Ağrı: Diyadin Kaplıcaları

Diyadin Kaplıcaları; Ağrı’nın güneydoğusunda bulunan Diyadin ilçe merkezine 5 kilometre mesafede yer almaktadır.

Kaplıca bölgesi birbirinden kopuk olarak bulunan Yılanlı, Davut, Tunca ve Köprü kaplıcaları olmak üzere geniş bir alana yayılmıştır.

Bu alanının içinden geçen Murat Nehri, görsel ve rekreatif açıdan kaplıca bölgesine önemli bir doğal değer kazandırmaktadır.

Diyadin Kaplıcaları’nın termal suları bikarbonat, klorür, sülfat, kalsiyum, karbondioksit gazı içermesi ve toplam mineralizasyonunun 1 gr/lt olması nedeniyle çeşitli hastalıklara şifa kaynağıdır.

Paylaşın

Sağlıklı yaşamın sırrı ‘Beslenme ve Egzersiz’

Zaman denilen kavramın insan bedeninde bıraktığı tahribatı en aza indirmenin en önemli noktası ‘Sağlıklı Yaşam’dır.

Sağlıklı yaşamın vazgeçilmezleri ise ‘Beslenme ve Egzersiz’dir. Başka bir deyişle, Sağlıklı Yaşam, ancak Beslenme ve Egzersizle mümkündür.

Egzersiz, en azından günlük yaşam aktivitelerini kimseye muhtaç olmadan ömrünün sonuna kadar sürdürebilmek için gerekli vücut hareketliliğini sağlarken, beslenme ise vücudun gereksinim duyduğu besin öğelerini dışarıdan vücudumuza almak, sindirmek ve metabolize etmektir.

Her ikisi de yeterli ve dengeli yapılmadığı sürece sağlıklı olmamız veya sağlıklı kalmamız mümkün değildir.

Egzersiz;

Düzenli egzersiz fiziksel, mental ve emosyonel sağlık için büyük önem taşır. Egzersiz enerji harcamasını arttırır, böylelikle ağırlığın korunmasında veya zayıflatmada yararlı etki gösterir.

Düzenli egzersiz serum kolesterol ve glikozunun normal düzeyde tutulmasını sağlar, yüksek dansiteli lipoprotein kolesterolünü arttırır.

Egzersiz sırasında doğal yatıştırıcılar olan endorfinler salgılanır. Düzenli egzersiz kardiyovasküler sistemi ve iskeleti sağlıklı tutar, böylece yaşlanmayı geciktirir.

Beslenme;

Beslenmede ise, enerji tüketimi fazla enerji harcaması yetersiz ise obezite ve komplikasyonları yaşayacak olmamız kaçınılmazdır. Eğer günlük olarak yağ tüketimimiz fazla ise hormona bağlı kanserler ve kalp damar hastalıklarıyla karşılaşma riskimiz yüksektir.

Günlük beslenmemizde posa tüketimimiz yetersiz ise bağırsak hastalıkları, safra kesesi hastalıkları, kolesterol yüksekliği sorunları bizi bekliyor olacaktır.

Eğer şeker ve karbonhidrat tüketimimiz yüksek ise; şeker hastalığı abdominal yağlanma, insülin direnci kapımızı kesin çalacaktır. Yüksek alkol tüketimimiz var ise karaciğer hastalıkları, nörolojik rahatsızlıklar, hiper tansiyon ve pankreas hastalıkları ciddi bir tehdit olacaktır.

Sonuç olarak; herbirimiz birey olarak sağlık ilkesinden yola çıkarak yaşam şeklimizi düzenlemeye karar vermeli ve yeterli ve dengeli beslenme ile egzersizi iç içe düşünmeliyiz.

 

 

 

Paylaşın

Ağrı: Hamur Kümbeti

Hamur Kümbeti; Ağrı’nın Hamur İlçe Merkezinin kuzeydoğusunda, mezarlığın ortasında yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

Kim tarafından ve ne zaman yapıldığı kesin olarak bilinmemekle beraber, ilçenin eski yerlilerinden Abdullah Aziz Kaya, Bayezid’deki sarayın banisi olan II. İshak Paşa’nın torunlarından Mir İbrahim Paşa’nın türbeyi çok sevdiği ölen çocukları için yaptırdığını belirtir.

Kümbetin yapım tarihi ile ilgili giriş kapısı üzerinde yer alan kartuşlar içine alınmış sekiz satırlık kitabe sonradan tahrip edilmiştir. Kitabenin alt kısmında sene ibaresi okunmakta üzerindeki tarihi belirten rakamlar tahrip edildiğinden okunamamaktadır. Ancak rakamların izlerine dikkatli bakıldığında Arapça 1227 tarihi belli olmaktadır. Bu tarih Miladi 1812-1813 yıllarına denk gelmektedir.

Hamur Kümbeti 11.50×4.70 metre boyutlarında dikdörtgen bir yapıya sahip olup giriş avlusu ve asıl mezar odasından oluşmaktadır. Güneybatı köşede yer alan sivri kemerli, eyvan türü bir taç kapı ile geçilen giriş avlusu düz atkı taşlı bir dikdörtgen kapı ile asıl mezar odasına bağlanmıştır. Giriş avlusunda bir, asıl mezar odasında dört adet mazgal pencere bulunmaktadır.

Her iki bölümün üzeri içten aynalı tonoz, dıştan balık sırtı biçiminde bir üst örtü ile örtülmüştür. Türk-İslam türbe mimarisinden farklı bir tarzdan inşa edilen yapı, uzaktan bakıldığında adeta bir sanduka görünümü vermektedir. Yapının tamamında düzgün kesme taş kullanılmıştır. Dış duvarlarda, zemin kısmında ve üst örtüye geçişte dışa çıkıntı şeklinde iki, gövdede iki olmak üzere toplam dört siyah bazalt kuşak dışında tamamında kirli beyaz tüf taşı kullanılmıştır.

Beden duvarlarından üst örtüye geçişte dışa taşıntı yapan üst kuşak, giriş kapısı hizasında yukarıya doğru çıkıntı yaparak giriş kapısını belirlemektedir.Yapı Doğubayazıt İshak Paşa Sarayı ile bir malzeme birliği göstermektedir. Yöre halkı arasında anlatılan rivayetlerde bu taşların Yukarı Ağadeve Köyü’nden getirildiği anlatılmaktadır. Benzer rivayetler İshak Paşa Sarayı için de kullanılmaktadır.

Kümbetin içi de dışı gibi sade tutulmuştur. Giriş kapısının açıldığı avlu bölümünün güney duvarında sivri kemerli bir çıralık, doğu duvarında da bir mazgal pencere bulunmaktadır. Bu bölümdeki mezar tamamen tahrip edilmiş olup İbrahim Paşa’nın kardeşi Yusuf Bey’ e ait olduğu söylemektedir. Dikdörtgen bir yapıya sahip olan asıl mezar odasının doğu ve batı duvarlarında ikişer mazgal pencere, batı duvarında avludaki çıralığa benzer bir de çıralık bulunmaktadır.

İçeride yer alan dört mezar tamamen tahrip edilmiş olup, mezarlardan birkaç parça mezar taşı günümüze ulaşabilmiştir. Mimari kuruluş ve üst örtüde daha çok bölgesel etkilerin görüldüğü Hamur Kümbeti Türk-İslam anıt mezar mimarisinde örneğine rastlanmayan bir mimari özelliğe sahiptir. Plan bakımından iki bölümden meydana gelmesi açısından Kırşehir Aşık Paşa Türbesi (1322) ile benzerlik gösteren yapıda yer alan mezar taşı süslemeleri ise daha çok Selçuklu ve Osmanlı etkilerini taşımaktadır.

Paylaşın

Ağrı: Buz Mağarası

Buz Mağarası; Ağrı’nın Doğubayazıt İlçesine bağlı Hallaç Köyü sınırları içerisindedir. Köy merkezine 3 kilometre mesafededir. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

Doğal bir anıt mağarasıdır. Mağara uzun eksenli, elips biçiminde, yaklaşık 100 metre uzunluğunda, 50 metre genişliğinde ve 8 metre derinliğinde bir çukurdur. Mağaranın ağzı esas çukura göre biraz yukarıda kalmaktadır. İçinde bazalt lavlar, kayalar ve bu kayaların üzerinde saf ve temiz suların donmasıyla oluşmuş buz tabakalarını görmek mümkündür.

Kayaların üzerinde renk renk görünen temiz buz tabakaları, sarkıt ve dikitleri olan buz mağarası mevsimlere göre değişken bir havaya sahiptir. Kışın fazla soğuk olmayan buz mağarası hava akımının etkisiyle yukarıdan damlayan suları dondurarak buza çevirmektedir.

Doğubayazıt İlçesi’nin en sıcak bölgesinde böylesine geniş bir çukurda dışarıdaki zıtlık gösteren buzdan sarkıt ve dikitler, insanı şaşırtacak şekildedir. Mağaranın ağzından süzülen güneş ışığı, mağara içindeki buzlar üzerinde ışık oyunları yapmaktadır.

Doğubayazıt Ovası’nda çok sayıdaki bataklıktan anlaşılacağı üzere yer altı suyu tablası çok yüksektir. Bu durumda hava akımının mağaraya yakın yerlerden kaynaklandığı düşünülmektedir. Aşağı Sinek Köyü’nden başlayıp mağaraya doğru uzanan lav aracılığıyla mağaranın dip kısmından gelip, mağaranın iç kısmını soğutan ve mağara tavanı üzerindeki kaya kesimlerinden süzülerek damlayan suyun donmasına yol açan bu soğuk havanın özel bir bileşimi olduğu sanılmaktadır.

Mağara içinde kuşların yuva yapması, şimdiye kadar mağara içinde kimsenin etkilenmemesi ve devamlı buzlu su alınması, hava bileşiminin zehirsiz olduğunu göstermektedir. Yöre halkının buzluk olarak adlandırdığı mağara çevresindeki yerleşimlerin su ihtiyacını karşılamaktadır.

Işık tutulduğunda kristal gibi parlayan ve renkten renge giren buz parçaları insanları hayretler içinde bırakır. Mağaranın en önemli özelliklerinden biri de yazın soğuk, kışın sıcak olmasıdır. Kapısında sürekli sıcak ve soğuk hava akımı bulunur.

Paylaşın

Ağrı: Urartu Kalesi

Urartu Kalesi; Ağrı’nın Doğubeyazıt İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. İlçe merkezine 5 km. mesafedeki Belleburç Mevkii’ndedir.

Kaleye, şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

Kayalıklar üzerindeki bu kalenin yapım tarihi bilinmemektedir. Büyük olasılıkla kale Urartular Dönemi’nden kalmıştır.

Günümüze oldukça harap bir durumda gelen kalenin içerisinde Urartu mezarları ile Antik Çağ’lardan kalma mimari kalıntılar bulunmaktadır.

Üç bölümden meydana gelen kalenin orta bölümünde mağaralar ve bir mabet kalıntısı bulunmaktadır. Kalenin çevresini kuşatan surlar yıkılmıştır.

Paylaşın

Ağrı: Ahmed-i Hani Türbesi

Ahmed-i Hani Türbesi; Ağrı’nın Doğubayazit İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Türbenin bulunduğu yere her yarım saatte bir belediye servis hizmeti vardır.

1651 yılında doğan ve ölüm tarihi kesin olarak bilinmeyen Ahmedi Hani’ye ait bir türbedir. Türbenin yanında sonradan birde cami yapılmıştır.  İshak Paşa Sarayının üst kısmındadır. Bölgede en çok ziyaret edilen türbedir.

Ahmed-İ Hani Kimdir?

17. yüzyılda yaşayan ve Mem u Zin adlı eseriyle bilinen Kürt edebiyatçı, şair, astronom ve İslam âlimi olan Ahmed-i Hani, kendisi gibi âlim olan İlyas adlı şahsın oğludur. Doğu Anadolu bölgesinde yaşayan ve Osmanlı dönemi şeyh, âlim ve şairlerinden olan Ahmed-i Hani’nin yapılan son araştırmalar neticesinde Hakkari’nin Hân köyünde doğduğu ve bu nedenle Hani adını aldığı bilinmektedir.

İlk tahsilini dönemin birçok âlimi gibi ailesinden aldığı eğitimle tamamlayan Hani, sonraki süreçlerde Bağdat, Şam, Halep ve İran medreselerinde uzun süre eğitim görmüş ve onu tarihe not kazıyan benliğini bu eğitimler vesilesiyle kazanmıştır. İyi bir İslami ilim, şiir ve tasavvuf eğitimi alan Hani’nin ayrıca, eserlerinden anlaşıldığı üzere Nakşibendi tarikatına da girdiği görülmektedir. Çevre halkına faydalı olabilmek amacıyla eserlerini umumiyetle ana dili olan Kürtçe ile kaleme almıştır. Kürtçe’nin yanında Arapça, Farsça ve Türkçe’yi de iyi bilmektedir.

Hayatı boyunca hiç evlenmeyen Ahmed-i Hani, kendini İslam ilim ve kültürüne adadı, büyük bir âlim ve mutasavvıf olma yolunda emek harcadı. Evlenmemiş olsa da yazdığı aşk şiir ve hikâyelerinden duygu yüklü bir insan olduğu görülmektedir. Bir dönem üst tabakaya mensup Selma adında bir kıza aşık olduğu ve bu vesileyle aşk şiirleri yazdığı rivayet edilir.

İshak Paşa Sarayı’nın temeli atılırken dua ettiği rivayet edilen Hani’nin bu sarayda kâtiplik yapıldığı bilinmektedir. Bunun yanında gençlik yıllarında Botan Beyi’nin meclislerinde uzun süre bulunduğu gibi diğer beyliklerle de yakın ilişki kurduğu bilinmektedir. Doğubayazıt’ta Muradiye Cami’inde imamlık yapan Ahmed-i Hani, Bayazıt Mir Mir Muhammed’in de divan kâtibi görevini yürüttü.

Hayatının son dönemlerine doğru kurduğu Hani Medresesi’nde İslam kültürüne dair dersler verdi ve bölge civarındaki gençlerin İslami terbiye ile yetişmesi için çaba gösterdi. Ahmed-i Hani bir süre dönem itibariyle bölgenin kültür merkezi olan bugünkü Şırnak’ın Cizre ilçesinde yaşadı. Sonraki süreçlerde Doğubayazit’e yerleşti ve burada vefat etti.

Paylaşın

Ağrı: Balık Gölü

Balık Gölü; Ağrı’nın Taşlıçay İlçesi ile Doğubayazıt İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Taşlıçay’a 26 kilometre, Doğubayazıt’a 60 kilometre mesafededir.

Balık Gölü’nün denizden yüksekliği 2 bin 241 metre olup, Türkiye’nin en yüksek rakımlı göllerinden biridir. En derin yeri 37 metredir ve bir lav seti gölüdür.

Göl, içme suyu ve kullanma suyu koruma sahası statüsünde olup yakınındaki yerleşim birimleri için içme suyu sağlamaktadır. Çevresindeki dağlardan gelen küçük dereler, kıyısındaki pınarlar ve yer altı sularıyla beslendiği için akış durumu ve sürekliliği ile ilgili veriler tespit edilememiştir.

Yakın çevresinde tarım alanları ve otlaklar bulunur. Türkiye’nin önemli kuş alanlarından biridir. Gölün üzerindeki 0.15 hektar alana sahip bir adada kuluçkaya yatan kadife ördek popülasyonu ile önemli bir kuş alanı statüsü kazanmıştır.

Bölgedeki asıl ünü, yetiştirdiği kırmızı benekli alabalıktan kaynaklanır. Göl çevresinde yaşayan başlıca hayvan türleri kartal, şahin, keklik, yabani tavşan, tilki, kurt, yaban ördeği, martı, bıldırcın ve çulluktur.

Paylaşın

Ağrı: Meteor Çukuru

Meteor Çukuru; Ağrı’nın Doğubayazıt İlçe Merkezi’nin 35 kilometre doğusunda, Gürbulak Gümrük Kapısı’nın 2 kilometre kuzeydoğusunda yer almaktadır.

Meteor Çukuru, ikinci derece doğal sit alanıdır. Karstik çöküntü olup derinliği 60 metre, çapı ise 35 metredir.

Yöre halkı arasında 1892 yılında gece büyük bir göktaşının düştüğü, sarsıntı  meydana geldiğini ve Gülveren köyünün su kaynaklarının bulanık aktığı söylenmektedir.

Önemli bir turizm potansiyeline sahiptir. Her yıl binlerce turist tarafından ziyaret edilmektedir.

Paylaşın

Afyonkarahisar: Eber Gölü

Eber Gölü; Afyonkarahisar’ın Bolvadin İlçesinin 8 kilometre güney doğusunda yer almaktadır. Çay, Bolvadin ve Sultandağı ilçelerinin sınırları içerisindedir.

Yüzölçümü 150 km² olan göl deniz seviyesinden 967 metre yüksekliğindedir. Hem mavi hem yeşil göl olarak tanınan Eber; kuşları, sazlıkları, balıkları, çiçekleri, yüzen adacıkları ve derin sessizliğiyle Anadolu’nun keşfedilmemiş köşelerinden biridir.

Eber, çok sayıda canlıya da mesken olmaktadır; küçük karabatak, bayağı kaşıkçı, Dalmaçya pelikanı, bayağı balaban, alaca balıkçıl, erguvani balıkçıl bunlardan sadece bazılarıdır.

Gölün sazlık ve topraklık alanında yuvalamış bu kuşların göl üstündeki uçuşları bir seremoni gibidir. Sabahın ilk ışıklarını göl üzerinde karşılayan bu kuşları, günün son ışıklarını da havada uğurlarken görürsünüz. Sandallarınıza binip süzülmek istersiniz gölün yüzeyinde.

Paylaşın

Afyonkarahisar: Hüdai Kaplıcaları

Hüdai Kaplıcaları; Afyonkarahisar’ın Sandıklı İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Sandıklı İlçe Merkezine yaklaşık 8 kilometre mesafededir.

Kadın-Erkek ayrı olmak üzere Kardelen Çamur Banyoları, Kür Merkezi ( su banyosu, çamur banyosu, türk hamamı), açık ve kapalı yüzme havuzları, çeşitli termal sular, 24 adet saatlik orkide aile banyoları, marketler, turistik eşya reyonları, çay bahçeleri, fırın ve restorant, yürüyüş parkurları ve masaj salonları, yeşil alanlar, piknik ve mesire alanları, dinlenmek için açık hava parkları ile tesisleri hizmet vermektedir.

Kaplıca suyunun iyi geldiği hastalıklar; Romatizma, Romatoit (ateşli romatizma hastalıkları), Nevralji (sinir boyunca yayılan iltihaplar), Nevrit (sinir ucu iltihapları), Polinevrit (birden fazla sinirin iltihapları), Tendinit (tenden zedelenmesi), Pariatrit (eklem zan iltihabı), Artoz (eklem kireçlenmeleri), Selulit (yumuşak doku romatizması), Siyatik (siyatik sinirinin sıkışması), Spondilit (omurganın kireçlenmesi), Mialji (kas ağrıları), Kadın hastalıkları (kronik dönemlerde), Polip Sekeli (çocuk felci sekeli), Hemipleji (vücudun her tarafının felci), Parapleji (her iki alt ekstremitenin felci), Kırık – Çıkık Sekelleri, Kazalardan ve ameliyatlardan kalan sekeller, Ruh, Yorgunluklar, Dimağ Yorgunlugu, Bağırsak Hastalıkları, Böbreklerdeki taş ve kumların düşürülmesi, Cilt ve Deri Hastalıkları

Paylaşın