Eğitim Harcamaları Bir Yılda Yüzde 75 Arttı

Eğitim harcamaları endeksi son 12 ayda 741,2’den 1.300,1’e yükseldi. Bu artış, yüzde 75,5’lik yıllık bir yükseliş anlamına gelirken, 2015 yılı baz alınarak oluşturulan endeks sistemine göre son 10 yılda eğitim fiyatlarının yaklaşık 13 katına çıktığını gösteriyor.

Ekonomistler, Türkiye’de eğitim harcamalarındaki bu yüksek artışın yalnızca özel okul ücretlerinden ibaret olmadığını; kurslar, özel dersler ve temel eğitim destekleri dahil olmak üzere, ailelerin çocukları için yaptığı her harcamanın hızla yükseldiğini belirtiyor.

Avrupa İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) yayımladığı tüketici fiyat endeksi (HICP) verileri, Türkiye’de eğitim harcamalarındaki artışın Avrupa’nın geri kalanına kıyasla olağanüstü boyutlara ulaştığını ortaya koydu. Karar’dan Berfu Kargı’nın Eurostat’tan aktardığına göre, eğitim harcamaları endeksi son 12 ayda 741,2’den 1.300,1’e yükseldi.

Bu artış, yüzde 75,5’lik yıllık bir yükseliş anlamına gelirken, 2015 yılı baz alınarak oluşturulan endeks sistemine göre son 10 yılda eğitim fiyatlarının yaklaşık 13 katına çıktığını gösteriyor.

Türkiye, bu oranlarla Avrupa ülkeleri arasında açık ara ilk sırada yer aldı. Aynı dönemde Avrupa Birliği genelinde eğitim harcamalarındaki artış yalnızca yüzde 4,5 seviyesinde kaldı. Hollanda’da artış yüzde 12,4, Çekya’da yüzde 11,3, Romanya’da yüzde 7,0 olurken, Almanya’da bu oran yüzde 1,6 ile sınırlı kaldı. Türkiye’nin yıllık artış oranı, AB ortalamasının yaklaşık 17 katı düzeyine ulaşmış durumda.

Ekonomistler, Türkiye’de eğitim harcamalarındaki bu yüksek artışın yalnızca özel okul ücretlerinden ibaret olmadığını; kurslar, özel dersler ve temel eğitim destekleri dahil olmak üzere, ailelerin çocukları için yaptığı her harcamanın hızla yükseldiğini belirtiyor.

Ekonomist İnan Mutlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda bu tabloya tepki göstererek şu ifadeleri kullandı: “Sadece üniversiteler değil, eğitimin her seviyesi ticarethaneye dönüştü. İktidarın çürüttüğü kamusal eğitim hizmetinden kaçınmaya çalışan aileler, tüccarların eline düşüyor.”

Uzmanlar, kamusal eğitim sisteminin zayıflamasıyla birlikte, eğitimin piyasa koşullarına terk edildiği ve gelir düzeyine göre ayrışmanın derinleştiği uyarısında bulunuyor.

OECD’nin 2024 tarihli “Eğitime Bir Bakış” raporu da Türkiye’de kamusal eğitim harcamalarının yetersizliğine dikkat çekiyor. Öğrenci başına yıllık harcama 5 bin 425 dolarda kalırken, OECD ortalaması 14 bin 209 dolar. GSYH’ye oranla yapılan eğitim harcaması yüzde 4,2; bu da OECD ortalaması olan yüzde 4,9’un altında. İlköğretimde kamu payı yüzde 77 ile ortalamanın (yüzde 93) oldukça gerisinde. Öğrenci-öğretmen oranı ilköğretimde 18, ortaöğretimde 14. OECD ortalamaları ise sırasıyla 14 ve 13.

Eğitim harcamalarının rekor seviyelere ulaştığı bir dönemde Türkiye’nin uluslararası sınav performansı da yeniden tartışma konusu oluyor. PISA’nın son yayımlanan 2022 döngüsünde Türkiye, okuma becerilerinde 456 puanla 36’ncı, matematikte 453 puanla 39’uncu, fen bilimlerinde ise 476 puanla 34’üncü sırada yer aldı.

Türkiye’nin puanları, katılımcı ülkelerin genel ortalamasının üzerinde olsa da OECD ortalamalarının gerisinde kaldı. Örneğin fen alanında OECD ortalaması 485, Türkiye’nin puanı ise 476; matematikte 472’ye karşı 453; okumadaysa 476’ya karşı 456. 2015’e kıyasla tüm alanlarda Türkiye’nin sıralaması iyileşti. Ancak bu göreli yükselişe rağmen, öğrencilerin yalnızca yüzde 61’i matematikte temel yeterlilik düzeyi olan “Düzey 2”ye ulaşabildi.

Sosyoekonomik olarak en dezavantajlı gruptaki öğrencilerin oranı da oldukça yüksek. Bu gruptaki öğrencilerin matematik puanı 424 olarak ölçüldü. Türkiye’de öğrencilerin yüzde 18’i okula giderken kendini güvende hissetmediğini belirtti. Aidiyet duygusu da 2018’e kıyasla gerilemiş durumda. Bu veriler, eğitimde yükselen maliyetlere rağmen kalite ve eşitlik alanında kalıcı bir ilerleme sağlanamadığını ortaya koyuyor.

Paylaşın

Latin Amerika Gerilla Hareketleri: FARC

Latin Amerika’nın en uzun soluklu gerilla hareketlerinden biri olan FARC (Fuerzas Armadas Revolucionarias de Colombia), 1964 yılında Marksist – Leninist ideolojiyle kurulmuştur. 

Haber Merkezi / FARC, Kolombiya’daki sosyal ve ekonomik eşitsizlikleri ortadan kaldırmak, özellikle kırsaldaki çiftçilerin ve yoksul kesimlerin haklarını savunuyor.

ABD ve diğer dış güçlerin Kolombiya üzerindeki ekonomik ve siyasi etkisine karşı çıkan FARC, Küba Devrimi ve Soğuk Savaş dönemi sosyalist hareketlerden ilham almıştır.

FARC, 1948 yılında başlayan “La Violencia” adlı iç savaş döneminin bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Bu dönemde Liberal ve Muhafazakâr partiler arasındaki çatışmalar, kırsalda köylülerin üzerindeki baskıyı artırmıştır.

1964 yılında Kolombiya Komünist Partisi’ne yakın köylü liderler, özellikle Manuel Marulanda Velez (Tirofijo) öncülüğünde, hükümetin Marquetalia’daki köylü topluluklarına yönelik saldırısına yanıt olarak FARC’ı kurmuştur.

1980’li yıllarda FARC, kırsal alanlarda kontrolünü artırmış ve üye sayısını binlere çıkarmıştır. Hükümetin zayıf olduğu bölgelerde fiilen yönetim kurmuştur.

FARC, bu dönemlerde hükümet güçlerine ve paramiliter gruplara (ör. AUC) karşı başarılı saldırılar düzenlemiştir.

2008 yılında kurucu lider Manuel Marulanda’nın ölümü ve diğer üst düzey liderlerin öldürülmesi, FARC’ı zayıflatmıştır.

Barış Görüşmeleri

FARC, 1998 – 2002 arasında Başkan Andres Pastrana’nın hükümetiyle barış görüşmeleri yapmıştır. Ancak görüşmeler başarısızlıkla sonuçlanmış ve çatışmalar şiddetlenmiştir.

2012 yılında Başkan Juan Manuel Santos liderliğinde Havana’da başlayan görüşmeler, 2016 yılında tarihi bir barış anlaşmasıyla sonuçlanmıştır.

FARC, silah bırakmayı kabul etmiş ve siyasi bir parti olarak Comunes adıyla yeniden yapılanmıştır.

Anlaşma sonrası bazı FARC üyeleri (dissident gruplar) silah bırakmayı reddetmiş ve eylemlerine devam etmiştir.

Barış anlaşması toprak reformu ve savaşçıların topluma entegrasyonu gibi maddeler içeriyordu. Ancak anlaşmada yer alan vaatler yavaş ilerlemiştir, bu da güven sorunlarına yol açmıştır.

Comunes partisi siyasi arenada varlık göstermeye çalışıyor, ancak bazı silahlı gruplar hala Kolombiya’nın bazı bölgelerinde aktif.

Paylaşın

Türkiye’de Orman Yangın Riski 10 Kat Artı

Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs’ta’ki orman yangınları iklim değişikliği nedeniyle 10 kat daha olası hale geldi. Bu yangınların iklim değişikliğinden ötürü yüzde 22 oranında da daha şiddetli yaşandığı belirlendi.

Uluslararası bilim insanlarının oluşturduğu World Weather Attribution (WWA) bünyesindeki araştırmacılar tarafından hazırlanan bir rapora göre, bu yaz 20 kişinin yaşamını yitirdiği, 80 bin kişinin tahliye edildiği ve 1 milyon hektardan fazla alanın yandığı Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs’ta’ki orman yangınları iklim değişikliği nedeniyle 10 kat daha olası hâle geldi. Raporda, bu yangınların iklim değişikliğinden ötürü yüzde 22 oranında da daha şiddetli yaşandığı belirlendi.

Haziran ve Temmuz aylarında Doğu Akdeniz’de çıkan yüzlerce yangın, 40 derecenin üzerinde seyreden hava sıcaklıkları, aşırı kuraklık ve şiddetli rüzgârlarla beslendi. Aşırı hava olaylarının iklim değişikliğiyle bağlantısını inceleyen WWA, bulgularını “endişe verici” olarak niteledi.

Imperial College London üniversitesinin Çevre Politikaları Merkezi’nden araştırmacı Theodore Keeping, “Araştırmamız, daha sıcak ve kuru koşulların ortaya çıkmasına dair son derece güçlü iklim değişikliği sinyalleri tespit etti. Bugün, 1,3 derecelik küresel ısınmayla birlikte, itfaiyecilerin sınırlarını zorlayan yeni aşırı yangın durumları görüyoruz. Ülkeler daha hızlı bir şekilde fosil yakıtlardan uzaklaşmadığı takdirde, bu yüzyılda 3 dereceye kadar bir artış bizi bekliyor” diye konuştu.

Araştırma, yangın sezonlarından önce gerçekleşen ve toprağın kuru kalmasını engelleyen kış yağışlarının sanayi öncesi döneme kıyasla yaklaşık yüzde 14 azaldığını ortaya koydu. İklim değişikliği nedeniyle, bitki örtüsünü yanmaya hazır duruma getiren bir haftalık sıcak ve kuru hava dönemlerinin de artık 13 kat daha olası hâle geldiği tespit edildi.

Çalışma ayrıca, yangınları körükleyen şiddetli kuzey rüzgârlarını güçlendiren yüksek basınç sistemlerinin de daha yoğun hâle geldiğini belirledi.

Yunanistan Tarım Araştırmaları Kurumu’na bağlı Akdeniz Orman Ekosistemleri Enstitüsü’nde araştırma direktörü olan Gavriil Xanthopoulos, “Eskiden itfaiyeciler bu rüzgârların dinmesini bekleyerek yangınları kontrol altına alabiliyordu. Görünen o ki artık bu modele güvenemiyorlar” dedi. Xanthopoulos, rüzgârların neden daha sık yüksek hızlara ulaştığını anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu da vurguladı.

Cornell Üniversitesi bünyesindeki Yer ve Atmosfer Bilimleri bölümünde görev yapan ancak araştırmaya dâhil olmayan Yardımcı Doçent Flavio Lehner ise WWA’nın özet bulgularının mevcut bilimsel literatürle uyumlu olduğunu teyit etti. Lehner, iklim değişikliğinin Akdeniz’de “kötü yangın sezonlarını daha olası hâle getirdiğini” söyledi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Stres, Cilt Sorunlarına Neden Olur Mu?

Durumlara veya olaylara karşı fiziksel bir tepki olan stres, vücudun “savaş ya da kaç” hormonlarını salgılamasından kaynaklanır. Bu hormonlar, adrenalin gibi vücut tarafından üretilen kimyasallardır.

Haber Merkezi / Stresli durumlarda vücut adrenalin ve kortizol gibi “stres hormonları” da salgılar. Bu hormonlar, cilde kan akışı gibi farklı işlevleri etkiler ve cilt sağlığını doğrudan veya dolaylı olarak bozabilir.

Stresin Cilt Üzerindeki Etkileri:

Hormonal Değişiklikler: Stres, kortizol gibi stres hormonlarının salınımını artırır. Yüksek kortizol seviyeleri, ciltteki sebum (yağ) üretimini artırarak akne ve yağlı cilt sorunlarını tetikleyebilir.

Kortizol, cildin doğal bariyerini zayıflatarak hassasiyet ve kuruluk gibi sorunlara yol açabilir.

Bağışıklık Sistemi Baskılanması: Kronik stres, bağışıklık sistemini zayıflatır. Bu, egzama, sedef hastalığı (psoriasis) veya uçuk (herpes) gibi cilt hastalıklarının alevlenmesine neden olabilir.

Enflamasyon Artışı: Stres, vücutta enflamasyonu artırabilir. Bu, rosacea, akne veya diğer iltihabi cilt rahatsızlıklarını kötüleştirebilir.

Cilt İyileşmesinin Yavaşlaması: Stres, cildin kendini onarma sürecini yavaşlatır. Yaralar, kesikler veya akne izleri daha uzun sürede iyileşebilir.

Davranışsal Etkiler: Stresli dönemlerde kişiler cilt bakım rutinlerini ihmal edebilir, sağlıksız beslenebilir veya yeterince uyumayabilir. Bu da cilt sorunlarını artırabilir.

Stres, bazı kişilerde cildi kaşıma, sıkma veya yolma gibi alışkanlıkları (örn. dermatillomani) tetikleyebilir.

Hangi Cilt Sorunları Stresle İlişkili?

Akne: Stres, yağ üretimini artırarak gözeneklerin tıkanmasına ve akne oluşumuna neden olabilir.

Egzama (Atopik Dermatit): Stres, kaşıntı ve kızarıklığı artırabilir.

Sedef Hastalığı: Stres, sedef plaklarının alevlenmesine yol açabilir.

Rosacea: Yüzde kızarıklık ve damar görünümünü kötüleştirebilir.

Kuruluk ve Hassasiyet: Stres, cildin nem bariyerini bozarak tahrişe yatkınlığı artırır.

Saç Dökülmesi: Kronik stres, telogen effluvium gibi geçici saç dökülmesine neden olabilir.

Paylaşın

Tokatlanmış Yanak Sendromu Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Tedavisi

Beşinci hastalık (Erythema Infectiosum) olarak da bilinen tokatlanmış yanak sendromu, Parvovirüs B19 adı verilen bir virüsün neden olduğu bulaşıcı bir viral enfeksiyondur. 

Haber Merkezi / Adını, çocukluk çağında sık görülen beş döküntülü hastalıktan biri olduğu için alan hastalık, kış ve ilkbahar aylarında daha sık görülür ve çoğunlukla çocukları etkiler.

Belirtileri:

Hastalık genellikle hafif seyreder ve üç aşamada ilerler:

Erken Dönem (1-2 hafta kuluçka süresi sonrası): Hafif ateş, baş ağrısı, burun akıntısı, yorgunluk gibi grip benzeri belirtiler.

Döküntü Dönemi: Yüzde “tokatlanmış yanak” görünümü (kırmızı, parlak döküntü). Gövde, kollar ve bacaklarda dantel gibi döküntüler.

Diğer Belirtiler: Eklem ağrıları (özellikle yetişkinlerde) ve hafif halsizlik.

Not: Bazı kişilerde (özellikle bağışıklık sistemi zayıf olanlarda) belirtiler daha ciddi olabilir; örneğin, anemi riski artabilir.

Teşhisi:

Klinik Muayene: Tipik döküntü (tokatlanmış yanak görünümü) teşhiste önemli bir ipucudur.

Laboratuvar Testleri: Kan testiyle parvovirüs B19 antikorları (IgM ve IgG) aranır. Anemi şüphesi varsa tam kan sayımı yapılır.

Özellikle, hamile kadınlarda veya bağışıklık sistemi zayıf kişilerde teşhis için testler daha sık kullanılır.

Tedavisi:

Beşinci hastalığın spesifik bir antiviral tedavisi yoktur; genellikle kendi kendine iyileşir. Tedavi semptomları hafifletmeye odaklanır:

Semptomatik Tedavi:

Ateş ve ağrı için parasetamol veya ibuprofen.
Kaşıntı için antihistaminikler veya nemlendirici kremler.
Bol sıvı alımı ve dinlenme.

Özel Durumlar:

Bağışıklık sistemi zayıf kişilerde veya ciddi anemisi olanlarda intravenöz immün globulin (IVIG) tedavisi gerekebilir.
Hamile kadınlarda fetüsün durumu izlenir; gerekirse uzman takibi gerekir.

Komplikasyonlar: Nadiren, parvovirüs B19 orak hücreli anemi gibi durumlarda aplastik kriz gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilir.

Önleme:

El yıkama ve hijyen kurallarına dikkat.
Enfekte kişilerle yakın temastan kaçınma.
Hasta çocukların okula gönderilmemesi (bulaşıcılık döküntü öncesi en yüksektir).

Paylaşın

Çocuklarda Diş Gelişimini Anlamak

Çocukların büyümesini izlemek heyecan verici ilklerle doludur. İster ilk adımlarını atması, ister ilk kelimelerini söylemesi, ister ilk süt dişini dökmesi olsun.

Haber Merkezi / Çocukların dişleri kendi hızında gelişir ve çocuktan çocuğa farklılık gösterebilir. Ancak dikkat edilmesi gereken bazı önemli aşamalar vardır.

İşte çocuklarda diş gelişimi hakkında temel bilgiler:

Diş Gelişim Aşamaları:

Doğum Öncesi Dönem: Diş tomurcukları anne karnında 6-8. haftalarda oluşmaya başlar. Bu dönemde, süt dişlerinin temel yapıları şekillenir.

Süt Dişleri (6 ay – 6 yaş): Genellikle 6-12 ay arasında ilk süt dişi çıkar. Çoğu çocuk 3 yaşına geldiğinde 20 süt dişine sahip olur. Süt dişleri, çiğneme, konuşma ve kalıcı dişler için yer tutma gibi önemli işlevlere sahiptir.

Karma Dişlenme Dönemi (6-12 yaş): Bu dönemde süt dişleri düşer ve yerine kalıcı dişler çıkar. İlk kalıcı dişler genellikle 6 yaş civarında çıkan birinci azı dişleridir.

Kalıcı Dişler (12 yaş ve sonrası): 12-13 yaşlarına kadar çoğu çocuk tam kalıcı diş setine (28 diş) sahip olur. Yirmilik dişler (üçüncü azılar) 17-25 yaş arasında çıkabilir, ancak bazı kişilerde hiç çıkmayabilir.

Diş Çıkarma Süreci:

Belirtiler: Diş çıkarma döneminde çocuklar huzursuzluk, salya artışı, diş etlerinde kızarıklık veya kaşıntı, hafif ateş gibi belirtiler gösterebilir.

Zamanlama: Her çocukta farklılık gösterebilir, ancak genel sıralama:

Alt ön kesici dişler (6-12 ay)
Üst ön kesici dişler (8-12 ay)
Yan kesici dişler (9-16 ay)
Köpek dişleri (16-23 ay)
Azı dişleri (13-33 ay)

Diş Gelişimini Destekleme:

Beslenme: Kalsiyum, fosfor, D vitamini ve florür açısından zengin gıdalar (süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler) diş gelişimini destekler.

Ağız Hijyeni: Bebeklerde dişler çıkmadan önce diş etleri temiz, nemli bir bezle silinmeli. Dişler çıkar çıkmaz yumuşak bir bebek diş fırçası ile fırçalamaya başlanmalı. 2-3 yaşından itibaren florürlü diş macunu (pirinç tanesi kadar) kullanılabilir.

Florür: Diş minesini güçlendirir. Çocuğun yaşına uygun florür içeren diş macunları veya içme suyundaki florür faydalıdır.

Diş Hekimi Ziyaretleri: İlk diş hekimi ziyareti, ilk dişin çıkmasından sonra veya 1 yaş civarında yapılmalıdır.

Yaygın Sorunlar ve Çözümler:

Çürükler: Şekerli gıdalar ve yetersiz fırçalama süt dişlerinde çürüklere neden olabilir. Erken müdahale için düzenli diş hekimi kontrolü önemlidir.

Diş Dizilim Bozuklukları: Parmak emme, uzun süre emzik kullanımı veya genetik faktörler diş dizilimini etkileyebilir. Ortodontik değerlendirme gerekebilir.

Diş Çıkarma Ağrısı: Soğuk diş kaşıyıcıları veya doktor önerisiyle ağrı kesiciler kullanılabilir.

Önemli Notlar:

Süt dişlerinin sağlığı, kalıcı dişlerin düzgün yerleşimi için kritik öneme sahiptir.
Her çocuğun diş gelişim hızı farklıdır; ciddi gecikmelerde bir diş hekimine danışılmalıdır.
Ebeveynler, çocuklarına erken yaşta diş fırçalama alışkanlığı kazandırmalıdır.

Paylaşın

Beşiktaş, Avrupa Defterini Kapattı

UEFA Konferans Ligi Play-Off Turu rövanş karşılaşmasında Beşiktaş ile Lausanne, İnönü Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Karşılaşmadan 1 – 0 mağlup ayrılan Beşiktaş, Avrupa defterini kapattı.

Haber Merkezi / Hakem Jakob Kehlet’in yönettiği karşılaşmada Lausanne turu getiren golü 45+1. dakikada Nathan Oyedeji kaydetti.

Beşiktaş’tan Felix Uduokhai 46. dakikada direkt kırmızı kart gördü.

45+1. dakikada sağ kanattan Mouanga’nın savunmanın arkasına attığı pasa hareketlenen Nathan Oyedeji, sağ çaprazdan ceza sahasına girdikten sonra yaptığı vuruşla meşin yuvarlağı ağlarla buluşturdu. 0-1

Beşiktaşlı taraftarlar, maçın sona ermesinin ardından Lausannelı oyuncuları alkışladı. Taraftarlar, Beşiktaşlı oyunculara ise “Formayı çıkarın.” diyerek tepki gösterdi.

Beşiktaş Teknik Direktörü Ole Gunnar Solskjaer, Avrupa’ya veda etmeleri karşısında büyük bir hayal kırıklığı yaşadığını söyledi.

Stat: İnönü

Hakemler: Jakob Kehlet, Lars Hummelgaard, Martin Markus

Beşiktaş: Mert Günok, Jonas Svensson (David Jurasek dk. 60), Gabriel Paulista (Ernest Muçi dk. 46), Felix Uduokhai, Taylan Bulut (Kartal Kayra Yılmaz dk. 85), Orkun Kökçü, Wilfred Ndidi, Emirhan Topçu, Rafa Silva, Joao Mario (Demir Ege Tıknaz dk. 73), Tammy Abraham

Lausanne: Karlo Letica, Kevin Mouanga, Abdou Sow, Bryan Okoh, Morgan Poaty, Brandon Soppy (Hamza Abdallah dk. 79), Jamie Roche, Olivier Custodio, Beyatt Lekweiry (Alban Ajdini dk. 79), Nathan Oyedeji (Gabriel Sigua dk. 66), Gaoussou Diakite

Gol: Nathan Oyedeji (dk. 45+1) (Lausanne)

Paylaşın

Samsunspor, Yoluna Konferans Ligi’nde Devam Edecek

UEFA Avrupa Ligi Play-Off Turu rövanş maçında Samsunspor ile Panathinaikos, Samsun Yeni 19 Mayıs Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Karşılaşma, 0 – 0 eşitlikle sona erdi.

Haber Merkezi / İlk maçı 2 – 1 kaybeden Samsunspor, bu sonucun ardından Avrupa Ligi’ne veda etti. Samsunspor yoluna Konferans Ligi’nde devam edecek.

UEFA Avrupa Ligi ve Konferans Ligi’nde 2025/26 sezonu lig aşaması eşleşmeleri 29 Ağustos 2025’te belli olacak.

Stat: Yeni 19 Mayıs

Hakemler: Irfan Peljto, Senad Ibrisimbegovic, Davor Beljo

Samsunspor: Okan Kocuk, Zeki Yavru (Mendes dk. 78), Lubo Satka, Rick van Drongelen, Logi Tomasson, Celil Yüksel (Holse dk. 60), Anthony Makoumbou (Soner Aydoğdu dk. 85), Olivier Ntcham, Antonie Musaba, Emre Kılınç (Dimata dk. 60), Marius Mouandilmadji (Polat dk. 78)

Panathinaikos: Bartlomiej Dragowski, Giannis Kotsiras, Erik Palmer-Brown, Ahmed Touba, Giorgos Kiriakopoulos, Pedro Chirivella, Gnezda Cerin, Anastasios Bakasetas (Siopis dk. Dk. 71), Filip Djuricic (Pellistri dk. 63), Mateus Tete (Jeremejeff dk.89), Fotis Ioannidis (Swiderski dk. 71)

Paylaşın

Başakşehir, Avrupa’ya Veda Etti

UEFA Konferans Ligi Play-Off Turu rövanş maçında Universitatea Craiova ile Başakşehir, Ion Oblemenco Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Başakşehir, sahadan 3 – 1 mağlup ayrıldı.

Haber Merkezi / İlk karşılaşmadan da 2 – 1 mağlup ayrılan Başakşehir, toplamda 5-2’lik skorla turnuvaya veda etti.

Hakem Daniel Schlager’in yönettiği karşılaşmada Universitatea Craiova’nın gollerini, 9. dakikada Alexandru Cicaldau, 27. dakikada Stefan Baiaram ve 81. dakikada Steven Nsimba, Başakşehir’in tek golünü ise 7. dakikada Davie Selke kaydetti.

7. dakikada Operi’nin kullandığı köşe atışında altıpas çizgisi önünde bulunan Selke, yaptığı kafa vuruşuyla ağları sarstı. 0-1

9. dakikada sol kanattan ceza sahasına giren Bancu’nun pasında topla buluşan Cicaldau, ceza sahası sol çaprazından şutunu çekti. Rumen futbolcunun vuruşunda kaleci Volkan Babacan’ın müdahalesi yeterli olmadı ve meşin yuvarlak ağlarla buluştu. 1-1

27. dakikada soldan Bancu’nun pasında kale önünde Baiaram meşin yuvarlağı filelerle buluşturdu. 2-1

81. dakikada Mekvabishvili’nin pasında ceza sahası içi sol çaprazda kaleci Volkan ile karşı karşıya kalan Steven Nsimba’nın şutunda top ağlarla buluştu. 3-1

Stat: Ion Oblemenco

Hakemler: Daniel Schlager, Sven Waschitzki, Tobias Fritsch

Universitatea Craiova: Isenko, Romanchuk, Screciu, Badelj, Mora, Teles (Cretu dk. 90+2), Baluta (Houri dk. 90+4), Cicaldau (Mekvabishvili dk. 77), Bancu, Al Hamlawi, Baiaram (Steven Nsimba dk. 77)

Başakşehir: Volkan Babacan, Ebosele, Ba, Opoku, Operi, Onur Ergün (Fayzullayev dk. 63), Berat Özdemir (Umut Güneş dk. 63), Crespo (Olivier Kemen dk. 46), Shomurodov, Brnic, Selke (Nuno Da Costa dk. 73)

Goller: Cicaldau (dk. 9), Baiaram (dk. 27), Steven Nsimba (dk. 81) (Universitatea Craiova), Selke (dk. 7) (Başakşehir)

Paylaşın

Kültürel Görecelilik Perspektifi

Kültürel görecelilik, ahlaki ve etik değerlerin, inançların ve davranışların evrensel bir standarda göre değil, içinde oluştukları kültürel bağlama göre değerlendirilmesi gerektiğini savunan bir perspektiftir.

Haber Merkezi / Bu görüş, hiçbir kültürün diğerinden üstün olmadığını ve her kültürün kendi normları, değerleri ve uygulamaları çerçevesinde anlaşılması gerektiğini öne sürer.

Temel İlkeler:

Kültürel Bağlam: Bir davranış ya da inanç, yalnızca o kültüre özgü bağlamda anlam kazanır. Örneğin, bir kültürde kutsal sayılan bir uygulama, başka bir kültürde tuhaf veya yanlış görünebilir.

Yargıdan Kaçınma: Kültürel görecelilik, farklı kültürel uygulamaları yargılamadan önce onların kendi bağlamında anlaşılmasını teşvik eder.

Evrenselcilik Eleştirisi: Evrensel ahlaki kuralların varlığını sorgular ve bu tür kuralların genellikle baskın kültürlerin dayatmaları olabileceğini savunur.

Bazı kültürlerde çok eşlilik normal kabul edilirken, başka kültürlerde bu ahlaksız bulunabilir. Kültürel görecelilik, her iki uygulamayı da kendi kültürel bağlamında değerlendirmeyi önerir.

Eleştiriler:

Ahlaki Belirsizlik: Kültürel görecelilik, evrensel insan hakları gibi kavramları sorgulayabilir ve bazı zararlı uygulamaları (ör. kadın sünneti) meşrulaştırma riski taşıyabilir.

Tutarlılık Sorunu: Eğer her şey göreceli ise, kültürel göreceliliğin kendisi de bir kültürün ürünü olarak göreceli hale gelir, bu da kendi içinde çelişkili bir durum yaratabilir.

Uygulama Alanları:

Antropoloji: Kültürleri tarafsız bir şekilde anlamak için kullanılır.

Sosyoloji ve Etik: Farklı toplumların değer sistemlerini karşılaştırmada rehber olur.

Küresel İlişkiler: Kültürler arası diyaloglarda önyargıyı azaltır.

Kültürel görecelilik, farklılıklara saygı duymayı teşvik ederken, evrensel insan hakları ve etik arasında denge kurma tartışmalarını da beraberinde getirir.

Paylaşın