Samsun: Tarihi Çarşamba Köprüsü

Çarşamba Köprüsü; Samsun’un Çarşamba İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Mustafa Kemal Atatürk’ün 1930 yılındaki Samsun gezisinde Çarşamba’ya modern bir köprünün kazandırılması için talimat verdikten sonra, 1931 yılında yapımı tamamlanan Çarşamba Köprüsü, o dönem Türkiye’nin en uzun köprüsü unvanına da sahip olmuştur.

10 gözlü, 12 ayaklı ve 270 metre uzunluğundaki köprü, 252 bin 963 liraya mal oluyor. Tarihi köprü, sanatsal bir değeri olmamasına karşın, Cumhuriyet’in 10. yılında teknoloji yönünden övgüye değer bir eser olarak kabul ediliyor.

Çarşamba Köprüsü geçen zamana rağmen önemini her zaman korudu. 1934-1970 yılları arasında Çarşamba’nın bütün araç trafiğini karşıladı. Ancak köprünün araçlardan kurtulup sadece yayalara açılması 2007 yılını buldu.

Yine de Çarşamba Köprüsü’ndeki gelişmeler bununla sınırlı kalmadı. Estetik değer kazanması için köprüde bazı restorasyon çalışmaları yapıldı.

Günümüzde Çarşamba Köprüsü Çarşamba’nın sembolleri arasında ve Çarşamba Belediyesi’nin ambleminde de kendine yer bulmuş durumda. Çarşamba’da yaşayan herkesin anılarının olduğu tarihi köprü, gelecekte de önemini koruyacak gibi gözüküyor.

Paylaşın

Samsun: Orduköy Kalesi

Orduköy Kalesi; Samsun’un Çarşamba İlçesi, Ordu Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Kale, Yeşilırmak Nehri’ne bakan, çevreye hakim bir tepe özelliği göstermektedir. Üzerindeki ağaçlar ve bitki örtüsü nedeniyle kalıntılar pek gözükmemektedir. Bugünkü haliyle yer yer düzleşmiş  ekili bir arazi konumundadır.

Kaleye ait en önemli kalıntı, nehir tarafına doğru doğru uzanan ve “L” şeklinde olan büyük bir duvardır. Bu duvarın başlangıcında ağaçlar ve bitki örtüsüyle kaplı kısımda giriş kapısına ait olduğu düşünülen karşılıklı iki duvar kalıntısı yer almaktadır.

Yine bu sur duvarının devamında arka duvarları bitişik ve cepheleri nehre açık sıralı odalar şeklinde duvar kalıntılarının olduğu ve bunların önceki yıllarda yıkıldığı öğrenilmiştir. Kalenin ortasında bir sarnıç bulunduğu ve bunun içinin toprakla doldurularak yerinin belirsiz hale getirildiği öğrenilmiştir.

Paylaşın

Samsun: Ordu Köyü, Tarihi Ahşap Camii

Tarihi Ahşap Camii; Samsun’un Çarşamba İlçesi, Ordu Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Camiye ait ahşap bir kitabe bulunmamaktadır. Çarşamba ve havarisinin 14. yy. sonlarında yörede hakim olan Taceddinoğulları’nın elinde bulunduğuna ve Taceddinoğlu Hasan Bey’in 1423-1424 tarihinde Ordu Köyü’nü başkent edinip burada bir mescit yaptırdığı şeklindeki kayıtlara bakarak, yapının Taceddinoğlu Beyliği tarafından 1420’li yıllarda yaptırıldığı tahmin edilmektedir.

Ahşap malzemeyle yığma tekniğinden inşa edilmiş olan yapının üzeri dıştan revakı da kaplayacak şekilde kırma çatı ile örülmüştür. Temeli yüksek taşlar üzerine oturtulan caminin üç tarafı ahşap direklerle çevrili olup avlu kenarında da yine ahşap korkuluklarla çevrilmiştir.

Son cemaat yerine korkuluklarda açılan kapıyla girilmektedir. Girişte avluyu taşıyan ahşap direklerde ve caminin asıl giriş kapısında fazla özelliği olmayan süslemeler bulunmaktadır. Giriş kapısı üzerine mermerden H. 1302 (1900) tarihini gösteren bir levha sonradan konulmuştur.

Paylaşın

Samsun: Tarihi Göğceli Camii

Tarihi Göğceli Camii; Samsun’un Çarşamba İlçesi, Çay Mahallesi, Göğceli Mezarlığı içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Türkiye sınırları içinde ayakta kalabilen  en eski ahşap cami olarak kabul edilen Göğceli Cami, ahşaptan yığma tekniğiyle inşa edilmiş mimarinin en güzel örneklerinden birisidir.İnşa kitabesi bulunmayan caminin kayıtlı bir vakfiyesine de rastlanılmamıştır.

Yurtdışından gelen bilim adamlarının binadan aldığı ahşap numuneler üzerinde yaptığı testler sonucundan caminin 1206 yılında inşa edildiği, önündeki revakın 1335 yılında eklendiği veya onarıldığı anlaşılmıştır. Cami ahşaptan yığma tekniğinde, köşeleri kurtboğazı geçmelerle duvar boyunca tek parça olarak uzatılan ahşap perdelerle inşa edilmiştir. Yapıda çivi kullanılmamıştır.

Yapıda dövme demir çivi yalnız direk başlarının kirişlere bağlantısında ve harim kısmında revak bölümlerine doğru uzanan merteklere yapılan eklerde kullanılmıştır. Duvarlarda direklerde, direk başlarında, kirişlerde, merteklerde, mahya ışığı gibi yapının birçok yerinde karaağaç, dışbudak, kestane gibi ağaçlar kullanılmıştır. Duvarlarda tek parça olarak kullanılan kalaslar yaklaşık 15-18 cm kalınlığında, 50-70 cm  eninde ve yaklaşık 12-20m. uzunluğundadır.

Ahşap cami taşınabilir özelliktedir. Yapının tabanı büyük taşlar üzerine yerleştirilmiş kütükler yardımıyla yerden 60-70 cm yükseltilmiştir. Alttaki derinlik yapının hava almasını, nemi ve çürümeyi önlemek için açılmıştır. Yapının iç tavan süslemeleri yer yer solmuş ve dökülmüştür. Kuzey kısmı hafif dönel olan çatısı üç omuzlu kırma çatıdır ve alaturka kiremitle örülüdür.

Yapı 2007 yılında kapsamlı bir restorasyon geçirmiştir. Harimde aşık, mertek ve direklerde aşı, çatı tahtalarında kök boyalarıyla yapılmış kalemiçi nakışlar görülmektedir. Camideki klasik motif ve kompozisyon düzeni nakışların erken Osmanlı Dönemi’nde başlayıp klasik devir sonundaki bir dönemde yapılmış olabileceği düşünülmektedir.

Paylaşın

Samsun: Gölalan Şelaleleri

Gölalan Şelaleleri; Samsun’un Canik İlçesi, Gölalan Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. İlçe Merkezi’nden yaklaşık 30 dakika yürüyüşle ulaşılabilmektedir.

Doğal güzelliği ile görenleri hayran bırakan Gölalan Şelaleleri, doğa yürüyüşü, dağcılık, piknik ve foto safari gibi imkanlar da sunuyor.

Şelalenin yer aldığı vadiye yaya olarak inmeniz ve dere boyunca yürümeniz gerekmekte. Zaman zaman dere içerisinden geçmek zorunluluğu olacağından kıyafet ve ayakkabı konusuna dikkat etmeniz gerekmektedir.

Gölalan Şelaleleri, kentin gürültülü ve yorucu yaşamından uzaklaşıp, kafa dinlemek isteyenler için saklı bir cennet.

Mükemmel doğa manzaralarıyla karşılaşacağınız şelalelere gitmeden önce tüm ihtiyaçlarınızı karşılamanızı öneririz. Şelalelerin bulunduğu bölgede şu an için bir işletme bulunmamakta.

Paylaşın

Samsun: Bandırma Vapuru Müzesi

Bandırma Vapuru Müzesi; Samsun’un Canik İlçesi, Belediye Evleri Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda önemli bir rolü olan bu gemi, 1878 yılında Glasgov’da yapılan gemi Kymi adıyla uzun yıllar yük taşımıştır. 12 Aralık 1891 yılında batan gemi aynı yıl içinde yeniden yüzdürülmüş. 1894 yılında o zamanki Deniz Yolları İşletmesi anlamına gelen İdare-i Mahsusa’ya nakledilen gemi bu tarihten itibaren “Panderma” adıyla Osmanlı denizlerinde yük ve yolcu taşımaya başlamıştır.

28 Ekim 1910 tarihinde İdare-i Mahsusa adı “Osmanlı Seyrüsefain İdaresi” (Osmanlı Denizcilik İşletmesi) olunca geminin adı “Bandırma” olarak değiştirilmiş ve posta vapuru haline getirilmiştir. 19 Mayıs 1919’da Ulu Önder Atatürk ve silah arkadaşlarını Samsun’a getirdikten sonra yine posta hizmetlerine devam etmiş ve 1924 yılında “Türkiye Seyrüsefain İdaresi” tarafından hizmet dışı bırakılmıştır.

1925 yılında İlhami Söke’ye satılan gemi aynı şahıs tarafından 4 ay içinde Haliç’te sökülmüştür. 07 Şubat 2005 tarihinde Bandırma Vapuru’nun kullanım hakkı ve işletmesini devralan Samsun Büyükşehir belediyesi tarafından müze haline dönüştürülerek 19 Mayıs 2006 tarihinde ziyarete açılmıştır.

Gemi içindeki kamarada Mustafa Kemal Paşa ve dört silah arkadaşının balmumu heykelleri bulunmaktadır. 1878 yılında imal edilmiş duvar saati, telefon, harita ölçüm malzemeleri, yangın tüpü, masa ve sandalyeler, burada sergilenen diğer eserlerdir.

35.000 metre kare alana kurulmuş olan Milli Mücadele Parkı ve Açık Hava Müzesi bünyesinde; Çanakkale Savaşı’ndan düşmanın İzmir’de denize dökülüşüne kadar süren zorlu mücadeleyi simgeleyen seramik rölyefler, Samsun ve ilçelerinden İstiklal Savaşı’nda kaybettiğimiz 1.200 şehidimizin adlarının yer aldığı şehitler yazıtı, Milli Mücadele’yi anlatan 10 adet bronz rölyef,yedi figürlü Milli Kurtuluş Anıtı ve İstiklal Mücadelesi’nde kahraman Mehmetçik tarafından kullanılan top, tüfek, torpido, denizaltı mayınları ve uçaksavar gibi savaş malzemeleri bulunmaktadır.

Paylaşın

Samsun: Oyuncak Müzesi

Oyuncak Müzesi; Samsun’un Canik İlçesi, Belediye Evleri Mahallesi, Girne Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Mevlana Eğitim, Kültür ve Yaşam Kampüsü içerisindeki Oyuncak Müzesi, Karadeniz’deki ilk ve şu anlık tek Oyuncak Müzesi’dir. Müze kapsamında bir de oyuncak üretim atölyesi bulunmaktadır.

Geleneksel’, ‘fabrikasyon’, ‘yabancı’, ‘antik’ ve ‘yerli’ kategorilerinde 1000’e yakın oyuncağın yer aldığı Türkiye’nin en büyük oyuncak müzesinde çocuklar, hayal dünyalarını genişletirken, oyuncakların tarihi serüvenini de öğrenme imkanı buluyor.

Müzede sergilenen eserlerden en eskisi 18. yüzyıla ait bir figür ve en yenisi ise 1982 yılına ait bir barbie bebektir.

Paylaşın

Samsun: Hayat Kayası Mağarası

Hayat Kayası Mağarası; Samsun’un Bafra İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Pleostosen Dönemlerde (MÖ.600.000-15.000) kullanıldığı düşünülen Hayat Kaya Mağarası il sınırlarındaki en büyük doğal mağara olma özelliğine sahiptir.

İnsanların en erken yaşam çağlarında tamamen tüketici olduğu dönemlerde korunma için stratejik bir sığınak oluşturan ve tatlı su bulunması nedeniyle güvenli bölge konumundaki mağaranın girişinin daha sonraki dönemlerde düzeltmek suretiyle şekillendirildiği anlaşılmakta.

Yaklaşık 1 kilometre uzunluğundaki mağaranın içinde bir kısmı yer altında olan dere ve sonlarına doğru bir küçük şelale yer alıyor. Yer yer likit-sarkıt oluşumu mevcut olan mağaranın 2012 yılında tespit edildi ve sit alanı ilan çalışmaları devam etmekte.

Paylaşın

Samsun: Bafra, Hüseyin Bey Çeşmesi

Hüseyin Bey Çeşmesi; Samsun’un Bafra İlçesi, Cumhuriyet Mahallesi, Tarihi Askerlik Şubesi’nin
karşısındaki meydanda yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Hüseyin Bey Çeşmesi, 1909 yılında Kazanasmazzade Abdurrahman Ağa tarafından, genç yaşta verem hastalığı nedeniyle vefat eden oğlu Hüseyin Bey’in hayratı olarak yaptırılmıştır.

Çeşmenin iki inşa kitabesi vardır: 1-Birinci kitabe, çeşmenin güney cephesinde, yüzeyden hafif kabartılan celi sülüs hatla Osmanlıca yazılmıştır. Üstte, dairevi istif edilmiş “Maşallah” altında ise, dörtgen bir kartuş içinde H. “1326” (M. 1908–09) yazılıdır.

2- Kuzey cephenin ortasında, duvar yüzeyine gömülü 0.38 x 0.53 m. ölçüsünde kesme mermer üzerine, cetvellerle ayrılan üç satır halinde celi talik harflerle kabartılarak yazılan Osmanlıca kitabe şöyledir: “Bafra eşrafından Kazan Asmazzâde Hacı Abdurrahman Ağa’nın mahdumu merhum Hüseyin Bey’in eseri hayrıdır. 15 Receb sene 1327.”

Her biri 2.10 m. genişliğindeki cephelerden oluşan altıgen planlı çeşme, 3.75 m. çapında bir alana oturmaktadır. 0.50 m. yüksekliğinde, altıgen bir kaide üzerinde 4.35 m.ye kadar yükselen yapı, dıştan kırık piramidal, altı köşeli bir çatıyla örtülmüştür. Cephelerde çeşmenin su haznesini görebileceğimiz bir açıklık bulunmadığından, haznenin iç örtüsünün şeklini bilemiyoruz.

Çatının kuruluşu ve strüktürüne bakarak ahşap olabileceğini düşünebiliriz. Çatının saçakları 0.80 m. taşırılarak, hem zarif bir görünüm sağlamış, hem de yapıyı, yağmur sularından korumuştur. Saçağın kenarlarını, fırfırlı ahşap bir damlalık dolanır. Çeşmenin düzgün kesme taş cephelerinde görülen gri tonlu yağlı boyanın altından yer yer orijinal doku görülmektedir.

Paylaşın

Samsun: Bafra, Kadı Çeşmesi

Kadı Çeşmesi; Samsun’un Bafra İlçesi, Hacı Nabi Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. 

Çarşı Camii’nin 40–50 m. kadar güneyindeki çeşmenin üzerinde, mermer üzerine celi nesih hatla hafif kabartılarak yazılmış, dört satırlık 0.70 x 0.42 m. ebadında bir inşa kitabesi bulunmaktadır.

İstifi ve hattı acemice görünen, sağında iki yanı zincirek oymalı bir ayyıldız kabartılan kitabenin metni şöyledir: “İçene âfiyet / Geçene selamet / Sahibü’l-Hayrat Kadı / Ali Efendi993/ Sene 1194.”

Kitabeden çeşmenin H.1194 / M. 1780 yılında, Kadı Ali Efendi tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. Yerel bazı yayınlarda yapının, Kadı Ali Efendi tarafından 1778 yılında yaptırıldığı şeklindeki kayıt tekrar edilmektedir.

1994 yılındaki ziyaretimizde çeşmenin düzgün kesme taş cephesinin büyük bölümü sıvayla kaplıydı. Ancak 2002 yılında çeşmenin iki renkli mermerle kaplandığı görülmüştür.

Eski bir binanın güney cephesine bitişen çeşme, üç yandan cadde ve sokaklarla çevrilidir. Duvar yüzeyinden hafif ileri çıkan, dört plastırın belirlediği cephenin ortasında, tek lüle açıklığı ve küçük çanak şeklinde bir yalak yer alır.

3.50 m. genişliğinde 1.90 m. yüksekliğindeki tek cepheli çeşmenin, üst ve ortasındaki profilli yatay silmeler, plastırların yüzeyde bıraktıkları dikine tesiri yatay olarak karşılayarak, devrin barok üslubunu yansıtmaktadır.

Halihazırda yeni bir musluk konulan lüle deliğinin altındaki mermer yalak, 0.52 m. çapında etrafı fırfırlı yekpare bir elemandır.

Paylaşın