Botulizm nedir? Belirtileri, Tedavisi

Hemen ve yeterli tedavi edilmezse yüksek ölüm oranına sahip olan Botulizm, Botulismus toksinleri ile meydana gelen zehirlenme. Kişiden kişiye bulaşan bulaşıcı bir hastalık türü değildir.

Botulizm, Clostridium Botulinum (ve bazı diğer Clostridium türlerinin) oluşturduğu nörotoksinlerin neden olduğu nadir görülen paralitik bir hastalıktır. C.botulinum gram pozitif, sporlu, mutlak anaerop bir bakteridir. Sporları tüm dünyada yaygın olarak bulunur. Botulinum toksini sinir kas kavşakları ve otonom sinapsları etkiler. Tip A-G arasındaki harflerle ifade edilen antijenik yönden farklı 7 tipi vardır.

Tip A, B, E ve F insanlarda hastalık yapar. Botulinum toksini insana toksik en güçlü zehir olmasına rağmen kas spazmları ile belirgin bazı hastalıkların tedavisinde ve kozmetik işlemlerde kullanılır. Botulizm güncel olarak beş klinik şekilde görülür; klasik gıda botulizmi, infant botulizmi, yara botulizmi, nedeni bilinmeyen olgular ve kazara gelişen botulizm. Botulizm görme bulanıklığı ve diğer bazı kraniyal sinir belirtileri ile başlar, simetrik, yukarıdan aşağıya inen kaslarda zayıflık ve gevşek tipte paraliziler gelişir.

Ateş yoktur, hastanın bilinci açıktır, duyu kaybı görülmez. Tanının esasını serum, dışkı, kusmuk ve gıda gibi uygun örneklerde toksinin gösterilmesi veya anaerop koşullarda C.botulinum’un üretilmesi oluşturur. Botulizmin tanısında en spesifik ve en sensitif yöntem farede toksin deneyidir. Hızlı tanı ve destekleyici tedavi botulizm tedavisinde en önemli noktalardır. Heterolog antitosik serumların gıda ve yara botulizminde biraz önemi olmakla birlikte infant olgularında kullanılmamalıdır.

Nasıl bulaşır?

Gıda kaynaklı botulizm mikroorganizmanın gelişimi esnasında üretilen toksini içeren gıdanın tüketilmesi ile oluşan ciddi bir gıda zehirlenmesidir. Botulismus toksini, konserve mısır, biber, yeşil fasulye, çorba, pancar, kuşkonmaz, mantar, olgun zeytin, ıspanak, ton balığı, tavuk ve tavuk ciğeri ve ciğer kafa ve hafif öğle yemeği etleri, jambon, sosis, doldurulmuş patlıcan, ıstakoz ve tütsülenmiş ve tuzlanmış balık gibi gıdalarda saptanmıştır.

Yıllık olarak kaydedilen birçok salgının, yetersiz işlenmiş gıdalarla, ev yapımı konservelerle alakalı olduğu görülmüştür. Zaman zaman ticari üretilen gıdalarda da rastlanmıştır. Sosisler, et ürünleri, konserve sebzeler ve deniz ürünleri insan botulizmi için en sık karşılaşılan gıda ürünleridir.

Belirtileri;

  • Gıda kaynaklı botulizm (aslında gıda kaynaklı zehirlenme) bakteri tarafından üretilen toksin içeren gıdanın tüketilmesi ile ortaya çıkan hastalıktır. Kuluçka süresi 4 saat ile 8 gün arasında değişmesine rağmen, gıda kaynaklı botulizmin başlangıç belirtileri, toksinli gıdanın tüketiminden sonraki 18-36 saat arasında ortaya çıkmaktadır.
  • Zehirlenmenin erken belirtileri, belirgin halsizlik, zayıflık ve baş dönmesidir.
  • Bulanık görme ve çift görme, ağız kuruluğu, konuşma ve yutkunmada zorluk çekme, kalp atımında azalma, tansiyon düşüklüğü, nefes alıp vermede zorluk, diğer kasların zayıflığı, ağrılı şişmeler, ciltte beklenmedik renk değişiklikleri, terleme bozuklukları, karın ağrısı, bulantı, kusma ve kabızlık genel belirtileri arasında yer almaktadır. Tedavi edilmediği takdirde yüksek ölüm oranına sahiptir.

Teşhisi;

  • Botulismus büyük ölçüde tanısı hastanın öyküsü, klinik ve epidemiyolojik özelliklere ve diğer olası durumların ayırıcı tanı ile dışlanmasına dayanmaktadır.
  • Hastalığın akla getirilmesinde belli bağlı (anahtar) klinik bulgular görme bulanıklığı, çift görme, güçsüzlük ve simetrik paralizidir. Rutin laboratuvar testlerinin tanıdaki yeri sınırlıdır.
  • Tanı, serum, dışkı, kusmuk, mide içeriğinde ya da hastanın yediği yemekte botulinum toksininin tespiti, veya dışkı veya yara kültürlerinden C. botulinumun izole edilmesiyle konulur.

Tedavisi;

Botulizmde yakın bir solunum takip ve desteği başta olmak üzere destekleyici tedavi yöntemleri hayat kurtarıcıdır. Hasta yoğun bakım ünitesine alınmalı, endotrakeal tüp veya trakeostomi ile solunum yolu açık tutulmalıdır. Tedavide polivalan antitoksin (antitoksik botilinum serumu) uygulanmalıdır. Antitoksin dolaşımda serbest olarak bulunan toksini nötralize etmesi fakat sinir uçlarına bağlanmış toksine etkisinin olmaması nedeniyle, antitoksin uygulanması olabildiğince erken yapılmalıdır.

Botulizm şüpheli hasta birkaç saat içinde başvurmuş ise kusturularak veya mide lavajı ile kalan toksinin atılmasına yardımcı olunabilir. Diğer yandan hastanın ağır ileus tablosu olmadıkça barsaklar purgatifle veya lavmanla boşaltılmalıdır. Yara botulizminde kristalize penisilin kullanılmalıdır. Penisiline alternatif olarak metranidazol kullanılabilir. Yara botulizminde ayrıca yaranın cerrahi temizliği gerekir.

Korunma yolları;

  • Ev konservelerinin hazırlanması sırasında yeterli ısı ve basınç uygulanmak ve tüketilmeden önce 10 dakika kaynatmak gerekir.
  • Şişmiş konservelerin açılmaması, kokuşmuş besinlerin yenilmemesi gerekir.
  • Mikrodalga fırınlar ne sporu öldürür ne de toksini etkisiz hale getirir.
  • Bir yaşın altındaki bebeklere bal verilmemelidir.

 

Paylaşın

Boğulma (Cafe Koroner) nedir, ne yapılmalıdır?

Boğulma (Cafe Koroner); üst solunum yollarının tıkanması demektir. Bu tıkanma boğulmaya neden olabilir ve oldukça tehlikelidir. Ölümle sonuçlanabileceği gibi farklı türde hasarlarda bırakabilir.

‘Cafe koroner’, aslında kalp kriziyle ilgili bir terim değildir. Yemek yiyen bir kişi, boğulmayla karşılaştığında, onu görenler kalp krizi geçirdiğini düşünebildiğinden, bu nedenle boğulmanın diğer bir adı ‘Cafe Koroner’dir.

Boğulma nedenleri nelerdir?

  • Bayılma ve bilinç kaybı sonucu dilin geriye kayması
  • Nefes borusuna sıvı dolması
  • Nefes borusuna yabancı cisim kaçması
  • Asılma
  • Akciğerlerin zedelenmesi
  • Gazla zehirlenme
  • Suda boğulma

Suda boğulmalarda, boğulma sırasında nefes borusu girişinin kasılmasına bağlı olarak çok az miktarda su akciğerlere girer. Suda boğulanlarda özellikle soğuk havalarda 20–30 dakika geçse bile yapay solunum ve kalp mesajına başlanmalıdır.

Suda boğulmalarda, ağızdan ağza ya da ağızdan buruna solunumun suda yaptırılması mümkündür ve bu uygulamaya su içerisinde iken başlanmalıdır. Bu uygulama derin sularda mümkün olmayabilir, bu nedenle hasta/yaralının hızla sığ suya doğru çekilmesi gerekir.

Suya atlama sonucu, boğulma riskinin yanı sıra genel vücut travması ya da omurga kırıkları da akla gelmelidir. Bu nedenle suda, başın çok fazla arkaya itilmemesi gereklidir.

Boğulmalarda genel belirtiler nelerdir?

  • Nefes almada güçlük
  • Gürültülü, hızlı ve derin solunum
  • Ağızda balgam toplanması ve köpüklenme
  • Yüzde, dudaklarda ve tırnaklarda morarma
  • Genel sıkıntı hali, cevaplarda isabetsizlik ve kararsızlık
  • Bayılma

Boğulmalarda genel ilkyardım işlemleri ne olmalıdır?

  • Boğulma nedeni ortadan kaldırılır
  • Bilinç kontrolü yapılır
  • Hastanın yaşamsal bulguları değerlendirilir
  • Temel yaşam desteği sağlanır
  • Derhal tıbbi yardım istenir (112)
  • Yaşam bulguları izlenir
Paylaşın

Biotin (Biyotin) nedir, faydaları nelerdir?

B kompleks grubu vitaminlerinden olan Biotin (Biyotin), vücutta yağ, karbonhidrat ve şeker gibi maddeleri parçalayan enzimlerin önemli bir bileşenidir.

B vitamini kompleksi sağlıklı bir metabolizma, bağışıklık, sindirim ve dolaşım sistemi için hayati önemi olan önemli bir besin grubudur.

Tüm organizmalar için gerekli olan Biotin (Biyotin), hücreler tarafından sentezlenemez ve dış kaynaklardan elde edilmelidir.

Özellikleri;

  • Vücutta biyotin rezervleri birikmez; suda çözünebildiği için kan dolaşımında hareket eder ve fazlası idrar yoluyla vücuttan atılır. Bu nedenle toksik seviyeler çok nadirdir.
  • Vücudumuz biotini doğal olarak üretmez, ancak bağırsak florası olarak adlandırılan bakteriler üretebilirler ve sağlığımız üzerinde olumlu bir etki yaratırlar.
  • Biotin genellikle cilt, saç ve tırnak bakımı için kullanılan kozmetik ürünlerine eklenir.
  • Çiğ yumurta beyazı, biyotini bağlayan ve emilimini engelleyebilen avidin olarak bilinen antimikrobiyal bir protein içerir.
  • Sekiz farklı H vitamini türü vardır, fakat sadece D-Biyotin olarak adlandırılan türü doğal olarak meydana gelir.
  • Vücut tarafından yakıt olarak kullanılan yağ asitleri ve glikozun oluşumu için gereklidir.

Hangi besinlerde bulunur;

  • Yumurta sarısı
  • Karaciğer ve böbrek gibi sakatatlar
  • Tam buğday ekmeği
  • Kırmızı et
  • Somon ve diğer deniz ürünleri
  • Avokado
  • Karnabahar, havuç, mantar gibi bazı sebzeler
  • Süt, peynir ve yoğurt dahil olmak üzere süt ürünleri
  • Fındık, badem, fıstık, ceviz gibi kuruyemişler
  • Soya fasulyesi, yeşil bezelye, mercimek ve diğer baklagiller
  • Ayçiçeği tohumu ve ayçiçek yağı
  • Arpa ve mısır dahil bütün tam tahıllar
  • Muz, çilek, ahududu
  • Maya

Biotin faydaları nelerdir?

Biotin vücutta birçok metabolik faaliyette ihtiyaç duyulan bir vitamindir. Yağ, karbonhidrat ve amino asit metabolizmalarında görev alır. Kan şekerinin düzenlenmesine yardımcı olabileceğine dair çalışmalar bulunan biotin;

  • Enerji oluşum metabolizmasına katkıda bulunur.
  • Makro besin öğeleri metabolizmasına katkıda bulunur.
  • Saçın korunmasına katkıda bulunur.
  • Mukozanın korunmasına katkıda bulunur.
  • Cildin korunmasına katkıda bulunur.

Ayrıca biotin, hamilelik döneminde kadınların ihtiyaç duyabileceği besinler arasındadır. Ender de olsa hamilelikte biotin eksikliği kadınlarda görülebilmektedir. Bazı folik asit takviyeleri bu sebeple hamilelere özel olarak biotin ile desteklenmektedir.

Bazı hayvan deneylerinde biotinin tip 2 diyabet açısından önemli olduğu ve kandaki glukoz seviyelerini düzenlemeye yardımcı olabileceği gözlemlenmiştir (1, 2). Ancak bu gibi deneyler henüz net bir sonuca ulaşamamıştır.

Günlük ne kadar Biotin almalıyım?

Yetişkinlerde;

  • 18 yaşın üzerindeki yetişkinler için 30 ila 60 mcg (mikrogram) 
  • Hamilelerde ve emziren kadınlarda 35 mcg ve daha fazlası gerekebilir.

Çocuklarda;

  • 0-12 aylık bebekler için 7 mcg
  • 1-3 yaş arası çocuklar için 8-10 mcg
  • 4-8 yaş arası çocuklar için 12-20 mcg
  • 9-13 yaş arası çocuklar için 20-25 mcg
  • 14-18 yaş ergenler için 25-30 mcg

Biotin eksikliği belirtileri;

  • Saçlarda beyazlık, kırılma veya saç dökülmesi
  • Göz, burun ve ağız çevresinde pul pul kırmızı deri döküntüleri
  • Cilt ve göz kuruluğu
  • Tırnaklarda kırılma
  • Depresyon, halüsinasyon, ataksi, nöbetler ve diğer nörolojik bozukluklar
  • El ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma
  • Bakteriyel ve mantar enfeksiyonlarına karşı artan duyarlılık
  • Kronik yorgunluk, uykusuzluk
  • İştah kaybı
  • Mide bulantısı
  • Kas ağrısı
  • Sindirim ve bağırsak sistemi sorunları
  • Bilişsel bozukluklar
  • Altı aydan küçüklerde seboroik dermatit (yağlanma ve kepeklenmeye neden olur)

Biotinidaz eksikliği tedavisi;

Biyotinidaz eksikliği, vücudun biotini geri dönüştüremediği kalıtsal bir hastalıktır. Tedavi edilmezse, ciddi sorunlara neden olabilir ve belirtiler çocuklukta artabilir.

  • Biyotinidaz eksikliğinde günlük olarak 5 ila 10 mcg biotin ile oral takviye gereklidir.
  • Holokarboksilaz sentetaz eksikliğinde günlük olarak 10-80 mcg gibi yüksek dozlarda biotin takviyesi alınması gereklidir.

Yetişkinler, gençler ve çocuklar için tedavi dozu, her bir birey için eksiklik şiddetine göre reçeteyle belirlenir. Bir hastalık şüphesiyle kan tahlili yaptıracaksanız ve biotin takviyeleri alıyorsanız mutlaka doktorunuza söyleyin çünkü sonuçlarını etkileyebilir.

Sıkça sorulan sorular

Biotin eksikliği neden olur?

Biotin eksikliği doğuştan gelen emilim problemleri ile ya da biotin yönünden fakir gıdalar tüketmek ile ilişki olabilir. Biotin eksikliğinin ciltte ve saçlarda gözlenen çeşitli belirtileri olsa da bu konuda en güvenilir yöntem, laboratuar tetkikleri ile vitamin ölçümünün yapılması yönündedir. Biotin eksikliği belirtilerine sahip olduğunuzu düşünüyorsanız bir hekime danışarak kan tahlili yolu ile biotin seviyelerinizi kontrol takip edebilirsiniz.

Biotinin saç ile ilişkisi nedir?

Biotin, saç, tırnak ve cilt yapısında bol bulunan keratin proteinin yapımında kullanılır. Bu nedenle de saç için biotin her zaman önemli kabul edilmiştir. Ciddi miktarlarda biotin eksikliği sık görülmese bile biotin eksikliğine sahip kişilerde sık sık saç dökülmesi ve ciltte pul pul kırmızı döküntü oluşumu gözlemlenmiştir.

Biotin vitamini saç uzatır mı?

Yapılan bazı araştırmalara göre biotinin saç uzatabileceği gözlemlenmiştir. 2015 yılında yapılan bir çalışmada, saçları incelmiş kadınlar iki gruba ayrılmış ve ilk gruba 90 gün boyunca günde iki kez biotin içeren bir oral deniz proteini takviyesi (MPS) verilmiştir ve ikinci gruba ise plasebo uygulaması yapılmıştır.

Çalışmanın başında ve sonunda, kafa derisindeki etkilenen bölgelerin dijital görüntüleri çekilmiş, her katılımcının saçı yıkanmış ve dökülen saçlar sayılmıştır. Araştırmacılar, MPS alan kadınların saç dökülmesinden etkilenen bölgelerde önemli miktarda saç büyümesi gözlemlemişler ve daha az saç dökülmeleri yaşandığını belirtmişlerdir. Yine de bu gibi araştırmaların bir kesinliği olduğunu söyleyemeyiz. Saç dökülmesi ya da farklı bir saç sorununuz var ise bir hekime başvurmanız gerekir.

Paylaşın

Bilişsel Davranışsal Terapi nedir, nasıl uygulanır?

Terapi ruhsal rahatsızlık veya sorunları sözel etkileşim yoluyla (görüşmelerle) çözme tekniğine verilen genel addır. Bilişsel Davranışsal Terapi (BDT) ise, düşüncelerinizi ve tepkilerinizi etkileyerek duygularınızı değiştirmenizi sağlar.

Bu tedavi yönteminin etkinliği bilimsel olarak sınanmış ve yüzlerce klinik araştırmayla birçok ruhsal rahatsızlıkta etkili olduğu gösterilmiştir.

Bilişsel Davranışsal Terapi’de kişi ile terapist çeşitli sorunları belirlemek ve anlamak için, iyileşmeyi hedef alan bir işbirliği içinde düşünce, duygu ve davranışlar arasındaki ilişkiler konusunda çalışırlar. Bu yaklaşım genellikle “şimdi ve burada” üzerine, yani o anda güncel olarak kişide sıkıntı yaratan sorunlar üzerine odaklanır.

Bilişsel Davranışçı Terapi ile birlikte ilaç tedavisinin birlikte yürümesi mümkündür. İlaç kullanılması gerektiğini düşündüğü durumda terapistiniz bu durumu size söyleyerek durumun avantajlarını ve dezavantajlarını sizinle tartışacaktır.

Birçok durum hiç ilaç kullanmadan tedavi edilebileceği gibi sadece ilaç kullanımıyla geçen sorunlar söz konusu olabilir. Her iki tedavi türünün de etkili olduğu durumlarda tercih danışmaya gelen kişiye bağlıdır. Bazı durumlar genellikle iki tedavinin birlikte kullanımına daha iyi cevap verir.

Bilişsel Davranışsal Terapi (BDT) şu konularda size yardımcı olabilir:

  • İnanışlarınızı, fikirlerinizi, tutumunuzu, varsayımlarınızı, zihinsel imgelemelerinizi ve kafanızı meşgul eden konuları değiştirmenize yardımcı olur. Bu, BDT’nin bilişsel, düşünsel kısmıdır.
  • Hayatınızdaki sorunlarla sakince yüzleşmenizi ve iyi sonuçlar almanızı sağlayacak şekilde hareket etmenize sağlar. Bu, BDT’nin davranışsal kısmıdır.
  • Bilişsel davranışsal terapi oldukça etkili bir yöntemdir. İlaç kullanmanıza gerek kalmadan daha iyi hissetmenizi sağlar. Ayrıca ilaç kullanımıyla birlikte de uygulanabilir.

Bilişsel Davranışsal Terapi (BDT) şu sorunlara karşı etkili olabilir:

  • Anksiyete bozuklukları
  • Obsesif kompulsif bozukluk
  • Panik bozukluk
  • Hipokondriyazis
  • Travma sonrası stres bozukluğu
  • Yaygın anksiyete bozukluğu
  • Depresyon
  • Cinsel işlev bozuklukları
  • Çift tedavileri ve aile terapileri
  • Alkol ve madde kötüye kullanımı
  • Yeme bozuklukları
  • Somatoform bozukluklar
  • Sosyal fobi
  • Özgül fobiler
  • Tik gibi çeşitli davranış problemleri
  • Yeme bozuklukları
  • Ayrıca KDT’nin aşağıda yer alan diğer durumlarda da tedaviye katkı sağladığı gösterilmiştir:
  • Şizofreni
  • İki uçlu bozukluk (Bipolar bozukluk)
  • Öfke kontrolü
  • Kişilik bozuklukları
  • Ağrı kontrolü
  • Çeşitli sağlık sorunlarına uyum sağlama
  • Uyku bozuklukları

İşe yaradığını nasıl anlayabilirim?

Birçok danışan eğer güvenerek ve inanarak seanslara devam eder ve seans dışı zamanlarda önerilen teknikleri her gün gündelik yaşamlarında kullanırlarsa 4-5 seans sonra belirtilerinde bir azalma farketmeye başlar. Aynı zamanda uygulanan psikolojik testlerde objektif olarak birkaç hafta içinde düşme gerçekleşir. Özetlersek kendisini daha iyi hissetmeye başlar.

Paylaşın

Bigoreksiya Nedir? Teşhis ve Tedavisi

21.Yüzyılda popülerliği artan vücut geliştirme sporuna paralel, hasta sayısı artış göstermektedir.  Bigoreksiya (Kas Dismorfisi) bireyin yapısı normal, hatta olağanüstü büyük ve kaslı olmasına rağmen kendi bedenini küçük, zayıf ve yetersiz olarak tanımlaması durumudur.

Bigoreksiya henüz yapılmış bir klinik araştırma olmadığı için fizik tedavi uzmanları tarafından teşhis edilemez.
Yakın zamanda, psikiyatristler tarafından “Anoreksiyanın zıttı” olarak ifade edilmiştir. Bigoreksiya artık yüzlerce, binlerce kişiyi etkilemektedir.

Vücut geliştirmek, bazı insanların zihnini o kadar çok kurcalamaktadır ki bu kişiler, bir çok önemli olayla ilgilenmezler, ağrıları ya da kırık kemikleri olmasına rağmen çalışmaya devam ederler ve hatta fiziksel gelişim programlarına uymak uğruna işlerini bile kaybedebilirler.

Vücut Geliştirme Nedir?

Vücut geliştirme kaslı bir beden sahibi olabilmek için bir takım ağırlık çalışmaları ve uyarlanmış beslenme programlarının tümünü içerir. Her ne kadar bayan vücut geliştiricileri olsa da daha çok erkek ağırlıklı bir aktivitedir. Vücut geliştiren bireyler vücutlarını bir panelde sergiliyorlar. Bu durum da spor içerisinde rekabete neden olmaktadır. Vücut geliştirmedeki estetik kaygılar, bu sporu diğer güç sporlarından ayırmaktadır. Güç sporlarındaki ana hedef mümkün olan en büyük ağırlığı kaldırmak iken, vücut geliştirme de estetik kaygılar ön plandadır.

Bigoreksiyanın belirtileri;

Bigoreksiyalı bireyler zamanlarının büyük bir çoğunluğunu egzersiz yaparak ,spor merkezlerinde geçirirler ve bu kişiler vücutlarının güçsüz olduklarını düşündükleri için  başkalarının kendi vücutlarını örmelerini istememektedirler.

Semptomlarında bu kişilerin profesyonel hayatlarındaki başarılarına da tesir ettiği ve fiziksel gelişim programları uğruna işlerini aksattıkları hatta işlerini kaybettikleri gözlemlenmiştir.

Kas dismorfunda en çok görülen tutumlardan biri ise sürekli olarak bedenlerini kontrol etmeleridir. Ayna ve benzeri metaryallerle bedenlerinde mevcut olan kaslarını sürekli kontrol etme ve tetkik etme davranışında bulunurlar.

Bu bireyler daha cüsseli görünmek için de çoğu kez kat kat giyinmeyi tercih etmektedirler. Ayrıca  bu kişiler spor takviyelerine çok miktarda para harcamaları, proteinli besinleri daha çok tercih etme, anormal yeme davranışları ve hatta bazı maddelerin kötüye kullanımınıda belirtiler arasında gösterilebilir.

Bigoreksiya oluşumunu etkileyen faktörler;

Bigoreksiya gelişiminde etkili olan faktörler; sosyokültürel baskılar, psikolojik ve fizyolojik faktörler, ailenin rolü ve çeşitli baskılar gibi faktörler arasındaki etkileşim bigoreksiya oluşumuna yol açabilir.

Ayrıca erkek bireylerin medyada ve fitness dergilerinde bulunan erkek modelleri örnek almaları bununla birlikte kişilerin kendi vücutlarından memnun olmama, kendi bedenleri ile ilgili takıntılar oluşturma bigoreksiya oluşumunda etkilidir.

Yapılan bir çalışmada gelecekteki dönemlerde kas dismorfik bozukluğu oluşumunda çocukluk döneminde yaşanan istismarların ilişkili olduğu kabul edilmiştir.

Bigoreksiyanın tedavisi;

Bigoreksiya teşhisi konulmuş kişiler genellikle tedavi olmayı kabul etmemektedirler. Bu bireyler için tedaviyi kabul etmek yenilgiyi kabul etmek anlamına gelir. Bu yüzden bireyleri tedaviye ikna etmek zor olabilir. Tedavileri ilaç tedavisi ve psikolojik tedavi şeklinde olup bireyler için olumlu sonuçlar vermektedir.

Paylaşın

Beverly Hills Diyeti nedir, nasıl yapılır?

Zayıflatma amacıyla geliştirilen moda diyetlerden biri olan Beverly Hills Diyeti, meyve dışında diğer besinlerin yasaklandığı bir diyet türüdür.

Protein B12 vitamini, niasin, riboflavin, kalsiyum,çinko, demir, fosfor ve magnezyumdan yetersiz bir diyettir. Güvenilir değildir, malnütrüsyona yol açabilir, bu nedenle kesinlikle uygulanmamalıdır.

Farklı etaplardan oluşan bu diyet, metabolizmayı hızlandırır ve daha fazla yağ yakılmasını sağlar. Güne meyve ile başlayın ve istediğiniz kadar meyve yiyin. Bununla birlikte, başka bir meyveye geçmeden önce en az bir saat bekleyin.

Örneğin;

  • Sabah: Erik
  • Öğle: Çilek
  • Akşam: Elma

Uyarı;

Diyet yapanların her gün iyi sağlık için gerekli olan mineralleri, vitaminleri ve besin maddelerini almaları çok zor olacaktır. Aşırı meyve tüketimi ve diğer gıdaların tüketiminin kısıtlı olması nedeniyle, ciddi dehidratasyon ve yetersiz beslenmeye neden olabilecek önemli bir ishal riski vardır.

Kilo vermeye faydası olsa da, Beverly Hills diyeti çok kısıtlayıcı bir diyet ve tavsiye edilmiyor. Sağlıklı bir kilo verme hızı haftada 0,5–1 kilogram olmalı.

Ancak unutulmamalıdır ki günlük 800-1000 kalorinin altında alınmasını öneren çok düşük kalorili diyetler tıbbi denetim altında yapılmalıdır. Ayrıca, egzersiz olmadan, tek başına dengeli besleyici bir diyetle sağlıklı kilo verme hedefine ulaşması son derece güçtür.

Paylaşın

Bahar Yorgunluğu Nedir? Belirtileri, Tedavisi

Mevsim geçişlerinden kaynaklanan değişiklikler beraberinde insan metabolizmasında da değişiklikleri beraberinde getiriyor. Bahar Yorgunluğu; mevsim geçişlerinden kaynaklanan ısı, ışık ve nem değişimine vücudumuzun adapte olmaya çalışması sürecidir.

Bir hastalık olarak tanımlanan ve dikkat edilmesi gereken Bahar Yorgunluğu, kronik yorgunluk sendromuna da dönüşebiliyor.

Bahar Yorgunluğunun belirtileri;

Bahar Yorgunluğu güneşin daha dik gelmesi ile ısınan denizlerden daha fazla suyun buharlaşması ve bununla beraber ortaya çıkan nem artışı sonucunda oluşur. Yaz ve sıcak geçen bahar aylarında hava sıcaklığı, yüksek nem ile bir araya gelince bunaltıcı bir gün yaşarız. Kendimizi yorgun ve bitkin hissederiz. Nemliliğin çok yüksek olduğu durumlarda gerçek hava sıcaklığı ile etkin hava sıcaklığı birbirine yakın seyreder.

Fakat sıcak ve kuru bir havaya göre çok daha fazla rahatsız edici bir etkiye sahiptir. Havadaki nem oranı düşük ise, yüksek sıcaklık olsa bile bu durumu dayanılır yapabilir. çünkü cilt üzerinde buharlaşmanın sağladığı bir serinlik etkisi mevcuttur. Ancak yüksek nem cilt ve onu çevreleyen hava içindeki buharlaşmanın etkisini yok ederek gerçek sıcaklığı daha yüksek seviyelerde hissetmemizi sağlayacaktır.

Kısaca; Bahar Yorgunluğu, insanlarda enerji azlığı, halsizlik, isteksizlik, uyku isteği, sabah yataktan zor kalkma, kas, eklem ağrıları, baş ağrısı, konsantrasyon güçlüğü gibi belirtilerle kendini gösterir.

Bahar Yorgunluğu vücudumuzu nasıl etkiler?

Bahar yorgunluğu incelendiğinde nemin ne derece hayatımızı etkilediği daha net görülmektedir. Nem artışı vücutta 2 yönlü etki eder. Birincisi; Burun boğaz ve orta soluk yollarında ödeme neden olarak akciğere giden oksijen miktarını azaltır. Vücut oksijen azalmasının etkilerini azaltmak için çeşitli bölgelerdeki kan damarlarını büzer. Bu etki ile ,

  • Mideye giden damarların büzülmesi ile gastritler artar.
  • Troid dokusuna giden damar büzülmesi ile troid hormon salgısı azalır.
  • Kalp ve diğer damarları daraltarak hipertansiyon ve kalp krizleri artar.
  • Cilt damarları daralması ile ciltte kuruma dökülme ve saç dökülmesi gözlenir.
  • Tüm damarlarda genel bir oksijenlenme azlığı nedeni ile halsizlik ve yorgunluk artar. Baş dönmesi ve dengesizlikler sık gözlenir.
  • Akciğer kapasitesi bu bölgedeki ödem nedeni ile daha da azalır. Bu sonuç nefes darlığı ve hareket ile sıkıntı hissini artırırİkincisi; Ortam nem oranında artış ayni zamanda terleme fonksiyonunu bozar. Bu bozulma hem vücut toksinlerinin atılmasını engeller hem de vücudun nem dengesini bozar. Bu da kişinin kendini dengesiz hissetmesine neden olur.

Bahar Yorgunluğundan korunmanın yolları;

  • Kronik yorgunluğa karşı en iyi ilaç tatile çıkmaktır. İmkanlarınızı zorlayarak birkaç günlüğüne de olsa kent dışına kaçın.
  • Her gün sabahları aç karnına en az 5 dakika yürüyüş yapın. Ancak bu yürüyüşleri güneşli günlerde yapmaya özen gösterin.
  • Her sabah 10-15 dakika aç karnına jimnastik yapın. Ama vücudunuzu aşırı yormaktan da kaçının. Jimnastik yapacağınız odayı ciğerlerinize bol oksijen girmesi için bir süre havalandırmayı unutmayın.
  • Sofranızdan meyve ve sebzeyi eksik etmeyin. Sevmeseniz de mevsimin özelliğini taşıyan meyve ve sebzelerin bütün çeşitlerinden bol miktarda yiyin.
  • Baharda vücudun daha çok vitamin ve minerale ihtiyacı oluyor. Özellikle de B ve C vitaminleri ile potasyuma. B ve C vitaminleri sebze ve meyvelerde, potasyum da domates, patates ve kayısıda bol miktarda bulunuyor.
  • Günde 3 litre su için. Yemek yemeden ve yatmadan önce azar azar içerek vücudunuza ihtiyacı olan suyu sağlayın.
  • Uyku ritmine dikkat edin. Rahat bir uyku için yatağa girmeden önce günlük bütün stres nedenlerinizi aklınızdan uzaklaştırın. Hoşunuza giden konuları düşünün veya hoşlandığınız bir film seyredin.
  • Alkol kullanıyorsanız, mümkün olduğunca azaltın. Çünkü yorgunluktan kurtulmak için alkole sarılmak çözümü zor problemleri ortaya çıkarabilir.
Paylaşın

Fesleğen Çayı, Malzemeleri, Hazırlanışı

Fesleğen, karaciğer koruyucu, ağrı azaltıcı iyi bir diyabet önleyicidir. Fesleğen Çayı, herkesin mutlaka tatması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Malzemeleri;

  • 3 su bardağı su
  • 1/2 çay kaşığı zencefil
  • 5 damla bal
  • 15 yaprak fesleğen
  • 1 ölçü limon suyu
  • 1/4 çay kaşığı yeşil kakule

Hazırlanışı;

Suyu çaydanlığa koyduktan sonra, rendelenmiş fesleğen yaprakları, doğranmış zencefil ve kakule tozunu ekleyin. 10 dakika kadar kaynatın. Süzerek doldurup bir tutam bal ve limon suyu ile servis yapın…

Paylaşın

Limon Otu Çayı, Malzemeleri, Hazırlanışı

Ferahlatıcı bir içecek olan Limon Otu Çayı, kilo vermenize yardımcı olacak diyetinin de önemli bir parçasıdır. Midenizi rahatlatan ve yiyecekleri kolayca sindirmenize yardımcı olacak Limon Otu Çayı, daha iyi uyumanızı da sağlayacaktır.

Bu çayı ağır yemeklerden ve akşam yemeğinden sonra da içmeyi düşünmelisiniz. Peki ne bekliyorsunuz? Bu kolay tarifi deneyin ve sevdiklerinizle birlikte tadını çıkarın!

Malzemeleri;

  • 1/2 su bardağı limon otu
  • Gerektiği kadar çay
  • 4 su bardağı su
  • Gerektiği kadar nane yaprağı

Hazırlanışı;

Suyu, limon otunu ve nane yapraklarını çaydanlığa koyup orta ateşte kaynamaya bırakın. Su yarı yarıya azalana kadar kaynamasına izin verin. Altını kapattıktan sonra gerektiği kadar çayı içine ekleyerek demlenmeye bırakın. Demlendikten sonra süzerek servis yapın. İsterseniz yanına bir dilim limon ekleyebilirsiniz.

Paylaşın

Nane Çayı, Malzemeleri, Hazırlanışı

Hızlı ve farklı bir tada sahip bir çay tarifi istiyorsanız Nane Çayını öneririz. Nane Çayı, herkesin mutlaka tatması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Malzemeleri;

  • 5 yaprak nane
  • 2 çay kaşığı yeşil çay
  • 1/2 su bardağı su
  • 3 tatlı kaşığı şeker
  • 3 yaprak limon otu

Hazırlanışı;

Çaydanlıkta suyu kaynatın ve yeşil çayı, nane yapraklarını, limon otunu ve şekeri ekleyin. Orta ateşte kaynayarak demlenmesini bekleyin. Demlendikten sonra altını kapatın ve süzerek servis yapın… İsteğe bağlı olarak süt veya bal ile farklı bir serviste yapılabilir.

Paylaşın