Türkiye, Avrupa’da Emekliye En Az Kaynak Ayıran Üçüncü Ülke

Türkiye, Avrupa’da, emeklilere milli gelirinden ayırdığı payda sondan üçüncü sırada yer aldı. Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, ortalama milli gelirin yüzde 12,21, Türkiye ise milli gelirin sadece yüzde 5,27’si emeklilere ayrılıyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın, “Çok şükür emeklilerin maaşını zor koşulda olsak da ödüyoruz” sözleri ve olası tasarruf tedbirleri için emeklileri işaret etmesi, kamuoyunda büyük bir tartışma başlattı. Bakan Işıkhan’ın bu açıklamalarının hemen ardından, finansal analist İnan Mutlu’nun Eurostat verilerine dayanarak hazırladığı grafik, Türkiye’nin emeklilere milli gelirinden ayırdığı payda Avrupa’da sondan üçüncü olduğunu gözler önüne serdi.

Bakan Vedat Işıkhan, katıldığı bir televizyon programında sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliğiyle ilgili endişelerini dile getirdi. “Almanya’da insanlar 40 yıl çalışıyor, 15-20 yıl emekli aylığı alıyor. Bizde ise 20 yıl prim toplayabiliyoruz, 40 yıl ödeme yapıyoruz” diyerek sistemin dengesizliğine dikkat çeken Işıkhan’ın, tasarruf tedbirlerinin emekli ve asgari ücretlilerden yapılabileceğini belirtmesi büyük tepki topladı. “Zor koşulda olsak da ödüyoruz” ifadesi ise, emekli maaşının bir hak değil, bir lütuf gibi sunulduğu eleştirilerine neden oldu.

Bakan’ın açıklamaları sonrası finansal analist İnan Mutlu, Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) verileriyle hazırladığı bir grafiği paylaşarak tartışmaya yeni bir boyut getirdi. Grafiğe göre Türkiye, emeklilik harcamalarının milli gelire oranında Avrupa’da en alt sıralarda yer alıyor:

Avrupa Birliği (AB) ortalaması: Milli gelirin yüzde 12,21’i emeklilere ayrılıyor.
Türkiye’nin oranı: Milli gelirin sadece yüzde 5,27’si emeklilere ayrılıyor.

Bu oranla Türkiye, 35 Avrupa ülkesi arasında sondan üçüncü sırada yer alıyor. İnan Mutlu’nun vurguladığı gibi, “Tüm Balkan ülkeleri dahi emeklilerine Türkiye’den çok daha fazla kaynak ayırıyor.”

Bakan Işıkhan’ın son “tasarruf” sinyali, geçmişte verdiği “kalıcı refah artışı” sözleriyle çelişmesi nedeniyle de eleştiriliyor. Işıkhan, daha önceki açıklamalarında en düşük emekli aylığını artırma çalışmaları yaptıklarını ve “Emeklilerimizin refahını artırmak için yeni çalışmalarımızı hayata geçirmeye devam edeceğiz” vaadinde bulunmuştu.

Paylaşın

İmamoğlu Hakkındaki “Turpun Büyüğü” Davası 12 Aralık’a Ertelendi

Ekrem İmamoğlu, 27 Ocak’ta Saraçhane’de düzenlediği “Turpun Büyüğü” başlıklı basın toplantısı nedeniyle açılan davada ilk kez hakim karşısına çıktı. Dava 2 Aralık 2025’e ertelendi.

19 Mart operasyonuyla tutuklanan CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “Turpun Büyüğü” başlıklı basın toplantısında adını açıkladığı bilirkişi S.B. ile ilgili sözleri nedeniyle hakim karşısına çıktı.

“Yargı görevini yapan bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs” ve “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” suçlamalarıyla hakkında dava açılan İmamoğlu, Silivri’deki duruşmaya jandarma eşliğinde getirildi. İmamoğlu izleyiciler tarafından alkışlar, “Hak, hukuk, adalet” ve “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganlarıyla karşıladı.

İmamoğlu, 27 Ocak’ta Saraçhane’de düzenlediği “Turpun Büyüğü” isimli basın toplantısında bir bilirkişinin adını vererek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenmiş, ardından hakkında bilirkişiyi hedef gösterdiği iddiasıyla soruşturma başlatılmıştı.

Ekrem İmamoğlu, soruşturmaya konu olan açıklamasında şunları söylemişti: “Evet Sayın Cumhurbaşkanı; sizde böyle maharetli bilirkişi S. beyler oldukça, siz de binlerce bilirkişi arasından, nokta atış S. bey bilirkişisini bulan yargı mensupları oldukça, bir davanın öncesinde ya da yürüyen sürecin öncesinde, heybenizde büyük turplar taşıdığınızı düşünebilirsiniz.

Ne var ki, sizin turp zannettikleriniz, bu milletin gönlünde zerre yer etmez. Sayın Cumhurbaşkanı; turpun büyüğü senin heybenden çıktı. Aslında işin çok kolay. Bu kadar heybe sırtında taşımana gerek yok. Bu kadar yük taşıyacağına, kendini sadece milletin sandıktaki vicdanına emanet ettiğin an rahatlayacaksın. Yastığa başınızı koyduğunuzda huzurla uyumak kadar güzeli yoktur.”

Soruşturma sonucunda açılan davanın ikinci duruşması bugün İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nce Silivri 1 no’lu duruşma salonunda görülüyor. İmamoğlu ve avukatları, ilk duruşmaya “duruşma yerinin hem mekan hem de zaman itibariyle hukuka aykırı olarak belirlendiği” gerekçesiyle duruşmaya katılmamıştı.

Bugünkü duruşmayı takip etmek üzere CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi, önceki günkü olağanüstü kongrede yeniden CHP İstanbul İl Başkanlığı’na seçilen Özgür Çelik, CHP milletvekilleri Bülent Tezcan, Ali Gökçek, Fethi Açıkel, İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, Bakırköy Belediye Başkanı Ayşegül Ovalıoğlu, İBB Genel Sekreteri Volkan Demir, İmamoğlu’nun annesi Havva İmamoğlu, babası Hasan İmamoğlu, eşi Dilek İmamoğlu, oğlu Selim İmamoğlu, CHP PM üyesi Berkay Gezgin ve çok sayıda isim Silivri’ye geldi.

“Zulümle kurulan her düzen yıkıldı”

Ekrem İmamoğlu’nun avukatlığını Avukat Hasan Fehmi Demir, Avukat Fikret İlkiz ve Avukat Tora Pekin üstlendi. Hakim İmamoğlu’na “sabıkanız var mı” diye sordu İmamoğlu, “yok Allah’a şükür” yanıtını verdi.

İddianame okunduktan sonra İmamoğlu savunma yaptı. İmamoğlu’nun savunması şöyle: “Burada kendi davamı savunurken kalbim başka yerlerde. Gazze için yardıma giden cesur insanların filosuyla beraberdir. Bu tüm dünyanın insanlık onurunu koruma mücadelesidir. İstanbul Büyükşehirde de daha önceki belediye görevlerimde de birlik ve beraberlik için devletin her kademesini davet etmişizdir. Elazığ’daki okul açılışına hiçbir devlet görevlisi gelemedi.

Bugün mahkemedeyim, hâkim burada. Bilirkişi şu anda hayatımızın her alanında yer alıyor. Yine bir telaş var. Savcılık başka bir suçlamayı niye bu iddianameye ekleme ihtiyacı hissediyor. Alınganlık davasının iddianamesinin bilirkişilik mevzusu ile ne ilgisi var? Adalet Bakanı bir partinin ilçe binası önünde demeç veriyor ama ben yargıyı etkilemişim. Ve diyor ki bunlar mı Türkiye’yi yönetecek?

Bilirkişiyi ve bilirkişi raporlarını eleştirmeye ilişkin bir engel yok. Benim bilirkişiyi eleştirmemi suç kabul etmiş. Doğruyu söyleseniz de eleştiri yapamazsınız, bunu suç kabul ederiz demişler. 11 aydır maruz kaldığımız saldırılarla, 19 Mart itibariyle yürütülen süreçle, Turpun Büyüğü, Ahtapotun Kolları diyerek daha soruşturma yokken suçlu ilan edenler ile karşı karşıyayız.

Bir Başkan Rahip Branson’u bırakacaksınız dedim bıraktılar dedi. Asıl bu yargıya müdahaledir. Saldırıyorlar, saldırsınlar. Korkmayacağız. Bu millet cesurdur. Zulümle kurulan her düzen yıkıldı, bu da yıkılacak. Hukukun olmadığı yerde hiçbir şey olmaz. Bilirkişi davasıymış, hadi oradan. Daha önce başvurulmuş çokça mahkemece hakimlerin reddettiği kayyum atanması talebini bir mahkeme kabul ediyor. Siyasi güdümlü harekete geçiliyor. Giden yine herkesin cebinden gidiyor.

Ahmak davası, Ekrem İmamoğlu’na siyasi yasak koymak için bir dava olacak. Peşinde koşacaksınız. Diplomamı iptal etmek için kendilerini paralıyorlar. Şimdi bir de çirkin davası. Bir siyasetçi sırıtarak bana fuarda laf atıyor. Bana terörist muamelesi yapmaya çalışıyor. Ona öyle öğretilmiş, her yol mübah demişler. Ben kendisine ne demişim?

Kürsüye çıktığında kendinden olmayan herkese hakaret etmeye alışmış olan bir kişi siyaset yapacak, ben yapamayacağım öyle mi? Devre arası hakem değiştirir gibi dava arası hakim değiştirmeler, heyet değiştirmeler. Yaptıkları ve yaşattıkları her şeye rağmen biz adil olmaya devam edeceğiz.

Beni bu noktaya getiren süreç sadece bir bireyin adalet arayışı değildir. Bu dava ve diğerleri temel hak ve özgürlükler mücadelesidir. Bu yapılanlar Türkiye’nin demokratik yapısına tehdittir. Ülkemiz yıllardır yargının siyasetin bir aracı haline gelmesini izliyor. Baskılar, yer değiştirmeler, her yerde aynı kişiler.

17 Ocak’ta AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı şu açıklamayı yapıyor ‘Daha turpların büyüğü heybede’. Masumiyet karinesini yerle bir eden bu ağır suçlamaya karşı ifade özgürlüğümü kullandım ve açıklama yaptım.

Bir kişinin iki dudağı arasında bir devlet olmaz. Bunun sonucu ağırdır. Attığımız her adıma, her hizmete sakıncalı bakan bu anlayışa göre biz suç işliyoruz. Bu parti devleti anlayışı. İktidarı demokratik yollardan değiştirme suçu işliyoruz. Onun için buradayız. Biz yapılan yanlışları ortaya çıkardığımız için buradayız, Silivri’deyiz. Ekrem İmamoğlu isminden korkuyorlar, bizi tehdit olarak görüyorlar. Asıl olarak milletin iktidarından korkuyorlar.

Günahları olanlar korkarlar, ben korkmuyorum. Kimin rekabetten kaçtığını milletimiz görüyor. Milleti akılsız zannedenler çok büyük bir yanılgı içerisindeler. Ben aziz milletimize sesleniyorum, adalet yoksa hangi barışı sağlayacağız? Korkuyla tehditle çatık kaşlarla mı sağlayacaksınız? Barışı ta okyanus ötesindeki ülkeyle mi sağlayacaksınız?

Bereketin olmadığı yerde milletimiz nasıl zenginleşecek? Nasıl adil paylaşacak? Refah yoksa kalkınma nasıl olacak? Beş yıldır bu ülke dış yatırımda sıfır çekiyor. Silahlar bırakılsın, infaz yasası çıksın ile terör bitecek diye bu milleti kandıramazsınız. AİHM kararını niye uygulamıyorsunuz, niçin Demirtaş hapiste? AYM kararlarını niçin tanımıyorsunuz niçin Can Atalay hapiste? Artık değişme zamanı geldi, millet gelecek bu tek kişilik sistem tıpış tıpış gidecek”

Duruşma ertelendi

İmamoğlu bu sözlerinin ardından savunmasını bitirdi. Avukatların savunmalarına geçildi. Avukatlar İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan’ın duruşmaya katılmasını talep etti.  Mahkeme avukatların da ifadelerinden sonra ara kararını verdi. Karar şöyle: “Bilirkişinin dinlenmesi talebi reddedildi. Müdafilerin celbini istediği dosyaların kısmen kabulüne ve celbine ve duruşmanın 12 Aralık 2025 saat 10.00’a ertelenmesine karar verildi”

Paylaşın

Babacan’dan İktidara Sert Eleştiriler

DEVA Partisi Lideri Ali Babacan, Türkiye’de demokrasinin ciddi bir gerileme içinde olduğunu belirterek, “Bu ülke bunu hak etmiyor. Gençler daha demokratik, daha özgür bir ülkede yaşamayı hak ediyor” dedi.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Halk TV’ye konuştu. Babacan, iktidar medyasının ABD Başkanı Donald Trump’ın Erdoğan’a sandalye tutmasını gündeme taşımasına tepki göstererek, “Türkiye, bu kadar ezik bir ülke değil ya! Trump’ın Cumhurbaşkanını nereye oturttuğu onun değerini düşürmez de artırmaz da. Buradan meşruiyet devşirmek üzücü” dedi.

Trump’ın, “Erdoğan’dan Brunson’u istedim, verdi” sözlerine değinen Babacan, bu açıklamanın Türk yargısının bağımsız olmadığı gerçeğini dünya önünde ortaya koyduğunu söyledi. Babacan, “Yargının ne kadar iktidarın baskısı altında hareket etmek zorunda kaldığını görüyoruz. Cumhurbaşkanının talimatıyla insanların tutuklanıp bırakıldığını dünya basını önünde ilan etmiş oldu” ifadelerini kullandı.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun, “Trump’la görüşmek için yalvarıyorlar” sözlerine Türkiye’nin yanıt vermemiş olmasını da eleştiren Babacan, “Bu gerçekten hadsizliktir. Dışişleri Bakanı çıkar, gerekli cevabı verir. Ancak bizimkiler sessiz kalmayı tercih etti” dedi.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın, “Erdoğan’a meşruiyet veriyoruz” sözlerine tepki gösteren Babacan, “Bu kadar baskıyla sürdürülebilen bir iktidarın siyasi meşruiyet sorunu var demektir. Rakiplere hayat hakkının tanınmadığı, özgür bir ortamda seçim yapılmadığı bir ülkede meşruiyet sorgulanır. Yargıya aşırı müdahale, hukukla ilgili kararların meşruiyetini de sorgulatıyor” diye konuştu.

“Mesele Amerika olunca laf da yok, icraat da yok”

Babacan, Türkiye’nin Gazze konusunda söylemleriyle eylemlerinin uyuşmadığını savunarak, “Türkiye pek çok ülkenin gerisinde kaldı. Ticaret kesildi denildi ama İsrail’in en çok ithalat yaptığı ülkeler arasında Türkiye beşinci sırada. Mesele İsrail olunca laf çok, icraat yok. Mesele Amerika olunca laf da yok, icraat da yok” dedi.

CHP’ye yönelik davaları ve Ekrem İmamoğlu hakkında alınan kararları da değerlendiren Babacan, “Davaların usulüne baktığımızda tamamen siyasi operasyon olduğunu görüyoruz. İmamoğlu ‘cumhurbaşkanı adayıyım’ demeseydi diploması iptal edilir miydi? Bu koordinasyon ancak siyasi olabilir” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de demokrasinin ciddi bir gerileme içinde olduğunu belirten Babacan, “Bu ülke bunu hak etmiyor. Gençler daha demokratik, daha özgür bir ülkede yaşamayı hak ediyor. İlk defa bir nesil, çocuklarının kendilerinden daha baskıcı ve daha fakir bir Türkiye’de yaşayacağından korkuyor” diye konuştu.

Dışişleri Bakanlığı’nın güvenlik odaklı bir yapıya dönüştürülmesinden endişe duyduğunu da söyleyen Babacan, “Dışişleri Bakanlığı binasına ‘karargâh’ denmez. Güvenlik enstrümanları sorun çözümünde tek başına yeterli değildir. Diplomasi kapısı her zaman açık olmalıdır” dedi.

Paylaşın

Hamileler Balık Yemeli Mi Yememeli Mi?

Hamilelik veya gebelik, bir kadının hayatının en önemli dönemlerinden biridir ve bu dönemin nasıl geçirildiği, anne ve fetüsün sağlığını doğrudan etkilemektedir.

Haber Merkezi / Sağlıklı bir kiloyu korumak, dengeli beslenmek, düzenli egzersiz yapmak ve vitamin – mineral takviyelerini zamanında ve doğru şekilde kullanmak bu dönemde dikkat edilmesi gereken en önemli hususlar arasındadır.

Hamilelikte beslenmenin rolü, genellikle düşünülenden çok daha büyüktür. Sağlıklı beslenme, annenin vücudunun güçlü ve sağlıklı kalmasına yardımcı olmaktadır. Bu, annenin sağlıklı kalmasının, hamilelik tıbbındaki birçok hastalık ve sorunu önlemenin ve kolay ve güvenli bir hamilelik geçirmenin ilk adımıdır. Ayrıca, anne doğru beslenirse, fetüs de tam ve doğru büyüme ve gelişme için ihtiyaç duyduğu tüm besinleri alabilir.

Araştırmalar hamilelik döneminde doğru beslenen annelerin doğumdan sonra eski kilolarına daha hızlı geri dönebildiklerini göstermektedir. Tüm bunlar, hamilelikte beslenmenin önemini göstermektedir.

Balık gibi deniz ürünleri, annenin sağlığı ve fetüsün bağışıklık sistemi, beyin ve gözlerinin gelişimi için gerekli olan protein, D vitamini ve omega-3 yağ asitleri açısından zengin bir kaynaklardır. Bu nedenle, hamilelikte haftada iki kez balık tüketmek anne ve fetüsün sağlığı açısından önemli bir rol oynamaktadır.

Köpek balığı, kılıç balığı ve beyaz ton balığı gibi bazı büyük yırtıcı balıklardaki yüksek cıva seviyeleri konusunda endişeler olsa da, bu durum hamile bir kadının beslenmesinden balıkların tamamen çıkarılması anlamına gelmemelidir. Bunun yerine, hamile annelerin sardalya, somon, alabalık, beyaz balık ve ringa balığı gibi çiftliklerde yetiştirilmiş, düşük cıvalı balıkları tüketmeleri önerilmektedir.

Ayrıca alerji veya belirli tıbbi rahatsızlıklar nedeniyle balık tüketemeyen kadınların da doktor ve beslenme uzmanına danışarak omega-3 takviyesi almaları gerekmektedir.

Sonuç olarak, hamilelikte ölçülü ve bilinçli balık tüketimi yalnızca güvenli olmakla kalmayıp, aynı zamanda fetüsün sağlıklı gelişimi ve annenin sağlığı için de gereklidir. Hamilelikte balık tüketiminin tamamen yasaklanmasının bilimsel bir temeli yoktur.

Paylaşın

CHP’nin Kayyum İtirazına Ret: Gürsel Tekin Göreve Devam Edecek

İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in tedbiren görevden alınmasına yapılan itirazı reddetti. Gürsel Tekin ve ekibi kayyum olarak göreve devam edecek.

CHP 38. Olağan İstanbul İl Kongresi’nin iptali için açılan davada Mahkeme, Özgür Çelik ve yönetimini görevden almış, yerine Gürsel Tekin ve ekibini kayyum olarak atamıştı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 38. Olağan İstanbul İl Kongresi’nin iptali istemiyle açılan davada İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi, 2 Eylül’de verdiği ara kararda, İl Başkanı Özgür Çelik ile İl Yönetim ve İl Disiplin Kurulu üyelerinin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına karar vermişti. Aynı kararla Gürsel Tekin ve dört isimden oluşan bir kayyum heyeti atanmıştı.

CHP, bu ara karara itiraz ederek tedbirin kaldırılmasını talep etti. Mahkeme ise itirazların duruşmalı olarak görülmesine karar verdi. Bugün görülen duruşmada, CHP’nin tüm itirazları reddedildi ve kayyum heyetinin görevi devam ettirildi.

Duruşmada taraf avukatları söz aldı. Olağanüstü İl Kongresi’ne icra memurlarıyla giderek kongreyi durdurmaya çalışan avukat Cevahir Kılıç, tedbir kararının yerinde olduğunu savundu. Kılıç, “Gerek müvekkilim gerekse de benim, işbu dava sebebiyle parti üyeliklerimize son verilmiş, böylelikle hak arama hürriyetine engel olunmaya çalışılmıştır. Seçim kurulları sadece seçim güvenliği ve denetimini sağlar. Olağanüstü il kongresi hukuka aykırıdır, zira kongre çağrısını tüzük gereği yalnızca il başkanı yapar. Bu prosedür işletilmemiştir” dedi.

CHP adına savunma yapan avukat Çağlar Çağlayan ise tedbirin kaldırılması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: Verilen tedbir kararı, siyasi partiler kanununun açık hükümlerine aykırıdır. Bir çağrı heyeti atanacaksa tek görevi kongre yapmaktır. Oysa bu davanın olağanüstü kongre çağrısıyla ilgisi yoktur. Ayrıca aynı kanun, bir kongre iptal edilirse 30 ila 60 gün içinde yeni kongre yapılmasını öngörür. Ancak atanan heyete böyle bir görev dahi verilmemiştir. Karar, siyasi faaliyette bulunmayı engelleme niteliği taşımaktadır.

Çağlayan, tedbir kararının ardından CHP İl Binası’nın üç gün boyunca polis ablukasına alındığını, genel merkez yöneticilerinin dahi içeri sokulmadığını vurguladı. “Her ne kadar yüksek seçim kurulu kongrelerin yapılabileceğine karar vermişse de, mahkeme sürekli kongreleri durdurur şekilde ara karar ve müzekkere kurmuştur. Bu durum siyasi faaliyette bulunma hakkını engellemektedir” diye konuştu.

Avukat Çağlayan, olağanüstü il kongresinin YSK gözetiminde yapıldığını ve Özgür Çelik’in yeniden il başkanı seçildiğini hatırlatarak, “Herhangi bir itiraz kongre sonuçlarının geçerliliğini ortadan kaldırmaz. Bu tedbire devam edilmesi hem partimiz hem yurttaşlarımız açısından çözümsüzlük yaratmaktadır. Tedbir kararının kaldırılmasını talep ediyoruz” dedi.

Savunmaların ardından mahkeme heyeti, CHP’nin ihtiyati tedbir kararına karşı yaptığı itirazların tamamını reddetti. Hakim, “Tedbir kararına karşı yapılan itirazları reddediyorum, istinaf yolunu açıyorum” ifadeleriyle kararı duyurdu.

Çelik, olağanüstü kongrede yeniden seçilmişti.

2 Eylül’de verilen ara karar sonrası CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve yönetimi görevden alınmış, yerine kayyum heyeti atanmıştı. Bu süreç devam ederken parti 24 Eylül’de olağanüstü il kongresini topladı. Kongrede tek aday olan Özgür Çelik, 386 delegenin oyunu alarak yeniden il başkanı seçildi. Böylece görevden alınmasının ardından yeniden başkanlık koltuğuna oturdu.

Paylaşın

Türk Hava Yolları, Boeing’ten 225 Adet Uçak Alıyor

Türk Hava Yolları’nın (THY) Boeing’den 50’si kesin sipariş, 25’i opsiyonlu olmak üzere toplam 75 adet B787-9, B-787-10, 100’ü kesin 50’si opsiyonlu olmak üzere 150 de 737-8/10 MAX model uçak alacağı duyuruldu.

Uçakların teslimatının 2029-2034 yılları arasında yapılması planlanırken, alım açıklaması ABD Başkanı Donald Trump ile AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında 25 Eylül’de yapılan görüşmeden saatler sonra geldi.

Türk Hava Yolları (THY) Amerikalı uçak üreticisi Boeing firmasına 75 adet B787 tipi yolcu uçağı siparişi verdi. Şirket, 737 Max model 150 adet uçağın siparişi için ise görüşmelerin sürdüğünü bildirdi. THY yeni uçaklarını en erken 2029’da teslim almaya başlayacak ve 2034’e kadar teslimat sürecinin tamamlanması hedefleniyor.

Açıklama, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump ile Beyaz Saray’da gerçekleştirdiği görüşmenin ardından geldi.

THY, Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptığı bildirimde şunları kaydetti:

“Yönetim Kurulumuz 2029-2034 yılları arasında teslim alınmak üzere Boeing firmasından 50 adet kesin sipariş ve 25 adet opsiyon olmak üzere toplam 75 adet B787-9 ve B787-10 uçağının satın alınmasına karar vermiştir. Söz konusu uçaklar için kanat üstü motor, yedek motor ve motor bakım hizmeti alımı için Rolls-Royce ve GE Aerospace firmalarıyla müzakereler devam etmektedir.”

Açıklama ayrıca, 100 adedi kesin ve 50 adedi opsiyon olmak üzere toplam 150 adet 737-8/10Max tipi uçak alımı için Boeing ile görüşmelerin tamamlandığı, siparişin motor üreticisi CFM International ile müzakerelerin başarıyla sonuçlanması halinde verileceği kaydedildi.

THY filosunu büyütme hedefini Nisan 2023’te açıklamıştı. O tarihte duyurulan 2033 hedefleri kapsamında KAP’a yapılan bildirimde, “2023 yılı sonunda 435’e ulaşması beklenen uçak sayımızın 2033 yılında 800’ü aşmasının” öngörüldüğü kaydedilmişti.

THY 12 Mayıs 2023 tarihinde ise daha detaylı bir açıklama yaparak, “200 adet geniş gövde ve 400 adet dar gövde olmak üzere toplam 600 adet uçağın temin edilmesi için uçak üreticisi firmalar ve motor üreticileri ile görüşmelerin başlayacağını” duyurmuştu.

THY’nin filosunda kaç Boeing uçak var, planları neler?

THY’nin yılın ilk yarısına yönelik faaliyet raporuna göre, şirketin filosunda 485 uçak var. Bunların 279’unun modeli Airbus, 206’sınınki ise Boeing. THY, Aralık 2023’te 355 Airbus siparişi vermişti.

Paylaşın

Şistosomiyazis Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Teşhisi, Tedavisi

Şistozomiyazis, schistosoma cinsine ait kan kurtlarının (trematod parazitler) neden olduğu tropikal bir paraziter hastalıktır. Schistosoma mansoni, S. haematobium, S. japonicum gibi farklı türleri bulunur ve her biri vücudun farklı bölgelerini etkiler.

Haber Merkezi / Özellikle tatlı su kaynaklarında bulunan enfekte salyangozlarla temas sonucu bulaşır. Aşağıda şistozomiyazisin nedenleri, belirtileri, teşhisi ve tedavisi özetlenmiştir:

Şistozomiyazisin Nedenleri:

Etken: Schistosoma türleri (örn. S. mansoni, S. haematobium, S. japonicum).
Bulaşma Yolu: Enfekte tatlı sularda (nehir, göl, baraj) yüzme, banyo veya suyla temas sırasında parazitin larvaları (serkarya) deriye nüfuz eder.
Yaşam Döngüsü: Parazit, tatlı su salyangozlarında çoğalır, larvalar suya salınır ve insan derisinden girerek kan damarlarına ulaşır. Yumurtalar dışkı veya idrar yoluyla çevreye yayılır.

Risk Faktörleri:

Endemik bölgelerde (Afrika, Güney Amerika, Asya, Orta Doğu) yaşama veya seyahat.
Temiz suya erişimin kısıtlı olması.
Tarım, balıkçılık gibi suyla temas gerektiren işler.

Yayılım: Sahra-altı Afrika, Brezilya, Venezuela, Çin, Güneydoğu Asya gibi bölgelerde yaygındır.

Şistozomiyazisin Belirtileri:

Belirtiler, enfeksiyonun akut veya kronik evresine göre değişir:

Akut Şistozomiyazis (Katayama Sendromu):

Deride kaşıntı ve döküntü (yüzücü kaşıntısı).
Ateş, titreme, baş ağrısı, kas ağrıları.
Öksürük, karın ağrısı, ishal, yorgunluk.

Kronik Şistozomiyazis:

S. mansoni: Bağırsak ve karaciğer hasarı, kanlı ishal, karın ağrısı, karaciğer/dalak büyümesi, portal hipertansiyon.
S. haematobium: İdrarda kan (hematuri), mesane hasarı, böbrek sorunları, mesane kanseri riski.
S. japonicum: Karaciğer hasarı, nörolojik komplikasyonlar.
Uzun vadede: Fibroz, organ yetmezliği, kısırlık, kanser.

Asemptomatik Olgular: Hafif enfeksiyonlarda belirti olmayabilir, ancak parazit vücutta kalır.

Şistozomiyazisin Teşhisi:

Klinik Öykü: Endemik bölgeye seyahat veya suyla temas öyküsü.

Laboratuvar Testleri:

Mikroskopi: Dışkı (S. mansoni, S. japonicum) veya idrarda (S. haematobium) yumurtaların tespiti.
Serolojik Testler: Kanda antikor/antijen testi (ELISA, PCR).

Görüntüleme: Karaciğer, dalak veya mesane hasarı için ultrason, BT, MR.

Biyopsi: Nadiren bağırsak, mesane veya karaciğer dokusundan alınır.

Şistozomiyazisin Tedavisi:

İlaç Tedavisi:

Prazikuantel: Birincil tedavi ilacıdır. Yetişkinlerde 40-60 mg/kg, genellikle tek doz veya kısa süreli tedavi.
Yan etkiler: Bulantı, baş ağrısı, karın ağrısı (genellikle hafif).
Oksamniquin: S. mansoni için alternatif, ancak daha az kullanılır.

Destekleyici Tedavi:

Komplikasyonlar için cerrahi (örneğin, portal hipertansiyon).
Beslenme ve sıvı desteği ağır vakalarda.

Önleme:

Enfekte sulardan kaçınma, güvenli su kullanımı.
Sanitasyonun iyileştirilmesi, salyangoz kontrolü (molusisit).
Endemik bölgelerde kitle ilaç tedavisi.
Eğitim ve farkındalık kampanyaları.

Paylaşın

Schistosoma Mansoni Bulaşıcı Hastalığı Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Teşhisi, Tedavisi

Schistosoma mansoni bulaşıcı hastalığı, şistozomiyaz (bilharziyazis) olarak bilinen paraziter bir enfeksiyondur ve Schistosoma mansoni adlı kan kurdunun (trematod) neden olduğu bir hastalıktır.

Haber Merkezi / Bu hastalık, özellikle tropikal ve subtropikal bölgelerde, tatlı su kaynaklarında yaşayan enfekte salyangozlarla temas sonucu insanlara bulaşır.

Schistosoma Mansoni Bulaşıcı Hastalığının Nedenleri:

Etken: Schistosoma mansoni parazitinin larvaları (serkarya).
Bulaşma Yolu: Enfekte tatlı su kaynaklarında (nehir, göl, baraj) yüzme, banyo yapma veya suyla temas sırasında larvaların insan derisine nüfuz etmesiyle bulaşır.

Risk Faktörleri:

Enfekte bölgelerde yaşayan veya bu bölgelere seyahat eden kişiler.
Temiz su kaynaklarına erişimin kısıtlı olduğu bölgeler.
Tarım, balıkçılık gibi suyla sık temas gerektiren meslekler.

Yayılımı: Afrika (özellikle Sahra-altı Afrika), Orta Doğu, Güney Amerika (Brezilya, Venezuela) ve Karayipler’de yaygındır.

Schistosoma Mansoni Bulaşıcı Hastalığının Belirtileri:

Şistozomiyazisin belirtileri, enfeksiyonun evresine bağlı olarak değişir:

Akut Evre (Katayama Sendromu):

Deriye giriş sırasında kaşıntı ve döküntü (yüzücü kaşıntısı).
Ateş, titreme, kas ağrıları.
Öksürük, karın ağrısı, ishal.
Yorgunluk ve halsizlik.

Kronik Evre:

Karaciğer ve dalak büyümesi (hepatosplenomegali).
Karın ağrısı, kanlı ishal (bağırsak şistozomiyazisi).
İdrarda kan (hematuri, özellikle diğer şistozoma türlerinde daha sık).
Karaciğer fibrozu, portal hipertansiyon.
Uzun vadede böbrek hasarı, mesane kanseri veya kısırlık gibi komplikasyonlar.

Asemptomatik Olgular: Bazı hastalarda belirti görülmeyebilir, ancak parazit vücutta kalmaya devam eder.

Schistosoma Mansoni Bulaşıcı Hastalığının Teşhisi:

Klinik Değerlendirme: Hastanın seyahat öyküsü ve belirtileri değerlendirilir.

Laboratuvar Testleri:

Mikroskobik İnceleme: Dışkı veya idrarda parazit yumurtalarının tespiti (S. mansoni için dışkı testi daha yaygındır).
Serolojik Testler: Kanda antikor veya antijen tespiti (ELISA, PCR gibi).

Görüntüleme: Karaciğer ve dalak büyümesi veya fibroz için ultrason, BT veya MR kullanılabilir.

Biyopsi: Nadiren bağırsak veya karaciğer dokusundan biyopsi alınabilir.

Schistosoma Mansoni Bulaşıcı Hastalığının Tedavisi:

İlaç Tedavisi:

Prazikuantel: Şistozomiyazis tedavisinde en etkili ilaçtır. Genellikle tek doz veya birkaç gün süren bir tedavi rejimi uygulanır.
Dozaj: Yetişkinlerde 40-60 mg/kg, genellikle 1-2 doz halinde.
Yan etkiler: Baş ağrısı, bulantı, karın ağrısı (genellikle hafif ve geçici).

Destekleyici Tedavi:

Kronik komplikasyonlar için cerrahi veya diğer tedaviler gerekebilir (örneğin, portal hipertansiyon için).
Beslenme desteği ve sıvı tedavisi, ağır vakalarda uygulanabilir.

Önleme:

Enfekte sulardan kaçınma.
Güvenli su kaynaklarının kullanımı ve sanitasyonun iyileştirilmesi.
Toplum temelli ilaç tedavisi (kitle ilaç uygulaması) endemic bölgelerde.
Salyangoz kontrolü (molusisit kullanımı).

Paylaşın

Schinzel Giedion Sendromu Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Teşhisi, Tedavisi

Schinzel – Giedion Sendromu (SGS), çok nadir görülen, genetik kökenli bir hastalıktır. Doğuştan başlayan ve birden fazla vücut sistemini etkileyen bu sendrom, 1978 yılında Albert Schinzel ve Andreas Giedion tarafından tanımlanmıştır.

Haber Merkezi / Tipik olarak, karakteristik yüz özellikleri, iskelet anomalileri, nörolojik sorunlar ve böbrek gibi organlardaki yapısal bozukluklarla kendini gösterir. Etkilenen bireylerin çoğu, ağır gelişimsel gecikme ve komplikasyonlar nedeniyle bebeklik döneminde hayatta kalamaz. Yaklaşık 50-80 vaka rapor edilmiştir ve prevalansı bilinmemektedir.

Schinzel – Giedion Sendromunun Nedenleri:

SGS, SETBP1 genindeki patojenik varyantlar (mutasyonlar) nedeniyle oluşur. Bu gen, 18. kromozomda yer alır ve SETBP1 proteininin üretimini kodlar. Protein, embriyonik gelişim sırasında özellikle beyin ve diğer organların normal oluşumunda rol oynar. Mutasyonlar “gain-of-function” (fonksiyon kazancı) tipindedir; yani SETBP1 proteininin aktivitesini artırarak diğer genlerin ifadesini bozar ve gelişimsel anomalilere yol açar.

Kalıtım: Mutasyonlar de novo (yeni) olup, ebeveynlerden miras alınmaz. Yani, etkilenen çocuğun genetik değişikliği sperm veya yumurtada spontan olarak meydana gelir. Tekrar riski düşüktür (%1’den az), ancak genetik danışmanlık önerilir.

Klasik vs. Atipik SGS: Klasik form, SETBP1’deki 12 baz çifti “hotspot” bölgesindeki mutasyonlarla ilişkilidir ve daha şiddetlidir. Atipik form ise bu bölgenin yakınındaki mutasyonlarla görülür ve biraz daha hafif seyredebilir.

Schinzel – Giedion Sendromunun Belirtileri:

SGS, multisistemik bir sendromdur ve belirtiler doğumda belirgindir. Ana belirtiler şunlardır:

Yüz Özellikleri (Dismorfik): Öne çıkan alın, orta yüz gerilemesi (midface retraction), kısa ve kalkık burun, düşük kulaklar, belirgin gözler (proptozis), kısa boyun ve hipertrichosis (aşırı kıllanma).

Nörolojik Sorunlar: Ağır zihinsel gerilik, hipotoni (kas gevşekliği), spastisite, epilepsi (tedaviye dirençli nöbetler), serebral görme kaybı, işitme kaybı, otonom disfonksiyon (örneğin, terleme sorunları) ve ilerleyici beyin atrofisi.

İskelet Anomalileri: Sklerotik kafatası tabanı, geniş oksipital sinkondroz, kortikal kalınlaşma, geniş kaburgalar, kulüp ayak (clubfoot) ve diğer kemik deformiteleri.

Böbrek ve Üriner Sistem: Hidronefroz (böbreklerde idrar birikimi), üreter obstrüksiyonu, böbrek hasarı.

Diğer Organlar: Kalp anomalileri (örneğin, ventriküler septal defekt), genital anomaliler (özellikle erkeklerde), hepatosplenomegali (karaciğer ve dalak büyümesi), splenopankreatik füzyon, hipertrichosis, alacrima (gözyaşı eksikliği) ve nadir olarak hipotiroidi veya ses teli felci.

Kanser Riski: Artmış tümör riski (örneğin, nöroblastom) vardır, bu nedenle düzenli tarama gereklidir.

Belirtiler yenidoğan döneminde başlar ve progresif (ilerleyici) olup, solunum ve beslenme sorunlarına yol açabilir.

Schinzel – Giedion Sendromunun Teşhisi

Teşhis, klinik bulgular, görüntüleme ve genetik testlere dayanır. Klasik teşhis kriterleri (Lehman ve ark., 2008) şöyle özetlenebilir:

Zorunlu Bulgular: Karakteristik yüz fenotipi (öne çıkan alın, midface retraction, kısa kalkık burun), gelişimsel gecikme.

Destekleyici Bulgular: Hidronefroz veya en az 2 iskelet anomalisi (sklerotik kafatası, geniş sinkondroz vb.).

Görüntüleme: Ultrason (hidronefroz için), röntgen (iskelet anomalileri için), MRI (beyin, omurga, karaciğer, böbrek vb. için tam vücut taraması önerilir).

Genetik Test: SETBP1 genindeki mutasyonları tespit etmek için moleküler genetik test (tam ekzom dizileme veya hedefli panel). Bu, kesin teşhisi sağlar.

Ayırıcı Tanı: Benzer sendromlar (örneğin, fetal hidantoin sendromu, Zellweger sendromu, mukopolisakkaridoz) dışlanmalıdır.

Erken teşhis, komplikasyonları yönetmek için önemlidir.

Schinzel – Giedion Sendromunun Tedavisi:

SGS için spesifik bir kür yoktur; tedavi semptomatik ve destekleyicidir. Amaç, yaşam kalitesini artırmak, fonksiyonu maksimize etmek ve komplikasyonları önlemektir. Multidisipliner yaklaşım (pediatri, genetik, nöroloji, ortopedi, üroloji vb.) gereklidir.

Nörolojik (Epilepsi, Gelişim): Antiepileptik ilaçlar (ASM), ACTH tedavisi, fizyoterapi (PT), occupational terapi (OT), epilepsi eğitim programları. Nöbet izlemi kritik.

Solunum ve Beslenme: CPAP (sürekli pozitif hava yolu basıncı), beslenme tüpü (gastrostomi), aspirasyon önleme.

Böbrek ve Üriner: Hidronefroz için cerrahi (üreteral stent), böbrek fonksiyonu izlemi.

İskelet: Ortopedik cerrahi (kulüp ayak düzeltme), kırık riski için önlem.

Kanser Tarama: Düzenli ultrason ve görüntüleme (nöroblastom vb. için).

Diğer: İşitme/görme desteği, kalp cerrahisi, hipertrichosis için kozmetik yönetim. Genetik danışmanlık ve aile desteği.

Prognoz genellikle kötüdür; median sağkalım bebeklik dönemindedir, ancak atipik formlarda daha uzun olabilir.

Paylaşın

Kremalı Kişniş Soslu Izgara Karidesli Taco

Kremalı kişniş soslu ızgara karidesli taco, herkesin mutlaka tatması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Haber Merkezi / Ortalama 30 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

Taco için;

910 gr karides, soyulmuş ve bağırsakları alınmış
1 çay kaşığı kırmızı toz biber
1 çay kaşığı sarımsak tozu
½ çay kaşığı kurutulmuş kekik
1 çay kaşığı öğütülmüş kimyon
½ çay kaşığı kırmızı pul biber
½ çay kaşığı koşer tuzu
4 yemek kaşığı zeytinyağı

Kremalı kişniş sosu için:

230 gr ekşi krema
3 yemek kaşığı kıyılmış taze kişniş
1 çay kaşığı limon kabuğu rendesi
¼ çay kaşığı koşer tuzu
2 yemek kaşığı limon suyu

Lahana salatası için:

150 gr rendelenmiş yeşil lahana
150 gr rendelenmiş kırmızı lahana
1 yemek kaşığı kıyılmış jalapeno

Sunum için:

24 mısır tortillası
Taze kişniş
Limon dilimleri

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım…

Büyük bir kasede karidesleri kırmızı toz biber, sarımsak tozu, kekik, kimyon, kırmızı pul biber ve tuzla tatlandırın, yavaşça karıştırın.

Karidesleri 2 şişe geçirin, her bir karidesin üstünden ve altından geçirerek şişin dibine kadar itin, tüm şişleri doldurmak için işlemi tekrarlayın, her şişe yaklaşık 4 karides yerleştirin.

Karidesleri ızgaraya koymadan hemen önce, her şişin yapışmasını önlemek için üzerine bol miktarda zeytinyağı sürün.

Yüksek ateşte 3 dakika pişirin, üst kısmına biraz daha zeytinyağı sürün, çevirin ve karidesler opaklaşana kadar 3 dakika daha pişirin, ızgaradan alın ve karidesleri şişlerden çıkarın.

Kremalı kişniş sosunu hazırlayın: Orta boy bir kapta ekşi kremayı, kişnişi, limon kabuğu rendesini, tuzu ve limon suyunu karıştırın.

Lahana salatasını hazırlayın: Büyük bir kasede yeşil lahana, kırmızı lahana ve jalapeno biberini karıştırın, sosun yarısını lahananın üzerine dökün, diğer yarısını servis için saklayın ve karıştırın.

Tacoları hazırlayın: Tortillalara biraz lahana salatası ekleyin, ardından karidesleri ekleyin, kremalı kişniş sosu, daha fazla kişniş ve bir miktar limon suyuyla üzerini süsleyin.

Paylaşın