HDP’li Paylan’dan Demokrasi Güçlerine ‘Erken Seçim’ Çağrısı: Hazırlıklı Olmalıyız

HDP’li Garo Paylan, Diyarbakır’da yaptığı temaslar sırasında demokrasi güçlerine erken seçime hazırlıklı olunması çağrısında bulunarak, “Biz, bu yaz ya da sonbaharda bu iktidar bir seçime girmek zorunda kalacak diye düşünüyoruz. Çünkü ekonomik kriz derinleşecek, sosyal hareketler de derinleşecek. Görüyorsunuz insanlarımız isyan etmeye başladılar ve bu isyanlarının ve itirazların büyüyeceğini düşünüyoruz. Bu açıdan yakın bir vadede en geç 13 ay da bir seçim olacak. Ben yaz ya da sonbaharda bir seçim bekliyorum.” ifadelerini kullandı.

HDP’li Paylan, açıklamasının devamında, “Bu altüst oluş döneminde biz hazır olursak demokrasi güçleri hazır olursa bu krizden sonra biz iktidarda oluruz. Biz bu ülkeyi yönetiriz. Neden kötü bir yönetiminden başka kötü bir yönetime geçsin bu ülke? Faşist bir iktidar hala yüzde 40 oy alarak iktidar olmayı hedefliyor. Muhalefete de bakıyoruz millet ittifakı içerisinde ciddi bir demokrasi iddiası yok.” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ekonomiden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, Diyarbakır ziyaretinin 4’üncü gününde Amed Emek ve Demokrasi Platformu üyeleriyle bir araya geldi. Ziyarete Paylan’ın yanında HDP Diyarbakır İl Örgütü Eşbaşkanları Zeyyat Ceylan ve Gülistan Atasoy, DBP Diyarbakır İl Örgütü ve HDP Diyarbakır İl Örgütü yöneticileri katıldı.

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Diyarbakır 1 No’lu Şubesi’nde gerçekleşen ziyarette konuşan Paylan, Diyarbakır’da sosyal ve toplumsal birçok kesimi ziyaret ettiklerini ve bazı sorun ve sıkıntıları yerinde tespit ettiklerini söyledi.

“Türkiye’de derin bir ekonomik kriz var ama Diyarbakır’da bir ekonomik buhran var” diyen Paylan, bu durumu yaptıkları tespitlerde gördüklerini belirtti. Türkiye genelinde tüm illerde sahada tespitlerde bulunduklarını aktaran Paylan, Diyarbakır’da yaşanan ekonomik ve sosyal sorunlara ilişkin “Dokunduğumuz her insandan bin ah işittik” dedi. İşçinin geçinemediğini, işverenin giderlerini karşılayamadığını, çiftçinin gübre alamadığını, hayvan üreticisinin yem alamadığını yine emeklinin ay sonunu getiremediğinin altını çizen Paylan, son dönemde gündemde olan elektrik zamları sebebiyle esnafların da üç katına varan faturaları ödemek zorunda kaldığını vurguladı.

“Kara kışı yaşıyoruz”

Esnafın hem giderlerinin 3 katına çıktığını hem de işlerinde 4’te 1 oranında düşüşün yer aldığını dile getiren Paylan, kentte yaptıkları izlenimleri şöyle aktardı:“ Şuanda şehrimizde hem bir ekonomik durgunluk var hem de fahiş zam ve faturalar var. Tüm toplumsal kesimleri saran bir ekonomik buhran ile karşı karşıyayız. Biz iktidarı, ‘Bu yoldan vazgeçin’ diye defalarca kez uyardık. Özellikle geçen yıl bütçe görüşmelerinde ‘Saraylara, savaşlara, yandaşlara para aktarmaktan vazgeçin, bir avuç yandaşınızı zenginleştirmekten vazgeçin gelin kaynakları emekçilere, işçilere, emeklilere, işsizlere doğru aktaralım. Atanamayan öğretmenleri atamak, emeklilikte yaşa takılanları emekli etmek, Kredi Yurtlar Kurumuna (KYK) borçlu gençlerimizin borçlarını silmek, ay sonunu getiremeyen emeklilere daha iyi emekli maaşları vermek, işçilerini daha iyi emek ve gelir koşullarında yaşaması için kaynak aktaralım’ dedik ama tüm taleplerimizi reddettiler. Bize, ‘Her şey dört dörtlük, biz bu yola devam edeceğiz’ dediler. Bütçeden kaynakları saraylara, savaşlara, yandaşlara aktardılar ve şimdi kara bir kış geçiriyoruz.”

Erdoğan’ın, “Faiz sebep, enflasyon sonuç” sözlerini hatırlatan Paylan, bunun ardından iktidarın faizleri suni olarak düşürmeye kalkması üzerine dolar ve enflasyonun patladığını, kredi faizlerinin ise beklenenin aksine yükseldiğini kaydetti. Türkiye’de yaşayan yurttaşların net yüzde 75’inin borçlu olduğunu ifade eden Paylan, “Özellikle dar gelirli işçiler emekçiler borçluyken onların tabii ki faiz ve borç yükünü arttırdı” dedi.

“Erken seçim kapıda”

Platform ile ekonomik alanda yaşanan sorunları konuşmak ve çözüm yolları bulmak için bir araya geldiklerini ifade eden Paylan, devamında şöyle konuştu: “Bizim sahada gördüğümüz durumlar çok vahimdi. Buradaki örgütlü güçleri de dinlemek üzere bu toplantıyı organize ettik. Biz artık bu iktidara, ‘Siz yanlış yapıyorsunuz, yanlış yoldasınız’ demenin bir anlamı olmadığını düşünüyoruz. Bu iktidar artık miadını doldurdu. Ama 3 ay ama 13 ay sonra bu ülkede seçim olacak. Biz, bu yaz ya da sonbaharda bu iktidar bir seçime girmek zorunda kalacak diye düşünüyoruz. Çünkü ekonomik kriz derinleşecek, sosyal hareketler de derinleşecek. Görüyorsunuz insanlarımız isyan etmeye başladılar ve bu isyanlarının ve itirazların büyüyeceğini düşünüyoruz. Bu açıdan yakın bir vadede en geç 13 ay da bir seçim olacak. Ben yaz ya da sonbaharda bir seçim bekliyorum.

“Demokrasi güçleri hazır olmalı”

Buna da biz demokrasi güçleri olarak hazır olmalıyız diyoruz. HDP olarak da demokrasi ittifakımızı genişletme iddiasındayız ve yeni dönemde demokrasi ittifakının bu ülkenin yönetiminde olması gerektiğini düşünüyoruz. 1994 yılında yine böyle bir ekonomik kriz oluştu. O ekonomik krizden sonra Refah Partisi o dönem bu ekonomik krizden iktidar olarak çıkmıştı. 2001 yılındaki ekonomik krizden AKP çıktı, tek başına iktidar oldu ve 20 yıldır neoliberal politikaları sürdürüyor. Yurttaşlarımızı daha borçlu hale getirdi ve şuanda yurttaşlarımız Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan da oldular. Şimdi yine bir altüst dönemi yaşıyoruz. Bu altüst oluş döneminde biz hazır olursak demokrasi güçleri hazır olursa bu krizden sonra biz iktidarda oluruz. Biz bu ülkeyi yönetiriz. Neden kötü bir yönetiminden başka kötü bir yönetime geçsin bu ülke? Faşist bir iktidar hala yüzde 40 oy alarak iktidar olmayı hedefliyor. Muhalefete de bakıyoruz millet ittifakı içerisinde ciddi bir demokrasi iddiası yok. Oysa biz demokrasi güçleri olarak ekolojik ve kadın özgürlükçü, demokratik bir yaşamı hayal ediyoruz. Hepimizin işi, hepimizin aşı olsun diyoruz ve bu ülkenin kaynakları hepimize yeter diyoruz. Daha çok üreterek ve hakça paylaşarak herkese refah sağlayabileceğimizi görüyoruz. Kaynaklar yüzde 1’e akmasın tam tersine halka emekçilere doğru aksın diyoruz. Bunun olacağı ekonomik bir düzen sağlayabiliriz.”

(Kaynak: MA)

Paylaşın

Sedef Kabaş Hakkında İstenen Ceza Belli Oldu

Tutuklu gazeteci Sedef Kabaş hakkında iddianame hazırlandı. Buna göre Kabaş hakkında “Zincirleme şekilde Cumhurbaşkanına hakaret ettiği” gerekçesiyle 7 yıla kadar hapis talep edildi.

7 yıla kadar hapis talebine ek olarak Sedef Kabaş hakkında bakanlar İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu’na yönelik sözleri nedeniyle “Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret” suçlamasıyla toplam 4 yıl 8 aya kadar hapsi istendi.

İddianamede, Sedef Kabaş hakkında savcılıkça re’sen soruşturma başlatıldığı kaydedildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatları tarafından da şikayet dilekçesi verildiği belirtilen iddianamede, CİMER aracılığıyla ve savcılığa dilekçe sunularak da “pek çok şikayette bulunulduğu, bu şikayetlerin aynı mahiyette olması nedeniyle birleştirildiği” anlatıldı.

Sedef Kabaş’ın “televizyondaki Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik tahkir içeren ifadelerini, Twitter hesabı üzerinden de yinelediği” belirtilip, “şüphelinin alenen müştekinin kişilik haklarına saldırmayı alışkanlık haline getirdiği, müştekinin şeref, onur ve haysiyetine yönelik ağır ifadeleri tekrar tekrar kullanarak suç işleme yönündeki iradesini yinelediği” belirtilerek, “yapılan suç duyurusuna karşılık açılan soruşturmanın da suçun aynı olması nedeniyle” birleştirildiği belirtildi.

Sedef Kabaş’ın programda yaptığı konuşmasının dökümüne yer verilen iddianamede, polis ifadesinde “hakaret kastının olmadığını, canlı yayında sarf etmiş olduğu bir atasözü olduğunu, bir durumu anlatmak için kullandığını, anlamı güçlendirmek için kullandığı bir metafor olduğunu, Cumhurbaşkanı dahil kimseyi kastetmediğini” diyerek suçlamayı reddettiği vurgulandı.

Paylaşın

Türkiye Barolar Birliği, Elektrik Zamlarına Karşı Dava Açtı

Türkiye Barolar Birliği (TBB), elektrik faturalarındaki fahiş zamlara karşı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun kararlarının iptali için dava açtı. TBB, elektriğin kamu yararına uygun bir şekilde tüketiciye sunulması gerektiğini belirtti.

Türkiye Barolar Birliği (TBB), konuya ilişkin açıklamada şu ifadeleri kullandı; “Elektrik, ticari bir mal değil, kamusal ve toplumsal bir hizmettir ve bu sebeple de yaşam ve tüketici hakkı olarak kamu yararına uygun şekilde tüketiciye sunulmalıdır. Elektrik Piyasası Kanunu’nun 1. maddesi ile Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 1. maddesine göre; elektriğin tüketicilere ve topluma yeterli, kaliteli, sürekli, çevreye uyumlu şekilde ve düşük maliyetli verilmesi gerekmektedir.

Bu durum, aynı zamanda sosyal hukuk devletinin de gereğidir. Anayasa’ya, mevzuata, evrensel tüketici haklarına, kamu yararına ve sosyal devlet anlayışına tamamen aykırı, fahiş elektrik zamları getiren Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararlarının yürütmesinin durdurulması ve iptali amacıyla Türkiye Barolar Birliği tarafından iptal davası açılmıştır. Kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız.”

Elektrik Piyasası Kanunu MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amacı; elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin yapılmasının sağlanmasıdır.

Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı; kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Günlük Can Kaybı 250’yi Aştı

Kovid 19’da son 24 saatte 95 bin 065 yeni vaka tespit edilirken, 253 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Hatırlatma dozu aşısını yaptırmayanlar yerli aşımıza güvensin. Hastalık hafif atlatılıyor düşüncesiyle risk almayalım.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 458 bin 142 test yapılırken, 95 bin 065 yeni vaka tespit edildi. 253 kişi hayatını kaybederken, 85 bin 758 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; TURKOVAC, Şehir Hastaneleri, Eğitim ve Araştırma Hastaneleri başta olmak üzere 81 ilimize ulaştırılmış durumda. Turkovac’ı bekleyenler zaman kaybetmesin. Hatırlatma dozu aşısını yaptırmayanlar yerli aşımıza güvensin. Hastalık hafif atlatılıyor düşüncesiyle risk almayalım.

18 yaş ve üzeri nüfusun aşılanması verilerinde 1’inci doz Türkiye ortalaması yüzde 92.72, 2’nci doz ortalaması yüzde 84.75 olarak ölçüldü. Ayrıca, 1’inci dozda 57 milyon 553 bin 305, 2’nci dozda 52 milyon 606 bin 514 ve 3’üncü dozda 26 milyon 92 bin 490 olmak üzere toplam 143 milyon 845 bin 934 aşı uygulandı.

En az 2 doz aşı olan kişi sayısının en yüksek olduğu iller; Osmaniye, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Manisa olurken, 2 doz aşı yapılan kişi sayısının en düşük olduğu iller ise Şanlıurfa, Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ oldu.

Paylaşın

Başkanlık Sistemi Dönüp Erdoğan Ve Bahçeli’yi Vurabilir

“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yeniden seçilmezse, yerine gelecek olan oyunu aynen onun koyduğu kurallarla oynamaya devam edecek. Yani Bahçeli’nin deyişiyle Türk Tipi Başkanlık sistemi dönüp Erdoğan ve Bahçeli’yi vurabilir.”

Gazeteci yazar Murat Yetkin, DEVA Partisi Ali Babacan’ın muhalefet blokunun iktidara gelmesi halinde Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemini (CHS) değiştirmek için acele etmemesi gerektiği açıklamasına ilişkin olarak, “Cumhur İttifakı’nın aklına getirmek, telaffuz etmek istemediği endişesini açığa çıkardı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yeniden seçilmezse, yerine gelecek olan oyunu aynen onun koyduğu kurallarla oynamaya devam edecek. Yani Bahçeli’nin deyişiyle Türk Tipi Başkanlık sistemi dönüp Erdoğan ve Bahçeli’yi vurabilir.” düşüncesini dile getirdi.

Murat Yetkin yazısın devamında, “Ekonomiyi sarsmadan toparlamak için de ülkeyi yeniden bir seçim yorgunluğuna sürüklemeyelim diyor Babacan. Beş yıllık bir geçiş süreci için de, gerekirse koaosiyon protokolüne dönüşecek bir yol haritası öneriyor.

Sanırım liderlerin Çankaya toplantısında sistemi değiştirmek için üzerinde anlaşılan anayasa taslağı kadar bu yol haritası konusu da tartışılacak. Erdoğan ve Bahçeli’nin güçlü iktidar rüyaları olan Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi kabuslarına dönüşebilir.” ifadesini kullandı.

Paylaşın

Türkiye’de Her Yıl 3500 – 4000 Çocuğa Kanser Teşhisi Konuluyor

Türkiye’de yılda 3500 – 4000 çocuğa yani her 3 saatte 1 çocuğa kanser teşhisi konuluyor. Bu sayı nükslerle birlikte 5 bine ulaşıyor. Kanserli Çocuklara Umut Vakfı (KAÇUV), 15 Şubat Çocukluk Çağı Kanser Günü vesilesiyle çocukluk çağı kanserleri hakkında farkındalık yaratmak ve erken teşhisin önemini vurgulamak için #sarıyıfarket kampanyasına desteğe çağırıyor.

Vakıf, erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla gerçekleştirilen proje kapsamında İstanbul’da farklı billboard alanları, afişler, dijital ekranlar ve sokaklardan İstanbullulara #sarıyıfarket diyor ve kurumları ve bireyleri 15 Şubat günü farkındalık yaratmak için sosyal medya hesaplarından paylaşım yapmaya davet ediyor.

Çocukluk çağı kanserlerinde hastalığı erken evrede yakalamak kadar uygun merkeze ulaşıp tedavi almanın da büyük önem taşıdığına dikkati çeken KAÇUV Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. İnci Yıldız şu bilgileri paylaştı:

Her geçen yıl üç yaş altı çocuklarda kanser vakaları artıyor. Çocukluk çağı kanserlerinin en sık görüleni ve bilinen vakaların %30’u lösemi… Geri kalan %70 içinde, gelişmiş ülkelerdeki gibi Türkiye’de de ikinci sırada beyin tümörleri yer alıyor. Bugün çocukluk çağı lösemisinden eskisi gibi korkmuyoruz.

30 yıl önce görülen vakaların %20’si iyileşirken, bugün yüzde %70- 80’inden fazlası iyileşiyor. Çocukluk çağı kanserleri erişkin kanserlerinden türleri, tanı yöntemleri ve belirtileri bakımından ayrışıyor. Erişkinlerdeki gibi yerleşmiş tarama testleri olmadığından erken tanı alabilmeleri için ebeveynler tarafından bulgu ve belirtilerin bilinmesi büyük önem taşıyor. Bu nedenle çocukluk çağı kanserleri hakkında bilgi sahibi olmak gerekiyor.”

Kanserli Çocuklara Umut Vakfı

2000 yılında çocukları tedavi görmekte olan aileler ile hekimlerinin bir araya gelmeleriyle kuruldu. Vakfın temel amacı maddi sorunları nedeniyle tedavileri aksama riski taşıyan çocukların tedavilerinin sürekliliğini sağlamak.

Ayrıca kanser ile mücadelede önemli bir gereksinim olan psikolojik destek ve çocuk psikolojisine uygun tedavi ortamının yaratılması Vakfın öncelikli hedefleri arasında yer alır. Umudum Eğitim Burs Programı ile de kanser tedavisi gören veya tamamlanmış farklı yaş gruplarında çocukların eğitim giderlerini karşılıyor.

Paylaşın

Orta Doğu Ve Kuzey Afrika’da Hava Kirliliği Nedeniyle Her Yıl 270 Bin Kişi Ölüyor

Dünya Bankası, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da hava kirliliği nedeniyle her yıl 270 bin kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Kurumun yayımladığı raporda, bu bölgelerin en büyük kentlerindeki hava kirliliğinin Güney Asya’dan sonra en yüksek orana sahip olduğu belirtildi.

Hava kirliliğinde güvenli kabul edilen seviyenin 10 kat aşıldığı belirtilen raporda, bu durumun bölgede yüzde 2’lik bir ekonomik kayba yol açtığı ifade edildi.

Raporda, bölge ülkelerine daha katı emisyon standartları uygulama, atık yönetimini iyileştirme ve temiz ulaşım seçenekleri oluşturma çağrısı yapıldı.

“Sağlık ve refahı azaltıyor”

Dünya Bankası’nın Orta Doğu-Kuzey Afrika bölge temsilcisi Ferid Belhaj, rapora ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Kirli gökyüzü ve denizler, bu bölgedeki milyonlarca insanın sağlığını, sosyal ve ekonomik refahını azaltıyor. Ülkelerin daha yeşil, sürdürülebilir ekonomik büyüme yolunu tercih etme olanağı var.”

Kurumun “sürdürülebilir kalkınma” yöneticisi Ayat Soliman ise “Bölgede ticaret, turizm ve sanayinin etkili olduğu yerlerde temiz alanların azaldığını” açıkladı.

Aşırı sıcaklık, kuraklık, fosil yakıt tüketimi

Dünya Bankası’na göre, bölgede iklim kriziyle birlikte artan aşırı sıcaklık, kuraklık ve göçün yanı sıra fosil yakıt tüketimi, çatışmalar ve tarım alanındaki yanlış politikalar, hava kirliliğinde temel nedenler arasında yer alıyor.

2019’da Afrika’da 1 milyondan fazla ölüm

Ekim 2021’de Lancet Planetary Health dergisinde yayımlanan bir araştırma, 2019 yılında Afrika’da kömür ve gaz yağının evlerde yol açtığı hava kirliliği nedeniyle 697 bin, dış ortamdaki hava kirliliği nedeniyle de 394 bin kişi hayatını kaybettiğini ortaya koymuştu.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) verilerinden yararlanılarak hazırlanan araştırmada dış hava kirliliğine bağlı ölümlerde görülen artışın en tedirgin edici bulgu olduğu ifade edilmiş ve kıtadaki kentleşmeyle bu rakamın katlanarak büyüme riski olduğunun altı çizilmişti.

Raporda hem sanayileşme hem de kentleşmeden ötürü fosil yakıt kullanımının arttığına da dikkat çekilirken, 2100 yılı itibariyle kıta nüfusunun üç kat artarak 1,3 milyardan 4,3 milyara çıkmasının beklendiği de ifade edilmişti.

Dünyanın en büyük petrol ihracatçısı olan Suudi Arabistan, geçen yıl düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) iklim konferansında 2060’a kadar karbon emisyonlarını sona erdirme taahhüdünde bulunmuştu. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ise 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşma hedefini açıklamıştı.

Dünyada hava kirliliği

Çapı 2,5 mikrometreden küçük olan (PM2.5) ince parçacıklar akciğerlere derinlemesine nüfuz ederek zamanından erken ölüme sebep oluyor. Ayrıca arabalardan, kamyonlardan ve kömür santrallerinden yayılan nitrojen dioksit ve yeryüzündeki ozon seviyesi de hava kirliliğine bağlı erken ölümlere sebep oluyor.

Birleşmiş Milletler verilerine göre dünya çapında hava kirliğinden dolayı yılda yedi milyon kişi hayatını kaybediyor. Bu rakam sigara ve zayıf beslenme alışkanlıkları nedeniyle hayatını kaybedenlerle aynı düzeyde.

Ayrıca dünya nüfusunun yüzde 91’i hava kalitesinin DSÖ’nün belirlediği sınırların üzerindeki yerlerde yaşıyor. DSÖ, her yıl dünya genelinde dış ortam hava kirliliği nedeniyle 4,2 milyon ölüm yaşandığını söylüyor. 3,8 milyon ölüm, evlerde kullanılan ve kirli yakıtlarla çalışan ocaklara maruz kalmasından kaynaklanıyor.

Temiz Hava Fonu’nun (CAF) bir analizine göre, hava kirliliğine küresel kalkınma yardımlarının yalnızca yüzde 1’i ayrılıyor. Dünyanın dört bir yanından hükümetler, 2019 ve 2020’de denizaşırı fosil yakıt projesi fonlarına, neden oldukları hava kirliliğini azaltma projelerine kıyasla yüzde 20 daha fazla kaynak sağladı.

Raporda, hava kirliliğinin HIV/AIDS, sıtma ve tüberkülozun toplamından daha fazla insanı öldürdüğü, ancak bu tür sağlık sorunlarının çok daha fazla fon aldığı tespit edildi.

Hava kalitesi projeleri için finansman yoğunluklu olarak orta gelirli Asya ülkelerine yönelikken Afrika ve Latin Amerika ülkeleri, çok sayıda yoğun kirli şehre sahip olmalarına rağmen toplam fonun sadece yüzde 15’ini alıyor.

Örneğin, 2019’da hava kirliliği ile ilgili tahmini 2260 kaybı olan Moğolistan, 2015-2020 yılları arasında 437 milyon dolar alırken, hava kirliliği nedeniyle 70 bin 150 erken ölüm yaşayan Nijerya sadece 250 bin dolar aldı.

(Kaynak: bianet)

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Yıl Sonu Enflasyon Beklentisi Yüzde 34,06

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), reel sektördeki işveren kuruluşları ve holdingler, finansal sektördeki bankalar ve banka dışı finansal sektör temsilcilerinin yanı sıra öğretim üyeleri ve diğer profesyonellerle yaptığı Şubat ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’nin sonuçlarını açıkladı.

Buna göre katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisinin bir önceki anket döneminde yüzde 29,75 iken bu anket döneminde 34,06 olduğu tespit edildi.

Anket sonucunda 24 ay sonrası TÜFE beklentisinin ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla yüzde 15,54 ve yüzde 15,42 olarak belirlendiği aktarıldı. Katılımcıların 12 ay sonrasına ilişkin olasılık tahminleri değerlendirildiğinde, TÜFE’nin ortalama olarak yüzde 21,4 olasılıkla yüzde 22,0 – 24,99 aralığında, yüzde 25,36 olasılıkla ise yüzde 25 – 27,99 aralığında artış göstereceği öngörüldü.

Faiz ve döviz kuru beklentileri

Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 14,27 iken bu anket döneminde yüzde 14,19 olduğu belirtildi. TCMB bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisi ise bir önceki anket döneminde ve bu anket döneminde yüzde 14,00 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 16,13 TL iken bu anket döneminde 16,04 TL oldu. Katılımcıların 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla 16,85 TL ve 16,62 TL olarak belirlendi.

Ocak ayı enflasyon oranı neydi?

Türkiye İstatistik Kurumu, tüketici fiyat endeksinin (TÜFE) Ocak ayında yüzde 11,10 artarak yıllık bazda yüzde 48,69’a çıktığını açıklamıştı. Ekonomi uzmanları ile akademisyenlerden oluşan ENAG (Enflasyon Araştırma Grubu) ise kendi çalışmaları ile hesapladığı Ocak ayı enflasyon oranını yüzde 15,52 artışla son bir yıllık artışın yüzde 114,87 olarak gerçekleştiğini açıklamıştı.

Paylaşın

Gözler Muhalefet Liderlerinin Bir Araya Geleceği Çalışma Yemeğine Çevrildi

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçişin yol haritasını belirlemek üzere bir süredir ortak metin çalışması yürüten CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi’nin genel başkanları, Cumartesi günü düzenlenecek çalışma yemeğinde ilk kez bir araya geliyor.

Toplantıda ortak metnin yanı sıra Millet İttifakı’nın genişleyip genişlemeyeceği konusunun da gündeme gelmesi beklenirken, Ankara kulislerinde toplantı için “İttifakın ilk provası” yorumları yapılıyor.

Edinilen bilgiye göre genel başkanlar Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener, Temel Karamollaoğlu, Gültekin Uysal, Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan, ortak metin üzerine son bir kez görüş ve önerilerini dile getirecek. Karşılıklı görüş alışverişinin ardından yönetici özetinin yer alacağı ortak metnin imzalanmasına yönelik bir yol haritası belirlenecek.

‘Ön şart, kırmızı çizgi yok’

Altı siyasi parti liderinin aynı masa etrafında bir araya gelmesi, Türkiye siyasetinde sık tanık olunan bir durum değil. O nedenle de bu buluşma, tüm katılımcılar tarafından “çok kıymetli” sözleriyle ifade ediliyor.

Kulislere yansıyan bilgilere göre buluşma masasına, seçim öncesi ve sonrası sürecinin nasıl planlanacağı, ittifakın genişleyip genişlemeyeceği dahil, seçim iş birliğine ilişkin hemen her konu gündeme gelebilir.

Bu kapsamda Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun bir süre önce Kılıçdaroğlu ve Akşener’le ikili görüşmeler yaparak “Millet İttifakı’nın adının ve yapısının değiştirilmesi” önerisinin de gündeme gelmesi olası görülüyor.

İYİ Parti’nin “marka değeri” olduğunu belirttiği Millet İttifakı’nın isminin değiştirilmesine sıcak bakmadığı biliniyor.

CHP kurmayları ise liderler buluşmasında her şeyin konuşulabileceğine dikkat çekerek “Kategorik olarak ‘şunu konuşmayız, şu konuları ele alabiliriz’ gibi bir ön şartımız, kırmızı çizgimiz yok. Farklı siyasi geleneklerden gelen partilerin bir araya gelmesi son derece kıymetli. Sayın Davutoğlu da önerisini gündeme getirebilir, kabul görür, görmez o ayrı bir şey” görüşünü dile getiriyor.

Ancak ittifakın yapısının nasıl olacağının konuşulması için öncelikle tarafların “ittifaka katılma konusunda irade beyanı” ortaya koyması gerektiği vurgulanarak “Aynı masada oturduğumuza göre yarın öbür gün beraber yol yürüyebiliriz, fikir kafalarda oluştuysa bunlar konuşulabilir. Kabul görür, görmez, onu bilemeyiz ama konuşulur. Siyasi perspektifimize uygun her konu o masada konuşulur” değerlendirmesi yapılıyor.

Görüşmelerin devamı gelebilir

Liderlerin bu ilk buluşmasının ardından devamının da geleceği ifade ediliyor. İttifakın nasıl genişleyeceği, seçim öncesi ve sonrası sürecin planlanmasının yanı sıra en kritik konulardan olan muhalefetin cumhurbaşkanı adayının nasıl belirleneceği konusunda görüş alışverişinde bulunulabileceği ifade ediliyor.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun muhalefetin cumhurbaşkanı adayı olma konusunda istekli olduğu uzun süredir konuşuluyor. Ancak ilk toplantıda kimin aday olacağı gibi kritik bir konuya girilmesi beklenmiyor, adayın kim olacağının ancak seçim sürecine girildiğinde netleşeceğine dikkat çekiliyor.

(Kaynak: DW Türkçe, BBC Türkçe)

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Sanayi Üretimi Yüzde 14,4 Arttı

Aralık ayında sanayi üretimi 2020’nin aynı ayına göre yüzde 14,4 yükseldi. Aylık bazdaki artış ise yüzde 1,6 oldu. Arındırılmamış sanayi üretim endeksinde de yıllık bazda yüzde 14,28 artış oldu.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), geçen yılın Aralık ayına ilişkin sanayi üretim endeksi sonuçlarını açıkladı.

Buna göre, Aralık ayında takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi 2020’nin aynı ayına göre yüzde 14,4 yükseldi. Aylık bazdaki artış ise yüzde 1,6 oldu. Arındırılmamış sanayi üretim endeksinde de yıllık bazda yüzde 14,28 artış oldu.

2021 yılı Aralık ayında madencilik ve taşocakçılığı sektörü endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 1,5 azalırken, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 16,2 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 6,0 arttı.

Sanayi üretimi aylık yüzde 1,6 arttı

Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, 2021 yılı Aralık ayında madencilik ve taşocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre yüzde 3,4 azalırken, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 1,9 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 0,6 arttı.

Paylaşın