İlhan Demiraslan Kimdir? Hayatı, Eserleri

24 Ağustos 1928 yılında Çanakkale’nin Gelibolu İlçesinde dünyaya gelen İlhan Demiraslan, 29 Kasım 1980’de Trabzon’da hayatını kaybetti. Kabataş Lisesi’ni (1947) bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne kayıt yaptırdı. 1954’te Tıp Fakültesi’nden mezun olan Demiraslan farklı şehirlerde mesleğini icra etti. Doktorluk ile ilgili basılmamış üç yapıtı bulunmaktadır. 

Haber Merkezi / Şairlik serüvenine 1944’te Folklor Postası ve Varlık’ta şiirler yazarak başlayan Demiraslan, ilk sanat ürünlerinde koşma nazım şeklini benimsese de 1948’den itibaren yeni şiire yöneldi.

Şairin İncir Ağacı (1952), Eller Ekmeğe Doğru (1958), Acının Uçları (1999) adlı üç şiir kitabı vardır. “İlk kitabında derlediklerinde çocukluk anılarından kuvvet aldığı, delikanlılık yıllarının dünyasını dile getirdiği, son yazılarında ise duygu şiirinden ayrılarak düşünce şiirine geçtiği görüldü.” Düşünsel bağlamda şiirler vermesi lirizmi ikinci plana atmasına neden oldu. 1960’tan itibaren toplumcu bakış açısıyla yazmaya başladı.

Demiraslan, verdiği bir mülakatta ilk eserlerinin oluşum ve içeriğini şöyle değerlendirmektedir: “İlk şiirlerimde daha çok şekil düşüncesindeydim. Güzel söylemeye çalışıyordum. Konularıma hâkim olan hatıralardı. Zamanla bunlardan kurtulmaya çalıştım. Konularım gittikçe yeryüzü, hayat, insanın iç dünyası ve bu dünyayı saran çember üzerinde toplandı.”

İlk şiir kitabı İncir Ağacı’nda çocukluğunun anımsattığı iyi insanları duygusal bir ifade ile anlatırken Eller Ekmeğe Doğru adlı kitabında iyi insanlar aklın penceresinden yansıtılır. Acının Uçları ise şairin son şiir kitabıdır. Yaşarken yayımlanmayan bu kitap, onun ölüm ve yaşam arasındaki sıkışmışlığını gözler önüne serer. “Sürekli olarak ölüme yakın bir ozan duygusu içinde olduğu için, anılar acının uçlarında duyumsanır.”

Alaycı bir üslup ile yaşama sevincini irdelemesi şairi bir bağlamda Garip akımına yakınlaştırır. “Her iyi ozanda olduğu gibi İlhan Demiraslan da imgelerden, simgelerden yararlanırken yaşamla şiirin bağlarını koparmamış, tersine, şiirsel olanı değil, şiir olanı yakalamanın nesnel yaşamda karşılığı olanda aranması gerektiğine inanmıştı.”

Paylaşın

İlhan Büyükcebeci Kimdir? Hayatı, Eserleri

1957 yılında İstanbul’da dünyaya gelen İlhan Büyükcebeci, çocukluğu Çankırı’da ve İstanbul’da geçti. 1979 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’ni bitirdi. Özel bir bankadan emekli oldu.

Haber Merkezi / Halen İstanbul’da yaşayan İlhan Büyükcebeci’nin şiir ve yazıları Adam Sanat, Amatör Sanat, Broy, Cumhuriyet Dergi, Damar, Dönemeç, Dört Eylül, Evrensel Kültür, Karşı, Kıyı, Mum, Oluşum, Sevi, Varlık, Yaba / Öykü, Yazıt, Yazko Somut gibi dergilerde yayımlandı.

Eserleri;

Çile Çocuğu (1979)
Yakın Güz (1999)

“Bir Fotoğraftan”

Bir acının gizlice
Başka bir acıyla sözleştiği
Eski aşkların konuk geldiği odama
Yaralı bir gece:
Bir fotoğraftan sessizce
Gülümseyişin bana

Soluk bir fotoğrafın
Bir geçmişi kanattığı
Hüznünse gitgide
Koyulaştığı
yağmurlu bir gece

Ah anımsayış! Bir yangının
Acıyla umutsuz eşelenen külleri
Gene şiir kitaplarıyla dolu her yanı masamın
Zamanla yıpranmayan yalnızca
Günün birinde rastlamak sana
Kokusu uzaklarda kalsa da saçlarının

Sevgilim, usul yağan yağmur da dindi
Gözlerimin ıslaklığı düşüyor saçaklara…

“Ömrün kırık imecesi”

Çocukların yüreğine üşüyor yetim güz
Kıymık acısı uykularında
Korku yıldızına çıkarken yokuşları

Dutların en sevdikleri mevsim yaz
Geçip giderken tarlakuşları
Ne yapsalar yalnızlıkları kalıyor

Alt katı kilisenin kış evi
Masalların gölgesinde yetimyurdu
Yıllarla epriyen siyah beyaz fotoğrafları

Kiraz dalı inceliğinde
Kollarını taşıyorlar uzak çeşmeden
Bilek göverten kırbalarla
Kırık imecesini ömrün

Bilinmez bir yarın düşüyor
Acı soğuran yüzüyle annecil ayrılığa
Dudakları karadut içimi yangın
Akşamın alaca düşünde

Neydi hayat
Yetim bir kız çocuğunun saçlarını
Her sabah ören sabır
Anne yarısı morakur’un
Buruk sevecenliğinden

Ürperişlerin buzdan yatakhanesi
Ne çok özlemek sevgiyi, demir karyola
Örtününce karanlığın yorganını

Acılar kıvamında horozşekeri
Ot bürümüş bahçesini tahta atların
Öteki çocukların gül yaprağında cenneti

Bozulmuş bağlar, bozlaklar, Sarı Gelin Türküsü
Çocukluk, hani şu
Gözlerinizde hiç gidilmemiş masal ülkesi

“Telgrafçiçeği”

Gezginliği yerleşik
Sığ toprağın gizemine büyümüş
Kısa pantolonlu gelincik

Ovalarda bir turaç
İncecik boynu kırılgan
Bozkır ateşleri söndürülmüş
Çok eski bir haziran

Ürpertisinde sevdaların
Nasıl da üşümüş sırt çantası
Tadı belleğinde dalgın bir öpüş ki
Salıvermez ayrılığı dudağından

Özlemi savunan kapı eşiği
Geçitlerine yasak örülmüş duvar
Kendini unutan paslı çıngırak
Sessizliği kırık camların

Mızıkası eskimiş bir çocuk
Üzgün sesleri yineler durmaksızın
Süreğen hüznüyle bir ip cambazı
Yürürken telden köprüsünü

Düş alazına vuran çocuk yüzleri
Gibi bakıyor ayçiçekleri
Utangaç gülüşlü bir yolcunun
Okul kasketine takılıyor suskunluğu

Yalımlarla koşuyor çocukluğu yitik
Sevginin giyimsiz koyaklarına
Güncesinde eksi sonsuz bir soru üşüyor

” Ne kadardır ömrü telgrafçiçeğinin ”

“Yüzünün hırpalanmış ipeği”

Bir anımız olsun günçiçeği
Ihlamur ağacının en uçarı dalına
Yuva yaparken bilinçli üveyik
Yüreklerimizin birlikte kanat çırpması

Birlikte kanat çırpması yüreklerimizin
Gelincik yanığı yüze değercesi
Uykuda saçını okşayan baba
Unutulmuş çocukluğun ilkyaz güncesi

İlkyaz güncesi unutulmuş çocukluğun
Yorgun açılır papatya beyazına
Kırların böğürtlen sevinci kelebek ömrü
Eski bir tarihin zaman duvarında

Zaman duvarında eski bir tarihin
Aslanağzı, yıldızçiçeği, sarmaşık gülü
Okşayıp geçer fesleğenleri
Yalaza durmuş özlemin alacası

Kalsaydı
biraz daha
sesindeki gül bahçesi
Ve unutulmuş çocuk yüzünün
hırpalanmış ipeği

Paylaşın

Beşiktaş Evinde Kazanmasını Bildi

Süper Lig’in 18. haftasında Beşiktaş ile Göztepe, Vodafone Park’ta karşı karşıya geldi. Ev sahibi takım Beşiktaş, 1 – 0 geriye düştü maçta 2-1 galip gelmesini bildi. Beşiktaş, bu sonuçla puanını 28’e yükseltirken, Göztepe ise 14 puanda kaldı.

Haber Merkezi / Beşiktaş’a galibiyeti getiren golleri 31. dakikada Larin ve 60. dakikada Ghezzal kaydederken, Göztepe’nin tek golünü 4. dakikada Cherif Ndiaye attı.

Karşılaşmadan dakikalar;

4. dakikada Oğuzhan’ın hatalı pasında topu alan Soner, meşin yuvarlağı Ndiaye’ye bıraktı. Bu oyuncu ceza alanı içinde kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda topu filelerle buluşturdu (0-1).

8. dakikada sağ kanattan Rosier içeri ortaladı. Atakan’a çarpan top kornere çıktı. 12. dakikada sol kanattan atağa çıkan Larin pasını Josef’e aktardı. Josef de pasını ceza sahasının sağında olan Ghezzal’e aktardı. Ghezzal topa yetişemedi ve savunma uzaklaştırdı.

16. dakikada Tijanic sağ kanattan içeri kesti. Ceza sahasında topla buluşan Halil vuruşunu yaptı. Top üstten dışarı çıktı ancak öncesinde ofsayt bayrağı havada. 20. dakikada Pjanic’in araya pasında savunma arkasına sarkan Batshuayi ceza sahasında karşı karşıya kaldığı pozisyonda topu ağlara gönderdi. Ancak ağlara giden top ofsayt gerekçesiyle gol değeri kazanmadı.

31. dakikada Josef’in sağdan ortasında topla buluşan Oğuzhan, meşin yuvarlağı daha müsait durumdaki Larin’e bıraktı. Larin ceza alanı içinde sol çaprazdan plase bir vuruşla meşin yuvarlağı filelere gönderdi (1-1).

39. dakikada Ndiaye’nin pasında topla buluşan Kerim Alıcı ceza alanı içinde Montero’nun müdahalesiyle yerde kaldı. Hakem Ümit Öztürk penaltı noktasını gösterdi. 41. dakikada penaltı atışını kullanan Soner’in vuruşunda, kaleci Ersin meşin yuvarlağı çeldi.

50. dakikada Rosier’in sağ kanattan içeri ortasında ceza sahasında Batshuayi vuruşunu yaptı. Top savunmadan geri döndü. 53′ Obinna’nın ceza sahasının sağından yaptığı vuruşta savunmaya çarpan top, Ersin’de kaldı.

60 Ghezzal, Beşiktaş’ı Göztepe karşısında 2-1 öne geçirdi. Rakiplerinden şık çalımlarla sıyrılan Ghezzal ceza sahası dışında kaleyi doğrudan gören noktadan yaptığı vuruşta topu ağlara gönderdi (2-1).

64. dakikada Larin’in pasıyla topla buluşan Batshuayi’nin sol çaprazdan sert şutunda, kaleci İrfan Can meşin yuvarlağı uzaklaştırdı. 72. dakikada Batshuayi’nin pasında topla buluşan Pjanic’in sol çaprazdan şutunda, meşin yuvarlak yandan auta gitti.

82. dakikada Rosier, Berkan’a yaptığı faul sonucu ikinci sarıdan kırmızı kart gördü. 84. dakikada Ndiaye’nin ceza alanı içinde dönerek vuruşunda, kaleci Ersin son anda yatarak topu kontrol etti. 90. dakikada Berkan Emir’in kullandığı serbest vuruşta ceza alanı içinde Arslanagic’in kafa vuruşunda, top üstten az farkla auta gitti.

Stat: Vodafone Park

Hakemler: Ümit Öztürk, Ceyhun Sesigüzel, Süleyman Özay

Beşiktaş: Ersin Destanoğlu, Rosier, Vida, Montero, Rıdvan Yılmaz, Josef, Pjanic, Ghezzal, Oğuzhan Özyakup (Dk. 69 Can Bozdoğan), Larin (Dk. 76 Güven Yalçın), Batshuayi (Dk. 85 Umut Meraş)

Göztepe: İrfan Can Eğribayat, Kerim Alıcı (Dk. 80 Murat Paluli), Arslanagic, Atınç Nukan, Atakan Rıdvan Çankaya (Dk. 84 Baku), Berkan Emir, Nwobodo, Halil Akbunar (Dk. 69 Jahovic), Soner Aydoğdu (Dk. 69 Yalçın Kayan), Tjanic, Ndiaye

Goller: Dk. 3 Ndiaye (Göztepe), Dk. 31 Larin, Dk. 60 Ghezzal (Beşiktaş)

Kırmızı kart: Dk. 81 Rosier (Beşiktaş)

Paylaşın

Kamu Bankaları, Erdoğan’ın Açıklaması Sonrası Yüklü Miktarda Dolar Sattı

Birleşik Krallık merkezli haber ajansı Reuters, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kur korumalı TL vadeli mevduat açıklaması sonrası kamu bankalarının, yüklü miktarlarda dolar satışı yaparak Türk Lirası’nın değer kazanmasına destek olduklarını bildiriyor.

Ajansın, dört farklı yetkiliye dayandırdığı haberine göre satışlar, Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinde sadece Pazartesi ve Salı günü yaşanan 6 milyar dolarlık düşüşle eşzamanlı gerçekleşti.

Bir bankanın baş danışmanının Reuters’a aktardığına göre kamu bankalarının sadece Pazartesi ve Salı günü yaptığı müdahale 3 milyar doları buldu.

Reuters’ın ulaştığı Ziraat Bank, Vakif Bank ve Halk Bank, konuyla ilgili henüz yorum yapmadı. Merkez Bankası tarafından da bir açıklama paylaşılmadı.

Resmi verilere göre Merkez Bankası’nın bir önceki hafta 21 milyar dolar olan net döviz rezervleri geçen hafta 12 milyar dolara düştü.

Erdoğan’ın Pazartesi akşamı kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, TL mevduat hesaplarının getirisinin döviz getirisi altında kalması durumunda aradaki farkın vatandaşlara ödeneceğini duyurmuştu.

Bu açıklamadan sonra TL hafta boyunca yaklaşık yüzde 50 değer kazandı.

Ajansın hükümet yetkililerine dayandırdığı bir başka haberde, ekonomi yönetiminin dolar hedefini 9’lar civarında belirlediği ancak “birkaç ay daha” 12 – 14 seviyesinde olmasının beklendiği kaydedildi.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Tedirgin Eden Tablo

Kovid 19’da son 24 saatte 18 bin 771 yeni vaka tespit edilirken, 168 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Bize düşen bir an evvel hatırlatma dozunu olmak ve tedbirlere uymak. Birlikte salgını gündem olmaktan çıkaracağız.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 355 bin 753 test yapılırken, 18 bin 771 yeni vaka tespit edildi. 168 kişi hayatını kaybederken, 21 bin 605 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan açıklama

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Dün seri üretimine geçilen yerli aşı Turkovac’tan, araştırma aşamalarında elde edilen sonuçlar bilim dünyamız için heyecan verici olmuştu. Aşı için Turkovac’ı bekleyenlere, devam dozları için Turkovac’ı seçeceklere duyurmak istiyoruz: Bu mücadeleyi kendi aşınızla vereceksiniz.

Verilerde, aşılamada önde giden illere de yer verildi. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Ordu’yu Osmaniye, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Bartın takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Muş, Bingöl, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Paylaşın

HDP Sözcüsü Günay: İktidar, Ülkeyi Uçuruma Sürüklüyor

HDP Sözcüsü Ebru Günay, yeni ekonomik paket üzerine yaptığı değerlendirmede, “Erdoğan çıkıp “gece yarısı finans oyunları” diyerek yeniden bir hayali düşman yarattı ve yeniden gerçekleri gizlemeye çalıştı, muhalefeti hedef göstererek kutuplaştırmaya çalıştı. Bizler şunu ifade edelim ki; en büyük tehlike siz kendinizsiniz, ülkeyi uçuruma sürüklediniz, ülkeyi yangın yerine dönüştürdünüz, dolayısıyla bu ülkenin başına gelmiş ve gelebilecek en büyük tehlike sizin iktidarınız, sizin politikalarınız ve yönetememe biçiminizdir” dedi.

Haber Merkezi / Günay, ekonomiye operasyon yapılıyor söylemlerine ilişkin ise, “Madem birileri operasyon yapıyor bunun çözümü çok basit; yaptığınız zamları geri alın, benzin mazot zamlarını geri alın. Sonuçta bu kur farkının topluma yansıması ve cep yakması, hale toplumda açlık ve yoksulluğa sebep olduğu sonuçlar ortada ve kendisini korumaya devam ediyor. Bunları bir an önce ortadan kaldırın, halkın taleplerine cevap verin” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Sözcüsü Ebru Günay, HDP’nin Ankara’daki genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Ekonomik krize ilişkin partisinin çözüm önerilerini de sıraladığı açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle;

“Ekonomik kriz ülkeyi yangın yerine dönüştürdü. Halkımız her gün açlık, yoksulluk, sefalet içinde yaşam mücadelesi veriyor. Buna karşı iktidar her zamanki gibi gözlerini kapatmış, olan biteni görmezden gelmeye çalışıyor. Bütün kriz anlarında yaptığı gibi bu iktidar tekrardan kendisini, yandaşlarını kurtarmaya, halkın taleplerini görmezden gelmeye çalışan bir politika yürütmeye çalışıyor. Bu bir AKP iktidarı klasiği, krizleri görmezden gelmek, halkın taleplerini görmezden gelmek. En önemlisi, çözüm formülleri adı altında yandaşı kayırmak bir AKP klasiği. Maalesef bu içinde bulunduğumuz ekonomik krizde de AKP iktidarı tekrardan kendi iktidarını ve yandaşı koruma derdine düşmüş. Kendi yönetememe krizini kamufle etmeye, gizlemeye ve toplumdan gerçekleri saklamaya çalışıyor. Türkiye toplumu bütün bu olan bitenin farkında son bir haftada yaşananlara baktığımızda her şey bütün çıplaklığı ile ortada. İktidarın çözüm yaratamadığına, sermayeden yana tavır aldığına, halkın taleplerini görmezden geldiğine bütün Türkiye toplumu tanıklık etti.

Bununla birlikte Erdoğan çıkıp “gece yarısı finans oyunları” diyerek yeniden bir hayali düşman yarattı ve yeniden gerçekleri gizlemeye çalıştı, muhalefeti hedef göstererek kutuplaştırmaya çalıştı. Bizler şunu ifade edelim ki; en büyük tehlike siz kendinizsiniz, ülkeyi uçuruma sürüklediniz, ülkeyi yangın yerine dönüştürdünüz, dolayısıyla bu ülkenin başına gelmiş ve gelebilecek en büyük tehlike sizin iktidarınız, sizin politikalarınız ve yönetememe biçiminizdir. Bir gecede milyar dolarlar satanlar kimler, hangi yandaşlarınızı artan ve düşen dolardan zengin ettiniz. Yetmedi TL’yi dolara bağladınız, yeniden yoksulluk, fakirlik ve çözümsüzlük yarattınız.

“Birileri operasyon yapıyorsa yapılan zamları geri alın”

Madem birileri operasyon yapıyor bunun çözümü çok basit; yaptığınız zamları geri alın, benzin mazot zamlarını geri alın. Sonuçta bu kur farkının topluma yansıması ve cep yakması, hale toplumda açlık ve yoksulluğa sebep olduğu sonuçlar ortada ve kendisini korumaya devam ediyor. Bunları bir an önce ortadan kaldırın, halkın taleplerine cevap verin.

Hazine ve Maliye Bakanı ne diyor; ekonomi gözlerimdeki ışıktır. Ben buradan kendisine şunu söylemek istiyorum; açlıkla, yoksullukla cebelleşen halkımız sizin fırıldak gözlerinizdeki ışığa bakmıyor. Faturasını ödeyemediği için yanmayan elektriğine bakıyor, sönen ocağının ateşine bakıyor, tenceresinde kaynamayan aşına ekmeğine bakıyor. Baktıkça da öfkeleniyor, bu öfke sizi sandığa gömecek olan öfkedir. Benden size tavsiye halkın gözlerindeki öfkeye bakın bu öfke iktidarınızın sonunu getirecektir. Halkın taleplerine kulak verin, bu ülkeyi yönetemediğinizi kabul ederek bir an önce istifa edip bu ülkenin ve halkın sırtına kambur olmaktan bu ülkeyi kurtarın.

“Çözüm için muhalefet turlarına başladık, önerilerimizi paylaştık”

HDP olarak bizler bu gelişmeler devam ederken MYK toplantımızı gerçekleştirdik. Acil sorunlardan biri olarak ekonomi ve yönetememe krizi bizim de gündemimizdeydi. Bu tartışmalar sonucunda Eş Genel Başkanlarımız siyasi partilerle görüşmeler gerçekleştirdiler. İlk olarak Saadet Partisi ile görüştük önümüzdeki hafta Gelecek, DEVA  ve CHP  ile görüşmeler yapılacak. Şunu ifade etmek isteriz; bizler HDP olarak ülkenin yönetememe krizi olduğunu söylüyoruz. Yönetememe krizine en iyi çözüm ise iktidarın bir an önce seçime gitmesi, iktidarın yönetemediğini kabul etmesi. Bizim önerimiz şudur, görüşmelerde de bunu dile getireceğiz, bütün muhalefet partilerinin ortaklaşacağı bir seçim önergesinin Meclis’e gelmesi gerekiyor. Türkiye yönetememe krizine çözüm olarak bir an önce erken seçime gitmeli. Burada bütün muhalefet partilerinin ortak hareket etmesi ve bu gidişata dur demesi bizler açısından önemlidir. Evet iktidar yönetemiyor ama muhalefetin de bu gidişata dur demek gibi bir sorumluluğu var. Bu soruna dikkat çekerek muhalefet olarak hep birlikte seçim önergesinin gündeme gelmesi ve bir erken seçime gidilmesinin elzem olduğunu düşünüyoruz. Türkiye toplumlarının tamamı erken seçim istiyor. Sırtında yük olarak gördüğü bu iktidardan kurtulmak istiyor, özgür demokratik bir gelecek istiyor. Bunun için mücadele etmek ise muhalefetin temel görevlerinden biri.

“Krize karşı acil önlemler paketimiz ve önerilerimiz var”

Yönetememe krizinin bir diğer önemli konusu ekonomik krize yönelik de bizim çözüm önerilerimiz var, erken seçim öncesi toplumu rahatlatacak ve halkın acil ihtiyaçlarına çözümler bulacak ekonomik tedbirler de gündemimizde. Bu kapsamada, temel ihtiyaçlar konusunda toplumu rahatlatacak, halkın sırtındaki yükü az da olsa azaltacak bir acil ekonomik tedbirler önerilerimiz var. Çözüm önerilerimiz şunlar; Acil olarak elektrik, su, doğalgaz ve internet, tüm hanelerde ihtiyaç sınırına kadar ücretsiz karşılanmalı. En düşük emekli maaşı asgari ücret sınırına kadar yükseltilmeli. Yine 800 TL olan öğrenci bursları ise karşılıksız bir şekilde 2.000 TL’ye yükseltilmeli. İşsizlere asgari gelir desteği sağlanmalı, çiftçilere verilen destekler artırılmalıdır. Bunlar seçime girmeden önce alınması gereken acil tedbirler önerilerimiz. Bizler halkın taleplerine kulak veren bir parti olarak bu konudaki tarihi rolümüzü oynamaya devam edeceğiz, bu konudaki her türlü sorumluluğu alacağımızı bir kez daha söylemek isterim. Bu tarihi misyonumuzun gereği olarak da çözüm odaklı bu görüşmeleri gerçekleştiriyoruz.

“Cezaevleri ölüm evlerine dönüştü, şüpheli ölümler konusunda Adalet Bakanlığı açıklama yapmalı”

Ülkedeki bir diğer kanayan yara maalesef ölüm evlerine dönüşen cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleridir. İHD 14 Aralık’ta bir rapor yayınladı. Bu rapora göre 2020 yılın başından itibaren 7’si infaz ertelemesinden sonra olmak üzere en az 59 ölüm var. Sadece son bir ayda devletin koruması ve sorumluluğu altında olan cezaevlerinden 7 cenaze çıktı. Cezaevlerinin ölüm evlerine dönüştüğü herkesin malumu. Adalet Bakanlığı ise bütün bunları izlemeye devam ediyor. En son Tekirdağ F Tipi Cezaevi’nden Vedat Erkmen’in cenazesi çıktı. Bakın olaydan birkaç gün önce odasında bir arama gerçekleşti. Bu aramada bir ince arama yapıldı. Arkadaşlarının yanından, güvenlik gerekçesiyle alınarak tek kişilik bir hücreye bırakıldı. Ailesi ile yaptığı son telefon görüşmesinde, ailesi ve kardeşleri herhangi bir olağanüstülük olmadığını ve bu şüpheli ölümün bir cinayet olduğuna ikna olduklarını söylediler.

Ne ailesi, ne arkadaşları bu ölümü şüpheli bir cinayet olarak görüyor. Bizler de bunun intihar olduğunu düşünmüyoruz. Adalet Bakanlığını kamuoyunu ve aileyi tatmin edecek bir açıklama yapmaya davet ediyoruz. Artan şüpheli ölümlerden kaynaklı milyonlarca aile artık tedirgin. Çocukları cezaevinde. Cezaevleri hak ihlallerinin yoğun olarak yaşandığı bir yere dönüştü. Türkiye’de insanlar artık cezaevlerinde can güvenliği tehlikesi yaşıyor. Hak ihlalleri bununla da sınırlı kalmadı, Kars’ın Digor ilçesine götürülen Vedat Erkmen’nin cenazesinin camiye götürülmesine, selasının okunmasına izin verilmedi. Cami imamı İl Müftülüğünün genelgesini ve talimatını gerekçe göstererek Vedat Erkmen’in cenazesini camiye kabul etmedi.

“Bir ölünün selasını okumamak camiye almamak hangi dine, kitaba, ahlaka sığar? “

Buradan hem İl Müftüsüne hem de cami imanına sormak istiyorum; bu yaptığınız hangi dine sığar, hangi kitapta geçer, hangi ahlaka sığar? Hangi insanlık değeri bir ölünün selasının okunmamasını kabul eder. Hangi din insanı bunu kabul eder. Bunu yapsa yapsa vahşi IŞİD çetesi yapar. Bu uygulamalar aslında IŞİD’İ aratmayacak düzeyde. IŞİD cenazelerine olan vahşeti aratmayacak düzeyde. İnsanlık dışı uygulamalardır.  Bunları asla kabul etmiyoruz!

90’lı yılların faili meçhul cinayetleri artık Adalet Bakanlığının kontrolündeki cezaevlerinde yaşanıyor. Faili meçhul cinayetlerin yerini cezaevlerinde mahpusların şüpheli ölümleri aldı. Bunlar asla bizler açısından kabul edilemez şeyler. Adalet Bakanını duyarlılığa, cezaevlerindeki bu ölümlere bir an önce dur demek için açıklama yapmaya davet ediyoruz. Cezaevlerindeki infaz sistemi bu iktidarın adım adım ördüğü bir sistem ve bu sistem artık ölüm üretiyor.

Düşman politikaları sonucu olarak iktidarın toplumu kışkırttığını biliyoruz. Irkçılığın teşvik edildiği, ırkçı söylemlerin arttığı bir dönemde, İzmir’de, 3 Suriyeli mülteci diri diri yakılarak hayatını kaybetti. Bu olanlar bu yapılanlar elbette insanlık dışı uygulamalardır. Failler hesap vermelidir. İktidar topluma karşı düşman dilinden bir an önce vazgeçmelidir.

“JİTEM’in iyi çocukları beraat ettirildi”

Bu iktidarın hak ihlalleri, yaptığı adaletsizlikler, hukuksuzluklar anlatmakla bitmez. Birkaç gün önce Umut Kitabevi dosyasında, delillere, kamuoyuna mal olan görüntülere rağmen sanıklar tam 16 yıl sonra beraat ettirildiler. Yine Cizre JİTEM dosyasında gözaltındaki 21 kişinin infazından sorumlu olan Cemal Temizöz ve diğer sanıkların beraat kararı Yargıtay tarafından onaylandı.

İktidara geldiğinden bu yana faili meçhul cinayetleri açığa çıkartacağını söyleyen AKP iktidarı yargılamaya başladığı JİTEM sanıklarını beraat ettirdi, teker teker dosyaların üzerini örttü, bu dosyalara bu katliamlara ve ölümlere ortak olduğunu ifade etti. Geldiğimiz aşamada AKP iktidarı derin devletin kendisi oldu, ülkeyi mafya ve çete ülkesi haline getirdi. Bu adaletsizliğe karşı HDP olarak bizlerin mücadelesi kesintisiz devam edecek. 26 Aralık’ta Urfa’da adaletsizliklere, cezaevlerindeki hak ihlallerine ve tecride dikkat çekmek için bir miting yapıyoruz. Bu mitinge Eş Genel Başkanımız Mithat Sancar katılacak. Adaletsizliğe karşı olan herkesi bu mitinge katılmaya davet ediyoruz.

29 Aralık’ta Eş Genel Başkanımız İzmir’de görülecek olan Deniz Poyraz duruşmasına katılacak. Buradan bütün kadınlara çağrımızdır. Deniz’in katillerinden hesap sormak için İzmir’de buluşma çağrısında bulunuyorum.”

Paylaşın

Merkez Bankası Rezervleri 6 Milyar Dolar Azaldı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından Haftalık Para ve Banka İstatistikleri yayımlandı. Buna göre, 17 Aralık’ta Merkez Bankası brüt döviz rezervleri 5 milyar 786 milyon dolar gerileyerek 78 milyar 367 milyon dolara düştü. Brüt döviz rezervleri, 10 Aralık’ta 84 milyar 153 milyon dolar seviyesindeydi.

Haber Merkezi / Söz konusu dönemde altın rezervleri, 230 milyon dolar azalarak 38 milyar 737 milyon dolardan 38 milyar 507 milyon dolara geriledi. Böylece Merkez Bankası’nın toplam rezervleri, 17 Aralık haftasında bir önceki haftaya kıyasla 6 milyar 17 milyon dolar azalışla 122 milyar 891 milyon dolardan 116 milyar 874 milyon dolara indi.

Ekonomistler Merkez Bankası’nın bu hafta da 7 milyar dolar civarında satış yaptığını tahmin ediyor. Merkez Bankası’nın swap miktarı ise 49,3 milyar dolar oldu. Yabancı merkez bankalarıyla yapılan swap anlaşmaları düşüldüğünde 17 Aralık itibarıyla Merkez Bankası’nın net rezervi -37,14 milyar dolar seviyesinde.

Öte yandan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı önlemlerin ardından kurların aşağı yönlü hareketi sürüyor. Dolar/TL, pazartesi günkü zirvesinden başlayan aşağı yönlü seyrine devam ederek 10,2520 ile 16 Kasım’dan bu yana en düşük seviyeyi görürken, 4 günlük düşüş yüzde 44’ü aştı. Euro da değer kaybederken 12,36 seviyesine düştü.

Paylaşın

Osman Kavala’nın Tutukluluk Halinin Devamına Karar Verildi

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından bin 514 gündür cezaevinde tutulan iş insanı Osman Kavala hakkında bugün dosya üzerinden aylık tutukluluk incelemesi yapıldı. Mahkeme, Kavala’nın tutukluluğunun oy çokluğuyla devamına karar verdi.

DW Türkçe’de yer alan habere göre; Birleştirilen Gezi Parkı ve Çarşı davalarının tek tutuklu sanığı Osman Kavala hakkında verilen kararın gerekçesinde “hukuki durumunda değişiklik olmaması” gösterildi. Bir üye hakim ise Kavala’nın tutukluluğunun ölçülü olmadığını belirterek tahliye edilmesi yönünde karşı oy kullandı.

Mahkeme heyeti değerlendirmesinde, Osman Kavala’nın avukatları Köksal Bayraktar, Deniz Tolga Aytöre ve İlkan Koyuncu tarafından 4 Kasım 2021’de tahliye ve duruşmalı olarak inceleme yapılması talebinde bulunulduğu, ancak bu taleplerin reddedilerek dosya üzerinden inceleme yapıldığı belirtildi.

Kararın gerekçesi

Kavala’nın tutukluluğunun oy çokluğuyla devamına karar veren heyet gerekçesini şöyle açıkladı: “Son tarihli değerlendirmeden bu yana hukuki durumda değişiklik olmaması gözetilerek sanık Mehmet Osman Kavala’ya isnat edilen suçun vasıf ve niteliği, yargılamanın geldiği aşama, dosyada bulunan HTS kayıtları, ve BAZ bilgileri üzerinde yapılan inceleme, dijital materyaller üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen raporlar, MASAK raporu dikkate alınarak müsnet suçlara ilişkin kuvvetli suç şüphesini gösterir somut delillerin bulunması, atılı suçların yasada öngörülen cezanın üst sınırı, adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı anlaşılmakla tutukluluk halinin devamına.”

Üye hakim tahliye yönünde görüş bildirdi

Karşı oy veren üye hakim ise gerekçesinde “Sanığın savunmasının alınmış olması, delillerin toplanmış olması, dosya kapsamı, dosyanın geldiği aşama, bu aşamadan sonra delil karartma ihtimalinin olmaması, sanığın tutuklulukta geçirdiği süre, tutukluluğun bir tedbir oluşu, tutuklulukta istenilen amaca adli kontrol tedbirlerinden bir veya birkaçının uygulanmasıyla ulaşılabileceği değerlendirilerek ölçülü olmayan tutukluluğunun devamı yönündeki çoğunluğun görüşüne katılmayarak, adli kontrolle tahliyesi görüşü ve kanaatindeyim” ifadelerini kullandı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi 26 Kasım’da görülen son duruşmasında da oy çokluğuyla Kavala’nın tutukluluk halinin devamına karar vermişti. Avukatlar tarafından bu karara yapılan itirazı ise İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 10 Aralık’ta reddedilmişti. Kavala’nın bir sonraki duruşması 17 Ocak’ta yapılacak. Osman Kavala, 1 Kasım 2017 tarihinden bu yana tutuklu bulunuyor.

Türkiye hakkında ara karar

Avrupa Konseyi’nin icra organı olan Bakanlar Komitesi, Aralık ayı başında Osman Kavala hakkındaki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararına uymadığı gerekçesiyle Türkiye’ye karşı “ihlal prosedürü” başlatacağı yönünde bir ara karar almıştı. Karara göre, Ankara’ya AİHM’nin Kavala kararını nasıl uygulayacağını belirtmesi için 19 Ocak’a kadar süre verilmişti.

Davalar birleştirilmişti

Gezi Parkı olaylarını “finanse” etmekle suçlanan Osman Kavala, İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde beraat etmiş, istinaf mahkemesi beraat kararını bozmuştu. İkinci kez yapılan yargılamada ise önce Kavala ve eski CIA danışmanı Henri Barkey’e İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan 15 Temmuz davası birleştirilmişti. Daha sonra Gezi ana davası 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 35 Çarşı üyesinin yargılandığı davayla birleştirilmişti.

Paylaşın

2022 Dünyanın En Sıcak Yıllarından Biri Olacak

Birleşik Krallık ulusal hava durumu servisi MetOffice tarafından yapılan araştırmanın sonuçlarına göre, gelecek yıl sıcaklıklar endüstri öncesi ortalamalarının 1,09 santigrat derece üzerinde gerçekleşecek. 

Kurumun uzun vadeli tahmin bölümü başkanı Adam Scaife, elde ettikleri sonuçların, sera gazlarının dünyayı artan bir oranda ısıttığını gösterdiğini kaydetti.

Ofisin tahmini, küresel iklimin “temel itici güçlerine” dayalı olarak hesaplanıyor, ancak iklimi soğutan büyük volkanik patlamalar gibi beklenmeyen olayları içermiyor.

2021’den daha sıcak değil

Ocak-Eylül 2021 verileri, Met Office’in 2021 tahmininin gerçek küresel ortalama sıcaklıktan yaklaşık 0,03 derece düştüğünü gösterdi. Ulusal hava durumu servisi, ortalama küresel sıcaklığın 2000-2020 yıllarında arasında 0,7 derece arttığını da kaydetti.

2022 yılının 1850-1900 ortalamalarının 1,96 derece üzerinde olsa da, hala Ocak-Eylül 2021’den daha soğuk olması bekleniyor.

Yeşil Gazete’nin haberine göre, Scaife, bunun temel olarak geçici bir soğutma etkisi olan “La Niña” hava olayı nedeniyle olduğunu söyledi.

Mahsul verimi yüzde 30 azalacak

Bloomberg’in yaptığı bir araştırmaya göre de sıcaklıklardaki söz konusu artış, küresel mahsul veriminin yaklaşık yüzde 30 düşmesine ve gıda talebinin hızla artmasına neden olabilir.

Aşırı ve değişken sıcaklıklar, insan sağlığını da doğrudan etkiliyor; felç ve miyokard enfarktüsünden ölüm oranını artırıyor.

Met Office’in iklim uzmanı Doug Smith de küresel ortalama sıcaklıktaki kabaca 2 derecelik bir artışın, dünya çapında önemli sıcaklık farklılıkları olduğu gerçeğini maskelediğini söylüyor.

Dünyada sıcaklık artışı

Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) Kasım ayında yayımladığı “Küresel İklimin Durumu 2021” raporuna göre, yoğun sıcak hava dalgaları ve yıkıcı seller gibi aşırı hava olayları şu anda dünyanın “yeni normali” oldu.

Çalışmaya göre, 2002’den sonraki 20 yıllık sıcaklık ortalaması, sanayi devri öncesine kıyasla 1 dereceyi aşma yolunda. Küresel deniz seviyeleri ve atmosferdeki sera gazı birikimi de 2021’de rekor düzeylere çıktı.

Sera gazı yoğunluğunun küresel sıcaklık üzerindeki etkisiyle Ocak-Eylül 2021 döneminde küresel sıcaklık artışı 1850-1900 dönemindeki ortalama sıcaklığa göre 1,09 dereceyi buldu.

Rapora göre, artan sıcaklıkların gezegen üzerindeki etkisi de artarken, dünya daha önce görülmemiş bir yere doğru gidiyor. Rapor, 2021 dahil son 7 yılın büyük ihtimalle kayıtlara geçen en sıcak dönem olacağını söylüyor.

Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) 12’ncisi yayımlanan Emisyon Raporu da sıcaklık ve emisyonlar konusunda diğer raporları destekliyor.

Rapor, karbon emisyonunun azaltılması yönündeki planların iklim krizinin tehlikeli boyutlarını önleyecek düzeyde olmadığını belirtirken bu yüzyıl sonunda küresel sıcaklık artışının 2,7 dereceyi bulabileceği ve bunun yıkıcı sonuçlar doğuracağı ifade ediliyor.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a: Milletten Niye Korkuyorsun? Getir Sandığı Koy

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Sandık gelecek. Söylüyorum, kardeşim en büyük hakem kim? En büyük hakem milletin kendisidir. Milletten niye korkuyorsun? Getir sandığı koy. Millet sana oy veriyorsa eyvallah, diyeceksin ki ‘Ey Kılıçdaroğlu, Bay Kemal bak gördün mü? Sandığı getirdim. Millet bana oy verdi’. Milletten korkulmaz.” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Adana Nakliyatçılar Sitesi’nde kamyon şoförleriyle buluştu.

Şoförlerle kahvaltı yapan Kılıçdaroğlu, onların sorunlarını ve taleplerini dinledi. Bir sorunu çözmek için sorunu yaşayanın dinlenilmesi gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, Ankara’da masa başında oturup bunun çözülemeyeceğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, özetle şunları söyledi:

“Bütün devletler rekabet içindedir. Her devlet gelişmek ister, büyümek ister, daha iyi imkanlara vatandaşının sahip olmasını ister. Devletlerin dış politikadaki görevi budur ama siz ekonominizi getirip yabancı bir ülkenin parasına endekslerseniz bu doğru değildir. Türk lirası yerde sürünemez. Türk lirası bizim itibarımızdır. Adı üstünde Türk lirası. Türk lirası faizini bile getirip dolara endekslerseniz bu olmaz” ifadesini kullandı.

“Devlet bilgiyle, adaletle, liyakatle yönetilir. Seçtiğiniz adamlar size kaybettiriyor. Yanlış yapıyorlarsa ders vermenin yolu demokrasilerde oydur. ‘Yanlış yapıyorsun, oy vermiyorum’ diyecek. Doğruyu yapıyorsa oy vermeye devam edin, ama yanlış yapıyorsa, başka bir yere sürüklüyorsa Türkiye’yi olmaz.

“Dolar baronlarının dışında kim zengin oldu Allah aşkına ya? ‘Beşli çete’… ‘Ne yapacaksınız?’ diyor bir arkadaşım. Şunu yapacağım, her biriniz emin olun, bir tarafa yazın. O avroyla, dolarla geçen bütün yolları kamulaştıracağım. Hepsi Türk lirası olacak. Kardeşim burası Avrupa Birliği mi avro yapıyorsun?

“Burası Amerika mı dolar yapıyorsun? Burası Türkiye Cumhuriyeti Devleti kardeşim. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’yse o geçtiğin yolun bedelini de Türk lirası olarak ödersin. Dolar artıyor, bu yol geçişi artıyor. Ben biliyorum, sizin kamyonları zorla oralardan geçiriyorlar parayı ödeyesiniz diye, çünkü garanti vermişler.

“Kimden alacak parayı? Altında Mercedes olan adamdan mı? Hayır. Kamyon şoförü buradan geçeceksin. ‘Geçmezsen yolunu keserim’ diyor. Talimatı kime vermişler? Trafik polisine. Ceza geliyor. Niye gelmesin ki ceza? Adam para kazanıyor. Sizin dayınız var mı, siyasetçi, arkanızda gücünüz var mı? Yok. ‘Efendim kamyonlarıma el koydular, bir türlü alamıyorum’. Alamazsın kardeşim.”

‘Biraz sabır’

“Bu memlekette kim ‘Ben sahipsizim’ diyorsa bu kardeşinize geliyor. Hiç kimse sahipsiz olmayacak. Devleti kuran Mustafa Kemal Atatürk demiş ki; ‘Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir’. Sizin kimseniz kim? Sahip çıkanınız kim? Parlamentoya gelip sizinle ilgili bir kanun görüşülürken, sizin yetkililerinizi parlamentoya davet ettiler mi? ‘Arkadaş biz kamyon şoförleriyle, tır şoförleriyle, otobüs şoförleriyle, minibüstür, taksidir…

“Ya bunlarla ilgili bir karar alacağız. Ne düşünüyorsunuz’ diye size sorun soran oldu mu? Yok. Nerede demokrasi? Benim hakkımda karar alıyorsun, benim haberim yok. Benimle ilgili zam yapıyorsun benim haberim yok. Nasıl olacak o zaman? Düzelteceğiz. Bu konuda hiç tereddüt etmeyin.

“Yalnız biraz sabır, biraz sabır. Mecburen biraz sabır. Sandık gelecek. Söylüyorum, kardeşim en büyük hakem kim? En büyük hakem milletin kendisidir. Milletten niye korkuyorsun? Getir sandığı koy. Millet sana oy veriyorsa eyvallah, diyeceksin ki ‘Ey Kılıçdaroğlu, Bay Kemal bak gördün mü? Sandığı getirdim. Millet bana oy verdi’. Milletten korkulmaz.”

Paylaşın