Hipertansiyon İçin Sekiz Risk Faktörü Ve Önlenmesi

Yüksek tansiyon veya hipertansiyon, kişinin kan basıncı ölçümünün 130/80 mmHg olması durumudur. Bu durum aynı zamanda yüksek tansiyonun birnci evresi olarak da bilinir. İkinci evre hipertansiyon, kan basıncı ölçümünün 140/90 mmHg veya daha yüksek olmasıyla karakterizedir. 

Haber Merkezi / Uluslararası Kardiyoloji Hipertansiyon Dergisi’ne göre, dünya genelinde yaşayan insanların neredeyse üçte biri hipertansiyon hastası olduğunun farkında değil. Bunun nedeni ise, yüksek tansiyonun genellikle herhangi bir belirti göstermemesidir. Bu nedenle bu hastalığa genellikle “sessiz katil” denir.

İşte hipertansiyonun bazı olası belirtileri:

Şiddetli baş ağrıları,
Burun kanamaları,
Yorgunluk ve uyuşukluk,
Görme sorunları,
İdrarda kan,
Nefes darlığı,
Göğüs ağrısı,
Düzensiz kalp atışı,
Nöbetler.

Yüksek tansiyonun atardamar duvarlarına aşırı baskı yapması, kan damarlarına ve organlara zarar verebilir. Kontrol altına alınamayan kan basıncı ne kadar yüksekse, hasarın boyutu da o kadar büyük olur. Yüksek tansiyonun yol açabileceği bazı komplikasyonlar şunlardır:

Hipertansiyon böbrek hasarına, böbrek kan damarlarının daralmasına veya zayıflamasına neden olabilir.

Hipertansiyon gibi görme sorunları göz damarlarının kalınlaşmasına, daralmasına veya yırtılmasına neden olabilir.

Metabolik sendrom, metabolik bozuklukların bir grubudur.

Demans, atardamarların daralması veya tıkanması sonucu beyne giden kan akışını kısıtlayabilir.

Anevrizma. Artan kan basıncı, kan damarlarını zayıflatıp genişleterek anevrizma oluşumuna neden olabilir.

Kalp krizi veya felç; hipertansiyon, kan damarlarının sertleşmesine ve kalınlaşmasına neden olarak kalp krizi ve felce yol açabilir.

Kalp yetmezliği. Yüksek tansiyon ayrıca kalbin kan pompalamak için daha fazla çalışmasına neden olur, bu da kalp odacığının duvarlarının kalınlaşmasına ve sonunda kalp yetmezliğine yol açabilir .

Hipertansiyon risk faktörleri: 

Hipertansiyon için bilmeniz gereken birkaç risk faktörü şunlardır:

Yaşlılık: Yaşlandıkça yüksek tansiyon riski artar. Erkeklerde 64 yaşına kadar hipertansiyon görülme olasılığı daha yüksekken, kadınlarda 65 yaşından sonra yüksek tansiyon görülme olasılığı daha yüksektir.

Aile geçmişi: Aynı rahatsızlığa sahip bir ebeveyniniz veya kardeşiniz varsa, yüksek tansiyona sahip olma olasılığınız daha yüksektir. Sağlıksız bir yaşam tarzıyla birlikte hipertansiyon riski artabilir ve kötüleşebilir.

Yüksek tuz alımı: Besin alımının düşük olması ve tuzlu veya yüksek sodyumlu besinlerin tüketilmesi vücudun su tutmasına ve damarlara sıvı çekmesine neden olarak yüksek tansiyona yol açabilir.

Düşük potasyum alımı: Hipertansiyon için bir diğer risk faktörü de potasyum açısından zengin gıdaların yetersiz tüketimidir. Çünkü potasyum, vücut hücrelerindeki tuz dengesini sağlamada hayati önem taşır. Potasyum açısından zengin gıdalar arasında muz, kuru üzüm, hurma, mantar, patates, tatlı patates ve yeşil sebzeler bulunur.

Fiziksel aktivite eksikliği: Fiziksel olarak hareketsiz olmak veya tembelce egzersiz yapmak kilo alımına yol açarak yüksek tansiyon riskini artırabilir. Ayrıca, hareketsiz bireylerin kalp atış hızları daha yüksek olma eğilimindedir.

Sigara içmek: Sigaralardaki kimyasalların kan damarı duvarlarına zarar verdiği ve kan damarlarının daralmasına neden olduğu bilinmektedir. Kan basıncının yükselmesine katkıda bulunduğu düşünülmektedir. Aşırı alkol tüketimi de yüksek tansiyonu tetikleyebilir.

Yüksek stres seviyeleri: Yüksek stres seviyeleri, bireylerin sigara, aşırı alkol tüketimi, fiziksel aktivite ve egzersiz eksikliği gibi sağlıksız alışkanlıklara yönelmesine neden olur. Bu alışkanlıklar aynı zamanda hipertansiyon riskini de artırabilir.

Belirli sağlık koşulları: Sağlıksız bir yaşam tarzının yanı sıra, altta yatan sağlık sorunları nedeniyle de yüksek tansiyon ortaya çıkabilir. Hipertansiyon için risk faktörü olarak kabul edilebilecek bazı durumlar şunlardır:

Gebelik,
Obezite veya aşırı kilolu olmak,
Uyku apnesi,
Böbrek hastalığı.

Hipertansiyon riski nasıl belirlenir?

Hipertansiyon riskiniz olup olmadığını belirlemek için kullanabileceğiniz en az dört yöntem vardır:

Düzenli kan basıncı ölçümü: Tansiyonunuzu düzenli olarak ölçmek, hipertansiyon riskini izlemenin etkili bir yoludur. Normalde normal bir tansiyon değeri 120/80 mmHg’nin altındadır. Tansiyonunuz sürekli olarak bu değerlerin üzerindeyse, hipertansiyon riskiniz olabilir.

Sağlık puanı değerlendirmesi: Hipertansiyon sağlık puanı, bir kişinin hipertansiyon geliştirme riskini veya yaşadığı hipertansiyon rahatsızlığının şiddetini değerlendirmek için kullanılan bir yöntemdir. Bu sağlık puanı, kan basıncı, tıbbi geçmiş, yaşam tarzı ve hipertansiyonla ilişkili diğer faktörler gibi çeşitli faktörler göz önünde bulundurularak elde edilir.

Doktora danışma: Hipertansiyon riskinin varlığını veya yokluğunu belirlemenin bir yolu da doktora danışmak olabilir. Doktor, konsültasyon sırasında genellikle aşağıdaki gibi belirli sorular soracaktır:

Sağlık ve aile geçmişi,
Beslenme ve günlük yaşam tarzı,
Belirti ve bulgular.

Genomik test: Atabileceğiniz bir diğer adım ise genomik testlerden, özellikle TENSrisk testinden geçmektir.

Bu inceleme, hipertansiyonla ilişkili genetik profillere ve hipertansiyonla ilişkili obezite, lipid metabolizması bozuklukları ve kronik böbrek hastalığı gibi durumlara dayanarak riski belirlemeye yardımcı olur.

Hipertansiyon nasıl önlenir?

Yüksek tansiyonu önlemenin ilk adımı, sağlıklı bir yaşam tarzını sürekli olarak benimsemektir. Bu, sağlıklı bir beslenme düzenini sürdürerek ve günlük sağlıklı alışkanlıklar uygulayarak yapılabilir.

Sağlıklı beslenme: Yüksek tansiyonu kontrol altına almak ve yönetmek için DASH (Hipertansiyonu Durdurmak İçin Beslenme Yaklaşımları) beslenme planını izleyin.

Sağlıklı alışkanlıklar: Sağlıklı beslenme düzeninin yanı sıra hipertansiyonu önlemek için aşağıdaki alışkanlıklar da önemlidir:

Düzenli egzersiz veya fiziksel aktivite yapın,
İdeal vücut ağırlığınızı koruyun ve fazla kilolu veya obezseniz kilo verin,
Sigaradan uzak durun ve alkol tüketimini sınırlayın,
Stresi etkili bir şekilde yönetin,
Yetişkinler için en az 7 saat olmak üzere yeterli dinlenme sağlayın.

Not: Yukarıdaki açıklamaları anladıktan sonra, yüksek tansiyonu hafife almamak önemlidir. Hipertansiyon risk faktörlerini ne kadar erken tespit ederseniz, durumun kötüleşmesini önlemek için o kadar erken önlem alabilirsiniz.

Paylaşın

CHP’li Belediyelere Yönelik Operasyonlara Destek Yüzde 32.2

Cumhuriyet Halk Partili (CHP) belediyelere yönelik gerçekleştirilen yolsuzluk operasyonlarını olumlu karşılayanların oranı yüzde 32.2, olumsuz bulanların oranı ise yüzde 57.3 oldu.

AREA Araştırma dikkat çekici bir kamuoyu yoklaması yaptı. 17-21 Temmuz tarihleri arasında 26 il ve 87 ilçede yapılan anket, 2 bin kişiyle yüz yüze görüşülerek hazırlandı.

Gazeteci Aytunç Erkin’in Nefes’teki köşesinde aktardığına göre; katılımcıların yüzde 58.3’ü iktidarın “Terörsüz Türkiye”, DEM Parti’nin ise “Barış ver Demokrasi” adını verdiği süreci olumlu karşıladığını belirtirken, olumsuz bulanların oranı yüzde 34 oldu. Yüzde 7.7’lik bir kesim ise fikir belirtmedi.

PKK’lıların silahlarını yakmasına ilişkin görüntüleri olumlu bulanların oranı yüzde 55.6 olurken, yüzde 38’i olumsuz yaklaştı. Görüş bildirmeyenler yüzde 6.4’te kaldı.

Sürecin nasıl sürdürülmesi gerektiğine dair soruya verilen yanıtlarda, yüzde 52.1 demokratik müzakereyi savunurken, yüzde 36.9 askeri yöntemleri tercih etti. Yüzde 11 ise görüş belirtmedi.

Katılımcıların yüzde 53.9’u sürecin “dış politika dengeleri gözetilerek atılmış önemli bir adım” olduğu görüşünü paylaştı. Bu ifadeye katılmayanların oranı yüzde 40.9 oldu.

Ankette partilerin İmralı Süreci’ne yönelik tutumları da değerlendirdi. Vatandaşların verdiği yanıtlara göre süreçte en büyük desteği CHP aldı.

CHP’nin yaklaşımını olumlu bulanların oranı yüzde 56.4, olumsuz bulanların oranı yüzde 38.7.

AKP’nin politikaları yüzde 48 olumlu, yüzde 47.5 olumsuz karşılandı.

DEM Parti’ye destek yüzde 46.9, karşıtlık yüzde 45.1.

MHP’nin yaklaşımını olumlu görenler yüzde 40.8, olumsuz bulanlar yüzde 53.4.

İYİ Parti’nin tutumunu olumlu bulanlar yüzde 41, olumsuz bulanlar yüzde 53.7.

İYİ Parti’nin meclis komisyonuna üye vermeme kararına destek yüzde 43.7, karşı çıkanlar yüzde 49.3.

Kasım 2023’teki CHP kurultayına ilişkin “şaibeli” değerlendirmesine katılanların oranı yüzde 24.8’de kalırken, yüzde 57.9 “CHP yönetimi meşrudur” dedi.

CHP’li belediyelere dönük yolsuzluk operasyonlarını olumlu karşılayanların oranı yüzde 32.2, olumsuz bulanlar yüzde 57.3 oldu.

Mansur Yavaş’ın tavrı destek gördü

Ankara Büyükşehir Başkanı Mansur Yavaş’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda yaptığı “Ekrem Başkan bu durumdayken benim adaylıktan söz etmem ayıptır. Önemli olan bu anlayıştan kurtulmak. Beni, seni yok. Birimiz yapsın da kim yaparsa yapsın” tavrı da seçmen nezdinde ölçüldü.

Yavaş’ın açıklamasına destek yüzde 58 olurken, karşı çıkanların oranı yüzde 35.6’da kaldı.

Araştırmada siyasetçilerin genel beğeni düzeyleri de ölçüldü. Verilen oranlar şu şekilde:

Mansur Yavaş: Yüzde 60.5 olumlu, yüzde 33.1 olumsuz

Recep Tayyip Erdoğan: Yüzde 45.2 olumlu, yüzde 49 olumsuz

Ekrem İmamoğlu: Yüzde 44.8 olumlu, yüzde 48.1 olumsuz

Özgür Özel: Yüzde 42 olumlu, yüzde 50.9 olumsuz

Devlet Bahçeli: Yüzde 38.6 olumlu, yüzde 56.2 olumsuz

Müsavat Dervişoğlu: Yüzde 38.1 olumlu, yüzde 48 olumsuz

Ümit Özdağ: Yüzde 36.6 olumlu, yüzde 53.5 olumsuz

Yavuz Ağıralioğlu: Yüzde 33.3 olumlu, yüzde 45 olumsuz

Fatih Erbakan: Yüzde 31.9 olumlu, yüzde 57.7 olumsuz

Tuncer Bakırhan: Yüzde 18.6 olumlu, yüzde 59.6 olumsuz

Paylaşın

5,4 Saatlik Yıla Sahip Dünya Büyüklüğünde Gezegen Keşfedildi

NASA’nın Gezegen Araştırma Uydusu’nu (TESS) kullanan uluslararası bir araştırma ekibi, 117 ışık yılı uzaklıktaki bir yıldızın yörüngesinde Dünya büyüklüğünde bir gezegen olan TOI-2431 b’yi keşfetti.

Haber Merkezi / Keşfi önemli kılan gezegenin büyüklüğü değil, gezegenin yıldızının etrafında inanılmaz derecede hızlı dönmesi. TOI-2431 b, ana yıldızının etrafındaki bir tam turunu sadece 5,4 saatte tamamlıyor, bu bilinen herhangi bir gezegen için kaydedilen en kısa “yıllardan” biri.

Bunu bir perspektife oturtmak gerekirse, Dünya’nın Güneş etrafındaki dönüşü 365 gün sürerken, bu uzak gezegen aynı zaman diliminde 1.600’den fazla “yıl” yaşıyor.

Gezegen yıldızına da oldukça yakın, sadece 0,0063 AU uzaklıkta, yani yaklaşık 933.000 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Bu yakınlığın aşırı sonuçları da var.

Gezegenin yüzey sıcaklığı yaklaşık 2.000 Kelvin’e (yaklaşık 1.727°C) ulaşıyor; bu sıcaklık çoğu kaya ve metali eritebilecek kadar yüksek. Bilim insanları, gezegenin yüzeyinin muhtemelen erimiş olduğunu ve sıvı kaya ve metalden oluşan bir yüzey oluşturduğunu düşünüyor.

TOI-2431 b, Dünya büyüklüğünde olmasına rağmen, gezegenimizden oldukça farklı. Dünya’nın yarıçapından yaklaşık 1,53 kat, kütlesinden ise 6,2 kat daha büyük olan bu gezegen, Dünya’dan önemli ölçüde daha yoğun.

Santimetreküp başına 9,4 gramlık yoğunluğu, çok daha ağır malzemelerden oluştuğunu, büyük bir demir çekirdek veya diğer yoğun metaller içerebileceğini düşündürüyor.

Yakınındaki yıldızdan gelen yoğun kütle çekim kuvvetlerinin gezegenin şeklini değiştirmiş olması da muhtemel.

Ekip, TOI-2431 b’nin gelgitsel olarak deforme olduğunu, en kısa ekseninin en uzun ekseninden yaklaşık yüzde 9 daha kısa olduğunu ve bu durumun ona Dünya gibi mükemmel bir küre yerine biraz daha düzleştirilmiş bir görünüm verdiğini tahmin ediyor.

Bir diğer ilgi çekici nokta ise, bu gezegenin sonsuza dek var olmayacak olmasıdır. Ekip, TOI-2431 b’nin yaklaşık 31 milyon yıllık bir gelgitsel bozunma zaman ölçeğine sahip olduğunu hesapladılar; bu, benzer kısa dönemli gezegenler arasında bilinen en kısa dönem.

Bu, gezegenin yavaş yavaş yıldızına doğru sarmal bir şekilde ilerlediği ve sonunda yok olacağı anlamına geliyor; ancak gezegenin nihai yok oluşu milyonlarca yıl sürecek.

Amsterdam Üniversitesi’nden Kaya Han Taş liderliğindeki keşif ekibi, TESS verileri, yer tabanlı teleskoplar ve özel spektrograflar da dahil olmak üzere birden fazla gözlem yöntemi kullanarak gezegenin varlığını doğruladı.

Paylaşın

Türkiye’de İşçilerin Yüzde 86’sı Sendikasız

Türkiye’de 16 milyon 864 bin 733 olan kayıtlı işçiden sadece 2 milyon 429 bin 527’si sendika üyesi. Başka bir ifadeyle Türkiye’de işçilerin yüzde 85,8’i sendika üyesi değil.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2025 yılı temmuz ayına ilişkin verileri, Türkiye’de kayıtlı işçi sayısında artış yaşanırken sendikalı işçi sayısındaki dikkat çekici düşüşü ortaya koydu.

Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğe göre, işçi sayısı artarken sendikalaşma oranı geriledi. 2025’in ocak ayından bu yana sendikalı işçi sayısı 2 milyon 524 bin 547’den 95 bin kişi azalarak 2 milyon 429 bin 527’ye geriledi. Ocak ayında yüzde 14,97 olarak kaydedilen sendikalı işçi oranı, temmuz ayında yüzde 14,02’ye düştü.

Ocak ayında 16 milyon 864 bin 733 olan kayıtlı işçi sayısı, temmuz ayında 461 bin 410 kişi artarak 17 milyon 326 bin 143’e yükseldi. Ocak ayında 2 milyon 524 bin 547 olan sendikalı işçi sayısı ise temmuz verilerine göre 2 milyon 429 bin 527’ye düştü. Bu düşüşle birlikte sendikalı işçi sayısında yaklaşık 95 bin kişilik bir azalma kaydedildi.

Aynı dönemde sendikalaşma oranı da geriledi. Ocak ayında yüzde 14,97 olan sendikalılık oranı, temmuz itibarıyla yüzde 14,02’ye düştü. En fazla üyeye sahip sendika 284 bin 541 işçiyle Türk Metal Sendikası oldu. Türk Metal’i, 263 bin 999 üyeyle Hizmet-İş Sendikası ve 224 bin 289 üyeyle Öz Sağlık-İş Sendikası takip etti.

Verilere göre 20 iş kolu arasında en fazla işçinin çalıştığı alan 4 milyon 526 bin 306 işçiyle “ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar” iş kolu oldu. Bu iş kolunu, 1 milyon 967 bin 588 işçiyle “metal” ve 1 milyon 857 bin 769 işçiyle “inşaat” sektörleri izledi.

Paylaşın

Üst Blefaroplasti Nedir Ve Kimlere Yapılmalıdır?

Üst blefaroplasti, üst göz kapaklarındaki fazla deri, kas ve yağ dokusunun çıkarılması işlemidir. İşlem, göz kapaklarındaki sarkma, şişlik veya torbalanmayı düzeltmek için yapılır.

Haber Merkezi / Üst blefaroplasti, alt gözün rekonstrüksiyonuna odaklanan alt blefaroplastiden farklıdır. Üst blefaroplasti genellikle şu durumlarda önerilir:

Estetik nedenler:

Üst göz kapaklarında sarkmış veya gevşemiş deri,
Göz kapaklarında ağır, yorgun bir görünüm,
Fazla deri nedeniyle makyaj uygulamasında zorluk olması.

Fonksiyonel nedenler:

Sarkan deri nedeniyle görme alanının kısıtlanması,
Göz kapaklarının ağırlığı nedeniyle göz yorgunluğu veya rahatsızlık.

Uygun adaylar:

Genel sağlık durumu iyi olan kişiler,
Gerçekçi beklentilere sahip olanlar,
Genellikle 35 yaş üstü bireyler, ancak genetik faktörler nedeniyle daha genç kişilerde de yapılabilir.
Göz çevresinde ciddi cilt hastalığı veya enfeksiyonu olmayanlar.

Kimlere yapılmamalı?

Kontrolsüz diyabet, hipertansiyon veya ciddi sağlık sorunları olanlar.
Göz kuruluğu gibi durumlar varsa, öncelikle bu sorunların değerlendirilmesi gerekir.
Gerçekçi olmayan beklentilere sahip kişiler.

İşlem hakkında kısa bilgi:

İşlem genellikle lokal anestezi altında yapılır ve 1-2 saat sürer.
İşlem sonrası iyileşme süresi yaklaşık 1-2 haftadır; şişlik ve morluklar bu süreçte azalır.
Blefaroplasti kalıcı sonuçlar sunar, ancak yaşlanma süreci devam ettiği için etkiler zamanla azalabilir.

Paylaşın

İsrail, Suriye’de Neyi Hedefliyor?

Suriye’nin güneyinde yer alan Süveyda da Dürziler ile Şam yönetimi ve Şam yönetimine destek veren Sünni Bedevi aşiretleri arasında çıkan çatışmalarda yüzlerce kişi hayatın kaybetti.

Kurtuluş Aladağ / İsrail’in de Dürzileri korumak adına dahil olduğu çatışmalar, başta ABD olmak üzere, bölgede etkili olan güçlerin araya girmesiyle şimdilik ateşkesle sonlanmış görünüyor.

Peki İsrail, çatışmalara neden dahil oldu ve Suriye’de ne yapmak istiyor?

Güvenlik ve stratejik kontrol: İsrail, özellikle Golan Tepeleri ve çevresindeki tampon bölgenin kontrolünü elinde tutarak sınır güvenliğini sağlamayı hedefliyor.

1967 Altı Gün Savaşı’ndan bu yana işgal ettiği Golan Tepeleri’ni 1981’de ilhak eden İsrail, bu bölgedeki varlığını güçlendirmek ve Suriye’deki yeni yönetimden gelebilecek tehditleri önlemek istiyor.

Esad rejiminin devrilmesiyle (8 Aralık 2024) 1974 Ateşkes Anlaşması’nın çöktüğünü savunan İsrail, tampon bölgeyi işgal ederek “radikal unsurların” sınırlarına yaklaşmasını engellemeyi amaçlıyor.

Suriye’nin askeri kapasitesini zayıflatma: İsrail, Suriye ordusunun altyapısını hedef alan hava saldırılarıyla (örneğin, Şam, Hama, Humus’taki askeri üsler ve T4 hava üssü) Suriye’nin askeri gücünü sınırlamak istiyor.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre, İsrail, 8 Aralık 2024’ten bu yana Suriye’ye 470’ten fazla hava saldırısı düzenlendi. Bu saldırılarda, Suriye ordusunun savaş uçakları, mühimmat depoları, hava savunma sistemleri ve donanma üsleri hedef alındı.

İran etkisini azaltma: İsrail, Suriye üzerinden İran’ın Lübnan’daki Hizbullah’a silah sevkiyatını engellemeyi hedefliyor.

Dürzi topluluğunu koruma ve kullanma: İsrail, Suriye’deki Dürzi azınlığı (nüfusun yüzde 3’ü, çoğunlukla Süveyda ve Golan’da) koruma gerekçesiyle Suriye’ye müdahalelerde bulunuyor.

İsrail, Dürzileri Şam yönetimine karşı mobilize ederek Suriye içinde istikrarsızlık oluşturmak istiyor.

Türkiye’nin nüfuzuna karşı mesaj: İsrail, Türkiye’nin Suriye’deki askeri varlığını (örneğin, T4 üssüne hava savunma sistemleri konuşlandırma planları) kendine tehdit olarak görüyor.

2 Nisan 2025’te Şam, Hama ve Humus’ta askeri üslere yönelik İsrail saldırıları, Türkiye’ye verilmiş bir “mesaj” olarak yorumlanıyor.

Bölgesel istikrarsızlığı sürdürme: İsrail’in Suriye’yi zayıf ve bölünmüş bir şekilde tutarak bölgesel rakiplerinin güçlenmesini önlemek istiyor.

Suriye’nin yeniden inşasını engellemek, azınlıklar arasında gerilim oluşturmak (örneğin, Dürziler ve Sünniler arasında) ve federal bir yapı önererek merkezi otoriteyi zayıflatmak, İsrail’in Suriye’de uzun vadeli stratejileri arasında yer alıyor.

Golan Tepeleri’nde kalıcı kontrol: İsrail, Golan Tepeleri’ni (jeostratejik konum ve su kaynakları) “sonsuza kadar” elinde tutmayı planlıyor.

Sonuç olarak, İsrail, Suriye’de, bölgesel hegemonyasını koruma, rakiplerini (İran ve Türkiye) zayıflatma ve Golan Tepeleri’ni kalıcı olarak kontrol etme odaklı bir stratejiyi yansıtıyor.

Paylaşın

DEVA Partisi’nden İstifa Eden İki Milletvekili CHP’ye Katıldı

Demokrasi ve Atılım Partisi’nden (DEVA Partisi) istifa eden Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar ve İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) katıldı.

Haber Merkezi / İki milletvekiline rozetlerini CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Bakırköy’de düzenlenen “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinginde taktı.

Cem Avşar kimdir?

1988 yılında İstanbul’un Bakırköy ilçesinde dünyaya gelen Cem Avşar, aslen Malatyalıdır. Cem Avşar, lisans eğitimini Almanya’da Berlin ve İngiltere’de Anglia Ruskin Üniversitesi’nde ekonomi alanında tamamlamıştır.

Siyasi kariyerine 2020 yılında Demokrasi ve Atılım Partisi’nin (DEVA) kurucu üyesi olarak başlayan Cem Avşar, DEVA Partisi’nde 2021’de Başdanışmanlık, 2022’de ise Yerel Yönetimler ve Şehircilik Politikaları Başkanlığı görevlerini üstlenmiştir.

Cem Avşar, 2023 Türkiye genel seçimlerinde, Millet İttifakı kapsamında CHP listelerinden Tekirdağ 3. sıra milletvekili adayı olmuş ve 28. Dönem TBMM milletvekili seçilmiştir. Cem Avşar, TBMM’de çevre, enerji, altyapı ve şehircilik alanlarında çalışmalar yürütmüştür.

Evrim Rızvanoğlu kimdir?

1980 yılında Van’da dünyaya gelen Evrim Rızvanoğlu, lisans eğitimini California State Üniversitesi’nde, yüksek lisansını ise Florida International Üniversitesi’nde İşletme Yönetimi alanında tamamlamıştır.

Siyasi kariyerine, 9 Mart 2020’de Ali Babacan tarafından kurulan Demokrasi ve Atılım Partisi’nin (DEVA) kurucu üyesi olarak başlayan Evrim Rızvanoğlu, 2021’de DEVA Partisi’nde Doğa Hakları ve Çevre Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirilmiştir.

Evrim Rızvanoğlu, 2023 Türkiye genel seçimlerinde, Millet İttifakı kapsamında CHP listelerinden İstanbul 2. Bölge milletvekili adayı olmuş ve 28. Dönem TBMM İstanbul milletvekili seçilmiştir.

Meclis’te iklim krizi, ekoloji, gençler ve kadın hakları gibi konularda aktif çalışmalar yürüten Evrim Rızvanoğlu, 27 Haziran 2025’te DEVA Partisi’nden istifa ettiğini sosyal medya hesabından duyurmuş, istifa gerekçesi olarak siyasi yaklaşımındaki farklılaşmaları göstermiştir.

Paylaşın

Alışkanlıklar Ve Yaşlanma Kanser Riskini Nasıl Etkiler?

Kanserin ne kadarının alışkanlıklar veya çevresel faktörlerden, ne kadarının ise yaşlanma veya genlerdeki rastgele değişikliklerin sonucu olduğu merak edilen konuların başında geliyor.

Haber Merkezi / İşte bu faktörlerin kanser riskine olan etkileri:

Alışkanlıklar:

Sigara ve tütün kullanımı: Sigara ve tütün kullanımı, Akciğer, ağız, boğaz ve pankreas kanseri gibi birçok kanser türüyle doğrudan bağlantılıdır. Sigara, kanser vakalarının yaklaşık yüzde 30’undan sorumludur.

Beslenme: İşlenmiş gıdalar, kırmızı et ve şekerli içeceklerin fazla tüketimi kolorektal, meme ve karaciğer kanseri riskini artırabilir. Buna karşın, sebze, meyve ve tam tahıl ağırlıklı beslenme riski azaltabilir.

Fiziksel aktivite: Düzenli egzersiz, meme, kolon ve endometrium kanseri riskini düşürebilir. Hareketsiz yaşam tarzı ise kanser riskini artırabilir.

Alkol tüketimi: Aşırı alkol tüketimi, karaciğer, meme, ağız ve yemek borusu kanseri riskini artırabilir.

Obezite: Fazla kilolu olmak, meme, kolorektal, pankreas ve böbrek kanseri gibi birçok kanser türüyle ilişkilidir.

Yaşlanma

Hücresel hasar birikimi: Yaş ilerledikçe, DNA’da biriken hasarlar ve onarım mekanizmalarının zayıflaması kanser riskini artırabilir. Çoğu kanser 50 yaşından sonra daha sık görülür.

Bağışıklık sistemi zayıflığı: Yaşla birlikte bağışıklık sistemi zayıflar, bu da kanser hücrelerini tespit etme ve yok etme yeteneğini azaltabilir.

Kronik iltihap: Yaşlanmayla artan kronik iltihap, kanser gelişimini teşvik edebilir.

Çevresel faktörler:

Radyasyon maruziyeti: UV ışınları (güneş, solaryum) cilt kanserine, iyonize radyasyon (X-ışınları, radon gazı) ise akciğer ve diğer kanserlere neden olabilir.

Kimyasal maddeler: Asbest (mezotelyoma), benzen (lösemi) ve pestisitler gibi kimyasallar kanser riskini artırabilir.

Hava ve su kirliliği: Partikül madde, ağır metaller ve içme suyundaki kirleticiler (ör. arsenik) kanser riskini yükseltebilir.

Enfeksiyonlar: HPV (rahim ağzı kanseri), hepatit B/C (karaciğer kanseri) ve Helicobacter pylori (mide kanseri) gibi mikroorganizmalar kanserle ilişkilidir.

Genetik faktörler

Kalıtsal mutasyonlar: BRCA1/BRCA2 (meme ve yumurtalık kanseri), Lynch sendromu (kolorektal kanser) gibi gen mutasyonları yüksek risk oluşturur.

Aile öyküsü: Ailede kanser öyküsü, genetik yatkınlık veya ortak çevresel faktörler nedeniyle riski artırabilir.

Genetik polimorfizmler: Bazı gen varyasyonları, çevresel faktörlere karşı hassasiyeti artırarak kanser riskini dolaylı olarak etkileyebilir.

Paylaşın

Sağlıklı Bir Cilt İçin Yemeniz Gereken En İyi Meyveler

Daha sağlıklı bir cilde sahip olmak için yalnızca cilt bakımına güvenmek ideal değildir. Cildinizi içeriden de beslemeniz gerekir. Sağlıklı bir cilt için tüketilmesi gereken besinlerden biri de meyvedir.

Haber Merkezi / Peki daha sağlıklı bir cilt için hangi meyveler iyidir?

Avokado: Avokado, yüksek oranda tekli doymamış yağ içerir. Bu sağlıklı yağ türü, iltihabı azaltmaya ve cildi güneşe maruz kalmanın neden olduğu hasardan korumaya yardımcı olur.

Kırmızı üzüm: Kırmızı üzüm kabuğu yüksek oranda resveratrol içerir. Resveratrol, yaşlanmanın etkilerini ve cilt hücrelerinin hasar görme riskini azaltmak gibi önemli faydalara sahiptir. Cildin daha genç ve sağlıklı görünmesini sağlar.

Böğürtlen: Böğürtlen, güneşe maruz kalmanın neden olduğu cilt hasarını önleyebilen bir antioksidan olan polifenoller açısından zengindir. Polifenol içeriği ayrıca cilt kanseri riskini önlemeye yardımcı olur.

Yaban mersini: Antioksidan açısından zengin bir diğer meyve ise yaban mersinidir; antosiyanin bileşikleri içerir. Antosiyaninler, yaban mersini de dahil olmak üzere mavi veya mor bitkilerde yaygın olarak bulunan bileşiklerdir. Antosiyaninler, güneş ışığına bağlı cilt yaşlanmasını ve cilt hücresi hasarını önler.

Turunçgiller: Doğrusunu söylemek gerekirse, kolajen içeren hiçbir meyve yoktur. Ancak meyveler, C vitamini açısından zengin meyveler gibi kolajen üretimine yardımcı olur. Bu nedenle portakal, greyfurt ve limon gibi turunçgiller kolajeni artırır ve cildi sıkılaştırır.

Kivi: Kivi meyvesi aynı zamanda günlük C vitamini ihtiyacını karşılamaya yardımcı olan yüksek miktarda C vitamini içerir. Kivi meyvesindeki C vitamini aynı zamanda serbest radikallerle savaşan ve cildi sağlıklı tutan bir antioksidan görevi görür.

Mangosten: Mangostenin cilt sağlığına faydaları, ksanton adı verilen polifenol içeriğinden kaynaklanmaktadır. Bu polifenol türü çoğunlukla mangosten kabuğunda bulunur ve erken yaşlanmayı önler.

Muz: Muzdaki niasin veya B3 vitamininin, DNA onarımına yardımcı olduğu ve UV radyasyonundan kaynaklanan iltihabı kontrol altına aldığı bilinmektedir. Bu, muzun cildi hasar riskinden korumaya yardımcı olduğu anlamına gelir.

Ahududu: Ahududu, C vitamininin yanı sıra ellajik asit de içerir. Bu asit, oksidatif stres ve iltihabı önleyerek cilt hücrelerini hasardan korur.

Karpuz: Karpuzda kırmızı rengini veren pigment olan likopen oldukça yüksektir. Likopen aynı zamanda güneş ışınlarının cilde verdiği hasarı önlemeye yardımcı olan bir antioksidan görevi görür.

Çilek: Karpuzun yanı sıra çilek de yüksek su içeriğine sahiptir. Meyvedeki yüksek su içeriği, cildin neminin korunmasına yardımcı olur.

Paylaşın

Tip 5 Diyabet Nedir? Nedenleri, Belirtileri Ve Tedavisi

Genellikle tip 1 ve tip 2 diyabet bilinmektedir. Ancak son zamanlarda yeni bir terim daha dikkat çekmeye başladı: tip 5 diyabet. Tip 5 diyabet, yetersiz beslenmeye bağlı bir diyabet türüdür.

Haber Merkezi / Tip 5 diyabet, Yetersiz Beslenmeye Bağlı Diyabet (MRDM) olarak da bilinmektedir.

Tip 5 Diyabetin Nedenleri

Tip 1 (otoimmün yanıtla tetiklenir) ve tip 2’nin (insülin direnciyle oluşur) aksine, tip 5 diyabet uzun süreli temel besin eksikliğinden kaynaklanır.

Vücut yeterli besin alamadığında zamanla insülin üretimi bozulur. Bu durum, kan şekeri seviyelerinin giderek artmasına ve kontrol edilmesinin zorlaşmasına neden olur.

Tip 5 Diyabet Belirtileri

Aşırı susuzluk,
Sık idrara çıkma,
Açıklanamayan kilo kaybı,
Kronik yorgunluk,
Bulanık görme,
Yavaş iyileşen yaralar.

Ayrıca, tip 5 diyabetli çocuklarda sindirim enzimi üretiminin azalmasıyla ilgili semptomlar görülebilir, bu nedenle kısmen sindirilmiş yiyecekler sindirim sisteminde kalır. Bu durum karın ağrısı, şişkinlik ve ishal gibi çeşitli semptomlara neden olabilir.

Tip 5 Diyabet Teşhisi ve Tedavisi

Ancak doktorlar tip 5 diyabetin teşhisi için aşağıdaki destekleyici testleri önerebilirler:

Açlık kan şekeri testi,
HbA1c testi,
Pankreas fonksiyon testi,
Beslenme durumu değerlendirmesi.

Test sonuçları tip 5 diyabet tanısı doğrularsa, tedavi ilaç tedavisi ve beslenme düzenlemesinin bir kombinasyonunu içerebilir.

Antidiyabetik ilaçlar, pankreasın insülin üretmesine yardımcı olmayı ve vücudun bu hormona verdiği yanıtı artırmayı amaçlar.

Bu arada sağlıklı ve besleyici bir beslenme düzeninin benimsenmesi ve gerekli besin takviyelerinin sağlanmasıyla beslenmede iyileşme sağlanır.

Paylaşın