Sermaye Sınıfının Korkulu Rüyası “Komünizm”

Sermaye sınıfının (burjuvazinin) zenginlik ve güç kaynağını doğrudan sorgulayan komünizm, tarihsel bağlamda, sermaye sahipleri tarafından bir tehdit olarak algılanmıştır.

Kurtuluş Aladağ / Karl Marx ve Friedrich Engels’in Komünist Manifesto’da (1848) ortaya koyduğu gibi komünizm, özel mülkiyetin ve sınıflı toplumun ortadan kaldırılmasını, üretim araçlarının kolektif sahipliğini ve sınıfsız bir toplumun kurulmasını hedeflemektedir.

Kapitalist sistemde burjuvazi, emekçi sınıfın (proletaryanın) ürettiği artı değere el koyarak (sömürerek) varlığını sürdürmektedir.

Komünizm ise, sömürüyü ortadan kaldırmak için fabrikalar, toprak ve diğer üretim araçlarının özel mülkiyetini ortadan kaldırmayı önermektedir. Bu durum, sermaye sınıfının ekonomik ve siyasal egemenliğini kaybetmesi anlamına gelmektedir.

Emek sınıfının (proletaryanın), sermaye sınıfına karşı örgütlenmesini ve devrim yoluyla iktidarı ele geçirmesini savunan komünizm, sermaye sınıfının siyasi ve toplumsal kontrolünü tehdit etmektedir.

20. yüzyıldaki Bolşevik Devrimi (1917), Çin Devrimi (1949) gibi gelişmeler, sermaye sınıfının mülkiyetine el konulmasına ve sermaye sınıfının güç kaybına yol açan pratik örnekler sunmuştur.

Komünist Manifesto’yu Anlamak

Marx ve Engels tarafından yazılan “Komünist Manifesto”, modern komünizmin temel metinlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Metinde, kapitalist toplumun eleştirisini sunulurken, proletaryanın devrimci rolü ve sınıfsız bir toplum hedefi net bir şekilde ortaya konulmaktadır.

Metinde, tarihsel materyalizm çerçevesinde sınıflı toplumların evrimi açıklanırken, kapitalizmin iç çelişkilerinin devrime yol açacağı savunulmaktadır.

Manifesto dört bölüme ayrılır:

Burjuvalar ve Proletaryalar: Tarihsel materyalizme dayalı olarak sınıf mücadelelerinin tarihi özetlendiği bölüm.
Proletaryalar ve Komünistler: Bu bölümde komünistlerin amaçları ve proletarya ile ilişkisi açıklanır.
Sosyalist ve Komünist Yazın: Farklı sosyalist akımlar eleştirildiği bölüm.
Komünistlerin Çeşitli Muhalefet Partileri Karşısındaki Tutumu: Bu bölümde de komünistlerin diğer devrimci hareketlerle işbirliği tartışılır.

Manifestonun ana temaları:

Manifesto, tarihin sınıf mücadeleleri tarihi olduğunu öne sürmektedir: “Şimdiye kadarki bütün toplumların tarihi, sınıf mücadelelerinin tarihidir.”
Kapitalist toplumda iki ana sınıf karşı karşıyadır: Burjuvazi (üretim araçlarına sahip sermaye sınıfı) ve proletarya (emek gücünü satarak geçinen işçi sınıfı).

Marx ve Engels, manifestoda kapitalizmin burjuvaziyi güçlendirdiğini, ancak aynı zamanda proletaryayı örgütlü bir devrimci güce dönüştürdüğünü savunmuşlardır. Manifestoda fabrika sisteminin ve kentleşmenin, işçileri bir araya getirerek sınıf bilincini artırdığı ifade edilmiştir.

Kapitalizmin, sürekli yenilik ve genişleme gerektirdiği, bunun da toplumsal ilişkileri metalaştırdığı ve eşitsizliği derinleştirdiği belirtilen manifestoda, kapitalizmin iç çelişkilerinin (örneğin, aşırı üretim krizlerinin) sistemin çöküşüne yol açacağı vurgulanmıştır.

Kapitalizmin dinamik ancak istikrarsız bir sistem olduğunu ifade edilen manifestoda, teknolojik ilerlemelerin ve pazar genişlemesinin, burjuvazi için kısa vadeli başarı sağlasa da, proletaryanın (emek sınıfının) sömürülmesinin devrimci bir tepkiye zemin hazırladığı belirtilmiştir.

Komünizmin Hedefleri:

Özel mülkiyetin (üretim araçlarının) kaldırılması, sınıfsız ve devletsiz bir toplumun kurulması.
Manifesto, komünistlerin proletaryanın çıkarlarını temsil ettiğini ve devrimin uluslararası bir hareket olması gerektiğini vurgular: “Bütün ülkelerin işçileri, birleşin!”

Bu hedefler, sermaye sınıfının egemenliğini doğrudan tehdit etmektedir.

Devrimci Strateji:

Manifestoda proletaryanın burjuvaziye (sermaye sınıfı) karşı devrim yapması gerektiği savunulmuştur. Bu devrimin, üretim araçlarının kolektifleştirilmesiyle sonuçlanması gerektiği vurgulanmıştır.

Manifestoda komünistlerin, diğer işçi hareketlerini desteklemesi, ancak uzun vadeli hedef olarak sosyalist bir dönüşümü benimsemesi gerektiği ifade edilmiştir.

Manifesto, devrimin kaçınılmaz olduğunu vurgulamış olsa da, devrimin nasıl gerçekleşeceği konusunda ayrıntılı bir yol haritası sunmamıştır. Bu eksiklik, daha sonra Lenin gibi düşünürler tarafından giderilmiştir.

Manifesto, Avrupa’da sanayi devriminin hızlandığı, işçi sınıfının kötü çalışma koşullarına karşı ayaklandığı bir dönemde yazılmıştır (örneğin, 1848 Devrimleri). Metin, bu huzursuzluğu devrimci bir harekete kanalize etmeyi amaçlamıştır.

Günümüzde manifesto, gelir eşitsizliği, emek sömürüsü ve küresel kapitalizmin eleştirisi gibi konularda hala yankı bulmaktadır. Ancak, modern dünyada sınıf mücadelesinin karmaşıklığı (örneğin, orta sınıfın büyümesi, kimlik politikaları) metnin bazı varsayımlarını zorlamaktadır.

Paylaşın

Son Sekiz Ayda Bin 359 İşçi İş Kazalarında Yaşamını Yitirdi

2025 yılının ilk sekiz ayında en az bin 359 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Sanayi, inşaat, taşımacılık, konaklama ve tarım işkolları ise en fazla ölümün meydana geldiği işkollarında oldu.

Haber Merkezi / Ocak ayında 180 işçi, Şubat ayında 124 işçi, Mart ayında 159 işçi, Nisan ayında 156 işçi, Mayıs ayında 178 işçi, Haziran ayında 164 işçi, Temmuz ayında 206 işçi ve Ağustos ayında 192 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) Ağustos 2025 İş Cinayetleri Raporu’nu yayınladı. Buna göre; Ağustos ayında en az 192 işçi, iş cinayetlerinde hayatlarını kaybetti. Böylelikle 2025’in ilk sekiz ayında iş cinayeti sayısı (Ocak 180, Şubat 124, Mart 159, Nisan 156, Mayıs 178, Haziran 164, Ağustos 192) 1359’a ulaştı.

Ağustos ayındaki iş cinayetlerine sektörel olarak bakıldığında sanayide 60 işçi, tarımda 45 işçi, inşaatta 44 işçi ve hizmette 43 işçi hayatını kaybetti.

Ağustos ayında iş kazalarında hayatını kaybedenlerin en az 13’ü çocuktu. Ölen çocukların altısı tarım, ikisi metal, biri ticaret, biri büro, biri enerji, biri konaklama ve biri genel işler işkollarında çalışıyordu. İş cinayetlerinde ölenlerin 19’u kadın işçiydi. Ölen kadınların on biri tarım, üçü genel işler, ikisi ticaret, biri eğitim, biri büro ve biri konaklama işkollarında çalışıyordu.

Ağustos ayında iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı şöyle: Tarım, Orman işkolunda 45 emekçi (18 işçi ve 27 çiftçi); İnşaat, Yol işkolunda 42 işçi; Taşımacılık işkolunda 20 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 17 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 13 işçi; Metal işkolunda 8 işçi; Enerji işkolunda 8 işçi; Madencilik işkolunda 7 işçi; Gıda, Şeker işkolunda 6 işçi; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 5 işçi; Tekstil, Deri işkolunda 4 işçi; Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 3 işçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 3 işçi; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 2 işçi; Banka, Finans, Sigorta işkolunda 1 işçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 1 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 1 işçi; Elimizdeki veriler ışığında çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz 6 işçi.

Ağustos ayında iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle: Trafik, Servis Kazası nedeniyle 39 işçi; Yüksekten Düşme nedeniyle 32 işçi; Ezilme, Göçük nedeniyle 31 işçi; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 25 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 19 işçi; Şiddet nedeniyle 12 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 6 işçi; Patlama, Yanma nedeniyle 5 işçi; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 5 işçi; İntihar nedeniyle 5 işçi; Diğer nedenlerden dolayı 13 işçi.

Ağustos ayında iş cinayetlerinin yaş gruplarına göre dağılımı şöyle: 14 yaş ve altı 6 çocuk işçi, 15-17 yaş arası 7 çocuk/genç işçi, 18-29 yaş arası 35 işçi, 30-49 yaş arası 75 işçi, 50-64 yaş arası 51 işçi, 65 yaş ve üstü 16 işçi,
yaşı bilinmeyen 2 işçi.

Ağustos ayında Türkiye’nin 54 şehrinde ve yurtdışında bir ülkede (kısa vadeli çalışmak için gidilen veya Türkiye menşeili şirketlerde çalışan) iş cinayeti gerçekleştiği tespit edildi: 20 ölüm İstanbul’da; 9 ölüm Antalya’da; 8 ölüm Sivas’ta; 7 ölüm Giresun’da; 6’şar ölüm Balıkesir, Kahramanmaraş, Muğla ve Samsun’da; 5’er ölüm Kocaeli ve Şanlıurfa’da; 4’er ölüm Çorum, Denizli, Diyarbakır, İzmir, Kayseri, Manisa, Mersin, Rize, Sakarya ve Tekirdağ’da; 3’er ölüm Adana, Ankara, Aydın, Bursa, Eskişehir, Konya, Malatya, Ordu, Şırnak ve Trabzon’da; 2’şer ölüm Adıyaman, Aksaray, Bolu, Erzincan, Erzurum, Hatay, Isparta, Kastamonu, Osmaniye, Uşak, Zonguldak ve Irak’ta; 1’er ölüm Afyon, Ağrı, Amasya, Bartın, Batman, Bitlis, Çankırı, Düzce, Elazığ, Hakkari, Karaman, Kars, Kırıkkale, Kütahya, Mardin, Muş, Nevşehir, Niğde, Sinop ve Yozgat’ta meydana geldi.

Paylaşın

Anayasa Mahkemesi, CHP Kurultay Davasını Reddetti

Anayasa Mahkemesi (AYM), CHP’nin kurultay davasına bakan Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nin başvurusunu, “davada uygulanacak kural olmadığı” gerekçesiyle reddetti.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 38. Olağan Kurultayı’nda usulsüzlük iddiasıyla açılan ceza davasında mahkemeler arasındaki “görev” uyuşmazlığına ilişkin Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nin yaptığı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) ilgili hükmünün iptali talepli başvurunun ilk incelemesini yaptı.

CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı’nda “iştirak halinde hareket ederek, bazı delegelere menfaat karşılığında oy kullandırdıkları” iddiasıyla aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 12 isim hakkında asliye ceza mahkemesi ile ağır ceza mahkemesi arasındaki “görev” tartışması AYM’ye taşınmıştı.

Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi verdiği “görevsizlik” kararına karşı yapılan itirazların dayanağı olan CMK’nın ilgili maddesinde yer alan, “Adli yargı içerisindeki mahkemeler bakımından verilen görevsizlik kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir” hükmünün Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına vararak iptali için AYM’ye başvurmuştu.

Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi’nin başvuruyu reddetmesi durumunda duruşmanın 4 Kasım 2025 tarihinde saat 09.00’da görülmesine de karar vermişti.

Alınan bilgiye göre Yüksek Mahkeme, Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nin başvurusunu, “davada uygulanacak kural olmadığından” reddetti.

Paylaşın

Varoluşsal Depresyonla Yaşamak

Varoluşsal depresyon, bireyin kendi varoluşu üzerine sorgulamalar sonucunda yaşadığı bir tür depresyondur. Durum, genellikle hayatta bir amaç eksikliği, anlamsızlık hissi veya varoluşsal krizlerle ilişkilendirilir.

Haber Merkezi / Bu durum, bireyin yaşamın değerini sorgulaması, ölüm korkusu, yalnızlık veya evrendeki yerini anlamlandırma zorluğu gibi felsefi ve psikolojik temalar etrafında yoğunlaşır.

Varoluşsal Depresyonun Nedenleri:

Hayatın Anlamına Dair Sorgulamalar: Kişinin yaşamın amacı veya kendi varoluşsal rolü hakkında yoğun düşüncelere dalması.
Büyük Yaşam Değişiklikleri: Ölüm, boşanma, iş kaybı, emeklilik gibi olaylar varoluşsal sorgulamaları tetikleyebilir.
Yalıtılmışlık ve Yalnızlık: Toplumsal veya kişisel bağlardan kopma hissi.
Felsefi veya Manevi Kriz: Dini inançların sorgulanması veya bir inanç sisteminin kaybı.

Kültürel ve Toplumsal Baskılar: Modern toplumun bireylerden başarı, statü veya maddi kazanç beklentisi, bazı kişilerde anlamsızlık hissi yaratabilir.
Psikolojik Yatkınlık: Daha önce depresyon veya anksiyete gibi ruhsal sorunlar yaşamış bireylerde varoluşsal depresyon riski artabilir.
Evrenin Sonsuzluğu ve Ölüm Korkusu: Evrendeki yerini veya ölümün kaçınılmazlığını düşünmek, bazı kişilerde varoluşsal kaygıyı tetikleyebilir.

Varoluşsal Depresyonun Belirtileri:

Hayatın anlamsız veya boş olduğu hissi
Motivasyon eksikliği ve günlük aktivitelere ilgisizlik
Derin bir yalnızlık veya izolasyon hissi
Ölüm, özgürlük, sorumluluk veya varoluşun anlamı üzerine takıntılı düşünceler
Umutsuzluk ve çaresizlik hissi
Kendine yabancılaşma veya kimlik bunalımı
Fiziksel belirtiler (uykusuzluk, iştahsızlık, yorgunluk) eşlik edebilir.

Varoluşsal Depresyonun Teşhisi:

Klinik Görüşme: Kişinin hissettiği anlamsızlık, varoluşsal sorgulamalar ve duygusal durum detaylı bir şekilde incelenir.
Psikolojik Değerlendirme: Depresyon, anksiyete veya diğer ruhsal bozukluklarla ilişkilendirilip ayrıştırılır.
Felsefi ve Manevi Yönelimlerin İncelenmesi: Kişinin inanç sistemleri, değerleri ve hayat görüşü teşhis sürecinde önemli bir rol oynar.

Teşhis, genellikle kişinin varoluşsal temalar etrafındaki duygusal ve zihinsel durumunun klinik depresyonla nasıl bir ilişkisi olduğunu anlamayı amaçlar.

Varoluşsal Depresyonun Tedavisi:

Varoluşsal Psikoterapi: Hayatın anlamı, özgürlük, ölüm ve sorumluluk gibi temaları ele alan bir terapi türüdür. Bireyin kendi değerlerini ve amaçlarını keşfetmesine yardımcı olur.
Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT): Olumsuz düşünce kalıplarını değiştirmek ve daha yapıcı bir bakış açısı geliştirmek için kullanılır.
Anlam Odaklı Terapi (Logoterapi): Viktor Frankl tarafından geliştirilen bu yaklaşım, kişinin hayatında anlam bulmasına odaklanır.
İlaç Tedavisi: Eğer varoluşsal depresyon, klinik depresyon veya anksiyete ile birlikte seyrediyorsa, antidepresanlar veya anksiyolitikler bir psikiyatrist tarafından reçete edilebilir.

Manevi ve Felsefi Destek: Dini veya manevi danışmanlık, kişinin inanç sistemlerini yeniden yapılandırmasına yardımcı olabilir.
Yaşam Tarzı Değişiklikleri: Meditasyon, mindfulness, egzersiz, sosyal bağları güçlendirme ve hobiler gibi aktiviteler, anlamsızlık hissini azaltabilir.
Destek Grupları: Benzer deneyimleri yaşayan insanlarla bağlantı kurmak, yalnızlık hissini hafifletebilir.
Kendi Kendine Yardım: Felsefi okumalar (örneğin, Sartre, Camus, Nietzsche), günlük tutma veya yaratıcı faaliyetler, bireyin varoluşsal sorgulamalarını anlamlandırmasına yardımcı olabilir.

Paylaşın

Klasik Kızarmış Deniz Tarağı, Malzemeleri, Hazırlanışı

Hazırlaması çok kolay olan klasik kızarmış deniz tarağı, denedikten sonra menünüze ekleyeceğiniz yemek tariflerinden biri olacaktır. Öyleyse verilen adımları takip edin ve bu tarifi yapın! 

Haber Merkezi / Bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

8-10 adet büyük deniz tarağı (taze veya dondurulmuş, çözdürülmüş)
2 yemek kaşığı zeytinyağı veya tereyağı
Tuz
Taze çekilmiş karabiber
1 diş sarımsak (ezilmiş, isteğe bağlı)
1 yemek kaşığı limon suyu
İsteğe bağlı: 1 yemek kaşığı taze maydanoz veya dereotu (doğranmış)
İsteğe bağlı: 1 çay kaşığı limon kabuğu rendesi

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım…

Taze deniz taraklarını soğuk suyla nazikçe yıkayın ve kağıt havluyla kurulayın, dondurulmuş tarak kullanıyorsanız, tamamen çözüldüğünden emin olun.

Tarakların yan tarafındaki küçük sert kası (varsa) çıkarın, her iki yüzüne hafifçe tuz ve karabiber serpin.

Döküm veya yapışmaz bir tavayı yüksek ateşte iyice ısıtın (tava çok sıcak olmalı), zeytinyağı veya tereyağını ekleyin ve yağın hafif duman çıkaracak kadar ısınmasını bekleyin.

Deniz taraklarını tavaya tek sıra halinde yerleştirin, birbirine değmemelerine dikkat edin, her bir yüzünü 1,5-2 dakika kızartın (toplam 3-4 dakika), ilk yüzü pişerken tarakları hareket ettirmeyin; altın sarısı bir kabuk oluşmalı.

Çevirdikten sonra, isteğe bağlı olarak sarımsağı ekleyin ve tereyağı kullanıyorsanız, erimiş yağı kaşıkla tarakların üzerine gezdirin, pişirme sonunda limon suyunu tavaya sıkın ve tarakları hemen tavadan alın.

Tarakları sıcak olarak servis tabağına alın, üzerine taze maydanoz/dereotu ve limon kabuğu rendesi serpin, yanında hafif bir yeşil salata, risotto veya ızgara sebzelerle sunabilirsiniz.

Deniz tarakları orta az pişmiş (opak merkezli) olmalı; içleri hafif parlak ve yumuşak kalmalı, aşırı pişirirseniz kauçuk gibi sertleşir, pişme süresi tarakların büyüklüğüne göre değişebilir; küçük taraklar için 1-1,5 dakika yeterlidir.

Püf Noktaları:

Tarakların tamamen kuru olması, güzel bir kabuk oluşması için kritik. Nemli taraklar buharlaşır ve kızarmaz.
Yüksek ısı kullanın ve tavayı fazla doldurmayın; bu, tarakların suyunu salmasını önler.
Taze tarak kullanıyorsanız, deniz kokusu almalı; ağır kokulu taraklar taze değildir.

Paylaşın

Ev Yapımı Orzo, Malzemeleri, Hazırlanışı

Ev yapımı orzo, herkesin mutlaka tatması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir. Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi yapın! 

Haber Merkezi / Bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

1 su bardağı un (veya çok amaçlı un)
1 su bardağı irmik unu (semolina)
1 büyük yumurta
1/4 su bardağı su (gerekirse daha fazla, hamurun kıvamına göre)
1/2 çay kaşığı tuz
1 yemek kaşığı zeytinyağı (isteğe bağlı, hamuru yumuşatır)

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım…

Geniş bir kâsede un, irmik unu ve tuzu karıştırın, ortasına bir çukur açın, yumurtayı ve zeytinyağını ekleyin, yavaşça karıştırarak unu yumurtaya yedirin.

Azar azar su ekleyerek pürüzsüz, sert ama esnek bir hamur elde edene kadar yoğurun (yaklaşık 8-10 dakika), hamur çok kuruysa biraz daha su, çok yapışkansa biraz un ekleyin, hamuru streç filme sarın ve oda sıcaklığında 30 dakika dinlendirin.

Dinlenen hamuru 4 eşit parçaya bölün, her bir parçayı unlanmış bir zeminde ince bir rulo (yaklaşık 0,5 cm kalınlığında) haline getirin.

Ruloyu bıçakla küçük parçalara kesin (yaklaşık 0,5 cm uzunluğunda), her parçayı parmaklarınızla hafifçe ovalayarak pirinç tanesi şekli verin.

Hamuru küçük parçalara ayırıp avucunuzda yuvarlayarak minik toplar yapabilirsiniz, ardından hafif bastırarak orzo şekli verin, şekillendirdiğiniz orzoları un serpilmiş bir tepsiye dizin ve birbirine yapışmaması için hafif unlayın.

Büyük bir tencerede bol suyu kaynatın ve 1 yemek kaşığı tuz ekleyin, orzoları kaynayan suya atın ve yaklaşık 3-5 dakika veya yumuşayana kadar pişirin (taze hamur olduğu için hızlı pişer), pişip pişmediğini kontrol etmek için bir tane tadın.

Pişen orzoları süzün ve isterseniz biraz zeytinyağı ile karıştırın ki yapışmasın.

Orzoyu sıcak olarak domates sosu, pesto, zeytinyağlı sarımsaklı sos veya et/tavuk yemekleriyle servis edebilirsiniz, orzoyu çorbalarda kullanabilir veya soğuk salatalar için haşlayıp soğutabilirsiniz.

Püf Noktaları:

İrmik unu, orzoya karakteristik dokusunu verir; sadece normal un kullanırsanız daha yumuşak bir sonuç alırsınız.
Hamuru ince ince kesmek için sabırlı olun; orzo küçük ve düzgün olmalı.

Orzoları hemen kullanmayacaksanız, tepsiye dizip dondurabilir ve donduktan sonra buzdolabı poşetine aktararak saklayabilirsiniz. Dondurulmuş orzo, kaynar suda 5-7 dakikada pişer.

Paylaşın

Orta Az Pişmiş Biftek, Malzemeleri, Hazırlanışı

Sağlıklı ve lezzetli bir yemek tarifimi arıyorsunuz, orta az pişmiş bifteği deneyin. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Haber Merkezi / Tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

2 adet bonfile veya antrikot (her biri yaklaşık 200-250 gr, 2-3 cm kalınlığında)
2 yemek kaşığı zeytinyağı veya tereyağı
Tuz
Taze çekilmiş karabiber
İsteğe bağlı: 1-2 dal taze biberiye veya kekik
2 diş sarımsak (ezilmiş, isteğe bağlı)

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım…

Biftekleri buzdolabından çıkarıp oda sıcaklığına gelmesi için 20-30 dakika bekletin, bu, eşit pişme sağlar, bifteklerin her iki yüzüne tuz ve karabiber serpin.

Döküm veya kalın tabanlı bir tavayı yüksek ateşte iyice ısıtın (tava hafif duman çıkaracak kadar sıcak olmalı), tavaya zeytinyağı veya tereyağı ekleyin, yağ kızgınlaşınca biftekleri tavaya yerleştirin.

Orta az pişmiş biftek için her bir yüzünü yaklaşık 2,5-3 dakika pişirin (biftek kalınlığına bağlı olarak süre değişebilir), ilk yüzü pişirirken bifteği hareket ettirmeyin, böylece güzel bir kabuk oluşur.

Çevirdikten sonra tavaya biberiye/kekik ve sarımsak ekleyebilirsiniz, eritilmiş tereyağını kaşıkla bifteğin üzerine gezdirerek aromasını artırın.

Biftekleri tavadan alıp bir tabağa koyun ve alüminyum folyo ile gevşekçe örtün, 5 dakika dinlendirin, bu, etin suyunu korur ve lezzetini artırır.

Biftekleri dilimleyerek veya bütün halinde servis yapın, yanında patates püresi, ızgara sebzeler veya yeşil salata ile sunabilirsiniz.

Orta az pişmiş biftek için iç sıcaklık 55-57°C olmalı (gıda termometresiyle ölçebilirsiniz), biftek yumuşak ve esnek olmalı, başparmak ve işaret parmağınızın arasındaki etli kısma hafif bastırdığınızda benzer bir his vermeli.

Püf Noktaları:

Pişirme süresi biftek kalınlığına ve tavanın ısısına göre değişir. Daha kalın biftekler için fırında 200°C’de 1-2 dakika ek pişirme yapabilirsiniz.
Yüksek kaliteli et kullanmak, orta az pişmiş bifteğin lezzetini artırır.

Paylaşın

Klasik Salisbury Biftek, Malzemeleri, Hazırlanışı

Akşam yemeği için henüz bir yemek tarifi bulamadınız mı? Klasik Salisbury biftek, akşam yemeği için ideal bir tarif. Karar verdiyseniz verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi hemen yapın!

Haber Merkezi / Tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

Salisbury Biftek için:

500 gr dana kıyma (orta yağlı)
1/2 su bardağı galeta unu (veya ekmek kırıntısı)
1 adet yumurta
1/4 su bardağı süt
1 küçük soğan (rendelenmiş veya çok ince doğranmış)
1 çay kaşığı sarımsak tozu (veya 1 diş sarımsak, ezilmiş)

1 çay kaşığı Worcestershire sosu (isteğe bağlı, lezzet katar)
1 çay kaşığı tuz
1/2 çay kaşığı karabiber
1/2 çay kaşığı kekik (isteğe bağlı)
1 yemek kaşığı zeytinyağı veya tereyağı (pişirme için)

Sos için:

2 yemek kaşığı tereyağı
1 orta boy soğan (ince dilimlenmiş)
200 gr mantar (dilimlenmiş, isteğe bağlı)
2 yemek kaşığı un
2 su bardağı et suyu (veya tavuk suyu)
1 yemek kaşığı Worcestershire sosu
1 çay kaşığı hardal (isteğe bağlı)
Tuz ve karabiber (damak zevkine göre)

Servis için (isteğe bağlı):

Patates püresi veya haşlanmış patates
Taze maydanoz (doğranmış)

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım…

Geniş bir kâsede kıyma, galeta unu, yumurta, süt, rendelenmiş soğan, sarımsak tozu, Worcestershire sosu, tuz, karabiber ve kekiği karıştırın, yoğurun, ancak fazla sıkıştırmamaya özen gösterin, karışımdan 4 adet oval veya yuvarlak köfte şekli verin (yaklaşık 1,5 cm kalınlığında).

Büyük bir tavada zeytinyağı veya tereyağını orta-yüksek ateşte ısıtın, köfteleri tavaya yerleştirin ve her iki yüzünü 4-5 dakika pişirin (içleri tamamen pişmeli), pişen köfteleri bir tabağa alın ve kenarda bekletin.

Aynı tavada tereyağını eritin, dilimlenmiş soğanları ekleyip 3-4 dakika yumuşayana kadar soteleyin, mantar kullanıyorsanız, ekleyip 4-5 dakika daha pişirin, unu ekleyin ve 1 dakika karıştırarak kavurun.

Yavaşça et suyunu ekleyin, topaklanmaması için sürekli karıştırın. Worcestershire sosu, hardal, tuz ve karabiberi ekleyin, sosu kısık ateşte 5-7 dakika koyulaşana kadar pişirin, ara sıra karıştırın.

Pişen köfteleri sosun içine yerleştirin ve 2-3 dakika sosla birlikte ısıtın, her iki yüzünü sosa bulayın.

Salisbury biftekleri sosla birlikte tabaklara alın, yanında patates püresi veya haşlanmış patates ile servis edin, üzerine taze maydanoz serpiştirin.

Püf Noktaları:

Köfteleri fazla sıkıştırmadan şekillendirin, böylece yumuşak kalır.
Sosun kıvamını ayarlamak için gerekirse biraz daha et suyu ekleyin.
Worcestershire sosu yoksa, 1 çay kaşığı soya sosu ve bir tutam şeker kullanabilirsiniz.

Paylaşın

Klasik Carne Asada, Malzemeleri, Hazırlanışı

Hazırlaması çok kolay olan klasik carne asada, denedikten sonra menünüze ekleyeceğiniz yemek tariflerinden biri olacaktır. Öyleyse verilen adımları takip edin ve bu tarifi sevdikleriniz için yapın!

Haber Merkezi / Bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

Et ve Marine için:

600-700 gr dana eti (kontrfile, antrikot veya inceltilmiş dana sırt eti)
3 yemek kaşığı zeytinyağı
1/4 su bardağı portakal suyu (taze sıkılmış)
2 yemek kaşığı limon suyu
2 yemek kaşığı soya sosu
2 diş sarımsak (ezilmiş)

1 çay kaşığı kimyon
1 çay kaşığı kırmızı toz biber
1/2 çay kaşığı pul biber (isteğe bağlı, acı için)
1 çay kaşığı kuru kekik
Tuz ve taze çekilmiş karabiber
İsteğe bağlı: 1/4 su bardağı taze kişniş (doğranmış)

Servis için:

8-10 adet küçük mısır tortillası (veya un tortillası)
1 küçük soğan (ince doğranmış)
1/2 su bardağı taze kişniş (doğranmış)
1 adet lime (dilimlenmiş)
Salsa sosu (veya doğranmış domates, jalapeño, soğan karışımı)
İsteğe bağlı: Guacamole, ekşi krema, rendelenmiş peynir

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım…

Bir kâsede zeytinyağı, portakal suyu, limon suyu, soya sosu, sarımsak, kimyon, kırmızı toz biber, pul biber, kekik, tuz, karabiber ve isteğe bağlı kişnişi karıştırın, dana etini bu sosa bulayın, üzerini kapatıp buzdolabında en az 1 saat (ideal: 4-6 saat) marine edin.

Izgara tavası veya mangalı yüksek ateşte ısıtın, hafif yağlayın, eti süzüp her iki yüzünü 3-5 dakika pişirin (orta pişmiş için iç sıcaklık 60-65°C), kalınlığa göre süreyi ayarlayın.

Eti alıp alüminyum folyoyla gevşekçe örtün ve 5-7 dakika dinlendirin, liflerin tersine ince dilimleyin.

Tortillaları tavada her yüzü 20-30 saniye ısıtın veya 180°C fırında 2-3 dakika tutun, havluya sararak sıcak tutun.

Tortillalara dilimlenmiş eti yerleştirin, üzerine soğan, kişniş, lime suyu ve salsa sosu ekleyin, isteğe bağlı guacamole veya peynir ilave edin.

Taco’ları sıcak servis edin, yanında Meksika pilavı veya kırmızı fasulye ile sunabilirsiniz.

Püf Noktaları:

Mısır tortillası otantik bir tat verir.
Marine sosuna 1 yemek kaşığı bira eklemek eti yumuşatır.
Orta pişmiş et daha sulu ve lezzetli olur.

Paylaşın

Kırmızı Fasulye Ve Pilav, Malzemeleri, Hazırlanışı

Kırmızı fasulye ve pilav, herkesin mutlaka tatması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Haber Merkezi / Bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

Kırmızı Fasulye için:

1 kutu (400 gr) konserve kırmızı barbunya fasulyesi (veya 1,5 su bardağı haşlanmış kuru fasulye)
1 yemek kaşığı zeytinyağı
1 orta boy soğan (ince doğranmış)
2 diş sarımsak (ezilmiş)
1 yemek kaşığı domates salçası
1 çay kaşığı kimyon

1 çay kaşığı kırmızı toz biber
1/2 çay kaşığı kekik
1/2 su bardağı tavuk suyu veya su
Tuz ve karabiber (damak zevkine göre)
İsteğe bağlı: 1/2 çay kaşığı pul biber veya 1 taze jalapeño (doğranmış)

Pilav için:

1 su bardağı uzun taneli beyaz pirinç (örneğin basmati)
1 yemek kaşığı zeytinyağı veya tereyağı
1/4 su bardağı ince doğranmış soğan
1 diş sarımsak (ezilmiş)
1,5 su bardağı tavuk suyu veya su
1/2 su bardağı konserve domates (püre veya ince doğranmış)
1 çay kaşığı kırmızı toz biber
Tuz (yaklaşık 1 çay kaşığı)
İsteğe bağlı: 1/2 su bardağı mısır veya bezelye

Servis için (isteğe bağlı):

Taze kişniş veya maydanoz
Lime veya limon dilimleri
Avokado dilimleri

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım…

Orta boy bir tencerede zeytinyağını ısıtın, soğanı ekleyip 3-4 dakika yumuşayana kadar soteleyin, sarımsağı ekleyip 1 dakika daha kavurun.

Domates salçasını, kimyon, kırmızı toz biber, kekik, tuz ve karabiberi ekleyin, 1 dakika karıştırarak kavurun.

Süzülmüş barbunya fasulyesini ve tavuk suyunu (veya suyu) ekleyin, kısık ateşte 10-15 dakika pişirin, ara sıra karıştırın, kıvamı koyulaşmalı, ancak çok kuru olmamalı, gerekirse biraz daha su ekleyin, isteğe bağlı olarak pul biber veya jalapeño ile baharat seviyesini artırın.

Pirinci yıkayın ve süzün, orta boy bir tencerede zeytinyağı veya tereyağını ısıtın, soğanı ekleyip 2-3 dakika soteleyin, ardından sarımsağı ekleyip 1 dakika daha kavurun, pirinci ekleyin ve 1-2 dakika kavurun (pirinç hafif şeffaflaşmalı).

Domates püresini, kırmızı toz biberi, tuzu ve tavuk suyunu (veya suyu) ekleyin, isteğe bağlı olarak mısır veya bezelye ekleyin, kaynayınca ateşi kısın, kapağı kapatın ve 15-20 dakika suyunu çekene kadar pişirin, ocaktan alıp 5 dakika dinlendirin, sonra bir çatalla karıştırın.

Pilavı tabaklara paylaştırın ve üzerine kırmızı fasulyeyi ekleyin, taze kişniş/maydanoz, lime suyu ve avokado dilimleriyle süsleyin, yanında tortilla cipsi veya salata ile servis yapabilirsiniz.

Püf Noktaları:

Fasulyeyi daha lezzetli yapmak için pişirme suyuna 1 defne yaprağı ekleyip sonra çıkarabilirsiniz.
Pilavda domates yerine 1 yemek kaşığı domates salçası kullanabilirsiniz, bu daha yoğun bir tat verir.
Kuru fasulye kullanıyorsanız, bir gece önceden ıslatıp haşlayın.

Paylaşın