Amazon Elastic Compute Cloud Nedir? Temel Özellikleri

Amazon Elastic Compute Cloud (EC2), Amazon Web Services (AWS) tarafından sağlanan, işletmeler ve geliştiriciler için ölçeklenebilir, isteğe bağlı bilgi işlem kaynakları sunan web tabanlı bir hizmettir.

Haber Merkezi / Kullanıcılar, uygulamaları ve iş yüklerini esnek ve uygun maliyetli bir şekilde çalıştırmak için örnek olarak bilinen sanal makineler oluşturabilir ve yönetebilirler. Bu hizmet, AWS bulutunda kolay ölçeklendirme, hızlı tedarik ve bilgi işlem kapasitesinin verimli yönetimini sağlar.

Amazon Elastic Compute Cloud (EC2), bulut bilişim dünyasının merkezi bir bileşeni olarak hizmet vererek, uygulamaları ve iş yüklerini kolay ve esnek bir şekilde çalıştırmak isteyen kuruluşlara ve bireylere yeniden boyutlandırılabilir sanal sunucular sunar. Amazon EC2’nin temel amaçlarından biri, işletmelere ihtiyaçlarına göre bilgi işlem kaynaklarını ölçeklendirme olanağı sağlayarak, fiziksel altyapı bakımına harcanan zamandan ve paradan tasarruf sağlamaktır.

EC2 ile kullanıcılar, toplu işlem, büyük veri analizi, web barındırma, oyun, kurumsal uygulamalar ve bilimsel simülasyonlar gibi çeşitli uygulamaları çalıştırmalarını sağlayan, kendi gereksinimlerine göre uyarlanmış bir sanal ortama sahip olurlar. Amazon EC2, geliştiricilere sanal örneklerini verimli bir şekilde oluşturmaları, yönetmeleri ve izlemeleri için çeşitli özel araçlar ve özellikler sunar.

Platform, birden fazla işletim sistemini, programlama dilini ve çerçeveyi destekleyerek mevcut yazılım ve çerçevelerle sorunsuz uyumluluk sağlar. Kullanımı kolay web servis arayüzü sayesinde şirketler, sanal sunucuları (örnek olarak da bilinir) dakikalar içinde hızla edinebilir, yapılandırabilir ve dağıtabilir.

EC2 ayrıca, kullanıcıların tercihlerine göre hızlı örnek kurulumunu kolaylaştıran Amazon Makine Görüntüleri (AMI) adı verilen çeşitli önceden yapılandırılmış şablonlar sunar. Fiziksel altyapıyı yönetme yükünü ortadan kaldırarak ve kaynakları gerektiği gibi tahsis etme özgürlüğü sunarak Amazon EC2, her ölçekteki işletmenin daha yüksek performans, güvenilirlik ve verimlilikten yararlanırken inovasyon ve dağıtıma odaklanmasını sağlar.

“Amazon Elastic Compute Cloud” hakkında sıkça sorulan sorular:

Amazon EC2’nin temel özellikleri nelerdir?

Amazon EC2’nin bazı temel özellikleri arasında yeniden boyutlandırılabilir işlem kapasitesi, birden fazla örnek türü, güvenlik grupları, isteğe bağlı fiyatlandırma, spot örnekler, ayrılmış örnekler ve özel ana bilgisayarlar yer alır.

EC2 örneği nedir?

EC2 örneği, Amazon Web Services (AWS) altyapısında uygulamaları çalıştırmak için Amazon’un Elastic Compute Cloud’unda bulunan sanal bir sunucudur.

Amazon EC2’yi nasıl kullanmaya başlayabilirim?

Amazon EC2’yi kullanmaya başlamak için bir AWS hesabına kaydolmanız, bir anahtar çifti oluşturmanız, bir güvenlik grubu yapılandırmanız, bir örnek başlatmanız ve örneğinize bağlanmanız gerekir. Adım adım talimatları Amazon EC2 belgelerinde bulabilirsiniz.

Amazon EC2 kullanımım için nasıl ücretlendirilirim?

Amazon EC2, isteğe bağlı örnekler, ayrılmış örnekler, spot örnekler ve özel sunucular dahil olmak üzere çeşitli fiyatlandırma seçenekleri sunar. Ücretler öncelikle çalışan örneklere, veri aktarımına ve depolama kullanımına göre belirlenir.

Amazon EC2 kullanmanın faydaları nelerdir?

Amazon EC2, kullanım kolaylığı, ölçeklenebilirlik, esneklik, güvenlik ve maliyet etkinliği gibi çeşitli avantajlar sunuyor.

Mevcut uygulamalarımı ve araçlarımı Amazon EC2 ile kullanabilir miyim?

Evet, mevcut uygulamalarınızı ve araçlarınızı Amazon EC2 ile kullanabilirsiniz. Çok çeşitli işletim sistemlerini, programlama dillerini ve çerçeveleri destekler.

Amazon EC2 örneği ile özel bir ana bilgisayar arasındaki fark nedir?

Amazon EC2 örneği, donanım kaynaklarını diğer örneklerle paylaşan sanal bir sunucudur; özel bir ana bilgisayar ise tek bir müşteriye ayrılmış ve örnek yerleşimi ve altta yatan donanımın görünürlüğü üzerinde daha fazla kontrol sağlayan fiziksel bir sunucudur.

Paylaşın

Merkez Bankası Yeniden Döviz Alımlarına Başladı

Merkez Bankası’nın (TCMB), piyasalardaki tansiyonun düşmesiyle birlikte dün itibarıyla yeniden döviz alımına geçtiği bildirildi. Banka, eylül ayının ilk iki haftasında yaklaşık 10 milyar dolarlık döviz satışı gerçekleştirmişti.

Siyasi belirsizliklerin tetiklediği yoğun döviz talebini karşılamak amacıyla eylül ayının ilk iki haftasında yaklaşık 10 milyar dolarlık döviz satışı gerçekleştiren Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB), piyasalardaki tansiyonun düşmesiyle birlikte dün itibarıyla yeniden döviz alım tarafına geçtiği bildirildi. Reuters’ın işlemcilere dayandırdığı habere göre, CHP kurultayına ilişkin davanın ertelenmesiyle risk algısının azalması, TCMB’nin politikasında bu değişikliğe gitmesinde etkili oldu.

Piyasalardaki hareketlilik, mahkemenin 2 Eylül’de ana muhalefet partisi CHP’nin il teşkilatını görevden alması ve Özgür Özel’in genel başkan seçildiği kurultayın iptali istemiyle açılan davayla ilgili kararıyla başlamıştı. Yatırımcılar arasında, kurultayın iptal edilebileceği ve bunun bir siyasi krize yol açabileceği yönündeki endişeler, Türk Lirası varlıklardan çıkışa ve yoğun bir döviz talebine neden oldu.

Bu talebi karşılamak ve piyasada istikrarı sağlamak amacıyla devreye giren TCMB, döviz satışı programı uyguladı. Resmi verilere göre, eylül ayının ilk haftasında 5,5 milyar dolara yakın döviz satışı gerçekleştiren Merkez Bankası, işlemcilerin bilançolardan yaptığı hesaplamalara göre eylülün ikinci haftasında da 4 ila 4,5 milyar dolar arasında bir satış daha yaptı. Böylece eylülün ilk iki haftasında siyasi endişe kaynaklı döviz satışlarının toplamı 10 milyar dolara yaklaştı. (İkinci haftaya ilişkin resmi veriler Perşembe günü TCMB tarafından yayımlanacak.)

Ancak dün, CHP kurultay davasında mahkemenin duruşmayı erteleme kararı alması, siyasi belirsizlik endişelerini azalttı. Borsa, Türkiye’nin risk primini gösteren CDS ve TL cinsi tahviller başta olmak üzere tüm finansal varlıklarda dün belirgin bir pozitif ayrışma yaşandı. İşlemciler, piyasadaki bu rahatlamanın ardından TCMB’nin de döviz satışlarını sonlandırarak dün itibarıyla tekrar alım tarafına geçtiğine dikkat çekti.

Paylaşın

Efendi İle Uşağı: Açgözlülüğün Soğukluğuna Karşı Tevazunun Sıcaklığı

Lev Nikolayeviç Tolstoy (1828-1910), Rus edebiyatının devlerinden biri olarak, Savaş ve Barış ile Anna Karenina gibi epik romanlarıyla tanınsa da, geç dönem eserlerinde felsefi ve ahlaki derinlikte kısa öykülere yönelmiştir.

Haber Merkezi / 1895’te yayımlanan Efendi İle Uşağı (orijinal adıyla Хозяин и работник veya İngilizce Master and Man), Tolstoy’un bu döneminin en çarpıcı örneklerinden biridir. Aslında bir novella uzunluğunda olan bu eser, bir “roman” olarak nitelendirilse de, yoğun temaları ve kompakt yapısıyla klasik Rus kısa hikaye geleneğinin zirvesini temsil ediyor.

Efendi İle Uşağı, Tolstoy’un otobiyografik unsurlar taşıyan erken öyküsü Tipi (1856) ile paralellikler gösteriyor; her ikisi de kar fırtınasında hayatta kalma mücadelesini işliyor, ancak Efendi İle Uşağı, yazarın manevi dönüşümünden sonra yazıldığı için daha derin bir Hıristiyan ahlakı ve toplumsal eleştiri katmanına sahiptir.

Hikaye, 1870’lerin kışında, Aziz Nikolay Yortusu’nun ertesi günü geçiyor. İkinci sınıf tüccar Vasili Andreyiç Brekhunov, servetini artırmak için acele bir iş anlaşması yapmak üzere, 40 verst (yaklaşık 42 km) uzaklıktaki bir köye doğru yola çıkıyor. Kar yağışı ve fırtına riskine rağmen, açgözlülüğü ağır basıyor. Yanına uşağı Nikita’yı alır –eşi ısrar etmese yalnız gitmeyi düşünüyor. Nikita, fakir bir köylü olarak efendisinin emrine boyun eğmiş, sadık bir işçidir.

Yolculuk sırasında şiddetli bir kar fırtınası başlıyor. Atlar yorulur, yönlerini kaybederler ve ormanda daireler çizerler. Soğuk, açlık ve yorgunluk onları tüketiyor. Vasili, Nikita’yı suçlar ve kendi hayatını kurtarmak için onu terk etmeyi düşünüyor. Ancak fırtına derinleşince, Vasili’nin iç dünyasında bir dönüşüm başlıyor: Korku, pişmanlık ve nihayet fedakarlıkla yüzleşiyor.

Gece boyunca Nikita’yı sıcak vücuduyla örtüyor, kendi sonunu düşünmeden onu koruyor. Sabah olduğunda, kurtarma ekibi onları buluyor: Vasili donarak ölmüştür, Nikita ise hayattadır, efendisinin fedakarlığı sayesinde. Tolstoy, bu öyküyü gerçekçi bir doğa tasviriyle örtüyor; karın uğultusu, rüzgarın kamçısı gibi detaylar okuyucuyu fırtınanın ortasına taşıyor. Hikaye, Vasili’nin ölümüyle bitiyor, ancak Nikita’nın kurtuluşu umut dolu bir not düşüyor.

Efendi İle Uşağı, Tolstoy’un imzası niteliğindeki temaları ustalıkla işliyor: Sınıf farkları, açgözlülük, ölüm korkusu ve manevi kurtuluş. Eserin en belirgin tema, efendi-uşak ilişkisidir. Eserde, 19. yüzyıl Çarlık Rusya’sında serfliğin abolisyonundan (1861) sonra bile devam eden sosyal hiyerarşiyi eleştiriyor.

Vasili, kapitalist bir tüccar olarak mal hırsıyla körleşmiş bir “efendi”yi temsil ediyor; servet biriktirmek onun “tek amacı, anlamı, sevinci ve gururu”dur. Nikita ise ezilmiş köylüyü somutlaştırıyor: Kendi iradesinden yoksun, efendisinin kölesi gibi yaşıyor, ama tevazusu ve sadakatiyle insani bir derinlik taşıyor.

Tolstoy, eserde bu ikiliği üzerinden sınıf adaletsizliğini sorguluyor: Zenginlik, insanı miyoplaştırırken, yoksulluk tevazuyu besliyor. Eserdeki bir diğer katmanda, ölümle yüzleşme ve kurtuluş. Vasili’nin yolculuğu, fiziksel bir fırtınadan ziyade ruhsal bir arınmadır. Fırtına sırasında sigara içmesi (Tolstoy’da her zaman kötü bir işarettir), para hayalleri ve Nikita’yı terk etme dürtüsü, onun bencilliğini vurguluyor.

Ancak donma anında gelen aydınlanma “hayatın anlamı başkaları için yaşamak” Tolstoy’un Hıristiyan felsefesini yansıtıyor: “Krallık Tanrı’nın içindedir” (Tolstoy’un Tanrı’nın Krallığı İçinizdedir eserine atıftır). Eleştirmenler, bu temayı “ahlaki yenilenme” olarak yorumluyor; Vasili, ölümüyle “gerçek efendi” oluyor, çünkü fedakarlıkla insanlığını geri kazanıyor.

Eserde, kar, hem fiziksel hem manevi engelleri simgeler, insanı çıplak gerçeğiyle yüzleştiriyor. Toplumsal eleştiri açısından, eser Rus aristokrasisini alaya alıyor: Vasili’nin aptallığı ve bencilliği, üst sınıfın genel portresidir. Tolstoy, kendi asilzade kökenine rağmen, yoksulların erdemini yüceltiyor. Bu, yazarın 1880’lerden itibaren kilise ve devlete yönelttiği eleştirilerle uyumludur; eser, materyalizmin ruhsal boşluğunu ifşa ediyor.

Ana Karakterler

Vasili Andreyiç Brekhunov: Hikayenin anti-kahramanı. Açgözlü, hırslı ve pragmatik bir tüccar; sınıf ayrıcalığını sonuna kadar kullanıyor. Yolculukta panik ve umutsuzlukla evrilir, sonunda sevgiyle kurtuluyor. Tolstoy, onun iç monologlarını ustalıkla işliyor: Para hayalleri, fırtınada erir ve pişmanlık doğuyor.

Nikita: Sadık, tevazu dolu köylü. Kendi acısını gizler, efendisini koruyor. Onun “hayat değersiz” algısı, sosyal ezilmişliği yansıtıyor, ama içindeki iyilik Vasili’yi dönüştürüyor. Nikita, Tolstoy’un “gerçek insan” idealini temsil ediyor; basit, fedakar ve inançlı.

At Mukhorty ise sembolik bir figür: Sadık ama kurban edilen bir varlık, sadakatin trajedisini vurguluyor.

Eserde Tolstoy’un üslubu, realist betimlemelerle felsefi derinliği harmanlıyor. Kar fırtınasının beş sayfalık tasviri, okuyucuyu donduruyor; rüzgarın “ıslık çalması”, karın “kamçı gibi vurması” gibi detaylar, doğayı canlı bir düşman yapıyor. Psikolojik derinlik, Vasili’nin zihnindeki geçişlerle sağlanıyor, Tolstoy’un romanlardaki gibi, ama daha yoğun.

Eser, sadece bir kış hikayesi değil, evrensel bir ahlak dersi; açgözlülüğün soğukluğuna karşı tevazunun sıcaklığını hatırlatıyor. Okuyucuyu sarsan, düşündüren bir başyapıttır.

Paylaşın

Demirtaş’ın Kitapları Cezaevine Alınmadı: Sakıncalı

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın kitaplarının “sakıncalı” görülerek mahpuslara verilmediği açıklandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Av. Ali Bozan, Suluca 1 No.lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde Selahattin Demirtaş’ın “DAD” ve “Araf’ta Düet” kitaplarının mahpuslara verilmediğini açıkladı.

Evrensel’den Eylem Nazlıer’in haberine göre; Ali Bozan, cezaevi kurulunun gerekçesini şöyle aktardı: “Hüseyin Bağ adına gönderilen DAD ve Araf’ta Düet kitaplarının yazarı halen örgüt üyeliği suçlamasıyla cezaevinde bulunmaktadır. Bu nedenle eğer biz Hüseyin Bağ isimli mahpusa bu kitapları verirsek cezaevi güvenliğini tehlikeye düşürür.”

DEM Parti Milletvekili, sadece Demirtaş kitaplarıyla sınırlı kalmayan uygulamaya dikkat çekti: “Mehmet Uzun’un Kürtçe kitabı ‘Siya Evînê’ ise 8 ay sonrasında mahpuslara ulaştırıldı. Cezaevinde Kürtçe fiilen yasak. Toplatma veya yasaklama kararı olmamasına rağmen, kitap 8 ay boyunca kurulda Kürtçe bilen kimse olmadığı gerekçesiyle bekletildi.”

Ali Bozan, yetkililere seslenerek şunları ekledi: “Türkiye, hukuk devletidir deme bakanlığı; bu hukuksuzlukları ne zaman sonlandıracaksınız?​”

Paylaşın

AK Parti’den Boşanmaları Azaltmak İçin Yeni Adım

AK Parti, evlenecek çiftlerin evlilik öncesi sağlık kontrolüne ek olarak psikolojik denetimden geçmesini sağlayacak bir danışmanlık mekanizması kurmayı planlıyor.

Projenin temel amacı, evliliğin erken döneminde ortaya çıkabilecek sorunları tespit ederek, yanlış evliliklerin önüne geçmek.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), Türkiye’de artan boşanma oranlarına karşı yeni bir adım atmaya hazırlanıyor. Parti, evlenecek çiftlerin evlilik öncesi sağlık kontrolüne ek olarak psikolojik denetimden geçmesini sağlayacak bir danışmanlık mekanizması kurmayı planlıyor. Projenin temel amacı, evliliğin erken döneminde ortaya çıkabilecek sorunları tespit ederek, yanlış evliliklerin önüne geçmek.

Türkiye Gazetesi’nin haberine göre, parti kaynakları, birçok çiftin evlilik öncesinde psikolojik rahatsızlıklar, şiddet eğilimi, sosyoekonomik ve sosyokültürel farklılıklar gibi konuları gizleyebildiğini belirtiyor. Bu durumun, evliliğin ilerleyen dönemlerinde şiddetli geçimsizliklere ve boşanmalara yol açtığına dikkat çekiliyor. Yeni sistemle, çiftlerin birbirlerine karşı daha şeffaf olmaları ve dürüst bir ilişki kurmaları amaçlanıyor.

Planlanan danışmanlık hizmeti, sadece evlilik öncesiyle sınırlı kalmayacak. Evlilik sonrasında da devam edecek olan bu destekle, anlaşmazlık yaşayan çiftlere sorunlarını çözmeleri için rehberlik edilecek. Eğer boşanma kaçınılmaz hale gelirse, taraflara süreç boyunca doğru yönlendirmeler yapılacak.

Projenin hayata geçirilmesi için somut adımlar atılmaya başlandı. AK Parti Kadın Kolları Başkanlığı öncülüğünde, 20 Eylül’de Erzurum’da “Aile İçi Dijital Eğitim ve Psikososyal Destek Çalıştayı” düzenlenecek. Çalıştaya, Adalet, Sağlık ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlıklarından uzman ve akademisyenler katılacak. Bu çalıştayda, güçlü aile yapısının oluşturulması için atılacak adımlar masaya yatırılacak.

Paylaşın

Gazlı İçecek Bağımlılığı Nedir?

Gazlı içecek bağımlılığı, kişinin gazlı içecekleri (kola, soda, enerji içeceği gibi) aşırı ve kontrol edilemeyen bir şekilde tüketme eğilimi göstermesi durumudur.

Haber Merkezi / Bu durum, genellikle içeceklerdeki kafein, şeker veya yapay tatlandırıcılar gibi maddelerin beyinde ödül mekanizmasını tetiklemesiyle ortaya çıkar.

Bağımlılık, fiziksel, psikolojik veya sosyal sorunlara yol açabilir.

Gazlı İçecek Bağımlılığının Belirtileri:

Günlük olarak gazlı içecek tüketme ihtiyacı hissetme.
Tüketmediğinde huzursuzluk, baş ağrısı veya yorgunluk gibi yoksunluk belirtileri.
Tüketimi azaltma girişimlerinde başarısızlık.
Sosyal veya iş hayatını olumsuz etkileyecek şekilde aşırı tüketim.

Gazlı İçecek Bağımlılığının Nedenleri:

Kafein bağımlılığı: Gazlı içeceklerdeki kafein, uyarıcı etkisiyle bağımlılık yaratabilir.
Şeker isteği: Yüksek şeker içeriği, dopamin salınımını artırarak ödül hissi yaratır.
Alışkanlık: Günlük rutinlerde gazlı içecek tüketimi bir alışkanlık haline gelebilir.
Pazarlama ve erişim kolaylığı: Reklamlar ve her yerde bulunabilen gazlı içecekler tüketimi teşvik eder.

Gazlı İçecek Bağımlılığının Olası Etkileri:

Diş çürükleri ve erozyonu.
Kilo alımı ve obezite riski.
Tip 2 diyabet ve kalp hastalıkları gibi sağlık sorunları.
Kafeine bağlı uykusuzluk, anksiyete veya sinirlilik.

Gazlı İçecek Bağımlılığına Yönelik Çözüm Önerileri:

Tüketimi kademeli olarak azaltmak.
Su, bitki çayı veya şekersiz alternatiflerle gazlı içecekleri değiştirmek.
Kafein ve şeker tüketimini izlemek.
Gerekirse bir diyetisyen veya psikologdan destek almak.

Paylaşın

Serviks Uteri Sarkomu Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Teşhisi, Tedavisi

Serviks uteri sarkomu, rahim ağzı (serviks) dokularından köken alan nadir bir malign (kanser) tümör grubudur. Serviks uteri sarkomları, tüm rahim kanserlerinin yaklaşık yüzde 1’inden azını oluşturur ve genellikle agresif bir seyir gösterir.

Haber Merkezi / Serviks uteri sarkomunun en sık görülen tipleri arasında leiomyosarkom, endometrial stromal sarkom ve rabdomyosarkom bulunur.

Sarkomlar, bağ dokusu veya destek dokularından (örneğin kas, yağ, kemik veya damar) kaynaklanan kanserlerdir ve serviks kanserlerinin büyük çoğunluğunu oluşturan karsinomlardan (epitel hücrelerinden kaynaklanan kanserler) farklıdır.

Serviks Uteri Sarkomunun Nedenleri:

Serviks uteri sarkomlarının kesin nedeni bilinmemektedir, ancak bazı risk faktörleri ve ilişkili durumlar şunlardır:

Genetik Yatkınlık: Bazı genetik mutasyonlar veya herediter kanser sendromları (örneğin, Li-Fraumeni sendromu) riski artırabilir.
Radyasyon Maruziyeti: Daha önce pelvik bölgeye uygulanan radyoterapi, sarkom gelişme riskini artırabilir.
Hormonal Faktörler: Östrojen veya diğer hormonların etkisi tartışmalıdır, ancak endometrial stromal sarkomlarda hormon reseptörleri bulunabilir.
Kronik İnflamasyon veya Enfeksiyon: HPV (human papilloma virüsü) ile ilişki karsinomlarda daha belirgindir, ancak sarkomlarda net bir bağlantı yoktur.

Serviks Uteri Sarkomunun Belirtileri:

Belirtiler genellikle spesifik değildir ve diğer jinekolojik durumlarla karışabilir. Yaygın semptomlar:

Anormal Vajinal Kanama: Menopoz sonrası kanama, düzensiz adet kanamaları veya cinsel ilişki sonrası kanama.
Pelvik Ağrı: Alt karın veya pelviste sürekli ağrı.
Vajinal Akıntı: Kanlı veya kötü kokulu akıntı.
Kitle Hissi: Servikste veya pelviste ele gelen bir kitle.
İleri Evrelerde: Kilo kaybı, yorgunluk, idrar veya bağırsak sorunları (tümörün çevre dokulara yayılması durumunda).

Serviks Uteri Sarkomunun Teşhisi:

Teşhis, klinik bulgular, görüntüleme ve patolojik incelemeye dayanır:

Jinekolojik Muayene: Servikste anormal kitle veya büyüme değerlendirilir.
Görüntüleme: Pelvik ultrason, MR veya BT ile tümörün boyutu, konumu ve yayılımı belirlenir.
Biyopsi: Serviks veya rahimden alınan doku örneğinin histopatolojik incelemesi ile kesin tanı konur. Leiomyosarkom, endometrial stromal sarkom veya rabdomyosarkom gibi spesifik tip belirlenir.
Ayırıcı Tanı: Serviks karsinomu, leiomyom (iyi huylu fibroid), endometriozis veya metastatik tümörler dışlanmalıdır.
Evreleme: TNM veya FIGO sistemiyle tümörün yayılım derecesi belirlenir (Evre I-IV).

Serviks Uteri Sarkomunun Tedavisi:

Tedavi, tümörün tipine, evresine, hastanın yaşına ve genel sağlık durumuna bağlıdır. Multidisipliner bir yaklaşım gereklidir:

Cerrahi: Erken evrelerde birincil tedavi seçeneğidir. Rahim ve serviksin alınması (total veya radikal histerektomi).
Lenfadenektomi: Yakın lenf nodlarının çıkarılması, yayılımı değerlendirmek için.

Genç hastalarda fertilite korunması için sınırlı cerrahi (örneğin, trakelektomi) düşünülebilir, ancak sarkomlarda nadirdir.

Radyoterapi: Cerrahi sonrası veya inoperabl tümörlerde lokal kontrol için kullanılır. Brakiterapi (iç radyasyon) veya eksternal radyoterapi uygulanabilir.
Kemoterapi: Agresif veya metastatik sarkomlarda tercih edilir. Yaygın ilaçlar: doksorubisin, ifosfamid, gemzitabin. Leiomyosarkomlarda hormon tedavisi (örneğin, aromataz inhibitörleri) etkili olabilir.

Hedefe Yönelik Tedaviler: Bazı sarkomlarda (örneğin, endometrial stromal sarkom) hormon reseptörleri pozitifse, hormon tedavisi kullanılabilir.
Palyatif Bakım: İleri evrelerde semptomları hafifletmek için uygulanır.

Paylaşın

SAPHO Sendromu Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Teşhisi, Tedavisi

SAPHO sendromu (Sinovit, Akne, Püstülozis, Hiperostoz ve Osteit kelimelerinin baş harflerinden oluşan kısaltma) esas olarak nötrofilik deri tutulumu ve kronik osteomiyelit birlikteliği ile karakterize otoinflamatuar bir hastalıktır.

Haber Merkezi / 1987 yılında Chamot ve arkadaşları tarafından tanımlanan SAPHO sendromu, genellikle 30-40 yaş arasında başlar, ancak ergenlikten yetişkinliğe kadar görülebilir. Hastalık, multifaktöriyel bir köken taşır ve otoinflamatuar bir spektrumun parçası olarak kabul edilir.

Nadir olsa da (tahmini prevalansı 1/10.000), tanısı zor olduğundan sıklıkla atlanır. Çocuklarda kronik rekürren multifokal osteomiyelit (CRMO) olarak ortaya çıkabilir. Hastalık genellikle benign seyreder, ancak semptomlar uzun sürebilir.

SAPHO Sendromunun Nedenleri:

SAPHO sendromunun kesin nedeni bilinmemektedir, ancak multifaktöriyel bir etiyolojiye sahiptir. Ana faktörler şunlardır:

Enfeksiyöz Tetikleyiciler: Cutibacterium acnes (eski adıyla Propionibacterium acnes) bakterisinin kemik biyopsilerinde izole edilmesiyle ilişkilendirilir; akne ile bağlantılıdır ve enfeksiyon benzeri bir yanıt tetikleyebilir.
Genetik ve İmmünolojik Faktörler: Ailevi vakalar rapor edilmiş olup, HLA-B27 antijeni pozitiflikte destekleyici rol oynar. İmmün disfonksiyon, proinflammatory sitokinler (örneğin TNF-α) ve otoimmün mekanizmaların rolü düşünülür.
Çevresel Faktörler: Yavaş büyüyen bakteriler veya çevresel tetikleyiciler (örneğin, travma) rol oynayabilir. Kalıtsal bir yatkınlık vardır, ancak tam genetik belirleyiciler tanımlanmamıştır.

SAPHO Sendromunun Belirtileri:

Belirtiler değişken olup, osteoartiküler ve dermatolojik tutulumla karakterizedir. Tipik semptomlar:

Osteoartiküler: Kemik ağrısı (osteit), eklem iltihabı (sinovit), hiperostoz (kemik kalınlaşması), sternoklavikular eklem tutulumu (klavikula ve sternumda ağrı), omurga ve uzun kemiklerde (tibia, femur) lezyonlar. Periferik artrit %92 oranında görülür.
Dermatolojik: Akne (özellikle göğüs ve sırt), palmoplantar pustuloz (avuç ve tabanlarda irin dolu kabarcıklar), psöriazis benzeri deri lezyonları.
Diğer: Yorgunluk, ateş, kilo kaybı, irritabilite. Semptomlar kronik ve rekürren olabilir; cilt bulguları her hastada olmayabilir.

SAPHO Sendromunun Teşhisi:

Tanısal kriterler (Benhamou kriterleri) klinik ve görüntüleme bulgularına dayanır. En az bir kriterin varlığı ve enfeksiyöz nedenlerin dışlanması gereklidir:

Klinik Muayene: Ağrı, şişlik, deri lezyonları.
Laboratuvar: Artmış ESR, CRP; HLA-B27 pozitifliği destekleyici. Kan kültürü negatif olmalıdır.
Görüntüleme: X-ray (osteoliz, skleroz, hiperostoz), CT/MRI (kemik iliği ödemi, periostal inflamasyon), kemik sintigrafisi (WBS) multifokal lezyonları gösterir.
Ayırıcı Tanı: Osteomiyelit, artrit, Langerhans hücreli histiyositoz, Ewing sarkomu, hipofosfatazi dışlanmalıdır. Biyopsi nadiren gereklidir.

SAPHO Sendromunun Tedavisi:

Standart bir tedavi protokolü yoktur; semptoma yönelik ve multimodal yaklaşımlar uygulanır:

İlk Çizgi: Non-steroid anti-inflamatuar ilaçlar (NSAID’ler, örneğin lornoksikam) ağrı ve inflamasyonu azaltır.
Antibiyotikler: Klindamisin gibi, C. acnes’e karşı 3-8 ay süreyle etkili olabilir.
İmmünomodülatörler: Sulfasalazin, metotreksat, kortikosteroidler (yerel veya sistemik). Biyolojik ajanlar (TNF inhibitörleri, örneğin infliximab) refrakter vakalarda kullanılır.
Bisfosfonatlar: Alendronat gibi, kemik semptomlarını iyileştirir ve çocuklarda ilk seçenek olabilir.
Diğer: Apremilast, tosilizumab (IL-6 inhibitörü) gibi yeni ajanlar umut vericidir. Fizyoterapi, yaşam tarzı değişiklikleri (düşük doz ilaç kullanımı) destekleyicidir.

Prognoz genellikle iyidir; erken tanı ile semptomlar kontrol altına alınabilir, ancak relapslar görülebilir.

Paylaşın

Sandifer Sendromu Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Teşhisi, Tedavisi

Sandifer sendromu, gastroözofageal reflü ve bazı vakalarda hiatal herni ile birlikte görülen paroksismal distonik hareket bozukluğudur. Sandifer sendromu, patojenik varyantlar olarak da bilinen genetik mutasyonlardan kaynaklanır.

Haber Merkezi / Genetik mutasyonlar, ebeveynlerin çocuklarına aktarmasıyla kalıtsal olabilir veya hücreler bölünürken rastgele ortaya çıkabilir. Genetik mutasyonlar ayrıca kapılmış virüslerden, güneş ışığına maruz kalmaktan kaynaklanan UV radyasyonu gibi çevresel faktörlerden veya bunların herhangi bir kombinasyonundan da kaynaklanabilir.

Sandifer sendromu, bebeklerde ve küçük çocuklarda görülen nadir bir hareket bozukluğudur. Gastroözofageal reflü hastalığı (GERD) ile ilişkili olarak ortaya çıkar ve kas spazmları, anormal baş ve boyun hareketleri ile karakterizedir. Bu sendrom, 1964’te Dr. Paul Sandifer tarafından tanımlanmıştır ve genellikle 18-24 aylıkken kendiliğinden düzelir.

Nörolojik bir hastalık değildir; bebeklerin reflüye bağlı acıyı hafifletmek için geliştirdiği bir tepkidir. Epilepsi veya spazm gibi durumlarla karıştırılabilir, ancak erken teşhisle etkili bir şekilde yönetilebilir.

Sandifer Sendromunun Nedenleri:

Sandifer sendromunun tam nedeni bilinmemekle birlikte, ana tetikleyici gastroözofageal reflüdür (mide asidinin yemek borusuna kaçması). Bu durum, yemek borusunun altındaki sfinkter kasının gevşek olmasıyla ilişkilidir. Diğer olası nedenler şunlardır:

Hiatal herni (midenin diyaframdan yukarı kayması).
İnek sütü proteini alerjisi (bazı vakalarda süt ürünleri semptomları tetikleyebilir).
Yemek borusu iltihabı (özofajit).

Sandifer Sendromunun Belirtileri: Belirtiler genellikle beslenme sonrası ortaya çıkar ve 2-3 dakika sürer. Ana semptomlar:

Tortikollis: Başın yana eğilmesi ve çenenin karşı tarafa dönmesi.
Distoni: Anormal kas kasılmaları, sırtın geriye doğru kamburlaşması (opistotonus), boyun ve sırt spazmları.
Diğer belirtiler: Huzursuzluk, kusma, irritabilite, uyku bozuklukları, öksürük, beslenme güçlüğü, kilo alamama, apne (soluksuz kalma).

Bu hareketler epileptik nöbetlere benzerlik gösterse de, EEG ile ayırt edilebilir.

Sandifer Sendromunun Teşhisi:

Teşhis, klinik muayene ve tıbbi öyküye dayanır. Doktorlar şu adımları izler:

Fiziksel muayene: Anormal postürleri gözlemleme.
Reflü testleri: Üst gastrointestinal endoskopi, pH monitörizasyonu veya baryum yutma testi ile GERD doğrulanması.
Ayırıcı tanı: EEG (nöbetleri dışlamak için), MRG veya kan testleri (alerji için).
Challenge testi: İnek sütü alerjisi şüphesinde süt ürünlerini kesip yeniden vererek semptomları gözlemleme.

Erken teşhis önemlidir, çünkü gecikme beslenme sorunlarına yol açabilir.

Sandifer Sendromunun Tedavisi:

Tedavi, altta yatan reflüyü yönetmeye odaklanır ve sendrom genellikle kendiliğinden geçer. Yöntemler:

Yaşam tarzı değişiklikleri: Dik pozisyonda besleme, sık ve küçük porsiyonlar, emzirme sonrası bebekleri dik tutma.
Diyet modifikasyonları: Formülayı değiştirmek, inek sütünden kaçınma (alerji varsa), anti-reflü mama kullanımı.
İlaçlar: Antasitler, proton pompa inhibitörleri (PPI’lar, mide asidini azaltır), prokinetik ajanlar (mide boşalmasını hızlandırır).
Cerrahi: Nadiren, şiddetli hiatal herni için fundoplikasyon ameliyatı.

Semptomlar genellikle 1-2 yaşında azalır ve uzun vadeli komplikasyon bırakmaz. Aileye psikolojik destek verilmesi önerilir.

Sandifer sendromu iyi huylu bir durumdur, ancak semptomlar fark edildiğinde pediatriste danışmak şarttır.

Paylaşın

Wang Chong Kimdir? Öğretileri

MS 1. yüzyılda Doğu Han Hanedanı döneminde yaşayan Kueiji (günümüz Zhejiang eyaleti, Shangyu) doğumlu Wang Chong, astronom, meteorolog, doğa bilimci ve yazardır.

Haber Merkezi / Wang, fakir bir aileden gelmesine rağmen, başkentteki Ulusal Akademi’de (Taixue) eğitim almış ve Ban Biao gibi önemli tarihçilerden etkilenmiştir. Hayatının çoğu kısmını yoksulluk içinde geçiren Wang, kısa süreli bir memuriyetten sonra istifa ederek inzivaya çekilmiş ve felsefi denemeler yazmıştır.

Wang, İmparator Zhang tarafından saraya çağrılmasına rağmen, sağlık sorunlarını gerekçe göstererek kabul etmemiştir. Wang Chong, Han dönemi düşünürleri arasında en özgün ve bağımsız olanlardan biri olarak kabul edilmektedir; rasyonalist ve doğa bilimci yaklaşımıyla, dönemin batıl inançlarına karşı eleştirel bir duruş sergilemiştir.

Wang’un ana eseri Lunheng (Eleştirel Denemeler), astronomi, meteoroloji ve erken bilimsel teorileri içermektedir. Bu eser, Alfred Forke tarafından 1907-1911’de İngilizce’ye çevrilmiştir. Wang, hayattayken pek tanınmasa da, 3. yüzyılda yeniden keşfedilmiş ve Wei-Jin döneminde Neo-Daoizm’in doğalcı akımına zemin hazırlamıştır. Wang, 20. yüzyılda ise bilimsel yöntem ve eleştirel ruhla yeniden ilgi görmüştür.

Wang Chong’un Öğretileri:

Wang Chong’un felsefesi, rasyonalizm, sekülarizm, doğalcilik ve mekanizme üzerine kurulumuştur. Dönemin Konfüçyüsçü doktrinlerine sızan batıl inançları (fal, uğur, kehanet) sertçe eleştirmiş ve evrenin kökenini maddi bir açıklamayla (spontane oluşum) yorumlamıştır.

Lunheng adlı eserinde, diğer filozofların öğretilerini “sorgulama” (nan) ve “meydan okuma” (wen) yöntemleriyle test etmiştir; amacı gerçeği (shi) bulmak ve yalan/ boş sözleri (xu) reddetmektir.

Doğalcı ve Maddi Evren Anlayışı: Wang, evrenin spontane (ziran) ve eylemsiz (wuwei) bir şekilde oluştuğunu savunmuştur: “Gök, nesneleri üretmek istemez, nesneler kendiliğinden üretilir.” Teleolojiyi (amaçlılık) reddederek, doğal olayların insan ahlakıyla bağlantılı olmadığını belirtmiştir.

Örneğin, doğal afetleri Gök’ün (tian) hükümdarların günahlarına cezası olarak gören görüşü eleştirmiştir; Gök’ü sadece fiziksel süreçlerin adı olarak tanımlamıştır.

Su döngüsünü doğru tarif etmiş ve kare paletli zincir pompasını (sulama için kullanılan bir araç) Çin tarihinde ilk kez bahsetmiştir. Bu, erken bilimsel gözlemlere dayalı bir yaklaşımdır.

Eleştirel Yöntem ve Konfüçyüsçülüğe Karşı Tutum: Wang, geleneksel Konfüçyüsçülüğü (özellikle “Yeni Metin” okulunu) eleştirmiştir; Konfüçyüs’ü kutsal bir figür olarak yüceltmeyi reddetmiş ve bazı Konfüçyüs ile Mencius öğretilerini sorgulamıştır.

Wang, Han Feizi gibi Legalist filozoflara da karşı çıkmış, erdem ve bilge taklidinin önemini savunmuştur. Wang, metinleri ve öğretileri tarihsel bağlamdan kopuk inceleyen “inadına” (rusheng) Konfüçyüsçüleri eleştirmiştir; felsefenin pratik politikaya uygulanmasını vurgulamıştır.

Wang, eleştirel ruhu, sonraki Neo-Daoist doğalcılığın temelini atmıştır.

Ölüm, Ruh ve Batıl İnançlara Karşı Görüşler: Wang, ruhun bedenden bağımsız var olamayacağını savunmuştur: Ölüm, bir ateşin sönmesi gibidir; ışık (ruh) ateşle (beden) birlikte yok olur. Wang, hayaletler, ejderhalar veya mitik varlıkların varlığını reddetmiştir; bunlar “halk” (su) inançları olarak görmüştür.

Wang, Gök’ün bilinçli bir ajan olmadığını, ritüel veya dua ile yatıştırılamayacağını belirtmiştir; doğayı gözlem ve akılla anlamak gerektiğini vurgulamıştır.

Wang, astronomi ve meteorolojide episik ve eksantrik modeller geliştirmiş (gezegen hareketleri için), ahlak, siyaset ve ontolojiyi ele alan denemeleri (Jisu, Jeiyi, Zheng wu, Yangxing shu) yazmıştır; erdemin doğuştan olmadığını, öğrenmeyle kazanıldığını savunmuştur.

Wang Chong’un öğretileri, Çin felsefesinde rasyonalizmin öncüsüdür; Konfüçyüsçülüğü orijinal haliyle kabul etmekle birlikte, bozulmuş yorumlarını düzeltmiştir. Etkisi, 20. yüzyılda bilimsel devrimle yeniden canlanmış ve modern Çin düşüncesinde eleştirel bir miras bırakmıştır.

Paylaşın