Zehirli Kimyasallar Soframızda

Yeni bir araştırmada 46 meyve ve 12 sebze türünde toplam 209 farklı pestisit kalıntısı bulundu. Dr. Alexis Temkin, pestisitlerin hormonal denge üzerindeki potansiyel etkilerine dikkat çekti.

ABD merkezli çevre sağlığı kuruluşu Environmental Working Group (EWG), meyve ve sebzelerdeki pestisit kalıntılarını mercek altına alan son çalışmasının sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Araştırma, özellikle çilek, ıspanak ve elma gibi yaygın tüketilen ürünlerde insan sağlığı açısından tehlikeli seviyelerde pestisit tespit edildiğini ortaya koydu.

ABD Tarım Bakanlığı (USDA) ile Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından toplanan on binlerce gıda örneği üzerinde yapılan incelemelerde, 46 meyve ve 12 sebze türünde toplam 209 farklı pestisit kalıntısı bulundu. Numunelerin yüzde 95’inde en az bir kimyasal izine rastlandı.

EWG verilerine göre çilek örneklerinde ortalama 7,8 farklı pestisit bulunurken, bazı numunelerde bu sayı 20’ye yaklaştı. Kanserojen etkileri olduğu bilinen karbendazim ile sinir sistemini etkileyen bifentrin maddeleri dikkat çekici seviyelerdeydi.

Nefes’te yer alan habere göre, Ispanak örneklerinde de benzer bir tabloya rastlandı: Ortalama 7 kimyasal kalıntı tespit edilirken, bazı numunelerde bu sayı 19’a kadar çıktı. Avrupa Birliği’nde yasaklı olan permetrin maddesi, ABD’deki ıspanaklarda sıkça görüldü ve bu maddenin sinir sistemi üzerinde tahrip edici etkileri olduğu vurgulandı.

Elmalarda ise difeminalin adlı, kan dolaşımı ve karaciğer sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olan bir kimyasala rastlandı.

Araştırmada aynı zamanda en az pestisit kalıntısı içeren ve bu yönüyle daha güvenli kabul edilen ürünler de açıklandı. Listenin başında avokado, mısır, ananas, soğan, bezelye ve mantar gibi ürünler yer aldı.

EWG’nin kıdemli toksikoloji uzmanı Dr. Alexis Temkin, pestisitlerin hormonal denge üzerindeki potansiyel etkilerine dikkat çekerek, tüketicilerin mümkün olduğunca organik ürünlere yönelmesini, meyve ve sebzeleri dikkatlice yıkamasını ve kabuklu olanların soyulmasını tavsiye etti.

Paylaşın

Türkiye’de Evlenmenin Ortalama Maliyeti 1 Milyon Lira

Düğün organizasyonu, gelin ve damatlık, nişan yüzüğü, beyaz eşya, yatak odası ve oturma odası, küçük ev aletleri, çeyiz paketleri vesaire derken evlenmenin maliyeti 1 milyon lirayı aşıyor.

Türkiye’de yılda ortalama 550 bin çift evlenirken, yükselen maliyetler nedeniyle düğün yapmak her geçen gün daha da zorlaşıyor.

Fotoğraf çekimlerinden düğün salonu kiralarına, takılardan ikramlara kadar toplam harcama 1 milyon TL’yi aşıyor. Sadece fotoğraf ve albüm hizmetleri için ödenen tutar 35 bin TL’den başlarken, davetli sayısı arttıkça bu rakam katlanıyor.

Ekonomim’in haberine göre; yükselen düğün giderlerine karşı Afyonkarahisar Valiliği dikkat çekici bir karar aldı. Yeni uygulamaya göre, kentte yapılacak düğünlerde geline yalnızca dört bilezik, iki yüzük ve bir çift küpe takılmasına izin verilecek.

Ayrıca gelin ve damada birden fazla kıyafet alınamayacak, “dürü” adı altında hediyelik dağıtılmayacak, hamam organizasyonları yapılmayacak ve üç gece süren düğünler bir geceyle sınırlandırılacak. Misafirlere ikram da sadece bir günle sınırlı olacak.

İstanbul’da düğün salonu kiraları 5 saat için 500 bin TL’ye kadar çıkarken, bu nedenle daha ekonomik bir alternatif olarak mesire alanları tercih ediliyor. Şile’deki bir mesire alanında 50 kişilik pasta ve içecekli organizasyonun fiyatı 200 bin TL’den başlarken, fotoğraf ve video çekimi bu fiyata dahil edilmiyor.

İstanbul’un Zeytinburnu ilçesinde açık ve stüdyo çekimi dahil ortalama düğün fotoğrafı paketi 35-40 bin TL iken, Etiler gibi lüks semtlerde bu rakam 100 bin TL’yi buluyor. Fotoğrafların dijital teslimi için ekstra 10 bin TL talep edilebiliyor.

Maliyetleri düşürmek isteyen bazı çiftler, sosyal medyada yayılan “düşük bütçeyle evlilik” akımına katılarak, bijuteri takılarla ve beyaz elbiselerle sade düğünler yapmayı tercih ediyor. Bu yaklaşım sayesinde toplam harcamalarını 2 bin TL gibi düşük bir seviyeye indiren gelinler de bulunuyor.

Öte yandan Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği, halka açık alanlarda yapılan müzik yayınları için telif ücreti talep etmeye başladı. Düğün başına 65 TL olarak belirlenen telif bedeli, yıllık bazda salon işletmecilerinden 6 bin 500 TL olarak tahsil edilecek.

Artan düğün maliyetleri karşısında bazı illerde kamu otoriteleri tasarruf tedbirleri devreye alırken, çiftler de bütçelerine uygun çözüm arayışlarına yöneliyor.

Paylaşın

Şam Yönetiminden Silahlı Gruplara 10 Gün Süre

18 Kasra çağrıya uymayan gruplara karşı önlemler alınacağını söyledi.

Orduya katılmaya çağrılan grupların isimleri sayılmadı ancak uyarının ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) kapsamadığı tahmin ediliyor.

Suriye Savunma Bakanlığı ülkedeki silahlı grupları 10 gün içinde merkezi orduya katılmaya çağırdı. Şam yönetiminin silahlı gruplarıtek çatı altında toplamaya çalıştığını hatırlatan Savunma Bakanı Ebu Kasra, entegrasyon süreci dışında “kalan küçük askeri grupları en fazla 10 gün içinde bakanlığa katılmaları” yönünde uyardı.

Kasra çağrıya uymayan gruplara karşı önlemler alınacağını söyledi ancak bunun ne tür adımlar içereceğine dair detay vermedi. Duyuruda orduya katılmaya çağrılan grupların isimleri de sayılmadı ancak uyarının ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) kapsamadığı tahmin ediliyor.

SDG komutanı Mazlum Abdi ve geçici Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara 10 Mart’ta Suriye’nin kuzeydoğusundaki tüm sivil ve askeri kurumların merkezi yönetime entegre edilmesini öngören bir anlaşma imzalamıştı. Taraflar arasında müzakerelerin yıl sonuna kadar tamamlanması hedefleniyor. SDG bünyesinde 30 bin savaşçı olduğu tahmin ediliyor. Türkiye SDG’nin omurgasını oluşturan Halk Savunma Birlikleri’ni (YPG) PKK’nın Suriye kolu olarak görüyor ve terör örgütü sayıyor.

Geçen hafta ABD Başkanı Donald Trump ile görüşerek önemli bir diplomatik kazanım elde eden Şara ülke genelinde hakimiyetini pekiştirmeye çalışıyor. Şara’nın geçmişte lideri olduğu Heyet Tahrir Şam örgütünün üyeleri Savunma Bakanlığı çatısına girdi. Güneyde Dera ilindeki silahlı muhalifler ile kuzeyde Türkiye destekli muhalif güçler de merkezi orduya katıldı.

Ancak devlet kontrolü dışında hâlâ çok sayıda silahlı grup bulunuyor. Mart ayında devrik lider Beşar Esad’a sadık silahlı Alevi gruplarla Sünni militanlar arasındaki çatışmalarda aralarında çok sayıda sivilin de olduğu binden fazla kişi yaşamını yitirmişti. Geçen ay da Dürzi topluluğun yaşadığı bölgelerde çıkan çatışmada 100’den fazla kişi öldü.

100 bin kayıp kişiyi bulmak için komisyon

Bu arada Şam yönetimi Esad döneminde işlenen suçları araştırmak ve akıbeti bilinmeyen binlerce kayıp kişiyi bulmak üzere bir komisyon kurdu. Suriye’de iç savaş yıllarında 100 binden fazla kişi kayboldu. Komisyonun IŞİD gibi Esad rejimi dışındaki güçlerin işlediği suçları araştırıp araştırmayacağı ise belirtilmedi. Birleşmiş Milletler, komisyon kurulmasını memnuniyetle karşıladığını bildirdi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Süper Lig’de Şampiyon Galatasaray

Süper Lig’in 37. hafta maçında Galatasaray ile Kayserispor, Ali Sami Yen Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Karşılaşmadan 3 – 0 galip ayrılan Galatasaray, 25. şampiyonluğuna uzandı.

Haber Merkezi / Hakem Ali Şansalan’ın yönettiği karşılaşmada Galatasaray’ın gollerini 26. dakikada Victor Osimhen, 29. dakikada Barış Alper Yılmaz ve 89. dakikada Fernando Muslera kaydetti.

Galatasaray, bu galibiyet ile puanını 86’ya çıkardı. Kayserispor ise 44 puanda kaldı.

Galatasaray, 5. yıldızı takan ilk takım olarak tarihe geçti. Galatasaray, her beş şampiyonlukta bir yıldız verilen sisteme 2000 – 2001 sezonunda geçildiğinde ezeli rakibi Fenerbahçe ile beraber iki yıldız takmıştı.

Bir sezon sonra 15. şampiyonluğuna erişen Sarı-Kırmızılılar, üçüncü yıldızı takan ilk takım olmuştu. Benzer şekilde Galatasaray, 2014 – 2015 sezonu şampiyonluğuyla da dördüncü yıldızı takan ilk takım olmuştu.

26. dakikada Sara’nın sağ taraftan kullandığı kornerde altıpas çizgisi üzerinde Osimhen’in kafa vuruşunda top ağlarla buluştu. 1-0

29. dakikada Kayserispor’un kendi yarı sahasından kullandığı serbest vuruşta gönderilen hatalı hava topunu Torreira, kafayla ceza yayı çizgisi üzerinde olan Barış Alper’e aktardı. Bu oyuncunun penaltı noktasının gerisinden müsait pozisyonda yaptığı vuruşta meşin yuvarlak filelere gitti. 2-0

85. dakikada sol kanatta Osimhen’in verdiği pasla ceza sahasında topla buluşan Morata, kaleci Bilal Bayazit’in müdahalesiyle yerde kaldı. Hakem Ali Şansalan, VAR uyarısı sonrası pozisyonu izledikten sonra beyaz noktayı gösterdi.

89. dakikada penaltı atışını kullanmak için beyaz noktaya gelen kaleci Fernando Muslera, meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 3-0

Stat: Ali Sami Yen

Hakemler: Ali Şansalan, Volkan Ahmet Narinç, Mehmet Kısal

Galatasaray: Fernando Muslera, Roland Sallai (Przemyslaw Frankowski dk. 71), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı (Kaan Ayhan dk. 71), Eren Elmalı, Lucas Torreira, Mario Lemina (Berkan Kutlu dk. 82), Gabriel Sara (Alvaro Morata dk. 63), Yunus Akgün, Barış Alper Yılmaz (Dries Mertens dk. 81), Victor Osimhen

Kayserispor: Bilal Bayazit, Gökhan Sazdağı (Carlos Mane dk. 66), Majid Hosseini, Joseph Attamah (Mehmet Eray Özbek dk. 75), Lionel Carole (Hasan Ali Kaldırım dk. 75), Ali Karimi (Baran Ali Gezek dk. 46), Kartal Kayra Yılmaz, Ramazan Civelek, Mehdi Bourabia (Julian Jeanvier dk. 66), Miguel Cardoso, Duckens Nazon

Goller: Victor Osimhen (dk. 26), Barış Alper Yılmaz (dk. 29), Fernando Muslera (dk. 89 pen.) (Galatasaray)

Paylaşın

Süper Lig: Fenerbahçe Zirve Takibini Sürdürdü

Süper Lig’in 36. hafta maçında Fenerbahçe ile Eyüpspor, Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Ozan Ergün’ün yönettiği karşılaşmadan Fenerbahçe, 2 – 1 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Fenerbahçe’nin gollerini 32. dakikada Youssef En-Nesyri ile 84. dakikada Edin Dzeko, Eyüpspor’un tek golünü ise 90+4. dakikada Umut Meraş kaydetti.

Fenerbahçe, bu galibiyet ile puanını 81’e çıkardı. Eyüpspor ise 50 puanda kaldı.

Fenerbahçe, Trendyol Süper Lig’in 37. haftasında Hatayspor’a konuk olacak. Eyüpspor ise evinde Antalyaspor’u ağırlayacak.

32. dakikada sağ kanattan ceza sahasına giren Fred, pasını solundaki Tadic’e çıkardı. Tadic’in kale önüne çevirdiği topa altıpas içinde kafayla dokunan En-Nesyri, meşin yuvarlağı köşeden ağlarla buluşturdu. 1-0

84. dakikada Tadic’in pasında topla buluşan Dzeko, rakibini geçerek ceza sahasına girip sol çaprazdan yaptığı vuruşta meşin yuvarlak kaleci Berke Özer’in üzerinden ağlara gitti. 2-0

90+4. dakikada sağ taraftan Caner Erkin’in yaptığı ortada altıpas üzerinde Emre Akbaba’nın kafa vuruşunda kaleci Livakovic meşin yuvarlağı kurtardı. Pozisyonun devamında altıpas üzerinde topu önünde bulan Umut Meraş, boş kaleye yaptığı vuruşta meşin yuvarlağı filelere gönderdi. 2-1

Stat: Şükrü Saraçoğlu

Hakemler: Ozan Ergün, Bersan Duran, Samet Çiçek

Fenerbahçe: Livakovic, Mert Müldür, Skriniar, Djiku, Kostic, Fred, Szymanski (Dk. 79 Levent Mercan), Oğuz Aydın (Dk. 70 Osayi-Samuel), Talisca (Dk. 88 Yusuf Akçiçek), Tadic (Dk. 88 Burak Kapacak), En-Nesyri (Dk. 70 Dzeko)

Eyüpspor: Berke Özer, Tayfur Bingöl, Robin Yalçın (Dk. 63 Vezo), Claro, Umut Meraş, Stepanenko, Ampem, Yalçın Kayan (Dk. 87 Hamza Akman), Emre Mor (Dk. 63 Emre Akbaba), Umut Bozok, Thiam (Dk. 73 Caner Erkin)

Goller: Dk. 32 En-Nesyri, Dk. 84 Dzeko (Fenerbahçe), Dk. 90+4 Umut Meraş (Eyüpspor)

Paylaşın

Süper Lig: Beşiktaş, Bir Puana Razı Oldu

Süper Lig’in 36. hafta maçında Alanyaspor ile Beşiktaş, Alanya Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Mehmet Türkmen’in yönettiği karşılaşma 1 – 1 eşitlikle sona erdi.

Haber Merkezi / Beşiktaş’ın golünü 73. dakikada Rafa Silva, Alanyaspor’un golünü ise 40. dakikada Hwang kaydetti.

Beşiktaş, bu sonuçla puanını 59’a, Alanyaspor ise puanını 39’a yükseltti.

40. dakikada sağ kanattan Hadergjonaj’ın ceza sahasına yaptığı ortada Yusuf Özdemir’in kafayla indirdiği topu kontrol eden Hwang, sağ çaprazdan düzgün bir vuruşla filelere gönderdi. 1-0

73. dakikada sol kanattan Muçi’nin ceza sahası içine ortasında Rafa Silva keleci Ertuğrul’un solundan meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 1-1

Stat: Alanya

Hakemler: Mehmet Türkmen, İbrahim Çağlar Uyarcan, Esat Sancaktar

Alanyaspor: Ertuğrul Taşkıran, Fatih Aksoy, Aliti, Lima, Hadergjonaj, Richard (Makouta dk. 77), Janvier, Yusuf Özdemir, Cordova (Enes Keskin dk. 85), Hwang (Vilhena dk. 77), Sporar (Arda Usluoğlu dk. 90+3)

Beşiktaş: Mert Günok, Svensson, Paulista, Uduokhai, Masuaku, Hadziahmetovic, Joao Mario, Rashica (Arroyo dk. 64), Rafa Silva, Mustafa Hekimoğlu (Muçi dk. 46), Immobile (Semih Kılıçsoy dk. 64)

Goller: Hwang (dk. 40) (Alanyaspor), Rafa Silva (dk. 73)

Paylaşın

Türkiye’de Çocuklar Telefondan Uzak Kalamıyor

Türkiye’deki 15 yaş grubundaki çocukların yüzde 29,6’sı, yani neredeyse üçte biri telefonsuz kaldığında gerginlik veya endişe yaşıyor. Türkiye’yi yüzde 29,2 ile Slovakya, yüzde 28,7 ile Polonya takip ediyor.

Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü (OECD), 45 ülkeye ait verilerin karşılaştırıldığı yeni bir raporla çocukların dijital dünyadaki varlığını mercek altına aldı. “Dijital Çağda Çocukların Hayatı Nasıl?” başlıklı araştırma, özellikle 15 yaş grubundaki çocukların teknolojiyle ilişkisini gözler önüne serdi.

Rapora göre OECD ülkelerinde 15 yaşındaki çocukların yüzde 98’i akıllı telefona sahip. Ancak bu yüksek oranda teknoloji erişimi, bazı riskleri de beraberinde getiriyor.

Araştırmanın temelini, 2022 PISA verileri oluşturdu. Bulgulara göre, dijital cihazlara erişim kesildiğinde kendini huzursuz hisseden çocukların sayısının en yüksek olduğu ülkenin Türkiye olduğu belirtildi. Türkiye’deki 15 yaş grubundaki çocukların yüzde 29,6’sı, yani neredeyse üçte biri telefonsuz kaldığında gerginlik veya endişe yaşadığını belirtti.

Türkiye’yi yüzde 29,2 ile Slovakya, yüzde 28,7 ile Polonya takip ederken; listenin sonunda yüzde 10 ile Güney Kore yer aldı. Araştırmanın kapsadığı tüm ülkeler ortalamasında ise bu oran yüzde 17 düzeyinde ölçüldü.

Rapor, yalnızca dijital bağımlılıkla sınırlı değil. Araştırmada yer alan verilere göre, 15 yaşındaki öğrencilerin yüzde 5’i gizliliklerini korumak için dijital ayarları kolaylıkla değiştirebildiğini söylüyor. Ancak aynı yaş grubunun yüzde 27,6’sı sosyal medya platformlarında gerçek dışı ya da gerçeğe aykırı bilgiler paylaştığını kabul ediyor.

Buna ek olarak, siber zorbalığın OECD ülkelerinin tamamında yükselişte olduğu ve internet başında geçirilen uzun sürelerin çocukların bilişsel ve sosyo-duygusal gelişimini olumsuz etkilediği de vurgulanıyor.

Araştırma sonuçlarını değerlendiren OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann, çocukların dijital dünyada güvenli şekilde var olabilmesi için çok yönlü bir yaklaşım gerektiğine dikkati çekerek, “Çocukların dijital dünyada gezinirken korunması ve desteklenmesi için tüm paydaşların birlikte çalışması çok önemli. Riskler çevrimiçi ve çevrimdışı dünyada genellikle birbirini besliyor. Bu nedenle çocukların fiziksel dünyadaki durumları da göz önünde bulundurulmalı” ifadelerini kullandı.

Raporda ayrıca, dijital medyanın bilinçli kullanımı, çocukların dijital okuryazarlığının artırılması ve risklerin azaltılmasına yönelik politika önerilerine yer verildi.

(Kaynaak: DW Türkçe)

Paylaşın

Rusya Ve Ukrayna Esir Takasında Anlaştı

İstanbul’da görüşen Rusya ve Ukrayna’dan yetkililer, 1000’er savaş esirinin takas edilmesi konusunda anlaştılar. Bu, savaşın başlamasından bu yana yapılan en büyük takas olacak.

Ukrayna Savunma Bakanı Rüstem Umerov, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde yapılan görüşme sonrasında gazetecilere yaptığı açıklamada, Rus heyeti ile “1000 kişiye karşılık 1000 kişinin takas edilmesi konusunda” anlaştıklarını söyledi.

Görüşmede ayrıca liderler düzeyinde olası bir toplantının da ele alındığını duyuran Umerov, “Şimdi esir takası yapmaya ihtiyacımız var. Yakında bir sonraki aşamanın ne olduğunu size bildireceğiz” dedi.

Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesinden bu yana Moskova ve Kiev arasında yapılan ilk doğrudan görüşmeler cuma günü iki saatten kısa bir süre sonra İstanbul’da sona erdi.

30 günlük ateşkes konusunda bir anlaşmaya varılamazken, Moskova’nın işgal ettiği dört bölgeden Kiev’in çekilmesini talep ettiği bildirildi. Ukrayna medyası bu dört bölgenin Donetsk, Luhansk, Zaporizhzhia ve Herson olduğunu ve Rusya’nın hiçbirini tam olarak kontrol etmediğini yazdı.

Diğer yandan, iki taraf da 1000’er savaş esirinin takas edilmesi konusunda anlaştı. Bu, savaşın başlamasından bu yana yapılan en büyük takas olacak.

Ukrayna Savunma Bakanı Rüstem Umerov, görüşme sonrasında gazetecilere yaptığı açıklamada, Rus heyeti ile “1000 kişiye karşılık 1000 kişinin takas edilmesi konusunda” anlaştıklarını söyledi.

Görüşmede ayrıca liderler düzeyinde olası bir toplantının da ele alındığını duyuran Umerov, “Şimdi esir takası yapmaya ihtiyacımız var. Yakında bir sonraki aşamanın ne olduğunu size bildireceğiz” dedi.

Ayrıca Dışişleri Bakanı Hakan Fidan her iki tarafın da tekrar bir araya gelme konusunda “prensipte” anlaştığını söyledi.

Bu noktaya nasıl gelindi?

Putin’in günlerdir İstanbul’da yapılması planlanan görüşmelere katılıp katılmayacağı merak ediliyordu.

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’dan Körfez ülkeleri gezisinin ikinci durağı Katar’a geçerken uçakta konuşan Trump “Benim orada olmamı tercih edeceğini biliyorum ve bu da bir ihtimal. Savaşı sona erdirebilirsek, bunu düşüneceğim” demişti.

Reuters’ın aktardığına göre Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva da 14 Mayıs Çarşamba günü Putin’i arayarak Türkiye’ye gitmesini istedi. Fakat bu çağrılar karşılık bulmadı.

Trump, Rusya ve Ukrayna arasında 30 günlük bir ateşkes istiyor ve Ukrayna lideri Volodimir Zelenskiy de buna destek veriyor. Ancak Putin önce görüşmelerin başlamasını istediğini ve bu müzakerelerde ateşkesin ele alınabileceğini söylemişti.

Rus lider 11 Mayıs Pazar günü Ukrayna’yla İstanbul’da “herhangi bir önkoşul olmadan” doğrudan görüşme yapılmasını önermişti. Ancak Putin bu açıklamasında görüşmelerde ülkesini kimin temsil edeceğini söylememişti.

Zelenskiy ise sadece Putin’in katılması halinde görüşmelerde yer alacağını açıklamıştı. Zelenskiy ve Putin yalnızca Kasım 2019’da Paris’te yüz yüze görüşmüştü.

İki ülke arasındaki son doğrudan diyalog ise Mart 2022’de, Rusya’nın Ukrayna’yı işgale başlamasından haftalar sonra İstanbul’da gerçekleşmişti.

Paylaşın

Babacan’dan “Yeni Anayasa” Yorumu: Erdoğan, Referandum Riskini Göze Alamaz

Erdoğan’ın “400 milletvekili” çıkışını yorumlayan DEVA Partisi Lideri Ali Babacan, Erdoğan’ın referandum riskini göze alamadığını, bu nedenle parlamentoda sayı arayışına yöneldiğini öne sürdü.

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA Partisi) Genel Başkanı Ali Babacan, Halk TV’de İsmail Küçükkaya’nın sunduğu Yeni Bir Sabah programında gündeme dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Babacan, yeni Anayasa, PKK’nın fesih açıklaması, çatışma çözümünün dünyadaki örnekleri, yüksek enflasyon ve konularında açıklamalarda bulundu:

“Bahçeli’nin konuşmasını yaptığı günün akşamında olağanüstü bir toplantı yaptım. İlgili bütün arkadaşlarla bir araya geldik Genel Merkezde. Ve dedim ki ‘Bakın bu çok önemli, yeni bir şey başlıyor.’ Hemen o gün akşam… Çünkü metni okuyunca baktım ki metinde bir sürü kilit cümleler var. Şimdi bir meseleyi bilirseniz siz orada ciddiyetini anlarsınız. Puzzle’ın parçaları gibi düşünün, 1000 parçalı puzzle… Ama 50 parçasını gördüğümüz anda biz dedik ‘Tamam nereye gideceği belli bu işin.’ Dolayısıyla hemen analizini yaptık ve derhal bir basın toplantısında dedik ki ‘Biz elimizi taşın altına koymaya hazırız.’ Bu çözüm süreci ya da adına ne diyeceksek ‘%5 ihtimalle bile başarıya ulaşsa biz o %5 ihtimali bile gider destekleriz’ dedik. Kesin duruşumuzu ortaya koyduk.

Kürt vatandaşlarımızın temel hak ve özgürlükleriyle ilgili ayrı bir çalışma hattı gerekiyor. Bu da Bahçeli’nin konuşmalarında var. Bundan da biz bir şey derledik, baktık. Aslında orada da hükümetin ya da diyelim ki devletin ilgili birimlerinin o konuda da belli ki hazırlığı var. Yani Sayın Bahçeli’nin önünde iki tane dosya duruyor. Bir, terör örgütünü feshetme, bitirme, terörsüz Türkiye ama ikincisi de hak ve özgürlük dosyası. Hatta arkadaşlarımız hem MHP’den insanlarla, hatta Sayın Bahçeli’yle de bir arkadaşımızın teması oldu bu konuda.

DEVA Partisi kuruldu kurulalı diyorduk ki ‘Bakın terör örgütüyle mücadele ayrı bir hatta yürümeli, hak ve özgürlük meselesi ayrı bir hatta yürümeli. Bu iki hat birbirine karışmamalı. Bunlar aynı masada pazarlık konusu edilmemeli’ diyorduk. Yani kendi vatandaşlarımızın hak ve özgürlüğü ise bunu herhangi bir örgütle falan bunun pazarlık edilmesi yanlış bir şey. Zaten bir önceki çözüm sürecinin sıkıntıya girmesinin sebebi olarak da biz bunu söylüyorduk. Benim defalarca açıklamam var bu konularda.

Filipinler’in Dışişleri Bakanı geldi benden güney adalarına yerleşmiş bir terör örgütü ile ilgili yardım istedi. Dedi ki ‘Biz bu terör örgütü ile bir şekilde bu işleri konuşmak istiyoruz.’ Dışişleri Bakanı’yken… ‘Bunlar size güveniyor, Türkiye’ye güveniyor’ dedi. ‘Ama kimse duymasın. Çünkü biz hükümet olarak zora düşeriz’ dedi. Siz bize yardım edebilir misiniz? ‘Derhal’ dedik. Kolları sıvadık. Çalışmaya başladık. Filipinler’in güney adalarında yaşayan Müslüman nüfus var. Baskı altında. Yani haklarını yaşayamıyorlar. Sıkıntıları var. Onlar da artık örgütleşmişler. Biz de hakkımızı silahla arayacağız diye başlamışlar. Silahlı eylem yapıyorlar. Sistemi kurduk. Çalıştırdık. Bugün itibariyle Filipinler’de terör diye bir şey kalmadı. Güney adalarında yaşayan Müslüman nüfus dini haklarını, ibadet haklarını tam rahat bir şekilde yaşıyor. Ve kazan kazan sonucu elde edildi bugün Filipinler’de. Ama o kadar detayı var ki bu işin. Yani ben şimdi iki dakikada bunu özetliyorum. Sayfalar dolusu sayfalar dolusu plan, hazırlık.”

PKK’nın fesih açıklamasındaki sorunlara işaret eden Babacan, “Orada ben bazı tehlikeler sezdim. Dikkat edilmesi gerekir. İktidara diyorum ki, ‘Bak bunlara dikkat edin. Bu iş büyümeden bir şekilde yönetin.’ Bir de tabii şu da dikkat edilmesi gereken bir konu; yani devletin birimleri bu işi yakından takip ediyor değil mi? Yani MİT başta olmak üzere. Yani aylarca süren bir çalışma var, bir hazırlık var. Bu çalışmada, bu hazırlıkta, böylesine kontrolsüz bir açıklamanın oradan çıkmasıyla ilgili devlet birimleri bunu nasıl gözden kaçırdı? Ona da şöyle kocaman bir soru işareti de koymak lazım.

Yani bu kadar dikkat edilen Öcalan’ın o 27 Şubat açıklamasıyla ilgili böyle didik didik nokta nokta ince ince çalışılan bir konu adeta nakış işler gibi bir çalışma var. 27 Şubat’a göre. Bu nasıl girmiş oraya? Bu böyle apar topar hababam işi bir şey olmuş bu açıklama. Yani dolayısıyla bunu bir devletin ilgili birimlerinin biraz daha dikkatli olması lazım. Bu bizim uyarımızdır, memleketimize uyarıdır. Yoksa PKK’nın kendini feshi tabii ki önemlidir. Tarihi bir meseledir. Bakın bunun altını çiziyorum. Tarihi bir meseledir” dedi.

“Türkiye’nin önünde korkunç bir fırsat penceresi var”

Hukuk ve ekonomi arasındaki ilişkiye dikkat çeken Babacan, şu ifadeleri kullandı: “Şu anda Türkiye’nin önünde korkunç bir fırsat penceresi açılıyor. Biz bu terör sorunumuzu inşallah ümit ediyoruz ki çözeriz. Vatandaşlarımızın temel hak ve özgürlükle ilgili sorunlarımızı da çözmek için ne gerekiyorsa her türlü desteği veririz bakın DEVA Partisi olarak. Her türlü desteği veririz. Dünyada nasıl bir zamanlar 2008-2009 krizinden sonra ekonomide parlayan bir yıldız haline geldiysek, şu anda Türkiye’nin demokraside ve hukukta da parlayan bir yıldız haline gelmesiyle ilgili koskoca bir fırsat penceresi açılmış durumda.

Yapılması gereken nedir bakın. Şu AİHM kararları var ya uygulanmayan, hemen uygulanması… Osman Kavala, Can Atalay… Kendi AYM kararlarımız var uygulanmayan, bunların derhal uygulanması… Bu siyasi operasyonların derhal sona erdirilmesi. Yani Sayın Erdoğan’ın siyasi rakip gördüğü kim var kim yoksa bir operasyon düzenliyor, düzenletiyor. Bunların derhal sona ermesi. Ve böylece dünyanın demokraside ve hukukta gerilediği bir dönemde Türkiye’nin yeniden bir parlayan yıldız olarak ortaya çıkması. Büyük bir fırsat var.”

Hukuk devletini iyi çalıştıran, ekonomide mantıklı işler yapan bir Türkiye olsa inanın dünyada ilk üçe girer Türkiye. Niye girer? Bakın çok basit. Toplam diplomatik misyon sayısında zaten ilk üçteyiz. Bugün Amerika ve Çin’den sonra en çok büyük elçilik ve başkonsolosluğa sahip olan ülke Türkiye. Türk Hava Yolları 128 ülkeye uçuyor. Niye? Çünkü Türkiye’nin doğal bir pozisyonu var burada. Sadece Türkiye’nin bu doğal pozisyonunun potansiyelinin önünü açmak… Yani barajın arkası su dolu. Ağzına kadar dolu. O barajın kapağını açıyorsunuz ve potansiyel atıyor. Türkiye böyle bir ülke. Onun için ben üzülüyorum. Bu potansiyeli gerçekleştiremediğimiz için üzülüyorum.”

Sayın Erdoğan’ın maalesef dar bakışı ve tamamen kendi ikbaliyle ilgili o zihin dünyası Türkiye’nin önüne koca bir set çekmiş durumda. Ben bakın burada da söyledim. ‘Erdoğan’a tavsiyem bırakıp Türkiye’nin, demokrasinin önünü açmasıdır’ dedim. Bu gerçekten samimi bir dost tavsiyesi. Ülke için tavsiye. Şimdi 22 sene sonra bu ülkenin gücünü elinde tutmak, tek yetki olarak yönetmek güç zehirlenmesine yol açıyor. Bu tarihi bir gerçek. Merkel niye bıraktı? Merkel istese bir beş sene daha rahatlığında Başbakan olamaz mıydı? Olurdu. Niye bıraktı? Çünkü ‘Artık zaman doldu’ dedi. ‘Ben ne kadar da başarılı olsam, Avrupa’nın ne kadar da en önemli lideri olsam artık zaman doldu’ dedi. ‘Bundan sonra ben bile yoldan çıkabilirim’ dedi.”

“Hukuk olmadan yatırım olmaz

“İmamoğlu, Özdağ, Demirtaş ve Kavala’nın tutukluluklarına dikkat çeken Babacan, hukuk olmadan ekonominin olmayacağının altını çizdi. Babacan, şu ifadeleri kullandı: “Türkiye şu anda milli gelirini çoktan 25 bin dolara çıkartması gerekiyordu. Bakın 12 bin 500 dolara çıkarttık. 25 bin dolar hedef koyduk. 2023’te 13 binde kaldı. Büyük potansiyeli gerçekleştiremiyor. Hukuk olmadığı için, demokrasi iyi çalışmadığı için o büyük potansiyeli Türkiye’nin işlemiyor şu anda.

Avrupa’nın şimdi çok büyük bir savunma sanayi pazarı oluşuyor. O savunma sanayi pazarına üretim yapacak insanların öncelikle güvenmesi lazım bu ülkeye. Benim hukuki güvenliğim olması lazım. Bunca yatırım yapacağım, ihracat yapacağım büyük pazar var ama Türkiye’ye yatırım yaptığında acaba bir gün birileri çöker mi? Bir gün olmadık bir vergi cezası gelir mi? Bir gün ülke yönetenler bana şöyle bir yan bakar. Taleplerde bulunurlar. Ben de yapamazsam acaba teslim elden gider mi diye korkuyor insanlar. Yatırım olmayınca ihracat artmaz. Mutlaka yatırım lazım. Yatırım için de hukuk lazım. Hukuk buradayken yatırım olmaz.

Ben bu ülkenin şu anda Cumhurbaşkanı olsam, inanın 10 tane sağlam, düzgün insanı, dürüst ve iyi insanı ekonominin başına koyarım. Derim ki ‘Arkadaş hemen ekibinizi değiştirin.’ Ve haftada sadece iki kere, ikişer saatlik toplantıyla zaten ekonomiyi ayağa kaldırırım. İnanın o kadar basit. Ama ondan sonra dönerim vaktimi hukuk ve adalet sistemini ayağa kaldırmaya harcarım. Çöken eğitim sistemini ayağa kaldırmaya çalıştım. Çünkü ekonomide bir yandan saçmalıklar, tamamen rasyonalite dışı işler bunları toparlarken, öbür taraftan da hukuk, adalet, eğitim, demokrasi zeminini güçlendirdim. Ve Türkiye hemen ayağa kalkar ya. İnanın 6 ayda kurumlar şöyle bir kendine gelir. 1 ayda kurumlar düzelir ama, 6 ayda sistem tıkır tıkır işlemeye başlar. En geç 2 sene sonra enflasyon tekrar ülkede tek haneye iner ve orada kalır.”

İmamoğlu’nun tutukluluk sürecini de değerlendiren Babacan, “Yanlış olan şu ki dört meseleyi eğer siz paketleyip 12 saat içerisinde bir operasyonla uygulamaya geçiriyorsanız bu yanlış. Hangi dört mesele? Diploma meselesi. Büyükşehirle ilgili yolsuzluk iddiaları, CHP’nin kurultayıyla ilgili o şaibeler ve terör iş birliği bu yerel seçimlerdeki kent uzlaşışı… Şimdi dört ayrı konu, dört ayrı hatta yürümesi gereken konu, ayrı zamanlarında doğal akması gereken konuyu eğer paketleyip de 12 saat içerisinde akşam diploma iptal, sabah gözaltı, tutuklama o zaman bunun usul açısından baktığımızda bu siyasi bir operasyon olarak görüyoruz biz bunu. Usul açısından baktığımızda… Esaslarına inilmeden ne olduğunu bilmemiz zor. Şöyledir böyledir dememiz de zor” diye konuştu.

Babacan, AK Parti seçmeninin yarısının İmamoğlu’na yönelik operasyonun siyasi olduğuna dair kanaat taşıdığı tespitine iktidar medyasından gelen eleştirileri de değerlendirdi. Babacan, “Bu sadece bizim gözlemimiz değil. Nisan ayında ve Mayıs ayında yapılan toplumsal araştırmalara, kamuoyu yoklamalarına baktığınızda bunun hepsi açık açık görünüyor. Yani onun için bu yandaş medyada yazanlar, yazdıranların bir kıymeti yok. Şimdi bunu neye dayanarak söylüyor? Çok sayıda araştırma var ben ona dayanarak söylüyorum yani. Tabii ne yapacak işte patronları gereği ya da yaptığı iş gereği yazıyor. Onların sıfır değeri sıfır yani orada yazılanların bizim için hiç önemi yok. Arkasına rakamlarla koyuyorsa öyle kendi yönlendirdikleri araştırma şirketleri değil, gerçekten bağımsız tarafsız çalışan araştırma şirketlerinin rakamlarını koyarak konuşuyorsa konuşsun. Yoksa boşa konuşur herkes” dedi.

“Cumhurbaşkanlığına bağlı Diyanet, sanal kumara karşı ama aynı Cumhurbaşkanlığı bir imzayla izin veriyor”
İktidarın sanal kumarla mücadelesinin algıdan ibaret olduğunu dile getiren Babacan, “Sanal kumarla mücadele ediyoruz. Algı o. Halbuki yasa dışıyla mücadele ediyorlar. Yasalla bir dertleri yok. Yasalı oynatıyorlar. Geçen iki hafta önceki cuma hutbesinden ya. Şimdi Diyanet İşleri Başkanlığı kime bağlı? Cumhurbaşkanlığı’na bağlı değil mi? Evet. Sanal kumar, sanal bahis diyor hocalar. Türkiye’nin dört binlerinde cuma hutbesinde ‘Çok kötü alışkanlıktır’ diyor. ‘Sanal kumar, sanal bahis’ diyor. ‘Bunlar olmaması lazım’ diyor. ‘Dinimizin emri’ diyor hutbeden, Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Diyanet İşleri Başkanlığı. Aynı cumhurbaşkanlığı sanal kumarın oynatmasıyla ilgili imzayı atmış. Bu adamlara sanal kumarı oynatıyor. Şimdi faize nas var da, sanal kumara, kumara bahise, nas yok mu? Erdoğan’ın terminolojisiyle anlatayım yani. İnanılır gibi değil. Hiçbir tutarlılık yok yani” dedi.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Yıl Sonu Dolar Beklentisi 43,70 Lira

Merkez Bankası’nın (TCMB), yıl sonu dolar kuru tahminini nisan ayında 43,60 lira iken, mayıs ayında 43,70 liraya çıktı. Bankanın, yıl sonu büyüme beklentisi ise nisan ayında yüzde 3 iken, mayıs ayında yüzde 2,9’a geriledi.

Haber Merkezi / Merkez Bankası’nın (TCMB), yıl sonu enflasyon beklentisi nisan ayında yüzde 29,98 iken, mayıs ayında yüzde 30,35’e yükseldi. Bankanın, 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi ise 17,77 oldu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Mayıs Ayı Piyasa Katılımcıları Anketini açıkladı.

Buna göre; Katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 29,98 iken, bu anket döneminde yüzde 30,35 oldu. 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 25,56 iken, bu anket döneminde yüzde 25,06 oldu. 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 17,69 iken, bu anket döneminde yüzde 17,77 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 46,00 iken, bu anket döneminde yüzde 49,00 oldu. TCMB bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı üç ay sonrası beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 39,24 iken, bu anket döneminde yüzde 42,96 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 43,60 TL iken, bu anket döneminde 43,70 TL oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 45,85 TL iken, bu anket döneminde 46,62 TL olarak gerçekleşti.

Katılımcıların GSYH 2025 yılı büyüme beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 3,0 iken, bu anket döneminde yüzde 2,9 olarak gerçekleşti. GSYH 2026 yılı büyüme beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 3,8 iken, bu anket döneminde yüzde 3,7 olarak gerçekleşti.

Paylaşın