Yurt Dışı Üretici Enflasyonu Yüzde 28,75

Yurt dışı üretici enflasyonu, ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 0,90, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 28,69, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 28,75 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 25,13 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi (YD-ÜFE) Ekim 2025 verilerini açıkladı.

Buna göre; Yurt dışı üretici enflasyonu, ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 0,90, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 28,69, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 28,75 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 25,13 arttı.

Sanayinin iki sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 32,78, imalatta yüzde 28,68 arttı.

Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında yüzde 25,85, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 35,80, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 36,17, enerjide yüzde 14,35, sermaye mallarında yüzde 27,64 arttı.

Sanayinin iki sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 4,74, imalatta yüzde 0,83 arttı.

Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında yüzde 1,12, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 2,82, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 1,95, sermaye mallarında yüzde 0,07 artarken, enerjide yüzde 3,50 azaldı.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu’ndan “Elektrikli Sandalye” Çıkışı

Sosyal medya hesaplarına erişim engeli kararlarına tepki gösteren Ekrem İmamoğlu, “Elektrikli sandalye ne kadar sandalye ise, sizin demokrasiniz de o kadar demokrasi…” dedi.

23 Mart’tan bu yana Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutuklu olan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, sosyal medya hesaplarına erişim engeli kararlarına tepki gösterdi:

“Yassıada’da Adnan Menderes’in savunması engellenince, mahkeme başkanı ‘sizi buraya koyan irade böyle istiyor’ demişti. 65 yıl geçti fakat darbecilerin ‘iradesinde’ değişen bir şey olmadı.

Ha dün ha bugün.

Kafa aynı kafa.

Sosyal medya hesaplarıma saldıran ve beni sessizliğe mahkum etmeye çalışanlara diyorum ki: Elektrikli sandalye ne kadar sandalye ise, sizin demokrasiniz de o kadar demokrasi…”

Paylaşın

Erdoğan’dan “İmralı” Açıklaması: Komisyon, En Doğru Kararı Verecek

Partisinin Meclis’teki grup toplantısında konuşan Erdoğan, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “İmralı’ya giderim” açıklamasına ilişkin “Komisyon en doğru kararı verecek” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle; “İstanbul’da 2’si çocuk 4 gurbetçimizin vefatıyla ilgili yürütülen soruşturma büyük bir hassasiyetle yürütülüyor. Olayda ihmali olan kim varsa bunlar tek tek tespit edilecek, kimsenin gözünün yaşına bakılmayacak.

Değerli arkadaşlar, son toplantımızdan bu yana Türkiye İstatistik Kurumu, ekonomimize dair bazı önemli veriler açıklamıştır. Bazılarını sizlerle kısaca paylaşmak istiyorum. 2025 yılı üçüncü çeyrek istatistiklerine göre, mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranımız yüzde 8,5 seviyesinde gerçekleşti. Aynı çeyrekte iş gücümüz 35 milyon 568 bine, istihdamımız ise 32 milyon 558 bine yükseldi. 29 aydır işsizlik oranımız tek hanede seyrediyor.

Yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve sürdürülebilir büyüme üzerine bina ettiğimiz ekonomi programımızın neticelerini alıyoruz. Turizmde bu sene hem ziyaretçi sayısı hem de gelirde rekor kıracağımız anlaşılıyor. İhracat tarafında da, hamdolsun, oldukça güçlü gidiyoruz.

Geride bıraktığımız son 30 ayın 22’sinde mal ihracatımızı artırdık. Temmuz ayında 24 milyar 911 milyon dolarla Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdık. 2025 yılı Ekim ayında ihracatımız yüzde 2,3 artışla 24 milyar dolar olarak gerçekleşti. Ekim 2025 itibariyle yıllıklandırılmış ihracatımız 270,2 milyar dolarla tarihin en yüksek seviyesine ulaştı.

Yılın ilk 9 ayında hizmet ihracatımız 91,9 milyar doları, hizmet ticareti fazlamız ise 48,8 milyar doları buldu. 379 milyar dolar olan mal ve hizmetler ihracatımızı 2025 yılı sonunda 390 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. İhracatçılarımızı her alanda desteklemeye devam edeceğiz.

Milletimize hep şunu söylüyoruz; Biz laf üretmeyeceğiz, iş ve eser üreteceğiz. Şu devasa farka özellikle dikkatlerinizi çekmek durumundayım. CHP Genel Başkanı ve yol arkadaşları, siyaset adına sadece yalan ve polemik üretirken, biz 2 saatte 23, günde 550 yeni konut üretiyoruz.

Bizler, iktidar ve ittifak olarak ülkeye, millete hizmet için, sorunları çözmek için koştururken; ana muhalefet cenahı, kendi ikballerinin, kendi hırslarının ve kendi şahsi hesaplarının peşinde koşuyor. Bizimle yarışacak hizmet desen yok. Bizimle aşık atacak eser desen yok. Bizim ufkumuzu açacak öneri desen yok. Milletin sorunlarına çözüm üretecek vizyon desen o da yok. Peki, bunların yerine ne var? Bolca hakaret var, küfür var, siyasi nezaketsizlik var. Tehdit ve zorbalıkla, aykırı her sesi susturma çabası var.

Dün baktım, yine bizi taklit etmişler; grup toplantısında bir video izletmişler. Tabi ortada millete gösterilecek tek bir eser ve hizmetleri olmayınca, ellerinde sadece yolsuzluk dosyaları kalıyor. Allah var, CHP’lilerin yolsuzluk, rüşvet, irtikap dosyaları üzerinden giderlerse, videosunu yapacak malzeme bulmada hiç sıkıntı çekmezler.

Baklava kutularından para kulelerine, villalardan valizlere kadar onlara en az birkaç sene yetecek malzeme var. Allah akıl fikir versin diyorum. Türkiye’nin ana muhalefet partisinin bu tükenmişlik sendromundan süratle kurtulmasını temenni ediyorum.

CHP imtiyazlarını kaybetmek istemedi. Tarafsız ve bağımsız yargıyı kabul etmek istemedi. Yargıyı yedek kuvvet gibi kullananlar bugün bir suç şebekesinin hukuki akıbetini siyasi kumpas olarak yaftalıyorlar. Kabahat samurdan kürk olsa kimse üstüne almaz. CHP Genel Başkanı niçin bizi ısrarla taraf yapmak istediğini anlamıyoruz. Bu davanın avukatlığı sayın Özel’e hayırlı olsun.

Şebekenin başıyla aralarındaki ilişki zaten biliniyordu. Biz ne partilerin içindeki mikro iktidar savaşlarının ne de yüz kızartıcı suçlarının tarafındayız. Adil ve tarafsız bir yargılama ile gerçekler ortaya çıkarılmalıdır. Bu davanın ihbarcıları da itirafçıları da sizin adamlarınız. Ana muhalefet partisi bu davayı en başından beri itibarsızlaştırıyor. Görevini yapan yargı mensuplarına bu kadar acımazsızca saldırmanın kimseye faydası olmaz.

Bize on yıllar boyunca aynı masalı anlattılar. Bugün de aynı masalı ısıtıp ısıtıp önümüze getiriyorlar. Neymiş Araplar bizi sırtımızdan vurdu, hadi oradan. O yıllarca kardeşlerimize sırtlarını döndüler, sermayeyi bile renklerine ayırdılar.

Terörsüz Türkiye sürecinde olumlu bir süreci kat ettik. Süreç hem toplumsal hem de çok farklı bir boyut kazandı. İş dünyasından insan hakları kuruluşuna, emekli askerlerimizden şehit ve gazi derneklerimize tüm katılımcılarımız komisyon tarafından dinlendi. Meclis Başkanımız maruz kaldığı edepsizliklere rağmen komisyonun çalışmalarına katıldı. DEM Parti heyeti de sağ duyulu bir tavır kurdu. Sayın Bahçeli de ilk günden itibaren yaptığı cesur, ufuk açıcı, yol gösterici açıklamalarıyla sürecin bugüne gelmesine katkı sağladı.

Sorumluluğumuz çerçevesinde ne gerekiyorsa yaptık. Bu dönemde bilinen bilinmeyen birçok badireyi atlattık. Dün komisyonumuz 17. toplantısını gerçekleştirdi. Sürecin selameti açısından yapılmasında fayda görünün hususlar paylaşıldı. Komisyonun fikir ve hedef birliği içerisinde çalışmasını kıymetli buluyorum. Komisyonun çalışmalarını takdirle karşılıyorum.

Dünkü değerlendirmeler ışığında bir sonraki toplantı cuma günü yapılacak. Türkiye’nin sırtında adeta büyük bir belaya dönüşen terörden kurtulmanın vakti çoktan geldi. Ödenen bedelleri, çekilen çileleri terörsüz Türkiye ile taçlandırmamız gerekiyor. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bu süreci suhuletle menziline ulaştırmak istiyoruz. Komisyonun en doğru kararı vereceğine inanıyorum. Terörsüz bölge hedeflerimize er ya da geç ulaşacağız”

Paylaşın

CHP Ve İYİ Parti Seçmeni Sürece Mesafeli

Asal Araştırma’nın anketine göre; CHP seçmeninin yüzde 27.4’ü, İYİ Parti seçmenin yüzde 19.4’ü, iktidarın “Terörsüz Türkiye” DEM Parti’nin ise “Demokrasi ve Barış” adını verdiği süreci destekliyor.

Asal Araştırma’nın Kasım 2025’te gerçekleştirdiği kamuoyu araştırması, “Terörsüz Türkiye” sürecine toplumun nasıl baktığını ortaya koydu. Araştırma sonuçlarına göre halkın yüzde 55,8’i süreci “olumlu” değerlendiriyor. Sürece olumsuz bakanların oranı ise yüzde 34,3 olurken, yüzde 9,9’luk bir kesim görüş belirtmedi.

Asal Araştırma’nın Eylül 2025’te yaptığı ölçümde ise kamuoyuna “Terörsüz Türkiye sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusu yöneltilmiş, katılımcıların yüzde 54,6’sı olumlu, yüzde 33’ü olumsuz, yüzde 12,4’ü ise fikrim yok/cevap yok demişti. Bu sonuçlar, Kasım ayına gelindiğinde olumluluk oranında hafif bir artış olduğuna işaret ediyor.

Araştırma kapsamında, siyasi tercihlere göre sürece dair kanaatler de ölçüldü. AK Parti seçmeninin yüzde 82,3’ü süreci olumlu değerlendirirken, DEM Parti seçmeninde bu oran yüzde 75 olarak gerçekleşti. MHP seçmeninde sürece destek yüzde 61,5 olurken, CHP seçmeninde olumlu kanaat yüzde 27,4, İYİ Parti seçmeninde ise sadece yüzde 19,4 oldu.

Süreci olumsuz değerlendirenlerin oranı en yüksek iki grup ise yüzde 70,8 ile İYİ Parti ve yüzde 58,7 ile CHP seçmeni oldu. DEM Parti seçmeninde olumsuz kanaat oranı yüzde 20,2, MHP’de yüzde 26,8, AK Parti’de ise sadece yüzde 10,6 olarak ölçüldü.

Araştırmada ayrıca “fikri olmayan” veya “cevap vermeyen” seçmenlerin oranı AK Parti’de yüzde 7,1, CHP’de yüzde 13,9, MHP’de yüzde 11,7, İYİ Parti’de yüzde 9,8 ve DEM Parti’de yüzde 4,8 olarak kaydedildi.

26 ilde 2.015 kişiyle yapılan saha araştırması, sürece yönelik genel kamuoyu eğiliminin olumlu olduğunu, ancak siyasi kimliklere göre belirgin ayrışmalar bulunduğunu gösteriyor.

Paylaşın

Türkiye, Dünya Kupası Bileti İçin Play-Off Oynayacak

2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri E Grubu son maçında İspanya ile Türkiye, Sevilla Olimpiyat Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Karşılaşma 2 – 2 sona erdi.

Haber Merkezi / Hakem Felix Zwayer’in yönettiği karşılaşmada Türkiye’nin gollerini 42. dakikada Deniz Gül ve 54. dakikada Salih Özcan attı. Rakibimiz İspanya’nın gollerini ise 4. dakikada Dani Olmo ve 62. dakikada Mikel Oyarzabal kaydetti.

Grubunda 13 puan toplayan Türkiye, Dünya Kupası için play-off oynama hakkı kazandı. Play-off maçları 2026’nın Mart ayında oynanacak.

4. dakikada sol kanattan gelişen atakta, Cucurella’nın altıpas önüne gönderdiği topu kontrol eden Olmo, yakın mesafeden şutunda meşin yuvarlağı filelerle buluşturdu. 1-0

42. dakikada sağ taraftan Orkun’un kullandığı kornerde Barış Alper’in indirdiği topu altıpas önünde Deniz Gül ağlara yolladı. 1-1

54. dakikada sol taraftan Ferdi Kadıoğlu’nun terse gönderdiği topu Orkun Kökçü, göğsüyle Salih Özcan’ın önüne indirdi. Salih, ceza yayının hemen gerisinden yaptığı düzgün ve sert vuruşta meşin yuvarlağı Unai Simon’un sağından filelerle buluşturdu. 1-2

62. dakikada sl taraftaki Cucurella’nın ortasında Çağlar’dan seken top, Pino’nun önünde kaldı. Bu oyuncunun şutunda Merih Demiral’ın kale çizgisi üzerinden uzaklaştırdığı meşin yuvarlak, yeniden Çağlar’a çarparak Oyarzabal’ın önüne düştü. Oyarzabal, topu boş kaleye göndererek ağları havalandırdı. 2-2

ABD, Meksika ve Kanada’nın ev sahipliğinde düzenlenecek ve 48 takımın mücadele edeceği 2026 Dünya Kupası’na, eleme maçları sonucunda Avrupa’dan 16 takım katılım hakkı kazanacak.

Avrupa elemelerinde gruplarını lider tamamlayan 12 takım doğrudan Dünya Kupası’na katılım hakkı elde etti.

Bu takımlar, Almanya, İsviçre, İskoçya, Fransa, İspanya, Portekiz, Hollanda, Avusturya, Norveç, Belçika, İngiltere ve Hırvatistan oldu.

Son 4 bilet için ise 12 grup ikincisi ile UEFA Uluslar Ligi’nden gelecek 4 takımın katılımıyla toplam 16 takım mücadele edecek.

Gruplarını ikinci sırada bitiren Slovakya, Kosova, Danimarka, Ukrayna, Türkiye, İrlanda Cumhuriyeti, Polonya, Bosna Hersek, İtalya, Galler, Arnavutluk ve Çekya, Dünya Kupası bileti için play-off oynayacak

Uluslar Ligi’nden gelen Kuzey İrlanda, İsveç, Romanya ve Kuzey Makedonya da play-off aşamasına adını yazdıran diğer takımlar oldu.

Paylaşın

BM’den “Açlık Krizi Derinleşebilir” Uyarısı

Dünya Gıda Programı, önümüzdeki yıl 318 milyon kişinin açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceğini, bunun da 2019’a oranla iki katından fazla bir artışa işaret ettiğini duyurdu.

Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP) dünyada giderek derinleşen açlık krizine karşı uyarıda bulundu. Kuruluştan yapılan açıklamada, yapılan yardımların ihtiyacın oldukça gerisinde kaldığına dikkat çekildi. Bunun da finansal kaynakların giderek azalmasından kaynaklandığı kaydedildi.

Kuruluş, mevcut tabloda 2026 yılında yalnızca en acil yardıma ihtiyaç duyan 110 milyon kişiye yardım sağlanabileceğini, bunun da 13 milyar dolara mal olacağını ifade etti. Ancak WFP, bu tutarın yarısının temin edilebileceğini öngörüyor.

Diğer yandan kuruluş önümüzdeki yıl 318 milyon kişinin açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceğini, bunun da 2019’a oranla iki katından fazla bir artışa işaret ettiğini ifade etti.

WFP Genel Müdürü Cindy McCain, dünyanın eş zamanlı olarak Gazze Şeridi’nde ve Sudan’ın bazı bölgelerinde açlık kriziyle mücadele ettiğine dikkat çekerek, bunun 21. yüzyılda “kabul edilemez” olduğunu vurguladı. Erken ve etkili çözümlerin hayat kurtarıcı olduğuna vurgu yapan McCain, “Ancak bunun için ivedilikle daha fazla desteğe ihtiyacımız var” diye konuştu.

ABD Başkanı Donald Trump, ikinci kez göreve gelişinin ardından yurt dışı yardımlarını önemli ölçüde sınırlandırmıştı. Diğer bazı önemli bağışçı ülkeler de finansal yardımlar konusunda kısıtlamaları hayata geçirmiş ya da yardımların azaltılacağını duyurmuştu.

WFP, geçen ay yaptığı açıklamada 2025’te alınan kaynağın yüzde 40 daha az olacağına yönelik tahminini duyurmuştu. Bu yıl 6 milyar 400 milyon dolarda kalacağı öngörülen kuruluşun bütçesi, 2024’te 10 milyar dolardı.

WFP azalan mali desteğe karşılık dünyada çatışmalar, aşırı hava olayları ve ekonomik istikrarsızlık nedeniyle gıda güvensizliğinin artmasını bekliyor.

Örgüt, hükümetlere ve bağışçılara açlığı önlemek ve sıfır açlık hedefine yaklaşmak için etkisi kanıtlanmış önlemlere daha fazla yatırım yapmaları çağrısında bulunuyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Bakırhan’’dan “Bahçeli” Yorumu: Tarihi Bir Sorumluluk Aldı

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “Gerekirse alırım yanıma üç arkadaşımı, kendi imkanlarımla İmralı’ya gitmekten imtina etmem” sözlerine ilişkin, “Tarihi bir sorumluluk alma cesaretini göstermektir” dedi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Sözlerine Ortadoğu’da yaşanan gelişmelere değinerek başlayan Bakırhan, “Ortadoğu, tarihi ve hayati dönemden geçiyor. Suriye’deki süreç kapsayıcı olmalı. Kürtleri, Dürzileri, Alevileri, Çerkezleri, Türkmenleri, Süryanileri kapsayan ve onların haklarını garanti altına alan bir süreç olmalı. Türkiye yardımcı olabilir. Türkiye’nin Suriye’deki rolünü önemsiyoruz ve doğru bir şekilde kullanılması gerektiğini bir kez daha söylüyoruz” dedi.

Bakırhan, daha sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkında hazırlanan iddianameyle ilgili şunları söyledi: “Siyasi davalar sadece insanları değil bir ülkenin adalet duygusunu da tutsak ediyor. Türkiye yine siyasi saiklerle yazılmış bir iddianame ve davayla karşı karşıya. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında hazırlanan bir iddianame çıktı. Biz de inceledik. Adeta bir labirent. İçine girdikçe kayboluyorsunuz. Ne kadar okursan oku “tamam iddianame buymuş” diyemiyorsun. Çünkü iddianame parçalı, maskeli. Kaygan ve sürekli yüzeyde kalan bir yorumlama çabası içeriyor.

En önemli suçlardan biri ‘CHP’de güçlenmek istediler’ diyor. Bir siyasetçinin kendi partisinin içinde güçlenmek istemesinin nesi suç? Biz de onu yapıyoruz. İnşallah hakkımızda dava açmazlar. Demokrasi yalnızca sandığa gitmek değil, önemli olan sandık sonuca saygı göstermektir. Türkiye’de siyaseti iddianame esaretinden kurtarma zamanı geldi. Birini diğerine feda edene her yaklaşımı reddediyoruz.”

Bakırhan, daha sonra süreçle ilgili şu ifadeleri kullandı: “Barışın ilk elden hızlanması için atılması gereken adımları paylaşacağım. Birincisi geçiş dönemi yasası çıkarılmalı. İkincisi kayyumların tamamen kaldırılması ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi”. Üçüncüsü İdari Gözlem Kurulu’nun kapatılması ve aslında tutsakların bırakılmasıdır. Dördüncüsü Barış Akademisyenleri’nin ve hukuksuzca ihraç edilen KHK’lilerin iade edilmesidir. Meslekleri ellerinden alındı. Hatta intihar edenler oldu. Barış çağrısı yapmak suç değil. Asıl suç barış diyenleri yargılamaktır. Bunun için yasaya gerek yok. Sadece idari yargının verdiği kararları uygulamak yeterlidir.

Beşincisi adalet reformudur. TCK, CMK, İnfaz Kanunu değişmeli. Terörle Mücadele Kanunu komple ortadan kaldırılmalıdır. Düşünce suç olmamalı, basın özgür olmalı, ifade özgürlüğü güvence altına alınmalıdır. Bu bir iktidarın ayıbıdır. Adelet zengin, fakir, güçlü, güçsüz ayrımı yapmamalıdır. Herkes için adalet tesis edilmeli. Barışın tüm gerekliliklerini tabi ki yapamaz. Görev alanları belli. Ama barışa giden yolu adalet, hukuk ve demokrasiyle döşeyebilir. Kimi eleştiriler kaldırmalıyız. Komisyon artık uzatmadan İmralı’ya gitme konusunda cesurca bir karar almalıdır. Geçiş yasası netleştirilmeli. Artık bir gün bile kaybetmeden İmralı’ya gitmesi gerekir.”

“Son derece önemli ve takdire şayan”

Bakırhan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin partisinin bugünkü grup toplantısında sarf ettiği “İmralı’ya gitmekten imtina etmem” sözlerini değerlendirdi: “Sayın Bahçeli çok önemli şeyler söyledi. Son derece önemli ve takdire şayandır. ‘Komisyon gitmiyorsa ben giderim’ demesi tarihi bir sorumluluk alma cesaretini göstermektir. Biz her zaman diyaloğun, yüz yüze görüşmenin ve sorunların masada konuşulmasının yanında olduk ve bunu savunduk. ‘Üç maymunu oynamaktan vazgeçelim’ çağrısı son derece isabetlidir. Sayın Bahçeli’nin ‘süreci zamana yayan ve erteleyen tutumlara karşı’ süreci korumak ve enfekte olmasını engellemek için yaptığı çıkışın gereği bir an önce yapılmalıdır. Meclis Komisyonu’nun artık bir gün bile kaybetmeden İmralı’ya gitmelidir. İmralı’ya gitmeyi bir siyasi uyuşmazlık haline getirmemek doğru bir tutum olacaktır.”

Bakırhan, grup toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bahçeli’nin sözleriyle ilgili sorulan soruyu yanıtlayan Bakırhan, “Sayın Bahçeli’nin biraz önce bu salonda, Komisyonun bir an önce çözümün asıl muhatabı Sayın Öcalan’la görüşmesine dair ifade ettikleri son derece önemli ve takdire şayandır. ‘Komisyon gitmiyorsa ben giderim’ demesi, tarihi bir sorumluluk alma cesaretini göstermektir. Biz her zaman diyaloğun, yüz yüze görüşmenin ve sorunların masada konuşulmasının yanında olduk bunu savunduk Sayın Bahçeli’nin ‘üç maymunu oynamaktan vazgeçelim’ çağrısı son derece isabetlidir. Sayın Bahçeli’nin süreci zamana yayan ve erteleyen tutumlara karşı, süreci korumak ve enfekte olmasını engellemek için yaptığı bu çıkışın gereği bir an önce yapılmalıdır” dedi.

Paylaşın

Uçurtma Avcısı: Dostluk, İhanet Ve Sadakat

Khaled Hosseini’nin 2003 yılında yayımlanan Uçurtma Avcısı (İng: The Kite Runner) romanı, son yıllarda yazılan en etkili romanlarından biri olarak kabul ediliyor.

Haber Merkezi / Afgan asıllı Amerikalı yazarın kendi çocukluğundan, Afganistan’ın 1970’lerden 2000’lere uzanan trajik tarihinden ve babasıyla ilişkisinden izler taşıyan bu otobiyografik damarlı eser, milyonlarca okuyucuyu derinden etkilemiştir.

Roman, Kabil’de çocukluklarını geçirmiş iki yakın arkadaşın, Emir ve Hasan’ın hikayesini anlatır. Emir zengin Peştun bir ailenin oğluyken, Hasan aynı ailenin Hazara hizmetkârının oğludur. Aralarındaki hem sınıfsal hem etnik uçurum, çocukluklarındaki masum ilişkiyi sürekli gölgede bırakır.

1975’teki o meşhur uçurtma turnuvası ve hemen sonrasında yaşanan trajik olay, Emir’in hayatını sonsuza dek değiştirir. Yıllar sonra Amerika’ya göç eden Emir, geçmişteki ihanetinin ve korkaklığının bedelini ödemek için Taliban rejiminin Kabil’ine geri döner.

Romanın Ana Temaları:

Suçluluk ve kefaret
Baba-oğul ilişkisi (Baba’nın Emir’e “Senin içinde bir hırsız var” demesi unutulmaz)
Sınıf ve etnik ayrımcılık (Peştun-Hazara gerilimi)
Dostluk, ihanet ve sadakat
Göç, kimlik ve “eve dönüş”
Çocukluk travmalarının yetişkin hayatını nasıl zehirlediği

Romanın Güçlü Yönleri:

Duygusal derinlik: Hosseini okuyucuyu ağlatmayı çok iyi başarıyor. Özellikle Emir’in iç sesi, suçluluk duygusu o kadar gerçekçi ki sayfaları çevirirken boğazınız düğümleniyor.

Afganistan’ın yakın tarihine ışık tutması: Sovyet işgali, iç savaş, Taliban dönemi ve 2000’ler sonrası… Bunları bir roman kurgusu içinde bu kadar akıcı anlatabilen çok az yazar var.

Karakterler: Emir karmaşık ve “sevilesi” olmayan bir anlatıcı; bu da onu gerçekçi kılıyor. Hasan ise neredeyse kutsal bir masumiyet taşıyor. Baba karakteri ise romanın en karizmatik figürlerinden.

Dil: Türkçe çevirisi (İnci Kut) çok başarılı. Orijinalindeki şiirselliği ve Afgan kültürüne özgü deyimleri büyük ölçüde koruyabilmiş.

Romanın Eleştirilen Yönleri:

Bazı okuyucular için fazla “duygusal manipülasyon” içeriyor. Gözyaşı döktürmek için bilinçli şekilde trajediyi üst üste bindirdiği söylenir.
Hasan karakteri fazla idealize edilmiş; neredeyse günahsız bir aziz gibi çizilmiş.
Son çeyrekte tempo biraz düşüyor ve “kefaret” kısmı bazılarına göre fazla kolay çözülüyor.

Paylaşın

Bahçeli’den “İmralı Tartışmalarına” Tepki: Ben Giderim

MHP Lideri Devlet Bahçeli, “İmralı’da Abdullah Öcalan ile görüşülsün mü?” tartışmalarına tepki göstererek, “Alırım yanıma üç arkadaşımı, kendi imkânlarımızla İmralı’ya gitmekten, yüz yüze gelmekten imtina etmem” dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Devlet Bahçeli, Cumhur İttifakı’nın “Terörsüz Türkiye” adını verdiği sürece ilişkin dikkat çeken ifadeler kullandı.

“İmralı’da Abdullah Öcalan ile görüşülsün mü?” tartışmalarına tepki gösteren Bahçeli, şunları söyledi:

“Günlerdir süregelen İmralı’ya gidilsin mi gidilmesin mi tartışmalarına bir nokta koyulmalıdır. Terörsüz Türkiye hedefinin zemin bulması isteniyorsa İmralı’ya gidilmesine ayak sürmenin hiçbir manası da olmayacaktır.

Sürecin asıl muhattaplarından birisiyle doğrudan temas kurulamayacaksa ilerleme nasıl kaydedilecek. Hiç kimse bu ziyarete yanaşmazsa herkes üç maymunu oynamanın merakında ısrar ederse açık açık söylüyorum alırım yanıma üç arkadaşımı kendi imkanlarımızla İmralı’ya gitmekten bir masa etrafında yüz yüze gelmekten imtina etmem.

Terörsüz Türkiye terörsüz bölge hedeflerinin neresi kötüdür. Takılmış plak gibi aynı ezberleri seslendirip duranları terörün bitişi niye deliye çevirmektedir. Milliyetsiz milliyetçiler terörün sonlanmasıyla şahlanmış Türkiye’ye tomurcuk tomurcuk açmış barış ve huzur neden uykularınızı bu kadar kaçırıyor.

Taviz yokken, teslimiyet yokken, gizli pazarlık yokken var demek ahlaken utanç duyulacak bir yüzsüzlük değil midir. Terörsüz Türkiye mahsurlu olduğunu ileri sürenlere sizin alternatifiniz nedir diye sormak en tabii hakkımızdır. Boşa sallayıp dolu tutmanın kurnazlığında olan marjinalleşmiş siyasilerle işimiz olmaz.”

Paylaşın

Türkiye, “İnternetin Özgür Olmadığı Ülkeler” Kategorisinde

Türkiye, bu yıl da “internetin özgür olmadığı ülkeler” kategorisinde yer aldı. İnternet özgürlüğünün en yüksek olduğu üç ülke İzlanda, Estonya ve Şili olurken, en düşük olduğu ülkeler ise İran, Çin ve Myanmar oldu.

ABD merkezli sivil toplum kuruluşu Freedom House, bu yılki “İnternet Özgürlüğü” raporunu yayımladı. Rapora göre küresel ölçekte internet özgürlüğü 15 yıldır geriliyor. Raporda incelenen 72 ülkeden 27’sinde çevrimiçi güven koşulları kötüleşirken 17 ülkede pozitif bir ilerleme kaydedildiği belirtildi.

100 üzerinden 31 puanla “internetin özgür olmadığı ülkeler” kategorisinde yer alan Türkiye, geçen sene olduğu gibi bu yıl da 72 ülke arasında 56’ncı sırada yer aldı. Türkiye bu skorla Avrupa’da incelenen ülkeler arasında ise sonuncu oldu.

Türkiye’de internet özgürlüğünün tehdit altında olduğunu belirten Freedom House’a göre, geçen seneye kıyasla paylaşımları nedeniyle uzun süreli hapis cezasına çarptırılan internet kullanıcılarının sayısı azalsa da, Türkiye’de internet özgürlüğüne yönelik sayısız kısıtlama devam etti.

Raporun açıklandığı gün, tutuklu Ekrem İmamoğlu’nun “Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi” adlı X hesabına “millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması gerekçesiyle” erişim engeli getirilmesi için girişimde bulunulduğu bildirildi. Daha önce İmamoğlu’nun kişisel X hesabına da Türkiye’den erişim engellenmişti.

Freedom House, özellikle 19 Mart’ta İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından başlayan protestolar sırasında sosyal medya platformlarına erişimin kısıtlandığına ve yetkililerin, internet sitelerini engellemek ve içerikleri kaldırmak için mahkemelere başvurduğuna dikkat çekti.

İktidar yanlısı hesapların dezenformasyona devam ettiğini vurgulayan Freedom House; gazetecilerin, aktivistlerin ve sosyal medya kullanıcılarının paylaştıkları içerikler nedeniyle soruşturmalara ve zaman zaman davalara maruz kaldığını hatırlattı. Raporda, Ağustos 2024’te Türkiye Bilgi ve İletişim Teknolojileri Kurumu’nun (BTK) sosyal medya platformu Instagram’ı dokuz gün boyunca engellediğine de yer verildi.

Rapora göre, internet özgürlüğünün en yüksek olduğu üç ülke İzlanda, Estonya ve Şili oldu. İnternet özgürlüğünün en düşük olduğu ülkeler ise İran, Çin ve Myanmar olarak sıralandı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın