İçişleri Bakanı Yerlikaya’dan “Boykot” Paylaşımı: Darbe Girişimi

Sosyal medya hesabı üzerinden ekonomik boykot çağrısı hakkında paylaşım yapan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “Bu çağrı milli ekonomimize suikasttır! Kendi insanımızın ekmeğini küçültmektir. Ekonomimize bir darbe girişimidir!” dedi.

Haber Merkezi / İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması ve tutuklanmasıyla başlayan protestoları destekleyenler bugün ülke genelinde boykot çağrısı yaptı.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medya hesabı üzerinden ekonomik boykot çağrısı hakkında paylaşım yaptı. Yerlikaya, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Şimdi de ‘boykot’ diyorlar. Peki kim, kimi boykot edecek? Milletimiz; kendi esnafını, çiftçisini, yerli ve milli ürünlerini, üreticilerini, öz sanayisini boykot edecek, öyle mi? ‘Demokratik hak’ kalkanı gölgesinde istenen bu mu? Unutulmasın ki, bu çağrı ekonomik bağımsızlığımıza yönelik bir sabotajdır.

Bu boykot çağrısı, binlerce insanın ekmeğiyle oynamak demektir! Bu çağrı milli ekonomimize suikasttır! Kendi insanımızın ekmeğini küçültmektir. Ekonomimize bir darbe girişimidir! Oysa biz ‘Boykotla değil, üretimle büyürüz!'”

Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından Özgür Özel, 22 Mart’ta yaptığı açıklamada, protestoları haberleştirmeyen medyayı eleştirerek bunun devam etmesi durumunda “tüketimden gelen güçlerini” kullanacaklarını söyledi ve boykot sinyali vermişti:

“Bana diyor, çok telefon geliyormuş yukarıdan. Aşağıdan telefon getireceğim size, aşağıdan, milyonlardan, 10 milyonlardan. Sizi izleyenlerin yüzde 70’i bize oy veriyor. Ya tarafsız olun ya bundan sonra karşı tarafınızdayız.”

Bu açıklamadan iki gün sonra da Özgür Özel, bazı şirketlerin adını açıklayarak bu şirketlere boykot çağrısı yaptı. Özel’in boykot çağrısı yaptığı şirketlerin isimlerinin yer aldığı boykotyap.com sitesi iki gün yayında kaldıktan sonra engellendi. Bunun üzerine boykotyap.net sitesi açıldı.

RTÜK Başkanı Şahin’den “boykot” uyarısı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin, “boykot çağrısında bulunan, boykota destek veren kanal ve yayınların takip edildiğini” belirterek “Gereği yapılacak” dedi. Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Şahin, boykot çağrılarıyla “Türkiye’nin değer ve kazanımlarının sarsılmaya çalışıldığını” savunarak, şöyle dedi:

“Boykot çağrısında bulunan, boykota destek veren kanallar ve yayınlar izleme değerlendirme uzmanlarımızca takip edilmekte olup, gereği yapılacaktır. Milletimizin ortak değerlerine zarar vermek isteyenler, her zaman kaybetmeye mahkumdur.”

Ebubekir Şahin mesajında, “Milli ve manevi hassasiyetlere saygılı yayıncılığı teşvik etmeye devam edecek, ülkemizin güçlü medya yapısını koruma kararlılığımızı sürdüreceğiz” ifadelerini de kullandı.

RTÜK geçtiğimiz günlerde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan protesto gösterilerini canlı yayınlarla aktardıkları gerekçesiyle Sözcü TV, Halk TV, NOW TV ve Tele1 kanallarına para cezasından ekran karartmaya uzanan cezalar vermişti.

Paylaşın

Sosyal Medyada “Boykot Çağrısı Yapanlar” Hakkında Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, ekonomik boykot kampanyası hakkında soruşturma açıldığını duyurdu. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ilk çağrıyı yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i hedef aldı.

Haber Merkezi / Ömer Çelik, sosyal medya paylaşımında “Özgür Özel’in Türkiye’nin kazanımlarına zarar vermek için yürüttüğü faaliyet sadece kendisine zarar verecektir. Vatandaşlarımız bu sahte siyaseti ve saldırgan siyasetçileri boykot edecektir” ifadelerini kullandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, ilk olarak öğrencilerin başlattığı 2 Nisan Çarşamba gününe yönelik ekonomik boykot kampanyası hakkında Salı günü akşam saatlerinde soruşturma açıldığını duyurdu.

Yazılı açıklamada, “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, sosyal medya yayın organlarında halkın bir kesiminin ekonomik etkinlikte bulunmasını engellemeye yönelik, kamuoyunda ‘boykot’ çağrıları olarak bilinen ayrıştırıcı söylemler ve bu söylemleri yayan şahıslara yönelik re’sen ‘nefret ve ayrımcılık’ ile ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçlarından soruşturma başlattı” ifadelerine yer verildi.

Boykot çağrılarına tepki gösteren AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ise ilk çağrıyı yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i hedef aldı. Çelik, sosyal medya paylaşımında “Özgür Özel’in Türkiye’nin kazanımlarına zarar vermek için yürüttüğü faaliyet sadece kendisine zarar verecektir. Vatandaşlarımız bu sahte siyaseti ve saldırgan siyasetçileri boykot edecektir” ifadelerini kullandı.

Özel’in geldiği noktanın siyasi muhalefet değil Türkiye’yi topyekun tehdit etmek olduğunu savunan Çelik, “CHP’nin tüm dinamiklerini esir alarak kurultayda kendi genel başkanlığını korumak için toplumsal ve ekonomik hayatı hedef almaktadır. Özgür Özel’in yeteneksiz siyasi performansı, siyasi tarihimizdeki en büyük ‘siyasi fanatizm’ ve ‘sosyal bölücülük’ olarak kayda geçmiştir” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, üniversite öğrencilerinin 2 Nisan’da tüketim yapmama yönündeki sosyal medya çağrılarına destek vereceğini açıklamıştı.

Özel, 1 Nisan akşamı yaptığı paylaşımda “Öğrencilere, annelere, babalara, kardeşlere yapılan bu zulme karşı gençlerin başlattığı tüketim boykotunu gönülden destekliyorum. Herkesi bu boykota katılarak tüketimden gelen güçlerini kullanmaya davet ediyorum” demişti.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından Özgür Özel, 22 Mart’ta yaptığı açıklamada, protestoları haberleştirmeyen medyayı eleştirerek bunun devam etmesi durumunda “tüketimden gelen güçlerini” kullanacaklarını söyledi ve boykot sinyali vermişti:

“Bana diyor, çok telefon geliyormuş yukarıdan. Aşağıdan telefon getireceğim size, aşağıdan, milyonlardan, 10 milyonlardan. Sizi izleyenlerin yüzde 70’i bize oy veriyor. Ya tarafsız olun ya bundan sonra karşı tarafınızdayız.”

Bu açıklamadan iki gün sonra da Özgür Özel, bazı şirketlerin adını açıklayarak bu şirketlere boykot çağrısı yaptı.

Özel’in boykot çağrısı yaptığı şirketlerin isimlerinin yer aldığı boykotyap.com sitesi iki gün yayında kaldıktan sonra engellendi. Bunun üzerine boykotyap.net sitesi açıldı.

Paylaşın

Son Beş Yılda, Et fiyatları Yüzde 1.230 Arttı

2020 yılında ortalama 32,35 lira olan dana karkas etin kilogram fiyatı, 2025 yılı itibarıyla 432 liraya ulaştı. Başka bir ifadeyle et fiyatlarını beş yılda yüzde 1.230 oranında arttı.

Türkiye’de et fiyatları son beş yılda tarihi seviyelerde artış göstererek dar gelirli ve emeklilerin sofrasından hızla uzaklaştı. Tarım ve hayvancılık politikalarında yaşanan yapısal sorunların yanı sıra maliyet baskıları ve arz yetersizliği, et fiyatlarını 2020’ye göre yüzde 1.230 oranında artırdı. Bu artış, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal bir sorun olarak da derinleşiyor.

Nefes Gazetesi’nin haberine göre, 2020 yılında ortalama 32,35 liradan olan dana karkas etin kilogram fiyatı, 2025 yılı itibarıyla 432 liraya ulaştı. Söz konusu artışla birlikte et, temel gıda maddesi olmaktan çıkarak, toplumun geniş kesimleri için erişilemez hale geldi.

Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat), 2023 yılı verilerini “Doğru Dürüst Yemek” başlığıyla kamuoyuna sundu. Türkiye, “İki günde bir etli yemek, tavuk veya balık tüketmeye ekonomik gücü yetmeyenler” sıralamasında yüzde 39,1 ile 36 Avrupa ülkesi arasında ilk sırada yer aldı. Türkiye’yi bu alanda Romanya (yüzde 23,2), Bulgaristan (yüzde 19,9) ve Slovakya (yüzde 17,8) izledi.

Et ve Süt Kurumu’nun 2023 yılı Sektör Raporu’na göre, dünyada kişi başına en yüksek kırmızı et tüketimi 44,4 kilo ile Uruguay’da, onu Arjantin izliyor. Dünya ortalaması 28,5 kilo iken, Türkiye’de bu oran 2022 verilerine göre yalnızca 18,44 kilo. Bu oran, hem beslenme yetersizliği hem de gelir adaletsizliğine dair çarpıcı bir gösterge olarak değerlendiriliyor.

Mart ayında da yükselişini sürdüren et fiyatları, Ramazan Bayramı öncesinde birçok haneye et girmemesine neden oldu. Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin yayımladığı 28 Mart tarihli “Ramazan Sonu ve Mart Ayı Üretici-Market Fiyatları” raporuna göre, şubat ayında 644,37 TL olan dana eti fiyatı, mart sonunda 692,12 TL’ye çıkarak %7,4 oranında arttı.

Uzmanlar, artan fiyatlar karşısında özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan bireylerin protein kaynaklarına erişiminde büyük sıkıntılar yaşandığına dikkat çekiyor. Sağlıklı ve dengeli beslenme için vazgeçilmez olan etin, artık yalnızca yüksek gelir gruplarının düzenli tüketebildiği bir ürün haline gelmesi, halk sağlığı açısından da ciddi riskler barındırıyor.

Paylaşın

Anubis: Antik Mısır’ın Yeraltı Dünyası Tanrısının Sırları

Anubis’in Mısır hiyerogliflerindeki adı “Inpu” veya “Anpu”dur (Yunanca “Anubis” sonradan ortaya çıkmıştır). Anubis’in unvanları arasında “Mumyalamanın Efendisi”, “Nekropolün Koruyucusu” ve “Kutsal Toprakların Tanrısı” bulunur.

Haber Merkezi / Anubis’in çakal başlı tasviri, çakalların mezarlıkların çevresinde dolaşmasından gelmektedir. Bu hayvanlar, Mısırlılar için hem ölümle hem de vahşi doğanın koruyuculuğuyla ilişkilendirilirdi.

En yaygın anlatıya göre, Anubis, Osiris ile Nephthys’in (Set’in karısı) gayrimeşru oğludur. Nephthys, Osiris’ten hamile kalır ve bebeği (Anubis’i) terk eder; onu İsis bulup büyütür. Başka bir anlatıda, Anubis’in annesi çakal tanrıça Anput veya inek tanrıça Hesat’tır.

Anubis’in mitolojideki en önemli rolü, Osiris efsanesinde ortaya çıkar. Osiris, kardeşi Set tarafından öldürülüp parçalara ayrıldığında, Anubis devreye girer. İsis ve Nephthys ile birlikte Osiris’in bedenini toplar, parçalarını birleştirir ve onu mumyalar.

Bu olay, Anubis’i mumyalama sanatının mucidi yapar. Ayrıca Osiris’in öbür dünyanın hakimi haline gelmesine yardım eder, böylece kendisi de Osiris’in yardımcısı konumuna yerleşir.

Anubis, Duat’taki (öbür dünya) “Kalbin Tartılması” töreninde merkezi bir figürdür. Ölen kişinin kalbini Ma’at’ın tüyüne karşı tartar. Kalp hafifse (dürüst bir yaşamın göstergesi), ruh Osiris’in huzur dolu Aaru’suna geçer. Kalp ağırsa (günahlarla doluysa), Ammit tarafından yutulur.

Anubis burada bir yargıç değil, adaletin uygulayıcısıdır; nihai karar Osiris’indir.

Bazı mitlerde Anubis, Set’e karşı Osiris’in intikamını almak için İsis ve Horus’a yardım eder. Set’in kaotik doğasına karşı Anubis, düzeni ve ölünün korunmasını temsil eder.

Antik Mısır Eski Krallık’ta (MÖ 2686-2181) Anubis, öbür dünyanın birincil tanrısıydı. Mezar metinlerinde ve piramit yazıtlarında sıkça anılır.

Orta Krallık’tan (MÖ 2055-1650) itibaren Osiris öbür dünyanın hakimi olunca, Anubis onun yardımcısı konumuna geçti. Bu, Anubis’in rolünün değiştiğini değil, Osiris’in hikayesinin popülerleştiğini gösterir.

Anubis’in siyah rengi, ölümün karanlığını değil, Nil’in verimli toprağını ve yeniden doğuşu simgeler. Anubis, ellerinde sıkça bandajlar, kutsal yağlar veya “ankh” (yaşam anahtarı) ile tasvir edilir.

Anubis’in ana tapınma merkezi Cynopolis’ti (Yunanca “Çakallar Şehri”). Ancak Mısır genelinde mezarlıklarda ve mumyalama alanlarında ona adanmış sunaklar yaygındı.

Mumyalama yapan rahipler, Anubis maskeleri takarak ritüelleri gerçekleştirirdi; bu, tanrının ruhsal varlığını temsil ederdi.

Halk arasında Anubis, korkutucu bir tanrıdan çok, ölüleri koruyan ve adil bir geçiş sağlayan bir figür olarak sevgi ve saygı görmüştür.

Anubis’in Öbür Dünyadaki Rolü

Anubis, ölen kişinin bedenini öbür dünyaya hazırlamakla görevliydi. Mitolojiye göre, Osiris’i Set tarafından öldürüldükten sonra mumyalayan ilk tanrı Anubis’ti. Bu nedenle mumyalama sanatının mucidi ve koruyucusu olarak kabul edilir.

Ölen kişinin bedeninin çürümesini önlemek ve ruhun (Ka ve Ba) bedene geri dönebilmesini sağlamak için mumyalama sürecini denetlerdi. Bu, Mısırlılar için öbür dünyada sonsuz yaşamın temellerinden biriydi.

Anubis, ölen kişinin ruhunu öbür dünyaya, yani Duat’a (Mısır’ın yeraltı dünyası) götüren rehberdi. Çakal başlı olması, bu rolüyle bağlantılıdır; çünkü çakallar mezarlıkların etrafında dolaşır ve ölümle ilişkilendirilirdi.

Ruhun Duat’taki karmaşık yollarında kaybolmasını önler, onu yargılama salonuna kadar eşlik ederdi.

Anubis’in öbür dünyadaki en bilinen görevi, “Kalbin Tartılması” törenidir. Bu törende: Ölen kişinin kalbi, Ma’at’ın tüyüne (adalet, doğruluk ve düzeni simgeleyen tüy) karşı bir terazide tartılır.

Anubis, teraziyi ayarlar ve tartım işlemini yönetir. Eğer kalp tüyden hafifse (ki bu, kişinin dünyada dürüst ve ahlaklı bir yaşam sürdüğünü gösterir), ruh Osiris’in yönettiği Aaru’ya (sonsuz huzurun olduğu yer) geçer.

Eğer kalp tüyden ağırsa (günahlarla doluysa), ruh Ammit adlı yaratık (aslan, timsah ve su aygırı karışımı bir canavar) tarafından yutulur ve yok olur.

Anubis burada tarafsız bir gözlemci ve uygulayıcıdır; yargıç Osiris’tir, ancak Anubis süreci başlatır ve sonuçları uygular.

Anubis, mezarları ve ölülerin huzurunu korurdu. Hırsızlar veya kötü ruhlar tarafından rahatsız edilmemeleri için ölülerin başında nöbet tutardı.

Tapınaklarda ve mezar yazıtlarında “Nekropolün Efendisi” veya “Kutsal Toprakların Bekçisi” gibi unvanlarla anılır.

Zamanla Osiris, öbür dünyanın hakimi olarak Anubis’in yerini aldı, ancak Anubis onun yardımcısı ve uygulayıcısı olarak kaldı. Osiris yargıyı verirken, Anubis lojistik ve ritüel rollerini üstlenirdi.

Bazı mitlerde Anubis, Osiris ve Nephthys’in oğlu olarak görülür, bu da onu öbür dünya hiyerarşisinde önemli bir konuma yerleştirir.

Anubis’in siyah rengi, ölümün karanlığını değil, Nil’in verimli siyah toprağını ve dolayısıyla yeniden doğuşu simgeler. Bu, onun öbür dünyada sadece bir son değil, aynı zamanda bir başlangıç vaat ettiğini gösterir.

Çakal formu, vahşi doğadaki gözlemci ve koruyucu doğasını yansıtır.

Antik Mısır’dan Sonra Anubis

Antik Mısır uygarlığı, MÖ 31’de Roma İmparatorluğu tarafından ilhak edildiğinde (Kleopatra’nın ölümüyle), Mısır’ın yerel dinî gelenekleri ve tanrıları, özellikle Hellenistik ve Roma etkileriyle dönüşmeye başladı. Anubis de bu süreçten etkilendi:

Mısır, Büyük İskender’in fetihlerinden sonra Hellenistik dünyanın bir parçası oldu (MÖ 332). Bu dönemde, Yunanlar Anubis’i kendi tanrılarıyla eşleştirmeye çalıştı. Anubis, Yunan mitolojisindeki yeraltı tanrısı Hades veya rehber tanrı Hermes ile ilişkilendirildi.

Özellikle Hermes’le birleşimi, “Hermanubis” adlı bir figürün ortaya çıkmasına yol açtı. Hermanubis, hem rehberlik (psychopomp) hem de ölümle ilgili özellikler taşıyan bir tanrı olarak tapınıldı.

Çakal başlı tasviri yumuşatıldı; daha insanî bir formda, elinde bir asa veya anahtar tutarken betimlendi.

Roma İmparatorluğu Mısır’ı ele geçirdiğinde, Anubis kültü Roma dinine entegre edildi. Romalılar, egzotik Mısır tanrılarına ilgi duyuyorlardı ve Anubis, İsis ve Osiris gibi tanrılarla birlikte Roma’ya yayıldı. Özellikle İsis kültüyle bağlantılı olarak tapınaklarda yer aldı.

MS 4. yüzyılda Hristiyanlık Roma İmparatorluğu’nun resmî dini olduğunda, Anubis gibi pagan tanrıların tapınımı azaldı, ancak sembolizmi tamamen yok olmadı. Ölüm ve öbür dünya rehberi rolü, Hristiyan azizlerden Aziz Christopher (yolcuların koruyucusu) veya Aziz Mikail (ruhları cennete taşıyan melek) gibi figürlere dolaylı yansımış olabilir.

Anubis, Mısır’dan sonra popüler kültürde yeniden canlandı. 19. yüzyılda Mısırbilim (Egyptology) çalışmalarıyla birlikte, Anubis batı dünyasında gizemli ve karizmatik bir figür haline geldi.

Bugün filmlerde (örneğin The Mummy), kitaplarda ve video oyunlarında sıkça görülüyor. Çakal başlı, gizemli ölüm tanrısı imajı, modern sanatta hâlâ güçlü bir sembol.

Anubis’in Mısır Dışındaki İzleri

Mısır’ın komşu kültürlerinde Anubis’in doğrudan bir kopyası olmasa da, ölümle ilişkilendirilen köpek/çakal figürleri farklı mitolojilerde görülebilir (örneğin, Fenike veya Nubia kültürlerinde).

Orta Çağ ve Rönesans’ta, Anubis’in mumyalama bilgisi simyacılar için gizemli bir ilham kaynağı oldumuştur.

Paylaşın

Sindirim Sistemine Zarar Veren Kötü Alışkanlıklar

Sindirimi iyileştirmek ve yiyeceklerin hazmını kolaylaştırmak için yemek sırasında ve sonrasında bazı maddelerden uzak durmak, bazı içecekleri tüketmek gerekiyor.

Haber Merkezi / Başka bir ifadeyle, sindirim sistemine zarar verebilecek kötü alışkanlıklar, günlük yaşamda farkında olmadan yapılan ve uzun vadede ciddi sorunlara yol açabilen davranışlardır.

Sindirim sorunlarına yol açan kötü alışkanlıklar arasında şunlar yer alır:

Düzensiz ve hızlı yemek yeme: Yemekleri yeterince çiğnemeden hızlıca yutmak, sindirimi zorlaştırır ve mideye fazladan yük bindirir. Bu, hazımsızlık ve şişkinliğe neden olabilir.

Aşırı işlenmiş gıdaların tüketimi: Fast food, şekerli içecekler ve paketli gıdalar gibi işlenmiş ürünler, lif bakımından fakir olduğundan bağırsak hareketlerini yavaşlatır ve kabızlığa yol açabilir.

Az su tüketmek: Su, sindirimin temel bileşenlerinden biridir. Yetersiz hidrasyon, bağırsakların düzgün çalışmasını engeller ve sert dışkıya neden olabilir.

Geç saatlerde yemek yeme: Gece geç saatlerde ağır yemekler yemek, mide asidinin yemek borusuna kaçmasına (reflü) ve sindirim sisteminin dinlenememesine sebep olabilir.

Aşırı alkol ve kafein tüketimi: Alkol mide zarını tahriş edebilir, ülser riskini artırabilir. Fazla kafein ise mide asidi üretimini artırarak gastrit veya reflüyü tetikleyebilir.

Sigara içmek: Sigara, mide asidi üretimini artırır, yemek borusu sfinkterini zayıflatır ve reflüye yol açar. Ayrıca bağırsak florasına zarar verebilir.

Hareketsiz yaşam tarzı: Fiziksel aktivite eksikliği, bağırsak hareketlerini yavaşlatır ve sindirim sisteminin verimliliğini düşürür.

Stres ve anksiyete: Kronik stres, sindirim sistemini doğrudan etkileyerek iştah kaybı, mide krampı veya irritabl bağırsak sendromu (IBS) gibi sorunlara neden olabilir.

Yetersiz lif alımı: Sebze, meyve ve tam tahıl gibi lifli gıdaları az tüketmek, bağırsak sağlığını bozar ve kabızlık riskini artırabilir.

Öneriler:

Yemekleri yavaş yiyin ve iyi çiğneyin.
Dengeli bir diyetle lif alımını artırın.
Bol su için ve düzenli egzersiz yapın.
Stresi yönetmek için rahatlama tekniklerini deneyin.

Paylaşın

Siyah Erik Suyunun Şaşırtıcı Faydaları

Araştırmalar, siyah erikten (prunus domestica) elde edilen siyah erik suyunun vücudun mineral ve vitamin ihtiyacını karşılayabileceğini ve bazı hastalıkları önleyebileceğini öne sürüyor.

Haber Merkezi / A, C, E ve K vitaminleri açısından oldukça zengin olan siyah erikte, tiamin, riboflavin, niasin, B6 vitamini ve folat gibi diğer vitaminler de bulunur.

İşte siyah erikten elde edilen siyah erik suyunun başlıca faydaları:

Sindirim sistemine destek olur: Siyah erik suyu, yüksek lif içeriği sayesinde sindirimi düzenler ve kabızlığı önlemeye yardımcı olur. Doğal bir müshil etkisi vardır.

Antioksidan kaynağıdır: Siyah erik, C vitamini ve fenolik bileşikler gibi antioksidanlar açısından zengindir. Bu, serbest radikallerle savaşarak hücre hasarını azaltabilir ve yaşlanmayı yavaşlatabilir.

Bağışıklık sistemini güçlendirir: İçeriğindeki C vitamini sayesinde bağışıklık sistemini destekler ve enfeksiyonlara karşı koruma sağlayabilir.

Kan şekerini dengelemeye yardımcı olur: Düşük glisemik indeksi ve lif içeriği ile kan şekerinin ani yükselmesini önleyebilir, bu da diyabet yönetiminde yardımcı olabilir.

Kalp sağlığını destekler: Potasyum içeriği sayesinde kan basıncını düzenlemeye yardımcı olur ve kalp – damar sağlığını destekler.

Kemik sağlığını destekler: Siyah erik suyunda bulunan K vitamini ve magnezyum, kemik yoğunluğunu korumaya katkıda bulunabilir.

Hidratasyon ve detoks: Su içeriği yüksek olduğundan vücudu nemlendirir ve toksinlerin atılmasına yardımcı olabilir.

Uyarılar

Siyah erik suyunu aşırı tüketmek ishal gibi yan etkilere yol açabilir, bu yüzden ölçülü tüketim önemlidir.

Eğer şeker eklenmiş bir versiyonu değil de doğal haliyle tüketirseniz faydaları daha belirgin olur.

Paylaşın

ABAP Belleği Nedir? Önemi

ABAP (Advanced Business Application Programming) Belleği, SAP yazılım sistemiyle ilişkilendirilen bir terimdir ve uygulama sunucusunun ana belleğindeki geçici bir depolama alanına atıfta bulunur.

Haber Merkezi / Tek bir SAP kullanıcı oturumu içinde farklı ABAP programları, işlev modülleri veya alt rutinler arasında veri depolamak ve alışverişinde bulunmak için kullanılır. Bu bellek, bir veritabanına ihtiyaç duyulmadan verimli veri aktarımı ve iletişimi sağlar ve böylece SAP sisteminin performansını artırır.

ABAP Belleği, bir SAP sistemindeki farklı ABAP programları ve oturumları arasında veri paylaşımını sağlayan geçici bir bellek alanını ifade ettiği için önemli bir teknoloji terimidir. Bu, sistem içinde verimli iletişim ve işleme olanağı sağlayarak, tablolara tekrar tekrar erişme veya yinelenen veri üretme ihtiyacını azaltır; bu da sonuç olarak kaynaklardan tasarruf sağlar ve genel sistem performansını iyileştirir.

ABAP Belleği, veri tutarlılığının korunmasına yardımcı olur, geliştirme sürecini basitleştirir ve bir programdaki değişikliklerin aynı verileri paylaşan diğer programları olumsuz etkilememesini sağlar. Dolayısıyla ABAP Belleğinin etkin kullanımı, kesintisiz veri paylaşımını sağlar ve SAP sistemlerinin güvenilir bir şekilde çalışmasına önemli katkı sağlar.

ABAP Belleği, özellikle uygulama geliştirme alanında SAP sistemlerinin verimli bir şekilde çalışmasında önemli bir bileşen görevi görür. ABAP Belleğinin birincil amacı, sistem içinde aynı anda çalışan farklı ABAP programları arasında sorunsuz iletişim ve veri aktarımını kolaylaştırmaktır. Daha teknik terimlerle, ABAP Belleği, tüm dahili modların erişebildiği SAP sisteminin uygulama sunucusunda paylaşılan bir bellek alanıdır.

Verileri depolamak için merkezi bir depo görevi görerek, tekrarlanan veri sorgularına olan ihtiyacı ortadan kaldırır, böylece genel performansı önemli ölçüde iyileştirir ve veritabanlarındaki iş yükünü azaltır. ABAP Belleğinin kullanımı, sorunsuz bir kullanıcı deneyimi sunar ve bir SAP ortamında kaynakların verimli bir şekilde yönetilmesini sağlar. Geliştiriciler, bu özelliği farklı program çağrıları, raporlar ve işlev modülleri arasında veri alışverişi yapmak için kullanabilir ve esasen işlemlerini düzene sokabilirler.

Örneğin, bir uygulamadaki birden fazla programın aynı bilgiye erişmesi veya aynı bilgiye başvurması gerektiğinde, bir geliştirici bu bilgiyi ABAP Belleğinde saklayabilir ve böylece tüm program çağrılarında veri tutarlılığı sağlanabilir.

Ayrıca, bu yaklaşım koddaki gereksiz tekrarları azaltarak bir uygulama içinde daha temiz, daha kolay sürdürülebilir bir yapıyı destekler. Sonuç olarak, ABAP Belleği ile çalışmak yalnızca bir SAP sistemi içindeki veri iletişimini geliştirmekle kalmaz, aynı zamanda optimizasyon çabalarını ve yazılım geliştirme en iyi uygulamalarını da teşvik eder.

ABAP Bellek Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

ABAP Bellek kullanmanın avantajları nelerdir?

ABAP Belleği kullanmanın bazı avantajları şunlardır:

Birden fazla program ve oturum arasında veri paylaşımına izin verir
Veritabanına okuma ve yazmaları azaltarak daha hızlı veri işlemeyi kolaylaştırır
Verileri bellekte tutarak uygulama sunucusundaki yükü azaltır
Genel sistem performansını iyileştirir

ABAP Belleği ile SAP Belleği arasındaki fark nedir?

ABAP Belleği, ABAP programlarına özgü verileri depolamak için kullanılan uygulama sunucusu içindeki bir bellek alanıdır; SAP Belleği ise tüm programlar ve uygulamalar tarafından erişilebilen verileri depolayan genel bir bellek alanıdır. ABAP Belleği oturum özelindedir; SAP Belleği ise herhangi bir belirli oturuma bağlı değildir.

ABAP Belleğinde veriler nasıl saklanır?

ABAP Belleğinde veri depolamak için EXPORT ifadesini kullanmanız gerekir. Bu bir örnek sözdizimidir: EXPORTBELLEK KİMLİĞİNE.

ABAP Bellekten verilere nasıl erişirsiniz?

ABAP Belleğinde depolanan verilere erişmek için IMPORT ifadesini kullanmanız gerekir. Bu bir örnek sözdizimidir: IMPORTBELLEKTEN KİMLİK.

Paylaşın

Alerji Sezonu Başladı, Semptomları Hafifletmek İçin İpuçları

İlkbahar, her ne kadar doğanın canlandığı ve her şeyin yeşile büründüğü bir zaman dilimi olsa da bitki polenleri özellikle alerjiye yatkın kişilerde pek çok sağlık sorununa yol açabiliyor.

Haber Merkezi / Ancak semptomları hafifletmeye ve günlük hayatı kolaylaştırmaya yardımcı olabilecek basit önlemlerde bulunmakta. İşte o önlemlerden bazıları:

Ortamın temiz tutulması: Polenlerin eve girmesini önlemek için pencereler kapalı tutulmalı. Klima kullanılıyorsa filtreler düzenli temizlenmeli.

Burun yıkama: Bir neti potu veya burun spreyi ile tuzlu su kullanarak sinüsleri temizlemek, alerjenleri ve mukusu uzaklaştırabilir. Bu, sinüs baş ağrılarını hafifletebilir.

Nem dengesi: Evde nem oranını yüzde 30-50 arasında tutmak için nemlendirici veya nem alıcı kullanılmalı. Çok kuru veya çok nemli hava alerji semptomlarını kötüleştirebilir.

Maske: Dışarıda polen seviyesinin yüksek olduğu günlerde (özellikle rüzgarlı havalarda) bir maske takmak, solunan alerjen miktarını azaltabilir.

Alerji ilaçları: Reçetesiz antihistaminikler (setirizin, loratadin gibi) kaşıntı, hapşırık ve burun akıntısını hafifletebilir. Dekonjestanlar ise sinüs baskısını azaltabilir.

Bitki çayları: Nane veya zencefil çayı gibi doğal seçenekler, sinüsleri açarak baş ağrısını ve baskıyı hafifletebilir.

Polen takibi: Polen yoğunluğunun yüksek olduğu saatlerde (genelde sabah erken) dışarı çıkmamaya özen gösterilmeli.

Gözleri koruma: Polen göz irritasyonuna da yol açabilir ve bu baş ağrısını tetikleyebilir. Güneş gözlüğü takmak veya göz damlası kullanmak rahatlama sağlayabilir.

Hızlı rahatlama için

Buhar inhalasyonu: Sıcak suyla dolu bir kaba birkaç damla okaliptüs yağı ekleyip buharını solumak sinüsleri açabilir.

Bol su: Mukusu inceltir ve alerjenlerin vücuttan atılmasını kolaylaştırır.

Paylaşın

Reuters’dan “Süreç” Analizi: İmamoğlu’nun Tutuklanması Kürtlerin Güvensizliğini Körükledi

Birleşik Krallık merkezli Reuters, Abdullah Öcalan’ın PKK’ya yaptığı silah bırakma çağrısı sonrası başlayan sürece ilişkin yayınladığı analizde, İmamoğlu’nun tutuklanmasının Kürtler arasında güvensizliği derinleştirdiği ifadelerine yer verdi.

Analizde ayrıca, DEM Parti’nin Abdullah Öcalan’la İmralı Cezaevi’nde üç kez görüştüğünü ancak hükümetin somut bir reform planını paylaşmadığı kaydedildi. Analiz yazısında, Erdoğan’ın “Silahsızlanma sonrası demokratik alan doğal olarak genişleyecek” açıklamasına rağmen net adımların belirsizliğini koruduğu da ifade edildi.

Birleşik Krallık merkezli Reuters haber ajansı, Türkiye’deki son siyasi gelişmeleri ele alan analizinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının Kürtler arasında barış sürecine yönelik güvensizliği derinleştirdiğini bildirdi. Ajansın değerlendirmesinde, Erdoğan’ın başlıca siyasi rakibine yönelik yaptırımları ile PKK’nın silah bırakma çağrısı sonrası atılacak reformlara dair belirsizliğin, Kürt toplumunda endişelere yol açtığı vurgulandı.

Analizde, İmamoğlu’nun yolsuzluk iddialarıyla tutuklanmasının Türkiye’de son on yılın en büyük protesto dalgasını tetiklediği belirtilirken, özellikle Kürt nüfusun yoğun olduğu güneydoğu bölgesinde yapılan görüşmelerde barış umutlarından çok şüphelerin öne çıktığı aktarıldı. DEM Parti Milletvekili Cengiz Çandar’ın “Bir mayın tarlasına giriyoruz. Her şey rayından çıkabilir ve başarısızlıkla sonuçlanabilir” şeklindeki uyarısına yer verildi.

Hükümet somut bir reform planı paylaşmadı

Reuters, DEM Parti’nin Abdullah Öcalan’la İmralı Cezaevi’nde üç kez görüştüğünü ancak hükümetin somut bir reform planını paylaşmadığını kaydetti. Erdoğan’ın “Silahsızlanma sonrası demokratik alan doğal olarak genişleyecek” açıklamasına rağmen net adımların belirsizliğini koruduğu ifade edildi.

Ajans, barış sürecinin başarısız olması halinde Güneydoğu Anadolu’da ekonomik ve sosyal sorunların derinleşebileceği ve 40 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği çatışmaların yeniden alevlenebileceği uyarısında bulundu. Türkiye Cumhurbaşkanlığı’nın konuya ilişkin yorum yapmaktan kaçındığı, AK Parti yetkililerinin ise barış süreciyle ilgili açıklamaların Cumhurbaşkanı’nın yetkisinde olduğunu belirttiği aktarıldı.

Reuters analizinde, PKK’nın silah bırakma çağrısıyla başlayan sürecin Ortadoğu’daki diğer gerilimlerin hafiflemesine de katkı sağlayabileceği, ancak İmamoğlu’nun tutuklanması gibi gelişmelerin bu süreci kırılgan hale getirdiği değerlendirmesi yapıldı.

Paylaşın

Erdoğan’a Seslenen Özel: Hizbullahçıları Değil Türkiye’nin Geleceğini Serbest Bırak

Saraçhane’deki İBB Binası’nda gündeme ilişkin açıklama yapan CHP Lideri Özgür Özel, Erdoğan’a, Hizbullahçıları değil Türkiye’nin geleceğini serbest bırak çağrısında bulundu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel Saraçhane’de açıklamalarda bulundu. Özel’in açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde: “Bu zulme hazırlanan iktidar partisi ya da bloğu bileşenlerinin üyelerini, oy verenlerini, geçmişte onlara gönül verenleri en sıcak duygularla selamlıyoruz. Ama o Saray aklına, darbeye kalkışanlara, 15 milyon kişi tarafından püskürtülen darbecilere, ne bayramda, ne demokrasi sınırları içinde söylenecek söz bulamıyoruz.

Bu milletin bayramını zehir edenlere söylenecek uygun söz yoktur. Hak ettikleri sözler bayramlık ağzımızı açtığımızda söyleyeceğimiz sözlerdir. Hepsini bayramın sonrasına, onları rezil edeceğimiz, milletin de artık bunların yüzüne bakmayacağı bir sürece bırakıyoruz. Yalancı şahitlerle ceza peşindeler. Hak ettikleri sözleri bayram sonrası yasal düzeyde vereceğiz.

Volkan Konak’ı sahnede geçirdiği kalp kriziyle Kıbrıs’ta kaybettik. Ailesine başsağlığı diliyoruz. İlk ayağa kalkan ilk başını kaldıran kişiydi. Bayrağı ilk çekmiş sanatçıdır. Sonra hukuk adalet be demokrasi için omuz omuza veren sanatçılar, imzaları vermeye başladığında, bu metne imza koyması için kendisini arayan arkadaşına, Volkan Konak, ‘Ben o metne imzamı değil, kalbini basarım’ dedi. Acaba sanatçılardan çıt çıkacak mı derken, bu tweeti atan Konak’ı kaybettik. Acımız çok büyük. Yerini nasıl dolduracağız bilmiyoruz. Ama adını yaşatmak ve onun özlediği Türkiye’yi, gençlerle dost olan doğa ile hayvanlarla dost olan bir Türkiye’ye kavuşmak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.

‘Her şey çok güzel olacak Berkay’ı ziyaret ettik. Moral bulduk. Koğuşlar ağzına kadar dolu. İtirazla serbest bırakılmaları, ilk duruşmaya kadar da içeride tutulmamaları gerektiğini düşünüyoruz. Bayramda Hizbullahçıları yetki kullanıp serbest bırakan Erdoğan’a, Türkiye’nin geçmişini karartan canilere değil Türkiye’nin geleceği aydınlansın diyen, hiçbirinin elinde kan olmayan gençleri Silivri’de tutmanın utancını, bunun ne kadar kötülük içeren ruh halinde olduğunu kendisine hatırlatıyoruz. Hizbullah’ı değil Türkiye’nin geleceğini serbest bırakması gerektiğini söylüyoruz.

2 genç koymuşsunuz, geri kalan 47 kişi hepimizin dudaklarını uçuklatacak hükümlerle cezaevinde yatanlar. Bu olacak iş değildir. Oradaki gençleri bu psikoloji içinde tutmak doğrudan psikolojik işkencedir. Gerekli başvuruları yaptık, bir an önce sonuç alınmasını istiyoruz. Bu öğrencilere ters kelepçe takıldı, saatlerce ailelerinin bilmediği yerlerde tutuldu. 60 kişiye 4 şişe su veridi. Kötü muameleler, küfürler her bir öğrenci tarafından rapor edildi. Bunun saatlerini yerlerini biliyoruz. Rapor edilen yatırıp kafaya basmanın, surata tekme atmanın nerede kimler tarafından yapılmış olabileceğini biliyoruz.

Bundan sonra anayasaya göre kanunsuz emri uygulamayıp yazılı isteme hakkını tüm emri uygulayanlara hatırlatıyorum. Geçmişte bunlara şahit olanlar, gerçekleri kapalı zarfa yazıp emanete alsınlar, o zaman siz kurtulacaksınız, bu çetenin yaptıkları çorap söküğü gibi ortaya çıkacak. Geçmişte önemli görevler yapmış yürütmüş kişilerin yönlendirmeleriyle üstünde olduğumuzu herkes bilsin. O enseye, surata basanın günü gelince gırtlağına hukuk basacak. Suç işlemeyen korkmasın. Gördüğünüz şahitlikleri unutmadan yazın kapalı zarfa yazın. Bu soruşturma seneye değilse öbür sene var. Bunun ucunu bırakan hesabını sormayan asla ve asla biz olmayacağız.

Kötü muameleye hukuk ceza verecek. Kötü muamelenin zaman aşımı ve affı olmaz. Kazanınca geçmişi unutmayacağız. İftiraları unutmayacağız, takip edeceğiz, hesap soracağız. Suça ortak olmayın, suçu ihbar etmek için bugünden yazın. Zarfı kapatın en güvendiğinize verin.

“Bir santim bile eğilmeyiz, korkmayız”

Türkiye’deki 35 ili ve o geceki veriye göre 412 belediyeyi kazandığımız önemli bir başarıdır. Sandıktan gelen mesajı anladık. Partili ayırmadan hizmet ettik. İstanbul’u kaybetmenin acısı içindeler. Bir santim bile eğilmeyiz, korkmayız.

5 tane siyasi yasak istemi, 31 yıl önce verilen diplomanın iptal istemiyle, kamera şakası bile olamayacak adımları peş peşe attılar. 47 ay daha dayanamadılar. Yüzlerce polisle şafak vakti ailesiyle birlikte yaşadığı İBB’nin resmî konutunu basıp başkanımızı ve arkadaşlarını gözaltına aldılar. İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır şeklinde iman ettiği gerçeklik yüzünden rakibini ekarte edip kendisini yenebilecek herkesi ekarte edip kendisini yenebilecek bir adayla yarışmak hatta katılımın yüzde 40’lara indiği göstermelik bir seçimin öz hazırlığı şeklinde bir darbe yapmaya karar verdi.

Cumhur İttifakı’ndan bir genel başkan yardımcısı, gazeteci Sinan Burhan’a, ‘İmamoğlu bayramdan önce tutuklanacak’ diye mesaj attı. Kim olduğunu biliyoruz.

İstanbul’u Maltepe’de eyleme, gücünü göstermeye davet ettik. Geçen sene televizyonlarda “İstanbul boş, mitingin iptali söz konusu” diyerek duyurdular. Bugün hep birlikte milyonlarda kişi Maltepe Meydanı’na aktı. Herkesin hedefi Maltepe Miting alanı olmuştur. Gençlerin coşkusu ve her yaştan İstanbullunun kararı İmamoğlu oldu. Çoğunluk İmamoğlu’nun arkasındadır. Arkalarında ne devlet ne millet vardır. Devletle millet yarışırsa millet kazanır. RTÜK’ten dışarıya halkın haber alma özgürlüğüne ateş açılmaktadır.

Şimdi yandaş kanallar, kendi içlerinde üstünlüğün nasıl muhalefete geçtiğini ve bunun nasıl geri alınacağını düşünüyorlar. Gelecek Cumhurbaşkanı adayına darbe girişimi milletin çıplak elleriyle püskürtülmüştür. Arkalarında kimse yoktur. Ne devlet ne de millet vardır. Devlet ve millet yarışırsa millet kazanır. Devleti bir partinin emrine verenler, partiyi devletleştiremedikleri gibi devleti de partileştiremezler. O seçimler yapılana kadar devletteki herkese devlet adamı gibi çalışmak düşer.

Bundan sonra CHP olarak attığımız her adımı bir öncekinden daha büyük kararlılıkla atacağız. Hiç kimse, şöyle bir şey düşünmesin ‘Güç ellerinde, devlet ellerinde’ 19 Mart sabahı test ettiler millet cevabı verdi. Bugün son seçimlerde ikinci turda da olsa seçilmiş olmasına rağmen, milletten aldığı yetkiye rağmen millete sırtını dönenlerin, anketlerde yerlerde sürüklenenlerin milletin gönlünde bir karşılığı yoktur.

Avrupa’da kendi evinde demokrasicilik oynayıp Türkiye’de bir otokrasicilik oynayan vatandaş bu iktidarın değişeceğini bilecek. Bugünlerde sessiz kalan tüm dostlara, içeriden dışardan şunu söylüyorum; bu zor günlerde 18 yaşındaki çocuklarımıza, peşinden koştuğunuz İmamoğlu’na bunlar yapılıyorken siz bugün hangi tutumdaydınız dönüp bunlara bakacağız. Bugünkü iktidar otokrasiye mahkum olmuş bir cunta yönetimidir. Aha orada duruyor. İsteyen ilişki kursun, isteyen oyun planını ona göre kursun.”

Paylaşın