet için)

3-4 diş sarımsak (ezilmiş veya bütün)
1 orta boy soğan (dilimlenmiş)
1/2 su bardağı tavuk suyu veya su
1 yemek kaşığı limon suyu veya elma sirkesi (asidik bir dokunuş için)
1 yemek kaşığı tereyağı (servis için, isteğe bağlı)

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım… Bir kasede kırmızı toz biber, pul biber, kekik, kimyon, sarımsak tozu, soğan tozu, nane, karabiber ve tuzu karıştırın, zytinyağı, bal (veya esmer şeker), soya sosu ve limon suyunu ekleyerek bir macun kıvamı elde edin.

Hindi göğsünü yıkayın ve kağıt havluyla kurulayın, hazırladığınız baharat karışımını hindi göğsünün her tarafına iyice yedirin, eğer vaktiniz varsa, eti bu karışımla marine etmek için buzdolabında 2-4 saat (veya bir gece) bekletin, bu, lezzetin daha yoğun olmasını sağlar.

Yavaş pişiricinin tabanına dilimlenmiş soğanları ve sarımsakları yerleştirin, marine edilmiş hindi göğsünü soğanların üzerine koyun, tavuk suyunu veya suyu yavaşça kenardan ekleyin (et suyun içinde yüzmemeli, sadece nemli kalması için).

Yavaş pişiriciyi düşük ayarda (low) 5-6 saat veya yüksek ayarda (high) 3-4 saat pişirin, hindi göğsünün iç sıcaklığı 70°C’ye ulaştığında hazırdır, pişirme sırasında kapağı açmamaya özen gösterin, buharın kaçması pişirme süresini uzatabilir, pişme sonunda eti kontrol edin; çatal veya bıçakla kolayca ayrılıyorsa hazır demektir.

Hindi göğsünü yavaş pişiriciden alın ve bir kesme tahtasında 5-10 dakika dinlendirin (bu, etin sularını korur), dilimleyerek veya didikleyerek servis yapabilirsiniz, üzerine tereyağı parçaları eklemek lezzeti artırır, yanında ızgara sebzeler, kuskus, bulgur pilavı veya yeşil salata ile sunabilirsiniz, yavaş pişiricide kalan sosu, etin üzerine gezdirerek lezzet katabilirsiniz.

Püf Noktaları:

Acı Seviyesi: Pul biber veya kırmızı toz biber miktarını damak zevkinize göre ayarlayabilirsiniz. Daha hafif bir tat için tatlı paprika, daha yoğun bir tat için cayenne biberi kullanabilirsiniz.

Mühürleme (Opsiyonel): Daha fazla lezzet için, hindi göğsünü marine ettikten sonra yüksek ateşte tavada her iki tarafını 1-2 dakika mühürleyip öyle yavaş pişiriciye yerleştirebilirsiniz.

Sebze Eklemek: Tarife havuç, patates veya kereviz gibi sebzeler ekleyerek daha doyurucu bir yemek elde edebilirsiniz. Sebzeleri alta yerleştirin ki etin lezzetini alsınlar.

Sos Kıvamı: Pişirme sonunda sosu koyulaştırmak isterseniz, yavaş pişiriciden alınan sosu bir tavada birkaç dakika kaynatabilirsiniz.

Baharat Alternatifleri: Cajun baharatı, köri veya füme paprika gibi farklı baharatlarla da deneyebilirsiniz.

Besin Değeri (Yaklaşık, 1 porsiyon):

Kalori: 200-250 kcal (baharat ve sos miktarına bağlı)
Protein: 30-35 g (hindi göğsünden)
Yağ: 8-12 g (zeytinyağı ve tereyağına bağlı)
Karbonhidrat: 5-10 g (bal veya sebzelerden)

Paylaşın

Yavaş Pişiricide Hindi Güveç, Malzemeleri, Hazırlanışı

Yavaş Pişiricide Hindi Güveç, herkesin mutlaka tatması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Haber Merkezi / Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi sevdikleriniz için yapın! Bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

1 kg kemiksiz hindi göğsü veya but (kuşbaşı doğranmış veya bütün)
2 orta boy patates (küp doğranmış)
2 havuç (dilimlenmiş)
1 büyük soğan (piyazlık doğranmış)
2-3 diş sarımsak (ezilmiş veya bütün)
1 kırmızı veya yeşil biber (doğranmış)
1 kabak (küp doğranmış, isteğe bağlı)

1 su bardağı taze fasulye (doğranmış, isteğe bağlı)
2 orta boy domates (rendelenmiş veya küp doğranmış)
1 su bardağı tavuk suyu veya su
1 yemek kaşığı domates salçası
2 yemek kaşığı zeytinyağı

1 tatlı kaşığı tuz
1 çay kaşığı karabiber
1 tatlı kaşığı kekik
1 tatlı kaşığı pul biber (isteğe bağlı)
1 çay kaşığı kimyon (isteğe bağlı)
2 defne yaprağı (pişirme sonunda çıkarılacak)
1 yemek kaşığı tereyağı (lezzet için, üstüne eklemek için)

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım… Hindi etini kuşbaşı doğrayın (eğer bütün kullanılacaksa, derisini çıkarmak isteğe bağlıdır). Sebzeleri yıkayın ve tarifte belirtildiği şekilde doğrayın, patlıcan kullanacaksanız, acısını almak için doğranmış patlıcanları tuzlu suda 15 dakika bekletin, ardından süzün.

Yavaş pişiricinin tabanını zeytinyağı ile hafifçe yağlayın, en alta geç pişen sebzeleri (patates, havuç) yerleştirin, üzerine hindi etini ekleyin, soğan, sarımsak, biber, kabak ve taze fasulye gibi diğer sebzeleri kat kat dizin, en üste rendelenmiş veya doğranmış domatesleri yerleştirin.

Bir kasede tavuk suyu (veya su), domates salçası, tuz, karabiber, kekik, pul biber ve kimyonu karıştırın, bu sosu güvecin üzerine gezdirin, defne yapraklarını sebzelerin arasına yerleştirin, tereyağını küçük parçalar halinde en üste dağıtın.

Yavaş pişiriciyi düşük ayarda (low) 6-8 saat veya yüksek ayarda (high) 4-5 saat pişirin, hindi göğsü için düşük ayarda 5-6 saat, but için 6-8 saat genellikle yeterlidir, etin iç sıcaklığının 70°C’ye ulaştığından emin olun, pişirme sırasında kapağı açmamaya özen gösterin, buharın kaçması pişirme süresini uzatabilir, sebzeler ve et yumuşadığında yemek hazırdır, defne yapraklarını çıkarmayı unutmayın.

Güveci sıcak olarak servis edin, üzerine ince kıyılmış maydanoz veya nane serpebilirsiniz, yanında pirinç pilavı, bulgur pilavı veya lavaş ekmeği ile sunabilirsiniz. Yoğurt veya cacık da harika bir eşlikçidir.

Püf Noktaları:

Etin Yumuşaklığı: Hindi eti, yavaş pişiricide uzun süre piştiği için önceden haşlamaya gerek yoktur. Ancak eti mühürlemek isterseniz, pişirme öncesi tavada yüksek ateşte 2-3 dakika kızartabilirsiniz.

Sebze Seçimi: Mevsimine göre sebzeleri değiştirebilirsiniz. Örneğin, kışın kök sebzeler (kereviz, şalgam) ekleyebilirsiniz; yazın taze fasulye veya patlıcan kullanabilirsiniz.

Lezzet Artışı: Biraz kuyruk yağı veya ilik suyu eklemek, güvecin lezzetini artırabilir.

Pişirme Süresi: Fırından farklı olarak, yavaş pişirici düşük ısıda çalıştığı için et ve sebzeler kurumaz, ancak su miktarını abartmamaya dikkat edin. Sebzelerin kendi suyu yemeğe lezzet katar.

Kap Seçimi: Toprak güveç kapları geleneksel bir lezzet katar, ancak yavaş pişiricide seramik veya metal iç kaplar da uygundur.

Besin Değeri (Yaklaşık, 1 porsiyon)

Kalori: 200-250 kcal (malzemelere bağlı olarak değişir)
Protein: 25-30 g (hindi etinden)
Yağ: 5-10 g (zeytinyağı ve tereyağı miktarına bağlı)

Paylaşın

Titus Lucretius Carus Kimdir? Öğretileri

MÖ 99 yılında dünyaya gelen Titus Lucretius Carus, MÖ 55 yılında hayatını kaybetmiştir. Epikürcü felsefeyi sistematik bir şekilde açıklayan ve Latin edebiyatının en önemli eserlerinden biri kabul edilen “De Rerum Natura” (Doğanın Doğası Üzerine) adlı didaktik şiirin yazarıdır.

Haber Merkezi / Lucretius’un hayatı hakkında çok az kesin bilgi vardır; biyografik detaylar, büyük ölçüde Aziz Jerome’un 4. yüzyılda yazdığı bir kronikteki tartışmalı bilgilere dayanır. Bu kroniğe göre, Lucretius bir aşk iksiri yüzünden delirmiş ve 44 yaşında intihar etmiştir, ancak bu hikayenin doğruluğu tartışmalıdır.

Lucretius, Roma Cumhuriyeti’nin son dönemlerinde yaşamış ve Epikürcü felsefeyi Romalılara tanıtmak için çalışmıştır. Eseri, hem felsefi hem de edebi açıdan büyük bir başarı olarak kabul edilir ve Epikür’ün fikirlerini şiirsel bir dille aktarır.

Lucretius’un öğretileri, Epikür’ün (MÖ 341–270) felsefesine dayanır ve De Rerum Natura adlı eserinde doğa, evren, insan ve toplum üzerine Epikürcü fikirleri sistematik bir şekilde sunar. Altı kitaptan oluşan bu didaktik şiir, evrenin maddi doğasını, atomculuğu, insan yaşamını ve korkuların (özellikle ölüm korkusunun) üstesinden gelmeyi ele alır.

Lucretius’un temel amacı, insanları batıl inançlardan ve ölüm korkusundan kurtararak zihinsel huzur (ataraxia) sağlamaktır.

Atomculuk ve Materyalist Evren Anlayışı: Lucretius, Epikür’ün atomculuk felsefesini benimser ve evrenin maddi bir yapıda olduğunu savunur. Evrendeki her şey, atomlar ve boşluktan oluşur; hiçbir şey doğaüstü bir güç tarafından yaratılmamıştır. Ana İlkeler:

Evren, sonsuz sayıdaki atomun boşlukta hareket etmesiyle oluşur.
Atomlar, farklı şekil, boyut ve kombinasyonlarda birleşerek tüm maddeleri oluşturur.
Evrenin işleyişi, doğa yasalarına bağlıdır ve tanrılar, evrenin işleyişine müdahale etmez.

Lucretius, bu materyalist görüşle batıl inançları ve dini korkuları reddeder. Örneğin, gök gürültüsü veya depremler gibi doğal olayların tanrısal cezalar değil, fiziksel süreçler olduğunu açıklar.

Tanrılar ve Din Eleştirisi: Lucretius, Epikür gibi, tanrıların varlığını reddetmez, ancak onların insan işlerine karışmadığını savunur. Tanrılar, kusursuz ve mutlu varlıklar olarak kendi âlemlerinde yaşar ve evreni yönetmez.

Din ve batıl inançlar, insanların korkularından (özellikle ölüm korkusundan) kaynaklanır ve bu korkular, mutluluğu engeller. Lucretius, dini ritüellerin ve kurbanların gereksiz olduğunu, çünkü evrenin doğal yasalarla işlediğini belirtir.

Örnek: Iphigenia’nın kurban edilmesi gibi mitolojik hikâyeleri eleştirerek, dinin insanları nasıl vahşete sürüklediğini gösterir.

Ölüm ve Ölüm Korkusu: Lucretius’a göre, ölüm korkusu insan yaşamındaki en büyük engeldir. İnsanlar, ölümden sonra bir cezaya maruz kalacaklarını düşünerek mutsuz olur.

Epikürcü görüşe dayanarak, ölümün yalnızca varlığın sonu olduğunu ve bilinçli bir deneyimin olmadığını savunur: “Ölüm bizim için hiçbir şeydir; çünkü çözülen beden duyudan yoksun kalır, duyudan yoksun olan şey de bizim için bir şey değildir.”

Ruhun da maddi olduğunu (atomlardan oluştuğunu) ve bedenin ölümüyle dağıldığını belirtir. Bu nedenle, ölüm sonrası bir yaşam veya ceza yoktur.

Zevk ve Acıdan Kaçınma (Hedonizm): Epikür’ün hedonist etik anlayışını benimseyen Lucretius, yaşamın amacının zevk (voluptas) elde etmek ve acıdan kaçınmak olduğunu savunur. Ancak bu zevk, fiziksel hazlardan çok zihinsel huzur (ataraxia) ve acıdan kurtulma anlamına gelir.

Gereksiz arzular (lüks, şöhret, zenginlik) insanları mutsuz eder. Lucretius, basit bir yaşamın ve temel ihtiyaçların (yiyecek, barınak, dostluk) karşılanmasının yeterli olduğunu belirtir.

İnsanlar, doğanın sınırlarını tanıyarak ve gereksiz korkulardan kurtularak mutlu bir yaşam sürebilir.

Evrenin ve Canlıların Evrimi: Lucretius, evrenin ve canlıların oluşumunu doğal süreçlerle açıklar. Evren, atomların rastlantısal birleşimleriyle ortaya çıkmıştır ve bir yaratıcıya ihtiyaç duymaz.

Canlıların evrimi hakkında ilkel bir görüş sunar:İlk canlılar, doğanın deneme-yanılma süreciyle ortaya çıkmıştır. Çevreye uyum sağlayamayan canlılar yok olmuş, uyum sağlayanlar hayatta kalmıştır.

İnsanlar da bu doğal süreçlerin bir parçasıdır ve medeniyet, zamanla ihtiyaçlar ve keşifler yoluyla gelişmiştir (örneğin, ateşin keşfi, dilin oluşumu).

Bilim ve Gözlem: Lucretius, doğa olaylarını anlamak için gözlem ve akıl yürütmeyi teşvik eder. Örneğin:Gökyüzü olaylarını (yıldırım, gökkuşağı) doğaüstü nedenlere bağlamak yerine fiziksel süreçlerle açıklar.

Lucretius, salgın hastalıkların (örneğin, Atina vebası) tanrısal bir ceza değil, doğal bir süreç olduğunu belirtir. Lucretius, bilimsel bir yaklaşımı benimseyerek, insanları batıl inançlardan kurtarmayı ve doğayı anlamaya teşvik eder.

De Rerum Natura’nın Yapısı: Lucretius’un eseri, altı kitaptan oluşur ve her biri Epikürcü felsefenin farklı bir yönünü ele alır:

Birinci Kitap: Atomculuğun temelleri ve evrenin maddi yapısı.
İkinci Kitap: Atomların hareketi ve evrenin işleyişi.
Üçüncü Kitap: Ruhun maddi doğası ve ölüm korkusunun yersizliği.
Dördüncü Kitap: Algılar, duyular ve insan zihni.
Beşinci Kitap: Evrenin, dünyanın ve insan medeniyetinin evrimi.
Altıncı Kitap: Doğa olayları (yıldırım, deprem, salgınlar) ve bunların bilimsel açıklamaları.

Lucretius’un Etkisi:

Antik Dönem: Lucretius’un eseri, Roma’da Epikürcü felsefenin yayılmasında etkili oldu, ancak Hristiyanlık döneminde din karşıtı olarak görüldüğü için göz ardı edildi.

Rönesans ve Modern Dönem: 15. yüzyılda De Rerum Natura’nın yeniden keşfi, Rönesans düşüncesini, özellikle materyalizm ve bilimsel düşünceyi etkiledi. Montaigne, Voltaire ve Goethe gibi düşünürler üzerinde etkisi oldu.

Bilimsel Düşünce: Lucretius’un atomculuğu, modern atom teorisinin öncüllerinden biri olarak görülebilir. Evrimsel fikirleri ise Darwin’den önceki ilkel bir evrim anlayışını yansıtır.

Edebiyat: Lucretius’un şiirsel üslubu, Latin edebiyatında Virgil ve Ovid gibi şairlere ilham verdi.

Önemli Alıntılar:

“Ölüm bizim için hiçbir şeydir; çünkü çözülen beden duyudan yoksun kalır.” (De Rerum Natura, Kitap III)
“Din, ne çok kötülük doğurdu!” (Batıl inançların zararlarına dair, Kitap I)
“Evrenin kendisi, atomların dansından başka bir şey değildir.”

Paylaşın

Sextus Empiricus Kimdir? Teorik Çalışmaları

MS 2. ve 3. yüzyıllarda yaşadığı tahmin edilen Sextus Empiricus, Yunan kökenli Romalı bir hekim ve filozoftur. Sextus, “Empiricus” adını, tıpta deneyci (empirik) yaklaşıma olan bağlılığından almıştır.

Haber Merkezi / Pyrrhoncu şüphecilik (Pyrrhonism) geleneğinin en önemli temsilcilerinden biri olarak kabul edilir ve Antik Yunan kuşkuculuğu hakkında günümüze ulaşan en kapsamlı bilgileri sağlayan kişidir.

Sextus Empiricus, İskenderiye’deki Empirik Tıp Okulu’na bağlı bir hekim olarak çalışmıştır.

Sextus Empiricus’un felsefi eserleri, özellikle Pyrrhoncu şüphecilik üzerine yazdıkları, Antik Yunan ve Roma felsefesinin diğer Helenistik okullarına (Stoacılık, Epikürcülük vb.) karşı geliştirdiği argümanlarla dikkat çekmiştir.

Sextus Empiricus’un başlıca eserleri:

Pyrrhonculuğun Ana Hatları (Outlines of Pyrrhonism): Şüpheci felsefenin temel ilkelerini açıklayan en önemli eseri.

Matematikçilere Karşı (Adversus Mathematicos): Çeşitli bilim dallarına (gramer, retorik, geometri, aritmetik, astroloji, müzik) ve felsefi disiplinlere karşı eleştiriler içerir.

Etikçilere Karşı (Against the Ethicists): Etik ve ahlak felsefesine yönelik şüpheci eleştiriler sunar.

Sextus Empiricus’un teorik çalışmaları:

Sextus Empiricus’un felsefesi, Pyrrho von Elis tarafından başlatılan ve Aenesidemos ile Agrippa tarafından geliştirilen Pyrrhoncu şüphecilik üzerine kuruludur. Bu felsefe, kesin bilgiye ulaşmanın imkansız olduğunu savunur ve yargıyı askıya almayı (epoché) önerir.

Sextus, dogmatik yaklaşımlara (bilginin kesinliğini kabul eden ya da reddeden felsefelere) karşı çıkar ve zihinsel dinginlik (ataraxia) elde etmeyi amaçlar.

Şüphecilik ve Epoche (Yargıyı Askıya Alma): Sextus, herhangi bir olgunun doğruluğunu veya yanlışlığını kesin olarak belirlemenin mümkün olmadığını savunur. Bu nedenle, bir şüpheci, herhangi bir konuda kesin yargıda bulunmaktan kaçınmalı ve yargıyı askıya almalıdır (epoche). Bu yaklaşım, zihinsel huzur ve sükûnet (ataraxia) sağlar.

Şüphecilik, dogmatik iddialara karşı çıkar. Sextus’a göre, dogmatizm, bir şeyin kesin olarak doğru veya yanlış olduğunu iddia eden her türlü bilimsel ya da felsefi öğretiyi kapsar. Sextus, şüpheciliği iki temel ölçüt üzerinden tanımlar:

Kuramsal Ölçüt: Şeylerin varoluşu veya var olmayışı hakkında kesin yargılardan kaçınmak.
Pratik Ölçüt: Günlük yaşamda eylemleri yönlendiren, gözlem ve deneyime dayalı pratik kararlar almak. Örneğin, bir şüpheci, açlık hissettiğinde yemek yemeyi seçer, ancak bu eylemi metafizik bir doğruya bağlamaz.

Algı ve Bilginin Göreliliği: Sextus, doğru bilgiye ulaşılamayacağını, çünkü algıların öznel ve göreli olduğunu savunur. İnsanlar, aynı nesneyi farklı şekillerde algılar ve bu algılar, bireyin fiziksel durumu, çevresel koşullar veya kültürel arka plana göre değişir.

Örnek: Aynı bal, bir kişiye tatlı gelirken, hasta bir kişiye acı gelebilir. Bu nedenle, nesnelerin kendinde nasıl olduğu hakkında kesin bir bilgi edinmek mümkün değildir.

Sextus, bu görüşünü desteklemek için “On Tropoi” (Aenesidemos’un on şüpheci argümanı) gibi yöntemler kullanır. Bu argümanlar, algıların ve yargıların çelişkili doğasını göstererek kesin bilginin imkânsızlığını savunur.

Empirizm ve Tıp Pratiği: Sextus, İskenderiye’deki Empirik Tıp Okulu’na bağlı bir hekimdi ve tıpta deneyci bir yaklaşımı benimsedi. Empirikler, teorik açıklamalara veya evrensel kurallara dayalı tedaviler yerine, gözlem ve deneyime dayalı tedavileri savunuyordu.

Sextus’a göre, tıpta bir hastalığın nedenini aramak yerine, belirtileri gözlemlemek ve bunlara yönelik deneme – yanılma yöntemiyle tedavi geliştirmek daha güvenilirdir. Bu, onun felsefi şüpheciliğiyle uyumludur; çünkü teorik varsayımlar (örneğin, hastalığın evrensel bir nedeni olduğu) dogmatik kabul edilir.

Örneğin, bir doktor, bir ilacın her hastada aynı etkiyi yaratacağını varsaymak yerine, hastanın bireysel tepkilerini gözlemleyerek tedaviyi uyarlamalıdır. Bu yaklaşım, modern tıpta kanıta dayalı tıp anlayışıyla paralellik gösterir.

Kavram Teorisi Eleştirileri: Sextus, diğer filozofların kavram teorilerini (örneğin, Platon’un İdealar’ı veya Aristoteles’in kategorileri) eleştirir. Ona göre, kavramlar, insan algılarına ve öznel deneyimlere dayalıdır ve evrensel bir gerçekliği temsil etmez.

Septik felsefede kavramlar, dogmatik bir şekilde nesnelerin özünü tanımlamak için değil, yalnızca pratik amaçlarla kullanılabilir. Örneğin, “adalet” kavramı, belirli bir toplumun geleneklerine göre değişir ve evrensel bir doğruya işaret etmez.

Tanrı ve Metafizik Eleştiriler: Sextus, Tanrı’nın varlığı veya ne’liği hakkında kesin bir yargıya varılamayacağını savunur. Tanrı kavramı, farklı kültürlerde ve felsefelerde farklı tanımlarla ortaya çıkar ve bu tanımların hangisinin doğru olduğuna karar vermek için güvenilir bir kriter yoktur.

Tanrı’nın varlığı, bilgisi veya kötülük sorunu gibi konular, “sonsuz gerileme” (ad infinitum) problemine yol açar; çünkü her kanıt, başka bir kanıta ihtiyaç duyar. Sextus, bu nedenle Tanrı hakkında dogmatik iddialardan kaçınılması gerektiğini belirtir.

Mantık ve Bilimlere Karşı Eleştiriler: Sextus, Matematikçilere Karşı adlı eserinde, gramer, retorik, geometri, aritmetik, astroloji ve müzik gibi disiplinleri eleştirir. Bu disiplinlerin, evrensel ve kesin bilgi sunduğu iddiasını sorgular.

Örneğin, geometri veya aritmetik gibi bilimlerin dayandığı aksiyomlar, insan algılarına ve varsayımlara bağlıdır ve bu nedenle kesin değildir.

Etik ve Pratik Yaşam: Sextus, etik alanında da dogmatik ahlak teorilerini reddeder. Ona göre, ahlaki değerler ve kurallar, kültürel ve bireysel farklılıklara bağlıdır ve evrensel bir ahlak yasası yoktur.

Şüpheci, günlük yaşamda toplumun geleneklerine ve pratik ihtiyaçlara uygun davranır, ancak bu davranışları evrensel bir doğruya dayandırmaz. Örneğin, bir şüpheci, bir toplumda kabul edilen ahlaki kurallara uyabilir, ancak bu kuralların mutlak doğru olduğunu iddia etmez.

Sextus’un Etkisi:

Antik Dönem: Sextus’un eserleri, Helenistik felsefenin diğer okullarına (Stoacılık, Epikürcülük) karşı güçlü bir eleştiri sunar. Pyrrhonculuğu sistemleştirerek, şüpheciliğin felsefi bir disiplin olarak tanınmasını sağlamıştır.

Modern Felsefe: Sextus’un fikirleri, Rönesans ve Aydınlanma döneminde yeniden keşfedilmiş ve David Hume, Immanuel Kant gibi filozofları etkilemiştir. Özellikle Hume’un nedensellik eleştirisi, Sextus’un şüpheci argümanlarıyla benzerlik gösterir.

Bilimsel Yöntem: Sextus’un deneyci yaklaşımı ve dogmatizme karşı çıkışı, modern bilimsel yöntemin gelişimine dolaylı olarak katkıda bulunmuştur. Bilimde hipotezlerin sürekli sorgulanması ve kanıta dayalı bilgi arayışı, şüpheci yaklaşımın izlerini taşır.

Önemli Alıntılar:

“Kendinde hakikati yargılama hakkını görenler, hakikatin kriterine sahip olmak zorundadırlar. Bu kriter bir yargıcın onayına sahip olabilir de, olmayabilir de. Şayet onaya sahip değilse, güvenilir olması nereden gelir?”

“Doğru bilgiye ulaşılamayacağını algıyla açıklar. Algı bakımından her insan farklı yaratılmıştır. Aynı şeyler farklı insanlarda farklı algılara sebep olabilir.”

Paylaşın

Han Fei Kimdir? Öğretileri

MÖ 280 yılında dünyaya gelen Han Fei, MÖ 233 hayatını kaybetmiştir. Çin’in Savaşan Devletler döneminde yaşayan Han Fei, Legalizm okulunun en önemli temsilcilerinden biridir.

Haber Merkezi / Han Fei, Çin’in birleştirilmesi ve güçlü bir merkezi yönetimin kurulması için pratik ve pragmatik bir yönetim felsefesi geliştirmiştir. Öğretileri, özellikle devlet yönetimi, otorite, hukuk ve güç kullanımı üzerine odaklanır.

Han Fei’nin fikirleri, Qin Hanedanı’nın Çin’i birleştirmesinde etkili olmuş ve Çin’in bürokratik yönetim geleneğini şekillendirmiştir.

Han Fei’nin Öğretileri (Legalizm):

Han Fei’nin öğretileri, Legalizm’in temel ilkelerine dayanır ve devletin gücünü artırmayı, düzeni sağlamayı ve kaosu önlemeyi hedefler.

Han Fei’nin öğretileri, insan doğasının bencil ve güvenilmez olduğu varsayımına dayanır. Bu nedenle, ahlaki değerler yerine katı yasalar, ödüller ve cezalar yoluyla toplumun yönetilmesi gerektiğini savunur.

Fa (Yasa): Devlet, açık, katı ve tarafsız yasalarla yönetilmelidir. Yasalar, hükümdarın otoritesini destekler ve herkes için eşit şekilde uygulanmalıdır. Yasalar, ahlaki değerlerden bağımsız olarak düzenin temelini oluşturur.

Shu (Yöntem/Teknik): Hükümdar, yönetimde gizemli ve öngörülemez olmalıdır. Böylece, astlarının sadakatini ve itaatini garantiler. Hükümdar, yetkilerini devretse bile kontrolü elinde tutmalı ve astlarını sürekli izlemelidir.

Shi (Otorite/Güç): Hükümdarın mutlak otoritesi, devletin temel taşıdır. Güç, hükümdarın elinde toplanmalı ve bu otorite sorgulanmamalıdır. Hükümdar, karizmatik liderlikten ziyade sistematik bir güç yapısıyla yönetimi sağlamalıdır.

İnsan Doğasına Bakış: Han Fei, insan doğasının bencil ve çıkar odaklı olduğuna inanır. Bu nedenle, insanları motive etmek için ödüller ve cezalar kullanılmalıdır. Konfüçyüsçülüğün erdeme dayalı yönetim anlayışını eleştirir ve ahlaki öğretilerin pratikte işe yaramadığını savunur.

Merkezi Yönetim: Güçlü bir merkezi devlet, kaosu önler ve birliği sağlar. Han Fei, feodal yapıların zayıflatılması ve merkezi otoritenin güçlendirilmesi gerektiğini belirtir.

Pragmatizm ve Realizm: Han Fei, idealist yaklaşımları reddeder ve devletin hayatta kalması için gerektiğinde sert ve acımasız kararlar alınmasını savunur. Hükümdarın kişisel ahlakı veya duyguları değil, devletin çıkarları önceliklidir.

Han Fei’nin Etkisi

Qin Hanedanı: Han Fei’nin fikirleri, Qin Shi Huang’ın (Çin’in ilk imparatoru) yönetiminde etkili oldu. Qin Hanedanı, Legalist prensipleri benimseyerek Çin’i birleştirdi ve merkezi bir bürokrasi kurdu.

Çin Yönetim Geleneği: Legalizm, Çin’in otoriter ve bürokratik yönetim anlayışını şekillendirdi. Hanedanlar boyunca, Konfüçyüsçülükle birlikte Legalist fikirler de yönetimde etkili oldu.

Modern Etki: Han Fei’nin pragmatik ve otoriter yönetim anlayışı, modern otoriter rejimlerde ve devlet yönetiminde hala yankı bulmaktadır.

Han Fei’den Önemli Alıntılar

“İnsanlar doğal olarak bencildir; bu nedenle, devlet onları yasalarla kontrol etmelidir.”
“Hükümdar, gökyüzü gibi görünmez olmalı, ancak her şeyi kontrol etmelidir.”
“Yasalar açık ve katı olmalı; ne akraba, ne dost, ne de düşman yasanın üstünde olamaz.”

Paylaşın

Yönetici Spam Nedir, Nasıl Çalışır?

Yönetici Spam’i (Adminispam), alıcının gelen kutusunu veya iletişim kanallarını tıkayıp doldurabilecek e-postalar, bildirimler veya mesajlar gibi haksız veya aşırı idari iletişimleri ifade eder.

Haber Merkezi / Bu mesajlar genellikle alakasız, gereksiz veya tekrarlayıcıdır ve daha önemli veya acil yazışmaları aksatabilir. Yönetici spam’i, sürekli dikkat dağıtıcı unsurlar nedeniyle üretkenliğin azalmasına, hayal kırıklığına ve odaklanma kaybına yol açabilir.

Adminispam, genellikle bir kuruluş içindeki yöneticiler veya otomatik sistemler tarafından gönderilen aşırı ve gereksiz iletişimleri ifade etmek için kullanılan bir terimdir. Bu, tekrarlayan durum güncellemeleri, hatırlatma e-postaları, bildirimler veya alıcılar için daha az alakalı görülen diğer mesajları içerebilir.

Yönetimsel spam’in temel amacı, paydaşları proje ilerlemesi, görevler veya diğer ilgili kurumsal konular hakkında bilgilendirmektir. Faydalı olması amaçlanmış olsa da, bu iletişimlerin sıklığı ve hacmi alıcıları bunaltabilir ve üretkenliğin azalmasına ve potansiyel olarak ilgisizliklere yol açabilir.

Yönetici spam’i olumsuz çağrışımlara rağmen, temel amacı, her ekip üyesinin kendi ve meslektaşlarının sorumluluklarının farkında olduğu şeffaf ve hesap verebilir bir çalışma ortamı yaratmaktır. Yönetici spam’i, özünde, kurum içinde bilgi paylaşımı ve etkili iletişim ihtiyacından kaynaklanmaktadır.

Ancak, bilgi akışı aşırı hale geldiğinde verimsizlik ortaya çıktığı için doğru dengeyi sağlamak çok önemlidir. Yönetimsel spam’in olumsuz etkisini azaltmak için kuruluşlar, iletişim yönergeleri ve kolaylaştırılmış süreçler gibi araç ve teknikler kullanarak, tüm ekip üyelerinin alakasız veya gereksiz bilgilerle boğulmadan kritik güncellemeleri almasını sağlayabilirler.

Adminispam hakkında sıkça sorulan sorular:

Adminispam verimliliği nasıl etkiler?

Yönetici spam’i, çalışanların incelemesi gereken bildirim ve e-postaların hacmini artırdığı için üretkenliği olumsuz etkileyebilir. Bu durum, zaman kaybına, önemli mesajların gözden kaçmasına ve çalışanlar için ek strese yol açabilir.

Kuruluşumdaki Adminispam’ı nasıl azaltabilirim?

Adminispam’i azaltmak için, düşük öncelikli mesajları ayırmak, gönderilen bildirimlerin sıklığını ve sayısını sınırlamak ve bir bildirimin ne zaman gerekli olduğunu ve ne zaman olmadığını belirlemek için net iletişim yönergeleri oluşturmak üzere e-posta istemcilerinizde filtreler ayarlayabilirsiniz.

Adminispam’ı yönetmeye yardımcı olacak araçlar var mı?

Evet, e-posta filtreleri, gelen kutusu yönetim araçları ve bildirim yönetim uygulamaları gibi Adminispam ile mücadele konusunda uzmanlaşmış çeşitli araçlar ve hizmetler mevcuttur. Bu araçlar, önemli iletileri önceliklendirmenize ve gelen kutunuzdaki karmaşayı azaltmanıza yardımcı olabilir.

Adminispam tamamen ortadan kaldırılabilir mi?

Adminispam’i tamamen ortadan kaldırmak, büyük ölçüde yöneticilerin ve kuruluşun iletişim alışkanlıklarına bağlı olduğundan zorlu olabilir. Ancak, en iyi uygulamaları izleyerek, uygun araçları kullanarak ve sorumlu iletişimi teşvik ederek Adminispam’i ve ekibiniz üzerindeki etkisini önemli ölçüde azaltabilirsiniz.

Paylaşın